ADNAN OKTAR: Basın mensubu arkadaşlarımıza hoşgeldiniz diyoruz. İsrailli misafirlerimize de hoşgeldiniz diyoruz. Eyüp Kara Bey de isterse önden kısa bir konuşma yapabilir, ama arzu ederse önce ben başlayayım nasıl ister?
Peki teşekkür ederim. Türkiye ile İsrail'in arasındaki dostluğun çok eski olduğunu biliyoruz. Türkiye'nin vasfı, bölgede sevgi şefkat ve savaşa karşı olma üzerine kurulu olduğunu da herkes biliyor. Biz bölgede dostluk istiyoruz,barış istiyoruz, savaş istemiyoruz. İranla İsrail arasında, yahut Suriye ile bir başka ülke arasında, bölgede kan dökülmesini istemiyoruz, damla dahi kan akıtılmasını istemiyoruz. Bölgede bizim barış ve kardeşlik içerisinde yaşamamız son derece kolay ve son derece güzel ve mantıklı. Boş yere bu gerilim ortamı oluyor. Ortadoğu'da akan kanın ucu bucağı yok biliyorsunuz. Çok ızdıraplar çekildi, acılar çekildi, bunun artık bu yüzyılda son bulmasını istiyoruz. Bizim Müslüman ülkelerle zaten ittifak etmemiz son derece makul olan birşey. Türk-İslam Birliği'nin oluşması son derece makul olan birşey. Türk-İslam Birliği oluştuğunda, İsrail güvence altında olacaktır. Yani üniter yapısını korur, rejimini korur, yani kimse iç veya dış işlerinde müdahale etmez. Sadece Türk İslam Birliği'nin özelliği garantör olmasıdır, yani NATO gibi bir sistem düşünün, Avrupa Birliği gibide bir ekonomik sistem düşünün, aynı bu şekildedir. İslam ülkeleri, zateninanç birliği olduğu için kardeşlik içinde olmaları mutlaka gerekiyor, Türklük aleminin birleşmesi mutlaka gerekiyor. Biz buna Türk-İslam Birliği diyoruz.Ama bu bir ırk üstünlüğüne dayalı olarak oluşmuş bir birlik değil; hizmet birliği, sevgi birliği ve kardeşlik birliği.
Kuran'da Cenab-ı Allah bizlere, şeytandan Allah'a sığınıyorum.
"Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır"diyor Cenab-ı Allah. (Al-i İmran, 199)
Yine Nahl Suresi 125'te, şeytandan Allah'a sığınırım:
"Rabbi'nin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır",bakın hikmetle ve güzel öğütle çağır "ve onlarla en güzel bir biçimde konuş," bağlantı kur. "Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir, hidayete ereni de bilendir."
Kitap Ehliyle, bakın diyor ki , "İçlerinden zulmedenler hariç olmak üzere Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin", yani fikren onlarla bağlantı kurun ve fikirlerinizle anlatın anlatacaklarınızı;
"Ve deyin ki bize vesize indirilene iman ettik , bizim İlahımız da sizin İlahınız da birdir. Ve biz O'na teslim olmuşuz."
Yani aynı Allah'a inanıyoruz, aynı dine inanıyoruz, bunları söyleyin diyor Cenab-ı Allah. Kuran'ın birçok ayetinde bunları görürüz.
Yine Al-i İmran Suresi 64;
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'ın birliğine gelin, Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız."
Yani Müslümanın üslubunun, tavrının bu şekilde olması gerektiği anlaşılıyor. Bizim bakın Musevi misafirlerimiz daha önce de gelmişlerdi biliyorsunuz. Eyüp Kara Beyde.Kardeşimiz Katolik'tir.Diğer sol tarafımda olan temiz insanlar, bugüzel insanlar da Musevilerdir. Biz zamanında bu kardeşlerimizi alıp ta İspanya'dan buraya getirmiştik, İstanbul'a getirmiştik. Osmanlı döneminde her zaman korunmuşlardır, Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da hep korunup kollanmışlardır.
Din kardeşliği ayrıdır, dünya kardeşliği ayrıdır, biz tabi ki dünya kardeşiyiz. Din kardeşi, Museviler kendi aralarında din kardeşidir, Hıristiyanlar kendi aralarında din kardeşidir. Müslümanlar da kendi aralarında din kardeşidir ama dünya kardeşiyiz, dünya kardeşi olarak birbirimizi korumak, kollamak, sevmek ve şevkatle birbirimize bakmak durumundayız.
Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallahu Aleyhi Vessellem; Hıristiyan olan İbn-i Haris kavmine yazdırdığı anlaşma metninde "Şarkta ve garpta yaşayan tüm Hıristiyanlar'ın dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamber'in ve tüm müminlerin himayesindedir." Bu ne demektir? Bütün Ehli Kitabı koruyup kollamak Müslümanların üzerine farzdır, Peygamberimiz (sav)'in üzerine aldığı bir görevdir bu. "Hıristiyanlık dini üzerine yaşayan hiç kimse, istemeden İslamiyet'i kabule zorlanmayacaktır." Dinde zorlama yok, İslamiyet'te zorlama yok, şiddet yok. "Hıristiyanlardan, yani Ehl-i Kitaptan, herhangi birisi, herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa, Müslümanlar ona yardım etmek zorundadır" şeklinde yazdırılmıştır. İbni Şam Ebu Muhammed Abdul Melik, El Siretül Nebeviye, bu Beyrut baskısı, 1396 baskısı olan eserde bu açıklanıyor.
Bölgede zaman zaman gerilim meydana getirilmek isteniyor, İranla İsrail arasında bir savaş varmış gibi, veyahut isteniyormuş gibi bir üslup oluşturuluyor, veya Suriye'ye karşı bir savaş düşünülüyormuş gibi gösteriliyor. Biz bunların hiçbirisini istemiyoruz, Ortadoğu'da biz barış ve kardeşlik içerisinde çok rahat yaşayabiliriz. Muhteşem bir güç, muhteşem bir birlik oluşabilir. Bunun için ortam müsait, şartlar da müsait, hiçbir engel yok. Bunun oluşması için biz İstanbul'da bu yıl büyük bir toplantı düşünüyoruz, çok büyük bir toplantı düşünüyoruz. 2012 gibi de, inşaAllah Kudüs'te büyük bir toplantı düşünüyoruz, hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem Müslümanlar'dan oluşan büyük bir topluluğun bu konuda ittifak etmesi için, bu fitnenin, kargaşanın ortadan kalkması için, ortak karar almaları için bir toplantı düşünüyoruz. İnşaAllah da başarılı olacağını düşünüyorum. Şimdilik ben bu kadar konuşayım. Misafirlerimize biraz söz vereyim, sonra bilahare yine konuşurum inşaAllah. Ama önceliği kime vereyim bilemiyorum, çünkü hepsi birbirinden kıymetli, fakat Eyüp Kara Bey'le başlayabiliriz buyrun.
EYÜP KARA: Çok teşekkür ederim kardeşim. Bizler [sadece] kardeşler gibi değil, bizler bir aile gibiyiz hepimiz. Şeyhimiz Adnan Oktar, biz size çok saygı duyuyoruz. Bence bütün insanlar size saygı duymalı; siz her zaman bu bölgenin huzur bulması, barışı için çalışmalar yapıyorsunuz. Rabbim sizi korusun.
Bildiğiniz gibi ben Musevi değilim, ama hükümette bakan yardımcılığı görevinde bulunuyorum; şu anda İsrail'de iktidar olan Likud partisinde önemli bir siyasi görevdeyim. Söylemek istediğim, ailem Türk kökenli; 400 yıl önce büyük babalarım Türkiye'deki idare tarafından Hayfa ve bölgesini idare etmek üzere bu topraklara atanmışlar. 400 yıl önce. Türkiye ve İsrail, uzun yıllardır birbiriyle iyi geçinen, mükemmel ilişkilere sahip iki ülkeydi. Bence İsrail de Türkiye de birbirlerine ihtiyaç duyan iki ülke. Bu ilişkinin devam etmesi çok büyük önem arz ediyor. Geçen sene olanlar bir kazaydı; hiç kimse böyle bir olayın olmasını istemezdi. Şimdi aynı güzel ilişkilere yeniden dönmemiz ve iki millet olarak kardeş olmamız çok önemli. Biz barışa yaklaştıkça, bu durum Orta Doğu'da barışın tesisini etkilemektedir. Benim devletim, benim hükümetim bu ilişkinin sürdürülmesini çok önemli görüyor. Bence bu ilişki çerçevesinde herşey uzun yıllar gayet iyiydi ve devletim adına Türkiye ve İsrail'in daimi olarak ilişkilerine devam etmesi gerektiğini burada söylemek isterim. Türkiye'nin İsrail çevresindeki diğer halklara, diğer devletlere yardım yapması durumunda biz bunu destekleriz. İnsani yardım nitelikli olduğu sürece Türkiye'nin Gazze'ye yada başka bir bölgeye göndermek istediği yardımlar için Kızıl Haç'ı tahsis edebiliriz. Onlara her türlü imkanı sağlarız. Fakat yardımın bu şekilde yapılması gerekir. Biz konuya insani yönden bakıyoruz ve insan hakları açısından her şeyi destekliyoruz. Bu İsrail'den getirdiğim mesajdı. Tüm bölgeye barışın hakim olmasına ihtiyacımız var. Bizler savaş istemiyoruz; İsrail çevresinde savaş olmasını istemiyoruz. Bizlerin Şeyh Adnan Oktar gibi kardeşler olarak yaşamayı isteyen kişilere ihtiyacımız var.
Ben Musevi değilim ama tüm Musevilerden daha fazla kendimi İsrailli hissediyor ve düşünüyorum, çünkü demokrasi ve liberalizme inandığım yer burası. Biz burada Museviler ve Musevi olmayanlar hep birlikteyiz. Hepimiz İsrail'de aynı şeyi hissediyoruz. Ben de İsrail ordusunda görevli bulundum; çünkü devletimi desteklemek durumundaydım ve devletim demokrattı. Fakat bu savaşı sevdiğim anlamına gelmiyor; çünkü savaşlarda iki kardeşimi kaybettim.
Bu toplantıda Sayın Oktar, Sayın Erdoğan ve Türkiye'de herkesin İsrail'e gelip ziyaret etmelerini ve İsrail'de barışın tesisi için daha fazla nüfuz kullanmalarını istiyoruz. İsrail'in barışa ihtiyacı var; İsrail savaşı sevmiyor. Sayın Şeyh Adnan Oktar Bey'in Gilad Şalit'in kurtarılması için yardım etmesi de bizim için önemli. Bu konudaki çalışmalarına Sayın Oktar bir sene önce başlamıştı; Gilat Şalit'in İsrail'e geri dönmesi için sizin daha fazla nüfuz kullanmanızı istiyoruz, buna ihtiyacımız var. Bu durum bizi çevremizdeki ülkelerle daha iyi ilişkiler içerisine girmemizi sağlayacaktır.
Ayrıca bu toplantı vesilesiyle geçen sene Hayfa'da meydana gelen büyük yangını söndürmek için Türkiye'den yardıma gelen herkese de teşekkür etmek istiyorum. Uçaklarla yardım etmek için gelenlere teşekkür ederim. Çok teşekkürler. Haifa yakınlarındaki Carmel'de, yangın için Türkiye'den insanlar uçakla geldiler ve bize yardım ettiler. Kendilerine bu toplantı vesilesi ile de teşekkür etmek istiyorum. Size de çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum. Buyrun.
Evet Abrahamson beyefendi de konuşabilir. Arzu ederse tabii. İsterse ben devam edebilirim.
HAHAM BEN ABRAHAMSON: İsrail'den gelen ve Türk insanlarına çok önem veren kişileri, barışı yaşamak isteyen kişileri, kendi insanlarımız ve sizin insanlarınız için bir gelecek görmek isteyen kişileri burada görmemiz çok önemli. Ve gerçekten çok derin bir ilişki var. Ve bir tarihçi olarak, yüzyılları içeren tarih bilgisini inceledim, Musevilerin ve Türk insanlarının birlikte çalışması, işbirliği yapması ve birlikte güzel bir hayat oluşturmaları konusunda. Ve önümüzde bizi bekleyen güzel bir gelecek için dua ediyorum. Burada tanıdığım insanlar hakkında şunları söyleyebilirim ki; birlikte çalışmamıza yönelik, sorunlarımızı aşmaya ve çocuklarımız ve çocuklarımızın çocukları için barış ortamı sağlamaya yönelik bir yol bulmak için kapleri birleşmiş durumda. Bu masanın etrafında olan herkesi tanımak benim için büyük bir onur.
ADNAN OKTAR: Evet, Hollander Bey misafirlerimizi sizlere tanıtacak basın mensuplarına...Buyrun.
HAHAM YESHAYAHU HOLLANDER: Şimdi burada oturan herkesi tanıtacağım. Haham Avraham Sherman, çok önemli bir hahamdır ve İsrail'deki Baş Rabbani Konseyi üyesidir, Kudüs'te tabii ki. Baş Rabbani Konseyi Kudüste'dir. Ve emsal teşkil etmiş ve İsrail kamuoyu tarafından çok ciddiye alınan birçok karara imza atmıştır. Uzun bir geçmişi var. Kendisi daha önce Kudüs bölgesinden sorumlu haham olarak ordudaydı ve daha sonra Baş Rabbani Konseyi'ne katıldı ve şimdi de İsrail Rabbani Yargıtayı üyesi.
Ve Rav Avraham Yosef. Öncelikle kendisi çok tanınmış bir aileden geliyor. Babası Haham Maran Harav Ovadya Yoseftir ve kendisinin ismi dünyanın bir ucundan öteki ucuna kadar uzanıyor. Muhtemelen şu anda yaşayan en önemli haham. [Rav Avraham Yosef de] İsrail'de önemli bir şehir olan Holon'un Baş Hahamı. Çok önemli yazılara imza attı, tabii ki sadece babasının oğlu olarak tanınmıyor.
Haham Yosef'in yanında oturan, geçmişte Siderot'ta haham olan Rav Tzion Cohen. Yetki makamını İsrail'in merkezine yakın olan Ohr Yehud olarak değiştirdi. Burada oturanlar çok iyi insanlar ve kendisi aynı zamanda Şa'ar HaNegev Başhahamı…
Haham Abrahamson haham olmasının yanı sıra aynı zamanda İslam konusunda da bir uzman. Bir Hasid olmasının yanı sıra, bir bilgisayar uzmanı olmasının yanı sıra, bu alanda yaptığı çok fazla çalışmanın yanı sıra, size şunu söylemek istiyorum ki aynı zamanda İSAM'ın onursal bir üyesi. Ne zaman isterse İSAM'a girmesi için davet edildi ve kendisine tam yetki verildi. İnsanlar Müslümanlar tarafından İslam'ın anlaşılması konusunda onun katkılarına saygı duyuyorlar.
Sayın Zvi Jacobson İsrail'de Knesset'teki Şas partisinin genel sekreteri ve çok önemli bir konumda. İsrail politikasını takip eden kişiler bunu bilir. Şas partisi, Haham Avraham Yosef'in babası, Maran Harav Ovadya Yosef'in liderliğinde bir devrim yaptı…
Haham Ovadya Yosef'in, Şas'ı politik araç olarak kullanarak İsrail toplumunda yaptığı değişiklikler, bildiğim kadarıyla, dünyanın başka bir yerinde görülmemiş olabilir. Musevi toplumunda eğitim ve din alanında büyük gelişmeler oldu, bu değişikliklerin eşi dünyanın başka bir yerinde görülmemiş olabilir. Şu anda burada çok önemli bir grupla beraberiz.
Kendim hakkında da bir ikicümle söylemek istiyorum. Ben Kudüs'teki yeni kurulan Sanhedrin Meclisinin bir üyesiyim ve burada olmak ve Sayın Adnan Oktar'ın burada açıklanan fikirleri için onunla birlikte çalışmak benim için büyük bir onur. Ayrıca Sayın Kara ile olan dostluğumu size belirtmekten de onur duyarım. Dostluğumuz birkaç sene öncesine dayanıyor.Onun da Ortadoğu barışı için yaptığı katkılar ve çabalar benzersiz. Teşekkür ederim.
GIRIES MANSOER:Öncelikle kendimi tanıtmak istiyorum. Adım Gries Mansoer. Ben İsrail'de Katolik Kilisesi'nde yardımcı papazım. İsrail'deki kiliseye bağlı olan tüm okulların Genel Müdürüyüm. Bugün bölgemize barış gelmesi için kardeşimiz Adnan Oktar'la birlikte hareket etmek üzere buradayım. Bir Hristiyan olarak, dinimizin temelinin iki şey olduğunu söylemem gerekiyor: Sevgi ve Barış. İsrailli bir vatandaş olarak, Hristiyanlar için ibadet özgürlüğü olduğunu hissediyorum. Kilise inşa edebiliyoruz. İstediğimiz zaman ibadet edebiliyoruz. İstediğimiz kiliseyi ziyaret edebiliyoruz ve Rama okulunun bir prensibi olarak Hristiyanlar, Müslümanlar ve Dürzilerle birlikte çalışıyoruz. Benim hayalim okuluma Musevi çocukları da almak. Ve size söylüyorum; o gün gelecek. Hepimiz kardeşiz, ayrıca Mısır'daki Hristiyanlar için uluslararası koruma da istediğimizi söylemek istiyorum, özellikle de son günlerde olan olaylar konusunda. Ortadoğu'daki tüm ülkelerin Hristiyanları İsrail devletinin koruduğu gibi korumayı öğrenmelerini istiyorum. Arap ülkelerine ve Araplara karşı değiliz, ama İsrail devletinin bir vatandaşıyım, İsrail pasaportum var ve bu devlette iyi bir vatandaş olmaktan dolayı mutluyum, ama Ortadoğu'daki tüm liderlerden bir masaya oturup tüm problemleri çözmelerini istiyorum. Bir gün okuldaki bir öğrenci bana "kardeşim kim" diye sordu? Ona "tüm insanlar senin kardeşindir" dedim. İnanıyorum ki, eğer okuldaki çocuklara barış, sevgi ve affediciliği öğretmeye başlarsak, hepimiz eşit olma hedefimize ulaşmış oluruz çünkü hepimiz Allah'ın kuluyuz. Ve İncilimiz'de insanların barış yapıcılar oldukları bildirilmiştir. Herkes evde çocuklarına sevmeyi, affedici olmayı ve bu dünyaya nasıl barış getireceğini öğretmeli. Sayın Adnan Oktar'a bu toplantı için teşekkür ediyorum, Ortadoğu'da bu topraklarda Hristiyanlar, Müslümanlar, Museviler ve Dürziler arasında barış süreci için bir gönüllü olmaktan dolayı çok mutluyum. Bu toplantı için tekrar teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum. Salman bey buyurun.
ŞEYH YUSUF HIRBAWI: Benim adım Yusuf Hirbawi. Ben İsrail'de Dürzi İmamlar Birliği'nin sekreteriyim. Öncelikle Sayın Adnan Oktar size teşekkür etmek istiyorum. Ve sizin camianızdan dün bize yardımcı olan herkese özellikle teşekkürler.Türkiye'nin, özellikle de siz Sayın Adnan Oktar'ın ülkemizde ve Orta Doğu'da barışı sağlamak ve bölgemizi huzurlu bir hale getirmek için pek çok şey yapabileceğine inanıyorum. Asker Gilad Şalit ile ilgili olarak Eyüp Kara'ya katılıyorum ve size Dürzi topluluğumuzdan ve İsrail'den umut dolu güzel dilekler getirdim; teşekkürler.
ADNAN OKTAR: Evet buyrun.
FREDI MALEK: Herkese iyi günler. Adnan Bey,öncelikle Eyüp'e beni buraya getirdiği için teşekkür etmek istiyorum. Dün bir arkadaşınızla konuştum ve sizden çok etkilendim. Ve sizin gibi bir insanı tanıdığım için Allah'a şükrediyorum. Benim adım Fredi Malik ve Hayfa yakınlarındaki Nesher şehrinin Belediye Başkanı Yardımcısıyım. Ve bundan bir yıl öncesine kadar da, on sene boyunca, İsrail'deki Gençlik Değişim Kurulu'nda sorumluydum. Türkiye'nin tarihini ve Türkiye-İsrail ilişkileri üzerine çok çalıştım. Özellikle şunun için dua etmek istiyorum. Türkiye'nin İsrail'le barışın tesis edilmesinde [Osmanlı] imparatorluk döneminde olduğu gibi önemli bir rolü olacak. Biliyorsunuz ki Museviler her gün, günde üç kere "oseh shalom bimromav" (O göklere barışı getirir) diye dua ederler. Her gün dua eden her Musevi'den barışın gelmesi üç kere "oseh shalom bimromav" (O göklere barışı getirir) diye dua etmesini istiyoruz. Biz her zaman barıştan yanayız. Ve bence bu şehir, yani İstanbul, İsrail ve Türkiye için ve tüm dünya için barışın merkezi olacak. Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Evet. Haham Sherman. Lütfen buyrun.
HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Adnan Oktar'a ömür ve güç vermesi için Allah'a dua ediyorum, ki şiddete, terörizme, materyalizme ve ateizme karşı olan ve barışın tesis edilmesi ile ilgili çalışmalarına devam edebilsin. Ben ve arkadaşlarım bu konferansa katılmak için İsrail'den geldik; çünkü hepimiz Sayın Adnan Oktar'ın tüm dünyaya yaymak istediği bu fikri; yani dünyadaki tüm insanların, tüm dinlere mensup kişilerin birlikte olmasından doğacak gücü göstermesine, dünyanın Yaratıcısı'na olan inanca ve atamız İbrahim'in dinine olan inanca katılıyoruz.
İşte bizi, kardeşlerimizle, ailemizle, tüm İslam alemiyle, Müslümanlarla bağlayan İsmail, atamız İbrahim'in oğludur. Ve bu konferansta birlikte olmamızdaki bizi memnun eden en önemli nokta budur; özellikle de Türkiye'de olmasıdır. Çünkü tarihsel olarak da biliyoruz ki, Kutsal Kitaplarda da o şekilde yazıyor, İbrahim Allah'ın varlığına dair ilk tebliğ yaparken ve bu inancı yaymak için ilk önce Türkiye'de bir ilçe olan Harran'da anlatmaya başlıyor. Burası İbrahim'in insanların Allah'ı tanıması için tebliğ faaliyetine başladığı yerdir. Sadece insanlara Allah'ı tanıttığı değil, aynı zamanda O'nun yolunda yaşayarak ilerlemeye başladığı yerdir.
Musevi inancında, Allah'ın isimlerinden biri Şalom (Barış)'dur. Çünkü O tüm dünyada "Şalom (Barış)" yapmaktadır. Bu nedenle, İbrahim, sadece O'nu tanımayı değil -ki tanımak için inanmak gerekir- aynı zamanda O'nun yolundan ilerlememiz gerektiğini de söylemiştir. Allah'ın yolu barıştır, Allah'ın yolu Haktır. O'nun kanunlarına göre ilerlemek gerekir ve insanların da doğru yollara uyması gerekmektedir.
Sayın Adnan Oktar'ın büyük kitaplarını okuduğum inançtan dayanak alabiliriz. Kendisi kitaplarında gücümüzü ve barışı gerçekleştirmek, isyanlara, zulüme, savaşlara karşı mücadele etmek için arzumuzu imandan alabileceğimizi anlatıyor.
Biliyorsunuz ki, Tevrat'ın Kanununlarına göre, karşı taraf size düşmanlık yapmadığı sürece bir savaş başlatamazsınız. Sizin düşmanınız dahi olsa, onu öncelikle barışa davet etmelisiniz... Sorunları savaşla ve kan dökerek değil, karşılıklı konuşarak çözmek var. Ve birbirimizi anlayarak, barış ve mutluluk içinde birlikte yaşayabilmek için bir yol arayarak çözmek var. Bu sebeple şu an Türkiye'deyiz. Sayın Adnan Oktar, Eyüp Kara, Hıristiyan, Dürzi arkadaşlarımızla birlikte Türkiye'deyiz ve buradan herkese sesleniyoruz... Kutsal Kitaplarda anlatılan ahlakla ve inancımızla materyalizme karşı mücadele ediyoruz... Biz de Sayın Adnan Oktar'ın kitaplarında bahsettiği gibi hayatlarımızı üzerine kurduğumuz materyalizme karşı mücadele etmemiz gerek...
Bu nedenle Sayın Adnan Oktar bu konferansta hepimize, tüm dünyadaki dinlere yönelik bir konferans hazırlamamızı tavsiye etti. Şunu belirtmeliyiz ki barış meydana getirmek için gücümüzü imanın nurundan, Kutsal Kitaplarda yazılı olan ahlaktan ve takip etmemiz gereken mübarek yollardan alıyoruz. Bu nedenle, Sayın Adnan Oktar'ın tavsiye ettiği gibi, tüm dünya dinlerinin liderlerinin katılacağı bir kongreyi ilk olarak Türkiye'de düzenlenmesini umuyoruz. Tıpkı İbrahim gibi, tıpkı onun imanın nurunu ve güzel ahlakı Türkiye'den Kutsal Topraklara başlatması gibi. İkinci konferansı Kudüs'te yapacağız. Çünkü burası yola devam edeceğimiz yer ve daha ilerleyeceğiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Bölgede dindarlar birbirlerini seviyorlar, yani Hristiyanlar, Museviler, Müslümanlar hepsi, Allah'ın birliğine inanan insanlar, birbirlerini seviyorlar. Dünya kardeşi olarak birbirlerini seviyorlar, kendi aralarında da din kardeşi olarak birbirlerini severler.
İnşaAllah yakın bir zamanda bütün Türklük alemi birleşecek, İslam alemi birleşecek, büyük bir Türk-İslam Birliği oluşturacağız. Ermenistan, İsrail de dahil olmak üzere, bu güzel insanları güvence altına alacağız inşaAllah. Barış ve kardeşlik içinde yaşayacağız. İsrail'deki o taş duvarları kaldıracağız.
İnşaAllah hapishaneler boşalacak. Ne İsrail'de ne Filistin'de hapiste hiç kimse kalmaz. Özgürleşecek, oradaki kız kardeşlerimiz, Gilad Şalid de, o gencimizide bıraktırtacağız, inşaAllah. Büyük bir huzur ve kardeşlik çağı başlatacağız Allah'ın izniyle. Karşılıklı acılar, karşılıklı ızdıraplar tamamen son bulacak. Hiçbir devletin rejimine karışma olmaz Türk İslam Birliği'nde.Üniter yapısına karışma olmaz. Dışişlerine karışma olmaz. Asıl olan kardeşliği, barışı sağlamaktır, dış saldırılardan onları korumaktır. Anarşi ve terörü durdurmaktır. Ve ekonomik yardımlaşma ve ahlak yönünde de en yüksek ahlakı uygulamaktır. Her dine kendi içinde saygı göstereceğiz inşaAllah. Hıristiyanlar kendi dinlerinde son derece özgür olacaklar, Museviler kendi dinlerinde özgür olacaklar. Müslümanlar da kendi dinlerinde, inançlarında özgür olacaklar. İsa Mesih gelinceye kadar. İsa Mesih geldiğinde de inşaAllah biz kendi inancımıza göre, bütün dünyanın Müslüman olacağına inanıyoruz,İslam olacağına inanıyoruz. Tabi bu bizim inancımız, Müslüman inancıdır bu. Fakat mühim olan hiç kimsenin inancına müdahale edilmez. Yani bir Musevi'nin sinagogda ibadet etmesine saygı gösterilir, korunup kollanır. Canı, malı, ırzı, namusu, Müslümanlar'ın güvencesindedir, Ehl-i Kitabın. Yani Müslümanlar onları korumakla mükelleftir. Canlarını yakmak, onlara ızdırap vermek, acı vermek, kim olursa olsun, hangi dinden olursa olsun, ızdırap ve acı vermek insanlara haramdır. Dinimiz bunu yasaklamıştır. İnancımıza göre, kendi inancımıza göre Müslümanlık inancına göre Mehdi'nin geldiğine inanıyoruz. Yani Kral Mesih olarak geçen, Tevrat'ta geçen kişi ile Mehdi'nin aynı kişi olduğuna inanıyoruz. Moşiyah, Şiloh olarak da geçen kişinin, aynı kişi olduğuna inanıyoruz. Museviler'in, İsrail sınırları dışına da çıkarak her yerde rahat yaşamalarını istiyoruz biz. Lübnan'da da rahat yaşasınlar, Suriye'de de rahat yaşasınlar. Türkiye'ye de gelsinler, alabildiğine özgür olsunlar istiyoruz, her yerde fabrikalar kursunlar, tesisler kursunlar, sevinç içerisinde olsunlar, istedikleri gibi ibadetlerini yapsınlar istiyoruz. Sürekli orada burada kontrol noktaları oluşturmak, orada burada güvenlik tedbirleri almak gibi olayların tamamen kalkmasını istiyoruz. Alabildiğine huzurlu, neşeli ve sevinçli yaşamalarını istiyoruz.
Tabi inancımız içinde biz Mehdi'nin Müslümanlar'a Kuran ahlakı ile hitap edeceğine, Hıristiyanlara İncil'in gerçeği ile hitap edeceğine, Museviler'e yine Tevrat'ın orijinali ile hitap edeceğine inanıyoruz. Peygamberimiz (sav)'in hadisleri bu şekilde. İnşaAllah bu bizim idealimiz, ama bunun bir gerçek olduğunu insanlar önümüzdeki on yıl içerisinde veya on beş yıl içinde görmüş olacaklar. Metafizik bir çağdayız, metafizik bir ortamdayız. Böyle, mesela buradaki bu toplantı da olağandışı bir olaydır, normal dışı bir olaydır. Harika birşeydir. Bir kardeşlik bağının oluşmuş olması, savaşa karşı olmamız, barışı istiyor olmamız Kuran'ın emridir, aynı zamanda İncil ve Tevrat'ın da içinde geçen hükümlerdendir; barış. Hiç bir şekilde bölgede savaşa inşaAllah müsaade etmeyeceğiz.Kan dökülmesine müsaade etmeyeceğiz.Anarşiyi ve terörü tamamen ortadan kaldırıp, kardeşlik ve birlik içerisinde yaşayacağız inşaAllah. Türk-İslam birliğinde, İslam ahlakının bütün güzelliklerini insanlar görmüş olacaklar. Ekonomik kalkınma olağanüstü olacak, silaha para ayırmak olmayacak. Artık bundan sonra tanka, topa, savaş uçaklarına para ayırmayacağız. Bundan sonra sadece sanayide, faydalı olan ev eşyalarının yapımında veyahut insanların doğal ihtiyaçlarında, inşaAllah bu paralar ve imkanlar kullanılmış olacak bütün dünya. Bütün dünyada silahları kaldıracağız, nükleer silahları kaldıracağız inşaAllah, bombardıman silahlarını kaldıracağız. Sadece sevgi ve barış hakim olacak. Bunu da inşaAllah göreceksiniz. Bu çok makul olan bir şey, insanlara şaşırtıcı geliyor, halbuki savaş acayiptir. Kan dökmek acayiptir, anarşi acayiptir, insanları kaçırmak eziyet etmek acayiptir. Barış içinde, kardeşlik içinde yaşamak, son derece normal, hakkımız olan, son derece makul olan bir şeydir. Allah'ın bizden istediği de budur. İnşaAllah bunu göreceğiz. Bütün ızdırabı, bütün acıyı dindirecek, çok güzel tedbirler alacağız inşaAllah. Yeter ki bu kardeşliğimizi daha da pekiştirecek, azimli çalışmalar yapalım.
Efendim misafirlerimize de imkan verelim. Rav JacobsonŞas Partisi Sekreteri.Rav Jacobson. Buyrun.
HAHAM ZVI JACOBSON:Tek bir şey söyleyeceğim. Öncelikle buraya saygıdeğer ev sahibimizin gerçekleştirdiği güzel ve olumlu çalışmaları temel alarak geldik. Evet, tekrar söylüyorum. Buraya iki nedenden ötürü geldim: İlk olarak, saygıdeğer ev sahibimizin önemli çalışmalarına olan şükranımızı sunmak. Arap ülkelerinin çoğunluğunu ziyaret ettim ve barıştan bahseden birçok insan gördüm. Bu durumda, Sayın Oktar'ın samimi olarak dünyada barışın tesis edilmesi için çalıştığına inanıyorum. Birçok insanın benzer gayretler içinde olduklarını gördüm, ancak bu sefer farklı ve ben kendisine inanıyorum.
Ve ikinci neden şu; insanlardan bu gece konuşan kişilerin yüzlerine bakmalarını ve kendilerine İsrail ve Yahudi halkı ile ilgili yazılan olumsuz şeylere inanmaya devam edip etmeyeceklerini sormalarını rica ediyorum. Eğer tek bir gazeteci, tek bir gazete bile, Türkiye'deki tek bir kişiyi İsrail'in ve Yahudi halkının gerçek durumu hakkında bilgi sahibi olması için etkileyecek bir satır yazı dahi yazsa, bu gelmek için yeterli bir neden olur. Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Evet. Rav Yosef, peki buyurun, sizi dinliyoruz. Rav Yosef.
RABBI ABRAHAM JOSEPH:Ev sahibimiz Sayın Adnan Oktar için bir teşekkürle başlıyorum; ekibiyle birlikte bizi çok güzel bir şekilde ağırladılar. Kendilerini Kudüs'te, İsrail'de ağırlamayı umuyorum. Süleyman Peygamber çok çok eğitici bir ayet söylüyor."Su görüntümüzü nasıl yansıtıyorsa, yürek de insanın içini yansıtır".(Süleyman'ın Özdeyişleri, 27:19)Eğer birini sevmek istiyorsam ve eğer birinin de beni sevmesini istiyorsam, ilk adım benden gelmeli. Aynen birininsuya eğildiğinde yansımasında tebessüm gördüğünde, bunun gülümsediğini göstermesi gibi. Eğer yansımasının kızgın olduğunu görürse, bu onun kızgın olduğunu gösterir. Aynen insanlar arasında olduğu gibi. Eğer bana arkadaşım kızgın gibi görünürse, o halde ona karşı biraz öfke taşıyor olabilirim. Eğer onu seviyorsam, o da kesin beni seviyordur. İlk adım mutlaka benden gelmeli. Aynı şekilde, nasıl kendi görüntümü görmek için suya eğilmem gerekiyorsa –ayakta durarak sudaki yansımamı görmem mümkün değildir- aynen iki insanın kalbi arasında da, içlerinden birinin alçakgönüllülükle eğilmesi, mutlu bir yüz ve sevgi göstermesi gerekir. Bu şekilde, gazeteciler, eğitmenler insanlığın kalbine kardeşlik, barış ve birliktelik aşılamakla yükümlüdürler.
Tevrat sevgi ve kardeşliği işlemek ve nefretten uzak tutmak için teşvik eder. Allah Musevileri, sadece onları Kendisine karşı günah işlememeler için değil, aynı zamanda Bir Allah'a olan inancı ilan etmek, güzel ahlakı, düzgün davranışı göstermek, saygıyı göstermek için sorumlu tutmuştur. Öğrendiğimiz ve öğretildiğimiz gibi, "Komşunu kendin gibi sevmelisin." (Levililer, 19:18)
Her dinde emirler vardır. Bu emirlerin amacı başkalarını alçaltmak değil, aksine Allah ile yakınlık kurmaktır. Allah'ın cismi ve vücudu yoktur.O'nun yüceliğinin ölçülmesi imkansızdır. Sonsuz olan bir varlık ile bağlantı kurmak için, güzel amellerde bulunmak gerekir. Her dinde, tüm dinleri birleştiren, tüm alemleri birleştiren ve sadece O'a tam bir teslimiyet ile kazanılan Allah'la bağlantıdır...Teşekkürler.
ADNAN OKTAR:Konuşmacı olarak Zion Cohen Beyefendi. Lütfen buyrun.
HAHAM ZION COHEN:Benim adım Tzion Cohen. Fas'ta dünyaya geldim. Bu zamana dek Sederot hahamıydım, aslında Gazze'nin komşusu olan Sha'ar HaNegev Hahamı olarak halen Sederot belediyesine bağlıyım. Aynı zamanda Ohr Yehuda Hahamı olarak seçildim.
Yahudiler olarak... Yahudi ulusu on iki kavimden oluşmaktadır. İsrail ulusuna Yahuda kavminin ismi verilmiştir. İsrail ulusunun özü Yehuda kelimesine dayanır, bu kelime Hoda'ah kelimesinden türemiştir ve teşekkür etmek anlamına gelir. Biz de Sayın Adnan Oktar'a ve bize katılan ve bu kadar harika bir şekilde yardımcı olan ekibine teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz.
Türk milleti, genel olarak, çok güzel bir tarihe ve uzun senelere dayanan, çok özel misafirperverlik geleneğine sahip. İkinci Dünya Savaşı'nda İspanya tarafından sürgüne gönderilenleri davet etmeleri ve halen bu çizgide devam etmeleri bunu gösteriyor.
Allah tek bir insandan, Adem'den aileler ile dolu harika bir dünya yarattı. Neden sadece tek bir insan yarattı? Başlangıçta milyonlarca insanı birden yaratabilirdi. Burada merkezi ve önemli bir mesaj var; her birimiz aynı genlere sahibiz, bu nedenle de kimse bir başkası üzerinde üstünlük iddia edemez.
Barışın anahtarı, pozitif kişiler arası iletişimdir... Sevgiyi, kardeşliği, barışı ve birlikteliği artırmak pozitif iletişime bağlıdır: hem yazılı iletişimde (gazeteler vb.) hem de elektronik iletişimde; Sayın Adnan'ın kurduğu uydu kanalı da insanlar ve dini topluluklar arasında barış ve sevgi hakkında yayınlar yapması ve vahşetin her türlüsüne karşı olması bakımından gerçekten çok önemli.
Allah'ın isimlerinden biri Şalom yani Barış'tır. Allah'a hamd etmenin güzel bir yolu. Allah'ı seven biri, dünyada sevgiyi, kardeşliği, barışı ve birlikteliği kuvvetlendirmek zorundadır; bu özellikle ruhani liderler için geçerli. Onlar halen öğrenmekte olanlara rehberlik etmeli ve onları uyarmalıdırlar. Çok dikkatli olmaları gerek. Konuşmalarında, amellerinde çok dikkatli olmalı ve diğerlerine örnek olmalılar. Başkalarının imreneceği insanlar olmak için. Halka ve uluslara karşı yükümlülükleri var. Pratik olarak uygulanabilir ve sevgiyi, kardeşliği, barışı ve birlikteliği kuvvetlendirecek işler yapmalılar. Sayın Oktar'dan, Yardımcı Bakan Eyüp Kara'nın talebi üzerine, Gilad Şalit'in serbest bırakılması konusunda elinden gelen her şeyi yapmasını rica etmek istiyorum. Sayın Adnan'ın ve tüm arkadaşlarının bizi çok sevindiren ve şaşırtan incelikleri için tekrar teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR:Ben de teşekkür ederim. Sefa getirdiniz. Salman Bey sizi alalım. Sonra basından kardeşlerimizin sorularını alabiliriz.
SALMAN HENO:Şalom LeKulam (Herkese selamet olsun) Selamun Aleyküm. Saygıdeğer Oktar Bey, Bakan yardımcısı, heyet üyeleri. Ben Salman Heno. İsrailde Celiledeki Dürzilerin temsilcisiyim. Bu heyete Türkiye ve İsrail arasında bağları güçlendirmek için katıldık. Bakan Yardımcısı ile birlikte ilişkilerin eski haline getirilmesi için çalışıyoruz ve Türkiye dünyada ve bölgede barışın tesisi için Ortadoğudaki eski iyi konumuna geri dönmeli. Şeyh Adnan'ın güzel fıtratı bizim buraya gelişimizdeki duyguları kuvvetlendirdi. Kendisini yakından görmek çok özeldi ve buraya vardığımızda, kendisi hakkında duyduklarımızın gerçekten doğru olduğunu ve hatta daha da fazlası olduğunu gördük. Şeyh Adnan'ın yaptığı ve uluslara verdikleri fevkalade ve kendisi maneviyatla uğraşan biri. Bu durum onu herkesten çok daha önemli kılıyor. Adnan Beye ve onun tüm ekibine teşekkür ediyorum ve herkese başarılar diliyorum. Ben de Bakan Yardımcısının Adnan Beyin bölgede çalışmalarına devam etmesi veGilad Şalit'in serbest bırakılması için çalışmalara devam etmeniz ile ilgili Bakan Yardımcısının ricasına da katılıyorum.
HAHAM YESHAYAHU HOLLANDER:Ben de birkaç şey söylemek istiyorum. Şu anda tarihin çok ilginç bir dönemecindeyiz. Sayın Oktar'la birlikte yaptığımız çalışmaların dördüncü senesi ve olaylar düşündüğümüzden de hızlı gelişti. Arap dünyasındaki gelişmeleri hepimiz biliyoruz, Tunus'ta, Mısır'da ve diğer yerlerde de insanlar daha önce sahip olmadıkları özgürlüklere kavuşuyorlar. Talmud'da bilgelerden biri olan Samuel, Mesih geldiğinde ulusların artık boyunduruk altına kalmayacaklarını söylüyor. Maimonides de ulusların boyunduruk altına alınmayacağını söyler. Çocukken bunun, Mesih'in yaşadığı uluslar tarafından boyunduruk altına alınmayacağı şeklinde olduğunu düşünürdüm. İsrail devleti yoktu ve Museviler dağılmıştı. Birçok yerde acı çekiyorlardı ve bunun sadece Musevilere baktığını düşünmüştüm. Ama şu anda anlıyorum ki; sadece Musevilere yönelik değil; insanlığın tümüne bakıyor. Mesih geldiğinde insanlar diğer ulusların yada kendi yöneticilerinin boyunduruğuna girmeyecek. Şu anda bunun olduğunu görüyoruz.
Sayın Oktar bana birkaç sene önce Mesih'i göreceğimi ve Süleyman'ın Tapınağı yeniden inşa edildiğinde orada ibadet edeceğimi söylemişti. İçimden pek de inanmamıştım, ama olsa ne güzel olur diye düşünmüştüm. Şu anda herşey düşündüğümüzden daha hızlı gelişiyor gibi. Mesih yakın, bize yakın, özgürlük de dünyanın bir ucundan diğer ucuna, kıyıdan kıyıya yayılacak. Tamamen özgür olan insanlar Cenab-ı Allah'a ibadet edecekler inşa'Allah. Çok teşekür ederim.
ADNAN OKTAR:Maşa'Allah. Maşa'Allah. Salman Bey biliyorsunuz İsrail'de Dürzi valiler başkanı. Bunu belirteyim. Şimdi değerli basın mensuplarının sorularını almamız mümkün. İstirham edeyim buyrun.
GAZETECİ:Lütfen Zion Cohen Beyden Mavi Marmara üstüne ne düşünüyor onu soralım.
HAHAM ZION COHEN:Yahudilikte çok önemli bir prensipten bahsetmek istiyorum. On Emirden. On Emirde, insan ve Allah arasında olan beş emir var ve buna paralel olarak insanın insanla arasında olan beş emir var. Şunu belirtmek önemli ki; ilk emir "Ben Senin Rabbin olan Allah'ım" ve buna paralel olan emir, "Öldürmeyeceksin." Bu demektir ki, ilk emre uymayan ve Allah'a iman etmeyen birisi cinayet işleyebilir. Atamız Yakup'tan bir örneğimiz daha var; [aralarındaki dostluğu kaybettiği] kardeşi Esav ile buluşmaya gitmesi ile ilgili şöyle bir ifade var, "ve Yakub çokça korkmuş ve telaşlanmıştı" (Yaratılış 32:7) Burada bir anlamlı bir ifade var. Bilgelerimiz bize iki şeyden korktuğunu söylüyorlar; öldürmek zorunda kalkmaktan ve kendisi ölmekten korkuyordu. Bu bize Allah'a kulluk eden birinin hiçbir şekilde kan dökmemek için çok titiz davranması gerektiğini öğretiyor. Bu Yahudilikte genel bir prensiptir. Bunun olması [kan dökülmesi] çok korkunç bir şey ve bunun tekrar olmaması için gerekli adımların atılması da çok önemli. Ne zaman olursa olsun, bir hayatın sona ermesinin bizi üzdüğünü ve geleceğin sevgi, kardeşlik, barış ve birliktelik getirmesi için dua ettiğimizi açıkça belirtmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Biz bölgede iç kargaşa da istemiyoruz. MeselaSuriye'nin içinde bir kavga olması, birbirlerine düşmeleri, biz bundan çok rahatsızız. Libya'nın içinde iç kargaşa olmasından rahatsızız. Fas, Tunus, Cezayir'de olmasından rahatsızız. İsrail'de Filistinli kardeşlerimizin canının yanmasından rahatsızız. İsrail'in tedirgin yaşamasından rahatsızız. Bölgede savaşlar olmasından rahatsızız. Bunların kalkmasını istiyoruz. Bu çok basit ve gayet kolay olan birşey. Savaş ve kargaşa çok zordur. Mesela Marmara Gemisi'nde olan olay da çok acıdır. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin. İstenmeyen bir durumdur. Eğer Türk-İslam Birliği olmuş olsaydı, Marmara Gemisi'ndeki o olay da olmayacaktı. Bu da olmazdı. Suriye'deki ayaklanma da olmazdı. Libya'daki olaylar da olmazdı. Cezayir'de binlerce Müslümanın katledilmesi, şehit edilmesi de olmazdı. Mısır'da akan kanlar olmazdı. Hiçbiri olmazdı. Bölge huzur ve güvenlik içinde yaşardı. Biz dünyada kavganın son bulması ve barışın oluşmasını istiyoruz. Bunun oluşması için de İsrail'in, Ermenistan'ın da içinde olacağı, büyük bir Türk-İslam Birliği'nin oluşması gerektiğine inanıyoruz. Hatta Rusya'nın da içinde olacağı, büyük bir Türk-İslam Birliği'nin oluşmasını istiyoruz. Benim gördüğüm İsrail buna hazır; Ermenistan da buna hazır. Böyle bir güzelliğin oluşması çok hayati ve bölgenin en önemli ihtiyacı. Yani akan kanın durması için başka bir çözüm olmadığını görüyoruz. Kısaca ve özetle bu.
Biz Mehdiyet'in içindeyiz şu an. Mehdi'nin zuhur ettiğine, geldiğine inanıyoruz. Mehdiyet'in dünyayı sardığına inanıyoruz. İran da bunun farkında, Suriye de bunun farkında. Birçok ülke farkında. Bütün İslam alemi bunun farkında. Bütün İslam uleması da aynı şeyi söylüyor. Bütün ehl-i sünnet alimleri de, Şii alimleri de, Caferi alimleri de Mehdi'nin geldiğini söylüyorlar. Ben kendi inancıma göre de İsa Mesih'in geldiğine de inanıyorum. Ve artık birlik ve beraberlik zamanının geldiğine inanıyorum. Artık dışarda insanlar birbirlerine rahatça selam verecekler, güler yüzle birbirlerine bakacaklar, insanlar birbirlerinden korkmayacaklar. Sevgi çağı başladı. Dostluk çağı başladı. Bunun bir alametidir, buradaki bu beraberlik de bununla ilgilidir. Yani düşmanlıkla bir yere varılmaz. Kavgayla bir yere varılmaz. Nefretle bir yere varılmaz. Biz Hıristiyan nefreti istemiyoruz, Musevilere nefret istemiyoruz. Şiilere, Alevilere, Caferilere nefret istemiyoruz. Alevi-Sünni ayrımı istemiyoruz. Herkesin fikrine, düşüncesine saygı göstertilmesini, birarada sevgi içinde yaşamayı istiyoruz. Bu en acil konu olduğu için, bu acil konunun bir bölümüdür şu an burada gördüğünüz. Toplantının amacı da budur. Ve amacının belki bir bölümü oluşmuştur. Ama devam edecektir. Toplantılar olacaktır, konferanslar olacaktır. Bu devam edecektir, ta ki Türk-İslam Birliği kuruluncaya kadar. Bilmem yeterli açıklama oldu mu? Ama yine soru sormak isteyen olursa, soru alabilirim.
GAZETECİ:Benim sorum olacaktı. Benim sorum Eyüp Kara Beye.Eğer Gazzeye başka bir flotilla gidecek olursa ne bekliyorsunuz? Böyle bir durumun sonuçları ne olacaktır?
EYÜP KARA:Bu durum hakkında yeniden konuştuğum için üzgünüm. Baştan beri, Türklerin insani yardım amaçlı olarak her türlü malzemeyi, gıdayı Gazze'ye göndermesini desteklediğimizi söyledik. Biz hazırız, ama Türkiye'nin Kızılay'ı bunu yönetsin, bu bizim için önemli çünkü Türk hükümetiyle çalışmalıyız. İnsani yardım açısından bu bir sorun değil, destekliyoruz, devlet destekliyor.Bunda hiçbir sorun yok...
ADNAN OKTAR: Bir de bir hususu açıklayayım. Misafirlerimiz bana sevgilerinden, saygılarından, hürmetlerinden Şeyh diye hitap ediyorlar. Şeyh değilim tabi biliyorsunuz. Normal öğrenciyim, talebeyim. Herhangi bir insanım. O sevginin, hürmetin bir ifadesidir Ortadoğu'da, onunla ilgilidir. Yoksa yanlış anlaşılma olmasın. Evet, yine soru sormak isteyen kardeşlerimiz varsa? Herhalde bu kadar. Ben o zaman son kapanışla ilgili şeyler söyleyeyim.
Sevgi güzel, barış güzel, insanların birbirine dost olması, arkadaş olması güzel.Birbirimizi sevelim. Herkesin inancına saygı göstertelim. Güzel bir dünya kuralım. Türk-İslam Birliği'ni oluşturalım inşaAllah. Bu yolda emin adımlarla ilerliyoruz. İnşaAllah güzel günler göreceğiz. Sevgiler, hürmetler, hepinize selam ediyorum, teşekkür ediyorum geldiğiniz için.
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...