ADNAN OKTAR:Herkes hoş gelmiş.
ALTUĞ BERKER:Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir yazar arkadaş; “Hocam İslam dünyaya hakim olmaz” diyor, adı lazım değil. “Nasıl olacak? Amerika var, Tank, top, uçak var” diyor. Kardeşim biz, kavga edeceğiz demedik ki. İslam’ın hakimiyetinden kasıt; dünyada sevgisizlik var, kavga var. Buna karşı; sevgiyle, barışla çıktığında, dünyanın tamamı bunu kabul eder. En güçlü silahtır. Boğuşmayı kim kabul eder kardeşim? Fakat barışı sonuna kadar savunacak iradeyi insanlar gösteremiyorlar. Mesela muhabbet meclisi kurarlar, bir de bakarsın sille tokat birbirlerine girmişler, kafa göz yarılmış, ceketin kolu kopuyor, bir ayakkabısı var, bir ayakkabısı yok, acile kaldırıyorlar, biliyorsunuz, sık sık kepazelik çıkarırlar. Ama başta birbirlerine sarılıp, öperler, birbirlerine evlerini hediye etmeye kalkarlar, acayip bir sevgi vardır. Dünyadaki insanlar bunu götüremezler. Mesela kendi vatanı içerisine bile önce barıştan, kardeşlikten bahsediyor, bir de bakıyoruz, iç savaşı acayip arzu ediyor, kabadayılık yapıyor vatandaşına bile, itlik yapmaya başlıyor. Amerika’ya itlik yapamayan, Rusya’ya itlik yapamayan, kendi vatandaşına itlik, çakallık yapıyor. İşte asarız, keseriz, dağıtırız, tek tek yakalarız diyorlar. Çakal, madem öyle kabadayısın, git Amerika’ya kafa tut bir bakayım. Kafanı sinek gibi ezsin senin. Git, İngiltere’ye bir kafa tut da bir bakayım, ne oluyorsun sen. Bir avuç Müslüman’a, garibana kafa tutmayla olmuyor ki, çakal konumuna gelirsin, başka bir şey olmaz. İç savaş için hazır bazı tipler. İslam ülkelerinin bir çoğunda bu vardır. Sünni-Şii savaşı için hazırdır, tarikatlar savaşı için hazırdır. Hatta ırk savaşı, zaten en çok ırk savaşının üzerinde duruyorlar, ırk savaşı için hazırlar. Mehdiyet, sonuna kadar barışı savunan sistemdir. Barışı savunduğunda, dünyanın her tarafı seni kabul eder. Amerika da liderliğini kabul eder, Rusya da kabul eder, Çin de kabul eder, İsrail de kabul eder, Ermenisi, Rumu hepsi kabul eder. Barışı, kardeşliği kim istemez? Ama sonuna kadar götüremiyorlar. Adam önce ahkam kesiyor, barış kardeşlik, iyilik, güzellik. Şimdi ne oldu? Bakıyorsun, birden dişleri çıkmış, hırlamaya başlıyor. Bir yıl önce ne konuşuyordun? Altı ay önce ne konuşuyordun? Ne oldu, dişlerin niye öyle parlıyor? Onun için, bu yazar arkadaşımız, böyle tipler meşhur olmak için bazen ortaya çıkıyor, onlarla tek tek öyle muhatap olamıyoruz mecburen ama tabii yine de kendince iyi niyetle yazıyor gibi yazmış ama gariban, çok aciz. Bediüzzaman “yeis ve ümitsizlik” diyor ya, tam bir yeis ve ümitsizlik içindeler. Kardeşim dünyada, muazzam bir silah yatırımı var. Tanka, topa, bombaya, savaş uçaklarına ayrılan parayla dünya, otuz kere zengin olur. Fakir fukaralar, Amerika’da da sürünüyorlar, başka yerde de sürünüyorlar, bunu ortadan kaldıracak bir sistemden bahsediyoruz. Barışı sonuna kadar savunan, dünyaya hakim olur, bu kadar, olay bu. Şefkat göstereceksin, sinirlenmeyeceksin, koruyup-kollayacaksın, merhamet edeceksin, iyilikle davranacaksın, gönül alıcı olacaksın, konu biter. Mesela adam alnının ortasını kaşır senin, adam duruyor duruyor birden şişiyor, ağzını, burnunu kırıyor. Değil. Yani sonuna kadar irade kullanıp, güzel ahlakla cevap vereceksin. Çünkü insanlar en büyük hatayı bile yapsalar, Allah’ın affetmesini istiyorlar. O zaman sen neden affetmiyorsun değil mi? En büyük hatayı bile yapsa, ağlaya ağlaya beni affet demiyor mu Allah’a? Sen, sana ne oluyor? “Ben affetmem” diyor. O zaman Allah, seni nasıl affetsin? Allah’ın takdiri tabii, isterse Allah affeder de, yani mantığının çarpıklığını göstermek için onu söylüyorum. Mesela İsrail ile savaşmak için can atan, bayağı bir insan var. Ermenistan’ı kazımak için can atan, bayağı bir adam var. Filistin’de bir tane canlı bırakmamak için, tamamını yerle bir etmek için can atan, birçok insan var. Afganistan; mesela adamlar utanmasa, orada tavuk bile bırakmazlar, dünyadan çekiniyorlar, bir kısım tipler, psikopatlar, orada cins manyaklar var, acayip saldırgan adamlar. Dolayısıyla kavgacı adamları ayıracak inanç, mantık, insan anlayışı; Mehdiyet’tir. Mesela biz, ısrarla barışı savunuyoruz. Herkese şefkatle yaklaşıyorum. Bütün mezheplere, inançlara karşı saygılıyım. Ama artı bakın yıllardan beri en etkili mücadele ettiğim masonlara karşı, çok şefkatliyim. En etkili mücadele yaptığım, ateist siyonist düşünceye bile, şefkatle yaklaşıyorum ve düzelmelerini istiyorum, dua ediyorum, gayret ediyorum. Yani yakıp, yıkarak, yapmak değil. Çünkü barışı yapmak, insanların sinirini çok gerer ve çok zordur barış, kardeşlik. Kavga, onları deşarj eder. Yani ağzını, burnunu kıracak, rahatlayacak. “Oh” diyor. Mesela çekip, vuracak, var ya böyle tipler, mesela kadıncağıza, çocukcağıza vuruyor, ne oldu diyorsun, soğuduğunu söylüyor, ferahlamış, öyle çoktur. Mesela ağzını, burnunu kırmazsa, yakıp-yıkmazsa rahatlamaz. Halbuki Allah ayette; “öfkelerini yenerler” diyor. Öfkesini yenmek çok önemlidir. Çünkü her insan affedilmeyi ister, her insan şefkati ister. Zorunuz ne? Neden dünyayı cehenneme çevirelim değil mi? Akılcı yaklaşalım. Ne İsrail ezilsin, ne Filistin ezilsin, ne Rumlar ezilsin. Ben çocukluğumda bilirim, ilkokulda, ortaokulda, hep bize öğretirlerdi; Rum düşmanlığı, Ermeni dendiğinde, biz irkilirdik, Yahudi mesela, seni Yahudi kılıklı derlerdi değil mi, hakaret gibi bilirdik. Mesela Rum demek, hakaret gibi bilinirdi. Ne oluyoruz? Rus, Rus da hakarettir, Moskof denirdi. Araplar, haşa kalleş, kirlidir, hastadır, berbattır, çocukluğumuzda öyle tanıtırlardı. Arap dediğinde, insanlar böyle alay etmeye kalkar, lisanıyla alay etmeye kalkar, kıyafetiyle alay eder, zevksizdir, Türk düşmanıdır, haindir diye bilinirdi. O zaman, etrafımızda adam kalmadı. Türkiye’nin içinde, adam Alevi düşmanlığı yapıyor, Şii düşmanlığı, Caferi düşmanlığı yapıyor. Türkiye’nin içini de bitirdi. Fethullah Hoca’ya düşman oluyor, Süleymanlı kardeşlerimize düşman oluyor, Mahmud Hocamız’a düşman oluyor veyahut geliyor, bize düşman olmaya kalkıyor. Tabii bize düşman olması kaç yazar diyelim de, o ayrı mesele, inşaAllah. Bu kafayla, adam kalmadı. Ama bakın biz, sevgiyle ve şefkatle yaklaşıyoruz. Rumları da bağrımıza basıyoruz, kardeş olarak görüyoruz, dünya kardeşidir, din kardeşi değil. Dinde olmaz, kendi arasında kardeştir. Bir de kan kardeşi vardır, kan kardeşi de ayrıdır. Ama dünya kardeşlerimizdir, inşaAllah. Bereketli, huzurlu yaşamalarını istiyoruz. Biz, İsrail’in tehdit altında olmasını istemiyoruz. İslam ülkelerinin birleşip, bir gün İsrail’i yok edeceği gibi ülkümüz, idealimiz yok. İsrail aziz olsun, rahat etsinler, bereket, bollukla yaşasınlar. Niye yok olsun? Orada genç kızlar var, Müslüman kardeşlerimiz var, Hıristiyanlar var, Museviler var, kendi inancıyla yaşar. Biz onların Müslüman olmaları için gayret ederiz. İsterseler olur, istemezlerse olmaz, dinde zorlama yok. Ama Müslümanların, yeddi emanında olurlar. Onların koruması altında olurlar. Onların şefkati, merhameti, muhabbeti, Kuran’da nasıl olması gerektiği, Allah tarafından açıklanmış değil mi? Biz, o merhameti uygulamakla mükellefiz, şefkati uygulamakla mükellefiz. Dolayısıyla, ne Ermenistan’ın yok olmasını isteriz, ne Rusya’nın, ne de Cübbeli’nin dediği gibi İran’ın helak olmasını isteriz. “Allah, İran’ı daha da berbat etsin, yıksın Allah” diyor. Müslümanların dolu olduğu bir ülkenin yıkılmasını istiyorsun sen. “Hz. Mehdi (a.s) ne yapacak?” diyor, “ne kadar Şii varsa, ne kadar Vahhabi varsa, pırasa gibi doğrayacak” diyor. O kafaya göre Aleviler, Bektaşiler, herkes gitti. Onlar da seni doğramaya kalkacaklar, o kafaya göre, nefsi müdafaaya geçecekler. Ne olacak? İşte biz, bunu ortadan kaldırıyoruz. Bunun adı; Mehdiyet’tir. Biz de, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Bunu dünyanın herkes, her alanda kabul eder. Yani bu insanın temel vasfıdır. Makul her insanın kabul edeceği bir şeydir ve dolayısıyla, bu inancı savunan herkes, dünyaya hakim olur. Türk İslam Birliği, adil ve güzel bir sistemdir, şefkat, merhamet sistemidir. Masonsa bana ne adamın masonluğundan ama Müslüman olması için gayret ederim. Ama zulüm yaptırtmayız, o ayrı mesele. Kimseye saldırtmayız, kan akıttırmayız, uyuyan kişiyi uyandırtmayız. Dünyada bu zihniyeti kabul etmeyecek kimse yoktur, herkes kabul eder.
SUNUCU 2:Dinimiz de bize, zaten bunu buyurur.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
Selamun Aleykum muhterem ve kıymetli Hocam.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizlere mecburen Amerika’da yaşamaya devam eden ve Doğu Türkistan Uygur Türklerinin siyasi lideri ve manevi annesi Rabia Kadir Hanımefendinin, selam, hürmet ve muhabbetlerini getirdim.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Vesileniz ile kendisinin selamlarını, Türkiye’de yaşayan bütün Doğu Türkistan davası sevdalılarına ve sahiplerine iletiyoruz. Vatanlarından ayrı, gurbette yaşayan Uygur Türkleri ve kendileri, zatıalinizi yakından takip ediyor ve Doğu Türkistan Uygur Türklerine göstermiş olduğunuz yakın alakaya minnet ve şükranları acizane bizler vesilesiyle iletmiş bulunuyor. Yakın gelecekte kavuşacağımıza inandığımız bağımsızlığımızın savunucusu ve kendi davası gibi, sürekli gündeme getiren Harun Yahya-Adnan Oktar Hocamız’a muvaffakiyetler diliyoruz.” Bakın “yakın gelecekte kavuşacağımıza inandığımız bağımsızlığımızın” diyor, bundan makul ne olabilir? “Savunucusu ve kendi davası gibi sürekli gündeme getiren” Allah’ın emri bu zaten, Kuran’ın emridir. “Kendi davası gibi sürekli gündeme getiren Harun Yahya-Adnan Oktar Hocamız’a muvaffakiyetler diliyoruz. Sizlere her hayırlı işlerinizde muzaffer kılması için, Allah’a dua edip, sessizliğin sesi ve hak davasının savunuculuğunu yapmanızı önemsiyoruz. Bu vesileyle Kayseri’de yaşayan, Uygur Türkleri ve ailemin de Selam ve hürmetlerini iletmekten bahtiyarlık duyuyorum. Esir Doğu Türkistanlı kardeşiniz Seyyid Abdülkadir TumTürk.” Seyyidmiş, maşaAllah. Doğu Türkistan’da seyyid çoktur, maşaAllah. Acayip zulmediyorlardı, Çin hükümetiyle görüştük, burada büyükelçiyle de konuştuk; “ne yapıyorsunuz” dedik, “asıyorsunuz, kesiyorsunuz” dedik, gündeme getirdik, “gelin, Doğu Türkistan’da size gösterelim” dediler. Biz oraya nasıl gidelim? Milleti doğruyorsunuz. “Önce siz orayı bir düzeltin yani normal hale getirin, ondan sonra geliriz heyetle” dedik. Oraya giden, kıyma makinesine giriyor, biz oraya nasıl gidelim? Allah’a şükür burada çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ondan sonra çok değiştiler. Bu evden toplamaları, gerçi devam ettiriyorlar ama yani bu yaygın katliamları, bu acayip, akıl almaz zulümleri, bu ev yıkmalar falan onlarda geniş çapta bir durma oldu, haberini aldık.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam, vesilenizle.
ADNAN OKTAR:Ama kardeşim Doğu Türkistan, çok mazlum, tatlı bir millet, bırakın bağımsız olsunlar, Çin onunla ticaret yapar, rahat edersiniz, Çinliler de yaşasın, gelsin kardeşimiz, bir şey dediğimiz yok. Getirin Çin’den başka adam da varsa getirin, yaşasınlar ama bırakın bağımsız olsunlar, rahat olsunlar. Siyasi iş birliği yapsınlar, askeri iş birliği yapsınlar değil mi? Ona bir şey dediğimiz yok. Ama yakalarından ellerinizi çekin, rahat etsinler. Ne öyle gece yarısı adamları götürmek, genç kızları alıp götürüyorsunuz. Hesap soran yok, kabus gibi. Açın, rahat bir yer olsun, siz de gidin istediğiniz gibi, biz Çin ali olsun, zengin olsun, Çin gariban dolu, biz Çin’in yıkılmasını ister miyiz? Çin devletinin yıkılmasını ister miyiz? Neden isteyelim? Güçlü ali olsun, Çin’de İslam yayılsın, insanların yüzü gülsün. Adamların suratları bir karış. Gariplerim 3 metrekare yerde oturuyorlar. Yabancı dergilerde gösterdiler, mühendis adam, karısı da mühendis, 3-4 metrekare yerde, karşı karşıya oturuyorlar. Bütün ev bundan ibaret. Bu zulüm değil mi? Çin’e gidin, bir tane gülen adam gösterin bana. Suratları mask, odun gibi suratları donuk. Kardeşim camiler dolsun, taşsın kardeşim, Çin’e bereket gelsin, ferahlık gelsin, ticaret yapalı, mesken kuralım, gelsinler, onlar da buraya yerleşsinler, ne istiyorlarsa yapalım. Bu nedir yani her yer setlerle çevrili, gece yarısı adamları alıp-götürmeler, getirmeler. Bırakın genç kızları, istedikleri gibi ibadetlerini yapsınlar, çocukların başörtülerine, ibadetlerine karışmayın, inşaAllah. Biz Çin’in yıkılmasını istiyor muyuz? Yani Doğu Türkistan bağımsız olunca, Çin’in düşman mı olmasını istiyoruz biz? Hayır, bilakis, askeri, siyasi, her yönden iş birliği yapsın. Dışarıya karşı, beraber, güçlü, omuz omuza mücadele edin, kimsenin bir şey dediği yok. Doğu Türkistan’da istediği yerde yerleşkeler kurun, evler kurun. Biz Çinlileri seviyoruz, çok sevimli şeker şeyler. Yazık gariplerime, zaten yıllardan beri sürünüyorlar, biz onların neden eza çekmelerini isteyelim? Neden azı çekmelerini isteyelim? Biz, onların yüzlerinin gülmesini istiyoruz. Ama baskıya gerek yok, ızdıraba gerek yok. Doğu Türkistanlılar çok efendidir, çok nezaketli, temiz, saygılı, genç kızlar nur gibi oradaki insanlar, annelerimiz, kardeşlerimiz nur gibidirler. Böyle Anadolu’nun sıcak, o tatlı ahlakı buram buram kokar Doğu Türkistan’da. Hiç bozulmamışlardır, terütazeler, tertemiz duruyorlar. Bırakın, güzel herkes yaşasın. Ver özgürlüğü, Çin, Avrupa gibi olsun. Bir numara olursunuz kardeşim, daha ne istiyorsunuz? Çok zengin olursunuz. Bu hayat mı? Yani kaliteli bir hayat yaşamadıktan sonra, çalışsan ne olur değil mi? Ahiret için gayret etmedikten sonra, hayatın ne anlamı var? Allah’ı sevmedikten sonra, hayatın ne anlamı var?
ALTUĞ BERKER:Tamamen haklısınız Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Amerika’da yaşamaya devam eden, Rabia Kadir Hanımefendi’yi de, mübarek annemizi, mübarek kardeşimizi, Türkiye’ye davet ediyoruz, inşaAllah. Onun Türkiye’ye hukuki giriş sorunu var mı? Bir öğren bakalım. Çin ile konuşulabilir, makul bir şey. Biz orada anti demokratik sistem kurulsun istemiyoruz ki, Doğu Türkistan’da demokrasi kurulsun istiyoruz, laiklik tam uygulansın istiyoruz, barış, kardeşlik tam olsun, Çin ile de kardeşçe yaşasınlar, bu kadar. Ama baskının kalkması gerekir. Bırakın Doğu Türkistan’ın kendisi bir lider seçsin, mesela Rabia annemiz iyi, maşaAllah. Onu orada Cumhurbaşkanlığına getirsinler, konu bitsin. Bakın nur gibi annemiz, maşaAllah, gayet sevecen.
ALTUĞ BERKER:Başbakanımız; “hukuki sorun olmaz, istediği zaman gelebilir” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bitti, annemizi davet ediyoruz. Çinlileri de getirelim buraya, annemiz de gelsin, konuşalım, inşaAllah. Ne olur mesela, ne güzel, bir süs güzellik, bütün dünya Çin’i sever. Annemizi getirsinler Doğu Türkistan Cumhurbaşkanlığına, bir de Başbakan seçsinler, kendi kendilerini yönetsinler, karışmayın. Çin’de de varsa fazla adam, Doğu Türkistan’ın ucu bucağı yok, gelsinler, yerleşsinler, bağrımıza basarız ne var? Kendilerine köyler kursunlar, kasabalar kursunlar, canımız kardeşimiz Çinliler de ne var yani? Allah’ın gariban kulları. Allah’ın izniyle, her köye de bir cami yapalım, onları camiye dolduralım, alınları bir secde görsün, içlerine bir ferahlık gelsin. Bu hayat mı kardeşim, Allah vermesin. Adamların şuuru kapanmış, beton gibi bakıyor adamlar, yüzünde anlam yok. Bu hale getirmenin ne alemi var? Neşelensin, gülsün, Allah’a ibadet etsin. Devlet yıkmak akıllı bir hareket değildir, devlet neden yıkılsın? Ali olsun. Çin, barışçıl devlet, barışçıl bir millettir. Garibandırlar dünya tarihi boyunca, çalışkan bir millettir. Dünya onları sever, kimsenin onlarla bir alıp veremediği yok. Biz zulüm istemiyoruz, kan istemiyoruz, katliam istemiyoruz. Çin polisi, Doğu Türkistanlı çocukları sokakta vuruyorlardı, görüntüleri sende var mı? Zulüm bittiğinde, konu bitti. Dolayısıyla böyle yeis ve ümitsizlik içinde olan tipler bana köşelerinden yazı yazıyorlar, olayın gerçeğini bilmiyorlar. “Hocam olur mu? Nasıl olur” diyorlar. Doğu Türkistan sorunu, bizim ana konularımızdandır. Yani Doğu Türkistan, Filistin gibi, Irak gibi, hepsi gibi yani say say bitmez, bir tane, iki tane, on tane değil ki, Moro’da var, Çad’da var, her yerde var.
ALTUĞ BERKER:Ben, sizin bu konudaki internet sitenizi göstereyim Hocam. www.DoğuTurkistan.com. Bu konuda eseriniz de var; “Komünist Çin’in Zulüm Politikası Doğu Türkistan“ isimli eseriniz. İnternet sitesinde, kardeşlerimiz bu kitabı da görebilirler. Bu sitede yazılarınız, anlatımlarınız, bu bahsettiğiniz, video görüntüleri. Uygur Türklerinin, dövülerek katledilmelerine dair görüntüler de var.
ADNAN OKTAR:Sitenin ismini bir daha tanıt.
ALTUĞ BERKER: www.DoğuTurkistan.comsitenin ismi, inşaAllah. Kardeşlerimiz filmleri, bu siteden görebilirler.
ADNAN OKTAR:Orada çok detaylı olarak, anlatılıyor, gösteriliyor. Bakın videoda Çin polisinin yaptığı zulüm.
“Ey boyunu, posunu sevdiğimiz, ey gül bahçesini dolaşan, gül kokan, ey Peygamber ahlaklı, evliyaların” kardeşimiz güzel bir şey söylemiş. “Ey tebessümü ruhumuzu aydınlatan, neşesi, neşemize neşe katan, ey yüzüne sözüne aşık olduğumuz, canımız ciğerimiz, sizi çok derin, çok engin, çok üstü çok seviyoruz” diyor, bir hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah. Biraz ani çıkartmalar yapmam gerekiyor, çünkü çok hüsn-ü zanları var, maşaAllah, çok seviyorlar ama tabii onlar yanlış anlaşılabilir.
Selamun Aleykum Sayın nur yüzlü, yakışıklı, delikanlı, mert, yiğit, genç Hocam” diyor, maşaAllah. “Ben Emine, 21 yaşındayım, Viyana’da yaşıyorum. Sizi tanımama kocam vesile oldu. Artık sizi izleyemediğim günler, sanki büyük bir günah işlemiş gibi bir his duyuyorum ve sizi dinlemek yetmiyor. Sizi görmeyi ve programınıza katılmayı istiyorum, inşaAllah. Hocam ne olur izin verin, sizi göreyim. Programınıza kızımla katılmak istiyorum” diyor. Buyurun, gelin, iftihar ederim. “Size Selam ediyorum. Hayırlı akşamlar” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berakatuhu.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 29 “Hayır;” diyor Cenab-ı Allah, “Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar metalandırdım (yararlandırdım)” Ayetin ebcedi; 2015. “Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız." ‘Karşı koyacağız’ diyorlar. Bu ayetin ebcedi de; 1990 yılını veriyor. Demek ki, 1990 yılında, Mehdiyet’e karşı bir kahpe saldırı olacak, Kuran ona da işaret ediyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. 00:30’dan itibaren, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Sipas Vizyon Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren, A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...