ALTUĞ BERKER:Londra’da sizinle ilgili bir haber yayınnlamış Hocam. Arapça internet sitesi Elaf.Com, Londra’da yayınlanıyor. Le Monde Gazetesi’nde yayınlanan haberi yayınlamış. Sizin Fransa’daki konferanslarınızın etkisinden, evrim teorisinin çöküşünü ortaya koyan çalışmalarınızdan bahsetmiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, evrim teorisini çökertiyoruz, çöktü de, enkazını kaldırıyoruz, çünkü enkazı da duruyor. Enkazıyla uğraşmak ayrı bir meseledir. Bir inşaatı yıkmak ayrı, bir de enkazı ayrıdır. Fakat tehlike sadece, anormallik orada kalmıyor tabii. Dünyada mücadele edecek şeylerden bir tanesi de ateistliktir, ama bir de Allah’a inanıp ahirete inanmayanlar var. Cennet’e, Cehennem’e inanmayanlar var, reenkarnasyona inananlar var. Onun için de ayrı bir çalışma yapılması lazım, yani reenkarnasyonun mantıksızlığının anlatılması lazım, neden mümkün olmadığının da ayrıca açıklanması lazım. Kuran’a göre zaten mümkün değil. Bir de Cennet, Cehennem olmadığında, haşa, zaten Allah’ın adaleti olmamış oluyor, zaten o zaman Allah olmaz, haşa. Allah’a inanıldığında Cennet, Cehennem zaten bir bütündür. “Allah vardır ama güçsüzdür” dersen, o Allah olarak kabul edilmez, haşa. Allah’ın vasfı öyle değildir. Allah dendiğinde sonsuz güç akla gelir. “Gücü zayıftır” diyorsa, inanmıyordur. Onun için bu konuyu da ayrı bir konu olarak ele alalım. Bayağı ciddi sorunlardan bir tanesi de budur. Aklı kıt kişilerde de oluyor bazen, bazen cahil insanlarda da oluyor. Dar oluyor ufku, tam kavrayamıyor. Onlara bu konuyu en akılcı şekilde anlatacağız, inşaAllah.
Başbuğ’un hayatı, rahmetliyi hayırla, rahmetle yad ediyoruz, izleyelim. Biz vefa ehliyiz, sevdiklerimizi unutmayız. Başbuğ’un bu memlekete çok büyük hizmetleri geçti. Birçok iftiralar atıldı, işkencelere uğradı, hakaretlere uğradı ama asla hak bildiği yoldan dönmedi. Türkiye’nin komünizme teslim olmamasında çok büyük emeği vardır, kimse inkar edemez, hiç kimse inkar edemez. Tamam, şimdi rahmetli Başbuğ’u izleyelim.
VTR: Alparslan Türkeşin hayatı.
ADNAN OKTAR:Böyle değerli insanlara karşı vefa çok hayati bir konudur. Çünkü bölücülüğe karşı, komünizme karşı çok candan, çok mükemmel bir tavır koydu Alparslan Türkeş, rahmetli. Çeşitli iftiraları, zayıf insanlar bazen kabul edebilirler, iradesizlikten. Bu basitliktir, güçsüzlüktür. Aklını, iradesini kullanıp, gerçeği ortaya koymak lazım. Bir kere her şeyin başında Başbuğ dört dörtlük bir Müslüman’dır, takva bir Müslüman’dır, Ehl-i Sünnet’e titiz bir Müslüman’dır. Beş vakit namazını kılardı, hacıydı biliyorsunuz. Son derece şefkatli, merhametli, saygılı, nezaketli bir insandı, devlet terbiyesi almış bir insandı. Müthiş bir millet sevgisi vardı, bölünmeye karşı şiddetle tavır alıyordu ve Türk-İslam Birliği dedin mi, adeta coşuyordu. Böyle bir insanı sevmemek anormal bir hareket olur, vicdanlı bir hareket olmaz. Biz iftiraya göre değil akla göre hareket ederiz, vicdana göre hareket ederiz. Ben kimseyi o konuda kaale almam. Aklımla, vicdanımla hareket ederim. Aklıma, vicdanıma göre sadakat borcu, vefa borcu olarak her zaman Başbuğ’u sevgiyle anacağız. Her zaman da koruyup kollayacağız muhabbetle, inşaAllah. Aynı şekilde Erbakan Hocamız da öyle, hiçbir zaman için unutacağım bir insan değil. Her zaman vefayla, her zaman saygıyla anacağımız bir insandır. Böyle dava insanlarını unutmak çok büyük vicdansızlık olur, çok büyük vicdansızlık olur. Verdikleri hizmeti unutmak çok büyük vicdansızlık olur. Hürmetle yad ederek, o davayı genişletmek önemlidir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam bugün, yani 5 Haziran İsrail’le bazı bölge ülkeleri arasında geçen, tarihte 6 Gün Savaş’ı olarak tarihe geçen 1967 Savaşı’nın başlamasının yıl dönümü. Bu savaştan önce Gazze Mısır’ın Doğu Kudüs ve Batı Şeria Ürdün’ün kontrolündeydi. Bu savaşta İsrail BM kararların Filistin olarak gösterilen bu toprakları, ayrıca Mısır topraklarından Sina Yarımadası’nı ve Suriye’den de Golan Tepeleri’ni işgal etti. Uzun bir şekilde savaşın nasıl geliştiği anlatılıyor Hocam, ama kısa bir-iki bilgi vermek istiyorum sadece. O sırada Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasr’dı. O zamanda Suriye Hava Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanı olan Hafız Esad’ın, Suriye yönetimini ele geçirmek amacıyla Amerika ile anlaşarak, Golan’ı bile bile teslim ettiği ileri sürüldü, inşaAllah. BM kararları İsrail’e 1948’te işgal ettiği sınırlar içinde yaşama hakkı tanıyor, ancak 1967 Haziran Savaşı’nda işgal ettiği topraklardan çekilmesini ön görüyor. Gösterdiğim haritada, 3. harita 1967 sınırlarını gösteriyor, şu anda Filistin. Bir harita daha var, gittikçe küçülmüş o zamandan beri Filistin toprakları.
ADNAN OKTAR:Orada Filistin toprağı, İsrail toprağı gibi bir konu yok. Orası barış yurdu olması gerekir, sevgi yurdu olması gerekir. Mehdiyet’in gölgesinde, Mehdiyet’in ışığında, İttihad-ı İslam’ın içerisinde istedikleri gibi kardeşçe boydan boya yaşayacaklar. Oraları beton mevzilerle, beton duvarlarla, dikenli tellerle, mayın tarlalarıyla çevirmeye gerek yok. Orada özgür olarak Filistinliler de, İsrailliler de, Hıristiyanlar da istedikleri gibi yaşarlar, inşaAllah. Bu, onları koruma, onları kollama değil, bu Allah’ın emridir, koruyup-kollama. Bir devletin, bir milletin aldığı karar değildir. Allah insanların kollanmasını, korunmasını istiyor. Ehl-i Kitap’ın korunmasını Allah istiyor. Hatta müşriklerin bile kollanmasını, korunmasını Allah istiyor. “Onları güvenlik içinde bir yerden bir yeri geçirin” diyor Allah ayette. Dolayısıyla burada insanların enaniyet yapacağı, gurur yapacağı, büyüklük yapacağı bir şey yok. Orada eğer milli duygularla hareket edilir de, “orası senin, burası benim” falan denirse, orada kimse kalmaz, acayip bir durum olur. Orada tabii ki İsrail de olacaktır, Filistin de olacaktır; fakat orada sınırların kalkması lazım ve Mehdiyet’in sevgi anlayışı içerisinde, şefkat, merhamet anlayışı içerisinde, barış ve kardeşlik içinde yaşamaları lazım. Şimdi 67 sınırlarına çekilince bu, razı olunacak mı bundan? Olunmaz, yine olunmaz, 67’de çünkü o devirde de olaylar var, onun evvelinde de yine olaylar var. 67’yi, yani neye göre koyuyoruz o ölçüyü. 67, 77 falan, yok öyle bir şey. Orada yapılacak şey, sınırların kalkmasıdır ve barış, kardeşlik içerisinde herkesin özgürce yaşaması, o kadar başka bir şey yok, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Tel Aviv’de bugün binlerce kişi 1967 sınırlarına dönülmesi ve Filistin devletinin kurulması için yürümüş Hocam İsrail’de. Mevcut hükümetin politikalarını kınamışlar, savaşın artık bitmesi gerektiğini söylemişler.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, orada İsrail’in de olması gerekir, Filistin’in de olması gerekir; fakat sınırlara gerek yok. Sınırları kaldırıp, kardeşçe yaşamaları lazım. Tabii ki Filistin devleti de olacaktır, İsrail devleti de olacaktır, ama sınır koyduğunda kavga olur. Herkes istediği yere yerleşsin. Uçsuz, bucaksız arazi, istedikleri gibi kullansınlar. İstediklerini eksinler, ticaret yapsınlar, ne yapıyorlarsa yapsınlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Üstad’ın talebelerinden Ahmet Feyzi Kul’un vefatının 39. yılında düzenlenen mevlid-i şerif ile yad edilmiş. Programa Mustafa Sungur Ağabey, Said Özdemir Ağabey ve son şahitlerden Selahattin Akyıl ile Ali Sert Hoca katılmış. Ayrıca, Türkiye’nin dört bir yanında mevlide iştirak eden 6 bin kişilik bir topluluk da varmış Hocam. Resimleri de var, inşaAllah. Yeni Asya Gazetesi’nden Selim Gündüzalp kardeşimiz, “Her devir Fatih’ini de beraber getirir” başlıklı çok güzel bir Mehdiyet yazısı yazmış. Uygun görürseniz yazısından bir bölüm okumak istiyorum, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, Yeni Asya’da?
ALTUĞ BERKER:Yeni Asya Gazetesi’nde.
ADNAN OKTAR:Çok önemli, evet
ALTUĞ BERKER:“Şaşıracağız, belki de hayran kalacağız. ‘Ömrümüzün en güzel günü işte bugün’ diyeceğiz. Her devir Fatih’ini beraberinde getirir. İsimsiz kahramanlara merhaba! Ne kaldı dünyanın ömrüne şurada, ne kaldı ki? Ahir zaman alametleri zuhur etmedi mi sanki? Bir değil, sayısız. Beklemek hakkımız, görevimiz. Yeniden bir uyanışa, yeniden bir hasrete var mısınız? Hazır mısınız? Boşa meraklanmasın hiç kimse gelmeyecek diye. O gün yakın, gelecek. Ömrü olan görecek. Çöller vahaya dönecek. Tohumlar tuttu, büyüyor. Kör gözler de görecek. Cemreler de düştü. Hava, su, toprak ısındı artık. Bahar en güzel fermanıyla geldi, çaldı kapımızı. Bir ömür bir kör inat ile direnenler de şaşıracak, geç kaldığına yanacak. Onlar da anlayacak, onlar da ağlayacak. ‘Ah bir şey olsaydı’ demeyecek hiç kimse. Bir eksiklik hissetmeyecek getirdiğimizde. Bunun müjdesini çok öncesinden duymuşuz. Haberini ‘gelen neslin kapısında durmayınız’ diyen Üstad’tan almışız.” Şöyle diyor Üstad Hazretleri; “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. Mezarımızdan ‘Henîen leküm’ (Ne mutlu size!) sadâsını işiteceksiniz.” Yazar devam ediyor. “Evet, yakındır. Çağımız başlayacak. Yakındır… Her devir, Fatihini beraberinde getirir. Yakındır…” sözleriyle tamamlamış yazısını.
ADNAN OKTAR:Evet, bu sefer olmuş, maşaAllah. Sürpriz gelişmeler oluyor. Alpay Şahin güzel konuşmaya başladı, Yeni Asya Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini müjdelemeye başladı. Hayret verecek şeyler, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:İsrailli askerler, kendilerine sözle sataşan 11 yaşındaki küçük bir çocuğu tartaklayarak gözaltına alıyorlar Hocam. Çocuk çok korkuyor, ağlamaya başlıyor. Annesi durdurmaya çalışıyor polisleri, ama onlar dinlemeyip götürüyorlar çocuğu. Filmi de vardı.
ADNAN OKTAR:Yazık çocuğa, kaçıyor mu çocuk nedir o? Yazık, şu ufaklık, köfte gibi. Niye götürüyorlar çocuğu acaba?
OKTAR BABUNA:Sözde sataştıklarını söylüyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne olur, sataşsa ne olur? Çocuk yani nihayet. Çocuk her şeyi yapabilir. Acayip bir hareket. Bunu bir soralım, bu neyin nesidir? İsrail’le Filistin’in sorununu çözecek olan Mehdiyet’tir, Türk-İslam Birliği’dir. Bölgede tamamen gereksiz bir mücadele var. Herkese yeter o topraklar, inşaAllah. Gereksiz bir hırs var. Nereye çıksak karşımıza Mehdiyet çıkıyor. Nereye çıksak deccaliyetin zulmünü görüyoruz. Nereye çıksak, nereye gelsek Mehdiyet’in acil göreve gelmesi gerektiği anlaşılıyor.
OKTAR BABUNA:Siz İsrailli hahamlara da ve dindar Musevilere söyleyince Hz. Mehdi (a.s.) ile Kral Mesih’in aynı kişi olduğunu ve çıktığını, çok büyük ferahlama olmuştu onlar için de, çok şevklenmişlerdi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Musevilerin beklediği Kral Mesih ile Hz. Mehdi (a.s.) aynı kişidir. Çünkü mühim olan İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, İttihad-ı İslam’ın oluşması, insanların özgür olması, hiç kimseye inancından dolayı baskı yapılmaması, özgürce kendi topraklarında yaşamaları ve toprak hırsı olmaması. Adam istediği gibi yerleşsin. Gelsin, Ürdün’e de gelsin nereye istiyorsa gelsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Zaman Gazetesi yazarı Mustafa Ünal, Sayın Davutoğlu ile birlikte seçim çalışmalarını gözlemlemek için Konya’ya gitmiş ve yazısında buradaki gözlemlerini anlatmış. Konya Taşkent, Sayın Davutoğlu’nun doğup, büyüdüğü yermiş. Seçim çalışmaları için Taşkent’e gittiğinde, ilçede kadın, erkek, çocuk, yaşlı kim varsa hepsi kendisini karşılamak için yollara dökülmüş. Evlerde neredeyse kimse kalmamış. İlçeye Mehter Takımı eşliğinde yürüyerek girmiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok şahane olmuş.
ALTUĞ BERKER:CHP’nin Konya adayı Ali Karamut, seçim meydanında Sayın Davutoğlu’na oy verilmesini talep ederken, CHP’nin belediye başkanı Mustafa Sak da, Davutoğlu’nun mitingi sırasında AK Parti otobüsünün üzerine çıkarak, kendisine destek vermiş. Sayın Davutoğlu, Muhammed Hadimi Hazretleri’nin mezarının önünden geçerken, babasıyla buradan her geçişlerinde mutlaka durup dua ettiklerini anlatmış. Ve Torosları göstererek, “biz bu dağların çocuğuyuz. Nasıl bu dağlar eğilmiyorsa, biz de hiçbir güce boyun eğmiyoruz, başımızı dik tutuyoruz” demiş.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah çok güzel konuşmuş.
OKTAR BABUNA:Amerika’nın Christian Broadcasting Network Evanjelik Hıristiyan TV kanalının kurucusu ve aynı zamanda Hıristiyan sağın etkili isimlerinden biri olarak görülen Pat Robertson, dün kendi televizyon programı sırasında kendince, Müslümanlar’a karşı izleyicilerini uyarmış. “Müslümanlar yeni Nazilerdir” şeklinde bir açıklama yapmış. “Müslümanlar çok yobazdır. Korkunç derecede yobazdırlar. Biz zamanında Nazilere neden karşıydık? Yobaz oldukları için” diye de açıklama yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Yobaz olan, Nazi kafalı Müslümanlar var, gerçek bu, doğru ama Kuran’dır Müslümanlık. Kuran’da şefkat, merhamet anlatılıyor, sevgi, barış, kardeşlik anlatılıyor. Onu anlatması lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Suriye’de katliamlar devam ediyor Hocam. Görüntü vardı, uygun görürseniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet göster.
OKTAR BABUNA:Milliyet’teki bir haberde, yıllarca iddia edilen Ergenekon terör örgütü için çalıştığını ve vicdan azabı çektiğini söyleyerek, birçok Kürt ve Türk vatandaşlarımızı katlettiklerini itiraf eden Ayhan Çarkın, son olarak da Kürt kökenli sanatçımız Mustafa Erdoğan’ın amcası, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Namık Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 4 faili meçhul cinayete bizzat katıldığını itiraf etmiş. Çarkın’ın itirafta bulunduğu savcıya cinayetin işlendiği yerleri gösterdiği ve ardından da tutuklandığı bilgisi verilmiş Hocam, inşaAllah. Hürriyet Gazetesi’ne açıklama yapan Mustafa Erdoğan ise katillerin kim olduğunu 17 yıl önce de söylediklerini, ancak o dönemde savcıların hiçbir şekilde harekete geçip, bir şey yapmadıklarını, ama yine de 17 yıl sonra böyle bir girişimin olmasının ülkemiz adına sevindirici olduğunu söylemiş. Ülkemizin geleceği açısından daha mutlu olmasını sağladığını belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte her şey hayırla gelişiyor, hayır.
ALTUĞ BERKER:Başbakan Erdoğan ile ilgili haberler vardı Hocam yurtdışında. The Economist, New York Times gibi büyük medya kuruluşlarının ardından, Sayın Erdoğan hakkında bir eleştiri yazısı da bugün Observer Gazetesi’nde yayınlanmış. Yorumda; “geçmişte olduğundan daha önemli hale gelen ve etkinliğiyle Ortadoğu’da Amerika’yı gölgede bırakmakla tehdit eden bir Türkiye’de, dümendeki kişinin karakteri ve hırsları her geçen gün daha çok ortaya çıkıyor. Erdoğan’ı destekleyen liberaller, Başbakan’ı giderek alıngan, baskıcı ve otoriter bir lider olarak görmeye başladılar” ifadeleri kullanılmış. Ayrıca Erdoğan’ın, ülkeyi kendini güvenli ve uluslararası oyuncuya dönüştüren kişi olmakla beraber kendi gücünü artırmak isteğinin bazı kesimleri rahatsız ettiğini de söylemiş gazete.
ADNAN OKTAR:Sen ne diyorsun?
ALTUĞ BERKER:Türk-İslam Birliği geliyor, onu anlıyorlar Allahualem. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen yorumla.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Eze eze halkın dindarlaştığını görüp, eze eze alacağını görünce inşaAllah, ona karşı onun önüne geçmek için kendi akıllarınca böyle bir şey düşünüyorlar.
ADNAN OKTAR:Evet, çok samimiyetsiz izahlar.
ALTUĞ BERKER:Ertuğrul Özkök’ün, Ayşe Arman’a yaptığı röportajda söyledikleri nedeniyle saçmaladığı ve söylediklerinin dini değerlerimize yönelik saygıya uygun olmadığı gerekçesiyle çok fazla eleştiri almıştı. Bunun üzerine bugün, “kendimi tutamıyorum, yine saçmalayacağım” başlığıyla bir yazı yazmış. “Şu aralar bana ‘saçmalıyorsun’ demek moda ya, onları haklı çıkartacak bir soru sorayım” sözleriyle başlamış. “Hacda büyük kalabalıklar halinde yürüyen Müslüman hacılar, aşk yürüyüşü yapan Alman gençlerinden daha mı kolay ölürler?” diye soru sormuş. Yazısında, Kabe’de geçmişte kalabalıktan dolayı izdiham nedeniyle ölen hacı adaylarıyla, Almanya’da aşk yürüyüşünde sıkışıklık nedeniyle ölen 21 genci hatırlatmış ve haşa, “iki yürüyüş, iki izdiham” diyerek, bu iki olayı kıyas ederek, her iki yürüyüşte de sıkışık koridorlardan geçildiğini, ancak hacda ölenlerin sayısının daha fazla olduğunu belirtmiş. Bu örnekleri uzun uzun anlattıktan sonra da, kalabalık mekanlarda dikkat edilmesi gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Ne diyorsun?
ALTUĞ BERKER:Neyse ki siz anlattınız Hocam, bazı yazarların bu şekilde gerçek kişilik ve düşünce yapısını. O yüzden değerlendirme yapmadan anlıyordur dinleyenlerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah hidayet versin. Cübbeli’den birşey dinleyelim.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi ( a.s.)’ın fiziksel özelliklerini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Cübbeli; “ölelim, kurtulalım” diyor, olmaz. Müslüman akılla, bilimle, sanatla mücadele edecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yarım saat sonra, 00.30’dan itibaren programımız, A9 TV, TV Kayseri, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TVsitemizden devam edeceğiz, inşaAllah.
Bizi yarın 22’den itibaren, A9 TV, Adıyaman ASU TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.TVsitemizden takip edebilirsiniz, inşaAllah.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...