SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyor.
OKTAR BABUNA:Tokat Turhal’dan resimler vardı, gösterelim mi Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Çok iyi olur. Burası neresi?
OKTAR BABUNA:Tokat Turhal’mış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kim gönderdi bu resimleri?
OKTAR BABUNA:Oradaki sevenlerimiz, kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR:Başka ne var resim? Bak, çok güzel evler. Irmak geçiyor, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, maşaAllah, bahsetmiştiniz.
ADNAN OKTAR:Bak şu evlerin güzelliğine, maşaAllah. Şahane, Çay Mahallesi olabilir. Tam anlayamadım ama bayağı güzel görünüyor. Osmanlı bak, ev dediğin böyle olacak, şahane, acayip güzel. İnşaAllah, yer sofrasında, tepsiyle Tokat kebabını da getireceğiz.
OKTAR BABUNA:O da geliyor birazdan Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, Yeşilırmak, ne güzel akıyor, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Yemyeşil Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşim, Türkiye’nin her yeri ayrı bir güzel, maşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Hz. Mehdi (a.s) ashabından olmak isteyen bir Müslüman, “sabırlı, takva ve güzel ahlaklı olmalıdır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), şöyle buyuruyor; “İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurur; ‘Kim kaimin, Hz. Mehdi (a.s)’ın ashabından (talebesi, öğrencisi olmak isterse) beklemeli ve bekleyiş halinde kendisinden takva ve güzel ahlak sergilemelidir.’” Sabırlı, takvalı ve güzel ahlaklı olmalıdır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olan İmam Cafer-i Sadık Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın yakınlarından ve onun ashabından olmayı isteyen Müslümanların, böylece Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurunu beklerken sabırlı, güzel ahlaklı ve takva sahibi olmayı buyuruyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sabır, Müslüman’ın özelliği tabii ki.
OKTAR BABUNA:Dün siz, uğur böceğinin kanatlarının muhteşem yapısından bahsetmiştiniz. Nasıl mükemmel bir şekilde, kanatlarının üst üste düzenlenmiş olduğundan. Onunla ilgili hem fotoğraflar, hem filmimiz vardı Hocam, uygun görürseniz, inşaAllah. “Açınca altından çok düzgün kanatları çıkıyor” demiştiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Süslü arabalara benziyor. Plastikten yapılmış gibi, acayip güzel. Üstü vernikli, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de onunla ilgili, bir filmimiz vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Acayip şekermiş, maşaAllah.
Müzeyyen Hocam, bana güzel Kuran, ayet olarak oku ve açıkla, inşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:İnşaAllah. Euzu billahi mineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim. “Ve-iżâ kîle lehum âminû kemâ âmene-nnâsu kâlû enu/minu kemâ âmene-ssufehâ; Ve (yine) onlara: 'İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin' denildiğinde: 'Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman idelim?' derler.” “lâ innehum humu-ssufehâu velâkin lâ ya’lemûn; Bilin ki, gerçekten asıl kendileri düşük-akıllılardırlar; ama bilmezler.” “Ve iza lekullezıne amenu kalu amenna; İman edenlerle karşılaştıkları zaman: 'İman ettik' derler.” “ve-iżâ ḣalev ilâ şeyâtînihim; Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki” “kâlû innâ me’akum innemâ nahnu mustehzi-ûn; ‘Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla sadece) alay ediyoruz.' derler.” “(A)llâhuyestehzi-u bihim ve yemudduhum fî tuġyânihim ya’mehûn; (Asıl) Allah onlarla alay eder ve azgınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre tanır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah ilmini artırsın. Hocam ne şahane, Arapçası da çok güzel, şahane.
MÜZEYYEN HANIM:Vesilenizle Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam buyurun.
OKTAR BABUNA: “Darwin Amca Biz Değişmedik” diye kitabınız var Hocam, maşaAllah, kitaplarınızdan bir tanesi. Bu, sizin çocuk kitaplarınızdan biri, inşaAllah. Yaratılış Atlası’nın çocuk versiyonu diyebiliriz. Çocuklarımıza Evrim Teorisinin geçersizliğini, onların anlayacağı dilde ve fosil fotoğraflarıyla anlatıyorsunuz. Bir çocuk bu kitabı okuduktan sonra, artık çok daha bilinçli olacak, evrimle ilgili masallara ve hikayelere kanmayacak, inşaAllah. Başlığı; “Darwin Amca Biz Değişmedik” maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşim, hayret, bunlar boş ortamda at oynatmışlar, istedikleri gibi estirmişler. Biz, “ne oluyor?” dedik. Baktık, hemen masanın altına giriyorlar. Bak, Europe’daki o Hanımefendi, görüyor musun tuğla gibi kitabı, Allahualem, body falan da yapıyor olabilir o, normal birisi kaldıramaz onu.
OKTAR BABUNA:Kaldırırken biri arkadan ittirdi biraz Hocam. Direkt kaldıramadı, oradan bir el çıktı.
ADNAN OKTAR:O zaman, Hanımefendi o kadar güçlü değil demek ki.
VTR-İslamiyet’i Seçen İlk Kadın Sahabi; Hz. Hatice (r.a) Validemiz.
ADNAN OKTAR: Oktar Bey seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Bu ayın sonunda, Kansas’ta meydana gelen iki fırtınanın ardından, gökyüzünün bulutlarla kaplanmasına dair bir video var Hocam. İlginç bir görüntü oluşmuş, gösterelim mi onu, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA:Bu, fırtınanın ardından, Kansas üzerinde oluşan görüntü.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Nasıl olmuş bu, bayağı güzel? Şahane görünüyor.
“Canım Hocam, bu gece başka bir şahanesiniz, maşaAllah.” diyor, kardeşimiz. “Sizi dinlerken suratımızın şeklini görseniz, ben bile şaşırdım. Canım Hocam, hemen ‘Allah, Allah’ nidalarıyla yola çıkasımız geldi” diyor, maşaAllah. “Ne güzel anlatıyorsunuz. Ağzınıza, dilinize, gönlünüze sağlık yürekli Hocam. Canım Hocam, ‘Güneydoğu’da namaz kılmayan annemiz yok’ dediniz. Ben Doğu’da öğretmenken, ilkokul birinci sınıf talebesi bile namaz kılardı” diyor, maşaAllah. Bakın, kaynaktan bilgi veriyoruz.
OKTAR BABUNA:Sırbistan’da savaş suçlusu Ratko Mladiç yakalanmış Hocam. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç Bosnalı Sırpların eski komutanı olan savaş suçlusu zanlısı ‘Ratko Mladiç’in bu sabah yakalanıp tutuklandığını’ açıklamış. Soykırım yapmak ve insanlığa karşı suç işlemek ile de itham edilen Ratko Mladiç, Avrupa’da en çok aranan kişiydi. Mladiç, eski Yugoslavya’da 92- 95 yılları arasındaki iç savaşta işlenen suçlar nedeniyle, BM savaş suçları mahkemesi tarafından aranıyordu. Bu suçlar arasında, Bosna Hersek’in Srebrenitza kasabasında, 95 yılında yaklaşık 8 bin Müslüman’ın katledilmesi de var. 16 yıldır aranan Ratko Mladiç’in, Sırbistan’da milliyetçi bazı kesimlerin korumasında olduğuna inanılıyordu. Bazı fotoğraflar da vardı, eğer uygun görürseniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakalım.
OKTAR BABUNA:Orada yapılan katliamların görüntüleri Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oranın Apo’su da o demek ki, evet. Kalleş herifler, bak ellerini arkadan bağlayarak çocukları, sübyanları orada şehit etmişler.
OKTAR BABUNA:Ama yakalanmış Hocam bu sabah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi kodese, ömür boyu yatacak, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:E.Ö.’nün Ahmet Hakan’la ilgili olarak, yeni bir tarz yarattığını ve taklit edildiğini yazmasını eleştirmiş bugün Reha Muhtar yazısında, Hocam. “Uzun yıllardır, E.Ö. ile aralarındaki insan değerlendirmedeki kıstas farkının ne olduğunu anlamaya çalıştığını, bu vesileyle de çözdüğünü”, yazmış. “Kendisinin, bir insanda aradığı makbul ölçülerin samimiyeti, dürüstlüğü, geçmişinde şaibeli nokta olmaması olduğunu, olsa da bunun farkında olması olduğunu; E.Ö.’nün ise kullanılacak adamları makbul saydığını, kıstasının da ‘amaç için her yol mubahtır’ olduğunu söylemiş. Böyle yazılarla tekrar gündeme çıkmak için yol aradığını” yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Kim diyor bunu?
OKTAR BABUNA: Reha Muhtar diyor. E.Ö.’nün, Ahmet Hakan’ı övmesiyle ilgili.
ADNAN OKTAR:Reha Muhtar, demokrat birisi değildir. Düşünce özgürlüğüne taraftar olan birisi değildir. Ben bir programında görmüştüm, Ebru Şimşek’i çıkartmıştı, halktan da kişiler konuşma yaptılar. Kardeşim, kendini yerden yere atıyor. Adeta aklı gitti, yani akıl almaz bağırıyor ve cinnet geçirdi. Oradan oraya koşuyor, oradan oraya koşuyor, feryat ediyor, bütün millet şok oldu, ne yapıyor diye. Nihayet oradakiler fikirlerini söylüyorlar. O yüzden, demokrat değil. Onun için, onun konuşmaları pek kaale alacağım gibi değil.
OKTAR BABUNA:Bir de mercanlarda kamuflaj yapan canlılar vardı Hocam. Bulundukları ortamı tam taklit ediyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Cübbeli Efendiyi dinleyelim.
VTR-Cübbeli En Sonunda: ‘İslam Devletlerinin Birlik Olması Gerektiğini Ve Libya’ya Asıl İslam Birliği’nin Sahip Çıkması Gerektiğini’ Söylüyor. (24 Mart 2011)
ADNAN OKTAR:Cübbeli, zamanında bunu söylediğine nasıl yanıyordur? Dişlerinin dağıldığı, döküldüğü dönemde bunu anlatmış, 15-20 sene önceki konuşmaları. Bilse konuşur muydu? Ve ne kadar mükemmel anlatmış. Kaçacağı gibi değil. Göremediğimiz yerde, oradan da kaçmaya çalışıyor ama orada da Mehmet Talu Hocamız yakaladı. Meğer 10 kusur yıldan beri “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyormuş, maşaAllah. Sonradan tabii çember gibi dönmeye başladı ama artık bir kere demiş.
OKTAR BABUNA:“Adam öldürme yöntemleri öğretiyorlar” demiştiniz. “Hapishaneler dolu, mahkemeler dolu, her yer avukat büroları ile dolu, ne gerek var? Kimse kimseyle davalaşmasın, dost olalım. En ufak şeyi mahkemelik yapıyorlar, durduk yere mahkemelik yapıyorlar. Bu sistemi normal görmek acayiptir. Normal yaşayalım, Allah’a kul olarak yaşayalım” demiştiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, tabii. Havada sinek uçtu mahkemeye veriyorlar. Ne oluyor? Kendi aranızda konuşur halledersiniz. Mehdiyet devrinde bir kere cinayetler, şunlar bunlar hiçbir şey kalmaz yani zulüm kalkacak. Ayet okuyacak mısın?
MÜZEYYEN HANIM:Okuyayım Hocam, inşaAllah. Euzu billahi mineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim. “Ve’adaAllâhu-lleżîne âmenû minkum ve’amilû-ssâlikâti leyestaḣlifennehum fî-l-ardi kemâ-staḣlefe-lleżîne min kablihim: Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” “veleyumekkinenne lehum dînehumu-lleżî-rtedâ lehum veleyubeddilennehum min ba’di ḣavfihim emna: kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” “Ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey-â: Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar.” “Vemen kefera ba’de żâlike feulâ-ike humu-lfâsikûn: Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.” (Nur Suresi, 55)
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Libya’da olaylar devam ediyordu. Orada öldürülenler ile ilgili bir filmimiz var.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Nedir bu, kim bunlar?
OKTAR BABUNA:Libya’da öldürülenler Hocam, inşaAllah. Onların başında sevinç gösterisi yapıyorlar.
ADNAN OKTAR:Rezalet, iki taraf da kardeş. Halbuki birleşip, yabancı güçlere karşı tam tavır almaları gerekirken, birbirlerini öldürmekle, onunla övünüyorlar. Şahs-ı manevicilere yine ithaf olunur. Bak, şahs-ı manevi işte bunu yapar. Başsız bir Müslümanlık bu hale gelir. Şahs-ı manevi, Müslümanları yerden yere vuruyor. Şahs-ı manevi ile olmaz. Mutlaka başta, Müslümanların bir lideri olması gerekir.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) de; “Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıktığında, bütün insanların, onun manevi liderliği altında birlik olacağını” söylüyor hadiste. Şu şekilde buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v.); “İman edenlerin Efendisi (s.a.v.) der ki; ‘Allah, sizin için sizi birleştirecek ve sizi dağınıkken bir araya getirecek olan birini (Hz. Mehdi (a.s)’ı) çıkarana dek.” İnsanları birleştirecek ve dağınıkken bir araya getirecek. “Beklerseniz ödüllendireceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak.’” Yani, Darwinizme, materyalizme ve ateizme ilmi zeminde gereken cevabı verecek olanın ve “haklarınızın kurtarıcısı olanın o (Hz. Mehdi (a.s)) olduğunu kesinlikle anlayacaksınız’” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Mehdiyet devrinde zulüm yoktur, baskı yoktur. Demokrasi, en mükemmel şekliyle olur, laiklik en mükemmel şekliyle olur. Modern, aydın, sanata ve bilime çok önem veren, altın çağ başlayacak.
OKTAR BABUNA:Yine Peygamberimiz (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s)’ın dalalet ve sapkınlık kalelerini yıkacak ve insanların tek Allah’a iman etmelerine vesile olacağını” söylüyor. Şöyle buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v.); “Dünyayı fitne ve düşmanlık sardığında, her yer zulüm, fesat ve yağmayla dolduğunda” her tarafı zulüm kapladığında “dalalet ve inhiraf” inhiraf; doğru yoldan saptıran, “dalalet ve inhiraf kalelerini yıkmak, karanlık ve taş kalpleri tevhid (tek Allah’ın birliği inancı, tekliği) insaniyet ve adalet nuruyla aydınlatmak için” bu görevle “Allah büyük ıslahatçısını (Hz. Mehdi (a.s)) gönderecektir” diye buyuruyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA:Sizin vesilenizle hidayete erdik Hocam, maşaAllah, vesile oldunuz. Hayatta kalmama vesile oldunuz. Üzerimizde öyle bir hakkınız var ki, hiçbir şekilde ödeyemeyiz. Hakkınızı helal ederseniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Helal, maşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Hud Suresi, 80, küfür Hz. Lut (a.s)’ı sarıyor, “Dedi ki: ‘Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim.’"Ebcedi yine Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Bak; “Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." 80. ayet zaten, 1980’e işaret ediyor, inşaAllah. “Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" diyor Allah. Fecri sadık, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir fok balığının insanla ilişkisi var Hocam, gösterelim mi onu?
ADNAN OKTAR:Tamam, bakayım. Ne kadar sevgiden hoşlanıyor bu böyle. Acayip şeker, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri hakkında, düşünceleriyle ilgili bir anı anlatmış. Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine, “Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz?” diye sorulmuş. O da; “Bediüzzaman Hazretleri Türkiye'de en sevdiğim zattır” demiş. Ayrıca şunları söylemiş Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri; “Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah'ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle. Bediüzzaman Hazretleri’nin talebeleriyle aranızda zerre miktar bir ihtilaf çıkarırsanız huzur-u ilahide iki elim yakanızdadır” demiş Hocam. Siz, 1300 yılın en büyük müceddidi demiştiniz Hocam. O da; “Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Süleyman Hilmi Tunahan, seyyiddir biliyorsunuz. Çok mübarek, muhterem bir insandır. Süleymanlı kardeşlerimizin manevi lideridir.
Suyuti kitabının 58. Sayfasında; “Hz. Mehdi (a.s)’ın ilk kurduğu ordu Türk’te” diyor. Çok net, inşaAllah. Ali Bin Hüsameddin El Muttaki Hazretleri hazırlamış.
Yakup Musa, uzun bir mektup yazmış kardeşimiz. Şimdi, Yakup Musa, bu bir kere benim müstear isimlerimden bir tanesi, bu bir. İkincisi; masonluğu benden öğrendiniz. Darwin’in mason olduğunu da benden öğrendiniz. Bana akıl veriyor. Kerata, sen daha kumda oynarken biz bunların kitabını yazıp, Türkiye’de yüz binlerce dağıttık. Sen o zaman kumdan kaleler yapıyordun kendine kerata. Oturmuş bana akıl veriyor.
Hıristiyanlar ve Museviler, Hz. Mehdi (a.s) devrinde, İslam’a girecekler. Bağlantımız olacak tabii ki.
OKTAR BABUNA: “Var olan bir şeyin, sonsuza kadar kaybolması mümkün değil. Bir sesin, bir görüntünün, bir varlığın sonsuza kadar kaybolması mümkün değil. Bilim açısından da bir görüntünün kaybolması imkansızdır” demiştiniz. “Allah’ın Katında da, sürekli kalır. Sonsuz kısa zaman içinde sonsuz zamanı yaratmıştır Allah, bu nefes kesicidir” demiştiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
Hıristiyanlar, dünya kardeşimizdir. Museviler, dünya kardeşimizdir ama onlar kendi aralarında din kardeşidir. Tabii ki şefkatle yaklaşacağız. Vahşilikle, kabalıkla, saldırganlıkla yaklaşmak Kuran’da yok, hadislerde yok. Bu, terör örgütlerinin kafası, terörist kafası.
OKTAR BABUNA:Yeni bir haber geldi Hocam. PKK, Şırnak’ta cemaatin yurduna molotof kokteyli ve taşlarla saldırmışlar. Biri ağır, üç masum öğrenci de yaralanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte bak, bu da tam yobaz kafası. Yobazlık, Hıristiyanlığa tahammül edemez, Musevi’ye tahammül edemez, başka mezhepten insana tahammül edemez. Hep, asıp kessin, saldırsın, vursun, kırsın, psikopatlık yapsın. Müslümanlıkta bu yok. Bu küfürde vardır. Müslümanlıkta şefkat esastır. Hıristiyan’a şefkatle yaklaşırsın ve güzel söz söylersin, Kuran ayeti var ve Hıristiyan hanımlarla evlenilebilir. Lanetlenmiş değillerdir. Musevi hanımla evlenilebilir, lanetlenmiş değildir. Lanetlik yapan lanetlenir. Allah, “nikahlanabilirsiniz, eşiniz olabilir” diyor Allah. “Yemeğini yiyebilirsiniz” diyor Allah. Sen burada düşmanlıktan bahsediyorsun, nefretten bahsediyorsun. Kardeşim, ben ayetle konuşuyorum. Niye ayetle cevap vermiyorsunuz? Tek bir ayetten bahsediyorlar, öbür ayetler ne? Onlar geçersiz mi? Aklınızı başınıza alın. Allah açıkça söylüyor; “onları nikahlayabilirsiniz” diyor. Nikahladığında ne oluyor? Kardeşin oluyor işte, dostun oluyor. Dünya dostu, dünya kardeşin oluyor. Dinde kardeş olmazsın tabii ki. Eşin artık yani, Allah ona cevaz vermiş Kuran’da, “helal” diyor. “Yemeğini yiyebilirsiniz” diyor. Düşman olduğun adamın yemeğini yiyebilir misin sen? Ayeti anlamazdan gelmeyin, anlayacaksınız.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde, bazı kimselerin Kuran’ı hurafelerle yorumlayarak Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele edeceklerini bildiriyor Hocam. Şöyle buyurdu; “Resulullah halka geldiğinde, halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu.” Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde halk, putperestti o zaman. “Ama kaimimiz (Hz. Mehdi (a.s)) kıyam ettiğinde (zuhur ettiğinde), halk Allah’ın Kitabını kendilerine göre yorumlayarak, ona delil olarak gösterecekler.” Yani o dönemde, Peygamberimiz (s.a.v.) dönemindeki gibi putperest değiller ama Kuran’ı kullanarak, yanış yorumlayarak, çarpık yorumlayarak, ona delil olarak gösterecekler. Sonra şöyle buyurdu; “Allah’a andolsun ki, tıpkı sıcak ve soğuğun evlerine girdiği gibi, onun adaleti de onların evine girecektir.” Adaleti her yere hakim olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Kendi dinlerinde kalmak suretiyle, ‘La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah’ diye kelime-i tevhid okusalar bile Müslüman olamazlar” diyor. Şimdi lafa bak. La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah deyince zaten Müslüman olmuş oluyor. Ve gerçek Musevi olmuş olur o zaman. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında Museviler yok muydu? Vardı, Müslüman oldular. “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah” dediler, ne oldu? Gerçek Musevi oldular aynı zamanda, gerçek İbrahimi oldular, gerçek Nuhi oldular. Onun için, Yakup Musa, adamların dine girmesini de istemiyor baksana. “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah” deyince, kendi dini işte Müslümanlık olmuş oluyor. Adam “Kuran’a tabi oldum” diyorsa, “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” derse, işte tamam, Müslüman oluyor. “Museviliği ne oluyor?” diyorsun. Gerçek Musevi olmuş oluyor işte, gerçek Musevi olmuş oluyor. Gerçek İbrahimi, gerçek Nuhi ve gerçek anlamda da Muhammedi olmuş oluyor. Gerçek Müslüman oluyor. O eksikliği tamamlanmış oluyor.
OKTAR BABUNA:Bir örnek okuyalım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Yahudiyken Müslüman olan sahabe var, inşaAllah. Abdullah Bin Selâm Hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan olup, Ensârın büyüklerindendir. Medîne'deki Yahûdî Benî Kaynuka kabîlesinden idi. Müslüman olmadan önce, Yahûdî âlimlerinden idi. Müslüman olunca Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ona Abdullah ismini verdi. Abdullah Bin Selam Hazretleri İslam’a geçişini şöyle anlatıyor. “Resulullah Efendimiz Medine'ye hicretinden önce, Mekke'de Peygamberliğini açıkladıktan sonra, sıfatlarına ve yaptığı işlere baktım, tıpa tıp beklenen ahir zaman Peygamberine uyuyordu.Fakat, kavmimizin ileri gelenleri, sırf Arap kavminden geldi diye Resûlullah (s.a.v.)’e karşı çıkıyorlardı. Oysa Tevrat'ta bildirilen alâmetler gayet açıktı.Bir gün Yahudilerin hurma bahçelerine gittim. Kendi aralarında, ‘Arapların adamı geldi!’ diye konuşuyorlardı. Elimde olmadan ‘Allahü Ekber’ diye bağırdım. Dayanamayıp, Resûlullahı görmek için bulunduğu yere gittim. Daha ilk gördüğümde kendi kendime, ‘Bu güzel yüzün sahibi yalan söyleyemez’ dedim. Resûlullah insanlar arasına oturmuş, onlara nasihat ediyordu. İlk işittiğim hadis-i şerif şuydu:‘Selâmı aranızda yayınız, aç kimseleri doyurunuz, yakın akrabalarınızı ziyaret ediniz! İnsanlar uykuda iken namaz kılınız! Böylece Cennete selâmetle girersiniz. Allah birdir.’ Sonra bana dönüp sordu:‘Sen Medîne âlimi İbni Selâm değil misin?’” MaşaAllah, Müslüman olmuş Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Yakup Musa tamam, müstear isim kullanmana bir şey demiyoruz ama yanlış biliyorsun. Ne diyor? “Masonların tamamı ateisttir.” Nereden biliyorsun? Sanki dünyadaki milyonlarca mason tek tek konuştu. İstisna bırak bari, çok samimiyetsiz bir anlatım, olur mu? Müslüman olan mason var ve hepsi Müslüman olacak, inşaAllah. “Konuşmalarınızla Siyonist İsrail’e destek veriyorsunuz” diyorsun. İsrail’de Müslümanlar var, Hıristiyanlar var, Museviler var, çocuklar var, kadınlar var. Onların kurtuluşunu tabii ki isteriz. Niye batsın, niye mahvolsunlar? Muhammedi olsunlar, zengin olsunlar, bereketli olsunlar, güzel olsunlar. Niye mahvolmalarını istiyorsun? İsrail zengin olsun, güçlensin, yıksın duvarlarını, Muhammedi olsun, gerçek Musevi olsunlar. Muhammedi olunca, gerçek Musevi olur, değil mi? Tevrat’ın gerçeğine uymuş olurlar o zaman. Dolayısıyla, yıkıcı bir üslup Müslümanlıkta yoktur. Yanlış biliyorsun. İsrail’de Hz. İbrahim (a.s)’ın mezarı var, kerata. Kubbet-üs Sahra var. Bütün Peygamberlerin mezarları orada, sen “yıkalım” diyorsun. Aklını başına al, ehl-i Kitaba, şefkatle yaklaşılır şefkatle, sevgiyle ve Hakk’a, hakikate çağrılır. Allah hidayet verirse, gereğini yapar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öyle bir ifadesi olmuştu Hocam. Siz haber gönderdiniz; “Öyle olmaz. Orada yaşayan dindar Müslümanlar, Museviler, Hıristiyanlar var. Orası peygamberler diyarı” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:“Yerle bir edeceğiz” diyordu. Ben sözünü geri aldırdım, vazgeçti. Yani füzeleri oraya doğru konuşlandırmıştı.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) ziyarete gelen kitap ehline kalması için sahabenin evlerini onlara tahsis ederdi. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. “Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde, gruplar halinde elçiler ve heyetler Medine’ye ziyaretlerde bulunurlardı. Gelen heyetler; Kitap ehli de dahil, bazen on günden fazla da kalabiliyorlardı ki, Abdurrahman b. Avf, Muğire b. Şube, Ebû Eyyubü’l-Ensarî ve Ensardan bazı kimselerin evleri, onlara tahsis edilirdi. Bunlara ek olarak Mescid-i Nebevî’nin etrafındaki ilim tahsil eden Ashab-ı Suffe’nin kaldığı yerler ile Mescid’in yakınlarına kurulan bir çadır, gelen ziyaretçiler için hazırlanırdı.” Evlerini, kitap ehline tahsis ediyorlarmış maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, AK Parti’yi eleştiren madde madde yazılar yazmış. Hiç biri makul değil, hiç biri mantıklı değil. Eğer mantıklı bir şey yazarsanız, cevabını vereyim. Bunların hepsi cevabı verilecek konular. Ben hataları yok demiyorum. Var hataları ama doğru olanı söyleyin. Alakasız şeyler anlattıkları. Varsa eleştiririz, anlatırız, konuşuruz. Katı insanlar değil, anlatırız, düzeltirler, değil mi? Her şeyi ben biliyorum demiyor ki onlar. Söyleriz, düzeltirler hataları, eksikleri neyse.
İsrail olacaktır, her zaman olacaktır. Kıyamete kadar İsrail olacaktır. Kuran’da da İsrail’in o bölgede olacağına dair ayet var. Adamlar nereye gitsin? “Oradan gitsinler” diyorsunuz. Amerika da istemiyor, Rusya da istemiyor. Her yerden kovuyorlar, nereye gitsin adamlar? Bu nasıl bir vicdan? Ben-i İsrail Peygamber soyudur. Bırakın yaşasın adamlar orada, ne zorunuz var? Onlar kimseye zulmetmesin, Türk İslam Birliği olunca, zaten konu biter. Kimse de onlara zulmetmesin, rahat olsun herkes. Biz, Filistinli tek bir tane tutuklu kalmasını istemiyoruz. Mehdiyet devrinde, zulümle hapse girenler alınacak, çıkartılacak, özgür olacaklar. Hadis var, Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Çoluk çocuk, kadın kim varsa, hapishaneden çıkaracağız, Filistinli kimseyi bırakmayız. İsrail’in üzerindeki baskının tamamını kaldırtacağız, inşaAllah. Bütün duvarları açtıracağız. Özgür olsunlar kardeşim. Lübnan’a, Türkiye’ye kadar gelsinler. Her yere yerleşsinler. Kimsenin bir şey dediği yok ki. Filistin, bütün o bölgeye yayılsın, yerleşsinler. Ne demek bölgeler kardeşim, küçük küçük bölgeler falan. İstediği gibi yerleşsinler, değil mi? Uçsuz bucaksız onların, ne alaka? Küçük küçük yerler, ufak ufak. Tamamını kaldıracağız, inşaAllah. Özgür ve rahat olsunlar. Hıristiyanlar istediği gibi ibadetini yapsın, sana ne? Kilisesini de açsın, tamir de ettirsin. Kilisesini tamir ettirmişler, darlanmış adam. Ayette var, kiliselerin yıkılması deccaliyettir. Deccal yıkar kiliseyi. Camiyi deccal yıkar, sinagogu deccal yıkar. Kuran ayeti var, ayette onların korunduğunu söylüyor Allah. Sen iyilik yapacaksan, la ilahe illAllah Muhammeden Resulullah’ı onların kalbine ilka etmesi için Cenab-ı Allah’a dua et, vesile olmaya çalış. Sevgiyle anlat, inşaAllah. Ehl-i Kitaba Hıristiyan ve Musevilere karşı, biz daima şefkat göstereceğiz. Dinsize de şefkat göstereceğiz, komüniste de şefkat göstereceğiz. Zulümle olmaz, akılla, fikirle, bilimle, sanatla olacak, sen nerden çıkarıyorsun? Hep nefret, hep nefret, hep nefret, nefretle olmaz yanlış biliyorsunuz. Ayetle söylüyorum, Kuran ayeti veriyorum. Verdiğim ayetlere adam cevap vermiyor. Kardeşim, bu ayet yanlışsa, bana söyle. Sürekli ayet veriyorum, çıtları çıkmıyor. “Bu ayet yanlıştır” demiyor. Daha hala tek bir ayete aklını kilitlemiş. Yahudileri Kuran’da Allah lanetliyor ama lanetlik iş yapan lanetlik tipleri lanetliyor Allah, ahlaksız yapanı lanetliyor. Bütün Yahudileri niye lanetlesin Allah, olur mu öyle şey? Ayette öyle bir ifade yok. Zulüm yapanı Allah lanetliyor. Yarın bu konuyu ayetlerle bir daha anlatalım. Kardeşim, bu kerataların kafası nedir böyle? Granit gibi, matkapla deliyoruz o kafaları, yine açamadık. Bunlara nefreti öğretmişler bir kere, öfkeyi öğretmişler. Hep nefretle halletmeye çalışıyorlar. Kuran’da öyle bir hüküm yok, kendi kendinize konu çıkarıyorsunuz.
Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım.“Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir” Ebcedi; 1982, Taha Suresi, 123.
OKTAR BABUNA:Bu söylediğinizle ilgili olarak Hocam, Medine dışında bulunan Patrik Mar Amme tarafından daha önce yıkılmış olan St. Sergius Manastırı, Hz. Osman (r.a) döneminde, yeniden inşa ediliyor. Hz. Ömer (r.a)’ın Kudüs halkına verdiği emannamede de “Kitap ehlinin emanetlerine dokunulmayacağı” bildiriliyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Hıristiyanlara ve Musevilere, sinagoglarına, kiliselerine dokunulmuyor. Hz. Osman (r.a) ne yapmış?
OKTAR BABUNA: O da, yıkılan manastırı yeniden inşa ettiriyor.
ADNAN OKTAR:Bizim taş kafalar ne yapıyorlar? Bombalamanın peşindeler, kilise bombalıyor, sinagog bombalıyor. Bunlar Müslüman da değiller aslında işin doğrusu. Konuştuğunda bakıyorsun komünist çıkıyor keratalar, terörist takımı. Filistin’de de öyle, bakıyorsun, Müslüman zannediyorsun bombalamadan, asmadan, kesmeden bahsediyor. Biraz konuşuyorsun, bakıyorsun Darwinist-materyalist olduğunu anlıyorsun. Olmaz, akıllarını başlarına alacaklar, o komünist kafayı bırakacaklar. Ben-i İsrail, Hz. İbrahim (a.s)’ın soyudur, Peygamber soyudur. Şeytan, iblis dünyadan onları kazımak istiyor. Ben de “buna müsaade etmeyeceğim” diyorum. “Gök kubbeyi tepenize geçiririm” diyorum. Yapamazsınız. Müslümanların da kılına dokundurtmayız, Hz. İsmail (a.s)’ın soyuna Araplara da aynı sevgiyi, muhabbeti duyuyoruz, kılına dokundurtmayız. İblis oyun oynuyor, onu ona kırdırtmak istiyor, onu ona kırdırtmak istiyor. Müsaade yok kardeşim, böyle bir şeye müsaade etmeyeceğiz. Musevi çocuklar mazlum, kendi halinde, o saçlar lüle lüle keratalar, onlardan ne istiyorsunuz? Orada anneler var, kız kardeşler var, Müslüman birçok insanlar var, Hıristiyanlar var. Bizim görevimiz şefkat ve muhafazadır. Allah “müşrikleri bile koruyun” diyor. Sen ne yapıyorsun, ehl-i Kitap bunlar, değil mi?
“Musevilerin kelime-i şahadet getirdiklerinde, kabul edilmeyeceğini” Cübbeli Flash TV’deki programında söylüyormuş. Kafaya bak. Şimdi, ceddini araştırsak Cübbeli’nin, ya Musevi’dir, ya Ermeni’dir yahut başka bir dindendir. Budist de çıkabilir, hepsi çıkabilir. Atadan Müslüman gelmesi mümkün mü? Çok zor yani hep sonradan Müslüman olmuştur Müslümanlar, Anadolu da sonradan Müslüman oldu. Şamanistti, Şaman dinine mensuptular. Şaman adam şimdi “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” derse, “sen Müslüman olamazsın” denir mi? Kafaya bak sen, illa dinden soğutacaklar. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah dediğinde, zaten Müslüman olmuş oluyor, kabul ediyor, Kuran’a tabi oluyor. Ama Hz. Musa (a.s) ile bağlantısı kopuyor mu? Niye kopsun? Tevrat’la bağı kopar mı? Kopmaz, Tevrat’ın gerçeğine uymuş oluyor, Tevrat’ın orijinali Kuran’da, İncil’in orijinali de Kuran’da. Ayrıca Kuran’a uygun İncil hükümleri de geçerlidir. Kuran’a uygun Tevrat hükümleri de hepsi geçerlidir. Biz onu kitap haline getirdik. Tevrat’ta diyor ki mesela, İncil’de de var; “Rabbi, Allah’ı bütün kalbinle, bütün yüreğinle seveceksin.” Şimdi, yobazın biri çıksa, dese ki; “bu geçersizdir.” Bu küfür söz olur. Geçersiz olur mu? Ne güzel, bütün yüreğinle, bütün kalbinle Allah’ı seveceksin, ne güzel.
OKTAR BABUNA:Sizin, maşaAllah, Kuran’a tam uygun hareket etmenizden dolayı da zaten, İsrailli yetkililer, oradaki hahamların liderleri, oradaki Müslümanların liderleri, Hıristiyanların liderleri, hepsi size geldiler Hocam, inşaAllah. “Türkiye barış için lider olacak” dediler. Sizin için de bir şey söylediler, inşaAllah, “Lider.”
ADNAN OKTAR:Tabii hüsn-ü zan eder insan sevdiğine ama benim öyle bir siyasi niyetim yok. Biz evciyiz, inşaAllah. Siyasetle işimiz olmaz. Fikrimiz iktidar olur bizim. Fikrim iktidar olduğunda, tamamdır. Ben-i İsrail ne yapmışlar? Bunlar, Tevrat’a sadık kalmışlar. Sıra geldi şimdi Kuran’a. İnşaAllah, Allah’ın izniyle dua ediyoruz, “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah” demeleri için. Dinsiz olsalar mı daha iyiydi? Musevi denen bir topluluk var, Kuran’da belirtiliyor, var bunlar, inşaAllah. Ama Kuran nefis bir kitaptır, ekmek gibi. Aklı başında bir insanın, Kuran’ı sevmemesi mümkün değildir, kalbi simsiyah olması lazım, imkansız. Baştan sona kadar sevgi ve güzellik, baştan sona kadar akıldır ve Tevrat’ı över, Musevileri över, Hz. Musa (a.s)’ı över, gerçek Musevileri över Allah, gerçek Hıristiyanları över, İncil’i över. “Hz. Meryem dünyanın en değerli kadınıdır” diyor Allah ayette. “Hz. Meryem’i bütün alemlerin kadınlarına üstün kıldım” diyor Allah. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğini müjdeliyor Kuran ve Allah’ı sevmemizi söylüyor. İncil neyi söylüyor? Aynısını söylüyor. Kuran’da hakkıyla olan ne var? Cenneti tam anlıyoruz, cehennemi tam anlıyoruz, her şeyi tam anlıyoruz ve kusursuz bilgi alıyoruz. Hiçbir şey eksik değil. Mesela, ben İncil’de bulamıyorum. Bulan varsa bana getirsin. Cenneti kavrayamıyorum ben orada ama Kuran’da kavrıyorum. Tevrat’ta, ahiret inancını bulamıyorum. Bayağı arayarak bulduk, on noktada bulduk; imalı, bir kısmı net. Öyle olur mu? Açar açmaz bulacaksın. Hak kitapta aranarak bulunur mu? Bulamıyorsun; hatta bu yüzden bir kısım Museviler, bu yüzden ahirete inanmıyorlar, baya bir bölüm Musevi inanmıyor ahirete, ne korkunç bir şey bu. Allah vermesin. Ne büyük bir kabus. Din kalır mı ahiret yoksa, Allah vermesin. Din bitti, din diye bir şey kalmaz. Mükemmel anlatıyor Allah ve çok şahane bir dille Allah anlatıyor. Mükemmel bir anlatımı var Kuran’ın. Allah bize bakın, ne güzel imdat etmiş, yardım etmiş elhamdülillah. Öbür türlü sırf Tevrat ve İncil kalsaydı ne yapacaktık? Allah vermesin, nasıl bulacağız. Ne kadar net, daha ne istiyorsunuz? Ne güzel. Peygamberimiz (s.a.v.)’in dürüstlüğünden eminsiniz. Hayatında hiç yalan söylemiş mi? O yüzde bir yalan var mı? Kuran’da tek bir noktada çelişen açıklama var mı, bir kelime? Bütün dünyadaki dinsizler toptan inceliyorsunuz Kuran’ı, “hata bulsak da dine vursak” diye. Niye bulamadınız? 1400 yıldan beri arıyorsunuz. Geceli gündüzlü arıyorlar, yok. Bilimle çelişen bir tane nokta bulun bakalım. Bulamıyorsunuz, harıl harıl arıyorlar bir tane bulsak, bir mantık çelişkisi diye. Tek başına bu yeterlidir mucize olarak. Bilimin, 1400 sene sonra bulduğunu, Kuran’da ta başında söylemiş bize Allah. Bak, diyor ki Allah; “zaman izafidir.” Adamlar gülüyor, “olur mu ya zaman var, nasıl izafi olur?” diyor. Bak, Einstein açıklayınca, “hakikaten doğruymuş” dediler. Kainat; “Allah yoktan var etti” dediler, çizdiler kafayı, “yoktan var olur mu? Koca alem, yıldızlar, gökyüzü nasıl yoktan var olsun?” dediler. Bir de baktılar, “sıfır hacim, sonsuz yoğunluktaki birşeyden oluştu” diyor. Sıfır hacim ne demek? Yokluk. Bak, “sıfır hacim” diyor. Sıfır hacim ne demek? Yok, hiçbir şey yok demek. “Yokluktan oldu” diyor Allah. Modern bilim kabul etti, Big Bang teorisi o. “Kainat, dünya başlangıçta her tarafı duman ve bulutlarla kaplıydı, karaya bitişikti” diyor. Bilim bunu ne zaman buldu? 1400 sene sonra buldu. İlk söylendiğinde; “olur mu? Dünya sonsuzdan beri geliyor, sonsuza kadar gidiyor” diyorlardı. Marksistler de diyordu, Karl Marks da diyordu. “Madde sonsuzdan gelip, sonsuza gidiyor” diyordu. Ne oldu, çalı sakalların yandı mı? Demek ki cahilmişsin, bilmiyormuşsun, atmışsın. Kendince, Tevrat’taki Mehdiyet ile ilgili hükümlere bakmış. Annesi, babası hep hahamdır Marks’ın. Masondur da belgesi de var, ben yayınladım. Şu yeni yetmeler atmıyor mu, keratalar. Bana akıl veriyorlar. Benim kitabımı okuyup bana yazıyorsunuz. Kaynak verin, nereyi verir “Harun Yahya” diyeceksiniz. Yalnız, siz gece gündüz televizyonda masonları yerden yere vuruyorsunuz adamları. Adamlara şimdi dünya çapında toplantı yapacağız, buraya geliyorlar. Helal olsun, doğru yapıyorsunuz, çünkü yanlış yönlerini anlatıyorsunuz. Siyonizm; eğer İsrail’de Musevilerin rahat yaşamasıysa, tamam kabul ama dinsiz bir sistemin dünyaya hakim olmasıysa, o zaman bu Allah’ın delisiyle başınız belada demektir. Yakanızı bırakmam. Çünkü İsrail’deki dindar Musevilere de musallat oluyor bu adamlar. Müsaade yok, onları da kurtaracağız, Hıristiyanları da kurtaracağız, Müslüman kardeşlerimizi de kurtaracağız. Hapishaneler, rüzgar esecek, bütün kapılarını açacağız, tamamını. Adaletsiz olanları; ama cinayetten falansa o tamam, yatar o, ona bir sözümüz yok.
OKTAR BABUNA:Oradaki Musevilere yapılan zulümle ilgili bir resim göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Göster. Bakın ağzını, burnunu dağıtıyor, görüyor musun? Vuran asker, İsrail askeri, ateistler. Bak, yumruğu vurduğunda, ölür normalde, acayip bir şekilde dövüyorlar. Biz, işte bu zulmü kaldıracağız. Ben, Hz. Musa (a.s)’ın evlatlarına, Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarına bu zulmü yaptırmam, olay bu. Ateist siyonizm tabii ki, karşı olduğumuz bir şey ama biz, onları “zehirli gazla, atom bombasıyla yok edelim” demiyoruz. “Eğitelim, Müslüman olsunlar” diyoruz. “Kafalarını ezelim” demiyoruz. Hiçbir kimsenin kafasını ezme yanlısı değilim ben. Fikirle herkesi kazanmak lazım. Mesela komünist; benim akademide de arkadaşlarım komünisttiler. Çok fazla arkadaşım vardı; Maocu, İGD’li, birçok örgütün hatta okulda talebe birliği toplantısı yapıldı. “Hocam sen kime vereceksin oyunu?” dediler. “Siz bana bırakın” dedim. Bir tane oy boş çıktı, o kadar. Hep komünist örgütlere çıktı. Ama benim arkadaşımla konuşurdum ben, şefkat duyarım, sohbet ederiz, evlerine de giderim. Onlar da bizim evimize gelir. Komüniste dua edilir, iyi olması için gayret edilir. Yazık, günah değil mi? Allah vermesin, ben adamı niye batağın içine sokayım, niye mahvolmasını istiyeyim? Niye bedeninin yok olmasını istiyeyim? Bizim bedeniyle alıp veremediğimiz yok ki adamın. Kafasındaki o yanlış bilgiyle alıp veremediğimiz var. Darwinist eğilmiş, materyalist eğitilmiş, adama “al sana delil” demişler, kandırmışlar. Biz ne yapacağız? O kandırmayı gidereceğiz. O zaman karşına, yiğit, delikanlı bir Müslüman genç çıkar. Alnından öperiz, o kadar, değil mi? Doğruyu öğrenir. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah dediği an kardeşimizdir, bitti. Niye bedeni yok olsun, niye ezilsin? Bu kudurganlığa gerek yok. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu nefret politikasını kim öğretiyorsa, biz biliyoruz onları da, onların peşinden de gitmesinler. Akılla, fikirle, Kuran’la. Peygamber (s.a.v.) Hz. Vahşi (r.a)’ı affetti. Hz. Hamza (r.a), mübareği şehit etti, karnını yardı, ciğerini çıkartıp ısırdı ciğerini. Müslümanlar acı çeksinler diye. Bütün Müslümanların gözü önünde yaptı. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına geldi, boyun bükmüş olarak, sahabeler kılıçlarını çekmişler, hemen vuralım gibisinden. Peygamberimiz (s.a.v.) de “ellemeyin” demiş. “Pişman oldum ya Resulullah, beni affet. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” demiş. “Kardeşiniz” demiş Peygamberimiz (s.a.v.). Bakın, Hz. Vahşi (r.a) diyoruz. Ne yapmış? Hz. Hamza (r.a)’ın ciğerini yemiş. Ciğerini ısırmış bir insanı hürmetle yad ediyoruz, saygıyla yad ediyoruz. Birisi Hz. Vahşi (r.a) aleyhinde biri konuşursa, küfür alametidir, konuşamaz. İslam böyle. Biz Musevilere, ehl-i Kitap diyoruz, daha da büyük şefkat gösteririz. Hz. Hamza (r.a)’a zulmedene bu şefkat oluyorsa, onlara niye şefkat göstermeyelim? Hz. Musa (a.s)’a 3 bin yıllık bir sadakat var. Peygamberimiz (s.a.v.)’i tanımadıkları için, bilmedikleri için onu bir yanlış, hata gibi görüyorlar. Hz. Musa (a.s)’ı bırakmak gibi görüyorlar. Halbuki Hz. Musa (a.s)’a daha çok sarılacaklar, daha çok sevecekler. Hz. İbrahim (a.s)’ı daha çok sevecekler. Vicdanen rahat edemiyorlar. Anlatılırsa, sevgiyle anlatılırsa, niçin olmasın? Çünkü onların asıl amacı, Allah’a kul olmak. Allah’a kul olmanın yolu “La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah” demekten geçer. O zaman Hz. Musa (a.s)’ın bütün anlattıklarının gerçeğini öğrenmiş oluyoruz, ne güzel, Hz. Musa (a.s)’ın huzurunda ders almışsın gibi. Onun saf vahyini almış oluyorsun, Hz. Musa (a.s)’ın saf vahyini. Ona karşı sevgi kalkmıyor ki, kat kat kat kat daha fazla ve gerçek anlamda sevmiş oluyorsun. Ona vefasızlık yapacaklarını zannediyorlar. Halbuki vefasızlık değil, daha çok sevmiş oluyorsun. Hz. İsa (a.s)’a vefasızlık yapacağız zannediyorlar, daha çok seversin, daha bağlanmış olursun, tam hakkını vermiş olursun. Hz. İsa (a.s) Allah’ın Peygamberidir. Ama Tevrat’ta sık sık “siz Allah’ın oğullarısınız” der, çok geçer bu. Onu gördükleri için, Musevi idi biliyorsunuz Hz. İsa (a.s) da daha önce, kafalarında öyle kaldığı için ona “Allah’ın oğlu” dediler. Allah’ın oğlu olur mu? Beş yaşında çocuk olsa bilir bunu, değil mi? Allah’ın Peygamberidir. Allah tek varlıktır, Bir’dir Allah, inşaAllah, ama hakaretle olmaz bunlar. Akılcı ve güzel anlatım gerekir, inşaAllah.
Liselerde utangaçlarla alay ederlerdi, ben lisedeyken. Halbuki, “haya imandandır”. Haya ne kadar güzel, bir genç kıza acayip güzel yakışır, değil mi? Onunla alay ediyor. Aksi mi güzel? Tabii ki öbürkü güzel. Öbür türlü ne derler? “Yüzüne teneke çakılmış gibi” derler. Utanacak tabii, genç kızın süsü, bayağı güzel. Onur duyacakları şeyi, suç gibi gösteriyorlar. Onun için gençler, yüzü kızaranlar onurlansınlar, sevinsinler, Allah onlara süs yaratmış. Güzeldir, çok güzeldir o.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’a Allah sağlık, sıhhat versin. Hocamız ameliyat olacakmış, iyi olmuş, güzel olmuş, maşaAllah, Allah kolaylık versin. Sen ilgilen Oktar. Yakından takip et, sana bilgi versinler. Oradaki doktorlara biz güveniyoruz ama yine de mütehassıs doktorlardan yine bilgi alalım. Kolay bir ameliyat, herkes yaptırıyor. Bel fıtığı öyle bir şey değil. Birçok tanıdığım var, zımba gibi oluyorlar, bayağı iyi oluyor. Öbür türlü tabii biraz zor olur.
“Bütün gam ve zulmetleri giderecek bir güneştir” diyor Hz. Mehdi (a.s) için, maşaAllah.
“Siz Meryem oğlu, gayet adil bir hakem olarak geldiği, İmamınız Hz. Mehdi (a.s) de sizden olduğu bir zaman, haliniz acaba nice olur?” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
Hayrettir bize Allah’ın böyle vakit ayırması. Mesela 2012, acayip hareketli. Çok büyük olaylar olacak, 2013-2014. Hz. Mehdi (a.s)’ı ben duyardım eskiden, “hakikaten, acaba ne zaman gelecek?” Baktık, hepsi doğru. Hadisi incelemeyi Bediüzzaman bizlere gösterdi. Baktık, hadislerin arasına Hz. Mehdi (a.s) gizlenmiş ama bütün detaylarıyla. Peygamberimiz (s.a.v.) çok güzel, ustaca, Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın yaratmasıyla çok ustaca gizlemiş hadislerin içerisine, mükemmel. İslam alenen hakim olacak. Ben işin doğrusu, klasik, Cübbeli’nin anladığı anlamda hakim olacak zannediyordum. Kuran’ı inceledim, hadisleri inceledim, baktık pırıl pırıl İslamiyet var. Pırıl pırıl, aydınlık bir İslamiyet olduğunu, lise yıllarında anladım. Sonra baktık kan yok, uyuyan kişi uyandırılmıyor, tam anlamıyla bir muhabbet, bayram ortamı, ne güzel. Genç kızlar ne kadar sevinecekler. Genç delikanlılar ne kadar sevinecekler. “Hocam, biz bilsek saniye, dakika beklemezdik. Biz ne bilirdik böyle olacağını” diyecekler. Onlar kafalarında kim bilir neler düşünüyorlar. Değil, şahane olacak. Savaşlar bitince, silahlar kalkınca, bütün millet hayret edecek. Tanklara bakıp şaşıracaksınız. “Ne alaka tank, toplar, obüs topları falan ne alaka bunlar? Milyonlar mermi, milyarlarca mermi ne alaka?” diyeceksiniz. Mermi ne için? Adam öldürmek için. Niye olsun, niye adam ölsün? Allah cenneti insanlara yaratıyor. “Beni sevin, Ben de sizi seviyorum” diyor Allah, o kadar. “Size çok güzel nimetler hazırladım” diyor Allah. Bu dünyanın her yanı nimet dolu. Bak, kahve içiyoruz, mis gibi kokuyor. Fincan yaratmış Allah, çiçekler yaratıyor. Müzeyyen Hocam’ın ilmini yaratmış, maşaAllah, ne şahane Arapçan.
MÜZEYYEN HANIM:Elhamdülillah, vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR:Kuran’ın orijinali nefes kesicidir. O ahengin hiçbir şekilde taklidi yapılamıyor. 1400 yıldan beri o ahengin, Kuran’daki o üslubun taklidi yapılamıyor. Kuran’da diyor Allah; “Yapın yapabiliyorsanız” diyor, değil mi? Kaç defa denediler, olmuyor, yapamıyorlar. Mükemmel bir ahengi ve şiir akışı vardır, mükemmel bir müziği vardır. Orijinal, kendine hastır ve mükemmel bir anlatım. Müzik derken, ahengi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Azerbaycan’da Kültür Bakanlığı tarafından organize edilen kitap fuarı, bugün başladı Hocam, maşaAllah. Fuarın ilk gününde kurulan stantta, Azerice kitaplar ve belgeseller sergilendi ve Azeri kardeşlerimiz büyük ilgi gösterdiler. Onun fotoğrafları var Hocam, inşaAllah. O fuardan fotoğraflar, inşaAllah, oradaki kardeşlerimizin.
ADNAN OKTAR:Bakın, koç yiğitler, maşaAllah. Modern, aklı başında, sevgi dolu. Türkiye, aynı Türkiye maşaAllah. Helal olsun benim canlarıma. Şu pasaport işi bir hallolsaydı. Bak, görüyor musun acayip şeker, koç yiğit. Azerbaycan’da binlerce sempatizanımız var, maşaAllah, her ilde, her ilçede kaynıyor, maşaAllah, elhamdülillah.
Sen kapanış konuşmasını yap, ben yine devam edeceğim.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren de A9 Tv, Kocaeli Tv, Aba Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. Enam Suresi, 129 “Zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz.” Allah, zalimleri zalime kırdırıyor. Böyle bir kanunu vardır Allah’ın, ayrıca yani, kanunlarından biridir.
Oktar sen bir şey söyle.
OKTAR BABUNA:Devrilen arkadaşını kaldıran bir kaplumbağa var Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam, onunla bitirelim, inşaAllah. Bakın, devrilmiş kamyonu düzeltir gibi, “yetiş arkadaş, yetiş” diyor. Hadi bir hamle, hadi bir hamle, hadi bakalım, işte bu kadar.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...