ADNAN OKTAR:Evet. Müzeyyen Hocam hoş geldin.
MÜZEYYEN HANIM:Hoşbulduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Müzeyyen Hocam Kuran’ı hem Arapça olarak hem Türkçe olarak baştan sona baştan sona ezbere biliyor, maşaAllah, hafızdır, inşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Vesilenizle Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet ehl-i ilimdir. Efendim o yönüyle tebrik ediyoruz, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Vesilenizle, Allah razı olsun.
ALTUĞ BERKER:Hocam İsrail’deki The Jerusalem Post Gazetesi, ekrana da yansıtıyorum. Bugün Reuters’de Fransa’daki konferanslarınızla ilgili çıkan haberlere yer vermiş. Bu gazete bildiğiniz gibi İsrail’in günlük, en köklü İngilizce gazetesi. Merkez sağ görüşlü, dünya çapında dağıtımı var. Gazetenin okuyucu kitlesi politikacılar, yabancı gazeteciler ve yabancılar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, bunlar hep hayırlı olan gelişmeler, inşaAllah. Sonunda yine hayırla bitecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yine Reuters’in bu haberi Jakarta Post Gazetesi’nde çıkmış bugün; 25.000 tirajlı, İngilizce olarak çıkıyor Endonezya’da. Sağ altta haber var, orayı gösteriyorum şu anda. Özellikle politikayla ilgilenen kesimin takip ettiği bir yayın. Büyük puntolarla yaptığı alıntıda şöyle diyor: “Hayat tesadüf sonucu değildir, hayat yüce bir kuvvetin yaratmasıdır ki bu güç elbetteki Allah’tır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah. Biraz da Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı dinleyelim, inşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın çok güzel sohbetleri, maşaAllah.
-VTR- (Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Kıyamet Alametlerini ve Hz.Mehdi (A.S.)’ ın İstanbul’ dan Çıkacağını Anlatıyor.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, Cübbeli Ahmet’in “Hz. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelmeyecek” iddiasına cevap veriyor.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, Ahir zaman’da hakiki alim az olduğu için Hz. Mehdi (a.s.)’dan pek bahsedilmediğini anlatıyor.
-VTR-Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını inkar edenlerin doğru söylemediğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Şeyhimiz’in nuru üstünde, maşaAllah. Buyur Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. PKK’nın birkaç gündür bölgede karışıklık çıkarması, zorla kepenkleri kapattırması gibi olaylar üzerine, Başbakanımız bir açıklama yaptı: “Silivri ve Kandil ortak senaryo yazıyor” dedi ve iddia edilen Ergenekon’un bu olayların arkasında olduğunu ifade etti ve şöyle konuştu: “Ne doğu ve Güneydoğu, ne batıda, kuzeyde güneyde milletim bu senaryo yazarları gibi düşünmüyor. Herkes seçim öncesinde nasıl bir oyun oynandığının çok iyi farkında. Bu şiddet olaylarına, bu karmaşa planlarına teslim olmayacağız. Terör örgütü de, Ergenekon da bu güne kadar şiddetten beslendi, bu şekilde devam etmesini arzuluyorlar. Teslim olursak, geri adım atarsak silah tüccarları kazanır, vampirler kazanır. Teslim olmayacak, geri adım atmayacak, sağ duyudan da asla taviz vermeyeceğiz”.
ADNAN OKTAR:Çok güzel konuşmuş, maşaAllah. Bütün millet hep haktan doğrudan yanadır, bütün milletimiz. Bu vatanı asla böldürtmeyiz, evelAllah Cenab-ı Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu konuda Kürt kardeşlerimizin de bir açıklaması gelmiş. Bu olayların çıkmasının temelinde, seçimden sonra yapılacak yeni anayasa çalışmalarını sabote etmek olduğunu söylemişler ve PKK ile iddia edilen Ergenekon terör örgütünün iç içe olduğunu dikkat çekmişler. Örneğin; kapatılan DEP’in kurucularından İbrahim Güçlü şöyle demiş: “Öcalan ve derin yapılanma kol kola”. Bir başkası, Dicle-Fırat diyolog grubu sözcüsü Muhittin Batmanlı şöyle demiş: “Derin devlet ile PKK’nın şahin kanadı devrede”. MÜSİAD’ın Diyarbakır başkanı Vahdettin Bahadır da: “Bu bir oyun ve mühendisliktir” demişler.
ADNAN OKTAR:Bizim milletimize vız gelir tırıs gider, evelAllah. Manevi tokadı yiyecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İddia edilen Ergenekon’la ilgili bir-iki yazar haberi de vardı Hocam, şöyle. Siz uzun süredir tüm partilerin, özellikle de CHP’nin, iddia edilen Ergenekon örgütünün karşısında olduğunu açıklamasının, ayrıca dine ve manevi değerlerimize sahip çıkan bir üslup benimsemesinin son derece önemli olduğunu söylüyorsunuz. Nitekim Sayın Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen CHP’li Aydın Ayaydın dün bir açıklama yaparak; “iddia edilen Ergenekon’un içinde çeteler var, mafyalar var, yargılamaları doğru buluyorum. Bir sürü suçlu ve suçlu olabileceğine inandığım insanları görüyorum” diyerek, makamı, mevkisi ne olursa olsun bir insan suç işlemişse cezasını çekmeli vurgusunu yapmış. Ayrıca CHP’nin, ‘dine karşıdır’ algısını doğru bulmayan Ayaydın, bazı CHP’li belediyelerin manevi değerlere hakaret içeren icraatlarını ise bireysel hata olarak değerlendirmiş.
ADNAN OKTAR:Doğru tabii. CHP; o da Atatürk’ün dindarlığını temsil eden, Atatürk’ün Türk-İslam Birliği’nin ruhunu temsil eden bir partidir. Gönlümüz istiyor ki, tamamen Darwinizm’e karşı olsun, materyalizme karşı olsun, bunu açık açık söylesin, Türk-İslam Birliği’ni hedeflesin ve yüzde 70’le iktidar olsun. Ama en hayati de, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne net olarak tavrını koysun. Bunları istiyoruz CHP’den, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sayın Hüseyin Gülerce de yazılarında sık sık iddia edilen Ergenekon davasının sonuçlanmasının, dolayısıyla bu davaya sahip çıkan AK Parti’nin önümüzdeki seçimlerde iktidar olmasının önemi üzerinde duruyor. Bu günkü yazısında yine, Türkiye için en acil meselenin, devlet içindeki çetelerin hesap vermesi olduğunu belirterek, “bunu yapmadan sivil iradeyi tehdit altından çıkaramayız. Ergenekon davasının adil bir yargılamayla neticelenmesi gerekir. Bu gün davanın arkasında siyasi bir irade var. O siyasi irade sarsıntı geçirirse demokrasi asla gerçekleşemez” demiş. Halkımızın referandumdaki duruşunu önümüzdeki seçimlerde göstermesi gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Evet. Allah’ın kaderi ilerliyor, hayırlı olan ne ise o olacak, inşaAllah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam geçen sene şeker toplamak için sokağa çıkarak kaybolan ve bulunamayan 3 çocuğun cesedi ancak bir yıl sonra ele geçirilmişti. Siz, bu tip durumlarda aramaya mutlaka en yakın yerlerden, aynı mahalle ve yöredeki evlerden başlanması ve her eve tek tek girilerek aranma yapılmasını söylemiştiniz. Nitekim son olarak geçen Pazar günü 5 yaşındaki Fatma Demir kaybolmuştu. Polis küçük kızın kaybolmasından sonra ilk iş olarak mahalledeki tüm evlerin tek tek aranacağını duyurmuş ve bu duyurudan sadece yarım saat sonra küçük kızın cesedi, evlerinin 50 metre ötesinde karşı sokağın köşesine atılmış olarak bulunmuş. O şekilde bulunmuş. Böylece katile hemen ulaşılmış ve çocuğu öldüren kişi aynı mahalleden çıkmış.
ADNAN OKTAR:Genelde öyle oluyor, inşaAllah. Çok süratli hareket etmek lazım, ani hareket etmek lazım. Ani tedbir almak gerekiyor. Evet.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Yeni Asya Gazetesi’nden bir kardeşimiz Baki Çimiç yazısında, Üstad’ın ahir zamanda gelecek olan hem en büyük müceddid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşid, hem de kutb-u azam olan zatı açıklarken, bu ünvanı kendine vermediğini, ancak eserlerine işaret ettiğini söylemiş. “Ancak Nur’lara direkt olarak Mehdi ünvanını vermediğini, çünkü o dönemdeki siyasetçilerin ve bir kısım hocaların evhamlanıp itiraza başlayacağını, bu nedenle Risale-i Nur’ları müceddid ve Hz. Mehdi’ın pişdarıdır şeklinde adlandırdığını belirtmiş. Ayrıca Üstad zamanında yaşamış Hasan Feyzi, Mustafa Hulusi gibi değerli şahısların da, Risale-i Nur’lar için müceddit hükmündedir hem aktabtır hem Hz. Zülkarneyn (a.s.)’ın hem ahir zamanda gelecek Hz. İsa (a.s.)’ın vekilidir, yani müjdecisidir dediklerini de yazısına eklemiş.
ADNAN OKTAR:Neticeten yani Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek mi diyorlar?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, dediğiniz gibi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlatıyorum işte gece gündüz. Allah basiretlerini açsın, ferasetlerini açsın. Bediüzzaman açık, alenen söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini. Demagojiye ne gerek var. Evet, devam et.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Fatih Altaylı yazısında Hocam; Demirel ile CHP arasındaki ilişkinin, AK Partililer’ce eleştirildiğini, ancak yaşı ilerledi diye hiç kimsenin anayasal bir hak olan siyaset hakkının elinden alınamayacağını söylemiş. Buna delil olarak da rahmetli Erbakan Hocamız’ı göstererek; “Erbakan ölümüne sayılı gün kala eli ayağı tutmazken siyasete girip, yükselen Saadet’i darmadağın ettiği zaman eleştirilmemişti. O zaman Demirel’i de eleştirmek doğru değil” ifadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR:Bak yavaş yavaş hakkı teslim etmeye başlamış. Daha önce tam tersini savunuyordu, tam aksini savunuyordu. Bizim anlatımlarımızla kafasını toparlamış demek ki, mantıklı, doğru olanı anlamış. Daha önce çok aksi bir üslubu vardı. Evet.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah. Hong Kong’da konferanslarımız vardı Hocam bildiğiniz gibi. Sizi temsilen Oktar ve Turgut gitmişlerdi. Geçtiğimiz hafta Hong Kong’da sizi temsilen, bir seri konferans düzenlediler. Hong Kong’un en büyük camiisi olan Kawloon Camii’de -resimde gördüğümüz- en önemli İslami merkezlerinden olan Mescid-i Ammar’da, Hong Kong Politek Üniversitesi’nde, İslamic Kasim Tüet Kolejde ve diğer çeşitli önde gelen okul ve İslami merkezlerde konuşmalar yaptılar. 4 günlük konferans turu sırasında 9 konferans düzenlendi. Bu konferanslara, Hong Kong’lu Müslüman kardeşlerimizin yanı sıra, ateist ve Budist halktan da büyük oranda katılım olmuş. Oktar ve Turgut, katılan ateist ve Budist kesimin konferansı çok dikkatle dinleyip çeşitli sorular sorduklarını ve konferansların sonucunda bir çoğunun evrimin geçersizliğine kesin olarak kanaat getirdiklerini, bundan bir şüphelerinin kalmadığını itiraf ettiklerini belirttiler, inşaAllah. Stand kurulmuş, kitap verilmiş.
ADNAN OKTAR:Süper olmuş, elhamdülillah, maşaAllah. Fransa’da şu an konferanslarımız devam ediyor. Elhamdülillah, maşaAllah. Evet Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam iman hakikati resimleri gösterebilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
-VTR- Sevimli canlılar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet Şeyhim.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bazı ünlülerin sözleri vardı Hocam. Yakın zamanda tüm halkın gözü önünde bir boşanma yaşayan Christina Aguilera mesela; resimlerini de göstereyim, şöyle demiş; “iyi yada kötü başıma gelen her şeyden dolayı Allah’a şükrediyorum” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Başka bir dergiye yaptığı açıklamada da; “son yıllarda başıma gelen olaylardan edindiğim tecrübeler için Allah’a şükrediyorum” demiş.
ADNAN OKTAR:Allah’a inanıyor olması çok çok güzel, Allah’a şükrediyor olması da çok güzel. Christina, maşaAllah güzel tavrı.
ALTUĞ BERKER:Bir başkası da, Lady Gaga. O da genç evsiz kişilere yardım etmek amacıyla 1 milyon dolar bağışlayacakmış. Ancak hayranlarından, hangi yardım derneğine yardım yapacağını seçmelerini istemiş, bunun için bir anket başlatmış. Gerçek adı Stefani Germanotte olan sanatçı, iki yıl içinde kazanan yardım derneğine 500 bin dolar, geri kalan yardım derneklerine de daha az miktarda yardım yapacağını açıklamış.
ADNAN OKTAR:Ama Allah’a inancını, sevgisini açıklasa çok çok güzel olurdu. Yardım güzel, ama Allah’a sevgisini Christina gibi o da Allah’a olan sevgisini açıklasa, Allah’a şükrünü ifade etse çok güzel olurdu.
ALTUĞ BERKER:Bazı çöl bitkileri gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, hepsinin renkleri muhteşem.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra tekrar devam edeceğiz. Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Bir konferans için Saray Düğün Salonu’nun sahibi MHP camiasından Tahsin Tekbey, bizimle bağlantı kurdu; “salonum sizin emrinizde, istediğiniz zaman gelin burada konferans verin, şeref duyarız. Biz Türk-İslam davasına gönül vermiş kişileriz” dedi. Salon, Paris’in en büyük ve içinde cami bulunan tek salonu, 1200 kişilik güzel bir yer. Onunla ilgili resim de var Hocam, gösterebilirim.
ADNAN OKTAR:Yok, salon önemli değil.
ALTUĞ BERKER:Tamam. Ancak Tahsin Tekbey İstanbul’a seçim çalışmaları için döndüğü sırada, Paris Diyanet Müşaviri Prof. İzzet Er, salona yazılı bir emir göndererek, böyle bir konferansın burada yapılamayacağını iletmiş. Kendisinin resmi de burada.
ADNAN OKTAR:İzzet Bey ne demiş?
ALTUĞ BERKER:Salona yazılı bir emir göndermiş, böyle bir konferansın burada yapılamayacağını iletmiş. Salon, para karşılığı her türlü düğün, parti organizasyonuna serbestken, İslami bir konferansa izin verilmemesi söz konusu olmuş. Fethullah Gülen Hocaefendi grubundanmış İzzet Er Bey, o kişi tarafından iptal edilmiş ve bize iptal edildiği haber verilmedi. Bugün tevafuk olarak öğrendik. Salonun sahibi, kendisinin bir şey yapamadığını söyledi ve özür diledi. Ancak başka bir yere misafirlerin taşınması konusunda yardımcı oldu, inşaAllah. Daha geniş, daha kaliteli bir salona konferans nakledildi, devam ediyor konferansımız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, yani konferansı engellemek değil, bilakis konferansın daha gelişmesine, daha iyi olmasına vesile olmuş oldu, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İsim ne demiştin?
ALTUĞ BERKER:İzzet Er.
ADNAN OKTAR:Neci bu muhterem?
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili de biraz bilgilerim var, Hocam. 1949 yılında doğmuş, üniversite tahsilinden sonra işte üniversitede doçentlik, doktorluk yapmış. Yüksek İslam Enstitüsü’nden önce İmam Hatip’ten, sonra Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olmuş, dekanlık yapmış orada. 2005 tarihinde Diyanet İşleri başkan yardımcılığına atanmış. 2011 tarihinde, 14 Ocak 2011’de Paris Din Hizmetleri Müşavirliğine atanmış, İzzet Er ve sosyolojiyle ilgili kitapları var. Din sosyolojisi (makaleler), Batı’da Din-Devlet İlişkileri gibi bazı eserleri var, çeviri olarak eserleri var.
ADNAN OKTAR:Çeviri.
ALTUĞ BERKER:Dini Hayatın İlk Şekilleri, Durkheim’ın Les Formes élémentaires de la vie religieuse kitabının çevirisini yapmış.
ADNAN OKTAR:Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Neyse, o nedir o adamın?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Sosyolojilerin kurucularından, inşaAllah Emile Durkheim bildiğiniz gibi. Yahudi kökenli Fransız sosyolog.
ADNAN OKTAR:Onun kitabını çevirmiş.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Nedir, o kitabın özelliği nedir?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Dini Hayatın İlk Şekilleri diye bir kitabı varmış.
ALTUĞ BERKER:Evet, yani Durkheim din anlayışının ateist yada agnostik olduğu belirtiliyor, siz daha iyi biliyorsunuz Hocam, inşaAllah. Durkheim, dini hayatın ilkel şekilleri kitabını, dinin toplumsal hayattaki birleştirici işlevi olduğunu anlatıyor. Ancak Durkheim’a göre dinin nihai olarak, doğru olup olmadığının önemi yok. Durkheim dine karşı çıkıyor, ona göre “toplumu açıklayan din değildir, din sadece toplum tarafından ortaya çıkarılmış, açıklanmaya çalışılan bir olgudur. Tanrı, haşa toplumdur” demiş.
ADNAN OKTAR:“Tanrı toplumdur” diyor.
ALTUĞ BERKER:Durkheim, evet.
ADNAN OKTAR:Durkheim’ın kafası durmuş. Peki bizim profesörümüz niçin rahatsız olmuş? Orada Darwinizm’in, materyalizmin çöküşünü anlatan bir konferanstan niye rahatsız oluyor?
ALTUĞ BERKER:Bilmiyorum, böyle bir kitabı çevirmiş ama...
ADNAN OKTAR:O kitap, zaten ateizmi anlatan bir kitap.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Onu çevirmiş olması ayrı bir konu. Ama biz o kitabımızda, onun anlattığı fikirlere karşı bir anlatım içerisindeyiz, yani yaratılışı anlatıyoruz. Allah’ın varlığını ve birliğini anlatıyoruz ve bundan rahatsız olması nasıl oluyor? Bir de Fethullah Hoca’yla ne alakası var, bu adamın? Yani doğru mudur bu, yoksa etrafına kendince bir sükse mi yapıyor?
ALTUĞ BERKER:Böyle tanınmış herhalde, böyle biliniyor camiadan olduğu, Fethullah Hoca’nın.
ADNAN OKTAR:Bakayım resmine, öyle bir şey olsa ben tanırım. Fethullah Hoca bunu yanına bile yanaştırmaz eğer bu kafadaysa bu. Fethullah Hoca, anti-Darwinist’tir, anti-materyalisttir. Darwinizm’in geçersizliğinin anlatılmasını her zaman isteyen bir insandır.
ALTUĞ BERKER:Tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dolayısıyla bu hazretin böyle bir şey yapmış olması biraz acayip. Dini Hayatın İlk Şekilleri, Durkheim’ın kitabı, evet. Bu kitap benim bildiğim ateizmi anlatan bir kitap. Bu kitabı çevirmesi, bizim anlattığımız konulardan rahatsız olması çok şaşırtıcı, hayret verici. Prof. Dr. İzzet Er Beyefendi’nin bize bu davranışını neden yaptığını açıklamasını istirham etsek, acaba nezaketsizlik mi ederiz?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bizzat zatıalisinden istirham ediyoruz, yani bizim bilmediğimiz bir hikmeti mi var? Bu tarz kitapları çeviriyor, ona kimse bir şey demiyor. Bakın bir de “dindarım” diyor bu adam, oturuyor Darwinizm’i, materyalizmi savunan, ateizmi savunan Durkheim’ın kitabını tercüme edip, onu yayınlıyor. Biz de Darwinizm’i, materyalizmi çürütecek bir çalışma yaptığımızda, oturup orada bu faaliyete ket vuruyor. Ne iş yapıyor dedin sen bunun için?
ALTUĞ BERKER:Paris’te Diyanet Müşavirliği.
ADNAN OKTAR:Paris’te, evet.
ALTUĞ BERKER:Din Hizmetleri Müşavirliği şu anda yaptığı görev.
ADNAN OKTAR:Yapıyormuş, peki müşavirlik bu tip bir faaliyeti mi gerektiriyormuş? Darwinist, materyalist düşünceyi yerle bir edenleri, durdurmaya çalışmak mıymış onun görevi?
ALTUĞ BERKER:Bilakis daha çok yardımcı olması gerekir.
ADNAN OKTAR:Bir de Fethullah Hocamız’ın adını niye kullanıyor bu adam? Onu da ayrıca bir öğrenmek lazım. Fethullah Hocamız da, inşaAllah bize bu konuda güzel bir açıklama yapar da, bu adamın kendileriyle alakası olmadığını söyler, bu da böylece orada burada hava atmaktan vazgeçer. Çünkü orada burada “ben Fethullah Hoca’nın adamıyım, onun çevresindeyim, onun tabisiyim,” şu, bu deyip, söyleyip etrafa sükse yapıyormuş. Şimdi Fethullah Hocamız’ın yapacağı bir açıklama bunun bütün havasını alır.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Çünkü alakası olan bir adam değil, çevre yapmak için yaptığı anlaşılıyor. Materyalist kitapları, bir din adamının, bir profesörün yayınlaması, bence normal bir hareket değil. Din adamı dini savunur, materyalizmi, Darwinizm’i yerle bir eden kitapları savunur, yayınlar, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:Darwinizm’e karşıdır, materyalizme karşıdır ve bununla ilgili eserler yayınlar. Allah’ın varlığını, birliğini anlatan, iman hakikatlerini anlatan kitaplar yayınlar. Bu arkadaş ne yapıyor? Anti-Darwinist, anti-materyalist bir faaliyeti kendince durdurmaya çalışıyor, yetkisini kullanarak. Biz ne yaptık? Daha büyük bir salon tuttuk, hemen anında herkes o tarafa geçti, daha mükemmel bir konferans verdik. Hazretin oradaki üslubunu kınıyoruz. Yakıştıramadık İzzet Efendi’ye. İzzet Efendi izzete uygun bir hareket yapması lazım, izzet-i nefsine düşkün olması lazım. İzzetli tavırlar bekliyoruz ondan. İslam’ı, Kuran’ı savunan tavırlar bekliyoruz. Orada monşer kültürünü savunmayı bırakması lazım. Fransa’da eğer ona orada birileri bir ara omzuna dokundurdularsa, yahut kulağına dokundurdularsa, onun orada onlara yiğitçe karşılık vermesi gerekiyor. Biz ona kimlerin dokundurduğunu biliyoruz, Fransa’da. Fransa, acayip rahatsız Darwinizm’in, materyalizmin yıkılmasından. Durduramıyorlar da, panik halindeler, ne yapacaklarını şaşırdılar. Kitapların dağıtılması da panik meydana getirdi. Ama burada şimdi İzzet Efendi’nin böyle ortaya çıkıp, izzet-i nefsine uygun bir hareket yapmasını beklerdik.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu olmadı, yakışmadı. Durkheim’ın kitabını çıkartırken kimse onu bir şey demiyordu, kimse ona bir şey demedi. Oturup orada aniden son anda salondaki toplantıyı engellemeye çalışması yakışık almadı.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama yiğite çare tükenmez derler, biz de daha büyük salon tuttuk, şak neticeyi aldık. Çaka çaka dolu şu an salon. İzzet Efendi de orada makamında, Durkheim mıdır, nedir bu herif, ateist mi dedin sen bunun için?
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onun kitaplarını tercüme edip, millete okutturmaya çalışıyor, öyle mi hocaefendi? Ondan sonra da “ben Fethullah Hoca’nın talebesiyim, Fethullah Gülen grubuna dahilim” diyor. Oradan bir yetkili çıkıp da, bu adamın kendileriyle alakası olmadığını söylerse, çok gönlümüz rahatlar. Bu ne demek oluyor? Biz anlamakta güçlük çekiyoruz yani. Evet, Din Hayatının İlk Şekilleri; tamamen materyalist, ateist bir düşünce. Hoca bunu sanki acil bir ihtiyaçmış gibi tercüme edip, kendince oralarda sükse yapıyor anladığım kadarıyla, kendi kafasına göre. Bizim konferansımızı, Darwinist, metaryalist düşünceyi yıkan konferansımızı da engelleyerek yine sükse yapacağını zannediyor. Sükse değil, utanç olur, utanç. İzzet Efendi, ayıp yapıyorsun, ayıp yapıyorsun, Allah’tan kork. Böyle yanlış şeyler yapmaktan kaçın. Biz sana yine saygı duyuyoruz, belki bir yerlerden seni ürkütmüş, tedirgin etmiş olabilirler, ama delikanlı olman gerekirdi, yakışmadı bu sana. Fethullah Hocamız’ın da adını ağzına hiç almaman lazım, hiç hiç, inşaAllah. Ama yine hocaefendiye saygı duyuyoruz, bilim adamıdır; fakat bu yaptığı hareketi çirkin bulduk, doğru bulmadık. Kim olsa çirkin bulur. Evet.
ALTUĞ BERKER:Hocam Fransa Diyanet Türk-İslam Birliği internet siteleri var Diyanet İşleri’nin orada. Orada kendi resmi de var şu an.
ADNAN OKTAR:Hazretin?
ALTUĞ BERKER:Evet, ki Diyanet başkanlık olarak orada Türk-İslam Birliği temasını işliyor ve Sayın Diyanet İşleri Başkanımız da “Din ile Bilim bir araya gelmez sloganı devrini tamamladı” adlı başka bir konferansta da bulunmuştu, aynı düşünceyi destekliyor.
ADNAN OKTAR:Evet, bu adamın o camiayla, Fethullah Hocamız’ın camiasıyla bağlantısının olmadığını biliyoruz; fakat biz onu bizzat ilgili, yetkili kardeşlerimizden duymayı çok istiyoruz. Bu adamın böyle sükse yapmasına bir son vermeleri lazım. Tabii takdir yine onların, ama biz şaşırdık, hayret ettik, anlamakta güçlük çekiyoruz. Din adamıyım diyen bir insanın materyalist, ateist kitapları tercüme edip Müslümanlara sunması, bunu da Allah, din adına yapması, Fethullah Gülen Hocamız’ın adına yapıyorum bunları demesi, bize biraz garip geldi, hayret edici geldi. Hayret etmeyen varsa gelsin bana söylesin.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum, www.SulunMucizesi.Com
ADNAN OKTAR:Sülün mü?
ALTUĞ BERKER:Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Vay keratalara, bunlar için özel internet sitesi yapılmış.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bu sitede sülünler hakkında bilgi veriliyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak. Nasıl deli deli bakıyor, acayip, şeker.
ALTUĞ BERKER:Sülün çeşitleri, Allah’ın sülünlerdeki renk sanatı, tüm kuşlar gibi sülünlerinde evrim geçirmediği anlatılıyor. On bir cinsi ve otuz beş...
ADNAN OKTAR:Benim üç tane sülünüm vardı, acayip bağırıyorlar falan, bahçeye aşağıya koydum böyle altın sülün. Kardeşim, ben diyeyim 100, sen de 200 karga bahçeye üşüştüler, ne hikmettir anlamıyorum, bunlarla arkadaş olmak istediler herhalde, etraflarını da böyle sardılar. Ya kapışmak istiyorlardı, ya olay çıkartmak istiyorlardı. Onlarda kafesin içindeler, kovalıyoruz gitmiyorlar bunlar, onlarda acayip sesler çıkartıyorlar. En iyi ihtimalle her halde bunların yemlerinden istifade etmek istiyorlardı anladığım kadarıyla. Baktım olacak gibi değil, gönderdik sülünleri. Kargalar da, o çete de başımızdan selametle defolup gittiler. Sesleri berbat kardeşim, karga sesi dinlenecek gibi değil ki, çok acayip.
ALTUĞ BERKER:Sülünlerin on bir cinsi ve otuz beş türü bulunuyor. Erkekleri ve dişlileri bir birine benzemiyor. Gerçekten çok güzel bir kuş, maşaAllah. Tüm sitelerinde olduğu gibi bu sitede de Kuran meali, Kuran fihristi, Allah’ın isimleri bulunuyor. Kardeşlerimiz istifade edebilirler, inşaAllah. Sitenin adını tekrar ediyorum, SülünMucizesi.Com, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sülünler yumurtlamışlardı. Şimdi bunlar, bunların üzerine kuluçkaya yatıp çıkaramazlar, Allah esirgesin telefat olur falan dedik. Kuluçka işleriyle ilgilenen bir şahıs bulduk. Muhterem biz de altı tane sülün yumurtası var, dedik. Ne yap yap bunlardan aslan gibi sülünler bekliyoruz senden, dedik. O makinesine koydu bekledik. Allah, bir süre sonra bir sürü sülün, ufak ufak, küçük köfte, bildiğin bu küçük civcivler var ya onlara benziyor. Kanat temizleme stilleri falan aynı anneleri gibi, acayip şekerler, böyle çöp bacaklı falan, bize teslim ettiler. Akşam oldu mu hepsi uyuyorlar, yani güneş batınca hepsi uyuyorlar. Bizi bayağı bir uğraştırmışlardı, maşaAllah. Onları sevmek çok şahane oluyor. Gelişmeleri çok güzel oluyor. Ama çok nazikler, acayip özenli bakılması gerekiyor, yiyeceklerine falan çok dikkat etmek lazım. Sincabım da vardı, kafeste getirdiler, acayip kabadayı, hırlıyor falan. Ondan sonra çöple böyle yuvasını şey yapmak istedik, aldı çöpü çatır çutur kırdı. Baktım kabadayı, acayip de sinirli, hazrete bir şey de diyemiyoruz. Böyle çat diye bir ses çıkartıyor, çat çat diye bir sesler çıkartıyor, peş peşe onları da yapıyor. En sonunda hazreti asabiyetini bozmasın diye serbest bıraktık. Bir anda ağaçların tepesine falan tırmandı, günlerce oralarda gezindi. Oraya bir fındıkkabuğu koyuyorduk, ikide bir gelip oradan alıp kaçıyordu böyle, kaçamak. Şimdi Allahualem ailesi de gelişmiş öyle, ara ara dallarda falan görüyoruz bahçede öyle tipler.
ALTUĞ BERKER:Mahmut Efendi Hazretleri’nin damadı Hızır Ali Muratoğlu’nun bu gün şehit edilmesinin günü. 98 yılında 17 Mayıs’ta İsmailağa Camii içerisinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edilmişti.
ADNAN OKTAR:Çok büyük âlimdi bu mübarek. Benim kanaatim, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir marifeti bu. Marifet demeyeyim de, ahlaksızlığı, zulmü. Allah rahmet etsin, ilim deryasıydı Hocamız, maşaAllah. Ama çok Mahmut Hocamız’ın yetiştirdiği âlimleri, talebeleri çoktur.
Adama şaştım ben, Allah Allah. Bir de Fransızlar falan da şaşırmışlar adamlar. Ama çok şahane oldu, öbür salon çok daha muhteşem, çok çok güzel. İzzet Paşa herhalde biraz hacim alıp şişmiştir zannediyorum, çünkü şu an toplantı bütün ihtişamıyla devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanımız da çok mübarek, muhterem bir insan, Fethullah Hocamız’ı çok sever. Biz onu çok sevgiyle, saygıyla anıyoruz, gıyabında da hürmetle yâd ediyoruz. Değerli bir insan yeni Diyanet İşleri Başkanı, çok efendi bir insan. Bu konuyu bir soruştursa iyi olur; adama niye alerji yapmış, İzzet Efendiye. Allah’ın varlığı anlatılıyor, birliği anlatılıyor, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği anlatılıyor, adam ne yapıyor? Adam da Durkheim’ın ateist kitaplarını tercüme edip, piyasaya sürüyor ve bizim yapacağımız toplantıda adam tavrını koyarak alerji gösteriyor. Sayın Diyanet İşleri Başkanımız’ın da bu konuyu bir araştırmasında fayda var. Fransa’da bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var, orijinal olaylar mı oluyor? Fransızlarla birileri dirsek temasına mı geçti bir anlayalım, inşaAllah. Tabii biz sonuna kadar araştıracağız, inşaAllah hukuki, kanuni yollardan. Ama Diyanet İşleri Başkanımız çok hürmete şayan, nezih bir insan, çok efendi bir insan. Bediüzzaman’ı da çok sever, Nur talebesidir. Hocamızdan bekliyoruz bu konuyu tahkik etmesini, inşaAllah. Çünkü orada, düğün de yapılıyor, toplantı da yapılıyor, siyasi toplantı, her şey yapılıyor. Def, darbuka da çalıyorlar, her şeyi yapıyorlar. Niçin Allah’ın varlığının ve birliğinin anlatılmasını istemiyor bu salonda, değil mi? Bak oradaki MHP’li koç yiğit kardeşimiz de şaşırmış. Allah’ın arslanı, o da şaşırmış. Hocam bir mana veremedim ben de, hayret ettim, diyor. Bizim bilmediğimiz böyle alengirli olaylar gelişiyorsa, biz ona kanunla, hukukla karşı koymasını biliriz, inşaAllah. Fransa toprakları öyle yayla gibi enine arşına gezilecek yerler değil, orada da hukuk var, kanun var, Türkiye’de de hukuk var, kanun var, inşaAllah. Bunun hukuki yönden hesabını soracağız bunu söyleyeyim, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Merhum Mahmut Sami Ramazanoğlu Hocaefendi ile ilgili bilgi vere bilir miyim Hocam, İnşaAllah?
ADNAN OKTAR:Tabii ki verebilirsin.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri, hayatının her anında İslam ahlakına bağlı kalarak hizmet etmiş ve büyük bir şevkle insanları Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünnetine davet etmiştir. Kendisi 1892 yılında Adana’da dünyaya geldi. Hukuk Fakültesini birincilikle bitirdikten sonra tasavvufa yöneldi.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Hukuk Fakültesini birincilikle bitirmiş? Ben bilmiyordum, maşaAllah. Sen biliyor muydun?
ALTUĞ BERKER:Hayır Hocam, yeni öğrendim, inşaAllah. Arapça, Farsça ve Fransızca’yı çok iyi biliyordu. İlk olarak Gümüşhaneli Dergâhı’nda, daha sonra da Kelami Dergâh’ında ilim yaptı. Buradaki hocası dergâhın şeyhi Erbilli Esad Efendi’dir. Erbilli Esad Efendi, Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’ne de Kadiri dersleri vermiştir. Kendileri 33 yaşında irşat ile görevlendirilmiştir. İrşat ile görevlendirildikten sonra yaklaşık 20 sene irşat vazifesini Adana’da ifa etmiş, 1950 yılında İstanbul’a intikal etmişlerdir. İstanbul’da bulunduğu yıllarda Erenköy Zihnipaşa Camii’nde vaazları ve özel sohbetleriyle irşat hizmetini yürütmüştür. O’nun bu vaaz, irşat ve sohbetlerinden toplumun her sınıfından fakir, zengin, okumuş, okumamış, esnaf, işçi, memur, tüccar ve fabrikatör binlerce insan istifade ederek feyz almış, doğru yolu bulmuş ve böylece etrafında yepyeni bir nesil teşekkül etmiştir. Bu sohbetler daima Allah’a hamd ederek, Peygamberimiz (s.a.v)’e salât-u Selam getirerek başlar, Kuran okunarak sona ererdi. İslam hukukuna ve fıkhi malumata vakıf olmasına rağmen, fetva istemek üzere kendisine gelenleri İstanbul Müftüsü’ne havale ederdi. Meseleyi ehline havale etmenin önemini bu hareketiyle gösteriyordu. Mahmut Sami Efendi Hazretleri, 12 Şubat 1984 günü vefat ederek Hakk’ın rahmetine kavuştu. İnsanları sürekli Allah’a yöneltmeye çalışan Hocaefendi, bir sözlerinde dünyanın geçiciliğine ve ahiretin varlığına dikkat çekerlerken, boş zaman geçirmemeleri için inananları şöyle uyarmışlardır. “O halde, akıllı kimseye yakışan odur ki: İyi insanlarla sohbeti tercih etsin, gece ve gündüz ahirete hazırlansın, mal ve makama aldanmasın ve uzun uzun emellerle Allah’tan uzaklaşmasın. Zira dünya fanidir (geçicidir) ve dünya üzerindeki herkes de fanidir. Öyle ise her an ve her zaman Allah’tan korkunuz.”
ADNAN OKTAR:Amerika’dan gelen bir kız arkadaşım vardı, dün geldi, acayip benziyorsun, aynı, maşaAllah. Şimdi o da gördüyse hakikaten kanaati gelmiştir. İyi insanlar hep hayırla karşılaşır, onlar güzel yaşarlar, Allah’ın gizli bir sırrıdır. Zorluklarla karşılaşır, acılarla karşılaşır, ama güzel yaşarlar, ahirette de netice-i hayatları güzel olur, inşaAllah. Sende de pozitif bir ışık gördüm ben, güzel bir nuraniyetin var, temizliğin var, maşaAllah. Allah hep böyle olmanı nasip etsin. Hep hayır ve güzellik içinde olmanı nasip etsin, inşaAllah, maşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah
ALTUĞ BERKER:Biraz kuzu gösterebilir miyim inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Kuzu, bu gün kuzum alındı, ben de getireceğim. Bu herifler ne şeker adamlar, sese bak sese. Evet Fransa’ya bağlayacaklarmış şimdi toplantıya. İzzet Paşa bilmiyorum alerjisi olacaktır bağlanmamızı da engellemeye kalkmasın sakın.
ALTUĞ BERKER:Mehteranla bağlanalım isterseniz Hocam?
ADNAN OKTAR:İzzet Efendi’nin böyle alerji duymasına şaştım kaldım. Evet, nasıl oluyor, Fransa’ya bağlandığımızı nereden anlayacağız? Birisi bana söylerse. Henüz hazır değil. Tamam, hazır olduğunda bana söylesinler. Prof. Doktor İzzet Er Efendi’den de destur istiyoruz, inşaAllah eğer mümkünse, müsaitse tabii. MaşaAllah, orada Hocamız’ın desturu olmadan hareket edilemiyor benim gördüğüm. Şimdi burada da yetkisi olduğunu tahmin ediyorum. Biz Prof. Dr. İzzet Er Hocamız’dan önce bir destur istiyoruz. Eğer müsaade ederse Fransa’yla konuşacağım.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Baksana öyle, ondan müsaade alınmadan hareket olmuyormuş, mübarekten, İzzet Efendi’den. Sanki Fransa’da salon kıtlığı var. Her taraf salon dolu, salonu yasaklasan kaç yazar, değil mi? EvelAllah, delikanlıya yol mu yok? İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. www.HadislerdeMehdi.Com, bu da yeni bir internet sitemiz, inşaAllah. Bu sitede Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hadisleri bulabilirler kardeşlerimiz. Özellikle arama bölümünden bulmak istedikleri, hadiste geçen herhangi bir kelimeyi yazarak, o konuyla ilgili tüm hadislere ulaşabilirler kardeşlerimiz. Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hadisleri okumak isteyen kardeşlerimiz, kaynaklarıyla beraber buradan bütün hadisleri bulabilirler. Sizin yayınlar sırasında yaptığınız açıklamaların filmlerini de izleyebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne büyük kolaylık, ne kadar güzel imkân, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:HadislerdeMehdi.Com.
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s.)’ın önüne dağlar çıksa, dağları ezer yine devam eder” diyor. Biz de talebesiyiz, bizim de önümüze İzzet Efendi’yi de çıkartsalar, Fransızların bilmem nelerini de çıkarsalar, üzerlerinden geçip, faaliyete devam ediyoruz, elhamdülillah. Pardon vaz geçtik, der miyiz biz? EvelAllah. Bak şu an salon çaka çaka dolu, şahane, maşaAllah. İzzet Efendi de evinde televizyonda dizi seyrediyor şu an, biz de orada konferans yapıyoruz. Nereden biliyor, diye şaşıracak şimdi, Hocamız da tedirgin olacak, yani cinler haber veriyor, inşaAllah. Bir kardeşimize haber vermiş, o da bana haber verdi. MHP’li koç yiğit kardeşimiz, maşaAllah teessürlerini bildirdi. Hocam çok rahatsız olduk, Allah razı olsun sizden, hizmetinizden çok memnunuz, dedi. Çok mübarek bir kardeşimiz, Tahsin kardeşimiz. Allah çocuğuyla, çocuğuyla uzun ömür nasip etsin. Ülkücü camiasının, MHP camiasının koçyiğitlerinden, maşaAllah. Biz MHP’nin dipdiri kalmasını isteriz. Büyük Birlik Partisi’nin dipdiri kalmasını isteriz. Saadet’in dipdiri kalmasını isteriz. Türkiye’nin çimentosu onlar, inşaAllah. Ama tabii ki büyük bir partinin de iktidarda olması iyi olur, güçlü bir iktidar iyi olur, inşaAllah.
Berker Hocam seninle Fransızca konuşalım, hem bir sükse olsun, hem İzzet Efendi’ye de bir jest olur. O sever Fransızca konuşmayı monşer üslubunu seviyor. Biz tabii monşer üslubuyla konuşmayacağız da, inşaAllah. Evet, konferans devam etsin, biz acele etmeyelim. En sonunda, konferansın en sonunda ben bir konuşma yaparım.
ALTUĞ BERKER:Ben bir kitabınızı tanıtmak istiyorum, “Mikro Dünya Mucizesi”. Bu kitabı okuyana kadar birçok kardeşimiz insan, hayvan, bitki üçlüsünün canlılığı oluşturan yegane topluluklar olduğunu düşünüyor olabilir. Ancak yeryüzünün her tarafına yayılmış olan bu gizli dünyanın üyeleri mikro organizmalar. Diğer canlılardan çok daha geniş bir popülasyona sahipler. Bir sayı vermek gerekirse bu minik canlılar yeryüzündeki hayvanların 20 katı kadardırlar. Yeryüzünün her tarafına yayıldıkları gibi insan yaşamı için de vazgeçilmez bir öneme sahiptirler. Bu kitapta incelenen bu canlılar; bakteriler, virüsler, mantarlar, su yosunları ve akarlar, inşaAllah. Bu kitapta mikro dünyadaki canlıların Allah’ın yaratmasındaki üstün akıl, sanat ve kudreti nasıl yansıttığını, canlıları şuursuz tesadüflerle açıklamaya çalışan evrim taraftarlarını ise nasıl büyük bir çıkmaza düşürdüğünü çarpıcı örnekleriyle birlikte inceliyorsunuz bu kitabınızda Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mikro dünya olayı son derece hayati konu. Tebliğ yapmak isteyenler, küfrün mahvolmasını, belinin kırılmasını sağlamak istiyorlarsa anlattıklarıyla, düşünceleriyle bunu elde etmek istiyorlarsa, mikro dünya olayına çok iyi girsinler, o konuyu çok iyi incelesinler. Orada milyonlarca sır, milyonlarca detay, milyonlarca güzellik var. Dantel gibi Allah mikro dünyayı işlemiş, dantel gibi. Nasıl halı böyle tane tane, iplik iplik, mikro dünya da öyle, tek tek, tek tek düzenlenmiştir, milyarlarca detay vardır. Her kromozomda, mitokondride, kofulda, golgi cisimciğinde, hepsinde milyonlarca detay var.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Çok ince düşünceli, çok latif, canım Hocam. Gönüllerimizi öyle ustalıkla fethediyorsunuz ki, size her kilitli kapılarını açıyorlar. Az önce Hz. Mehdi (a.s.)’ın cahil insanlara hitap edeceğini söylerken, cahil demeyelim de az düşünen diyelim, dediniz. Ne kadar ince, ne kadar latifsiniz.” Dün yazdığı bir yazı bu, maşaAllah. “Canım Hocam, Allah için çok sevilen bir Allah dostunu sevmede ölçü nasıl olmalı? Allah’ın veli kulunu çok sevmek, tutkuyla sevmek şirk olur mu? Canım Hocam, vereceğiniz cevap bizler için çok önemli.” Aşkla sevmek çok güzeldir, tutkuyla, Allah için, Allah’ın tecellisi olarak sevmek. Mesela bakın ben güzelimi çok sevdim, Allah’ın tecellisi olarak seviyorum. Allah, onun yüzü şeklinde tecelli ediyor. Mesela bakın o da öyle, Allah’ın bir tecellisi, mazlum, tertemiz bir varlık. Sevgiye sınır konmaz, az sevelim denmez, sevebilecek en yüksek noktada severiz, çünkü sevgi müthiş zevkli bir şeydir, büyük bir nimettir. “Size layık olmayan ama sizi çok seven talebeniz.” Estağfirullah, estağfirullah, olur mu, çok değerli, kıymetli bir kardeşimiz, hanım kardeşimiz. Allah’ın tecellisi olarak seviyoruz, Allah’tan müstakil olarak sevmiyoruz. Ama müstakil sevmeye kalkarsa o şirk olur. Allah’ın tecellisi olarak severse zaten o zaman Allah sevginin lezzetini verir. Sevginin ruhu şiddetli sarsan bir güzelliği vardır, onu alırsın o zaman. Ama şirk koşarsan kavrulur o, etin kemiğin içinde gezinirsin, et kemik, hiçbir şey olmaz etten kemikten. Ama öbür türlü Allah’ın Cemal isminin tecellisini görürsün, o aşkın, o güzelliğini, o derin tatlılığını, derin hazzını yaşarsın, yaşatır Cenab-ı Allah, Allah’ın tecellisine niyetle. Yok, ben kendi kafama göre seveceğim dersen, zaten onlar dikkat ederseniz hiç sevemiyorlar, sevgiyi bilemiyorlar. Sevgiyi insanların bilememesinin nedeni budur. Allah onların kalplerine sevgi vermiyor, sevgiden haz duyamıyorlar, lezzet alamıyorlar, zoraki sevmeye çalışıyorlar onu da beceremiyorlar, taklit yapıyorlar. Filmlerde taklit yapmaya kalkıyorlar, tiyatroda taklit yapmaya çalışıyorlar, romanda taklit yapmaya çalışıyorlar. Taklitle sevgi olmaz, istediği kadar uğraşsın yapamaz. Sevgi Allah’ın verdiği bir nurdur, özel bir güçtür, özel bir kudrettir. Farz edelim, şekerin bir tadı var, adama şeker tadı Allah vermiyorsa, şekerin tadını alamaz o, istediği kadar şeker yesin. O diyor ki, şeker ne kadar güzel, bal gibi. Aldığın tat ne? Acı tat alıyorsun. Niye bal gibi diyorsun? Özenti olsun, güya seviyor görünmek için. Sevgide Allah Müslümanlara özel bir haz verir, onlara mahsus, Allah’ın tecellisi olarak sevenlere.
Suhutlu, “Fethullah Hocamız’ın talebeleri neden kardeşiniz oluyor?” diyor. Bak densize, bak dangalağa, bak münasebetsize. Mümin, muttaki, Allah birdir diyen, “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyen adam, insanlar, kardeş olmaz da ne olur, serseri? Tabii kardeş olacak. Haklı değil miyim Berker’im, bilmiyorum?
ALTUĞ BERKER:Tabii Hocam, herhalde o Cübbeli kafasında biri.
ADNAN OKTAR:Cübbeli kafası demeyelim, Cübbeli garibanın teki, Cübbeli uçuyor Alpler’de, inşaAllah. Zırvalamış kerata, Fethullah Hoca’ya laf söyletmeyiz. Varsa açık, anormal bir şey, getirin bana söyleyeyim, ben çekinmem. Mesela bakın bu İzzet Efendi ben Fethullah Hoca’nın talebesiyim diye çıkıyor, bakın ben şakır şakır söylüyorum. Konferansı engelletmeye çalıştı, biz de cayır cayır konferansı yaptık ve yapıyoruz. Çekinme var mı? Yok. Profesör değil, isterse ordinaryüs bilmem ne olsun, fark etmez, kaç yazar, inşaAllah. Hakkı savunuyoruz, anlatıyoruz.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam. Bir din temsilcisinin…” bazı açıklamalar yapmış onu söylemeyelim. “Sizin ilmi mücadelenizi engellemeye çalışmasını şiddetle kınıyorum. O kişiyi Allah’a havale ediyoruz Hocam. Allah yar ve yardımcınız olsun, inşaAllah.” Bişr isimli bir kardeşimiz. “Es selamun Aleykum Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bahardaki rahmet yağmuru gibisiniz canım Hocam. Bahar yağmuru yağdıkça mis gibi toprak kokusu nasıl etrafı sarıyorsa, siz rahmet yağmurumuz vesilesi de” Allah sizleri vesile ediyor diyor. “Biz de Kuran ahlakı kokuyoruz, inşaAllah. Bu gece nur gibi, kar gibi, pamuk gibi bembeyazsınız maşaAllah canım Hocam.” diyor. Evet, yazın beyaz giyiyorum, ben seviyorum, dedem de beyaz giyerdi hep, takım demezdi takim derdi o, takim. “Canım Hocam, bu bembeyaz kıyafetinize mukabil, simsiyah sakallarınız ve saçlarınız, yaka mikrofonunuzla heybetle görünüyorsunuz. Dilinizden dökülen hikmetli, hak sohbetlerinizle emniyet, güven ve saadet içerisindeyiz inşaAllah canım Hocam, vesile oluyorsunuz, elhamdülillah” diyor bir hanım kardeşimiz, canımız kardeşimiz yazmış.
ALTUĞ BERKER:Uyuyan sevimli canlılar göstermek istiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu nasıl uyumaymış böyle? Bunların böyle keyfine düşkün olması çok tatlı. Tam ayı hareketleri, şu ayıların armut yemesi tam ayılık, tam klasik ayı özelliği. Armudu alıyor, bir basıyor, pres yapıyor, armudun bir anda suyu çıkıyor. Armudu böyle tane tane yanından falan ısırma yok. Ağzına sokuyor adam, bir basıyor, etrafa sular fışkırıyor. Bir bal yemesi var, tam ayı yöntemi. Pençeyi bir atıyor, bütün yuvayı dağıtıyor. Patilerini sokuyor, arıları hiç takmıyor, hiç umursamıyor, onları da yiyor ayılığının gereği, acayip şeker hayvan ayılar. Kardeşim bunlara sarılıp yatmak benim hep hayalim, acayip şekerler, maşaAllah. Bakın göbülüşü de dikmiş, maşaAllah. Nereyi bulursa orada uyuyor keratalar.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
SUNUCU:00:30’dan itibaren “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tvsitemizden devam edeceğiz. Ayrıca bizi yarın 22:00’dan itibaren de A9 TV, Kahramanmaraş Aksu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Betül Şafak, Betül bize sağlığı ile ilgili bir konu bildirmiş, birkaç kardeşimiz daha sağlığı ile ilgili bildirmişlerdi ben onu Oktar’a verdim, sen takip et.
ALTUĞ BERKER:Tamam Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onlara bir fikir verelim kendi düşüncemiz olarak. “Habip İbayev.” Azerbaycan’dan yazmış kardeşlerimiz. Tabii asıl doktora gideceksiniz, uzman, iyi olan bir doktor, bilen birisine gidersiniz, biz de ilave bir şeyler söyleyebiliriz. Ama doktorlara güvenmeleri lazım, uzman olan doktorlara, değil mi? Onlar genellikle biliyorlar, işin ehli insanlar.
Ya Allah, bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Taha Suresi, 18. “Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var."Hep Peygamberler hayvanlarla iç içe olmuşlardır, doğayla iç içe olmuşlardır, çoğu çobanlık yapmıştır Peygamberlerin. Hz. Musa (a.s.) da çobanlık yapmıştır. Ama burada asanın önemine dikkat çekmiş. "Sağ elindeki nedir ey Musa?" diyor Allah. Demek ki asa belirleyici bir şey. Hz. Mehdi (a.s.)’da da asa olacak, inşaAllah, Peygamberimiz (s.a.v.)’in de asası vardı.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...