SUNUCU: ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, TV Kayseri, Sipas Vizyon TV, Hatay Hrt Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TVsitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Türk-İslam Birliği’yle ilgili güzel bir yazı vardı Hocam bugün Star Gazetesi’nde; Yağmur Atsız, sık sık Türk-İslam Birliği’ni destekleyen güzel yazılar yazıyor. MaşaAllah. Bugünkü yazısında; Suriye’nin Anadolu’nun devamı olduğunu, Anadolu ve Kuzey Suriye’nin tıpkı Anadolu ve Kuzey Irak gibi bir bütün olduğunu söyleyerek, bu bütünlüğün sadece ekonomik olarak değil, aynı zamanda soy sop anlamında da bir bütünlük olduğunu hatırlatmış. “Bu bütünleri zorla parçalayıp, gayri-tabii parçalar haline getirirseniz, birbirine düşürürseniz, ortalığı kan gölüne çevirmek isterseniz, bir an gelir tarih hükmünü icra eder. O hüküm ise Davutoğlu’nun dediği gibi, nehirlerin eninde sonunda kendi asli yataklarına avdet ederek, akmaya devam etmesidir” demiş. Yazının sonunda bölgenin eninde sonunda bütünleşeceğini ve sınırların önemini kaybederek, bir istikrar ve refah devrinin başlayacağını müjdelemiş.
ADNAN OKTAR:Yani ben de anlayamıyorum; Suriye sınırı, yok Ürdün sınırı, yok Lübnan sınırı, yok İsrail sınırı, Filistin sınırı… Rahat olsun bölge kardeşim. Herkes birbirini sevsin, kardeş olsun. Olay çıkartmak için bir sebep yok ki; tek bir tane güzellik var, İslam. İslam’ın sıcak şemsiyesi altında hepsi birleşecek ve o koruma ruhu her yere hakim olacak. Burada sen büyüksün, öbürü küçük diye bir şey yok. Irk üstünlüğü yok. Dinlere de eşit saygı var, her dine eşit saygı var. Yani aşağılayan bir tavır içerisinde hiç kimse olmaz. Büyüklük hissi içerisinde olan kimse olmaz, dolayısıyla köşe yazarlarının bu tarz yazılarının çoğalması çok önemli. Ne kadar çok olursa, o kadar çok iyi olur. İşte Yiğit Bulutlar, diğer yazarlar ortalığı gün geçtikçe daha güzelleştiriyorlar. Mehdiyet’in gölgesi her tarafı sarmış durumda. İstese de, istemese de herkes Mehdiyet’e hizmet ediyor, görüyorsunuz. Daha önce konuşuluyor muydu böyle şeyler?
OKTAR BABUNA: Konuşulmuyordu Hocam. Hiç konuşulmuyordu.
ADNAN OKTAR: Hiç konuşulmuyordu. Türk-İslam Birliği’ni üç sene önce söylediğimde, “ne diyorsun sen?” diyorlardı. Şimdi çok doğal bir şey olarak biliniyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Dediğiniz gibi, vizeler dahi kalktı Hocam, inşaAllah. Pasaportları da diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Pasaportlar sırada. Pasaportlar kalktı mı işte tamam, bitti.
OKTAR BABUNA: Gürcistan’la kalktı Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Bitti. Bismillah, adını koydular. Biri başladı mı, arkası gelir. Birden sonra iki gelir, ikiden sonra üç gelir, inşaAllah. Şimdi rakamlar peş peşe gidecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Bir internet sitemizi tanıtmak istiyorum Hocam, inşaAllah; www.BilimDunyası.netBu sitede bilimsel pek çok bilgi var. DNA üzerindeki fosfatın önemi, roket mühendisi gibi hareket eden bakteriler, Allah’ın okyanuslarda yarattığı servet gibi bilimsel konular, evrim teorisinin geçersizliği, yaşayan fosillerden örnekler bulunuyor. Tüm kitaplarınızı bu siteden de indirip, okuyabilir kardeşlerimiz, inşaAllah. Tekrar ediyorum adını; BilimDunyası.net, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam 27 Mayıs darbesi öncesi bazı gazetelerde sürekli Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde yalan ve tahrik etmeye yönelik haberler çıkıyormuş. Haberlerin de başlıkları şöyle; “Said Nursi özel arabayla Ankara’ya geldi. Oteli polis kordonu altında.” Başka bir haberde “Said Nursi hakkında kovuşturma genişletiliyor” veya “Diyarbakır’da iki nurcu camide adam yaraladı” gibi haberler çıkartıyorlarmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Canım onlar ne ki? Ne onlar? İşte “Nurcu başının evine kasayla rakı girdiği görüldü.” İşte, “kötü kadınlar gece yarısı Nurcu başının evine gidiyor.” Nurcu başı diye, isim oydu. İşte, “devleti yıkacaklar,” “yepyeni bir düşünce, yepyeni bir akım,” “Ehl-i Sünnet düşmanı bunlar” diye, hatta din alimlerini dahi öyle konuşturuyorlar o devirde. Birçok şaşkın, gafil din alimi vardı. Bediüzzaman’ı Ehl-i Sünnet düşmanı olmak, Ehl-i Sünnet’e zıt olmak, sapkın dini akım olarak vurgulamak şeklinde çirkin propagandalar yapıyorlardı. Bediüzzaman hem iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle uğraşıyor, hem bu zalimlerle uğraşıyor, hem münafıklarla uğraşıyor. Çok zordu işi. Adamlar, “biz anlayamıyoruz” diyorlardı. Halbuki biz anlıyoruz. Asrının Mehdisidir.
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleriyle ilgili haber vardı Hocam. Konusu geçtiği için göstermek istedim. “Said Nursi Hazretleri üç aylarda her gün hatim yapardı” diye haber vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman ortada zaten, mükemmel insan olduğu açık. Anlamazdan geliyorlar. O devirde anlamazdan gelmişler. Şu an tabii anlıyorlar ama o devirde anlamazdan gelmişler.
OKTAR BABUNA: Nuray Mert, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen, Dersim Konferansı’nda Dersim katliamının yapıldığı tarihlerin raporlarına bakıldığında, bölgeye asker nakli için yol yapımına önem verildiğinin görüldüğünü söyleyerek AK Parti’nin bugün Güneydoğu’ya yönelik yaptığı yol çalışmalarına gönderme yapmış. AK Parti’nin Doğu bölgelerinde yaptırdığı yolların bir sebebinin de uygulanacak şiddetin alt yapısını oluşturma ihtimali olduğunu söylemiş. Nuray Mert’in bu sözlerine hem birçok yazardan, hem de Başbakan’dan büyük tepki geldi. Ancak Nuray Mert daha önce Hakkari ve Şırnak’ta yapılan 11 sınır barajının da sınırları güvenlik altına alacağının söylendiğini ve devletin bu tip güvenlikçi anlayışa hakim olduğunu belirterek, sözlerini de geri almayacağını ifade etmiş. Hocam.
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır, hükümet bütün millete karşı şefkatli. Yani daha önceki dönemleri düşünüyorum, bayağı güzel. Demokrasiye aşık bir tavırları var, demokrasiye karşı bayağı titizler. Özgürlükleri şiddetle arıyorlar. Dolayısıyla öyle bir sertlik politikaları yok, ancak tabii devleti savunurlar, milleti savunurlar. Ancak nefsi savunma şeklinde oluyor. Yani şiddet politikası yok hükümetin, öyle bir tavırları yok. Dürüst olsunlar. Yani baraj; tamam, ne güzel, çift amaçlı; hem PKK’ya karşı bir set olur baraj, hem de bölgeyi sular. Güzel, ne var? Geniş yollar; vatandaşın ticari imkanlarını kolaylaştırır, ulaşımı kolaylaştırır, turizmi kolaylaştırır. Ama güvenlik konusunda da tabii ki faydası olacaktır. Bunda şaşacak ne var? Zor bir durumda, oraya gidemesinler mi, onu mu demek istiyor? Yani arazi engellerle mi dolu olsun, nasıl olması lazım? O laf değil. Yani hükümetin iyi niyeti görülüyor, bunu anlamazdan gelmeleri samimiyetsiz olur.
OKTAR BABUNA: Siz Hz. Mehdi (a.s) çıkana kadar olayların durulmayacağını hadislere dayanarak söylemiştiniz Hocam. Yemen’deki isyan da bir iç savaşa dönüşmüş, büyükelçilikler kapatılmış, elçiler ülkeden ayrılıyorlarmış. Ateşkesin bozulmasından beri de en az 60 kişinin öldürüldüğü bildirilmiş. Muhalif grupların da başkent Sana’daki Başbakanlık sarayına yaptıkları saldırı soncunda Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih yaralanmış ve tedavi için Suudi Arabistan’a gitmiş. Ayrıca saldırıda 500 üst düzey devlet yetkilisinin de yaralanarak Suudi Arabistan’a gittikleri açıklanmış Hocam. Yönetimi Salih’in yardımcısı vekaleten devralmış Yemen’de.
ADNAN OKTAR: Yani benim söylediklerimi hikaye gibi görüyorlardı. Cübbeli milleti uyuşturmaya çalışıyordu ama bak nereye baksak dediklerimin doğru olduğunu görüyoruz. Nereye baksak. Adım adım gelişiyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisleri aynısıyla gelişiyor. Daha önce var mıydı böyle olaylar. Yoktu. Birden başladı. Bütün İslam alemi çapında birden başladı.
ALTUĞ BERKER: Dünyadaki yoksullukla ilgili bilgi vermek istiyorum Hocam, inşaAllah. “1.5 milyar yoksul insan var şu anda dünyada. Dünya nüfusunun yarısı, yani yaklaşık olarak 3 milyar kişi günde 2 dolardan daha az bir gelirle yaşıyor. Yaklaşık 1 milyar insan 21. yüzyıla okuma-yazma bilmeyerek girmiş. Oysa dünyada silahlanmaya ayrılan paranın sadece yüzde 1’i yeryüzündeki tüm çocukları okutmaya yeterli kılıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle o son söylediğini.
ALTUĞ BERKER:Dünyada silahlanmaya ayrılan paranın sadece yüzde 1’i, yeryüzündeki tüm çocukları okula göndermeye yeter, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, rezaletin çapını görüyor musun? Yüzde 1’i, yüzde 1’ini ayırsalar, yiyeceğe-içeceğe yetiyor, yüzde 1’i kıyafetlerine yetiyor, yüzde 1’i evin dizaynına yetiyor, her şeye yetiyor. Bütün mesele silahlanmaya para ayrılmamasında, silahların kalkmasında; o kadar, başka bir şey yok.
OKTAR BABUNA:Hocam, geçen gün yüksek ateşle hastaneye kaldırılan bebeğin babasından, bu akşam gelen mesaj vardı, inşaAllah; “Allah sizden razı olsun” diyor, “maşaAllah, Hocamız vesile oldu, küçük Mehdi sağlığına kavuştu” diyor. “Doktorlar bir şey bulamadı, aynen Hocam’ın dediği gibi 2-3 antibiyotiği karıştırıp verdiler. MaşaAllah, Hocam’ın bunu onlardan önce bilip açıklaması hayret verici, inşaAllah” demiş Hocam. “Ve şunu dediler; "ilaçlar nedeniyle iyileşmedi, kendi kendini tedavi etti, inşaAllah" dediler. Allah Hocamız’dan razı olsun, onun nur ellerinden öpüyorum. Selamlarımla, İzzet” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Çok şaşırtıcı, evet.
OKTAR BABUNA:Benim hastalığımda da, ilk kanseri siz söylemiştiniz Hocam. Burada teşhis olamıyordu. Virüs diyorlardı, siz kanser olabilir bu demiştiniz, Amerika’ya göndermiştiniz. Hemen orada parça alınıp teşhis konmuştu o şekilde, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sonra da iliği de titiz seçmiştik, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Yüzde 99,99 uygun olduğunda kabul ettik, evet.
OKTAR BABUNA:Evet, Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen yüzde 99’da ameliyat yaptırmak istedin,
OKTAR BABUNA:İstedim Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben kabul etmedim; “yüzde 99 olmaz” dedim, “yüzde 99,99 olacak” dedim. 99,99 bulundu, o zaman ameliyatı yapıldı.
OKTAR BABUNA:Bize, “Dünya Bankası’nda 9 milyon verici var, daha iyisini bulamıyoruz” demişlerdi Hocam, biz de “bulamayız herhalde” demiştik. Siz “olmaz öyle şey” demiştiniz, “ben elimin, kolumun uzandığı her yerde sana arayacağım, sen merak etme” demiştiniz. MaşaAllah, vesile oldunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hindistan’da bile aradık, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Şunu söylemiştiniz Hocam hatta, o da bir mucizeydi, dediniz ki; “Dünya Bankası’na bağlı olmayan küçük topluluklar olabilir bazı ülkelerde, ona bakalım” demiştiniz. Hakikaten dediğiniz gibi Uzakdoğu’da ve bazı ülkelerde böyle küçük, Dünya Bankası’na bağlı olmayan, 5’er binlik, 6’şar binlik topluluklar bulmuştuk, orada aramıştık. Tam dediğiniz gibi çıkmıştı Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Sevimli yavru canlılar göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah.
-VTR- Sevimli yavru canlılar
OKTAR BABUNA:Küçük İzzet’in de resmi varmış, göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Bakayım.
OKTAR BABUNA:Siz iyileşmesine vesile oldunuz bebeğin, inşaAllah. Buydu resim Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip şekermiş, bayağı güzel. O da kardeşi herhalde, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker anlat.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum, inşaAllah; Göklerdeki İhtişam: Çocuklar için hazırladığınız kitaplardan biri, inşaAllah. Çizgi film karakterleriyle Evren’in, Dünya’nın, Güneş’in, Ay’ın yaratılışındaki muhteşem ihtişamı, çocukların anlayacağı bir dille anlatıyorsunuz, maşaAllah, bu kitabınızda. Yaz tatili yaklaşıyor, inşaAllah; kardeşlerimiz, çocuklarına, yeğenlerine bu kitaplardan alıp okuttururlarsa çok çok hayırlı olur, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Göklerdeki İhtişam. Evet, bilgisayar her yere gitmez ama kitap kolaydır. Çantaya koyarsın veya… Çünkü o, elektrik gerektiriyor, bilmem ne oluyor, her yerde o imkan olmaz; kumsalda, şurada, burada. İnsanın yanında mutlaka kitap taşıması gerekiyor, çantasında birkaç kitap mutlaka bulunması lazım.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerinden birinin de; “mimberlerde kıyamet alametlerinin anlatılmasının terk edilmesidir” diyor. Yani deccalden bahsedilmemesi, kıyamet alametlerinden bahsedilmemesi. “Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle derken işittim: "İnsanlar deccalin ismini unutmadıkça ve imamlar mimberlerde onu anlatmayı terk etmedikçe deccal çıkmaz."” Yani deccalden, deccalin çıkışından, kıyamet alametlerinden bahsedilmemesi çıkış alameti, inşaAllah; terk edilmesi. “Deccal, insanlarca kendinden bahsedilmekten zuhul edilmedikçe,” yani unutulmadıkça, “ve imamlarda mimberlerde ondan bahsetmeyi terk etmedikçe çıkmaz.” Özellikle de deccalden bahsedilmemesine dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Cübbeli de mümkün mertebe Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmemeye özen gösteriyor ama biz zorla bahsettiriyoruz tabii. Ama ilimin, bilimin imkanlarıyla; zorla derken, yakasından tutup götürmüyoruz da. Fakat anlatıyor bak, şemailini de mükemmel anlatıyor, tane tane, birer birer, Arapça orijinalinden söyleyerek. Bize böyle hizmet edeceğini bilse, Hz. Mehdi (a.s) talebelerine, Hz. Mehdi (a.s)’a böyle hizmet edeceğini bilse, bu dilini dikerdi böyle yorgan iğnesiyle, yine konuşmazdı yani. Ama nereden bilsin işte, kader, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleriyle ilgili bazı hadisler var Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den; “Onlar ileri görüşlüdürler, takvalı ve alçak gönüllüdürler. Dünya malına ilgi göstermezler, iman ve irfan sahibidirler. Geceleri abid,” yani ibadet eden, “gündüzleri arslandırlar,” Allah yolunda fikri mücadele eden. “Merhamet, şefkat, onur ve cehd (gayret) ehlidirler. Çelik yürekli ve güçlü bir imana sahiptirler, yorulmak bilmez, güçlüdürler. O kadar dayanıklıdırlar ki; dağlara gönderilseler, delik-deşik ederler, yerinden sökerler. Hakka inanan Hz. Mehdi (a.s)’a itaat edip teslim olan, şehadet aşığı, Allah’a ulaşmak için can atan, tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş fedakarlar, cehd (gayret) ve şehadet aşığıdırlar. Sabır onların özelliğidir, tevekkül (Allah’a boyun eğicilik) onların yol azığıdır. Çelik yürekli, demir iradeli, gece namazlarını kılan kanaatkar, her biri kırk yiğit gücünde mert insanlardır” diye buyuruyor maşaAllah Hocam. Başka bir hadiste de şöyle buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Onları görüyor gibiyim; aynı renk, aynı boy, yüzleri aynı ve elbiseleri de aynı olarak Hz. Mehdi (a.s)’a biat ederler.” Beraber olurlar, ona katılırlar.
ADNAN OKTAR:O topluluğu görüyor, gördüklerini söylüyor Peygamberimiz (s.a.v). Zaman kalkıyor, mekan değişiyor; tayyi mekan, tayyi zaman oluyor; o döneme gidiyor, onları görüyor, onları anlatıyor. Mesela insanların cep telefonu var, meşin kılıflarında olarak görüyor, onu gördüğünü söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Oradaki meşine bile dikkat çekiyor. Mesela “diziyle arkadaşıyla konuşur” diyor. Dizüstü bilgisayara dikkat çekiyor. Dizinin üzerine koymuş, “diziyle konuşur” diyor. “Dizinden arkadaşıyla konuşur” diyor. Yani, “ayakkabısının topuğuyla eviyle konuşur” diyor; ayakkabının topuğuna cep telefonu yerleştiriliyor, unutkanlar için yapılmış. Avrupa’da var, fotoğrafları var burada göstermiştik, değil mi? “Elindeki kamçıyla konuşur” diyor, telsizin o uzun antenine dikkat çekiyor. Anlatım mükemmel, ne görürse. Tabii, detay anlatmıyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); elektriği var, şunu var, bunu var demiyor. Sadece o kadarını anlatıyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s)’ın da fiziksel özelliklerini çok detaylı olarak veriyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Ayak topuğundan bahsettiğiniz Hocam, inşaAllah.
-Ayakkabının topuğunda ses alıcısı ve telefon resimleri
ADNAN OKTAR:Bak, ayak topuğuna konan verici, alıcı, değil mi? Bak, bu da cep telefonu, ayakkabısıyla konuşuyor. “Kişi ayakkabısıyla konuşacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Mesela bir kısım yobaz takımının ağrına gidiyor bunu söylemek. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mucizesini söyleyemiyorlar. Çünkü kendi şeyhleri fark edemediği için bunu, göremediği için yahut kendileri fark edemediği için böyle aleni bir mucizeyi anlatamıyorlar. Çorbanın içine sinek düşmesini cahil hocası anlatınca, onu anlatıyor; öyle iğrenç şeyleri. Öyle pis şeyleri niye anlatıyorsunuz? Nerede pis şeyler varsa gidip onu anlatıyorlar. Bir de, Peygamberimiz (s.a.v)’e izafe ediyorlar. Peygamberimiz (s.a.v) yapar mı öyle bir şey? “"Sineğin yarısı çorbaya girerse hepsini batırın" dedi” diyor; “bir kanadında zehir, bir kanadında panzehir var” diyor. Yani çok cahilce, çok kötü bir açıklama. İnanıyorlar da ona. Ağzı açık böyle, hayretle dinliyorlar. Bir kısmı da tabii bunlardan habersiz, cahilliğinden, bir kısmı da ilgisiz olduğu için ilgilenmiyor. Ama biz gece-gündüz gündemde tutacağız, inşaAllah; özellikle ahir zaman hadislerini. Mesela bu ayakkabıdaki telefon, çok net Peygamberimiz (s.a.v)’in mucizesi. Bunların her yerde gündemde tutulması lazım.
OKTAR BABUNA:Mehmet Tezkan, Milliyet’te, Mehmet Öz’ün kanser olmasıyla ilgili bir yazı yazmış Hocam. Yıllar boyunca Mehmet Öz’ün insanlara, sağlıklı yaşamak ve genç kalmakla ilgili yüzlerce tavsiyede bulunduğunu, kendilerinin de hiç bıkmadan bu tavsiyeleri harfi harfine uyguladıklarını söylemiş. Hatta bu tavsiyeler nedeniyle Mehmet Öz’ün tüm dünyada ‘yarının küresel lideri’ ilan edildiğini söylemiş. Ancak bir gün bu büyük doktorun kalın bağırsağında bir polip, yani bir çıkıntı böyle, görüldüğünü, kanser olmadığı halde kendisinin bu işe çok bozulduğunu yazmış ve “profesyonel hayatımın büyük kısmını, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizlerin önemini anlatmakla geçirdim” demiş Mehmet Öz. “İkisini de uyguladım ama benim başıma geldi, şans bu” demiş. “Kura kime çıkarsa” açıklamasını yaptığını söyleyerek; “madem şanstı, kuraydı, gerisi de hikayeydi, neden bunca yıl hepimizin kafasını garip şeylerle karıştırdın?” diye sorarak, “gördüğünüz gibi her şeyle başa çıkan doktorumuz, iki polipe yenilmiş, pes etmiş” diye yorum yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Biraz da ağır konuşmuş. Gereksiz. Nihayet, sağlıklı beslenmeyi tavsiye ediyor, sporu tavsiye ediyor, bunlar makul şeyler. Buna böyle ağır bir cevaba ne gerek var?
ALTUĞ BERKER: Ufaklıkların resimleri geldi Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip şekerler maşaAllah. Minik Mehdi bu mu? Acayip şeker. Allah şifa versin, Allah uzun ömür versin, hayır bereket versin, bütün milletimize bu güzellikleri nasip etsin, herkese.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Hz. Ali (a.s)’a nasihatlerini okuyabilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:“Ya Ali! Bil ki mü’minin üç alameti olur. Namaz kılmak, oruc tutmak ve sadaka vermek. Münafığın da üç alameti olur. Başkalarının yanında namazın rüku’unu ve secdesini tam yapar. Tenhada hiçbir rüknü yerine getirmez. Methettikleri zaman seve seve yapar. Allah-u Teala’yı açıkta çok zikreder, yalnız kalınca Allah-u Teala’yı unutur.” “Ya Ali! Zalimde de üç alamet olur: Kendinden aşağı olana kahreder (baskı yapar). Kadir olduğu (gücü yettiği zaman), halkın malını zor ile alır. Nereden yiyip, giyindiğini hiç incelemez.”
“Ya Ali! Kıskançlarda da üç alamet olur: Herkesin huzurunda, karşısındakine yaltaklanır. Gıyabında gıybet eder. Her kime musibet erişirse, sevinir.”
“Ya Ali! Münafıkta da üç alamet olur: Söz söylese yalan söyler. Bir şey vadetse, vadinde durmaz. Yanına emanet koysalar, hıyanet eder.”
“Ya Ali! Tembeller içinde üç alamet olur. Allah-u Teala’ya itaatte tembellik eder. Kusurlu amel eder. Ameli zayi olur (boşa gider). Namazı tehir eder (geciktirir). Hatta vaktini de geçirir.”
“Ya Ali! Hakiki tevbe eden kimsede üç alamet olur: Haramlardan kaçınır. İlim öğrenmekte gayretli olur. Günaha bir daha geri dönmez.”
Ya Ali! Akıllı kimsede üç alamet olur. Dünyayı hor, zelil tutar. Cefalar çeker. Kıtlık vaktinde sabreder.”
“Ya Ali! Sabredende de üç alamet olur: Kendini ziyaret etmeyenleri kendisi ziyaret eder. Onu mahrum edenlere bağışta bulunur. Kendine zulmedenlere karşı koymaz.”
“Ya Ali! Ahmak olanın üç nişanı vardır: Allah-u Teala’nın farzlarında tembellik eder. Abes (boş) sözleri çok söyler. Allah-u Teala’nın mahluklarına eziyet eder” buyurmuş Efendimiz (s.a.v).
ADNAN OKTAR:Evet, güzel nasihatler. Şu mesajları oku, üç tanesini.
OKTAR BABUNA: Erkan, Almanya; “İyi akşamlar, baş tacımız Adnan Hocam, 2023 Türkiye’nin 100. senesinde Türk-İslam Birliği’ne ne kadar yakın olacağız, inşaAllah?” Erkan Almanya’dan yazmış.
“Esselamun Aleykum Hocam, bu gece de sayenizde evimize nur geldi çok şükür. Kalplerimize neşe geldi. Hocam sizleri İskilip’e bekliyoruz, gelmeyi düşünür müsünüz? Gelseniz de buraları şereflendirseniz, çok mutlu oluruz. Hayırlı geceler, Fatih Ateş.
“Esselamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam, bugün yine çok yakışıklısınız, çok karizmatiksiniz. Hocam, ben sizin büyük bir hayranınızım, sizi çok seviyorum. Hele arada gözlerinizi yukarı dikiyorsunuz ya tavana doğru, onu çok seviyorum. Siz, tüm yaratılanı seviyorsunuz, sevimli diyorsunuz ya, bizler de sizi öyle seviyoruz. Deniz Şahinoğlu.” MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, ne diyor? Buna sen bir cevap ver bakayım. Bir daha oku, evet.
OKTAR BABUNA:“Baş tacımız Adnan Hocamız, 2023 Türkiye’nin 100. senesinde, Türk-İslam Birliği’ne ne kadar yakın olacağız?”
ADNAN OKTAR:Ne kadar yakın olacağız?
OKTAR BABUNA:Türk-İslam Birliği, Allah’ın izni ile kurulmuş olacak o zaman, inşaAllah Hocam, 2023’lerde.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. İskilip; her yer güzel, İskilip de çok güzel. İnşaAllah, oraya da geliriz, inşaAllah. Cübbeli’den biraz dinleyelim yine.
-VTR- Cübbeli; Türkiye’ye İslam Aleminin Bayraktarlığının Nasip Olması İçin Allah’a Dua Ediyor
-VTR- Cübbeli; Hutbelerde Deccal’in Anlatılmamasının Kıyametin Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s) Ümmet-i Muhammed’in İmamı Olacak, Onu Bekliyoruz” Diyor
-VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın Teninin Buğday Renkte, Boyunun ise İsraili Olacağını Söylüyor
-VTR- Cübbeli; “İslam Ahlakının Hakim Olacağını” ve “Kendisinin de O Günlere Hazırlık Yaptığını” Anlatıyor
-VTR- Cübbeli; Cemaatine “En Bozuğunuz Benim” Diyor
-VTR- Cübbeli; Deccal’in Çıktığını Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Evet,Cübbeli’nin bu Beyan Dergisi’ni okuyordum. Temmuz 2003, bizzat kendi kontrolünde çıkan dergi, o devirde bizzat tashihinden geçiyordu dergi. Mahmut Hocamız’ın bilgisi dahilinde ve bütün cemaatin bilgisi dahilinde çıkan bir dergi. Derginin 63. Sayfası; dergi bu, Beyan Dergisi, şu yazıyı oku. Bizzat Cübbeli’nin dergisinde kendisi yazmış. Oku bakalım.
ALTUĞ BERKER: “Hz. Mehdi (a.s)’ın Hicri 1400’de Gelme İhtimali- Bediüzzaman farklı tarihlerde yaptığı açıklamaların hepsinde Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinin geliş zamanı olarak hicri 14. yüzyılın başlarına işaret etmiştir. Bir sözünde Hz. Mehdi (a.s)’ın Asr-ı Saadet döneminden 1400 sene sonra çıkacağını şöyle belirtmektedir: "İstikbali dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karip (yakın) zannetmişler." Üstad’ın ifadesinde belirttiği Sahabe döneminden 1400 sene sonrası hicri 14. asrın başlarına, yani miladi olarak 1979-1980 senelerine denk gelmektedir.”
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s) 1980’de çıkacak” diyor Cübbeli, doğru mu? Bediüzaman’dan da kaynak, delil gösteriyor. Beyan Dergisi’nde. Cezaevinden çıktıktan üç yıl sonra. Evet, devam et.
ALTUĞ BERKER: “Fatiha’da doğru yolda olanlar ashabının taifeyi kübrasını tarif eden fıkrası, şeddesiz 1506 veya 1507 ederek, tam tamamına fıkrasının makamına tevafuku ve manasına tetabuku ve şedde sayılsa fıkrasına üç manidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı bu hadisin imasını teyid edip remz derecesine çıkartıyor. Suyuti, ümmetin icabet ömrünün hicri 1500 senesini geçmeyeceğini bildiriyor.”
ADNAN OKTAR: Suyuti, “hicri 1500 senesini geçmez” diyor. Neye dayandırıyor? O sekiz hadise dayandırarak söylüyor Suyuti. “Dünyanın ömrü 7000 yıldır” diyor. “5600 yılı geçmiştir.” O zaman 7000’den 5600’ü çıkarıyor Suyuti, hicri 1400 ile 1500 arasındaki bir vakit kalıyor. Başka vakit kalmıyor. “Her şey bitecek” diyor, 1400 ile 1500 arasında, değil mi? Cübbeli de, kendisi de söylemiş, bak yayınlamış dergisinde. Şimdi diyor ki; “ben öyle bir şey demedim.” O devirde, “Hz. Mehdi (a.s) 30 yaşında” diyorsun. Açıkça konuşmuşsun. Nereye yani? Bak, belgeli söylüyorum, belgeli. Evet, devam et.
ALTUĞ BERKER: “Bediüzaman Hazretleri de ümmetin galibane mücadelesinin 1500-1506 yıllarında biteceğini, bundan sonra zayıflamaların başlayıp, kıyametin bekleneceğini belirtiyor. "Ümmetin galibane ömrü 1500-1506 yıllarında bitecekse o zaman 1400-1500 yılları arasında Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’ın gelmesi ayrıca Hz. Mehdi (a.s)’ın da 1400 yılı başlarında göreve başlaması gerekmektedir.
ADNAN OKTAR: Bunu ben demiyorum, bunu Cübbeli diyor. “Başladı” diyor. “Medine’deki alimler de böyle diyor” diyor. Mehmet Talu Hocamız da diyor; “Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceğiz” diyor. “Ben de göreceğimi zannediyorum. Hz. Mehdi (a.s) gelmiştir” diyor, değil mi? Devam et, oku.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Bediüzzaman hicri 1321’de Şam’da, Emevi Camii’nde 10 bin kişiye verdiği hutbesinde hicri 1371’den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmakta, ahir zamandan çeşitli tarihler vererek beklenen Hz. Mehdi (a.s)’ın mücadele zamanlarına dikkat çekmektedir. Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s)’ın göreve başlaması ve inkarcı zihniyeti fikren mağlup etmesi ile ilgili olarak şu tarihleri bildirmektedir: "Ta 1371 senesinden sonraki alemi İslam’ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler, evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini, o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip, o dokuz manileri mağlup etmek, dağıtmak için tahariri hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi, o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek."”
ADNAN OKTAR: Tarih olarak hangi tarihlere rast geliyor.
ALTUĞ BERKER: Tam 1400, 30-40 sene sonrası tam 1400, yani miladi 1980’e.
ADNAN OKTAR: 1980?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın tam 1980’de çıkacağını söylediğini Cübbeli’nin kendisi söylüyor dergisinde. Ve herkesin tasdikiyle, geniş bir heyet tarafından tasdik edilerek yayınlanıyor zaten dergi. Mahmut Hocamız’ın alim olan değerli hocaların tasdikiyle yayınlanıyor. Bir tek Cübbeli’nin tasdiki değil, oradaki alimler heyetinin tasdikiyle yayınlanıyor. Orada bunu söylüyor, değil mi? Evet, devam ediyor; bak, Cübbeli Hazretleri devam ediyor. Oku, devam et. Dergisinden istifade edelim.
ALTUĞ BERKER: “21. yüzyılın başlarında Hz. Mehdi (a.s)’ın Gelmesi- "Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki her şeyi kendi hesabına aldığı için faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse…" Bediüzzaman Said Nursi, “hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat" diyerek, Hz. Mehdi (a.s)’ın henüz gelmediğini,” kendi döneminde, “Müslümanlar tarafından beklendiğini ve kendi yaşadığı devirden bir asır sonra geleceğini bildirmektedir. Bediüzzaman hicri 13. asırda yaşamıştır. Kendisinden sonra gelecek olan asır olan hicri 14. asır, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış zamanıdır.”
ADNAN OKTAR:1300’lerde söylüyor bunu, “1400’de çıkacak” diyor. “Benden bir asır sonra çıkacak” diyor. Cübbeli de naklediyor, delil olarak.
ALTUĞ BERKER: “Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi (a.s) ve şakidleri (talebeleri) Cenabı Hakk’ın izniyle gelir. O daireyi genişletir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. Çok zaman evvel bir ehli velayetten bir veli şahıstan işittim ki o zat eski velilerin gaybı işaretlerinden istirac etmiş ve kanaati gelmiş ki, şark tarafından bir nur zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zülumatını (dine sonradan girmiş hurafeleri) dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ishal ediyoruz.”
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlıyoruz” diyor. Bunu kim söylüyor? Cübbeli anlatıyor bize. 2003’de. Olmuyor böyle. Bak, Allah ayağına dolandırıyor. Kasetlerinde gerçekler ortaya çıkıyor, dergisinde gerçek ortaya çıkıyor. Hani dememiştin o zamanlar? “Böyle bir şey yok” diyor Flash TV’de. Demişsin, derginde çıkartmışsın. Devam et.
ALTUĞ BERKER: “Üstad Hz. Mehdi (a.s)’ın kendisi olmadığını, kendisinden sonra geleceğini, "bizler de kabrimizde seyrederek Allah’a şükrederiz" şeklinde belirterek açıklamıştır. Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerine ancak bir zemin hazırlayabildiklerini belirtmiştir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Burada Cübbeli önemli konular açıklamış; “Hz. Mehdi (a.s) ne kitaptır, ne de fikir akımı” diyor, onu da oku.
ALTUĞ BERKER: “Hz. Mehdi (a.s) ne kitaptır, ne de fikir akımı- "Risale-i Nur’un şahs-ı manevisini haklı olarak Hz. Mehdi (a.s) telakki ediyorlar. O şahs-ı manevinin de bir mümessili, Nur şakidlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı manevisi ve o şahs-ı maneviden bir nevi mümessili olan biçare tercümanı zannettiklerinden bazen o ismi ona veriyorlar. Gerçi bu bir iltibas ve bir sehivdir. Fakat onda mesul değiller." Üstad Risalelerin bazı yakınları tarafından Hz. Mehdi (a.s) olarak görüldüğünü ancak bunun bir hata olduğunu hatırlatmıştır. Üstad’ın ifadeleri bu konuda şüpheye ve tartışmaya mahal vermeyecek kadar açıktır. Hz. Mehdi (a.s) net olarak tek bir kişi olarak anlatılmış, ayrıca yanındaki yardımcılarına kadar detay verilmiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s) bir topluluk veya Risale-i Nur değildir. Risalelerin mühellifi olarak kendisinin de Hz. Mehdi (a.s) olarak değerlendirilmesinin bir karıştırma ve bir hata olduğunu Bediüzzaman açıkça ifade etmektedir. Bu yazımızda Ehl-i Sünnet’e göre Hz. Mehdi (a.s) konusunu izah ettik. Nüzulü Hz. İsa (a.s) meselesini de aktarmaya çalışacağız” diyor. Bitirmiş burada, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İstanbul’dan çıkacağını da anlatmış burada. İmam-ı Rabbani’den anlatmış. İmam-ı Rabbani’den anlattığı kısmı da oku.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. “İmam-ı Rabbani’nin dilinden Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhuru- İnşaAllah tam bir şekilde Hz. Mehdi (a.s) da zuhur edecektir. Bu makamdan haber veren tabakat meşaihi azaldı. O makamın ilimlerinden ve marifinden kelam şöyle dursun. İş bu makam şu ayeti kerimede manasını güzel bulur:” Şeytandan Allah’a sığınırım, “"Bu Allah’ın fazlıdır. Onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir." Gelmesi vadolunan Hz. Mehdi (a.s)’ın dahi Rabbi terbiyesine gelen ilim sıfatıdır. Hz. Ali (a.s) gibi Hz. İsa (a.s) ile münasebeti vardır. Hz. İsa (a.s)’ın kademi Hz. Ali (a.s)’ın başında olup bir kademi dahi Hz. Mehdi (a.s)’ın başındadır. Geleceği vaad edilen Hz. Mehdi (a.s) velayetin ekmeliyetini alacaktır.”
ADNAN OKTAR:“Hateme veli, en büyük veli olacaktır” diyor İmam Rabbani; “gelmiş geçmiş en büyük veli olacaktır” diyor.
ALTUĞ BERKER:“Bu Tarikat-ı Aliyye üzerinde gelecek ve bu Silsile-i Aliyye’yi tamam ve tekmil edecektir. Zira bütün velayet nispetleri bu Nisbet-i Aliyye altında bulunmaktadır. Sonra gelenlere nasıl bu hükmü yürüyebilir ki:”
ADNAN OKTAR: Yani birNakşibendi şeyhinin sohbetinde Hz. Mehdi (a.s) kemale geliyor. Nübüvvet yoluna giriyor. Yani şeyhe bağlanmıyor fakat nübüvvet yoluna giriyor. “Bir sohbette kemale gelir” diyor İmam Rabbani. “Artık kendisi alır, kendisi götürür” diyor. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın şeyhe, mürşide ihtiyacı olmaz” diyor. “Nübüvvet yolundan gider o” diyor. Bir velayet yolu, bir nübüvvet yolu; “o nübüvvet yolundan gider” diyor. “Bir mürşidi kamilin sohbetinde kemale gelir” diyor. Demek ki bir Nakşi şeyhinin sohbetinde kemale gelecek. “Ondan sonra kendi gider” diyor. Yani bir yere bağlı olmuyor, Nakşibendi olmuyor. Çünkü Nakşibendilik ona bağlı, o Nakşibendilik’e bağlı olmuyor. Ama “bir mürşidin sohbetinde kemale gelir” diyor.
ALTUĞ BERKER: “Sonra gelenlere nasıl bu hükmü yürüyebilir ki: Onlar arasında Hz. Mehdi (a.s) vardır. Resulullah Efendimiz (s.a.v) onun kudumünü ve vücudunu da müjdelemiş; şöylebuyurmuştur:"O, Allah’ın halifesidir."
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin bir videosu vardı. “Bir tarikata bağlı olmayacak; herhangi bir okul, üniversite mezunu olmayacak” diyor, “okul mezunu olmayacak, kendi ilmi olacak, vehbi ilmi olacak” diyor. O kaseti vardı, onu hazırlayın, onu da yayınlayalım.
ALTUĞ BERKER: “Muhbir-i sadık Resulullah Efendimiz(s.a.v)’in haber verdiği kıyamet alametlerinin hepsi haktır. Onlarda yalan ihtimali yoktur. Onlar arasında şunlar vardır: Alışılmışın aksine Güneş’in mağribden doğması, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, Ruhullah Hz. İsa (a.s)’ın nüzulü. Resulullah Efendimiz (s.a.v)’e, ona salat-u selam, deccalin çıkması, Yecüc ve Mecüc’ün zuhuru, dabbe-i arzın çıkması, semadan bir dumanın zuhuru ile insanları kaplayıp onları elim bir azap ile azap etmesi. O kadar zorlanacaklar ki artık insanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz bizden azabı aç, biz müminleriz." Bir hadis-i şerifte şöyle gelmiştir: "Hz. Mehdi (a.s) çıkacaktır, başının üstünde bir parça bulut olacaktır. Orada da bir melek bulunacak ve şöyle nida edecektir: "Bu şahıs Hz. Mehdi (a.s)’dır, kendisine tabi olunuz."”
ADNAN OKTAR: O hadis ve benzeri hadislere baktığımızda başında sarık bulunan bir kişiden bahsediyor, başında sarık olan bir kişiden; “sarığın içinden bir adam” diyor. Bak, “sarığın içinden bir adam, "bu Hz. Mehdi (a.s)’dır, buna uyunuz" der” diyor. Bu hadisin benzeri hadisler var, asıl odur işte hadisler; birbirine karışmış hadisler. “Sarığın içinden bir adam,” hadis bu şekilde, “bir adam çıkar, der ki; "falanca kişi Hz. Mehdi (a.s)’dır, ona uyunuz" der” diyor. Şeyh Ahmed Yasin’e bakıyoruz, Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’ne bakıyoruz; sarığın içindeler, başlarına sarmışlar, göğüslerine sarkıtmışlar, sırtına sarkıtmış. Sarığın içinde. Bakıyoruz Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdeliyorlar. Hadisin kastettiği budur işte. Yoksa melek görülmez, Cübbeli’nin kendi de diyor; “imtihan kalkar” diyor, “imtihan ortamına münafidir, melek görülmez” diyor. Ama sıkıştı mı başka türlü konuşmaya başlıyor.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın hiçbir tarikata ve şeyhe bağlı olmayacağını anlatıyor
ADNAN OKTAR:Bak, “üniversite mezunu olmayacak” diyor, “bir medresede eğitim almayacak” diyor. Bak, medrese eğitimi almıyor, medrese öğrencisi değil. Cübbeli medrese öğrencisidir. Birçok alimin büyük bir bölümü, hemen hemen tamamı medrese öğrencisidir. Fethullah Hocamız da medrese öğrencisidir. Ama “Hz. Mehdi (a.s) medrese öğrencisi olmayacak” diyor. Cübbeli Nakşibendi tarikatına mensuptur, bağlıdır. Ama Hz. Mehdi (a.s) bağlı olmayacak. Yani herhangi bir tarikata bağlı değil. Onu uzun uzun anlatıyor. Allah onu eğitiyor, kendi kendini eğitiyor. Özel bir eğitim almıyor, vehbi ilme sahip. Ben söylesem belki Cübbeli’nin ekipten adamların bir kısmı inanmaz ama bak kendi hocaları söylüyor. Hz. İsa (a.s)’ın gelişini anlatan bir dergi vermiş o dönemde. Bir daha gösteriyorum. İç sayfalarını da göstereyim. “Önce Hz. Mehdi (a.s), şimdi de İsa (a.s) mı acaba?” diyor. Hz. İsa (a.s)’ın da hemen gelmek üzere olduğunu söylüyor. Ki gelmiştir 2002-2003 gibi gelmiştir Hz. İsa (a.s).
OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v), ahir zamanda insanlar arasındaki sevgisizliğin hem kıyamet alameti, hem de Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olduğunu belirtiyor. Şöyle buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v); “Herkese umumi olarak değil de yalnız (tanıdığı, bildiği) kimselere selam veril(diği zaman gel)medikçe kıyamet kopmayacaktır.” Sevgisizliğin, insanların birbirlerine olan davranışlarını ifade ediyor, kıyamet alametleri olarak. Yine başka bir hadiste; “Sizler birbirinizden beri (uzak) olduğunuzu söylemedikçe, birbirinizin yüzüne tükürmedikçe, birbirinizi tekfir etmedikçe (inkarcılıkla suçlamadıkça) ve birbirinize lanet okumadıkça beklediğiniz (Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru vuku bulmayacaktır. Arz ettim ki: "Öyleyse o zamanda hiçbir hayır yoktur." Buyurdu ki: "Hayrın hepsi o zamandadır. Kaim’imiz (Hz. Mehdi (a.s)) kıyam edecek ve bunların hepsini ortadan kaldıracaktır."” Peygamberimiz (s.a.v) sevgisizliğin olacağını, insanların birbirlerine olan kin ve nefret duyacaklarını ama Hz. Mehdi (a.s)’ın da bu durumu ortadan kaldıracağını ve sevginin hakim olacağını ifade ediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnsanlar huzur isterler, rahatlık isterler. Zayıf yaratılmıştır insan, yani dehşetten, baskıdan, gürültüden, şamatadan hoşlanmaz. Sakin, güzel ortamdan hoşlanır, nezaketten hoşlanır. Güvenli ortamdan hoşlanır, sonsuza kadar da böyle olmak ister. Cennetin özelliği de budur ama bu eğitimden mutlaka geçmemiz gerekiyor. Cübbeli demin anlatıyor, “deccaliyetin bütün alametleri çıktı” diyor. Yani “deccal çıktı” diyor. Alametlerin tamamını saydı, hepsinin de çıktığını söyledi. Ne demek bu? “Deccal geldi” diyor. “On alamet varsa deccal gelmiştir” diyor, sayıyor. Onunu da saymış, o zaman tamam işte, gelmiş.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’ın Peygamberlere benzeyen diğer özelliklerinden Gaybet-ül Numani’de şöyle diyor; “Cabir’den nakledilmiştir: "O (Hz. Mehdi (a.s)), Hz. Musa (a.s)’ın ustalığına, Hz. İsa (a.s)’ın güzelliğine ve Hz. Eyyüb (a.s)’ın sabrına sahiptir"” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v), maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku, şerh et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah. “O (Hz. Mehdi (a.s)), Hz. Musa (a.s)’ın ustalığına, Hz. İsa (a.s)’ın güzelliğine ve Hz. Eyyüb (a.s)’ın sabrına sahiptir.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şerh et.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Bütün Peygamberlerin bir cüzüdür” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadiste. Her Peygamberin güzel özelliklerinden almıştır ve Hz. Musa (a.s)’ın ustalığının, Hz. Mehdi (a.s)’da tecelli edeceğini söylüyor.
ADNAN OKTAR:Yaman olacaktır.
ALTUĞ BERKER:“Hz. İsa (a.s)’ın güzelliğine sahip olacak” diyor.
ADNAN OKTAR:Simaen benzeyecek Hz. İsa (a.s)’a, evet.
ALTUĞ BERKER:Hz. Eyyüb (a.s)’ın da sabrına, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok bela ile karşılaşacak, çok felaketlerle karşılaşacak ve çok sabırlı olacak Hz. Mehdi (a.s). Bütün ömrü boyunca öyledir, yani insanlar bilmeyecek. O bilecek, inşaAllah. Yani insanlar Hz. Mehdi (a.s)’ın belki bir saatine bile tahammül edemeyecekler. O kadar zorlu bir hayat yaşayacak, imtihan olarak, inşaAllah. Bunu sonra öğrenecekler. Bir kısmını dünyada, bir kısmını ahirette öğrenecekler. O sevgisinin yüksekliğini gösterir işte Hz. Mehdi (a.s)’ın.
OKTAR BABUNA: Allah’ın yönlendirmesinden bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Hz. Mehdi (a.s)’ı hikmetiyle, ilmiyle hidayete yönlendirecektir” diye buyuruyor Hocam. “Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a kalp genişliği verecektir. Kalbini hakikat ve hikmetlerin çeşmesi kılacak, ona daima ilmini ilham edecektir.” Allah, ilmini ilham edecektir. “Ondan sonra hiçbir sorunun cevabından aciz kalmayacak. Sahih yol göstericilikte ve hakikatleri beyanda asla sapıklığa düşmeyecektir.” Devam ediyor Peygamberimiz (s.a.v), “Allah’ın dilemesiyle hatadan da masumdur” diyor “Daima Allah’ın yol göstericilik, tevfik ve teyitlerine mazhardır. Hata ve sürçmelerden emandadır” diyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok önemli, bir daha oku hadisi baştan. Şerh et, açıklayarak.
OKTAR BABUNA: “Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a kalp genişliği verecektir.” Siz söylediniz Hocam, “insanlar bir saatine bile tahammül edemez” dediniz. Sabrı, yüksek imanı, yüksek ahlakı, inşaAllah, Allah verecek. “Kalbini hakikat ve hikmetlerin çeşmesi kılacak. Çok yüksek ahlaka ve imana sahip olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ve hikmetli, güzel konuşacak; isabetli, kısa, özlü, net, samimi, candan, doyurucu konuşacak.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evet Hocam. “Ona daima ilmini ilham edecektir.” Allah’ın ilhamıyla hareket ediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, kendinden bilgiye sahip değil, akan bilgi doğrudan Allah’tan gelecek ona, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Ondan sonra hiçbir sorunun cevabından aciz kalmayacak.” Her sorunun cevabının olacağını söylüyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hiçbir tartışmanın altında kalmıyor. Hiçbir konuşmanın altında kalmıyor; mutlaka yener, mutlaka ezer. Hz. Mehdi (a.s) ile baş edebilmek mümkün değildir. Talebeleri de öyledir, yenmek mümkün değildir. Biz de talebesi olduğumuz için, bizde de bu tecelli oluyor.
OKTAR BABUNA: “Sahih yol göstericilikte,” hidayete erdirici, yol gösterici vasfı var, inşaAllah, “ve hakikatleri beyanda asla sapıklığa düşmeyecektir.” Hatadan masum, inşaAllah; hakikatleri beyanda da, Kuran’ı açıklamada da, Allah yolunda hidayete vesile olmada asla yanlışa gitmiyor, inşaAllah. Allah’ın korumasında.
ADNAN OKTAR: En doğru şekilde Kuran’ı açıklıyor, en doğru şekilde İslam’ı açıklıyor. Fakat yobazlar onu sapkın görecekler; en doğrusunu bildiği halde, en doğrusunu anlattığı halde, yobaz takımı ona karşı tavır alacak. Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor, Cübbeli söylüyor, değil mi? Hatta “Medine’deki alim bile” diyor, “İstanbul’daki büyük alim diye bilinen kişi, onu tekfir edecek” diyor, “küfürle itham edecek” diyor. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: “Allah’ın dilemesiyle hatadan masumdur.”
ADNAN OKTAR: Evet, ahkamda masumdur.
OKTAR BABUNA: “Daima Allah’ın yol göstericilik, tevfik ve teyitlerine mazhardır.” İnşaAllah. Allah’ın yol göstericiliğiyle, inşaAllah o da insanların imanına vesile oluyor. “Hata ve sürçmelerden emandadır” diyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet akıcı ve güzel konuşuyor, boş bulunup yanlış bir cümle kullanmıyor. Yani küfür olan, dalalete düşürücü bir söz söylemiyor. Mutlaka düzgün yapıyor. “Hata yaptığında düzelten bir meleği vardır” diyor. Yani vazgeçmiyor. Bunun anlatımı şudur; tabii hatasız insan olmaz, o anlamda değil. Tabii ki dil sürçmesi olur, o anlamda değil. Fakat böyle galiz bir hata mümkün değil. Hata yapması mümkün değil, çünkü “hata yaptığı anda düzelten bir meleği vardır” diyor. “Hemen tashih olur” diyor, düzeltir. Yani “öyle bir şey kalmaz üstünde” diyor.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam. Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 TV, Adıyaman Asu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Oktar Hocam, 77-78, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırız. Taha Suresi, 77 ve 78. ayet, inşaAllah; “Andolsun, Biz Musa'ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan."” Allah’ın vahyiyle hareket ediyor. Allah,“kullarımı geceleyin, yürüyüşe geçir” diyor. Onlara denizde kuru bir yol aç” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) da geceleri ders yapacak, değil mi, inşaAllah? Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. “Yatsıdan sonra insanlara hutbe irad eder, açıklar, anlatır” diyor. “Ve insanlar da evinde oturduğu yerden onu dinlerler” diyor. Yatmışken, hatta “yatar vaziyette onu dinlerler bütün dünyada” diyor. Nasıl olur bu? Televizyonla olur, internetle olur.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...