ALTUĞ BERKER: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Gaziantep Olay Tv, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Misafirlerimiz Yana Hanım ve Kide Hanım ve kardeşimiz Barış bizimle birlikte. Buyurun Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Barış da Ankara vücut şampiyonu, halis pehlivan, maşaAllah. Türkiye’nin Arnold’u, maşaAllah. Ama tabii, her vücut sonunda mezara girecek. Onun için en mükemmel vücut da olsa toprağın altında bakteriye direnemiyor. Hz. Yusuf (a.s)’a da diyorlar, gözlerin ne güzel diyor karşısındaki adam. “Toprağa akacak” diyor. “Burnun ne güzel” diyor. “Toprağa düşecek” diyor. “Saçların ne güzel” diyor, “saçlarım toprağa karışacak” diyor. Ama cennet hayatı sonsuz, inşaAllah. Buyur.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah Hocam. Bu konuda bir sözünüz vardı. “Enaniyet mahveder insanı.” dediniz, “Allah esirgesin, müstağni görmek, ben kusursuzum, ben hatasızım demek. Onun için daima olabilir kafasıyla bakıp, inşaAllah mümin muttakiyim ama hatam olmuş olabilir, düzelteyim diyecek, kendinden emin olmayacak” dediniz Hocam inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet göster.
ALTUĞ BERKER: Evrimi yerle bir eden deliller, inşaAllah. Bu Kayın ağacı meyvesi gördüğünüz, 154 milyon yıllık Kayın ağacı meyvesi, şu an günümüzde yaşıyor, birebir aynı. Bakın, dikenleri dahi fosilde tam olarak belirgin, 154 milyon yıldır hiç değişmemiş. Evrimciler ne diyordu? Değişti, öyle evrim geçirdi” diyorlardı. Değişmediğinin ispatı işte bu fosil, demek ki evrim yok.
ADNAN OKTAR: Evet, belgeli.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bir başka fosil göstereceğim: Ginko yaprağı bu, 100 milyon yıllık. Günümüzde yaşayan canlısıyla, 100 milyon yıllık fosili aynı, birebir. Hiçbir değişiklik yok, demek ki evrim yok Allah’ın izniyle. Bu fosilleri dünyada ilk defa bu derece delillendirici şekilde Hocam siz kullanıyorsunuz bir tek inşaAllah, Allah razı olsun, net ispatı.
ADNAN OKTAR: Biz öyle çizim falan sunmuyoruz, hayali bir şey de söylemiyoruz. Fosilleri incelemek isteyenlere de serbest.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın çok merhametli olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş, çok şefkatli ve sevecen olacağını. Şöyle diyor hadis-i şerifinde: “Hz. Mehdi (a.s), o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.” MaşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) döneminde kan dökülmeyeceğini, kimsenin burnunun dahi kanamayacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çok açık bir şekilde ifade etmiş. Hz. Mehdi (a.s)’ın merhametinden bahsetmiş Hocam, çok fazla hadis var. “Yer ve gök ehli memnun olacak onun idaresinden” diyor inşaAllah. “Yer ve gök ehli için sevinç kaynağı olacak” diyor, çıkışı Hz. Mehdi (a.s)’ın, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gayet doğal olan bir şey, insanların acayibine gidiyor. Kan dökmek anormalliktir, adam öldürmek anormalliktir. Kan dökülmeyen, adam öldürülmeyen bir dünyadan bahsediyoruz, “olur mu ki öyle şey” diyor. Asıl öbürü anormal, insan niye öldürülsün, niye kan dökülsün, değil mi? Fabrikalarda cayır cayır tank, top, silah yapıyorlar. Onu yapacağına radyo yap, televizyon yap, buzdolabı yap, çamaşır makinesi yap, değil mi? Sürünüyor millet, yazık insanlara. Hangi bomba ne kadar adam öldürür, mühendisler cayır cayır onun hesabını yapıyor. Onu yapacağına bina yapın güzel evler yapın. İşte Hz. Mehdi (a.s), bu mantıksızlığı ortadan kaldırıyor. Bir mantık çöküntüsü var, bir inanç bozukluğu var ama delilik derecesinde şiddetli. Hz. Mehdi (a.s), bu anormalliği ortadan kaldıracak, özelliği bu. Şahs-ı maneviyi denediler bakın, kaç yıldan beri, şahs-ı manevi hiçbir şey yapamıyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın ruhu var dediler, o ruh da bir şey yapamadı. Ama Hz. Mehdi (a.s) çıkınca bakın, Türkiye’nin şekli, bütün dünyanın şekli değişti. Bütün İslam alemi kaynıyor, Hıristiyanlık alemi kaynıyor, Musevi alemi kaynıyor. Her yerde dine dönüş var, Hz. Mehdi (a.s) bereketi, inşaAllah, maşaAllah. Şeyhim, Neml Suresi, 16’dan 18’e kadar oku.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."MaşaAllah. “Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin."
ADNAN OKTAR: Evet, devam edelim.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Sizin karıncalarla bir şeyiniz vardı, o aklıma geldi Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."
ADNAN OKTAR: “Kuşların konuşma dili öğretildi.” Neye işaret ediyor? Şifrelerin çözüleceği, kriptoların çözüleceği, bu teknolojiye işaret ediyor. “Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan.” Cinler; istihbaratı, insanlar; kara ordusunu, kuşlar da; hava kuvvetlerini remzediyor. “Bölükler halinde dağıtıldı.” Askeriyedeki sistemin nasıl olması gerektiğini, bölükler şeklinde yapılanma olmasına işaret. Böceklere karşı bile şefkat, sevgi ve nimete şükretme, elhamdüllilah. Yüzlerce sırdan, birkaç tanesi. Karıncalara bile şefkat. Nasıl olmuştu karıncalar bizde?
ALTUĞ BERKER: Hocam sizin bulunduğunuz yerde böyle yüz binlercesi bir yere gelmişti, sizin yaşam alanının içine, evin içine.
ADNAN OKTAR: Banyonun aynası var büyük, duvar boyu ayna, orayı kaplamıştı. Ben duvar boyu aynayı severim, bir sırrımı söyleyeyim, bilinmeyen bir yönüm. Geniş aynayı severim hem temiz oluyor, hem zengin görünüm veriyor. Milyonlarca, birkaç milyon karınca diyebilirim, simsiyah kaplamıştı. İçlerinden bir tane dişi karıncayı getirttim yukarı, siz de vardınız, kalabalık, “söyle arkadaşlarına dedim, orayı terk edin on beş dakika içinde yoksa ilaç yapmak durumunda kalacağız” dedim. On dördüncü dakikada falan gittiler, şu kadar falan kalmıştı. On beşinci, on altıncı dakikada gittiler, üç-beş tane kalmıştı.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hanımlardan da çok fazla şahidi var, beylerden de çok fazla şahidi var. İlk defa bizim evimizi öyle karınca bastı, ben ilk defa öyle bir şey söyledim. Olacağını bilerek söylemedim, Allah ilham etti öylesine söyledim, aklıma geldi bir şekilde. Acayip, hayret ettim olunca da, acayip şaşırdım.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s) öncesi, bir sevgisizlik olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş Hocam. “Herkes umumi olarak değil de yalnız tanıdığı bildiği kimselere selam verildiği zaman gelmedikçe, Kıyamet kopamayacaktır” diyor. Sizler birbirinizden beri, uzak olduğunuzu söylemedikçe, birbirinizi tekfir etmedikçe ve birbirinize lanet okumadıkça beklediğiniz Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru vuku bulmayacaktır.”
ADNAN OKTAR: Yani cemaatleşeceksiniz, gruplaşacaksınız, mezheplere ayrılacaksınız, birbirinizle uğraşacaksınız, birbirinizi tekfir edeceksiniz, o ona Müslüman değil, o ona Müslüman değil diyeceksiniz. Böyle bir ortamda Hz. Mehdi (a.s) gelecek ve bunu ortadan kaldıracak diyor. Bütün Müslümanlar, bütün insanlar kardeş olacaktır. Her yerde İslam dini hakim olacak. Zor var mı? Yok, demokrasi ile inşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir köpek, sevimli köpek filmi gösteriyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok şeker maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Müslümanlar birbirini koruyup kollasınlar, birbirlerini sevsinler, provokasyona gelmesinler. Bizim milletimiz güzel millet, Türkiye’de güzel. Tüm insanlara sevgiyle, şefkatle yaklaşalım, bağrımıza basalım, kavgaya gerek yok. Silahları kaldıralım, tankları topları durduralım, acıyı durduralım, kanı durduralım. Ağlayan, üzülen olmasın, her yerde neşe olsun. Ehli Kitap’a sevgiyle yaklaşalım, güzel örnek olalım. İslam’ın barış dini, sevgi dini olduğunu gösterelim, bir güzellik olsun” dediniz Hocam, inşaAllah.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s)’ın, zamanın en hayırlısı olduğunu” söylüyor. “Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi (Hz. Mehdi (a.s)) olacaktır” diye buyurmuş, inşaAllah. “Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın, o; Hz. Mehdi (a.s)’dır” diye buyurmuşlar, maşaAllah
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Demek ki Müslümanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı arayacaklar, ilgisiz alakasız olmayacaklar. Her asırda çünkü aranmış ve beklenmiş. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in vefatından hemen sonra beklenmiş Hz. Mehdi (a.s) ve devam ediyor. Her devirde devam etmiş, Tabiin, Tebbe-i Tabiin devrinde, İmam-ı Rabbani zamanında, Abdülkadir Geylani zamanında, her zaman Hz. Mehdi (a.s) beklenmiş ve aranmış. Ama artık bir limit zaman var, hicri 1400 ve 1500. Son devire gelinmiş artık, Hz. Mehdi (a.s)’ın kilit vakti. Cenab-ı Allah en sona bırakmış, en sevdiği veliyi en sona bırakıyor Allah. Mesela, en sevdiği Peygamber de Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir, en sona da onu bırakmıştır, Hatem-i Nebi’dir. Hatem-i Veli’yi de en sona bırakmıştır, en çok sevdiği veliyi. Onun yanına da en sevdiği Peygamberlerden Hz. İsa (a.s)’ı gönderiyor Cenab-ı Allah. Ona yardımcı olsun ve onore olsun diye, güzellik olsun diye inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ahir zamanda gaflet ve dünyaya dalma insanların kalbinden imanın yavaş yavaş silinmesine sebep olacağına dair hadis-i şerif var Hocam. Buhari ve Muslim’in ittifak ettiği hadislerden, “Hz Peygamber (aleyhisselatu vesselam) buyurur ki: “Emanet (din duygusu, adalet, emniyet) insanların kalplerinin derinliklerine iner (fıtri olarak onlarda vardır). Sonra Kuran ve sünnetten aldıkları bilgilerle bunu beslerler, kuvvetlendirirler. Emanetin kaldırılmasına gelince, (bu da yavaş yavaş olur, şöyle ki:) Kişi uyur (fesada bulaşma nispetinde emanetten bir miktarı) kalbinden alınır. Öyle ki, emanetin yeri, rengi uçmuş bir yanık izi gibi küçük bir lekeye döner. Kişi bir kere daha uyur, (cemaatten geri kalan da) alınır. Bu sefer geride, senin ayağının üzerinden yuvarlanan kor taneciğinin hasıl ettiği kabarcık gibi bir iz kalır. Bu kabarcık nasıl ki boştur, sana tesir etmeden söner gider, (aynen öyle de emanetten kalan izde yaşayışa hiçbir tesir icra etmez). Böylece insanlar alışveriş (ve günlük yaşayışlarına) gitmek üzere, müşkül bir günün sabahına erişirler. Hemen hemen hiç kimse emanete eda etmez (dinin istendiği şekilde yaşamaz). Zamanla iyiler o kadar azalır ki, parmakla gösterilmeye başlanır ve “Falanca yerde, emin bir adam varmış” denir. Bir kimse lehinde “Ne akıllı, ne nezaketli, ne civanmert kişi” diye medh ü sena edilir de o adamın kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunmaz.”
ADNAN OKTAR: Bu açıklamadan sen ne anladın?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ahir zamanda, kalplerin kararması ve inşaAllah övülen kişilerde aslında iman bulunmayan kişiler olduğu, emin bir insan bulunamadığı.
ADNAN OKTAR: Emine hain denecek, haine de emin denecek. Mesela, Hz. Mehdi (a.s)’a; hain denecek, Deccal avanelerine de; emin denecek. Hz. Mehdi (a.s) hain tanıtılacak, ahir zamanın bir özelliğidir bu ilk başta.
“Ali Aka. Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizi beğenerek dinliyorum. Cübbeli Ahmet Hoca’nın aleyhinde niye konuşuyorsunuz?” diyor. “Bediüzzaman ile Süleyman Efendi’nin birbirine olan sevgisini güzel anlattınız” diyor. Niye Cübbeli’yi anlatıyoruz Berker?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Talebeniz olarak şu anda Mehdiyet’i en iyi zamanında anlatmış kişi olarak. Ama şu anda tabii 570 yıl sonraya ertelemeye çalışıyor, fakat doğrusunu söylemiş zaten o zaman.
ADNAN OKTAR: Daha ne istiyorlar, talebe olarak aldık ve bizim, benim arkadaşlarımın tamamen dağılmasını isteyen bir adamı talebe olarak aldım. Faaliyetlerimizi durdurmayı amaçlayan bir adamı talebe olarak aldım. Fatih Altaylı ile iş birliği yapan bir adamı talebe olarak aldım. Devletin bir kurumunda üç dört tane dinsizin talimatlarına uyan bir kişiyi talebe olarak aldım. Başka özellikleri de var ama o ayrı, o hatalarını düzelteceğiz. Berker’im şu hadisi oku bana açıkla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. “Kişiye kamçısının ucundaki meşin, ayakkabısının bağı konuşmadıkça, kendinden sonra ailesinin ne yaptığını dizi haber vermedikçe Kıyamet kopmaz.”Tirmizi, Fiten 19, (2182) MaşaAllah. Daha evvel siz “kamçısının ucunun günümüzdeki telefonlar ve telsizler olduğunu” söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR: Telsiz ve telefona da meşinden kılıf yapıyorlar zaten, değil mi? Ve kişi konuşuyor. Ayakkabısının topuğuna verici yerleştiriyor, telefon yerleştiriyor, konuşuyor. Ama bakın diyor ki: “Ne yaptığını dizi haber vermedikçe” diyor. Dizinde ne olabilir? Dizüstü bilgisayar. Dizindeki de konuşacak diyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet, maşaAllah. Tam bakıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şurayı oku.
ALTUĞ BERKER: Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)’e geleceği göstermiştir. “Gerçekten Allah, dünyayı kaldırıp bana gösterdi” buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Dünyada Kıyamet’e kadar olacak en büyük ve mühim olanlarını gözümün önüne getirdi de, ben de bunları bilgi edindim.” MaşaAllah. “Ben şu namaz kıldığım makamda sizlerin dünyada ve ahirette karşılaşacağınız şeyleri gördüm, bunları bana Allah gösterdi. Allah benim için yeryüzünü dürüp göstermiştir. Ben de bu sayede dünyanın doğusunu da batısını da gördüm. Bana gerçekten Cebrail, bu bana gösterilen yerlere kadar ümmetimin mülkünün ulaşacağını haber verip, müjdelemiştir.” Buhari ve Muslim’in rivayetinde de var şu anda okuyacağım: “Ben bundan önce bana gösterilmemiş olan şeyleri şu makamda gördüm. Bana bu makamda Cennet ve Cehennem dahi gösterilmiştir” maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peygamberlere gayb alemi böyle gösteriliyor, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de Cenab-ı Allah, gaybı bilgileri direkt, görüntü olarak, böyle bir ekran şeklinde gösteriyor. Gelecekte olan olayları, geçmişte olan olayları, O da bakıp oradan bize haber veriyor. Kelimesi kelimesine, harfi harfine, milimi milimine doğru çıkıyor ve doğru çıkar, muhbiri sadık olduğu için, inşaAllah.
İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden birisi ama bana göre en güzel şehri, maşaAllah. Evet, buyur.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Darul Erkam ile ilgili bilgi verebilir miyim? “Darul Erkam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ilk yıllarında Mekke’de, İslamiyet’i tebliğ ettiği evine verilen isim. Bu ev ilk Müslümanlardan Erkam bin Ebi’l Erkam el-Mahzumi (r.a)’a aittir. Mekkeli müşriklerin giderek artan zulüm ve baskıları yüzünden, Hz. Peygamber (s.a.v.), Mescid-i Haram içinde Safa Tepesi’nin eteklerinde bulunan bu evi kendine ikametgah olarak seçti. Burada bir yandan Ashab-ı Kiram’a dini bilgiler öğretirken bir yandan da insanları İslam’a davet ediyor, onlara Kuran’ı Kerim okuyor ve onlarla birlikte namaz kılıyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu evdeki faaliyetleri sonucunda, birçok kimse Müslüman olmuş ve Hz. Ömer (r.a)’da İslamiyet’i burada kabul etmişti. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önderliğindeki Müslümanlar, işkence ve baskı ortamında bu evi kendilerine merkez yaptılar ve geceleri orada buluşmaya başladılar. Orada İslam öğreniliyor, yeni gelen ayetler ezberleniyor, namaz kılınıyor, evinden kovulan, aç kalan, işkenceye uğrayan Müslümanlara kanat geriliyordu. Tarih boyunca birçok defa tamir gören Darul Erkam, 3. Murat tarafından mescid olarak yenilendi. Suudi Arabistan krallığınca Harem-i Şerif için yapılan çevre düzenlemesi sırasında, Darul Erkam yıkılarak arsası harem arsasına katıldı.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama keşke dursaydı o ev, çok güzel olurdu. Suudi hükümetinin en büyük hatası, oradaki tarihi kalıntıları yok etmesidir. Hangi kafayla yapıyor, ne mantıkla yapıyor ben anlamadım. Vardır bir hayır, ne diyelim, inşaAllah. Ama o Kabe’nin etrafını binalarla doldurmaları da, anlaşılır gibi değil. Halbuki oralar çok açıklık, geniş, bağlık, bahçelik yerler olması lazım.
ALTUĞ BERKER: “Hz. Mehdi (a.s) gereken düzenlemeyi yapacak” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvelAllah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kenan Çamurcu, Özgür Kocaeli Gazetesi’nde evrimle ilgili bir yazı yazmış, okuyorum Hocam. Bugünkü yazısında yine evrimle ilgili yazmış, Kenan Çamurcu. İslam dininin evrime karşı olmadığını, evrimin aslen kilisenin bilimsel bilgisine itiraz ettiğinden kilise ile çatıştığını, buna karşılık Müslüman filozofların, İslam tarihinin çok erken zamanlarından itibaren Kuran ayetlerine ve rivayetlere dayanarak, evrim türü yaratılış şekillerinden bahsettiklerini” söylemiş. İslam içinde dini bilgi ile evrim bilgisinin çatıştığı bir dönem olmadığını” yazmış. Bu çatışmanın da batı dünyasından gelen bilgi vesilesiyle olduğunu belirtmiş. Yazısından bir bölüm şöyle: “İbrani kaynaklardaki gibi Allah’ın Hz. Adem (a.s)’ı heykel gibi yarattığı, sonra kendi ruhundan üfleyince, o heykelin canlandığı, ondan sonra onun kaburga kemiğinden Hz. Havva (a.s)’ın yaratıldığını, bu ikisinin ilişkisinden çocuklar doğduğunu, sonra o çocukların kendi aralarında evlendikleri, böylelikle insanlık neslinin ortaya çıktığı hikayesi yoktur. Kuran’da böyle bir anlatım da yoktur, bu hikayeyi doğrulayacak ayet bir tek ayet de.” Allah’ı tenzih ederiz.
ADNAN OKTAR: Evet biraz şerh edin.
ALTUĞ BERKER: “Kuran Darwinizm’i Yalanlıyor” isimli eseriniz var Hocam, internet sitesi de var. Ayetlerle çok açık bir şekilde, Kuran’da evrim olmadığını, “Allah ol der oluverir” ayetiyle her şeyi yoktan yarattığını, delilleri ile açıkladınız Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, adamlar Hicri 1400’lere, 1980’lere kadar aynı kafadaydılar. “Madde sonsuzdan gelir, sonsuza gider” diyorlardı. Bir de baktılar ki madde, sıfır hacimdeki bir şeyden oluşmuş. Sıfır hacim nedir?
ALTUĞ BERKER: Yokluk.
ADNAN OKTAR: Yokluk. Bunu ben demiyorum, Einstein söylüyor, modern fizikçiler söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Nur talebesi Mehmet Gülırmak, Bediüzzaman Hazretleri’nin ve talebelerinin kamyonlarla Isparta’dan Afyon’a sevkini anlatıyor. Mehmet Gülırmak 1911 Isparta doğumlu. Daha 14 yaşında iken, Bediüzzaman Hazretleri’nin hizmetine girmiş ve senelerce nur postacılığı yapmış. Nur’un 3 mühim erkanı; Hüsrev, Refet, Rüştü Ağabeyleri de Hz. Üstad’a ilk defa Refet ağabey götürmüş. Bediüzzaman Hazretleri ve talebelerinin ellerinden kelepçelenip kamyonlara bindirilerek zorla Afyon’a götürüldüklerinde, Mehmet Gül Irmak’da bu talebeler arasında. Nur talebelerinin elleri birbirlerine kelepçelenmiş, kamyonun üstü örtülerek, temiz hava alamayacakları bir ortamda nakledilmişlerdir. Mehmet Gürpınar anısını şu şekilde anlatıyor: “Bir gün önceden herkes bize bir tanıdığının adresini yazsın, görüşsün, işin ucunda asılmak da var diye haber verdiler. Ben hiç adres vermedim. Ertesi gün herkes eşi dostuyla görüştü. İki kişiye bir kelepçe olmak üzere kelepçelendik. Benim hisseme Refet Barutçu Bey düştü. Bileği de kalındı rahmetlinin. Kelepçe bileğini sıktı, eli kapkara oldu. Kamyonlarla Afyona gidiyoruz. Kamyonların üstü örtülü. Mahkumları sevk için gönderilen Yüzbaşı Ruhi Bey yarı yola gelince kamyonumuzun örtüsünü açtı. ‘Nasılsınız arkadaşlar diye sordu.’ Refet Bey, ‘beyim bak benim ellerim kapkara karardı’ dedi. Yüzbaşı baktı hemen jandarmayı çağırdı. ‘Çabuk çabuk hepsini açın, bütün kelepçeleri çözün’ dedi ve hepsini birer birer açtırdı. Çok kibar bir insandı, Üstad’a kelepçe kullanmadılar. Üstad yüzbaşıyla beraber geliyordu, ayrı ufak bir arabayla. Kelepçeleri açtıran yüzbaşı da tekrar Üstad’ın yanına bindi. Bir de not düşülmüş Hocam. Bu insaf ve merhamet sahibi Yüzbaşı Ruhi Bey’in adı tarihçeyi hayat kitabında şu şekilde geçiyor: ‘Bir sabah vakti masum ve mazlum Bediüzzaman inzivagahından çıkarılarak, talebeleriyle beraber elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor. Yolda Bediüzzaman ve talebelerine yakın alaka duyan müfreze komutanı Ruhi Bey, kelepçeleri çözdürüyor. Bu suretle namazlar kazaya bırakılmadan yola devam ediliyor. Hakikati ve Bediüzzaman’ın masumiyetini idrak eden müfreze komutanı, Bediüzzaman ve talebelerinin bir dostu olmuştur’” diye geçiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben Bayrampaşa’dayken yani o muhtelif tutuklanmalarımın bir tanesinde, bizi sevk zincirine bağlıyorlardı, ana zincire bağlıyorlardı, bazen çok biçimsiz bir açıya geliyordu o zincirin de ters dönmesiyle, insanın eline kan oturuyor hakikaten. Söylesek de pek dinlemiyorlardı. Yani kelepçe gevşetmek bir lütuftu. O zamanlar. Ekstradan lütuf olarak görülüyordu. Normalde kelepçe bayağı sıkı, böyle kan oturacak şekilde yapılıyordu. Bilmiyorum, bana o şekilde yapıyorlardı. Bu son 1999’daki operasyonda öyle. Ben kelepçe ile elimi yukarı kaldırdım, fotoğraflar çıktı, Tantan’ın kan beynine fırladı Allahualem. Ertesi gün Allahualem talimat vermiş, kelepçeyi elime arkadan bağladılar bir de bayağı kelepçe oturacak şekilde bağladılar. Baktım çözdüm bayağı oturmuş kelepçe çözdüklerinde. Allah’a hamd etmiştim, polis de şaşırmıştı. Elhamdülillah dedim. Yani bir şeref olduğu için. Nimet olduğu için, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam. Adil Serdar Saçan da ona dikkat ediyordu, Bizde de aynı şey oldu. Yanındakilerle özel konuşurken, “önden mi bağladınız arkadan mı bağladınız” diye sordu, “arkadan bağladık müdürüm” diye cevap verdiler.
ADNAN OKTAR: Talimat yüksek yerden.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Hayatı çok detaylı yaratıyor Allah. Arabalar gidiyor geliyor, adamlar çek senet ödüyor. Sokaklar var. Vergilerini ödüyorlar, mizansen mükemmel. Sinema sahnesindeki gibi, mükemmel mizansen var. İnsanlar o mizansene aldanıyor. Mizansenin kusursuzluğundan kaynaklanıyor” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet filmlerde de o yapılır. Mesele kovboy filmlerinde tavuklar ortada gezinir, arabalar geçer, özel yaparlar. Allah dünyayı da öyle çok zengin mizansenle yaratır. O yüzden insanların dikkati dağılıyor. Yani görüntüde mükemmel mizansen yaratıyor Allah. O zaman şahıs o algıların şiddetinden, hakikaten maddeyi beyninde olarak görmüyor, dışarıda var zannediyor. Dışarıda var ama sen beynindekini görüyorsun. Yani herkes beynindeki görüntüyü görür, dışarıdaki görüntüyü göremez, çünkü dışarıda görüntü simsiyah karanlıktır ve ışıksızdır ve saydamdır. Bu hayati gerçeği insanlar, pek o kadar düşünmek istemiyorlar, keyiflerini kaçırdığı için. Ama bu bilimsel bir gerçek, inkar edecekleri gibi değil.
ALTUĞ BERKER: Bediüzzaman Hazretleri, Mehdiyet hadislerini inkar veya tevil edenleri şu şekilde uyarıyor: “Akıllarına güvenen bir kısım ehli ilim, onların bir kısmına zayıf veya mevzu demişler” hadisler için. “İmanı zayıf ve enaniyeti kavi bir kısımda inkara kadar gitmişler.”
ADNAN OKTAR: Mesela şaşar beşer-Faruk Beşer. O nedir ekrandaki?
ALTUĞ BERKER: Kenan Çamurcu’nun haberi. Mozart olan arkadaş.
ADNAN OKTAR: Bizim şu meşhur Mozart.
ALTUĞ BERKER: Evrim var diyor yine. Dinde evrim vardır diyor.
ADNAN OKTAR: Mozart’dır yapar. Mozart’ı pek o kadar kaale almaya gerek yok. Biz geniş kitlelere hitap eden kişilere daha çok özen gösterelim. Böyle kıyıda köşede kalmış, ufak tefek Mozartların çıkarttığı sesler önemli değil. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s)’ın üslubunun ve tavrının çok samimi olacağını buyurmuş Peygamber Efendimiz şu şekilde; “Hz. Mehdi (a.s)’ın tebliğ yöntemi insanların kalplerinin derinliklerine işleyen ve Allah’a en samimi kalple yönelten türden olacak. Dinden uzaklaşmış olanlar ibadetlerine, tatminkarlığa ve güvenliğe geri dönecekler.
ADNAN OKTAR: Biraz şerh et.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah Hocam. Deccaliyetin etkilediği ve imandan uzaklaştırdığı insanları, tam 180 derece karakter değişikliğine uğratacak şekilde büyük bir samimiyetle ve etkili üslupla tebliğ yapacak, Allah’ın varlığını birliğini ispat edecek, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Samimi, akılcı, dürüst yapmacıklıktan uzak candanlığı açıkça belli olan, doğruluğu açıkça belli olan bir üslupla konuşacak Mehdi (a.s). Yani bir kısım geleneksel sahtekarların tavırları gibi değil, böyle yapmacık, uhrevi bir üslupla değil, ağlayarak sızlayarak, sesini titreterek, böyle ruhani bir hava vererek veya cezbelenerek, titreyerek üçkağıtçı bir üslupla değil mi? Dürüst akılcı delillere dayalı, bütün hakikatleri ortaya koyan fasih bir üslupla anlatacak ve anlayanlar, dinleyenler tam kanaat getirecektir. Kalplerine, akıllarına, vicdanlarına tam tesir edecek, dinleyenlerin inanma sorunu olmayacak. İnanma onlar için çok kolay olacak. Sahtekarlarda sıkıntı basar insanı. Tabii Allah korkusundan Allah sevgisinden ağlayanları tenzih ederim.
ALTUĞ BERKER: Hocam “insanların çoğu özen göstermiyorlar” dediniz. “Beğenilsin diye düşünmüyorlar, halbuki beğenilmek, saygı ifadesidir. Onlara saygısından temiz ve bakımlı olur, kendine de saygısından tabii. Aşırı boşluk meydana geldi dünyada, bu ürkütücü bir şey. Kim bağırıyorsa onu takdir ediyorlar, amma konuştu lafı oturttu diyorlar. Ne gerek var buna güzel söz, sevgi takdir edilir” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, düşmanlığı savunan takdir ediliyor mesela adam diyor ki; “ne kadar Yahudi varsa, çoluk çocuk hepsi öldürülmeli” diyor. “Helal olsun” diyorlar. “Hıristiyanların kiliselerinin başlarına geçirilmesi gerekiyor” diyor, “helal olsun” diyor. “Şiileri pırasa gibi doğramak gerekiyor” diyor, “helal olsun” diyorlar adamlar. Sevgi şefkati anlatana da, diyorlar ki; “sen sapıttın mı? Dinden mi çıktın? Ne yapıyorsun sen?” diyorlar. Ahir zamanın felaketlerinden bir tanesi, anormalliklerinden bir tanesi. Savaşı savunanı, kan dökmeyi savunanı takdir ediyorlar, barışı savunanı, lanetliyorlar. Ahir zamanın anormalliklerinden bir tanesi.
ALTUĞ BERKER: Münafıklardan bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ahir zaman münafıklarından. “Hz. Mehdi(a.s)’ın, hükümranlığı zamanında zalimlerin ve müstekbirlerin hükümranlığı münafıkların ve hainlerin nüfuzu nabıd olacaktır, son bulacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biraz şerh et.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri diyor ki; “ceyran-ı münafıkaneyi dağıtacaktır diyor Hz. Mehdi (a.s). Kuran ve hadislerin ışığında, gerçek samimiyeti gerçek asr-ı saadete geri döndüreceği söyleniyor Hz. Mehdi (a.s)’ın. O şekle getireceği için, münafıkların ve hainlerin hiçbir nüfuzu kalmayacak ve Allah’ın izninde de, zalimlerin, müstekbirlerin hükümranlığı kalmayacak diyor, yani Darwinizmden kaynaklanan savaşları da sona erdireceğini Hz. Mehdi (a.s)’ın inşaAllah ve münafıklığı da, yobazlığı da sona erdireceğini inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz, sizin anlatımlarınızdan.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Eskiden ben Ankara’dayken, Hacı Bayram camiinin oraya giderdim. Orada bir kısım yobazlarla karşılaşırdım. O kadar acayip üslupları var ki, o kadar garip bir delilikleri var ki ve o kadar kirli bir dünyaları var ki anlatamam. Bediüzzaman’ın eserlerini okuyunca, Mehdiyet’in ruhunu anlayınca, aradaki farktan, oynanan oyunun büyüklüğünü gördüm. Çok büyük bir oyun oynanmış. Sanatı, bilimi Müslümanların elinden almışlar, onun yerine kanı ve vahşeti getirmeye kalkmışlar, biz bu pisliğe bu rezilliğe dur dedik, elhamdülillah. Yapmacıklığa dur dedik, sahtekarlığa dur dedik, oyun oynamaya dur dedik.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi, her grubun gizli planından haberdar olacak ve planlarını kendilerine söyleyecek ve bakmasıyla dost ve düşmanı tanıyacak” diyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, gözlerinden, bakışlarından anlaşılır bir insanın. Mesela dengesiz bir insan, bakışlarından anlaşılır, seven bir insan bakışlarından anlaşılır, mat bir insan anlaşılır, dikkati keskin insan anlaşılır. Coşkulu bir insan anlaşılır. Göz; ayna gibidir ama akıllı bir insan için. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Cenab-ı Allah söylüyor; “ben istesem, sen onları gözlerinden tanırsın” diyor. Allah’ın verdiği özel bir güçtür o, inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)’da da bu olacak inşaAllah, insanları bakışlarından anlayacak. Mesela sahtekârsa, anlaşılır bakışlarından, yalan söylüyorsa yine anlaşılır. Gerçekten seviyorsa anlaşılır, dürüstse anlaşılır, masumsa anlaşılır. Allah öyle bir güç vermiştir göze, maşaAllah. Allah’ın dilemesiyle tabii.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerinden bahseden hadisi okuyorum inşaAllah. “Onların yaşantıları sadedir. Onları yeryüzünün kenarlarında ara, onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır, eğer hazır olsalar tanınmazlar. Eğer kaybolsalar aranmazlar. Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez. Eğer evlenmek isteseler, kimse onlara gelmez. Eğer ölseler, cenazelerine kimse katılmaz. Onların mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler, ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.) inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne anlıyoruz buradan?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın, o kırk yıllık ilk iman hakikati çalışması döneminde, Hz. Mehdi (a.s)’ın tanınmadığı dönemde de, talebelerinin de bir anlamda hor görüldüğü, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) hor görülünce, talebesi de hor görülür. Bu Hz. Mehdi (a.s)’a yapılan uygulamaların, talebelerine yapılmasının tarifidir hadiste belirtilen. Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Onları yeryüzünün kenarlarında ara, onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır, eğer hazır olsalar tanınmazlar.”
ADNAN OKTAR:Sabit yeri yok. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ın da öyle sabit yeri olmayacak, bir orada kalacak bir orada kalacak. Yani kendi mülkü olan bir evi olmayacak.
ALTUĞ BERKER:“Eğer kaybolsalar aranmazlar.”
ADNAN OKTAR:Yani adam, muhatap dahi olmayacak. Yani mesela, Hz. Mehdi (a.s), zaten gaiptir. Şu an Hz. Mehdi (a.s)’ı arıyor mu şahıslar, insanlar? Büyük bölümü aramıyor. İşte o, Hz. Mehdi (a.s)’ın aranmaması gaipliğine işaret ediyor, hadis.
ALTUĞ BERKER:“Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez.”
ADNAN OKTAR:Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın hastalıklarından, talebelerinin hastalıklarından kimsenin haberi bile olmaz. Muhatap dahi olmazlar, hatta onların ölmesini dilerler, yok olmasını dilerler, tedavi olmasını istemezler, ölmesini dilerler. Öyle bir durum olacak.
ALTUĞ BERKER:“Eğer evlenmek isteseler, kimse onlara gelmez.”
ADNAN OKTAR:Çok tehlikeli bulunacaklar, değil evlenmek, yanlarına bile yanaşmak istemeyecekler.
ALTUĞ BERKER:“Eğer ölseler, cenazelerine kimse katılmaz.”
ADNAN OKTAR:Çünkü ölmesini temenni ettikleri için cenazelerine de katılmazlar. Yani insan Allah esirgesin ölmesini temenni ediyorsa, cenazesine gider mi? Cenazesine gidenler, onu sevenler cenazesine gider. Demek ki, o kadar şiddetli bir öfke olacak başlangıçta ama sonra Allah, Hz. Mehdi (a.s)’ı dünyada en sevilen insan haline getiriyor.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah, sonra talebelerinin de kıymeti anlaşılacağını o zamandan sonra.
ADNAN OKTAR:Cübbeli diyor ya; “Allah muhabbet koyacak, kalplere sevdirecek” diyor. Cübbeli’nin o kasetini hazırlayın, gerçi kardeşlerin bir kısmı adama gıcık oluyorlar Cübbeli’ye ama biz, ilim yönünden önemli görüyoruz.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah. “Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar.”
ADNAN OKTAR:Hz. İsa (a.s)’ın talebeleri gibi; evi varsa satacak, arabası varsa satacak veyahut ortak kullandırtacak yani şahsi mülk peşinde olmayacak, Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerinin özelliğidir o. Hz. İsa (a.s)’ın talebeleri de öyledir. İncil’e bakın görürsünüz. Tarlasını satar, evini satar, Hz. İsa (a.s) ile birlikte, Allah yolunda mücadelede kullanmışlardır. Mehdi talebeleri de öyle, şahsi mülk peşinde olmayacaklar. Şahsi mülkü varsa satacak veyahut ortak kullandırtacak, bu, mühim hakikate, Resulullah (s.a.v.) 1400 sene öncesinden haber veriyor. Çünkü gördüğünü söylüyor Resulullah (s.a.v.). Bütün olaylar ona gösterilmiş, o da gördüklerini tek tek anlatıyor.
ALTUĞ BERKER:“Birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler” diyor.
Peygamberimiz (s.a.v.), Allah’tan korkmayanların yüzlerinden tanınacağını bildirmiş şu şekilde. Müsnet’te, İmam Hanbel’de: “Sen yirmi kişilik ya da daha az veya daha fazla sayıdaki bir topluluk içinde bulunur, yüzlerini inceler ve Allah`tan korkan bir kişi bile göremezsen bil ki, durum çok nazikleşmiş, kötüleşmiştir.
ADNAN OKTAR:Şahane bir anlatım, Resulullah (s.a.v.)’in bütün anlatımları güzel, bu da çok şahane. Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Sen yirmi kişilik ya da daha az veya daha fazla sayıdaki bir topluluk içinde bulunur, yüzlerini inceler ve Allah’tan korkan bir kişi bile göremezsen bil ki, durum çok nazikleşmiş, kötüleşmiştir.
ADNAN OKTAR:Eşgaller bozulacak ahir zamanda. Ne diyor, husuf diyor herhalde Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Eşgallerde bozulma yani insanların yüzleri at hırsızı gibi olacak, nur gidecek, eşkâl kayacak. Güzel insan çok nadir olacak. İnsanlar çirkinleşecek ve bakışlarda meymenetsizlik olacak. Ya bön bön aptalca bakacak, ya ahmak suratlı olacak veyahut gözlerinde hainlik olacak, yahut sevgisizlik olacak, adam bakacak “aa” diyecek “bunların hiç birinde meymenet yok” diyecek. Gözlerde bir aşinalık bir sevgi, bir muhabbet arayacak ama hiçbir gözde bunu bulamayacak, ahir zamanda. Nitekim, sokağa çıkıyorsun, gözler nerede? Yerde, dünyanın birçok yerinde öyle. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Hepsi için söylemiyorum, bir kısmı için söylüyorum, bakan da bön bön, sığır gibi, sevgisiz, anlamsız ve boş bakıyor. Yani sanki beyni erimiş, toprağa akmış, kafasının içi sanki bomboş, kuş gibi veyahut nefret dolu veyahut mütecessis veyahut donuk veyahut muhabbetsiz, sevgisiz, her türlü. Onun için akıllı bir insan, hep aşina gözler arar, seven gözler arar. Yani akıllı bir insanın, güzel bir göze, seven bir göze hep ihtiyacı vardır, onu arar. Onun için insanlar ahir zamanda, sokağa çıkamayacak hale gelecekler. Evinde oturmak isteyecekler. Hadislerde de Peygamberimiz (s.a.v.), hep söylemiştir; “Evini tercih edecekler” diye.
ALTUĞ BERKER:Üstad’ın kerametleri ile ilgili bir film gösterebilir miyiz Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
VTR-Üstad Hazretleri’nin Talebelerinden Tahir Gürdere Ağabey, Üstad’ın Kerametlerini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bu iddia edilen Ergenekon terör örgütünün katlettiği aydınlardan aklında olanlardan, say bakayım Berker.
ALTUĞ BERKER:Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı.
ADNAN OKTAR:Çok efendi bir insandı rahmetli, evet.
ALTUĞ BERKER:Çetin Emeç.
ADNAN OKTAR:Çetin Emeç evet, başka.
ALTUĞ BERKER:Bahriye Üçok.
ADNAN OKTAR:Nihat Erim de Başbakandı. Tabii, onu da plajın kapısında çekti vurdular. O da iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir eylemiydi. Hiram Abas, MİT müsteşarı. Nerede dindar, muttaki, temiz, vatanperver insan varsa, hepsini teker teker şehit ettiler.
ALTUĞ BERKER:Gün Sazak.
ADNAN OKTAR:Çok şahane insandı Gün Sazak. Çetin Emeç, rahmetli beni pek sevmezdi. Vefatından 15 gün önce benimle ilgili çok galiz, hakaretamiz bir yazı yazmıştı ama acayip hakaret dolu. Hayret etmiştim yani çok öfke dolu bir yazı yazmıştı. 15 gün sonra da vefat etti. Ben hakkımı helal ediyorum ama dünya geçici. Nefretler kötü, öfkeler kötü. Yaşasaydı belki çok sevecekti, dost olacaktık ama nefret ederek ahirete gitmiş oldu. Ama ben yine gani gani hakkımı helal ediyorum. 15 gün bile geçmedi. Onun için, dünya geçicidir, sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmaz. Ben solcuları da seviyorum, komünistleri de şefkatle karşılıyorum. Her insana karşı şefkat duyuyorum, kimseye karşı içimde bir nefret yok. Fikri, ideolojik farklılık yüzünden, bir insana nefret duymak, çok küçük düşürücüdür, çok çirkindir ve çok yanlıştır. Her fikre saygı duymak durumundayız. Ben Çetin Emeç’in fikirlerine saygı duyuyordum. Onun da benim fikirlerime saygı duyması lazım. Anti-Darwinist, anti-materyalist olduğum için, içinde müthiş bir öfke vardı. Gazete de elinde olduğu için, istediği gibi yazıyordu. Helalleşmeden vefat ettiği için hakkımı helal ediyorum, o anlamda söylüyorum. Aramızda bir küskünlük olmadığını bilsinler.
ALTUĞ BERKER:Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kaim (a.s) (Hz. Mehdi (a.s)) sadece halkın şiddetli korku, zelzele ve belalar zamanında, zuhur edecek” buyuruyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Zelzeleler, korku yani iddia edilen Ergenekon terör örgütünün dehşet dünyasının olduğu ortam. Zelzelelerin, dünya tarihinde en yüksek oranına çıktığı dönem. Dünya tarihinde bu derece yüksek zelzele oranı olmadı. En yüksek dereceye çıkmıştır. Film vardı zelzelelerle ilgili, onu bir gösterelim.
VTR-Depremlerin Artması Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerindendir.
ADNAN OKTAR:Bu filmleri tekrar tekrar anlattırmamın sebebi; her seferinde insanlar oradaki bir hikmeti yakalarlar ve oradaki derinliği yakalarlar. Zannedildiği gibi olmaz. Kuran’da bu zaten çok açıktır ama insanlara her seferinde hem hafızasına çok iyi yerleştirir, hem de çok hayati konular olduğu için, çok iyi bilinmesinde fayda var, inşaAllah.
“Stüdyonun ışığı çok parlak olmuş” diyor. Niye? İşte iyi, ne güzel. Yok yok, iyi cayır cayır parlıyor işte, ne güzel.
MaşaAllah, yurtdışından ne kadar çok takip var, maşaAllah, elhamdülillah. Ama şimdi konular, anlattığımız konular çoğu artık, içinden seçip cevap vereceğiz.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz, iddia edilen Ergenekon’un üstünde çok duruyorsunuz. Bugün Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz de dünkü yazısında, siz ona başka konularda da tavsiyelerde bulunuyordunuz, onu yerine getiriyordu. Kendisinin, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bu mücadelesini çok önemli olduğundan, onunla mücadele etmenin, AK Parti’nin birinci dereceden bu aciliyet nedeniyle desteklenmesi gerektiğinden bahsediyorsunuz. Hüseyin Gülerce Hocamız da, son aylarda ısrarla bu konu üzerinde duruyor ve iddia edilen Ergenekon terör örgütünden kurtulmak için, AK Parti’nin desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Dünkü yazısında da aynı konuyu vurgulayarak, “Kürt kardeşlerimize de zulmeden, bir sürü aydınımızı öldüren, darbeler yapan, Dersim katliamını düzenleyen, hukuku, yargıyı katleden, derin devletin ortadan kalkması için oy kullanacağını, demokrasi hamlesinin yarım kalmamasının çok önemli olduğunu” yazmış.
ADNAN OKTAR: Özetle güzel anlatmış. Bir insanın, bir cinayet örgütüne ve bütün ülkeyi kana bulamaya karar vermiş, azılı cinayet örgütüne, devletin içindeki yapılanmış mafyaya duyarsız kalması için, deli olması lazım, başka bir açıklaması yok. Ben hayretler içerisinde kalıyorum, sanki ikinci bir seçeneğimiz varmış gibi. Kardeşim, Cumhuriyet tarihin en büyük felaketidir iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Bir de baktık ki, bütün pisliğin kaynağı buymuş. “Başımızda bir uğursuzluktur gidiyor. Nedir bu acaba?” dedik. Çocukluğumdan beri bilirim, sürekli kan akar, sürekli bombalanır, cinayetler olur bir türlü çözemezdik. Sonunda baktık ki, devletin içinde aşağılık bir yapılanma iddia edilen Ergenekon terör örgütü ve üyeleri birbirlerini tehdit ederek tutabiliyorlar. O onu tehdit ediyor, o onu tehdit ediyor yani bir korku imparatorluğu kurmuşlar. Üyelerinin yüzde 99’u korkuyla müntesip olmuşlar, yüzde 99’u. Yani bir kördüğüm oluşmuş, bir kör açmaz meydana getirmişler. Hangi adama baksak, örgütten korktuğu için, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne üye olmuş. Buna karşı mücadele etmek, vatanseverlik görevidir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti, adamlar yıkmaya azmetmişler. Rahmetli Atatürk’e de, kaç defa suikast yaptı bu kahpeler, kaç defa. Allah korudu ki, ben yine de Atatürk’ün vefatını şüpheli buluyorum. Hiç bir şeyi yoktu. 57 yaş çok genç yaş. O kadar kinini kim verdi? Kardeşim, kilo hesabıyla kinin vermişler. Niçin kinin verilsin ki bir insana? Ona karaciğer, vücut dayanır mı? Kutu kutu, boş kutuları duruyor, kilo hesabıyla. Bunu yapan birileri olmuş. Buna karşı sessiz durmak veyahut bunu destekleyenleri desteklemek, çılgınlıktan başka bir şey değil. Bu tartışılacak konu değil. “Hayat mı istersin, ölmek mi istersin?” der gibi bir şey bu. Ölmek istemiyoruz, yaşamak istiyoruz, konu bu.
ALTUĞ BERKER:Hocam, sizin söylediğiniz bazı şeyleri hatırlatmak istiyorum, sözlerinizi. Şöyle söylemiştiniz; “Gazetecilerin, köşe yazarlarının Türk İslam Birliği'ni savunması lazım. Türkiye’nin cihan devleti olmasını istemesi lazım. Daracık bir oda mı güzeldir, koskoca bir saray mı güzeldir? Bütün İslam alemiyle birleşsek, uçsuz bucaksız bir coğrafyada hür olsak bu mu güzel, ufak bir ülkede sıkışıp kalmak mı güzel? Açılsın önümüz ne güzel. Herkesle birleşelim, açılalım, sınırlar kalksın” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, ne güzel olur. Psikolojik olarak da çok rahatlatıcı bir şey. Mesela ben şu an Suriye’ye nüfus cüzdanımla gideceğimi bilsem, Şam tatlısı yer gelirim, ne şahane. Halep’e giderim, ne güzel Azerbaycan’a rahatça gidebileceğimi bilsem, Litvanya’ya mesela, değil mi? Yani özgürlük, genişlik, ferahlık insanın ruhunun istediği bir şeydir. Cennet de uçsuz bucaksızdır. Niye sıkışıp kalalım? Hiç kimse sıkışıp kalmasın. Ne İsrail, ne Filistin, ne Ermenistan, ne İran, ne Ürdün hiçbir yer. Her yeri açalım, Türk İslam Birliği adaletle, sevgiyle yönetsin. Kimsenin de kimseye üstünlüğü olmasın, ırk üstünlüğü olmasın. Üstünlük iddiasıyla kimse ortaya çıkmasın. Herkesin Allah Katında ne olduğunu bilmiyoruz. Biz ahirette bileceğiz, inşaAllah. Cennet’e de gidebiliriz, Cehennem’e de gidebiliriz. Ümit ve korku arasındayız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Komünizm de, faşizm de şeytanın iki boynuzudur. İnsanlığı mahveden yecüc ve mecüc’ün kabilesi; biri komünistler, biri faşistlerdir. Faşizme karşı mücadele, komünizme karşı mücadele, insanlık görevidir” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Faşizm ve komünizm; dinsizliğin, Darwinizmin iki gayri meşru doğumdur. Gayri meşru meydana gelen bir çocuk, suçlanamaz, onu da ayrıca söyleyeyim. Buradaki anlatım ayrıdır, o ayrıdır. Bazen toplumda oluyor, çocuk gayri meşru oluşuyor, çocuğu suçluyorlar. Çocuk, nur gibi tertemizdir. Muttaki, Müslümansa, hiçbir şeyi olmaz onun yani milim santim üstünde bir toz olmaz. Suçlayanlar ahlaksızlık yapmış olurlar. Suçlayan o konumda olur, o dediği iddia, onda oluşmuş olur, çocukta oluşmaz.
ALTUĞ BERKER:Bir başka sözünüz Hocam; “Kadınlar, Hz. Mehdi (a.s) döneminde özgür olacaklar, neşeli olacaklar, sevinçli olacaklar, tertemiz olacaklar. İstedikleri gibi konuşacaklar, istedikleri gibi her yerde lider olacaklar, öncü olacaklar. Bu bela üstlerinden kalkacak. Kadınlara güvenmeme olayı kalkacak“ dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kadın, dünyanın birçok yerinden ikinci sınıf veyahut üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görüyor ve hep şüpheli, kuşkulu, gayri meşru ilişkiye her zaman kaçması muhtemel olduğu için, baskı altında tutulması, ezilmesi gereken varlıklar olarak görülür. Darwinistlerin de düşüncesi budur, Darwin’in düşüncesi de budur. Darwin’in kadınlarla ilgili sözünü göster. Bağnaz, gerici düşüncede de bu böyledir. Kadın, garip bir mahluk gibi görülür. Kadına karşı sevgi, saygı yoktur, değer verilmez. Mehdiyet’te, Kuran ruhunda kadın kutsaldır, değerlidir, baş tacıdır, muhteşem bir varlıktır. Allah’ın verdiği en büyük nimettir.
ALTUĞ BERKER:Hem zencilere, hem kadınlara, hem Türklere karşı bakış açısıyla ilgili alıntılar var. Charles Darwin diyor ki, “İnsanın Türeyişi” adlı kitabında; “Kadınların idrak etme, hızlı kavrama ve taklit konusunda, daha aşağı ırkların özelliklerini taşıdıklarını ve bu nedenle daha eski ve alt bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını" söylemiş.
ADNAN OKTAR:“Gelişmemiş bir maymun türü” diyor. Yani “erkekler daha gelişmişlerdir ama kadınlar gelişmemiş bir maymun türüdür” diyor. Başka ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Kadının evlilikteki rolünü tarif ederken, Darwin şöyle diyor; “Oynayacağınız bir nesne, her halükarda bir köpekten daha iyi.”
ADNAN OKTAR:“Bir nesne” diyor. Yani bir cisimdir. Bir bardak gibi, bir taş gibi bir cisimdir, nesne ama köpekten daha iyidir diyor, kıyas yapıyor. “İnsana benzemiyor, insan değildir ama köpekten bir derece daha üstün” diyor. Yani köpek gibi demeye getiriyor. Ve bu adamlar da bunu baş tacı yapıyorlar, Darwin’i. Türkleri de yok edilmesi gereken bir kavim, haşa, “bir maymun türü, gelişmemiş bir maymun türü ama mutlaka yok edilmesi gerekir ve yok edilecek” diyor. PKK’yı niye desteklediklerini daha iyi görüyoruz şu an. Türkiye’ye karşı neden oyunlar hazırladıklarını daha iyi görüyoruz. Osmanlı’yı niye yıktıklarını daha iyi görüyoruz. O kısmı da oku
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. "Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve halen de sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, çok değil birkaç yüzyıl önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir risk altında kalmıştı, ama artık bugün bu fikir bize ne kadar gülünç geliyor.Avrupa ırkları olarak bilinen daha medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmışladır. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, çok sayıdaki aşağı ırkların, medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum."
ADNAN OKTAR:“Avrupa ırkları, Türk ırkını yok edecek” diyor. Yani “katledecek, kitle katliamıyla ortadan kaldıracak” diyor. Armageddon planlayarak, Yecüc Mecüc gibi görerek veyahut atom bombası türü başka silahlar kullanarak, yok etmeyi düşünüyorlar. 2. Dünya Harbi’ne girdiklerinde, diğer ülkelere bunları uyguladılar ama Türklere yaklaşmaya cesaret edemediler. 1. Dünya Harbi’nde de, zaten cevaplarını aldılar. Demek ki, öyle bir millet değilmiş. Hiçbir millet aşağı değildir, hepsi Allah’ın yarattığı milletlerdir. İnsanların ancak takva ile üstünlükleri farklı olabilir. Irkına göre üstünlük olmaz.
ALTUĞ BERKER:Zencilerle ilgili şöyle diyor: “Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan, babun türü maymunlar kalacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR:Zencileri, babun türü maymunlarla aynı tutuyor, “o türdendirler” diyor. Türkler için de aynı şeyi düşünüyor. Üniversitelerde de, bu dünya üniversitelerinde, resmi devlet politikası olarak dayatma tarzında öğretiliyor. Artık ne diyeyim ben bu adama?
ALTUĞ BERKER:Sonra beyaz siyah kavgaları.
ADNAN OKTAR:Avrupa’daki zenci düşmanlığı ortaya çıkıyor, Türklere karşı nefret ortaya çıkıyor, Çingenelere karşı nefret ortaya çıkıyor. İşte faşizmin, komünist düşüncenin kökeni; Darwinizm. Yusuf Suresi, 55 ve 56. ayeti oku.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Yusuf) Dedi ki: ‘Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim.’” İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada (Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasip ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.”
ADNAN OKTAR:56; 1956’ya bakıyor. Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarih, münafıkhane cereyanın yıkılmaya başladığı tarih. Bunu kim söylüyor? Bediüzzaman söylüyor. Said Nursi, Kuran ayetinden ebcedle çıkartıp, söylüyor.
ALTUĞ BERKER:Orada, ayetin ebcedini not düşmüşsünüz Hocam Kuran’ınızda. “Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik.”2017 ebcedini veriyor Hocam.
ADNAN OKTAR: İslam alemindeki, Türklük alemindeki hakimiyetin tarihi. Yani o hakimiyetin başladığı, ilk alametlerinin başladığı tarih.
ALTUĞ BERKER: Yarın saat 22:00’dan itibaren, A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve www.HarunYahya.TVsitemizden takip edebilirsiniz, inşaAllah.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...