SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Gaziantep Olay Tv, Sivas Vizyon Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Nevşehir Kapadokya Tv, Otağ Tv Adana, Çorum Kanal 19, ART Amasya, Tokat Sefa Tv, Mardin Kanal 47, Erzurum Süper Fm, Kırşehir Kent Fm, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Nevşehir Keyif Fm ve Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah, senin saydıkların en az 50 milyon kişi, tabii çok geniş bir kitleye hitap ediyoruz, elhamdülillah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “ahir zaman alametlerinden birinin de sellerin ve depremlerin artması” olarak bildirmişti, gerçekten bu yüzyılda, dünya tarihinde rastlanmamış sayıda ardı ardına doğal afetler meydana geliyor. Son olarak da Çin’in orta ve güney kesimlerinde günlerdir süren son 55 yılın en şiddetli yağmurlarının yol açtığı seller nedeniyle, 171 bin hektar tarım alanı sular altında kalmış. Bir ay içinde 170 kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi de sel sularında kaybolmuş. 2,5 milyon insan evsiz kalmış. 1.000 işletme faaliyetini durdurmuş. Yağışın sebep olduğu sel ve toprak kaymaları nedeniyle, şu ana kadar 550 bin kişi güvenli bölgelere tahliye edilmiş. Selin 772 milyon dolarlık zarar verdiği tahmin ediliyormuş.
ADNAN OKTAR:Evet, kesintisiz devam ediyor, bu yüzyılın özelliği olarak depremlerde ciddi bir artış, sellerde ciddi artış, kasırgalarda ciddi artış, yer çökmelerindeki ciddi artış ama neredeyse astronomik sayıda diyelim, peş peşe olaylar oluyor. Ahir zamanın bir özelliği. Mesela eskiden bir yerse, şimdi yirmi, o tarz. Yani acayip katlamalı bir artış var.
ALTUĞ BERKER:Örneğin depremlerde, son 400 yılda, toplam 500 deprem olmuşken, sadece 1999 yılında 20 bin küsur deprem olmuş.
ADNAN OKTAR:Yani kastettiğim bu. Anlamazlıktan gelenler, görüyorlar. Demek ki, anlamayacak gibi değil.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir haber vardı. “Menderes’ten; ‘Said Nursi müsterih olun’”, Risale Haber’de onunla ilgili bir haber vardı. Üstad, Emirdağ hayatı sırasında, Demokrat Parti İlçe Başkanı Hamza Emek anlatmış; “Bir gün memleket meselelerini anlatmak üzere, Adnan Menderes’ten randevu almıştık, ben de heyetin içindeydim. Mevzuyu hemen Üstad’a söyledim. Üstad; ‘Tamam kardeşim, Adnan Menderes’e benden Selam söyle, ben onu dindar bir başvekil olarak biliyorum. Onun hatırı için bu memlekette kalıyorum, kendileri bize yardımcı olsunlar’ diye buyurdu. Ankara’daki başvekalette Emirdağ ile alakalı meseleler de görüşüldükten sonra, heyet dışarı çıkarken, ben en geride kaldım” diyor ilçe başkanı ve “Üstadımız’ın mesajını Menderes’e bildirdim. Menderes merhum orada bulunan Emin Kalafat arkasını dönerek, elini göğsüne koyup, Üstad’ın selamını hürmetle aldı, ‘Aleykum Selam’ dedikten sonra ‘Selam ve hürmetlerimi kendilerine söyle, rahat ve müsterih olsunlar, arzuları yapılacak, her şeyi yapılacaktır’ demiş. Emirdağ’a dönüşünde de durumu Üstad’a bildirmiş, ‘tamam kardeşim’ demiş, ‘daha başka bir şey söylemene lüzum yoktur, bu kadar kafidir’ demiş Üstad.”
ADNAN OKTAR:Ama müsterih olacağı gibi bir durum olmadı ki.
ALTUĞ BERKER: Olmadı Hocam.
ADNAN OKTAR:Sürekli hapislerde, sürekli azap içerisinde bir hayat yaşattılar. Yani “müsterih olun” deyince, üstündeki baskıları kaldırmaları gerekirdi. Bilakis baskı daha şiddetlendi.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadis-i şerifinde, Hz. Mehdi (a.s)’ın, insanlarca tanınmadığı zamanlarda bile onların sevgisini ve ilgisini kazanacağını, akıllardan çıkmayacağını şöyle buyurmuşlar: “Ortalık sakinken, halktan gayb olsa da (Hz. Mehdi (a.s)), hiçbir zaman insanların aklından çıkmaz” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) sevgisi, yüzyıllardan beri devam ediyor, herkesin kalbinde, hiçbir zaman için silinmemiştir. Ama şu an çok ciddi bir şekilde gündemde, vakti geldiği için, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Üçleme yanılgısı ile ilgili bilgi vermek istiyorum, uygun görürseniz Hocam. Bir kısım Hıristiyanlar, Allah Birdir demek yerine, Hz. Musa (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın şeriatının temeli olan, tevhid inancını terk etmişlerdir. Yüce Allah, Kuran’da gösterilen bu çirkin cesaret öne sürülen bu iddiadan dolayı, “göklerin parçalanacağını, yerin çatlayacağını, dağların yıkılıp çöküvereceğini” bildirmiştir. Şeytandan Allah’a sığınırım. Meryem Suresi, 88-93 "Rahman çocuk edinmiştir" dediler. Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz. Neredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti. Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı.) Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz. Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir.” İncil’de, Allah’ın birliğine dair izahlar açıktır. Yüce Rabbimiz, bir ve tek hakim olduğunu, Kuran’da ve Tevrat’ta da olduğu gibi İncil’de de insanlara haber vermiştir. Yine İncil’de, Hz. İsa (a.s)’ın yalnızca bir kul olduğu, beşeri özellikler gösterdiği, yemek yediği, uyuduğu, yorulup-dinlendiği, Allah’a dua ettiği açıkça izah edilmiştir. Hocam siz daha önce çok detaylı tarif etmiştiniz, inşaAllah. Üçleme yanılgısının temelindeki bu karmaşık ve anlaşılmaz izahlar sebebiyle, söz konusu Hıristiyanlar, Allah’ı tenzih ederiz anlaşılamaz, tarif edilemez bir şekilde Allah’ın varlığını savunmakta, kendileri dahi nasıl bir Yaratıcıya ibadet ettiklerini anlayamamakta, hiçbir zaman tam tatmin edici ve anlaşılır bir açıklama yapamamaktadırlar.
ADNAN OKTAR:Evet, Allah’ın bir olduğu çok açık aşikar. Yani böyle bir konuda 21. yüzyılda tartışma olması, inanılır gibi değil. Koskoca insanların daha hala “Allah üç mü, başka sayılarda mı?” demesi, çok gariptir. Allah’ın bir olduğu hemen anlaşılan bir şeydir. Yani karmaşık, kavranması zor bir konu değil.
ALTUĞ BERKER:Bir haber vardı; “Tacikistan’da camiye yaş sınırı getirilmiş. 18 yaşın altındakiler camiye giremeyecekmiş.”
ADNAN OKTAR:İşte genellikle Cübbeli kafası, insanları böyle korkutuyor. Bağnazlıktan korkuyor insanlar, böyle olağanüstü önlemler almaya kalkıyorlar. Halbuki İslamiyet, özgürlük, demokrasi, sevgi, barış, ferahlık, huzur, güzellik ve temizlik demektir. Ama bağnazlık gibi tanıtılınca, böyle bir korku meydana geliyor, adamlar da çılgınca tedbirler almaya kalkıyorlar. Mehdiyet döneminde, bu bela ortadan kalkacak. Kısa süre sonra ortadan kalkığını hep beraber göreceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili anlatımları vardı Hocam. Fethu’r Rabbani adlı eserinin 60. meclisinde, Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: “Her kim ki bu zata (Hz. Mehdi (a.s)’a) erişirse, artık Aziz ve Celil olan Allah’ın kapısından onu hiçbir engel alıkoyamaz. Mehdi (a.s.)’ın bayrağı indirilemez. Askeri mağlup edilemez, hakkı haykıran sesi susturulamaz. Tevhit kılıcı için bir hudut çizilemez. İhlâs adımları yürümekle yorulmaz. Hiçbir iş ona güç gelmez. Hiçbir kapı, önünde kapalı durmaz, açılınca da kapanmaz. Bütün kapalı kapıların kanatları uçuşur, bütün yönler açılır. O, Hakk Teâlâ’nın huzuruna varıncaya kadar hiç kimse onu durdurmaya güç yetiremez.” “Meleklerin desteği olduğunu Hz. Mikail (a.s), Hz. Cebrail (a.s), Hz. İsrafil (a.s),” hadis-i şeriflerden anlatmıştınız Hocam ve “Hz. Mehdi (a.s)’ın engelleri aştığını, inayet altında olduğu için, Allah’ın izniyle, ahkamda masum olduğunu ve hep başarı kazandığını ve önüne geçilemeyeceğini”, hadis-i şeriflerden izah etmiştiniz. Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin anlatımı da bu yönde. “Hak Teala’nın fazlını, keremini bulduktan sonra, o büyük insan halk arasına tekrar katılır. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder. Yerine göre halkın tepesine bir tokmak olur, Hak ile batılı birbirinden ayırt eder. Müminleri Aziz ve Celil olan Allah’ın katına göndermek için, bir elçi bir kılavuz olur.” He zaman doğruyu anlatacağını inşaAllah, bu şekilde ifade etmiş Abdülkadir Geylani Hazretleri. “"Bu zâta melekût âleminde 'Azîm'; yâni 'Büyük kişi' ismi verilir. Bütün halk onun kalbinin ayakları altında durur ve onun gölgesinde gölgelenir.("Fethu'r-Rabbânî", 60. Meclis) Bu hâlleri işitip heyecâna kapılma!” diyor Geylani Hazretleri.
ADNAN OKTAR:Aslında bu anlatımı nefis, baştan sona en hayati noktaları çok güzel şekilde vurgulamış. Heyecan verici olduğunda, son sözüyle vurgulamış oluyor.
Başka neler var?
ALTUĞ BERKER:Yeni baskısı olan kitaplarınızı tanıtabilir miyim Hocam? Yeni baskısı yapılan iki kitabınız var: Birincisi: “Evrenin Yaratılışı, İkincisi: “İmanın Güzellikleri” kitabınız, çok güzel, çok göz alıcı, son derece estetik resimlerle hazırlanmış, maşaAllah. İmanın Güzellikleri kitabınızın üçüncü baskısı. Bu kitabınızda, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle cennet, göz ardı edilen Kuran hükümlerinden örnekler ve bazı Kuran mucizeleri yer alıyor. İkinci kitabınız; “Evrenin Yaratılışı” kitabınızda, hem yeni bilgilerle güncellemiştiniz, hem de yeni resimler eklenmişti. Evrendeki mükemmel düzenin detaylarını merak eden okuyucularımız, bu kitabınızda HarunYahya.org sitenizden, ücretsiz olarak da indirebilirler, inşaAllah.
Siz, sık sık “Doğan Grubu yazarlarının birçoğunun gerçek yüzlerini ortaya çıkardığını ve bu nedenle artık halkın üzerinde eskisi gibi etkili olamadıklarını hatta halkın bu kişiler ne diyorsa, tam tersini yaptığını” anlatmıştınız, inşaAllah. Nitekim Ahmet Hakan, seçim öncesi aylarca Ak Parti aleyhine sayısız yazı yazıp, haberler yaptıklarını, ancak bunların hiçbirisini itiraf eden bir yazı yazmış. Yazısında; “seçimden önce, kendisi de dahil birçok gazetecinin ‘eski statüko gidiyor, ancak yerine Ak Parti’nin yeni statükosu geliyor’ dediklerini, sürekli olarak iddia edilen Ergenekon tutuklamalarının cezaya dönüştüğünü söyleyip durduklarını, iddia edilen Ergenekon sanıklarına atılan suçlamaların, içi boş suçlamalar olduğunu vurgu yaptıklarını, gazeteciler içeride ‘tahammülsüzlük var’ diye bağırıp durduklarını ancak, bu muhabbetlerin seçmen üzerinde en ufak bir etkisinin bile olmadığını” yazmış. “Eğer bu seçimde mesele kitleleri etkilemek ve algıları yönetmek ise hiçbirimizin aslında pek de bir öneminin olmadığı ortaya çıktı” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bunların düşüncelerinin sığ olduğunu, bir ideallerinin olmadığını, halkı etkileme güçlerini kaybettiklerini söylememden hemen sonra, haftasına bu durum başladı. Ben bunların böyle kağıttan kaplan olduğunu ispat ettim, anlattım, hakikaten kendilerine bunların samimi olarak güvenleri de kalmadı, hakikaten dağıldılar. Yani ne yazı yazacak güçleri kaldı, ne kendilerine güvenleri kaldı, ne üsluplarında bir meymenet kaldı, garip bir duruma geldiler. Hatta Ahmet Hakan da “en sıkıldığı şeyin, eleştirilmek olduğunu” söylüyordu. O, herhangi bir eleştiriden değil, benim eleştirilerimden çok sıkıldı. Çünkü benim eleştirilerim çok gerçekçi ve samimi. Yani politik eleştiri yapmıyorum ben, samimiyetsiz eleştiri de yapmıyorum, tam teknik, sosyal, doğru eleştiriler yapıyorum.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (as)’ın evinden bahsetmişler: “Bu emrin sahibinin (Hz. Mehdi (a.s)’ın) bir evi vardır ki o eve “hamd evi” derler” demiş Peygamber Efendimiz (s.a.v.), maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın evimde, Allah’ın isminin çok anılacağını buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
Suudi Arabistan’da aylık olarak çıkartılan, Al Daawah isimli dergide, sizin yazınız çıkmış Hocam, maşaAllah. Kuran’ın, Allah’ın korunmuş sözü olduğuna dair bir makaleniz yayınlanmış.
ADNAN OKTAR:Benim yazılarım her yerde yayınlanıyor, bir tek orada değil. Tabii yüzlerce gazetede, dergide yayınlanıyor.
ALTUĞ BERKER:Evet MaşaAllah Hocam. DünyadanYankılar.com sitesine kardeşlerimiz girerlerse, yazılarınızın dünya gazete ve dergilerinde yayınlanmasının binlercesine rastlayabilirler.
ADNAN OKTAR:Şeyhim bu Ekşi Sözlük’ün olayı nedir?
ALTUĞ BERKER:Bugün televizyonlarda da her yerde haberi gördüm ben de Hocam. Ekşi Sözlük’te, mukaddesata aykırı yazı yazanları, emniyet tespit etmiş, onları ifadeye çağırmış, 50-55 kişi galiba Hocam.
ADNAN OKTAR:Milliyet Gazetesi’nde de öyle bir haber vardı, internet sitelerinde de var. Kardeşim avukatın birisi çıkmış diyor ki; “Dine, mukaddesata hakaret etmekte ne var” diyor. Peki sana hakaret edilse, sen ne yaparsın? Millete sille tokat giriyorsun, saldırıyorsun, ceketin kolu yırtılıyor, ayakkabın bir yere gidiyor. Allah’a, dine hakaret edildiğinde bu millet neden sussun? Kanunlarımıza göre suçtur. Hukuki işlem olur. Vatana, millete, bayrağa, dine, imana, mukaddesata hakaret ettirmeyiz. Yani bizi millet yapan, bizi biz yapan unsurlar bunlar. Bizi biz yapan unsuzları yok ediyor adam, küfredeceğim diyor. O zaman geriye ne kalıyor değil mi? Ama istediği gibi fikir hürriyetini kullanabilir. Komünizmi anlatsın, dinsizliği savunuyorsa savunsun, anlatsın ama hakaret etmek neyin nesi? Vatana, millete, bayrağa, mukaddesata, Allah’a, Kitap’a, dine hakaret ettirmeyiz, bunu akıllarına iyice koyacaklar. Kanunla, hukukla karşı koyarız. Çünkü o zaman, hayatın anlamı kalmıyor. Bir de bu şahıslar kendilerine hakaret edilse, yeri göğü birbirine katan adamlar. En ufak bir söze tahammülleri yok. Alenen ve çok galiz hakaretlerde bulunuyorlar. “Neden şikayet ettiniz” diyor. Ne yapmamız gerekiyordu? Kim şikayet ettiyse, ellerine sağlık, çok iyi olmuş.
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili haber Ntvmsnbc’de çıkmıştı, ben bugün televizyonlarda da gördüm, Kanal D’de, HaberTürk’te.
ADNAN OKTAR:Milliyet Gazetesi’nde de gördüğüm kadarıyla öyle bir şey vardı. Dine hakaret edecekler, bayrağa hakaret edecekler, millete hakaret edecekler, din kalkacak, bayrak kalkacak, mukaddesat kalkacak, Allah esirgesin, geriye ne kalıyor? Böyle hürriyet olmaz. Fikir hürriyeti olur; Darwinizmi anlat, komünizmi anlat, faşizmi anlat, ne anlatıyorsan anlat, ilmi zeminde anlat ama hakaretin yolu kapalı. Kimsenin anasına, bacısına da hakaret ettirmeyiz, kanunla, hukukla bunu engelleriz, dinine, mukaddesatına da hakaret ettirmeyiz. Böyle bir hakaret, böyle bir hürriyet de olamaz, bunu unutacaklar. Ama fikir hürriyeti sonuna kadar olması gerekir. İstediği felsefeyi savunsun, istediği düşünceyi savunsun ama küfretmeden, hakaret etmeden. Şahsına yönelik bir söz söylendiğinde, çok büyük arbede çıkarıyorlar, bayağı tahammülsüzler. En ufak bir söze bile tahammülleri yok. Hele hakarete, hiç tahammülleri olmaz. İnsanlar hayatını koyduğu, hayatının amacı olan vatan, millet, bayrak gibi konulara, hiç kimse, hiçbir zaman hakaret ettirmesin. Kanunla, hukukla bunlar korunmuştur, bunu bilecekler. Defatle söyledim, tekrar tekrar yine söylüyorum, yine söyleyeceğim, herhalde ilgili zatlara, anlayıncaya kadar yine anlatacağız. Şaka yapıyorlar, bir şey demiyoruz, sohbet etsinler, konuşalım, arkadaş olalım ama saygıyı muhafaza edeceğiz, nezaketi muhafaza edeceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahabelere iltifatları var Hocam, onlardan örnekler vermek istiyorum. Hadislerde Peygamberimiz (s.a.v.)’in çevresindeki herkese çok güzel iltifatlar ettiği, hep gönüllerini aldığı ve bu iltifatlardan da sahabelerin çok mutlu olduğunu duydukları, adeta bayram ettikleri bildiriliyor. Her iltifatında farklı sözler kullandığı, değişik şekillerde övdüğü de bildiriliyor. Büyüklere ayrı, küçüklere ayrı, yetimlere ayrı, yakınlarına ayrı, herkesin konumuna, kişiliğine göre iltifatlarda bulunduğu haber veriliyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Hz. Ali (r.a) Efendimizden nakledilen bir rivayet şu şekilde: "Bir gün ben, Cafer ve Zeyd Peygamber Efendimizin huzuruna gittiğimizde Zeyd'e:‘Sen bizim kardeşimiz, dostumuz ve arkadaşımızsın' buyurdu.Zeyd sevincinden yerinden sıçrayarak oynaya oynaya gitti.Kardeşim Cafer'e de:‘Sen hem huy, hem vücut yapısı bakımından bana benziyorsun' buyurdu.Cafer de sevincinden Zeyd gibi sıçrayıp oynaya oynaya gitti.Ondan sonra Peygamber Efendimiz bana da:‘Sen bendensin, ben de sendenim' buyurdu.Ben de Zeyd'in arkasından sıçrayıp oynaya oynaya çıktım” buyurmuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bosna Hersek Srebrenitsa kasabasında, katliam yapan o zamanın Sırp komutanı Mladiç yakalandı. 16 yıldır aranıyordu. Yaklaşık 8 bin Müslüman’ın katledilmesinden sorumlu Ratko Mladiç’in Sırp hükümeti tarafından korunduğunu gösteren bazı belgeler ortaya çıkmış. Hastane giriş-çıkışlarında hep kendi ismini kullanıyormuş. Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen ve 400 Hollanda barış gücü askerinin bulunduğu Srebrenica’da Sırplar tarafından Ratko Mladiç komutasındaki Sırp ordusu 10 binden fazla kadın ve çocuğu katletmişti. Katliam yapılırken Hollandalılar hiçbir müdahalede bulunmamış tam aksine Sırp ordusuna yardım ve desteği vermişlerdi. Uygun görürseniz, bazı resimler vardı Hocam. Resimlerden birinde Srebrenica’ya katliamdan birkaç saat önce gidip, çocukların yanağını severken resimler çektirmiş, sonra da hepsini katlettirmiş.
ADNAN OKTAR:Yani azılı psikopat demek istiyorsun.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Hayret yani sonlarının ne olacağını bildikleri halde bunlar, başlangıçta böyle psikopatça ve çok pervasız davranıyorlar, sonunda rezil rüsva oluyorlar. Bunu başlangıcında hesaplaması lazım. Baksanıza, resimde çocuğa şefkat gösteriyor gibi yapıyor, sonra da psikopat, çocukların hepsini doğradı.
Cübbeli hazretleri güzel konuşuyor, biraz anlatsın, dinleyelim.
VTR-Cübbeli 1980 Yılında Medineli Büyük Bir Alimin Kendisine 1Hz. Mehdi (a.s) Çıktı” Dediğini Anlatıyor. (18 Mart 2011-Flash Tv)
ADNAN OKTAR:Ahmet Gül bir karga yavrusu yakalamış, “Hocam” diyor, “karga yavrusunun ailesi benden intikam alır mı, ne yapayım?” diyor. Biraz büyüyünceye kadar bak. Şimdi bırakırsan hayvanlar kediler falan öldürürler hayvanı, o kendine bakamaz. Biraz gelişinceye kadar bakarsan iyi olur. Annesi onu bulamaz da zaten, kaybetmiştir, tek çözüm bakman, bir süre bakacaksın, inşaAllah. Zaten onlar çabuk büyürler. Uçacak hale geldiğinde bırakırsın, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.), münafıklardan bahsetmiş Hocam, siz her zaman anlatıyorsunuz. “Gözdeki sürmenin temizlendiği gibi temizleneceksiniz Ey Al-i Muhammed’in Şiileri” diyor. “Gitmesi gerekenler gidip de, müminler azaldığında ve fitneciler gittiğinde, işte orada Mehdi zuhur edecektir” buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Hz. Mehdi her grubun gizli planlarından haberdar olacak ve planlarını kendilerine söyleyecek. Hz. Mehdi bakmasıyla, dost ve düşmanı tanıyacak.” Hz. Mehdi (a.s), ahir zamanda cereyan-ı münafıkhaneyi fikren dağıtacağını siz anlatıyordunuz Hocam, hadis-i şeriflere binaen ve Bediüzzaman Hazretleri’nin anlatımlarına binaen. Kendi tam samimi bir insan olduğu için, samimiyetsiz akımı ve insanlara yanlış bilgi veren, bilgilendiren kişilerin yanlışlarını tamamen ortaya koyup, Hz. Mehdi (a.s) tam samimiyeti ortaya çıkartıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Din aslında öyle karmakarışık değil, anlaşılması zor değil. Bizim iyi olarak bildiğimiz her şeyi Allah bizden istiyor, konu bu yani Kuran’da anlatılan budur. Yani dürüstlük, samimiyet, sıcaklık, candanlık, cömertlik, bunları Allah bize, ibadet olarak Kuran’da detaylı olarak bildirmiştir. Yani dünya yaratılırken, Cenab-ı Allah bizlere dünyanın nasıl kullanılacağını tarif etmiştir. Birbirimizi sevmemiz, barış içinde yaşamamız, kan dökülmemesi, insanlara azap edilmemesi, insanları huzursuz etmemek, saygısızlık yapmamak, üzmemek, bunlar. Bunlar olduğunda, dünya çok güzel. Yani insan sevgiden çok hoşlanacak şekilde yaratılmıştır. Gönül almaktan hoşlanır, cömertlikten hoşlanır, sevgiden hoşlanır, muhabbetten hoşlanır, güzel olan her şeyden zevk alır. Allah’ın bizden de istediği budur. Yobazlar, dini bir azap vesilesi haline getirmeye kalkıyorlar. Yani böyle acı sistemi, ızdırap sistemi, baskı sistemi gibi göstermeye çalışıyorlar. Allah’ın, bizim acı çekmemize hiç ihtiyacı yok, ızdırap çekmemize hiç ihtiyacı yok. Allah, bizim mutlu olmamızı istiyor. Onun için bu kadar güzelliği yaratıyor. İnsanları güzel yaratıyor, hayvanları güzel yaratıyor, çiçekleri güzel yaratıyor. Berker’im ne diyorsun?
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam, Allah razı olsun. Filistin ile ilgili bir haber vardı: “Milyonlarca Filistinli mülteci durumunda. Amerikalı Musevi bir genç, Filistinli mültecilere destek vermek için, Kudüs’te Yahudiler tarafından yapılan bir gösteriye katılmış, ancak daha sonra İsrail polisi tarafından darp edilip tutuklanmış.” Onunla ilgili bir video vardı Hocam, onu gösteriyorum.
VTR- Amerikalı Musevi bir genç, Filistinli mültecilere destek vermek için, Kudüs’te Yahudiler tarafından yapılan gösteriye katılan genç.
ADNAN OKTAR:Yani fikir özgürlüğü olması lazım, konuşsun. Konuşan adama müdahale olmaz, istediği gibi konuşsun. Küfür etmiyor, hakaret etmiyor. Konuşan adamı susturmak çok ayıptır. Çıksın kürsüde konuşsun, televizyonda çıksın konuşsun, istediği yazıyı yazsın. Ben fikir özgürlüğüne sonuna kadar taraftarım yani her türlü fikrine. Adam, dinsizi de anlatabilir, komünistliği de anlatabilir, faşizmi de anlatabilir, her şeyi anlatabilir, sadece hakaret ve saygısızlık, bunun olmaması gerekiyor. Nezaket ölçüleri içerisinde, fikir özgürlüğü insanları çok rahatlatan bir şeydir. Bilim öyle ortamlarda gelişir, sanat öyle ortamda gelişir. Baskı, korkunç bir şey. İnsanların özgür olmaması çok korkunç bir şey. İstediği gibi yaşasın, istediği gibi düşünsün, istediği gibi konuşsun ama insanlara zarar vermemek şartıyla. Berker’im doğru mu?
ALTUĞ BERKER:Çok doğru Hocam, Allah razı olsun, inşaAllah. Mümtazer Türköne’nin bir yazısı vardı Hocam. “Başbakan Erdoğan’ın balkon konuşmasında, Osmanlı coğrafyasına dost ve kardeş ülkeler olarak, ısrarlı vurgu yaptığını ve Fethullah Hoca Efendinin de Osmanlı İmparatorluğundan miras kalan birlikte yaşama geleneğinin, bize sunduğu fırsatları hatırlattığını” söylemiş. “Bu hatırlatmalardan yola çıkarak, yeni bir Osmanlı kurmuyoruz, ancak imparatorluk tecrübesi içinde, içeride ve dışarıda yeniden birlik olma, birlikte yaşama girişiminde bulunuyoruz. Bunu da barış ve huzur için yapıyoruz” demiş. “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde sırtını yaslayacağını, geleneğin bu birlik hedefi olduğunu, Türk milletinin manevi değerlerden kaynaklanan güzel ahlakına vurgu yapmış.”
ADNAN OKTAR:Mümtazer Türköne’ye helal olsun. Üslubu bayağı delikanlı. Güzel, ben kaç defadır görüyorum, hep güzel konuşuyor değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ile de ilgili açıklamaları, Türkiye’nin yapısıyla ilgili düzgün açıklamaları var.
ADNAN OKTAR:Sağlam delikanlı, maşaAllah, helal olsun, atasına rahmet olsun, maşaAllah. Kardeşim ne güzel olur Suriye ile birleşsek, Irak ile birleşsek, açalım sınırları, kardeş olalım, gençler bağırarak şarkı söylesinler, istedikleri gibi yesin-içsinler, özgür gezsinler, kimse kimseden korkmasın. Kardeşim korku insanı hasta eder. İslam alemine bir bakın, Irak’a bak. Irak’ta bir gence sor; kimden korkuyorsun dersin; polisten korkar, askerden korkar, sokaktaki bir insanı görür, kendi mezhebinden değil diye korkar, hakimden korkar, savcıdan korkar. Kardeşim nedir bu? Her şeyden korkuyorlar. İnsan ruhu zayıftır. Allah ayette diyor, şeytandan Allah’a sığınırım “insan zayıf yaratıldı” diyor. İnsan bu kadar baskıyı kaldırmaz. Sağa dön yasak, sola dön korku, Allah esirgesin, insanın basireti bağlanır, feraseti bağlanır, gücü kırılır. Onun için özgürlük esastır, demokrasi esastır. Laik ortamda, sevecen ortamda herkes samimi, candan fikirlerini söylemek durumundadır. Ama hakaret ızdırap verir, küfür ızdırap verir, saldırmak ızdırap verir. Bunlar ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır. Bunların tabii ki durması gerekiyor. Ne gerek var? Mesela adam komünist olabilir, ben ona saygı duyarım, hakaret etmem, komünizmi bilimsel olarak eleştiririm ama küfür etmem. Küfür etmek çok adice bir hareket, neden küfür edeyim? Masonluk; faydalı bir yönü varsa, överim. Anormal bir yönü varsa, eleştiririm ama küfretmem. Küfür etmek, zavallılıktır, basitliktir, akılsız insanların özelliğidir. Ama cahillikle ağzından kaçmıştır, hata yapmıştır, o da özür dileyecek. Yani terbiyesizlikte devam etmeyecek, saygısızlıkta devam etmeyecek, ben yaparım ederim demeyecek, bunu durduracak, bu kadar.
Şimdi Cübbeli’nin bir filmi var, Beyan Dergisi’nde, Mehdiyet’i uzun uzun anlatmış hazret. Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceğini, 1980’de göreve başlayacağını, 70 yıla kadar İslam’ın hakim olacağını, 70 yıl içerisind her şeyin olup-biteceğini, 1500’den sonra kıyametin beklendiğini, hepsini anlatmış. Bir de “haberim yok” diyor. “O zaman ben hapisteydim” diyor. Sen hapisten çıktıktan 3 yıl sonra o dergiler ve bir tane iki tane, üç tane değil, kendisi anlatmış. Şimdi onun filmini seyredeceğiz.
VTR-Cübbeli’nin Kontrolünde Çıkan Beyan Dergisi, Cübbeli’yi Yalanlıyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Cübbeli’nin artık söyleyeceği pek bir şey kalmadı, fakat bizim burada anlatmak istediğimiz şu: Yaklaşık 10 yıldan beri Mehdiyet, cemaatte mükemmel anlatıldığı halde, hicri 1400 ile 1500’ün arasında Mehdiyet’in tamamen biteceği bilindiği halde, 1500’den sonra kıyametinde beklendiği bilindiği halde, bunu gizlemiş, haberim yok kafasında söylüyordu, ben de belgelerle ispat etmiş oldum. Bir tane, iki tane, üç tane, dört tane değil. Bakın herkesin de haberi varmış. Bundan sonra konuşacak bir hali yok.
ALTUĞ BERKER:İslam ahlakının dünyaya hakim olacağına dair Kuran’da çok fazla ayet var, inşaAllah, Nur Suresi, 55. ayeti gibi, büyük İslam alimleri de, bir kısmı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunları; İmam-ı Cafer, İmam Muhammed Bakır Hazretleri, bu ayetlerin Hz. Mehdi (a.s)’a ve ashabına baktığına işaret ediyorlar. Enbiya Suresi, 105. ayetinde İslam ahlakının dünyaya hakim olacağına işaret eden ayetleri, büyük İslam alimleri, o ayetlerin Hz. Mehdi (a.s)’a baktığını şerh etmişler. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz zikirden sonra (bütün semavi Kitaplar ve ya Tevrat’tan sonra) Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” İmam Muhammed Bakır, bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuşlar: “Bunlar ahir zamanın zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s) ve ashabıdır” diye buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:Evet, çok ayet var, onların hepsini o şekilde şerh etmiş, İmam-ı Caferi Sadık olsun, İmam Muhammed Bakır olsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz şöyle söylemiştiniz Hocam; “Eğer kadına hak edilen değer verilirse, cennet varlığı gibidir, çok müthiş bir varlıktır. Dünyanın en güzel süsü kadındır. Akıl almaz bir sevgi gösterir, akıl almaz bir tutku gösterir, akıl almaz güzel ahlak gösterir, akıl almaz bir sanat gücü vardır, hepsi ortaya çıkar” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah, Latif ismiyle, Rahman ve Rahim ismiyle, kadında tecelli eder kadında. Şefkat hazinesidir, annelik ruhu olduğu için içlerinde, şefkatle çok güzel verim alınıyor. Sevgiyi, tutkuyu en güzel yaşayıp, onu aksettiren bir yapıya sahiptirler. Ama kadınlar nazenin varlıklardır. Çabuk üzülürler, çabuk rencide olabilirler, çabuk kuşkuya kapılabilirler. Çok özenli olunması gerekiyor, Allah onları Kuran’da çiçeğe benzetiyor, özenle yetiştirilmiş çiçeğe benzetiyor. Onun için çok akıllı bir Müslüman kadını ancak güzel denge içerisinde tutabilir. Akılsız bir insan, hassas bir aleti bozmuş olur. Mesela bir insana çok girift hassas bir alet versen, eğer uzmansa, onu en güzel şekilde değerlendirir. Ama kaba ve akılsızsa onu kırar. Kaba ve akılsız insan da bu hassas aleti kırabilir, dağıtabilir, üzebilir, çökertebilir, onun için de Kuran’da Cenab-ı Allah; “İyi erkekler iyi kadınlara” diyor. “İyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlar” diye Allah ayırt etmiştir. Onun için müminler yani güzel, akıllı, güzel huylu insanlar, güzel huylu, güzel akıllı kadınlarla birlikte olacaklar. Evlendiklerinde, onlarla evlenecekler, onları helali olarak kabul edecekler, o zaman mutlu olurlar. Yoksa aksinde, dünyada geniş çapta görülen ızdırap başlar. Yani kadın, erkeğin başına çok ciddi şekilde bela olur. Erkek de kadının başına çok ciddi bir şekilde bela olur ve birbirlerini yıpratan bir makineye dönerler. O, onu yıpratır, o, onu yıpratır, o, onu üzer, o, onu üzer, sürekli birbirlerini kızdırırlar, sürekli gerilime düşürürler ve şiddetli bir nefret oluşur. Ama mümin muttaki ise, iki taraf da akıllıysa, birbirlerinin güzel yönlerini çok güzel ortaya çıkartırlar. Ahlakındaki, bedenindeki bütün güzellikleri çok iyi takdir ederler. Ondan haz alırlar, o da karşılıklı birbirlerini çok sevmelerine, birbirlerine muhabbet duymalarına sebep olur. Bir kere müminde şefkat var. Yani Allah’a inananda şefkat var. Şefkat bir kere dinmeyen bir duygudur, hiçbir şekilde azalmaz. Kadın hastayken, şefkat doruk noktaya çıkar. Allah esirgesin sakatlanırsa, şefkat doruk noktaya çıkar, yaşlanırsa doruk noktaya çıkar, daha da şiddetlenir, acze düşerse, mesela bir yere düşse Allah esirgesin şefkat devreye girer, bir şeye gücü yetmezse şefkat devreye girer. Şefkat, çok zevkli bir duygudur. Yani şehvet gibi özel bir duygudur, ruhta şiddetli etki yapar. Çok güzel bir duygudur. Ve bitip-tükenmek bilmeyen güzel bir şefkat, sürekli ruhta hakim olur. Mesela o bir şey bilemediğinde, küfür kafasındaysa, ona düşman olur, öfkelenir kızar. Ama iman gözüyleyse, şefkati artar, bilemediğinde. Daha çok koruyup kollamak ister. Mesela bir şeye gücü yetmezse, şefkat duyar, daha çok sever. Ama zulüm gözüyle bakan, bir şeye güç yetiremezse, ona karşı öfke duyar ve nefret eder, kızgınlık duyar, intikam almaya kalkar. Mesela bir şeyi unutursa, mümin ondan zevk alır, şefkat duyar, onu korumak kollamak hissi daha çok olur. Ama zulüm gözüyle bakan birisi, onun unutkanlığını öfke nedeni olarak görür. Ona karşı kin duyar. Saymayla bitmez bu. Onun için şefkat çok büyük bir nimettir, müminlere Allah tarafından verilmiş, özel bir güçtür, özel bir duygudur, o müminlerin iç enerjisidir. Allah bu huyu, bu ahlakı çok beğeniyor. Şefkat, Rahman Rahim isminin tecellisidir. Anne de çocuğuna şefkat gösterir. Çocuk akıllıysa, o da annesine şefkat gösterir, o da annesini koruyup kollar. Mesela bugün bahçede bir kedi var yavrusuyla beraber ikisi, yavrusu biraz gelişmiş, yavrusu ondan biraz uzakta kaldı, tek kelimeyle bir kere mırıltı gibi bir ses çıkarttı, koşarak hemen annesinin yanına gitti. Mesela biz gel desek, gelmez ama annesi deyince hemen koşarak gitti. Bu sefer ikinci aşamada, annesinden iyice ayrıldı, uzak bir yere gitti, annesi başta kaldı, annesi gelmesi için sürekli bir şeyler söylüyor, kerata gelmiyor. “Bak annen seni bekliyor” dedik, sonra biz çekilince, annesi koşarak yanına geldi. Bu sefer biraz ilgilendiğimizi görünce, ikisi birden yaklaştılar, ben de acıktıklarını da anladım, biraz onlara peynir verdim, peyniri sürekli annesi yiyor, ufaklık da annesinin kırıntılarını yemeye çalışıyor. Mesela peynir yediler, düşündüm, peynir tuzlu, bunlar susamıştır dedim, biraz su kabıyla su götürdüm verdim, hemen ikisi birden suya yaklaştılar, büyük bir iştahla içmeye başladılar. Mesela benim o, çok hoşuma gitti, yavrunun o aczi, annesine olan düşkünlüğü, annesi ona bir şey olacak diye korkuyor, sürekli peşinde. Bayağı da büyümüş aslında, fakat onu korumakla kendini mükellef görüyor. O da hiç annesinden ayrılmıyor. Mesela şefkatin tatmini açısından, çok zevkli yani görünüşü çok haz verici. Mesela o suyu içtiklerinde mutlu oldum, hoşuma gitti. Eğer sırf peynir yiyip gitmiş olsalar, rahatsız olurum. Çünkü su bulamama ihtimalleri var. Su bulamayınca, böbrekler zorlanacaktır, vücutları zorlanacak, hayvan olduğu içinde bilemez, canı yanar. Ama iyi protein aldılar. Mesela bu bir şefkattir. İnsan, ağaçlara da şefkat duyar. Bir bitki güneş göremiyordur, güneş görmesi için, önünde bir engel varsa onu kaldırırsın, o da ona gösterdiğin şefkatindir. Mesela çiçeğin topraktaki suyu biter, toprağı sularsın, o da bir şefkattir. Çünkü çiçeğin canlandığını görmek bir zevktir. Bunun gibi, şefkat her yerde tecelli eder.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir duasını okuyorum, inşaAllah. “Ey Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir
Ey Rabbim! Gizlide ve açıkta Sen’den, haşyetini istiyorum
” Yani Allah korkusunun artmasını, inşaAllah. “Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i'tidâlden ayırmamanı istiyorum
Sen’den tükenmez bir ni'met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş'e ve huzûr) istiyorum
Sen’den beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum
Sen’den yüzüne bakmanın lezzetini; Sana kavuşmanın şevkini istiyorum
Bütün bunları zarar vericinin zararından, saptırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum
Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl(el-Camiu's Sağir
)”
ADNAN OKTAR:Mesela bakın, “göz ferahlığı” Peygamberimiz (s.a.v.)’in o ifadesi, çok acayip bir ifade. Çünkü bakıştaki ferahlık, çünkü her baktığında, bir ferahlık hissetmen, bir huzur rahatlık hissetmen, göze onun bir sıkıntı vermemesi, ruha onun bir sıkıntı vermemesi, her baktığının içini açması, çok güzel bir duygu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mükemmel bir ifadesi ve çok candan bir duası. Resulullah (s.a.v.)’in bütün dualarına bakıp, onun karakterini çok iyi görmek lazım. Yani söyleyip geçmemek lazım. Mesela diyor ki; ölümden sonra serinlikten bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bu çok önemli. Ölümden sonra, insan çok rahat etmek ister. Yani ölüm anında da, ölümden sonraki safhalarda da, cennete gitmesi safhasına kadar, bir tedirginlik yaşamaması lazım. Cenab-ı Allah onunla ilgili çok garanti vermiştir. Yani hiçbir şekilde zorluk görmeyeceksiniz diyor Allah, “üzülmeyeceksiniz, korku da duymayacaksınız” hatta “siz 'bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız"diyor Allah, çok detaya giriyor. Ayette açıklama çok güzel. Ama mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in, göz ferahlığı istemesi ve ölümden sonra serinlik istemesi, o çok şahane bir ifade. Yani her aşamada rahat etmesi. Çünkü canının rahat çıkması, Azrail (a.s) ile beraber, serinlik ve ferahlık içerisinde gitmek, diğer meleklerle birlikte serinlik içinde gitmek. Çünkü cennete varıncaya kadarki aşamaları, Cenab-ı Allah açıklıyor ama insanlarda da bir tedirginlik meydana getirebilir. Onun için Allah o konuda Kuran’da çok garanti vermiştir, rahat olmaları için. Ama zaten cennete girdiklerinde, selam ile giriyorlar zaten, bir ferahlık var. Yani selam demek; “güvenlik içinde girin” diyor. Cennete girdikten sonra da, zaten sonsuzluğa kilitlenmiş oluyor. Yani ondan sonra, ölüm öldürülüyor. Ölüm, sonsuza kadar öldürülmüş oluyor, kilitlenmiş oluyor. O güzelliği de Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çok güzel bir ifadeyle, serinlik talebiyle belirtiyor. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.)’in dualarını cümle cümle alalım, çok sırlı olduğunu göreceğiz. Mesela diyor ki; “Damarlarımı nurlandır” diyor. Nurlanan bir damarda, hastalık olmaz, tıkanma olmaz, kolesterol olmaz. “Etimi nurlandır” diyor. Nurlanan bir ette de, hiçbir şekilde ur, kanser oluşmaz. Yani çok güzel ifadeler, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Amerikalı bir din adamı Profesör Walter Wagner, şu an resmini gösterdiğim kişi, Amerika’da çok tanınmış bir din adamı, Kuran’ı dikkatlice okuyup-araştırdıktan sonra, hem kendisinin, hem öğrencilerinin Kuran’ı Kerim’i daha derin anlamaları amacıyla, “Kuran’ın Açılışı, İslam’ın kutsal kitabının tanıtımı” isimli bir kitap yazmış. Bu kitap, 2008 yılında, yılın dini kitap ödülünü almış. Kitabın yazarı şöyle diyor; “Tüm kitaplarda benzerlikler var. Sadece tek bir Tanrı var. Bize kendisine uymaya, dindar bir topluluk oluşturmaya ve O’na ibadet etmeye çağırıyor. Kuran, adalet ve barışın sesi, barış içinde yaşamaya, dünyanın geri kalanını çağırmaya davet eden bir ses. Ben de bu sesi duyup, okuyucularıma ve öğrencilerime ilettim.” Bu kişiye İslam’da cihad konusunda düşünceleri sorulmuş, “çabalamak, mücadele etmek anlamına geliyor” demiş.
ADNAN OKTAR:İnsan cihad deyince, doğrama akıllarına geliyor. Cihad-Cehd kelimesi; Gayret anlamına gelir. Öldürmeye; Kıtal denir. Katele; Katletmek. Kuran’da kıtalden bahsetmiyor, cihadden, cehdden bahsediyor, gayret. Allah’ın dinini yaymak için yapılan ilmi, sosyal, bilimsel her türlü çalışma, cihaddır. Mesela şu anki konuşmamız da cihaddır. Allah yolunda cehd ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Yiğit Bulut yazısında, şöyle söylüyor: “28 Şubat sürecinde, birçok isme karşı büyük bir infaz yapıldığını, toplum neznindeki bazı kişileri bu toplumdan koparmak istenildiğini” söyleyerek, “28 Şubat’ın ayıbının artık temizlenmesi gerektiğini ve buna da Sayın Fethullah Gülen Hocamız’ın dönüşüyle başlamak gerektiğini” söylemiş. “Türkiye’nin artık normale dönmeye başladığını, artık Türk halkının kime neden ve nasıl saygı duyacağını kendisinin seçtiğini, ancak o utanç dolu günlerden geriye bir tek detay kaldığını, o da Fethullah Hocamız başta olmak üzere, yurtdışına çıkmak zorunda bırakılanların teker teker geriye döndürülmesi olduğunu” belirtmiş. “Gerçek bir demokrasi için, Hocamızın dönmesinin şart olduğunu, bu ayıbımızı temizleyerek, bir an önce unutturmamız gerektiğini ancak bunun için, siyasi otoritenin mutlaka güven vermesi gerektiğini” ilave etmiş.
ADNAN OKTAR:Bir ara Fethullah Hocamız’ı getirtelim dedim, o cemaatin en önemli kilit ismi olan bir ağabeyimiz bize gelmişti, onunla konuşuyordum, “Hocam tamam siz istedin” dedi, “o zaten istenmek isteniyor, eğer davet ederseniz, davet istiyor” dedi, “gelir, gelmek ister” dedi, “o zaman siz sahip çıkın, isteyin” dedi. “Tamam, o zaman getirelim” dedik, Ya Allah, Bismillah dedik, tam söyleyecektim, hemen Yargıtay’dan hukuki bir haber geldi. “Aman” dedim, “şimdi durduk yere bir şey çıkmasın” dedim, nitekim de, hayır oldu yani şu ana kadar gelmemesinde hayır oldu. Ama bana kalsa, ben Fethullah Hocamız’ı bizim çocuklar gider alır getirirler. Bir şey yok, ben anlayamıyorum ama olur olur. Çünkü hassas bir insan, çabuk üzülen bir insan, yani onu biz garantiye alamayız. Mesela dedim ki; “Gazete haberlerini okutmayın” dedim, “bir şekilde öğreniyor dediler. “Televizyon seyrettirmeyin” dedim, “bir şekilde duyuyor” dediler, “illa ki duyuyor, üzülüyor” dediler. “O zaman ne yapacağız” dedim. Yani o dezavantajımız var, çabuk üzülüyor, çabuk müteessir oluyor. Yoksa getirmek bir sorun değil, getiririz evelAllah kimse de kılına dokunamaz Allah’ın izniyle, öyle bir konu olmaz. Ama çirkin sözleri durdurmamız pek mümkün olmuyor. O da üzülüyorsa, pek yapabileceğimiz bir şey yok. Ama yine tabii takdir kendisinin, gelmesini gönlümüz ister, inşaAllah.
Bir film daha mı var demiştiniz? Hz. Ali keremullahi veche, Allah’ın arslanı, haydarı kerrar, döne döne dövüşen Allah’ın arslanı. Hz. Ali (r.a) dedemdir, maşaAllah.
Evet seyredelim.
VTR- Hz. Ali (r.a)
SUNUCU:00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kaçkar Tv, Sivas Vizyon Tv, Hatay HRT Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren de A9 Tv, Tv Kayseri, Samsun AKS Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...