ALTUĞ BERKER: İyi günler sayın izleyicilerimiz, A9 TV’de Adnan Oktar ile Sabah Sohbetleri programımızda hep beraberiz inşaAllah. Konuklarımız var, Oste Hanım ve Yanna Hanım.
ADNAN OKTAR:Ve Hocamız.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, buyrun Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne dedim ben?
ALTUĞ BERKER:“Yüzde elli” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne çıktı?
ALTUĞ BERKER: Yüzde elli, tam çıktı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Memleketimize, milletimize hayırlı uğurlu olsun. İnşaAllah, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün temizlenmesine inşaAllah vesile olur hükümet. Demokrasinin, gerçek anlamda demokrasinin gelmesine inşaAllah vesile olur ve en önemlisi, yargıda hakkıyla düzenleme olması. Bak dün dünyanın vatandaşı gözaltına alındı seçimlerde, sandık başlarında, düşümler yapılmadığı için. Mesela adam beraat etmiş, düşüm yapılmamış; bilmem başka şey olmuş, düşüm yapılmamış. Karmakarışık. Yüzlerce insan kodese girdi dün.
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu çok basit bir şey; bilgisayarda tespiti yapılacak, adamların kaydı silinecek, adam rahat edecek. “Gel hemşerim içeri”, “gel hemşerim içeri”. Bunlarda bir düzenleme olacak inşaAllah, Allah’ın izniyle. Laiklik; Avrupa standardının üstünde bir laiklik beklentimiz var, inşaAllah. Her şeyin çok güzel olacağını umuyoruz, inşaAllah. Yeni anayasa inşaAllah herhalde bir çalışması var, gördüğümüz kadarıyla.
ALTUĞ BERKER: Başbakan’ın konuşması da güzeldi Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne dedi Başbakan?
ALTUĞ BERKER: Güzel, sizin söylediğiniz konularda da bayağı bir anlatımı oldu. Öncelikle Türkiye’nin sadece kendisinden değil; Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Avrupa dahil, tüm dünya ülkelerinden ve tüm diğer Türk soydaşlarımızdan sorumlu bir konumu olduğuna vurgu yaptı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok güzel, şahane olmuş. Başbakan’ın bu tarz vurguları ve gönül rahatlatıcı konuşmaları, ekmek su gibi ihtiyaç. Bölücülüğe karşı tavrı mesela çok iyi oldu, o konuşmaları çok yerinde, etkileyici oluyor. Çünkü ağzı yamuk tipler oluyor, ağızlarını düzeltiyor o. Bazen de bir insana bir kere söylemekle pek anlamıyorlar, defalarca anlatınca anlıyorlar. O yüzden de çok iyi oluyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam. Herkesin, hangi etnik köken veya dinden olursa olsun, birinci sınıf vatandaş konumunda olacağını söylemiş. AK Parti’nin güçlenirse daha otoriter ve sert bir yönetim tarzı uygulayacağına dair iddialara da cevap olarak; “böbürlenmeyeceğiz, kesinlikle çok hassas olacağız tevazuda” ifadelerini kullandı.
ADNAN OKTAR:Mesela bak bu çok hayati bir açıklama. Bunun ara ara vurgulanması çok önemli. Adamlar duruyor duruyorlar; “başkanlık sistemine geçirecekler, totaliter bir sitem olacak, demokrasi bitecek. Hukuk…” Ne alaka yani? Bu hükümetin, üslubundan bunu görüyoruz yani, demokrasiye çok sıkı titizler ve istiyorlar yani, amaç o. Demokrat bir yapıları var ve bütün Türkiye demokrasi istiyor. Zaten normal bir insan demokrasi ister, özgürlük ister.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah, Hocam. Hocam bir izleyiciniz, bir seveniniz bir resim göndermiş. Ona bakıyordum şu anda. Fatma Bağcı ablamız, kitaplarla resim çektirmiş. Çekilirken kediler varmış galiba yanında, anne kedi kitapların yanına gelmiş. Şöyle resimleri göstereyim. Kitapların yanından ayrılmak istememiş kediler. Onunla ilgili resimler göndermiş, ben de gösteriyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet olay büyük, çok şeker. Kedi sevgiyi çok mükemmel hissettiren bir varlık. Mesela nimete şükrü de çok güzel. Mesela güzel bir yiyecek olduğunda, “yamyamyam” vardı ya geçenlerde de. Acayip. Hırlıyor. Yani mutluluğunu, sevincini çok güzel vurgular kedi. Sevgiyi çok güzel ifade eder. Hafif bir şey sevsen hemen mırıldamaya başlar. İltifat olarak o da yalamaya başlıyor, pasaklı. Çok tatlı ve şeker bir varlıktır kedi, mübarek bir varlıktır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevdiği bir varlıktır. Mesela ev hayvanı olarak kediyi çok seviyor, Peygamberimiz (s.a.v.).
ALTUĞ BERKER: Ruşen Çakır, gazeteci, Vatan’da; “Hoca’nın Rüyasını Talebesi Gerçekleştirdi” başlıklı yazmış. Sizin söylediğiniz, yüzde elli konusunda o da, daha önce Erbakan Hocamız 90’ların ortasında; “yoldan iki kişiyi çevirin, biri Milli Görüşçüdür, diğeri de olmayı bekliyordur”.
ADNAN OKTAR:Şahane. Mübarek, acayip güzel konuşmuş.
ALTUĞ BERKER: Dediğinde birçok kişinin bu sözlere güldüğünü ancak yaklaşık on beş yıl sonra, bir rüya hatta ütopya gibi görülen bu sözlerin Tayyip Erdoğan liderliğinde gerçekleştiğini yazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berker’im sen bir film tavsiye et, onu seyredelim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, Mehmet Talu Hocamız, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Şeyhimiz’in epeyden beri mübarek cemalini temaşe etmemiştik. İnşaAllah feyz alırız. Mehmet Talu Hocamız’ı seyrediyoruz.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi, Cübbeli’nin yedi, sekiz sene önce, Hz. Mehdi (a.s.)’ın otuz yaşında olduğunu söylediğini anlatıyor. 25 Mart 2011
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi, ahir zamanda olduğumuzu anlatıyor.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şu anda hayatta ve görev başında olduğunu söylüyor.Lalegül FM, 24 Ocak 2011
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi: “Hz. Mehdi (a.s.)’ı ben de göreceğime inanıyorum.”
ADNAN OKTAR: Mehmet Talu Hocamız’a bu Beyan Dergisi’nin üç sayısını gönderelim. Çünkü Cübbeli inkar ediyor. Mehmet Talu Hocamız gerçi çok iyi ispat etti, açıkladı; “sen kendin bekliyordun” dedi, “‘Hz. Mehdi (a.s.) geldi’ diyordun” dedi, “açıkça o devirlerde, şu anda inkar ediyorsun” dedi. Ama Beyan Dergisi’nde o zaman cemaatin genel tasdikiyle, bütün alimlerin tasdikiyle, Mahmut Hocamız’ın da tasdikiyle bu dergiler çıkmış. Bu yazıların tamamı cemaatin ileri gelenlerinin onayından ve tasdikinden geçip yayınlanıyor. Şu an elimdeki üç dergide de -Mart 2004, Haziran 2003, Temmuz 2003- üçünde de Hz. Mehdi (a.s.)’ın hicri 1400’de çıkacağı anlatılıyor ve ümmetin ömrünün hicri 1500 olduğu, hicri 1500’den sonra kıyamet kopacağı belirtiliyor, Hicri 1545’ler gibi. Ve Suyuti’nin hadislerinden de deliller vermiş. Bizzat Cübbeli’nin tetkikinden geçen, tasdikinden geçen dergiler. Bir tek o değil; bütün ileri gelen alimlerin, ulemanın, oradaki hoca efendilerin tasdikinden geçen dergiler. Hepsinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiği ifade ediliyor hicri 1400’de ve alenen ve sayfalarca açıklanıyor, hadislerle, Bediüzzaman’ın açıklamalarıyla. Bak, Cübbeli’den çıt çıkmıyor, keratadan. Çok uyanık çok kendince; ama hata yapıyor.
Bu seçimler iyi oldu, hayırlı oldu inşaAllah; Mehdiyet’in bereketiyle. Bu olacak iş değildir. Yani 2000’li yıllarda böyle sağın ezip geçmesiolacak iş değildir. Bir de bak, iktidarda. İktidarda olan her parti yıpranır ve gittikçe oy kaybeder. Gittikçe oy kazanması Mehdiyet’in bereketiyledir, ahir zamanın bereketidir.
ALTUĞ BERKER:Evet, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın bereketiyledir inşaAllah. Ve fevkaladelik olduğunun, Mehdiyet’in doğru olduğunun ayrı bir delilidir ve dev bir delilidir.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir 70’lerin Türkiye’sine baksınlar, bir de şimdiki Türkiye’ye baksınlar. Arada çok büyük bir fark var. Katlamalı bir gelişme var ve sağın eli çok güçlü şu an. Çünkü Darwinizm ve materyalizm tamamen yenildi. Sağın önü tamamen açık. PKK’nın güya başarı gibi görünen faaliyetlerinin nedeni de, Mehdiyet’in kolunun şimdilik o dağları tam sarmamasından kaynaklanıyor. Şimdi Zu'l-Karneyngibi o dağları da aşacağız inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi sıra onlara geldi, Allah’ın izni ile. Onları da fikren yerle bir edeceğiz inşaAllah, Allah’ın izniyle. Milletimizin gönlü müsterih olsun. Biz güzel milletiz, güzel insanlarız. Demokrasinin en güzelini biz Türkiye’de yapacağız inşaAllah. Yani Avrupa’da bile olmayan bir demokrasiyi Türkiye’ye getireceğiz inşaAllah. Avrupa’da bile olmayan bir laiklik anlayışını Türkiye’ye getireceğiz inşaAllah. Özgürlük, bereket, bolluk bütün ülkeyi saracak inşaAllah. Bunu görecek insanlar, inşaAllah. Hukuk ve yargıda inşaAllah, mükemmel bir düzelme bekliyoruz. Yani tam bir atak bekliyoruz. Artık yani bu dönem son derece müsait. Bu dönemde bitirilmesi lazım her şeyin. Gıcır gıcır, pırıl pırıl, net, berrak bir Türkiye inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bunu göreceğiz Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah. Pakistan’la ilgili bir gösterim yapmak istiyorum Hocam. Bir grup asker hırsızlık yapmakla suçladıkları silahsız bir genci sokak ortasında öldürüyor. Onunla ilgili görüntüler var.
ADNAN OKTAR:Bak çocuk yalvarıyor “yapmayın” diye. Ve Müslüman bak; Müslüman Müslüman’ı öldürüyor bak kurşunluyor görüyor musun piyade tüfeğiyle. Tamam, kapat. Şimdi ne diye o onu vuruyor, biliyor musun? Vurmasının sebebi, Müslüman ve gariban gördüğü için, fakir gördüğü için. Orada bir Avrupalı olsa, mesela Hollandalı bir turist olsa vurabilir mi o sığır?
ALTUĞ BERKER:Hayır.
ADNAN OKTAR:Vuramaz, bayağı kafası üç buçuk atar, acayip çekinir. Bir Amerikalı olsa vurabilir mi? Vuramaz. Müslüman’ı vuruyor, çünkü Müslüman, orada insanlara artık ucuz geliyor. Yani böcek gibi görüyorlar, o propagandanın etkisiyle. Gariban, ezik, öldürülmesi gereken Yecüc Mecüc kavmi gibi görüyorlar. Ve bak, Müslüman Müslüman’dan da nefret ediyor. Mesela bizim cahil cühelada da görüyoruz. Mesela Müslüman olduğunda it gibi saldırılar, ama dinsiz olduğunda iki büklüm saygılı oluyorlar. Bilmiyorum, görmüşsündür.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ceyhan; “Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam. MaşaAllah, Allah muhabbetinizi daha da güzelleştirsin” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) 2012’de ortaya çıkacak mı?” diyor. Ortaya çıkma diye bir şey yok. Mehdiyet zaten ortadadır, görmeyen gözler görmeye başlayacak. Yani “Mehdiyet’in ortaya çıkması” diye, “Mehdiyet’in kendisini ilanı” diye bir şey yoktur. Mehdiyet’i göremeyen gözlerin görmeye başlaması mevzubahistir. Mesela bazen ışıktan, aydınlık bir ortamdan bir yere geldiğinde, karanlık içerisindeki bir ışığı, bir nuru görmek çok zordur, göz kamaştığı için. Bir süre sonra göz o ışığa odaklanır, karanlığın içerisindeki o ışığa. Mehdiyet de öyledir. Şimdi insanların gözleri kamaşmıştır, karanlığın içinde göremiyorlar Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Bir süre sonra, gözler alıştığında çok berrakça o nuru görecekler, olay o. Yani görememe sorunu vardır insanlarda Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Yoksa Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisini gösterememesi sorunu yoktur. Hz. Mehdi (a.s.) cayır cayır kendisini gösterir zaten. Gaflet ve delalet içinde olursa insan, göremez; cahilse göremez, perdeler tam açılmadıysa göremez. Bir şekilde yani, Allah nasip etmediyse göremez. Allah perdeleri açtıkça göreceklerdir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “İmanın nuruyla” diyordu Üstad.
ADNAN OKTAR:Evet, imanın nuruyla.
ALTUĞ BERKER:Arizona’da yangın söndürülemiyormuş Hocam, Amerika’da. Yangının Teksas ve New Meksiko’nun elektriksiz kalmasına neden olma ihtimali varmış. Söndürülemediği için elektrik hatlarını tehdit ediyormuş. Üç yüz seksen dokuz hektarlık bir alanın yandığı belirtiliyor.
ADNAN OKTAR:Amerika’daki felaketleri, insanların iyi düşünmesi lazım. Yani oradaki insanların olaylara şımarıkça değil; Allah’a tefekkür ederek, iman gözüyle Kuran gözüyle bakmaları lazım. Bu tsunamiler, bu yangınlar, bu felaketler, o hortumlar; bunda bir fevkaladelik görmeleri lazım. Bu artarak devam edecektir. Yani bu harikalığı mutlaka görüp, Allah’ın mesajını almaları lazım, kastettiği mesajı almaları lazım.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah Hocam. Yeni Asya’dan Ali Ferşadoğlu’nun bir yazısı vardı Hocam. Şöyle diyor, Üstad’ın sözünü söyle hatırlatıyor; “komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor (netice veriyor). Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur’âniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmaya vesile olduğu gibi, bu vatanı istilâ-yı ecanipten (yabancı istiladan) ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur” sözlerini aktararak, Üstad’ın demokratlara yol gösterdiği gibi, yeni hükümetin çizmesi gereken stratejinin de İttihad-ı İslam olması gerektiğini ve tüm dünyanın şu anda buna muhtaç olduğunu vurgulayan bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah. MaşaAllah. Ne güzel bak, üç yıldan beri, dört yıldan beri yaptığımız konuşmalar ne güzel meyveler veriyor, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha önce tek kelime İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorlardı. Şu an gürül gürül, cayır cayır bahsediyorlar. Demek ki doğru yoldayız.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Demek ki dediklerimiz doğruymuş. Her insan, mesela bak ben Ankara’dan geldiğimde tek başınaydım. Akademi’ye geldim, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ne geldim. Bütün millet dikkatle bakıyordu bana orada; “nasıl oluyor böyle sakallı Müslüman geliyor?” gibisinden. Normalde bir insan ne yapar? Düşünür; “bunlar komünist, ben kendimi belli etmeyeyim, sakalımı keseyim, namaz da kılmayayım, burada göstermeyeyim. Okulumu bitireyim, evleneyim. Bir işyeri açarım kendime. Ondan sonra yavaş yavaş çoluğuma çoğuma anlatırım, arkadaşlarıma anlatırım. Bu iş tehlikeli” diyebilirdim. Yahut “kim beni dinleyecek?” diyebilirdim, “her taraf komünist”. Yahut “bana, üzerime niye böyle bir vazife düşsün ki? Diyaneti var devletin, hocalar var, alimler var, onlar yapar” diyebilirdim. “Daha benim ne ilmim var ki ortaya çıkayım?” diyebilirdim. Böyle bir şey demedim. Çok az bilgim olmasına rağmen Allah’ın verdiği bilgiyle, var gücümle ortaya çıktım. Komünistlere de aldırmadım, başka şeye de aldırmadım. Hapis de yattık, olaylar da oldu, gözaltına da alındım; hiçbir şey beni yıldırmadı.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gayet muntazam, titizlikle devam ettim ve devam da ediyorum. Sonucunda ne oldu? Bak bir kişinin sonucunda milyonlarca insan hidayete kavuşmuş oldu, vesile oldum. Elhamdülillah. Onun için “bir kişiden ne olacak?” demeyecekler kardeşlerimiz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Estağfirullah Hocam. Irak ve Afganistan’ın işgalinin mimarlarından İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair her gün Kuran-ı Kerim okuduğunu söylüyor Hocam haberlerde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tony Blair’e Yaratılış Atlası göndermiştik.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. MaşaAllah, 2007’den sonra.
ADNAN OKTAR:Evet, o okudu inceledi, bayağı iyi bilgisi dahilinde, inşaAllah. Hatta baldızı da geldi bana, buraya.
ALTUĞ BERKER: Müslüman oldu, evet.
ADNAN OKTAR:Müslüman oldu, tabii. Yaratılış Atlası’nı okuduğunu söyledi.
Bak, zeytinyağını pişirtmiyorum, zeytinyağını üzerine çiğ dökülüyor, çok önemli. Zeytinyağı hassas bir yağdır, kızarmaya gelmez. Kızardığında molekül yapısı bozulur, başka bir şeye dönüşür. İçindeki Omega 3 hassas bir yağdır. Öyle yüksek ısıda molekül yapısını atar, bozar ve faydalı olmaz. Onun için zeytinyağı yiyecek olanlar çiğ yiyecekler.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii. Isıya dayanmaz. Mühim bir bilgi söylüyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Kedi ve civcivlerin dostluğu var resimlerde.
ADNAN OKTAR:Sarmaş dolaş, çok büyük olay olmuş orada. Ne tatlı hayvan bu, maşaAllah. Bak bak acayip şeker, kimin kedisiyse çok tatlı bir şey. Her eve şart bir tane ama kedinin tüylerine dikkat etmek lazım, kedi tırmığına dikkat etmek lazım. Kedi tırmığı hastalığı vardır, tehlikelidir. Biraz, Allah vermesin, kan kanserini andırır. Yani vücut guddelerinde şişme meydana getirebilir, o yönden risklidir. Dikkatli olacak kedisi olanlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Aşılarına dikkat etmeleri lazım.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın ileri yaşlarında da genç yüzlü olacağını şöyle söylemiş; “Hz. Mehdi (a.s.) uzun ömürlü ve genç yüzlüdür. Onu gören ‘kırk yaş civarında bir erkek’ diye düşünür. Ve bir işareti de Allah’ın emri gelinceye kadar yaşlanmayacağıdır” buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Demek ki hep zinde, ehl-i kudret olacak, maşaAllah, mübarek.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah tanışmayı nasip etsin, görüşmeyi nasip etsin.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s.) da öyledir. Peygamberler hep öyledir, inşaAllah ve peygamberlere uyanlar da, mesela Bediüzzaman da çok zindeydi, maşaAllah. İmam-ı Rabbani Hazretleri, İmam-ı Gazali Hazretleri; hep iyidir, sıhhatlilerdi, maşaAllah.
Dedem köyde anneannem tavuk pişirdiğinde hemen çağırırdı komşuları. İşte “Çağırın Arslan’ı” derdi, hepsi gelirdi. Arslan Dayım vardı. Onlar da nezaketen otururlardı sofraya. Sofraya davet Hz. İbrahim (a.s.)’dan kalan güzel bir sünnettir.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Estağfirullah Hocam. Hz. İsa (a.s.)’dan bahsettiniz. İncil’e üçleme inancının nasıl dahil edildiğine dair bilgi verebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Uygunsuz tüm ifadelerden Allah’ı ve Hz. İsa (a.s.)’ı tenzih ederim. Üçleme inancı ilk ve resmi olarak Hıristiyanlığa M.S. 325 yılındaki İznik Konsili’yle dahil edilmiştir. Bu konsil ile Hıristiyanlıktaki teslis inancının ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. İznik Konsili, Roma İmparatoru Konstantin’in katılımıyla gerçekleşti. Böyle bir konsilin yapılmasının sebepleri şunlar; Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığın yayıldığı bölgelere doğru genişlemesi, bundan dolayı Paganlar ile Hıristiyanlar arasında huzursuzluk baş göstermesi ve imparatorluğun ikiye bölünme tehlikesi ile karşı karşıya olması; imparatorluğun ikiye bölünmemesi için eski Pagan dini ile yeni İsevilik arasında sentez bir inanış oluşturulmaya çalışılması, bu sebeple Pagan inanışlarında yer alan “Tanrı’nın oğlu” gibi kavramların Hıristiyanlığa dahil edilmeye çalışılması. Bu sebeplerle söz konusu konsilde üçleme inancını savunan dört İncil, sahih kabul edilmiştir. Korunmuş birkaç el yazması dışında tevhid inancını savunan diğer İnciller ise heretik (sapkın) din ilan edilerek yaktırılarak ortadan kaldırılmıştır. Tevhid inancının savunucuları heretik (sapkın) bir inancı savundukları gerekçesiyle mahkum edilmişlerdir. Heretikliğin cezası ise yakılarak idam edilmektir. ‘Aforoz’ ismi ve uygulaması tarihte ilk olarak teslise karşı olanlara yönelik olarak geliştirilmiş bir uygulamadır.
Sahih İncillerden bahsediyorum, doğrusunu Allah bilir.
Roma kilisesinin reddederek yaktırdığı fakat bazı bölümleri bugüne kadar ulaşmış bazı sahih İnciller vardır. Bu İnciller tamamen tevhid inancı üzerindedir. Bu İnciller şu anda kullanılan dört İncil’den ve Hıristiyanlık’ta kullanılan en eski tarihi kaynaklardan çok daha eskidirler. Bu İnciller ya Havarilerin kendileri tarafından ya da onlara yakın kişiler tarafından yazılmışlardır. Bu metinlerde çok net olarak Hıristiyanlık inancının bir tevhid inancı olduğu görülmekte, üçleme inancına dair hiçbir açıklama yer almamaktadır. Bunlar; Yakup İncil’i, Havari Barnaba İncil’i, Meryem İncil’i, İbrani Thomas İncil’i, Ebionitler İncil’i, İbraniler İncil’i, Havari Thomas İncil’i, Havari Philip İncil’i, Havari Petrus İncil’i. Söz konusu İncillerde Hz. İsa (a.s.) ile ilgili verilen bilgiler Kuran’daki bilgilerle büyük bir mutabakat göstermektedir. Allah’ın birliği, Hz. İsa (a.s.)’ın insan olduğu, onun Allah’ın kulu ve peygamberi olduğu, Mesih olduğu, Cebrail (a.s.)’ın Hz. Meryem (a.s.)’a Hz. İsa (a.s.)’ı müjdelediği ve babasız doğduğu, çarmığa gerilmediği ve Hz. İsa (a.s.)’ın mucizeleri anlatılmaktadır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Antakya’da bulunacak, Şam’da bir mağarada bulunacak inşaAllah, İncil’in ve Tevrat’ın orijinalleri. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle bulunacak inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) Museviler’e Tevrat’ın orijinaliyle, aslıyla; Hıristiyanlar’a da İncil’in aslıyla hükmedecek inşaAllah, Hz. İsa Mesih (a.s.) gelinceye kadar.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani demek ki, Kuran’ın içindeki İncil, Kuran’ın içindeki Tevrat ve İncil’in içindeki bozulmamış kısımları etkili olarak onlara karşı tebliğde kullanacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitemizi tanıtmak istiyorum Hocam, inşaAllah; OsmanliSanati.Com. OsmanliSanati.com sitesi çok güzel bir Osmanlı musikisiyle açılıyor ve çok estetik olarak hazırlanmış bir site.
ADNAN OKTAR: Dinleyelim.
ALTUĞ BERKER: Sitenin içinde Osmanlı tabloları, kumaş ve nakışlar, minyatürler, hat ve el yazmalarından örnekler var. Ayrıca Osmanlı mimarisinden örnekler, minyatürler, Osmanlı çeşmeleri ve dekorasyon aksesuarları bulunuyor. Bu sitede sunulan Topkapı Sarayı’ndan, Dolmabahçe Sarayı’ndan, Beylerbeyi Sarayı’ndan iç ve dış mekan görüntülerindeki estetiği ve sanatı kardeşlerimiz inceleyebilirler. Osmanlı’nın günlük yaşamının nasıl olduğu hakkında da fikir edinmek için Osmanlı’da giyim, Osmanlı mutfağından örnekler ve Osmanlı’da sofra adabı da anlatılmış internet sitemizde. Tekrar ediyorum; OsmanliSanati.Com, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şahane bir site hakikaten. Tam benim hoşuma giden bir yapı.
ALTUĞ BERKER: Evrenin başlaması olan Big Bang (Büyük Patlama)’deki muhteşem denge ile ilgili kısa bir iman hakikati anlatabilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam anlat.
ALTUĞ BERKER: Evrenin patlama hızı olağanüstü hassas bir kesinlikle belirlenmiş, mükemmel hesaplanmış ve düzenlenmiştir. Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang’ten sonraki birinci saniyede…
ADNAN OKTAR: Birinci saniyede.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah. Bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı, evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökecekti.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım onu. Birinci saniyede oluyor.
ALTUĞ BERKER: Birinci saniyede yüz bin milyon keremilyonda bir daha küçük olsa.
ADNAN OKTAR: Yani bu akıl almaz bir rakam. O kadar küçük, hassas bir denge ile Big Bang başlıyor.
ALTUĞ BERKER: Patlama hızındaki genişlemenin farkı o kadarcık olsa, bu sefer açılamayacak, içine çökecekti evren.
ADNAN OKTAR: İşte bak bu yaratılışın ispatı. Çünkü bu kadar hassas bir denge olmaz. Acayip bir rakam veriyorsun, çok acayip bir rakam veriyorsun.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ta başlangıçta yaratılışın ne kadar mükemmel olduğunu Allah gösteriyor.
ALTUĞ BERKER: Biraz daha fazla olsa patlama hızı, öyle genişlese, mevcut tüm materyal tamamen etrafa dağılıp gidecek.
ADNAN OKTAR: Yine aynı oranda düzgünlük gerekiyor.
ALTUĞ BERKER: Evet. Eğer evrenin yoğunluğu bir parça daha fazla olsa, o zaman evrenin bir türlü genişleyememesi ve tekrar küçülerek bir noktacığa dönüşmesi söz konusu olacaktı. Eğer yoğunluk başlangıçta bir parça daha az olsa, o zaman evren son hızla genişleyecek, fakat bu takdirde de atomik parçalar birbirini çekip yakalayamayacak, yıldızlarla galaksiler hiçbir zaman oluşamayacaktı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O oranı bir daha söyle, miktarı.
ALTUĞ BERKER: Yüz bin milyon keremilyonda bir.
ADNAN OKTAR: Yani ileri ve geri, her ikisinde de bu kadarlık bir payyeterli oluyor.
ALTUĞ BERKER: Evrenin oluşamaması için.
ADNAN OKTAR: Oluşmaması için yeterli oluyor ve bu kadar hassas bir denge ile başlıyor.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hücrelerde de aynı sistem var, beynin yapısında da aynı sistem var, gözde de aynı sistem var. Her yerde aynı mührü görüyoruz, her yerde Allah’ın mührü aynı. Hep hassas denge ile vurulmuş bir mühür var; Allah’ın mührü var. Katrilyonlarca çarp yani; “katrilyon çarpı, katrilyon çarpı, katrilyon…” diye ömrümüz boyunca söylesek; o kadar detay çıksa yine bitmiyor Allah’ın yarattığı detaylar. Ve her yerde bu ince matematik denge var. Diyor ya ayette Cenab-ı Allah; “Biz her şeyi bir hesap üzerine yarattık” diyor, “ince bir hesap üzerine”.
ALTUĞ BERKER: Buna dair kısa bir filmimiz vardı arkadaşlarımızda.
ADNAN OKTAR: Evet, bir ara verelim, sonra.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Kısa bir aradan sonra yeniden birlikteyiz, inşaAllah.Yeniden birlikteyiz sayın seyircilerimiz. Buyrun Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu sevimliye sordum, “ne anlatayım?” dedim. “Dünya’nın son zamanlarını anlatır mısınız?” dedi, “kıyamete yakın olayları.” Zaten biz son zamandayız ama insanlar istiyor ki böyle çok çok çok çok abartılı bir şey olsun, mesela “gök yarılsın, böyle bir şeyler çıksın” diyor; öyle değil. Mesela bu seçimlerde alınan netice Mehdiyet’in apaçık bir alametidir. İman gözüyle, akıl gözüyle bakarsan apaçık neticesidir. Çünkü Darwinizm - materyalizm yenilmeden, sağın hareket imkanı olmaz. Felsefi yönden bir düşüncenin zemini yapılmazsa, Darwinizm - materyalizm mesela yenilmezse, sağın eli güçlü olmaz o zaman; solun eli çok güçlü olur. Nitekim mesela daha önce İtalya’da, İtalyan Komünist Partisi ezip geçiyordu. Felsefi yönden ezildikleri için şu an güçlerini kaybettiler. Mesela Türkiye’de de komünist sol düşünce, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün ideolojik düşüncesi Darwinizm ve materyalizme dayanıyordu ve elleri güçlüydü kendi kafalarına göre. Ama ellerinden bu güçleri alındı. O yüzden böyle zavallı hale düştüler, bu kadar güçsüz hale düştüler. Ve demokratların eli, kolu çözülmüş oluyor. Mesela Bediüzzaman zamanında, Said Nursi zamanında, Demokrat Parti iktidarının felsefi zeminini oluşturdu Bediüzzaman. Felsefi yönden materyalist ve Darwinist düşünceyi kısmen de olsa dumura uğrattı. O dumura uğratmayla, hükümetin eli daha çözülmüş oldu. Çok güçsüzdü eskiden sağ. Ondan sonra atağa geçti sağ. Ama şu anda da elini acayip güçlendirmiş olduk. Doğu Perinçek söyledi ya; “bütün Anadolu’yu gezdiler” dedi, “Darwinist - materyalist düşünceye karşı mücadele verdiler” dedi, “bunun sonucunda” dedi, “AK Parti iktidar oldu” dedi. Bunu kim söylüyor? Doğu Perinçek söylüyor. Solun en ünlü ideoloğudur. Ve samimi ifadesinde; ilmi analiz yapıyor. Yoksa hükümetin eli Darwinist - materyalist düşünce yönünden bağlı kalmış olsa, sol akıl almaz güçlü olurdu. Müthiş atak ve akıl almaz bir cesarete sahip olurdu. Gerek Müslümanlar’a karşı, gerek hükümete karşı müthiş bir cesarete sahip olurdu. Hem hükümetin moral gücü çok yükseltilmiş oluyor böylece, solun da moral gücü tamamen yıkılmış oluyor. Bu çok hayatidir. Ama tabii bunu felsefi analiz yapanlar görürler, bilimsel analiz yapanlar görürler. Ama sathi bakanın görebileceği gibi değil tabii.
ALTUĞ BERKER:Biraz önce Tony Blair’den bahsetmiştik Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:2007 öncesi onlar, sol iktidar olarak İngiltere’ydi. Şimdi Kuran okuduğunu söylüyor inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Alenen sosyalist, materyalist ve Darwinistti Tony Blair. Gece gündüz adam Kuran okuyor, benim Yaratılış Atlası’nı göndermemden itibaren. Yani o devirde başladı.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak baldızı da Müslüman oldu. Buraya geldi Türkiye’ye, beni görmeye geldi. Avrupa’da sessiz sedasız Müslüman olan on binlerce insan var şu an. Zincirleme Müslüman oluyorlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:O arada da ahir zaman tabii bütün süratiyle ilerliyor. Mehdiyet’in çok ilginç delillerini görecek insanlar. Ama hiçbir zaman için aklın ihtiyarını kaldırmaz. Arkadaş diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.)” diyor, “ne zaman Mehdiliğini ilan edecek?” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) mı ilan edecek; halk mı Hz. Mehdi (a.s.)’ın Mehdiliğini ilan edecek?” Halk ilan eder. Görenlerin sayısı arttıkça, basiret, feraset gözü açılanların sayısı arttıkça Mehdiyet daha iyi görülür. Mesela, Güneş ilk doğduğunda flu oluyor, beyaz çizgi oluşur. Onu, insanların çok büyük bir bölümü göremezler. Hafif tan ağırır; onu da çok az insan görebilir. Uykudadır. Güneş iyice yükselince, bir kısım insanlar iyice net görmeye başlar. Mehdiyet de öyledir. Daha yeni doğuyor Güneş. Onun için gözler yeni yeni idrak etmeye başladı. Yani, Güneş’in kendisi göstermeye ihtiyacı yoktur; insanların Güneş’i görmeye ihtiyacı vardır. İnsanlar Güneş’i görür; Güneş kendini göstermez. “Siz beni görün” demez Güneş. Güneş zaten doğar, insanlar da görürler. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Yiğit Bulut yazısında Hocam, seçim sonuçlarını değerlendirmiş. Özellikle, sizin bahsettiğiniz konularda, iddia edilen Ergenekon zihniyetinin yerleşik düzenine karşı AK Parti’ye halkımızın destek verdiğini, AK Parti kaleleri devirdikçe arkasının sağlamlaştığını, Türk halkı artık bu iddia edilen Ergenekon örgütü ortadan kaldıracak son darbenin vurulmasını beklediğini göstermesi olduğunu söylemiş bu seçim sonuçlarının. Türk halkının bu konuda Erdoğan’ın arkasından gideceğinin de kesinleştiği belli olmuş seçim sonuçlarında ona göre. Ayrıca bu seçimin bir gerçeği daha ortaya çıkardığını, onun da kendini devlet gibi gören ve “bu ülkeyi ben yönetirim, yönlendiririm” diyen malum medya grubunun etkileme ve yönlendirme gücünün tamamen yok olması olduğunu ifade etmiş. Yazısını, “yaşasın tam bağımsız, yerleşik düzenden kurtulmuş kendi ayakları üzerinde duran güçlü Türkiye” sözleriyle bitirmiş.
ADNAN OKTAR:Helal olsun, çok güzel ifade etmiş. Hakikaten, kendini büyük görenlerin, Türkiye’yi yönlendirdiğini zannedenlerin, akıldanelerin, kendini akıl küpü gibi görenlerin akıl fukarası olduğu görüldü, gariban oldukları görüldü. Zaten biz bunların perdelerini indirdik, ne olduklarını gösterdik.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kendileri de kendilerinin gariban olduğunu gördüler. Onun için üslupları da garibanlaştı dikkat edersen.
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok zavallı bir üslup kullanmaya başladılar.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Eskiden o üst perdeden, entel dantel, kendinden emin, bilmiş üslubun yerini zavallı, yaranmaya çalışan, kendini acındırmaya çalışan, “biz de varız” gibi çırpınan bir güruh şekline geldiler.
ALTUĞ BERKER:Evet. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Millete tepeden bakmak değil de artık millete, ayağının dibinden bakabiliyorlar. Milletimizin ayağının dibine kadar indirdik onları.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Toprağa kadar getirdik onları. Topraktan yukarı şimdi millete bakıyorlar. Eskiden tepeden bakıyorlardı. Şimdi diz çöktürdük, milletin ayağının dibindeler şu an.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Onun ruh hali ve üslubu üstlerinde.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii akılla, fikirle, bilimle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hak ve hakikatle, hukukla, kanunla.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın aklına ve imanına çok güvenilecek bir insan olacağını, Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıyan samimi insanların ona tabi olacağını şöyle buyurmuşlar; “o (Hz. Mehdi (a.s.)) en iyi sığınaktır aranızdaki, en iyi bilen ve en nazik olandır. Ey Allah’ım, ona sadakat andını ıstıraptan çıkışın vesilesi yap ve ümmetin dağılmışlığını onun eliyle birleştir. Size izin verildiğinde bunu yapın ve eğer ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) ulaşacak bir yol bulacak olursanız, ondan (Hz. Mehdi (a.s.)’dan) başka yol tutmayın” buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’i sevdiğini iddia edenler Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözünü dinlesinler. Peygamberimiz (s.a.v.) emek emek bu açıklamaları yapmış. Bunları anlamazlıktan gelmek, dinlemezlikten gelmek çok anormal bir hareket olur, sorumluluk getirir. Acıya sebep olur, ıstıraba sebep olur. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyorsa onu itinayla, saygıyla dinlemek lazım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Siz şöyle söylemiştiniz Hocam; “Hz. Mehdi (a.s.)’ın iki eline kelepçe vurulacak, ayağına da vurulacak” dediniz. “Hz. Mehdi (a.s.)’a hapishane, cennet gibi olacak. Çünkü orada durduğu süre içerisinde de Allah’ın rızasını kazanacak. Allah’ın rızasının karşılığı da cennettir. Hapishaneden Hz. Mehdi (a.s.) dinç, canlı çıkacak. Hapishane ona yarayacak” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Hz. Yusuf (a.s.)’a mesela yaramıştır. Bayağı zinde ve çok güçlü olarak çıkmıştır.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani yıpratmak amacıyla yapılıyor ama lehe dönmüştür. İmam-ı Rabbani Hazretleri’ni de hapse koymuşlardır; çok zinde ve güçlü çıkmıştır. Bediüzzaman’ı hapse koymuşlardır; çok zinde ve güçlü olarak çıkmıştır.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yıpratıcı değil; güçlendirici etki yapmıştır.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Bu arada söylediğiniz başka bir rakam daha doğru çıktı Hocam, HAS Parti için. 0.76 aldı HAS Parti, seçimde.
ADNAN OKTAR:Ne dedim? Dikkat edin. “Sıfır” dedik, “virgül. O kadar alacak” dedim ve aynı dediğim gibi çıktı. “Sıfır virgül” dedik; “bir” demedik yani.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ve parti yöneticiliğini de bırakacak, onu da göreceksiniz. Kim bilir artık hangi mesleğe girecek bilmiyorum da; fakat parti yöneticiliğini bırakacak. Çıkmaz yol, çıkmaz sokak. Milleti tanımıyor. Sosyalistlikle Müslümanlığı karıştırıp ezik bir üslup kullanıyor. Sosyalist düşünce, sosyal adalet düşüncesini Mehdiyet’ten almıştır, Tevrat’tan, Kuran’dan ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden almıştır. Sahte Mesih düşüncesidir sosyalizm, sahte Mesih. Yani Kral Mesih’in, Moşiah’ın, ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı güzellikleri çirkinlikle karıştırıp, kirle karıştırıp halka sunmuştur. ‘Decil’ zaten karıştırma anlamına da geliyor, yani hakla batılı karıştırma. Deccaliyet; ‘decil’, oradan gelir. Deccalın özelliğidir. Mehdiyet’in hakikatleriyle, güzellikleriyle zulümatı, acıyı, kanı, Allah’sızlığı, dinsizliği karıştırmıştır ve halka sahte Mehdilik olarak sunmuştur. Hz. Mehdi (a.s.) da gelip bu sahte Mehdiliği ortadan kaldırıp gerçek sosyal adaleti, gerçek sevgiyi ve deccalın ilave yaptığı kirleri de kaldırarak sunacaktır.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Süfyan da öyledir, hakla batılı karıştırarak getirir. Yani Hafız Esad’da bunu gördük. Arap sosyalizmi olarak ortaya çıktı, hakla batılı karıştırdı, yani biraz İslamiyet’ten biraz sosyalizmden. Kaddafi ne yaptı? “Arap sosyalizmi” dedi. Mısır’da Nasr ne yaptı? “Arap sosyalizmi” dedi. Yani İslam’la, Kuran’la deccaliyeti karıştırarak halka sundular ve deccal ordusu oldular. Hz. Mehdi (a.s.) da deccalın karıştırdıklarını ortadan kaldırıyor; saf Mehdiyet’i ortaya koyuyor. Zehri kaldırıp gerçeği ortaya koymuş oluyor; olay bu.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, evet inşaAllah. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam; “Gelin Birlik Olalım”. Broşür olarak hazırlanmış bu kitabınızda Hıristiyanlar’ın, Museviler’in ve Müslümanlar’ın ayette buyrulduğu gibi ortak bir kelimede birleşmelerinin neden gerekli olduğunu anlatıyorsunuz inşaAllah burada. Her üç ilahi dinin ortak amaçlarından biri tüm insanların barış, huzur, güvenlik ve mutluluk içinde yaşamalarıdır ve buna aykırı bir çatışma her üç dine göre de yanlıştır. Özellikle ahir zamanda deccaliyete karşı tüm dinlere mensup müminler bir araya gelmeli ve fikri mücadele yapmalıdır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü “Allah birdir” diyenlerin, Allah’ın birliği konusunda ittifak etmeleri lazım. Çünkü dünyada Allah’sızlık hâkim. Darwinist, materyalist düşünce dünyanın yüzde doksanını Allah’sız, kitapsız hale getirdi. Ona karşı Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar da birbirleriyle uğraşırsa deccalın ekmeğine yağ sürmüş olursunuz. “Allah birdir” diyenler Allah’ın birliği konusunda mutlaka ittifak etmesi gerekiyor, birlikte hareket etmeleri gerekiyor, Allah’ın birliği konusunda. Çünkü adamlar önce Allah’ı inkâr ediyor, yani Darwinizm, materyalizm. En büyük tehlike ne? Allah’ın inkârı. Onun ortadan kalkması. Allah inancı oluştuktan sonra ondan sonrası kolay, ondan sonra zaten İslam nurunu çok rahat neşreder. Hz. İsa Mesih (a.s.) zaten o konuyla görevlidir, bütün dünyayı Müslüman yapmakla görevledir, inşaAllah. Ama Hz. Mehdi (a.s.)öyle bir ortam hazırlayacak ki Hz. İsa (a.s.) hazır eve girecek adeta. Mobilyası döşenmiş, mutfağı hazır, her şeyi hazır; Hz. İsa Mesih (a.s.) sadece evi kullanıma açacak. Öyle diyelim yani, inşaAllah. Mehdiyet’e çok büyük iş düşüyor, Müslümanlar’a çok büyük iş düşüyor. Hz. İsa Mesih (a.s.), Allahualem, aramızda. Yani bazen Avrupa’da, bazen Amerika’da; fakat aramızda, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Canım Muhammed Adnan Hocam, Haziranın ortasındayız fakat hala yağmur yağıyor, hem de sağanak şeklinde” diyor. “Can parem, nur Hocam” diyor. MaşaAllah güzel hitap bu böyle, maşaAllah. İşte Mehdiyet’in bereketiyle. Yoksa “küresel ısınma var, yağmurlar kesildi. Irmaklardan elde edilen…”, “Irmağın suyu da kesilecek, ne yapacağız?” diyorlardı. Bak, şimdi bol bol yağmur yağıyor.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İbrahim Koçak, Tokat’tan; “Seyit Muhammed Adnan Hocam ve Şeyh Berker Hocamız.”
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ne haddimize, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben yani otuz küsur yıldan beri faaliyet yapıyorum. Şeyhlik diye bir makam alamadım. Değil öyle, hocalık bile alamadım. Talebeyim. Sen maşaAllah bütün Türkiye çapında şeyhliğin tescil edilmiş durumda, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ne haddimize Hocam, estağfirullah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet, Şeyhim dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Vahiy kâtipleriyle ilgili bilgi vermek istiyorum Hocam. Resulullah (s.a.v.)’e vahiy edilen ayetleri yazanlar, kaydedenlere verilen isim bu; vahiy kâtipleri. Kuran, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in zamanında yazılmış, Hz. Ebubekir (r.a.)’ın zamanında bir araya toplanmış, Hz. Osman (r.a.)’ın zamanında da kitap haline getirilerek çoğaltılmıştır. Hz. Zeyd Bin Sabit (r.a.) Kuran’ı Hz. Muhammed (s.a.v.)’in zamanında yazı ile kaydettiklerini haber vermiştir. Kuran aynı zamanda ezber yoluyla da muhafaza edilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmi bir peygamber olduğu için kendisine inen ayetleri okuma yazması olan sahabeye yazdırmış ve vahyi yazan bu kâtiplerin sayısı kırka kadar varmıştır. Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah bin Sa’d bin Ebi Sarh (r.a.), Medine’de ise, Ubey bin Ka’b (r.a.) yapmıştır. Ondan sonra Zeyd bin Sabit (r.a.) bu görevi devamlı sürdürmüştür. Hz. Ebu Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Ali (r.a.), Hz. Osman (r.a.) da vahiy kâtiplerindendir. Vahiy kâtipleri, Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirilen ayetleri bez parçaları, enli kürek kemikleri, deve kaburga kemikleri, hurma dalları, ince beyaz taşlar ve hayvan derisi gibi şeylerin üzerine yazıyorlardı. Kuran’da bu hususta şöyle bir işaret var, ayeti-i kerimede. Tur Suresi’nde, 1’inci 2’nci 3’üncü ayetlerde, şeytandan Allah’a sığınırım; "Tur Dağı’na ve işlenmiş ince deri üzerine yazılmış Kitap’a yemin ederim." Ayet-i kerimede bu şekilde vahiy kâtiplerinin nerelere yazdıklarına dair de işaret var.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, inşaAllah. Demokrat Parti ve Namık Kemal Zeybek, yani Namık Kemal Zeybek ve Haydar Baş ittifakı 0,6 oy almış, doğru mu?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama ben ne dedim Namık Kemal Zeybek’e? “Atla geliyor” dediler. Bak, “atla gelen, atla gider” dedim, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onun da sıfırlanacağını söyledim, doğru mu? Hatırlıyorsun, seçimden çok önce söyledim.
ALTUĞ BERKER: Çok iyi hatırlıyorum, tabii ki evet.
ADNAN OKTAR: “Atla gelen, atla gider” dedim.
ALTUĞ BERKER:Sabit. Canlı yayında kayıtları var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demek ki varmış bir bildiğimiz. Çünkü Namık Kemal Zeybek, güvenilmesi gerekenlere güvenmiyor, güvenilmemesi gerekenlere güveniyor. Hakk’a değil, güce inanıyor. Güçlü olana yakın oluyor, haklı olana uzak oluyor. Kaybeder o zaman.
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Haydar Baş Hoca da malum, yani artık ona bir şey demeyelim yani.
ALTUĞ BERKER: “Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Türk-İslam Birliği’ne inanıyorum. Hocam, Mehmet Talu Hoca, Flash TV’deki programda Cübbeli ile aralarında fikir ayrılığı olmadığını söylüyor. ‘Mahmut Hoca, “Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek” dedi’ diyor. Siz de fıkıh konusunda bizleri Mehmet Talu Hoca’ya yönlendiriyorsunuz. Biraz kafam karıştı yani güvenilirliği konusunda. Bir de kendisi ile ilgili bantların yayınlanmaması için Berker Hocamız’a yalvardığını anlatıyor.” Estağfirullah. “Şeyhimiz’e Selam.” Estağfirullah. Aleyküm Selam. “Eskişehir’den Eyüp. Selam ve dua ile Allah’a emanet olun” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Analiz edelim. Fikir ayrılığı olduğu söylüyor. Diyor ki Cübbeli’ye; “sen ‘böyle bir şey yok’ diyorsun ama” diyor, “sen on yıl önce” diyor, “on yıl önce ‘Hz. Mehdi (a.s.) şu an otuz yaşında’ diyordun” diyor. “Nereden çıkardın” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini?” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini sen kendin söylüyordun. ‘Hz. Mehdi (a.s.) geldi’ diyordun” diyor. “Mahmut Hoca da; ‘ben göremeyeceğim’ dedi” diyor. Sadece “‘ben göremeyeceğim’. Ama ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ı siz göremeyeceksiniz’ şeklinde bir ifadesi olmadı” diyor. Cübbeli de yaygara yaptı. “Yok” dedi işte “şöyle böyle” falan, Hoca adına. Zaten sürekli Mahmut Hocamız adına beyanat veriyor. Hiç demediği şeyleri “dedi” diye ortaya çıkıyor. Yani onun konuşamamasından istifade ediyor, Mahmut Hocamız’ın konuşma güçlüğünden istifade ediyor, güçsüzlüğünden istifade ediyor, sağlığının bozuk olmasından istifade ediyor. Alanı boş buldu, artık şakıyor. Ağzına ne gelirse söylüyor. “Bugün Mahmut Hoca şunu dedi” diyor, “bugün bunu dedi” diyor. Uzun uzun konuşmalardan bahsediyor. Halbuki öyle bir konuşma yok. Öyle bir şey olsa, çıkar Mahmut Hoca mutlaka onu banda aldırır. Zor konuşsa da onu açıklıyor. Mehmet Talu Hoca, onu orada mat etti. “Şahit de gösterebilirim” dedi. Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceği değil, geleceği konusunda ve geldiği konusunda net kendi açıklaması var zaten. Ve daha da önemlisi, daha da önemlisi Mehmet Talu Hocamız’ın bak, dergi bir, Cübbeli’nin bizzat hazırladığı dergiler, dergi iki. Bunlar 2003 ve 2004’te; Cübbeli dışarıda, cübbesini savurarak gezdiği dönemler. Ve bütün bu dergilerin çıkışında hepsinde editörlük yapmış adamdır Cübbeli. Hepsinin haberi var ve bütün ulema, Mahmut Hocamız’ın bütün büyük âlimlerinin hepsinin tasdikiyle çıkmıştır bu dergiler. Bu dergilerin tamamında Hz. Mehdi (a.s.)’ın hicri 1400’de çıktığı anlatılıyor ve kıyametin de 1545 gibi kopacağı anlatılıyor, 1545’lere doğru. “1400 ile 1500’ün arasında her şey bitecek” diyor. “Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişi de, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi de” diyor, “bu yüz yıldadır” diyor, “1400’le 1500. 1500’den sonra başka artık yok” diyor, “hayat bitiyor” diyor. Bunu kim söylüyor? Cübbeli ve Mahmut Hocamız’ın bütün âlimleri. Ve Mahmut Hocamız’ın da tasdikiyle çıkan bir dergidir bu ve cemaatin okuması için özel olarak çıkarılan bir dergi, Mahmut Hocamız’ın cemaatinin eğitilmesi için çıkarılan bir dergi. Özellikle cemaat mensuplarının, sadece cemaat mensuplarının aldığı bir dergi ve cemaatteki bütün ulemanın yazıları var bu dergilerde zaten. Dolayısıyla bu konu bitmiştir Cübbeli cihetinden, inşaAllah. İlgili bantların yayınlanmamasını istemesinin nedeni, Cübbeli’nin baskısı. Cübbeli çünkü Mehmet Talu Hoca’yı cemaatten attırmak istedi, aforoz etmek istedi, şiddetli baskı yapıyordu. Mehmet Talu Hocamız da bundan çekindiği için, yani Cübbeli’nin anormal hareketlerinden, baskısından; onun faaliyetlerini, hak yöndeki güzel çalışmalarını, fıkıh çalışmalarını durdurmasından çekindiği için Cübbeli’nin zarar vermesine karşı, “Allah rızası için yayınlamayın” dedi. Yani bu şekilde bir şey var. “Çünkü adam bana dönüyor, yani beni rahatsız ediyor” gibi bir üslubu oldu ve “bana zarar veriyor” gibi bir üslubu oldu. Ama biz buna rağmen sürekli yayınlıyoruz tabii, Mehmet Talu Hocamız’ı biz destekliyoruz tabii. Çünkü “sert olsan kaç yazar?” diyor, Demirel’in bir sözü var. Ateş olsan cürümüm kadar yer yakar. Ne yapacak yani yapsa yapsa? Nitekim Mehmet Talu Hocamız’ı Mahmut Hocamız ne kadar sevdiğini gösterdi ve onu korudu kolladı, ona şefkatini, sevgisini gösterdi ve Cübbeli’yi de mahçup etti. “Cübbeli Flash TV’ye çıkmasın” dedi. Mehmet Talu Hocamız için. Mahmut Hocamız dedi, “hayır, çıkacak” dedi. “Telefonla katılsın” dedi. “Hayır, katılmayacak telefonla” dedi Mahmut Hocamız, “bizzat çıkacak” dedi. Bizzat çıktı ve Cübbeli’yi darmakeşan etti, maddi manevi. Maddi manevi darmakeşan etti. Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın da bu yüz yılda geleceğini açık açık söylemiş oldu. Ve çok kapsamlı bilgi vermiş oldu. “Sapanca’da” dedi, yer de belirtiyor, “sen kendin, bizzat söyledin” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olduğunu söyledin” dedi. Zaten gıkı çıkmadı. Sürekli yalanıyor.
ALTUĞ BERKER:Kendisini ahir zamanla ilgili görüşlerini yayınlamamızı istiyordu. Sadece Cübbeli’nin ismi geçince onun yanında ismi geçmesin istiyordu.
ADNAN OKTAR:Belki de adama gıcık olduğu içinde istiyor olabilir. Cübbeli’ye gıcığından da diyor olabilir. “Yani ismim birlikte anılmasın, istirham edeyim” dedi. Ama biz önemli görüyoruz. Çünkü Cübbeli’ye karşı o cemaat içinde bir göz nurudur. Çünkü Mahmut Hocamız’ın cemaatini Cübbeli temsil ediyor gibi bir imaj, o cemaate bir zuldür, bir azaptır. Biz de diyoruz ki; “bak, Mehmet Talu Hocamız gibi böyle değerli alimler var, çok seçkin alimler var. Cübbeli o cemaati temsil etmez.” Zaten kendisi diyor; “benim cemaatle alakam yok” diyor, doğru söylüyor, inşaAllah. Bilmem anlatabildik mi, inşaAllah?
Diyarbakır’dan Yusuf kardeşinkini oku.
ALTUĞ BERKER:“Allah’ına kurban olduğum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın selamı sizlerin ve İslam birliğini isteyenlerin üzerine olsun. Canım Hocam, bazı azılı din düşmanlarının İslam’ı yobazlık, gericilik, şiddetle özdeş olarak göstermeleri sizlerin vesilesiyle darmakeşan oluyor, inşaAllah” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, gül bahçesi olarak görmüş burayı da, maşaAllah. Bıraksaydık, tabii biz İslam’ı bu modern, kaliteli, akıllı, sevecen, dürüst, laik yüzünü göstermeseydik, bu demokrat güzelliği göstermiş olmasaydık ve Cübbeli zihniyeti ortada olsaydı ne AK Parti iktidara gelebilirdi, ne Müslümanlar rahat edebilirdi. O, Hocamız’ın dediği çok önemli, mübarek Bediüzzaman’ın seçkin talebesi, sır katibi olan Sungur Ağabey’in. Kolay kolay konuşmaz o zaten, çok nadir konu konuşur; konuştu mu da büyük konuşur. “Sedd-i Zülkarneyn oldun” dedi, “seni aşıp bize gelemiyorlar” dedi. Cemaatlere saldırırlardı, birçok kişiye saldırırlardı. Bak cemaatler bunların azgınlığından yurtdışına kaçtılar. Fethullah Gülen Hocamız olsun, diğer büyük alimler olsun; hep yurt dışına gittiler olayın şiddetinden dolayı, baskının şiddetinden dolayı. Dehşete düştüler adeta, paniğe kapıldılar. Biz burada kaldık ve adamları darmakeşan ettik. Yere yapıştırdık böyle. Ve Müslümanlar’ın elini kolunu acayip rahatlattık. AK Parti de çok rahat hareket eder hale geldi, Müslümanlar da çok rahat hareket eder hale geldi. Çünkü felsefi yönden gül bahçesi gibi yaptık zemini, dümdüz ettik. Bütün dikenli çalıları, otları kopardık. Asfalt gibi oldu ortalık, dümdüz oldu. Adamlar; “Darwinistim” demeye utanıyor şu an, “materyalistim” demeye utanıyor. Yani nasıl gizleyeceklerini bilemiyorlar. Göğüslerini gere gere program yapabiliyorlar mı televizyonda artık? Görüyor musunuz? Gittikçe cılızlaşmaya başladı, gittikçe güçsüzleştiler ve şu an inilti çıkıyor sadece. Allah bizleri vesile etti, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam, elhamdülillah. Estağfurullah Hocam. Seçimlerde yine söylediğiniz bir şey daha şöyle tecelli etti, gerçekleşti. Özellikle röportajlarınızda iddia edilen Ergenekon örgütü ile mücadele konusunda, mutlaka vatandaşlarımızın AK Parti’ye destek olması gerektiğini, bunun Türkiye için hayati önemi olduğunu ve herkesin bu seçimlerde bu desteği vermesi gerektiğine dikkat çekiyordunuz. MaşaAllah, elli milyon seçmenin olduğu bu seçimlerde vatandaşlarımızın yüzde seksen yedisi yaklaşık, oy kullanarak son yılların zirvesine çıkmış. Ve vatandaşlarımızın bazılarının oldukça zor şartlarda oy kullanmaya giderken bazı fotoğrafları da vardı. Uygun görürseniz onları da göstereyim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Helal olsun. Bak, maşaAllah. MaşaAllah. İşte bizim millet böyle hamiyetli millet, maşaAllah. Çok güzel bir demokrasi gösterisi de oldu. Katılımın yükselmesi Türkiye’de demokrasinin gücünü de gösteriyor. Evet, yeterli. Demirel’in bir sözü vardır; “demokrasilerde” diyor, “hükümetler vardır. Hükümetler gelir, hükümetler gider; demokrasi devam eder” diyor. Hakikaten öyle oluyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. İman hakikatleri resimleri göstermek istiyorum, Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam. Tavşanla ördek kardeşlerin muhabbeti, öyle mi? Şu ayı yavrusu da bir olsa da sevsek şu küçücük köfteyi. MaşaAllah. Ekip şahane. Bunların bir tanesi olsa yeter.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Mesela “meclise çok fazla hanım milletvekili de girsin” demiştik. Yetmiş sekiz hanım milletvekili girmiş. Helal olsun. Bir dahaki sefere inşaAllah en az yarı yarıya olur. En az! Normalde yarı yarıyı bile geçmeleri lazım. Ne güzel, ne güzel hanımların mecliste olması, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir haber vardı Taraf gazetesinde. “Halk Ergenekon’u İstemiyor” demişler herhalde çıkan sonuç itibariyle.
ADNAN OKTAR:Ergenekon’u istemesi için deli olması lazım bir insanın, yani aklından bir zoru olması gerekiyor. Bir cinayet örgütünü, bir psikopat örgütü, kan dökücü zalimlerin örgütünü bir insanın istemesi için hakikaten yani bir bozukluğu olması gerekiyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü çok büyük bir şamar daha yedi, büyük bir darbe daha aldı. Ama ilk isteğimiz yargının bir an önce netleşip arınması, güçlenmesi, eksik yönlerinin gitmesi. Hükümetin güzel tedbirleri oldu ama pek vakit olmadı herhalde. Artık şimdi vakit de var. En acil bu ele alınması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah. Sevimli canlılar görüntüsü gösteriyorum Hocam. Anne kedi ve yavrusu, inşaAllah.
VTR: Anne kedi ve yavrusu
ADNAN OKTAR:Bak, annesine nasıl musallat oluyor. Annesi yalamaya çalışıyor onu. Hayret yavrusuna düşkünlüğü, Allah’ın hikmeti. Olmadık delilik yapıyor, hiç. Bak, şımarıklığa bak. Keyfinden kuduruyor kerata.
Bazı kanallar da bizden öğrendiler. Onlar da böyle iman hakikatleri yayınlamaya başladılar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, evet Hocam. Estağfurullah Hocam. Bir sözünüzü hatırlatıyorum. Şöyle söylemiştiniz; “Allah ayette; ‘Asra andolsun; bütün insanlar ziyandadır. Ancak sabrı ve hakkı tavsiye edenler ve salih amellerde bulunanlar müstesna’ diyor. ‘Tebliğ yapanlar, sabredenler, hakkı tavsiye edenler, yani Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri müstesna’ diyor Allah. Allah onlarda bir ferahlık, bir güzellik olacağını söylüyor inşaAllah” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Hakkı ve sabrı tavsiye edenler ve salih amellerde bulunanlar. Evet, inşaAllah. Şeyhim, Zümer Suresi, 22’nci ayet.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.”
ADNAN OKTAR:Şeddesiz 1990, şeddeli 2022 ve 22’nci ayet. Bu iki ikilerde çok hikmet var. Onu önümüzdeki günlerde daha kapsamlı anlatacağım. Onu kitap olarak da hazırlıyoruz, yani kitapta bir bölüm olarak da hazırlıyorum. İki iki, 2022 de çok önemli bir tarihtir, 22’nci ayet olması da çok manidar.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri sabrın önemini anlatıyor Hocam. Şu halde sual geliyor kendisine. “‘Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir’ ayetindeki hikmet ve gaye nedir?” Üstad cevaben şöyle diyor: “Cenab-ı Hak, Hakîm ismi muktezası (gereği) olarak, vücud-u eşyada bir merdivenin basamakları gibi bir tertib vaz'etmiş. Sabırsız adam teenni (akılcı, ihtiyat) ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır; maksud (amaçlanan, istenen) damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise müşkilâtın (zorlukların) anahtarıdır ki, hırslı olan kimsenin ümidi boşa çıkar ve hüsrana uğrar. Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır” demiş. Devam ediyor Üstad Hazretleri; “şikayet” diyor, “O’na olmalı” diyor. “Herhangi bir şeyden şikayet, Allah’a şikayet, O’ndan olmamalı. Hazret-i Yakup Aleyhisselâm’ın; ‘ben derdimi de üzüntümü de ancak Allah’a şikayet ederim’ demesi gibi olmalı. Yani, musibeti Allah’a şikayet etmeli; yoksa Allah’ı insanlara şekvâ eder gibi ‘eyvah! of!’ deyip, ‘ben ne ettim ki bu başıma geldi?’ diyerek âciz insanların rikkatini (acımasını) tahrik etmek zarardır, mânâsızdır” demiş Üstad Hazretleri.
ADNAN OKTAR:Çok güzel anlatmış. Sabır; mesela bak biz otuz yıldan beri anlatıyoruz İslam’ı, Kuran’ı. Hatta otuz yılı da geçti. Bir otuz yıl daha geçse hiç yani şevkimizden, heyecanımızdan bir şey kaybetmeyiz. Bilakis daha da artan bir şevkle heyecanla anlatıyoruz. Bir insana anlatırsın, anlamayabilir; iyilik yaparsın, iyiliğe kötülükle karşılık verir; ama biz yine sabırlı oluruz. Müslüman’ın en temel vasıflarından birisi sabırlı olması. Güzel ahlakta, güzel tavırda, sevgide hep sabırlı olmak lazım. Sabırla tahammülü karıştırmamak lazım. Tahammül değil. Sabır; ibadet heyecanıyla yapılan ısrarlı ibadette devama denir, kararlı olarak ibadete devama denir. Yoksa acı çekerek, rahatsız olarak anlamında değil. Tahammül anlamında değildir. Hani “sabret” diyor, sabır o değil; ibadetteki istikrar, güzel ahlakta mesela, iltifatta, saygıda, hürmette, temizlikte istikrar. Sürekli temiz olmak, sürekli cömert olmak, sürekli affedici, iyi olmak, sürekli tebliğ yapmak, sürekli cömert olmak, sürekli koruyucu olmak. Adam diyor ki; “on yıldan beri cömertlik yaptım, artık yapmayacağım.” Olmaz. Ömrünün sonuna kadar devam edecek. “On yıldan beri affettim” diyor. Yine devam edecek. “On yıldan beri sevgi gösterdim” diyor. Ömrünün sonuna kadar devam edecek inşaAllah. İstikrarlı olursa o ibadet değerli. Yoksa belirli bir noktaya kadarsa geçerli olmaz o, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Dacin isminde güvercin bir kuşu varmış.
ADNAN OKTAR:Dacin. Ne güzel!
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yanına geldiğinde hemen susar ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e bakmaya başlarmış. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çıktığı zaman hemen hareketlenir, hiç yerinde durmazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok şeker. O zaman bizim de bir güvercin beslememiz şart. Taklalı falan çok güzel güvercinler ama kedilere çok dikkat etmek lazım. Kediler deliriyorlar, gözleri şaşılaşıyor güvercin gördüklerinde. Güvercinlere koruma tayini önemli.
ALTUĞ BERKER:Muhterem Salih Özcan Ağabeyimiz’le ilgili bir sunum yapıyorum Hocam inşaAllah. Bediüzzaman Hazretleri’nin en çok sevdiği, en yakın talebelerinden Seyyid Salih Özcan Hocamız, 1929 yılında Şanlı Urfa’da doğdu. Liseden sonra Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’yle tanıştı. Sonrasında en güvendiği yakın talebelerinden oldu. Diğer Nur talebeleriyle birlikte fotoğrafları var. 1952 yılında Üstad Hazretleri ile birlikte Fatih Camii ziyaretinde. Osman Köroğlu o günle ilgili şunları anlatıyor; “cuma günüydü. Fatih Camii’nde cumayı kılmak üzere otelden çıkmıştık. Yanında Mehmed Fırıncı ile Salih Özcan vardı” diyor. Üstad Hazretleri cami avlusunda küçük bir çocukla sohbet ederken, Seyyid Salih Hocamız da beraberler Üstad’la bu sırada. Nur Ağabeyleri, Bediüzzaman’dan Tarihçe-i Hayat’ın yazılması için Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın izin almasını istemişler, Üstad’dan izin almasını söylemişler, rica etmişler; onun sözüne itimat ettiği için. Şöyle anlatıyor Seyyid Salih Hocamız; “meğer Tahiri Ağabeyler Üstad’a; ‘Tarihçe-i Hayat’ı hazırlayalım’ dediklerinde, ‘benim Tarihçe-i Hayatım basıldı’ deyip izin vermemiş. Tahiri Ağabeyler; ‘biz bir daha sorarsak kabul etmez, sen sor’ dediler. Bunun üzerinde ben; ‘Üstad’ım gençler bu güzel eserin müellifini tanımak istiyorlar’ dedim. Üstad; ‘tekrar müessire lüzum yok, benim Tarihçe-i Hayat’ım basılmıştır’ dedi. Ben; ‘Üstad’ım o Tarihçe-i Hayat on sene önce basılmış, yenisine ihtiyaç var’ dedim. O zaman, ‘şahsımdan bahsetmemek şartıyla olur’” demiş Üstad Hazretleri.
ADNAN OKTAR:Ne sevimli insan Üstad! MaşaAllah. O, benlikten, hodfuruşluktan, enaniyetten şiddetle kaçınan, o tarzda yanlış örnek olmaktan imtina eden çok müstesna, mübarek, müberra bir insandı. Çok ihtimam gösteriyordu. Öyle öne çıkan, yani kendinde manevi makamlar gören bir imajdan çok tedirgin oluyordu. Onun için orada bir nezaket göstermiş ama tabii böyle şeylerde talebelere görev düşer; ilgi, alaka, sevgi, saygı en yüksek derecede. Tabii ki Tarihçe-i Hayat’ı da olacak, sevgimiz de çok yüksek olacak tabii ki.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Üstad Hazretleri’ne yazdığı mektup var Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın. Şöyle diyor; “Sevgili Üstad’ım. Risale-i Nur’a hizmet için, hakikate hizmet için, kusurlarımı af buyurarak en münasip şey ne ise Rabb-ı Rahim ihsan buyursun. Ve Risale-i Nur’un mübelliğ-i âzamı, istihdam-ı Nuriye ve Nur’ların merkez-i hakikisi olan sevgili Üstad’ımdan emir ve fermanını el açarak bekliyorum. Hangi surette istihdam emir buyurulursa, inşaAllah lütf-ü ilahî ile muntazırım, Efendim Hazretleri. Bütün kardeşlerimiz ayrı ayrı selam ve hürmetlerini arz ederler. El-Baki Hüve’l-Baki, kusurlu talebeniz Seyyid Salih Özcan”.
ADNAN OKTAR:Ne kadar güzel! MaşaAllah. Padişaha mektup yazar gibi yazmışlar. Çok güzel hürmet, nezaket, adap, edep had safhada maşaAllah, çok güzel. Nefis bir Osmanlıcayla bir adap gösterisi, bir edep gösterisi yapmış Hocamız. Bu mektuplar çok önemli. Onları okuyalım.
ALTUĞ BERKER:Bir tane daha var.
ADNAN OKTAR:Hitap nasıl olur, insanlar görmüş olurlar. Çok güzel, evet.
ALTUĞ BERKER:Şöyle, Üstad Hazretleri’ne yazmış Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz. “Çok muhterem, çok aziz, çok mübarek, çok müşfik ve bütün yüksek sıfatların mazharı olan Üstad’ım Efendim Hazretleri. Evvelan: Çok mübarek el ve ayaklarınızdan tazimatla, kana kana öper, dua-yı âlilerinizi bütün ruhumla niyaz eylerim. Saniyen: Mahkeme beraatının bütün âlem-i İslam’da yapmış olduğu akislerin ve sevinçlerin elbette biz aciz talebelerinizi de en az o kadar sevindirmiş ve Allah’a hamd ederek, Risale-i Nur’un bir zafer-i azîmi olarak telâkki etmeleri ve istikbale ait parlak ümitler müjdelemiştir.”
ADNAN OKTAR:Mesela bu üslup da çok güzel, bayağı hoş. Osmanlıca yazan bu tarz mektuplar apayrı bir edebi güzelliğe sahiptir. Bilinmeyen bir hazinedir. Çünkü orada aşkı, sevgiyi, şefkati, muhabbeti, nezaketi nefis kelimelerle vurguluyorlar. Yani Osmanlıcanın o güzel ahengiyle, Arapçadan gelen o nefis üslubuyla vurguluyorlar. İnsanın tabii içinde bir coşku, bir letafet, ferahlık, bir hoşluk oluşuyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Bugün saat akşamüstü 17.00’de ve akşam 22.00’de yayınlarımız devam edecek. Görüşmek üzere inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...