SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Nevşehir Kapadokya TV, Otağ Tv Adana, Çorum Kanal 19, ART Amasya Tv, Tokat Safa Tv, Mardin Kanal 47, Erzurum Süper Tv, Kırşehir Kent FM, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Bugün Kahramanmaraş’ta yapımına 1993 yılında başlanan, Türkiye’nin 3. büyük camisi olan Abdülhamit Han Camii’nin açılışı Regaip Kandili gecesi olmuş ve Regaip Kandili gecesi namazlarını kılmak için 15 bin Müslüman kardeşimiz camiye akın ederek, aynı anda namaz kılmışlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Camii de camiymiş, maşaAllah. 15 bin kişi alması çok muhteşem, bayağı güzel.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Kazım Güleçyüz Ağabeyimiz yazısında, İsmail Ünlü’nün bir mektubuna yer vermiş. O da “Said Özdemir Ağabeyimiz’in bütün Türkiye hapishaneleri ve iddia edilen Ergenekon terör örgütü davasının tutuklularının olduğu Silivri cezaevine Risale-i Nur külliyatını gönderdiğini, her 200 mahkum için bir külliyat hediye edildiğini ve hedefte tüm dünya üniversiteleri ve hapishanelerinin olduğunu” yazmış. Kazım Güleçyüz Ağabeyimiz de; “bu güzel hizmet için Said Özdemir Ağabeyimiz’i tebrik etmiş.”
ADNAN OKTAR:Said Özdemir Ağabey, değeri bilinmesi gereken büyüklerimizden. Mehmet Şevket Eygi, Sungur Ağabey, bir daha öyle insana rastlayamazlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: The Economist Dergisi’nin seçimlerle ilgili bir yorumu vardı. Reuters ve The New York Times kuruluşları da aynı anda; “Ak Parti’nin anayasayı tek başına değiştirecek bir çoğunluğa sahip olmasının tehlikeli olduğu ve Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi için, CHP’ye oy vermenin daha doğru olacağı” yönünde bir haber yapmışlardı. Fatih Çekirge bu haberi yorumlayarak, “böyle bir çağrının, dünyanın en büyük üç medya devi tarafından aynı anda yapılmasının çok şaşırtıcı olduğunu” söyleyerek, “nereden çıktı bu uyarı ihtiyacı?” diye sormuş. “Bu uyarının anlamının, Erdoğan iktidar olsun ama seçimlerden güçlü çıkmasın, kanadı kırık bir Erdoğan Arap sokağında tek başına adam modeli olamaz anlamına geldiğini” söylemiş. “Yani Batı’nın İslam aleminde güçlenen bir Türkiye istemediğini, kendi kontrolünde olan bir Türkiye istediğini” vurgulamış. “Ancak, CHP’ye oy verin çağrısının, büyük bir ihtimalle Türk halkında tam ters etki yaratacağını, emperyalistlerin son baskısı olarak algılanacağını ve AK Parti seçimini coşturacağını” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Fatih Çekirge’ye helal olsun. Hayrettir, maşaAllah. Herhalde fikriyatı değişmiş. Güzel, samimi bir üslup.
ALTUĞ BERKER:Fatih Altaylı da The Economist’in haberi üzerine bir yazı yazmış. The Economist’in Türkiye temsilciliğini yürüten Amberin Zaman’ı aramış ve “Türkiye ile ilgili neden bu yorum oldu?” demiş. Avrupa editörü John Peet’in de şöyle yanıt verdiğini söylemiş; “iki nedenden ötürü CHP’ye oy verilmesini istediğini söylemiş. Bunlardan birincisi; AK Parti’nin tek başına anayasa yapacak çoğunluğa ulaşmasının başkanlık sistemi hayalini kolaylaştıracağını ve bunun Türkiye’ye uygun bir model olmadığını düşünmeleriymiş. İkincisi ise; gücün zaman zaman el değiştirmesinin demokrasi açısından faydalı olacağını düşünmeleriymiş. Bu nedenle önümüzdeki seçimde CHP’nin iktidara gelmesini istiyorlarmış.”
ADNAN OKTAR:Ama iddia edilen Ergenekon terör örgütü tehlikesi var. Bu tehlike bertaraf edilmeden, o dediklerinin olması çok tehlikeli olur. Önce, bu belanın ortadan kalkması gerekiyor. Onun için, Türkiye hassas bir dönemde, kıpırdatmaya da gelmez. Orta sağın ezici şekilde iktidar olması gerekiyor. Mahkemelerin de, savcılıkların da elinin çok güçlü olması gerekiyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Nitekim birinci iddia edilen Ergenekon davası tutuklularından Doğu Perinçek; “hayatı boyunca darbelere karşı olduğunu ve her darbe döneminde hapse girdiğini” söylemiş. “Ancak Türkiye’nin bir bölünme, parçalanma ve yıkım sürecinde olduğunu ve Türkiye’nin bu parçalanmaya devrimle cevap vereceğini” iddia etmiş. “Ayrıca bu devrimin, ordunun halkın yanında olmasıyla yapılacağını” belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Ne diyor, komünist devrim? PKK ne istiyor? O da komünist devrim istiyor. Dedem uçuyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyor.
ALTUĞ BERKER:Söylediğinizi doğruluyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü tehlikesinden bahsediyordunuz.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon terör örgütü, komünist örgüt. PKK da komünist örgüt. Dedem ne diyor? “Komünist ihtilal, devrim olsun” diyor. Lafa bak.
ALTUĞ BERKER:O da “silahlı olsun” diyor, Leninist olduğu için. Siz daha iyi biliyorsunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hapishane yaramamış. Bazılarına yarar, bazılarına yaramıyor demek ki.
ALTUĞ BERKER:İsmet Berkan da “Türklerle yegane ortak payımız din midir?” başlıklı bir yazı yazmış. “Silahlı çatışmaların en tırmandığı yıllarda, devletin genel tavrının İslam’ın birleştiriciliğinden faydalanmak olduğunu, Genelkurmay’ın yıllarca PKK’nın dinsiz olduğunu vurgulayan broşürler dağıttığını ve Başbakan’ın da bir sivil olarak bu tavrı aynen devam ettirdiğini” yazmış. “Ancak geçmiş yıllarda sürekli PKK’nın dinsiz olduğu vurgusunun yapılmasının Hizbullah örgütünü ortaya çıkardığını, dolayısıyla İslam kardeşliği vurgusunun bir çözüm olmadığını” söylemiş. “Demokratik ülkelerde toplumu bir arada tutan çimentonun din değil, insan hakları, hukuk ve özgürlükler düzeni olduğunu” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Yorumla biraz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Türk- Kürt kardeşliği, özünde Müslüman kardeşliğinden gelir. Dolayısıyla İsmet Berkan yanılıyor. Zaten dinimiz bize getiriyor insan haklarını, gerçek özgürlükleri ve hukuku. O yüzden ortak paydamız dindir Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İsmet Berkan, sol materyalist düşünceye sahip olduğu için, Darwinist olduğu için, olaylara normal bakamıyor, sağlıklı bakamıyor. İslam’ı da tanımıyor. İslam’ı tanısa, Kuran’ı anlasa bakış açısı tamamen değişir. Kürtleri, Türkleri, herkesi kardeş yapan dindir, İslam’dır. Çimentodur İslam.
ALTUĞ BERKER: AK Parti, ülkemizin birlik ve beraberliği, bütün vatandaşlarımızın aynı Allah’ın kulu ve ülkemizin birer parçası olduğuyla ilgili bir reklam filmi hazırlatarak büyük televizyon kanallarında yayınlatıyor. Ahmet Hakan, bugün bu reklam filmine değinerek, Aydın Doğan’ın bu klipi çok beğendiğini, Mehmet Ali Ilıcak’a “bu filme takıldım. Sözleri, duygusu, fikri muhteşem, bulsam reklamcısını tebrik edeceğim” dediğini yazmış. Uygun görürseniz o reklamın klibi de var Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakalım. Evet, ılımlı, sakin bir yönetime Türkiye’nin ihtiyacı var. Uç hareketler milletimizi rahatsız eder. Beni de çok rahatsız eder. Mesela komünist düşünce beni rahatsız eder, faşizm beni rahatsız eder, bağırtı, çağırtı rahatsız eder. Huzur hoşuma gider, modernlik hoşuma gider, özgürlük hoşuma gider, sevgi hoşuma gider. Milletimizin de istediği bu. Kuran ahlakı, sevgi, dostluk, barış, Allah’a kul olmak, Müslüman gibi yaşayıp, Müslüman gibi ölmek. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER:Allah razı olsun Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon terör örgütünü istemiyoruz. Onu savunanları istemiyoruz. Ona sempati duyanları istemiyoruz. Kim karşıysa iddia edilen Ergenekon terör örgütüne, onu destekliyoruz. İddia edilen Ergenekon terör örgütü; deccaliyettir. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, ahir zamanda, Müslüman aleminde Müslümanlara musallat olan bir deccal düşüncesidir. Buna karşı tavır koyan hükümeti tebrik ediyoruz. Bu yönüyle; ben her yönüyle mükemmel demiyorum. Bu yönüyle tebrik ediyorum ve destekliyorum.
ALTUĞ BERKER: Bir komite olduğunu anlatıyordunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, Risale-i Nur’da Bediüzzaman; “Kuran’ın ve imanın ışığıyla hakikati hali göreceği, kahraman ordunun ve imanlı milletin, bu dehşetli komiteye tavır alacağı hadislerden anlaşılıyor, rivayetlerden anlaşılıyor” diyor, özetle. “Dört devresi var. Son devresi adileşir, artık durumu muhafazaya çalışır” diyor. Şu an son devresindeyiz deccaliyetin. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, baş belası bir örgüt. Komünist örgüt, komünistlerce destekleniyor. Milletimiz de komünizmden nefret ediyor. Türkiye’yi de böldürmeyiz, istemiyoruz bölünmeyi. Kardeşlerimizle birlik, beraberlik içinde yaşamak istiyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, The Guardian Gazetesi’nde çıkan bir haberde; “Polonya’da son 10 yıldır inşa edilen 33 m yüksekliğindeki dünyanın en büyük Hz. İsa (a.s) heykelinin Polonya’da kilisenin gücünü simgelediği” belirtilmiş. Haberde; “Polonya’nın Batılı komşularına göre dine daha çok bağlanmış olmasının, komünizmin bir armağanı olarak görülebileceği” belirtilmiş. Polonya’da 44 sene boyunca Sovyetlere ait bir devlet olduğu süre boyunca, din yasaklanmıştı. Bunun sonucunda devletin istilacı gücüne karşı, barışçıl bir başkaldırıda bulunmak isteyenler Katolik dinine sığındılar. İbadethaneler devletin sansüründen geçmeyen toplantılar için kullanılırken, kiliselerde gizli gazeteler dağıtıyorlardı. Bir düşünce kulübünün başkanı olan Balkır; “Katoliklik ülkenin milli kimliğidir. İnsanların çoğu Katolik kalacaktır. Seçkin zümrede Katoliklik halen oldukça güçlüdür” demiş.
ADNAN OKTAR:Allah, dinsizliğe karşı da orada, Katolikliği bir çözüm olarak onlara sunmuş. Kaderleri öyle ama İsa Mesih (a.s) geldiğinde, ne Katoliklik kalacak, ne Ortodoksluk, ne Protestanlık, ne bir şey, hepsi İslam, Müslüman oluyorlar, inşaAllah. Zor var mı? Yok, severek ve isteyerek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ankara’da yine gönüllü kardeşlerimiz kitap dağıtmışlar. Bize de, zatı alinize Selam söylemişler Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aleykum Selam.
ALTUĞ BERKER:Aleykum Selam. “Hocam, her hafta olduğu gibi bugün de ücretsiz kitap dağıttık, inşaAllah. Resimleri ekte gönderiyorum.” Hemen gösteriyorum, inşaAllah. “Saygılarımla, Ankara Türk Birliği gönüllüleri Hüseyin. Hocam, gel demenizi bekliyoruz. Beş kişi hazırız” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ankara’yı bırakmasınlar, aferin. Bir tane bile kitap olmuş olsa bir insanın evinde, bir tane, o yeter ona. Mümkün değil bir daha dinsiz olamaz. Deccaliyete karşı ilaç. Hele Yaratılış Atlası’nın bulunduğu bir yer, yerle bir demektir, Allah’ın izniyle. Dinsizlik oraya giremez, ateistlik giremez, Darwinizm giremez. Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Sevimli canlılar göstereyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Ne şeker şeyler bunlar. Yerim ben onun burnunu, maşaAllah. Ekip halinde daha da tatlı oluyorlar.
VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; 15. Asrın Müceddidi Hakkında Açıklama Yapıyor. (10 Mayıs 2011-Kıbrıs)
ADNAN OKTAR:Hitabeti mükemmel Şeyh Nazım Hocamız’ın, maşaAllah. Çok özlü ve mükemmel konuşuyor, elhamdülillah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, denizler altında çok güzel kamuflaj yapan hayvanlardan örnekler gösteriyorum. Yapraklı deniz ejderhası; bulunduğu ortamla, Allah mükemmel benzerlikte yaratmış. Seçilmesi zor oluyor canlıların. Zehirli deniz kestanesi saçakları arasında saklanan bir karides bu. Böylece de av olmaktan kurtulup, rahat yaşayabiliyorlar. Renkli mercanlar arasında gizlenen püsküllü iskorpit balığı, seçmek dahi zor oluyor balığı. Tüylü kurbağa balığı, yumuşak mercanlar arasında kamufle olmuş deniz salyangozu, deniz çayırı arasındaki çift uçlu deniz iğnesi bitkiyle aynı görüntüye sahip, maşaAllah. Resifler üzerinde duran püsküllü iskorpit balığı; renkler aynı, tam bir kamuflaj var. Kumların arasında gizlenen ahtapot ve bir başka iskorpit balığı, maşaAllah, Allah bulundukları ortamla aynı şekilde, mükemmel bir kamuflajla yaratmış, maşaAllah. Bir başka örnek; denizde kamuflaj yapan deniz ejderleri var, onları gösteriyorum. Bunlar deniz ejderleri, yosunlar arasındalar. Çok ustaca bir kamuflaj var, çok şahane renkleri var, maşaAllah. Aynı yosunların arasında kamufle olup, kendileri avlanabiliyorlar, maşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Renk ne şahane bir şey. Lacivert ayrı güzel, yeşil ayrı güzel, her renk güzel, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, geçende Pakistan’da bir sel olmuştu malumunuz. Orada kilometrelerce alan su altında kalmıştı ve aylarca çekilmemişti. Bu sırada tüm örümcekler ağaçlara sığınmış ve örümceklerin ağları tamamen kaplamış bu ağaçları. Çok değişik görüntüler oluşmuş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, ağaçlara gelinlik giydirmiş örümcekler. Çözüm olmayınca ne yapsın hayvanlar?
ALTUĞ BERKER:Bir kedi ve tavşan göstereyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Güzel bakıyorlar kediye, maşaAllah. Şefkatli yaklaşıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtabilir miyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii ki, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Doğal Seleksiyon ve Darwinizm” sitemizin ismi. Evrimcilerin, evrim mekanizmalarından biri olarak gösterdikleri doğal seleksiyonun ne olduğunu ve gerçekte evrimi oluşturacak bir mekanizma olmadığını anlatıyorsunuz, inşaAllah. Biyolojik açıdan doğal seleksiyon, sosyolojik açıdan doğal seleksiyon ve evrimcilerin doğal seleksiyon itirafları detaylı şekilde anlatılıyor. Sitenin İngilizce versiyonunu da isteyen kardeşlerimiz buradan ulaşabilirler. Adını tekrar ediyorum, www.dogalseleksiyonvedarwinizm.cominşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. Neml Suresi, 48 “Şehirde dokuzlu bir çete vardı” diyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün çatısı; dokuz kişi. “Yeryüzünde bozgun çıkarıyorlardı” diyor ayette. Onlar da aynısını yapıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, maşaAllah. Değişik bir balık, kırmızı dudaklı yarasa balığı.
ADNAN OKTAR:Makyaj yapmış gibi.
ALTUĞ BERKER:Dört süzgecinin üzerinde yürüyen tek balık. Yürümeye uygun yaratılmış yüzgeçleri. Tuhaf görünüşlü burnu var ve büyük, kırmızı dudakları ile balığın görüntüsü son derece ilginç. Ben de filmi de var Hocam. Yarasa balıkları kumun üzerinde, insan yürümesi gibi dolaşabilmesini sağlıyor organları, göğüs yüzgeçleri. Bu yüzgeçlerini kullanarak yarasa balıkları, okyanus zemininde rahatça ayakta durabiliyor ve yüzgeç uçlarının üzerinde yürüyebiliyor.
ADNAN OKTAR:Karaya çıkmaya hiç niyeti olmamış, değil mi? Milyonlarca seneden beri hiçbir değişikliğe uğramamış. Fosillerinden onu anlıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah. Bir Kuran mucizesi anlatmak istiyorum, inşaAllah. Dünyanın dönüş yönüyle ilgili, Kuran’da 1400 sene önce, günümüzde keşfedilmiş bilimsel gelişmelerle, hiçbir insanın söyleyemeyeceği bilimsel mucizeler var, Kuran’ın Hak Kitap olduğunun delilleri olan. Neml Suresi, 88. ayeti okuyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır.”Burada bulutların hareket ettiği, 3500- 4000 metre yükseklikteki ana bulut kümelerinin hareket yönünün daima batıdan doğuya doğru oluyor. Hava durumu tahminleri için çoğunlukla batıdaki duruma bakılmasının sebebi de bu. Bulut kümelerinin batıdan doğuya doğru sürüklenmesinin asıl sebebi; Dünya’nın dönüş yönü. Günümüzde bilindiği gibi, Dünyamız da batıdan doğuya doğru dönmektedir. Bilimin yakın tarihlerde tespit ettiği bu bilimsel gerçek, Kuran’da yüzyıllar öncesinden, 1400 sene önce -Dünya’nın bir düzlem olduğu, bir öküzün başında sabit durduğu sanılan, 14. yüzyılda haber verilmiştir, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi orada bir eksiklik olmasın. Bir daha vurgula onu sen, bir daha anlat bakalım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Bulut kümelerinin batıdan doğuya doğru sürüklenmesi, aynı yönde döndüğü için, Dünya’nın dönüş yönüne delil teşkil etti. Bilim de bunu yakın zamanlarda ancak tespit edebildi ve dolayısıyla 1400 yıl sonra, Kuran’ın 1400 yıl önce haber verdiği, bilimsel bir gerçekle Dünya’nın dönüş yönünün Kuran’da batıdan doğuya olduğu gerçeği ortaya çıkmış oldu. Kuran’ın bir mucizesi, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Öküzden bahsettin, onu anlat.
ALTUĞ BERKER:Yüzyıllar önce Dünya’nın düz olduğu düşünülüyordu. Hatta bir öküzün başının üstünde sabit durduğuna dair inançlar vardı. O dönemlerde Kuran, Dünya’nın batıdan doğuya doğru döndüğünü, mucize olarak Allah’ın vahyi olduğu için, Kuran’da haber verildi, inşaAllah.
Peygamberimiz (s.a.v.)’in görünümü ile ilgili İmam Gazali’nin anlatımları var Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in vücut ve fizik yapısı, İmam Gazali İhyayı Ulumiddin; “Peygamberimiz (s.a.v.) siyret ve huy bakımından olduğu gibi, suret ve şekil bakımından da insanların en mükemmeli ve en güzeliydi. Vücudu eksiklik ve fazlalık arasındaki ölçülü dengeye sahipti. O, tek başına olduğu zaman, orta boylu fakat uzun boylularla bir olduğu zaman onlardan daha uzun görünürdü.”
ADNAN OKTAR:Heybetli.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. “Onun vücut rengi süt beyazıydı. Yüz rengi ise pembelik karışmış beyazdı. Ebu Talip, onun hakkındaki şiirinde şu beyti söylemiştir; ‘Yağmur onun beyaz rengiyle istenir. Dul sığınağı, yetim koruyanıdır. Onun saçları düz ile kıvırcık arası bir kıvamdaydı. Kendisi saçlarını genellikle kulak memelerine kadar uzatırdı. Bundan daha fazla uzattığı veya daha kısa kestiği zamanlarda olurdu. 62 sene 3 ay süren bereketli ömrünü tamamlayıp, vefat ettiği zaman, saç ve sakalında sadece 17 tane beyaz saç oluşmuştu, maşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yüzü beyazdı ve üzerinde bir nur halesi vardı. Bu sebeple, yüzünü vasfeden sahabeler onu; ‘beyaz ay’a’ benzetmişlerdir. Örneğin Hz. Ebubekir (r.a), onu kastederek şöyle demiştir; “Hayra davet eder, seçkin ve emindir, karanlıksız bir ay ışığı gibidir.” Alnı genişti, kaşları siyah ve dolgundu, araları da açıktı. Bu aralık halis gümüş gibiydi. Gözleri büyük, göz bebekleri siyahtı. Kirpikleri uzun ve gürdü. Burnu düzdü, dişleri inci gibi beyazdı. Tebessüm ettiği zaman dişlerinin beyazlığı, şimşek beyazlığı gibi ışık saçardı. Dudakları tarif edilmeyecek kadar biçimli ve bir ilahi mühür gibiydi. Yüzü ne uzun, ne de kısaydı. Şakak kemikleri görülmeyecek şekilde etliydi. Yanakları yumuşak fakat gergindi. Sakalı gür ve orta uzunluktaydı. Bıyıklarını dudaklarının üzerine inmeyecek şekilde kısaltırdı. Boynu, Allah-u Teala’nın bu dünyada yarattığı en biçimli boyundu. Ne uzun ne kısaydı, ne ince ne de kalındı. Siyah saçlarının altında parlak gümüş gibi dikkati çekerdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in göğsü geniş, omuzları uzundu. Göğsüyle karnı aynı seviyedeydiler. Göbeği yoktu. Omuz, kol ve bacak kemikleri, bunların mahsalları, (eklemler) iriydi. Sırtında, sağ omzuna yakın yerde nübüvvet mührü vardı. Önceki semavi kitaplarda, onun Peygamberlik alamet ve işareti olarak haber verilen bu mühür, büyükçe bir bendi. Pazuları kalın, kolları uzundu. El ayaları genişti. Parmakları uzun ve gümüş çubuklar gibiydi. Elleri yumuşak ve kuvvetliydi. Hem güzel koku sürer, hem de vücudu tabii olarak güzel kokardı. Peygamberimiz (s.a.v.), zayıf ve şişman değildi. Son dönemde öncesine göre biraz kilo almıştı, fakat bu kilolar, onun vücut dengesini ve güzelliğini bozmamıştı. Kendisi, kendi hakkında şöyle demiştir; ‘Adem (a.s)’a en çok benzeyen insan benim. Ben, babam İbrahim (a.s)’a da hem şekil, hem de huy bakımından en çok benzeyen kimseyim.’ O, sürate yakın bir tempoyla yürür, yürürken önüne bakar, adımlarını kuvvetli ve dinç atar ve fakat kibirden eser taşımazdı.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şemail-i şerifi ara ara okumak çok önemli, inşaAllah.
Biraz da Cübbeli efendiyi dinleyelim.
VTR-Cübbeli; Deccalin Çıktığını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin bu dediklerini aşağı yukarı, insanlar iyice ezberlediler, hazmettiler. Bunları sonra yorumlayacağım, inşaAllah. Çünkü mükemmel anlatıyor. Bu anlattıklarının hepsi doğru. Tabii her zaman söylüyorum, şu an asla konuşmak istemez. Bunun anlattıklarını kitap haline getirdik biliyorsunuz, bu konuşmalarını, ama bunların yorumlanması çok hayati. Şimdi, onların her gün bir tanesini yorumlayın bundan sonra. Geniş geniş yorumlayın. Hadisle, ayetle yorumlayarak anlatalım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, elmasla ilgili bilgi, vermek istiyorum. İşlenmemiş ham elmas, tüm mineral ve malzemelerin en serti. Bu nedenle kristal elmas, her türlü malzemeyi, kesme, delme ve düzlemede yani aşındırıcı olarak kullanılıyor. Kurşun kalemlerde kullandığımız kırılgan ve yumuşak, grafit uç ile elmas, aslında aynı atomlardan oluşuyor. Grafit de tıpkı elmas gibi karbon atomlarından oluşuyor. Ne var ki, biri oldukça yumuşak iken diğeri alabildiğine sert, biri kara bir kömür parçası iken, diğeri pırıl pırıl bir yüzeye sahip. Biri doğada bol bulunurken, diğerine rastlamak çok zor. Elmas kristallerinde karbon atomları, elmasa sertliğini kazandıracak ideal bir geometrik düzen içindeler. Grafit de karbondan oluşmasına rağmen, atomları elmastaki gibi bir düzen ile sıralanmıyor. Şimdiye dek karbonun yarım milyonun üzerinde farklı bileşiğe ayrılmış ve tanımlanmıştır. Karbon, tüm canlı maddelerin temelini oluşturan madde. Karbonun sadece hidrojen ile kurduğu farklı bağlar, hidrokarbonlar olarak bilinen büyük bir aileyi meydana getiriyorlar. Bu aile içinde, doğalgaz, sıvı petrol, gaz yağı ve çeşitli makine yağları da var. Giysilerimizi güvelenmekten korumak için dolaplarda kullanılan naftalin bir başka tür hidrokarbon. Klor veya flor ile birleşen hidrokarbonlar, anestezi maddeleri, yangın söndürücüler ve buzdolaplarında kullanılan freonlar gibi maddeleri oluşturuyor. İçinde sadece 6 proton, 6 nötron ve 6 elektron bulunduran karbon atomu, tam bir mucize. Sadece atomlar arasındaki bir sıralama farklılığının bu kadar farklı sonuçlar doğurması ve bu sonuçların insanlara büyük imkanlar sunması, Allah’ın bize büyük bir lütfu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum. “Allah’ın İsimleri” isimli eseriniz, inşaAllah. Bu kitabınızda maşaAllah, Cenab-ı Allah’ın isimlerini tek tek ayetlerle açıklayan, anlatan güzel bir eseriniz. Çok güzel bir eseriniz, maşaAllah. Bu kitabın amacı, bazı kişilerin kafasındaki puslu, silik, yanlış bilgilerin yerine, Kuran-ı Kerim’deki gerçek Allah inancını ortaya koymak. Böylelikle yüce Allah’ı daha iyi tanımamızı, ona daha yakın olmamızı sağlamak, inşaAllah.
Üstad Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’dan önce gelen, Mehdilerden bahsediyor ve Hz. Mehdi (a.s)’ın, birer numunesi olduğunu söylüyor, inşaAllah. “İşte, büyük Mehdîden evvel gelen emsalleri, nümuneleri olan hulefa-i mehdiyyîn ve aktâb-ı mehdiyyîn evsafları (vasıfları), asıl Mehdînin evsâfına (vasfına) karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş” diyor Üstad Hazretleri inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“İşte, büyük Mehdîden evvel gelen emsalleri, nümuneleri olan hulefa-i mehdiyyîn ve aktâb-ı mehdiyyîn evsafları (vasıfları), asıl Mehdînin evsâfına (vasfına) karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş.”
ADNAN OKTAR:Biraz şerh et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’dan önce, Üstad Hazretleri’nin başka yerde “bir nevi Hz. Mehdi (a.s)” diye adlandırdığı müceddidler, onlar da Hz. Mehdi (a.s)’ın bir kısım vasıflarını taşıyan kişiler. Dolayısıyla, “esas Hz. Mehdi (a.s)’ın vasıflarıyla, onların vasıfları karışmış” diyor ve “bazı rivayetlerde de bu karışıklık gözüküyor” diyor, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Senin Nur talebesi olarak şerhin önemli. Sungur Ağabey yıllarca yetiştirdi seni.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Sizden öğrendik, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir kısmını.
Berker Hocam, hakikaten bir ilim hazinesisin, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Sizden öğrendiklerimizi anlatıyoruz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Özlü, özlü ilim. Kuran’da çok tekrarlar vardır. Hayati konular çok tekrarlanır. Bir kere anlatılıp geçilmez. Mesela Rahman Suresi, Kuran’da dikkat edin, yüzlerce konu tekrar edilir. Tekrar çok hayati bir konudur. İnsanın içini açar. İnsanın ihtiyacıdır. Mehdiyet, deccal, İttihad-ı İslam; milyonlarca kere tekrarlansa az, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hocam Şahin Alpay, Zaman Gazetesi’ndeki, bugünkü yazısının başında; “Kürtlerin ezici çoğunluğunun, ülkenin birliğine bağlı olduğunu ve Kürt vatandaşlarımızın en az yarısının da, AK Parti yanlısı olduğunu” özellikle vurgulayarak, çeşitli Kürt kökenli siyasetçilerle yaptığı röportajlardan alıntılar kullanmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Şahin Paşa’ya maşaAllah. Oldu, güzel, bak hoş üslup, güzel üslup, bereketli üslup. Kimse bir şey demez buna. Tebrik ediyorum, güzel.
ALTUĞ BERKER:İlk olarak BDP’li Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirtaş’ın sözlerine yer vermiş. Demirtaş; “Kürtlerin yüzde 75’inin ülkenin birliğinden yana olduğunu, Türklerle Kürtler arasında Kurtuluş Savaşı’nda ve 1071’de Anadolu’nun fethinde büyük bir ittifak yaşandığını, şimdi de yeni anayasa ittifakı istediklerini” söylemiş. “İstedikleri ise; idarenin 20- 25 bölgede aşağıdan yukarıya yerinden yönetim ilkesini hakim kılacak şekilde, yeniden yapılandırma olduğunu” belirtmiş. Ayrıca Şahin Alpay, Leyla Zana’nın da sözlerine yer vermiş. Leyla Zana bir gazeteye verdiği röportajda; “Kürtlerin Türklerle birlikte yaşamak istediklerini, özerklik talepleri olmadığını ancak yeni anayasada bazı düzenlemeler beklediğini” söylemiş. Şahin Alpay, tüm bu bilgilerin ardından, “2023 yılında dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olmayı ve bölgede istikrarı vadeden Başbakan Erdoğan’ın çözüm yolunda kararlı davranmasını umduğunu” söyleyerek, yazısını bitirmiş.
ADNAN OKTAR:Ağzına, diline sağlık. Bak, çok güzel oldu, barıştık. Konu halloldu, bu kadar. Ağzına, diline sağlık. Bak, bereket akıyor ağzından, çok güzel. 2023’lerde dünya devletiyiz. Yabancı ülkeler tebaamız olmuyor. Dostuz, kardeşiz, aynı durumdayız. İnsanın üstünlüğü olmaz. Ben idareciyim, sen de benim tebaamsın, öyle bir şey yok. “Biz hizmetçiyiz, siz de bizim kardeşimizsiniz. Size yardımcı olmak istiyoruz” diyoruz. Herkes herkese eşittir. Hıristiyanlara da lütuf yapıyor değiliz. Allah onlara lütfetmiş. Zaten kiliseler açık olur, zaten ibadetlerini yaparlar. Kimse kimseye müdahale edemez. Dinde zorlama yok. Kimse kimseye baskı yapamaz. Müslüman’a da zorlama yapamazsın, Hıristiyan’a da zorlama yapamazsın, Musevi’ye de. Musevi’ye de lütuf şeklinde değil. “Biz size hakimiz, lütfediyoruz, ibadetlerinizi yapabilirsiniz” değil, kastedilen bu değil. Zaten Allah onlara lütfetmiş. İstediği gibi ibadetini yapar. Gönlümüz, hepsinin İslam olması, Müslüman olması, zorlama olmadan. İstiyorlarsa, isterlerse bir güzelliktir. İstemezlerse, yine saygı duyarız. 1400 yıldan beri saygı duyuyoruz, yine saygı duyarız. İspanya’dan alıp, getirttik yine saygı duyarız. İspanya’dan alıp getirttiğimizde, biz burada sizden üstünüz mü dedik? Yok, paşa gibi yaşadılar, bayağı rahat ettiler. Hep sevgi sunduk, hürmet sunduk. Evlerimizi, arazilerimizi verdik. Üstünlük takvayladır. Müslüman takvaysa, Allah onu ahirette takdir eder. Dünyada biz emin olamayız ki kendimizden. Biz bilmiyoruz ki. Her insan cehenneme gidebilir, bilmiyoruz. Ama biz ehli Kitap’ın Müslüman olmasını isteriz. Kuran’ın müjdesi bu. Ama asla zorlama olmadan. Bir de ırk üstünlüğü iddiamız da yok ayrıca, inşaAllah.
Şahin Alpay’a helal olsun, maşaAllah. Aferin adama, demek ki delikanlıymış. Bak, bir sözümüzle vazgeçti. Bir eleştiriyle konuyu düzeltti. Delikanlı böyle olur işte, aferin, maşaAllah. Fethullah Hocam’a da teşekkür ediyorum, Allah razı olsun.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız da, bugün Türklük ve milliyetçilik anlayışını açıkladığı bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Mehmet Şevket Eygi Hocam’ı, ya gidip bir görelim, ya davet edelim buraya gelsin. Özledik Hocamız’ı. Dünya tatlısı o.
ALTUĞ BERKER:Ulaşmak zor oluyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Elini sallayan herkes gidemez tabii. Benim şeyhime öyle kolay kolay ulaşılmaz. Ama beni çok sever Hocam.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Birkaç numarasını bilmeme rağmen, kendisi uygun olduğu zaman ancak.
ADNAN OKTAR:Normalde lüks otellerdeki yemeklere gelmiyor, iftarlara gelmez. Çok eleştirir. Biz Çırağan’da iftar verdik. Beni sevdiği için geldi, elhamdülillah, maşaAllah. Acayip sevgi dolu. Gemiyle gediğimizde, ona da geldi, şeref verdi. Ne mütevazı, ne efendi insan. “Hocam buyurun, siz önce oturun” diyorum, “hayır, buyurun siz önce oturun” diyor. Halbuki, ilim yönünden de üstün, irfanı da üstün, yaşça da büyük. Hak onundur, buna rağmen, mesela hiç elini öpmek mümkün değil, öptürmez elini. Tevazuda, mahviyette mükemmeldir, tam bir Osmanlı’dır. Hocamız’ın değerini bilsinler. Böyle bir insan bir daha gelmez Allahualem. Adap, edep, nezaket, üslup nefistir, şahanedir. Çok kaliteli bir insandır. Galatasaray mezunu, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mükemmel genel kültürü vardır. Ehli sünnetten asla ve asla taviz vermez, kaledir. Bir Süleymanlı Ağabeyimiz var titiz, kim bil bakayım.
ALTUĞ BERKER:Ali Eren, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O da dünya tatlısı. Aman Allah’ım, acayip titiz, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şevket Eygi Hocamız, Türklük ve milliyetçik anlayışını açıkladığı bir yazı yazmış. “Arnavut, Çerkez, Boşnak, kim kendini Türk kabul ediyorsa o Türk’tür. Ben, Türklüğümle iftihar ederim. Ancak Türk olmayanları hor görmem, aşağılamam. Menfi kavmiyetçiliği kabul etmem. Türk daha salih ve daha iyiyse onu tercih ederim. Çerkez, Boşnak daha salih ise, o zaman da onu tercih ederim” demiş.
ADNAN OKTAR:İşte bu kadar. Bizim de anlayışımız bu. Hocamız’ın görüşüyle aynıyız.
Kedilere mutlaka bir lokanta oluşturması lazım belediyenin, kedi lokantası. Evinde yemeği fazla olanlar götürüp verecekler. Yazık gariplerime. Bir de şu kabadayı köpekler var, gece ikide ortaya çıkan, mahalle kabadayısı. Kardeşim arabaya saldırıyor artık. Bu ne delikanlılıktır kardeşim. Cesaret gösterisi yapıyorlar. Ramak kalıyor kurtuluyorlar, Allah koruyor. Köpekler de çok tatlı. Onlara da köpek lokantaları olması lazım, değil mi? Belediye temizleyebilir, küçük bir yer ayarlansa.
ALTUĞ BERKER:Tabi inşaAllah Hocam. Japonya’dan mor salkım bahçeleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bizi imrendiriyorsun. İnsan bakıp bakıp, ne şahane yerler, maşaAllah. İnsanları da sevimli, bahçeleri de sevimli. Kim bilir Cennet nasıl olacak, buralar böyleyse, maşaAllah, Allah’ın lütfu, elhamdülillah.
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Süleymanlı kardeşlerimizin piri, dünya tatlısı, efendiler efendisi, mübarek bir insandır. Bediüzzaman’a hayrandır. Bediüzzaman da onu çok sever. O dünya güzelini bir görelim, inşaAllah, seyyiddir.
VTR- Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bakın, iki samimi Müslüman’ın üslubunu görüyor musun? Aşkla birbirlerini seviyorlar. Süleyman Efendi’nin talebeleri de moderndirler. Takım elbise giyerler, kravatlı, bakımlı, çok klastırlar. Ben onların yurduna gittim, öğrenci yurduna. Kardeşim, bu kadar olur. Ayna gibi ayna, acayip temiz. Müthiş bakımlı, talebeler güler yüzlü, çok efendi, cennet gibi acayip güzel. Birlikte yemek yedik, daha hala tadı damağımda, tas kebabı vardı. Şahane, kekikli tas kebabı, pilav. Yemekhanelerine gittik. Kardeşim, muhteşem yemek yapılan yerler, tertemiz. Yatakhaneler pırıl pırıl. Kardeşim, toz yok, Allah’ın hikmeti, gıcır gıcır. Toplantı yapılan salon, saray gibi, acayip güzel yapmışlar. Çok zevkli insanlar. Helal olsun Süleymanlı kardeşlerimize. Çok mübarek ve muhteremdirler. Türkiye’nin süsüler. Allah hepsinden razı olsun, çok değerliler. Bir tane Süleymanlı kardeşim, bir beldeye yeter Allah’ın izniyle. Ali Eren Ağabeyimiz’i görüyorsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. İkiz çocuk resimleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yerim ben onları, ne tatlı şeyler bunlar böyle. Süper şekerler. Her eve lazım bunlardan. Ekip şahane. Ne tatlılar. Bir de kokuları da çok şeker oluyor bunların. Puding kokuyorlar. Cennet süsü bunlar, maşaAllah.
Koray diyor ki; “Hocam, şu Cübbeli’nin konuşmalarını dinlemek istemiyoruz” diyor. Tamam, ben de size katılıyorum da, tip yönünden doğru, ama hakikaten anlattıkları, hem kendi cemaatine çok faydalı oluyor, hem de o görüşte çok fazla insan var Türkiye’de, olağanüstü etkili oluyor onlara da. Yurtdışındaki kişilere de çok etkili oluyor. Bir de anti-Hz. Mehdi (a.s) topluluğunun beynine balyoz gibi iniyor. Bu anti-Hz. Mehdi (a.s) topluluğunun en önemli elemanlarındandır Cübbeli. Yani Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam’a karşı olan ekibin, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı olan ekibin, en önemli ve en değer verdikleri elemanlarından biridir. Ona kendi ağzıyla, sürekli Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsettirmek ciğer yakıyor ciğer. Hani derler ya, tabiri caizse, acayip koyuyor. Onun için kasten anlattırıyorum, özellikle anlattırıyorum ve anlattıracağız da. Anlıyorum duygularınızı, rahatsız ettiğini de biliyorum adamın tipinin ama gerekiyor. Belki sesi de rahatsız ediyordur ama anlattıklarının manası çok hayati. Çünkü onları daha şerh edeceğiz, şerh ederek anlatacağız. Çünkü anti-Hz. Mehdi (a.s) grubun içerisinde, çok acayip bir yelpaze var, acayip yelpazeler var. Onların ağzına ket vurmak açısından bunun konuşmaları çok hayati. Mesela Osman Ünlü, aynıdır, aynı kafa. Şaşar beşer-Faruk Beşer; gerçi bu onlara zıttır ama onun da çok ciğerini yakar, çok önemli. Bir de bunun verdiği olumsuz yöndeki emeği, boşa çıkarmak açısından da çok önemli.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Cengiz Çandar; “Suriye’de son bir aydır bine yakın sivil öldürüldüğünü” hatırlatarak, “bazı gözlemcilerin Esad’ı savunarak babasının döneminden kalan eski rejim muhafızlarının, Esad’ı kuşattığını iddia ettiklerini hatta Başbakan’ın bile böyle bir algılama içinde olduğunu” yazmış. “Ancak bunun doğru olmadığını, çünkü Beşer Esad’ın, babasından kalma ekibi büyük ölçüde temizlediğini, artık Suriye’de başka bir iktidar olduğunu ve bunların yolsuzluğa sonuna kadar batmış, son derece zalim insanlar olduklarını” söylemiş. “Esad’ın af ilanının ardından iki kasabada, 32 kişinin öldürüldüğü bilgisini vererek zalim aile rejimlerinin değişemeyeceğini” vurgulamış. “Bunlar, halkın birikmiş intikamından öyle korkuyorlar ki ayakta kalabilmek için başvurabilecekleri tek yok kan dökmek olduğunu” söylemiş. “Ayrıca halka katliam uygulayan tim rejim birimlerinin başında, Esad ailesinin bireyleri olduğunu ve bu katliamın durmayacağını, dolayısıyla Türkiye’nin bir an önce Esad’ı bırakarak Suriye halkının yanında yer alması gerektiğini” belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyor. Allah Allah, Hürriyet’ten güzel sesler çıkmaya başladı. Ne oldu, bir şey oldu, anlayamadık. Hayırdır inşaAllah, güzel. Hep böyle hayırlı, güzel konuşsunlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir kısım öyle, bir kısım da dediğiniz gibi tam farklı Hocam. E.Ö. de bölünme, federasyon diye konuşuyorlar.
ADNAN OKTAR:Onun ayarı daha gelmedi. Ayarı kaçtı, ayarını düzenliyoruz. O da ayar olacak, inşaAllah, düzgün hale gelir. Kardeşim, Arap ülkelerinde komünist hakimiyeti vardı, olay bu. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün kafası hakimdi bunlarda. Filistin’de, Fas, Tunus, Cezayir’de, Libya’da, Mısır’da; hep komünisttiler. İsrail bölgeye geldikten sonra, bunlar Müslüman oldular, Müslümanlığı yaşamaya başladılar. Alayı komünistti. Onlar; “Yahudiler dinlerine bu kadar titizler, biz nasıl kendi dinimize titiz olmuyoruz” dediler, kıyas yaptılar, gıpta ettiler ve İslam’a sarıldılar, konu bu. Bakın tarihe görürsünüz.
ALTUĞ BERKER:Şimdi bahsettiğimiz Cengiz Çandar da öyleydi Hocam. Eski sol döneminde FKÖ’ye yardım için oralara gitmişlerdi. Şimdiyse...
ADNAN OKTAR:Cengiz Çandar da eskiden komünistti. MaşaAllah, şimdi de delikanlı oldu, dedesine benzedi. Çandarlı Paşa’nın torunu, biliyorsun.
ALTUĞ BERKER:Evet, maşaAllah. Rusya Federasyonu Kabardey-Balkarya Din İşleri Başkanı Hazret Ali Dzesejev; “Türkiye'yi kendilerine daha yakın bulduklarını” belirterek, "bizim kan ve din kardeşliğimiz var. Türkiye'yi ağabey olarak görüyoruz" ifadelerini kullanmış. “Türkiye’yi ziyaret ederek din ve eğitim sistemlerini incelemek ve Rusya’da aynı sistemi uygulayacaklarını” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Bu da çok güzel bir müjde, haydi bakalım. Bir de Rusya’yla vizeleri ve pasaportu da kaldırırsak. Kardeşim, kucaklaşalım, sevelim, sevilelim. Bir şey yok. Bu nedir? Şu tankları, topları kaldıralım. Tabancaları, tüfekleri, mermileri kaldıralım. Sevelim birbirimizi. Bütün dünya Allah’ın mescidi. Allah’a ibadet edelim, Allah’ı sevelim. Zenginlik, bereket, bolluk içerisinde mutlu yaşayalım, güzel yaşayacağız. Allah aşkına şu savaşı bıraksınlar, kavgayı bıraksınlar. Bir şey yok, şeytan dürtüklüyor. Bizim tankla, topla ne işimiz var kardeşim? Güzel bahçeler yapalım, ceylan yetiştirelim, değil mi? Tank, top yapacağımıza. Adam öldürme eğitimi yapacağımıza, adam sevme eğitimi yapalım, insanları sevmenin eğitimini yapalım, değil mi? Allah’ı sevmenin, Allah’ın yarattıklarını sevmenin eğitimlerini yapalım. Nereden çıkmış bu sistem böyle? Çok da makul görüyorlar, neresi makul bunun? Komünizmi, faşizmi kaldıralım.
Komonist deyince, her seferinde rahmetli Türkeş aklıma geliyor. Acayip güzel derdi “komonist” diye. Onun çok gür ve tok, güzel bir sesi vardı. Çok da şık giyinirdi Başbuğ. Acayip güzel giyiniyordu. Ben ziyarete gittiğimde, ceket falan şahaneydi. İngiliz kumaşından yaptırmış, şahane bir takım elbisesi vardı, maşaAllah. Yelek giyerdi genellikle o, yelekli giyinirdi, çok şık giyinirdi. Ama alabildiğine efendiydi rahmetli. Başbuğ’u sevenleri, biz de seviyoruz.
ALTUĞ BERKER:Siz onun vefat yıldönümünde, onun hayatı ile ilgili bir film hazırlatmıştınız ve Ortadoğu Gazetesi onu dağıtmıştı, binlerce.
ADNAN OKTAR:Evet, binlerce dağıtıldı. Çok güzel hazırlamıştık o filmi, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Alparslan Türkeş’in bir sözünü okuyabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylüyor; “Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve fazileti milletimizin kurtuluş ve yükselişinde temeldir. Bu mazide böyle olmuştur, gelecekte de böyle olacaktır” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Zaman Gazetesi’nde çıkan bir haberde; “Adnan Menderes’e yaşatılan zulümlerle ilgili yeni tanıklar ortaya çıkmış. 60 ihtilalinde Yeşilköy’de görevli olan, bugün 72 yaşında olan Mustafa Nevzat Eskioğlu, darbecilerin 60 ihtilalinde Adnan Menderes’e reva gördükleri muamele ile ilgili yeni bir açıklama daha yapmış. ‘27 Mayıs gecesi, saat 2 civarında bir askeri uçağın havaalanına ulaştığını, uçaktan Adnan Menderes, kardeşi ve birkaç bakanın indiğini ve darbecilerin başta Sayın Menderes olmak üzere uçaktan inenleri tekme, tokat döverek binaya soktuklarını’ anlatmış. ‘Hatta bir Başçavuş’un bile Menderes’e tokat attığını’ söylemiş. Olayı gözleri yaşararak anlatan Eskioğlu, ‘Sayın Menderes’e bu yapılanlara müdahale edemediklerini ancak yanındaki arkadaşının olayı görünce, hüngür hüngür ağladığını’ anlatmış.”
ADNAN OKTAR: İşte adamlar iddia edilen Ergenekon terör örgütüne, daha hala yalakalık ediyorlar, daha hala destek veriyorlar. Ben akıllarından şüphe ediyorum yani başka söyleyecek söz bulamıyorum. Böyle zalim, böyle kahpe bir örgütü daha hala utanmadan destekliyorlar. Hükümet de var gücüyle, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı tavır alıyor. Bakın, sırf bu yönüyle hükümetin desteklenmesi lazım. Bu vatandaşlık görevidir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti koruma görevidir. Kardeşim, başka bir yönüyle muhalefet edebilirsin ama bu hayati bir konu, çok hayati. Varlık, yokluk mücadelesi bu. Tabii, devlete, hükümete, polise, askere, mahkemelere, savcılara mutlaka destek olmak gerekir.
ALTUĞ BERKER:Siz anlatıyorsunuz her zaman, Adnan Menderes, Bediüzzaman Hazretleri’nin duasını da almıştı ama o dönemde çok da kötü muameleye maruz kalmıştı Bediüzzaman Hazretleri, inşaAllah. Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir fotoğraf vardı Hocam. Bu, hayatının önemli anlarının ve belgelerinin sergilendiği “1. Said Dönemi” sergisi. İlk kez yayınlanan bir fotoğraf. Sultan Reşat’ın 1911 Haziran’ında, Üsküp’te bir temel atma törenini de içeren, Rumeli seyahatine Doğu illerini temsilen katılan Üstad Hazretleri’nin bu ziyarette, Trabzon ve Erzurum heyeti ile birlikte çekilmiş fotoğrafı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ve Bediüzzaman’a ne kadar ehemmiyet verildiğinin de bir delilidir. Osmanlı aydınlarının, Cumhuriyet aydınlarının içerisinde en seçkin simadır, inşaAllah. İlim olarak, alim olarak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evet inşaAllah Hocam. Yemek yerken uyuyakalan sevimli çocuk gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Bakayım. Gürbüzlüğe bak sen gürbüzlüğe, maşaAllah. Çocukları hırpalamadan sevmek çok önemli. Bazıları var, çocuğun ağzını, burnunu öpüyorlar, çocukların sivilce oluyor eli, yüzü. Olmaz öyle. Var gücüyle sıkıyor, olur mu öyle şey? Çok nazenin varlıklar onlar, çok özenli sevilmesi lazım. Elini yıkayıp tutması lazım tutacaksa bile. Sokaktan geldiği eliyle, gelip çocuğun eline, yüzüne sürüyor, değil mi? Nazik, körpecik cildi var, bozulur o, alerji yapar. Yemesine, içmesine, uykusuna, her şeyine, özen göstermek lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mümtazer Türköne de, sizin daha önce bahsettiğiniz konuya dikkat çekiyor. “İddia edilen Ergenekon terör örgütünün, son yıllarda yapılan operasyonlardan ötürü köşeye sıkıştığını ve kendini kurtarabilmek için bir Kürt-Türk çatışması yaratmaya çalıştığını” yazmış. “Ancak bu konuda kendisini rahatlatan iki unsur olduğunu, bunlardan birinin iddia edilen Ergenekon örgütünün beceriksizliği ve her şeyi eline, yüzüne bulaştırması”
ADNAN OKTAR:O kadar doğru konuşmuş ki, helal olsun yani şu ana kadar mükemmel, süper. Acayip ahmak herifler. Bu kadar kömüş, bu kadar eşek kafalı adam olamaz Allahualem, öküz gibi akılsızlar. Şeytanda bile bir zeka kırıntısı vardır, bunlarda o da yok. müthiş ahmaklar, sürekli kendilerini rezil, kepaze ediyorlar. Yani tam aptal örgütü diyebiliriz bu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne.
ALTUĞ BERKER:“İkincisinin de Türk halkının feraset ve aklıselimi olduğunu” söylemiş. Bununla birlikte yazısının sonunda “iddia edilen Ergenekon örgütünün özellikle son zamanlarda Türkiye’yi bölme planı olduğuna bir kez daha dikkat çekerek halkımızın bu oyuna izin vermemesi gerektiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Helal olsun, güzel, Mümtazer Türköne, güzel söylemiş.
Ragıp Günel’in ikiz kardeş resmi varmış.
ALTUĞ BERKER:Var Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, hakikaten çok şekerler. Ve Aleyna Aleykum Selam, Ragıp Günel ve kardeşi.
ALTUĞ BERKER:Üstad Hazretleri’nin İttihad-ı İslam ile ilgili bir sözünü okuyorum Hocam, inşaAllah. “Mümin kardeşine kin ve adavet (düşmanlık) zulümdür” diyor Üstad. “Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsaf-ı İslâmiye (İslami özellikler) muhabbeti (sevgiyi) ve ittifakı (birliği) istediği halde, mü’mine karşı adavete (düşmanlığa) sebebiyet veren ve âdi taşlar hükmünde olan bazı kusuratı (hataları) iman ve İslâmiyet’e tercih etmek o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu aklın varsa anlarsın” diyor Üstad Hazretleri, Hocam inşaAllah. Sizin yıllardır söylediğiniz şey; “Bir müminin yüz özelliği varsa, iki hatası varsa doksan sekizinden dolayı sevilir. İki hatadan dolayı düşmanlık yapılmaz” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Pek tabii, pek tabii.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış yeri ile ilgili, Üstad Hazretleri’nin de daha evvel okuduğunuz bir sözünü okuyayım Hocam. Sözler’den 359. sayfa; “Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın (rivayetlerin) ihtilafatı (farklılıkları) ve sırrı şudur ki: Ehadisi tefsir edenler (hadisleri açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine (hadis metinlerindeki açıklamalar) ve istinbatlarına (gizli manaları meydana çıkarmalarına) tatbik etmişler.” Hadsileri tefsir edenler, hadis metnini kendi tefsirlerine ve görüşlerine yönelik bir tefsirde bulunmuşlar.
ADNAN OKTAR:Ona göre yorumlamışlar.
ALTUĞ BERKER: Evet. “Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdiyye veya Süfyaniyye'yi (Hz. Mehdi ve Süfyan ile ilgili olayları) merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek (düşünerek) öyle tefsir etmişler (açıklamışlar).”
ADNAN OKTAR:Yani “Hz. Mehdi (a.s) İstanbul’da çıkacak” diyor, anlamı bu.
ALTUĞ BERKER:Evet, “merkez-i saltanat” diyor.
ADNAN OKTAR:Merkez-i saltanat, son İstanbul’da kaldığına göre, ahir zaman şahıslarının yeri İstanbul’dur, diyor.
Şu Cübbeli’nin dergisini bir daha göster de, Cübbeli’ye biraz mide asidi olsun.
ALTUĞ BERKER: 2003 tarihli, bundan 8 sene önce yani Mehmet Talu Hocamız’ın deyimiyle; “Hz. Mehdi (a.s) 30 yaşlarında” dediği seneler. “Dünya kutlu misafirini karşılamaya hazırlanıyor. Hz. İsa (a.s)’ın yeryüzüne dönüşü.” Bununla ilgili kitap da verilmiş ve içeride de Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatan, “Ehli sünnet itikadı açısından Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru” başlıklı.
ADNAN OKTAR:Geliş tarihini de veriyor Cübbeli. “Hicri 1400’de çıkacak” diyor, Bediüzzaman’dan örnek vermiş. Cübbeli, nereye kaçsan yakalıyorum. Bakın, çok net olarak söylemiş. Bediüzzaman’ın diğer açıklamalarını yapmış, Suyuti’den de kaynak vermiş, “1500 seneyi geçmeyeceğini.” Hani 1700’lerde olacaktı? Bakın ne diyor? “Suyuti; “ümmetin icabet ömrünün 1500 seneyi geçmeyeceğini bildiriyor” diyor. Suyuti’deki hadisleri almış. “1400 ile 1500 arasında bitecek her şey” diyor. “30- 40 sene sonra” diyor yani dergisinde, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihi olarak; 1981, 1991 yıllarını vermiş. Ve Bediüzzaman’dan da kaynak vermiş, açıkça söylüyor; “Hicri 1400 tarihinde çıkacak” diyor. İstanbul’dan çıkacağını da yazmış uzun uzun, detay vererek. Baksanıza, çok net.
ALTUĞ BERKER: “Hz. Mehdi (a.s)’ın hem eline, hem ayağına zincir vurulacağını” söylemiş, Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Evet, dün anlatmıştık, bir daha anlatabiliriz.
ALTUĞ BERKER:“Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s)) deccali görünce, ‘Ey insanlar! Resulullah’ın zikrettiği deccal işte budur’ der. Deccal hemen, onunla ilgili emrini verir de, o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından ‘onu alın da yaralayın’ der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer deccal onu (Hz. Mehdi (a.s)’ı), iki eli iki ayağıyla yakalar da fırlatır atar.”
ADNAN OKTAR:Fırlatır atar; yani kaba muamele yapacağı anlamına geliyor. İtecek, kakacak yani kaba hareketler yapacak, zorla hapsedecek, o anlama geliyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“İki el ve ayağına zincir vurulacağını” anlatmıştınız Hocam, evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Derginin arka kapağında da, diğer kitapların ilanını vermiş, başka kitaplar. Şimdi Cübbeli’ye iyilik olsun. Biz de faydalı olması düşüncesiyle, gösteriyoruz. Ne diyor? “Çıplak uyarıcılar İslam’ı nasıl yozlaştırdı, kimler aldandı” diye kitaplar. Evet, maşaAllah. Ama acayip detay vermiş Cübbeli, maşaAllah. “1500’ü geçmeyecek” diyor. “1500’ü aşmaz” diyor. “1400 ile 1500 arasında olacak” diyor. O zaman dedi ki daha öncesi için, “hapisteydim” dedi. Bu, hapisten çıktıktan 3 yıl sonra yayınlamışsın ve bütün Hoca Efendilerin hepsinin tasdikiyle. Mehmet Şevket Eygi Hocamız da yazı yazmış, değil mi? Bak, gıkı çıkmıyor.
SUNUCU:00.30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Gaziantep Olay Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay HRT Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tvsitemizden devam edeceğiz, inşaAllah
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...