SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:“Hocam sizi, benim ailemin dinlemesini çok istiyorum. Sizi dinletmeye çalıştığımda, ‘bu kişi neden Kuran’dan, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsederken, yarıda kesip, karşısındaki hanımlara iltifatlar yağdırıyor’ diyorlar. Nasıl cevap vereceğim. Size güveniyorum. Yol göstericim olarak görüyorum. Lütfen bize dua edin. Hayırlı geceler. Salih İlker.” Kardeşim onlarda bir; mesela gelinleri olur; “kız uğursuz” derler. Yani onlarda sevgi yoktur. Arkasından fesat fesat bakarlar. “Şunun yürüyüşüne bak” derler, değil mi? Kızı hamama götürürler, olmadık eziyetler ederler. Kaynanası ayrı canını yakar, kaynatası ayrı, halası gelir ayrı canını yakar. Zaten kaynana diye bir konu oluyor. Adamın, kaynanasını gördüğünde, kanı iliği çekiliyor. İşte görümce oluyor. Yani hepsini tenzih ederim, bir kısmında oluyor. Bu, insan sevgisi olmamasından kaynaklanıyor. Mesela bir başkasının evladı, can paresi misafir gelmiş oraya, emanet, baş tacı yapın, çok sevin. Yok kaşının üstünde gözü var derler, her şeye laf ederler, oturmasına laf ederler, kalkmasına laf ederler. Bu, içlerindeki insaniyetsizlik ve nefretten oluyor. Yani hayvani kafadan oluyor. Öteki de elini beline koyar; “damat” der. Onlar da çocuk gibi ağlarlar, koskoca herifler, duygusallaşıyorlar. O da yine sevgisizlikten. O da birisinin evladı, değil mi? Şefkatle yaklaşmak lazım. Sevgiyi bilmedikleri için, acayip şaşırıyorlar, “ne alaka, bu nasıl oluyor” diyorlar. Kardeşim kalbiniz, kösele gibi olmuş. Ben size ne anlatayım? Vardır ya sığır köselesi, yaklaşık başparmak kalınlığındadır, ayakkabı topuğunda kullanılır. Kösele gibi adamlar. Benim için, sevgiyle dolu, coşkuyla dolu. Bana bakıyor, acayip seviyorum, gayet güzel, mükemmel bir insan. Neden söylemeyeyim? Neyi konuşacağız? Çiçek göreceğiz susacağız, böcek göreceğiz susacağız, insan göreceğiz susacağız. Siz kitlenmişsiniz, Allah basiretinizi bağlamış. Ruhunuz katran gibi olmuş. Kalbiniz kösele gibi olmuş. Zaten suratlarında, meymenet olmuyor. Sokakta da bakıyorum, Stalin’in zamanında da vardı ya, bu Polit Büro üyeleri, surat bir karış. Bazen görüyorum böyle kısa saçlı, oksit sarı saçlı hanımlar, birbirlerinin aynısı, ponpon kafada bir saç, suratı bir karış, tırnakları kartal tırnağı gibi, dört kat üst üste oje sürmüş, bütün damarları çıkmış, etrafa yırtıcı bakıyor, yani nefret dolu. Müslüman görüyor, nefret dolu. Mesela kapalı bir hanım görüyor, nefret ediyor, açık birini görüyor, ondan da nefret ediyor. Kalbinde, sevgi diye bir şey yok. Kendi kızını da acayip eziyor. “Git kız kendine koca bul” diyor. Gencecik kız, bakkaldan turşu mu alıyor, nasıl gitsin bulsun? Genç kızı zorlamak, ne kadar büyük bir terbiyesizlik. “Git evlen, kendine git iş bul.” Nerede iş, çocuk nereden bulsun? Madem bakmayacaktın, o zaman neden doğuruyorsun? Neden çocuğa eziyet ediyorsun? Her gün aşağılama. O kadar çok duyuyorum ki. Çocuklara müthiş eziyet ediyorlar. Böyle adamın sevgiye şaşırması çok normal. Mesela çocuk oluyor, kulağını büküyor, ağzına, burnuna vuruyor, çocuğa karşı da sevgisi yok. Kızına karşı sevgisi yok. Mesela evde dede oluyor, evin dedesi, sakallı acayip sevimli bir şeydir dede. Nefret ediyorlar adamdan, bir an önce ölse diye bekliyorlar. İnsan dua eder, serseri herif. Allah ömrünü uzun etsin der, ne güzel berekettir. Mesela pamuk nineler olur, evin bir köşesinde oturur, ne güzel evin rengi, süsü, git gel yanağını sık, şahane bir şey. Onun da ölmesini biran önce bekliyorlar. “Bunadı, baş belası” diyorlar. Kardeşim şimdi böyle adamlara sevgiden bahsetsen, adam “marul gibi, ısırıp yenecek bir şey mi bu” falan der. Anlamaz ki. Adam onun için, şaşırıyor. “Ne alaka” diyor. Onlara, kendi çıkarlarıyla ilgili şeyler söyleyeceksin, neyse onun istediği. Mesela okuldan mezun olmak istiyorsa, “okuldan mezun olacak, bitirecek başarı duası var mı?” Onu ilgilendiren, o. İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği, Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa (a.s), hiçbir şey ilgilendirmiyor. O kafanın mantığı bunlar.
Salih İlker’in yazısını baştan sona oku, bana.
OKTAR BABUNA:Selamun Aleykum, değerli seyyidim. Sizi Allah için çok seviyorum.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Benden, duanızı eksik etmeyiniz. Hocamız Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin, kendi sesinden “Neredesin” şiirini Fethullah Hoca, sizin açıkladığınız gibi bu şiirde de; Hz. Mehdi (a.s)’ı, gizli bir üslupla anlatıyor. Hatta ilk bakıştaki bu bölümde, ‘bunu 1980’li yılara götürün, öyle bakın’ diyor. Allahualem Hocamız bu videonun ilk üç dakikası, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor, lütfen dinleyiniz. Dualarınızı bizden eksik etmeyiniz.
ADNAN OKTAR:Tamam ondan gerisini zaten okuduk. Şu yazıyı da sevimli okusun.
ERDEM ERTÜZÜN:Bu gece muhabbetiniz, sohbetiniz ve nüktedanlığınız bizleri tabiri caizse kırdı geçirdi. Oktar Hacamız’ın, Orhan Gencebay ekolünü temsil eden, şıhımız Berker Hocamız’ın yokluğunda, Clark Gable ekolünü temsilen, sizinle olan sohbeti çok samimi ve içten.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, zatıalinizden bahsediyor. Asrımızın Clark Gable’sın. Devam et.
ERDEM ERTÜZÜN:“Bu samimi ve içten tarzınızla, sohbetlerinizde bize verdiğiniz dersler, aklımızdan çıkmıyor. Sormak istediğim sorum ise şu Sayın Hocam: ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın şu anda yeryüzünde görevlerini ifa ettiklerini’ bildirmiştiniz. Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın, zahiren kendilerine açıklayacakları zamanla alakalı bilgi verir misiniz? İlave olarak, Şam’da bulunan camide, Hz. İsa (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın imamlığında kılacağı namaz ve İstanbul’daki kutsal emanetleri teslim alacağı tarih yakın mıdır? Bu tarihler hakkında, alimler bilgi vermiş midir? Nüktedan sohbetlerinizi, derslerinizi büyük feyizler alarak dinliyoruz, Allah nefesinizi, her iki cihanda üzerimizden eksik etmesin. Mübarek ellerinizden öperim, Selamlar ve saygılar, Deniz Berktuğ El Adnani.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. El Adnani yani herhalde benim talebem olduğunu mu vurgulamak istiyor? İyi, güzel bir şey. Adnancı değil de, El Adnani, iyi fena değil, güzel. Adnancı denmesi gıcık. El Adnani iyi. Oktar El Adnani. Adnani misin sen?
OKTAR BABUNA:EvelAllah, elhamdülillah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu; Adnani’dir. Biz de manen, onun soyundanız. Ama ben ayrıca genetik olarak da Adnani’yim. Doğru. Beni önce uzun uzun övüyorlar, sonra diyorlar ki: “Hocam, şu Cübbeli’ye böyle şeyler söylemeye ne gerek var?” diyorlar. Çok uyanıklar. Direkt böyle alnımı kaşıyacak bir üslupla söyleseler, ben düz gideceğim diye düşünüyorlar. Aman Hocamızı kızdırmayalım diyorlar. Gönlünü alıp, kenardan nezaketiyle söyleyelim diye düşünüyorlar. “Cübbeli Hoca’ya karşı, çok şiddetli eleştiriler var, buna gerek var mı?” diyor. Ne eleştiriyorum, hatırlat.
OKTAR BABUNA:Yaptığı hataları, tahribatları düzeltiyorsunuz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne eleştirisi? Tahribatını durduruyoruz. Bakın, Türkiye ile İran’ı savaştıracaklardı, İsrail ile Türkiye’yi savaştırmak istiyorlardı. Bunun için, fikre gerek var. Fikirleri ne? Pırasa gibi doğramak. Pırasa gibi doğrama fikrini kim ortadan kaldırdı? Ben ortadan kaldırdım. Cübbeli ne diyor? “Doğrayacağız” diyor. Yayınlayın onu. Muhammed Şahin eğer katılıyorsa Cübbeli’nin bu fikirlerine, bir daha konuşalım. Bir tane iki tane değil. Bir de abuk sabuk yanlış konuşmaları var.
VTR-Cübbeli: Şii Kardeşlerimiz İçin Ne diyor?
ADNAN OKTAR:Şimdi Muhammed, Cübbeli; “Allah, Şii’leri helak etsin” diyor, “İran’ı helak etsin” diyor. Kaç tane Müslüman ülke var? Zaten Müslümanlar bir avuç değil mi? “Onu da helak etsin” diyorsun. Geriye ne kalacak? Zorun ne? Neden, Allah Müslümanları birleştirsin demiyorsun, Allah İttihad-ı İslam’ı versin demiyorsun? Neden buna dua etmiyorsun da, Müslümanlara helak duası ediyorsun? Şii’ye, Caferi’ye karşı, Vahabi’ye karşı, Alevi’ye karşı, Bektaşi’ye karşı, Hıristiyan ve Yahudi arada zaten gidiyor. Buna biz ne diyelim, susalım mı? Haklıyız, eleştireceğiz tabii ki.
Buyur.
OKTAR BABUNA:Tuncay Özkan ile ilgili bir haber vardı. “Bağımsız aday Tuncay Özkan’ın, Silivri’den Avukatına gönderdiği mektupta ilginç detay” diyor. Yazdığı mektuptan bahsetmiş. Seçim sürecinde, kendisine ilgi gösterilmemesinden yakınıyor. Sonunda da, Tuncay Özkan’ın seçim açıklamasında bulunduğu mektubun en dikkat çeken kısmı ise; “sen Uğur Dündar, Ayşenur diğer bize yer verenlere durumu anlatsan” cümlesi oldu.
ADNAN OKTAR:Ayşenur mu? Ayşenur kim?
OKTAR BABUNA:Allahualem, Vatan Gazetesi’nde bir hanım. Bir de Uğur Dündar Hocam.
ADNAN OKTAR:Uğur Dündar. Ne alaka? Bununla bağlantıları mı varmış? Benim bildiğim Uğur Dündar, yani daha halim bir insan. Gerçi tabii ki onda da anormal, eksik, hatalı yönler var. Yani birçok insanın canının yanmasına vesile oldu, bazı insanların intihar etmesine vesile oldu. Bir dede vardı, bir amca, onu acayip mahcup etti adamcağızı, adam seccadenin üzerinde, kendini vurdu. Adamın üstüne kadın gönderiyorlar, o da kendi inancına göre evlilik teklif ediyor kendince yani dini nikah gibi bir şey. Adamı acayip mahcup ettiler, adam şoka girdi, seccadenin üstünde namaz kılmış, kendini çekip vurdu yaşlı başlı adam. Türkiye’de başka öyle vaka yok mu? Bir kere adamın üstüne kadın gönderiyorsun. Kadın, adama uygunsuz hareketler yapıyor. Yani özellikle yakın davranıyor. Adam da onu, anladığım kadarıyla bir nikah teklifi gibi alıyor, yanlış bir şey ama uygunsuz konuşmaları, adam acayip mahcup oldu. Çektiği acıya dayanamadı, çekti vurdu adam kendisini. Mesela bu olayda Uğur Dündar, günaha girdi. Çok acayip bir şey oldu o. Ama Uğur Dündar’ın iyi yönleri de var tabii. Tuncay Özkan zamanında, kaynağına bakmadan, doğru mu, yanlış mı düşünmeden, aleyhimize çok haber yapardı. Sonra yanlış olduğunun hepsini ispat ettik ama dedikleri adamın yanına kaldı. Hemen her gün aleyhimize yayın yapardı adam. Coşmuştu bir ara. Hatta o operasyon olduğu gün, ana haberde, birinci haber bizdik. Deprem olunca, ana haber deprem oldu, biz ikinci haber olduk. Hep iftiraya dayalıydı, hepsinin yanlışlığını teker teker ispat ettik. “Bize işkence yapıldı” dedik, mahkeme savcısı işkenceyi kabul etti. İddianamede “evet, işkence var, 8 yıl hapis cezası istiyoruz” dedi. Bize işkence yapıldı diye bas bas bağırdık o zamanlar, kimse bizi dinlemedi. Bu da dinlemedi, aleyhimize sürekli yayın yaptı, sayfalarca, televizyonda saatlerce aleyhimizde yayın yaptı. Hepsinin yanlışlığı anlaşıldı, bize işkence yapıldığı da aşağı yukarı, en azından savcının kanaati geldi, yani Allahualem görünüşü o, tabii takdir mahkemenin. Bize atılan iftiraların hepsinin yanlışlığını tek tek ispat ettik, yayınladı mı? Yok. İftiralar yanında kaldı. Şimdi de oradan cik cik bağırıyor.
OKTAR BABUNA:Tataristan’ın, kazan şehrindeki kardeşlerimiz; Almaz, Haydar ve Reşat size Selam ve sevgilerini iletiyorlar ve orada yaptıkları bazı çalışmalar hakkında, bilgi ve resim gönderdiler. Başkent Kazan’ın en büyük mescidindeki, hem bayanlar, hem de erkekler bölümündeki kütüphanelere, ayrı ayrı Rusça kitaplarınızı eklemişler Hocam, oradan görüntüler var. Camiye gelen kardeşlerimiz, bu kütüphanelerden kitapları okuma imkanı buluyorlar. Yine bu kardeşlerimiz, sizlerin röportajlarınızdan, belgesellerinizden ve Bediüzzaman Said Nursi’nin Risalelerinden, çeşitli bilgileri DVD’ye kaydederek, zengin külliyat hazırlamışlar. Bunları da çoğaltarak, Tataristan’daki Fethullah Hocamız’ın talebelerine ve Nur talebesi kardeşlerimize ulaştırıyorlar, inşaAllah. Görüştükleri kardeşlerine de, uydu üzerinden A9 Tv’nin yayınlarını izlemelerini tavsiye ediyorlar. Tataristan’daki bu kardeşlerimiz, “Ramazan ayında, bu iki değerli cemaat mensubu kardeşlerimizi de, bir araya getirecekleri bir toplantı yapmayı planladıklarını” söylediler Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu camiye deccal girer mi?
OKTAR BABUNA:Giremez Hocam.
ADNAN OKTAR:Neden?
OKTAR BABUNA:EvelAllah, hakkı savunan kitaplar girdi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Giremez. Benim kitaplarım olan bir yere, Risale-i Nur olan bir yere, Kuran’ın olduğu bir yere, hepsi bir arada olacak, deccal giremez. Yerle bir olur. Bizim kitaplarımızın olduğu yere deccal girerse, bana söylesinler. Giremez. Tuzun suda erimesi gibi, erir, adım atamaz. O mahalleye yanaşamaz, beldeye yanaşamaz.
Şimdi Cübbeli’yi dinleyelim.
VTR-Cübbeli, Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) Döneminde Huzur ve Barışın Hakim Olacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın arkasından, İttihad-ı İslam olsun demiyor. Ağzına mı yapışır? Söyle. Diyemiyor. Ağzı, dili tutuldu, kavruldu. Hiç İttihad-ı İslam dediğini duyuyor musunuz? Söylemiyor. “Bak, bitmişiz biz” diyor. Bu kadar Müslümanları olumsuzluğa iteceğine, güçsüzlüklerini söyleyeceğine, negatif konuşmalar yapacağına, hemen Müslüman kardeşlerimiz birleşelim, İttihad-ı İslam yapalım, desene. Adam, konuşamıyor, diyemiyor. İttihad-ı İslam’ı söylese, Mehdiyet’i söylemiş olacak. Şimdi adamın misyonu ne? Anti Mehdi. O yüzden, sadece olumsuz şeyleri söyleyebiliyor. “Siz güçsüzsünüz, mahvolmuşsunuz, itibarınız sıfırın altında”, kendisi için de; “en bozuğun kendi olduğunu” söylüyor, “korkak olduğunu, aciz olduğunu, Müslümanların da korkak ve aciz olduğunu” söylüyor. Desene, İttihad-ı İslam’dan bahsetsene, Türk İslam Birliği’nden bahsetsene. Müslümanlar, onurlu ve zorlu oluyorlar. Cenab-ı Allah diyor ki: “Eğer sabrederseniz, kazanacaksınız” diyor, ayet var, inşaAllah. “20 kişi bile olsanız, 100 kişiyi yenersiniz” diyor Allah.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.); “Önce deccalin çıkacağını” söylüyor. “Hz. Mehdi (a.s), deccal tahribatını yaptıktan sonra, o tahribatı ortadan kaldıracaktır” diyor, hadiste şöyle buyuruyor: “Önce deccal çıkar. Planladığı sinsi icraatını kademe kademe yapmaya başlar. Artık ırdıraplı bir dönem başlar. Son derece sıkıntılı günler yaşanır.” Siz, daha önce söylemiştiniz Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’da, o tahribatı kaldırıyor, inşaAllah.
Sizin kitabınızı tanıtıyorum Hocam; “Deccalin Ayini Terör” isimli kitabınız var inşaAllah, maşaAllah. Deccal, Peygamberimiz (s.a.v.)’in kıyamet gününün yaklaştığını işaret eden hadislerinde, hakkında çok fazla detay verilen, son derece önemli bir kavramdır. Bu kitabın amacı da, deccali hadislerde bildirilen, tüm özellikleriyle tarif etmek, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dikkat çektiği bu şeytani gücün yakından tanınmasına vesile olmaktır. Bugün halen dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden savaşlar, çatışmalar, kanlı terör eylemleri, vahşi katliamlar, cinayetler ve soykırımlar, ahir zamanın en önemli şeytani güçü olan deccalin eseridir.
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. “Selamlar, ben Ayhan, Almanya’da yaşıyorum. Rast geldikçe sizin sohbetinizi izliyorum.” Şimdi bu çok gıcık bir ifadedir “rast geldikçe.” Yani kafama eserse seyrediyorum gibi. Ben konuşurum da, nasıl rast gelme olur? İnsan ağabeyini canı gönülden arar. Hangi kanaldaysa göreyim der. Sazlı sözlü darbuka varsa, orayı da rast gelirse izliyorum, sizi de öyle. Normalde cevap vermezdim ama cevap vereceğim sana. Bari öyle deme. “Rast gelme” bu laf inandırıcı mı?
OKTAR BABUNA:İnandırıcı değil Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok gıcık bir ifade. İnsan ağabeyinin yaptığı program için böyle söyler mi? Ben televizyonda böyle bir konuşma olacak, gideceğim boş boş karın ağrıtan laflar dinleyeceğim. Direkt Adnan Hocamı dinlerim. Tabii başka ne dinleyeceğim? Boş laflar yani incir çekirdeğini doldurmaz. “Ben kısa bir soru sormak istiyorum. Erkeklerin saç boyaması hakkında bilgilenmek istiyorum. Teşekkürler.“ Peygamber Efendimiz (s.a.v.); ketem ve kınayı karıştırıp, saçını boyuyor. Yani siyah ama kahverengiye yatkın siyah oluyor. Sahabeler de boyuyor. Hatta Hz. Ayşe (r.a) annemiz, saçını boyuyor. Resulullah (s.a.v.)’in boyasından geri kalan boyayı beraber kullanıyorlar, boyama işlemini birlikte yapıyorlar, inşaAllah. Fakat son zamanlarda, beyazlayan saçları siyahlatan ilaç gibi birşey var. Yani saçın siyah kısmını vücudun üretmesini sağlıyor. Onu daha çok tavsiye ederim, inşaAllah. Eğer yapmak isteyenler varsa. Boyadan daha iyi, daha sağlıklı değil mi? Evet. Resulullah (s.a.v.) devrinde sahabeler, saç-sakal hepsi boyuyorlar. Çünkü öbür türlü bir şey olmaz. Allah yolunda, cehd yapanlarda o var. Ama madem saçını boyayacaksın Ayhan, o dediğimi yap, daha iyi olur. Yani saçın kendi kendini boyasın. Dışarıdan boya getirmeye gerek yok. Yani vücudun boyaması önemli, inşaAllah.
Bakın Mustafa Kaplan ne diyor: “Hocam Darwinizmi, tepetaklak ettiniz” diyor, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bugün, Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 28. yıldönümü.
ADNAN OKTAR:Allah rahmet etsin. Büyük Üstadımız, çok şahane bir insandı. Gelmiş-geçmiş, en büyük şairdir.
OKTAR BABUNA:Hayatıyla ilgili kısa bir bilgi veriyorum Hocam. “Necip Fazıl, resmi kayıtlara göre, Şeyhülİslam Mevlana Bektut’a dayanan ve Dulkadiroğullarına bağlı Kısakürekler soyuna mensuptur. İlk ve orta öğrenimini, Amerikan Koleji, Fransız Koleji ve Askeri Deniz Lisesi’nde tamamlamıştır. Lisedeki hocaları arasında, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi ve İbrahim Aşkı gibi isimler varmış. Avrupa’ya gönderilen ilk Cumhuriyet öğrencileri arasında yer alarak, devlet bursuyla Paris’e gitmiş. Sorbonne Üniversitesi, Felsefe bölümünde bir süre öğrenimine devam ettikten sonra, Türkiye’ye dönmüş. Çeşitli bankalarda çalışarak, müfettiş olmuş. Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle olan tanışmasını; ‘bana yakın gözlerle, bir kerecik baktınız, ruhuma büyük temel çivisini çaktınız’ söyleriyle tarif etmiş. Necip Fazıl’a ait, 100’ün üzerinde eser mevcut. Eserlerinden ve düşüncelerinden dolayı, defalarca yargılanmış. 1960 öncesinde, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı, toplam 101 yıla ulaşmış. 1943 ve 1960 yılları arasında, sayısız kere hapse girmiş, kendi tabiriyle, hapisleri, üniversite yıllarından çok olan Üstad Necip Fazıl, 60 ihtilalinde de hapse girmiş, 1983’te İstanbul’da vefat etmiş. Eyüp’te toprağa verilmiş. Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin yanında, ruhu ve aklı yenide şekillenen Necip Fazıl, ‘sanatın ancak Allah’ın ve İslam’ın emrinde olması durumunda bir anlam ifade edeceğini’ hatırlatarak, düşüncelerini şu cümlelerle belirtmiş: ‘Anladım ki, işi sanat Allah’ı aramakmış. Marifet bu. Gerisi yalnız çelik-çomakmış.’ İnkişaf Dergisi, 11/2008.
ADNAN OKTAR:Mübareğin şiirleri çok mükemmeldir. Türk İslam aşığıdır, İttihad-ı İslam için ömrü boyunca gayret etmiştir. Resim mi göstereceksin?
OKTAR BABUNA:Evet, uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Abdülhakim Arvası Hazretleri, Necip Fazıl Kısakürek. Tamam seyredelim.
VTR-Necip Fazıl Kısakürek.
ADNAN OKTAR:Ne şahane insan, maşaAllah. Yani böyle şairlik hayret, Allah ilham ediyor, maşaAllah. Sakarya şiiri muazzam, tarif etmek çok zor, çok mükemmel.
Belçika’dan, Burcu’nun mektubunu oku.
OKTAR BABUNA:“Selamun Aleykum, aslan Hocam. Sizin konuşmalarınız, bizlere şevk ve cesaret veriyor, inşaAllah. Ümitsiz ve korkulu zamanlarda, gönüllerimize antibiyotik etkisi yapıyorsunuz, maşaAllah. Rabbim gücünüzü, kuvvetinizi arttırsın, inşaAllah. Bu arada uzun zamandır dikkatimi çekiyor, söylemeden edemeyeceğim, maşaAllah Oktar Ağabeyimizin sizin yanınızdayken heyecanı, küçük bir çocuğun parka gittiği o ilk anki gibi ya da bizim gibi gurbetçilerin Türkiye’ye yaklaştıkları anlar gibi. Bunu görmek çok güzel, maşaAllah. Sanki sizinle ilk defa karşılaşıyor. Heyecanlı ve şevkin bu derece taze kalması, imanının ne derece yüksek ve bağlı olduğuna kanıttır Allahualem. Bu kalbi hasta talebenize de dua edin ne olur güzel Hocam. Sizi çok seviyorum, Allah’a emanet olun, Belçika’dan Burcu.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Mehmet’in mektubunu oku.
OKTAR BABUNA:“Aslanlar aslanı, Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın Selamı ve koruması üzerinize olsun, inşaAllah. Üniversitede okurken, başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum size. Girdiğim bir sınavda soru; ‘Komünizm ile faşizm aslında farklı ideoloji olmalarına rağmen, temelde aynı kökten çıkmıştır. Bunu açıklar mısınız?’ dedi. Ben de o zamanlar, sizin kitaplarınızı aldığım ilimle ile materyalizm ve Darwinizmin bu ideolojilerin temeli olduğunu yazmıştım. Verdiğim cevap çok doğru olmasına rağmen, bu dersten tek kalan kişinin ben olduğumu gördüğümde, çok şaşırdım. Darwinistler okullarda, böylesine bir baskı olmadığını söylüyorlar ama ben bunu yaşamış bir insan olarak, cevap doğru bile olsa, onların ideolojilerine ters olduğu zaman, o dersten sınıfta bırakabiliyorlar. Allah, yaptığınız çalışmalardan dolayı razı olsun, inşaAllah, Mehmet Ok.”
ADNAN OKTAR:Bu duruma ne diyorsun?
OKTAR BABUNA:Demiştiniz ki; “Dünyada, Darwinist diktatörlük var. Darwinizm, yüzde 95 tarafından da korunuyor”” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Ali Savaş; “Hocam” diyor, Şeytandan Allah’a sığınırım. “Maide Suresi, 51“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.“ Allah, kafirler için de aynısını söylüyor. Onu neden söylemiyorsunuz? “Kafirleri de dost edinmeyin” diyor. Ama bakıyoruz, çocuğunuzu, babanızı dost ediniyorsunuz. Dinsiz, imansız, Allahsız, Kitapsız herifleri dost ediniyorsunuz. İslam’a saldıran, Kuran’a saldıran herkesi, Müslüman dost edinmez. Hangi dinden olursa olsun. İlla Yahudi olması şart değil. Ama normal ehl-i Kitap’ın hükmü, Kuran’da açıklanmıştır. Nedir onlar, Oktar anlat.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. Al-i İmran Suresi, 113, “Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir” diyor Allah. 199, “Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.”
Kasas Suresi, 52, 53 “Bu (Kur'an)dan önce, kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar.” Kitap ehli’nin inandığını bildiriyor Allah. Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimiz'den olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de Müslümanlar idik" derler.”
Nisa Suresi, 162- “Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.”
Bakara Suresi, 62- “Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”
Maide Suresi, 69 “Gerçek şu ki, iman edenlerle Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar;onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.”82,“Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.
ADNAN OKTAR:Kime yakın olanlar?
OKTAR BABUNA:Müslümanlara.
ADNAN OKTAR:Ayeti oku.
OKTAR BABUNA:Maide Suresi, 82 “Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.”
ADNAN OKTAR:Cübbeli ne diyor? Allah; “Hıristiyanlar, sevgi bakımından Müslümanlara yakın” diyor, Kuran ayeti. Şimdi bana cevap verin, bir ayet okuyorsunuz. Ahlaksız Hıristiyan, zalim Hıristiyan; tabii ki ona tabiyet olmaz, tabii ki onu adam yerine koymazsın, tabii ki itaat etmezsin. Ama kendi dinini yaşayan, ehl-i Kitap’tan bir Hıristiyan, mesela bir hanım, ne yapıyorsun, evlilik teklif ediyorsun, evleniyor, çocuklarının annesi oluyor. Ayet var, doğru mu?
OKTAR BABUNA:Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu heriflerin anlattıkları nedir? “Lanetlenmiş kavim” diyor. Allah; “evlenebilirsiniz” diyor, “yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor. Lanetlenmiş olarak görüyorsan, nasıl yemeğini yiyorsun, nasıl evleniyorsun? Lanet işi yapan, lanetlenir. Yoksa bir suçu olmayan neden lanetlensin? Ehl-i Kitap, ayrı hükmü olan, bir topluluktur, Kuran’da belirtilir. Allah’ın “evlenebilirsiniz” demesi, Müslümanlar için böyle bir ruhsat vermiş olması, onların konumunu gösterir. Müslümanlar onlarla evlenebiliyor, sevgi, şefkat gösterebiliyor, yakınlık gösterebiliyor. Artık eşi oluyor. Ve ona İslam’ı anlatıyor. Kabul ederse, güzel, etmezse, saygı duyarım. Kuran’ın hükmü budur. Böyle bir düşmanlık politikası yok, böyle bir saldırganlık politikası yok. Bakın ayeti söylüyorum, ayet yanlışsa, bana söylesinler. Oku devam et.
OKTAR BABUNA:Kuran’da, iman eden Kitap ehliyle, etmeyenler bir tutulmamıştır. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Ali İmran Suresi, 75 “Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez.”
ADNAN OKTAR:Demek ki, ahlaksız ehl-i kitap var, bir de ahlaklı ehl-i Kitap var. Normal ehl-i kitap’a, şefkat gösteriyoruz. Onlarla, dünya dostu oluruz, din dostu değil. Dünya kardeşi oluruz, din kardeşi değil. Onlar kendi aralarında din kardeşidir, Müslümanlar kendi aralarında din kardeşidir. Onlar bizim dinimize saygı gösterirler, biz de onların dinine saygı gösteririz. Ama aramızda düşmanlık yok. Adamlar, düşmanlıktan bahsediyorlar, yanlış biliyorlar. Bakın Kuran ile, ayetle konuşuyorum, eğer yanlışsa, bana söylesinler. Veyahut “Hocam yanlış anlıyorsunuz, doğrusu şu” desinler.
OKTAR BABUNA:Ayrıca siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah, Kuran’da, Müslümanların Kitap ehli’ne daveti de anlatılıyor. Şeytandan Allah’a sığınırız. Ankebut Suresi, 46 “İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere” Allah, zulmedenleri hariç tutuyor, “Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
ADNAN OKTAR:Bakın yapılacak olanın ne olduğunu, Allah söylüyor. Siz ne diyorsunuz? “Düşman olalım” diyorsunuz. Allah; “En güzel olan tarzın dışında mücadele etmeyin” diyor. Ne konuşacağımızı bildiriyor, Allah. Bunun dışında bir şey olmaz. Allah’ın belirttiği gibi hareket etmek durumundayız. Bunlar oradan, buradan, yobaz takımından, üçkağıtçı takımından duydukları hurafeleri, Allah’ın hükmü gibi anlatıyorlar. Bakın ben, Kuran ayetiyle konuşuyorum.
Devam et.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. Al-i İmran Suresi, 64 “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.” (Allah’ın Birliğine) “Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız."
ADNAN OKTAR:O kadar. Bak tebliğ yapıyorsun, uyarsa uyar, uymazsa uymaz. Saygı duyarsın. O ayeti bir daha oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. 64- De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.”
ADNAN OKTAR:“Allah Bir’dir diyelim” diyor Müslümanlar. Bediüzzaman da bunu söylüyor. Bediüzzaman bunu dedi diye, Cübbeli, Bediüzzaman’a olmadık laf etmişti, sonra özür diledi. Ama kendi radyosunda özür diledi. HaberTürk’e çıkıp, özür dilemedi. Orada Fatih Ağabeyine-Fatih babasına sevgi gösterilerinde bulunuyor.
Oku, devam et.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. Mümtehine Suresi, 8- “Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.”
ADNAN OKTAR:Şimdi taş kafalılara o ayeti bir daha oku, anlasınlar. Bakın Kuran ayeti okuyoruz, haşa hurafe anlatmıyoruz.
OKTAR BABUNA:“Allah, sizinle din konusunda savaşmayan”
ADNAN OKTAR:Dinime saldırmıyor, hakaret etmiyor, dinime bir şey demiyor. Kendi dinini yaşıyor, sen de kendi dinini yaşıyorsun. Evet.
OKTAR BABUNA:“sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz.”
ADNAN OKTAR:Bakın “iyilik yapmak” iyilik. Bir adama iyilik yapıyorsan, o ne demek? Dünya dostu olmuşsundur, dünya kardeşi olmuşsundur. İyilik yapıyorsun. Ne yapıyorsun? Ticaret yapıyorsun, yemeğini yiyorsun, hanımla evleniyorsun, güzel davranıyorsun, güzel hitap ediyorsun. Lanetlenmiş olduğunu söyleyip, azgınca saldırıya geçmiyorsun. Bakın “iyilik” diyor, iyilik. Adamların kafa granit gibi. Kuran ayeti söylüyorum. Desene yanlış diye. Sürekli tek bir ayet var, sürekli onu söylüyor. Bu ayetler onun açıklaması.
OKTAR BABUNA:Ayrıca siz bahsetmiştiniz Hocam; “Kitap ehli’nin yemeği Müslümanlara helaldir, Kitap ehlinden bayanlarla evlenilebilir” demiştiniz. Şeytandan Allah’a sığınırım. Maide Suresi, 5 “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır.”
ADNAN OKTAR:Bazı taş kafalar, sürekli o tek ayeti okuyorlar. Bu ayetleri hiç okumuyorlar. Yani bu ayetleri gördüklerinde, kaçıyor herifler. Bu ayetlerle muhatap olmak istemiyorlar. Ne okumak, ne duymak, ne konuşmak istiyorlar. Tek ayetle hareket ediyorlar. Mesela diyor ya; “İçkiliyken namaza yaklaşmayın.” Bunlar, namaza yaklaşmayın ayetini alıyorlar, içkiliyken kısmını almıyorlar. Aynı mantık.
Devam et.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde de, Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Kitap ehline gösterdiği şefkatten bahsedeyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet, anlat.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.)’in Kitap ehline gösterdiği şefkat ve merhametinden bazı örnekler: “Peygamberimiz (s.a.v.), Necran Hıristiyanlarının Mescidi Nebevi’de kendi ibadetlerini yapmalarına izin vermiştir. “Hıristiyan Necran heyeti bir ikindi vakti, Medine’ye gelerek Mescid-i Nebevi’ye girmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.), ashabı ile henüz ikindi namazını kıldığı sırada ibadet vakitleri gelen Hıristiyanlar doğuya yönelerek, ibadet etmeye hazırlanmışlardır. Bazı sahabiler, onların ibadet etmelerine engel olmak istemişler, fakat Hz. Peygamber (s.a.v.); ‘onların serbest bırakılmalarını ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsaade edilmesini emretmiştir.’” (Taberi, İbn Kesir, Razi, Kurtubi.)
Peygamberimiz (s.a.v.), Necran Hıristiyanlarının ziyareti sırasında, oturmaları için abasını sermiştir. “Tüm bunların yanı sıra Resulullah (s.a.v.)’i Kitap ehli’nin düğün yemeklerine katıldığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Hatta Mecran Hıristiyanlara, Onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (s.a.v.) onlara, abasını sermiş ve ‘oturmalarını söylemiştir.’”
Peygamberimiz (s.a.v.), “Kitap ehli’nin Müslümanların emanında olduklarını” söylemiştir. “Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in, Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka’b ve kavmine yazdırdığı anlaşma metninde; “Şarkta ve garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları, Allah’ın, Peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir. Hıristiyanlık dini üzere yaşayanlardan Hıristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa, Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar” yazdırmasıdır. (İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdülmelik, Es-Siretü’n-Nebevviyye, Daru’t-Türas’il-Arabiye, Beyrut 1396/1971, II/141-150)
Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.), Yahudi bir kişinin cenazesi geçerken, ayağa kalkmıştır. Cabir B. Abdullah (r.a) şöyle nakletmiştir: “Yanımızdan bir cenaze geçmişti. Resulullah (s.a.v.) hemen o cenaze için ayağa kalktı. Biz de (ona uyarak) kendisi ile beraber ayağa kalktık ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bu bir Yahudi kadınının cenazesidir’ dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.): ‘cenazeyi gördüğünüzde, hemen ayağı kalkınız’ buyurmuştur.” (Müslim, Cenaiz, 78 Hadis no: 1593)
Peygamberimiz (s.a.v.), kimsenin dinine karışılmasına izin vermemiştir. “Din seçme hürriyetinin ifadesi olan La ikrahe fi’d-din ‘Dinde zorlama yoktur’ ayetini (Bakara Suresi, 256) uygulamakta olan Peygamberimiz (s.a.v.), 630 senesinde, Müslüman olduklarını bildirmek üzere Medine’ye gelen Hımyer hükümdarlarının elçilerine şu talimatı vermiştir. ‘Bir Yahudi veya bir Hıristiyan, Müslüman oldukları takdirde, müminlerden olurlar. (Onlarla hukuken eşittirler) Kim Yahudiliğinde veya Hıristiyanlığında kalmak istiyorsa, ona müdahale edilemez.’” (İbn Hisam, es-Sire, II. 586)
ADNAN OKTAR:Şimdi bakın buradaki arkadaş ne yapıyor? Maide Suresi, 51. ayete bakıyor, sadece ona bakıyor, diğer ayetleri okumuyor. Böyle Müslümanlık olmaz. Allah; “Kuran’ı parça parça ettiler” diyor. Müşrikler yapar bunu, şirk ehli yapar. Diğer ayetleri kabul etmiyor. Ve bu ayetin de anlamını da bilmiyor. “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, çünkü onlar birbirlerinin velileridir.” Maide Suresi, 51.ayet. Sen bul, bir de bunlar ayetin geliş-gidişini de incelemiyorlar. Yani Kuran’ı anlamak için, Kuran’ın gelişine de bakmak lazım, gidiş ayetlerine de bakmak lazım.
Müzeyyen Hocam, sen Arapça bir Kuran oku bize.
MÜZEYYEN HANIM:Kıyamet ile ilgili ayet okuyacağım, inşaAllah.
EuzubillahimineşşeytânirracîmBismillahirrahmanirrahim. Araf Suresi, 187- “Yes-elûneke ‘ani-ssâ’ati eyyâne mursâhâ (Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.) kul innemâ ‘ilmuhâ ‘inde rabbî (De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin Katındadır.) lâ yucellîhâ livaktihâ illâ hu(ve)(Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz.) śekulet fî-ssemâvâti vel-ard (O, göklerde ve yerde ağırlaştı.) lâ te/tîkum illâ baġte (O, size apansız bir gelişten başkası değildir.") yes-elûneke keenneke hafiyyun ‘anhâ (Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar.) kul innemâ ‘ilmuhâ ‘indaAllâhivelâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûn (De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah'ın Katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.")
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Müzeyyen Hocam, 10 yıllık talebem. Ehl-i ilimdir, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Elhamdülillah, vesilenizle inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Maide Suresi, 57. Ayeti okuyorlar, 58. Ayeti okumuyorlar, cahilliklerinden.Şeytandan Allah’a sığınırım Maide Suresi, 58 “Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler.”Dinle alay ediyor. Zaten bu, kanunen de suçtur. “Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır” diyor Allah. Bu durumda böyle adamlarla muhatap olunur mu? Tabii ki bunlarla dünya dostu, dünya kardeşliği olmaz. Çünkü terbiyesizlik yapıyor. Şeytandan Allah’a sığınırım.59 “De ki: "Ey Kitap Ehli, yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?" Dangalaklık yapan adamlar var, onlara karşı bir tavır var. Yoksa kendi halindeki ehl-i Kitap’a karşı bir tavır değil bu, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Namazda benzer şekilde ibadet eden Kitap ehliyle ilgili bir filmimiz vardı Hocam.
VTR-Musevilerin ve Hıristiyanların Namaza Benzeyen İbadetleri.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. Maide Suresi, 80, “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün.” Şimdi bu ayeti Cübbeli Ağabeyinize bir söyleyin bakalım, ne diyecek? Bakın ayette diyor ki: “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün.”Yani sırf Yahudilerden ahlaksızlık yapanlar değil bu, sırf Hıristiyanlardan değil. Kim olursa olsun, dine saldırıyorsa, onunla dost olunmaz, ahbap olunmaz. Yani dünya dostu olmaz.
Maide Suresi, 80 ve 81. ayeti oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.”
ADNAN OKTAR:Kimler dost edinilmiyor? İnkar edenleri. Mesela sahtekarlar var, Müslüman’ım diyor, fakat imansız, dinsiz, dine karşıt, “inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün” diyor Cenab-ı Allah. Allah bunu, yasaklıyor. Siz bunu gidin, Cübbeli Ağabeyinize söyleyin. Allah’ı, dini açıkça tavır almış adamlarla, ahbap oluyor değil mi? Kucak kucağa.
OKTAR BABUNA:Sedat Laçiner, bugün Star Gazetesi’nde, açıkça ifade etmese de, Türk İslam Birliği’ni ve Mehdiyet’i anlatan güzel bir yazı yazmış. “Başbakan Erdoğan’dan, önümüzdeki dönemde iddia edilen Ergenekon davasını, başarıyla sonuçlandırmasını, terör sorununu halletmesini, demokratikleşmeyi hızlandırmasını ve en önemlisi de, Türk milletini bütünleştirecek bir ruhu tesis etmesini beklediğini” yazmış. “2023 yılını hedef olarak belirleyen Başbakan Erdoğan’ın, bu yıla yönelik en büyük hedefinin, Birleşik Türkiye olması gerektiğini ve Türk halkının hem komşularıyla, hem de geçmişiyle yeniden kucaklaşması gerektiğini” ifade etmiş. “Ancak tüm Türkleri yeniden birleştirecek olan liderin, özel bir ruha ihtiyacı olduğunu, bu ruhun ise, Çanakkale ruhu olduğunu” ifade etmiş. “Kadere inandığını, kaderde, 21. yüzyılın, Türk yüzyılı olacağından hiç şüphe duymadığını” söyleyerek, “ancak bu hayali Erdoğan mı gerçekleştirecek, yoksa başka bir lider mi” sorusuyla, yazısını tamamlamış Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ragıp Günel, İskoçya’dan bir kardeşimiz yazmış: “Arada değil Hocam, her gün sizi izliyoruz” diyor. “Değerli Seyyid Muhammed Adnan Hocam, Allah’ın Selamı ve bereketi üzerinize olsun. Hocam bir arkadaşımız biraz önce, ‘arada sırada rast geldikçe sizi izlediğini’ yazmış, siz de okudunuz. Hocam, Allah şahidimdir, canlı yayına ilk çıkmaya başladığınızdan beri yani yaklaşık 3 senedir, her gün sizi izliyorum. Tüm hayatımı sizin yayınlarınıza göre ayarlıyorum, inşaAllah. Sizin yakışıklı ve güzeller güzeli yüzünüzü görmeden, bir gün bile geçmez” diyor. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Lenin’in ölümüyle ilgili bilgi vardı. Komünist, Darwinist yönetimi süresince, milyonlarca insanın katledilmesine sebep olmuş olan Lenin’in ölümüyle ilgili bazı bilgiler veriyorum. “Son günlerinde, evinden sürekli yüksek çığlıklar geliyormuş, 24 saat boyunca devam ediyormuş. O kadar çok hastalığı varmış ki, bir kısmı devlet sırrı olarak saklanmış. 1918’de karşı devrimci, Fanny Kaplan’ın tabancasından çıkan, kurşunlara hedef olmuş. O kurşunlardan sonuncusu, 1922 yılında çıkartılabilmiş. 22’de beyin kanaması geçirmiş, bunun ardından Lenin’e sık sık felç inmeye başlamış. Sara hastalığına tutulmuş, ardından damar sertliği ve migrene yakalanmış. Bu patolojik rahatsızlıkların yanı sıra, Lenin yavaş yavaş delirmeye başladı. Sık sık şuurunu kaybetti, cinnet geçirdi. 1923 Mart’ındaki felçten sonra Lenin, tamamen delirdi, öldüğünde suratı korkunç bir hal almıştı. Bu halinin bilinmesini istemeyen Stalin, doktorlara emir vererek, cesedin güzelleştirilmesini istemiş. Doktorlar da bir nevi estetik cerrahi tekniğiyle ve ilaçlarla, onun yüz şeklini normal haline getirip, daha sonra mumyaladılar. Lenin’in mumyalı vücudu, bir cam fanusa yerleştirildi, onun da üzerine bir anıt mezar yapıldı ve ziyarete açıldı.”
ADNAN OKTAR: Televizyonda görülen nedir?
OKTAR BABUNA:Lenin’in fotoğrafı, Hocam.
ADNAN OKTAR:Çoluk çocuk korkar ondan.
O nedir?
OKTAR BABUNA:İman hakikatleri resimleri, Hocam.
ADNAN OKTAR:Her biri birbirinden tatlı, maşaAllah. Tamam, Cübbeli’yle bitirelim.
VTR-Cübbeli: “Hz. Mehdi (a.s) Gelse de Yardım Etsek Diye Aşkla, Şevkle, Hasretle Bekliyoruz” Diye Allah’a Dua Ediyor.
ADNAN OKTAR:Ne şahane anlatıyor, maşaAllah. Ey Cübbeli ey! Böyle Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet edeceğin, aklının ucundan geçiyor muydu? En karşı olduğun varlığa karşı, böyle geceli-gündüzlü hizmet edeceğin, hiç aklından geçiyor muydu? Bak, Allah nasıl boynuna doladı, maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s), Yahudileri ve Hıristiyanları İslam’a davet edecek, inşaAllah. Bu, düşmanlıkla olur mu?
Oktar anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam, yavru kedi ile ilgili filmimiz vardı.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Ne tatlı şey, çok tatlı maşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Adıyaman Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bir ayet oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz İsrailoğulları’nı, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.” (Yunus Suresi, 93)
ADNAN OKTAR:O anlaşmazlığa düştükleri şey, Kuran ile kalkmış oluyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin.” (Yunus Suresi, 101)
ADNAN OKTAR:Teleskopla bakacağız, değil mi? Kuran, astronomiye dikkat çekiyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.” (Yunus Suresi, 101)
ADNAN OKTAR:Evet, tamam görüşeceğiz, inşaAllah.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...