ERDEM ERTÜZÜN:Münafıkların Hocam, iman etmeyenlerin yanına hemen sığıntı gibi ayrılıp gitmeleri ile ilgili ayet vardı Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nisa Suresi’nin 138 ve 139. ayeti. “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır. Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır.
ADNAN OKTAR:Her münafık, ayrı ayrı kendini çok mükemmel zanneder. Yani onun özelliğidir. Hiçbir münafık diğer münafığı beğenmez. Yani dünyanın en akıllı, en isabetli adamı olarak görürler, en takva, dinde de en mükemmel adamı olarak görürler, en dürüst adamı olarak görürler. Münafığın ortak özelliğidir. Ve bütün münafıklar birbirlerinden nefret ederler. Ortak özelliği. Bakın sırf Müslümanlardan değil, birbirlerinden de nefret ederler. Münafık çok detaycıdır. Böyle hani sapık filmlerinde olur ya; akşama kadar, eve girer, ne manyaklık yapsam diye düşünür. Münafık da öyle akşama kadar ne manyaklık yapsam diye düşünür. Şeytan sürekli orasını burasını dürtükler. Yani sürekli pislik peşindedir. Kuran’da da, Müslümanlar için en büyük tehlike olarak belirtilmiştir münafıklar. Ama onlar da olmazsa, imtihan olmuyor. Yani imtihanın şartı. Çok hayatidir.
ERDEM ERTÜZÜN:Hocam biraz önce söylediğiniz gibi, Haşr Suresi’nin 14. ayetinde Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır“ buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR:Evet işte bakın Kuran’ın açıklaması bu inşaAllah. Münafıklığa karşı, Müslüman daha akıllı olduğu için onun zekasını, aklıyla yok ediyor Müslüman. Münafık çok zekidir ama akılsızdır. Müslüman akıllıdır, aklın karşısında dünyanın en gelişmiş zekası, hiç hükmündedir. Zeka akılla baş edemez. Yani aslanın karşısında ufak bir böcek gibidir zeka. Yani en gelişmiş zeka bile. Akıl kahredici güçtür. Akıl Allah’la bağlantıdadır. Zeka şeytan ile bağlantıdadır. Mutlaka mağlup olur, her seferinde. Çok zekice oyun oynar, Allah ayağına dolandırır. Oktar Hocam buyur bakalım.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebeleri olduğunu söyleyen bir grubun sitesinde, “Süleyman Hilmi Tunahan’dan, Hz. Mehdi (a.s) ve Kemal Kaçar’dan da Hz. İsa (a.s) olarak” bahsediliyor. Resimlerin altına isimlerini yazmışlar. Sitenin adı Mehdias-evlatları.com. Bu resimde görülen sayfa dışında da Süleyman Hilmi Tunahan’ın ses kasetlerini yayınlarken, Hz. Mehdi (a.s)’ın bizzat sesinden vaaz şeklide yayınlıyorlar Hocam. Sitede resimde görülüyor.
ADNAN OKTAR:Seyiddir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in neslinden çok mübarek muhterem bir insandır. Ama hiçbir zaman için Mehdilik iddiası olmamıştır. Altına Hz. Mehdi (a.s)’dır, Kemal Kaçar ağabeye de Hz. İsa (a.s)’dır demek yani çok acayip bir şey. Hz. İsa (a.s) gökten inecek. Kemal Kaçar’ın, ağabeyimizin annesi de var babası da. Çocukluktan doğmuş büyümüş bir insan. Hz. İsa (a.s) olur mu? Değil mi? Kemal Kaçar Ağabeyimiz Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin damadıydı, vekiliydi. Ben bizzat tanıştım. Hiç bir şekilde öyle bir iddiası olmamıştır. Günahtır, yazıktır. Böyle bir hareket yapılmaz, böyle bir konuşma olmaz. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin hiç bir zaman için Mehdilik iddiası olmamıştır. “2010’larda, 2020’lerde İslam’ın hakim olacağını” söylemiştir Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri. O var, başka bir şey yok. Ve “Hz. Mehdi (a.s)’ın, ileride zuhur edeceğini” söylemiştir. Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamıştır. Bediüzzaman’ı da çok seven, mübarek bir insandır. Hz. İsa (a.s) orijinal haliyle, hatta “saçlarına su damlatarak inecek” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Bu haliyle anlatıyor. “Saçları kızıldır” diyor, değil mi? “Sanki saçları ıslak gibidir diyor.” Boyunu posunu hepsini tarif etmiş. Ve annesi babası dünyada yok. Allah Katından iniyor.
OKTAR BABUNA:Son günlerde PKK lideri Murat Karayılan ile yaptığı röportajı gündeme gelen Serdar Akinan, bugünkü yazısında yaşadığı sağlık sorunlarını yazmış. “Stres ve tempolu çalışmaktan bağışıklık sisteminin zayıfladığını, bir yandan yüksek kolesterol, diğer yandan karaciğer yağlanması sorunu olduğunu” söyleyerek “İsveçli Şaman bir kişiyle görüşerek antidepresan ilaçları dahil ilaçlarını çöpe attığını, bedenin kendi iyileşme gücünü harekete geçirmesi için, Şamanist olan o kişiden öğrendiği, bitkisel karışımları kullandığını” yazmış. “Bunları sağlık endüstrisinin çökmesine bağlamış. Ve bugün Arap baharı olarak sunulan kalkınmanın ve daha önce Avrupa ülkelerinde de yaşandığını ancak çöktüğünü” söylemiş yazısında Hocam.
ADNAN OKTAR:Serdar’ın yaşı ilerledikçe, üslup da değişiyor. Ne yapıyor bu çocuk? Gitti bir Karayılanla görüştü, arkasından şamanlarla görüşüyor. Bir de iddia edilen Ergenekon terör örgütü, şamanist bir örgüttür, kendi iddiaları bu. Şaman inancına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Bu da diyor ki; “ben de şaman rahibi ile görüştüm” diyor. Kuşku meydana getirir, kuşku. Kaçınsın böyle şeylerden, inşaAllah. Kuran’a sünnete tabi olsun. Hastalandığında da, doktora gitsin. Devlet hastaneleri var, bakarlar ona bir şey olmaz. Sigortalı zaten değil mi? Para bulamazsa biz göndeririz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Mehmet Şevki Eygi Hocamız yazısında; “soru cevaplarla Türkiye’nin nereye gittiğini” yazmış. Sorularından birisi; “Müslümanların en büyük zaafının ne olduğu. Cevabı ise başlarında ehli bir başkan imam ya da emir bulunmaması ve bu kişiye itaat ve biat etmemeleri olduğunu” yazmış. “Nereye gidiyoruz sorusuna da, kıyamete gittiğimizi” söylemiş. “Ümitsiz misiniz sorusuna ise Allah’tan ümit kesmenin küfür olduğunu” söyleyerek yanıt vermiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hocamız, Hz. Mehdi (a.s) çıkacak diyor. Her zaman der. Daha önceki konuşmalarında var. 2022’lere işaret ediyor, inşaAllah. Hocamızın o konuşması var mı?
OKTAR BABUNA:Bulurum Hocam hemen inşaAlah.
ADNAN OKTAR:Sen bir şeyler anlat bakayım.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah Hocam. Hocam Mümtehine Suresi’nin 2. ayeti. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir.”
ADNAN OKTAR:Evet Müslümanların inkar etmelerini isterler, çok uyanıktır münafıklar kendi akıllarınca. Bakar ki, Kuran kolay, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti kolay. Ne yapayım der. Şimdi Müslüman’ı dinden nasıl çıkaracak? Der ki Müslüman’a; “siz takva değilsiniz” der, “neden” derler, “baksanıza namazı çok kolay kılıyorsunuz. İbadetleri kolay yapıyorsunuz. Kolay yaşıyorsunuz. Öyle bir şey olmaz. Bakın ben der hurafeye göre yaşıyorum, ben daha zor yaşıyorum. Siz bana benzeyin, benzemezseniz siz küfür içinde olursunuz. Eğer hurafeleri yaparsanız, ehli takva olursunuz” der. Ve Müslüman’ı hurafenin içine çeker, orada boğar onu. “Bak” der “demek ki, din hakikat değilmiş” der. “Ben seni çağırdım, sen kendin geldin ve boğuldun” der. Münafığın yöntemi budur. Müslüman’ı hurafenin içine sokmaya çalışır. Orada boğmaya çalışır. Yani direkt yıkamayacağını bilir.
OKTAR BABUNA:Karayılan, Cumartesi günü bir haber ajansıyla röportaj yapmış. Bu röportajda; “Nakşibendi Şeyhi Şeks Sebendi ile görüştüklerini, Nakşibendilerin, Kürtlerin haklarına sahip çıkmaları gerektiğini” söylemiş. ‘Bu görüşme tarikatın etkili olduğu yerlerdeki oyların AK Partiye gitmemesi, bağımsız BDP adaylarına gitmesi olarak’ yorumlanmış. ‘Bu görüşme, ayrıca PKK’nın dini grupları etki altına almak için bir yöntem olarak değerlendirilmiş’ Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, biraz açıkla.
OKTAR BABUNA:Allahualem sinsi taktikleri var Hocam, inşaAllah. Nakşibendilerle görüşerek, onların Nakşibendi Şeyhi ile görüştüklerini söylüyor Hocam inşaAllah. “Orada Kürtlerin haklarına sahip çıkmaları gerektiğini söylediğini” söylüyor Nakşibendilerin. Böylece tarikatın etkili olduğu yerlerdeki oyların, AK Parti’ye gitmesini engellemelerine taktik gibi belirtmişler haberde.
ADNAN OKTAR:PKK, komünist bir örgüt, Stalinist bir örgüt, Leninist bir örgüttür. Nakşibendilik ne alaka onlarla? Çok acayip. Komünizm; aileye, dine karşıdır, ahlaka karşıdır, devlete karşıdır. Beril Hocam sen bir şeyler anlatmak ister misin?
SUNUCU: Estağfirullah Hocam. Ayet söylemek istiyorum eğer uygun görürseniz inşaAllah. Kovulmuş Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz insan azar kendini müstağni gördüğünden” buyuruyor Allah, Alak Suresi 6-7’ydi Allahualem. Siz anlatmıştınız; kalbinde hastalık varsa, daha da çok enaniyet yaparsa, Allah onu münafık yapar. Bakara Suresi’nde de söylüyor inşaAllah. “Kalplerinde hastalık vardır, Allah da hastalıklarını arttırmıştır” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyorsun tabii. Enaniyet mahveder insanı, Allah esirgesin. Yani müstağni görmek, ben kusursuzum, ben hatasızım demek. Onun için, daima olabilir kafasıyla bakıp inşaAllah mümin muttakiyimdir ama hatam olmuş olabilir, düzelteyim diyecek inşaAllah. Kendinden emin olmayacak. Mesela Cübbeli’nin sorunu enaniyettir. O kendi enaniyeti yetmiyor gibi cemaati de enaniyetin içine sokmaya çalışıyor, Mahmut Hocamızı da enaniyetin içine sokmaya çalışıyor. “Dünyanın en büyük alimi en büyük velisi” diyor. Bunu Mahmut Hocamız’ın kendi söylemesi lazım. Sen onun adına vekaleten söyleyebilir misin, değil mi? Çıkar Mahmut Hocam der; en büyük müceddid benim en büyük veli benim der, biz ondan duyarız. Senin ne haddine yani, değil mi? Ama öyle bir iddiası yokken, sen böyle bir şey söylüyorsan bu acayip bir şey olur, inşaAllah.
Dinleyelim.
VTR-Cübbeli, Hutbelerde Deccalin Anlatılmasının, Kıyametin Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıor.
VTR- Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın en büyük düşmanlarının “Fıkıh Âlimleri” olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin bu anlattıklarını, bundan sonra analiz ederek, şimdi anlatıyor, mesela adam burada birilerinden bahsediyor, birilerinden bahsediyor ama hiç üstüne alınmıyor. Yani bunu ilgilendirmiyormuş gibi anlatıyor. “Hz. Mehdi (a.s) çıktığında” diyor, “ulemanın büyük bir bölümü, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı gelecek” diyor. Hâlbuki onlar, ehl-i sünnet iddiasıyla karşı gelecekler, zaten. Âlim oldukları iddiasıyla, yani sapkın olduğu iddiasıyla çıkmayacak ki. Yani Kuran’a ve sünnete titizlik, iddiasıyla Hz. Mehdi (a.s)’a karşı çıkacaklar adamlar. Biraz üstüne alınması lazım. Acaba ben de bu türden miyimdir, gibi, bir şüphe etmesi lazım. Aklının ucundan, dahi geçmiyor, adamın. İşte müstağni görmek, çok büyük bir sorundur. Cenab-ı Allah, ayette; “İnsan kendini müstağni gördüğümden, azar” diyor. Müstağni görmeyecek, şüphe edecek. Acaba burada bahsedilenlerden, benim alakam olabilir mi? diye. Ben ve benim gibi bazı tiplerin, alakası var mı? diye düşünecek. Onun için bundan sonra, her konuşmasını, not alıp, analiz edelim. Yani yorumlayarak, anlatalım. Şimdi ben, Cübbeli’nin konuşmalarını, herkese ezberlettim. O safha bitti. Şimdi analize geçeceğiz. Her cümlesini ayrı analiz edeceğiz. Orada kim anlatılıyormuş, kimlere hitap ediyormuş, ne anlatılıyormuş, iyice kavranması için, güzelce vurgulayacağız.
Bir genç, “Samimi bir dindar Atatürk” kitaplarını, nerelere dağıttığını anlatmış. Aferin bak. Atatürk’ümüzün dindar olduğunu, Allah’ı sevdiğini anlatmış. Bu çok hayati bir konudur. Kardeşim, küfre öyle bir biçimsiz vurduk ki, öyle bir belini kırdık yani biz neymişiz kardeşim, maşaAllah, elhamdülillah. Allah ne güzel yarattı. Adamlar Darwinistim, demeye utanıyor artık. Adamlar garip garip bakıyor. Darwinizm nedir diyene, acıyarak bakıyorlar, böyle arkasından falan da bakıyorlar. Eskiden bunlar göğüslerini gere gere geziyorlardı. 12 Eylül öncesinde, Türkiye’ye bunlar hâkimdi. Şimdi adamı ufukta kayboluncaya kadar, arkasından seyrediyorlar, bunlar da Darwinistmiş, diye.
OKTAR BABUNA:Ali Demirsoy’un en yakın arkadaşı, sen hakikaten inanıyor musun diye sormuştu, o da kızmış.
OKTAR BABUNA: Anuştayn, demeye başladı, ondan sonra dedem. Atatürk’ü çocukluğumuzda bir anlatırlardı, acayip acayip şeyler anlatırlardı. Bir baktım, milliyetçilik onda, dürüstlük onda, modernlik onda, dindarlık onda, Kuran dağıtmak onda, Kuran meali yaptırmak onda, Buhari’yi tercüme ettirmek onda, İmam hatipler açtırmak onda, İlahiyat fakülteleri açtırmak onda. Muhaliflerine soruyoruz. Siz ne yaptınız? “Hiç” diyor. Ne konuşuyorsun o zaman? Onun yaptığının onda birini yapabiliyor musun? Yapamıyorsun. Bir de o zamanlar bakın, bir avuç PKK kabadayılık yapıyor, adam, şehir elektriği verilmiş gibi, titriyor, her tarafı zıngır zıngır zıngır titriyor. Atatürk zamanında, delikanlılığa bakın Atatürk’ün, yiğitliğine bakın, Fransızlar ayrı işgal etmiş, İngilizler de. İngiltere süper güç, PKK, MKK ne. Adamın yani ağır silahlarla donatılmış. PKK kıtipiyoz takımı. Hafif silahlarınız var. Yani çok rahat kafaları ezilecek takımdan adamlar. Tabii biz, fikren ezme yanlısıyız. İtalyanlar ayrı, Rum işgali ayrı, iç işgaller, iç ayaklanmalar ayrı. Her yer işgal altında. Atatürk, gayet sakin. Defolun dedi, takır takır, hepsini bir bir kovaladı. Adamlar böyle, gemilere zor kendilerini attılar. İngilizler, Çanakkale’yi biz işgal edeceğiz” dediler, biz kabadayıyiz dediler. Kabadayılık öyle olmaz böyle olur dediler. Delikanlılığın kitabını yazdılar. Hepsi “bunlar neymiş” dediler. “Mümkün değil, baş edilmez, bir daha da yanaşmayalım” dediler. İkinci Dünya Harbinde de, hiç yanaşmak istemediler. “Aman aman” dediler. “Biz, birinci dünya harbinden tanıyoruz bunları” dediler, “hiç yanaşmayalım” dediler. Biliyorlar başlarına geleceğini. Senin ufaklık, gitmiş oraya, Karayılanla görüşmüş, her yeri titreyerek, döndü. Daha hala titremesi devam ediyor. Bu kıtipiyoz takımı altı, üstü en fazla 50 000 tane adam çıkarır ki; bunların 1000 tanesi kafa adam yani kafasını kullanan, zeki ama şeytani zekâya sahip, idari kadrodaki adamlar. Yani zehirlenmiş, militan takımı. Ondan gerisi, korkudan tabi olanlar. Yani bak, 49.000’i, korkudan tabi olanlardan. 1000 tane onları korkutarak, kontrol altına alıyorlar. Bunlara höt dediğinde, pır kaçarlar. Bizim Mehmetçiklerimiz, koç yiğitler Nevşehir’den, Kayseri’den geliyor, böyle ana kuzuları, köyden gelmiş, canlarım benim. Kimi daha ilk defa şehri gören insanlar. Beş kulaklar, siz oturuyorsunuz onları orada, mazlum, canlarımı karakolun içerisinde, kendi kafanızca puslu havada kıstırdığınızı zannediyorsunuz. Bir başka türlü bir pozisyonda karşılaştığında da, tabanları yağlayıp kaçıyorlar. İlla ki, kalleşlik yapacaklar. Türkiye’de kalleşlik yapacak haliniz kalmaz. Bak söylüyorum, yerin 50 metre altına girseniz, yine girer, buluruz sizi. En az 20 milyon asker çıkar Türkiye’de, en az 20 milyon. Yani öldü desen, 20 milyon. Filinta gibi bizim gençliğimiz, hep genç nüfus. Bölünmeye CHP’liler de karşı, AK parti de karşı, MHP de karşı, Saadet de karşı, hepsi karşı. Türkiye’de karşı olmayan yok. Kürt kardeşlerimiz de karşılar. Dünyayı dar ederiz, bunlara. Artistik yapmayacaklar, gıcık hareketler yapmayacaklar. Şimdi artistik demeyelim de. Şimdi yanlış anlaşılır. Artist makbul bir şey. İtlik de demeyelim. İt de güzel, sevimli bir hayvan. Ne diyelim? İşte aşağılık, köpek. Hiçbir şey diyemiyoruz. En adilik, en adi neyse o. Milletin sabrını kontrol etmeye çalışıyorlar. Kabadayılık yapma falan, böyle şeyler, yok. Hürriyet, sonuna kadar olsun. Kürt kardeşlerimiz, dağlara çıksınlar, sığırları, koyunları alsınlar, çıngırdakları falan, duyulsun. Kürt çadırları kurulsun, zılgıt çeksinler, beraber kuzu çevirelim, sıra geceleri yapalım. Dağlar onların, her yer onların, bütün Türkiye onların. Oralar da hepimizin. Mardin benimdir, Diyarbakır benimdir. Ben Diyarbakır evlerinde, saz dinlemek istiyorum. Sıra gecesi yapacağız Allah Allah değil mi? Urfa’da yanık sesle, türkü dinlemek istiyorum, ben. Ben oraya pasaportla giremem, istemiyorum, böyle bir şey. Onların da Türkiye’ye pasaportla girme diye bir konu olmaz. Çakallık yapmayacaklar, inşaAllah. Özgürlük olsun, zenginlik olsun. Onlar benim canlarım, annelerim, kardeşlerim, hepsi olsun. En güzeline layıklar, en iyisine layıklar ama bölünmenin b’sini duymayacağız. Yani gök kubbeyi bin kere tepelerine geçiririz. Denemek istiyorsun. Kaç defa denenir, kaç defa denediler bunu Anadolu topraklarında? Kardeşim tarih boyunca nerede çakal varsa, bize çatmış, Allah’ın hikmeti. Hep boyunun ölçüsünü almak isteyen buraya gelmiş. Sille, tokat sopayı yiyip, kaçmışlar.
Azerbaycan’dan Kamuran Kurbanov, “Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. MaşaAllah, gelişiniz ile yüzler gülüyor, maşaAllah nur saçıyor yüzünüz. Konuşmanız, her bir güzelliğiniz maşaAllah. Bu kez mektubumu okumanız kısmet olur, inşaAllah. Sizi çok seven, Azerbaycan’dan Kamuran.” Azerbaycan bizim canlarımızla dolu, maşaAllah. “Sanki ateşlerde yüreğim” diyor. “Bu sessizliğiniz beni benden etti” diyor. MaşaAllah, sevgisini ifade eden, güzel bir yazı yazmış kardeşimiz hanım kardeşimiz.
Ali Savaş. Ali, soyadın Savaş değil. Niye o soyadı alıyorsun. Ne gerek var bunlara, bu cıvıklığa Allah aşkına, ne olacak sanki? Delikanlı olun biraz. Suç mu söylediğin? Gayet normal şeyler söylüyorsun. Özetle, biz size ne Alevileri ezdiririz, ne Bektaşileri ezdiririz, ne Şiileri, ne Caferileri, ne Vehhabileri bunu kafadan atacaksınız. Açık hanımlara da saygısızlık, edepsizlik size yaptırmayız. Yobazlık ta yaptırmayız, çakallık da yaptırmayız, bunu unutacaksınız, bu kadar. Yani bu rüyadan vazgeçeceksiniz. Onlar benim canlarım, birinci sınıf. Bak, elinden, yüzünden nur akıyor, gayet tatlı, hayat dolu, dışa dönük. Hepsi de Allah’ı, dini seviyorlar, hepsi Peygamberimiz (s.a.v.)’ âşık. Bak benim kameramanım da orada, dünya tatlısı, inşaAllah. Bak başı kapalı kardeşimiz de geliyor, Kuran’ı su gibi ezberden bilir. Baştan sona Türkçe ve Arapça olarak. On yıllık talebemdir. Başı kapalı ama tertemiz, bakımlı, kaliteli bir Müslüman. Bakın benim kızlarım da öyle, çok şahaneler. Aydın, aklı başında, yobazlığa karşı bunlar kaledir. Hıristiyan; biz Hıristiyanları ezdirtmeyeceğiz kardeşim, bu kadar. Yahudileri ezdirtmeyeceğim. Yani Peygamber soyudur, onları ezdirtmem, kılına dokundurtmam. Hıristiyanlar da öyle, sana ne, kilisede ibadetini yapsın, sana ne? Biz onlara Allah’ın birliğini anlatırız ama Kiliselerini de koruruz, kendilerini de koruruz, canları, emanları bizim üzerimizedir. Museviler de aynı şekilde. Aynı şekilde komünistler de öyle, bize emanettirler. Canını, malını, ırzını, namusunu korumakla mükellefiz, ezdiremeyiz. Adam “ben böyle inanıyorum” diyor. Hürriyet var, özgürlük var. Adam münafıklık mı yapsın? İlla münafık olmasını istiyorsun sen. Adam dürüstçe söylüyor. Kardeşim, ben komünistim” diyor. Tamam, dürüst, samimi adam. Komünist olabilir, Allah hidayet vermemiş, dua edersin. Adamın yakasına yapışamazsın, sen. Hayat kalitesini bozamazsın. Aşağılayıp, ezemezsin. Birinci sınıf vatandaştır. Olur mu öyle şey? Ama zor kullanıyorsa, şiddet kullanıyorsa, o zaman iş değişir, tabii. O zaman elini tutarsın, kolunu bükersin. İslam dünyaya hâkim olacak. Sizin zannettiğiniz gibi olmayacak. Pırıl pırıl olacak, ışıklı caddeler, muhteşem binalar, çok güzel bağlık, bahçelik ortam, filinta gibi yakışıklı delikanlılar, ahu gibi güzel kızlar, hanımlar, birbirinden güzel bahçeler, bağlar, yeşillikler, hurmalıklar anlaşıldı mı? Sanatın, bilimin alabildiğine geliştiği bir ortam. Hıristiyanlar kilisesine gider, Müslümanlar Camisine gider, kimse kimseye karışmaz. İslam ahlakı her yere hâkim olur. Bakacak Hıristiyanlar; “Ne kadar muhteşem dinmiş bu Müslümanlık, bizden bunu gizlediler. Ben Hz. İsa’yı da seviyorum, canım gibi aşkla seviyorum. Hz. İsa’nın istediği din, işte bu, anlattığı din buymuş” diyecekler. Museviler diyecek ki; “biz Musa’yı canımızdan daha çok seviyoruz, Hz. Musa’nın anlattığı, işte buydu” diyecekler. “Hz. Süleyman’ın yaşadığı buydu. Hz. Süleyman’ın tarif ettiği buydu. Hz. Yusuf’un, Zülkarneyn’in söyledikleri buydu. Doğru yolu bulduk” diyecekler, bu kadar. Cübbeli kafasıyla mahvedersiniz. O Osmanlıyı yıktınız; koskoca Osmanlı yıkıldı Cübbeli kafasıyla. Osmanlıyı yıkan, Cübbeli kafasıdır, başka bir şey yok. Yerle bir etmiştir Osmanlıyı Cübbeli kafası. Ordu modernleşmedi, sosyal hayatta modernlik olmadı, bilimin, sanatın gelişmesini durdurdular, matbaayı durdurdular, şunu durdurdular, bunu durdurdular, işte biz, keçeye palas sallarız, bilmem ne. Bak adamlar sana palayı yedirdiler sonunda değil mi? Yerle bir oldu Osmanlı. Müzik yasak, resim yasak, gülmek yasak, güzel ev yasak; herşey yasak. Masada da oturamazsın; bu da yasak. Ne oluyorsunuz? Kravat takamaz, gömlek giyemez... Ve çökerttiler Müslümanlığı, İslam alemini. Daha hala da çökertmek istiyorlar. Müsaade yok. Hz. Mehdi (a.s)’ın karışmanın nedeni işte bu; Osmanlıyı yıkan, Müslümanlığı yıkan sistemi ortadan kaldırıyor, Hz. Mehdi (a.s). Onlar da zannediyor ki; yobazlıkla İslam hâkim olacak. Yobazlıkla zaten siz İslam’ı yıkmışsınız. Yobazlık deccaliyettir, anlamıyorlar. Deccalın ikinci koludur. Deccal iki boynuzludur, iki kolludur, iki tane. Bir patlak gözü vardır, bir de kör gözü vardır. Patlak gözü yobazlıktır, kör gözü de dinsizliktir. Darwinist, materyalist düşüncedir, çift koldan ilerliyor deccaliyet. Bir kolu yobazlıktır, bir kolu Darwinist, materyalist düşüncedir. Onun için dikkat ederseniz, Darwinist, materyalisler yobazlar kulak kulağa, göğüs göğüse, kol koladır. Yani birbirlerini çok iyi anlar onlar, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı gelmelerinin nedeni de; adama diyor ki; “bizim dinimizi yıktı” diyor. Dini nedir biliyor musun? “Yobazlığı yıktı” diyor, işte anlattığı bu. Cübbeli; “Bütün hocalar karşı gelecek” demedi mi? İşte yobazlığı yıktığı için Hz. Mehdi (a.s)’a onun için karşı geliyorlar zaten. Onun için karşı gelecekler. “Böyle din mi olur” diyor. “Dine benzemiyor bu” diyor. Hz. Mehdi (a.s), Hz. Süleyman (a.s) dönemine döndürüyor ya, Hz. Süleyman (a.s) dönemi onun için küfür. Hz. Süleyman (a.s) dönemini asla kabul etmezler. Bunlar hâşâ Peygamberimiz (s.a.v.) şimdi gelse bile, Peygamberimiz (s.a.v.)’e savaş açar bu yobaz takımı. Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a)’ı niye şehit etti bu çakallar, yobazlar? O devrin yobazları şehit ettiler, yobazlara karşıydı onlar. Hz. Ali (r.a)’ı niye şehit ettiler? Yobazlığa karşı olduğu için, şehit ettiler. Ne diyordu Hz. Ali (r.a)? “Kuran yeterli” diyordu. Hz. Ömer (r.a) ne diyordu? “Kuran yeterli” diyordu. Yobazlar tarafından, o yüzden şehit edilmiştir. Hurafe kabul etmedi, “Kuran ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in Kuran’ı uygulaması, tefsiri neyse onu yapalım” dedi. Yani bakın, şehitlik sebepleri odur, başka bir şey yok. 12 imamın şehit edilmesi sebebi, yine budur. Yobazlar hırlayarak, Müslümanların üstüne böyle çöktüler. Hz. Mehdi (a.s) da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in evladı, gelip intikamını alıyor, o kadar. Darmakeşan ediyor, konu bu, inşaAllah. Biz de öncüsüyüz Hz. Mehdi (a.s)’ın, talebesiyiz, kapıcısıyız inşaAllah.
Filiz Almanya’dan; Filiz, konferansı siz ayarlayın, bizi çağırın. Her şeyi bize bırakmayın. Salon tutun geniş bir salon, zor bir şey değil. Düğün yaparken, nasıl kolay yapıyorsunuz? Değil mi? Mesela, ‘Şükrü ağabeyini’ evlendireceğin vakit yeri göğü birbirine katıyorsunuz. Düğün salonunu balonlarla süslüyorsunuz, tüller falan her şeyi yapıyorsunuz. Bu da bir düğündür; İslam’ı, Kuran’ı anlatmak. Mehdiyet düğünüdür, tutun bir salon; madem düğün salonuna meraklısınız, düğün salonu tutun. Falanca düğün salonu hazırlayın, efendim gazoz mazoz ne varsa, kurabiye, ondan sonra, çağırın bizi, hemen gelelim, değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İyi ama şunu da siz yapın, bunu da siz yapın deyince, olmaz. Benim 700 tane kolum yok, iki kolum var. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, ama bütün dünyaya da yetişiyorsunuz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvelAllah, evelAllah. Oktar Hocam, buyurun.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Azeri kardeşimiz Rain Nureyev, sizin röportajlarınızda anlattığınız Türk İslam Birliği, ahir zaman, münafıklar konulu videolarınızı, kategorilere ayırarak bir internet sitesi hazırlamış Hocam, maşaAllah. Bu da internet sitesi; “Canab Adnan Oktar’ın Kuran’dan İzahları.” Videolarınızı yerleştirmiş böyle Hocam, faaliyet yapıyor maşaAllah.
HaberTürk Gazetesi’nden Balçiçek İlter, E.Ö’nün Ayşe Arman’la olan röportajındaki ifadeleri, eleştiren bir yazı yapmış Hocam, kaleme almış. “Röportajı okuduğunda, bir dönemi şekillendiren bu medya zihniyetinden utandığını” söylemiş. “E.Ö’nün röportajın içinde geçen inanca uygun olmayan düşüncelerini anlatmış ve E.Ö’nün sarhoşken röportaj yaptığını düşündüğünü” yazmış. “Ayşe Arman ve E.Ö’nün bu düşüncelerini aktarmakla, inançlı insanlara saygısızlık yaptıklarını, farkında olup olmadıklarını öğrenmek istediğini, kendilerini canlı yayına davet ettiğini, onlara inancı, saygıyı, edebi, adabı öğretmek istediğini” yazmış, Hocam. Balçiçek İlter.
ADNAN OKTAR: Balçiçek, hayret, böyle aklı başında bir kız demek ki, aferin. Konuşma tabii çok acayip ama bir yorum yazısı yazabilir. “Bu böyle dedi ama doğrusu budur” diye yazabilir.
OKTAR BABUNA: Ramazan Balcı, Risale-i Haber sitesindeki yazısında; İttihad-ı İslam’dan bahsederek, “İslam Birliği’nin bizden sarsılmaz bir kardeşlik istediğini, bu dönemde siyasetçilerin açıkça İttihad-ı İslam talebinde bulunamayacaklarını ancak, sivil toplum kuruluşlarının ve özellikle nur talebelerinin bu birliği hayata geçirmek için ellerinden geleni yapması ve bu teşebbüse öncü olması gerektiğini” söylemiş. “Ayrıca, İttihad-ı İslam için çalışırken, Türkiye içindeki birliğin sağlanmasının” önemine dikkat çekmiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aferin güzel, maşaAllah, elhamdülillah, hele şükür. Bu güzel sözleri, yeni yeni duymaya başladık. Müslümanların üstünden, bir perde kalkıyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, vesile oludunuz maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Devam edeceğiz. Evet, dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Yine başka bir haberde, Sabah Gazetesi’nde, “Madımak Oteli’nde 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü olaylara ilişkin dosya, yeniden açılmıştı. Bu katliamın faillerine dair, çok önemli bir ipucuna ulaşılmış. 2009 yılında, Sivas Emniyet Müdürlüğü’ne başvuran gizli bir tanıdığın ifadesi vesilesiyle ve iki yıllık kapsamlı araştırma sonucu, savcılık şüpheli dört kişiyi tespit etmiş ancak; bu kişilerin dördünün de terör örgütü üyesi oldukları ve hiçbirinin şu anda hayatta olmadıkları belirlenmiş. Dördünün de PKK’nın üst düzey birisiyle irtibatta oldukları, Alevi, Sünni kesime yönelik eylemlerin organizatörleri oldukları ve İşçi Partisi Sivas sorumluları ile bağlantıda oldukları tespit edilmiş. Aynı zamanda yeterli önlemler alınmamasıyla ilgili soruşturma da başlatılmış” Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim hiçbir aklı başında bir Müslüman, ne Nur talebesi, ne Süleymanlı kardeşimiz, ne Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın talebeleri, insanları cayır cayır otelin içerisine doldurup yakmaz. Müslüman, Allah’tan korkar, mümkün değil. Net ve açık söylüyorum; iddia edilen Ergenekon terör örgütünün alçakça ve kahpece bir eylemidir, Madımak olayı. Net, başka bir şey değil. Müslümanlar çok mazlum, gariban insanlardır, özellikle asrımızda hep ezilmiş insanlar birçoğu, canı yanmış insanların birçoğu. Adam yakacak, kundaklayacak; ödleri kopar çok çekinirler, vicdanen yanarlar, yapamazlar öyle bir şey. Bu ancak alçakların, kahpelerin yapacağı bir şey; vicdansız, zalimlerin yapacağı bir şey. Oradaki insanları yakarak, şehit ettiler. Yani, çok büyük bir zulümdür, çok büyük bir zulümdür. Dinsiz de olsa, ateist de olsa bir insana biz şefkat merhamet göstermekle mükellefiz. Dolayısıyla iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir eylemi olduğu açık olan bu olayı, o yönüyle soruşturup, açıklığa kavuşturmak lazım, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Rusya’da Müslümanlara zulüm ile ilgili bir haber vardı. “Rusya İdil-Ural’da Müslümanlar takip ediliyor, hiç suçları olmadığı halde tutuklanıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda da Ufa şehrinde, İslam dinine geçen Tatar Başkurtlara işkence yapılmış. Bundan iki ay önce ise yine Ufa şehrinde Müslümanlar, toplu halde bulundukları bir mekandan, tutuklanarak götürülmüşler, sebepsiz yere işkenceye maruz bırakılmışlardı. Geçen ay ise onüç Müslüman’a işkence uygulanmış ve birbirleri hakkında yalan şahitlik yapmaya zorlanmışlardı. Yine geçtiğimiz ay, üç Müslüman sebepsiz yere tutuklanmışlar, el ve ayakları bağlanarak dövülmüşlerdi. Başlarına çuval geçirilmiş, yüzlerine ayakkabıyla basılmıştı” Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur etmemesi, şahs-ı manevi kafası, Müslümanları ezim ezim ezdiriyor, perişan ediyor. Her nereye baksak, acı görüyoruz. Başsız Müslümanlık olmaz, sevgisiz Müslümanlık olmaz, İslam alemi, Hz. Mehdi (a.s)’a, ekmek su gibi muhtaç. Peygamberimiz (s.a.v.) onun için Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdeliyor, onun için Mehdiyet önemlidir. Olmadığında, bu acı devam eder. Şahs-ı manevide görüyorsunuz, sadece belalarını seyretmekle kalıyor, başka bir şey yapamaz.
SUNUCU: 00:30’dan itibaren Adnan Oktar İle Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Kahramanmaraş Aksu, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Gaziantep Olay Tv, Sipas Vizyon Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Hud Suresi 116 “Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi?” Yani, ‘bir Mehdiyet grubu gerekmiyor muydu?’ diyor Allah. “Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler” İşte mallar, oğullar. Cübbeli diyor ya; ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesini siz istemezsiniz, keyif, zevk içerisindesiniz’ diyor. “Onlar, suçlu-günahkarlardı. Halkı, ıslah eden kimseler iken,” tebliğ yapılırken, Mehdiyet var iken, “Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi” diyor Allah. Ebcedi tam; 2020. 21 de değil, daha aşağı da değil, daha yukarı da değil; tam 2020.
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...