SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza A9 Tv, Tv Kayseri, Sipas Vizyon Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Bu ayki Sızıntı Dergisi’nin kapağını göstermek istiyorum Hocam müsaadenizle. 1979 yılından beri olduğu gibi, Sızıntıda her zaman, “Hz. Mehdi (a.s)’ı bekler” ifadeler. Son satırda; “Dünya buna dur diyecek Kutsileri bekler” diyor. Hocam siz daha evvel başka böyle kapakları da izah etmiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim anlattıklarımız çok detaylıydı. Genel bir şey olmuş ama detayda açık, aleni izahlar var. Net Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsettiği yerler var.
“Hocam şampiyonluk kutlamaları sırasında yine silah sıkıldı. Bu kez üç yaşındaki bir bebek öldürüldü.” Rezalet bu, silah sıkmak ne demek? Bu havai fişekleri, bunlar tamam aklım alır. Mermi bu, kurşun. Alkollü olarak havaya sıkıyor, rezalet. Bu sabiye yazık değil mi?
“Hocam Selamun Aleykum. Hocam yedi saat uyursak sizi nasıl izleriz? Mehmet Yaşar.” Bilemiyorum artık bir çözüm bulacaksınız.
“Arka taraftaki Türk bayrağındaki yıldız dikkatimi çekti. Neden beşli değil de zannediyorum sekiz dilimli” diyor. “Onu açıklar mısınız? Acilen lütfen öğrenmek istiyorum” diyor. Görmüyor musun, Azerbaycan bayrağı o. Orada yeşil var, mavi var. İnsaf artık bu kadar dikkati kapalı olunur mu Selçuk? Dikkatini aç biraz. Azerbaycan, o da benim bayrağım. Azerbaycan orası da benim vatanım, inşaAllah. Türkiye burası da benim vatanım. İkisi de Türk devleti, Türk milleti, ortak, aynı, inşaAllah.
“Selamun Aleykum canım Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Değerli Hocam ben sizi inanılmaz çok seviyorum. Allah bu dünyada da, ahirette de yanınızda olanlardan kılsın, inşaAllah.” Maddenin hakikatini sormuş Kamil İlgen. Kamil, işte bizi bak televizyondan seyrediyorsun şu an. Ben de bakıyorum televizyona, benim de karşımda var. Elimde de kalem var. Nerede oluşuyor görüntü? Beynimizde. Bilimsel olarak doğru mu? Doğru. Muhattap olduğum şey ne? Beynimdeki görüntü. Dışarıda aslı var mı? Var. Nasıl? Saydam, ışıksız, simsiyah, karanlık, renksiz ve saydamdır. Ben beynimde renkli, ışıklı görüyorum. Televizyonda ses oluyor. Normalde televizyonda ses olmaz. Dalga gelir, ses dalgası gelir. Ses gelmez. Sesi benim kulağım o dalgayı alıp beyine götürüyor, ruhum duyuyor. Ruhum, dalgayı ses olarak duyuyor. Ruhum, beynimdeki elektrik akımını, televizyon görüntüsü olarak görüyor. Bu doğru mu? Doğru, bilim adamları kabul ediyor mu? Ediyor. Dinsiz kabul eder, Hıristiyan kabul eder, Musevi kabul eder, Müslüman kabul eder. Bir gerçek, kimse inkar edemez. Böyle metafizik dünyada yaşıyoruz. Her yer metafiziktir. Zahiren fizik gibi görünen, metafiziktir. Yer çekimi kanunu nerede yaratılıyor? Beynimizde. Fizik kanunları nerede yaratılır? Beynimizin içinde yaratılır. Akılcı düşünürlerse, samimi düşünürlerse bu görülür. İnkar edilecek bir şey değil. İnanç da değil bu, bir gerçek. İnanç ayrı.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 31 “Ve dediler ki: Bu Kuran iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?” Hep Peygamberleri, hep beğenmemiş insanlar ilk çıktıklarında, birçoğu, Mehdileri beğenmemişler. Ama sonradan Peygamberlerin şanı ortaya çıkmış, güçleri ortaya çıkmış. Hz. Mehdi (a.s) da öyle olacak. Başlangıçta, diyecekler ki; “bu mu Mehdi (a.s)?” Ama sonra, bütün dünya onun imamlığını kabul edecek, inşaAllah.
“Emrah Dural, Selamun Aleykum Hocam.” Hollanda’nın gençleri bizleri izliyorlarmış, onu söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Bir tilki çeşidi, Fennec tilkisi. Bunlar çölde yaşıyorlar. Afrika ve Arabistan’daki en küçük tilki çeşidi, maşaAllah. Sıcakta kumun altını kazıp, orada yaşıyorlar. Kendi fizik boyutlarına göre, uzun büyük kulakları var. Bunlar hem avını iyi duyabilmek için, hem de çöl ortamındaki vücut sıcaklığını soğutabilmek için, Allah’ın onlara verdiği bir nimet olarak kulakları büyük, maşaAllah. Çok faydalanıyorlar ondan. Bir de görüntüleri var uygun görürseniz inşaAllah Hocam.
VTR- (Fennec Tilkisi)
ADNAN OKTAR: “Ben Fransa’dan Bila Öncü.” Fransa’dan kardeşimiz seyrediyormuş. Bila, senin asıl dikkatini çekecek şey; Darwin olacak. Darwin, Osmanlı’nın asıl manevi köklerini yok etti. Osmanlı aydınlarını mahvetti. Yüzde doksan beşini mahvetti. Abdülhamit baktı hiç çözüm yok. Nereye elini atsa Darwinist, nereye elini atsa Darwinist, materyalist. Adam kalmadı. Orduya sızdılar, devlete sızdılar, her yer Darwinist oldu, materyalist oldu. Manevi ruhu, gücünü, aktivitesini, ataklık gücünü yok ettiler. Ceset kaldı zaten geriye. Cesedi gömsen ne olur, bıraksan ne olur, ayakta dursa ne olur, yatsa ne olur? Ceset zaten, inşaAllah. Perişan ettiler Darwinizm’le. Şimdi Darwinizm yıkıldığı için, yeniden o ruhu Allah iade etti. Aydınlar şimdi çok güçlü, istediği gibi meydan okuyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü bakın, it gibi susuyor, ezik. Mağlup, çünkü fikren mağlup. Fikren güçlü olsaydı ateist cenap, yani cevap verilmiş olmasaydı Darwinizme, Türkiye böyle olmazdı, sağ iktidar da olmazdı. Ortalığı birbirine katarlardı, Türkiye’yi mahvederlerdi, öyle bir şey olmazdı. Darwinizm’in yıkılması, deccaliyetin beynini darmekeşan etti, gücünü yok etti. Sağın kapısını sonuna kadar açtı.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Üstad Hazretleri de, siz daha önce anlatmıştınız. 1956 yılını veriyor. Münafık sistemin dünya çapındaki çöküşünün başlangıç yılını şöyle söylemiş; Emirdağ Lahikası’nda ebced hesabı yapmış. “Eğer şedde iki nun sayılsa, okunmayan hemzeler ve (ye) de sayılsa 1376 (1956-1957) ederek, bu zulümatlı nifakın (dinsizlik ve zulme dayalı, ikiyüzlü münafıkane sistemin) sukut mertebesine (susma, son bulma derecesine)...” diye devam ediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “1956’dan sonra deccaliyet artık gerilemeye başlayacak” diyor. 1956’yı kilit bir tarih olarak belirtiyor Bediüzzaman.
“Asilcan; kullanmış olduğunuz üslup çok sevecen, çok samimi, hoşgörülü. Sohbetlerinizle adeta bizi mestediyorsunuz Hocam” diyor. “Sizin sohbetlerinizi dinlemeden yapamıyoruz. Akşamı iple çekiyoruz. Cübbeli dünyaya dinimizi hurafelerle tanıttı. Siz ise dinimizi hakikatlerle, sevgiyle, hoşgörüyle tanıttınız” diyor, maşaAllah. Doğru.
ALTUĞ BERKER: Kaktüs resimleri göstereceğim Hocam, inşaAllah. Çok güzel renkleri var, maşaAllah. Muhteşem bir altın oran ve simetriye sahip ve renkleri de muhteşem kaktüs çiçeklerinin. Sıcak, kuru toprak içinde Allah’ın yarattığı muhteşem güzellikte, estetikte, harikulade varlıklar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah çok şekerler ama sevmek çok zor. Yanlışlıkla bir dokunsan... “Canım Hocam sizi çok seviyoruz. Siz bizim nurumuzsunuz. Siz hep konuşun, hep anlatın, hep sizi görelim. Tam gönülden bağlıyız, inşaAllah. Çok tatlısınız” diyor. Derya, Ayşe, Fatma kardeşler, maşaAllah. Sizler de çok tatlısınız, Allah uzun ömür, ferahlık, dinçlik versin. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’ı görmeyi, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı görmeyi nasip etsin. Allah, sıkıntıları milletimizin üstünden alsın, Allah inşirah, ferahlık versin. Deccalin büyüsünü bozsun, Allah. İnsanların sağlığını bozan, ruh dengesini bozan bir büyü yapıyor deccaliyet bütün dünyaya. Bediüzzaman açık açık söylüyor: “Sihir ve manyetizma nevinden müthiş harikalara mazhar olan deccal ise” diyor. inşaAllah, bu deccalin dünya hükümetini dağıtacağız, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’ın canlı internet, televizyon ve radyo bağlantılarıyla insanlarla konuşacağını söylemişti, siz daha önce anlatmıştınız. İmam-ı Sadık şöyle buyurmuştur; “Onlar yeryüzünün doğu veya batısında mihrap veya yataklarında olduğu halde, İmam Mehdi (a.s)’ın sesini işitirler. Bu bir tek ses onların hepsinin kulağına gider ve hepsi ona doğru hareket ederler.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şahane, bir daha oku bakayım.
ALTUĞ BERKER: “Onlar yeryüzünün doğu veya batısında mihrap veya yataklarında olduğu halde İmam Mehdi (a.s)’ın sesini işitirler. Bu bir tek ses onların hepsinin kulağına gider ve hepsi ona doğru hareket ederler.”
ADNAN OKTAR: Ne kadar net radyodan, televizyondan bahsediyor. 1400 sene önceki hadis. Yani alenen Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir radyo demediği kalmış. televizyon demediği kalmış, hepsini anlatmış. Yattığı yerden dünyanın her tarafındaki bir insan, bir insanın konuşmasını dinliyorsa bu nedir? Radyo, televizyon, maşaAllah.
Melih Gürsaçar, Hz. Mehdi (a.s) devrinde öyle sorunlar kalmayacak Melih. “Hocam her konuda bilginiz var, maşaAllah” diyor. Genel kültürüm iyidir. Fazla detaya girmem ama genel kültürüm iyidir.
ALTUĞ BERKER:Ben, evinizdeki kütüphaneyi biliyorum Hocam. 3 duvar, 8 katlı, en az 3 bin kitap ve ben okumak için sizden aldığımda, her kitabın kırmızı kaleme çizilmiş, içinde sorular sorulmuş, arkasına da not düşülmüş, hepsini biliyorum ki, tıp kitapları da dahil olmak üzere, bütün ideolojilerin, her türlü ideolojinin kitapları var Hocamızda.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, okumayı severim, araştırmayı severim.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam, bugün sayın Abdüllatif Şener’le tanıştım. Ama sizin sürekli üzerinde durduğunuz, Darwinizmle ilgili ne düşündüğünü soramadım. Çok kalabalıktı, heyecanlandım. Umarım kendileri en kısa sürede bir açıklama yaparlar. Kenan Arabacı.” Abdüllatif Şener, yamandır. Severiz kendisini ama şu Darwinizme bir ara kafayı takmıştı, ondan bir kurtulsun. Onu söylesin. Bilmiyorum son hali nedir? Çocukları bize gelip gidiyordu. İki oğlu vardı, ikisi de bayağı sevimli, konuşurduk onlarla da inşaAllah. Eşi çok sever beni, ailece severler, inşaAllah.
“Erkan; Hocam sohbet ederseniz Allah kalbimize huzur ve neşe veriyor” diyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum. www.MuhtesemResimler.com Burada, iman hakikatleri konularından birçok resim bulabilirler kardeşlerimiz. Konularına göre ayrılmış şekilde, çok güzel resimler var. Biraz göstereyim.. Mesela; çiçekler, hayvanlar, böcek resimler, denizaltı resimleri, kelebek resimleri, kuş resimleri, çocuk resimleri, yiyecek, manzara resimleri. Çeşitli konularda bilgisayarda masaüstü yapılabilecek gibi ve tefekkür edilebilecek gibi, maşaAllah, çok güzel, konularına göre ayrılmış harika resimler var. www.MuhtesemResimler.com.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Zuhruf suresi, 33 ve 34. ayeti oku ve bana biraz şerh et.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 33 “Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah'ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık. Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar.” Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah, anlatmıştınız daha önce, Allah’ın çok zenginlik vereceğini, gümüşten tavanlar ve merdivenler, bunlar dünyevi şeyler, insanları alıkoyabilir, o yüzden Allah vermediğini söylüyor.
ADNAN OKTAR: Fakirlik Allah’a yaklaştırır, sakatlık Allah’a yaklaştırır, hastalık Allah’a yaklaştırır, azaplar, elemler Allah’a yaklaştırır. Sağlık, sıhhat, güzellik, zenginlik, dünyaya insanı bağlar, Allah’ı unutturuyor. Birçok insanda böyledir. Allah, “eğer böyle olmasaydı, müthiş bir zenginlik, müthiş bir güç verirdim” diyor. Bakın ayette; şeytandan Allah’a sığınırım. “Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar, ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret ise, Rabbinin Katında muttakiler içindir. Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.” İşte bu alay, ahir zamanda gerçekleşti. Allah, deccali vesile etti. İnsanların üzerine kabuk gibi deccal bağlandı. Allah’ın zikrini bıraktıkları için, Darwinist, materyalist oldukları için. Bakın diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz bir şeytana, bir tane onun 'üzerini kabukla bağlattırırız.” Yani vücudun üzerine elektro manyetik bir alan şeklinde şeytan çöküyor. Beynini, kafasını sarıyor, vücudunun üzerine çöküyor şeytan. Unutkanlık, zihin bulanıklığı, konsantrasyon güçlüğü, dünyaya eğilim, Allah’ı, dini anınca sıkıntı, Kuran’ı dinlemeye tahammülsüzlük gibi etkiler meydana getiriyor şeytan. Boş lafa, boş söze eğilim. Mesela boş konuşuyor, açılıyor adam, ferahlıyor, dedikodu yapıyor ferahlıyor. Allah anılıyor, bunalıyor adam, sıkılıyor. Kuran okunuyor, afakanlar basıyor adama. Şeytan boğuyor adamı, üstünü kaplamış. Kuran bu gerçeğe dikkat çekiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. 37 “Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.” Özellikle de bu ayet, yobaz takımına bakıyor. Bakın gerçekten hidayette olduklarını sanıyor. “Acayip takvayım” diyor. “Acayip Allah yolundayım. Hatta birinciyim. Ehl-i necatım. Fırka-ı naciyeyim. Kurtuluşa eren grup, biziz” diyor. “Herkes dalalette, benim tarikatim, benim cemaatim kurtuldu” diyor. “Benim başım da, dünyanın en büyüğüdür. Cemaatim de dünyanın en büyüğüdür” diyor. Birçok yerde bu böyle, dünyanın her yerinde, Fas, Tunus, Cezayir, her yerinde. “Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)." Adam, sonunda bunu söylüyor. “(Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azapta da ortaksınız” diyor, Allah. “Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?” Diyor ya Bediüzzaman; “ayaktaki ölüler” diyor. Ölü adam yani şuur gitmiş, delirmiş adeta. “Şu halde Biz seni alıp-götürürsek, elbette onlardan intikam alacağız.” Sen ölsen de” diyor Cenab-ı Allah Peygamberimiz (s.a.v)’e, elbette biz onlardan intikam alacağız.” Ne zaman olacak bu intikam? Peygamberimiz (s.a.v) gitti değil mi? Ayet intikal etti. Bakın, “şu halde Biz seni alıp-götürürsek”, ahirete. Şu an Peygamberimiz (s.a.v.) Cenab-ı Allah’ın Katında. Bu olay gerçekleşti. Allah götürdü. “Elbette” diyor Allah. Bakın, elbette; kesinlik ifade eden bir ifade. “Onlardan intikam alacağız.” Kiminle? Muhammed Mehdi (a.s) ile. Kiminle? Muhammed Mehdi (a.s)’ın veziri İsa Mesih (a.s) ile. İbn-i Meryem. Allah’ın bu intikamı, işte dünya hakimiyeti ile sonuçlanıyor. Küfür yerle yeksan oluyor, inşaAllah. “Ya da kendilerine va'dettiğimiz şeyi onlara gösteririz ki, Biz gerçekten onların üstünde güç yetirenleriz.” “Kıyameti de koparırım” diyor Allah. Ki Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra, kıyamettir. Ben işari manası olarak söyledim tabii kırk birinci ayeti. “Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun.” Kuran’a sıkı sıkıya sarıl. Yobazların peşine gitme. İt-kopuk takımının peşine gitme. Hurafecilerin peşine gitme. Allah, neyin peşine git diyor? “Sana vahyedilene sımsıkı-tutun.” Kuran’a, sadece Kuran. “Çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.” Dosdoğru yol nedir? Peygamberimiz (s.a.v.)’in yolu, Kuran ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti. “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” Sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Yobazların hurafelerinden sorulmak yok. Yobaz ne diyor? “Bak şu şu hurafelerden sorulacaksınız” diyor. Sahtekar, yalan söylüyorsun. Allah’tan kork. Bak ne diyor Allah? “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” Sadece Kuran’dan sorulacaksın. Başka sorulan yok. Ahirete gittiğimizde Kuran, o kadar. Kuran’da yazılanları yaptık mı, yapmadık mı? O kadar. Başka bir şey yok.
ALTUĞ BERKER: Yakubi’den gelen rivayetlerde, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in doğduğu gece, bazı olağanüstü olaylar meydana geldiği bildirilmektedir. Kisra’nın sarayından on dört balkon yıkılmış.
ADNAN OKTAR: Niye on dört? Niye on dört acaba? On dört yüzyıla Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına işaret ediyor. Hicri 1400’e, on dört, on üç değil, on iki değil, on dört tane. On dört yüzyıl sonra bütün küfür yıkılacak. Ona işaret ediyor, inşaAllah, bu bir. İki?
ALTUĞ BERKER: İran’daki Mecusilerin bin yıldan beri kesintisiz yanmakta olan ateşleri sönmüş.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’ın devrinde, küfrün ateşi sönecek, inşaAllah. Deccaliyetin ateşi sönecek.
ALTUĞ BERKER: Semave vadisi taşıp, sular altında kalmış. Save gölü kurumuş.
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda, her yeri sular basıyor. Tsunamiler oluyor. Kuraklık oluyor, Hz. Mehdi (a.s) devrinde, kuyruklu yıldızdan önce kuraklık var. Sonra bol yağmur yağıp, seller var. Aynısı Peygamberimiz (s.a.v)’in zamanında da olmuş. Hz. Mehdi (a.s) zamanında olacak olaylara işaret ediyor. Yer ve gök sürekli Allah’ın emrindedir. Yeri ve göğü Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ettiriyor. Kuyruklu yıldızları emrine vermiş. Göğü emrine vermiş Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İbn-i Kesir, hadis alimi; Peygamberimiz (s.a.v)’in doğumuyla ilgili şunları anlatmıştır; “Mekke’ye yerleşip, ticaret yapan Yahudi’nin biri, Hz. Muhammed (s.a.v) doğduğu gece kureyş toplumuna, “Ey Kureyş bu gece bir çocuğunuz oldu mu?” diye sormuş. Onların “bilmiyoruz” demeleri üzerine; eğer böyle bir doğum olmamışsa mesele yok. Bana bakın söyleyeceklerimi iyice kafanıza koyun. Bu gece doğan çocuk bu son ümmetin Peygamberi olacaktır. Bundan sonra Abdülmuttalip’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu olduğunu ve adının da Muhammed konulduğunu öğrenen bir kısım Kureyşli, durumu Yahudiye bildirmişlerdir. Sonra birlikte Abdullah’ın evine gitmişler. Yahudi çocuğu görünce bayılıp, düşmüştür. Ayılınca “Vallahi peygamberlik İsrailoğullarının elinden çıktı artık. Allah’a andolsun ki öyle bir güce erişecek ki, haberi doğudan ve batıdan çıkacaktır” demiştir.
ADNAN OKTAR: Ama o da demek ki, kalp gözü açık birisiymiş. Demek ki, Hz. İbrahim (a.s)’ın dininin bakiyesi, Hz. Musa (a.s)’ın dininin bakiyesiyle, veli ruhlu birisi, inşaAllah.
Süleyman Ateş dedem yine, “Hz. Mehdi (a.s) hayalleri” diye yazmış. Süleyman dedem sen bıkmadın, ben de anlatmaktan bıkmayacağım. Ne korkuyorsun? Vatan Gazetesi hop oturup, hop kalkıyor. Her haftada yazılmaz ki kardeşim. Her hafta dedem “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyor. Dedem sakin ol gelmeyecekse, niye telaş ediyorsun? Mesela diyorlar; “Buda geri dönecek” diyorlar. Ben hiç rahatsız olmuyorum. Sakin ol. Masonlar ne diyor? “Adonay, Adon geri dönecek” diyorlar. Tamam çok rahatız bak. Süleyman dedem sende sakin ol, bir şey yok. Canım ciğerim dedem benim. “Televizyonda izlediğim bir Hoca.” Yani ben. Hz. İsa (a.s)’ın ölmediğini, dünyaya geri döneceğini, ölünce de Peygamber (s.a.v)’in yanına gömüleceğini söyledi. Ayrıca Mehdi (a.s)ı’n kıyamete yakın bir zamanda geleceğini de ifade etti. Bunların doğruluk payı nedir?” Atilla sormuş Hocaya. Hocanın cevaba bakın. “İsa (a.s) ölmüştür” ilk cevap. “Ma kateluhu”diyor Allah, “Ölmedi” diyor. Türkçe anlamıyor musun sen? “Asmadılar” diyor Allah. Anlamayanlar için bir daha söylüyor. “Ma kateluhu, katletmediler.” Ayeti oku sen. Süleyman dedemle başımız dertte.
ALTUĞ BERKER: Nisa suresi. 157. ayet; şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır; Allah onu Kendine yükseltti.”
ADNAN OKTAR: Bakın Cenab-ı Allah, hiçbir Peygamber için, o bir kıyamet alametidir dememiştir. Kim için demiştir? İsa İbn-i Meryem, İsa Mesih (a.s) için söylemiştir. Bir tek ona söylüyor Kuran’da Allah. “O, İsa Mesih, kıyamet için bir alamettir. Gelişi kıyamet alametidir. Öyleyse ondan yana, hiçbir kuşkuya kapılmayın” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Ve Allah diyor İsa Mesih (a.s)’a hitaben; “sana uyanları” diyor Cenab-ı Allah. Müjde veriyor; “kıyamete kadar küfrün üzerine geçireceğim” diyor. “Seni sevenleri, sana bağlananları kıyamete kadar, kıyametin son vakitlerine kadar, dünya hakimi kılacağım” diyor. Ayet var. “Sana uyanları, kıyamete kadar hakim edeceğim” diyor. Ve Ehl-i Kitap’tan, Yahudi ve Hıristiyanlardan sana iman etmedik hiç kimseyi de bırakmayacağım” diyor Allah. Süleyman dedem, şimdi sor dedeme tam böyle badem bıyık muhabbetine başlar. Var ya “Kastamonu Lahikasında, şahs-ı manevi diye lafı akıl almaz değiştiriyorlar. Kardeşim mesela bu kitap burada değil mi? Anlat diyorsun bu kitap burada mı, değil mi? “Orada bir masa vardır, masanın yanında su vardır” diyor, “sandalyeler de var” diyor. “Kardeşim konuya gel” diyorsun. “Bir dakika kitap güzeldir, okumak lazımdır” diyor. “Burada kitap var mı? Yok mu? Onu anlat” diyoruz. Bakın kitaptan görürsünüz. Lafı uzatıyor da uzatıyor. Bir kere Süleyman dedem ne Hanefi, ne Hanbeli, ne Maliki, ne Şafi. Buyursun çıksın, söylesin bana. Sünni de değil, Alevi de değil, Bektaşi de değil, Caferi de değil, Şii de değil, hiçbir şey değil. Hangi mezhepten olduğu belli değil. Kendi mezhebine uyuyor. Orjinal bir vakadır. Bakın bu çok önemli, kendi mezhebi. Kendi mezhebinde, böyle bir inançta yaşamasına saygı duyuyorum. Yani binbir türlü çeşit adamlar da var. Ama Sünni değildir. Bakın Alevi, Caferi, Bektaşi, hiçbiri değildir. Kendi mezhebine uyuyor, bu çok hayati. Kendi mezhebine uyan adama, sen nasıl soru soruyorsun? Sen soruyu kim, ne olarak soruyorsun? Diyorsun ki; “ben ehl-i sünnetim, Sünni’yim, bana cevap ver” diyorsun. Sana cevap verecek bu mu? Sana cevap verecek ehl-i sünnet alimleridir. Sorsana Suyuti Hocamıza, sorsana İmam-ı Rabbani’ye, sorsana Bediüzzaman’a değil mi? El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar. Bak Celaleddin Suyuti yazmış, İbni Hacer-i Mekki Hazretleri yazmış. Bu 1000 senelik, 700 senelik, 1200 senelik eserler. Bunlar varken, adam diyor ki; “arkadaş ben kendi mezhebimi meydana getirdim” diyor. Süleymaniye mezhebini kurmuş hocamız, kendi mezhebi. Üyesi de bir tane, kendisi, başka da yok. Değil diyorsa, çıksın Hocamız, ben elini öpeceğim, özür dileyeceğim. Dediğim doğru. Mesela; Şii olursa, Şiiliğe göre hükmünü sorar. Caferi ise Caferiliğe göre. Şiilerde Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi, imani bir konudur, inkarı mümkün değil. Caferilikte imani bir konudur, inkarı mümkün değil. Alevilikte, Bektaşilikte nettir bu konu. Sünnilikte nettir. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud. Sorun bakalım Süleyman Ateş’e, buradaki hadisler geçerli mi? Dedemize göre hepsi geçersiz, benim muhterem, mübarek dedeme göre. Buhari bilmiyor, dedem bilir. Müslim bilmez, dedem bilir. Ne İmam-ı Rabbani kabul eder, ne Bediüzzaman kabul eder, hiçbir Ehl-i Sünnet alimini kabul etmez Süleyman dedem. Bu kadar alimi kabul etmeyen, Hz. Mehdi (a.s)’ı niye kabul etsin? Tabii ki kabul etmeyecektir. Kimi kabul eder? Aydın Doğan’ı kabul eder. Vatan Gazetesi’ne dedemi oturtmuşlar, öğlen simidi geliyor, bir de peyniri geliyor, canım dedem, bir dilim beyaz peynir, onunla beraber, çıtır çıtır çayla beraber simidini yerken, o arada yazısını yazıyor, dedem. Sünni olmayan bir insanın Sünnilikle ilgili bir hüküm vermesi geçersiz olur. Şiilikle ilgili sorulsa, bir Şiinin sorduğu cevaba, mezhebi olmayan birisi cevap verirse, geçersiz olur. Müslüman âleminin genel mezhep oranlarını söyleyecek olursak, büyük bir bölümü Sünni’dir. Geri kalan büyük bir blok da, Şii ve Alevi’dir. Mezhebi olmayan, kendi orijinal mezhebi olanlar ne kadardır Biliyor musunuz? Yüz binde bir. Yüz binde birin içinde de, milyonda bir Süleyman dedem vardır. O da kendi mezhebine uyuyor. Kendi mezhebine göre hüküm vermiş. Saygı duyarız ama bu Sünnileri bağlamaz, Şiileri de bağlamaz, Alevileri de bağlamaz. Yani Müslümanların yüzde 99’unu bağlamıyor. Müslümanları bağlaması için, Müslümanların kendi muteber eserlerine göre hüküm olması lazım. Kardeşim sen, hadis kabul etmiyorsun, ayetin açık hükmünü de kabul etmiyorsun. Ben sana ne diyeyim. Ne anlatalım? Hangi Peygambere, “kıyamet alameti” demiş Allah? Hangi Peygambere “öldürülmedi,” diyor. Allah? “Katletmediler ve asmadılar” diye, hangi Peygambere demiş Allah? Başka Peygamber var mı? Yok. Hangi Peygambere “Ehl-i Kitap’tan sana iman etmedik hiçbir fert bırakmayacağım,” diyor Allah? Bakın bizim Peygamberimiz (s.a.v.)’e de dememiş Allah. Sırf Hz. İsa (a.s)’a diyor. Bakın bu çok önemlidir. Bu hayatta olması mecburiyetini getiriyor. Hayatta olmasını gerektiriyor. Başka türlü ayetin bir anlamı olmuyor, o zaman. Yani ayet oturmuyor o zaman. Tevil edilmesi lazım. Olur, tabii, tevil edersen olur da ama birinci anlamı, bu oluyor. Asıl anlamı bu oluyor ve “ölümünden önce” diyor. “Ölümünden önce, O’na iman etmedik hiçbir fert bırakmayacağım,” diyor Allah. “Ehl-i Kitapta” “Sana uyanları kıyamete kadar, dünya hâkimi edeceğim” diyor Buhari, Tirmizi, İbni Mace zaten mutevatir hadisler vardır. Yani İslam Âleminde meşhurdur. Aksi hiç olmamış. Bir de Kuran, eğer yanlış bir hüküm varsa, Ehl-i Kitap’ın mesela İncil’de yanlış bir hüküm varsa, onu ehemmiyetle vurguluyor. “Allah üç değildir,” diyor. “Birdir,” diyor. “Hz. İsa Allah’ın oğlu değildir,” diyor. Onu ısrarla vurguluyor Allah. Ama hak olan bir konu olduğunda, onu destekleyen bir ifade kullanıyor Kuran. Mesela göğe çekilmesi konusunu ve ölmemesi konusunu Kuran, hiçbir şekilde reddetmiyor Cenab-ı Allah, bilakis destekliyor. “Katletmediler ve asmadılar” diyor. Allah O’nu Katına ref etti” diyor. Ref etmek ne demek? Katına aldı. Melekler nerede oluyor? Allah’ın Katında oluyor. Cebrail (a.s) indiğinde, nereye iniyor? Yeryüzüne iniyor. Allah, onu geri Katına alıyor mu. Cebrail (a.s)’ı ne yapıyor? Ref ediyor. Yani Cebrail (a.s), Allah’ın Katına gitti mi? Ne olmuş oluyor? Ne diyoruz? Biz ona ref etti, diyoruz. Hz. İsa (a.s)’ı ne yapıyor? Ref ediyor, Katına alıyor. Bakın ayette diyor ki; “Melekler ve İsa Mesih” diyor Allah. Hz. Muhammed demiyor. Hz. Musa demiyor. “Melekler ve İsa Mesih, Allah’a ibadet etmekte, Allah’a kulluk etmekte büyüklük göstermezler” diyor. Çünkü melekler secdede, rükûda ve kıyamdalar. İsa Mesih (a.s) ne yapıyor? O da rükû ve kıyamda ve secdede. O da ibadet ediyor, Allah’a. Nerede? Allah Katında. Çünkü ölmemiş. “Ma katalehu” diyor Allah. Ne demek? Açsın, sözlüğe baksın. Süleyman dedem, bir de “Peygamber gaybı bilmez” diyor. Allah Allah Allah dedeme bak. Allah diyor ki; “ancak Peygamberlerden seçtikleri müstesna,” diyor. “Onlara gaybı bildiririm” diyor Allah. Kuran ayeti var ve gayba ait çok fazla bilgi veriyor, gaybtan bilgi veriyor Allah. Geçmiş de, gelecek de gaybtır zaten. Ebu Leheb’in cehennemdeki konumunu anlatıyor Allah. Bu gayb bilgisi değil mi? Hz. Yusuf (a.s)’a Allah gayb bilgisi vermiyor mu? “Yemeğinizi daha gelmeden bildiririm size” diyor. Gayb bilgisi değil mi bu? Ah Süleyman dedem. Ah! Neyse Süleyman dedemle ilgili bir şey anlatmayalım. Mezhebi, Sünni değildir, Şii değildir, kendi kafasına göre hocamız yazıyor, ben de ayetle ispat ediyorum, hadislerle ispat ediyorum ama dedem, başka türlü düşünüyor. Var başka birçok mezhepler var, ilginç mezhepler var, ilginç düşünceler var. Saygı duyarız ama Sünnilere hüküm veremez, Şiilere de hüküm veremez, Alevi, Bektaşilere de hüküm veremez.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak, Hz. Mehdi (a.s) yokmuş dendiği zaman zuhur eder” diyor.
ADNAN OKTAR: Yani bir de Süleyman dedemin, önü arkası yok, bu kaçıncı dedemin sözü. En az yüzü bulmuştur. Bakın; biz bu konuları anlatmaya başladıktan sonra, “Mehdi gelmeyecek,” diye yazması, en az sayı yüzü bulmuştur. Adını sorsak “Mehdi gelmeyecek” diyor. Dedem rahat ol, bir şey yok. Allah Allah. Tutturdu bir takıntı haline geldi. Adın ne diyorsun, “Mehdi gelmeyecek” diyor. Yemek ne yersin diyorum. “Mehdi gelmeyecek” diyor. Tik oldu. Bir şey yok. Dedemi telkin etmeye git sen, git konuş.
ALTUĞ BERKER: Evrim ve Hz. Mehdi (a.s) konusunda bayağı Hürriyet, Milliyet, Haber7.com bunu hep şu günlerde söylerler.
ADNAN OKTAR:Dedem “evrim var”, der. Süleyman dedemin bir özelliğidir. Darwin’i savunur, anlatır, bir şeyler yapar. Ah! Ah! Dedem. Zamanında bunlar işte böyle aldılar ilacı diyelim.
ALTUĞ BERKER: Hz. İsa (a.s) ile ilgili bir başka ayette, işaret etmiştiniz, Hocam. Göğe alındığını ve yeryüzüne geri geleceğini işaret eden; Zariyat Suresi 22. ayette şöyle buyuruyor Cenab-ı Allah. “Gökte rızkınız vardır ve size vaat olunmakta olan da” ayeti kerimesinin işaret ettiğini söylemiştiniz, Hz. İsa (a.s.)’ın nuzülüne. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bakın Allah diyor: “Sana” diyor, “Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğreteceğim.” Tevrat ve İncil tamam. Kitap ve hikmet? Kuran. İnşaAllah.
Yeşim. “Hocam” diyorsun, “Almanya’dan Türkiye’ye geleyim mi?” diyorsun. Şimdi benim sevdiğim olacak da, ben geleyim mi? Seni sevebilir miyim? Görüşebilir miyim? Ne demek bu? Seviyorsan gel zaten. Değil mi? Acayip, olmaz mı? Acaba sevsem mi? Gelsem mi acaba der gibi laf. Olmaz. “Almanya’dayım”, diyor. Tamam, ben fikrimi söylüyorum. Tabii ki, gelmeni isterim, inşaAllah. Ama Almanya’da iyi bir konumdaysan, yani böyle ilmi mevziin iyi bir yerde ise, ilmi cephe bırakılmaz, sevgi cephesi bırakılmaz, şefkat cephesi bırakılmaz. Değil mi? Bakın ben İstanbul’u bırakmıyorum. İstanbul da beni bırakmıyor.
ALTUĞ BERKER: Hz.Mehdi (a.s), Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mührünü kullanacağına dair şöyle buyurmuş: Hz. Caferi Sadık şöyle buyuruyor: “Adeta kaimi (Hz. Mehdi (a.s)’ı) görür gibiyim ki, Peygamberin altın mühürle mühürlenmiş, sözleşmesini cebinden çıkarıyor. Mührünü açarak, onu insanlara okuyor.”
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in mührünü Mehdi kullanacak. Altın rengi.
ALTUĞ BERKER: “…ve altın renginde” olduğuna dikkat çekiyor.
ADNAN OKTAR: Sen de diyorsun, Hocam kitapların da hep altın renginde, Peygamberin mührünü kullanıyorsun, o zaman Hz. Mehdi (a.s) öncüsüsün, diyorsun. Altın mühür bütün kitaplarda var değil mi? Demek ki, biz de öncüsü olarak, tabii ki, benzeyeceğiz. Boyumuz, posumuz da benzer, huyumuz da benzer değil mi? Gül bahçesinde gezen, gül kokar. Tabii ki; Hz. Mehdi (a.s)’a benzeyeceğiz. İnşaAllah Şeyhim de benziyor, maşaAllah. Müslümanların hepsi benzer. Hak yolda olan Müslümanların hepsi benzer. En başta Rasulullah (s.a.v.)’e benziyoruz, inşaAllah. Peygamberlere, velilere benziyoruz, Bediüzzaman’a benziyoruz, İmam-ı Rabbanilere benziyoruz, Abdülkadir Geylanilere benziyoruz, inşaAllah. Kardeşim 24 saat uyumamak ne demek? Değil mi? Allah esirgesin, İyi bir şey değil.
ALTUĞ BERKER: “Hz. İsa Ölmedi” isimli kitabınız var, Hocam. Bu kitapta; tüm bu anlattığınız delillerin, daha ayrıntılı bir şekilde, hepsini kardeşlerimiz HarunYahya.org sitesinden, kitaplar bölümünden ulaşabilirler. Veyahut yayın evinden temin edebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Vatan Gazetesi niye böyle zıplıyor? Ben anlamıyorum. Naçizane anlatıyoruz. Niye o kadar tedirgin oluyorlar? Hakikaten 100’ü aştı. Bu nedir böyle? Fatih Altaylı bir yandan, Cübbeli’yi zıplattılar, önümüze, ben de fikirle, düşünce olarak zıplata zıplata geri kaçırdım. Ama nasıl hizmet ediyor? Nasıl talebem oldu? Değil mi? Şu an Mehdiyet’i en iyi anlatan, talebelerimden. Oktar bir, Hocam iki, Cübbeli üç.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah, Hocam. Peygamber Efendimiz; “Hz. Mehdi (a.s)’ın hurafeleri kaldıracağını” söylüyor. Şöyle; “Bize kaim (a.s.) (Hz. Mehdi) haber verdi buyurdu ki; Resulullah’ın yolunu izleyecek. Önceki şeyleri iptal edip, yeni şeylerle gelecek” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
ADNAN OKTAR: Hurafeleri, zırvaları ortadan kaldıracak, yobaz uydurmalarını, hayatı zehir eden, abuk, sabuk izahları, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ağzından çıkmayan, fakat Peygamberimiz (s.a.v.) dedi, diye, Peygamberimiz (s.a.v.)’e iftira edilen, sözleri ortadan kaldıracak. Ne yapacak? Kuran’a ve Kuran’ı Peygamberimiz (s.a.v.)’in tefsir ettiği şekle dönecek. Asr-ı saadete, inşaAllah. Mübarek ellerinizle bir sayfa açın, verin. Ya Allah Bismillah. Yusuf Suresi’ni açmışsın, MaşaAllah. Ailede Yusuf ismi var mı?
ALTUĞ BERKER: Manen benim var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Var değil mi? Nasıl? Evet. Bediüzzaman’ın dediği tarzda. MaşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Yusuf Suresi, 34 “Böylece” diyor. “Rabbi duasını kabul etti.” Demek ki, Peygamber duası kabul oluyor. Allah ona dikkat çekiyor. Bakın Hz. İsa (a.s) dua ediyor, deccal taraftarlarını Allah mahvediyor. Dua ediyor, mahvediyor. Dua ediyor, mahvediyor. Dua ettiğinde, tamam. Mesela “Ya Rabbi denizi yar” diyor. Allah, Hz. Musa (a.s)’a denizi açıyor. “Ya Rabbi yerle yeksan et” diyor, bütün şehri yerle bir ediyor Allah, Peygamber dua ettiğinde. “Böylece Rabbi duasını kabul etti.” Çoktur Kuran’da dikkat ederseniz, hep Peygamber duaları kabul edilmiştir. Hz. Nuh (a.s)’ın duasını kabul ediyor, Hz. Musa (a.s)’ın duasını kabul ediyor. “Onların hileli düzenlerini kendinden uzaklaştırdı.” Ebcedi; 2031. Yani 1453, İstanbul’un maddi fethinin tarihi. 2031 de; manevi fethinin tarihi. Tamamen, dünya hâkimiyeti, inşaAllah. “Sonra onlarda Yusuf’un masumluğuna dair, suçsuzluğuna ilişkin, delilleri görmelerine ardından, mutlaka O’nu belli bir vakte kadar hapse atmak görüşü ağır bastı.” O devrin zamanında, derin devlet, o devrin Mehdi’sini hapse atmak için alçakça, zalimce, kahpece, çakalca oyun oynuyorlar. Bakın Cenabı Allah diyor ki; “Suçu olmadıklarını bildikleri halde yapıyorlardı” diyor. Ahlaksızlıklarından, köpekliklerinden. Ahir Zamanda nasıl olacak? Hz. Mehdi (a.s) da aynı akıbete uğrayacak. Yani bazı alçakların oyunuyla, Hz. Mehdi (a.s)’ı da hapse koyacaklar. Yani orada oyunun oynanması önemlidir, sahte delilin ortaya konması. Orada mahkemenin suçu olmaz. Oyunu oynayanların suçu olur, inşaAllah. “Dedi ki;” Bak Süleyman dedem, daha demin demiştim. “Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, bun mutlaka” Mutlaka diyor, bak, “mutlaka size yemek gelmeden önce, onun ne olduğunu gaipten haber veririm.” Hani Peygamberler, gaipten haber veremiyordu dedem? Süleyman dedem uçuyor. Allah hidayet versin. “Bu Rabbimin bana öğrettiklerindendir.” ‘Allah bana vahyediyor’ diyor, ‘ilham ediyor, gaybtan bildiriyor’ diyor. “Doğrusu ben, Allah’a iman etmeyen, ahireti tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terk ettim.” ‘Ateizmi, dinsizliği terk ettim’ diyor. “Atalarım İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup dinine uydum.” Yani İsrail; Yakup, diğer ismi, İsrail’dir. Mesela “kahrolsun İsrail” diyorlar, hâşâ. Peygambere söz ediyorsun. Desene devletine karşıysan, söyle devletine, ateist siyonistlere karşıyım de değil mi? Ateist, siyonist devlete karşıyım de. İsrail’e denir mi? İsrail Peygamber ismidir. “Ey zindan arkadaşlarım” diyor. “Birbirinden ayrı Rabler mi daha hayırlıdır? Yoksa kahredici olan bir tek Allah mı?” Bakın hapiste bile tebliğ yapıyor. Peygamberler uyuşmuyorlar. Sürekli Cevvaller. En zor anda bile Allah’ı anarlar. Bakın hapishanede bile tebliğ yapıyor. Hatta Hz. Yusuf (a.s), hapishanenin müdürünü de ayarlamış, maşaAllah, hapishanenin kontrolü ondaymış. Onun zekâsını çok beğenmişler, uzun uzun anlatılıyor. Yani müdür gibi olmuş orada, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz: “Türkiye’nin gücü manevi yönüdür” dediniz. “Türkiye’de Darwinizm yenilmiştir. Bu Türkiye’ye müthiş güç kazandırmıştır. Deccaliyet kene gibi yapışmıştı Türkiye’nin sırtına, Onu söktük. Müthiş bir manevi güç var, liderlik gücü var. Türkiye’nin gücü budur, başka bir şey değildir” dediniz Hocam. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hakkın Habibinin sevgili dostu” diyor. “Yemen illerinde, çöllerinde Veysel Karani” diyor. Yanık sesli bir genç var, çok şahane söylüyor. Yalnız kardeşim bir kişiye söyletiyor. Öyle olmaz. Bakın, bir kişi söyleyecek, o çıkışlarda yanık sesi olan, çıkış kısmını yapacak. Tek söylediği için, gücü yetmiyor tabii. Ona nefesi yetmez. Orada hata yapmışlar. Veysel Karani sende var mı?
ALTUĞ BERKER: Yok Hocam. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Olması lazım. O zaman göndersinler.
Ben bu ayeti mahkemede, mahkeme heyetine delil olarak okumuştum. Yusuf suresi 38. ayet. Hangi hapisliğimdeydi? Kardeşim ben de sayılarını unuttum maşaAllah. 1986’daki hapisliğimde. 25 sene istiyorlardı. Kardeşim, adam mı öldürdüm? Yani tabii ki; saygım, hürmetim büyük de bu nedir? 25 sene, maşaAllah. 25 sene istiyorlardı şu fakire. Ama beraat ettim. Tabii evelAllah. “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dedim. “Türk kavmi tamam” dediler ama “İslam milletindenim” deyince, Türk Milletini beğenmiyor musun gibi anladılar. Türk kavmindenim, işte diyorum, Türk kavmindenim, Millet-i İbrahime dedim. Buradaki ayette öyle geçiyor. “Millet-i İbrahime diye geçiyor” dedim. Arapça orijinalinden söyledim. Dedim ki Şeytandan Allah’a sığınırım; “Bakın burada, ataların İbrahim, İshak’ın ve Yakup’un dinine uydum diyor burada Cenab-ı Allah” dedim. Din; Millet. Millet-i İbrahime diye geçiyor ayette. Yani “İslam milleti, din anlamında kullanılmıştır” dedim, bırakmadılar. 9 ay hücrede, 10 ay akıl hastanesinde; sen misin diyen? Ellerine sağlık, Allah razı olsun. Yat yatabildiğin kadar 19 ay yattık. Hürriyet, manşetten, kapaktan verdi, acayip seviniyor, benim tıraş etmişlerdi saçımı, acayip sevinmişti Hürriyet. Ne olur, kökü bizde yine çıkar, Allah Allah ne alaka, değil mi? Zaman zaman kısaltırız, zaman zaman uzun olur.
ALTUĞ BERKER: Hollanda’da konferanslarımız, dün başladı Hocam, inşaAllah. İlki, Rotterdam Vesselam Camisi’nden bu görüntüler, MaşaAllah. Hem konferans, hem fosil sergisi, hem kitaplarınızın sergisi, gayet ilgi görmüş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Helal olsun koç yiğitlere. Kemiyet mi? Keyfiyet mi? Keyfiyet. Sayı önemli değil, Bediüzzaman diyor, Hz. Mehdi (a.s)’da bile, mesela büyük bir sayı bekliyoruz değil mi? Değil. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s) talebeleri için; “Ehl-i Bedir’in sayısı kadardır” diyor, “313 kişi.” “Talut’la, nehri geçenlerin sayısı kadardır” diyor, “313 kişi.” “İçlerinde kadınların da bulunduğu 313 kişi de dünyaya meydan okurlar” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Evlatlarımdan, torunlarımdan, Muhammed Mehdi” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Allah, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, ona vezir tayin ediyor, çok büyük olay. Allah, “Mehdi vesilesiyle, kıyameti durduracağım” diyor. “Kıyamete bir gün bile kalmış olsa, Allah o gün kıyameti durdurur, evlatlarımdan Muhammed Mehdi, göreve başlar” diyor. Ve “o günü, Allah uzatır” diyor. Normalde hadise göre Hicri 1400’dür. “7000 yıl ile ilgili hadis var ya, 5600’ü geçmiştir” diyor, Hicri 1400’de yani 1980 yılında, dünyanın ömrü bitmiş oluyor. Ama Allah, 100 yıl daha ilave ediyor. Yani çünkü bitmesi için, Hicri 1400 de olur ama 1500’e kadar geçerlidir. 1400, 1501 olmadıktan sonra, bitmiş olmaz. Hatta 1505-1506 olmadıktan sonra bitmez. 1505’e kadar bitmiş olmuyor. 1506 olduğunda bitiyor. 56 sayısı önemlidir. 56, çünkü 5’i geçiyor. Yarı bitmiş oluyor, 1506’da, orada da bir işaret var.
ALTUĞ BERKER: Rotterdam’da Hocam, ikinci konferansımız da, Rotterdam İslam Üniversitesi’nde oldu, maşaAllah. Özellikle İslam Üniversitesi’nde, çok sayıda ateist ile Hollandalı katılmış. Soru cevap bölümü de birkaç saat sürmüş. MaşaAllah, hepsini izah etmişler.
ADNAN OKTAR: O masalarda neler görüyoruz?
ALTUĞ BERKER: Kitaplar.
ADNAN OKTAR: Onlar ne? Obüs mermisi değil mi? Bakın, silah yerine kitap.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam. Gayet ilgi görmüş, uzun saatlerce. Bu kardeşlerimizde orada gönüllü, konferansı düzenleyenlere yardımcı olan gönüllüler.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, maşaAllah. Geçen günler bir delikanlı geldi, Fethullah Hocamız’ın talebelerindenmiş. O gönül bağı, zaten hiç kopmaz. “Hocam” dedi, Estağfirullah dedi, yani naçizane, emrinizdeyim dedi. Elektronik beyin, maşaAllah. Amerika’da çok şahane bir okul bitirmiş. Bilgisayarla ilgili bir okul, master yaptığı konu da çok mükemmel bir konu. Bu yani o bir detay, şimdi tam aklımda kalmadı da, burada öğretim üyesi olarak başlamış. Saf beyin yani çocuk, maşaAllah. “Hocam” dedi, “anlattıklarınız böyle, çok net” dedi, “Hz. Mehdi (a.s) da gelmiştir, İsa Mesih (a.s) da gelmiştir. Demogoji yapanları ben bir kenara bırakıyorum” dedi. Ben anlamıyorum, mesela çocuklar da, yazanlar var “Hocam” diyorlar, “Hayrettir, biz rüya mı görüyoruz?” diyorlar. Lafı ne uzatırsın? İşte açık açık söylüyor Bediüzzaman; “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diye. Bir kısmının, akıl almaz bir demogoji, akıl almaz bir sahtekarlık ruhları var. Hocamı tenzih ediyorum, Hocam o gün mükemmeldi mübarek tabii, o da Fethullah Hocamız’ın talebelerinden. Ama, sahtekarlığa, oyun oynamaya ne gerek var kardeşim? Mesela de ki; “Mehdi tamam geleceği açık yazılmış, ben inanmıyorum” dersin, ne zorun var? Yani niye yalan söylüyorsun? “Gelecek, ama ruh olarak gelecek. Gelecek ama, şahs-ı manevi olarak gelecek. Gelecek ama, bir adamın ruhuna, bedenine girip gelecek” yani, bu münasebetsizliklere, çocuk gibi bu hareketlere, ne gerek var?
Salih İlker; “Selamun Aleykum seyyidim. Bu videoda Fethullah Hoca Efendi, ‘Mesih de, Mehdiyet de şahs-ı manevidir’ diyor. Açıklar mısınız lütfen? Aklım karıştı, neden böyle bir açıklama yapmıştır Fethullah Hoca?” Salih İlker Youtube’da bir adres vermiş, video. Doğru, şahs-ı manevidir, Hz. Mehdi (a.s) başta var, talebeleri var, bir de şahs-ı manevisi var. Ama Fethullah Hocamız, şahs-ı manevi bölümünü anlatmış, talebelerini ve Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatmamış. Zaman gelir, onu da anlatır. İlla dinlemek, ağzından duymak istiyorsa, yayınlayın bandını dinlesin, Salih kardeşimiz. Alenen söylüyor; “şahıs olarak gelecek” diyor. Net, sarihtir Fethullah Hoca’nın, o konuda en ufak tereddüdü yoktur. Hazır, dinleyelim.
VTR-Fethullah Gülen Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın Şahıs Olarak Zuhur Edeceğini Şöyle Anlatıyor.
VTR-Fethullah Gülen Hoca efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Fethullah Hocamız ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s), şahs-ı maneviyi temsil edecek” diyor. Temsilci bakın, şahs-ı manevinin temsilcisi olacak. Hükümet temsilci kim? Başbakan. Temsilci ne demek? Bir kişidir ve “şahs-ı manevinin başına geçecektir” diyor. Bitti, çok açık, çok sarih. Ondan sonra, milyon çeşit laf söyleşen, geçerli olmaz. Olmaz, yani Fethullah Hoca maslahat icabı o tip sözler eder. Gerçeği, doğrusu budur. Kendi orijinal sesinden, ben yalan söyledim diyecek hali yok Fethullah Hocamız’ın, değil mi? Doğru konuşuyor. Hz. Mehdi (a.s) aşığıdır. Hz. Mehdi (a.s)’ın, Türkiye’de olduğunu bilir Fethullah Hoca. Ama çok tedbirlidir Fethullah Hoca çok, çok tedbircidir. Yani çekinir, “Aman” der işte, “Mehdiyet’e bir şey olmasın, Hz. Mehdi (a.s)’a bir şey olmasın, dikkat çekmesinler, aman setredin, örtün” o mantıktan kaynaklanır. Yani, öteki sahtekarlar gibi böyle İttihad-ı İslam’a karşı olduğu için, Türk İslam Birliği’ne karşı olduğu için değil. Fethullah Hoca, Türk İslam Birliği’ne aşıktır. Acayip, acayip, acayip yani Türk milletini de çok sever.
“Ah canım Hocam, bu Süleymaniye mezhebinin kurucusu, soy isminden cesaret alıp, ateşle oynuyor. Nasıl oluyor da Kuran ayetlerini görmezlikten geliyor? Bu nasıl hoca? Hocayım diye, bari ortaya çıkmasın. Canım Hocam, hasta etti bizi” diyor, “Canım Hocam”, evet, Süleyman Hoca’yı boş verin o konuyu. Der onu o. Her tarafı ateş olsun, cürümü kadar yer yakar derler zaten, her tarafı ateş olsa ne olur? Bir şey olmaz inşaAllah. Yani kendini yakıyor, kendine zarar veriyor. Biz de doğrusunu anlatıyoruz. Yani Süleyman Hoca desin ki; “Kardeşim” desin, “Hz. Mehdi (a.s) da gelmeyecek, Hz. İsa (a.s) da gelmeyecek” dedi farz edelim, dedem şunu şöyle, “İttihad-ı İslam olacak” de, “Türk İslam Birliği olacak” de. Bakın dikkat edin, dedem bunları diyemez. Gazeteden anında zıplatırlar, anında hoplatırlar, diyemez. Bu yazıları da böyle Allahualem, dedemin böğrüne hafiften böyle dürtüyorlar, ondan sonra yazıyor. Dedemin böyle böğrünü dürtmeden, bunu yazmaz. Bu yüzüncü kardeşim artık. Bak Hz. Mehdi (a.s)’ı reddedenler var, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişini reddediyor, İttihad-ı İslam’ı kabul et o zaman, Türk İslam Birliği’ni savun değil mi? Savunamaz, çünkü soracağız o zaman; “Madem İttihad-ı İslam olacak, başına kim geçecek?” diyeceğiz. Başlayacak, tevile. Ne desin? “Herhangi bir adam geçecek” diyemez. 1400 sene sonra, bir buçuk milyarlık İslam aleminin, 7 milyarlık dünyanın başına geçecek bir imamdan bahsediyorsun sen. Herhangi biri olmayacağına göre. Tayinle, devlet memuru gibi göreve gelmez o. “Kim bu? “Hz. Mehdi (a.s)” diyecek. Bunu dememek için, İttihad-ı İslam’ı da savunamıyorlar, Türk İslam Birliği’ni de savunamıyorlar, Cübbeli, başta olmak üzere. Cübbeli bir, Süleyman dedem iki, Fatih Altaylı üç, Aydın Doğan dört. Bunlar böyle bir çember olmuşlar, gidiyor da gidiyor Osman Ünlü, halkada, Şaşar beşer-Faruk Beşer halkada, halay çekiyorlar, dedemler. Aydın Doğan’ın elinde mendil, döne döne oynuyorlar. Biz de bak onları burada, fikirle, bilgiyle, akılla toz duman ediyoruz, evelAllah.
Şu Azeri kardeşlerimizin, dili o kadar tatlı ki. Yani onu çözmek için böyle, özel olarak uğraşıyorum. Mustafa Çakılcı, “Selamun Aleykum Hocam, bir” diyor, “kafasına fes koymuş bunak” diyor, yani ben buradaki ifadeyle söylüyorum. “Sizin yakında, ‘Hz. Mehdi (a.s) benim diye ortaya çıkacağınızı’ söylemektedir. Acaba ne düşünüyorsunuz? Teşekkürler, Mustafa Çakılcı.” Mustafa, bayağı aklı başında bir adamım ben, öyle sulu hareketlerden hiç hoşlanmam. Bayağı dindarım, Allah’tan korkuyorum. Niye, öyle bir psikopatlık yapayım? Ne zorum var? Niye yapayım, yani ne anlamı var? Ve alenen haram, dinden çıkarsın. Ne zorum var? Ben Allah’ın kuluyum, Allah’tan korkuyorum, bayağı korkuyorum cehenneme gideceğim diye, Allah esirgesin. Ne cesaret? Bir Müslüman çıkacak da, “Selamun Aleykum” Haşa, “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ım” diyecek, olacak iş mi bu? Diyemez, haramdır, dinden çıkar. Ama ben talebesi olmak için, dua ediyorum. Diyorsun, Hz. Mehdi (a.s)’a uymak için, talebe olmak için” tabii, bir arzumuz isteğimiz olur. Haşa neuzubillahyani, Müslüman böyle bir şey söyleyemez, hiç kimse söyleyemez. Diyorsa, dalalettir, diyorsa, sapıktır. Diyorsa zaten, Mehdilikle alakası yoktur.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Resullerimiz Diyor Ki
Devamı ...Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...