ADNAN OKTAR: “Hayırlı akşamlar Hocam, ben Ankara’dan yazıyorum. Eşim bir yıl önce vefat etti. Onun vefatıyla hayatım sona ermiş gibi hissediyorum. Sıkıntı duyuyorum. Ne yapmam gerekiyor?” diyor, Betül Kavaklı. İnsanlar zaten doğar, büyür, ölür. Allah öyle yaratmıştır. Sana getiren de Allah, götüren de Allah; seni yaratan da Allah, onu yaratan da Allah. Ahirete gitmiş, ne güzel işte, seni bekliyor. Ondan rahatsız olacak ne var, tedirgin olacak ne var? Istırap duyacak ne var? Biz dünyaya gelirken Allah bize sormadı. Yoklukken varlık yaptı, ne güzel, elhamdülillah. Beden ona ait, ruh da ona ait. Görüntü ona ait, ses ona ait. Bizden aldığı bir şey yok, hepsi Kendisine ait. Hepsi Allah’a aittir, dolayısıyla hayır gözüyle, sevgi gözüyle bakmak lazım. Betül Hanım’ın da gideceği yer yine orası, yine aynı, inşaAllah. Sonsuz hayatı güzel görmesi lazım; ne güzel bak, eşi sonsuz hayata kavuşmuş. Dua etsin de, inşaAllah cennette olsun. Putlaştırmak doğru değil eşlerini. İnsan eşini severken Allah’ın tecellisi olarak sevecek. “Allah o görüntüyü gösterdi, geri aldı” diyecek, o kadar. “Hayırla gösterdi, hayırla aldı. İnşaAllah, ahirette de beraber oluruz” diyecek. Eğer hak eden bir insansa ahirette beraber olur. Ama putlaştırırsa o zaman o belaya dönüşür. Allah esirgesin, hem de günaha girer. Yaptığı çünkü şey çok yanlış bir şey oluyor, putlaştırmış oluyor,Allah’ın yaptığına isyan etmiş oluyor, beğenmemiş oluyor. Halbuki yaratan zaten Allah; bedeni, ruhu da O’na ait. Sevdiren de Allah. İsterse sevdirmez, nefret ettirir. Nefret ettirse ne yapacaktı? Durdurabilir mi nefret ettirse? Bir anda soğutur kalbini, yok mu sokakta öyle insanlar? Görüyorsunuz, bir anda soğuyor. Alıyorlar sevgiyi kalbinden. Dolayısıyla Allah’a saygılı olacak, baş eğecek; “Ya Rabbi, hayırla verdin, hayırla aldın” diyecek. Hayır gözüyle bakacak, hayırla bekleyecek. Vefat edince, eğer iyi bir insansa, zaten o onu almaya gelir. Azrail (a.s)’ın yanında olur eşi, onu almaya gelir. Ama değilse niye putlaştırıyorsun? Cennetteyse de niye rahatsız oluyorsun, ne güzel işte. Senden çok daha güzel hayat yaşıyor. Dolayısıyla böyle şeyler doğru değil, haram olur. Allah’ın yarattığı kadere hayır gözüyle bakmak lazım; hastalık da verebilir, hayır vardır. Fakirlik verir, hayır vardır; zenginlik verir, mutluluğun gider. Zengin oluyor adam; çek, senet, bilmem ne falan, borçlar, sinir hastası oluyor. Fakir oluyor ama mutlu yaşıyor. Mühim olan hayırlı olmasıdır, inşaAllah. Farz edelim insanın koluna -Allah vermesin- felç gelebilir, değil mi? Allah onu o şekilde yaratır. Bir hayır vardır. Orada gaye Allah’ın insanları dünyadan soğutmasıdır. Eşiyle sonsuza kadar beraber olacak hali yok ya. Dünyaya geldiğinde ne kadar yaşaması gerekiyor eşinin? Kaç yıl daha yaşaması gerekiyordu? O da vefat edebilirdi, ne olacak o zaman, olur mu öyle şey? Aynı anda ölmeyi mi istiyor yani? Birini önce alır, birini sonra alır. Bazen beraber de alabilir Cenab-ı Allah. Bizim buraya imtihana geldiğimizi bilmek lazım. Burası eğlence yeri değil ki. Burası yaşamak için, keyif yapılmak için, sonsuz yaşamak için yaratılmış bir yer değil. Burada imtihan oluyoruz, çok kısa bir süre vardır. Hastalıklar, dertler, sıkıntılar, zorluklarla imtihan oluyoruz. Korkuyla, açlıkla… Herkes imtihan oluyor. Bütün İslam alemi imtihan oluyor. Depremler var. Yerkabuğu sürekli oradan buradan volkanlar püskürtüyor. Yer hareket ediyor.Bak, İzlanda’da yine volkan patladı diyor. İnsanı öldüren de Allah’tır, volkanı patlatan da Allah’tır. Volkan durduk yere patlamaz, niye patlasın. Allah patla dedi mi patlar. Allah’ın emrini dinler. Yer de durduk yere hareket etmez. Allah “titre” der, yer titrer. “Dur” der, durur. Nerede, hangi evi yıkacak, hangi kişi orada vefat edecek, hangisi sağ kurtulacak, hepsi bellidir. Mesela Cenab-ı Allah; “İstanbul’a dokunma” diyor. Yeryüzüne Allah emrediyor, “İstanbul’a dokunma” diyor. Yeryüzü bir şey yapamaz, Allah’ın emrindedir. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” diyor Cenab-ı Allah. “Biz itaat ederek, isteyerek geldik” diyorlar. Yer Allah’ın emrindedir, “dokunma” dediği yere dokunmaz, “dokun” dediği yere dokunur. Mesela geçenlerde deprem oldu, Allah onun miktarını da belirli yaratır, “bu miktarda olacaksın” diyor. İsterse, iki-üç derece daha arttırsa, yerle bir olur bütün binalar, üç derece daha artsa. Allah, “bu derecede kalsın” diyor, mesela altı, “altıda kalsın” diyor. Üç daha ilave etse Allah, dokuzda yerle bir olur, Allah esirgesin. Çok küçük bir detay o, Allah için çok küçük bir detaydır o. Hafif bir parça daha dozunu arttırmak. Arttırmıyor Allah, tam uyaracak kadarda bırakıyor, onda kalıyor. Sen ne göstereceksin?
ALTUĞ BERKER: Kardeşlerimiz, gönüllü kardeşlerimiz kitap dağıtmışlar yine, kitaplarınızı dağıtmışlar.
ADNAN OKTAR: Göster.
ALTUĞ BERKER: Hüseyin Köksal göndermiş, düzenli olarak maşaAllah dağıtıyorlar.
ADNAN OKTAR: Hüseyin, aslan o, Ankara’nın koç yiğidi. Bak, aslanlara, maşaAllah. Bir tane bile kitap birisinin evinde olsa, mesela şu kitaplardan bir tanesi adamın evinde olmuş olsa, onun için bir nurdur; kafasını açar, ruhunu açar. Evde sıkılıyor, mesela bakıyor bir roman var, Balzac romanı, bilem kimin romanı, okuyor ama birşey çıkmıyor. Ruhunu ferahlatacak birşey yok ama bir kitap alıyor, orada ne güzel,Allah sevgisinden bahsediyor, ahiretten bahsediyor, ölümden sonra cennet hayatından bahsediyor. Kalbi ferahlar, Allah’ı sever, içi açılır. Mesela evde İncil’e baktım, Tevrat’a baktım, kardeşim ne kadar tahrif etmişler, yazık, günah insanlara. Yarın getireyim, okuyayımda bakın; Allah’a karşı kullanılan üslup çok acayip. Aklı başında olan bir insan ona nasıl müsaade eder? Niye buna ihtiyaç duymuşlar, ben buna da anlayamıyorum. Allah’a üst perdeden bir üslupla konuşmak, Allah’a karşı saygıya uygun olmayan bir üslupla konuşmak, niçin buna ihtiyaç duymuşlar, niye öyle bir üslubu kitapta tutarlar, ben bunu anlayabilmiş değilim. Allah’ın karşısında saygıyla eğilsene, hürmetkar bir üslup kullansana, muhabbetle bahsetsene. Ne güzelCenab-ı Allah’ın var olmuş olması; yokluk olacakken, varlık olmuş oluyor. Bir de mutlak yokluk mümkün değil. Allah’ın varlığı ne güzel, elhamdülillah, mecburen Allah’ın var olması durumu var. Yok diyenler varya, mutlak yokluk mümkün değil, imkansız; insan aklın dışında, mümkün değil, imkansızdır. Allah mutlaka olmak durumundadır. İkinci bir yol yoktur, öyle bir konu yok. Varlıktan bahsedildiği an, bir insan ‘ben varım’ dediği an, Allah sonsuz olarak var demektir. Mümkün değildir. Zaten ondan evvelde Allah vardır da, Allah sonsuz önceden beri vardır ama şahsın imanı anlayışı açısından diyorum. Fark etti mi mümkün değildir, geri dönüşü imkansızdır. Bir de görüntü ve ses hiç bir şekilde kaybolmaz. Bu da mecburen insanı sonsuz hale getirir, yani sonsuz yaşamasını mecbur hale getirir. Mesela şu konuşma sonsuza kadar mümkün değildir kaybolmaz, teknik olarak mümkün değil zaten. Teknik açıdan mümkün değil. Sürekli kalır, bu hali ile kalır. Bütün çocukluğumuz, konuşmalarımız, seslerimiz olduğu gibi kalır, hiçbir şey değişmez. Aslında geçmişimiz de bizim bir gelecektir, mesela Allah bir sistem kursa, tam tersine dönebilir. Mesela bizim için gelecek diyoruz ama gelecek aslında geçmiş, biz geçmişe gelecek diyoruz. Çocukluğumuzda geçmiştir, gelecek de geçmiştir; her ikisine de gelecek gibi insanınyapısı, Allah dilerse. Allah’ımız sonsuz akıl, elhamdülillah; bu çok şahane bir şey. Ama Allah yalnız olmak istemiyor. Mutlaka insan olmasını istiyor Allah. Meleği yeterli görmüyor Cenab-ı Allah. İnsanın olmasını istiyor. Seviyor insanı Allah, en çok insanı seviyor. İnsanlar içinde de Peygamberler ve velileri en çok seviyor. Mesela şeytanın mağlup edilmesi Allah’ın beğendiği bir şey, geçenlerde de anlatmıştım, Allah şeytanın yenilmesini çok beğeniyor. Ve yalnız olmak istemiyor Allah. Allah insanı bir güzellik olarak yaratmış, bu çok müthiş bir şey, çok büyük bir güzellik.Güzelliği her yerde arayacağız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Allah’ın yarattığı bütün güzel şeylere örnek olarak, doğada yarattığı güzel şeylere örnek olarak resimler gösteriyorum, inşaAllah.
Resimler
ADNAN OKTAR: Cenneti sevdirmek için Allah gösteriyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İzlanda’da volkan patladığından biraz önce bahsettiniz. 2009 yılında Samoa yakınında elde edilen ilk deniz dibi volkan patlaması görüntüleri basına sunulmuş Hocam. Büyük Okyanus’un 1200 metre derininde bulunan volkan patlamasını saniye saniye kaydetmişler. Volkan patlamalarının yüzde 80’i denizlerin dibinde oluyor Hocam, inşaAllah. Onların görüntüleri, inşaAllah.
Samoa, Denizaltı Volkan Patlaması Görüntüleri
ALTUĞ BERKER: Robot gemiyle çekilmiş, 1200 metre denizin dibi. Dünyanın ince bir elmanın kabuğu gibi altının kaynadığını söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Selçuk diyor ki; “Hocam, hanımlar niye konuşmuyorlar, onlar da konuşsunlar” diyor. Selçuk, bizim çocuklar konuşuyorlar, mesela Berker konuşuyor, birçok insan, “bir sussa da Hocamız konuşsa” diyorlardır, ben size söyleyeyim. Dini konuları tenzih ederim. Benim konuşmamı önemli görüyorlar. Şimdi burada başka insanları konuştursam, sıkılırsınız; açıkça söyleyeyim sıkılırsınız, bir an önce benim konuşmamı istersiniz. Çünkü orijinal benim izahlarım, bir de tatlı deliliğim var böyle. Allah’ın delisiyiz tabii, Allah aşkıyla delirmiş, inşaAllah. Güzel üslubum benim, genellikle beni dinlemek isterler benim programımda. Yoksa ben de yaparım, hakikaten üç-beş kişi gelir, konuşuruz ama rahat edemezsiniz, inşaAllah. Bir de benim asıl vurgulamak istediğim, Müslüman deyince illa kapalı olması gerekir imajı var hanımlarda. Açık hanımların da yüzde 100 Müslüman olduğunu vurgulamak için özellikle de çıkarıyorum programlara. Çünkü aleyhlerinde konuşanlar var, onların ağızlarını ta kulaklarına kanunla, hukukla yırtarım. Onlar benim canım, Türkiye’de hanımların yüzde 80’inin başı açıktır. Sevecendir, Atatürkçüdürler, milliyetçidirler, laiktirler, sevgi doludurlar ve müthiş dindardırlar. Allah korkusundan içleri titrer, acayip sevgi doludurlar, nezaketlidirler. Yobaz ruhun sevgisizliği, acımasızlığı, yıkıcılığı onlarda yoktur. Kedi yavrusu görse acır onlar, bir fakir görse acır. Sevgi doludurlar. Nezaketli, kibardırlar, efendidirler, tertemizdirler. Kapalı hanım kardeşlerim, onlara da sahip çıkıyorum; onları da ezmeye kalkıyorlar. Ya küçük düşürmeye kalkıyorlar,onurlarını kıracak hareketler yapmaya kalkıyorlar veyahut direkt fasıklıkla suçluyorlar. Niye çarşaf giymiyorlar diye. Başörtüsü kurtarmıyor. İsterseniz getireyim kaynakları göstereyim. Yazıyorlar kitaplarda, “başörtülü kurtarmaz” diyorlar, “fasık bunlar” diyorlar. Türkiye’deki hanımların yüzde 90’ı başörtü kullanıyor, nerede çarşaf var? Çok nadir. Çarşaflıya da rahatlık vermiyorlar, yüzü açık diye. Onları da fasıklıkla suçluyorlar, onu da göstereyim isterseniz. Yani ben belge gösteririm, kitap gösteririm. Yani yüze yakın kitap göstertirim ben. Yazıda göstertirim. Onları da fasıklıkla suçluyorlar. Ne istiyorsunuzbu mübareklerden, bu güzel insanlardan? Sağa döndün suç, sola döndün suç. Deli misiniz siz? “Gülmeleri yasak” diyor, bakımlı olması da yasak. Başörtüsü takıyor, oda yasak. Çarşaf giyiyor onu da beğenmiyorsun.Ne yapacak bu çocuklar? “Evin penceresi çarşıya doğru olmasın” diyor. Niye? “Belkierkekleri ayartırpencereden” diyor. İsterseniz göstereyim, kitapta yazıyor. Evin, yani o hanımın bulunduğu evin, penceresi çarşıya bakar olmaması gerekiyormuş. Bir kere kadına güven yok, saygı yok adamlarda. Çizmişler böyle, kafa gitmiş.Onlar benim canım, buna alışacaksınız. Geleceğin Müslümanları modern olacaktır. Başı açık da olacaktır, başı kapalı da olacaktır, çarşaflı da olacaktır. Aydın, kaliteli, sevgi dolu, kimseye kin tutmayan, herkese şefkat gösteren, kucaklayan, her fikre karşı saygılı; çok önemli bu, masona da saygılı, Hıristiyan’a da, Musevi’ye de saygılı, devletine sahip, bölünmeye şiddetle karşı olan, cemahiriyelere karşı muhabbet duyan… Sınırlar olmayacak o zaman, yani pasaport yok Allah’ın izniyle. Ama devletler müstakil. Sistemlere kimse karışmıyor ve tam bir fikir özgürlüğü, tam bir muhabbet, tam bir sevgi. Benim canlarıma, mesela yobazın birisi karşılaşsa bu çocuklarla, ayı gibi homurdanır. Ben bunu yaptırtmıyorum ve yaptırtmayacağım böyle bir şeyi, bu kadar. Yüzde 100 Müslümanlar, yüzde 100. Süper kaliteli, ben konuşuyorum mesela, çok candan, çok şeker. Mesela Cansu, dünya tatlısı, bakışlarından falan sevgi akıyor, muhabbet akıyor; modern, sevgi dolu, Allah`tan korkar. Mesela çok fazla kitap verdim benim güzelime, değil mi? Okuyor, maşaAllah; bilgisini artırıyor. Benim kızım mesela, Karadenizli,koçyiğit o, maşaAllah. Bütün Anadolu, bütün Türkiye öyledir, hep bunlar Müslüman evladı, oturup bunlara abuk sabuk laflar ettirtmeyiz. Yani bunu unutacaksınız.Ben anti-yobazım, bunu bileceksiniz. Bana diyor ki,“niye yobazlara benzemiyorsun?”Ben anti-yobazım zaten, neyi oturup edebiyat yapıyorsun sen? Görüyoruz halinizi yani, inşaAllah. Bak, Seyyid Salih Özcan Hocamız “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” dedi diye, onu tecrit etmeye kalktılar. Mübareği, değil mi? Sungur Ağabey’i-haşa- akla, hayale gelmeyecek hakaretlerle diskalifiye etmeye kalktılar. Evini falan, her şeyini elinden alacaklardı. Son anda yetiştik, elhamdülillah. Değil mi?
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam, evet. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: “Ahir zaman yakın,”“kıyamet yakın” dedi diye. Öyle şey yok. Gençler neşeli olacaklar, sevinç içinde olacaklar; şık, temiz giyinecekler. Öyleleş gibi evler, toprağın altında evler. leş gibi kokan insanlar, devrik gözlü adamlar, abuk sabuk hurafeler, hayatı öldürmeler, müzik yok, resim yok, sağa döndün yasak, sola döndün yasak, böyle bir kabusa müsaade etmeyiz. Bunu bırakacaksınız. Atatürk’ten Allah razı olsun, şahane yapmış yani, maşaAllah. Gayet güzel, modern Türkiye’yi kurmuş, özgür olmayı sağlamış, laikliği sağlamış. En hayati nokta budur. Münafıklığı ortadan kaldırmış, ne güzel. Münafıklığı kesmiş, atmış ve “Türk-İslam Birliği olsun” diyor, “İttihad-ı İslam olsun” diyor Atatürk, mübarek. Yayınlayın, görelim.
VTR- Atatürk Samimi Bir Müslüman’dı.
ADNAN OKTAR: Numan Kutayoğlu, İstanbul;“Büyük Mücahit Muhterem Erbakan Hocamız’ın Aziz Dostu Muhterem Adnan Hocam, Milli Görüş Lideri Muhterem Erbakan Hocamız’a olan muhabbetinizi biliyoruz. Saadet Partisi mensubu olan bizlerde bir rehavet var. Sizden bir motivasyon konuşması istirham ediyoruz.” MaşaAllah. Ayrıca Muhterem Erbakan Hocamız, ‘Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir’ demişti. Bu konuda bir-iki kelam eder misiniz? Selam ve dua ile.”Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir.”Doğru diyor, Hocamız’ın sözüne bizim ilave ne sözümüz olur? Doğru. Bir görüşelim ağabeylerle, değil mi? Görüşmek lazım, inşaAllah. Doğru yoldasınız. Saadet Partisi samimidir, güzeldir; Erbakan Hocamız güzel insandı. Onların ev sohbetleri olurdu, bizim ev Ankara’dayken gitmiştim; çok akıllıca, çok zeki, güzel sohbetler yaparlardı. Yine ev sohbetlerine devam etmek lazım, çok güzeller. Davet edin, bizi de davet edin, gelelim. Ev sohbeti olsun, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Tabii Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, güzeldi. Ülkücü gençlerde şey yapardı, toplantılarına ne diyorlardı, bir şey diyorlardı? Bir isim vermişlerdi, onlarda öyle toplantı yaparlardı, Türk milliyetçiliğinden, işte Osmanlılar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular falan, hepsinden konuşurlardı. Bunlar eğitici şeyler, çok güzel. İhtiyaç var; MHP’ye de, Saadet Partisi’ne de, Büyük Birlik Partisi’ne de. Bunlar güçlü partiler olarak sürekli ayakta durmak konumundalar, inşaAllah. Biz canı gönülden hepsini destekleriz, inşaAllah.
“Hocam, bende unutkanlık var” diyor Gülay Saraydemir. “Bende aşırı unutkanlık var Hocam, sebebi nedir?” diyor. “Sizce ne yapmalıyım?”Uykularına dikkat et, uyumuyorsundur. Az uyku olmaz, en az yedi saat uyumanız lazım, yedi saat iyi.Tevekküllü olacaksınız. Kafanızı oraya buraya takmayın, sürekli kendinizi üzmeyin, kasmayacaksınız. Kendinizi gevşetin, Allah’a teslim edin, neşeli, sevinçli olun, sevgi dolu olun. Birde beslenmeye dikkat etmek lazım. Yani kolesterollü yiyeceklerden kaçınıp kalsiyum, fosfor, magnezyum ihtiva eden yiyecekler alınmalı. Daha ziyade bitkisel beslenmek iyi olur.
“Acil, acil, acil! Selamun Aleyküm Aslanların Aslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam.”Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Muhammet Adnan Hocam, ben size bir itirafta bulunacağım ve helallik isteyeceğim. Hocam, ben sizin bir arkadaşıma Yaratılış Atlası hediye ettiğinizi görünce size yalan konuşarak sizden Yaratılış Atlası kitabını bana hediye etmenizi istedim. Siz benim yalan konuştuğumu herhalde anlamış olacaksınız ki ‘ah seni seni’ dediniz. Ama yinede beni kırmadınız ve Yaratılış Atlası’nı hediye ettiniz. Hocam ben büyük vicdan azabı çekiyorum, ne olursunuz hakkınızı helal edin.Ben kitabı…” Ayıp ediyorsun, olur mu, hediyeyse artık bitti o, değil mi? Olmaz. Allah rızası için Müslüman Müslüman’a hediye verir. Birde kitap en güzel hediyedir. Şeker, lokum, baklava götüreceğinize, kitap hediye edin, ne güzel, değil mi? Hastaya götürüyorlar, baklava hediye ediyorlar. Zaten kalbi var adamın, hasta; tansiyonu var, değil mi? Ona en güzel hediye nedir? Kitaptır.
ALTUĞ BERKER: Levent Kırca`nın bir parodisi vardı Hocam, hastaneye dolmayla gidiyorlardı.
ADNAN OKTAR: Tabii, mide ülseri oluyor. Böyle bol biberli falan dolma yapıyor, “hiçbir şeyciğin kalmaz, ye” diyor, “sinir atar” diyor. Adam mide kanaması geçiriyor bu sefer, Allah esirgesin.
Şer gözle bakan, zaten başı açık da olsa, çarşaflı da olsa ters bakar. Hatta adam, ne bileyim, barbie bebek, plastik, Cübbeli diyor ya; “baktım, bacakları uzun” diyor,“etkileniyorum” mu ne, öyle bir şeyler söylüyordu. Plastikten, el kadar bebek, artık insaf yani, ne diyeyim sana. Etkilendiğinden de değil, laf olsun torba dolsun yani. Maksat, işte öyle konuşacak;“ne takva adam” diyeceksin, “barbie bebeğe bile tahammül edemiyor, yani o kadar titiz” falan diyeceksin. Su bidonu falan, öyle bir şeyler konuşuyorlardı, Fatih Altaylı’yla beraber.
“Sevgililer sevgilisi, evimizin huzuru ve dünyalar değerlisi biricik Hocam.” MaşaAllah, ne güzel. “Size ve talebelerinizeİzmir’den sonsuz sevgilerimi sunuyorum. İnşaAllah, Rabbim bir gün bana ve aileme de sizlere hizmet etmeyi nasip eder” diyor. “Dokuz yaşındaki oğlum mübarek ellerinizden hasretle öpüyor sevgili Hocam. Selametle kalın, inşaAllah. Sizi ve A9 ailesini çok seven Mustafa Bilişik ve Ailesi; Semra, Emra ve Nisa.”Aileye, hepsine selam; saygılar, sevgiler. Allah ailene bereket versin; güzellik, huzur versin, kalbinizi açsın. Allah içinizi ferahlatsın. Bütün milletimizin kalbine Allah inşirah versin. Deccalin büyüsünü kaldırsın üzerlerinden. Beyinlerine etki etmek isteyen deccalin büyüsünü Allah üzerlerinden kırsın,kaldırsın. Türkiye büyüsün, turan olsun, inşaAllah. Bütün İslam alemini birleştirsin, inşaAllah. Bütün Türk devletleri birleşsin, inşaAllah; büyük, dev bir Türk-İslam Birliği oluşsun, inşaAllah. Devletler müstakil, üniter; bayağı güzel. MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir kitabınızı tanıtabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Tanıtalım.
ALTUĞ BERKER: Türk’ün Dünya Nizamıkitabınız, maşaAllah.Türk Milleti her biri diğerinden güçlü 16 devletle ve bu devletlerin yönetimde gösterdiği üstün kabiliyetle ve İslam ahlakıyla tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek oldu. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyeti altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukların her birinin, dil ve din farklılıklarına saygı göstererek, barış, huzur ve güvenlik içerisinde asırlar boyunca bir arada yaşatma becerisini göstermesi, maşaAllah. Ve İslam ahlakının tecellisini göstermesi. Bu kitapta Türk’ün Dünya Nizamı anlatılıyor, işte bu nedenle bizde Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi diyorlar ki; “niye Türkler?” Şimdi şu laf mı yani. Mesela mühendis var, doktor var, bakkal var, kasap var; şimdi sen hastasın, kime müracaat edeceksin? Doktora. Türk Milleti manevi doktordur. Güzel ahlaklıdır, cesurdur, yiğittir, cefakardır, idare etmeyi sever, lider olmayı sever, fıtrat olarak. Müşfik, adil davranmayı sever; mütevaziliği sever, mazlumluğu sever. Baş eğicidir; enaniyetli, gururlu değildir. İyilik yapmayı sever, hediyeyi sever,misafirperverdir. “Gelin, biz sizi birleştirelim” diyor. Ne var bunda yani? Türk Milleti bunu yapıyorsa, bu genetik üstünlük anlamına mı gelir, kan üstünlüğü anlamına mı gelir? Bu, ahlak üstünlüğüdür. Güzel. Başkası yapsaydı, onun da peşinden giderdik. Türk Milleti yaptığına göre… Peygamberimiz (s.a.v), “Türk Milleti yapacak” diyor, Hz. Mehdi (a.s) İstanbul’da çıkacak” diyor, daha nasıl olsun? Bak, geçen hadis okudun, alenen ‘Türk Milleti’ diye geçiyor hadiste.
ALTUĞ BERKER: Hadis karşımda Hocam.
ADNAN OKTAR: Oku.
ALTUĞ BERKER: “Ve köşe bucakta benim oğluma (Hz. Mehdi (a.s)’a) yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek.”
ADNAN OKTAR: Buyurun, “Türk Birliği olacak” diyor işte Peygamberimiz (s.a.v). Türklerle ilgili çok fazla hadis vardır. Görmüyor musunuz, Osmanlı döneminde,bütün dünyayı, üç kıtayı yönetti Osmanlı. Dillerine karışmadı, dinlerine karışmadı, siyasetlerine karışmadı. Şefkatle idare etti. Kusursuz muydu? Vardı kusurları ama o döneme göre çok mükemmeldi. O dönemin zalimlerine bir bakın, bir de Osmanlı’nın adaletine, şefkatine bakın. Mesela Osmanlı Ordusu üzüm bağına giriyor, bağdan üzüm toplayıp yiyor askerler. Ama bağın dallarına da akçeleri, böyle kumaş kesenin içine sarıp, akçeyi oraya bağlıyor; yediği üzümün parasını bağlıyor, sağlama alıyor yani. Sahibi geldimi çözecek bağı, akçeyi alacak. Veyahut altın koyuyor. Öyle asil bir millettir, soylu millettir. Temizdir, insancıldır. Gidin Anadolu’ya bakın; Turhal, Tokat, Yozgat, Gümüşhane, Giresun,gezin. Diyarbakır, Edirne, İzmir, Antalya, bakın. Her yer birbirinden tatlıdır, her yer ayrı bir güzeldir. Şekerdir benim milletim. Herkes güzeldir. Çöpçüsü ayrı hoştur, bakkalı ayrı hoştur. İstediğinle sohbet edebilirsin, konuşabilirsin, sevecendirler. Sevgiden çok zevk alırlar, saygıdan zevk alırlar. Ama ezdiler bizim milletimizi, bir kısım insanlar. Zamanında ezdiler, canlarını yaktılar. Ferahlığa doğru gidiyor artık bundan sonra, kurtuluşa doğru gidiyor. İnşaAllah. Darwinizm’le ezmeye kalktılar, komünizmle ezmeye kalktılar, acı çektirdiler. Komünizm tepetaklak oldu, Darwinizm tepetaklak oldu. İddia edilen Ergenekon terör örgütü musallat olmuştu, Allah onu da tepetaklak etti. Milletin üzerinden bütün yükler kalkıyor, elhamdülillah. Ne yapıyoruz? Kapatalım mı? Vakit gelmiş.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, hadi bakalım.
SUNUCU: 00:30’dan itibaren ‘Adnan Oktar`la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, TV Kayseri, Sipas Vizyon TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.tvsitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’den itibaren de A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve HarunYahya.tv’den takip edebilirsiniz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...