-VTR- Hüccetü’l İslam İmam Gazali (1058–1111)
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleri’nden bahsettik Hocam. Hem hazırlattığınız filmi gösterdik hem de Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’ın vazifelerinden ilk vazifeyi biraz okuduk. İmam Gazali’nin filmini seyrettik ondan sonra, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İyi yaptınız. Evet, devam edelim.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Der Spiegel Dergisi son sayısında Hocam, ‘Boğazın yükselen gücü’ başlıklı bir haber yapmış. Türkiye’yi bölgenin yükselen gücü olarak tanımlarken, ekonomik olarak büyümesine de dikkat çekmiş. Ayrıca tüm Avrupa ve Ortadoğu’yu içine alan bir harita çizerek bölgenin merkezine kırmızıya boyadığı Türkiye’yi yerleştirmiş. Haritanın çevresine de, Osmanlı İmparatorluğu’nun 17. yüzyıldaki sınırlarını belirgin hale getirmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bir an önce bu güzelliğin oluşması lazım. Çünkü bakıyoruz Filistin’de toplanıyorlar, sadece Filistin’in kurtuluşundan bahsediliyor; Filistin devletinin kuruluşu, Filistin’in rahat etmesi. Peki, Irak ne olacak, Afganistan ne olacak, Somali ne olacak, Çad ne olacak? Onlardan bahsetmiyorlar. Öyle olmaz. Her yerde bütünü içine alan konuşmalar olması lazım. Parçayı içine alan konuşma oldu mu onda bir uğursuzluk olur, samimiyetsizlik olur; hep bütünü içine alması lazım, ısrarla aynı şeyi söylemeleri lazım. O egoistçe olur; “ben kurtulayım, gerisi beni ilgilendirmiyor” der gibi. Ne istiyorsunuz? “İşte, ambargo kalksın.” Başka? “Rahat yaşayalım.” Başka? “O kadar, teşekkür ederiz.” Bu olmaz. Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam, her yerin kurtuluşu; bunların esas alınması lazım, bunların konuşulması lazım. Irak’ta da aynı şey konuşulacak, Afganistan’da da aynı şey konuşulacak, başka yerde de aynı şey konuşulacak, her yerde aynı üslup, tek üslup olması lazım.
ALTUĞ BERKER: Bir iman hakikati olarak saniyeler içinde vücudumuzda gerçekleşen işlemlerden bir film seyredebilir miyiz Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Seyrederiz.
-VTR- Saniyeler İçinde Vücutta Gerçekleşen İşlemlerden Bazıları
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, tabii böyle video filmleri defalarca seyretmek lazım. Her seferinde bir hikmet ve derinlik bulunur. Bir kere okuyup, dinleyip geçmek yeterli etkiyi meydana getirmez. Bir de yaz rehaveti vardır, ona çok dikkat etmek lazım. Sıcak havalarda bazı insanlar gevşerler. Yani böyle İslam’ı tebliğ etmeyi durdurur. O sanki düşünür; işte yazlığa gidip sinek kovalaması gerekir sadece, elinde sineklikle. Yahut işte karpuz yiyip çekirdeğini ayırması gerekir gibi düşünür, böyle değil. Hatta Kuran’ da münafıklar diyorlar ki; ”bu sıcakta cihada çıkılır mı? Tebliğe çıkılır mı? Dini yaymaya çıkılır mı? Faaliyete çıkılır mı?” diyorlar. “Hava sıcak” diyorlar. Demek ki sıcağın böyle bir caydırıcı özelliği var ki, zayıf nefisleri olumsuz etkiliyor ki Cenab-ı Allah Kuran’da ona işaret etmiş. Hakikaten insanlar, dikkat edin yazın daha bir gevşerler. Bilakis irade kullanıp tam aksine çevirmek lazım; daha gayretli, daha şevkli, daha heyecanlı, daha atak olmak lazım. Yani biz hava durumuna göre şekil almayız, Müslüman’da böyle bir şey olmaz. Ama ruhlara etki eder. Mesela, “üstlerine bir uyuklama bürüyordu” diyor. “Allah bir yağmur gönderdi” diyor. Serinlik de insanları açar, yani daha canlandırır. Ama asıl olan iradedir tabii; akıldır, imandır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Üstad Hazretleri’nin döneminde radyoya Risale-i Nur eserlerinin ilanı verilmiş. Said Özdemir Ağabey anlatıyor Hocam, şu şekilde olmuş; “Radyo ilanı şöyle oldu” diyor Said Özdemir Ağabey; “Bir reklam pusulası yazıp radyo dairesine götürdüm. Oradakiler normal olarak kelimeleri saydılar, 30 kelime vardı. Üç gün çıkmasını istedim, vakit olarak da herkesin evine döndüğü, yemek ve istirahat saati olan akşam 19:00 ve 19:30 sıralarında olmasını istedim. Bu arada bütün kardeşlere haber verdik. Üstad da dinlemek için odasından arabaya inmişti. Saat gelince, spiker; ‘Risale-i Nur Müellifi Büyük İslam Mütefekkiri Said Nursi; Sözler, Lemalar, Mektubat, İşaret-ul Hicaz, Asa-ı Musa Çıkmıştır. İsteme adresi; posta kutusu 444, Ulus-Ankara’ diye metni okudu. Ertesi gün yine herkes radyo başında fakat saat gelip geçmesine rağmen çıkmadı. Hemen Radyo İdaresi’ne gittim. ‘Para verdiğimiz halde reklamlarımız niçin çıkmadı?’ diye sordum. Köşkten bizzat Reis-i Cumhur telefon etti, bizi bir güzel payladı, ‘paranızı alın, bir daha olmaz’ dediler.” Fakat bu tek reklamın büyük tesiri oldu. Birçok beraatlere vesile oldu. Mahkeme de, “efendim, devlet radyosunda reklamı yapılan bir eser nasıl yasak olur?” diyorlardı. Hakim, radyo dairesine sorunca; “yapıldı” diye cevap alınca beraat veriyorlardı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne kadar zor şartlar içinde faaliyet yapmış o zaman kardeşlerimiz, değil mi? Şimdiki rahatlık ayrı ama o zorluk dönemi çok önemli, asıl o zaman sevap çok olur. O zamanki sevapla şimdiki sevap çok farklı olur. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Şöyle söylemiştiniz Hocam; “İnsanları deccaliyet çok fazla karamsar yaptı, insanların neşesini aldı. Milletimiz bu neşesizliğe teslim olmasın, bu karamsarlığa teslim olmasın. Her şeye hayır gözüyle, hikmet gözüyle bakarak, Allah’a kendilerini bırakarak neşeyi elde etsinler. Çünkü üzüntü aklı kapatır. Neşesizlik aklı kapatır, dinden uzaklaştırır insanı. Basiretini, ferasetini kapatır” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tam etki değil de, fakat vesile olabilir. Çünkü normalde insanın tabii ki iradesi var, aklı var ama zemin hazırlar. Kuran buna işaret ediyor. “Niye bu hale düştünüz?” deniliyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Onlar da; “üzüntümüz bize galip geldi” diyorlar. “Mutsuzluğumuz bize galip geldi” diyorlar, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, maşaAllah. Siz Hocam, Hz. Mehdi (a.s) talebelerinin çok büyük zorluklarla ve sıkıntılarla karşı karşıya gelecekleri üzerinde sık sık duruyorsunuz. Allah’ın veli kullarının şiddetli imtihanlardan geçtiğini anlatıyorsunuz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve ashabına karşı da dönemin müşrikleri çok büyük zulümler, baskılar ve işkencelerde bulunmuşlar. Bunlardan biri de Müslümanlara 3 yıl boykot yapmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR: 3 yıl?
ALTUĞ BERKER: Evet. Özellikle Hz. Hamza (a.s) ve Hz. Ömer (a.s) gibi önemli isimlerin Müslüman olmasından sonra Kureyş müşrikleri, Müslümanları işkence ve şiddetle dinden vazgeçiremeyeceğini anlamışlar. Hiç bir şey satmama kararı almışlar. Müslümanlar da bunun üzerine bir arada yaşamaya başlamışlar, aynı yere taşınmışlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v), ashablar, sahabelerimiz. Mekkeli müşrikler de yiyecek-içecek olarak hiç bir şeye izin vermemişler, satanlar tehdit edilmiş. Hatta bazen Müslümanların kıtlıkla karşı karşıya kaldıklarında yaprak yedikleri dahi bildirilmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: PKK’nın yaptığı gibi.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, aynı.
ADNAN OKTAR: PKK da PKK’lı olmayanlara aynı yöntemi kullanıyor.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, doğru söylüyorsunuz, maşaAllah.
Hocam, Hz. Mehdi (a.s) döneminde insanların kalpleri karşılıklı sevgi ve birlik isteğiyle dolacağını, dünyanın her köşesinde sevgi ve şefkatin hakim olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle ifade etmiş; “İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (a.s))’ın bereketiyle insanların kalpleri karşılıklı sevgi ve birlikle dolacaktır.” “(Hz. Mehdi (a.s.) zamanında) sevgi ve şefkat dünyanın her yerine köşe bucak her yerine hakim olacaktır” buyurmuşlar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Sevgisizlik, şefkatsizlik alenen, açıkça görülüyor. Egoistlik, bencillik açıkça görülüyor. Bunlar düzelecek tabii ama yoğun gayretle, yoğun anlatımla. İyilerin ittifakıyla, güzel insanların ittifakıyla, çalışkanlığıyla, şevkiyle, rehavete kapılmamalarıyla, ümitvar olmalarıyla, yeise kapılmamalarıyla, korku içinde olmamalarıyla bu nimet oluşacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’ın insanların gerçek ve derin sevgiyi yaşamasına vesile olacağını, Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlar; “Kaimimiz (Hz. Mehdi (a.s)) kıyam edince insanların kalplerindeki düşmanlık ve ihtilaf sebeplerini kökten kazıyacaktır.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aslında başta bir lider olmuş olsa bunlar çok kolay oluyor. Şahs-ı manevinin gücü yoktur. Şahs-ı manevi milyonlarca beyinden oluşuyor. Ama Hz. Mehdi (a.s) bir tane beyinden oluşuyor, çelişki olmuyor. Tek merkezden süratle oluyor, inşaAllah
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. MaşaAllah Hocam. Sizin söylediğiniz konuyu Hüseyin Gülerce Hocamız da Zaman Gazetesi’nde bahsetmiş. AK Parti’nin Cumhuriyet tarihinde rastlanmamış bir seçim başarısı göstermesini, ekonomik zorluk çekmelerine rağmen halkın yeniden AK Parti’yi seçmelerinin nedenini, sadece AK Parti’nin siyasi çalışmalarına bağlamanın doğru olmayacağını ve bu şekilde düşünenlerin yanıldıklarını yazmış. Ortada particiliği çok aşan bir uyanış olduğunu, manevi değerlerin tüm dünyada yayıldığını, dünyada daha önce hiç görülmemiş ve rastlanmamış bir değişim yaşandığını, yeni bir baharın neslinin yetiştiğini ve AK Parti’nin başarısının bu yeni baharla ilgili olduğunu söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet’i çok çok kapalı anlatmış. Açıkça söylese ya Hocam, ne çekiniyor, değil mi? Bir Hz. Mehdi (a.s) diyemiyor. Bu anlatım Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor.
ALTUĞ BERKER: Bu sizin anlattığınızın birebir aynısı Hocam. Üstü kapalı anlatımı yani.
ADNAN OKTAR: Aylardan beri anlattığımızı Hocamız kapalı bir üslupla anlatmış, evet.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurunu özlemle iman edenlerin bekleyeceğini şöyle buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v); “İman eden erkekler ve iman eden kadınlar onun (Hz. Mehdi (a.s)’ın) yokluğunda özlem içinde bekleyecekler ve karışıklık içinde olacaklardır.”
ADNAN OKTAR: Şu anda da öyle.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum Hocam; BocekMucizesi.com, inşaAllah. Yeryüzündeki en kalabalık topluluk olan böceklerdeki üstün sistemler ve Allah’ın yarattığı tasarım mucizeleri var, inşaAllah. İnsanlar böceklerde var olan birçok sistemi bugünkü çeşitli teknolojilerde kullanıyor. Kardeşlerimiz böcekler ve biyomimetik bölümünde bu kullanım alanlarını okuyabilirler. Görsel olarak da çok güzel hazırlanmış bir site. Belki böcek deyip de çok ilgilenmediğimiz bu canlıların yakın çekim görüntüleri de bulunuyor. Allah’ın böcekleri bu kadar çok detayda, bu kadar müthiş renkler ve sistemlerle nasıl yarattığına şahit oluyoruz. Ayrıca Kuran’da geçen örümcek, sivrisinek ve bal arısı hakkında da kapsamlı bilgiler bulunuyor. Ayrıca böcek fosillerinin bulunduğu bir bölüm de var. Sitenin ismini tekrarlıyorum, inşaAllah; www.BocekMucizesi.com
ADNAN OKTAR: Çok şeker şeyler, çekirge mesela keçiye benziyor. Çok şeker. Adam bir zıplıyor, ta bilmem nerden bilmem nereye hopluyor. Hiç ummadık hareket. Mesela gelip insanın yakasına hopluyor, bayanlar böyle çığlık çığlığa kaçışıyorlar. Çok şeker hayvan, bir de acayip yakışıklı, jilet gibi; bayağı atletik yapısı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Hocam, “Hz. Mehdi (a.s)’ın insanları huzura götürme, huzura kavuşturma özelliği vardır” dediniz. “Cenab-ı Allah, Cebrail (a.s) ve Mikail (a.s)’ı sebep ediyor. İnsanlara huzur vermesi, meleklerin onun yanında olmasından kaynaklanıyor. İnsanlara huzur veriyor. Kalplerine ferahlık verir, Hz. Mehdi (a.s) gördüklerinde. Hadislerde bu belirtiliyor” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Sekinet, sükun, ferahlık, inşirah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleri’nin Menderes’e dua ettiğini daha önce siz söylemiştiniz. Said Özdemir Ağabey şöyle anlatıyor onu; “Ben Üstad’ın Menderes’e dua ettiğini biliyordum. Isparta’da bir sabah ders yaparken, “kardeşlerim, ben bu gece Menderes’e dua ettim” dedi. Daha sonra öğrendik ki, Menderes o gece İngiltere’de uçak kazası geçirmiş fakat kurtulmuştu.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müslümanlar da Hz. Mehdi (a.s)’a ve Hz. İsa (a.s)’a dua edecekler, başarıları için. Deccalin şerrinden korunmaları için dua edecekler. Gece gündüz Müslümanların önemli görevlerinden birisidir. Bir, Hz. Mehdi (a.s)’a dua etmek; iki, Hz. İsa (a.s)’a dua etmek. İslam’ı hakim kılmada Allah’ın vesile etmesi için, deccalin onlara yapacağı her türlü saldırıya karşı Allah’ın onları koruması için Müslümanların dua etmesi çok önemli. Ve talebelerine; Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) talebeleri için dua edecekler, inşaAllah. Her namazda dua etmeleri lazım, inşaAllah. Ve deccalin şerrinden korunmak için. Müslümanlar namazda dua ederken ellerini aşağıya çevirirler, deccalin şerrinden Allah’a sığınırlar. Dua devam ederken bu şekilde ters çevirirler, deccalin adı geçtiğinde, inşaAllah. Her namazda dua edilir, deccalin şerrine karşı. Deccale karşı mücadele eden kim? Hz. Mehdi (a.s). Hz. Mehdi (a.s)’a, Allah’ın koruması ve başarı vermesi için; deccale de, Allah’ın onu kahretmesi için, yok etmesi ve etkisiz hale getirmesi için dua edecekler, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’a ve talebelerine de aynı şekilde; başarı, sağlık ve güç vermesi için Cenab-ı Allah’ın dua edecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Suriye’de halka son derece acımasız davranan Baas rejimine Türkiye’deki bazı kişi ve kurumlar destek veriyorlarmış. Türkiye Komünist Partisi’nin sitesi Sol Haber, Baas rejimine destek veren çizgide yayınlar yapıyormuş. Ayrıca iddia edilen Ergenekon örgütü davasında tutuklu bulunan Doğu Perinçek’in genel başkanlığını yaptığı İşçi Partisi’nin teşkilatları ve bu çizgideki bazı örgütler de Baas rejimine Türkiye’den destek veren kesimler arasındaymış Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlattıklarımız ortada. Biraz düşünen olayı hemen anlar. Oranın niye karıştığını da anlarlar. Bu zulmü yapanların ne için yaptığını, kimlerin yönettiğini de anlarlar, biraz düşünürlerse.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam inşaAllah. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam, inşaAllah, ‘Darwinizmin Karanlık Büyüsü’.Siz daha önce de anlatmıştınız sohbetlerinizde, inşaAllah; Darwinizm tüm dünyayı büyüleyen bir ideoloji. İnsanlar sanki büyülenmiş gibi hiç araştırmadan bu teoriye inanıyorlar. Bu kitabınızın amacı Darwinizm büyüsünün yöntemlerini ve aynı zamanda bu büyünün etkisinin kaybolmaması için çaba harcayan Darwinistlerin tutumunu deşifre ederek insanları bu olumsuz etkiden kurtarmaktır. Aynı zamanda bu insanların akıl ve vicdan ile kendi iradelerini kullanarak düşünebilmelerine ve apaçık olan yaratılış gerçeğini görmelerine yardımcı olmaktır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Deccal büyü yapar ama bu bir belirginlik gösterir; Müslümanlara yapılan büyü hissedilir. Müslümanlarda ağırlık, bitkinlik, tembellik, güçsüzlük gibi haller olur ve ayrıca beynine de etki eder büyü Müslümanların. Onun için, deccalin büyüsüne de karşı da Müslümanlar dua edecekler; Allah’ın Müslümanları koruması için, inşaAllah. Duayla büyü dağılır, büyünün etkisi olmaz. Çünkü büyünün etkisini meydana getiren de Allah’tır. Dua edilirse Müslümanların üzerindeki büyünün etkisi tamamen kalkar. Ama yoğun olarak, samimi olarak dua etmeleri lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’ın bedeninin ve sesinin çok güçlü olacağını, aynı zamanda sözlerinin ve konuşmalarının dünya çapında çok büyük etki uyandıracağını, Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlar; “Hz. Mehdi (a.s) o kadar güçlüdür ki; yeryüzünün en büyük ağacına da el uzatsa, onu kökünden söküp atar, dağlar arasında feryat edecek olursa, sert kayalar un ufak olur.”
ADNAN OKTAR: Yani orada bahsedilen sert kaya, kalpleri taşlaşmış insanlar. Hani derler ya; “odun gibi adam, taş gibi adam,” onlara bile etki edecek demek istiyor. Sesinin her yerde duyulacağına, dünya çapında yayılacağına; radyoya da, televizyona da işaret ediyor. Yoksa yüksek sesle bağırma anlamında değil o. Etkili olması ve her yere yayılması, herkesin duyması anlamındadır, inşaAllah. Bir daha oku hadisi, daha iyi anlarsınız.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. “Hz. Mehdi (a.s) o kadar güçlüdür ki; yeryüzünün en büyük ağacına da el uzatsa onu kökünden söküp atar, dağlar arasında feryat edecek olursa, sert kayalar un ufak olur.”
ADNAN OKTAR: Yeryüzündeki ağaç nedir? Kütük, deccaliyettir; kof kütük. Deccaliyeti kökünden söküp atıyor işte; Darwinizmi, materyalizmi yıkıp atıyor. Yoksa gerçekten 400 yıllık, 500 yıllık dev bir ağacı alıp sökme anlamında değil. Deccaliyetin kol bacak sarmış, 150 yıllık gelişmiş ağaç dalları gibi, ağacın kökleri gibi sardığı sistemi ortadan kaldırıyor, yıkıyor. Yaptığı budur, yoksa müteşabih olduğunu herkes anlar, inşaAllah.
İnsanlar duanın önemini pek kavrayamıyor olabilirler. Dua çok hayati bir konudur. Yani dua edince insanlar hemen olmasını beklerler. Dua zaten kabul edilir, ibadet olarak kabul edilir. Meydana getirilmesini Allah bir hikmetle bazen erteler, bazen de hayırlı olanı meydana getirir. Onun için insanlar duanın kabul olup olmadığını bazen anlayamazlar. Dua mutlaka ibadet olarak kabul olur, bir kere bunu bilecekler, her dua kabul olur. Ama hayırlıysa Allah onu fiilen meydana getirir, eğer hayır yoksa onu başka türlü, hayırlı olan şekilde tecelli ettirir. Mesela diyor ki; yurtdışına çıkmak istiyorum. Hayırlı değilse Allah onu çıkarmaz, çünkü yurtdışında helak olacaktır. Allah onu durdurur, hayır vardır onda ama duası kabul olur. Yani ibadet olarak kabul olur, çünkü Allah’tan istiyor.
ALTUĞ BERKER: Arılarla ilgili bilgi vermek istiyorum. Çok fazla özellikle yaratmış Cenab-ı Allah arıları. Onların mucizevi yönlerinden birini kısaca anlatmak istiyorum. İşçi arıların vücutları yapacakları işe göre değişiyor. Örneğin işçi arıların ilk üç günleri kovan temizleyicisi olarak geçer. Üçüncü günden sonraki bir hafta boyunca kafalarında bir çift dadı bezi gelişir. İşçiler, genç arılar için gerekli olan bir besin salgılamaya başlar ve aniden onların bakımı işine yönelirler. Onuncu günden itibaren de işçilerin karın bölgelerindeki mum üreten bezler gelişir, bununla birlikte işçi arılar beslenme görevini bırakarak, petek yapımı ve onarımına başlarlar. Artık birer inşaat işçisidirler. Doğumlarının yirminci gününde ise işçi arılar yine görev değiştirirler. Mum bezleri fonksiyonlarını yitirir ve iğne bezleri gelişir; zehir üretmeye başlarlar. İşçi arıların yeni görevleri kovan girişinde gardiyanlık yapmak olur.
ADNAN OKTAR: Arıların hayatı tek başına nefes kesicidir. Harika üstü harika, harika üstü harika, harika üstü harikadır. Aklı başında bir insanın iman etmesi için yüzlerce, binlerce kez yeterlidir, sırf arı. Mesela anlattı geçti kardeşimiz, her bir safhası şok olaydır, her bir safhası şoktur, hayret edilecek olaylardır. Ama sakince insanlar dinlerler, geçerler ama dikkatlice incelendiğinde nefes kesici bir ihtişamla karşılaşırız, Allah’ın muhteşem aklını görürüz. Sonsuz aklından tecelli görürüz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Atomdan da çok az bahsetmek istiyorum Hocam, inşaAllah. Çok muazzam özellikleri var, daha evvel anlatmıştınız siz. ‘Atom Mucizesi’ kitabınızdan bu bilgiler, inşaAllah; Atomu oluşturan en küçük parçalar iki türdür; kuark ve elektron. Evrendeki tüm madde, tüm kokular, tüm tatlar, tüm renkler, sertlik, yumuşaklık, her şey bu üç küçük parçaya bağlı zahiren. Elektron, protonun 2 binde biri büyüklüğünde; elektron hem kendi ekseni etrafında hem de çekirdek etrafında saniyede 2 bin ile 100 bin kilometre arasında değişen bir hızla dönüyor. Bakın, atomun içinde 2 bin kilometre hızla ve 7 ayrı yörüngede dolaşıyor elektronlar. Bu hızda hiçbiri birbirine çarpmıyor, Kainattaki hiçbir atomda.
ADNAN OKTAR: Mesela sırf şu bile aklı başında bir insanın iman etmesi için yeterlidir. Mühendislik harikasıyla açıklanacak gibi değil, nefes kesecek bir şey ve bu her atomda var, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. 15 milyar yıldır, ilk yaratıldıklarından beri, elektronlardan bir tanesi bile bir diğeriyle çarpışmamış durumda ve çarpışamaz Hocam. Yansa bile, darbe alsa bile elektrona hiçbir şekilde zarar veremiyor, aynı şekilde elektron dönmeye devam ediyor, inşaAllah. Ağacı yaktığımızda bile atomlar yanmıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tabii balyozla vuruyorlar, elektron hiç muhatap dahi olmuyor; yani kaşıntı bile hissetmiyor adam, gayet sakin devam ediyor, inşaAllah. Normalde darmakeşan olması lazım. Nihal Akçay’ın bir mektubu var, kardeşimizin, bir oku bakayım.
ALTUĞ BERKER: “Hocam, Allah hayırlı günler versin, inşaAllah; benim dikkatimi çeken bir konuyu size sormak istiyorum. Hocam, alimler genellikle Şiilerle, Sünnilerin ittifakından ya da sadece belli grupların birbirleriyle ittifak etmesinden bahsediyorlar. Neden tüm insanların ittifakından, tüm Müslümanların ittifakından hiç bahsedilmiyor? Asıl olarak bunu istemeleri gerekmez mi Hocam? Siz ne düşünüyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Mesela bazı Şii alimleri görüyoruz, sadece Şia’nın ittifakından, Şii hakimiyetinden bahsediyor; sadece ondan bahsediyor. Sünni alimler, Sünni alimler birliği toplantısı yapıyorlar, sadece Sünni alimlerden bahsediyorlar, Sünni ittifakından. Bektaşi, Şii, Caferi, Alevi, Sünni; hepsi Müslüman, hepsi kardeşimiz; belli yani Müslüman olduğu hepsinin. “La ilahe illAllah Muhammeden Resullullah” diyorlar. O zaman ittifak, hepsi için olması gerekir. Orada, belirli bir grup için söylüyor. Hatta sırf, Nakşi ittifakından bahsediyor. Farz edelim sadece Kadiri veya sadece kendi cemaati. Bunlar olmaz, hepsinin derli toplu bir ümmet olarak, bir topluluk olarak İttihad-ı İslam’ı oluşturmaları gerekir. Bu da Türk-İslam Birliği’yle oluşur, inşaAllah. Her devlet ayrıdır, sistem laiktir, demokratiktir; gayet güzel, kardeşçe, dostça, bir beraberlik içerisinde mutlu yaşıyorlar, inşaAllah. Nasıl NATO’da oluyorsa, nasıl Birleşmiş Milletler’de bu mümkün oluyorsa, Avrupa Birliği’nde mümkün oluyorsa, aynı şekilde olur.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Hocam, 2009 yılında bir röportajınızda; “Her hasta bizim sorumluluğumuzdadır, millet olarak. Hasta olmak suç değildir. Şereftir, onurdur ve yükümlülüğü bizim üzerimizdedir. Hasta olduğunda o kardeşimiz, artık bize emanettir, milletçe bize emanettir. Biz ona iyi bakacağız; yemesinden, içmesinden, konforundan, neşesinden, mutluluğundan, tedavisinden, her şeyinden biz sorumluyuz” demiştiniz. Sizin sık sık yaptığınız bu tarz açıklamaların ardından Türkiye’de sağlık alanında çok fazla reform yapıldı. Son olarak da, ‘evde hasta tedavisi’ dönemi başlatılmış. Hastaneye gidemeyecek durumda olan hastalara, ihtiyaç duydukları sağlık hizmeti artık evde, aile ortamında sağlanıyormuş. 60.000 hasta evde sağlık hizmetinden faydalanıyormuş, inşaAllah. Ayrıca eve gerektiğinde tıbbi cihaz da getirilebiliyormuş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, bu daha da gelişecek, inşaAllah. Hastaneye para verme devri kapanacak. Doktora para verme devri kapanacak, eczaneye de gidip para ödeme devri kapanacak. Bu çok çok acayip bir şeydir. Yani adam hasta olacak, bir de, “senden para istiyorum” denilecek, olur mu? Yani bütün Müslümanların birbirine karşı bir görevidir o, hiçbir şekilde hastadan para alınmaz. Bu bir aşaması; Allah razı olsun, güzel bir gelişme. Ama sonuçta Mehdiyet döneminde bu dediğim tarz oluşacaktır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İncil’de Allah’ın birliği ilgili bölümlerden bazılarını okuyorum. “Allah birdir.”
ADNAN OKTAR: İncil’de değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet, Pavlus’tan Galatyalılara Mektup, 3:20; “Rab birdir.” Pavlus’tan Korintililere 1. Mektup, 12:5-6; “Tek bir Allah vardır.”
ADNAN OKTAR: Üç değil demek ki, birmiş Allah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup 2:5; “İsa, ona şöyle karşılık verdi; ‘Allah’ın, Rab’be tapacak, yalnız ona kulluk edeceksin” diye yazılmış; Matta, 4:10.
ADNAN OKTAR: Evet, “Ben Allah’ım” demiyor, “Allah birdir” diyor. “Üç Allah da yok” diyor, “Bir Allah var” diyor.
ALTUĞ BERKER: “Kurtarıcımız tek Allah’a yücelik olsun.”( Yahuda’nın Mektubu, 1:24) Bu şekilde çok fazla Allah’ın birliğine dair izah var İncil’de, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Yağmur Atsız’ın bir yazı vardı Hocam. O da sizin söylediğiniz konuda aynen o şekilde söylemiş. Suriye ile Türkiye arasında, geçmişte kan dökülerek suni bir sınır çekildiğini ve köyleri, hatta evleri tam ortasından ayıran bu sınırın son derece anlamsız bir sınır olduğunu yazmış. Bölge ülkeleriyle Türkiye’nin geçmişte sadece ekonomik olarak değil, kültürel ve politik olarak da bir bütün olduğunu; eğer bu birliktelik devam etseydi, bölgedeki bu karışıklıkların hiçbir şekilde olmayacağını söylemiş. Bugün ise elbette Türkiye’nin sınırlarını değiştirmek ve bir bölgeye ilham etmek gibi bir niyetinin ve isteğinin olmadığını ancak, bununla birlikte ülkelerin, Suriye’nin, Türkiye’ye iltihak etmek isteyebileceğini belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: İltihak etmek isteyebileceğini; ister tabii. Bir mahsuru yok, gayet güzel bir şey. Son derece yerinde olur, herkesin lehine olur, herkesin hayrına olur. Türkiye’nin doğal devamı zaten Suriye. Aşkla, muhabbetle bağrımıza basarız, Suriye’nin zenginliği birse on olur, onsa yüz olur. Anarşi olmaz, terör olmaz, acı çekmezler, son derece güzel olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bu konuda, Üstad Hazretleri’nin bir sözü vardı, Risale Haber’de o konuya değinilmiş. “Türkiye-Suriye’yi Birleştirecektim” başlığı atmışlar, Üstad’ın ağzından. Abdülkadir Badıllı Ağabeyimiz bir anısını anlatmış, şu şekilde; “Bir gün izin alıp ayrılmak için huzura girdim. Gayet samimi bir alaka ile, "Sen her sabah yanımdasın. Bizim için ayrılık yoktur. Seni aynen Zübeyir gibi kabul etmişim" dedi. Biraz sonra tayinat parasından bir miktar bana vermek için irade buyurdu. "Efendim!" dedim, "benim param var." "Yok" dedi. "İnsan babasından para almaz mı?" Bin teşekkürü niyet ederek aldım, öptüm başıma koydum. Ve bu defa, "Urfa taşıyla toprağıyla mübarektir. Urfa'ya gelmeyi çok düşünüyorum" dedi. "İlk fırsatta geleceğim, inşaAllah" buyurdu Üstad Hazretleri. Ben de, "Efendim! Zaten sizi götürmek için gelmiştim" dedim. "Evet" dedi. "Urfa’ya gelmeyi düşünüyorum. Fakat şimdi gelsem Suriye ile Türkiye'yi birleştirmek mecburiyetinde kalacağım, bu da şimdi olmaz" demiş Üstad.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Demek ki Suriye’yle Türkiye birleşecek, yani bu görülüyor. Suriye demek ki Türkiye’ye güzel bir yaklaşımla yaklaşacak inşaAllah ve netice de çok güzel olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam; “insanlarda kusur aramamak lazım; hayır, güzellik yönü aramak lazım. Kusur aradı mı insan çok bunalır, sıkılır, sıkıntı basar. Her şeye güzel yönüyle bakmak lazım; en negatif insana bile güzel yön bulup, onu güzele çekmek lazım. En negatif insana bile iyi davranıldığında İslam’a, Kuran’a faydalı insan haline geliyorlar. Dışlamak çok tehlikeli, çok anormal bir harekettir; daima iyi yönüyle yaklaşıp, iyisin telkiniyle iyiye doğru götürmek lazım. Hem İslam’a insan kazanılır hem de insanlara zararlı olmaktan kurtulur o insan” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Bayağı güzel konuşmuşum. Konuşturan Allah. Ne zaman konuştum? Daha dünya yaratılmadan. Sen ne zaman konuştun? Daha dünya yaratılmadan. Kaderimizde var. Allah konuşturur, kul vesile olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Tevrat’ta, ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı kötülüğü örgütleyenlerin açığa çıkması ve güçlerini yitirmesi anlatılıyor; daha evvel anlatmıştınız Hocam. Mezmurlar, 37’de; “Kötülük edenlere kızıp üzülme, suç işleyenlere özenme!” diyor. “Çünkü onlar ot gibi hemen solacak, yeşil bitki gibi kuruyup gidecek. Her şeyi Rab’be bırak, O’na güven, O gerekeni yapar. O senin doğruluğunu ışık gibi, hakkını öğle güneşi gibi aydınlığa çıkarır” diyor. “Rab’bin önünde sakin dur, sabırla bekle; kızıp üzülme işi yolunda olanlara, kötü amaçlarına kavuşanlara. Kızmaktan kaçın, bırak öfkeyi, üzülme, yalnız kötülüğe sürükler bu seni... Çünkü kötülerin kökü kazınacak, ama Rab’be umut bağlayanlar ülkeyi miras alacak. Yakında kötünün sonu gelecek, yerini arasan da bulunmayacak” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Cübbeli ne diyor? “Haza kafir olursunuz, sakın ha okumayın Tevrat’ı, İncil’i.” Bak, ne güzel Allah’ın hükmü, ne güzel Allah’ın sözü. Niye okunmasın? Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında, okunmuyor muydu? Okunuyordu, Peygamberimiz (s.a.v)’in bizzat teşviki var. Hak olan kısımlar geçerlidir. Faydalıdır, nurdur, kalbe ferahlık verir, basirettir, ferasettir, güzelliktir; dolayısıyla ara ara Kuran’la mutabık olan, doğru olan Tevrat ve İncil hükümlerini okuyalım, inşaAllah.
Şeyh Nazım Hazretleri’nin, Darwin’le ilgili konuşması. O dünya güzelini dinleyelim.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri, Evrim Teorisi’nin Yanlışlığını Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Acayip şeker, dünya tatlısı, maşaAllah şeyhimiz. Darwinizmin bittiğinin imzasıdır bu, Allah’ın izni ile, maşaAllah. Şeyhimiz çok candan ve dünya tatlısı. “Kuran’a uyun” diyor, “Kuran’daki gerçeklere uyu.” “Porselenden yapıldınız” diyor, porselen bir heykel, Allah öyle söylüyor Kuran’da. Pişmiş balçık, porselendir; porselenden bir heykelden. Ona, Allah’ın ruh üfürmesiyle, “insan bir anda oldu” diyor Allah. Darwinizmin geçersizliğini de bilimsel olarak anlattık, artık kargalar bile gülüyor Darwinizme. Anlatabiliyorlar mı? Bekliyoruz, haydi anlatsınlar. Her seferinde mahcup oluyorlar, küçük düşüyorlar; her seferinde. Anlarında pestillerini çıkarıyorum. İyi yine, demek ki biraz onurlular ki utanıyorlar artık. Çünkü alenen yalan yani, alenen yalan. Onu söyleyemiyorlar. Artık utanç duymaya başladılar; ne dünyada söyleyebiliyorlar, ne de Türkiye’de söyleyebiliyorlar; işte bu kadar. Şeyhim de mührünü, imzasını attı yani, maşaAllah. Dünya tatlısı, maşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın da, o mübareğin de komünizmle ilgili videosu olması gerekiyor. Onu da bir dinleyelim
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri diyor ki; “Sayın Adnan Oktar Bu YüzyılınHizmetini Yapmıştır.” (10 Haziran 2011)
ADNAN OKTAR:Şeyhimizin himmetiyle, vesilesiyle çıkan bir dergi var; Buhara Dergisi. Çok nefis, güzel bir dergi, maşaAllah; tavsiye ederim, inşaAllah. İçi de bayağı güzel; kağıdı çok kaliteli, bayağı güzel. Yazılar çok hoş, resimler güzel, konuları güzel. Kardeşlerimiz edinirlerse istifade ederler, iyi olur, inşaAllah. Başka ne var dediniz?
-VTR- Kıymetli Ehl-i Sünnet Alimi Ömer Nasuhi Bilmen’in Hayatı
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet, şu mektubu oku.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “Hocam, Allah (c.c) sizden razı olsun. Ben bir Müslüman olarak, hem de Hıristiyan ülkesinde yaşayan bir Müslüman, bütün Müslüman ülkelerine hayret ediyorum; ne zamana kadar uyuyacaklar, ne zamana kadar birbirlerine sırtlarını çevirecekler? Allah aşkına sesinizi daha yüksek duyurun bütün Müslüman ülkelerine, belki uyanırlar düştükleri gafletten. Allah yar ve yardımcınız olsun.” Gürcistan’dan yazmış kardeşimiz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Gürcü kardeşlerimiz yaman, maşaAllah. Gürcistan’la da biliyorsunuz pasaportlar kalktı.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:“Türkçe bayramı başladı,” Zaman Gazetesi’nde haber. Fethullah Hoca Efendi’nin sevenlerinin her yıl düzenlediği, ‘Türkçe Bayramı’ adı verilen Türkçe Olimpiyatları, dün akşam Dolmabahçe Sarayı’nda muhteşem bir açılış töreniyle başlamış. Bu yarışmaya 130 ülkeden 1000 tane genç finalist katılıyormuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sırf şu hizmet bile yeter. Türkiye’yi sevdirmeleri, Türkçeyi sevdirmeleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın dilini onlara öğretmeleri bile çok büyük bir olay. Hz. Mehdi (a.s)’ın rahatça iletişim kuracağı aydın bir gençlik dünya çapında hazırlanmış oluyor; ne büyük kolaylık. Somali’de, Uganda’da, Çad’ta, Azerbaycan’da, her yerde hazır gençlik; ne güzel. Onun için, hayra engel olmak doğru değil, hayra dua etmek lazım. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER:Çok doğru Hocam, Allah razı olsun, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah. Ne yapıyoruz?
SUNUCU:Kapatıyoruz Hocam, uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, haydi bakalım.
SUNUCU:Saat 17:00’da ve akşam 22:00’da, ‘Ahir Zaman ve Yaratılış Sohbetleri’ ile devam edeceğiz, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...Radyo programları
Devamı ...