SUNUCU: Yayınımıza A9 TV, Kahramanmaraş AKSU TV, Gaziantep Olay TV, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Şahane bir kitap gördüm. ‘Canlılardaki Akılcı Davranışlar’, 2. Baskı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evrimcileri çıkmaza sokan kitaplarınızdan bir tanesi de ‘Canlılarda Görülen Fedakârlıklar’ maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Özellikle Türkiye’de, İslam âleminde şu an deccaliyetin dördüncü son aşamasını gırtlak gırtlağa mücadelesi var. Milletimiz onun için devlete, askere, polise, mahkemelere, savcılara tam sahip çıksın. Devlete sahip çıkacaklar. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmaya karar vermiş, iddia edilen Ergenekon terör örgütü çok şirret bir azgınlık içerisinde, akıl almaz arsız. PKK ile de iş birliği halinde saldırıyorlar. Devlet de kendini müdafaa ediyor şuan. Onun için devlete tam destek, hükümete de bu konuda tam destek, polise tam destek, askere tam destek, savcılara-hakimlere tam destek. Bu vatanseverlik görevi, çok hayati, çok önemli inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ankara Türk-İslam Birliği gönüllülerinin size selamları var. Yine kitap dağıtmışlar. Resimlerini göndermişler, Ankara’da maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam
ALTUĞ BERKER: “Elinizi öpmek için gelmek istiyoruz, haber bekliyoruz. Ankara’ya döneceğiz geri” diyorlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet o önemli. Bırakıp gelinmez, Ankara önemli. MaşaAllah, elhamdülillah. Ben bir kere Ankara’da Adalet Partisi’nin genel merkezinin olduğu yerde, orda ara sokakta Nur talebeleri geldi Risale-i Nur satıyorlardı. İlk defa o zaman görmüştüm. Ama çok eski, daha o zamanlar ortaokuldayım, inşaAllah. Yerde satıyorlardı. İlk defa orada görmüştüm. Kırmızı kırmızı Risale-i Nur külliyatından. Sonra okulda liseden bir arkadaşım “Allah’ı ispat ediyor Nurcular” demişti, çok dikkatimi çekmişti. Bir kelime söyledi o kadar. “Allah’ı ispat ediyor Nurcular” dedi, aklımda kalmıştır. Adalet Partisi’nin merkezinin orada mimarlar-mühendisler odası gibi bir şey vardı karşı tarafta. Orada silah sıkıyorlardı anarşi dönemiydi, sonraki dönemde daha ileriki dönemde görmüştüm. Hayret, orası legal bir bina olması lazım ama anarşi-terör döneminde orada bile olay çıkıyordu. Aşağıda da polis birikmişti. Adalet Partisi genel merkezine yine polis yığılıyordu. Oradan oraya, oradan oraya karmaşık bir yapı vardı o zaman. Aklıma gelen bir detay olarak söylüyorum. Önemli bir konu değil. Devam edebiliriz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah, inşaAllah. Terör konusu ile ilgili Cengiz Çandar’ın hazırladığı ‘dağdan iniş PKK nasıl silah bırakır’ başlıklı rapor dün düzenlenen toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda bilginin üst düzey devlet yetkililerinden edinildiği belirtilen bilgilere göre şöyle deniliyor; “2007 sonrasında, Kürt sorununu demokratik açılım ile çözme girişilmesinin planlanmasına girişilmeden önce, askeri otoriteye askeri yöntemlerle PKK’ya son verebilecek misiniz?” Sorusu iletildiği ve bu soruya kesin bir olumlu karşılık alınamaması üzerine açılım hazırlıklarına girişildiği söyleniyor. “PKK olgusunu terörizm, PKK’nın kendisini terör örgütü, mensuplarının terörist olarak yargılamak yerine bir Kürt isyanı olarak tanımlamayı gerektirmektedir” diyor rapor. “Türk hükümetinin PKK’yı bir Kürt isyanı olarak değerlendirmesi çözüm için ilk ve en önemli adımdır” şeklinde raporda belirtilmiş. Bu konuda Doğan Medya Grubu yazarları da, başta Hasan Cemal olmak üzere, sık sık Kürt sorununun çözümü konusunda devletin ve hükümetin Öcalan’ı muhatap alması gerektiğini çünkü Öcalan’ın Kürt vatandaşlarımız arasında efsanevi bir lider vasfının olduğu ve Kürt’leri dağdan indirebilecek kişinin Öcalan olabileceğini iddia eden yazılar yazıyorlar. Nitekim bugün de Hasan Cemal aynı mantıkla yazmış. Cengiz Çandar’da Öcalan’ ın muhatap kabul edilmesini ve hapsinin de ev hapsine çevrilmesini öneren raporunun mantıklı olduğunu anlatan bir yazı yazmış Hasan Cemal de.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, Cengiz Çandar, Hasan Cemal falan bunlar önemli yazarlar. Burada olaya akılcı bakmaları lazım. Bir komünist kuvvet, komünist askeri yapılanma, kendini devlet gibi gören komünist teşekkül partileşmiş kendine göre bir hareket bölgede Kore gibi Kore Savaşı’nda olduğu gibi, Vietnam’da olduğu gibi bölgeyi komünistleştirmek üzere savaş ilan etmiş. Barış diye bir talepleri yok öyle bir konu yok. Hasan Cemal’de Cengiz Çandar’da gayet iyi bilirler komünizmi. Böyle bir konu yok. Bölgeye komünizmin boydan boya hâkim olması ve sonunda dünyaya hakim olması için azmetmiş komünist militanlar var, komünist hareket var. Komünist hareket, komünizm dünyaya hakim olmadan asla durmaz. Böyle bir komünist düşünce yoktur yani aksine barış ile sonuçlanan komünist hareket bana gösterin. Böyle bir olay yoktur. Marksist, Leninist, Stalinist harekettir bu. Marksist, Leninist, Stalinist harekette; şiddet, savaş sonucu proletarya diktatörlüğü hedeflenir. Kürt kardeşlerimizin kurtuluşu, öyle bir konu yok. Adamın öyle bir hedefi yok. Kendini bu devrin Stalin’i olarak görüyor adam. Zaten tip de Stalin tarzında. Ona daha önce de Baas Partisi de o yollardan gitti, Saddam da Stalin’in taklidini yapıyordu ama en iyi taklit yapan bu, Abdullah Öcalan’dır. Dolayısı ile işte Kürt kardeşlerimize şunu verirsek, şu hakları tanırsak, bağımsızlık hakkını verirsek yahut ayrı devlet olma hakkını verirsek bunlar yakamızdan düşer diye böyle bir konu yok. Yanlış biliyor arkadaşlar yahut yanlış aktarıyorlar. Bir komünist savaş ilan edilmiştir, bu savaşta Türkiye taraftır, İran da taraftır, Suriye de taraftır. Vatan, millet, bayrak için Allah için komünizme karşı bütün milletçe mücadele mevzu bahistir komünist bir harekete karşı. Komünist harekete karşı en etkili yöntem; bilimsel yöntemdir, ilmi çalışmadır. Bilimsel çalışmanın dışında komünizme karşı galip olma diye bir konu yoktur. Bediüzzaman da söylüyor, bilimsel olarak da öyledir. Komünizm kesinlikle yenilmez askeri güç ile. Böyle bir konu yok. Dünyada böyle bir olay yok. Koskoca Amerika ufacık Vietnam ile savaştı baş edemedi. Diz çöktürdüler Amerika’ya. Kore’ye gücü yetmedi diz çöktürdüler. On binlerce ton bomba attı Amerika. Türkiye’nin askeri gücünün kıyaslanmayacak derecede, üstünde bir askeri güce sahip bir devlet. Ayrıca Birleşmiş Milletler ile beraber mücadele edemediler. Birleşmiş Milletler baş edemedi. Dolayısı ile komünist bir hareketle ancak bilimsel yolla baş edilebilir. Komünist bir hareket moral güç üstünde hareket eder. Moral güç onu harekete geçirir. Bir adam dağa çıkıp canını feda etmeye kalkmaz moral güç olmadan. Bir inanç olmadan, bir düşünce olmadan yapmaz. Bu adamlar komünizmin kutsal olduğuna, büyük bir dava olduğuna, dünyanın kurtuluşu için şart olduğuna, dünya tarihinin bir gerçeği olduğuna inandırılmış adamlar. Tarihin diyalektiğinin de bu yönde aktığına inanıyorlar. Yani kendi ifadeleri ile söylüyorum. Bunun kaçınılmaz bir son olduğuna inanıyorlar. Rusya’nın komünizmi erken getirmeye kalktığını halbuki feodal yapıdan daha yeni çıktığını, kapitalist aşamayı geçmesi gerekirken kapitalist aşamayı geçmeden komünizme geçtiği için komünizmi ters takla attığını ve komünizmin başarısız olduğunu söylüyorlar. Ama şuan dünyada kapitalist aşamadan da geçildiğini ve komünizmin şartlarının oluştuğuna inanıyor bu adamlar. Ve “asıl komünizm şimdi ortaya çıkıyor” diyorlar. Dolayısı ile bunlarla barışma diye bir olay olmaz. Bir savaş ilan edilmiştir Türkiye’ye ve savaş konumu vardır. Devlet kendini savunacak, bu kadar! Millet kendini savunacak. Aynı İstiklal Savaşı gibi. İstiklal Savaşı’ndan daha geniş çaplı bir savaş var şuan. İçeride de iddia edilen Ergenekon terör örgütü kahpeleri var, dışarıda da bu PKK kahpeleri var. Allah adına, millet adına, devlet adına, bayrak adına devletin yaptığı bir savaş vardır. Bu savaşta anti-komünist olan, Türk milliyetçisi olan, vatanını seven, milletini- bayrağını seven, Atatürkçü olan, üniter devleti savunan, devletin birliğini bekasını esas alan, Türk-İslam Birliği’ni savunan milliyetçi mukaddesatçı kim varsa devletten yana taraftır, devletten yana tavrını alacaktır. Ve bu büyük bir savaştır. Bir nevi Armagedon gibi bir şey. Savaşın içerisindeyiz haberleri yok, savaş var şuan. Adamların kabadayılık yapmasının nedeni de bu. Hiçbir şekilde uzlaşma diye bir olay olmaz. Yani maazAllah neüzibillah, Mardin, Siirt, Diyarbakır hepsini verseler farz edelim; Mersin’i de isteyecekler söyleyeyim. Ta Karadeniz’e kadar isteyecekler, bak açıkça söyleyeyim. Asıl ondan sonra talepler başlayacak. Önce orda askeri bir yapılanma yaptıktan sonra, halkı komünist bir eğitimden geçirdikten sonra, Allah esirgesin, komünist milis güçler oluşturduktan sonra, dev böyle büyük bir milis ordusu düşünüyorlar. Yani milyonlarca kişiden oluşan, bir mini komünist milis ordusu düşünüyorlar. Ondan sonra asıl atağa geçmeyi düşünüyorlar. Amerika’nın düşündüğü Armegedonun şeyi bu. Güneydoğu’da büyük bir komünist devlet teşekkül meydana getirip, yapı- devlet meydana getirip, onunla savaşmayı düşünüyorlar. Olay bu. Büyük bir belanın içerisindeyiz. Herkes aklını başına alsın. Hasan Cemal, Cengiz Çandarkomünizmi çok iyi tanıyorlar. Komünizm hangi zamanda barış ile neticelenmiş? Sulh ile neticelenmiş? Hani “federal bir devlet olursa kurtuluruz”, yok kardeşim, yok öyle bir şey. Dev bir komünist devlet düşünüyorlar. Ve içerde de Türkiye’de de ciddi şekilde bir komünist tehlike vardır, üniversitelerde şurada burada komünist yapılanma çok geniş çaplıdır. CHP’nin de içine sızmışlardır. CHP komünizme karşıdır ama CHP’nin de içine sızmışlardır. Diğer partilerin içerisine de sızmışlardır. Birçok partinin içerisindeler. Devletin kurumlarına sızmışlardır. İddia edilen Ergenekon terör örgütü her yere sızmış durumda komünist yapılanma olarak. Onun için bunu hafife alan üslubu bıraksınlar. Sırf Ak Parti’nin yapacağı bir şey değil bu. Herkesin ittifakla devletten yana tavır alması gerekiyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de Türkiye’yi bölünmeyi net gözüne almış bir komünist örgüttür. PKK ile aynıdır, aynı düşüncededir. Adam zaten gidiyor Abdullah Öcalan ile görüşüp Türkiye’ye geliyor. Elini kolunu sallayarak ortada geziyor zaten. Yani cayır cayır kafa tutuyorlar. Onun için Türk-İslam Birliği’ni savunarak, İttihad-ı İslam’ı savunarak o azim tehlikeye karşı tavır alması lazım. Bütün mukaddesatçı, milliyetçi, vatanını- milletini seven herkesin yek vücut olması gerekiyor. Ayrıca hükümetle uğraşmakta çok çok akılsızca bir hareket olur. Acayip, bindikleri dalı kesmiş olurlar. Yani süper tehlikeli bir hareket olur. Bilâkis destek vermeleri lazım. Yanlış olan hususları eleştiririz o ayrı mesele. Ama hükümetin elini güçlendirmek lazım, alabildiğine güçlendirmek lazım. Polisin, askerin elini alabildiğine güçlendirmek lazım. Askere bütçeden ayrılan tahsisatın arttırılması lazım, polise arttırılması lazım. Ama bunlar ile hiçbir şekilde netice alınmaz söyleyeyim. İlmi mücadele gerekiyor.Devletin profesörleri var, doçentleri var, asistanları var. Gelin birlikte anti-komünist bir çalışma yapalım. Anti Darwinist anti materyalist bir çalışma yapılması gerekiyor. Bununla, bunlar tuzun suda eridiği gibi erir, kaybolurlar. Öbür türlü bunlar ile baş olmaz ben söyleyeyim. Hem Darwinizm’i hem materyalizmi anlatacaksın, hem de komünizme karşı tavır alacaksın. Yani sen canavara süt veriyorsun, et veriyorsun, pençesini bileyliyorsun, sonrada canavara diyorsun ki “sakın ha kimseyi yeme”. Olmaz öyle şey. Darwinizm’in, materyalizmin bilimsel metotlarla yerle bir edilmesi gerekiyor. Biz yapıyoruz çalışma ama bu yeterli değil. Ya bize destek olsunlar, ya biz devletin ilgili kurumlarına destek olalım, veyahut da elimizdeki bilgileri dokümanları verelim, devletin profesörleri, doçentleri var gidip anlatsınlar, radyodan televizyondan. Bunu dışında çözüm yoktur.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Avrupa’nın da destek verdiğini anlatmıştınız.
ADNAN OKTAR: Danimarka, Norveç falan bunlar hep komünist. Yani “sosyal demokratız” falan diyorlar ama direk komünist bunlar. Marksist düşünce. Ağızları komünizme pek gitmediği için Amerika ile çatışmayalım gibisinden kibarca bunu bu şekilde söylüyorlar. Hep materyalist ve Darwinist devletler. Komünist kökenli devletler ve PKK’yı sonuna kadar destekliyorlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünü de Avrupa geniş çapta destekliyor. Aynı zaten PKK ile hiçbir farkı yoktur. Türkiye’nin bölünmesi ve komünist olması konusunda ittifak halindedirler. Stalinist fakat Maocu düşünce de vardır içinde. Yani ortaktır, hepsinde düşünce aynıdır.
ALTUĞ BERKER: “Silahlı mücadelede hayranlık duyuyorlar” demiştiniz.
ADNAN OKTAR: Tabii, “Rusya bu işi beceremedi, siz yapacaksınız bunu” diyorlar. Avrupa’dan felsefeciler geliyor, doçentler geliyor, profesörler geliyor, hayranlık duyuyorlar dağlarda o gerillaları görünce. Komünizmin ölmediğini, komünizmin yeni başladığını düşünüp; o 68 kuşağının heyecanını yaşıyor adamlar. Cinsi sapık adamlar oralarda geziniyorlar. Ve yüzlerce adam geliyor yani, hayretler içerisinde kalıyorlar. Komünist düşüncenin ölmediğini düşünüp muazzam heyecan duyuyorlar. Avrupa’da ki komünistler korkaklar. Bunların böyle bir derdi de yok, PKK’nın. Bunların gözü dönmüş vaziyette. O yüzden bunlarla sopa ile değnekle baş edilecek bir durum yok. Ancak bilimsel metotlarla olur.
VTR
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah rahmet etsin. Çok çok çok değerli çok büyük bir alimdi, çok değerli bir mürşitti. İnşaAllah onun devrinin canlılığı, güzelliği yeniden gelir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Danimarka’dan sizi ziyaret eden bir kardeşimiz vardı. Helmant Ubeyt isimli. Küçük yeğenlerinin resimlerini yollamış. Kendisi de sizinle tanışmanın çok büyük bir lütuf olduğunu söylemiş, selam söylemiş.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam
ALTUĞ BERKER: Ve “Türk-İslam Birliği günlerini görmeyi Allah nasip etsin” demiş. “Tüm gücümle size destek vereceğim” demiş. Hz. Mehdi (a.s)’ı görmek için ve sizin kitaplarınızın manasını daha iyi öğrenmek için dua istemiş. “Böylece insanlara daha iyi anlatabilirim” demiş.
ADNAN OKTAR: Tipleri acayip şeker. Cartoon film gibi ortalık. Çok tatlılar, maşaAllah.Allah ömürlerini uzun etsin. Sağlık, sıhhat, bereket, afiyet versin Cenab-ı Allah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Tatar kardeşlerimiz size selam ve saygılarını iletmişler Hocam. Tatarca ‘İslam’a’ hizmet sitesi açmışlar Hocam. “Allah sizden razı olsun” yazmışlar Tatarlı kardeşlerimiz A9’a. www.islamgahezmet.com internet sitesini hazırlamışlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Tatarca çok hoş ve değişik. Türkçeyi andırıyor ama dikkat vermek gerekiyor anlamak için.
“Hayırlı akşamlar Adnan Hocam. Öncelikle hayırlı geceler diliyorum, maşaAllah. Benim sorum; komünistlerin Allah’ı yok mudur? Komünistler Allah’a inanırlar mı? İnanmazlarsa neden inanmazlar? Hayırlı programlar diliyorum, inşaAllah.” Hatay’dan Recep Çelebi.
Komünizm Darwinizm’e dayanıyor. Doğrudan Darwinizm’i köken alır. Ve materyalist bir düşünce. Allah’ı dini inkar eder. “Din kitlenin afyonudur” der, din mücadele edilmesi gereken bir sistem olarak görürler. Din, devlet ve aile; komünizm bu sisteme karşıdır, bu kurumlara karşıdır. Dolayısıyla komünizme karşı mücadelede silah çok denendi. Hiçbir şekilde netice alınamadı. Mesela Hitler de denedi gitti Ruslar ile kapıştı, kafasını gözünü patlattılar gerisin geriye kaçtı adam, değil mi? Amerika denedi, Amerika’ya da nal toplattılar. O da apar topar kaçtı. Ve oralarda komünist sistem kuruldu. Kamboçya, Vietnam, Laos. Mesela komünist Çin de öyle. Ona da diklendiler. Komünist hareket ideolojiye dayalı olduğu için kısa sürede yayıldı. Komünizme karşı çözüm en etkili yöntem anti-Darwinizm’dir. Darwinizm’in geçersizliğinin anlatılmasıdır. En kestirme neticesi budur. Anti-materyalist çalışma ikinci aşamadır. Darwinizm’i yıktın mı komünizmi yıkmış olursun. Darwinizm’in olmadığı yerde komünizm olmaz. Biz emek vererek uğraşıyoruz, Müslüman bazı internet sitelere bakıyoruz Darwinizm propagandası yapıyor. Sürekli uyara uyara uyara vazgeçiriyoruz. Yapmayın etmeyin diyerek, uyarıyoruz. Konferanslar veriyoruz, kitaplar dağıtıyoruz. Bari Müslümanlar bu konuda titiz olsalar, daha çabuk netice alacağız. Fikren yıkmak; akademik seviyede yıkmak ayrı birde halk tabanında her yere yaymak ayrı. Onun için, mesela ŞEŞTV anti-Darwinist üç program yapsamuazzam netice alırız. Üç programda netice alırız, fazla değil. Bilâkis Darwinizm’i savunuyorlar. Darwinist propaganda yapıyor ŞEŞ TV. Okullarda devletin kitaplarında Darwinizm anlatılıyor, materyalizm anlatılıyor, diyalektik düşünce, diyalektik felsefe anlatılıyor. Resmi olarak anlatılıyor. Bir kere resmi olarak Darwinizm’in anlatılmasının durdurulması lazım. Devletin bir kere Darwinizm’den elini çekmesi lazım. Hiç olmazsa Darwinizm’in doğru olduğunu anlatma iddiasında bulunmasın, değil mi? Bu konuda tarafsız kalsın. Yine yerle bir ederiz sırf bu konu böyle olsa. Ama taraf oluyor, Darwinizm’i anlatıyor. O zaman, işimiz zorlaşıyor. Gerçi şuan gazetelerde pek bahseden kalmadı ama yine de hakim. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün ana ideolojisidir Darwinizm. Bütün üniversitelerde resmi olarak anlatılıyor şuan, resmi ideoloji gibi. Aksini söyleyen bir bilim adamı olduğunda üniversiteden atıyorlar. Darwinizm’in olduğu zeminde komünizm sular seller gibi gelişir. Çok rahat gelişir. Çin’de çok çabuk gelişmesinin sebebi odur. Rusya’da çok çabuk gelişmesinin sebebi odur. Stalin, Darwinizm’in önemini anlatmış. Marks anlatıyor, Lenin anlatıyor. Uzun uzun anlatıyorlar.
Komünizme karşı devletin resmi açıklaması, resmi faliyeti, karşı atağı olması gerekir. Resmi açıklama beklerken, bakıyoruz Darwinist propaganda yapıyor, devletin kitaplarında, ilgili birimler resmi olarak. Alenen Darwinizm anlatılıyor. Alın ilkokul, ortaokul, lise kitaplarında üniversite kitaplarında, hepsinde, devletin resmi kitaplarında hepsinde devletin resmi kitaplarında Darwinizm propagandası yapılıyor. Materyalist propaganda yapılıyor, diyalektik felsefe anlatılıyor. Böyle bir konumda ne yapılabilir Darwinizm’e karşı? Tuğla tamam, çimento tamam, demir tamam adam binayı yapacak o kadar. Bunun üzerine komünizmi çok rahat kuruyor adam. Bu demirin, çimentonun ortadan kaldırılması gerekiyor, bilimsel metotlarla. Onun için devletin taraf olmaması lazım Darwinizm konusunda. Resmi olarak karar alsın hükümet, Darwinist propagandanın ilkokul, ortaokul, lisede anlatılması durdurulsun. Veyahut cevabı ile birlikte anlatılsın. Cevabı anlatılmıyor, cevabı resmi olarak yasak. Darwinizm’in geçersizliğinin anlatılması yasak. Darwinizm’in propagandasını yapmak resmi olarak şart hale gelmiş. Bu çok büyük bir tehlikedir. Bunun hemen durdurulması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER: İki internet sitesi tanıtmak istiyorum. Birincisi Tatarlı kardeşlerimizin www.islamgahizmet.com bir diğeri de Abdulkadir Akyüz isimli gönüllü kardeşimizin, sizin eserlerinizin dünyadaki yankılarını gösteren tüm haberleri içeren bir internet sitesi hazırlamış. www.dunyadanyankilar.mehdiyet.comisimli inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela rahmetli Alparslan Türkeş komünizme karşı çok titiz ve çok hassastı. Onun çok güzel bir “komonist” demesi vardı. Çok da büyük bir tehlike olduğu için, çok akılcı konuşurdu. “Bıçak gibi kesilmesi lazım” diyordu Başbuğ. “Hayret ediyorum anlatılıyor” diyor. Hakikaten biz de hayret ediyoruz yani hala durdurulmamasını. Bilimsel akılcı metotlarla çok rahat durdurulabilir, inşaAllah.
Atatürk ne diyor? “Beyler ; şurası unutulmamalıdır ki, Türklük âleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Behamahal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Şuan böyle bir konu var mı? Yok. Adamlar elini kolunu sallayarak komünist propaganda yapıyorlar. Darwinist, materyalist propaganda yapıyorlar. Darwinist propaganda yaparken de devletin kitabını kullanıyorlar. Bak diyorlar, “Devlet burada anlatmış Darwinizm’i. Diyalektik felsefeyi de anlatmış diyorlar, materyalizmi de. Biz sadece üstüne komünizmi anlatıyoruz bir şey yok” diyorlar. Yani zaten yüzde 99’ u tamam olmuş oluyor. Adam yüzde1’ lik kısmını üstüne ilave etmiş oluyor. Yüzde 99’u diyalektik felsefedir Darwinist, materyalist felsefedir. Bu devletin kitaplarında okutulduktan sonra, adam onun üstüne kurar. Geriye bir şey kalmıyor zaten.
ALTUĞ BERKER: Çin’ den bahsettiniz Hocam. Çin ordusunun 2009’da Doğu Türkistan’da başlattığı operasyonlarla ilgili bazı yeni görüntüler ortaya çıkmış. Yeni görüntülerle ilgili hem haber vardı. Uygun görürseniz gösterebilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bir görelim. Diyanet İşleri Başkanı Çin’de şu an, değil mi? Geçenlerde Çin’deydi. Bu adamların yaptığı bu zulmü de herhalde anlatmıştır. Geçenlerde uyarmıştık bunları, biraz akıllanmışlardı. Yine çizmişler, yine uyarmamız lazım, inşaAllah.
Başbuğ’un konuşması. Allah’ına kurban olayım Başbuğ’un ben. Dinleyelim.
VTR
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak Başbuğ Türkeş, yıllar önce bu belanın teşhisini tam koymuş. Tedavisini de mükemmel açıklamış. Ve tehlikenin her aşamasını da açıklamış. Gayet akılcı, olaylara bakış açısı.
ALTUĞ BERKER: Başbakanın bir açıklaması vardı Hocam. Siz uzun zamandır eski eşleri tarafından tehdit edilen kadınların koruma altına alınmasını ve onları koruyacak güvenlik sistemi düzenlenmesi konusunda açıklamalar yapıyorsunuz. Nitekim dün Başbakan Erdoğan, yalnız yaşayan,çocuklu dul hanımlarımız için, stüdyo daireler verileceğini ve bu kadınlarımıza maddi destek sağlanacağını açıklamış. Bu evlerin TOKİ tarafından yapılacakmış ve site şeklinde olan bu toplu konutlarda, kadınlarımızı eski eşlerinden korumaya yönelik özel güvenlik önlemleri yer alacakmış. Evlerde yaşayan annelere yeşil kart, çocuklar için eğitim yardımı ve aile yardımı yapılacakmış.
ADNAN OKTAR: Çok iyi, gayet güzel. O nedir o ufaklık?
ALTUĞ BERKER: Göstereyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben bunun gagasını ısırırım, patilerini de ısırırım. Tam kucaklamalık. Ne şeker şey, hayret yani tatlılığı, maşaAllah. Ördek çok tatlı hayvan. Fakat tabii bunlara evde bakmak çok zor. Irmak kenarında falan olacak, rahat ortam olacak yahut geniş göl olacak o zaman rahat ederler. Evde tehlikeli, hastalanıp ölebilirler. O da insanın vicdanını rahatsız eder tabii.
Köydeyken küçük bir yaban tavşanı getirmişlerdi ufak, çobanlar dedeme getirmişlerdi. Dedeme teslim ettiler, dedem de bıraktı hemen evde makat denilen sedir var, sedirin altına daldı. Bir gün kadar falan çıkmadı oradan. Ondan sonra kendi kendine, yavaş yavaş burnunu hoplata hoplata çıkmaya başladı. Dedem ona bayağı iyi bakıyordu,izbandut gibi olmuştu kerata. Abartmayayım ama en az 2,5-3 kg geliyordu. Sonra bırakmıştık yabani hayvan olduğu için dışarıda daha rahat edeceğini düşünerek.
Yağmur güzel yağıyor maşaAllah. Serinlik, ferahlık güzel inşaAllah. Berekete, hayırlara vesile olur inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Üstat Hazretlerinin bildiğiniz anlattığınız gibi kendi vefat tarihini ve mezarının da yıkılacağını; vefatından 40 yıl önce Ed-dai adlı şiirinin mısralarında şöyle bir mısra-i cümlesi; “yıkılmış mezarım ki, yığılmıştır âlâma”… Burada seçtiği yığılmış kelimesinin ebcedi 1380. Buda kendisinin vefat ettiği 1960 yılına denk geliyor, maşaAllah
ADNAN OKTAR: Ebcedi?
ALTUĞ BERKER: Evet, ‘yığılmış’ kelimesinin ebcet değeri de vefat tarihini 1380 tarihini tam olarak veriyor.
Ben bir iman hakikati olarak, uygun görürseniz, gözle ilgili kısa bir iman hakikati anlatacağım. Benzeri olmayan kamera; kısaca televizyonun ekranına baktığımızda 5000 km hızla bir elektrik akımı ilerlemeye başlıyor ve 600 bin sinirden herhangi bir sinir ile beynimize geliyor bu akım ki okumaya başlayabiliyoruz, görebiliyoruz. Göz 600 bin sinirle beyine bağlanıyor. Ve aynı anda 1,5 milyon mesajı alıp bunları düzenliyor. Ve saatte 500 km hızlabeyine gönderiyor. Biz tek bir noktaya baktığımızda aslında birbirinden farklı yüzbinlerce detay görüyoruz. Bir yere bakıyoruz ama etrafımızdaki her şeyin detayını görebiliyoruz. Buradan gelen bütün mesajları göz ayırt ediyor, değerlendiriyor ve her birini beyine iletiyor. Ve yakın planda bir şey okurken arka planı da net olarak görebiliyoruz. Hiç bir kamerada olmayan mükemmel bir sistem. Örneğin bir manzaraya bakarken arka planda etrafımızda gezen en küçük karıncayı bile mutlaka beyne ulaştırıyor. 600 bin sinirle 500 km hızla giden bir akım, maşaAllah. Hiçbir kamera tekniği şu anda, gözün bu özelliklerine yetişemez durumda. Allah’ın yarattığı mükemmel bir sistem var gözde, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Eğer bu konuları işlemeye başlarsak teker teker nefes kesici, çok fazla sistem oluyor. Fakat bunu düşünürken insan bir konunun bir kısmını o anda idrak edebiliyor, dikkatini verebiliyor. Halbuki kainatın ilk yaratılışından itibaren, atomun yapısında da, hücrenin yapısında da milyonlarca detay var ama biz mesela o detaylardan 100 tanesini bile almış olsak, buna insan aynı anda teksif olamıyor. Yani onun çok az bir kısmına teksif olabiliyor. Onun için dikkat açıcı anlatım çok hayati. Dikkati kolaylaştıracak anlatımın üstünde duralım. O zaman insanların üstündeki ülfet kalkar. Ülfet perdesinin kalkması çok önemli. Ülfetten dolayı insanlar fark edemiyorlar. Alışkanlık yani. Normal karşılama oluyor, ülfet perdesi kalktı mı, insanın nefesi kesilir. Çok hayretler içerisinde kalır. Ona özel bir yöntem geliştireceğiz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Peygamberimiz (sav) münafıkların tamamen şeytanın etkisinde olduklarını şöyle bildirmiş Hocam. “Nesai’den rivayet edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) minberde insanlara hutbe okurken gördüm şöyle buyurdu; ‘Allah’ın eli cemaatle birliktedir. Şeytan ise cemaati parçalayanla beraber tepinir’” diye buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR: Demek ki Müslümanlar birlik ve beraberlik içerisinde olacaklar. Kuran ayeti ile açık, birçok ayet ile açık. Allah’ ın açık aleni hükmüdür İttihad-ı İslam farzdır. Türk–İslam Birliği, mutlaka oluşması gereken bir güzellik inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bu konuda bir internet sitemizi tanıtıyorum inşaAllah. www.filistinzulmu.com Siz bu sitede yıllardır Filistin’de yapılan zulmü, yapılan olayları dile getiriyorsunuz Hocam. Tek çözümün Türk-İslam Birliği ile olduğunu anlatıyorsunuz inşaAllah. Filistin’ deki zulmü sonlandırmak, Afganistan’daki zulmü bGitirmek, Keşmir’deki acıları dindirmek tek tek, bölge bölge istemekle çözülmez. Hepsini toptan bitirecek tek yolun sadece Türk-İslam Birliği’nin kurulması ile olabileceğini anlattınız. Aksi taktirde bu talebin kişisel rahatlama, kişisel rahat yaşama talebi olduğunu,“sorunun kökten bitirilmesi için Türk-İslam Birliği kurularak herkesin rahata ve huzura kavuşmasını istemek gerekir” dediniz inşaAllah. Türk-İslam Birliği ile sadece Filistin halkı değil, İsrail’deki Hristiyan Musevilerin de rahata ve kavuşacaklarını anlatmıştınız. Sitenin ismini tekrar ediyorum www.filistinzülmu.com
ADNAN OKTAR: Azerbaycan bayrağı ile Türk bayrağını karıştırıyorlar. Halbuki biz iki bayrağı da bir arada değerlendiriyoruz, değil mi? İkisi de birbirinden güzel, inşaAllah. Her ikisi de bizim bayrağımız, inşaAllah. Azerbaycan bizim canımız parçamız, Azerbaycan. Türk bayrağı zaten bizim bayrağımız. Dolayısı ile bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor kardeşlerimizin bazen karıştırmaları.
Kemal isimli kardeşimiz “Darwinizm konusunu bize bir anlatır mısınız?” diye soruyor. Demek ki daha hala birçok yere ulaşamamışız. Belanın ne kadar geniş çaplı olduğunu görüyoruz.
Aydın kardeşimiz de “Hocam, sizi yeni yeni anlıyoruz” diyor. “Ne kadar mükemmel biri olduğunuzu anladık inşaAllah. Sizi dinlemeye başladık, muhabbetimiz o derece arttı inşaAllah. Sizi dinleyip anlayınca ve sevenleriniz varsa iman nurunuz daha da parlayacak ve imanımız sapasağlam olacak inşaAllah, inşaAllah ellerinizi öpmeyi nasip olur.” Estağfirullah biz sizin ellerinizden öperiz. “Selametle. Yüce yaratan hepimizin yar ve yardımcısı olsun.” diyor.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Şöyle söylemiştiniz; “Mehdiyet zaten ortadadır. Görmeyen gözler görmeye alışacak. Mehdiyet’in kendini ilanı diye bir şey yoktur. Mehdiyet’i göremeyen gözlerin, görmeye başlaması vardır. Işıktan, aydınlık bir ortamdan bir yere geldiğinde, karanlık içersin deki ışığı, nuru görmek çok zordur. Göz kamaşır. Mehdiyet de öyledir. Karanlığın içerisinde göremiyorlar Hz. Mehdi (a.s)’ı. Bir süre sonra gözler alışınca berrakça o nuru görecekler. Gaflet ve dalalet içerisinde olan insan göremez. Cahil ise göremez. Perdeler tam açılmadıysa göremez. Allah nasip etmediyse göremez. Allah perdeleri açtıkça göreceklerdir, dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir fitnenin içerisindeyiz. İşte bu Mehdiyet’in alametlerindendir. Metafizik olaylardan bir tanesi budur. Mesela PKK hareketi hiç umulmayan bir harekettir. Tahmin edilemeyen komünist bir harekettir. Dünyanın birçok yerinde komünist hareket var ama böyle azılı bir komünist hareketin Türkiye’de oluşmuş olması Mehdiyet’in alametlerinden bir tanesi. Çünkü bir deccal hareketi bu. Büyük, kapsamlı bir deccal hareketidir. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün mesela sürpriz bir harekettir. Gizli bir fitnedir. O da bir deccal hareketidir. Yani ahirzamanda 30’un üstünde deccal var. Mesela Abdullah Öcalan bunlardan bir tanesidir. İddia edilen terör örgütünün başı olan o mikrop bir deccallardan bir tanesidir. Fakat dindar görünümlü deccallarda var. Sarıklı cübbeli deccallarda var, İslam âleminde. Bunlar karışık. Bunlara karşı Mehdiyet var gücü ile mücadele veriyor. Galip olan Allah taraftarları olacak. Bunu göreceksiniz. Hayretler içerisinde kalacaksınız. Bu dev kitleler, dev yapılar bir bir mum gibi eriyip gidecek. Mehdiyet pırıl pırıl aydınlık ortaya çıkacak inşaAllah. Türkiye büyüyecek Allah’ın izni ile turan olacak. Dev bir Türk-İslam Birliği oluşacak, bütün oyun oynayanlar, oyun oynadıklarına pişman olacaklar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarının genç olacağını söylemiş Hocam. Şöyle buyurmuşlar; “Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarının çoğu gençlerden oluşacak. Aralarında az sayıda yaşlı olacak”, diye buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR: Türkiye’de ki bu komünist fitneye karşı yapılacak en iyi şey, Darwinizm’le, materyalizmle mücadele edemeyen, bilgisi olmayan arkadaşlarımız Kürt kardeşlerimizi bağırlarına bassınlar. Her yerde onlara iş versinler, aş versinler, dostluklarını, muhabbetlerini göstersinler. İddia edilen Ergenekon terör örgütü onları feci şekilde ezerek, onların kalbinde burukluk ve öfke meydana getirdi bir kısmında. Onu telafi edelim, onların adına özür dileyelim. Şefkat gösterelim. İyi olmaları, güçlü olmaları, sağlıklı olmaları, zengin olmaları için gayret edelim. Mesela bir iş yerimiz var öncelik tanıyalım. Her yerde saygı sevgi gösterelim. Çok değerli insanlardır. Çok mübarektirler Güneydoğulu kardeşlerimiz. Zaten tanıyanlar da görürler, bilirler. Misafirperver, çok nezih, mütevazı, mazlum, Allah’tan korkan, dindar, mukaddesatçı, vatanını milletini seven insanlardır. Bediüzzaman’ın evlatlarıdır. Selahaddin Eyyubi’nin evlatlarıdır. Onun için titiz olacağız, inşaAllah.
MaşaAllah, Avrupa’daki takip çok güzel. Yüzlerce kardeşimizin ismi var maşaAllah. Ki oda elektronik olarak seçiliyor. Bir kısmını bize getiriyorlar.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Şöyle söylediniz inşaAllah; “laikliğe sıkı sıkıya sarılmak lazım. Laiklik münafıklığın tentürdiyotudur. Laikliği batırdın mı yaranın üzerine oradaki münafıklığı öldürür. Münafık kalmaz. Laiklik öyledir. Demokrasi kafayı açar. Demokraside de totaliter yapı olmaz. Baskı sistemi olmaz. Bu ikisine sıkı sıkı sarılmak lazım” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İstanbul’dan Esra Tanta. Çok güzel bir mektup yazmış maşaAllah. Doktor Ayşegül Hanım. MaşaAllah, bizim anlattıklarımızın ne kadar isabetli olduklarını anlatıyor. Necmi kardeşimizi Almanya’dan yazmış.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Üstad Hz.’nin ölüm ile ilgili sözleri var.
“Ey bi çareler, kabristana göçtüğünüz zaman, ‘eyvah malımız harab olup, çalışmamız heba oldu. Şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik’ demeyiniz. Feryat edip meyus olmayınız. Çünkü sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Her âleminiz yazılmıştır her hizmetiniz kayıt edilmiştir. Hizmetinizin mükâfatnı verilecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zat-ı Zülcelal sizi celp edip yer altında geçici olarak durdurur, sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakat bitti ücret almaya gidiyorsunuz. Öyle ise kabir kapısına ağlayarak değil gülerek gidiniz.” diyor Üstad Hazretleri.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzzaman’ın çok güzeldir üslubu. Anlatımı çok mükemmeldir, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleri’nin bir kerametini anlatayım Hocam, inşaAllah:“Gayet küçük ve lâtîf, bugünlerde vaki olan meseleyi söyleyeceğim. Şöyle ki:Fecirden evvel hatırıma geldi ki, bir zâtın kalbine vesvese verecek bir tarzda tarafımdan sözler söylenilmişti. ‘Keşke,’ dedim, ‘onu görseydim, kalbindeki dağdağayı izale etseydim.’ Aynı dakikada, Nis’e gitmiş bir parça kitabım bana lâzımdı. ‘Keşke elime geçseydi’ dedim. Sabah namazından sonra oturdum, baktım, aynı zât, o kitap parçası elinde olduğu halde içeri girdi. Ona dedim: ‘Senin elindeki nedir?’ Dedi: ‘Bilmiyorum. Kapının önünde, Nis’ten gelmiş diye birisi bana verdi; ben de size getirdim.’ ‘FesübhânAllah,’ dedim. ‘Böyle bir vakitte bu adamın evinden çıkıp gelmesi ve şu Sözün Nis'ten gelmesi hiç tesadüfe benzemiyor.’”
ADNAN OKTAR: Çok şahane. Bediüzzaman’a sürekli mutluluk veriyorlar, sürekli keramet oluyor. Çok zor şartlarda; sürekli hapsediliyor, tutuklanıyor, acı çekiyor, iftiralar var, baskılar var ama Cenabı Allah da onu adeta kerametler denizinde yüzdürüyor. Muazzam keramet var. Her gün keramet görüyor her gün, maşaAllah. Çok zevkli, bayağı güzel. Ertesi gün olacak olayları rüyasında görüyor mesela, çok şahane bir şey. “Çok az bir teville anlaşılacak gibi hepsini en ufak detayına kadar görüyordum” diyor, her gün olayları. “Yemin ediyorum” diyor, yemin ile söylüyor. Zaten ispatlıdır, talebelerine söylüyor. “Şu olacak” diyor, oluyor, “bu olacak” diyor oluyor inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ ın Darwinizm’e materyalizme karşı mücadele yapacağını nerden bilsin Bediüzzaman? Vaktinin olmayacağını nereden bilsin? “Küçük bir talebe grubu olacak” diyor, “onunla yapacak” diyor. “İstanbul’da faaliyet yapacak” diyor. “Şu tarihte başlayacak şu tarihte bitecek” diyor. Başka detaylar da veriyor ama vaktimiz dar.
SUNUCU: Bizi yarın 22’den itibaren A9 TV, Kanal Avrupa, Çay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...