ALTUĞ BERKER:İyi günler sayın izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Bugün Gökalp Hocam bizlerle birlikte ve konuğumuz var, Sofia Hanım. Welcome. Hocam buyurun, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne ile başlıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Siz Türk İslam Birliği’ni, Türkiye’nin de lider ülke olacağını yıllardır zikrediyorsunuz, Allah’ın izniyle. Herkesin hayal olarak gördüğü bu konu, teker teker gelişmelerle hızlı bir şekilde söylediğiniz gibi ilerliyor, maşaAllah. “Vizeler kalkacak” dediniz, vizeler kalktı, vize kalkan ülke sayısı 60 ülkeyi geçti. “Pasaportlar kalkacak” dediniz, o da başladı, örneğin Gürcistan ile inşaAllah. Bu durum Türkiye’nin dışından şu an dillendirilmeye başlandı, Türkiye’nin bölgeye hakim olacağını, lider olacağına dair. İnternational Herald Tribune Gazetesi’nden Stephan Kinzer makalesinde; “Türkiye’nin şaşılacak bir yükseliş içinde olduğu, geçmişte Türkiye’nin dünyada hemen hemen hiçbir rol oynamadığı, ancak günümüzde Ortadoğu, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Balkanlar ve ötesinde büyük bir güç olduğunu” belirtmiş. “Türkiye’nin Araplar için, sadece güvenli bir barınak değil, aynı zamanda da model olduğu” ifade edilmiş. “Türkiye’nin Suriye, Ürdün, Tunus, Mısır gibi milyonlarca insanın hayalinde temsil ettiği bir ülke olduğu ve model ülke olduğu” söylenmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bunlar köşe yazılarında yazıyor, bir vakit gelecek, 10 yıl sonra millet bunu hayretle izleyecek. Yani bundan doğal ne vardı, Müslüman tabii birleşir. Şimdi amcası, dayısı, halası, oğlu, babası ayrı ayrı oturuyorlar. Diyorlar ki; “Bir gün aile bir araya geldi, adam “aaa bundan daha doğal ne olabilir” diyor, şimdi aynı bu olay gibi. Millet şimdi şaşırıyor. Şaşıracak bir şey yok ki bunda, gayet normal.
“Canımdan öte sevdiğim. Allah için canımı her şeyimi uğrunda verebileceğim, dünyalar güzeli ve daha dillendirip yazıya dökemediğim, nasıl ifade edeceğimi bilemediğim sıfatların sahibi canım Hocam, Selam” diyor, maşaAllah. Bu ne kadar güzel bir sevgi. Allah, sayılarını arttırsın, ne güzel. “Çok çok sevdiğimiz canımız Peygamberimiz Hz. İsa (a.s)’ın birkaç çizim resimlerine tevafuken rastladım ve çizimler çok hoşuma gitti, görünce heyecanlandım, şevkim arttı, kalp atışlarım hızlandı, bu yüzden sizinle paylaşmak istedim” diyor. Hz. İsa (a.s), o resimlerden, kat kat kat kat güzel, kıyası kabil değil. Olağanüstü güzeldir. Ama işte öyle temsilen çiziyorlar ama kıyaslanmayacak şekilde güzeldir Hz. İsa (a.s).
“Canımın canı, gönlümün sultanı, Resulullah (s.a.v.)’in torunu Muhammed Adnan Hocam. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatına bakınca şunu gördüm: Günümüzde Nur talebesiyim deyip de, Üstad’ın en büyük farz vazife olarak gösterdiği ve hayatını adadığı İttihad-ı İslam’ı ağzına dahi almayanlar Nur talebesi değildir” diyor. Doğru, helal olsun. “Bu devirde de tıpkı Üstad gibi, iftiralara, haksız davalara maruz kalan, delilikle suçlanan, hapse atılan, hayatına defalarca kastedilen, küfre karşı ilimle-fenle ve imanın nuruyla verdiği eserlerle karşı koyan bir azim ve asaletin, imanın ve nurun en güzel temsilcilerinden olan Adnan Hocamız’dır. Allah sizi böyle yaratmış, maşaAllah, elhamdülillah. Aksini iddia edemezler, çünkü hepsi resmi kayıt ve belgelerle sabittir, inşaAllah. Sizin temsil ettiğiniz maneviyatı canımdan çok seviyor ve aleyhinize olabilecek herkesi ve her şeyi göze almış olarak, vereceğiniz her türlü görevi heyecanla bekliyorum, inşaAllah. Selam ve dua ile” diyor, Gülcan Hanım. MaşaAllah.
“Selamun Aleykum. Ben 16 yaşındayım. Okuyorum ve çalışıyorum. Türk İslam Birliği’ni öğrenmek istiyorum” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Nedir milletin birbirinden alıp veremediği ben anlayamıyorum. Mesela İsrail, bırakın adamları, bölgede istediği gibi yaşasın. Ürdün’e de gitsinler, Suriye’ye de yerleşsinler, o sınırı da oradan kaldırın, Filistin-İsrail orada değil mi? Bir ferahlık, rahatlık orada olsun. Ama onların Şiloh-Kral Mesih’e karşı içlerinde bir güven ve sevgi tam oluşmadan, Allah onlara nasip etmiyor ve etmez de. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı sevgilerinin tam olması lazım, güvenmeleri lazım, Allah için. Bu resmi mi göndermiş?
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Yok yok, Hz. İsa (a.s), o resimdekinden çok çok çok daha güzel. Göster resmi ama o değil yani çok çok daha güzel. Yani o resimdekiyle kıyaslanmayacak kadar güzeldir Hz. İsa (a.s). Ama atletik yapı açısından benziyor. Saçları daha açık, yani bazı yerleri saçlarının altın sarısıdır. Mesela çillidir, burnu çillidir, elleri de çilli, ayakları da çillidir. Dünyada annesi, babası, hiçbir şeyi yok, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Fethullah Gülen Hoca Efendi ile yapılan röportaj yayınlanmış, Almanya’da Türkçe-Almanca bir yayın olan Deutsch-Türkische Nachrichten isimli. Bu röportajda; İslam’ın barış dini oluşu, İslam ile modern toplumun bağdaşabilirliği, din ile devlet arasındaki ilişki ve daha birçok konu üzerinde konuşan Fethullah Gülen Hoca Efendi, Ehl-i Kitap ile dostluk konusundaki bir soruya şöyle cevap vermiş: “İslam kucağını herkese açmış bir din olarak, 14 asırlık tarihinde, hemen her dinden insan, onun ikliminde rahatça yaşamış ve dinini özgürce tatbik etme imkanı olmuştur. Bir zaman İslam coğrafyasının hususu ile Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde oturan insanların büyük çoğunluğunun, İslam dışı dinlere mensup bulunduklarını, 1907 yılında Osmanlı coğrafyasında yapılan nüfus sayımına göre o tarihte bu devlete baş şehri olan İstanbul’un nüfusunun yüzde 47’sinin gayri Müslimler olduğu gerçeği nazara alındığında, sözünü ettiğim husus daha iyi anlaşılacaktır. İslam’ın 14 asırlık tarihinde nasıl her din mensubu, hatta Müslüman alimlerin çoğul olarak zenâdika, dehriyyûn, veseniyyûn gibi isimlerle andığı, hiçbir dine inanmayanlar bile, İslam coğrafyasında rahatlıkla oturabilmişlerse, şahsen diyalog da herhangi bir din mensubunu diğerine tercih etmek, aklımıza gelmez. Hz. Ali (r.a) Efendimiz, ‘insanlar içinde Müslümanlar dinde kardeşimiz, diğerleri insan olarak kardeşlerimizdir’ sözüyle herkesi en azından insan olmada kardeş ilan etmektedir.”
ADNAN OKTAR:Hayret, ben bunun Hz. Ali (r.a) sözü olduğunu bilmiyordum, şimdi duydum. Ben bunu kendim de söylüyorum, biliyorsunuz değil mi? Hep söylerim ben.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, her zaman.
ADNAN OKTAR:Bakın, Hz. Ali (r.a)’ın sözüymüş o, hiç bilmiyordum, ilk defa duydum, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“İnsan kardeşi ilan etmektedir dinimiz ve herkesi Allah’ın yarattığı kullar olarak, insan kardeşimizdir” demiş Fethullah Gülen Hoca Efendi.
ADNAN OKTAR:Başka neler var?
ALTUĞ BERKER:Hocam, 2009 yılında Roma’da Papalığın düzenlediği evrim konferansına katılan bir evrimci Massachuset Üniversitesi’nden biyolog Profesör Lynn Margulis, aynı zamanda ünlü ateist Carl Sagan’ın eski eşi; “yaratılışçıların evrim konusundaki eleştirileri haklı” demiş.
ADNAN OKTAR:Sözümün doğru olduğunu sonunda kabul etmiş. Çok ünlü evrimcilerden bir tanesi. Papa, apar topar mekanına çağırmıştı, evrimi savunacak diye, bakın kadın haklı olduğumu kabul etmiş. Dürüstmüş demek ki, delikanlı kızmış, maşaAllah, aferin, güzel. Daha da devam edecek, inşaAllah.
Dışişleri Bakanımızdan hiç bahsetmiyorsun. İki sevdiğim Bakan var. Biri; Adalet Bakanı Sadullah Ergin, biri de; Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu. Bunlar helal süt emmiş. Hepsini seviyoruz saygı duyuyoruz ama bunların yeri bir başka. Cumhuriyet tarihinde, böyle Bakanlar gelmedi, ben söyleyeyim, yok böyle Bakanlar, maşaAllah. Öbürü adaletin tesisinde, yargının düzenlenmesinde çok güzel vazifeler yapıyor, Allah gücünü kuvvetini arttırsın, Allah yolunu açsın. Şimdi gerçi Bakan değil ama inşaAllah Bakan olmasını umuyoruz. Biri de Dışişleri Bakanı. Yani bu şahıslar, görülmemiş derecede güzel hizmetler yaptılar. Allah gani gani razı olsun onlardan, maşaAllah. Adaletin tesisi çok önemli, adaletin yargının düzgün olması çok önemli. Daha hala düzenlenmeyen yerler var, daha hala eksiklikler var ama bayağı var. Bunun düzelmesi için, çok kararlı, azimli bir çalışma gerekiyor. Allah güç kuvvet versin. Sonuçta çok iyi olacağını düşünüyorum. Yani Türkiye’de yargı tam oturur da, düzenlenirse, yani eksiği kusuru giderilirse, sistemdeki teknik aksaklıkların düzenlenmesini kastediyorum, bunlar düzenlenirse, alabildiğine güzel olacak, inşaAllah. Dışişleri Bakanımız da delikanlıca Türk İslam Birliği’ni savunuyor, İttihad-ı İslam’ın kapısını açacak bir çalışma bu, gidişat güzel, inşaAllah. Milletimiz de asil maşaAllah, çok soylu. Yaz rehavetine kapılmayacağız, inşaAllah, ona çok dikkat edeceğiz. Sıcakta kediler gevşerler, insanlar da öyledir. Sıcağı gördüğünde, gevşerler. Sakın, Allah esirgesin. Allah, aniden toparlanacak bir şey meydana getirebilir, bunu beklememek lazım, atak, çok canlı ve şevkli olmak lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Dua çok önemlidir. Müslümanlara dua etmek çok önemli. Kalplere ferahlık, inşirah verir. Allah, Kuran’da duaya çok dikkat çekmiş. İnsanlar dua ederek, bir şeyi elde edemediklerini sandıkları için, duaya o kadar bağlanmıyorlar. Halbuki dua, mutlaka kabul olunur. Cenab-ı Allah, ibadet olarak onu mutlaka kabul eder” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dua, şirke karşı bir kalkandır. Mesela bir iş yapacak adam, o işin, o sistem içerisinde gideceğine inanıyor. Mesela farz edelim, bir davası var veya bir çalışması var, bir ticareti var veyahut okulla ilgili bir çalışması var, kendi yapacağını zannediyor. Allah esirgesin, bu sefer aksilikler peş peşe geliyor, çok mutsuz oluyorlar. Anlayamıyor. İmtihana gidecekken, imtihanı kaçırıyor, yanlış soruya cevap veriyor veya çeki ödeyeceğim derken, başka yere götürüp, ödüyor, Allah ayağına dolandırır, Allah esirgesin. Mutlaka Allah’a dua ederek işe başlamak lazım. Mesela “Ya Rabbi bunu bana hayırlı kıl, bu konuda benim yolumu aç, bana yardım et” demesi lazım. Yani “Sen yapacaksın Ya Rabbi” demesi lazım. Aksi, şirk olur. Ben yapıyorum dersen bu, Allah’ın zoruna gider. O zaman aksi gibi görünen şeyde, onlarda da hayır vardır. Mesela geç kaldı, otobüsü kaçırdı, mutlaka hayır vardır, iyi olmuştur, doğru olmuştur. Ama bunu unutur da yaparsa, o zaman ne düşünüyor, aksilik olduğunu zannediyor ve üzülüyor, üzülünce de şirk olmuş oluyor. Ama öbür türlü olursa, hem ibadet olur, hem hayır yönünü görür. İşi de hakikaten rast gitmiş oluyor o zaman. Mesela otobüsü kaçırması, onun işinin rast gittiğini gösterir, doğru oluyor demektir. Ya Allah onu bir kazadan korumuştur, ya bir yanlıştan, ya bir eksiklikten korumuştur, isabet olmuştur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Hz. Mehdi (a.s)’ın, hiç kimsede olmayan bir ilme sahip olacağını” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Hz. Mehdi (a.s)’ın ilim ve hilmi herkesten daha çoktur” buyurmuş. “O, öyle bir denizdir ki, o mana denizinde insanlar, ilmen ve ahlaken sonsuz gelişir. Kendisine sığınanlar için, amandır” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Tabii Hz. Mehdi (a.s) da aciz bir insan, Allah’ın yarattığı bir kul. Ama Allah, onda tecelli ediyor. Allah, ona öyle bir güç, kudret, imkan vermiş oluyor. Güzel hitap etmesini Allah yaratır. Güzel konuşmasını Allah yaratır. İsabetli çalışmalarını Allah yaratır. Yani onun kendinden yaptığı bir şey olmaz. Hz. Mehdi (a.s)’ı şirk koşmaktan kaçınmak lazım. Hz. İsa (a.s)’ı şirk koşmaktan kaçınmak lazım. Hz. İsa (a.s)’a o gücü verecek olan, Allah’tır. Mesela Hz. İsa (a.s)’ın göstereceği mucizeyi, Allah yaratıyor. Hz. İsa (a.s) mucize gösterdi dersen, olmaz. Mucizeyi Allah gösteriyor, Hz. İsa (a.s)’ı vesile ediyor, Allah.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’ın tüm dünyanın hidayetine vesile olacağını şöyle buyurmuş: “Allah perestlik nefsperestliğe çevrildikten sonra Hz. Mehdi gelecek ve nefsperestliği Allah perestliğe çevirecek, Kuran görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra Hz. Mehdi (a.s) gelip gösteriş ve düşünceleri Kuran'a uyduracak” buyurmuş.
ADNAN OKTAR:Kuran’a. Hurafeye değil, değil mi? Demek ki, hurafeyi yıkacak, uydurmaları yıkacak, bağnazlığı yıkacak, tutuculuğu yıkacak, sevgiyi, barışı, kardeşliği, adaleti tesis edecek, inşaAllah, Allah vesile edecek.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet Gazetesi’nden Bekir Coşkun’un yazısı vardı, neden sürekli sağ partilerin kazandığını yazısında, şöyle açıklamış: “Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de dinin, en önem verilen konu olduğunun ortaya çıktığını” söyleyerek, “zaten eğer böyle olmasaydı, bu kadar yoksul bir toplumda, hep maneviyatçı sağ partilerin kazanması mümkün olmazdı” demiş. “Sürekli sağ partilerin kazanmasının ekonomik sebeplerle açıklanamayacağını, yoksul insanların istikrarlı olarak, hep dini değerlere önem veren ve bu değerleri dilinden düşürmeyen insanlara oy verdiğini” belirtmiş. Ayrıca Fethullah Gülen Hocamız’ın “cemaatinin, bizim insanlar üzerinde bu derece etkili olmasının da başka türlü açıklanamayacağını” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyor tabii ki. Hayat kısa. 20 yaşındaki bir insan, iki on senede 40 yaşına gelir. İki on sene sonra da 60 yaşına gelir. Ve beynimizin içindeki görüntüyü seyrediyoruz, beynimizin içindeki sesi duyuyoruz. Görüntü bize dalga olarak geliyor. O dalgayı beynimiz, görüntü olarak görüyor. Ses de dalga olarak geliyor, beynimiz onu ses olarak algılıyor. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Ve inceledikçe, baktıkça nefes kesici bir detay olduğunu görüyoruz. Atomlarda, elektronların yapısında, hücrenin yapısında, kromozomlarda, dantelden çok çok daha girift, ince ince çok detaylı hesaplanmış, mühendislik harikası olan bir yapı görürüz. Her yerde bu hakim. Altın oran hakim, matematik düzgünlük hakim ve her şeyin bir hesap üzerine olduğunu görüyoruz. Hayatın kısa olduğunu görüyoruz. Bir de bakıyoruz ki, yani ses kaybı olmuyor, görüntü kaybı olmuyor. Teknik yönden de insanın sonsuza kadar yaşayacağı buradan da anlaşılıyor. Çünkü bir sesin kaybolması mümkün değildir. Yani var olan bir şey kaybolmuyor. Mesela bir görüntü hiçbir şekilde kaybolmaz. Geçenlerde de anlatmıştım, mesela şu an Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethediyor. Mesela bir yıldıza, onun ışık ışınları daha yeni geliyor, o sesler, ses dalgaları daha yeni geliyor; Allah Allah nidaları daha yeni gelir. Işık ışınları daha yeni gelir ve o daha yeni görür. Mesela bir milyon sene sonra, bir başka yıldızda, başka canlılar, daha yeni fethi görmüş olacaklar. Hz. Adem (a.s)’ın çocuklarıyla gezindiği bahçe, daha yeni insanlar tarafından görülüyor, bir başka sistemde. Hiçbir şekilde görüntü kaybolmaz, ses de kaybolmaz, bilgi de kaybolmaz. Zaten teknik olarak mümkün değildir. Çünkü haşa Allah esirgesin, Allah’ın kaybolması gerekir. Allah kaybolmayacağına göre yani var olan bir şey mümkün değil yok olamayacağına göre ve mutlak yokluk da imkansız olduğu için, yani mutlak yokluk imkansızdır. Çünkü mutlaka bir şey vardır. Yani yok dediğin şey de mutlaka o da bir şeydir. Mesela boşluk denilen şeye, ona da boşluk diyorsun zaten o da bir şey olmuş oluyor. Bunu bilen bir insanın, sonsuza kadar yaşayacağını açıkça gören bir insanın, anlayan bir insanın dünyaya bu derece önem vermesi mümkün değildir. Dinin asıl önemli yönlerinden bir tanesi de müthiş huzur veriyor. Gerçek sevgiyi din ile görebiliyoruz. İnsanları sevmeyi, din ile öğreniyoruz. Öbür türlü insanlardan korkarız, Allah esirgesin. Hayvanlardan da korkarız. Mesela çiçekleri sevmeyi bize din öğretir. Güzel kavram, bize yine dinden gelir. Her türlü kavramın kökeninde din vardır. Ailenin kökeninde, ahlakın kökeninde, devletin kökeninde hepsinde din vardır. Ama yobazlıkta, şeytani bir sistem olarak en az dinsizlik kadar kaçınılması gereken bir şeydir. Dinsizlik ve yobazlık, deccalin iki boynuzudur, daha öncede söylemiştim. Her ikisi de çok büyük bir tehlikedir, her ikisi de insanı mutsuz eder. Akli dengesini bozar, ruh dengesini bozar, sosyal dengeyi bozar yani toplumu delirtir. Mesela komünizm ve faşizm çıktı, dünyayı herc-ü merc etti, 300 milyon insanın katledilmesine sebep oldular, 300 milyon insan. 300 milyondan daha da fazla insanın, sakat kalmasına sebep oldular. Dinsizlik bunu getiriyor, insanlar tabii ki dinsizlikten kaçınacaklar, tabii ki dini isteyecekler. Ama dikkat edin, hükümet modern dindardır. Fethullah Hoca cemaati modern dindardır, TGRT camiası modern dindardır, Süleymanlı kardeşlerimiz modern dindardır. Ama şimdi son zamanlarda, ultra modern diyelim yani tam hakkıyla modern yani Kuran’a tam uygun bir yapı gelişti. Bunu biz, hükümetin yapısında görüyoruz. Fethullah Hoca cemaatinde de görüyoruz. Ama mesela Fethullah Hocamız’ın ileri gelen talebeleri geldi bana, “Hocam, biz sizi on yıl geriden takip ediyoruz” dediler. Sen vardın değil mi? Salonda oturuyorduk.
ALTUĞ BERKER:Vardım Hocam. Kimin söylediğinin ismini dahi söyleyebilirim.
ADNAN OKTAR:Yani en ileri gelenleri “aynen modelinizi, sistem olarak aynı aldık” dediler. “Kitap olarak, Fethullah Hocamız’ın artık üslup değiştirmesi mümkün değil” dediler. Yani “mecburen sizin kitaplarınız okunuyor şu an” dediler. “Fethullah Hocamız’ın dili üslup olarak ağır” dediler, “ama şu an birden değiştirse yani sizin dilinizi almış olsa, o da olmaz artık geç kaldık, olmaz bundan sonra” dediler. “Onun için kitap olarak da sizin kitaplarınızı okuyoruz” dediler. “Etkiniz çok büyük, her yerde bu açıkça görülüyor” dediler. Şimdi dünyada bakıyorum, Müslümanlar göğsünü gere gere Müslüman’ım diyor. Eskiden diyemiyorlardı. Ben akademideyken, Fındıklı Güzel Sanatlarda okurken, kimse ben Müslüman’ım diyemiyordu. Cayır cayır gidip namazımı kılıyordum, bütün milletin gözleri önünde. Bütün Avrupa’da, bütün dünyada şimdi insanlar övünerek, göğsünü gere gere Müslüman’ım diyor. Çünkü Darwinizmin, Darwinist düşüncenin yıkıldığını bildikleri için, materyalist felsefenin yıkıldığını bildikleri için, birilerinin yıktığını bildikleri için, gönülleri çok rahat. Kendi cemaatinde, ama yıkıldığını biliyor. O yüzden de, çok başarılı bir atak başladı. Çok güzel bir gidişat var. Her yerde kendinden emin bir gelişme var. Şu an Müslümanlar, Darwinizmle boğuşmak konumunda değil. Çünkü biz zaten onları boğduk fikren. Kardeşlerimiz, bizim açtığımız temiz sahada rahat rahat yürüyorlar. Yani biz yollarda dikenleri, çalıları kaldırdık. Her yerde, mesela üniversitelerde göğüslerini gere gere geziyorlar, sokaklarda göğüslerini gere gere geziyorlar, istedikleri gibi çok rahatlar şu an. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da söylüyor, “eskiden nefes aldırmazlardı bize” diyor. “Hemen Allah’tan bahsedince, ‘Allah nerede’ diye bize sorarlardı” diyor. Yani göster gibisinden, “çok zorda kalıyorduk” diyor. “Ama şu an ortalık müthiş rahat” diyor Hocamız, “Allah razı olsun Hocamızın vesilesiyle” diyor. Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Allah vesile ediyor. Yani bir fevkaladelik bir şey, bir insanda olamaz, Allah yaratır.
VTR-Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri Diyor ki: “Sayın Adnan Oktar, Bu Yüzyılın Hizmetini Yapmıştır. (10 Haziran 2011)
ADNAN OKTAR:Şeyh Ahmet Yasin Hocamız delikanlıdır, yiğittir, samimidir, aslandır, maşaAllah.
“Selamun Aleykum, gönüllerimize ferahlık veren aslan Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Hocam çalışmalarınızdan dolayı, Allah razı olsun. Hz. Mehdi (a.s)’ın, Hz. İsa (a.s)’ın, onların yolunu gözleyenlere, onlara zemin hazırlayanlara selam olsun. Hocam yeni yazdığınız kitapların konularından bahsedebilir misiniz?” diyor. Sürpriz, çıkınca görürsünüz, çıkınca göstereceğim inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kitaplarınızdan bir iman hakikati anlatmak istiyorum. Rejenerasyon yani canlılarda organ yenilenmesi. Bu özellik, tüm canlılarda var, insan dahil. Örneğin bir yerimiz yaralandığında, hemen tamir ediliyor, kan hücrelerimizin yenilenmesi ve karaciğerimizin kendisini yenilemesi.
ADNAN OKTAR:Eskiden ne güzeldi, küçükken dişim çıktığında, yeniden dişim çıkıyordu, ne şahane sistem, sonra o sistem durdu. Allah onu acz olarak yaratıyor. Çocukken Allah onu bir ikram olarak veriyor, bir güzellik olarak veriyor. Eskiden sürekli dişlerimiz çıkardı, hiç sorun değildi, anında daha da gıcır gıcır yenisi çıkardı. Şimdi diş çıktığında, bitti. Ya protez yaptıracaksın, ya başka bir şey yaptıracaksın. Ama benim dişlerim, kendi dişlerim. Tabii jilet gibi, Allah’a hamd olsun, elhamdülillah. Çok titiz bakmak lazım. Diş anında çürür. Her yemekten sonra, özenle fırçalamak lazım, üşenmemek lazım. Çünkü gıdaların bakterilerin etkisiyle bozulmasıyla meydana gelen asitler, dişi oyuyor. Dişin yapısını bozar. Onun için, ne olacak dememek lazım. Diş taşlarını temizletmek lazım. Bir yanlışlık varsa, bir şey varsa düzelttirmek lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu bazı canlılarda bir organ yenilenmesi olarak cereyan ediyor, DNA’daki bu işlem. Bazılarında farklı bir uzuv olarak çıkıyor. Mesela kertenkele kuyruğunu sıklıkla yerde bırakabiliyor ve kısa bir süre içinde, kopan kuyruk tekrardan tam bir kuyruk olarak yerine gelebiliyor. Kertenkele bunu defalarca yapabilir. Semender de öyle. Semenderin kolları ve bacakları defalarca kesilmesine rağmen, Allah ona tekrar yeni bir kol ve bacak yaratıyor. Üstelik tam kesilen kemiğin yerinden itibaren devam ediyor ve kasları, damarları, sinir sistemini olduğu gibi tamamen koruyarak, öncekine uyumlu bir şekilde, canlılarda aynen bir organ yaratıyor Allah, maşaAllah. Bu rejenerasyon olmasaydı, yaşam mümkün olmazdı. Çünkü yeniden inşa sistemi, eğer sınırsız kapasitede çalışsaydı, bu defa da ölüm olmazdı. Allah, bu muhteşem sistemi dünyada özel bir ölçü ve oran ile yaratmış. Yüce Allah bu örneklerle kusursuz yaratabileceğini, dilediği takdirde sebepleri de vesile kılarak, yoktan yeniden var edebileceğini bize bu şekilde hatırlatıyor. Rabbimiz her bir varlığı yoktan yaratmaya, yeniden var etmeye kadirdir.
ADNAN OKTAR:Ama ne şahane kopan kolun yerine gelmesi.
GÖKALP BARLAN:Kunduzlarda da diş kırıldığında, belirli bir süre sonra yeniden yerine çıkıyor.
ADNAN OKTAR:Allah istese nasıl yaratırdı, ne yapardı Cenab-ı Allah onu gösteriyor. Acz içinde olduğumuzu gösteriyor. Hep ahireti sevdirmek, Kendini sevdirmek için. Diğer türlü insan Allah’ı unutmaya meyilli, Allah esirgesin. Allah unutulduğunda, mutluluk gider, sevinç gider. Yani sevginin bir anlamı kalmaz, derinliği kalmaz. Yani tutkunun asıl zemini yok olmuş olur, Allah esirgesin. Aklı başında olmamız için Allah böyle, güzel bir sistem yaratmış. Mesela bakın gece gündüz Allah’ı anıyoruz, Allah’ı övüyoruz. Anlatırken de kendimiz de ders alıyoruz. Mesela ben anlatıyorum ama kendi anlattığımdan en ziyade kendim ders alıyorum. Mesela sen anlatıyorsun, kendim ders alıyorum. Allah böyle bir sistem yaratmıştır. Tebliğ yapan, asıl kendisi ders alır, kendi çok iyi kavrar. Kendi kendini eğitmesi içindir aynı zamanda. Yani insanları eğitiyorum zanneder ama asıl kendi eğitilir, tabii bu çok önemli. Emr-i Bil Maruf ve Nehyi Anil Münker
ALTUĞ BERKER:Mehmet Fırıncı Ağabey, Üstad Hazretleri’nin bir anısını anlatıyor. Üstad, Fener Patriği ile konuşmuş. “1953 yılında İstanbul’da bulunduğu sırada, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü idi. O gün Fener Patrikhanesine giderek, Patrik Athenagoras’ı ziyaret etmiş ve ziyaret esnasında kendisine hitaben ‘siz Kuran’ı, Allah’ın Kitap’ı, Hz. Peygamberi de Peygamber kabul etseniz ve Hıristiyanlığın da dini hakikisiyle amel etseniz ehl-i nejad olacaksınız’ demiş. O da ‘ben de kabul ediyorum’ demiş.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, hayret bu çok önemli bilgi. Çünkü adamın konumu çok önemli. Bediüzzaman’ın bu konuşması çok önemli, bunu birkaç defa vurgulayalım.
ALTUĞ BERKER:Olur Hocam, inşaAllah. Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Laikliğe sıkı sıkı sarılmak lazım. Laiklik, münafıklığın tentürdiyotudur. Laikliği, yaranın üzerine bastırdığında, oradaki münafıklığı öldürür, münafık kalmaz. Laiklik öyledir. Demokrasi kafayı açar, demokraside de totaliter yapı olmaz. Baskı sistemi olmaz. Bu ikisine de sıkı sıkıya sarılmak lazım” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Baskı insanı delirtir. İnsanların bunalmasının, hasta olmasının nedeni hep baskıdır. Üçüncü dünya ülkelerinde hep baskı vardır, o yüzden insanların çoğu deli gibidir. Dikkat ederseniz, özgür ülkelerde sanat ve bilim gelişiyor. Özgür bir sanatçı, çok güzel tablo yapabilir, heykel yapabilir, bina yapabilir. Baskı altında, mesela Rusya’da, komünist dönemde hiçbir sanat eseri çıkmadı. Hiçbir sanatçı çıkmadı, yapamadılar. Mesela Kızıl Çin’de hiçbir sanatçı çıkmadı. Mimari yok. Kızıl Çin’de bana bir tane komünist dönemde yapılmış, mimari bir bina göstersinler, mimari bir sanat eseri göstersinler, bir tane tablo göstersinler, bir tane ama tek. Baskı, insanın beynini felç eder. Liberal sistem yani özgür sistem güzeldir, insanın kafasını açar. Liberal dediğimde, şimdi cümle içerisinde biraz dünyevi bir sistemmiş gibi gelebilir ama anlaşılması için söylüyorum. Klasik bir liberalizm anlamında demiyorum yani özgürlük anlamında diyorum. He zaman kelimenin tam karşılığı bulunamıyor tabii yani hür teşebbüs, ticarette hür teşebbüs, sanatta hür olmak. Mesela adam kıyafet yapacak, hür olması lazım. Konuşacak, hür olması lazım. Mesela siyasetin hür olması lazım. Hür siyasette, adam çok güzel konuşur. Baskı altına alırsan, adam konuşamaz adam, ne diyeceğini şaşırır. Yani özgürlük çok hayatidir. İnsanın adrenalidir. İnsanda adrenalin etkisi yapar, kafasını açar. Onun için inşaAllah Hz. Mehdi (a.s) döneminde, gençler en yoğun özgürlüğü yaşayacak, insanlar en güzel özgürlüğü yaşayacak, demokrasinin en güzel şekilde nimetlerinden istifade edecekler, laikliğin de güvencesi altında olacaklar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bazı dualarından okuyorum Hocam, inşaAllah. Abdullah İbn-i Abbas’tan rivayet olmuş, Buhari de geçiyor. “Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, beni nur eyle, damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.) duasında.
ADNAN OKTAR:Ne güzel, maşaAllah. Bir daha söyle, çok güzel.
ALTUĞ BERKER:“Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, beni nur eyle, damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.”
ADNAN OKTAR:Çok çok güzel bir dua, maşaAllah ve içinde çok sırlar bulunan bir dua tabii çok güzel, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Dualara devam edebilirim, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir başka bir duasında: “Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yaptıklarımı, işimde aşırı gitmemi ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle. Allah'ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasten yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!”
ADNAN OKTAR:Allah Allah, ne güzel dua etmiş Peygamberimiz (s.a.v.), maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir duasını daha okuyayım, inşaAllah Hocam. “Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir.
Ey Rabbim! Gizlide ve açıkta Sen’den haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i'tidâlden ayırmamanı istiyorum. Sen’den tükenmez bir nimet, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş'e ve huzûr) istiyorum. Sen’den beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Sen’den yüzüne bakmanın lezzetini; Sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar vericinin zararından, saptırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum. Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl.”
ADNAN OKTAR:Allah Allah, ne kadar güzel, ince detaylar içinde olan, çok sırlar taşıyan nefis bir dua, çok çok güzel, maşaAllah. Bu dua, Peygamberimiz (s.a.v.)’in gönlünün ne kadar güzel olduğunu da gösteriyor, Allah sevgisinin de ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Yani Resulullah (s.a.v.)’i tanımak açısından da bu dualar çok hayati. Yani kişiliğini, Allah’a olan sevgisini, muhabbetini, ufkunun derinliğini, güzelliğini görmek açısından çok hayati, maşaAllah.
Diyarbakır’dan Yusuf: “Seyyidler bahçesinin en güzellerinden olan” aferin, güzel yazmış, maşaAllah, “arslanlar arslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Allah’ına kurban olduğum Hocam. Allah’ın selameti, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizlere ve mübarek Şeyhlerimize yapılan iftiralar, inşaAllah yapılan hizmetin, hak hizmet olduğunun alametidir. İnşaAllah, ellerinizden hürmetle öperim. Talebeniz olmaya niyetlenmiş, bir fakir, inşaAllah” diyor. Bakın hitabet güzel, sevgi güzel, anlatım güzel, öyle olması lazım.
Akşam bir toplantıya gitmişsiniz. MaşaAllah Sami Ağabey demi vardı?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah. Sami Ağabey de vardı.
ADNAN OKTAR:Güzel bir fasıl da varmış. Helal olsun, yakışmış.
GÖKALP BARLAN:Bakanımız vardı, Valimiz vardı.
ADNAN OKTAR:Çok güzel, maşaAllah. Kim organize ettiyse, Allah onlardan razı olsun, sevgiyi, muhabbeti arttıran, çok güzel girişimler bunlar, her görüşten, her düşünceden insanlar vardı değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok çok güzel, maşaAllah. Sami Ağabey’den de Allah razı olsun. Tam İstanbul efendisidir. Adabı, edebi, usulü çok güzel bilir, hitabeti mükemmeldir, neşesi güzeldir, üzerinde salon terbiyesi de vardır, İslami terbiyenin en yükseklerinden de üzerinde barındırır, muhterem bir insandır, Allah ömrünü uzun etsin, bizlere bağışlasın.
Bu arada bütün Diyarbakır’a da selam, Diyarbakır’da canımız kardeşlerimize, inşaAllah. Kürt kardeşlerimiz bizim canımızdır, onların kılına-tüyüne dokundurtmayız Allah’ın izniyle, Kürt kardeşlerimizin nefis güzel ahlakı vardır. Kürtlerden çok tanıdığım vardır, çok nezih insanlardır. Özellikle Güneydoğulu kardeşlerimiz bir yere müracaat ettiklerinde, mutlaka kardeşlerimizi işe alsınlar. Bazı kardeşlerimiz gaflet içinde oluyorlar, Mardin, Siirt, Diyarbakır doğumluysa, bazen onlardan kaçınıyorlar, bu çok büyük fitne ve zulümdür. Onların bereketini görürler, güzelliğini görürler, çok nezih, efendi, çalışkan, sadık, güzel huylu insanlardır, vatanseverdirler. Sakın Kürt kardeşlerimize karşı öyle bir fitneye kimse yanaşmasın. Çok büyük bir zulümdür, işte bakın gerçek bölücülük, o olur. PKK fitnesinden daha beter bir hareket olmuş olur, Allah esirgesin, çok çok kötü olur. Onu, nur bereket olarak görsünler, sefa ile sevgiyle, saygıyla karşılasınlar kardeşlerimizi, hatta özellikle de onları işe alarak, kolaylık sağlayarak, sevgi göstererek bağırlarına bassınlar, sakın aksi bir tavır olmasın.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...