SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TVsitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Sayın Diyanet İşleri Başkanımız Hilaliye’de bir Kuran ziyafetine katılmış ve orada şöyle ifade etmiş; “Kuran-ı Kerim’i öğrenmeyen bilsin ki dünyaya hiç gelmedi.”
ADNAN OKTAR:Kuran öğrenmenin önemini veciz bir şekilde ifade etmiş, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:CHP milletvekili adayı Durmuş Ali Karamut, Konya’nın Çatören köyünde gerçekleştirilen şenlikte övgüler yağdırdığı Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu için seçmenden destek istemiş, CHP’li aday. Sözlerinde; “Dış politikadaki gelişmeler çok önemli. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Dışişleri Bakanı da Konyalı, kendisiyle iftihar ediyoruz, onur duyuyoruz. Konya’da 1 milyon 350 bin seçmen var. Ben sizden rica ediyorum. Lütfen her biriniz bir mum alarak Sayın Davutoğlu’nun ateşini sürekli yanar halde tutun ki dış politikada Türkiye zaafa uğramasın” diyerek Sayın Davutoğlu için seçmenden oy istemiş.
ADNAN OKTAR:Çok güzel, bayağı samimi davranış. Çok şahane ve doğru, dürüst ifadeler.
ALTUĞ BERKER:Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde, yüksek gerilim hattının geçtiği tek bir elektrik direği varmış. Leylekler yuva yapmak için başka direk bulamayınca hepsi yuvalarını sırayla, kat kat bu direğe yapmak zorunda kalmışlar. Anayol kenarında bulunan ve adı ‘leylek apartmanı’ konulan bu direk herkesin dikkatini çekiyormuş, önünden geçenler fotoğraflarını çekiyorlarmış.
ADNAN OKTAR:Leylek çok şahane bir hayvan, her yerde olması bayağı güzel olur.
ALTUĞ BERKER:Fosil göstermek istiyorum, uygun görürseniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam, göster.
ALTUĞ BERKER:Kavak yaprağı, 54 milyon yıllık. Bakın en ince ayrıntısı damarlarına kadar fosili kalmış. Hiçbir değişiklik olmamış 54 milyon yıldır. Demek ki evrim olmamış.
Kaplumbağa, 206 milyon yıllık. Hiç değişiklik yok, bakın. 206 milyon yıldır değişiklik olmamış. Evrim olmadığının ve yaratılışın en büyük delillerinden, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şahane fosiller, hiç bozulmamış öylece kalmış.
Biraz Şeyh Nazım Hocamız’ın konuşmalarını dinleyelim. Geçenlerde müceddid konusu ile ilgili anlattığı önemli, onu bir daha dinleyelim.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; 15. Asrın Müceddidi Hakkında Açıklama Yapıyor
ADNAN OKTAR:Şeyhimizin, mübareğin muhakeme yargısı o kadar mükemmel ki. Analiz gücü, anlatım gücü, hitabeti, derinliği nefis, delillendirmesi nefis. MaşaAllah, bu konuyu da çok mükemmel açıklamış, çok mükemmel vuzuhata kavuşturmuş.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’ın Peygamberlerimizin ilimlerine sahip olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş; “İmam Mehdi (a.s) ilim sandığının koruyucusudur, tüm Peygamberlerin ilimlerinin varisidir ve her şeyden haberdardır.” (Bihar-ül Envar, Cilt 95, Sayfa 378; Cilt 102, Sayfa 67 ve 117; Mikyaal al-Makaarem, Cilt 1, Sayfa 49)
ADNAN OKTAR:Cübbeli ahir zamanı çok güzel, mükemmel anlatıyor. Ona yürek acısı olmaya devam etsin.
-VTR- Cübbeli; Hutbelerde Deccalin Anlatılmamasının Kıyametin Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, “Kıyametin Eşiğinde Olduğumuzu” ve “Kendisinin, İnsanlar Üzerindeki Bu Gafleti Kaldırıp Bu Konuyu Canlandıracağını” Söylüyor
ADNAN OKTAR:Cübbeli Mehdiyet’i mükemmel anlatıyor, mükemmel. Kuran kıraati de çok iyi. Hz. Mehdi (a.s) çıkana kadar onu sürekli bu şekilde hizmet ettireceğiz, talebem olarak. Ben ne zaman söylesem, başlayacak anlatmaya Mehdiyet’i. Sen misin anlatmıyorum diyen? “Ben anlatamayacağım Hz. Mehdi (a.s)’ı” diyordu; bak, Allah ona nasıl anlattırıyor, nasıl hizmet ettiriyor. Bak, Hz. Mehdi (a.s)’ın nasıl emrinde. Biz Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, o da benim emrimde, inşaAllah. Tabii bunu emirle yapmıyor; söyle diyoruz, söylüyor.
Benim anlattıklarım doğru, söylediklerimiz doğru. Allah var, ahiret var, doğru. Cennet var, cehennem var. Ölümden sonra diriliş var, bu da doğru. Madde, beynimizde görüntü olarak oluşuyor, bu da doğru. Hz. Mehdi (a.s) geldi, doğru; Hz. İsa Mesih (a.s) geldi, doğru; İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, doğru. Hepsi doğru. İblisun ve iblisat karşı koyacaklar ama başarılı olamayacaklar, bu da doğru.
Mustafa Kardeşimiz; “Hocam, Talut’un Calut’a karşı mücadelesindeki nehir, Fırat Nehri’ne bakıyor olabilir mi? Oradaki savaşa bakıyor olabilir mi?” diyor. Tabii ki bakıyor, bakar, işaret eder, inşaAllah. Kuran ağırlıklı olarak, birinci dereceden ahir zamana bakar, işari manada. Bakın, herkes inceleyebilir, hep ahir zamanı anlattığını görürüz, inşaAllah.
Furkan Suresi, 56. ayet; “Biz seni yalnızca bir müjde verici,”Müslüman müjdeci olacak. Biz ne yapıyoruz? Müjde veriyoruz. “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyoruz. İsa Mesih (a.s) geldi, İslam dünyaya hakim olacak; “Kuran’a uyan, İslam’a uyan cennete gidecek” diyoruz; bu müjdedir, inşaAllah. “Ve uyarıp-korkutucu,” uyarıyoruz; helalleri, haramları hatırlatıyoruz, Allah korkusunu hatırlatıyoruz, kıyameti hatırlatıyoruz, “olarak gönderdik.” Ebcedi 1981. 25. Sure, 56. ayet; 25 çarpı 56 yine 1980’i veriyor, hicri 1400. Birkaç defa söylemiştim, harika bir ayettir, o yüzden hatırlatıyorum.
ALTUĞ BERKER:Avrupa’da ekonomik krizin etkileri ülkelerin enflasyon rakamlarına da yansımaya başlamış. İngiltere’de son 2 yılın zirvesini gören enflasyon oranı ilk defa Türkiye’yi geçmiş ve Türkiye fiyat artışlarında İngiltere’nin gerisinde kalmış. 2014’e kadar krizin süreceğini ilk siz söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:2014’lerde Mehdiyet’e tabi olmaya başlayacakları için, İslam dalga dalga yayılmaya başlayacağı için; İslam’ın, Kuran’ın bereketiyle kalkıyor. Yoksa samba yapsınlar, eğlensinler diye kalkmıyor. Bak, Amerika’daki kumarhaneler de kapanmaya başlamış. İş yapamıyorlar, para yok, kapanıyor kumarhaneler. Las Vegas, oradaki kumarhaneler teker teker kapanıyormuş, geniş çaplı, öyle ufak, bir iki tane değil.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Star Gazetesi’nden Yağmur Atsız yazısında; Suriye ile 12 yıldan beri iç içe olduğumuzu, Başbakan’ın “Suriye bizim iç meselemizdir” diyerek bu durumun altını çizdiğini, bu nedenle Suriye’deki karışıklıklar içinden çıkılamaz duruma gelirse, ülkenin Kuzey yarısının Türkiye’nin sorumluluğuna kalma durumunun mevzu bahis olduğunu yazmış. “Ancak bu ilhak edeceğiz anlamında anlaşılmasın. Bu insanların derdine kim deva olacak? O insanları kendi hallerine terk edemeyeceğimize göre vicdani yönden sorumluluk Türkiye’ye ait olacaktır” demiş. Türkiye’nin büyük devlet olmasının herkesle ilgilenme zorunluluğunu getirdiğini ancak bu durumu bir zul olarak görmemek ve güzel yönleriyle değerlendirmek gerektiğini de sözlerine eklemiş.
ADNAN OKTAR:Yağmur Atsız, rahmetli Osman Nihal Atsız’ın oğlu, değil mi? Kardeşim, işin doğrusu Suriye’yle pasaportların hemen karşılıklı kaldırılması gerekiyor. İlhak değil ama tek parça haline gelmemiz lazım. Uzamasına gerek yok. Bunu geciktirdikleri için bu bereketsizlik, uğursuzluk çöktü. Sözümü tutsalar böyle bir uğursuzluk olmazdı. Öbür türlü, felaket kapıda ama Türkiye’yle birleşirlerse, bereket, bolluk, huzur, neşe, sevinç, bayram demektir. Geciktirmenin alemi yok, mantığı da yok, bir an önce olsun, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın En Büyük Düşmanlarının ‘Fıkıh Alimleri’ Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Hiç Kan Akıtmayacağını Anlatıyor
-VTR- Cübbeli Bu Konuşmasında dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğuna dair bir hadis olmadığını iddia ediyor (Teke Tek 2 Ağustos 2009)
-VTR- Cübbeli, İslam Aleminin Durumunun Düzelmesinin ‘Kendisine Hiç Uzak Gelmediğini’ Söylüyor
ADNAN OKTAR:Bak, nasıl mükemmel Hz. Mehdi (a.s) talebesi oldu, görüyor musun? Nasıl İslamiyet’e hizmet ettiriyoruz, görüyor musun? Nasıl İttihad-ı İslam’a hizmet ettiriyoruz, görüyor musun?
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, ben de Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim, o da benim talebem oldu, inşaAllah. Çünkü ona çok acı veriyor bu, böyle bir hizmet ediyor olması. Ben, onun için sık sık kafasına vurarak hatırlatıyorum. Yanlış bir şey, bununla iftihar etmesi gerekirken azap duyuyor.
ALTUĞ BERKER:Üstad Hazretleri’nin şöyle bir sözü var; “Şu zamanda bir adamın bir günahı, bir kalmıyor. Bazen büyür, sirayet eder (yayılır), yüz olur. Bu zamanda hususen kırk- elli sene sonra,” 2000’li yılları, günümüzü kastediyor, “sehiyye (fenalık) işleyenin üstünde kalmaz, belki milyonlar nüfus-u İslamiyye’nin (Müslüman nüfusun) çoklarına tecavüz olur. Kırk- elli sene sonra çok misalleri görülecek” diyor.
ADNAN OKTAR: Yani 2010’lar, 2011’ler. Hakikaten İslam aleminde müthiş bir zulüm olduğunu herkes görüyor şu an. Bediüzzaman’ın bir kerametidir bu, harikasıdır, aynen dediğinin doğru çıkması, maşaAllah. Bediüzzaman’ın bu tarz kerametlerini film haline getirelim. 28 Şubat’ı da bildiriyor, 60 sene öncesinden bildiriyor 28 Şubat’ta yapılacak olayları.
Şeytandan Allah’a sığınırım.“Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi” diyor Allah, münafıklar için. Bak, şeytandan Allah’a sığınıyorum; “yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi.”Kolay olursa izliyor ama kolay olmazsa gelmiyorlar. Mehdiyet bakıyorlar ki zorlu, kaçıyorlar. İttihad-ı İslam bakıyorlar zorlu, kaçıyorlar ama hurafeler eğlendirici geliyor adamlara. Cübbeli de bakıyor, bir kısım insanların hurafeye ihtiyacı var, onlara bol bol hurafe sunuyor. Çünkü İttihad-ı İslam için hizmet etmemek, Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet etmemek, Hz. İsa (a.s)’a hizmet etmemek vicdan azabı veriyor adamlara. O zaman o vicdan azabını ne ile dengeliyor? Hurafe ile dengeliyor. Ne yapıyor? “Sabaha kadar şunu yapın, öğleden sonra şunu yapın,” “şunları yiyin, şunları yemeyin,” “şuralarda oturun, şuralara gidin,” “şu sözleri söyleyin”… Bu şekilde onları hurafelerle, psikolojik olarak doyuma ulaştırmaya çalışıyor. Halbuki Kuran’a uymaları, sünnete uymaları esastır.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Bütün Müslüman aleminin birleşmesi esastır. O olduğunda asıl mutluluk olur. Yoksa bir bölgenin, bir yerin bağımsız olması ve yahut özgür olması yeterli bir konu değil. Dolayısıyla hepsinin, İsrail’in de rahat etmesini istiyoruz, Ermenilerin de rahat etmesini istiyoruz; Hıristiyanların da, Katoliklerin de, Ortodoksların da, Protestanların da, herkesin huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Ama İslam ahlakı dünyaya hakim olmalı. Bir öncü olmadan bu olmaz. Olsa bunca sene içinde olurdu. Olmuyor işte, mutluluk olmuyor. İllaki başta iyi bir insanın olması gerekiyor. Onlar da Hz. Mehdi (a.s)’dır ve İsa Mesih (a.s)’dır” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Şeytandan Allah’a sığınırım.“Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.” Demek ki, iman zafiyetinde adam izin istiyor. Adam ne yapıyor? “Bana 570 sene izin ver. İttihad-ı İslam’ı savunmayayım, Türk-İslam Birliği’ni savunmayayım, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmayayım, Hz. İsa (a.s)’a talebe olmayayım” diyor. Ne kadar istiyor? 570 sene. Daha da olmazsa 700 seneye çıkarıyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah; “yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin isterler.” Süre istiyorlar, daha bol zaman ve kaçmak istiyorlar. Faaliyet yapmak istemiyorlar. Cenab-ı Allah bu vahim duruma dikkat çekiyor.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam; “İnsanların kardeş olması barış içinde yaşaması mı kolay; insan asıp kesmek, kıtır kıtır doğrayıp, bombalamak mı? Barış içinde yaşamak en güzeli, en tatlı olan. Bunda zor olan ne var?” dediniz Hocam, inşaAllah.
Şöyle söylemiştiniz; “İnsanlar acz içindeler, bunu görmezden geliyorlar. Bunları zaman zaman anlatmak, düşündürmek önemli. Kuran’ın hükmüdür. Peygamberimiz (s.a.v) de söylüyor; "ölümü çok anın" diyor. Ölümü anmayan insanda olgunluk oluşmuyor. Yarı deli gibi olur insan. Dengesi bozulur. Allah’ı düşünmediğinde, dini düşünmediğinde, Kuran hakikatlerini düşünmediğinde dengesi bozulur” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah’a inanmayan, Allah’ı düşünmeyen insan ruhen tabii rahat olamaz, ruhen dengeli olması çok zor. Izdırap çeker, müthiş bunalıma girer. Dünyadaki intiharların, uyuşturucu kullanımının bu kadar yüksek olmasının, alkole bu kadar insanın kendisini vermesinin ana nedeni bu. İmanda insan çok dengeli, huzurlu olur, neşeli olur, kafası rahat olur, içi rahat olur, gevşer. Öbür türlü narkotik; sürekli artık toz mu bulur, hap mı bulur; yaş, kuru ne bulursa kullanıyor. Sonunda da, Allah esirgesin, ya ölüme gidiyor ya bedenen çöküyor, mahvoluyor insanlar. Allah sevgisi aşkı getirir, tutkuyu getirir, ferahlığı getirir, zihin açıklığı getirir. Akıl meydana gelir. Akıl, Kuran’a uyarak olur. Kuran’a tam olarak uyan bir insan, aklın tadını, güzelliğini keşfeder, Allah’ın dilemesiyle. Kuran, insanın muhakeme ve yargı gücünü artırır. Mükemmel derinlik verir insana. Vicdani olgunluk meydana gelir. Güzel insan olur Kuran’a uyan. Bütün dünyanın ihtiyacı var Kuran’a.
ALTUĞ BERKER:Hocam, ölümle ilgili de şöyle anlatmıştınız, inşaAllah; “Ölümü yaratıyor Allah. Ölümde çok feci son meydana getiriyor Allah, düşünmeleri için. Ölümde meydana gelen koku çok iğrençtir, dünyadaki en iğrenç kokudur. İnsan ölümünde meydana gelen görüntü dehşet vericidir. Gözleri dışarı fırlar, basıncın etkisiyle bağırsak muhtevası ağzından çıkar, kadında rahim dışarı atılır, gözü jöle olur akar, saçları keçe gibi olur, kirli yün parçası haline dönüşür. Etleri, kemikleri dökülür. Bu çok kısa sürede olur” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bunu düşünmeyince, habire o ona hava atıyor, o ona atıyor. Garip bir tavır olmuş oluyor, çok samimiyetsiz bir ortam olmuş oluyor. Ama ölümü düşünen insan olgun olur. Sevgiyi daha derin yaşar. Mütevazı olur, mazlum olur, anlayışlı olur, halden anlar.
ALTUĞ BERKER:Ben yine sizin sözünüzü hatırlatmak istiyorum. “Biz beynimizin içinde mercimek kadar yerde görüntüleri görüyoruz, sesi duyuyoruz; yani şuur denilen yerde, bunları şu an yaşıyoruz. Temiz havayı Allah gösterir, araba seslerini Allah gösterir, sokaktaki simit satıcılarını Allah gösterir, insanların kavgalarını gösterir. Allah dünyada bize görüntüler verir ama gaflet içinde kalmaya gayretli olan insanlar düşünmeme konusunda direnirler. Var gücüyle direnir. Allah düşüneceği şeyleri sürekli verir, onlar düşünemezler. İşte o zaman Allah zaman zaman bela veriyor, hastalık veriyor düşünsünler diye. Yine düşünmüyor” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, insanın yaratılışı çok acayip. En ufak bir şeyde birbirleriyle dalaşmaya kalkıyor insanlar. Halbuki gerçeği öğrendiklerinde öyle utanacaklar ki. Bakın, şu kadarcık yerde yaşıyorlar, şu kadarcık yerde, beyinlerinin içinde. Kavgayı onun içinde yapıyorlar; hasetliği, kıskançlığı onun içinde yapıyorlar, dünya hırsını onun içinde yapıyorlar. Dışarıda madde vardır ama insanların muhatap olduğu dünya mercimek kadar falandır. Mercimek kadar yerde yaşar insan. Onun ofisi orasıdır, evi de orasıdır. Onun dışına çıkamaz insan. Sülalesi de orada olur, ailesi de orada olur, çocuğu da orada olur, hepsi orada olur. İş yeri, yatı, katı, arabaları, hepsi beyninin içinde olur. Konuşuyoruz şu an, beynimizin içinde konuşuyoruz. Bizi seyrediyorlar şu an televizyondan, televizyon seyrediyoruz zannediyorlar, halbuki beyninin içindeki şu kadarcık yerde seyrediyor. Herkesin televizyonu kafasının içindedir, herkesin özel televizyonu vardır. Allah’ın yarattığı özel televizyonu seyreder herkes. Dışarıdaki televizyonu hiç kimse seyredemez. Dışarıdaki televizyonun ışığı yok ki seyretsinler. Simsiyah karanlıktır, saydamdır. Dışarıdaki televizyon elektro manyetik dalga yayar. Herkes beynindeki özel, şahsi televizyonunu seyreder. O da şu kadar yerde olur. Tam renkli olarak seyrederler ve stereo sesle seyrederler. Herkesin ayrı, özel mülküdür, Allah tarafından özel yaratılır kafasının içinde. Ama görüntüden mülk; ne kadar mülk olur onlar için, düşünemiyorum tabii. Mülk Allah’ındır, mülk Allah’a aittir., Şeytandan Allah’a sığınırım, Allah “Siz fakirsiniz, zengin olan Allah’tır” diyor. Her insan fakirdir. Çünkü hiç malı yoktur. Her şey görüntü olarak yaratılır kafasında, şu kadarcık yerde. “Ne kadar apartmanın var?” diyorsun. Adam bakıyor beyninin içinde, “şu kadar büyük bir yerde apartmanım var” diyor. Yandan gözünde bastırsa, apartmanı bir böyle gider, bir böyle gelir. Hani orada apartmanın vardı senin? Gözüne bastırınca niye oynuyor o apartmanınsenin o zaman? “Yatım var” diyor. Bastırınca gözüne yandan, yat bir böyle gidiyor, bir böyle geliyor. Hani dışarıda yatın vardı senin? Dışarıdaki yat onun işine yaramaz, saydamdır ve simsiyah karanlıktır. Allah yatın görüntüsünü yaratır beyninde, onu görür insan. Yat onun için odur. Eşi de, arkadaşları da, hepsi beyninin içinde yaratılır. Facebook, interneti; herkes kafasındaki internete girebilir. Hiç kimse dışarıdaki internete giremez. Dışarıdaki bilgisayar saydamdır ve simsiyah karanlıktır. Elektromanyetik dalga yayar sadece. Beynin içindeki bilgisayarla muhatap oluyor insan, Allah’ın yarattığı bilgisayarla. Dışarıdaki bilgisayarla muhatap olamaz. Çünkü onda saydamlık ve karanlık var, başka bir şey olmaz. Dışarıdaki maddenin aslını insanların birçoğu bilmiyor. Ne diyorsun Berker’im bu anlattıklarıma?
ALTUĞ BERKER:Hocam, Allah razı olsun. “Dışarıyla kimse muhatap olamıyor. Beynin dışına kim çıkmış ki?” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hiç kimse beyninin dışına çıkamaz. Herkesin evi şu kadarcık yerdedir; iş yeri, mahallesi, hepsi. Buna rağmen hırs yapıyor insanlar. Buna rağmen kavga ediyor, savaşlar yapıyorlar. Savaşı da Allah meydana getiriyor kafalarında. “Amerika ile baş edemeyiz” diyor. Amerika dediğin şey beyninin içinde, şu kadarcık yerde, Allah’ın yarattığı bir görüntü. Gariban, et-kemik görüntüleri. Şu kadarcık yerde yaratıyor Allah. Rusya dediğin de, beynin içinde şu kadarcık görüntüdür. CIA, KGB falan diyor; onlar da şu kadarcık yerde Allah tarafından yaratılır. Hepsi Allah’ın emrindedir, görüntülerin tamamı. Allah ne derse, o görüntü olur. Hz. Mehdi (a.s)’a da, Allah “çık” dedi mi, insanların beyninde Hz. Mehdi (a.s) görünür. Hz. İsa Mesih (a.s)’a da “in” dedi mi, insanların beyninde görünür Hz. İsa (a.s). Şu an bunları anlatıyoruz ama bu yakın bir zamanda bütün insanlar tarafından tam kavranacak, tam anlaşılacak, inşaAllah.
Şimdi Sultan Baba’nın evlatlarından biraz dinleyelim. Sonra da Bediüzzaman’ın talabelerinden dinleyelim.
-VTR- Sultan Baba’nın Çocukları Anlatıyor
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri’nin Yakın Talebesi Abdullah Yeğin Ağabey İslam’ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri’nin Yakın Talebesi Mustafa Sungur Ağabey Anlatıyor
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri’nin Yakın Talebesi Seyyid Salih Özcan Ağabey Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Şimdi, İzzet Efendi’ye müjdem var; bu akşamki konferans mükemmel geçti; Fransa’da eda ettik, görsün İzzet Efendi. Çok miktarda da kitap dağıtıldı. O, ateist adamların kitabını tercüme edip dağıtırken, biz Allah’ın varlığını anlatan, iman hakikatlerini anlatan kitapları dağıtıyoruz. İzzet Efendi, “ben Fethullah Hoca’nın talebesiyim” diyor ama Fethullah Hoca’nın talebesi olmaktan uzak biri olduğunu gördük. Doğru değil, bunu da orada burada söylemesin, hiç inandırıcı değil İzzet Efendi. Nasıl bir tipti? Bir daha bakayım şuna. Evet, bak, oraya kurum kurum kurulmuş, kravatı da takmış ama eksik, değil mi? Tahkiki imanın üzerinde duracak, iman hakikatlerinin üzerinde duracak. Bediüzzaman’ın eserlerini okusun. Neydi o felsefecinin ismi?
ALTUĞ BERKER:Durkheim.
ADNAN OKTAR:Ne? Şeyh Nazım Hocam yapar böyle, çok hoşuma gidiyor. Onun stilini ben de beğeniyorum. Bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER:Durkheim.
ADNAN OKTAR:Evet, duracak yani. İzzet Efendi’den de istirham ediyoruz; böyle ateist kitaplar yazmasın. İmani, Kurani kitaplar yazsın ve hak olan, güzel olan konferansları engellemek için işini-gücünü bırakıp uğraşmasın. Fransa’da millet esrar içiyor, uyuşturucu içiyor, intihar edenler var; dinsizlik, imansızlık diz boyu. Komünist partisi ortalığı kasıp kavuruyor, hazretin yaptığına bak. Biz ta Türkiye’den geldik, Fransa’da Allah’ın varlığını, birliğini anlatıyoruz. Adam, işi gücü bırakmış arkadaşlarımızın konferansını engellemeye çalışıyor. Durduracaksan sen git oradaki ateistleri durdur, komünistleri durdur, satanistleri durdur. Müslümanlardan ne istiyorsun? Güya durduracak tabii. Bak, şahane toplantı yaptık. İzzet Efendi de şimdi pijamasıyla döne döne uyuyordur. Uyumuyor, şu an ayakta, bizi seyrediyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Paris’te din işleri müşavirliği yapıyor şu anda.
Biraz önce maddenin gerçekliği ile ilgili bahsettiğiniz konuda İmam Rabbani Hazretleri şöyle diyor; “Bu fakire göre, bu dünyada olan her şey suret ve hayaldir. Burada matlubun (isteklerin), maksudun (arzuların) kokusunu bile duymuyorum. Dünya ahiretin tarlasıdır ve tohum ekecek zamandır. Matlubu burada aramak boşuna uğraşmaktır, geçmez yahut başka şeyleri matlub sayarak, insan rüya ile, hayal ile oyalanıp kalır. Nitekim birçok kimse bu hale düşmüştür.” (İmam Rabbani, 263. Mektup)
ADNAN OKTAR:İmam Rabbani, “sağlam keşifle anladım” diyor. “Madde dışarıda var ama hayalini görüyoruz” diyor. “Sağlam keşifle anladım” diyor. Ta o zamandan biliyor ama Hz. Ali (a.s) zamanında söylemiş; “mercimek kadar yerde” diyor. MaşaAllah.
Zuhruf Suresi, 61. ayet; “Şüphesiz o (Hz. İsa Mesih (a.s)), kıyamet-saati için bir alamettir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın. Şeytan (deccal) sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.” diyor, Cenab-ı Allah.
Herkesin Kuran’ın Türkçesini baştan sona bir kaç defa okuması şart. Arapça bilen tabii mükemmel, ayrı mesele ama Arapça bilmeyen, Türkçesini mutlaka baştan sona mutlaka okuması lazım. Allah’tan bize gelen bir mesaj, “ben bilmiyorum” olmaz. Baştan sona herkesin bilmesi lazım, değil mi? Dikkatlice okuyacak herkes.
ALTUĞ BERKER:Bir sözünüzü hatırlatabilirim Hocam, şöyle demiştiniz; “Yemen’de mesela, kardeş kardeşi kırıyor. Şii-Sünni ayrımı var. Ne fark eder? Ne güzel işte hepsi nur gibi Müslüman; başka bir tarikattan, mezhepten de olabilir. ‘La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah’ diyen kimseyi öldüren, Yahudi’yi, Musevi’yi öldürmez mi? Komünisti de öldürür, hepsini öldürür. Mehdiyet yaşatma yönü ağır basan bir harekettir. Bir de insanların kaliteli, güzel, mutlu, sıhhatli yaşamasını esas alır. Müşriklerin bile güzel hayat yaşamasını sağlar. Dinsizleri bile koruyup kollar” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, güzel söylemişim, doğru söylemişim.
Ben ‘Kıyamet Alametleri’nden herhangi bir sayfa açayım. Bismillah. “Büyük ve çetin savaş kıyamet alametlerindendir.” Bu, Irak Savaşı. Çünkü “yabancılarla olacak” diyor, “yabancılar birçok sancakla gelecek” diyor. Bölge açısından da aynı, doğru yani.
ALTUĞ BERKER: Ve Armaggedon dedikleri de o savaş zaten.
ADNAN OKTAR:Evet, Armaggedon denilen o. Bazen çok geniş çaplı zannediyorlar, bazen çok küçük zannediyorlar. Halbuki çok geniş çaplı olan, çok küçük olabiliyor yahut orta boyda olabiliyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş; “Bir kişinin bütün sözlerinde inşaAllah demesi, onun imanının kemalindendir.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) için Peygamberimiz (s.a.v) ne diyor, biliyor musun? “Bütün gam ve zulmetleri giderecek güneştir” diyor. Güneş. “Güneş batıdan doğacak” diyoruz ya ve “ondan sonra insanlar 120 yıl yaşar” diyor. “Güneş batıdan doğar, ondan sonra insanlar 120 yıl yaşar.” Bak, ne diyor Peygamber Efendimiz; “Hz. Mehdi (a.s), bütün gam ve zulmetleri giderecek güneştir” diyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra 120 yıl. Bediüzzaman ne diyor? “2120’de kıyamet kopacak” diyor. Tam 120 yıl. Hadiste ne diyor? 120 yıl. Bediüzzaman ile hadis aynı. “Fecr-i kazib, fecr-i sadık” dediği yine öyle, Güneş’e benzetiyor.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin İttihad-ı İslam ile ilgili her zaman aktardığınız sözünü aktarıyorum: “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır. Bu ittihadın meşrebi (yolu) muhabbettir” diyor Üstad Hazretleri, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Muhabbet, yani sevgi, kardeşlik, koruyup-kollama; iftira etmeyeceksin, acı çektirmeyeceksin, üzmeyeceksin, tedirgin etmeyeceksin, ters laf söylemeyeceksin, kalbini kırmayacaksın, akılcı konuşacaksın, lafını tartarak söyleyeceksin. İnsan zayıf yaratılmıştır, çabuk üzülebilir, çabuk korkabilir. Daima en iyi sözü seçmek lazım, en güzel sözü seçmek lazım. Konuşacaksın, “en güzel söz hangisidir, onu bulayım” diyeceksin, en güzel sözü kullanacaksın. Ondan sonra bir daha konuşacaksın. Yine diyeceksin ki; “En güzel söz hangisi?” En güzel söz o. En güzel oturuş, en güzel kalkış, en güzel yemek, Müslüman hep en güzelin peşinde olacak. Bütün ömrü en güzeli aramakla geçecek. Ona da, Allah cennet nasip ediyor ahirette, en güzeli. Tabii hepsinin üzerinde Allah’ın rızası vardır. En güzel olan Allah’ın rızasıdır.
ALTUĞ BERKER:‘Allah’ın rızası’ dediniz. Onunla ilgili bir ayet okuyorum Hocam. Maide Suresi, 16. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir” buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şura Suresi, 12; şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur” diyor Allah. Demek ki her türlü kanun, her türlü bilgi Allah’ta. Kanunları yaratan Allah, sistemleri yaratan Allah. İnsanlar, Allah’ın verdiği bu bilgiyi Allah istediğinde öğrenebiliyorlar. “Ben buldum” diye fırlıyor. Kanunu yaratan kim? Allah. Sen ne yapıyorsun? Allah’ın yarattığını bulmuş oluyorsun. Kimdi “eureka eureka!” diye bağıran, hamamdan fırlayan, “buldum buldum” diyen? Peştamalla fırlayan birisi varmış.
ALTUĞ BERKER:Arşimet mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet evet, ta kendisi. Bulduğu mulduğu yok. Allah yaratmış, Allah onunla karşılaştırıyor o anda.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin şu sözünü anlatmıştınız daha önce; “İşte, ey iki hayatın rûhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar (mezarlar)! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakîkat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvücsâz edecek olan (canlandıracak olan) nesl-i cedid (yeni nesil) gelsin!”
ADNAN OKTAR: Yani hayatı kaymış bazı bunaklar. İttihad-ı İslam’ı engellemek için var güçleriyle gayret ediyorlar. Bediüzzaman da “kenara çekilin, ayaklı cenazeler” diyor, zombi takımı yani. “Ayakta duruyorsunuz ama ölmüşsünüz” diyor.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 TV, Kahramanmaraş AKSU TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir” diyor Allah. Yani ehl-i dünyaysa, kendini dünyaya verdiyse, ahiretle ilgilenmiyorsa onda bir derinlik olmaz, güzellik olmaz; şefkat, merhamet olmaz; bencillik, egoistlik olur. Onunla sen zaten rahat yaşayamazsın, güzellik bulamazsın. Allah, “yüz çevirin, arkadaş olmayın. Bağlantı kurmanıza gerek yok” diyor Allah. Çünkü Allah’a inanan, Allah’ı sevende derinlik vardır, güzellik vardır, akıl vardır, şefkat vardır, koruyuculuk vardır, yardımseverlik vardır, cömertlik vardır, halden anlama vardır, affedicilik vardır. Hepsi birbirinden güzeldir ve ruhun gıdasıdır bunlar. Ruh onunla ferahlar, güzel ahlakla ferahlar. Ruh terslik gördükçe darlanır, sıkılır. Sevgi gördükçe, kardeşlik gördükçe; dürüstlük, doğruluk gördükçe, samimiyet, sırdaşlık gördükçe ferahlar ama aksinde darlanır, mutlu olamaz insan.
Şeytandan Allah’a sığınırım.“Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır.” Kötülüğe kötülük olmaz. Kötülüğe sevgiyle, şefkatle karşılık verilecek, Allah’ın emri. İyilikle karşılık verilecek. Bir kötü söz söylüyor, o da onun ciğerine oturtturuyor. O da ona bir şey söylüyor, bu sefer sille tokat birbirlerine giriyorlar. Halbuki kötü bir söze güzel karşılık verirsen olumlu etkilenir şahıs. Bir daha güzel karşılık verirsen yine olumlu; üçüncüde bir fevkaladelik vardır. “Ben de güzel ahlaklı olayım, ben de güzel davranayım” der, şaşırtmak lazım. “Ve de ki: ‘Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım.’" Şeytan insanı kışkırtabilir, Allah’a sığınacaklar. Hemen kendini kaptırmaya gerek yok. Don gömlek sokağa fırlayıp kepazelik çıkarıyorlar, kavga ediyorlar. Allah’a sığınıp, güzel, sevecen bir tavır göstermeleri lazım.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...