SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Kaçkar Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Nevşehir Kapadokya Tv, Otağ Tv Adana, Çorum Kanal 19, ART Amasya, Tokat Safa Tv, Mardin Kanal 47, Erzurum Süper FM, Kırşehir Kent FM, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den, canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
OKTAR BABUNA:Sizin de bildiğiniz gibi Hocam inşaAllah, Bu akşam Regaip Kandilini idrak ediyoruz inşaAllah. Ramazan ayının habercisi müjdecisi olan bu mübarek gecenin, tüm İslam dünyasına, Müslüman kardeşlerimize huzur ve bereket getirmesini Allah’tan niyaz ediyoruz. Hocam izninizle Regaip Kandiliyle ilgili biraz bilgi vermek istiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam.
OKTAR BABUNA:Regaip; Arapça bir kelime ve “reğabe” kökünden gelmektedir. Herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demek. Recep ayının ilk Cuma gecesine Regaip gecesi deniliyor. Allah-u Teala bu gecede müminlere, rağbetler, nimetler, ihsanlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaip gecesi ibadetle, duayla, Kuran okuyarak hayır ve hasenat üzere geçirilmelidir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay; Recep ayıdır. Resulullah (s.a.v.)’in, Recep’in ilk Perşembe gününü de oruçlu geçirdiği rivayet edilir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bu geceye ulaştığında; “Allah’ım, Recep Şaban ayını bizim için Mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına kavuştur” diye dua etmiştir. Bediüzzaman da bu ayları “çok sevaplı ve ibadet ayları” şeklinde ifade etmiştir. MaşaAlah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah tekrarına erdirsin inşaAllah. Bütün milletimize de mübarek olsun. Evet buyur Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Bu gecede, güzel müjdelerle Hocam siz de vesile oluyorsunuz Allah razı olsun, maşaAllah. Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu’nun; “Türkiye küresel güç olacak” diye açıklaması var, inşaAllah. “Nasıl küçük bir Türkmen obasından bir cihan devleti çıkmışsa, bu ülkeden de büyük bir devlet çıkacak” diyen Davutoğlu, “Artık kendi tankını, kendi insansız uçağını üreten Türkiye var” ifadelerini kullanmış Hocam, inşaAllah. “Büyük bir küresel güç çıkacak” diyor, cihan devleti, maşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediğinin tahakkuku. Evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Yine Sayın Davutoğlu’nun açıklamasında, New York Times’in; “Türkiye Arapları birleştirebilir mi?” sorusuna yanıt veren Davutoğlu, “Türkiye’nin sınırlarının hiç biri doğal değil, hemen hemen tümü yapay” dedi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Pasaportlar da kalkıyor. “Türk İslam Birliği nasıl oluyor” diyorlar, işte bakın göz göre göre oluyor. Böyle oluyor işte, inşaAllah. Dediklerim doğru muymuş?
OKTAR BABUNA:Hocam harfiyen çıkıyor maşaAllah. Herkes şaşırmıştı o dönem, pasaporta. Vizeler kalkıyor deyince bile şaşırmışlardı.
ADNAN OKTAR:Evet. Münafıkun ve münafıkat, Mehdiyet’e var güçleriyle direniyorlar ama bak, Mehdiyet gürül gürül çağlayan gibi ilerliyor. Durdurmak mümkün mü?
OKTAR BABUNA:Değil Hocam evelAllah inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, iblis orduları çırpınıyor ama mümkün değil, evelAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:EvelAllah inşaAllah Hocam. Evrimciler biraz kıpırdamışlar Hocam böyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İlimle fenle ez kafalarını.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Ama bu Hocam maşaAllah, önce sizin çok yakışıklı resminizi gösterelim. Time Dergisi’nin sitesinde Hocam maşaAllah.
ADANAN OKTAR:Time Dergisi.
OKTAR BABUNA:Evet. Biraz ağlamaklı bir haber yapmışlar; Time Dergisi’nin, 2 Haziran 2011 tarihli internet sitesinde; “Fransa’da evrime karşı Müslüman bir atak” başlığıyla geçen hafta Le Monde Gazetesi’nde çıkan haberin İngilizcesi yayınlanmış Hocam. Sitenin ana sayfasından da haberin tanıtımı var, sizin resminizle birlikte. Amerika’da basılan haftalık haber dergisi Time, dünyanın en saygın haber ve politika dergilerinden birisi. Derginin yaklaşık 4 milyon tirajı var ve dünya çapında 25 milyon takipçisi var, Hocam. Sizin resminizle birlikte, maşaAllah. Haberi böyle yapmışlar Hocam inşaAllah. Ayrıca, yüzlerce internet sitesinde de yer alıyor bu haber.
ANAN OKTAR:MaşaAllah. Yüzlerce değil binlerce. Geçen seferki haber, 7500 internet sitesinin üstündeydi, 7500’ün üzerindeydi inşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. Malatya’da Hocam konferansımız oldu inşaAlah; 28 Mayıs Malatya’da, Ahir Zaman konferansı yapıldı, Turgut arkadaşımız katıldı inşaAllah. Konferanstan resimler var. Onları göstermek istiyorum, resimlerde, Turgut’un yanındaki kişiler de Malatya’daki Müslüman kardeşlerimiz. Çok şevkli çalışıyorlar maşaAllah. Konferanstan resimler inşaAllah. Ahir Zaman konulu, bunlar da kardeşlerimiz inşaAllah Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Malatya Malatya canım Malatya” diyor, “Malatya’nın geçleri almış-yürümüş” diyor. Ünlü Malatya türküsüdür. Malatya koç yiğit dolu demek ki maşaAllah. Bütün Türkiye gibi evelAllah, deccal oradan da kovalanmış. Kuyruğunu koparmışsınız gördüğüm kadarıyla.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hocam siz Darwinizmi ezdiniz dünya çapında maşaAllah. Amerika’da da bazı imamlar; İslam görüşü evrimle uyumludur diye imza toplatıyorlarmış. Bununla ilgili bir haber vardı, NewScientist sitesindeki haber; “Amerika’da yaşayan bazı din adamları ve imamlar, ‘dini inançlarıyla biyolojik evrim teorisi arasında bir çatışma olmadığını’ ifade eden bir mektup hazırlayıp, bu mektup için imza toplamaya başlamışlar. Amerika’da bu hafta başlatılan mektup imzalama kampanyası, yaratılışı savunarak evrim teorisini reddeden, üç İbrahimi dine mensup kişilere karşı olarak yapılmış. Mektupta, inançlı insanların, biyolojik evrimi kabul etmelerinin neden makul olduğunu anlatıyor. Ayrıca bu mektupta, fen derslerinden yaratılışçı öğretilere yasak getirilmesi için çağrıda bulunuluyor. Mektupta, ‘biz imamlar olarak devlet okullarının yönetimlerinin okullarda, evrim biliminin öğretilmesinin sorumluluğunu teyit etmesini istiyoruz’ şeklinde ifadeleri varmış Hocam.
ADNAN OKTAR:“70 bin sarıklı” diyor, “deccala tabi olur.” Gördün mü hadisin tahakkukunu? Resulullah (s.a.v.) ne derse çıkar, Muhbir-i sadıktır. Bak ne demiş? “Ahir zamanda, 70 bin sarıklı Mehdi (a.s)’a karşı mücadele eder” diyor deccalin safında. Buyurun. Türkiye’de de var, kimi fesli, kimi sarıklı, kimi kafasında başka bardak taşıyor. Var, çeşit çeşit tipler var, hepsi deccal ordusu olarak, deccalin askerleri olarak Mehdiyet’e karşı mücadele veriyorlar.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, siz ezdiniz geçtiniz Elhamdülillah. Hiçbir şey yapamıyorlar.
ADNAN OKTAR:Kardeşim dur daha Bismillah, daha nefesimizi hissettiler daha dur, daha yumruğumuzu hissedecekler. İlimle, fenle, bilgiyle darmakeşan edeceğiz. Ediyoruz, ettik, edeceğiz. Yani, bak nefesimiz böyleyse gerisini, sen düşün. Daha ne yaptık? Daha dur Bismillah, daha yeni kitabı bastırdık, yeni başlıyoruz inşaAllah. Bruce Lee gibi böyle vurduğunda, oturtacağız inşaAllah, Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA:Çok komik bir haber yapmışlar, okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Bugün Milliyet Gazetesi’nde, evrimle ilgili; “Bilim dünyasını şaşırtan buluş” diye bir haber yapmışlar Hocam. 7 yaşındaki bir çocuk dahi okusa, güler buna yani, ne kadar sahtekarlık ve demagoji olduğunu rahatlıkla anlayabilir. Haberin başlığı; “Bilim dünyasını şaşırtan buluş.” Güney Afrika’da bir mağarada, 19 tane diş bulmuşlar evrimci bilim adamları. Sonra da demişler ki; ‘Bu dişlerden ortaya çıkan sonuç; ilk insan topluluklarındaki kadınlar, yetişkin olunca yer değiştiriyorlarmış, ama erkekler yer değiştirmiyorlarmış. Yabancı genin türü böyle doğdu’ diye bir açıklama yapmışlar. ‘Günümüzde bu gelenek, Çin ve Hindistan’da devam ediyor’ demişler.
ADNAN OKTAR:Ne diyorsun buna?
OKTAR BABUNA:Diyecek bir şey yok herhalde. Siz ezdiniz Hocam işte bunları, artık yapacak bir şey bulamıyorlar böyle.
ADNAN OKTAR:“21 tane diş bulduk” diyor, “benim dişten anladığım” diyor, “bunlar domatesi salça haline getiriyorlarmış” diyor, “kavunu dilimleyerek yiyorlarmış, ben bunu anladım” diyor. Kahve falına mı bakıyorsunuz? Diş, ne alaka? Dişten dişi anlarsın yani, dişten o kadar anlarsın. Aydın Doğan’ın takımı da, bu sahtekarların haberini almışlar, onlara inanmışlar herhalde anladığım kadarıyla, oraya koymuşlar. Hata yapıyorlar. Aydın Dede’yi uyarmak lazım.
OKTAR BABUNA:Daha önce de bir diş bulmuşlardı, onu insanın atası diye lanse etmişlerdi Hocam, sizin kitabınızda var. Sonra domuz dişi olduğu ortaya çıktı, özür dilediler ve bütün resimleri çıkardılar.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, onlar rezil kepaze olmaya doymuyorlar. Şamar oğlanına döndüler, sürekli sopa yiyorlar, yine arsız sırıtarak geliyorlar, yine sopa yiyorlar, yine arsız sırıtarak yine geliyorlar. Yurt dışındaki bu sahtekarları kastediyorum. Aydın dedem de onlara inanıyor. Dedemi uyaralım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “İda, Ardi” diye hoplamışlardı, yine özür dilettiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, evelAllah, evelAllah.
OKTAR BABUNA:BBC özür diledi, New York Times özür diledi, bütün dünya medyası özür diledi Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir daha böyle yapacak mısınız dedik? “Yok yapmayacağız” dediler inşaAllah. Kardeşim bunlar, bilimi kullanıyoruz diye, sahte bilimi kullanmaya kalktılar, biz gerçek bilimi kullanınca, bunlar toz-duman oldu, olay bu, evet.
OKTAR BABUNA:PKK, çocuk ve köylü katliamını itiraf etmiş Hocam. “PKK’nın Kandil dağındaki başı Karayılan, yıllar önce baskın düzenledikleri köyleri ve yaptıkları katliamları itiraf etti” diye haber vardı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani, gözdağı veriyorlar. “Biz katliam yaparız, asarız, keseriz. Bizim dediğimizi yapacaksınız” gibisinden. Güneydoğu’da çok fazla polis kullanılması gerekiyor. Mesela, kepenk kapatma olayında, her dükkanda polis bulunsun. Vatandaşımızla iç içe kucak kucağa olsunlar, ondan sonra, onları bağırlarına bassınlar, değil mi? Vatandaş kendini koruyamaz devlet koruyacak. Şimdi dükkana it-kopuk silahlı gelirse, vatandaş ne yapacak? Bir şey yapamaz. Devletin polisi gereğini yapacak, ama her dükkanda polis bulunursa, bu itler tükenir, gücü kalmaz. İtler dağa kaçınca, polis de oradan çekilir, o kadar. Evet, buyur Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. “Suriye’de operasyonlar devam ediyor” diyor Hocam. “En az 52 ölü var” diyor haberde, “olaylar devam ediyor” diyor.
ADNAN OKTAR:Beşar Esat’ın en akıllı hareketi, Türkiye ile birleşmesi. Suriye’yi birleştirecek. Bunun dışında bu devam eder Allahualem. Yani, önü sonu gelmez bunun, çok büyük fitne çıkar. Sonunda Beşar’ın kafa da gider Allahualem, söyleyeyim. Şimdi bakın, Mısır öyle, Libya öyle, Suriye de öyle. En güzeli, İttihad-ı İslam’dır, Türk İslam Birliği’dir, kurtuluş burada.
OKTAR BABUNA:İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bir açıklaması var; “Kudüs bizim vermeyiz” demiş. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, 1967’de işgal ettikleri Kudüs için “asla bölünmeyecek” ifadesini kullandı. İşgalin yıl dönümünde kutlanan Kudüs Günü öncesi açıklama yapan Netanyahu, “önümüzdeki yıl Kudüs’e 2 bin yeni yerleşim inşa edileceğini” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Kudüs, Müslümanların kutsal şehridir, Hıristiyanlık için de kutsaldır, Museviler için de kutsaldır. Yarısı zaten Filistin’in değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam. Yarısı Filistin’in, yarısı onların. Ama Hz. Mehdi (a.s) devrinde, Kral Mesih devrinde, bu problemler ortadan kalkacaktır, inşaAllah. Yani şurası senin, burası benim diye bir şey yok, Hz. Mehdi (a.s)’ın kontrolüne girecektir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam, Avustralya’da faaliyet göstere My peace isminde bir İslami vakıf, Avustralya sokaklarında insanları bilinçlendirme amaçlı bir billboard kampanyası başlatmış. Bu billboardlarda, İslam ile ilgili soru sormak isteyenler için telefon numarası verilmiş. İlanlarda da şöyle yazmışlar; “İslam Peygamberi İsa, İbrahim, Nuh, Musa ve Muhammed İslam Peygamberi, son vahiy Kuran, Alemlere Rahmet Muhammed (a.s).” Fakat bazı Hıristiyan kiliseleri, bu ilanları provokatif ve saldırgan olarak niteleyip yırtmışlar. Bunun üzerine vakfın temsilcisi açıklama yapmış ve “çok güzel tepkiler aldıklarını, amaçlarının Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki ortak paydaları göstermek olduğunu” söylemiş. Ancak Piskopos Juliana Porteous ise; “İsa bir Peygamberden daha fazlası” haşa “Tanrının oğlu ve insanlığın kurtarıcısıdır, bu ifadeler yanlıştır” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:İsa Mesih (a.s), onun için geldi. Yani, inşaAllah bunların bu hatalarını düzeltecek, bu yanlış düşünceleri düzeltecek.
Evet, şimdi Cübbeli Hazretlerini dinleyebiliyoruz değil mi? Şimdi dinleyelim.
VTR- 1- Cübbeli 1980 yılında Medineli büyük bir alimin kendisine “Mehdi çıktı” dediğini anlatıyor (18 Mart 2011 Flash TV)
VTR-2- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğunu anlatıyor.
VTR-3- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Yahudilere Tevrat’la hükmedeceğini ve birçok Yahudi’nin Müslüman olacağını anlatıyor.
VTR-4- Cübbeli; “Allah Mehdi (a.s)’ı bir gecede ilim sahibi kılar.”
VTR-5-Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın hiçbir tarikata ve şeyhe bağlı olmayacağını anlatıyor.
VTR-6- Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcıları Arap değil, Türklerden olacak” diyor.
VTR- Cübbeli, içinde yaşadığımız Ahir Zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s) konusu olduğunu anlatıyor.
VTR- Hz. Mehdi (a.s), İslam ümmetinin kalplerinin kırıklığını tedavi edecek, Müslümanların durumunu düzeltecek.
VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Mescid-i Aksa’yı, nasıl olacağını açıklıyor, her şeyi açıklıyor. Yani yobaz takımı, şu Cübbeli’nin açıklamalarından kavruluyorlar, kavruluyorlar. Cübbeli’yi görseler bir kaşık suda boğarlar, zamanında niye bunları anlattın, diye. Anlatmış işte. Şu an anlatıyor mu? Asla. Asla ve kesinlikle anlatmaya devam edecek. O Şahin Alpay mı? Nedir? Bir adam vardı. Dün. Ne oldu o, konuşmasını düzeltiyor mu?
OKTAR BABUNA:Bildiğim kadarıyla düzeltmedi.
ADNAN OKTAR:Biz, Fethullah Hocamız’ı seviyoruz. İllaki bu konuyu bir açıklığa kavuşturan bir yazı yazacaktır veyahut bir cevap verecektir. Yani eğer böyle bir şey kabul edilirse, Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam, her şey reddediliyor, demektir. O zaman Müslümanlık da reddediliyor olur. Müslümanlık da kalmaz. Her şey reddediliyor olur. Vatan, millet, bayrak her şey reddediliyor olur, Allah esirgesin. Yani tabi onların amacı o değildir ama gidişat öyle olur. Ne yaptıklarının farkında değiller. Şahin Alpay mıdır? Neyse de o adamcağız. Onun üslubunu takip edelim, inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan hocam, 1 Haziran yemek programınızdaki, fotoğrafları gördük.” Nerede internette mi gördüler? Televizyondaki görüntü mü? Neyi kastediyor?
OKTAR BABUNA:Evet yemek görüntüleri. Biz göstermiştik. Hocam. Göstereyim mi?
ADNAN OKTAR:“Bu nasıl bir yakışıklılık ve karizma.” Allah Allah, Allah Allah ama haklılar da maşaAllah, FesübhanAllah. Evet, haklı çocuklar, maşaAllah. Ben de olsam, derim hakikaten. “MaşaAllah. İnsan bakmaya doyamıyor. İnci gibi parlayan dişler, saçınız, yüzünüz, gülünce yüzünüzdeki gamzeler bir kez daha size hayran kaldık, Hocam. İnsanın böyle Hocası olacak, Allah rızası için” diyor, “ne gerekirse yaparız” diyor. “Sizi çok seviyorum” diyor. Bir hanım kardeşimiz. Ama her halde o fotoğraflar, internette var anladığım kadarıyla, oradan almış detayları. “Sizi izlemeden uyuyamıyorum Hocam” diyor. “ Hocam gür sakallarınızın her tanesi kadar dualarım sizinle” diyor, Hüseyin Gökçe.” İnşaAllah. MaşaAllah. “Oktar hocam çok hızlı konuşuyor” diyor. “A9 Tv veya Harun Yahya Hocamız’ın arkadaşlarıyla birlikte çalışmak istiyorum. 8 yıldır profesyonel grafik ve tasarım programcısıyım” diyor, bir kardeşimiz. Tamam.
OKTAR BABUNA:“Uyuşturucuyla mücadelede yenildik” diye bir haber var, Hocam. İnşaAllah. “Bazı önde gelen politikacılar, eski dünya liderleri, iş adamları ve yazarlar tarafından hazırlanan bir raporda, uyuşturucuyla küresel savaşın kaybedildiği belirtilmiş” Hocam. Ayrıca, “Ünlü gazeteci, yazar Peter Barnett; “Bediüzzaman Said Nursi’nin 20. yüzyılın en etkili Müslümanlarından biri olduğunu” söyledi. “Türkiye’yi gezdim Nurcu oldum” diye haber vardı, Hocam, maşaAllah. Ünlü gazeteci, Nur talebesi olmuş. “NATO, Libya’da 718 sivil öldürmüş.” Bu ölümler devam ediyordu.
ADNAN OKTAR:718 de olur, 718 bin de olur. Tür İslam Birliği olmadığı müddetçe bu devam eder. Türk İslam Birliği olursa, bu Kürt sorunu denen olay, komik hale gelir, öyle bir konu olmaz. Bizim canlarımız Kürt kardeşlerimiz, istediği gibi, Suriye’ye de gider, Ürdün’e de gider, Azerbaycan’a da gider. Gelir, İzmir’de denize de girer. Ne istiyorsa yapar. Ama o bölgeyi komünistleştirme faaliyetine müsaade edemeyiz. Yani Darwinist, materyalist kafanın, kokuşmuş Stalinist düzenini orada oluşturtmayız. Bu kafadan vazgeçecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Şahin Alpay, bugünkü yazısında, Diyarbakır’dan yazmış; “Bölgedeki insanlarla konuştuklarını” yazmış. “Halkın bölünmek istemediğini” ifade ediyor.
ADNAN OKTAR:Güzel aferin.
OKTAR BABUNA:Yazıdan bir bölüm şu şekilde Hocam: “Türkiye’den kopmak, Ortadoğu bataklığına sürüklenmek istemiyor. Öte yandan Kürtlerin bütün ülkeyle köklü bağları var. Zaten yarısından fazlası ülkenin Kürt çoğunluklu olmayan, batı bölgelerinde yaşıyor. Araya bir sınır çekilmesini istemiyor. Türkiye Kürtlerinin, ülkeyle duygusal bir bağı var. Bütün yaşananlara rağmen duygudaşlık sarsılmadı. Türkiye’nin ortak sevinçleri kadar, ortak acılarını da paylaşıyor. Türkiye Kürtleri, öteki ülkelerdeki Kürtlerin kaderiyle ilgilidir ama Erbilli Kürtlere nazaran, Kayserili Türklere kendini daha” demiş. Bu sözleri AK parti, il başkan yardımcısı söylemiş. Onun ağzından da aktarıyor, Şahin Alpay da. Şöyle de devam etmiş, hocam; “Biz de Kürtüz ama Türkiye’de Diyarbakırlıyız. Biz Türkiye Kürtleri’nin, iki temel isteğimiz var. Türkiye’nin nimetlerinin adil bir şekilde paylaşalım ve bizi biz yapan, kültürel değerlerimize saygı gösterilsin” demiş.
ADNAN OKTAR:Tamam, oldu. Bakın ağzını toplamış. Artık topladı mı, toplattık mı, onu bilemiyorum da, bir şekilde ağzını toplamış. Aman ha. Aman ha. Biz komünist harekete karşı, rahmetli Türkeş çok nefis söylerdi; “Komünist düşünce” diye. Yani çocukluğumdan beri komünist lafını duyduğumda, tüylerim, diken diken olur. Yani nefret ettiğim bir sistem, çok aşağılık bir sistem, istemiyoruz, bu kadar. Yani ben vatandaşımı, canım kardeşlerimi, Kürt kardeşlerimi, komünistlere teslim etmem. Bunu unutacaklar. Onlar bizim canımız. İddia edilen Ergenekon terör örgütü çok ezdi onları, ızdırap verdi, tepeden baktılar, küstahlık yaptılar, çakallık yaptılar, Türkiye’yi dizayn etmeye kalktılar. Daha ağzını yıkamadan haberi yok, yolda yürüyemeyen bunaklar, küstah bir üslupla, üst perdeden sadist suratlarıyla çakallık yaptılar. Meymenet yoktur, zaten, suratlarına bakın. Hep pislik, enaniyetli, taş kafalı heriflerdir. Kafaları kütük gibidir. Genel kültür sıfır olur bu sığırlarda. Darwinizmi, bir kenardan bir köşeden duymuşlardır, hafiften, takılıp kalırlar. Ben zannettim ki, bunlar böyle ulusalcı takılıyor ya, bu İddia edilen Ergenekon terör örgütü. Her halükarda, bunların bir milliyetçi yönü var mı acaba diye, adamlara bir baktık; sapıklar. Türkiye’yi, 22’ye bölmeye kalkıyorlar. İnsaf. Biraz daha bıraksan, 220’ye bölecek. 3 milyon insanı fişliyorlar. “Birkaç gecede katledelim” diyorlar. Bakın psikopatlığa bakın. Sonunda ne istiyorsunuz? “Komünist sistem istiyoruz” diyorlar. Utanmıyor musun sen? Kazık kadar adam değil mi? Bir de aklı başında göstermeye çalışıyorsun kendini. Deliysen, Allah’a yalvar. Ha bire aydın katlediyorlar, şehit ediyorlar. Biz lise yıllarında nefes almazdık kardeşim sürekli, bir gün duyarız Uğur Mumcu, bir gün duyarız Bahriye Üçok, bir gün duyarız, şu, bir gün duyarız, bu. Ne oluyorsunuz? Manyak mısınız siz? Mısınız değil manyaklar yani. Bakın Ak Parti hükümeti zamanında zınk diye durdu. Yok, yapamıyorlar. O yüzden yani biz, merkez sağın, iktidar olmasını istememin sebebi o. Yani her halükarda merkez sağ, zaruri olduğu için iktidar olması gerekiyor. Şu an başka çözümü yok. Yoksa gönül ister, tabii koalisyon hükümetleri olsun, her partiden adamlar olsun, güzel olur, hoş olur ama öyle kritik dönemden geçiyoruz ki, süper tehlikeli, adamlar manyak. Ortadoğu’yu dizayn etmeye kalkıyorlar. Ben Büyük Ortadoğu Projesini deyince, o konuda herhalde bunlar, büyük bir Türk İslam Birliği projeleri var dedim, maşaAllah, dedim. Baktık, Büyük Orta Doğu Projesi, Ortadoğu’yu paramparça etme projesiymiş. Biz de onu, Büyük Osmanlı Projesine çevirdik, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam, hem o, hem de Evanjeliklerin planladıklarını da maşaAllah, siz onların normal düşünmelerini sağlamaya da vesile oldunuz, Hocam. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet tabii. İleri gelen, rahipleriyle görüştük, kardinallerine bilgi verdik, anlattık, konuştuk. Türk Milletini, İslam Âlemini, Yecüc, Mecüc gibi görüyorlardı. Yani çok büyük bir katliam düşünceleri vardı. İşte Müslümanları kan dökücü olarak gösteriyorlardı. Yecüc, mecüc gibi gösteriyorlardı. Doğrusunu anlatınca, hatalarını anladılar, yanlış yolda olduklarını anladılar.
OKTAR BABUNA:Bir de hocam, Obama’nın danışmanıyla konuşmuştunuz. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Artı başkalarıyla da konuştuk. Herşeyi, çok detaylı anlattık İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam, şöyle demiştiniz; “Türkiye’nin Allah vermesin, bölünmesi demek, Türkiye yok oldu demektir. Dini, namusu, imanı gitti, demektir, Allah esirgesin. Kimse bunu ağzına almayacak, bölünmesinin B’sini bile duymayacağız. Gök kubbeyi tepelerine geçiririz. Biz uysalız, seveceniz ama vatan söz konusu olursa, en az 20 milyon zinde asker çıkar karşılarına” demiştiniz, MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. İyi, Şahin Alpay ağzını çok süratli düzeltti, o güzel. Fakat bazıları çok eşek inadı yapıyorlar. O zaman ağzından kaçmış olabilir, boş bulunup konuşmuş olabilirsin. Düzelt, samimi olarak düzelteceksin yaptığın hatayı. İşte bu kadar. Çünkü bu memleketin, milletin hayrına. Konuşmanı insanlar çok yanlış, kötü yorumlayabilirler. Bazen de çok açık, yanlış konuşuyorsunuz, yorumlanacak gibi değil, alenen fitne oluyor. Onun için düzeltilmesi gerekiyor. Oktar Hocam dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Bir haberde; “Marjinal gruplar rahatsız olsa da, Alevi-Sünni diyalogu sürmeli” diyor, “Diyanet İşleri başkanı Mehmet Görmez’in geçtiğimiz Cuma günü Erikli Baba Cem evinde gerçekleştirdiği ziyaret, ön yargıları kıran bir adım olarak değerlendirildi. “Marjinal guruplar rahatsız olsa da Alevi-Sünni diyalogu sürmeli” demiş, Diyanet İşleri Başkanımız, Cem evini ziyaret etmiş, Hocam. inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Güzel, çok güzel, maşaAllah. Alevi kardeşlerimize olan muhabbeti, sevgiyi anlata, anlata anlata, anlata direnci kırdık, yobaz direncini kırdık, diyanetin de elini çözmüş olduk. Çünkü onların elini, kolunu bağlıyorlardı. Onların da elini, kolunu çözmüş olduk. Onlar da rahatça gidip, Alevi kardeşlerimizi sevgiyle, muhabbetle bağırlarına bastılar ve ziyaret etmiş oldular.
OKTAR BABUNA:Bir haber vardı, Hocam; “Bu nasıl baba” diye. Siz hep söylüyorsunuz. “Çorum’da eve alkollü gelen adam, yemeği geç hazırladığı için kızdığı 11 yaşındaki kızını birinci kattan, evlerinin balkonundan attı” diye bir haber var, hocam. Fakat “Adalet bu mu? Mahkeme yemeği geç yapan küçük kızını, balkondan atan gaddar babayı bıraktı. Hastanelik ettiği Pınar da kendisine verildi” diyor, Hocam.
ADNAN OKTAR:İnanılır gibi değil, hayret, çok şaşırtıcı. Çünkü böyle tiplerin, mutlaka adli müşahede altında tutulması lazım. Yani akli dengesi yerinde mi, değil mi? Sonra götürüp, kesiyor çocuğu, boğuyor. Onu yapan, ne yapmaz? O mahkeme kararına itiraz edilmesi lazım. Orada yanlış bilgilendirme olmuş olabilir mahkemeye. Ona, savcılığa yazı yazıp, yeniden bir üst mahkemeye itiraz etmek lazım. Bir acayiplik var. Tabii mahkeme kararlarına saygılıyız ama itiraz etme hakkımız da var. Çocuğun yaşı küçük, kamu davası açılabilecek durumda. İtiraz edilebilir. Üst mahkemeye itiraz edelim. Adamın müşahede altına alınması şart. Ne olduğunun anlaşılması lazım. Çocuğun güvenliğinin korunması için, çocuk bir devlet kurumuna verilebilir. Veyahut bir yediemin ailesinden birine teslim edilebilir, başka birine. Bir tedbir alınması gerekir.
ALTUĞ BERKER:Musa Topbaş Efendi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili anlatımları vardı Hocam, inşaAllah. Hayatı ile ilgili bilgiler vardı, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Tamam, dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Musa Topbaş Hoca Efendi, 1916 yılında Konya Kadınhanı’nda dünyaya gelmiştir. Hoca Efendi’nin babası Hacı Ahmet Hamdi Efendi de, Yüce Allah’a gönülden bağlı değerli bir insandı. İlk eğitimi babasından alan Hoca Efendi, babasının vefatından sonra 16 yıl kadar ağabeyi ile beraber kalmıştır. Daha sonra Hoca Efendi, Elmalı Muhammed Hamdi Yazır’dan ve Mustafa Asım Yörük’ten dersler almıştır. Bekir Haki, Ali Yekta, Ömer Nasuhi’nin zengin ilminden faydalanmaya çalışmıştır. 1950 yılında 32 yaşlarında, muhterem insan Mahmut Sami Ramazanoğlu Hoca Efendi ile tanışmış ve 1956 yılından itibaren, onun yolunu takip etmeye başlamıştır. Halis bir kul olarak Allah’a yönelen Musa Topbaş Hoca Efendi, samimi ve ihlaslı bir kul olmak için gayret sarfetmiş ve bu durumlarını şöyle anlatmıştır: “Ömrüm boyunca hep Allah’a kul olmaya çalıştım. Mümine yakışan, ‘kaliteli kul’ olmasıdır. Her şey boş; Allah’a kulluktan başka... İhvan demek, Allah’ı seven kul demek. İhvanı hep sevdim. İhvanın kıymetini bilmek lazım. Bütün mahlukatı sevdim. Hayvanatı, nebatatı sevdim. Her şeyi, herkesi sevdim. İhvanın sükutu da sohbettir. Hizmetle yorulan, hizmetle dinlenir. Merhamet her şeyin başıdır. Musa Topbaş Efendi Hazretleri, Mahmud Sami Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s)’a verilmek üzere altın bıraktığını anlatıyor: “Üstadımız Mahmud Sami Hazretleri her şeyin zirvesindeydi. Bazı insan ibadet ehli olur, ibadet eder ama diğer konularda zirveye çıkamaz. Bazısı edeb ehli olur, bazısı nezaket ehli, bazısı muamelat ehli. Üstadımız her şeyde zirvede idi, her şeyde. O kadar gayürdu ki üstadımız, bütün gayesi Mehdi Rasûl'e kavuşup, hizmet etmekti. Böyle sabırsızlıkla bekledi. Hatta bir ara 1978 yılında Medine'de Yusuf amcaya emanet altın vermişti. Zahiren bir mürşidi kamilin altınla ne alakası vardı. Meğerse o altınları o büyük zat gelirse, ona yardım etmek için, icap eden yere harcanmak üzere vermiş. O altınlar Cevad Bey'de şimdi. Mehdi Rasûl'ün bütün tabîleri aşerei mübeşşere meşrebli olacakmış. Aşerei Mübeşşere'ye bakıyoruz hepsi değerli ama hepsinin meşrebi tamamen, ayrı. Cenabı Hakk'ın ulûhiyetinin alameti. Onlar da Türk olacak Allah'ın izniyle. Ben de "efendim sizin de herhalde büyük bir vazifeniz olur" dedim. Öyle konuşmam ama ağzımdan bir kere çıktı. "Yok yok nefer olarak çalışacağız" buyurdular. Bütün gaye ne baş ne alt olmaktır, gaye hizmettir. Ümidle öyle bekledi. Zamanı da belli değil, belki yarın belki yarından da yakın. Veysel Karanî Hazretleri; "kıyamet yakın" buyurdular. 1400 sene evvel kıyametin yakın olduğunu söylediler. Yakının bir ölçüsü var mı? Yok. Madem bir nihayeti var, her gelecek yakındır” buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:Allah, Cennet’te kardeş etsin, inşaAllah. Çok mübarek, muhterem büyüklerimizden. Büyük hizmetleri oldu, inşaAllah. Evlatları da güzel hizmetlere devam ediyor.
OKTAR BABUNA:Yeni Asya’dan, Kazım Güleçyüz yazısında, BDP’den Ahmet Türk’ün açıklamalarına yer vermiş Hocam. Ahmet Türk, “Şeyh Said’lerin, Said Kürdî’lerin, Seyyid Rıza’ların torunlarına kimse Müslümanlık öğretmeye kalkmasın. Kürtler dünyanın en dindar halkıdır. Büyük âlimler yetiştirmiş bir halktır. Said Nursî Hazretleri, Kürtlerin gururudur” demiş. Kazım Güleçyüz de; “eğer BDP önde gelenleri ve mensupları Said Nursi’yi gerçekten anlamış olsalardı siyasette böyle bir parti olmayacağını, Kürtlerin gururudur dedikleri Bediüzzaman’ı gerçekten tanıyıp, anlamak için, seferberlik başlatmaları gerektiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Güzel söylemiş, isabetli konuşmuş, hoş konuşmuş, maşaAllah.
Oktar Bey siz amber mi göstereceksiniz?
OKTAR BABUNA:Balık fosilleri, bu balık Zeus Faber Balığı, inşaAllah. 37 milyon yıllık, balık fosili. Şimdi günümüzdeki haline bakınca, tıpatıp aynısı Hocam. En ufak bir değişiklik yok 37 milyon yıl boyunca. Bu fosil de Sardalya balığı, 54 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam, buyrun.
ALTUĞ BERKER:Muhittin Arabi, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor, inşaAllah. Şöyle demiş; “Bilesiniz ki Hatemül Evliya şehittir. Alemlerin imamının aynı ve yitiktir. O Al-i Muhammed’den Mehdi’dir.”
ADNAN OKTAR:Yitik; kayıptır, yani ortada yoktur, görünmez, gizlidir, o anlama geliyor. Kendini sezdirmez, anlaşılmaz, inşaAllah. “Ve vefatı şehitlik şeklinde olacaktır” diyor. Hadiste de var o.
ALTUĞ BERKER:“Kökünü kuruturken küfrün keskin kılıçtır.”
ADNAN OKTAR:Deccaliyeti, ilim kılıcıyla biçecek.
ALTUĞ BERKER:“Bütün gamları ve karanlıkları dağıtan parlak güneştir.”
ADNAN OKTAR:Zulümatları, insanlardaki huzursuzluğu, acıyı ortadan kaldıran, neşe ve sevince vesile olan, derin imana vesile olan, hidayetlerine insanların vesile olan, Allah’tan bir nur.
ALTUĞ BERKER:“Cömertlikle ilkbahar yağmurudur.”
ADNAN OKTAR:İlkbahar yağmuru nasıl güzeldir, öyle tatlı bir cömertliği olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“O’nun ortaya çıkma zamanı size yaklaştı. Vakti sizi gölgelemektedir.”
ADNAN OKTAR:“Alametleri çıktı” diyor. Gölgelemekte o. “O kadar yanaştı ki artık gölgesinin altına girdiniz” diyor. Hani bir insan gelirken önce bir gölgesi gelir, sonra insan gelir. “Gölgesi geldi” diyor. Alametleri başladı, gölgeden de çıkması an meselesi.
ALTUĞ BERKER:“Geçen üç asrı izleyen dördüncü asırda zuhur edecektir.”
ADNAN OKTAR:Hicri 1400. 1000’in üstüne, 4 asır eklediğinde, 1400 eder. “Üçüncü asrın bitişi, dördüncü asrın başlamasıyla çıkacak ortaya” diyor. Hicri 1400’e işaret ediyor.
OKTAR BABUNA:“Doğudaki vatandaşlarımız anti-komünisttir” demiştiniz Hocam. “Nefret ederler komünizmden. Ama tehdit altında oldukları için, adamlara boyun eğiyorlar. Bu aldatıcı, buna inanmasın kimse. Orada PKK’lı en fazla gerçek ideolog olarak birkaç bin kişi çıkar. Onun dışında halk komünizmden anlamaz, Stalinizm'i bilmez, ayaklanmadan hiç hoşlanmaz. Dolayısıyla bir tabanları yok” demiştiniz. Ruşen Çakır da, Vatan Gazetesi’ndeki yazısında; “Başbakan Erdoğan’ın Güneydoğu’da oylarının gittikçe düştüğünü, etkisinin azaldığını, PKK ve BDP’nin ise bölgede güçlendiğini” söylemiş. “Bunun nedeninin, Başbakan, Öcalan, PKK liderliğindeki Kürt siyasi hareketinin yanlış değerlendirmesi olduğunu” iddia ederek, “Başbakan’ın Güneydoğu’ya seslenirken sürekli İslam ve Müslümanlık vurgusunu yaptığını, Kürtlere etnik kökenleri farklı olmakla birlikte, her şeyden önce Müslüman olduklarını hatırlattığını, ancak bu politikanın pek bir işe yaramayacağını” belirtmiş. “Hizbullah örneğini vererek, bu örgütün bile adım adım Kürt kimliğini öne çıkardığını, dolayısıyla İslam kardeşliği vurgusunun çok etkili olmayacağını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:O biraz daha beklerse, Hz. Mehdi (a.s) ile karşı karşıya gelecek, inşaAllah. O çok iyi bilir Mehdiyet devrinde olduğumuzu, Mehdiyet’in varlığının da farkında. Fakat daha önce Marksist eğitimden geçtiği için, Marksist ideolojiyi zamanında savunduğu için, o düşüncenin etkisi altında, dolayısıyla İttihad-ı İslam’ı istemez, Türk-İslam Birliği’ni istemez. Kendince karşı telkin yapıyor; “İslam hakim olmayacak, Türk-İslam Birliği olmayacak.” Biz de, ona karşı telkin yapıyoruz. İslam hakim olacak, Türk-İslam Birliği hakim olacak. O tek başına, işte üç beş tane arkadaş kaldı onlar. Levent Kırca, bilmem ne falan, böyle eski tüfek solculardan, o garibanlardan bir tanesi de o. Cılız cılız oradan kenardan, köşeden Bedri Baykam falan bunlar toplam on kişi falan anca çıkarlar. Hiç kimse de kaale almıyor, almaz da. Bir oradan bağırıyor, biri kenardan bağırıyor ama çok cılız. Gök gürlemesi gibi geliyor İslam, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği. Yeri göğü inletiyor. Boşa şamata yapıyorlar.
ALTUĞ BERKER:İmam Rabbani Hazretleri; “Hz. Mehdi (a.s)’ın iman hakikatlerini anlatacağını” söylemiş. Şu şekilde, Bediüzzaman Hazretleri aktarıyor, Şualar isimli eserinde, sayfa 264; “'Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemasından (kelam alimlerinden) birisi gelecek, bütün hakaik-i imaniye ve İslamiye’yi (iman ve İslam hakikatlerini) delâil-i akliye (akli deliller) ile kemâl-i vuzuhla (en açık şekilde) ispat edecek.”
ADNAN OKTAR:Alenen Hz. Mehdi (a.s)’a işaret edilmiş oluyor. Ama tabii diğer alimlere de işaret var burada, Bediüzzaman’a da işaret var, o tarz faaliyet yapan diğer Mehdilere de işaret var ama asıl kastedilen ahir zaman Mehdi’sidir.
OKTAR BABUNA:Bir Kuran mucizesinden bahsedeyim Hocam, inşaAllah. Kuran’ın Bilimsel mucizeleri; DNA ve genetik tarihinin başlangıcına işaret vardı, inşaAllah. DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) terimi canlılardaki genetik malzemenin kısaltma ifadesi. Genetik biliminin başlangıcı Mendel isimli bilim adamının, 1865 yılındaki genetik yasalarına dayanır. Bilim tarihi için bir dönüm noktası oluşturan bu tarihe, Kuran’da 18 numaralı Kehf Suresi’nin 65. Ayetinde işaret edilmektedir. D-N-A harflerinin (Arapça'da Dal-Nun-Elif harflerinin) Kuran'da nerelerde yan yana geldiği incelendiğinde, en fazla Kehf Suresi'nin 65. ayetinde geçtiği görülür. Bu ayette D-N-A harfleri ardı ardına tam üç defa, yan yana yer almaktadır. Kuran'ın başka hiçbir ayetinde "DNA" harfleri bu şekilde ardarda ve çok sayıda geçmez. Bu harflerin yer aldığı ayet numarası ise 18, surenin 65. Ayeti yani 1865'tir. Genetik biliminin başlangıç tarihi de; 1865’dir. Ayette üç defa tekrar vardır. Kehf Suresi'nde, DNA 7 defa tekrarlanırken, RNA da (Arapça'da Ra-Nun-Elif harfleri) 7 defa tekrarlanır. RNA molekülü de DNA gibi genetik yapıyı oluşturan diğer bir moleküldür Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker Efendi buyrunuz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Muhyiddin Arabi’nin, Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’dan bahsettiği kasidesi var Hocam. Şöyle diyor; “Ramazan’da sıhhat var, onunla hidayet bulur. Karanlıkta hakkı görenler adamların kalpleri Fırat hazinesinde parlayınca mağrip, uğurlu ve düşmana karşı zafer kazanan kişi, Şam’lı askeriyle ilerler. Cevza mıntıkası gibi ama aynı hizada, Ezd’in Yahya’sı olarak anılır, kötülükten kaçan ezd. Hanif ve hidayet dini onunla dirilir. Elif cim’i senesinde iner ruhu. Dımaşk’ın başka bir yerine ve sıyrılır kınından burada şeriatın keskin kılıçlarından biri Mehdi’nin davetiyle ve Mustafa’nın sünnetine uygun olarak deccal’ı manen öldürür, batılı yerle bir eder, düşmanı helak eder, hidayete ereni kurtarır.”
ADNAN OKTAR:“Ramazan’da sıhhat var. Onunla hidayet bulur.” Hz. Mehdi (a.s) ile hidayet bulacak insanlar. “Karanlıkta hakkı görenler adamların kalpleri.” Demek ki, en zorlu, en karanlık ortamlarda, insanlar hakkı görecekler. “Fırat hazinesinde parlayınca mağrip.” Fırat’ın suyu kesilecek, orada elektrik çıkacak, baraj olacak, zenginlik olacak, inşaAllah. Ve o bölgeyi zengin edecek. Bütün Türkiye, her yeri zengin edecek bir sistem gelişecek. “Uğurlu ve düşmana karşı zafer kazanan kişi,” yani deccaliyete karşı zafer kazanan kişi Hz. Mehdi (a.s) oluyor tabii. “Şam’lı askeriyle ilerler.” Demek ki Şam da, Suriye de iltihak edecek Türkiye’ye, inşaAllah. “Cevza mıntıkası gibi,” bunda bir sır var. “Ama aynı hizada, Ezd’in Yahya’sı olarak anılır,” burada da Yahya ismine dikkat çekiyor. “Kötülükten kaçan ezd.” Onda da bir şifre var. “Hanif ve hidayet dini onunla dirilir.” Yani İslam dini, bölgeye hakim olur. “Elif cim’i senesinde iner ruhu.” Burada da bir işaret var. Bunları, yarın detaylı anlatalım.
OKTAR BABUNA:Siz her zaman Hocam, Başbakanımızın, Erbakan Hocamız’ın azmini, kararlılığını ve terbiyesini aldığını hatırlatıyorsunuz. Nitekim Sayın Başbakan da dün yaptığı bir mitingde, ülkeye hizmet anlayışını anlatırken, Erbakan Hocamız’ın da sık sık tekrarladığı bir anlayışı vurgulamış. Konuşmasında; “Ben bu dönemden sonra partim bana ne görev veriyorsa, o görevi yaparım. Ondan sonra devam eder miyim, etmez miyim, ondan sonraki bir şey. Vakıflar, birçok şeylerde hizmet yaparız. Önemli olan benim bir davam var. O da nedir? Millete, ülkeme hizmettir. Bu hizmette tecrübemi, bilgimi, ne var ne yok sermektir. Biz bu canı, bu yola adamış durumdayız. Biz bu terbiye ile büyüdük ve buna da örnek olmamız lazım. Başbakan oldun. Ee ondan sonra ayrıldın git yat. Yok, ayaklarımız koştuğu, yürüdüğü sürece inşaAllah, biz de buna devam ederiz ifadelerini kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker buyur.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz; “Türkiye’nin Allah vermesin bölünmesi demek, Türkiye yok oldu demektir. Dini, namusu, imanı gitti demektir, Allah esirgesin. Kimse bunu ağzına almayacak. Bölünmesinin B’sini duymayacağız. Gök kubbeyi tepelerine geçiririz. Biz uysalız, seveceniz. Ama vatan söz konusu olursa en az yirmi milyon zinde asker çıkar karşılarına.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker devam et, anlat.
ALTUĞ BERKER:“Hz. Mehdi (a.s)’ın sevgisi, insanlar arasında sevgi ve şefkatin yaşanmasına vesile olacağını” Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuş. “Hz. Mehdi (a.s) zamanında Asr-ı saadet’te olduğu gibi küllenmiş duygular, bir bir tomurcuklanacak, çiçek açacaklardır. Bir başka hadisinde de bu konuyla ilgili; “Hz. Mehdi (a.s), Allah’ın izniyle taş gibi kalpleri yumuşatabilecek. Kömür gibi ruhları elmaslaştırabilecek, ölü ruhları imanın ruhuyla diriltebilecek” diye geçiyor Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Oktar Hocam buyur.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. İncil’de iman edenlerin, Allah rızası için mallarını ve canlarını infak etmelerine dair ifadeler vardı Hocam, inşaAllah. Şöyle söyleniyor: Luka 12/33-34’te; “Mallarınızı satın, sadaka olarak verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen hazineler edinin. Orada ne hırsız ona yaklaşır. Ne de güve onu yer. Hazineniz neredeyse, yüreğinizde orada olacak.” “Mallarınızı satın, sadaka olarak verin” diyor. Hz. İsa (a.s) da şu şekilde öğüt veriyor; “Eğer eksiksiz olarak istersen, git varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver. Böylece göklerde hazinen olsun. Allah Katında karşılığı olsun. Sonra gel beni izle dedi. İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin. Yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın. Size doğrusunu söyleyeyim” dedi Hz. İsa (a.s), “beni ve müjdenin uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da, şimdi bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte, yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur” diyor, Hz. İsa (a.s). “Ne var ki; birincilerin bir çoğu sonuncu, sonuncuların bir çoğu da birinci olacak” diyor.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Münafıklarla ilgili şöyle söylemiştiniz Hocam; “Münafık, Müslüman’ın adeta benzini gibidir. Müslüman’ın aklının artmasına neden olur münafık. Yoksa atalet gelir Müslüman’a, adrenalin gibidir münafık. Münafık, kendini azat ettiği için, domuz gibi bir ine sığındığı için, Allah’ın kendini koruduğunu, Müslümanlara da bela verdiğini zanneder. Müslüman, göğüs göğse ilmen mücadele ettiği için, tabii dertlerle belalarla karşılaşır, o da orada korunduğunu zanneder, ama onu cehennem kuşatır” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Hz. Mehdi (a.s) tüm dünyanın hidayetine vesile olacaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), şöyle buyuruyor: “Hz. Mehdi (a.s), hidayet meşalesiyle alemde dolaşır”, yani bütün insanların, bütün dünyanın hidayetine vesile olur, “ve salihler gibi yaşar. Allah-perestlik nefs-perestliğe çevrildikten sonra” yani insanlar din dışına çıktıktan sonra, din dışı uygulamalara geçtikten sonra, “Hz. Mehdi (a.s) gelecek ve nefs-perestliği”, madde, dünya uğruna hareket edenleri, nefsi uğruna hareket edenleri, nefsini ilah edinenleri, Kuran’da bildirildiği şekilde inşaAlah, “Allah-perestliğe, Allah rızası için yaşamaya çevirecek. Kuran, görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra, Hz. Mehdi (a.s) gelip, görüş ve düşünceleri Kuran’a uyduracak”, yani Kuran’ın dışına çıkıp da başka bir din anlayışı meydana getirilmesinin yerine, onu kaldırıp dini aslına döndürecek diye buyuruyor, maşallah Hocam.
ADNAN OKTAR:Berker Bey.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’ın isimlerini sayıyorum Hocam; El-Mehdi; ‘hidayet olunmuş, hidayete ermiş,’ Halef-i Salih; ‘Allah evliyalarının liyakatli halifesi, manevi lideri,’ El Mansur; ‘Allah tarafından yardım edilen,’ Veliyi asr; ‘asrın velisi, zamanın tek alimi, zamanın tek rehberi,’ Bakiyetullah; ‘Allah’ın yeryüzünde geriye kalan tek hücceti ve son ilahi manevi lideri,’ Sahib’üd-dar; ‘yurdun manevi sahibi,’ İmam-ı asr; ‘asrın imamı, manevi lideri,’ Sahib-il emr; ‘İlahi adaleti uygulamakla sorumlu olan,’ El hüccet; ‘reddi mümkün olmayan kesin delil,’ El kaim; ‘Hak için kıyam eden, ayakta duran,’ El muntazar; ‘ herkes tarafından beklenen,’ Mehdi-yi muntazar; ‘ beklenen Mehdi’ İmam-ı muntazar; ‘beklenen manevi lider’ Sahib-üz zaman; ‘ zamanın sahibi,’ Mehdi-yi mev’ud; ‘vaad edilmiş Mehdi,’ Kaim-i ali Muhammed (s.a.v.); ‘ Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan gelen, kıyam edecek olan Mehdi,’ El hatim; ‘hatmeden, sona erdiren,’ Nihayet-ül mukaddese; ‘ kutlanmış yön, en yüce ve kudsi.’ İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Mehdi (a.s)’ın daha birçok lakabı var ama bu, aşağı-yukarı yarısı bile değildir yani, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Sfenksler hakkında bilgi verelim mi Hocam? Bu, Mısır’daki sfenksin görüntüsü Hocam. 1991 yılında eski Mısır’da Rahip yetiştirmek için verilen gizli eğitimiyle ilgili belgelerin içinde, “ Bilginin anası sfenksin karnındadır” yazılı belge bulunmuş. Sfenkste; bu önde duran insan başına benzer aslan vücudu. Sfenksin karnında da yazılı belge bulunmuş. Bunun üzerine başlatılan çalışmada, odalar bulunmuştur. 4. hanedan devrinden kalma, yani M.Ö. 4500 yıl öncenden kalma bir levha, sfenksten şöyle söz ediyormuş; “Dünya var olalı beri en büyük sır burada gizlenmiştir, en büyük sır sfenksin sırrıdır. Eski Mısır yazıtlarını içine alan öğretilere göre, sfenksin başının insan, fakat vücudunun aslan olması iki ayrı anlama sahiptir. Burada, hem geçmişe hem de geleceğe ait bir mesaj gizlidir. Bir zamanlar aslanla sembolize edilen bilgeliğin, bir gün yeniden dünya üzerinde yaşanacağı, yani insanların aslanlaşacağı anlatılmak istenmektedir. Yani sfenksin mesajı şudur; bir zamanlar kaybolan bilgelik bir gün yeniden ortaya çıkacak ve insanlar aslanlaşacaktır. İnsanlığın, ruhsal açıdan aşamalı olarak aşağıya iniş sürecinin, belli bir noktada dip yaptıktan sonra, yeniden tırmanışa geçeceğini ve bunun da, kova çağında meydana geleceğini söyleyen ezoterik kayıtlarla bu bilgi birebir örtüşmektedir. Bunun da kova çağında meydana geleceğini söylüyor. Astrolojik çağları gösteren çizelgeye bakıldığında, aslan çağının tam karşıtı olan çağın, kova çağı olduğu derhal fark edilir. Eski gelenekler, bu geçişin tam tarihi olarak da 2012 yılını vermektedir. Aynı tarihe bu çizelgede de ulaşılmaktadır. Resimlerinde 1925 yılında sfenks boynuna kadar çöl kumlarına gömülüydü. Bu sfenksin içindeki koridor ve odaların temsili resmi, termo hassasiyeti olan kameralarla. 20 metre yüksekliği, 73,5 metre uzunluğu oluyor, 6 metre boyunda, binlerce ton ağırlığında. 1925 yılındaki görüntüsü.
ADNAN OKTAR:Daha içine girilmedi.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Berker.
ALTUĞ BERKER:Hocam, “doğudaki vatandaşlarımız anti-komünisttir” dediniz, “nefret ederler komünizmden ama tehdit altında oldukları için adamlara boyun eğiyorlar. Bu aldatıcı, buna inanmasın kimse, orada PKK’lı en fazla gerçek ideolog olarak birkaç bin kişi çıkar. Onun dışında halk komünizmden anlamaz, Stalinizm’i bilmez, ayaklanmadan hiç hoşlanmaz, dolayısıyla bir tabanları yok” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyorum tabii, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Yaprak şeklinde kelebekleri gösterelim mi Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Kelebeklerin şekli tam bulundukları ortamdaki yapraklara, kuru yapraklara benziyor inşaAllah, ayırt etmek zor. Genetik bilgileri tamamen farklı olmasına rağmen, proteinler tamamen farklı olmasına rağmen, apayrı protein ve genlerle Allah aynı desende, aynı görüntüde yaratmış, hem hayvanlarda hem yapraklar üzerinde, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela, çok acayip, süslü olan da aynı yerde rahatça yaşıyor, bu vaziyette olan da aynı yerde yaşıyor. Yani bir avantajı da olmuyor ona. Yani ciddi anlamda bir avantajı yok. Çünkü öbür böcekler de çok rahat yaşıyorlar. Bu durumun özel olarak, Allah tarafından düşündürmek için yaratıldığı anlaşılıyor.
Berker Hocam buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Hz. Mehdi (a.s), kan akıtmayacaktır ama Allah ona yardımcı olan Melekler vesilesiyle azap verecek. Hz. Musa (a.s)’da olduğu gibi onun devrinde de deniz ikiye yarılacaktır.” Meleklerin yardımcı olmasıyla ilgi şöyle buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, Melekler ona yardım edecektir. Cebrail (a.s) onun önünde olacak, Mikail (a.s) sağında ve İsrafil (a.s) ise solundan gelecektir” buyurmuşlar. “Cebrail (a.s) ile Mikail (a.s), onu kendi aralarına alacaklar,” Hz. Mehdi (a.s)’ı kendi aralarına alacaklar buyurmuşlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biraz şerh ederek anlatın. Sen oradan ne anlıyorsun?
ALTUĞ BERKER:Hocam, Meleklerin koruması altında ve inayeti altında Hz. Mehdi (a.s) inşaAllah. Hem ahkamda masum olduğunu söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), doğru kararlarda ilhamı var, hem de kendisine karşı duranlara karşı hem Hz. Hızır (a.s) hem de Meleklerin müdahalesi Allahualem. Siz daha iyi bilirsiniz, siz söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR:Oradaki hadisi bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Ali Muhammed (Hz. Mehdi (a.s)) zuhur ettiğinde, Allah ona; Müsevvim- varlıkları düzene koyan-, Mürdif –birbiri ardınca, birbirine taabi –Münzel - indirilmiş, Kerub –Allah’a en yakın olan Meleklerle ona yardım edecektir. Cebrail (a.s) onun önünde olacak, Mikail (a.s) sağında ve İsrafil (a.s) ise onun solundan gelecektir” buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:Cebrail (a.s) önünde, Mikail (a.s) ve İsrafil (a.s) da var iki yanında. Böyle bir insanı yenmek mümkün mü?
OKTAR BABUNA:Kesinlikle değil Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Yenemez deccaliyet. Ne Cübbeli yenebilir, ne başkası yenebilir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Ayrıca Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşallah, “46 bin melekle desteklenecek” diye de bir başka hadiste bildiriliyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne de Dr. Safa Saygılı, ne de onların ekibi.
OKTAR BABUNA:“Atatürk’ü İyi Anlamak” kitabınız var Hocam. Atatürk’ü iyi anlamak; sadece onun şahsına yönelik övücü konuşmalar yapmak, sözlü olarak takdir etmekle değil, kendisinin milletinden ne istediğini anlamak, fikir yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek demektir. Bu kitabın yazılmasındaki amaç; insanı insan yapan, ahlaki değerleri Atatürk’ün sözlerinden alıntılarla anlatmak, ülkemizin varlığını özgürce sürdürebilmesi, devletimizin ve milletimizin bekası için, güzel ahlakın şart olduğu konusunda genç nesilleri bilinçlendirmektir. Bu kitapta bunları anlatıyorsunuz, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker Hocam, anlatın.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Şöyle söylemiştiniz Hocam; “İnsan sayısı belki Meleklerin sayısına göre çok çok az, katrilyonlarca melek var ama Allah insanı beğeniyor, bu şaşırtıcıdır” dediniz. “Allah insanın, şeytanı yenmesini çok beğeniyor, şeytan haşa Allah’a meydan okuyor, biz de Allah’a meydan okuyan şeytanı yeniyoruz, Allah bunu çok beğeniyor” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Yer gök melek dolu ama Allah, en çok insanı beğenir.
OKTAR BABUNA:E.Ö; “Kürt meselesini tartışırken, özerklik çözümünün ciddi bir biçimde ele alınmasının ve uygun bir formülle çözüme kavuşturulmasının, ülkeyi belki zihinlerde ve ruhlarda böleceğini, ancak fiiliyatta bölmeyeceğini” söylemiş. “Bunu söylemenin cesaret gerektirdiğini, nitekim daha önce Türklerle Kürtlerin birlikte yaşamak zorunda olmadığını söylerken de, cesaret gösterdiğini ve ülke için makul bir fikri savunurken, risk alınabileceğini ve her türlü suçlamayı göze almak gerektiğini” belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, sanki yeni bir fikirmiş gibi böyle zihni sinir projesi gibi ortaya çıkmasına gerek yok. Bunu savunacağına Türk İslam Birliği’ni savunsun, İttihad-ı İslam’ı savunsun. Ağzına dahi almıyor. O konu, asıl konuyu kökünden çözer. Bunun anlattığı, fitnenin başlangıcı olmuş oluyor, fitne, başka bir şey değil.
ALTUĞ BERKER:Bir hadis-i şerifte; “Konstantiniyye’nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken, bir bayrak dikecek. Deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takiben Hz. Mehdi (a.s) karşı kıyıya geçecektir” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Evet, ne anlıyorsun?
ALTUĞ BERKER:Evet, maşaAllah. “Boğaz köprüsü” demiştiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Aynı şekilde Ahir Zamanda boğaz köprüsü oluştu. 1400 sene sonra, hadis tahakkuk etmiş oldu bir yönüyle, evet. İzleyelim.
VTR-Big Bang’deki muhteşem denge.
ADNAN OKTAR:Evet, mükemmel gayet güzel anlatılmış, fakat daha da detaylandıralım, çünkü harika bir olay. Her yer harika, kromozomlar, atomlar, her yer her şey harika. Bunları anlatacağız. Deccaliyet gücünü kaybetti, Mehdiyet müthiş bir güç olarak ortaya çıktı. Deccaliyetin, Mehdiyet’i yenmesi mümkün değildir, kaderde bu böyledir. Bunun için Cübbeli’nin, Safa Saygılı’nın içleri rahat olsun, tedirgin olmalarına gerek yok. Mehdiyet, mutlaka galip olacak. Çok huzursuzlar, çok tedirginler, acaba Mehdiyet, deccaliyeti yenebilir mi gibisinden. Yenecek yenecek, yeniyor, yendiğini de görüyorsunuz. Sakin olun. Başka bir şey demeye de gerek yok.
Oktar buyur.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Bir kardeşimiz Muhammed Ali Eryüksel ismi, arabasıyla kitap ve A9 broşürü dağıtmış. Ekte de videosunu göndermiş Hocam. “Bostancı Carrefour E-5 kavşaktaki giden araçlara, A9 Tv tanıtım broşürü dağıttık inşaAllah. Aracımızı, bir hizmet gönüllüsü ağabeyimiz bagajı doldurdu, maşaAllah. Ankara Kocatepe A9 Tv broşürü, Atlas, Kuran’ı Kerim mealinin ücretsiz dağıtımına vesile olduk, inşaAllah. Evimize, Harun Yahya kütüphanesi yaptık. Yurt içi, yurt dışına, Atlas, A9 Tv broşürü, Kuran’ı Kerim meali, Hocamızın eserlerini dağıtıyoruz, inşaAllah. Bu hizmet kervanlarımıza tüm gönüllü kardeşlerimizi bekliyoruz. İnşaAllah gönülden şimdi hemen birlik zamanıdır diyerek yeniden başlatıyoruz. Aramıza sizleri bekliyoruz, inşaAllah. Hizmet kervanı, iletişim; www.harunyahyauniversity.com adresini vermişler Hocam. Bu da kardeşimizin videosu.
VTR- Gönüllü kardeşlerimizin görüntüleri.
ADNAN OKTAR:Aferin çok güzel. MaşaAllah, bakın araba deccal boğan makineye dönüşmüş değil mi? Ambulans gibi araba hastalara ilaç dağıtıyorlar. Sağlıklı olanlara da neşe dağıtıyor. MaşaAllah bakın, kaderleri böyle. Cenab-ı Allah, İslam’a Kuran’a hizmet edecek şekilde yaratmış, kaderlerindekini aynısıyla yapıyorlar. Mesela, o çocuğun elindeki kitap da mesela, kaderinde onu okuyacak, ona bakacak, maşaAllah. Acayip kızdırıcı yani, deccal ordusunu mahveden bir şey. Manen çok ızdırap veren bir şey. MaşaAllah. Aferin çocuklara, maşaAllah. Yani düşünün bir kahvehanede bir tane Yaratılış Atlası olsa, o kahvehaneye deccal girmesi mümkün değil. Girer, girebilir diyen varsa gelsin bana söylesin. Tozu dumanına katılır, moral yönünden çöker, yanlış bilgiler kafasından gider, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam, sizin ordumuzu desteklemek için yaptığınız yayınların ardından, Yiğit Bulut da bugün; “Türk Subayına Açık Mektubumdur” başlıklı bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. “Son günlerde iddia edilen Ergenekon davası kapsamında, bazı generallerin ve askerlerin ifadeye çağırılması veya tutuklanması sonrası, hassas bir durumun ortaya çıktığını” hatırlatarak, askerlerimize bazı tavsiyelerde bulunmuş; “Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini” söyleyerek, “askerin içine sızan ve Türkiye üzerinde oyun oynamaya çalışan odaklardan arınmanın zamanının geldiğini, Türkiye’nin özellikle cihan devleti olma yoluna girdiği bu yıllarda, bu zor süreci atlattığı zaman gerçek demokrasiye ve özgürlüğe kavuşacağını, ancak bu arada Türk subaylarının sakin ve güçlü olmaları gerektiğini” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, evet. Türk subayları, milletin ta kendisi, Anadolu’dan çıkan o sıcak mübarek ruh. Peygamber ocağı inşaAllah, Allah’ın himayesinde. Cenab-ı Allah’ın inayeti, Türk ordusunun üstünde, Allah’ın koruması altındadır. Gönülleri son derece müsterih olsun, gayet rahat olsunlar, inşaAllah. Onlara bir kir dokunursa, Allah hemen temizliyor, tertemiz kılıyor Allah, tahir kılıyor inşaAllah.
Berker’im buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri’nden anlatıyordunuz Hocam; “Bu devirde, Mehdiyet döneminde, boyunduruğu atacak şanlı ordumuz.”
ADNAN OKTAR:Tabii, “kahraman ordu ve şanlı millet” diyor, “hakikat-ı hali görecek” diyor, “bu dehşetli komitenin tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. İnşaAllah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Köpek ve kedi vardı, gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker buyur.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Abdülkerim bin İbrahim El-Ciyli (k.s) Hazretleri “İnsan-ı Kamil” adlı eserinde, Hz. Mehdi (a.s)’dan şöyle bahsetmektedir; “Mehdi (a.s)’ın çıkışı da kıyamet alametleri arasındadır. Mehdi (a.s) gelecek, 40 yıl adaletle hüküm sürecek. Mehdi (a.s) geldiği vakit, gündüzler yeşil bahçeler gibi, geceler aydın, parlak olur, ziraat bereketlenir, hayvanların sütleri bollaşır, insanlar emniyetli, huzur, saadet içerisinde, Rahman’ın ibadetiyle meşgul olacaklar” demiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok güzel. Gecelerin ışıklı, gündüzlerin aydınlık olması, onu göreceğiz, inşaAllah. Hayat, 24 saat canlı, parıltılı, zinde, neşeli, bayram havasında olacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah; Bediüzzaman; “Ümitsizlik her faziletin engelidir” diyor Said Nursi Hazretleri şöyle buyuruyor; “İttifak hüdâdadır” yani, ittifak doğruluktadır, “hevâ ve heveste değil. İnsanlar hür oldular, amma yine Abdullahtırlar” Abdullahtırlar; Allah’ın kuludurlar, hür olmaları yani, Allah’ın kuludurlar yine, “her şey hür oldu. Başkasının kusuru, insanın kusuruna senet ve özür olamaz”, başkasının yaptığı hatalar, insanın hatalarına senet veya özür olamaz, “yeis (ümitsizlik) mani-i her-kemaldir (ümitsizlik her faziletin engelidir). Neme lazım başkası düşünsün, istibdadın (zulmüm) yadigarıdır”, nemelazımcılık istibdadın hatırasıdır buyuruyor.
ADNAN OKTAR:Evet, çok güzel isabetli konuşmuş Üstadımız.
MÜZEYYEN HANIM:Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim; “İnne Rabbekümullahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev” Gerçekten Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan ve sonra arşa istiva eden Allah’tır. “Veş şemse vel kamera ven nücume musahharatim bi emrih” Gündüzü durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. “Ela lehül halku vel emr” Haberiniz olsun, emir de yaratmakta yalnızca onundur. “Tebarakellahü Rabbül alemın” Alemlerin Rabbi olan Allah Ne yücedir. (A’raf Suresi- 54)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah.
SUNUCU:00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Sipas Vizyon Tv, Samsun AKS, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren de, A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, 79. ayetten 83’e kadar oku. Şeytandan Allah’ sığınıyoruz.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım; Yasin Suresi, “Deki: “Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek; O, her yaratmayı bilir. “Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.” “Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir.” Hocam siz hep, bu yaratılışa Kuran’dan delilleri vermiştiniz, bazı Müslümanların, Darwinizm tuzağına düştükleri için, inşaAllah
ADNAN OKTAR:Evet, evrimci kafayla yaklaşıyorlar. Amerika’da da ortaya çıkmışlar, onlara da bu ayetleri hatırlatmak lazım. Melekler, evrimle olmadı, cinler şeytanlar evrimle olmadı. Cennet yatakları, Cennet eşyaları, Cennet bardakları, Cennet ibrikleri evrimle olmadı, Allah yaratıyor, bunu bilecekler. Yaratmanın Allah açısından, son derece kolay olduğunu bilecekler.
OKTAR BABUNA:Yasin Suresi, “Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü ) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O’na döndürüleceksiniz.”
ADNAN OKTAR:Tabii ki, Allah’ın yönü yoktur da, anlaşılması için söylüyorum. Allah, Cennet’te hepimizi kardeş etsin, inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...