SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Sipas Vizyon Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz
ALTUĞ BERKER:Amerika’da her gün bir doğal afet oluyor, daha evvel siz göstertmiştiniz, inşaAllah. “Bu sefer kasırga Amerika’da Missouri’yi yıktı, 89 ölü” diyor. Bununla ilgili görüntü de var Hocam, uygun görürseniz, inşaAllah. Amerika’da bir de Mississippi Nehri taştı Hocam. Onun da resimleri var, uygun görürseniz. Meksika Körfezi’nden başlayan ve Missisippi Eyaleti’ni izleyen bütün nehrin taşması sonucunda, şu anda gemi taşımacılığı durdu. Ulaşım orada durmuş durumda. “Tarım sektörüher yıl yüz milyonlarca dolar zarar oluyor ekonomiye”diye anlatılıyor Amerika basınında ve “4800 kişinin evinden olduğu” söyleniyor.
ADNAN OKTAR:Mississippi
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah bir hatırlatma yapıyor, Amerika’nın gücünü kendisine gösteriyor. Nasıl acz içinde olduklarını gösteriyor. Çok küçük işaretlerdir bunlar, Cenab-ı Allah istese, daha da büyük acze getirecek olaylar yaratır fakat düşündürecek kadar yapıyor. Fazla bir yüksekliğe de çıkarmıyor Allah. Diğer olaylarda da öyle dikkat ederseniz, depremi de düşündürecek kadar yapıyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Malatya’da konferansımız var Hocam. 28 Mayıs tarihinde Cumartesi günü, inşaAllah. Onun afişini göstermek istiyorum. Belediye Konferans Salonu’nda, 28 Mayıs saat 18:00’da, akşamüstü 6’da, tüm halkımız davetli, inşaAllah. “Kıyamet Yaklaşıyor, Ahir Zaman Konferansları”, inşaAllah, Malatya’da 28 Mayıs Cumartesi akşamüstü 6’da, Belediye Konferans Salonu’nda, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Malatya Malatya, bulunmaz eşin. Malatya’nın gençleri almış, yürümüş” diyor, maşaAllah. Kanunla, klarnetle çok şahane olur bu parça. Ünlü, güzel bir parçadır.
Müzeyyen Hocam, bana Kuran’dan bir ayet söyle.
MÜZEYYEN HANIM:Okuyayım Hocam. Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker ile ilgili ayeti okumak istiyorum, izniniz olursa, inşaAllah.
Eûzu billēhi mineş-şeytânirracîm Bismillēhirrahmēnirrahîm
“Velteküm minküm ümmetüy yed'une ilel hayri ve ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münker: Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. ve ülaike hümül müflihun: Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran Suresi, 104)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Müzeyyen Hocam’ın mükemmel bir kıraati var. Uzun yıllardan beri kardeşimiz, İslam’a, Kuran’a hizmet eder, maşaAllah. Çok değerli bir kardeşimizdir. Genel kültürü iyidir, fıkıh bilgisi de çok iyidir, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Allah razı olsun, vesilenizle.
ALTUĞ BERKER:Mustafa Sungur Ağabey’in resimleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Bayağı sevimli.
ALTUĞ BERKER:Biraz resimli bilgi de verebilirim Hocam, uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin manevi evladı ünvanına mazhar olan Mustafa Sungur Ağabey, 29 Eylül 1929 tarihinde, Eflani’de doğdu. Dönemin Köy Enstitülerinde okuyan Mustafa Sungur Ağabey öğretmenlik yaparken, 1946 yılında Risaleleri okuduktan sonra, namaz kılmaya başladı. Bediüzzaman Hazretleri’ni tanıdıktan kısa bir süre sonra, ona hitaben mektuplar kaleme aldı. Bu mektuplarda, önce köy enstitüsünde edindiği izlenimleri aktarıyordu. Üstad gönderdiği bir mektubunda; “Nur’un küçük kahramanlarından Mustafa Sungur” ifadesini kullanmış, onun hizmetlerini övgü dolu sözlerle takdir etmişti. Mustafa Sungur Ağabey, Üstad’ın bir kerametini şöyle anlatıyor: “Üstad’ımız çok defa benim için, hatta hapisteyken bile, ‘Onu Tiflis’e göndereceğim’ derdi. Tarihçe-i Hayat’ta Rus polisi ile muhaveresinde Üstadımız, ‘Rusya’nın bir gün parçalanıp orada medresesini açacağını’ söylüyordu. O günden, böyle bir şeyi hayal etmek bile mümkün değildi. Üstad’ın bu sözlerini, herhalde Üstad benim Samsun’da bulunmamı, manen Rusya ve Tiflis’e gitmiş gibi kabul ediyor diye yorumluyordum. Bu konuşmalardan yaklaşık 40 yıl sonra Tiflis’te açılan Medrese’nin anahtarı, Sungur Ağabey’in eline verilir ve Üstad’ın bir kerameti daha ortaya çıkar.
1976 yılında Mersin cezaevinde Mustafa Sungur Ağabey, sağdaki resimde, maşaAllah.
Üstad ve talebelerinin Sungur Ağabey hakkındaki övgü dolu sözleri: “’Üstad’ımız tekrar bana dönerek, ‘Benim Mustafa Sungur talebemi tanıyor musun?’ dedi. Ben de ‘tanıyorum Üstadım’ dedim. ‘Bak, ona mahkemeler hücum etti. Emniyette çok sıkıntılar çekti. Milli Eğitim zulmetti. Hapislere atıldı. Fakat o hiç sarsılmadı. Sungur gibi olacağına söz ver’ dedi. Ben de Üstad’ım söz veriyorum. Mustafa Sungur Ağabey gibi olacağım, dedim.” Üstad’ın Manevi Evladı Fena Fin Nur Mustafa Sungur kitabında, 471. sayfa.
“Bir defasında Akhisar’da, Abdullah Yeğin, Salih Özcan, Bayram Yüksel ve Sungur Ağabeylerle otururken, Salih Özcan dedi ki: ‘Bana Üstad kimseye söyleme dediği bir sırrını burada açıklıyorum. ‘Sungur yedi evliya kuvvetindedir’ demişti.’”
“Çam Dağı’nda Üstad’la birlikte masnuat-ı İlahiyeyi temaşa edip tefekkür ederken Sungur Ağabey içinden, ‘keşke ben de Üstad gibi tefekkür edebilsem’ diye geçirir. Üstad, ‘Sen ahir hayatında edeceksin’der. Üstad parmağını, Sungur Ağabey’in şakağına koyarak, ‘Ben aklımı sana verdim, ben aklımı sana verdim, ben aklımı sana verdim’ buyurur.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. O tabii acayip bir ifade, onu söylemesi acayip. Sungur Ağabey de acayip bir insandır, yani metafizik yönü ağır basan bir insandır. Dünya tatlısı, acayip güzel huylu Ağabey’imiz, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. “’Ben görmeyeceğim, sen göreceksin’ dedi” dedi, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın, ona da demiş, Seyyid Salih Özcan Hocamız’a da demiş, Sungur Ağabey’e de demiş.;“Ben görmeyeceğim, sen göreceksin” demiş, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bugün tevafuk, oğluyla Muhammed Bey’le, sizin davetinize gelenle görüştüm. O da size selam söyledi Hocam. Daha evvel fırsat bulamadım, bu vesileyle, tevafuk ettiği için iletiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam, maşaAllah. Bir mukabele selamlarımı sunarsınız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ben, iman hakikatleri resimleri, müsaadenizle, gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Rabbim sizi başımızdan eksik etmesin, inşaAllah. Allah sizin ve talebelerinizin gücünü artırsın, inşaAllah. Bugün de yine çok yakışıklısınız, maşaAllah.” Bu önemli. “Sizi aşkla seviyoruz Hocam. Duanıza çok ihtiyacım var. Sizi daha yakından görebilir miyim? İzin verirseniz, kısa zamanda gelmek, ellerinizden öpmek isterim.” diyor. Biz sizlerin ellerinizden öperiz, tamam, buyurun gelin, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Evrim teorisi ile ilgili bir şey sormuş Teoman. Kardeşim, aslında biraz elini yüzünü yıkasın evrimciler, şöyle temiz bir havaya çıksınlar, değil mi? Kafalarına şöyle bir serinlik sürsünler, enselerine bir su sürsünler. Bir aklı başında düşünsünler. “Çamurlu suda, durduk yere, bekle bekle, onun arkasından insanlar, zürafalar, balıklar, kuşlar, kayısı ağaçları, limon ağaçları, portakal ağaçları, Einstein, Fatih Sultan Mehmet, hepsi o şekilde oldu, tesadüfler sonucu oldu” diyor adamlar. Düşün; bir varilin içerisine veyahut bir havuzun içerisine biz magnezyum, kalsiyum, potasyum her şeyi koyuyoruz. Başında bekliyoruz babadan oğula, bekle bekle bekle, bir süre sonra orada zürafalar çıkmaya başlıyor. Filler, kuşlar, insanlar, balıklar, çilekler, muz, kavun, karpuz, kabak, ayçiçeği her şey çıkıyor, tesadüfler sonucu. Tesadüfen proteinler oluyor. Proteinlerden sonra kofullar, mitokondriler tesadüfen oluyor, her şey tesadüfen oluyor. Bunların kendileri de biliyorlar burada bir acayiplik olduğunu. Anormal bir şey söylediklerini kendileri de biliyorlar. Belki öyle, tutturur muyuz acaba diye ortaya attılar, biz de camı, çerçeveyi aşağı indirdik. Bir daha da yapamıyorlar. Şu an insanlar onlara sadece gülüyor. Türkiye’nin yüzde 95’i inanmıyor. Aklıselimle düşünen bir insan, böyle bir şeye nasıl inansın? Tesadüf ne yapabilir kardeşim? Kendileri de diyorlar, o adama soruyorlar. Protein molekülünü bu adamlar görmemişler. Protein molekülünü görünce, anlıyorlar. Dantel gibi işlenmiş protein molekülü. Bir tanesi, tek bir atom yerini değiştirdiğinde, şiddetli zehirlere dönüşüyor. Bir de bir tane protein de olmayacak, iki tane de olmayacak, üç tane de olmayacak. Bunlar birleşecekler. Birleşince bu da yetmiyor, canlanmaları gerekiyor ve belirli bir hedefe doğru gitmeleri gerekiyor. Sonra da ruha ihtiyaçları var. Görüntü meydana getiren bir sistem kuracak, önce dünyanın en mükemmel televizyon sistemini kuracak, tesadüfler sonucu. Ünlü markalar, daha hala insan beyninde oluşan bu görüntü mekanizmasının, milyonda birini yapamadılar, şu kadarcık etten oluşuyor. Televizyondaki alet, edevata bir bakın. İnsanda da şu kadarcık et. Dünyanın en kaliteli görüntüsü oluşuyor; üç boyutlu. Hatta görüntü kalitesinden dolayı adamlar, gerçekten var zannediyor değil mi? Haklı mıyım?
ALTUĞ BERKER:Evet, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Stereo ses sistemi var. En gelişmiş müzik aletinde bile bu yok. En gelişmiş müzik aletinde bile hışırtı olur. Şu kadarcık yerde, son derece kaliteli ses oluşuyor. O sesi dinleyen bir de ruh oluşuyor, bir de ruh var. Zaten Darwinistler o konuyla hiç ilgilenmiyorlar. Sadece makine kısmını anlatıyorlar. Makineyi kullanan var, ona ne diyorsun? Yani göz, beyne görüntüyü götürüyor, tamam. Elektrik akımıyla beyne veriyor, elektrik akımı var beyinde. Kim görecek? Birinin görmesi gerekiyor. Üstelik gözü olmadan görmesi gerekiyor. Ruh, gözü olmadan görüyor. Ses, elektrik akımı olarak beyne geliyor. O elektrik akımını kim duyacak? Kulağı olmadan, ruh onu duyuyor. Tat; dil olmadan, ruh onu tadıyor. Koku; o da elektrik akımı olarak beyne geliyor, sadece elektrik akımı. Onu kim koklayacak? Burnu olmadan ruh, burnu olmadan kokluyor. Dokunma; ruh, elektrik akımını, dokunma olarak alıyor, hissediyor. Dokunma, sadece elektrik akımı olarak geliyor, o kadar, başka bir şey yok. O elektrik akımını orada insan dokunma olarak alıyor. Ruh o şekilde alıyor. Neyle, ruhu parmağıyla dokunarak mı alıyor? Parmağı olmadan ruh, parmakta olan algıyı alıyor, aynısıyla alıyor. Parmağı olmadan, ayağı olmadan, vücudu olmadan aynı algıyı alıyor ruh. Evrimcilere sorduğumuzda; “bu konu ayrı konu” diyorlar.“Ne diyorsunuz?” diyoruz. “Metafizik tabii, buna biz bir açıklama getiremeyiz” diyor. Daha ne kaldı geriye? Bunun açıklamaları yok. “Bu konuya hiç girmeyin” diyorlar zaten. Lenin ne diyor? “Aman, girmeyin, yakalar sizi” diyor, açıklaması var. “Bu sisteme girerseniz batarsınız, baş edemezsiniz oraya girerseniz. Maddenin hakikatine girmeyin” diyor. Kardeşim sen, proteinde zaten yamulmuş vaziyettesin. Dawkins midir nedir, elma yanak, var mı onun filmi?
ALTUĞ BERKER:Bulayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Soruyorlar, “ne diyorsun?” diyorlar. Göğe bakıyor; “uzaylılar yapmıştır” diyor. Uzaylıları kim yarattı? Kardeşim, bunlar ne rahatlık, bunlar ne acayip insanlar. İnsan, kavramakta güçlük çekiyor. Rüya görüyorum gibi, acayip, garip yani.
VTR-Dawkins
ADNAN OKTAR:İşte bak, al, en akıllı dedikleri bu Dawkins. “En akıllınız hangisi?” demişler. “Önde giden kulağı ipli” demişler. Bu da, bu tarz, en akıllıları bu. “Proteinler, gökyüzündeki yüksek bir medeniyet tarafından dünyaya gönderilmiş” diyor. Yüksek medeniyet diyeceğine, Allah desene. Yüksek medeniyeti kim yaratıyor? “Çok ileri” diyor, yani muazzam bir akla sahip bir medeniyetten bahsediyor, çok yüksek bir teknoloji. Allah akıl, fikir versin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile ilgili, milletler arası toplantıda, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç, şöyle demiş konuşmasında; “İslamiyetin çatışmacı ve dışlayıcı değil, aksine birleyici ve bütünleştirici olduğunu, Üstad’ın tefekkürlerinin bütün dünyaya hatırlattığını, modern zamanlarda, İslam dinine yöneltilen soruların cevaplarını Risalelerden öğrendiklerini, geçmişte tek parti ideolojisi tarafından susturulmaya çalışılan Said Nursi’nin, bugün tüm dünyada, başlı başına bir fenomen olduğunu” söylemiş. “Üstad’ın hayatından ve eserlerinden feyzlenen insanların, bütün dünyaya ilim, irfan, sevgi ve bilgi aşıladıklarını, kendi döneminde Üstad’a akıl almaz iftiralar atıldığını, suçlar isnat edildiğini, susturulmak istendiğini ancak her türlü komplonun, Üstad karşısında çaresiz kaldığını, bugün özgürlük ve demokrasinin inşası için harekete geçmiş olan ülkemizde, Said Nursi Hazretleri’nin mücadelesinin ve düşüncelerinin çok büyük bir katkısı olduğunu” dile getirmiş.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman, zamanında hapislerde yatmış, toplam 30 yıl kadar hapiste yatmıştır. Üstü, başı yamalı, bütün kıyafeti yamalardan oluşuyor. Gittim, gördüm her şeyi yamalı, seccadesi de yamalı, pantolonu da yamalı, iktisat etmek için, para olmadığı için. Çinko ibrik var, tenekeden. Toplam eşyası, baktığında, şu anın parasıyla, 100 lira falan anca eder, bir şeyi yok. O kadar da etmez de, ben anlaşılsın diye söylüyorum. Her gün hakaret, her gün küfür duyuyor, her gün hakaret var. İtip kakmalar, itelemeler, kakmalar sürekli tarassut, her gün polisiye olay, her gün ama istisnasız, zaten evi karakolun üstünde veyahut karakolun karşısında. Ama şimdi bazı Nur talebesi arkadaşlarımız var. “Artık o kara günler geride kaldı. Bediüzzaman o zorluğu yaşadı. O, onun göreviydi, o, onun yapması gereken bir şeydi. Biz şimdi çoluğumuzla, çocuğumuzla onun kurduğu rahat sistemin üstüne geldik, oturduk” diyorlar. Artık bize üreme görevi verildi, yeme, içme görevi verildi, yan gelip yatma görevi geldi. Bir de hafta da bir gün, on beş günde bir gün toplanıp, okuruz” diyorlar. Ama Mehdiyet konusu olmaz, İttihad-ı İslam konusu olmaz, korkaklık konusu olmaz, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi konusu olmaz, Türk İslam Birliği’ne girmeyeceksin. Böyle konuları önemsiz olarak görüyorlar ama diğer konular, kendilerini rahatsız etmeyecek konular olduğunda, oluyor. Nedir o resim?
ALTUĞ BERKER:Hocam, sizin Bediüzzaman Hazretleri’nin sergisini gezdiğinizde, kıyafetlerine bakarkenki resminiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, hepsi yama, üstü başı, maşaAllah. Üstadımız dünya tatlısı. Üstadımızın görevi; çile çekmekti, hapse girmekti. Şimdiki bazı arkadaşların görevi de evlenip, eşyaları düzmek, sonra da çoluğu çocuğu da evlendirmek, ticarethane açmak. “Bediüzzaman ne diyor? ‘Sanat, marifet, ittifak’, Adamlar; “sanattan gaye nedir, biliyor musunuz?” diyorlar. “Sanayi, onu kastediyor. Biz de sanayiye girdik, teknik alet, edevat yapımına girdik. Biz de, Bediüzzaman’ın dediğini yapıyoruz. Allah’a çok şükür, kazancımız da çok iyi” diyor. Bu kafaya ben ne diyeyim? Çok samimiyetsiz. “İttihad-ı İslam en büyük farz vazifedir” diyor, Bediüzzaman. Adamları haftalardan beri uyarıyoruz, aylardan beri uyarıyoruz. Allah razı olsun, geçenlerde Yeni Asya’daki kardeşlerimiz, İttihad-ı İslam’ın önemini birinci plana alan, yoğun bir faaliyet içerisine girmişler, konuşma içerisine girmişler. MaşaAllah, başlangıç olarak güzel. Kardeşim bu zor mu? Yapmayacaksan bile de, “İttihad-ı İslam’ı istiyorum, Türk İslam Birliği’ni istiyorum” de. Yine git evine ne yapıyorsan yap. Sarımsak mı soyuyorsun, soğan mı doğruyorsun, ne yapıyorsan yap, kimsenin sana bir şey dediği yok. Bari ağzında olsun, onu da söylemiyor. Türk İslam Birliği’ni hiç olmazsa haftada bir, ayda bir söyle, duyalım. Sanki zehirlenecek, hiçbir şekilde söylemek istemiyor. “Bunlar sırran tenevveret, Bediüzzaman bu konulara girmezdi” diyorlar. Hangi konuya gireceğiz? Türk İslam Birliği yok, İttihad-ı İslam yok, Hz. İsa (a.s)’ın inişi yok. “Hıristiyanların bütün dünyaya hakim olacak şekilde Müslümanlığa gireceğini” söylüyor Bediüzzaman, bu konu yasak. “Hz. Mehdi (a.s) çıkacak, İslam dünyaya hakim olacak” diyor, onu konuşmak da yasak. Ne konuşacağız? Sanayi; sandalye yapacakmış, satacakmış, ticaret yapacak, bilmem kaçta birini canı isterse verecek. Karısının altınlarından, oğlunun bilmem neyinden artanlardan olursa verecek, o kadar. On beş günde bir de Risale-i Nur okuyacaklar. Bazı kardeşlerimiz bu kafadalar, bu çok samimiyetsiz, çok yanlış.
ALTUĞ BERKER: Serdar Akinan’ın bir yazısı vardı Hocam. Kandil’e gitmiş, Murat Karayılan’la röportaj yapmış. Yazısında; “Aslında KCK’nın devletsiz bir yapıyı hedeflediğini, devletleşmeyi özgürlüğe ve demokrasiye aykırı gördüklerini” yazmış. “Kandil’de tam bir komün hayatının yaşandığını, içinde hastaneler, okullar, bakkallar, köyler olan güzel bir yer” gibi tarif etmiş. Özendirici olacağını düşündüğü için Allahualem, “küresel sistem açısından bir tehdit olarak gördüğünü, binlerce köylünün bu sistem nedeniyle örgüte gerçek anlamda gönüllü olarak yardım ve yataklık yaptığını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Serdar Akinan, bu yaptığı çalışmanın bir anlamı olmaz. Eğer yapacaksa, anti komünist, anti Darwinist bir çalışma yapsın, anti materyalist çalışma yapsın, İslam’ın, Kuran’ın hakikatlerini anlatsın. Bunlarla bir yere varılmaz, bunlar boş sözler.
ALTUĞ BERKER:Yaşar İliksiz Kanal 7’de yazıyor, şu an orayı idare eden o. Daha önce “evrim teorisini savunduğunu” yazılarında belirtmişti. Son yazısında da; “İnsanlığın aydınlığa kavuşabilmesi için, birbiriyle çatışa çatışa ilerlediğini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının birbirleriyle boğuşarak ve devlet sınırları içinde birbirleriyle çatışarak kendilerini bekleyen geleceğe doğru ilerlediklerini, böylece gün geçtikçe fikirlerini de daha özgür ifade edebildikleri bir ortam elde edebileceklerini” yazmış. “Bu çatışmaların, isyan ve bölünmelerin ardından aydınlığın zirvede olduğu günlere kavuşulacağını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Hayırdır inşaAllah, nedir bu böyle? İliksiz mi yazıyor bunları?
ALTUĞ BERKER: Diyalektik açıdan, diyalektik anlatıyor. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah hidayet versin, Allah aklını açsın. Çatışmayla değil sevgiyle, akılla oluyor gelişmeler. Türkiye’deki bu mükemmelliğe doğru gidişin nedeni; Darwinizmin yıkılışıdır. Sağın güçlenmesinin nedeni; Darwinizmin yıkılışıdır. Yoksa onun ne kemiği kalırdı, ne iliği kalırdı. Öyle zannettiği gibi olmazdı, orada da onu oturtmazlardı. Şu anki gördüğümüz rahatlık ve Türkiye’nin huzuru, Darwinist, materyalist felsefenin akılla, bilimle, sevgiyle, sanatla yıkılmasından kaynaklanıyor. Asıl sebebi budur. Komünist, ateist, materyalist sistemin vatan sathında yerle bir edilmesidir, fikren. Ondan sonra sağ tabii öyle bir zeminde, alabildiğine gelişir. Güneş varsa, toprak varsa, su varsa ekin biter ama güneşin doğması önemlidir, değil mi? Toprağın sulanması önemlidir. Biz toprağı suladık, Mehdiyet güneşi de ortalığı aydınlattı, ondan sonra bitkiler bitmeye başladı, onun üstüne buğdaylar bitmeye başladı. İliksiz de geldi, oraya kondu kuş gibi. Yoksa o da oraya gelemezdi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Başbakan Erdoğan, iddia edilen Ergenekon terör örgütünden bahsetmiş Hocam. “Bazı partilere yeni bir mühendislikle şekil verilmeye çalışıldığını, özellikle MHP’nin bu oyuna karşı çok dikkatli olması gerektiğini ve ülke içinde çetelere karşı, AK Parti’nin mücadelesinde, MHP’lilerin de destek vermesi gerektiğini” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Aklı başında olan herkes, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı tavır içindedir. MHP gençliği de, ülkücü gençliği de çok aklı başında bir gençliktir, yamandırlar. Çok şuurlu, vatanseverdirler. Vatanı, milleti en iyi koruyup, kollayan güzide topluluklardan birisidir, bütün Türkiye gibi. O yüzden MHP’yi de, Saadet Partisi’ni de, Büyük Birlik Partisi’ni de güçlü görmek istiyoruz tabii, her zaman, inşaAllah. Ama bizim gönlümüz daima, güçlü bir merkez sağ partinin iktidarda olmasıdır, Bediüzzaman’ın çizgisi de budur, bakış açısı da budur. Bediüzzaman’ın stili, yöntemi de budur, bizlere anlattığı da budur. Demokrat, merkez sağın sürekli iktidarda olmasının güzel olacağını söylüyor Bediüzzaman, hayırlı olacağını söylüyor. Genellikle de hep öyle olmuştur, merkez sağ hep iktidarda olmuştur, Bediüzzaman’dan sonra. Sürekli de öyle gidiyor, inşaAllah. Ta ki Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar, inşaAllah.
Teoman; Teoman Darwinist değil, biliyoruz. Ama Darwinizm konusu herhangi vesile ile gündeme geldiğinde, tabii ki anlatmamız gerekiyor.
Ali Keklikoğlu, Fransa’dan. “Hocam sizi yeni tanıdım. Titizlikle de izliyorum” diyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum benim dünya yakışıklısı Hocam. Sizi çok seviyorum. Nasipse, sizi yarın görmeye geleceğim ama yerinizi bilmiyorum. Ankara’dan geleceğim.” Bizimle internetten bağlantı kur. Adresimiz belli, oradan arkadaşlar. Yerimiz de belli, sana söyleriz adresi, gelirsin. Gece 2 gibi, gündüz uykunu al, gece gelirsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir canlı vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu ne, uzaylı gibi böyle?
ALTUĞ BERKER:Güney Doğu Asya Adaları’nda yaşayan, bir primat türü, tarsier diye.
ADNAN OKTAR:Acayip şeker bir şey, bundan bir tane olsa dehşet bir şey olur.
ALTUĞ BERKER:Boyu 10-15 santim büyüklüğünde, ağırlığı da 60-160 gram ağırlığında. Vücut ölçülerine göre, tüm memelilerin arasında, en büyük gözlere sahip, hatta beyninden de büyük gözleri.
ADNAN OKTAR:Gerzek mi demek istiyorsunuz çocuğa, baksana tipe zaten, şüphe meydana getirecek gibi durum zaten. Öyle demeyelim de, zeki ama gözleri de iri diyelim, o kadar. Ama acayip tatlı bir şeymiş, süper sevimli.
ALTUĞ BERKER:Yeni Masonik Düzen isimli kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam, uygun görürseniz. Bu kitabınız, ateist masonların, 500 yıllık düzenini tüm detaylarıyla bu kitabınızda anlatıyorsunuz, maşaAllah. Bu kitapta, cevabı aranan temel soru ise mevcut din dışı dünya düzeninin, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu ve hala kimler tarafından ne amaçla sürdürüldüğüdür. Masonik sembolleri, masonların dünya tarihinde nasıl yer aldıkları anlatılıyor. Kitapta çok önemli bir detay vermişsiniz Hocam; Allah’ın Kuran’da kitap ehli konusunda Müslümanlara emrettiği hoşgörülü yaklaşım, İslam tarihi boyunca tecelli etti. Müslümanlar asırlar boyu Musevilere dostça davrandılar ve Museviler de buna dostluk ve vefayla cevap verdiler. Bu tabloyu bozan unsur, ateist siyonizm oldu inşaAllah, bunu anlatıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet, benim masonluk hakkında bayağı bir kitabım var. Çok fazla da satmıştır. Çok fazla da internetten ücretsiz indirildi, maşaAllah. Masonluğu bazı keratalar benden öğrendikleri halde, oturmuş bana bilmişlik yapıyorlar, keratalar. Elifi görse, anlamaz.
ALTUĞ BERKER: Bir sevimli canlı göstereyim Hocam, uygun görürseniz, yemek yiyen tavşan.
ADNAN OKTAR:Yemek yiyen tavşan. Acayip tatlı. Ben orada olacağım, bunun burnunu ısırırım, o zaman görür o.
Özellikle Müslümanları uyuşukluğa davet edenleri, kardeşlerimiz kabul etmesinler. Samimiyeti istesinler, değil mi? Alabildiğine samimi, içinden geldiği gibi konuşsunlar.
Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Üstad Hazretleri’nin kıyafetlerinden ve en fazla 100 liralık kadar kaldığından bahsetmiştiniz, mestleri.
ADNAN OKTAR:Bakın, Üstadımızın mesti, maşaAllah. Kardeşim, o devirde zengin yok muydu? Vardı. Bediüzzaman’ı anlamıyorlar mıydı? Anlıyorlardı, anlamazlıktan geliyorlardı. Durumunu görüyorsun, oradaki Müslüman’ın durumunu görüyorsun. Yerler tahta, küçük, ufak bir kilim parçası var. Bir torba yoğurdu var, bir parça, onunla alıp kendilerine çorba yapıyorlar. Zor şartlarda yaşıyorlar, sen dört köşe yaşıyorsun. Ben anlayamadım diyebilir mi? O asrın Mehdisi, fark edilmiyor mu? Diyor ki bana, “Hz. Mehdi (a.s) nerede?” diyor. O devrin Mehdisini nasıl anlamazsın sen? “Gerçekten anlayamıyorum” diyor. Şimdi ağzımı da bozmak istemiyorum ama çok kızdırıcı bir şey bu. Anlaşılmayacak gibi bir yön var mı? Nasıl anlamazsın? Her yönden bağırıyor ben Mehdi’yim diye, her yerden. Hayatıyla, etkisiyle, tavırlarıyla, yaşantısıyla, güzel ahlakıyla, her şeyiyle ben Mehdi’yim diyor. “Yok, ben anlayamadım” diyor. Sen, ahirette anlarsın o zaman.
ALTUĞ BERKER:100 yamalı cübbesini gösteriyorum Hocam söylediğiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın, 100 yamalı cübbeyle geziyor, o kadar zor durumlarda ve gece, gündüz kitap yazıyor Allah’ın rızasını kazanmak için, İslam’ı, Kuran’ı anlatmak, barışı, kardeşliği hakim kılmak için. “Hz. Mehdi (a.s)’ın pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim. Ona zemin hazırlıyorum” diyor. “O büyük kumandanın, öncü bir askeriyim ben” diyor. Böyle bir insanı, adamlar anlamazdan geliyorlar. O devirde adamlar bir elleri yağda, bir elleri balda yaşıyorlardı. Milyoner Haldun Bey, havalarında, yerli film gibi. İsteseler, Üstadımıza o eziyetleri çektirmezlerdi. Adnan Menderes de anlamazlıktan geldi, Demokrat Parti de anlamazdan geldi, birçok kişi anlamazdan geldi. Halktan insanların büyük bir bölümü anlamazlıktan geldi. Bediüzzaman anlaşılmayacak gibi miydi? Başka ne var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Şu an bir de sofra bezi mahiyetinde olan, yirmi parçadan birleştirilmiş basma, pamuklu bezi var Üstad’ın.
ADNAN OKTAR: Bakın onu da, sofra altlığı olarak kullanıyorlar. “Keşke asrın imamını bilebilsem. İmkanlarım var ama nereye harcayacağımı bilemiyorum” diyor. Bediüzzaman var; “yok canım ne alakası var onun” diyor. Çünkü orada bir çıkar yok. Orada çile var, orada hapis var, orada acı var, hakaretler var, küfürler var. Ticaret yok orada, mallara, oğullara kavuşmak yok, evlenme yok, keyfine zevkine bakmak yok. Sadece hayır ve hakikati anlatmak var, sevgi ve güzelliği anlatmak var. O devirde, onu anlamayan hiç kimse yoktur, herkes anlamıştır. Anlamazlıktan geliyorlar. Allah insana diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım; Şems Suresi, 7 “Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)” diyor. Asrımızda da, “ben anlamazdan geliyorum, anlamıyorum” diyor. Bayağı iyi anlarsın, nasıl anlamazsın? Çok güzel de anlarsın. Hakkın, hakikatin nerede olduğunu çok iyi bilirsin, deccaliyeti de bilirsin. Mehdiyet’in de nerede olduğunu bilirsin ama işine gelmez, çıkarlarınla çatışır, paranla çatışır, evlenmenle çatışır, okulunla çatışır, arkadaş çevrenle çatışır, Facebook’taki dedikodu arkadaşlarınla çatışır. Say say say sabaha kadar sayarım, yani bayağı bir yerle çatışır. O çatışmaları sen bir kaldır da, bak bakayım. Işık gibi görürsün, hemen anlarsın. Çıkarlarını bir kaldır bakalım ama çıkarlarınla çatışırsa, tabii ki göremezsin.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum, “Güzel Sohbet” adında. www.guzel-sohbet.comşeklinde yazılarak giriliyor internet sitesine. Bu site, sizin “Güzel Söze Uymak” ve “Müslümanca Konuşmak” adlı kitaplarınızdan, faydalanılarak hazırlanmış, inşaAllah. MaşaAllah, son derece estetik ve güzel. Konuşmanın insanların karakterlerini ortaya koyan önemli özelliklerinden biri olduğu, Kuran ile bizlere bildirilmiştir. Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer Biz dilersek sana onları elbette gösteririz, böylelikleri onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah amellerinizi bilir.” (Muhammed Suresi, 30) ayetiyle, konuşma üslubunun samimiyetsiz kimseleri tanıtan, önemli biz özellik olduğunu belirtmiştir. Konuşma, kötü huylu, art niyetli veyahut ikiyüzlü insanları deşifre ettiği gibi, güzel ahlaklı, iyi huylu, inançlı insanların tanınmasında da önemli bir ölçüdür. Kalbinde halis imanı yaşayan bir insan, doğal olarak sadece müminlere has olan bir üslupla yani Müslümanca konuşur. Bu sitede, bir Müslüman’ın konuşurken nelere dikkat etmesi gerektiği anlatılıyor, inşaAllah. Sitenin adını tekrar ediyorum; www.guzel-sohbet.com, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. En yakışıklı demeyelim de yakışıklı diyelim, yakışıklılardan diyelim. “En cesur”, o da olmaz, en cesurlardan, “baldan tatlı aslan Hocam. Hocam, Allah razı olsun, her akşam yorulmadan bizlerin, ilimle, sabırla, sevgiyle yanımızda oluyorsunuz. Sizleri çok ama çok seviyorum Hocam. Yerimde durabilmem için, bana bir şeyler söyleyin, inşaAllah. Rabbime hep dua ediyorum. Deli aşıklardan olmak istiyorum. Allah’a olan aşkım sürekli artsın istiyorum. Allah dualarıma icabet ediyor, elhamdülillah ama size olan sevgim de bununla birlikte sürekli artıyor ve içime sığmıyor artık. Rabbim siz de öyle güzel tecellilerini, güzelliklerini gösteriyor ki, Allah aşkı bu. Daha net anlatabilmem için, yeni bir dil olması lazım” diyor, maşaAllah. “Siz güldüğünüzde, sevinçten içim titriyor, maşaAllah. Gülmek size acayip çok yakışıyor canım yakışıklı Hocam. Siz televizyonda konuşurken, ben de televizyon karşısında sizinle konuşuyorum” diyor. “Sizi seviyorum, sürekli yine de yetmiyor ama çok şükür, elhamdülillah. Düzenli olarak sizi görebilmek, Allah’tan çok büyük bir lütuf. Hocam unutmayın ne olur, sizi en çok ben seviyorum canım Hocam. Allah aşkıyla seviyorum” diyor. “Allah, Türk İslam Birliği’ni bir an önce hakim kılsın, inşaAllah. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a kavuşturur, inşaAllah bizleri” diyor. MaşaAllah, Fatma isminde bir Hanım kardeşimiz, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hollanda’da konferanslarımız devam ediyor, inşaAllah. Onunla ilgili resimler göstermek istiyorum. Hollanda’nın Amsterdam şehrinde, Müslüman Gençlik Teşkilatı’nda oldu bu konferansımız. ‘Kuran Mucizeleri ve Yaratılış Gerçeği’ konuları anlatıldı. Hollanda’da yaşayan kardeşlerimiz, maşaAllah, yoğun ilgi göstermişler. Yarın akşam da yine Amsterdam’da, yemekli bir konferansımız olacak, inşaAllah. Türkçe olan konferansımız, Hollandaca’ya çevrilecek, Allah’ın izniyle. Akşam 19:00’da başlayacak, 22:00’a kadar sürecek, inşaAllah. Yerin adresini de göstermek istiyorum. Hem söyleyeyim, hem göstereyim. Atlas Party Center, Buikslotermeerplein 7, 1025 Es Amsterdam- Noord. Bilgi için de info@harunyahya.cominternet sitesine kardeşlerimiz bakabilirler. Adres bu; Atlas Party Center, Buikslotermeerplein 7, 1025 Es Amsterdam- Noord.
ADNAN OKTAR:Avrupa zangır zıngır sallanıyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, evelAllah. Anlı, şanlı çok güzel ilmi ve akılcı bir mücadele, son sürat devam ediyor, maşaAllah. Hakkı, hakikati çok güzel anlatıyor kardeşlerimiz, maşaAllah.
Biraz Cübbeli’den dinleyelim. O, çok şahane ahir zamanı anlatıyor. Hadi bakalım, talebemizi, Cübbeli’yi dinleyelim.
VTR-Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkışının, İslam’ın Hakimiyetinin Ve Kıyametin Kopmasının Çok Yakın Olduğunu” Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’nin dediği, Hz. Mehdi (a.s)’ın konuşmaları tercüme edilerek, dünyaya her taraftan duyurulacak. Yoksa melekler gökyüzünü doldurup Sırpça, Hırvatça, yüzlerce dilde gökten bağırmazlar. Kuran ayetiyle, Allah böyle bir şey olmayacağını çok fazla yerde açıklıyor. Bu aklın ihtiyarini alır, böyle bir şey yok. Meleklerin alenen görünmesi, kıyamette olacak. Zaten kendisi de, başka bir konuşmasında söylüyor; “melekler alenen görünmez” diyor, fakat Mehdiyet’e karşı mücadele etmek için, kendince öyle bir imkansızı ortaya atarak, bir şeyler yapmak istedi. Biz de gerçeğini açıkladık. Hz. Mehdi (a.s)’ın konuşması, birçok dilde tercüme edilip, yayınlanacak, insanlar da onu duyacak, konu bu.
“Sayın Adnan Hocam. Sivas’tan yazıyorum. Yaklaşık bir haftadır gece yayınlarını izlemeye başladım. Açıklamalarınızı dikkatle dinliyorum. Dün haberlerde geçen, İran’ın ruhani lideri Ayetullah Hamaney’in, ‘yakında Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini’ belirterek, bütün İslam ülkelerine çağrıda bulunduğu açıklaması hakkında neler diyeceksiniz?” ‘Hz. Mehdi (a.s) zahir olacak’ diyor. Hz. Mehdi (a.s) gelecek ayrıdır. Hz. Mehdi (a.s) gelmiştir. “Zahir olacak” diyor. İran’daki Anayasa zaten, İran Anayasası’nın birinci maddesi ne diyor; “İran Anayasası’nın devamı şöyledir; Hz. Mehdi (a.s) gelinceye kadar geçerlidir” diyor. Yani, bu Anayasa Hz. Mehdi (a.s) gelinceye kadar geçerlidir, birinci maddesi bu. Ondan sonra diğer maddelere geçiyor ve varlık sebepleri de; Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamak olduğu şeklinde, açıklama. Bütün İran’ın amacının; “Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamak olduğunu” söylüyorlar. İran’da Şiilikte, Caferilikte, Sünnilikte de Hz. Mehdi (a.s) temel inançtır, inşaAllah. Gelecek demiyor, “zahir olacak, görülecek.”
ALTUĞ BERKER:Geldi demişti daha önce.
ADNAN OKTAR:“Geldi” dediler. Hürriyet Gazetesi de onu, sürmanşetten verdi. Ben, Ahmedinejad’a haber gönderdim. “İsrail’i yerle bir edeceğiz” diyordu. “İsrail’i niye yerle bir ediyorsun?” dedim. “Nasıl olacak o, niçin yerle bir edilsin? Kudüs var orada, Kutsal mabetler var, Hz. İbrahim (a.s)’ın mezarı var, Mescid-i Aksa var, Müslümanlar var, niye yerle bir olsun?” dedik. Dindar Museviler var, dindar Hıristiyanlar var, mazlum çocuklar var, kadınlar var. Bunun yanlış olduğunu anladı. Ondan sonra dedi ki; “Biz ateist siyonizme karşıyız, fikri mücadele yapacağız. Dolayısıyla böyle yerle bir etmek diye bir konumuz yok” dedi. “Bunu söylesin” dedim. Defalarca söylesin dedim. Çıktı, defalarca söyledi. “Bir de onu bayağı dinleyen var, Birleşmiş Milletlerde, orada, burada yaptığı toplantılarda, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını açıkça söylesin” dedim. Alenen söyledi, “Hz. Mehdi (a.s) geldi” dedi. Yer yerinden oynadı.
ALTUĞ BERKER:“Haramdır” dediniz, onu da söyledi.
ADNAN OKTAR:Evet, “kan dökmek haramdır” dedik. Atom bombasının haram olduğunu söyledik, onun da haram olduğunu söyledi.
“Yehova’nın şahitleri var Hocam. Ne diyorsunuz?” diyor. Onlar gariban adamlar, oturup onları kaale almaya gerek yok. Onlardan bir şey çıkmaz. Onların bir güçleri de yok. Hıristiyanlık propagandası da öyle, etki edecek bir şey değildir. Çünkü İslamiyet gücü, akılcılığı ve mükemmelliği ezicidir. Hıristiyanlıkla kıyaslandığında, Kuran’ın gücü, çok ezicidir. Çünkü İncil’de dört tane kitap var, dört ayrı kitap. Her biri ayrı bir şey anlatıyor, zaten bitmiş konu. Kuran, saf vahiy ve bütün konular Kuran’da, çok mükemmel açıklanmıştır. Allah, kusursuz ve mükemmel açıklamıştır. Böyle hak, böyle mükemmel bir din varken, adam karmakarışık bir sistemin içine niye girsin? Allah’ın Peygamberine, “Allah” diyen bir sistemin içine niye girsin? “Allah üç” diyen bir sisteme niye girsin? Bunu yapması için bayağı bir sorunlu olması lazım. Allah bir, Hz. İsa (a.s), O’nun peygamberi, Cennet var, Cehennem var. İmtihan oluyoruz. Karmaşık bir sistem yok. Dolayısıyla, İncil’in hak olan, doğru olan kısımlarına uyarız, okuruz. Ferahlıktır, nurdur. Allah Kuran’da övüyor ama batıl olan kısımlarına karşı Allah, bizi Kuran’da uyarmış. Onu da görüyoruz. O yüzden ben, Tevrat’ta da, İncil’de de muharref gördüğümüz yerleri çıkartarak, hak olan kısımlarıyla hazırladık İncil’i ve Tevrat’ı. Gayet güzel, ben okuyorum, hakikaten nurdur, ferahlıktır, hidayet vesilesidir. Tevrat’ta da, İncil’de de Allah çok güzel, coşkuyla övülür. Kuran’a uygun kısımlar, çok güzel, çok hoş.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’ı anlattığı bölümleri söylemiştiniz Hocam. Bir tanesi önümde, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER:Yaşeya Bölümü 42’de, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a işaret, şöyle; “İşte kendisine destek olduğum, gönlümün hoşnut olduğu, seçtiğim kulum. Ruhumu onun üzerine koydum. Uluslara adaleti ulaştıracak, bağırıp çağırmayacak, sokakta sesini yükseltmeyecek, ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek, adaleti sadakatle ulaştıracak. Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek. Kıyı halkları onun yasasına umut bağlayacaklar. Rab diyor ki; ‘Ben, RAB, seni doğrulukla çağırdım, elinden tutacak, seni koruyacağım. Seni halka antlaşma, uluslara ışık yapacağım. Öyle ki, kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları, cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın.’”
ADNAN OKTAR:Bir kardeşimiz, acayip sevimli hanım kardeşimiz; “Selamun Aleykum, canlı yayın gerisindeki kardeşlerim, maillere bakanlar, canım Hocam’a ben mail yazıyorum” diyor, “Hocam’a bazen bir gün sonra veriyorsunuz mailleri. O zaman esprisi kalmıyor. Bilemiyorum, deli dolu olduğumdan mı” diyor, çok şeker, maşaAllah. Bu sevimli kardeşimiz mail gönderdiğinde, hemen getirin, beklemesin, inşaAllah. Ama yine iyi bize ulaşmış olması, çünkü çok fazla mail geliyor. İçlerinden mecburen elektronik olarak seçiyoruz. Onların içinden de tabii, bana süratle ulaştırıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Sevimli beyaz balinalar var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Nedir böyle disko dansı yapıyorlar gibi?
ALTUĞ BERKER:Bayağı marifetliler. Bunların Numaralarına bak sen. Top oynuyorlar. Çok şekerler. Ne kadar çok balina çeşidi var. Şu mavi balina çok şahane, adam gemi gibi.
ALTUĞ BERKER: 30 metre falan Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Cümbür cemaat binip, gezmek lazım, inşaAllah. Tabii rahat durursalar.
ALTUĞ BERKER:Hollanda’da konferansları takip eden kardeşlerimiz mesaj göndermişler: “Siz, üç ayrı konferansı, üç ayrı farklı camiaya ait yerlerde yaptınız. Bu çok önemli bizim için. Biz burada cemaatlerin farklılıklarını ortadan kaldırmak için gayret ediyoruz. O yüzden, sizin üç farklı camiaya ait yerde konferans yapmanız, çok anlamlı ve çok güzel” diye mesaj göndermişler.
ADNAN OKTAR:Tabii kardeşim. Mesela Ülkücü gençlik, Türkiye’nin çimentosudur, Saadet gençliği aynı şekilde çimentosudur, Alperenler, Büyük Birlik Partisi’nin koç yiğitleri, Türkiye’nin çimentosudur. Tabii ki hep birlikte olacağız, beraber hareket edeceğiz. Bizi, birbirimize düşürmeye çalışanlar gaflet, dalalet içindeler. Sakın ola ki, siyasi menfaatler için Müslümanlar birbirlerine zarar vermeye kalkmasınlar, üzmesinler, tedirgin etmesinler, birbirlerini koruyup, kollayacaklar. Meşru zeminde, akılcı, güzel çalışma yapacaklar. Çünkü temelde aynı görüşteyiz, herkes aynı görüşte. Bu güzel ortamı daha da güzelleştirecek bir tavır içinde olalım. Çünkü Türkiye dünyayı birleştirecek, dünyayı kardeş edecek. Dünyayı kardeş edecek kişiler, kendi içlerinde kardeşliğin kitabını yazacaklar, okulunu kuracaklar. İşte bak, kardeşlik böyle olur diye gösterecekler. Onun için Fransa’da olsun, Almanya’da olsun, cemaatler, mezhepler birbirini muhabbetle kucaklasınlar, aksi çok büyük bir zulüm olur, aksi çok büyük bir azap vesilesi olur, bereketsizlik, uğursuzluk getirir. Allah ayette; “Müslümanlar kardeştir” diyor.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Neml Suresi, 73 “Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.” diyor, ‘Allah’a hamd etmiyorlar’ diyor, Cenab-ı Allah. Allah’a hamdolsun. 71, “Derler ki: ‘Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azap) ne zaman?’" ‘Kıyamet ne zaman, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı ne zaman?’ İşte biz de söylüyoruz, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına, zuhur etmesine; 10 yıl var. Kıyamet de, inşaAllah, 1545 gibi kopacak, Allah’ın izniyle, inşaAllah. “Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.” 79; 1979, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihidir, inşaAllah. “Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.” ‘Alenen Kuran’a uyan bir insansın.’ Müslüman rahat olacak, tevekküllü olacak, kendini Allah’a teslim edecek, içi ferah olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Renkli kurbağaların resimlerini gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayret plastikten yapılmış gibiler, acayip şekerler. Hepsinin tipi komik oluyor genelde, hareketleri de çok komik. Biz dedemin köyünde gezerken ırmağın kenarında, birden suyun içine atlarlardı. Nerede olduğunu o zaman anlardık bunların. Araziye uymuş oluyorlar genellikle, yeşil falan oluyor, otların içinde insan fark edemiyor. Aniden sıçrayıp, suya kendilerini atmalarından anlıyorduk yerlerini, o zaman görüyorduk.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Kehf Suresi 84 “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik” ayetin ebcedi; 2017 tarihini veriyor. “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona herşeyden bir yol (sebep) verdik. O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu,”Şöyle bir göze yahut şu kadar bir göze, yahut şu kadar bir göze, ne olur? Televizyon ekranı. Kara çamurlu, simsiyah bir denizin içinde, Japon güneşi batıyor. Bir felaket, büyük bir felaketi görüyor. Bakın, “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu,” koskoca güneş batıyor, kara çamurlu bir gözede ama bir göze, şu kadar bir şey.
ALTUĞ BERKER:Kuran okuyan küçük bir kız çocuğu var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Onun ben o minik burnunu ısırırım, acayip şeker bir şey. Bir de bayağı gürbüz, maşaAllah.
“Selamun Aleykum, nur yüzlü Muhammed Adnan Hocam.”Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “İstanbul Güngören’den Cem Uysal Ağabeyimiz’in oğlu Yasin Uysal, maşaAllah, çok sevimli. Kerata sizin hayranınız, maşaAllah. Resim çektirip Facebook’a koydurtmuş babasına, maşaAllah. Facebook’ta çok beğenildi. Beğendik sizinle paylaşmak istedik.” Var mı bu köftenin resmi?
ALTUĞ BERKER:Var Hocam gösterebilirim.
ADNAN OKTAR:Göster. MaşaAllah, maşaAllah Türk İslam Birliği haritasının önünde, koç yiğidi görüyor musun sen?
ALTUĞ BERKER:Sizin kitaplarınızı okuyor.
ADNAN OKTAR:Aferin benim aslanıma, aferin benim canıma. Ah severim ben onun güzel canını.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili, hadis yazmış, maşaAllah. Sizi seyredip, sizin kitaplarınızla, ilim tahsil ediyor.
ADNAN OKTAR:Ne şeker şey bu böyle, maşaAllah, aferin. Allah evinize bereket versin, güzellik, huzur versin. Allah bütün milletimizi felaketlerden korusun. Annesine, babasına hürmetlerimizi iletiyoruz, maşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...