SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, Kaçkar TV, Sipas Vizyon TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Arif Arslan Hocamız çok samimi, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bayağı dürüst, evet çok iyi niyetli bir insan. Bir de çile insanı, biz o yönünü bilmiyorduk, onu da öğrenmiş olduk, çok güzel. Çile insanları daha derinlikli olurlar, daha derin bir ruha sahip olurlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bugün yine İngiliz ve İsrail basınında sizinle ilgili haberler vardı. Birincisi İngiltere’den The Guardian Gazetesi’nde. Sizin hakkınızda çıkan makalede şöyle; geçen günlerde sizinle görüşmeye gelen İsrailli delegeler ve din adamlarıyla yaptığınız toplantıdan bahsetmiş. Radikalizme karşı mücadele etmek için yapılan bu toplantıya katılan kişilerin isimleri verilmiş ve bu ünlü heyeti sizin çağırdığınız ifade edilmiş. Zaten birkaç gündür gösteriyoruz; fakat sizinle görüşmek için İstanbul’a gelen İsrailli heyet hakkında, tüm dünyada çok fazla dergi ve gazetede haber çıktı. Bu toplantı büyük yankı uyandırdı, maşaAllah. Diğeri de, İsrail basınında çıkan bir haber. O da İsrail’de haredi, yani ultra Ortadoks dindar Musevilerin, haftalık İbranice gazetesi olan, Bakehila Gazetesi’nde sizin hakkınızda haber çıktı bugün. Haberde büyük puntolarla öne çıkarılan hahamların bir ifadesi şu şekilde: “Ortaya çıkan bir şey vardır ki; Türk sokakları Musevilere düşmanlık beslemiyor ve dindar Musevilere ise kesinlikle düşman değil. O kadar rahat hissettik ki, sokaklarda dolaştık ve İstanbul’un ünlü turistik mekanlarını ziyaret ettik.” Hahamların basın toplantısı öncesinde sizinle toplantı yaptıkları anlatılıyor. Ve sizin hakkınızda da çeşitli kereler misafirperverliğiniz, girişimciliğiniz, liderliğiniz için övgü ifadeleriyle bahsediliyor haberde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, böyle, dürüst ve sevecen yaklaşmaları güzel tabii, onlar bize Allah’ın emaneti. Yedi emanımızda Hıristiyanlar da, onlar da, yani komünistler de öyle, dinsiz imansız masonlar da öyle. Biz onları muhafaza etmek, can mal güvenliklerini korumakla mükellefiz. Onlara eza etmek haram olur, onurlarını kıracak bir şey yapmak haram olur. Müslüman’a yakışmaz, şefkat… Ne güzel olur, yani İsrail ile işte sınırlar kalksın, hatta duvarlar; mesela bakıyorum acayip beni rahatsız ediyor, çok yüksek duvarlar İsrail’de. Beton duvarlar çok biçimsiz, o duvardan içerideki güzellik görünmüyor, içeriden de dışarıdaki güzellik görünmüyor. Her yer beton duvar, hapishane haline getirmişler. Ne gerek kardeşim? Yerle bir edelim onları, kaldıralım. O kadar güzel yerler ki; Lübnan uçsuz bucaksız, Ürdün, gelsinler bomboş arazi, her yerde istediği gibi yerleşsinler, iskan etsinler, ev kursunlar, sohbet edelim, Kuran’dan anlatırız. İman ederlerse ederler Kuran’a, etmezlerse yine şefkat duyarız, ama benim kanaatim edecekler. Çünkü Kuran Allah tarafından indirilmiş muhteşem bir kitap. Ruhu dinlendiren, hakikatleri, ahiretin hakikatlerini, mükemmel anlatan bir kitap, bu ne kadar önemli. İncil’e bakıyorum, Cennet hakkında bilgi alayım diye, bayağı uğraşıyorum. Cehennem hakkında bilgi alayım diyorum, bayağı uğraşıyorum, kaderi öğrenmek bir hayli zor. Ama Kuran’da çok berraktır, baktın mı gayet sarih, açık, çok kesin hatlar, mesela münafık karakteri çok açık anlatılır, mümin karakteri çok açık anlatılır. Allah bize Tevrat’tan ve İncil’den de istifade etmemizi söylüyor, ama Kuran’a uygun kısımlarıyla, yoksa Allah böyle kitap yok demiyor, bu kitaplar var diyor Allah, o kitaplara gönderme de yapıyor Allah Kuran’da. İşte biz de onların Kuran’a uygun olan kısımlarını kitap haline getirdik, Tevrat ve İncil’i.
ALTUĞ BERKER:Dün akşam kardeşlerimiz, Fransa’nın büyük şehirlerinden biri olan Ruen’de Yahya Camii’nde bir konferans verdiler. Konferansa çok yoğun bir katılım olmuş, özellikle fosil sergisi ve kitaplarınız çok yoğun ilgi toplamış Hocam. Gösteriyorum, fosil sergisiyle çok ilgilenmişler, maşaAllah. Sizin, Fransa’daki kardeşlerimize yönelik olan mesajınız da bu konferansta yayınlandı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne güzel Müslümanların böyle oralarda sıcak mescidleri olması, bir arada sohbet etmeleri ama Müslümanların birbirleriyle uğraşması çok korkunç, çok kötü. Ne fark eder, Süleymancı olur, Nur talebesi olur, Şii olur, Caferi olur, tertemiz insanlar, ne güzel. Onlarla beraber sohbet etmek, çok hoş bayağı güzel.
ALTUĞ BERKER:Fransa’da yarın da konferanslarımız devam ediyor, inşaAllah. Belçika sınırında olan, en merkezi şehirlerinden biri olan Lille’de iki konferansımız olacak, inşaAllah. Diğeri ise Kinepolis Lom isimli salonda, girişler ücretsiz, tüm kardeşlerimizi bekliyoruz. Bilgi için de hyfrance@gmail.com’ayazabilirler. Afişleri de bunlar konferansların, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Biraz şöyle dostları sevindirelim, düşmanlar da hidayet bulsun, onlar da hidayet bulsunlar, Allah onlara da hidayet versin, inşaAllah. Allah kafalarını açsın. Biraz Cübbeli’den anlatalım. Bizim astronot çok şahane anlatıyor. Ama daha önce anlatılanlardan değil de, daha sık değil de, daha az anlatılanlar.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.) konusunun içinde yaşadımız ahir zamanın en önemli konusu olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli anlatıyor; “Hz. Mehdi (a.s.), İslam Ümmetinin Kalplerinin Kırıklığını Tedavi Edecek, Müslümanlar’ın Durumunu düzeltecek.”
ADNAN OKTAR: Berker Hocam sen bir şeyler anlat.
ALTUĞ BERKER: İlgili bir haber vardı, Cübbeli Ahmet’le ilgili. “Şeytan deyip kapattıkları Facebook’a geri döndüler” diyor haberde. HaberTürk yapmış haberi. Cübbeli’nin daha evvel İsmailağa Cemaati’nin Facebook sayfasını felaket sitesi diyerek kapattırdığını, hatta kapanan sayfaya “Uyarıyoruz! Tehlikeyi fark edin, kafirlerin tuzağına düşmeyin, şeytanın oyununa gelmeyin, ipinizi nefsin eline vermeyin.” şeklinde bir açıklama yayınlandığını, ancak sonradan gelen istek üzerine yeniden açtıklarını yazmış. Cübbeli, HaberTürk’e yaptığı açıklamada, özellikle kadınların Facebook’ta isimlerini ve fotoğraflarını göndermesinin milleti fesada götüreceğini, ancak kendilerinin sadece cemaatinin duyurusu ve sohbetlerini yayınlayacaklarını açıklamış.
ADNAN OKTAR: Evet, HaberTürk, Fatih Altaylı ile muhabbet devam ediyor anladığım kadarıyla Cübbeli’nin arasında. Başka ne var?
ALTUĞ BERKER: İsrail’de bir gazetede daha sizinle ilgili bir haber daha çıkmış Hocam, buradaki heyetle olan toplantınızın. İsrail Yom Leom Gazetesi’nde; dün çıkmış bu haber, 92 yılından bu yana basılan Şas Camiası’nın haftalık gazetesi, Haredi diye anılan dindar Musevilerin yayını. İsrailli heyetle birlikte gelen Şas Partisi Genel Sekreteri Haham Zvi Yakobson’un yaptığı ziyaretle ilgili ana başlık; “Türkiye İle uzlaşma ziyareti” alt başlıkta; “İsrail Türkiye arasındaki gerilimin ardından Holon Baş Hahamı çok saygı değer Haham Abraham Yosef, hahamlardan oluşan bir heyetle Türkiye’de önemli bir dini lider ile görüşmeye gitti. Bakan yardımcısı Eyüp Kara’nın da katıldığı bir basın toplantısında; “Biz barışı seven insanlarız, Yüce Allah’ın emirleri kan dökülmesini yasaklar” dedi. Haberde sizin için de Hocam; “Dünyada barışı teşvik eden ve Türkiye’nin dünya olaylarında merkezi rol alması için çalışan Müslüman girişimci” ifadesi kullanılmış. Haberin bir bölümünde, “Adnan Oktar Türkiye’de aktif olarak İslam’ın güçlenmesine çalışıyor ve dünyada en etkili elli Müslüman’dan biri. Mesih’in ve kurtuluş günlerinin gelişini hızlandırmak için inancına göre mümkün olan her şeyi yapmak istiyor” şeklinde anlatılıyor. Haberin bir bölümünde de, bu ziyarete önce hahamlardan bir heyetin katıldığı, ama ileriki dönemde Şas Camiası’ndan milletvekillerinin de katılacağı bildiriliyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah burada ağırlayacağız. Geniş çapta, yüksek düzeyde hem Hristiyanlarla, hem Musevilerle, hem Müslümanlarla büyük bir toplantı yapacağız, inşaAllah. Sonra da Kudüs’te, İsrail’de yapacağız, inşaAllah. Boş yere kavga devam ediyor dünyada, ızdırap devam ediyor. Bu durduğunda insanlar şaşıracaklar. Boş yere canımızı yakmışız, boş yere ızdırap çekmişiz. Tanklara bakıp gülecekler, niye biz bu tankları yaptık, niye biz bu topları yaptık, niye bu savaş uçaklarını yaptık? Bomba stoklarına bakıp bakıp kendilerine hayret edecekler. Yer altında milyonlarca mermi stoklanmış vaziyette, dünyanın her ülkesinde. Yüz binlerce top mermisi stoklanmış vaziyette. Bunların hepsi kalkacak, bitecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.) sevgisi ile ilgili bir gösterim yapmak istiyorum. Muhterem İslam Alimi Musa Topbaş Hocaefendi, Altınoluk dergisinde yayınlanan sohbetinde, şeyhi Mahmut Sami Ramazanoğulları Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.) aşkını şöyle anlatıyor. “Mahmut Sami Hazretleri’nin bütün gayesi Hz. Mehdi (a.s.)’ye kavuşup hizmet etmekti. Böyle sabırsızlıkla bekledi. Hatta bir ara 1978 yılında Medine’de Yusuf Amca’ya emanet altın vermişti. Meğerse o altınları, o büyük zat gelirse, ona yardım etmek için, icap eden yere harcanmak üzere vermiş. O altınlar Cevat Bey’de şimdi.
(Hz. Mehdi (a.s.) kabul etmeyecek, ısrarla “Evet sen “O’sun” denilecek. Hz. Mehdi (a.s)’nin bütün tabileri aşere-i mübeşşere (Peygamberimiz (s.a.v.)’in cennetle müjdelediği 10 sahabi gibi) meşrebli olacakmış. Aşare-i Mübeşşere’ye bakıyoruz, hepsi değerli, ama hepsinin meşrebi tamamen ayrı. Cenab-ı Hakk’ın ulühiyetinin alameti. Onlar da (Hz. Mehdi (a.s.) cemaati) Türk olacak Allah’ın izniyle. Ben de “Efendim sizin de herhalde büyük bir vazifeniz olur” dedim. “Yok, yok nefer olarak çalışacağız” buyurdular…” (Altınoluk dergisi, 1997 – Şubat, Sayı: 132, Sayfa: 28) Büyük İslam alimlerinin Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri’yle ilgili sözleri. Naksi-Halidi Şeyhi Erbilli Esad Hazretleri, Mahmut Sami Efendi’yi şöyle anlatır: “Yeryüzünde melek görmek isteyen Sami evladımızın yüzüne baksın. Sami evladımın edebine melekler gıpta ederler. Mahviyeti benden fazladır.” Büyük alim Gönenli Mehmed Efendi, Mahmut Sami Hocaefendi’yi şöyle anlatır:
“Bütün zalimler bir araya gelse, gökyüzünden onu yere atsalar, yine ayakları üzerine düşer. Hiçbir zalim ona bir şey yapamaz. Zira Cenab-ı Hakk tarafından teyid edilen bir vazifesi vardır.” Bediüzzaman Hazretleri’nin, Mahmut Sami Hocaefendi hakkında sözlerini yazar Taha Kılınç şöyle aktarıyor: “Bediüzzaman Hazretleri, doğudan gelen hemşerilerinin tasavvuf yoluna ihtisap etme arzularını izhar ettiklerinde, onlara adres olarak sadece Sami Efendi Hazretleri’ni gösterir ve eklerdi: “İrşadla görevli kişi Sami Efendi’dir, ona gidiniz, biz sadece iman hakikatlerini yazmak ve yaymakla memuruz.” Şeyh Esad Erbili’nin halifelerinden Ali Yekta Efendi de Mahmut Sami Hocaefendi’yi şöyle anlatır: “Kelami dergahın en feyzli günlerinde oraya devam eden pek çok ulema ve fuzela vardı. Fakat Sami Efendi o zaman pek genç olmasına rağmen bugünkü gibi kamil ve hal sahibi idi.” Erbilli Şeyh Esad Efendi ve vekili Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’yle olan dostlukları. Mahmut Sami Hocaefendi’nin, Bediüzzaman Hazretleri ile olan bir anısını Osman Şevket Yardımedici Hocaefendi şöyle anlatıyor: “Mahmut Sami Hocaefendi: “Bendeniz Kelami dergahında hizmet ederken Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti, Esad Efendimiz’e sorular sorardı. Cevabını alınca, “Allahu ekber” der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi’den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra, Esad Efendi: “Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hala kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi.” dedi. Bir de Sungur ağabey son olarak. Bediüzzaman Hazretleri’nin 12 vekilinden biri olan Sungur Ağabey anlatıyor. “Esad Efendi için Üstad’ın ‘Evliya-ı Azimeden’ dediğini ben bizzat işittim dedikten sonra, şu hatırayı anlattı: “Sami (Ramazanoğlu) Efendi’nin talebelerinden Safranbolulu Nuri Efendi, Üstadı ziyaret etmişti. Üstad, ona: “Ben senin yaşındayken, Kerami dergahında Esad Efendi’yi ziyaret ederdim. Bazı meselelerde itiraz ederdim, oradaki halifelerden bazıları bundan gocunurlardı. Bir gün yine böyle bir şeyden sonra bana kızan bir talebesine şöyle demiş. “Said’e dokunma, dokunma… O, ilerinin İmam-ı Rabbanisi olacaktır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok güzel. Bu tip çalışmalar hoş oluyor.
ALTUĞ BERKER:Ben iman hakikatleri olarak baykuşların resimlerinden göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah. Gözler maşaAllah. Ailece oturmuşlar.
ADNAN OKTAR: Ne şeker, maşaAllah. Ne şeker hayvan, acayip tatlı. Bu da süper olmuş.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ben bir kitabınızı tanıtmak istiyorum, inşaAllah. “Yaklaşan Ölüm Anı”, www.YaklasanOlumAni.Com. Ölümü sürekli hatırlamak ve ölümü tefekkür etmek çok önemli bir konu, inşaAllah. Dünya hayatının geçiciliği ve yaklaşan ölüm anı, bizi sürekli Allah’a yakınlaştırır ve dünyaya bağlanmaktan bizi uzaklaştırır, inşaAllah. Allah bir ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: ‘Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.’" (Cuma Suresi, 8) Kardeşlerimiz bu sitede ölüm ile ilgili kitapları, makaleleri ve sizin bu konu hakkındaki videolarınızı indirip, okuyabilirler, seyredebilirler, inşaAllah. Sitenin adını tekrar ediyorum YaklasanOlumAni.Com
ADNAN OKTAR:Evet, ölümü düşünmek insanı akıllı hale getirir, derinlik verir, Allah’ı sevdirir. Kamil insan olmasını sağlar. Ölümü unutan gaflete düşer, çok tehlikelidir. Ölümden kaçarak, ölümü düşünmeyerek neşeli olacağını zanneder, batar insan, psikolojisi, dengesi bozulur. Ölümü düşünen insan olgunlaşır, kaliteli olur, neşeli olur.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, tabii Allah rızası için yapılır. Evet dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri kendisini Pakistan’a davet eden Pakistan heyetinin Bakan yardımcısına; esas hizmetin Türkiye’de olduğunu söylemiş. Demokrat Parti iktidar zamanında Salih Özcan ağabeyimizin de vesileleriyle görüşmüşler “kardeşim Ali Ekber Şah” diyor Bediüzzaman Hazretleri “Bu hizmetleri göğüs göğse yapmak icab ediyor. Siperin arkasında hizmet olmaz. Esas hastalık burada başladı. Ben Mekke’de olsam, buraya gelirdim. Asıl hizmet buradadır, cephe buradadır.” demiş, inşaAllah Hocam Türkiye için.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu göktaşları ve depremlerle ilgili olan filmi gösterelim, o konuda biraz konuşalım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili bir haber gösterebilirim eğer vaktimiz müsaitse Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne ile ilgili.
ALTUĞ BERKER:Bu göktaşlarıyla ilgili bir haber çıktı.
ADNAN OKTAR:Tamam, filmi hazır m? İlk başta filmi göstersinler.
VTR: Dünya’yı her an vurmaya hazır yüzbinlerce göktaşı Dünya’nın etrafını bir bulut gibi sardı
VTR: Depremlerin artması Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerindendir
ADNAN OKTAR: Evet Şeyh’im, sen; “bir şey söyleyeceğim” demiştin.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. NASA, Güneş Sistemi’nin en büyük göktaşlarından olan Vesta’yı incelemek üzere, uzaya Dawn adlı bir uzay aracı fırlatmış. Vesta adlı bu dev göktaşı 1.2 milyon kilometre uzaklıktaymış ve 529 kilometre çapa sahipmiş. Bilim adamları, bu göktaşının dünya için tehlikeli olup olmayacağı ile ilgili bir açıklama yapmamışlar. Ancak NASA kasım ayında dünyanın yakınlarından başka bir göktaşının geçeceğini duyurmuş. Amerikalı bilim adamları 400 metre genişliğindeki bu göktaşının, 8 Kasım’da dünyanın 325 bin kilometre uzağından geçeceğini belirterek 2028’e kadar dünyaya en yakın geçecek uzay kayasının bu olduğunu söylemişler.
ADNAN OKTAR: Öbürü hakkında bilgi vermiyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: 2120 gibi nereden geçeceğini anlayacağız, inşaAllah. Geçiyor mu, takılıyor mu görecekler, inşaAllah. “Selamun Aleykum canım Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahü ve Berakatuhu. “Kelimelerim biraz kaba kaçabilir ama içimden geldiği gibi yazacağım, inşaAllah. Şu mütevazılığınız beni bitiriyor, inşaAllah. Siz bir tanesiniz. Acayip bir insansınız, inşaAllah. Şu an dünyada yaşayan bir eşiniz daha olmayabilir.” diyor. Allah bilir tabii, Allahualem. Ama sevdiği için öyle iltifat ediyor kardeşimiz. “İnşaAllah, maşaAllah, suphanAllah, elhamdülillah. Gelen ağabeyimiz de yiğitmiş, maşaAllah, onu da çok sevdik. Saygı ve muhabbetle.” diyor bir kardeşimiz.
ALTUĞ BERKER: Hocam nilüfer resimleri gösteriyorum. Bu Lotus Bitkisi olarak da anılıyor; Beyaz Nilüfer. Normalde çamurlu ve kirli suda yetişmesine rağmen, yaprakları her zaman tertemiz Hocam, maşaAllah. Üzerine tek bir toz tanesi bile gelse, hemen yapraklarını kıpırdatarak onu belli bir yöne topluyor. Yağmur yağdığında, su geldiği zamanda da aynı şekilde o yöne yönlendiriliyor ve her zaman o su ile temizlenmiş olup tertemiz oluyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben hep şaşırırım bunların böyle gıcır gıcır olmasına, yani tozun toprağın içinde, aylarca, günlerce gıcır gıcır duruyor.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Kuru temizlemeden yeni gelmiş gibi, maşaAllah. Şu şekerliğe bak, şu tatlılığa, maşaAllah. Canlı olmaları ne güzel, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. O zaman sevimli anne ve yavru canlılar, resimleri göstereyim Hocam. Kuzu resmi mesela.
ADNAN OKTAR: Şu ufaklık yanımda olacak, yerim onu ben herhalde. Annesinden izin alıp sevmek biraz zor herhalde.
ALTUĞ BERKER: Kuzular da var ve sıpa.
ADNAN OKTAR: Eşek sıpası şart, çünkü dünyanın en tatlı hayvanlarından. Eşek çok tatlı hayvan çok, çilekeş, çok mazlum, maşaAllah. “Selamun aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “MaşaAllah, muhatabınıza akılcı ve en güzel biçimde hitap etmenin inceliklerini vesilenizle öğreniyoruz canım Hocam. Siz hepimizi bu güzel ustaca muhataplığınızla, muhatabınızı muhabbetullaha sevk ediyor” diyor. “İçimizde tarif edilmez bir coşkunun oluşmasına vesile oluyorsunuz, elhamdülillah canım Hocam.” Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Fatih Altaylı sizin söylediğiniz bir şeyi yazmış yazısında, Suriye ile ilgili. Siz, yıllardır Suriye’nin Türkiye’ye bağlanması konusu ile ilgili anlatımlar yapıyorsunuz. Hatta bir önceki röportajınızda da bunu belirttiniz. Suriye’deki olayların son bulması için Esad’ın bunu uzatmayıp, acil olarak Türkiye ile birleşme kararı alması gerektiğini söylediniz. Bugün de aynı şekilde Fatih Altaylı, Suriye’nin bu yönde bir karar alması gerektiğini söylemiş. Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye bağlanması gerektiğini belirtmiş. “Suriye’nin tek etnik yapısı, dini yapısı ve kültürel özellikleri ile Türkiye’ye çok benzediğini, üstelik Türkiye ile ciddi bir akrabalık ilişkisi olduğunu, Türkiye’ye bağlanacak bir Suriye’nin demokratikleşme sürecini çok daha hızlı bir biçimde tamamlayacağını, Orta Doğu’nun da bu birleşmeden büyük bir rahatsızlık duyacağını yazmış.
ADNAN OKTAR: Ne oldu buna ya?
ALTUĞ BERKER: Ben de şaşırdım.
ADNAN OKTAR: Hayırdır inşaAllah. İnşaAllah ertesi gün şaka yaptım falan demez. İyi, maşaAllah, aferin, çok güzel. Anlata, anlata, anlata, anlata nihayet demek ki ikna etmişiz.
ALTUĞ BERKER: Said Nursi’nin öğrencilerinden, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin öğrencilerinden İhsan Tola Ağabeyimiz’in vefatının üçüncü yılında Senirkent ilçesindeki kabri başında anılmış. Törene Isparta Valisi Memduh Oğuz, Kaymakam Osman Sayılır ve Ak Parti Milletvekili adayı Doktor Pınar Topsakal’ın da aralarında bulunduğu kalabalık bir ziyaretçi grubu katılmışlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tahsin Tola.
ALTUĞ BERKER: İhsan Tola Ağabey.
ADNAN OKTAR: İhsan Tola. Tahsin Tola kim? Biliyor musun onu?
ALTUĞ BERKER: Evet, o da Allahualem dediğiniz gibi Nur talebesi mi?
ADNAN OKTAR: Evet, ezberden bileceksin sen Nur talebelerini.
ALTUĞ BERKER: Vekildi galiba Allahualem.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Demokrat Parti’nin inşaAllah, yanlış hatırlamıyorsam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Şeyhim Nur talebeleri’nin ileri gelenlerindendir.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ben sizden öğrendim, inşaAllah. Risale-i Nur’u ve her şeyi de, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evrimle ilgili bir haber yapmış Milliyet Gazetesi, “Evrimin sırrı burunda mı gizli?” diye. Amerikalı evrimci bilim adamları, memelilerin en eski kafataslarını incelemişler ve “hayatta kalabilmek için daha gelişmiş koku alma duyusuna sahip olma gerekliliğinin, memelilerin beynini büyütmüş olabileceğini” iddia etmişler.
ADNAN OKTAR: Kardeşim atış olur, ama ben bu derece atış, bunlar nedir? Poligoncu kesildiler. Önüne gelen atıyor, hem de ne atış. Çok berbat atışlar. Evrim mevrim diye bir şey yok. Bir protein tesadüfen meydana gelemiyorsa, evrim bitmiştir.
ALTUĞ BERKER: Onlar atıyor inşaAllah, siz de her gün delil gösteriyorsunuz. Onları gösterelim tekrardan. 175 milyon yıllık yusufçuk fosili. 175 milyon yıldır en ufak bir değişiklik yok. O zaman nasılsa, şimdi de aynı, değişim olmamış. Evrimciler değişim oldu diyordu, böylece değişti diyordu. Değişim olmadığına göre evrim de olmamış. Bir başkası, bitki olarak da söğüt yaprağı göstereyim. O da 54 milyon yıllık. Her gün karşılaştığımız söğüt yaprağı. Bakın aynısı, hiçbir farkı yok. 54 milyon yıldır hiç değişmemiş. Demek ki evrim olmamış.
ADNAN OKTAR:Bu taşları nasıl açıklayacaklar ahirette, onu merak ediyorum ben.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Ben kunduzlarla ilgili bir film göstermek istiyorum Hocam.
-VTR: Kunduzlarla ilgili video.
ALTUĞ BERKER:Bu minik ağızlarıyla kunduzlar, ağaçları kesip hepsini devrilmesi gereken yere göre devirip sonra akarsuyun üstünde açısını da verip baraj oluşturuyorlar. Ev yapıyorlar sonra.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: 11 Eylül’le ilgili bazı bilgiler vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Anlat anlat.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Pentagon olayında; siz daha önce anlattınız, olay yerinde uçak enkazı yok. Yetkililer uçağın çarpma sonucu, yanarak buharlaştığını iddia ediyorlar. Ayrıca binada, uçağın çarptığı iddia edilen duvarda bazı pencerelerin camları dahi kırılmamış. Uçağın bile buharlaştığının iddia edildiği, çimenler yerde bozulmadan duruyor. Bununla ilgili resim gösteriyorum.
-Pentagon olayıyla ilgili resimler gösteriliyor.
ADNAN OKTAR:Yani düz atış diyorsun.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, siz daha evvel anlatmıştınız. Şöyle; “Uçak kanatlarının açısında, binada yıkıntı olması lazım gelir” demiştiniz, böyle bir şey yok. Uçak enkazı ortada yok.
ADNAN OKTAR:Hangi uçak buharlaşmış şu ana kadar. Uçak her yere çarpıyor, bütün parçaları etrafa saçılıyor, bayağı büyük parçalar oluyor. Burada tek bir tane parça yok.
ALTUĞ BERKER: Onunla ilgili şüpheli görülenlerle ilgili liste çıkartılmış Hocam. Onu da okuyabilirim uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Bakalım evet.
ALTUĞ BERKER:Şöyle deniyor: “İddia edildiği gibi uçak çarpmasıyla binanın mukavemeti bozulup-çökme olsaydı, binanın tam olduğu yere çökmesi değil, ortadan kırılarak etrafındaki binaların üzerine yatarak çökmesi beklenirdi. Oysa bina, özel olarak tasarlanarak yıkımı yapılan bir bina gibi sadece 9 saniye içinde tam olarak yere doğru çöküyor.” Bunun mantıksız ve olmaması gerektiğini söylüyor bilim adamları da. Yapılan açıklama, çıkan yangında yakıt depolarının patlayarak binanın çökmesine neden olduğu. Oysa şimdiye kadar dünyada yangın yüzünden çöken 3 tane betonarme bina olmuş ve hiçbirinde çelik konstrüksiyon da kullanılmamış. 28 Temmuz 1945’te Empire State binasının 79. katına uçak çarpmış ve sadece çarptığı kat ve etrafındaki bir katta hasar oluştu. Bina sağlam olarak hala kullanılıyor. Şimdiye kadar onlarca gökdelende yangın çıkmış ve bunlardan bazıları 20-26 saat boyunca yanmış, hiçbiri çökmemiş. Oysa çöken kuzey binası, sadece 56 dakika yanmış. “Fizik yasalarına göre; bir cismin yukarıdan aşağıya serbest düşüş hızı bellidir. Bu hesaplamaya göre; bu binanın yüksekliğinden bir cisim yere bırakıldığında 9.2 saniyede düşer. Tüm video görüntülerinden de görüldüğü gibi 200.000 ton çelikten inşa edilmiş ve 92 çarpı 40 santimetre kalınlığında çelik bloklardan oluşan bina, serbest düşme hızıyla yani yaklaşık 9 saniyede yere çakılmış. Patlayıcılarla patlatılarak yıkımı yapılan bir binada bile bu hızı yakalamak neredeyse imkansız. Yangına dayanıklı olmayan çelik bile 1648 santigratta erimeye başlıyor ve bina yangına dayanıklı çelikten inşa edilmiş. Jet yakıtı olan kerosin ise, 40 dakika boyunca sürekli yanacak olsa en fazla 1.120 santigrata ulaşabiliyor, ki uçak çarptığı anda yakıtın tümü havaya uçar ve bu bilimsel olarak mümkün değil. Çöken binanın ardından etrafa yayılan tozda aktif patlayıcı madde artığına rastlanmış. Binaya önceden bombalar yerleştirildiyse, bunun nasıl olduğu hala bilinmiyor. Çünkü binada 24 saat koruma ve her katta, asansör boşluklarında, merdivenlerde kameralar bulunuyor. Böyle bir çökmeyi gerçekleştirmek için her kata en az 8 bomba yerleştirilmesi gerekiyor. Yüzlerce bombanın kimse görmeden yerleştirilmesi mümkün değil. Pentagon’a çarptığı iddia edilen uçağın video görüntüsü yok, yalnızca patlama görüntüsü var. Oysa Pentagon’un içinde de her koridorda güvenlik kamerası bulunuyor. Eğer iddia edildiği gibi uçak içeri girdiyse en az 1 görüntü olmalıydı. Resmi açıklama, uçaktan kalanların yanarak buharlaşıp yok olduğu yönünde. Fakat eğer yangın bir jet uçağını buharlaştıracak kadar yüksek bir ısıdaysa 189 yolcudan 184 tanesinin cesedine nasıl kimlik teşhisi yapıldığı belli değil. Uçakta kullanılan titanyum 1.688 santigratta erimeye başlıyor. Jet yakıtı olan kerosin, demin dediğimiz gibi, 1120’ye ulaşabiliyor 40 dakikada. Yani 12 ton çelik ve titanyum sadece kerosin kullanılarak buhaşlaştırılıp yok edilemez. Bu model uçaklarda 2,7 metre genişliğinde ve 3,7 metre uzunluğunda çelikten üretilmiş 2 adet motor kullanılıyor. Bunların hemen Pentagon’un yanında bulunması gerekirdi, oysa sadece binanın içinde 1 metre çapında tek bir motor bulunmuş. Uçaklardan biri iddiaya göre, bir binayı tamamen yıkarken, Pentagon’a çarpan ise az bir hasar bırakıyor. İki çarpma arasında da tutarsızlık var. Bina bomba ile patlatılarak bile yıkılsa, üst üste düşen her katta, saniyenin dörtte biri kadar direnç oluşsa, yine de bina 50 saniyede yıkılırdı. Tüm çelik kolonlar yaklaşık 914 santimetrelik parçalara bölünmüş. Yanarak yıkılan bir binada bu düzgünlükte parçalanmış kalıntılar bulunmaması gerekiyordu, ama böyle bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Bunu açıklayamıyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
-Sayın Adnan Oktar’ın kuzusu yayına çıkartılıyor
ALTUĞ BERKER: Hocam iki resim daha vardı, uygun görürseniz onları da göstereyim. Birincisi; çelik, erimiş çelik açık sarı rengini alır. Sanayide kullanılan erimiş çelik görüntüsünü görüyoruz. Görüntüden anlaşılıyor, uçak çarpması ve uçak yakıtıyla olması mümkün değil. Yangına dayanıklı olmayan çelik bile bu şekilde hemen erimeye başlıyor. Bir şey daha var çökme anından, bu ilk çöken binanın katlanma krokisi; orada F19, F25, F17 yazan bölüğe adlandırılan katlar, uçakların çarptığı katlat. Uçak çarpmasında kaynaklanan mukavemet bozulmasıyla çöken bir binada, uçağın çarptığı yerlerin ilk olarak içeri doğru çökmesi gerekirdi. Oysa görüldüğü gibi o noktalar aksine dışa doğru kırılıyorlar.
ADNAN OKTAR: Yani bilimsel olarak açıklayamıyorlar. Çarpmanın ne olduğunu da açıklayamıyorlar. Binanın yıkılışını da açıklayamıyorlar, ama biz biliyoruz, inşaAllah. Başka neler var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Kedi ve sevimli bebek filmi var Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hayvanlar çok tatlı varlıklar, Allah çok büyük bir nimet olarak yaratmış, hayvan sevgisi çok önemli. Bir de şiddetli tatlılık var üstlerinde, insanın ruhunda müthiş bir tatmin oluşturuyor. Kelebekler ayrı güzel, uğur böcekleri ayrı bir güzel, kediler ayrı bir güzel, köpekler ayrı bir güzel, kuzular ayrı bir güzel. Allah’ın varlığının her biri ayrı ayrı delilleri. Yani yüzlerindeki o nur ve tatlılık, mesela çok mazlum oluyor hayvanlar. Yüzleri böyle şeker, munis ve sevme hissini müthiş tetikleyen bir görünümde oluyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Ben bir kitabınızı tanıtacağım, inşaAllah, “Kuran’ı Dinlemeyenler” isimli kitabınızı. Bu kitabınızın yazılış amacı, insanların kendilerini dünyada ve ahirette çok büyük bir kayba uğratacak bu ön yargılı bakış açısına karşı uyarmak ve hatırlatmak. Sadece Allah'ı ve Kuran'ı inkâr edenler için değil, aynı zamanda iman ettiklerini söyledikleri halde, Kuran ahlakını gereği gibi yaşamayan kimseler için de geçerlidir. Amacımız henüz daha vakit varken, insanları yeniden Kuran'da bildirilenler üzerine düşünmeye sevk etmek, Allah'a teslim olmaya davet etmektir, inşaAllah. Bu kitabınızda anlatılanlar bunlar.
ADNAN OKTAR: Şeyhim bir şey daha söyle sonra ben biraz bir şeyler anlatacağım.
ALTUĞ BERKER: Hocam, İhsan Tola, Tahsin Tola Ağabeyin dayısının oğlumuş maşaAllah. Menderes döneminde Demokrat Parti vekiliydi Tahsin Tola. İhsan Tola ve Tahsin Tola, Üstad’ın söylemesi üzerine Adnan Menderes’e tevafuklu Kuran hediye etmişler, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Adnan Menderes keşke Bediüzzaman’ın kıymetini bilseydi. Değerini anlayamadı, değerini bilemedi. Mahiyetini anlayamadı Bediüzzaman’ın. Eğer ona sığınsaydı, onu sevseydi, onu kendine mürşid edinseydi, şu an büyük güzellik oluşmuş olurdu, am fark edemedi. Bir hayır vardır tabii ki.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Hocam kargaların çok akıllı hayvanlar olduğu anlaşıldı. Onunla ilgili bir film gösteriyorum. Deneyler yapıyorlar kargalarla ilgili. Tüpün içinde bir yemek kabı var, bir de çubuk veriyorlar. Onu alması için önce bir çabalıyor. Fakat alamayacağını anlayınca hemen akıl gösterisinde bulunuyor. O çubuğun ucunu büküyor, çengel haline getiriyor. Sonra o çengelli çubuğu sokup amacına ulaşıyor, yemek kabını oradan alıp çıkartıyor.
ADNAN OKTAR: Bu kadar akıllı olması hayret bunların, maşaAllah. Çok akıllı hayvanlar, maşaAllah. Ama bana maymun çok akıllı geliyor, şempanzeler acayip akıllılar.
ALTUĞ BERKER: Kürt aydınlarından Orhan Miroğlu, onunla ilgili haberi de yansıtayım. İddia edilen Ergenekon örgütünün Kürt bölgesindeki faaliyetlerine henüz ulaşılamadığını belirterek, Kürt kardeşlerimizi iddia edilen Ergenekon davasını desteklemeye çağırmış. “Kürt siyaseti de, eğer iddia edilen Ergenekon sürecini siyaset dışı bir hadise olduğunu anlayıp, Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesini önemli bir adım olarak görseydi, bu davanın daha da derinleştirilmesi için taleplerde bulunsaydı, üç bin köyün hesabı sorulsaydı ve on yedi bin faili meçhulün dosyasıyla ilgili bir program geliştirilebilseydi, bu hepimizi memnun ederdi” demiş. Özetle Orhan Miroğlu, yıllar boyunca Kürtlere yapılan zulmün iddia edilen Ergenekon örgütü ile ilgili olduğunu ve Kürt kardeşlerimizin bu davayı desteklemelerinin önemi üzerinde durmuş.
ADNAN OKTAR: “Davayı desteklemenin” dediğin zaman yanlış anlaşılabilir. Yani; “iddia edilen Ergenekon terör örgütünün etkisiz hale getirilmesinde devlete yardımcı olmaları gerektiği”,
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:doğru tabii. Her Müslüman Türk evladının vatanseverlik vazifesidir. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün etkisiz hale getirilmesi için devlete yardımcı olmalıdır. Şeyhim, birbirinden önemli konular anlatıyorsun, onun için devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, vesilenizle, inşaAllah. Mustafa Sungur Ağabey ile ilgili bir haber vardı. 2006 yılında üç milletvekilinin Mustafa Sungur Ağabeyi ziyareti gizli kamera ile kayda alınmış, daha sonra da Hürriyet Gazetesi’ne servis edilmişti. İddia edilen Ergenekon davası sürecinde, davanın gizli tanıklarından Ahmet Faruk isimli kişi, bu görüntüleri tutuklu olan sanık Levent Ersöz’ün talimatı ile gerçekleştirildiğini itiraf etmiş. Aynı tanık, savcı Zekeriya Öz’e, Levent Ersöz’ün Hürriyet Gazetesi içinde bağlantılı olduğu bir ekibin bulunduğu bilgisini de vermiş.
ADNAN OKTAR:Evet, mahkeme sürecinin sonucunda her şeyi anlarız. Yani bütün olayların doğruluğunu göreceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sizin kedinizin resmi var, Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım tosuna. Ah severim ben onu. Elinde de tesbihi var. Tam görünüm asil ve çok soylu, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şu anda Fransa’dan resimler geldi. Onu hazırlıyorum şu an, göstereceğim, inşaAllah. Bugün Avrupa’nın en büyük camisi olan Büyük Every Camiisi’nde konferansımız vardı. Şu an resimlerini gösteriyorum.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Çok büyük bir ilgi olmuş Hocam, maşaAllah. Yeniden bir konferans daha yapmak istemişler, camiinin yetkili kişileri. Le Monde Gazetesi de konferansı takip etmiş. Katılan kişilerle konuşmuş muhabirler. Herkese “evrime inanan Müslüman neden olamaz?” diye soruyorlarmış. Katılanlar da Darwinizm’in dinsizlik olduğunu anlatıyorlarmış. Resimde gözüken Bayan Stephanie diye biri; resimlerde vardı, şurada. Stephanie Le Bars, Le Monde Gazetesi’nin en önemli yazarlarından.
ADNAN OKTAR:Le Monde? Şahane Fransızca bir kelime. Evet, maşaAllah konferanslarımız çok dolu dolu geçiyor. Allah’ın lutfu o, maşaAllah. Haset edenler de işte; “yok beş kişi geldi, yok on kişi geldi” diyerekten kendilerince ket vuracaklarını zannediyorlar. Velev ki on kişi bile gelmiş olsa, kaliteli on kişi çok önemlidir, on milyon kişiye muadildir. Ama görüyorsunuz işte, fotoğraflarla, belgelerle gösteriyoruz, dolu dolu, maşaAllah, elhamdülillah. Ki onca caydırma faaliyetine, durdurma faaliyetine rağmen, evet.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Bir bebek var, çok konuşan bir bebek.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VTR: Çok konuşan bebek.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Ne şeker şey bu böyle ya? Bak atıp tutuyor. Allahualem çok kapsamlı bir konu anlatıyor ama. Konunun ne olduğu belli değil. Allah Allah böyle birşey olması çok acayip ya. Ayaklar da çok şeker kardeşim. Acayip tatlı, cin gibi, çok şeker, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Sizi çok çok seviyorum. Bugün çok yakışıklısınız, maşaAllah, elhamdülillah. Hocam bugün Hz. Davud (a.s.)’ın yanına gelen…” Bir konu anlatmış, evet. Adalet konusunun, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) tarafından gerçekleştirileceğini söylüyor, inşaAllah. Kübra Güzelcan, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam size Hz. Mehdi (a.s.) talebelerinin kalu belada Allah’ın kendilerinden ahid aldığını, müminlerden oluşacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle bildiriyor. "Kâim aleyhisselam (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde halkın çoğu onu inkar edecektir, çünkü o reşit bir genç olarak zuhur edecektir.”
ADNAN OKTAR:Halkın çoğu Hz. Mehdi (a.s.)’ı inkar edecek en başta. Kabul etmiyorlar, “şahs-ı manevi” diyorlar, değil mi? “Gelip geçmiştir” diyorlar, şudur budur, kabul etmiyorlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “Onu (Hz. Mehdi (as)'i), sadece zerr aleminde Allah'in ahit aldiği müminler kabullenecektir." diye buyurmuştur. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 247)
ADNAN OKTAR:O has talebeleri, yakın talebeleri kaderlerinde ona tabi olmak var, ona tabi oluyorlar, evet.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Dün Hz. Mehdi (a.s.)’ın isimlerinden bahsetmiştiniz, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Okuyalım diye. İsimlerini okuyorum.
El Mehdi: Hidayet olmuş, hidayete ermiş ve hidayete vesile olan anlamında. Halef-i Salih: Allah evliyalarının liyakatli halifesi (manevi lideri). El-Mansur: Allah tarafından yardım edilen. Veliyi Asr: Asrın velisi, zamanın tek hakimi, zamanın tek rehberi. Bakiyyetullah: Allah’ın yeryüzünde geriye kalan tek hücceti ve son ilahi manevi lideri. Sahib'üd Dar: Yurdun sahibi (manevi sahibi). Sahibi’l-emr: İlahi adaleti uygulamakla sorumlu olan. El Hüccet: Reddi mümkün olmayan kesin delil. Hâdi: Hidayete sevk eden, doğru yola ulaştıran. El Kaim: Hak için kıyam eden, ayakta duran. El Muntazar: Herkes tarafından beklenen. Mehdi-yi Muntazar: Beklenen Mehdi. İmam-i Muntazar: Beklenen İmam (manevi lider). Sahibü’z-Zaman: Zamanın sahibi. Mehdi-yi Mev'ud: Vadedilmiş Mehdi. Kâim-i al-i Muhammed (a.s): Peygamberimiz (s.a.v.)'in soyundan gelen, kıyam edecek olan Mehdi. El Hatim: Hatmeden, sona erdiren. Nahiyetü'l-Mukaddese: Kutlanmış yön, en yüce ve kudsi, inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, ki bu bir kısmı. Peygamberimiz (s.a.v.) acayip seviyormuş, Hz. Mehdi (a.s)’ı. Sahabelerine sürekli anlatıyor, sahabeleri de sürekli soruyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra sahabeler her gün Hz. Mehdi (a.s.) gelmek üzere diye aramışlar, maşaAllah.
“Hocam hepimiz sevimli canlılar sevmeyi ve onlarda Allah’ın tecellisini görmeyi sizden öğrendik. Çünkü gerek dini seviyede, gerekse akademik seviyede…” Evet, güzel bir konuşma yapmış kardeşimiz. “Siz daha iyi bilirsiniz” diyor. İskoçya’dan bir kardeşimiz yazmış.
ALTUĞ BERKER:Kedi var filmi var Hocam.
VTR: Yemek yerken konuşan kedi.
ADNAN OKTAR: Napıyor bu? Bir şey yiyor da, keyiften delirmiş. Bitmiyor da yediği neyse. Acayip şeker, maşaAllah.
65, 66, 67, 68’inci ayetleri oku Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Kehf Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.”
ADNAN OKTAR:Kim o?
ALTUĞ BERKER:Hz. Hızır (a.s.) demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Hz. Hızır (a.s.).
ALTUĞ BERKER:“Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."”
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) de aynı durumdadır. Onunla da insanlar beraber olma sabrına güç yetiremezler. Onun talebesi olmaya güç yetiremiyorlar.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. “(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"”
ADNAN OKTAR:Çünkü hikmetle hareket edecektir Hz. Mehdi (a.s.) de, Hızır (a.s.) da öyledir. Özünü kavrayamadıkları için Hz. Mehdi (a.s.)’a acayip itirazları olacaktır. Hatta “Medine’deki alim” dedikleri o yobaz da deccallik yapıyor ve var gücüyle Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele ediyor, çünkü onun yaptığı işlerin hikmetini çıkaramıyor. Ahmak olduğu için hikmet gözüyle bakmıyor. Hikmet gözüyle anlayamayacakları için de, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı olacak, insanların büyük bir bölümü. Evet, başlangıçta ama sonra değişiyor tabii. Sonra tam tersi.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah sonra kıssa başlıyor Hocam.
O nilüfer çiçeklerini göstermiştik resim olarak, şimdi de görüntü olarak da bakabiliriz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayret bunların bu kadar güzel olması, maşaAllah. En batak ortamlarda bile böyle güzel olmaları, maşaAllah. Hayret o çiçeklerdeki renkler çok güzel. O çok güzel, bu da çok güzel. Şunun geçişleri, renk geçişleri çok çok güzel, maşaAllah. Onlar konfeksiyona ihtiyaç duymuyorlar. Allah kıyafetlerini oturdukları yerde giydiriyor onlara; kelebeklere de, bunlara da. Parfüm sürmelerine gerek kalmıyor, mis gibi kokuyorlar, maşaAllah. Bunlar makyajı yapılmış, parfümleri sürülmüş oluyor, Allah sürüyor onlara, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hepsinde bir altın oran ve simetri olduğunu anlatmıştınız daha önce, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ben İttihad-ı İslam ile ilgili Üstad’ın sözünü hatırlatıyorum. Şöyle diyor: “Ruh-u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşâAllah âlem-i İslâm'ın (İslam aleminin) da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i Müttefika-i İslâmiye'nin (İslam Cumhuriyetleri Birliği) kudsî (yüce) kanun-u esasiyelerinin (temellerinin) menbaı (kaynağı) olan Kur'an-ı Hakîm, istikbale (geleceğe) tam hâkim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine (dair) çok emareler (işaretler) var..." diyor Üstad Hazretleri.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, “İslam cumhuriyetleri birleşecekler” diyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Cumhuriyetler birliği olacak diyor. NATO gibi, Birleşmiş Milletler gibi o şekilde olacak diyor, inşaAllah. Şu Fatih Altaylı’nın olayına şaşırdım, onun bu kadar değişmesi hayret! Demek ki bizim anlatımlarımızdan çok olumlu etkilenmiş, dinleye dinleye, dinleye dinleye.
ALTUĞ BERKER:Kim bilir üçüncü kademede ne düşünüyor olabilirler yani, Allahualem.
ADNAN OKTAR:Dur bakalım. İnşaAllah böyle akıllı üslubu daha da gelişir. Şeyhime o zaman bir ayet daha okutturalım.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ya Allah, Bismillah. Doksan birinci ayet, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Tevbe Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”
ADNAN OKTAR:Güçsüz zayıflar sorumlu değil. Peki imkanı olduğu halde, gücü olduğu halde Mehdiyet’e yardım etmeyen, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a yardım etmeyen, İslam’ın âli olması için, güçlenmesi için gayret etmeyen kişilerin konumu ne olmuş oluyor o zaman?
ALTUĞ BERKER:Sorumlu.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ayetin hükmü çok açık. Aciz olan tamam. Allah, ona bir şey demiyorum diyor Cenab-ı Allah. Ama imkanı varken yapmıyorsa, hükmü çok ağır.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
SUNUCU:Tamam. Bizi yarın 22:00’den itibaren A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:94. ayet Berker Hocam. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım.
ADNAN OKTAR:Hangi Sure?
ALTUĞ BERKER:Tevbe Suresi, 94. ayet. “Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir."”
ADNAN OKTAR:İşte okulum vardı, evleniyordum, çekleri senetleri topluyordum, imkanım yoktu, yok sırtım ağrıyordu, yemek yememiştim, bilmem ne falan böyle bahane olmaz diyor, değil mi Cenab-ı Allah?
ALTUĞ BERKER:“Özür belirtmeyin” diyor.
ADNAN OKTAR:“Özür belirtmeyin”, çünkü samimiyetsiz bir hareket, isterse yapar. Çıkarıyla ilgili oldu mu nasıl deli enerjisi gösteriyor, nasıl deli tutkuyla hareket ediyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Kuran o konuda onları uyarıyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Tevbe Suresi, 98. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bedevilerden öyleleri vardır ki, infak ettiğini bir cereme sayar ve sizi felaketlerin sarıvermesini bekler. Kötü felaket onları sarsın. Allah işitendir, bilendir.”
ADNAN OKTAR:İyi Müslümanları, hak yolda olan Müslümanları felaketlerin sarmasını isteyen çok aşağılık insanlar olur. “Tutuklansınlar, hapsedilsinler, ezilsinler, dövülsünler, sövülsünler” isterler. Allah onların ne kadar aşağılık olduklarını belirtiyor. Yani Müslümanlara bu tip uğursuz gözle yaklaşanlar olur diyor Allah. Araf Suresi, 94.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.”
ADNAN OKTAR:Ekonomik kriz, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Tam hocam evet, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Zaten verdiği tarih de 2005.
ALTUĞ BERKER:Ebcedi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, iki yıl sonra ekonomik kriz başladı, 2005’ten sonra. Ne yapıyoruz? Kapatıyoruz. Yarın mı görüşeceğiz?
ALTUĞ BERKER:Yarın öğlen ve öğlen 12:00 ve akşamüstü 17:00’de canlı yayın programlarımız var ve sizin 22:00’da yine akşam canlı yayınız var.
ADNAN OKTAR:Biraz sonra da İngilizce yayın var.
ALTUĞ BERKER:Evet, A9’dan devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, haydi bakalım.
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...