SUNUCU: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Oktar hocam nasılsın?
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, çok iyiyim Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Erdem hocam nasılsın?
ERDEM ERTÜZÜN: Çok iyiyim Hocam, Allah’a şükür.
ADNAN OKTAR: Felaket yakışıklısın, kerata. Münafıklar, cayır cayır yanıyordur; ıstıraptan, acıdan.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Onlar, tarla porsuğu gibi böyle sinsi sinsi kamburunu çıkararak, oradan oraya sıçraya sıçraya aç tilki gibi geziyorlar. Sen böyle, gayet gürbüz, sağlıklı, canlı olarak yaşıyorsun.
ERDEM ERTÜZÜN: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar da öyle, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah, vesilenizle maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Münafıkların, böğrüne böğrüne vuruyorsunuz. Kafasına kafasına vuruyorsunuz, aferin.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Çünkü münafık, Bediüzzaman diyor; “Çok aşağılık bir mahluktur” diyor. “Yılan gibidir” diyor, “Zehirlemekten zevk alır” diyor. Mesela, gelir bir Müslüman cemaatine, onun kuluçka dönemi vardır,böcek gibi. Yani asalak böceklerde oluyor ya, hayvanlarda böyle birçok asalak var. Kuluçka döneminde, o gözlemler yani Müslüman’ın aleyhinde neler kullanabilir? Neler yapabilir yani, Müslümanların hangi noktası kendince zayıf? Nereden vurabilir, neler yapabilir? O bilgiyi aldıktan sonra, o konak bir varlıktır. Münafık, Müslüman cemaati olmadan duramaz. Gider, başka bir Müslüman cemaatine çöker. Yani onun bünyesine girer, bu sefer. Muhbirlik yapar, adilik yapar, üçkâğıtçılık yapar. O cemaati, Müslümanları kendince vururken, orada da yeni yeni bilgiler toplamaya başlar. Yani yeni yeni çalışmalar yapar, yeniden palazlanmaya başlar. O işte devresi bittikten sonra onun, o ara konak devresi bittikten sonra, bu sefer orayı da vurur. Orayı da vurur, oradan da çekilir. Ve gezer, münafık öyle müzikten, resimden zevk almaz, çocuklardan. Mesela,onlarda kadın sevgisi olmaz. O, sadece iblislikten zevk alır. Pislik olsun, ihbar etsin, oyun oynasın, tuzak kursun, adilik yapsın, tehdit etsin. Ondan sonra, küfürle iş birliği yapsın, akşama kadar onu düşünür. Yani “Dessas bir şeytandır” diyor Bediüzzaman. Münafık; dessas bir şeytandır. Yani desiseci bir şeytan. Ve “münafığın, çok zeki olduğunu” söylüyor. Onun için münafıktan herhangi bir insanın, baş etmesi mümkün değildir. Bakın mesela, Hz. Mehdi (a.s) ile o yüzden baş edemiyor, hadislerde. “Mehdi (a.s) bunları, buğdaya musallat olmuş kurt gibi temizler” diyor, inşaAllah. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’ın asası içerisine bir kurt giriyor, biliyorsunuz.Onun mülkünün sona erdiği, Hz. Süleyman (a.s)’ın yıkılmasından sonra anlaşılıyor. Asasının içerisinde bir kurt, görünmüyor. Münafıkta öyle görünmez, sonradan fark edilir. Yani böyle gittikçe kemirir, o, hafif hafif kemirir. Onun için Müslümanların, münafığa karşı çok duyarlı, uyanık olması lazım çok dikkatli olmaları lazım.
Evet Oktar Bey, buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Bugün İstanbul’un fethinin, 558. yıl dönümü. İstanbul’un fethi, 558. kez kutlandı. Biraz bilgi verelim mi Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Biraz değil, bayağı bilgi verebilirsin.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. İstanbul’da çok güzel kutlamalar vardı, Hocam. Temsili fetih gerçekleştirildi. Temsili Osmanlı askerleri, mehter marşı eşliğinde surlara çıkıp, sancağı diktiler. İstanbul, 29 Mayıs 1453 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olan Konstantinopolis, Fatih Sultan Mehmet Han önderliğindeki, Osmanlı-İslam ordusunu tarafından alındı. 5 Nisan 1453’te Osmanlı Ordusu 2. Mehmet’in komutasında, İstanbul’a hareket etti. Önemli hocalardan Akşemseddin, ak bıyık ve Molla Gülhani de orduda bulunuyordu. Fatih Sultan Mehmet,Mehdiyet konusuna çok önem vermiş, İstanbul’u fethetmeyi ancak Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’u manen fethedeceğine ikna olduktan sonra, kabul etmiştir. Fatih’in Hocası Akşemseddin’in, Hz. Mehdi (a.s)’dan önce Fatih’in İstanbul’u fethetmesini eleştirenlere şöyle demiştir, “İstanbul’u önce Mehmed fethedecek, sonra İstanbul ehl-i sahibin (Haçlılar) eline geçecek daha sonra, Hz. Mehdi (a.s) İstanbul’u tekrar fethedecek.” 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başlandı. 72 parçalık donanmayı Haliç’e indirmiş, bu fikre ilk başta tam sıcak yaklaşmayanlara şunu demiştir, “Biz, Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz, Sultan Murat Han oğlu, Mehmet Hanız Allah’ın izni ve yardımı ile imkansızı mümkün yaparız. Ordu taarruz öncesinde, bir gün oruç tutarak ve dua ederek geçirmiş. Fatih Sultan Mehmet Han Topkapı’dan şehre girmiş, Ayasofya’ya ulaşmış ve camiye çevrilmesi emrini vermiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisinde, İstanbul’un Fethi şu şekilde müjdelenir.Bişr el-ganevîradiyallâhuanh'den nakledildiğine göre, o, nebîsallâllâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir:“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur”,inşaAllah. MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Fatih, Topkapı’dan şehre giriyor; mehter marşıdır. Ama sizin mehter filmleriniz, yeterli değil. Bir kere bu aralara falan mehterle başlayıp, mehterle bitirmeniz lazım. Kardeşim bir Kızıl Ordu’nun Mehter Marşı var sizde, o kadar. Olmaz. Güzel bir mehter takımıyla anlaşma yapın, akşama kadar size konser versin. Güzel videoya alın, “Gafil ne bilir” değil mi? Ondan sonra, “Ceddin deden, Fatih Topkapı’dan şehre giriyor, Yelkenler biçilecek” çok fazla mehter marşı var. Usulüyle, adabıyla önce; tekbir getirilecek “Rahim Allah Kerim Allah, Rahim Allah Kerim Allah” defalarca sonra, “Ey şanlı ordu, ey şanlı asker” diye başlayacak, mehter takımı. Yani şimdi bu baktım, geçende bir kaset aldık; tımbırtımbır çalıyor, öyle olmaz. İki davul, iki tane zurna, öyle mehter takımı mı olur ya? Çok geniş ekip olması lazım; kösü yeri göğü inletecek. Kös vurduğunda, en az 50-60 kilometreden, duyulması lazım, yeri göğü inletmesi lazım. Yani var öyle ufak küçük mehter takımları var, olmaz, mehterin şanına yakışmaz. Oldu mu, büyük olacak, inşaAllah. Normalde devenin üzerine konur kös. En az üç devenin üzerine konması lazım. Bir de yani her mehteran mensubunun en az 120 kilo falan olması gerekiyor. 60-70 kiloluk olmaz, en az 120 kilo; bıyık gösterişli olması lazım.Mehter takımı deyince, öyledir yani, inşaAllah.
Evet, buyur Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Doğu Perinçek’in bir açıklaması vardı: “Said Nursi’nin, heykelini yapacaklar” diyor, inşaAllah. “Aydınlık yazarı ve Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek yine saçmaladı” diye bir haber. Aydınlık yazarı ve Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “özerklik” sözlerini değerlendiren Perinçek, “Bu uygulandığı durumda, üç beş ay içinde karşılaşacağımız manzaralar şunlardır” diye kendince senaryolar şunlardır diyerek, kendince senaryolar kaleme aldı. Perinçek, senaryosun da yeni heykeller üzerine kurdu. Ancak Perinçek, heykellere karşı olan Said Nursi'yi de bu işe karıştırdı” diyor Hocam. “Diyarbakır Belediyesi'nin, Atatürk büstlerini kaldırarak Şeyh Said heykellerini dikeceğini, Dersim Belediyesinin de okulların bahçelerine Seyit Rıza büstlerini koyacaklarını ileri süren Perinçek, Said Nursi için ise şunları yazdı: “AKP’nin yönettiği belediyeler ise, okul kapılarına Bediüzzaman Said Nursi büstlerini imal için kamu ihalelerini ilan edecekler” diye bir açıklamada bulunmuş, Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi kardeşim, ne demek istediğini anlamadık ki biz. Yani nasıl etkisi olur diyor, ne demek istiyor? Sen onu bir anlat.
OKTAR BABUNA: Kendince, Ak Parti’nin iktidarda olduğu süre içerisinde, ihaleler açıp, Said Nursi heykellerini her tarafa dikeceğini söylüyor.
ADNAN OKTAR: Ne kadar mantıksız laf, Said Nursi heykel ister mi? Yani onunla ilgili özel hadisler söylüyor. Hiçbir şekilde kabul edecek bir insan değil. Yani “mezarımın yeri bile bilinmesin” diyor Said Nursi. Heykel dikilmesini ister mi?
OKTAR BABUNA: İstemez tabii, Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim biraz akıl, fikir, mantık vardır, bu kadar da olmaz. Adam orada bir şey anlatmak istiyor, orada anlatmak istediğine bir bak bakalım. Sen baştan oku bakayım, nedir o?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. “CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun;‘özerklik’ sözlerini değerlendiren Perinçek.”
ADNAN OKTAR: Kardeşim, özerkliği tasdik mi ediyor, red mi ediyor? Ona bak.
OKTAR BABUNA: “Bu uygulandığı durumda, üç beş ay içinde karşılaşacağımız manzaralar şunlardır” diye söylemiş.
ADNAN OKTAR: Yani iyi bir şey anlamında mı diyor?
OKTAR BABUNA: Allahualem evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Herhalde Nur talebelerini sevindirmeye çalışıyor aklınca. Nur Talebeleri “oh ne güzel heykel dikildi” diyecek. Onu mu diyor? Kardeşim özerklik mözerklik bunlar acayip laflar. Ben, dün de konuştum. Yani bir kere Kürt diye bir konu nereden çıkartıldı, ben anlamıyorum. Biz senelerden beri iç içe yaşarız. Bütün İstanbul’da Kürt kardeşlerimiz var. İzmir’in her yerinde Kürt var. Bu nasıl laftır kardeşim? Bir evde Kürt var, öbür evde Çerkez var, öbür evde Laz var, Abaza var, Arnavut var, Gürcü var, Türkiye böyle zaten.Ne alaka? Özerklik diye ortaya çıkarsanız, bunu sonu gelir mi? Ne demek bu? Çerkezlere ayrı, Lazlara ayrı. Türkiye’de en az 70 çeşit etnik unsur çıkar. Bunun mantığı yok. Çok büyük hata yapıyorlar. Birlik, bütünlük esastır. Güç esastır. Bölünme süper tehlikelidir. Kardeşim Kürt kardeşlerimiz açısından çok tehlikeli, bütün milletimiz açısından da çok tehlikeli, herkes açısından tehlikeli. Yani bunu kimse istememesi lazım. Pestillerini çıkarırlar, Allah istemesin öyle bir şey olmuş olsa. Mesela bölünme olmuş olsa,oradaki kardeşlerimiz yerle bir ederler. PKK ateşle oynuyor. Kürt kardeşlerimiz de bölünmeyi, hiçbir şekilde istemez. Evet buyur.
OKTAR BABUNA:Nur Talebelerinin Zehra Koluna ait sitelerinde, 2011 yılında Mehdiyet müjdeleniyor, Hocam inşaAllah. “Peygamber Efendimiz Esselatuvesselam Hazretleri’nin haber verdiği Salih ve veli zatların müjdelendiği alim ve fazil şahsiyetlerin haber verip beşaret verdiği hicri 143; miladi 2011 yılına, elhamdülillah girmiş bulunuyoruz. İşte bu 1432 şimdiden bütün debdebe ve şaşaasıyla, insanlık ve İslam aleminde tezahür etmeye başlamıştır” diye devam ediyor, Hocam maşaAllah. Şimdiden İslam Aleminde olan olaylardan da bahsetmiş Hocam. “Güzel hadiseler ve olumlu gelişmeler bizlere bir kez daha amenna dememize vesile olmuştur. Umuyoruz ve diliyoruz ki, Rabbimiz Mehdiyet’in ve Nuraniyet’in en parlak cüzünü bütün Müslümanlara en kısa zamanda göstersin ve yaşatsın. Amin. Minnet O’na, şükran O’na, Hamd alemlerin Rabbinedir” diyor.
ADNAN OKTAR: Erdem anlat.
ERDEM ERTÜZÜN: Estağfirullah Hocam. Münafıklarla ilgili hadisler vardı Hocam,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen onları toz duman edeceksin bu gidişle, anlat.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi(a.s), kimin dost kimin düşman olduğunu hemen anlayacak, inşaAllah. İlgili hadisi okuyorum. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Allah onları tanır.” ‘Suçlular çehrelerinden tanınacak.’ Muhammed Suresi’nin 30. ayet hakkında şöyle buyurdu: “Allah onları tanır, lakin bu ayet Kaim (Hz. Mehdi(a.s)) hakkında nazil olmuştur. Hz. Mehdi(a.s), onları(münafıkları) çehrelerinden tanıyacak ve ashabı ile birlikte onları manen darmadağın edecek.”
ADNAN OKTAR: Aferin. Biraz şerh et.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah. Hz. Mehdi(a.s) döneminde, fikri mücadele olacağını da Peygamberimiz (s.a.v.) burada bildiriyor; “manen darmadağın edecek buyuruyor” ve Hz. Mehdi(a.s)’ın, Allah’ın dilemesiyle münafıkları ve suçluları çehrelerinden tanıyacak olması Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın bir özelliği inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Var mı bu yakışıklıdan daha yakışıklı? Yok değil mi? MaşaAllah. Aferin, Elhamdülillah. İmanından. Allah, ona güzel bir hayat yaşatıyor inşaAllah. Sağlık, sıhhat, afiyet veriyor.
ADNAN OKTAR: Murat Senoğlu, oku.
OKTAR BABUNA : İnşaAllah. Hocam. “Selamun Aleyküm Adnan Hocam”
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
OKTAR BABUNA: “Ben Hukuk fakültesi, son sınıf öğrencisiyim. Geçenlerde sınavların vesilesiyle ders çalışırken, 15-20 dakika ara verdim. Samanyolu Haber TV’deki bir belgeseli izledim. Bu belgeselde Darwinist demeyeyim de, ona yakın bir anlatım vardı. Belgesel boyunca gördüğüm ve duyduğum bilgiler aşağıdaki gibidir.TV Kanalının adı: S Haber. Belgeselin adı: Büyük Rift Vadisi. Tarih ve saat: 27.05.2011 gece 02.30 civarı. Belgeselde anlatılanlardan duyduklarım. 5 milyonyıllık insanlık tarihi, 195 bin yıllık insan iskeleti, 35 bin yıllık insanlık sanatı, insan iskeleti çeşitleri Hocam izlinizle size bir soru sormak istiyorum. İnsanlık tarihi 5 milyon yıllık kadar eskimidir. Ayrıca ‘insan iskeleti çeşitleri’ derken ne demek istemiş olabilirler? Kendinize iyi bakın Hocam. Allah hakkımızda hayırlısını versin. Murat Şenoğlu.”
ADNAN OKTAR: Bu, S TV Samanyolu mu oluyor?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, söyle cevap ver.
OKTAR BABUNA: Hocam insanlık tarihi beş milyon yıllık kadar eskimidir? Değil Allahuâlem, siz daha önce de açıklamıştınız zaten. Fosillerle bakıldığında, siz tahminen “200 bin yıl kadar olabilir” demiştiniz. Hakikaten onların ortaya çıkarmış oldukları fosillerin ortalaması, o civara kadar gidiyor Allahuâlem. Beş milyon yılla kadar gitmiyor. Onları çıkardığı maymun fosilleri var beş milyon yıllık, onlar ayrı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bir de beş milyon yıllık değil. Beş milyon yıl, kemik olarak pek kalmaz. İnsan kafatası pek kalmaz, çok zor. Ama eski gibon, goril, şempanze, maymun say da say, o kadar çok çeşitler var ki, onların da yüzlerce çeşidi var, insana acayip benzeyenler var. Aynı insan ayakta yürüyor. Goril fotoğrafları var, adam herkül gibi gidiyor, omuzlar falan böyle. Onu gören evrimciler; “bak dayımı gördüm”diyor. Dayın mayın değil. Her gördüğün öyle tüylü tüslüğü dayın zannedersen, hata yaparsın. Yanlış biliyorlar. Samanyolu da, kepçeyi suya daldırıyor, ne bulursa gösteriyor olmaz öyle.
Biraz Cübbeli’den dinleyelim. Hocayı hiç anlatmadık.
VTR-Cübbeli, Allah’ ın Kullarından Sevip SeçtiklerineGaybı Bildireceğini Anlatıyor.
VTR-Cübbeli, “Kıyametin Eşiğinde Olduğumuzu” ve “Kendisinin, İnsanlar Üzerindeki Bu Gafleti Kaldırıp Bu Konuyu Canlandıracağını” Söylüyor.
VTR-Cübbeli, Müceddidlik İçin Yüzyılın Başında İlan Gerektiğini İddia Ediyor. 25 Mart 2011.
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocamız’ı yayınlayın. Çok mükemmel açıklıyor.
VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinin 1981’ de İstanbul Sultançiftliği’nde Yaptığı Sohbetten Bir Alıntı
VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ ın Hayatta Olduğunu Anlatıyor.
VTR-Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Hazretleri Sayın Adnan Oktar’ ı Anlatıyor. 03 Mart 2011, Kıbrıs
VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; 15. Asrın Müceddidi Hakkında Açıklama Yapıyor. 10 Mayıs 2011 Kıbrısi
ADNAN OKTAR: Bakın, o kadar mübarek ve muhterem bir insan ki, kurduğu cümlelerin güzelliğine bakın. Yani mükemmel delillendiriyor, mükemmel bir akış, çok güzel de Osmanlıcası var. Tam bir Osmanlı efendisinin, saray terbiyesinin üslubu üstünde ve nefis bir lehçesi var. Değil mi? Çok güzel, maşaAllah. Mesela diyor ki; “Onların semtinin adı nedir?” diyor. Söylüyorlar. Bir daha söyletiyor, bir daha söyletiyor, insanların dikkatini çekiyor, iyice anlasınlar diye. O bir stili hocamızın, yöntemidir o. Mesela diyor ki; hanımlar vardı, “Bu beyi tanıyor musunuz?” dedi hanımlara. “Evet, tanıyoruz” dediler. “Kim o?” dedi. “Adnan Hoca” dediler. “Şimdi devam edelim.” Ve zaman başladı. Çünkü banda alınıyor konuşma, geçenlerde de anlatmıştım. Bantta dese ki; bir insanı anlatsa, kim olduğu belli değil. Ben Adnan Hoca’ ya hitap ediyorum da demiyor. Orada çok nezaketli bir üslupla, banda ilgili konuşmayı, ilgili şerhi koymuş oldu. Bu konuşmalarında da onu yapıyor, dikkat ederseniz. Yani nefis cümle kuruluşları var. İlahi ilhamla konuştuğu, açıkça görülüyor. Bu yaşa gelmiş bir insan, böyle konuşamaz, böyle bir hafızası da olmaz. Konuşabiliyorsa, getirin bana göstertin, konuşamaz. Yani böyle mükemmel, böyle derin, böyle kalpleri etkileyecek şekilde konuşamaz. Doğrudan ilhamla konuşuyor. Allah’ın inayeti altında olduğu için. Elhamdülillah çok da sağlığı yerinde, Allah’a çok şükür. Ama toplu dua müstecabdır, kabul edilen bir duadır. Böyle mübarek insana, Müslümanlar dua etsinler, Şeyh Nazım Hocamız’ın sağlığı, sıhhati için, neşesi için dua etsinler. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın da bir bel rahatsızlığı varmış, Allah şifa versin, kalbine ferahlık versin. Ne güzel imtihan oluyor Şeyh Ahmet Yasin Hocamız. Tabii o da güzel bir imtihan. Çünkü sahabeler, ayağı kesiliyormuş, kolu kesiliyormuş, öyle imtihan oluyorlar. Şimdi Müslümanlar ameliyat oluyorlar, onlar da öyle imtihan oluyorlar, inşaAllah. İlla ki bu olacak, illa ki bir hastalık olacak, illa ki bir şey olacak, illa ki bir dert gelecek. Oradan gelmese buradan gelir, buradan gelmese oradan gelir, imtihanın şartı bu. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız inşaAllah, gazi sevabı almıştır. O da çok delikanlı bir şeyh efendi. Mesela Şeyh Nazım Hocamız, delikanlıdır, yiğittir. Bir tek Allah’ tan korkar, kimseden korkmaz. Mesela Bediüzzaman, benim hocam. Yani bak samimi olarak söylüyorum, yani dünyadaki en mükemmel insan şu an Şeyh Nazım Hocamız. Nezaket, adap, edep, terbiye, neşe, sevinç, güzellik, içtenlikle çok imanlı bir insan ayrıca, çok candan Allah’ a iman eden ve Allah’ı çok seven bir insan. Mesela Resulullah (s.a.v.) ismi anıldığında, hemen ayağa kalkıyor, Allah’tan bahsedildiğinde, hemen ayağa kalkıyor yani o yaşlı haliyle maşaAllah. Ve hep etrafındakiler neşeli, orası bayram havası gibi oluyor, çok güzel oluyor. Hz. İbrahim (a.s), 120 yıl, yaşına kadar yaşamıştı, Şeyh Nazım Hocamız daha genç. Yani yaşlı gibi görünüyor ama genç. Daha Allah çok uzun ömür versin Hocamıza,inşaAllah. Allah başımızdan eksik etmesin. Oktar Efendi buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Yemen’deki çatışmalar şiddetlenerek devam ediyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar devam eder, durmaz. Resulullah (s.a.v.) diyor: “Bir yerde bitti derken bir yerde başlayacak” diyor. “Ta ki evlatlarımdan Muhammed Mehdi çıkıncaya kadar” diyor.
OKTAR BABUNA:Suriye’de de cesetleri denize atmaya başlamışlar, ele geçmesinler diye.Onunla ilgili bir haber vardı:“Esad rejiminin bir kere daha toplu mezar skandalı yaşamamak için göstericilerin cesetlerini denize attığı ortaya çıktı” diyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim geciktiler, gecikiyorlar. Türk-İslam Birliği’ni yapsalar bitecek, bela üstlerinden kalkacak. Türk-İslam Birliği, herkesi koruyan bir sistemdir. Musevi’yi de korur, Hıristiyan’ı da korur, Müslüman’ı da, hepsini ve dinsizi, hepsini korur. Ama bu sistemde; Hıristiyan’da Müslüman’ı korur. Musevi de Müslüman’ı korur. Onlar oturur bekler, Müslüman korur anlamında değil. Ama İslam’ın, adaletin içerisinde, o güzel ahlak hakim olur. Yoksa İsrail’e gittiğinde,oradaki insanları tabii ki Museviler koruyacaktır. Hıristiyanların yanına gittiğinde, Hıristiyanlar koruyacaktır. Hatta Çerkez adetidir; akşam evine misafir gelince, misafir evine kadar götürülür. Köyde öyleydi. Biz misafirliğe giderdik gece, gece bir buçuk, bir gibi falan dönmemiz gerekirdi köyden, yanımızda o evin delikanlıları da katılırdı, evin beyi de gelirdi, ondan sonra işte ağabeyim, ben, dedem, annem birlikte eve gelinceye kadar, evin kapısına kadar bizi teslim ederlerdi. Çerkez adeti. Bize geldiklerinde de,ağabeyimle, biz gider korurduk. Çok güzel bir adet. Bu anlamdadır. Yoksa onlar zavallıdır, Müslümanlar onları korur anlamında değil. Herkes acz içindedir. Bunu burada yanlış anlamak, çok acayip olur yani samimiyetsizce olur. Buna samimi bakmak lazım. Bir candanlık var, inşaAllah. Mesela sen bir Hıristiyan’ın evine gittiğinde, ona emanetsin, onun koruması altındasın. Allah onu vesile ediyor. Tabii ki Allah korur. Orada da haşa “bizim insanın korumasına ihtiyacımız yok, Allah korur.” Şimdi bu çok münasebetsiz bir ifade. Allah kulunu vesile eder. Orduları niçin kullanıyor Allah? Hz. Musa (a.s)’ın ordusu yok muydu? Peygamberimiz (s.a.v.)’in ordusu yok muydu? Hz. Davud (a.s)’ın ordusu yok muydu? Hz. Davud (a.s) öyle mi dedi? “Allah beni korur” diyor ama sebebe sarılıyor. İnsanlarla, Allah insanları vesile ediyor. Onun için burada samimiyetsiz bir dindarlık görüntüsüne de gerek yok. Şimdi Allah korur dediğinde, kuluyla korur Allah insanı. Mesela hastalık ne ile gider? Doktor vesilesiyle gider. Doktoru kim yaratır? Allah.Doktora şifa gücünü kim veriyor? Allah veriyor. O zaman nedir? Onun için burada anlatımı samimiyetsiz, ters anlamak yanlış olur. Hiç kimse zavallı değildir. Herkes Allah’ın kuludur. Ama herkes herkesi korur, kollar. Ama Türk-İslam Birliği’nin 30 milyon kişilik ordusu varsa, tabii ki terörü, anarşiyi durduran bir güç. Kim durdurmuş oluyor? Allah vesile etmiş oluyor. O seni koruyor işte. Ağıra gidecek bir şey yok bunda. Mesela Hıristiyanların mahallesine gittin, misafirliğe gittin. Kim koruyor? Hıristiyanlar koruyor seni. Onun için burada, din gururu olmaz. Ben üstün ırkım olmaz. Allah bilir, inşaAllah. Ama Allah katında din İslam’dır, bizim inancımıza göre. Bir Musevi’ye göre de Museviliktir. Hıristiyanlığa göre de Hıristiyanlıktır. Herkes birbirine saygı duyar, herkes birbirine hürmet eder. Dinine saygı duyar. İnsan olarak da hürmet eder, inşaAllah.
Selamun Aleyküm sevgili Hocam. CHP’nin özerkliğinden bahsettiniz. Benim bildiğim şu an Türkiye’deki AK Parti, CHP, BDP özerklikten konuşuyor. Bu bölünmektir. Birilerinin bunlara yanlış yolda olduğunu söylemesi lazım. Allah bizim yar ve yardımcımız olsun. Dinimizi bozmasın. Yüce Rabbimiz, Türk-İslam Birliği’ni görmeyi nasip etsin. Hakkınızı helal edin. Allah'a emanet olun. Selamun Aleyküm.” Ben AK Parti’nin özerklikten bahsettiğini duymadım. Ben yeri göğü birbirine katarım öyle bir şey olsa. Şahsım adıma, acayip tavır koyarım. Öyle bir şey olmaz. Ama CHP bunu söyledi. Ama bazen söylüyor CHP, sonra sözünü geri alıyor. Çünkü daha önce yapmıştı böyle bir şeyler, sözünü geri almıştı. Ben sözünü geri alacak diye bekliyorum. Bu böyle kabul edilebilir bir söz değil bu. Mutlaka bunun düzeltilmesi lazım. Özerklik eşittir sonra da bölünme anlamına gelir. Bir de tehlikeli bir dönemde, zaten bundan hiç bahsedilmez.
Evet, buyur.
OKTAR BABUNA: “Selamun Aleyküm muhterem aslan Hocamız. Biz Ankara’da A9 Televizyonunun afişlerini Ankara metrosunun 30 vagonunda, bir hafta süreyle ilan verdik inşaAllah. Fotoğraflarını size gönderiyoruz ellerinizden öperiz” demişler kardeşlerimiz Hocam.
ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah, elhamdülillah. Karınca kararınca, çam sakızı çoban armağanı derler. Diyor ki “benim maddi gücüm yok.” Bir tane kağıt yapmaya da mı gücün yok. Telefonla birisine o kanalı söylemeye de mi gücün yok? Daha da olmazsa mahallede birilerine söyle. “A9 Televizyonu var” de. “Harun Yahya’nın kitapları güzel” de. Kitap’ın kapağının fotokopisini çek. Madem kitap hediye edemiyorsun, “bu kitap çok güzel tavsiye ederim” de. Ama bir kitap hediye edemeyecek bir duruma gelebilir mi bir Müslüman? İnsaf, onu artık düşünemiyorum. Ekmek falan da alamıyor demektir.
OKTAR BABUNA: Hocam Tavşanlı’da konferansa gittiğimizde, orada çoban bir kardeşimizle tanıştırdılar bizi. Yıllardır sizin CD’lerinizi çoğaltıp, dağıtıyormuş herkese Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Yarım saat sonra ne yapıyoruz?
SUNUCU: Devam edeceğiz Hocam.00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 Tv, Adıyaman Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...