ADNAN OKTAR: Münafıklar Hz. Adem (a.s)’ın oğullarından itibaren başlamıştır. Habil-Kabil kıssasında da bu anlatılır. Sonraki dönemlerde, Hz. Musa (a.s) döneminde var, Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında var, diğer zamanlarda var, her devirde var, inşaAllah. Münafık, şeytanın insan şekline gelmiş şeklidir, inşaAllah. İnsan gibi görünür, normalde şeytandır. Normalde insanlar görünümünden dolayı onu fark edemezler, anlayamazlar. Yani gerçek şekli bir görünse kim bilir ne yaparlar, ne hale gelirler? Münafıkun ve münafıkat, yani münafık erkekler ve münafık kadınlar, “onlar birbirlerindendir” diyor Allah, ayette. Münafığın özelliği canı tatlıdır, uzaktan izler. Muhbirdir münafık, küfürle işbirliği yapar; ateistlerle, dinsizlerle iş birliği yapar. Onlardan Müslümanlara saldırmak isteyen varsa, onlarla işbirliği yapar. Diğer Müslümanların içine de sızmaya çalışır münafık, oradan da bilgi toplamaya çalışır. Çünkü münafık bir mikrop gibidir, bir veba mikrobu gibi. Mesela veba mikrobu gelir önce bir topluluğa bulaşır, oradan başka bir topluluğa gider, oraya musallat olur. Onun için bir münafık, bir Müslüman topluluktan bir diğerine gittiğinde, mutlaka uyarılması lazım diğer topluluğun. Yani “bir mikrop size geldi” diye uyarılması lazım. Çünkü haberi olmazsa onlar da o zehrin etkisinde kalabilirler. Yani o belanın içine girebilirler.
“Münafık son derece zekidir ve dessastır” diyor Bediüzzaman. “Zehirlemekten zevk alır” diyor. Böyle sürekli arar, bir akrep gibi Müslümanların arasında dolaşır, Müslüman’ın zaafını kollar. Mesela dikkatinin dağınık olduğu, özeninin dağınık olduğu bir anı kollar ve o anda gelir, sokar. O yüzden Müslümanlar, nasıl insanlar bir tehlikeye karşı uyanık olduğunda, zinde ve uyanık olduğunda, bunun verdiği bir güç oluyorsa, Allah münafıkların sayesinde Müslümanlarda bir uyanıklık hali meydana getirmiş oluyor. Yani kafa açıklığı, beyin açıklığı meydana gelir. Dikkat keskinliği meydana gelir. Eğer münafık olmazsa insan sakinleşir, meskenet gelebilir üzerine. Onun için, Allah, Peygamberimiz zamanında (s.a.v) sürekli hareketli ortam meydana getirmiştir. Hiçbir zaman için heyecanı ortadan kaldırmamıştır Cenab-ı Allah. Heyecanın kalktığı ortamlarda, mesela Endülüs-Emevi zamanlarında, öbür Selçuklular döneminde de öyle, hümanizm yayılmış. Müslümanların gücü kırılmış, yani aktiviteleri kırılmış, o heyecan kırılmış çünkü. Ama heyecanlı ortamlarda, mesela münafık tehlikesi olduğunda, küfür atak yaptığında, Müslümanlarda bir coşku, zeka keskinliği, savunma gücünün güçlenmesi ve iman derinliği gibi güzel hasletler gelişiyor. Yani her yönden mükemmel hale geliyor. Münafık genellikle tabii nefsinin de o kadar peşinde değil. Çünkü münafık normalde sürünür. Yani bela içindedir. Münafık mesela kadın düşmanıdır. Nefis normalde kadından etkilenir. Sağlıklı bir Müslüman, gerçek bir Müslüman için kadın çok büyük bir nimettir, çok şiddetli etkilenir. Onu çok derinden etkileyebilir kadın. Ama münafık kadına karşı kördür. Nefret vardır münafıkta, kadın nefreti vardır. Kadına karşı içinde bir kin vardır. Bütün küfürde vardır bu, dikkat ederseniz. O, münafık türü küfürde. İşte kadını aşağılık görür, adi görür; yani onunla ilgili uydurma izahlar bulmaya çalışır, hurafeler bulmaya çalışır. Kadın nefreti vardır. Neşeden de zevk almaz, eğlenceden zevk almaz münafık. Münafık Müslümana zarar vermekten zevk alır. Pislik yapmak, ahlaksızlık yapmak; ihbar yapsın, oyun oynasın, tuzağa düşürsün, fitne çıkarsın, kargaşa çıkarsın, desise meydana getirsin. Şeytanlıktan zevk alır münafık. Münafığın özelliği budur. Yani münafık mesela müzikli ortam, o huzur içinde olmaz. Kepazelik çıkaracak, oyun oynayacak. Ayette söylüyor bunların faaliyetlerini, “sizi uzaktan izlerler” diyor ve “sizin felaket haberlerinizi gözlerler” diyor Allah ayette. Ne yapıyor? Uzaktan Müslüman’ın felaket haberini izliyor. Yani bir şey değil aradığı, bir güzellik değil, felaket haberi. Mesela “gider, küfre sizin hakkınızda bilgi verir, ‘ben onlardan değilim, sizdenim’ der” diyor. “Ama sizin yanınıza da gelir, ‘ben onlardan değilim, sizdenim’ der” diyor. Yani rüzgar gülü gibi, her tarafa dönebilen bir üçkağıtçı ruh içerisinde olmuş oluyor.
Şimdi biraz Cübbeli Hazretleri’nden dinleyelim.
-VTR- Cübbeli, İçinde Yaşadığımız Ahir Zamanda Konuşulacak En Önemli Konulardan Birinin Hz. Mehdi (a.s) Konusu Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın “Yardımcıları Arap Değil, Türklerden Olacak” Diyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Birkaç Seneye Kadar Zuhur Edeceğine İnanmayanlara Dikkat Çekiyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Allah’ın Koruması Altında Olduğunu, O’nun İzni Olmaksızın Kimsenin Hz. Mehdi (a.s)’a Zarar Veremeyeceğini Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, İslam Aleminin Durumunun Düzelmesinin Kendisine Hiç Uzak Gelmediğini Söylüyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Türk-İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Cemaatinin Toplanma Nedeninin Hz. Mehdi (a.s)’ı Beklemek Olduğunu Anlatıyor
OKTAR BABUNA:Hocam, Lille’de, Fransa’da konferanslarımız oldu, inşaAllah. Fransa’nın Lille şehrinde 1 Mayıs’ta iki konferansımız ve fosil sergimiz olmuştu. Birisi Fransa’nın en saygın İslami enstitülerinden Avicenne’de, diğeri de şehrin en önemli salonlarından Kinepolis’te. Bu konferanslardan bazı resimler yolladı arkadaşlarımız, Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hay MaşaAllah, silme dolmuş, maşaAllah. Bazı avanaklar da işte “üç kişi geldi, beş kişi geldi” diye orada, burada haset dolu sözler ediyorlar. Ciğerlerine oturmuş bazı zangoçların, inşaAllah. Akıllı olacaklar, inşaAllah. Biz belgeyle ispat ediyoruz, o zangoçlar gibi atış yok, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Dün de Hollanda’nın Amsterdam şehrinde konferanslarımız vardı Hocam, inşaAllah. Hollanda’daki dört konferansımızın sonuncusu, konferansta fosil sergisi de yapıldı. Çok güzel bir ilgi olmuş, inşaAllah. Çok kalabalık bir grup oluşmuş Hollanda’da orada, maşaAllah. Kardeşlerimiz çok faaller ve aralarında çok güzel bir kardeşlik oluşturmuşlar, maşaAllah. Konferanslarda sizin çok sayıda kitaplarınızı, DVD’ler, broşürler, kendi bastırdıkları ve sitelerinizin tanıtımını yaptıkları kalemleri dağıtmışlar. Şimdi çok daha şevklenmişler, maşaAllah. Hemen yeni konferansların hazırlığına başlamışlar.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Bak, çaka çaka dolmuş.
ALTUĞ BERKER: Size hep saygı ve hürmetlerini iletmişler. Selami, Mehmet, Recep, Fatih, Mustafa, Necati, Murat, Feyza Sağlam, Nizamettin, Sabahattin ve ismini daha söyleyemediğim çok sayıda kardeşlerimiz var orada.
ADNAN OKTAR: Hepsine selam ediyoruz. Ellerine sağlık olsun, maşaAllah. Hasutlar hasetten çatır çatır çatlıyorlar, inşaAllah. Hani altı kişi gelmişti. Kripto, bak dolu, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: 28 Mayıs tarihinde de Danimarka Kopenhag’da, 29 Mayıs’ta da İsveç’in 3.büyük şehri olan Malmö’de konferanslarımız olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Broşürünü göstereyim.Cihat ve Altuğ Eti sizi temsilen konuşmacı olarak katılacaklar. ‘Evrim Teorisinin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği’ konusunu anlatacaklar, inşaAllah. Fosil ve kitap sergisi olacak ve aynı zamanda kitap dağıtımı gerçekleşecek. Giriş ücretsiz olacak tabii, inşaAllah. Herkes katılabilir. Konferansı düzenleyen oradaki kardeşlerimiz, konferans sırasında yayınlanacak şekilde Danimarka ve İsveç halkına mesajınızı iletmek istiyorlar Hocam. Eğer siz de uygun görürseniz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, her taraftan da yeni davetler geliyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Monşerler, mösyöler, bilmem ne ortalığı kaplamış vaziyette; şaşar beşerler, uçanlar kaçanlar. Nedir bu, bu da Cübbeli mi?
ALTUĞ BERKER: Cübbeli Didim’de Caprice Termal Palas’da konuşma yapacakmış. ‘Büyük Fetih konferansı, Didim’de’, öyle bir şey basmış.
ADNAN OKTAR: Didim’de? Öyle uyanık, öyle uyanık. Eğer konferans yapacaksan, gel İstanbul’da yap, Ankara’da yap. Niye Bodrum, Kuşadası, Köyceğiz, Fethiye? Gezecek Allahualem Akdeniz sahillerini.
ALTUĞ BERKER: Amerika-Missouri’de olan tayfunun görüntüleri vardı Hocam.
-Amerika-Missouri, Tayfun Sonrası Görüntüleri
ADNAN OKTAR: Missouri? Ne kadar çok hortum ve felaket oluyor Amerika’da. Yani akıl almaz bir yoğunluğa ulaştı. Yani hemen hemen her hafta oluyor. Hem de çok şiddetli.
ALTUĞ BERKER: Bugün yine olmuş Hocam. Haberini henüz çıkartamadım.
OKTAR BABUNA: Geçtiğimiz yıllarda da bazı yerle bir olan şehirler olmuştu Hocam, yine Amerika’da. Dediğiniz gibi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tufanlar, kasırgalar, hortumlar sürekli bir felaket dönüyor oralarda.
ALTUĞ BERKER: İzlanda’daki volkan patlamasının görüntüleri vardı Hocam, görmek isterseniz.
ADNAN OKTAR: Evet, görelim.
-İzlanda, Volkan Patlaması Görüntüleri
ADNAN OKTAR: İzlanda ateizmin en yoğun olduğu ülkelerden birisi. Gökyüzünü müthiş bir duman kaplamış.
ALTUĞ BERKER: “Peygamber Efendimiz (s.a.v) bildirmişti” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, duhan zuhuru. Peş peşe, peş peşe oluyor. Bu duman böyle zaman zaman göğe yayılıyor. Japonya’daki olay da, Çernobil’deki olay da, bu da, hepsi aynı dönemde oldu. Bunun toplamı duhan zuhurudur işte, inşaAllah. Tek bir vaka değil.
OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadislerinde; siz daha önce de açıklamıştınız, Hz. Mehdi (a.s)’ı insanlara en iyi anlatacak olanın yine Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğunu söylüyor, inşaAllah. Şöyle buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v); “Hz. Mehdi (a.s) hiçbir zaman insanlara ben Hz. Mehdi (a.s)’ım demeyecek.” İnşaAllah. “Ebu Basır der ki; İmam Muhammed Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu duydum. Buyurdu ki; "Hz. Mehdi (a.s) kıyam ettiğinde, Resulullah (s.a.v)’in yolundan gidecektir." Yalnız o (Hz. Mehdi (a.s)) Resulullah (s.a.v)’in eserlerini açıklayacaktır” diyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mümkün mertebe şerh ederek, diğer hadislerle de takviye ederek anlatırsanız çok daha iyi olur. Söyleyip, okuyup, süratle geçmeyin. O insanlarda ülfet meydana getirir. Şerh etmek hayati konudur, çok önemlidir.
“Selamun Aleykum Aşık-ı Dildademiz.” Çok güzel bir söz. Osmanlıca ne kadar güzel, maşaAllah. “Canım Hocam. Özleminizden bir an önce, akşam olsun diye dualar ediyoruz. Hatta bazen akşamı bekleyemiyor, önceki sohbetleri dinleyerek hem özlem gideriyor hem de çok istifade ediyoruz, inşaAllah. Ey Allah’ın tecellisi olarak baktığımız, sevdiğimiz! Size olan sevgimiz, olağan ve durgun bir sevgi değil, kasırga gibi güçlü bir sevgi” diyor, maşaAllah. “Sizi dinlerken gözlerinizin içine gözlerimizi kırpmadan bakıyoruz. Allah bizi sizden, sizi bizden ayırmasın. Allah sizden gani gani razı olsun canım Hocam” diyor, bir hanım kardeşimiz. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın, Peygamber Efendimiz (s.a.v) vesilesiyle anlatılan özellikleri, inşaAllah; mesela Arapçayı çok iyi bilmeyeceği söyleniyor. Muhyiddin İbnü’l Arabi, yazdığı ‘El Cevabü’l Müstakim’ isimli eserinde şöyle buyurmuş Hocam, inşaAllah; “(Hz. Mehdi (a.s)), Buna hak kazanan ceddine (yani Muhammed Aleyhisselam’a) çok benzeyen bir kimsedir. O Arapçayı pek iyi konuşamaz.” Arapçayı pek konuşamayacağını söylüyor. “Fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz.” Yani Peygamberimiz (s.a.v)’e benzer ahlaken. “O, orta boylu erlerdendir. Mülkün dönemi onunla biter ve velayet onunla hatme erer.” Velilerin en büyüğü, ‘hatemü’l veli’ olacağını da söylüyor Hocam. MaşaAllah. “Orta boylu olur, Arapçayı da pekiyi konuşamaz” diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, yani Arapçayı bilmez, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Size daha önce de yazmıştım. Çorum sizi bekliyor,” evvelAllah, “sizi istiyor. Burada siz çok seviliyorsunuz. Umarız bu yaz gelirsiniz. Çorum, Türkiye ortalamasının çok üzerinde sevgi besliyor size karşı. Esnafı, siyasetçisi, bürokratı, herkes sizi tanıyor. Ben de elimden geldiği kadar sizi tanımayanlara yardımcı oluyorum.” Tokat, Turhal falan aşağı değil yani, onlar da çok yüksek. MaşaAllah. İn aşağı, Erzurum; gel, Trakya. Bütün Türkiye’de öyle, maşaAllah. Biz de kardeşlerimizi, milletimizi coşkun bir sevgiyle seviyoruz. “Esnafı, siyasetçisi, bürokratı herkes sizi tanıyor. Ben de elimden geldiğince, sizi tanımayanlara yardımcı oluyorum. A9 TV’nin frekansını ayarlıyorum. Ama Hocam, lütfen bir tarih ayarlayın da gelin Çorum’a. Hem sizi, hem de Şeyhimizi, Oktar Hocamızı görmek istiyoruz; evlerimizin kapıları size sonuna kadar açık. Çorum’dan Kenan.” Bağ evi olanlar müracaat etsinler. Bağ evlerine gelirim. Meyve zamanı, böyle elmalar olgunlaştığında, şeftaliler olgunlaştığında, üzümler olgunlaştığında, bağ evi olanlar; Tokat-Turhal, Çorum olur, inşaAllah. Bağ evi. Öbür yerlerde de olur. Bütün mesele bağ evi olması, inşaAllah. Konu orada kitleniyor, inşaAllah. Bir de güzel sazlı sözlü bir sohbet ortamı da olursa, nur ala nur, inşaAllah. Tokat’ta, şimdi Tokat kebabı yapılsa, şöyle bağ evine de çağrılsak, gitmemek ne kadar zor, ne kadar zor. EvelAllah.
“Selamun Aleykum canımız, sultanımız.” MaşaAllah. “Her geçen gün daha da artıyor karşımızdaki heybetiniz, inşaAllah. Ruhum hep sizinle, hep kalbimin üzerinde, inşaAllah. En derin sevgi ve hürmetlerimle. Canım efendim” diyor Bahar isimli bir hanım kardeşimiz. MaşaAllah, ne güzel sevgisi. Allah sevgisini kat kat artırsın, cennette kardeş etsin, inşaAllah. Acayip şekerler. Ahmet Hulusi hakkında sormuşlar. “Hocam, doğruyu bulmak için yazıyorum. Sakın kızmayın” diyor. “Allah razı olsun.” Ahmet Hulusi, ben Müslümanları severim, şefkat duyarım. Kim olursa olsun. Yani en acayibi bile, en garibi bile, her halükarda Allah diyor, Peygamber (s.a.v) diyor. Kıbleden bahsediyor. Hatalarını, eksiklerini anlatırız. Küfürle, münafıkla kıyasladığımız zamanda tabii ki üstünler. Kıyas kabil değil yani. İşte Ahmet Hulusi’nin de tabii katılmadığımız, yanlış yönleri var ama genelde faydalı.
OKTAR BABUNA: Sizin kitaplarınızın önemli bir bölümü, yanlış hatırlamıyorsam 40, 50 kadar kitabınız Hocam, maşaAllah, iman hakikatleri üzerine. İman hakikatlerinin önemini hep vurguluyorsunuz. Onunla ilgili iki ayet okuyacağım, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için,” yani Allah’a kesin olarak iman edilecek olanlar için, edenler için, “ayetler vardır.” Allah’ın yarattığının delilleri vardır. “…ve kendi nefislerinizde de.” Yani insanın kendi vücudunda da, hücresinde, organlarının yapılarında Allah’ın yarattığının delilleri var. “Yine de görmüyor musunuz?” Allah bunu görmemizi, düşünmemizi istiyor inşaAllah Hocam. Siz de, maşaAllah, bunu dünya çapında yerine getiriyorsunuz, Allah razı olsun, inşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum Hocam, inşaAllah. BilimveTeknoloji.org; bu sitede iman hakikatleri anlatılıyor Hocam, maşaAllah; hareketli, bol resimli ve videolarla. Kardeşlerimiz bu siteyi okuduklarında, en az bir biyoloji öğretmeni kadar bilgiye sahip olabilirler, inşaAllah. Siz iman hakikatlerinin üzerinde sık sık duruyorsunuz Hocam. Bir kardeşimiz, otobüste giderken yanında oturan birine çok kısa bir iman hakikati anlatsa, o kişinin aklından çıkmaz o konu. O da gider başkasına anlatır. Böylece Allah’ın yaratma sanatı, çok fazla kişiye ulaşır, inşaAllah. Söylemiştiniz. Sitenin adını tekrar ediyorum; www.BilimveTeknoloji.org.
OKTAR BABUNA: Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’a çok az sayıda kişinin tabi olacağını bildiriyor. Siz bu durumu açıklamıştınız. Gaybetinin uzun sürmesi, çalışmasının uzun sürmesi, insanlar tarafından tanınmamasına neden olacak. Zuhurunun bazı kişilerin zannettiğinden daha uzun sürmesi de imanı zayıf bazı kişilerin kalplerinin katılaşmasına neden olacaktır. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle söylüyor. “Hasan b. Salih-i Bezzaz’dan: Hasan b. Ali Askeri aleyhi’s-selâm şöyle buyurdu: "Doğrusu benim oğlum,"” Hz. Mehdi (a.s) için, kendi soyundan olduğu için, benim oğlum diye hitap ediyor Peygamberimiz (s.a.v), “benden sonraki Kaim’dir (Hz. Mehdi (a.s)). Uzun ömürlülükte ve gaybette Peygamberlerin sünneti onda (Hz. Mehdi (a.s)) vuku bulacaktır.” Yani uzun ömürlü olacağını bildiriyor, inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)’ın. “Gaybette Peygamberlerin sünneti,” uzun süre gözlerden uzak çalışması olacak, inşaAllah. “Bu süre çok uzadı diye bazı kalpler taş gibi sertleşecektir.” Zayıf imanlı olanların Hocam, Hz. Mehdi (a.s) yokmuş diye, Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacakmış diye, bazı kişilerin kalplerinin katılaşmasına sebep olacağını bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Ne diyecek? Kalbi katılaşacak. “700 sene sonra” diyecek. “600 sene sonra” diyecek. Sonra “hiçbir şekilde olmayacak” diyecek. Kimi “ruhtur” diyecek, kimi “ölmüştür” diyecek, kimi “başkasının bedenine girmiştir” diyecek, kimi İsrailiyattır” diyecek, kimi “sahih hadis yok” diyecek. Ama bu çırpınmalar arasında Mehdiyet gürül gürül, eze eze ilerlemeye devam edecek, inşaAllah. Bir dahaki seneye gözlesinler. Bir dahaki sene çok büyük ataklar olacak.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. 2011 için söylemiştiniz, hemen başlar başlamaz başladı Hocam.
ADNAN OKTAR: EvelAllah.
“Beni Peygamber (s.a.v) gönderen, Allah’a yemin ederim ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Hz. Fatıma (a.s)’a, kızı Fatıma (a.s)’a söylüyor Peygamberimiz (s.a.v), ferman ediyor, bak; “Beni Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim” diyor. “Yemin ederim ki; şu ümmetin Mehdi’si senin iki oğlun olan Hasan ve Hüseyin’den olacaktır. Hem Hasani, Hem Hüseyinidir Hz. Mehdi (a.s). Nasıl olur? Seyyid bir ailedendir, mesela babalarından bir tanesi bir şerife anneyle evlenirse hem Hasani olur, hem Hüseyini olur. Ceddi içerisinde. Genellikle seyyidler hep seyyidlerle evlenirler. Ya Hasani soydan hanım alıyorlar, ya Hüseyini soydan hanım alıyorlar ve bu şeriflik ve seyyidlik daha da pekişiyor. Mesela benim soyumda da var böyle dedelerimde. Şerife anne almışlardır, seyyide anne almışlar ama kendisi de seyyid. Hem seyyid hem şerif. Ama çok fazla tabii. Milyonlarca seyyid ve şerif vardır. Türkiye’de, İstanbul’da da çok fazla vardır. Mesela ben de onlardan bir tanesiyim. Hz. Mehdi (a.s) da hem seyyid, hem şeriftir, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) talebeleri de seyyid ve şerif olacaktır. “Seyyidlerin iltihakıyla” diyor. İşte bak, biz de iltihak ettik Hz. Mehdi (a.s)’a. “Milyonlar fedakar seyyidlerin iltihakıyla” demiyor mu Bediüzzaman? O milyonlardan biri de benim. Ben de iltihak ettim Hz. Mehdi (a.s)’a. Talebesi oldum evelAllah.
ALTUĞ BERKER: Seyyid Salih Özcan Hocamız da “İstanbul’da göreceğiz” diyor, “bekliyoruz” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O da Allahualem biraz öfkelenmiş. Bu gıcıklık yapan tipler var ya, onlara illet olmuş. Çünkü öfkeyle söylüyor, “İstanbul’da göreceğiz” diyor. Çünkü sürekli reddetmelerinden artık gına gelmiş mübareğe.
OKTAR BABUNA:“İmam-ı zaman (Hz. Mehdi (a.s))’ın adil hükümetinde, bütün İlahi kitaplar insanların önüne orijinal biçimleriyle, hiçbir bozulma olmaksızın sunulacaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). “İmam Mehdi (a.s) Tevrat ehline Tevrat ile, İncil ehline İncil ile, Zebur ehline Zebur ile, Kur'an ehline Kur'an ile hükmedecektir.” Yani Tevrat’ın orijinali bulunacak ve İmam Mehdi (a.s) Tevrat ehline Tevrat ile hüküm edecek, inşaAllah. İncil’in orijinaliyle de Hıristiyanlara hükmedecek, inşaAllah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne demek o biliyor musun? Tevrat’ın Kuran’a uygun hükümleriyle Musevilere hükmedecek. İncil’in Kuran’a uygun hükümleriyle de Hıristiyanlara hükmediyor, inşaAllah. Acayip şeyler olacak, acayibattan olaylar olacak. Kimse de durduramaz, ne Amerika, ne Rusya. Çünkü onlar da Allah’ın kulları, onlar da Allah’ın yarattığı bir topluluk, onlar da acz içinde. Bak, bir hortum geliyor adamlara, garibim orada Allah’a boyun eğiyor. Bir kasırga oluyor, Allah’a boyun eğiyor. Yapacağı bir şey yok, inşaAllah. Başka bir tedbir alır, Allah başka bir şey meydana getiriyor. Yahut bir virüse mağlup oluyor. Güç yetiremezler Allah’a. Allah kaderde ne yarattıysa o olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Mili Görüş bir harita yapmış. Daha doğrusu sizin haritanızın, inşaAllah, üzerine Sayın Rahmetli Erbakan’ın gölgeli resmini ve Milli Görüş yazısını koymuş. Türk-İslam Birliği haritanız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne güzel olmuş, ne güzel olmuş, ne güzel olmuş. Canım Hocamıza Allah rahmet etsin, inşaAllah. O dünya tatlısıydı, dünya iyisiydi. O bizim bir tanemiz. Güler yüzlü, şakacı, sevecen, müşfik, merhametli, akıllı, iradeli ve kararlıydı. Bu iradeli ve kararlı olmayı talebelerine öğretti. Başbakanımız Tayyip Erdoğan da Erbakan Hocamızın talebesidir, aynı onun ruhaniyeti onda da vardır. O kararlılık var ya; azim, yılmamak, aynısı, maşaAllah.
“Selamlar Kıymetli Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Geçenlerde size ikiz köftelerimizin fotoğraflarını göndermiştim. O fotoğraflarda sadece oğlumun fotoğrafları gösterildiği için kızım biraz gönül koydu. Günlerce ağladı.” Biz ne yaptık, ne yaptık; hemen düzeltelim, hemen. “Her gün size gönderilmesi için özel fotoğraflar çektirdi, en sonunda size göndermek için ekteki fotoğrafları uygun gördü. Bir tanesinde size öpücük gönderiyor” diyor. Ben de onun minik burnunu ısırıyorum ve öpüyorum. “İsmi Pelinsu, heyecanla sizi bekliyor.” Allah uzun ömür versin, Allah hidayet versin, maşaAllah. Ayşegül Şen. Ne tatlıymış, ne güzelmiş bu böyle, nasıl yakışmış kıyafetleri de, maşaAllah. Öpücüğünü de aldım havadan, bilmukabele ben de ona öpücük gönderiyorum, inşaAllah. Haydi bakalım.
OKTAR BABUNA:Hocam, kasırgaların olması, ahir zaman alametlerinden, biraz önce bahsettiğiniz, onunla ilgili hadisi okuyorum, inşaAllah: “Kıyametten önce on alamet görmeden o kopmayacaktır. Onuncusu, insanları denize atacak olan kasırga” diye buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), inşaAllah. Tam dediğiniz gibi, inşaAllah Hocam, bu hadis de aynen gerçekleşti. Her tarafta kasırgalar oluyor. Hatta en büyükleri depremle birlikte Japonya’da oldu. “Denize atacak olan kasırga” buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v). Bir ahir zaman alameti, tarihte hiç olmadığı gibi kasırgalara şahit oluyoruz.
Deccalin fitnesinin dünya tarihin en büyük fitnesi olacağını bildiriyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Hadiste şöyle buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v); “Allah Hz. Adem'i yaratmış olduğu günden bu yana,” yani ilk insandan bu yana, “deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.” Yine başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v); “Allah’ın gönderdiği her Peygamber, ümmetini deccal ile uyardı.” Yani deccaliyet var her Peygamber döneminde ama en büyüğü, dünya tarihinin en büyük fitnesi deccalin fitnesi, ahir zamanda olan fitne. Hz. Mehdi (a.s) döneminde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fitnenin yavaş yavaş ortadan kalktığını herkes görüyor ve görecek, inşaAllah.
“Sevgili Adnan Hocam, Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da rahatsız. Yaklaşık on gündür sohbet veremiyor. Ağırlıklı göz ve nazara gelmiş Ahmet Hocamız. Şiddetli ağrıları var diye duymuştuk. Dualarımız hem Hocamız’a hem de size, inşaAllah.” Oktar Hocam, sen Hocam’la bağlantıya geç.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bana detaylı bilgi getir.
OKTAR BABUNA:Tamam, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah şifa versin, Allah başımızdan eksik etmesin. Çok değerli, mübarek, muhterem bir Seyyidimiz, muhterem bir büyüğümüz. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir kitabınızı tanıtabilir miyim Hocam, inşaAllah? “Dinsizliğin Dini ile Mücadele” isimli bir kitabınız Hocam, maşaAllah. Dinsizliğin dini diye bir terim, daha önce hiç duyulmamıştır Hocam. Siz bu kitabınızda, dünya üzerinde hakim olan materyalizm, komünizm gibi bölücüleri, bunların kendilerine sözde bilimsel dayanak olarak gördükleri Darwinizmi ve bunların dışında da dinsizliğe dayalı tüm sistemleri dinsizliğin, dinsizlerin dini olarak tanımlamışsınız. Çünkü bunların peşinden gidenler, dinsizliğin dinini hakim kılmak için çok ciddi bir çaba içinde oluyorlar. Kitaplar yazarak, makaleler yayınlayarak, sürekli bu batıl dinlerini tebliğ yaparak, hak dine karşı mücadele ediyorlar. Bu kitapla siz, kardeşlerimizi bu akımlarla mücadele etmeye davet ediyorsunuz, yöntemlerini gösteriyorsunuz, inşaAllah Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Ağrı Tutak Soğukpınar İlköğretim Okulu Türkçe Öğretmeni Murat Semiz, canımız kardeşimiz diyor ki; “Hocam Cübbeli’ye niye böyle söylüyorsun?” diyor. Niye söylüyoruz biliyor musun? Eğer biz Cübbeliyi eleştirmezsek çok büyük felaket gelebilirdi Türkiye’nin başına, Müslümanların başına. O zihniyeti eleştirmeseydik. Yani İslam’ı içten çökertecek bir sistemdir o, Müslümanlığı içten çökertecek bir sistemdir. Ve feci şekilde çökertecek bir sistemdir. Adam, “evrimle ilgili ne diyorsunuz?” diyor, “evrim ne ki?” diyor. Bilime karşı, sanata karşı; böyle bir sistemde din çöker. İslamiyet’i yok eder böyle bir sistem. İslam’ı yok eden sistemi biz yok ettik. Cübbeli farkına varmadan şeytanın etkisine giriyor, haberi bile yok. Benim arkadaş topluluğumun dağılmasını istiyor. Ne olur bu insanların hali, düşünüyor musun sen? İftihar etsene. Darwinizmin, materyalizmin pençesinden kurtarıyoruz. Ve hiç dini, İslam’ı bilmeyen insanlara, Darwinizmin, materyalizmin eline düşmüş insanlara İslam’ı, Kuran’ı anlatıyorum ve onların dindar olmasını sağlıyorum. Sen ne diyorsun? “Dağıtalım bunları” diyorsun, “var gücümle dağıtacağım” diyorsun. Ve Müslümanları da tembihliyorsun, başka Müslümanlara da, “siz ne duruyorsunuz, haydi dağıtalım” diyorsun. Çok vahim bu tavrı, yani bilime ve sanata karşı olması, akılcı olarak İslam’ın anlatılmasına karşı olması. Ve kendi kabuğuna çekilip Müslümanları pasifize ediyor. “İttihad-ı İslam olmayacak” diyor, “Türk-İslam Birliği olmayacak, Hz. Mehdi (a.s) da çıkmayacak, Hz. İsa (a.s) da gelmeyecek” diyor. 700 sene sonra demek ne demek? “Bittiniz” diyor Müslümanlara, bunun anlamı bu. 700 sene Müslümanların dayanacak gücü var mı? 700 sene ne demek? 700 sene. “700 sene bekleyin” diyor ve “kabuğunuza çekilin” diyor. “Ben Didim’e gideceğim, Malta’ya gideceğim, gezeceğim” diyor. “Alp Dağları’na çıkacağım, Allah bana bunu emrediyor” diyor. Müslümanlar ne yapacak? Biri bir şey söylese yine koruyup kollayan ben oluyorum. Ama anormal bir şey yaptığında nasıl susalım? Faydalı yönlerini anlattırıyorum. Zamanında, 15 sene önce söylediği sözleri var. Şu an binlerce kere pişman, dilim kopsaydı söylemeseydim kafasında şu an. Ama söylemişsin bir kere ve “Hz. Mehdi (a.s) da çıktı” demişsin. Şeyhim de demiş, Şeyh Mahmut Hoca, değil mi? Hocamızla beraber çıktınız, itiraf ettin. Onlarca yıldan beri konuşuyormuşsun. Haklı mıyım?
ALTUĞ BERKER:Çok haklısınız Hocam, inşaAllah.
Siz, hukuki reformlar yapılmasını sıklıkla vurguluyorsunuz, inşaAllah. Bugün Mehmet Ali Birand’ın yazısında bu konu vardı. “Seçimlerden sonra Türkiye’nin önünde altın bir fırsat olduğunu, bunun da hazırlanacak yeni anayasa olduğunu” yazmış. Darbeleri geri bırakmış, hepimizin rahatça yaşayabileceği bir anayasa yapıp, hepimizin huzur bulmasını istediğini yazmış. Bunun da anahtarının AK Parti’nin elinde olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Güzel, arada sırada güzel şeyler yazıyor.
ALTUĞ BERKER:Evet, siz de “hukuki reformlar şart” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama bazen ilginç şeyler konuşuyor bu, yanlış şeyler de konuşuyor. Ama bu sefer iyi konuşmuş. Kardeşim özgürlük istiyoruz, demokrasi istiyoruz, laiklik gerçek anlamda uygulansın istiyoruz. Sanat ve bilimde dünyanın en iyisi olalım. Bütün Ortadoğu ve Balkanlar’ın lideri olalım. Her yere huzur verelim. Amerika’yı da zengin edelim, Rusya’yı da zengin edelim, İsrail’i de zengin edelim, bütün dünyayı zengin edelim. Herkes mutlu olsun, biz de mutlu olalım. Herkes fakirken biz mutlu olmayız, sevinemeyiz. Onları da kurtarmak istiyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Hayvanlarda arkadaşlığa dayalı resimler göstermek istiyorum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam bakayım.
-VTR- Sevimli canlılar
ADNAN OKTAR:İnsanlarla önce arkadaş olun, yani önce sevdirin kendinizi, sonra anlatın. Bir de direkt teklif getirilmez. Önce iman hakikatlerinden anlatın, Allah’ı sevdirin, Allah’a imanlarını pekiştirin, güçlendirin; ondan sonra ibadet teklifi gelir, değil mi? İmanı olmayan bir insana, imanı zayıf bir insana, o Cübbeli’nin metodu. “Kocakarı imanıyla idare etsinler” diyor. Kocakarı imanı demek, imansızlık gibi bir şey, yani onun dediği. Zaten söz de çirkin. Kocakarı ne demek? Koca herif, kocakarı, bilmem ne falan. Müslüman’ın ağzına yakışacak sözler değil bunlar. Yani “yaşlı hanımların imanı” diyor. Düşünmez anlamına getiriyor, “düşünmeden iman eder” diyor. Allah “Düşünün, derin derin düşünün” diyor, “Allah’ın bütün delillerine, ayetlerine bakın” diyor ve “bununla imanları derinleşir” diyor Allah ayette. İmanlarının güçleneceğini söylüyor, Kuran ayeti var. Sen Kuran ayetlerine karşı bir üslup kullanıyorsun, Kuran’a zıt bir üslup kullanıyorsun. “Derin tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazari meseleler elbette bedihi olmaz” diyor Bediüzzaman. “Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zaruri olmaz” diyor. O yüzden araştıracağız, inceleyeceğiz. Kuran ayetleri açık. Çok fazla ayet vardır; bilimi teşvik eden, araştırmayı ve bunun sonucunda derin iman oluşacağına dair Kuran’ın hükümleri vardır. Bu ayetleri görmezlikten gelmek olmaz.
Milli Gazete’yi görüyorum şu an.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. Yazarlarından Akif Edip yazısında, Üstad Hazretleri’nin mücadele anlayışından ve fedakarlığından bahsetmiş. Üstad aldığı maaşın çok az bir kısmını sadece ihtiyaçlarına ayırıp, geri kalan tüm parasıyla kitap bastırıp, halka bedava dağıtırmış. Evlad-ı manevisi Abdurrahman Ağabey, Üstad’ın kitapları nasıl bastırdığını şöyle anlatmış. Üstad, maaşından ancak zaruret miktarını ayırıp, gerisini kitaplara harcanmak üzere saklaması için Abdurrahman Ağabey’e vermiş. Ancak kendisi bu parayı harcamış. Üstad bunu duyunca, “niçin sarf ettin? Bu para bize helal değildi, millet malıydı. Madem ki sen böyle yaptın, ben de seni vekil harçlıktan azlederek kendimi tayin ettim” demiş. Bir müddet sonra ise, telif ettiği 12 parça eserini bastırmış. Artırdığı paraları, bu telifin kağıt ve tabı masrafına vermiş. Bastırdığı eserleri de ücretsiz olarak dağıtmış. Kendisine neden ücret karşılığı satmadığı sorulduğunda ise, “maaştan bana ancak bu kadarı caizdir, fazlası millet malıdır, bu suretle millete iade ediyorum” demiş Üstad Hazretleri, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam ben 10 yaşındayım. Ailece sizi izliyoruz. Sizi görünce cennetten bir pencere açılmış gibi hissediyorum. Bana sizi babam sevdirdi. Babam sayesinde tanıştım sizinle. Maili ablama yazdırıyorum. Babamın kütüphanesi sizin kitaplarınızla dolu ve severek okuyoruz” diyor Saynur Bakırcı. Babana, annene hepinize selam ediyorum. Allah hepinize sağlık, sıhhat, bereket, bolluk güzellik versin. Cennette kardeş etsin, inşaAllah.
“Hocam, Allah’a şükür, çok güzel bir bağ evim var” diyor, “tertemiz, sizin deyiminizle ‘Osmanlı hanesi’” diyor. “Bahçeli” diyor, “bahçemizde türlü türlü meyve ağaçlarımız var, sizlere her türlü ikramı yapmaya hazırım Hocam.” Her türlü değil, ben naçizane Tokat kebabı olsun yeter bize. Bir de üstüne çay, o kadar. “Arkadaşlarınızı çok güzel ağırlarız” diyor. “Ben de Çorum’dan, söylediklerinizi duyunca çok sevindim” diyor. Çorum çok güzel, Tokat, Turhal… Yani acayip güzel, anlatılacak gibi değil. İnsan bambaşka bir ruh haline giriyor, şahane; bütün Anadolu öyle, acayip güzel. Şekerdir, böyle Osmanlı sıcaklığı. Aman o evleri mutlaka Osmanlı evleri modelinde yapalım. Öyle betonarme falan olmaz, her evi Osmanlı modeli. Böyle güzel sofası olacak, avlusu olacak, içinde mutlaka bir dut ağacı olması lazım, incir ağacı olması lazım, koca koca incirler şöyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin I. Said Dönemi Sergisi’nde olan bir resmini gösteriyorum. Sultan Reşat’ın 1911’de Üsküp’te bir üniversitenin temel atma törenini de içeren Rumeli seyahatine, doğu illerini temsilen katılmış Said Nursi Hazretleri, maşaAllah. Erzurum ve Trabzon heyetiyle birlikte. Daire içine alınmış resmi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah, şahane, orijinal bir eser. İlk defa görüyorum bu fotoğrafı.
ALTUĞ BERKER:Ben de Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Devletin arşivinde de bayağı vardır Bediüzzaman’ın fotoğrafları. Onları keşke bulsak, çıksa çok iyi olur.
OKTAR BABUNA:Serdar Akinan’ın, Kandil’e giderek, Murat Karayılan ile yaptığı röportajın farklı bölümleri yayınlanmaya devam ediyor Hocam. Bugün, PKK’nın 15 Haziran’dan sonra tahmin edilemeyecek şekilde şiddetli saldırı başlatma hazırlığı olduğunu, bugüne kadar alışılmış yöntemler dışında yöntemler kullanacaklarını ve bunun kendisini gerçekten endişelendirdiğini yazmış Serdar Akinan. Kandil içinde derin bir PKK olduğunu, bunun da iddia edilen Ergenekon’la bağlantısı olduğunu söylemenin doğru olmadığını, PKK’nın siciline bakıldığında böyle bir ittifaka ihtiyacı olmayacağını yazmış. PKK’yı kastederek de Allahualem şöyle demiş; Kürt siyasal hareketi o kadar inanmış ve adanmış ki, ya Anayasa çalışmalarına katılarak ya da zor kullanarak istediklerini yapacaklar diye yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Serdar Akinan?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:İngilizler de aynı şeyi söylüyorlardı, doğru mu?
OKTAR BABUNA:Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Fransızlar da söylüyordu, Yunanistan da söylüyordu, İtalyanlar da söylüyordu, ne oldu? Bir denesinler, bakalım ne oluyor. Yani milleti öyle korkutmaya kalkması Serdar Akinan’ın çok ayıp; kendi korkuyorsa, o kendi sorunu. Evin bodrum katına gitsin yerleşsin, portakal sandığı ile de üzerini kapatsın, oradan ona annesi çorba getirir, oradan içer, yine portakal sandığının üzerini kapatır yeniden. Bizim öyle bir derdimiz yok. Yani boyunun ölçüsünü almak isteyen varsa çıkar alır. Kaç santim boyunun ölçüsü görür. İtlik, çakallık yapıldığında bizim bütün milletimiz ordu olur, onu söyleyeyim. Devletin, hükümetin etrafında kilitlenir. Herkes asker olur. Allah vermesin, mesela öyle bir şey olduğunda seferberlik olur, herkes asker hükmünde olur. Dağı, taşı dar ederiz. Sakın, sakın! Öyle bir densizliğe hiç kimse yeltenmesin, tahayyül dahi etmesinler. Bir de böyle korkutmaya falan çalışmalar, bunlar çok ayıp. Şimdi Serdar Akinan’a ben ağzımı bozmak istemiyorum. Fakat o Kandil takımına söyleyeyim, orada ne kadar it, çakal varsa, böyle kaçacak delik ararlar. Akıllarını başlarına alsınlar, öyle Avrupalı çakallara güvenerek falan, Avrupalı it-kopuk takımına güvenerek öyle artistik yapmayacaklar. Vatan bir bütün, vatanının bir karış toprağını verdin mi her şeyi verdin demektir, bitti demektir. Çakıl taşı dahi vermeyiz. Bırakacaklar bu edebiyatı. Diyorlar ki; “kardeşim, siz şehit de veremezsiniz.” Size böyle istediğiniz kadar şehit ama bak açıkça söylüyorum, dağı-taşı dar ederiz. Aklınızı başınıza alın. Dangalaklığın lüzumu yok. Serdar Akinan da ağzını toplasın; bu çekingen, ürkek üslubu yakışmıyor, çok ayıp. Milleti sanki böyle korkutmaya çalışır gibi bir üslup yakışmıyor, ayıp yapıyor. Sen çekingensen, ürkeksen git evine; başına da bir örtü çekersin, orada titre, zıngır zıngır titre. Bizim öyle bir sorunumuz yok. İnsan ne için yaşar? Dini için, imanı için, namusu için; vatanı, milleti, bayrağı için yaşar. Onu aldın mı elinden, hayat da bitti demektir. “Güneydoğu’yu sizden istiyoruz.” Al, 70 milyon kişiyi şehit edersin, ondan sonra alırsın. Sıkıysa, yetiyorsa afedersin uygun yerlerin, yap da görelim. Öyle şey olur mu? “Falanca kabadayılık yapıyor, hemen kabul edelim” diyorlar, şu lafa bak. Kıbrıs’ı da istediler, vermiyoruz. Güneydoğu’yu istiyorlar, onu da vermiyoruz. Oradaki vatandaşlarımı da vermem, kardeşlerim onlar benim. Komünistler, “biz onları teslim alacağız” diyorlar. Müslüman dedelerimi, annelerimi, kız kardeşlerimi, Güneydoğu’daki Kürt olan benim canlarımı komünistler bizden alacaklarmış; yani kaşınmanın had safhası bu. Askerimiz çok nezaketli, “aman, bir haksızlık olmasın, adaletsizlik olmasın, bir yanlışlık yapmayalım, can yanmasın” diyorlar, nezaketle şey yapıyorlar. Aşırı kaşınmada aşırı derecede bir kaşıma yaparlar. Akıllarını başlarına alsınlar, dangalaklığı bıraksınlar. Bilmem ne yöntemler uygularmış. Öyle bir yöntem uygularız ki, nereden geldiğini şaşırırlar yani; yöntemin alası Türklerin elinde, milletimizin elinde. Bırakacaklar bu dangalaklığı. Serdar Akinan da o ürkek, çocuksu üslubunu bıraksın. Rüyasında böyle gazoz patladığını görmüştür kerata. Böyle, yorganın altına kaçan cinsinden. Onlar, böyle köpek havlasa yorganın altına girer, tir tir titrer. Bıraksın bunları.
ALTUĞ BERKER:Yarım saat sonra, 00:30’dan itibaren, ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, Sipas Vizyon TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Kapadokya TV Nevşehir, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve Harun Yahya. TV sitemizden devam edeceğiz, inşaAllah. Bizi yarın 22:00’dan itibaren de, A9 TV, Kahramanmaraş Aksu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...