SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kapadokya Tv Nevşehir, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam, anlat bakalım.
ALTUĞ BERKER:Hocam, dün anlatmıştınız; Sayın Kılıçdaroğlu’nun özerklikle ilgili açıklaması önemli olduğu için bunu tekrar anlatıyorum. Devamında bir açıklama yapmış. Kılıçdaroğlu Ardahan’daki konuşmasında, sözlerini biraz daha açmış Hocam. “Eyalet sistemi, ayrışma falan söz konusu olmadığını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Tamam güzel.
ALTUĞ BERKER: “Yetki devrinin olacağını, bunun da Avrupa yerel yönetimler özerklik şartına göre anayasa ve yasalar çerçevesinde yapılacağını” söylemiş. “Bunun çerçevesinin belirlenmesinde de yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, özerklikten kasıt nedir, ne demek bu? Belediye normal faaliyet yapıyor zaten nedir, orada özerk ne anlama geliyor?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. BDP’nin onu kullanma amacı, sizin söylediğiniz gibi federatif yapıya amaçlı o kelimeyi kullanıyor, onu kullanmamak için Allahualem.
ADNAN OKTAR:Bir kere bunları bıraksınlar. Böyle bir rüyayı bıraksınlar, böyle bir şey yok. BDP ayrı, legal bir parti, ona bir şey dediğimiz yok ama PKK’nın salyalarını akıtarak, benim vatandaşlarımı, benim canlarımı, Güneydoğu’daki aslanlarımı, “gelin sizi komünist, Stalinist, Leninist yapacağım, size nefes aldırmayacağım” falan böyle bir konu olmaz. Bu densizliği bırakacaklar. Parçamız onlar bizim, canımız. Nereden çıktı bu herifler böyle, mikrop sürüsü gibi, PKK mıdır, nedir. Tam iblisun ve iblisat, tam deccal ordusu. Benim Güneydoğu’daki insanım namazdan hoşlanır, Allah’ın anılmasından hoşlanır, sevgiden hoşlanır. Dostluk, kardeşlik, muhabbet olacak, sıra geceleri olacak, hürmet edeceksin, misafirperverlik olacak. Komünistlik, kanı iliği çekilir onların, deli misiniz siz? En iğrendikleri şeyi getirmeye kalkıyorlar. Manyak bu adamlar, başka bir şey bulamıyorum. Bir de, “asarız, keseriz, dağıtırız”; iddia edilen Ergenekon terör örgütü ayrı bir kabadayılık yapıyor, bu çakallar ayrı kabadayılık yapıyor. Artık bunlara ne demek lazım? Akıllarını başlarına alsınlar, ne diyelim? Onu diyelim.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Akif Beki, Radikal Gazetesi’nde iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile ilgili yazmış. “Bu günlerde, AK Parti konvoyuna saldırı yapılması, seçim bürolarının kırılıp, dökülmesi, Kürt- Türk çatışmasının kışkırtılması faaliyetlerinin, tam da iddia edilen Ergenekon terör örgütü zihniyetine uygun olduğunu” yazmış. “İddia edilen Ergenekon’u Silivri’de tutuklu sanmayın” demiş. “Bunların hali hazırda iddia edilen Ergenekon’un işi olduğunu” söylemiş. “Bu zihniyet oldukça, bazen o parti, bazen bu parti kılığına giriyor bu zihniyet” demiş. “Şantajdan tehdide, şiddetten provokasyona, provokasyondan ajitasyona ne kadar psikolojik hareket varsa, seferber etmişler şu anda” demiş, iddia edilen Ergenekon için. “Bunun zihniyetinin de tasfiye edilmedikçe bu illetten kurtuluş olmayacağını, bu zihniyetin bu seçimlerde geri dönülmez bir şekilde hezimete uğramasını umduğunu” yazmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bir kere iddia edilen Ergenekon terör örgütünü, hangi hükümet ortadan kaldırırsa, o bizim için önemlidir, çok hayatidir, destekleriz. Kim olursa olsun, fark etmez. Ama şimdi dere geçilirken, kayık değişmez. Bir de güçlü bir iktidara ihtiyaç var. Bütün milletimizin, devletin yanında olması lazım, askerin, polisin yanında olması lazım. Yekvücut olduğumuzda, konu biter. Böyle bir konu olmaz, hiçbir sorun çıkmaz. Yalnız, bu çakalların böyle kabadayılık yapması beni gıcık ediyor. Durup, durup kabadayılık yapıyorlar. “Zorla Güneydoğu’daki insanları komünist yapacağız” diyor. Orada benim annelerim var, bacılarım var, kardeşlerim var. Güneydoğu hep dindardır, hep mümin, muttaki, tertemiz insanlar, nur gibi insanlar. Gece gündüz evlerinde Kuran okunur. Sen, Stalin’in kitaplarını alıp gideceksin üstlerine, Marks’ın kitaplarıyla üstlerine gideceksin oradaki mübarek annelerimizin, mübarek dedelerimizin yanına. Gıcıklık yapmayacaklar. Beni konuşturmasınlar, bu tehdit edebiyatını da bıraksınlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Hocam, Hüsnü Mahalli, kendisi Suriye kökenli bir kardeşimiz, yazar Akşam Gazetesi’nde.
ADNAN OKTAR:Hüsnü Mahalli’yi tanırız; millete tanıtıyorsun, tamam.
ALTUĞ BERKER:Size gelmişti kaç defa davetlerinize de, evinize de, inşaAllah. “Beşer Esad’ın Suriye’de, yapılan tüm telkinlere rağmen reformlar konusunda direnerek, Saddam’ın hatasını tekrarladığını, akan bunca kana rağmen, bir umut olduğunu, Esad’ın, sivil halka silah kullanımını derhal durdurması gerektiğini, bunları yapmaması durumunda, Esad’ın belki bir süre daha iktidarda kalabileceğini ancak Suriye’nin sonuçta mutlaka ikinci bir Irak’a dönüşeceğini” yazmış. “Kendisinin, bu oyunu tek bozabilecek Suriye olduğunu düşündüğünü çünkü kendisiyle birçok ortak sorunu paylaşan, Türkiye gibi bir dostu ve komşusu olduğunu” yazmış. Daha önce sizin söyledikleriniz de, böyleydi Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, en aklı başında insanlar, görüyorsunuz, Türkiye’de. AK Parti de hakikaten ılımlı ve makul bir politika izliyor. Taşkınlığa müsaade etmiyor. Biz, bölgede barışçıyız. İsrail’e karşı sevgi doluyuz, şefkatle bakıyoruz. Ermenistan’a karşı şefkatliyiz, Rusya’ya karşı şefkatliyiz, İran’a karşı şefkatliyiz, Suriye’ye karşı şefkatliyiz. Bizim kimseye düşmanlığımız yok, herkesi bağrımıza basmaya hazırız. Dost olmaya, kardeş olmaya hazırız. İyi olmalarını istiyoruz, kardeş olmalarını istiyoruz, güzel olmalarını istiyoruz. Onların mutluluğuyla, biz mutlu oluruz. Sevinci ile sevinç duyarız. Biz egoist değiliz, milli egoizm bizde yok. Milli egoist düşünceye sahip değiliz. Milli egoizmin anlamı eşittir; faşizmdir. Biz, faşizme karşıyız, komünizme de karşıyız.
Rahmetli Türkeş; Türkiye’de en güzel komonist diyen odur. Tok, güzel bir sesi vardı, acayip güzel konuşurdu. Hep güzeller gitti maşaAllah, bir hayır vardır, inşaAllah. Şahane insandı, titretiyordu ortalığı konuştuğunda. Dediler ki; “mozaik kuruluyor” falan. “Ne mozaiği ulan” dedi çünkü biliyor, bölünmeye götürmek için süslü konuşma olduğunu biliyor. Bu edebiyata ne gerek var? Kimin, hangi milliyete sahip olduğunu ben, bu olaylar ortaya çıkınca merak ettim, sordum. Bakıyorum Arnavut kökenli, bakıyoruz Abhaza kökenli, bakıyoruz Kürt kökenli. Ben Adnan’ın, Salih’in Kürt olduklarını bilmiyordum. Bizim çocukların büyük bir bölümü Kürt’müş. Ne güzel, ne şahane. Ne alaka mozaik bilmem ne diye ortaya çıkıyorsunuz. Ne mozaiği tabii, doğru söylüyor Başbuğ ama ilave çok şahane yani tok ve süper bir ifade. Ülkücüler çok temiz bir topluluktur, güzide bir topluluktur. Aman, aman, aman, birbirlerini çok sevip, koruyup, kollasınlar. Yekvücut, tek vücuttur hepsi, inşaAllah onları çok seviyoruz. Alperenler de öyle, Allah esirgesin içlerinde birbirleriyle uğraşmak falan bunlar çok büyük fitne olur, onlardan kaçınsınlar. Saadet Partisi’nin gençliği de öyle, şahane, dinamik, muhteşem bir gençliktir, tertemiz, vatansever koç yiğitlerden oluşur. Amerika titriyor işte o yüzden. Amerika’da şahinler mi, kartallar mı bir ekip var savaş meraklısı. Onlar, Türkiye’yi fitnenin içine sokmak istiyorlardı ama baktılar, her yer delikanlı dolu. MHP silme delikanlı dolu, Saadet Partisi silme delikanlı dolu, BBP silme delikanlı, Karadeniz silme, Ege, her yer delikanlı, “aman buraya adım atılmaz” dediler, inşaAllah. Bunlar sadece kabadayılık yapıyorlar. İt gibi hırlıyor PKK, dikkat ederseniz. Köpek herifler, benim canlarımı, Mehmetçikleri, puslu havada kuşatmışlardı, Aktütün’de. Madem öyle kabadayılığınız var, açık havada gelseydiniz bir görseydiniz, değil mi? Kahpeliğe, çakallığa bak, sinsiliğe bak, havanın sisli olduğu, bağlantının koptuğu bir ortamda geliyorlar. Orada bir avuç koç yiğit, destan yazdılar. “Çanakkale geçilmez, Aktütün aşılmaz” değil mi? MaşaAllah. Onun için bunların kabadayılığına kimse prim vermesin. Serdar Akinan, çocuk gibi bir üslup ona hiç yakışmıyor, çok ayıp. Gider görürdük biz onu orada, sevimli bir tipti. Ne oldu buna böyle? Çerkez de, yakışıyor mu, değil mi? Dindar olur Çerkezler. Yakışmıyor, ayıp yapıyor.
OKTAR BABUNA:Sizin, acil önlem olarak tavsiyeleriniz olmuştu Hocam, bu olaylar gelişirken. Birincisi; PKK’nın bu saldırılarına karşı en acil önlem olarak; “karakolların kalın bir duvarla çevrilmesi, gece görüşlü kameraların yerleştirilmesi, bütün yoların asfaltlanması ve bütün Mehmetçiklerimize kurşun geçirmez yelek ve çelik miğferlerin dağıtılmasını” söylemiştiniz Hocam, inşaAllah o dönemde. “Ama daha da acil olarak antikomünist, anti Leninist, anti materyalist propagandayla çökertilir PKK” demiştiniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, fikri mücadele esastır. Fikri mücadeleyle tozunu, dumanına katarsın. Bir ara gelmişlerdi kamyonlarla, göğüs önde, sanki marifet yapmışlar gibi. Baktım gözlüklü entel dantel, komünist tipler. “Bunlar komünist propagandaya gelmişlerdir” dedim. Nitekim söyledim, “bunlar komünist propagandaya gelmişlerdir” dedim. “Yok, ne alakası var” dediler. Sonra dediğim doğru çıktı, aylar sonra bunları sepetlediler. Cayır cayır komünist propaganda yapıyorlar. Kardeşim, komünist propagandayı yapıyorsun, karşında kim var? Hiç kimse yok, olmaz. Çıkın karşımıza tartışalım, konuşalım. Siz Stalin’in, Lenin’in kitaplarını getirin, ben de Bediüzzaman’ın eserlerini ve kendi kitaplarımı getireceğim. Ona da gerek yok, Oktar Hocam’la gideriz, evelAllah. Sırf yanımda Kuran olsun yeter. Tozunu, toprağını birbirine katarız.
OKTAR BABUNA:Adınız gitse yetiyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, nal toplatırız, nal, inşaAllah. Kardeşim, fikri mücadele esastır zaten, başka bir mücadele yoktur. Fikren yendiğinde bitti, o kadar, konu kapanır.
ALTUĞ BERKER:Terörist başı, kitapta sizi boşuna zikretmemiş Hocam. O acıyı çekmiş belli, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Tabii, canı yanmasa söyler mi onu, ne diyor? “Adnan Hoca MİT mensubu. Devletin böyle elemanları olur, devlete danışmanlık verirler filozof din adamları ve devleti yönlendirirler” diyor, “devlete politika üretirler, devlet politikası meydana getirirler. Adnan Hoca da bu görevi yapıyor” diyor, Abdullah Öcalan kendi kafasınca.
OKTAR BABUNA:Bir de, söylemiştiniz geçenlerde, Doğu Perinçek’in ifadesi vardı; “Tabii ki AK Parti seçimleri kazanır, çünkü köylerde bile Harun Yahya okunuyor” demişti Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, “yoğun propaganda yaptı anti Darwinist, anti materyalist. Kasaba kasaba, köy köy bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler. Beklenen bir neticeydi, böyle olacağı belliydi” diyor. Tabii, doğru söylüyor, inşaAllah.
“Delikanlı Hocam benim, yiğit Hocam, şahadet şerbetine iştiyaklı canım Hocam benim. Kadınken ben bile coştum. Ben de geleceğim şehit olmaya. Böldürmeyiz bu vatanı çakallara” diyor. Helal olsun, bak, koç yiğit bunlar, maşaAllah. Bir hanım kardeşimiz yazmış.
Kardeşim, ben AK Partiyi işin doğrusu samimi buluyorum. Başbakan Erdoğan’ı samimi buluyorum. Hepsini ben tanımam, bilmiyorum, hükümet üyelerini tanımam da ama o hakikaten samimi bir insan. Eskiden de biz onu biliyoruz. Yüz yüze görüşmüşlüğüm yok ama biliyorum. Mazlumdur, Anadolu delikanlısıdır. Hakikaten samimi, vatanseverdir yani, titizdir, dindardır.
ALTUĞ BERKER:Olmayan olursa da söylüyorsunuz Hocam, kişi olarak.
ADNAN OKTAR: Açıkça söylüyorum acayip bir şey olduğunda. Mesela, tedirgin olduğumuz bir şey olduğunda, bas bas bağırıyoruz, değil mi? Söylüyoruz, söylemiyoruz diye bir şey yok. Anormal bir şey olur da, söylemezsem namerdim. Gönderin, söyleyeyim. Vatanın, milletin aleyhine bir şey görürseniz söyleyin ama iftira da atarsanız ayıp yaparsınız, değil mi? İftiraya da aldırmayız. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, AK Parti güzel gidiyor, iyi gidiyor. Ne diyelim? İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı faaliyet dursun mu diyelim? “Bastırın, devam edin, arkanızdayız” diyoruz. Devletimizin de arkasındayız, milletimizin de arkasındayız, yanındayız. Polisimizin de yanındayız. Madem ürkeksin kerata, madem korku yaşıyorsun git ilaç al, doktora git. “Ürkeğim ben, korkağım ne yapayım? Çekiniyorum” dersin. Korkak mı diyeyim? Korkak da değil herhalde tedirgin demek ki, panik atağı var herhalde anladığım kadarıyla. İlaç al. Herhalde rüyalarında kabuslar görüyor, Allahualem. Fazla pilav yiyorsa akşamları falan, rüyasında, PKK’lılar onu boğuyor gibi de görebilir. Sabahleyin kabus anlatıyor. Kardeşim, bizim Allah’a verecek bir can borcumuz yok mu? Ne hallere düşüyorsun sen kardeşim, illa yaşaman mı gerekiyor? Delikanlıca şehit olursun, gazi olursun. Vatan gittikten sonra, bayrak gittikten sonra yaşasan kaç yazar, yaşamasan kaç yazar, hayatın ne anlamı var? Vatan namustur, namusun gittiğinde, bittin sen. Bittin, başka bir şeyin kalmadı. Tabii ki bir karış toprak verilmez. Onu kabul ettiğinde, o adamın kabul etmeyecek hiçbir şeyi kalmaz ki, bütün manevi özelliklerini, her şeyini kaybeder, insanlıktan çıkar. Olmaz öyle şey.
Mustafa Kaplan; “Selamun Aleykum, hayırlı geceler. Masonlar mavi ışın diye bir çalışma başlatmışlar” diyor. Mavi ışın falan yok. Yeşil ışık var, İstanbul ışığı var. Maviyi biz havada yeşile çevirdik, inşaAllah. Öyle bir sorun yok, evelAllah, mason localarını silkeliyoruz, Allah’ın izniyle, hepsi Müslüman olacak, Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA:En üst düzeyde olanlar, namaz kıldılar buraya gelip Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte tamam, önümüzdeki günlerde gelecekler. 2012’de de Birleşmiş Milletlerin gözetiminde, 1200 kişilik büyük bir toplantı yapılacak. 313 Müslüman, 313 Musevi, 313 Hıristiyan. Şu fakir de orada olacak, naçizane, inşaAllah. Geri kalan da işte artık diğer ekiplerden, inşaAllah. Savaş istemiyoruz. Ne zamana kadar? Kıyamete kadar savaş istemiyoruz. Kıyamete kadar, silah da istemiyoruz. Kardeşim, silaha verilecek para sanayide kullanılsa, fakire fukaraya dağıtılsa, zibil gibi zengin olur millet, başka hiçbir şey yapmaya gerek yok. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “mal artacak, şahıslar geri vermek isteyecekler. O kadar çok mal olacak” diyor. Yazık değil mi? İnsanlara kök söktürüyorlar. Çöplükten yemek toplamalar, bilmem neler.
AK Parti Danimarka; “Ak kardeşlerim; o gün salonu dolduruyoruz ve ne işimiz, gücümüz varsa bırakıyoruz. Çünkü bu şans bu ülkeye bir kere gelir. Başbakan’ımızın yakından sevdiği ve bilgi insanı Harun Yahya adlı konferansa herkesi bekliyoruz. Danimarka’da tanıdıklarımızı davet edelim.” İyi, maşaAllah, güzel ama her partiden gelsinler. MHP’li kardeşlerimizi de bekliyoruz, Saadet’li kardeşlerimiz de gelecek, Büyük Birlikçiler gelecek, CHP’liler de. Delikanlıdır CHP’liler, sen bakma öyle dediklerine ama tabii şu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı açıkça tavır koysalar. Hele şu Kılıçdaroğlu, mübarek bir gün dese ki; “Darwinizm diye bir şey mi var? Bu bitmiştir” dese, söz bir Allah bir, yeri göğü yıkacağım iktidar olması için, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Papa’ya dedirttiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şunu desin, bunu diyecek. Bir; “Türk İslam Birliği’ni istiyorum”, iki; “Darwinizm diye bir şey kalmamıştır.” Bu kadar, üç; “iddia edilen Ergenekon terör örgütüne tavır alıyoruz.” CHP eğer yüzde 70 ile iktidar olmazsa, gelsin, bana ne söylüyorsa söylesin, en az yüzde 70. İftihar ederiz. Benim memleketimin insanları bayağı kalitelidir. CHP kaliteli, MHP kaliteli, BBP kaliteli, Saadet kalitelidir, hakikaten çok seçkindirler. Biz illaki, AK Parti sürekli iktidarda olsun demiyoruz ama şu an çok zaruri bir durum var, mecburiyet var. Benim kendi şahsi kanaatim.
ALTUĞ BERKER:Konferansların olacağı yer Danimarka ve İsveç Hocam, birkaç gün içinde. İsveç bu yıl, evrime en fazla inanan ülke konumundaymış. Sizden o konferanslar için, bir konuşma bekliyorlardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Konuşayım. Bütün canım kardeşlerimi hürmetle selamlıyorum. Hepsinin, Allah hidayetini artırsın. Hepsine, Allah güzellik, iyilik, esenlik versin, bereket, bolluk versin. Darwinizm, materyalizm artık bitti. Doğru mu Oktar?
OKTAR BABUNA: Bitti,doğru Hocam, elhamdülillah
ADNAN OKTAR:Niye bitti?
OKTAR BABUNA:Bitirdiniz Hocam, maşaAllah, bilimle.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bir protein bile tesadüfen meydana gelemiyorsa, bina havada duruyor demektir. Bir hikaye vardır; padişahın bir eşeği varmış da “öldü derseniz, hepinizi keserim, kimse demeyecek” demiş. Birisi en sonunda mecbur kalmış, “efendim, eşeğiniz nefes almıyor” demiş, “olabilir” demiş. “Gözü kapalı, hiç kıpırdamıyor” demiş, ona da “olabilir” demiş. Ölüme ait her şeyi saymış. “Şuna öldü desene” demiş, “efendim, ben demedim, siz dediniz” demiş. Şimdi, Darwinistler’de de aynı hesap. Proteinler gitmiş, fosiller gitmiş, kofulları açıklayamıyorsun, ruhun varlığını açıklayamıyorsun, mitokondriyi açıklayamıyorsun, golgi cisimciğini açıklayamıyorsun. Hepsini uzaylıların yaptığını söylüyorsun. Bitmişsin işte daha ne. Müslümanlar birbirlerini çok iyi koruyup kollasınlar. Cemaat, tarikat ayrılıkları çok vahim olur. Provokasyona gelmesinler, birbirlerini sevsinler. Bizim milletimiz güzel insanlar, güzel bir topluluğuz. Türkiye de güzel ama Avrupa da güzel, Avrupalılar da güzel, Amerikalılar da güzel, oralar da çok hoş yerler. Dünyanın her yeri çok güzel. Hepsini bağrımıza basalım, hepsine şefkatle yaklaşalım, İslam’ı, Kuran’ı sevgiyle anlatalım. Kuran doğru, Allah’ın varlığı doğru. Haşa, “Allah yok” diyor adam, Allah var, ne kadar güzel bir şey onun için. Sonsuz yok olacakken adam, sonsuz var oluyor. Daha ne istiyorsun? Ve Cennet var üstüne üstlük, ne kadar güzel, elhamdülillah. Allah’ın rızasını kazanmak var, ne güzel ve Darwinizm hakikaten sahte. Daha ne istiyorsun? Elhamdülillah, batıla dalacakken, mahvolacakken Allah seni kurtarmış, değil mi? Ne güzel. Sevelim, sevilelim. Dost olalım, kardeş olalım. Bütün ülkelerin güçlenmeleri için, sağlığı sıhhati için, bereketi için uğraşalım. Dünya çok büyük, hepimize yeter. Bunun yüz misli olsa, ona da yeter. Dünyanın ucu bucağı yok, bomboş her yer. Kavgaya gerek yok. Silahları kaldıralım, tankları, topları, atom bombalarını kaldıralım. Kanı durduralım, damla kan akmasın, acıyı durduralım. Ağlayan da olmasın, üzülen de olmasın. Her yere neşe hakim olsun. Az bir vakit var; 1545. Bir granit kayanın üzerine yazdıracağım, bir yere koyduracağım, kıyamet tarihidir. 1546’ya o granit kaya kalmayacak ve bunu bu nesil görecek, şu anki nesil görecek. Mesela, “çocuğum oldu”, diyor, iki yaşındaki çocuk görecek. Rahat rahat görür, İslam’ın gerilemeye başladığı dönemi görecek. Hem İslam’ın hakimiyetini, hem gerileme dönemini görecek. Onun için, Hıristiyanlara şefkat duyalım, Musevilere şefkat duyalım. Kin ve nefreti kaldıralım. Müslüman kardeşlerimize, cemaatlere, tarikatlara zaten farzdır, sevgi göstereceğiz. Güzel örnek olalım, İslam’ı sevdirelim. Barış dini olduğunu, kardeşlik dini olduğunu gösterelim, güzel bir netice alalım, bir güzellik olsun. Masonlar da, İslam’a çok yatkınlar. Musevilere, Tevrat’ın tahrif olmamış kısımlarıyla anlatalım. Hıristiyanlara, İncil’in tahrif olmamış yerleriyle, güzelce anlatalım. Eğer dinliyorlarsa Kuran’dan anlatalım, güzel netice alalım. Yurt dışındaki kardeşlerimiz, Danimarka’da da olsun, İsveç’te de olsun fark etmez. Bütün Avrupa, hepsi bir köy gibi zaten. Oradaki tahriklere, kışkırtmalara sakın kanmasınlar. Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir”diyor Allah. (Fussilet Suresi, 34) Daima, iyilikle, güzellikle karşılık vereceğiz. Mesela adam diyor ki; “buraya kadar, artık yetti” olmaz, ama maazAllah, Allah vermesin, canına kastederse, tabii canını korursun. Nefsi müdafaa vardır ama bunun dışında sakın ha sakın. Daima, barışla, kardeşlikle, sevgiyle, akılla, fikirle, sanatla, bilimle. Demokrasiyi savunacağız, laik düşünce içerisinde, özgürlüğü savunarak İslam’ın güzel ahlakını dünyaya hakim edeceğiz, inşaAllah. Bu yayınlanabilir. Bütün salondaki kardeşlerimize selam ediyorum, bütün televizyonda seyreden kardeşlerimize selam ediyorum. Hepsine sevgilerimi, hürmetlerimi, selamlarımı sunuyorum.
Berker nedir o?
ALTUĞ BERKER: Karides Hocam, inşaAllah. 206 milyon yıllık karides; günümüzdeki karidesle birebir aynı, en ufak bir değişiklik olmamış. 206 milyon yıldır aynı, yaratıldığı gibi, değişmemişler.
ADNAN OKTAR:Milimi milimine, santimi santimine aynı. Kaç milyon yıllıktı?
ALTUĞ BERKER:206 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Selam büyüklerim.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam her zaman internetten izliyorum güzel sohbetlerinizi. Ben, PKK’yı zamanında çökerten, bu nedenle emekli ettirilen Osman Pamukoğlu’nun” ne alakası var canım, PKK’yı çökerttiği için olur mu? Osman Pamukoğlu delikanlıdır da fakat normal görevini yapmıştır, her asker gibi emeklilik vakti gelince de, emekli olmuştur. O zaman bütün ordunun istifa etmesi lazım, olur mu öyle şey? Hepsinin görevden alınması lazım, yapmayın bunları Allah aşkına, olur mu öyle şey? “kurduğu Hak ve Eşitlik Partisi mensubuyum. Neden bilmiyorum ama partimizin esamesi dahi okunmuyor televizyonlarda. Bu zulüm karşısında bizlere neler önerirsiniz?” Yani, ‘bu durum karşısında neler önerirsiniz? Televizyonda söylemiyorlar’ diyor. Biz yeteriz, evelAllah. 40 milyona okuyoruz. Osman Pamukoğlu, kelimenin tam anlamıyla delikanlıdır. Has delikanlıdır hem de, koç yiğittir. “İyi akşamlar, ellerinizden öperim” diyor, Arif Önder Şanlı. Biz yeteriz. Candan bir insan, akıllı da bayağı, dirayeti, dikkati keskin ama tabii biz stil olarak fikirle; operasyonla değil, fikirle bitiririz biz Allah’ın izniyle, düşüncemiz bu. Leninist düşünce, Marksist düşünce, fikirle darmadağın edilir. Adamın fikri gittiğinde, zaten davası da biter, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Kanalda bir imkan verseler, bir-iki ay yeter” demiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, iki ayda kazırız. Bize Şeş TV’yi iki aylığına tahsis edecek devlet, gerisini bize bıraksınlar. Günde iki saat, toz duman ederiz, evelAllah.
“Değerli Hocam, tekrar rahatsız ettim ama yazmayı unuttum. Bu sabah çok erken saatlerde bir mail geldi ama internette dolaşıyormuş. Oyunkuran kod adlı bir kişiden ben bizzat iletişim kurmayı başardım. Kendisi haberciymiş. Eğer doğruysa, Fethullah Hoca’nın ABD’de öldüğünü ama sakladıklarını söylüyor ve haberinde iddialı. Gerçek ismini saklıyor ve Hoca’nın uzun süredir canlı yayına çıkmadığını, canlı bağlantıya bağlanmadığını anlatıyor. Sizin bu konudaki yorumunuzu dinlemek isterim. Kendinize iyi bakın. Lütfen görüşelim. İyi akşamlar, iyi yayınlar.” Böyle haberler uzun ömürlü olacağını gösterir Fethullah Hocamız’ın, inşaAllah. Eğer öyle haber çıktıysa, bilin ki uzun ömürlü olacaktır, inşaAllah. Allah sağlık, sıhhat versin. Mazlumdur Fethullah Hocamız, garibandır. Yapmayın, etmeyin. Hayır peşinde koşan bir insan, hayır için. CIA’in uşağı olmaz. Ne zoru var? Bin bir türlü hastalığı, rahatsızlığı var değil mi? Mazlum bir insan, iki büklüm bir insan oturup CIA ile mi uğraşacak? Onlara hizmetle mi uğraşacak? Ne çıkarı var, olur mu öyle şey? Fethullah Hoca milliyetçidir, vatanperverdir. Stil olarak çekingen oldukları için biraz, Türkçe öğretiyorlar, seçkin, akıllı gençleri mühendis yapıyorlar, doktor yapıyorlar güzel, maşaAllah, iyi ama oturup millete tuzak kurmak, bilmem ne onları yapacak, açıkça söyleyeyim çekinirler öyle bir şeyden. Öyle bir fırsatları yok, ben tanıyorum onları, çekingenler. O, zannettikleri gibi bir sistem değil, inşaAllah. Gölgelerinden çekiniyorlar, bayağı utangaçlar, yüzlerine baksan yere bakıyorlar. Ne alaka? Öyle bir yamuklukları olsa, biz kanunla, hukukla yerle bir ederiz, kim olursa olsun. Babam olsa dinlemem, öyle bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:Bir şey olunca sizden yardım istiyorlar zaten.
ADNAN OKTAR: Tabii, bir şey olunca bana söylemişlerdi, epey oldu. Mahcup tiyniyetli insanlar; pişkin, saldırgan, gözü kara öyle bir şeyleri yok, inşaAllah. Bir de Fethullah Hoca’ya Allah uzun ömür versin. Zaten bütün ulema öldü, büyük bir bölümü ölüyor. Ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s) devrinde öyledir; ulema çekilecek, vefat ederek ulema kalmayacak, sonra da Hz. Mehdi (a.s).
Mehmet Yaşar Balcı; hurafeden kaçın Yaşar, hurafeden kaçın. Hurafeyle, güzelim İslam dinini, içinden çökertmek için büyük bir oyun oynadılar. Ben de kafalarına vurunca, sırtüstü oturtturdum. Adamların oyununa bak, “sanatı elinizden alalım” diyorlar. Başka? “Bilimi de alalım, estetiği de alalım, güzelliği de alalım” diyor. Başka? “Neşeyi, sevinci de alalım, gülmeyi de alalım.” Ne istiyorsunuz siz, deli misiniz siz? O kadar korkunç bir dünya istiyor ki bunlar, kendileri de tahammül edemiyorlar. Kendisi de tahammül edemiyor, meydana getirdiği korkunç dünyadan “daraldım, sıkıldım, bunaldım” diyor. Fiji Adaları’na bilmem nerelere gitmeye kalkıyor yahut hayali bazı adalara diyelim, inşaAllah. Yok öyle şey, hurafe yok.
OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sahabelerinden, Yahudi iken Müslüman olan Abdullah bin Selam Hazretleri var, onunla ilgili verelim mi Hocam, inşaAllah? Abdullah bin Selâm hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan olup, Ensârın büyüklerindendir. Medîne'deki Yahûdî Benî Kaynuka kabîlesinden idi. Müslüman olmadan önce, Yahûdî âlimlerinden idi. Müslüman olunca Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ona Abdullah ismini verdi. Abdullah Hazretleri İslam’a geçişini şöyle anlatıyor. “Resulullah efendimiz Medine'ye hicretinden önce, Mekke'de Peygamberliğini açıkladıktan sonra, sıfatlarına ve yaptığı işlere baktım, tıpa tıp beklenen ahir zaman Peygamberine uyuyordu.Fakat kavmimizin ileri gelenleri, sırf Arap kavminden geldi diye Resûlullah (s.a.v.)’e karşı çıkıyorlardı. Oysa Tevrat'ta bildirilen alâmetler gayet açıktı.Bir gün Yahudilerin hurma bahçelerine gittim. Kendi aralarında, ‘Arapların adamı geldi!’ diye konuşuyorlardı. Bu sözü duyunca, elimde olmadan ‘Allahü Ekber’ diye bağırdım. Dayanamayıp, Resûlullahı görmek için bulunduğu yere gittim. Daha ilk gördüğümde kendi kendime, ‘Bu güzel yüzün sahibi yalan söyleyemez’ dedim. Resûlullah insanlar arasına oturmuş, onlara nasihat ediyordu. İlk işittiğim hadis-i şerif şuydu:‘Selâmı aranızda yayınız, aç kimseleri doyurunuz, yakın akrabalarınızı ziyaret ediniz! İnsanlar uykuda iken namaz kılınız! Böylece Cennete selâmetle girersiniz. Allah birdir.’ Sonra bana dönüp sordu: ‘Sen Medîne âlimi İbni Selâm değil misin?’‘Evet’ ‘Ey Abdulah, Allah için söyle! Tevrat'ta benim vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?’‘Evet, öğrendim. Yâ Resûlallah cenâb-ı Hakkın sıfatlarını söyler misin?’ Resûlullah efendimiz bana İhlâs Sûresi’ni okudu” Şeytandan Allah’a sığınırım, De ki: O Allah birdir. Hiçbir şey O'nun dengi değildir!’ mealindeki ayet-i kerimeyi işitince: ‘Şehadet ederim ki, Allahtan başka ilâh yoktur. Sen O'nun kulu ve Resulüsün’, diyerek iman ettim.” MaşaAllah. Tevrat’taki vasıflara da işaret var Hocam, maşaAllah. Burada birebir uyduğunu da söylüyor. Ahir zaman Mehdisine aynı zamanda bakıyor inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Fethullah Gülen Hoca Efendi’den bahsettiniz Hocam. Kendisinin eşyanın hakikatine dair konuşması var. Şöyle diyor; “Eşyayı genelde sadece mülk, fizik ve madde boyutlarıyla görebiliyoruz. Halbuki esas olan mülkün yanında melekut, fiziğin yanında metafizik ve maddenin yanında mana boyutlarında görmektir ki, eşyanın hakiki yüzü müşahede edilmiş olsun. Nasıl üç boyutlu resimlere gözümüzü ayırmadan baktığımızda, belli bir süre sonra kareler şekilleniyor ve üçüncü boyut açığa çıkıyor, aynen öyle de eşyanın melekut, metafizik ve mana boyutları da ancak onlara yoğunlaşmakla ortaya çıkar. Çıkar ve biz o zaman eşyanın hakiki yüzünü görmüş oluruz.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
Adana Kozan; “Sizlere ülke bütünlüğünüz ve birlik ve beraberlik konusundaki hassasiyeti vurgulayan konuşmalarınızdan dolayı teşekkür ederim” diyor, Samet Çelik. EvelAllah, evelAllah başka türlü hayat olmaz. Din, iman hayatımızın amacı. Vatan, millet, bayrak; bunlar namus. Bunlar gittiğinde, bizim hiçbir anlamımız kalmaz, hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
ALTUĞ BERKER:Üstad Hazretleri de bizzat cepheye çıkmış Hocam. Milli mücadeleyi desteklemiş. Vatanı, çift silahını beline takıp öyle, maşaAllah, bizzat fiziğiyle de savunmuş. Kurşun yemiş, metal kabına gelmiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman Milis Albayıydı tabii, Albay olarak görev yaptı. Bütün talebeleri şehit oldu, ama tamamı. Bir tek o sağ kalmış. Bir tane, iki tane değil yüzlerce talebesi şehit oldu.
OKTAR BABUNA:Kıbrıs’la ilgili konular gündeme geldiğinde Hocam, “Kıbrıs verilsin mi, verilmesin mi?” Siz orada konferans düzenleyip, Mehter Takımı göndermiştiniz, Allah’ın izniyle. Bıçak gibi kesilmişti ondan sonra, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Oradan bir karış, bir çakı vermeyiz” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, evelAllah. Kıbrıs acayip güzel. Öyle bir güzellik, öyle bir memleket, olacak iş mi? Çok şahane Kıbrıs, bayağı güzel. Allah’a hamdolsun, elhamdülillah hatayı düzelttik, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:EvelAllah Hocam. Mehteri de gönderince hemen açıldı durum, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Adnan Hocam, ilk defa size yazıyorum. Bir sonraki dönemde, sizin gibi değerli birini mecliste görmek şart oldu. Meclis’te aranan dostluk, kardeşlik ortamını sağlayabilecek ihsana, komünizm ve Darwinizm kökünü Türk topraklarından sonsuza dek silecek bilgi ve birikime sahip, Türkiye’nin değerisiniz. Saygılar” Hüseyin Gökçe. Kıyamete kadar, sonsuza kadar değil. Allah razı olsun, sevgin, muhabbetin çok güzel. Ben neyim? Ben, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim. Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s)’a ne diyor? “Zannediyorum, o eşhas-ı ahir zaman, siyasete girmeyecek” diyor. Bu, girme demektir. Biz talebesi olarak nasıl girelim? Bir de diyor ki; “has talebelerim sakın evlenmesinler” diyor. Nasıl evlenelim? Ayrıca Resulullah (s.a.v.) diyor; “Hz. Mehdi (a.s) evlenmeyecek.” Talebesi olarak biz ne diyelim? “Sen evlenme, biz evleneceğiz” mi diyelim mübareğe? Diyemeyiz, değil mi? Dolayısıyla, siyaset bizde ölünceye kadar olmaz. Bizde, güzel yolda olanlara dua etmek olur, inşaAllah. Siyasete girme olayı olmaz bizde, olmayacak da inşaAllah.
“Lütfen benim ismimi vermeyin” tamam. Kerata bunu ben anlattım, “bunu söylemeyin kimseye” diyor. “Deccal Kudüs’te” demiştim, o da bana yazmış. Deccal seni mi kapacak, ne yapacak?
Kardeşim, her yer inliyor, maşaAllah. Bakın, hep Avrupa’dan kardeşlerimiz. Berker Hocam buyurun.
ALTUĞ BERKER: Uçan sincap resimlerini gösteriyorum Hocam. Bunlar Avustralya’da yaşıyorlar ve boyları 45 cm ile 90 cm arasında değişen uçan sincaplar. Ağaçlarda yaşıyorlar. Aslında tam uçma değil yaptıkları, bir ağaçtan diğerine uzun atlayışlar yaparak hareket ediyorlar, ağaçlar arasında planör gibi, bir zar var, uçma zarı. Bu zar ön bacaklarından, arka bacaklara doğru uzanıyor. Uçan sincap bir ağacın gövdesinden fırlıyor. Gerilmiş zarın planöre benzeyen etkisiyle, bir seferde 30 metrelik bir atlayış yapıyor Hocam. Şöyle bir görüntüsü de var.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Maddenin aslıyla ilgili Üstad Said Nursi’nin sözleri var, okuyayım mı bir kısmını, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Oku, evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Şu madde ve şahadet alemi, alem-i melekut (gözle görülmeyen varlıklar alemi) ve ervah (ruhlar) üzerinde serpilmiş bir perde gibidir” diyor, madde ve şahadet alemi. “Bittecrübe, madde asıl değil ki” madde asıl değildir, “vücud ona münhasır olsun (ait olsun). Belki madde, bir mana ile kaimdir” maddenin önemi üzerinde duruyor. “O mana da hayattır, ruhtur.” Diğer bir kısmında; “Hem bilbedahe (aşikar olarak) madde hakim değil ki ona müracaat edilsin” hakim olan madde değildir. “tam aksine o mahkumdur ve bir esasın hükmüne bakmaktadır. İşte o esas da hayattır, ruhtur, şuurdur.” diyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Üstadımız dünya tatlısıdır, maşaAllah. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Allah rahmet etsin, son 1000 yılın, 1300 yılın en büyük alimidir, inşaAllah, bu, çok önemli bir gerçek. Onun için,herkesin, İmam-ı Rabbani’den önce, İmam-ı Gazali’den önce ve diğer alimlerden, İmam-ı Şarani’den önce Bediüzzaman’ı bilmesi lazım. Her Müslüman’ın bir kere, Bediüzzaman’ı bilmesi şart. Kuran ve Bediüzzaman, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili rüyanız çok güzeldi Hocam, maşaAllah, manidardı.
ADNAN OKTAR:Ben, Peygamberimiz (s.a.v.)’i rüyamda görmedim. Allah nasip etsin, inşaAllah görürüm. Evliyadan da kimseyi görmedim, Abdülkadir Geylani, İmam Rabbani’den kimseyi görmedim ama Bediüzzaman’ı gördüm. Ankara’da, Hacettepe’nin yüksek kısmı var, Bala, otobüslerin olduğu yer. Eskiden öyleydi tabii, bilmiyorum, oralar karışmıştır şu an, çok değişmiştir. Bizim dediğimiz çok eski. Çok da fazla eski değil, şimdi öyle dersek bir acayip anlam çıkar.
OKTAR BABUNA:Çok gençsiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, yanlış anlaşılmaması için söylüyorum. Üstad aynı, ben çok net gördüm, sarığıyla, cübbesiyle çok şeker. Uzun burunlu otobüsler var ya, onlardan birine biniyor, dolu otobüs de. “Üstadım, siz yalnız mısınız?” dedim. “Evet, yalnızım” dedi. “Size yardımcı olurum ben” dedim. Otobüse bindi, arka tarafa doğru ilerlemeye başladı, gözümden kaybettim ben de, hemen arkasından, tedirgin oldum otobüse ben de bindim. Bütün mesele otobüse binmekte zaten, bulurum nasılsa. Ondan sonra uyandım, ondan sonrasını hatırlamıyorum, uyandım zaten.
“Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalı bol ve sık olacaktır” diyor. Diğer rivayette de diyor ki; Meczum; cezmedilmiş, alttan düzeltilmiş, kısaltılmış, şekil verilmiş. Yanlardan kevsec; ince, çok ince yani adeta yok gibi. Kevsecin anlamı odur, zayıf, ince ama ince, asıl anlamı incedir. Sakalı bol, fakat demek ki Hz. Mehdi (a.s) şekil veriyor. Bunu anlıyoruz çünkü kevsec; düzeltilmiş, meczum; cezmedilmiş. O zaman Hz. Mehdi (a.s)’ın bakımlı bir insan olduğuna işaret etmiş oluyor. Çünkü sakalı bol fakat o, biçimlendirmiş. Yani öyle çalı gibi değil, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evet, geleneksel tarzda hiç dokunulmuyor Hocam, bilinen anlamda.
ADNAN OKTAR:Bazı kişiler evet, düzeltmiyorlar. “Dişleri parlak olacaktır”; bu yine Hz. Mehdi (a.s)’ın bakımlı olduğunu gösterir. Diş, durduk yere parlak olmaz. Demek ki, çok titiz bir insan ki dişleri parlak oluyor. Bazı insanlar öyle zanneder, “anadan doğma sürekli parlak”, öyle bir şey değil, bakımlı olduğunu gösteriyor. Mesela kevsec ve meczumda da yine bakımlı olduğunu anlıyoruz. “Omzunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in nübüvvet mührü bulunacaktır.” Cübbeli de diyor, çok önemlidir o, kalp hizasında büyükçe bir ben. Haşim-i; Haşim’in soyundan yani Ben-i Adnan. “Hz. Mehdi (a.s)’dan önce fitneler olacak” diyor.
ALTUĞ BERKER:Hocam, güzel gül resimleri göstermek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Gül ne tatlı varlık, ne şahane. Kokusu ayrı bir güzel, kendi ayrı bir güzel. Güllerim geliyor, ısmarladım, inşaAllah. Saksıya ekilmiş olarak, Isparta gülü, mis gibi kokan. Var güllerim ama takviye, inşaAllah. Şu güzelliğe bak, maşaAllah, elhamdülillah. Hipnotize ediyor insanı, ne güzel.
ALTUĞ BERKER:Gül bahçeniz vardı Hocam, her dairesi farklı renkte olan.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Kardeşim, Allah nasip etsin, Tokat’ta da bir evim olursa çok hoşuma gidecek, tapulu değil de. Beybağ’ında, Yeşilırmak’ın kenarında da olur. Amasya’da da şarttır, elma bahçelerinin orada. Kardeşim, eğer gitmeye kalkarsak insan doyamaz. Karadeniz’e gideceksin oradan, Karadeniz’den Akdeniz’e gideceksin. Ne şiddetli güzelliktir bu, maşaAllah. O bahçeleri yiyesim geliyor, acayip güzel, maşaAllah. O camiler nasıl tatlı, maşaAllah. Tokat’taki Ali Paşa Camii, orada kocaman bir selvi ağacı var ama çok eski, en az 600 senelik falan vardır, hatta daha da eski olabilir. Ucu bucağı yok, çok acayip büyük ve yaprakları aşağı doğru, çok kibar sarkardı. Selvi, acayip güzeldir görünümü selvi ağacının. Altı serin, her yer çok sıcak olurdu biz onun altına giderdik serin olurdu. Şadırvandan su akardı, elimizi, yüzümüzü yıkardık. Tokatlılar “gardaş” diye konuşur. “Demür, geldük, gittük”; Osmanlı lisanı kalmış. Oralar, Osmanlı’nın hükümet merkezi olmuş genellikle o bölgeler, inşaAllah. Ama tabii asıl ahirettir, ama buralarda Cenab-ı Allah cennet sıcaklığı, cennet güzelliğinden hafif bir esinti var memleketimde, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İman hakikatleri resimleri göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben bunu yerim, ben bunu, acayip şeker. Şu tatlılığa bak sen. En soğuk havada bile sıcacık oluyorlar, patileri ateş gibi yanıyor bunların. MaşaAllah, anneleri de iyi bakmış, tosun gibi olmuş keratalar.
ALTUĞ BERKER:Renkler muhteşem Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tavşanların kalpleri motor gibi atıyor, acayip şeker. Kelebek güzelliği ne güzel oluyor, bunları seyretmek, maşaAllah. O kadar nazeninler ki, insanın elini alıp sevecek durumu da yok, uzaktan bakacaksın. Dobiş arılar çok hoşuma gidiyor, acayip gürbüzler. Ne yer, ne içerlerse böyle, zımba gibi keratalar. Verniklenmiş gibi pırıl pırıl da parlıyorlar. Benim anlayamadığım da, bu eşek arılarının uçuşu teknik olarak mümkün değilmiş yani bilimsel olarak mümkün değilmiş, biliyor musun onu? Çünkü vücudu çok iri, kanatları küçük. O kanatla normalde uçamaması gerekiyor, teknik olarak mümkün değil ama uçuyor herifler, nasıl oluyor bu? Bilimsel olarak açıklayamıyorlar, mantığı yok, herifler bir şekilde uçuyor. Gıcır gıcır oluyor, eşek arıları da çok sevimli ama kimseyi sokmasınlar, dikkatli olsunlar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Ali Paşa Camii selvi ağacı gövdesi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Göster. Bakın, acayip güzel, maşaAllah. İçim açıldı. Ağacın güzelliğini görüyor musunuz? Kardeşim, böyle asırlık ağaçlara değer vermiyorlar. Halbuki bunlar acayip tatlı varlıklar. Ben İstanbul’da da çok görüyorum, kimine levha asmışlar. Levha asacak başka bir yer bulamadın mı? Çok özen gösterilmesi lazım. Bu asırlık olanları özellikle, devlet korumaya alması lazım, değil mi? Her türlü tedbirin, bakımın yapılması gerekiyor. Görünüşleri muhteşem, çok güzel, nadide şeylerdir asırlık ağaçlar. Ne o?
ALTUĞ BERKER: Süslü böcekler Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Çin dans grubu gibi, bu nedir böyle?
ALTUĞ BERKER: Bu kız böceğinde Hocam, 56 bin mercekli göz var; 28 bin bir tarafta, 28 bin bir tarafta, her biri farklı bir mercekten.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Şu güzelliğe bak şu güzelliğe.
ALTUĞ BERKER:Bu sineğin gözlerinde, 4 bin mercek var.
ADNAN OKTAR: Bu ne kadar acayip, evrimciler bunda yamuldular. Gözün evrimi diye ortaya çıktılar. Biz de trilobitin gözlerini gösterince bunlara, onlar dedi ki; “göz yeni oluştu, yakın zamanda oluştular.” “Size trilobit fosili gösteriyoruz, ona ne diyorsunuz?” dedik. 500 milyon yıllık, değil mi? Duvara çarpmış kamyon gibi kaldılar.
ALTUĞ BERKER: Çok güzel şeyler var Hocam, devam edebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Bakalım, görelim. Hay mübarek, uçuşa geçiyor. Ne tatlı hayvanlar şu uğur böcekleri, çok şeker. O kanadın altına onu nasıl topluyor, hayrettir. Uğur böceğinin kanadını yakından gördün mü sen? Çok acayip, önce o teşkilatı kaldırıyor, sonra takır takır kanadı bir açıyor, mükemmel uçuş sistemi. Uçuyor kerata, şahane. Sonra yeniden toparlıyor, kapatıyor, gayet düzgün hale getiriyor. maşaAllah. Allah çok güzel süslemiş.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Araf Suresi, 143 “Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: ‘Rabbim, bana göster, Seni göreyim’ dedi. (Allah:) ‘Beni asla göremezsin’”diyor. Asla, hiçbir zaman için Zat’ını göremeyeceğiz. Ne Cennet’te, ne dünyada Zat’ını göremeyiz. “’Ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse,’” orada kalabilirse o dağ, “’sen de Beni göreceksin.’ Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti.” diyor Cenab-ı Allah, sırf tecellisinden. “Musa bayılarak yere düştü.” Olayın şiddetinden, o da ne tatlı Peygamber, maşaAllah. Acayip heyecanlı, zaten hiç kaldıramaz öyle bir şeyi. Zaten Allah onu bayıltacak şekilde yaratıyor. “Kendine geldiğinde: ‘Sen ne Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim’ dedi.” MaşaAllah, Hakk-ul yakin, inşaAllah. “(Allah:) ‘Ey Musa’ dedi. ‘Sana verdiğim risaletimle (peygamberliğimle) ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.’”Kelimetullah, ‘seninle konuştum’ diyor Allah, çalıda, Allah tecelli ediyor. “’Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.’"Elhamdülillah. “Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.”Hurafeye gerek yok yani. Musevi kardeşlerimiz de bunu iyi bilecekler. Bak, ne diyor;“Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.”İlave olan nedir? Hurafe olur. Bu Levhalarda ne varsa, o. "’Şimdi bunlara sıkıca sarıl”Tevrat-ı Şerif’e, orijinaline, “ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar.” ‘Sıkı sıkıya Allah’ın Kitabına sarılın’ diyor. “’Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim’ (dedik).” “Küfrü mahvedeceğim’ diyor Allah. “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır” diyor, Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Türkiye'nin gücü manevi yönüdür. Türkiye'de Darwinizm yenilmiştir, bu Türkiye'ye müthiş güç kazandırmıştır. Deccaliyet kene gibi yapışmıştı Türkiye'nin sırtına, onu söktük. Müthiş bir manevi güç var, liderlik gücü var. Türkiye'nin gücü budur, başka bir şey değildir” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Allah’a emanet olunuz” Seren Soylu, diyor. AKP’yi eleştiriyor, ama ne diyor; “’plakaya ceza yazılmayacak’ diyor ama ceza yazıyorlar. Sporda şike yapılıyor” diyor. Kardeşim, demek ki AK Parti’nin yaptığı, kaale alınacak negatif bir yönü yok, olsa yazardın. Şimdi şu iş mi? Trafik cezası, bilmem ne. Kurallara uysun, cezayı ödemesin, değil mi?
Tavşanlı’dan İbrahim Aktan Seçgen, helal olsun İbrahim. Allah sana Halil İbrahim bereketi versin. “A9 Tv’yi her yere kuruyorum Hocam” diyor. Ama bir yerde de ayar yapıyorum derken evin bütün sistemini bozmuş. Ustalaşacaksın öyle. Bir olur, iki olur, üçüncüde ustalaşacaksın.
“Canım Hocam, yüzünüzde bir sır var ki, nedir derken gözleriniz. Gözlerinize kilitlendim ve görüm ki; şefkat, sevgi, emniyet ve barışı yansıtıyor, heybet ve azameti yansıtıyor. Allah Allah, ne şahane yüz yapınız ve gözleriniz var canım Hocam. Gözünüz biraz çekik” diyor. Doğru, biraz Nogaylık da var bende, oradan da geliyor olabilir o, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlar Hocam; “Ebu'l Carud der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam'a: ‘İmam (Hz. Mehdi (a.s)) ne ile tanınır?’diye arzedince şöyle buyurdu:‘Hidayet ve heybeti ile ve Ali Muhammed'in, onun (Hz. Mehdi (a.s)'ın) faziletlerini ikrarı ile.’"
ADNAN OKTAR:Evet, “heybetli ve acardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sahabeler soruyor; “Ya Resulullah, Hz. Mehdi (a.s)’ı bize tarif et” diyorlar, her gün soruyorlar mübareği. Ne tatlılar sahabeler de, doymuyorlar Hz. Mehdi (a.s)’a. Çünkü bir de ilginç şeyler, o da hoşlarına gidiyor. Mesela diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s) dünyanın her yerinden görünecek.” Sahabeler heyecanla dinliyorlar. Çok şaşılacak bir şey olduğu için, acayip. Mesela; “göz açıp kapayıncaya kadar, ufka gidecekler o devirde” diyor. Nefes kesici, çok şaşırıyorlar. “Gözümle görüyor gibiyim şu an” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani “canlı gibi görüyorum” diyor, ekran şeklinde gösteriyor Cenab-ı Allah ki “görüyor gibiyim” dediği o. Birebir içinde yaşamak ayrıdır, bir de ekran görüntüsü şeklinde görmek ayrıdır. Allahualem, doğrudan ekran şeklinde görüyor, oradan zaten bakıp söylüyor. “Evlatlarımdan Muhammed Mehdi, ben-i İsrail görünümündedir” diyor, yani heybetli ve acar, çok fazla hadis var, ben-i İsrail görünümünde. “Cismi İsrail” diyor, inşaAllah. Oktar Bey buyrun.
OKTAR BABUNA:Üstad Said Nursi Hazretleri, 1956 yılına dikkat çekiyor.
ADNAN OKTAR: Oktar Bey mi diyeyim, Şeyh Oktar mı diyeyim? Birini seç.
OKTAR BABUNA:Size geldiğimde Türk aydınlarının durumunu soruyordum Hocam. Oradan herkes anlar.
ADNAN OKTAR:Oktar bize geldi. Amerika’dan gelmişti. Amerikan tipi şapka kafasında, entel hareketler. Eve buyur ettik, oturduk. “Size bir şey soracağım” dedi. “Buyur” dedim. “Biz aydınların neden kıymeti bilinmiyor?” falan dedi. Yani şimdi öyle bir laf ki, ne diyelim, nezaketiyle anlattık tabii Hocamıza. Evet, o zamanlar Hocamız havalarda uçuyordu, şimdi ayağı yerlere bastı.
OKTAR BABUNA:Sizin vesilenizle yontuluyorum Hocam, inşaAllah.
Said Nursi Hazretleri, 1956 yılının ahir zaman açısından önemine dikkat çekiyor. Emirdağ Lahikası’nda 1956 yılının, münafık sistemin çöküşünün başlangıcı olduğunu belirtiyor. Şöyle söylüyor Hocam; “Eğer şedde iki nun sayılsa, okunmayan hemzeler ve (ye) de sayılsa” bu ebced hesabından yola çıkarak “1376 (1956-1957) ederek,” 1376 yılı 1956’ya denk geliyor “bu zulümatlı nifakın (dinsizlik ve zulme dayalı, ikiyüzlü münafıkane sistemin) sukut mertebesine (susma, son bulma derecesine)” işaret ettiğine dikkat çekiyor, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, “deccaliyet 1956 yılından itibaren çökmeye başlayacak” diyor. 1956 yılında bir şey var, büyük olaylar olmuş. Miladi 1956; Risale-i Nur serbest bırakıldı, ilk defa. Dünyada çok büyük olaylar oluyor. Çünkü 5’i geçmiş, 55 değil. 55 tam orta oluyor. 56 dedin mi, ikinci 1000’ e girmiş oluyoruz, inşaAllah.
İşaret-ul İcaz, Muhakemat.
ALTUĞ BERKER:Üstad Hazretleri cephede yazmış Hocam, siz daha iyi biliyorsunuz, inşaAllah, İşaret-ül İcaz’ı.
ADNAN OKTAR:Bu Risale-i Nur’un tamamını okuyan bir insan, Kuran’ı, hadisi ve Risale-i Nur’un tamamını okuyan bir insan dünyanın en sıkı alimi olur. Risale-i Nur’da muazzam mantık oturuşları vardır. Çok mükemmel bir ruh, mükemmel bir mantık örgüsü vardır. Kuran’ı anlamak çok kolay olur. Risale-i Nur’u okuyan insan, Kuran’ı mükemmel tefsir edecek bir ruha sahip olur, inşaAllah.
“Risale-i Nuröyle kökleşmiş ki, inşaAllah hiçbir kuvvet, Anadolu'nun sinesinden onu çıkaramaz. Tâ ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde, (Risale-i Nur’un) asıl sahipleri, yani Mehdî ve şakirtleri Cenab-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.” Yalnız, kitabın şu baskısında hangi kısım yok, biliyor musunuz? “yani Mehdî ve şakirtleri” yok. Bediüzzaman görmüş onu, bizzat kendi el yazısıyla düzeltmiş, yani Mehdî ve şakirtlerini çıkarttıklarını görmüş, onu düzeltmiş. Bakın, diğer Risalelerde bu ifade var ama bu arkadaşınkinde yok, ismini vermiyorum, eksik bunda.
OKTAR BABUNA:Tam Risale-i Nur’un öneminden bahsederken de, bunun çıkması çok manidar oldu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
Isparta’dan Ahmet Kardeşimiz, Ahmet Gekçi; “Hocam programınız bütün ulusal programlarda yayınlanması gerekir. Ben bir art niyet görüyorum yayınlamıyorlarsa” diyor. Zamanı gelince, o da olacak, inşaAllah. Bütün ulusal kanalların tamamı ve dünyanın ulusal kanallarının tamamı da hakkı ve hakikati anlatacak ve tüm dünya da dinleyecek. Bizler de vesile olacağız. Yakın; bir yere not düşsünler bu dediklerimi, altına da tarih atın. Bakın, bir daha söylüyorum, bütün ulusal kanallar ve dünyadaki bütün ulusal kanallar, tek merkezden yayın yapacaklar, inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)’a ve talebeleri olarak da bizlere, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım; Taha Suresi, 123 “Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa” Hz. Mehdi (a.s)’a uyarsa “artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz.” Ebcedi; 1982 tarihini veriyor. “Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir”; 1982. Açıp baksınlar, Taha Suresi 123. "Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır” ekonomik kriz, “ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz" diyor Cenab-ı Allah. Çünkü onlar; “tesadüfen göz yaratıldı” diyor. Tesadüfen yaratılmış gözün nasıl olacağını görecekler ahirette. Pörtlek, düşmüş ve kör; tesadüfen olunca, öyle olur. Çünkü “ruh yok” diyorlar. O zaman kim görüyor? İnanmayanlar, karanlığı görecekler, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren de Asu Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bir ayet daha okuyayım. İsra Suresi 55 “Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir.” Göklerde Hz. İsa Mesih (a.s), yerde Hz. Mehdi (a.s). “Andolsun, Biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.”
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...