ADNAN OKTAR: Şeyhim, neler anlattın?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ender Hocam ve Oktar Hocam ile birlikte iman hakikatleri, kader ile ilgili sizden öğrendiklerimiz Kuran ve sünnet ışığında öğrendiklerimizi anlattık Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Son zamanlarda yeni bazı yöntemler var. Devletin bir kanunu oluyor, adam diyor ki, “Ben kanunu dinlemiyorum.” diyor. Bir yerde toplantı yapılacağı zaman, valilikten izin alınıyor değil mi, usul var. “Yok, benim öyle şeye ihtiyacım yok.” diyor. Yani isteyen vatandaş, etrafına adamlarını toplayıp, istediği yerde bağırıp çağırabilir, böyle bir mantık çıkıyor. Devletin usulü var, kanunu var, adabı var, edebi var, değil mi? Her isteyen, canı isteyen her yerde bağıracaksa, Türkiye birbirine girer. Dünyanın neresinde böyle bir sistem var? Birisi isteyecek orada bağıracak adam, başkası isteyecek orada bağıracak, toplanacak. Her yer o zaman, bağırtı çağırtı ile dolar, herkes birbirine girer. Bir sistem, bir disiplin, bir düzen, bir tertip devletin görevidir. Dolayısıyla devletin kurduğu sistemin, kuralların dışına çıkmak, kargaşa ve anarşi meydana getirir, doğru olmaz, diyorum. Kanunlara ya uyulur ya uyulmaz, kanunlara uyulacak o kadar. Beğeniyorsa da, beğenmiyorsa da uymak durumunda, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bugün Can Dündar’ın bir yazısı vardı Hocam, Mehmet Ali Birand ile ilgili yazmış. Mehmet Ali Birand, “pankreas kanseri olmasının ve hastalık sürecinin dünyaya ve hayata olan bakışını tamamen değiştirdiğini, bütün dünyevi işlerin kendisi için anlamsızlaştığını” söylemiş. Can Dündar da, “Mehmet Ali Birand’ın 28 Şubat sürecinde talimatla haber yapmaları, Fethullah Gülen Hocamız’ın kasetini yayınlamaları için, darbeci askerlerden talimat aldıkları ve tüm darbelere yardımcı oldukları ile ilgili itiraf yazılarının bu hastalık nedeni ile bir son hesaplaşma yazışmaları olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Olabilir tabii. Ama işte son olarak Türk-İslam Birliği’ni savunsa, İttihad-ı İslam’ı savunsa, orada bir bereket ve güzellik olacak aslında. Duruyor duruyor Güneydoğu ile ilgili yakışıksız sözler ediyor.
ALTUĞ BERKER: Onu Aziz Üstel de eleştirmiş, o yazılarını Birand’ın. Terörist başı Öcalan’ın ev hapsine çıkmasının, PKK’nın dağdan inmesi için bir çözüm olabileceği önerisine, Mehmet Ali Birand’ın bu önerisi vardı, buna cevaben, “böyle bir düşüncenin eğer kötü niyetli değilse en iyi ihtimalle saflık olduğunu, PKK’nın Türkiye’den geçen uyuşturucu ticaretinin yüzde 80’ine sahip olduğunu ve dünyanın en büyük üçüncü uyuşturucu katili olduğunu, dolayısıyla bu parayı bırakıp kimsenin çiftçiliğe ve esnaflığa geçmeyeceğini, ayrıca Öcalan’ın asıl amacının da barış ya da Kürt vatandaşlarının iyiliği değil, Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bir Kürdistan özerk bölgesi kurup eroin, kokain, esrar ne varsa, bunların ticaretinin yapıp milyonlarca dolar kazanmak olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Süper güzel teşhis gibi görünüyor ama tabii ki ona sırf esrar, eroin sattırıp, köşeyi döndürmezler. Onu yönetenlerin, onu yönlendirilenlerin asıl amacı; bölgede büyük bir katliam hazırlığıdır, Armageddon tabir ettikleri o büyük kıtali meşru hale getirmek için zemin hazırlıyorlar. Dolayısıyla kimse kimseye öyle bir şey yedirtmez, içirtmez de, öyle bir şeyin olmayacağı belli. Orada bir komünist devlet kurup, çok şiddetli kan dökmeyi amaçlıyorlar, olay bu. Buna müsaade etmeyeceğiz tabii. Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam bütün bölgeyi kaplayacak, huzur ve güzellik hakim olacak, inşaAllah. Kana karşı-sevgi, anarşiye karşı-dostluk, bilim, sanat, kültür, güzellikler, iyilikler hakim olacak, inşaAllah.
Şeyhim, buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bayram Yüksel Ağabey, Said Nursi Hazretleri’nin bazı özelliklerini aktarmış, Hocam. Üstad Hazretleri söyle demiş; “Ben kızdığım zaman kalben değil, sureten hiddetleniyorum.” İkinci başka bir şey; “Üstad Hazretleri gömleğinin önüne reyhan veya gül takıyordu, kıyafetleri gül kokardı. Üstad Hazretleri beş dakika boş durmuyordu ya yazıyor, ya okuyordu.” demiş Bayram Ağabey, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, Şeyhim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Çeşitli tohum resimleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Görünüşleri çok şeker. Mücevher gibi şahane. Biz bunları toplayıp koleksiyon yapalım, tabii çok önemli. Kurutulmuş orijinallerini sergileyebiliriz, öyle bir şey yapalım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Cübbeli Hazretleri hiç konuşmuyor, biraz Cübbeli’den konuşalım.
VTR: Cübbeli Deccal’in çıktığını anlatıyor…
VTR: Cübbeli, İslam aleminin durumunun düzelmesinin “kendisine hiç uzak gelmediğini” söylüyor.
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğinin anlatıyor…
VTR: Cübbeli; “Mehdi (a.s) gelse de yardım etsek diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor…
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın Türk-İslam Birliği’ni kuracağını anlatıyor…
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor…
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor…
ADNAN OKTAR: Evet Şeyhim, o belge önemli, onu bir oku.
ALTUĞ BERKER: “Atatürk’ün gizli vasiyeti. Atatürk’ün gizlenen gerçek vasiyeti, Atatürk’ün jandarma istihbarat subaylarından Teşkilat-ı Mahsusacı ve aynı zamanda Türk Polis Teşkilatı’nın kurucularından Mehmet Rıfat Efendi’nin en büyük mirasıdır.”
ADNAN OKTAR: Teşkilat-ı Mahsusa, o zamanki Milli İstihbarat Teşkilatı.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “28 Kasım 1938’de” Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra “ikindi vakti saat 15:00’da, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılan bu vasiyetten çıkan iki tane zarf vardır. Bu zarfların birinde herkes tarafından bilinen altı maddelik vasiyet ve diğerinde 50 yıl sonra açılsın diye Ankara Ulus’taki Ziraat Bankası kasalarında kaynakla kapatılan vasiyeti bulunuyordu. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Nutuk’ta şifrelediği ve bu vasiyette üzerlerini açtığı sırlar olduğu biliniyor. Bu sırların en önemli kaynakları ise, Atatürk’ün istihbarat subayı Mehmet Rıfat Efendi, onun oğlu Selahattin Bey, oğlu Alaeddin Bey ve torunu Meriç Tumluer. 12 Nisan 2005 tarihindeki dilekçe ile ilk duruşma 4 Mayıs 2005 tarihi ile birlikte Ankara 12. Sulh Mahkemesi’ne taşınıyor ve bir dizi yedi celse duruşma gerçekleşiyor ve bizzat evraklar açılıp okunuyor. Mahkemenin 12 Temmuz 2005 tarihinde görülen 3. celsesinin tutanaklarında, 29 Ocak 1964 tarihinde bütün tarihi belge, vesika, evrak ve eşyaların Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi temsilcilerine, değerli eşyaların ise 29 Nisan 1964 tarihinde, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Maliye Bakanlığı tarafından usulüne uygun şekilde devir ve teslim edildiği ifadesi yer alıyor. Ayrıca Meriç Tumluer; ‘Atatürk’ün gizlenen vasiyetinin bizzat İnönü tarafından 1942 yılında kasalar açılarak, okunduğunu’ söylüyor. Meriç Bey’in elindeki Atatürk’e ait olan Osmanlıca yazılardan oluşan gizli vasiyetler, Atatürk’ün kendisini zehirlediğini fark etmesinden sonra, bizzat kendisi tarafından zaman zaman kaleme alınmış, daha sonra kenarlarından kırmızı bir balmumu ile mühürlettirilip kapatılarak, 10 Kasım 1988 tarihinde açılmak üzere, Ziraat Bankası genel müdürlüğündeki özel kasalarda saklanmış. Gazi Paşa gizlenen vasiyetinde gelecekle ilgili öngörülerde bulunuyor. Bu öngörülerde Miraç geceleri başta olmak üzere, kutsi gecelerde yeryüzüne inen İlahi mesajlara ve Fatih Sultan Mehmet’in yanındaki Akşemsettin Hazretleri gibi bu mesajları, açık Allah dostlarına dayandırıyor.
ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ın olacağını, Türk-İslam Birliği’nin oluşacağını belirtiyor. Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor, Hz. İsa (a.s)’dan bahsediyor. Hz. İsa (a.s)’ın Ayasofya’da namaz kılacağından bahsediyor. Onun için Atatürk’ün bu vasiyetinin mutlaka kamuoyuna açılıp, alenen okunması vakti geldi, inşaAllah. İlgili şahıslarla da görüşelim, bunun sağlanması için gayret edelim.
ALTUĞ BERKER: Hocam, gökbilimciler tarafından Çarşamba günü keşfedilen 2011 MD adlı asteroidin yarın dünya atmosferini çok büyük bir süratle sıyırıp geçmesi bekleniyormuş. Ancak dünyaya 12 bin kilometreye kadar yaklaşacak olan bu göktaşı, dünyanın manyetik alanının etkisi altına girerse, atmosfere de girebilirmiş.
ADNAN OKTAR: Allah kıyametin ne kadar yakın olduğunu, dünyanın helakının ne kadar kolay olduğunu insanlara gösteriyor. Lakayt davranıyor tabii insanların büyük bir bölümü, ilgisiz davranıyorlar. Ama buna benzer büyük olaylar sürekli devam edecek, insanlar bunlardan ibret almayı eninde sonunda öğrenecekler, inşaAllah. Kıyametin yakın olduğuna dair çok ciddi büyük uyarılar bunlar. Evet, Şeyhim dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam, deniz inekleri ya da diğer adıyla manatiler, resimlerini gösteriyorum. 2.5 metre büyüklüğünde ve 1500 kiloya varan ağırlığa ulaşıyorlar deniz inekleri. Ot obur hayvanlar bunlar. Deniz otları, yosun, diğer su bitkileri ve suyun üzerine sarkan ağaç yaprakları ile besleniyorlar. Bir günde 90 kg. bitkisel gıdaya ihtiyaçları var deniz ineklerinin ve 8 saat beslenme ile geçiriyorlar. Genellikle tabii çok ağır hareket ediyorlar, kendilerini akıntıya bırakarak yüzüyorlar. Bir ile beş dakika arasında da hava almak için su yüzüne çıkıyorlar.
ADNAN OKTAR: Tam inek hakikaten, hareketleri falan, inşaAllah. Evet, başka neler var?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’ın bazı insanların yaptığı olumsuz yorumlardan etkilenmeyeceği ve Kuran’a uygun davranmaktan asla taviz vermeyeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlar: “Halkın kişisel reylerini, yorumlarını boşverir, Kuran’ın hükmünü icraya başlar” diye buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR: Bizim önceden bunları anlatıyor olmamız, olaylar tahakkuk ettiğinde tabii insanların çok hoşuna gidecektir. Çünkü önceden alenen söylenilerek, alenen hatırlatılarak olayların alenen oluşması, çok heyecan verici olur inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle bir hatırlatma yapmıştınız Hocam: “Yaz rehavetine karşı dikkat etmek lazım.” dediniz. “Sıcak havalarda insanlar gevşerler. Kuran’da münafıklar diyorlar ki: ‘Bu sıcakta mücadeleye çıkılır mı, tebliğe çıkılır mı, dini yaymaya çıkılır mı, hava sıcak’ diyorlar. Demek ki sıcağın, böyle bir caydırıcı özelliği var. Zayıf nefisleri olumsuz etkiliyor ki, Cenab-ı Allah Kuran’da ona işaret etmiş.” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Enbiya Suresi 36. ayet: “İnkar edenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay-konusu ediyorlar.” Hep peygamberlere, mürşitlere yaptıkları küfür hep bu olmuştur, hep uğraşmışlardır. "Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?"Yani Darwinizm’i, materyalizmi veyahut o devrin sapkın düşüncesi neyse, onunla uğraşan, onu diline dolayan bu mu diyorlar. “Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (kitabını) inkar edenler kendileridir.” Allah’ın hükmünü inkar ediyorlar diyor Allah. “İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin” diyor Allah. Yani İslam’ın dünyaya hakimiyetini göreceksiniz, İttihad-ı İslam’ı göreceksiniz, Hz. Mehdi (a.s)’ı da göreceksiniz, Hz. İsa (a.s)’ı da göreceksiniz, acele etmeyin diyor. Aceleden yaratıldınız, çok acelecisiniz, acele etmeyin diyor. Fıtratınız acelecidir diyor Allah. "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaat (edilen günün sorgu ve azabı) ne zamandır?" derler.” Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru ne zaman, Hz. İsa (a.s)’ın nüzulü ne zaman? Biz de diyoruz ki, en fazla bir on yıla kadar inşaAllah. Evet, Şeyhim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Sayın Cumhurbaşkanımız Erciyes Dağı’nın 2200 metre yüksekliğindeki Tekir Yaylası’nda yürüyüş yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne güzel, MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kendisine kuzu hediye edilmiş. Yaylada kendisine ailelerin yaptığı yoğurt, kaymak, peynir ikram edilmiş. Yer sofrasında köylü kardeşlerimizle birlikte yemek yemiş. Gezi sırasında bir çoban vatandaşımızla sohbet etmiş ve köylü kardeşlerimizle de fotoğraf çektirmiş.
ADNAN OKTAR: Ne güzel olurdu biz de orada olsak. Çok güzel olmuş, maşaAllah. Yaylalar bu mevsimde çok çok güzel, maşaAllah. Dumanlı yaylası, Tekir yaylası hepsi güzeldir, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hz. Davut (a.s)’ın bir duasını okumak istiyorum Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen bir hadiste, Hz. Davut (a.s)’ın bir duası şöyle aktarılmış: “Allah’ım, Senden sevgini ve Seni sevenlerin sevgisini ve Senin sevgini bana ulaştıracak ameli talep ediyorum. Allah’ım, Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok akılda kalacak güzel hitaplar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam: “Darwin’i Yıkan Kafatasları.”
ADNAN OKTAR:Duyan da Darwin’in kafasına çarptı zannedecekler.
ALTUĞ BERKER:Küçük bir Yaratılış Atlası aslında Hocam, bu kitabınız, maşaAllah. Darwin’den bu yana yaklaşık 150 yıldır elde edilen fosiller, maymunların hep maymun, insanların da hep insan olarak var olduklarını, maymunların insanlara dönüşmediklerini ve maymun ile insanın ortak bir ataya sahip olmadıklarını ispatladı. Bu kitapta kardeşlerimiz bu gerçeğin delilleri olan kafatası fosili örneklerini görecekler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, bu hakikaten o yönüyle çok vurucu bir eser. Bunu özellikle tavsiye ederim. Taşınması da kolay, çünkü bizim Yaratılış Atlası yedi kilo. Her babayiğit kaldıramaz. Daha önce body çalışmış olması lazım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bu vesileyle ben fosil göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Mürekkep balığı; 95 milyon yıllık mürekkep balığı. Bir başka fosille de birlikte, başka bir balık fosili de var. 95 milyon yıldır hiç değişmemiş. Evrimciler “değişti, evrim geçirdi” diyorlardı. Değişmemiş, demek ki evrim olmamış. Onun açık bir ispatı.
Bu da geko; küçük bir kertenkele cinsi bu; 206 milyon yıllık. Şu an gördüğünüz geko 206 milyon yıllık. Bakın hiçbir değişiklik yok, günümüzde yaşıyor. Evrimin olmadığının, yaratılışın açık bir ispatı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evrimcilere çok net, aleni, sarih deliller sunuyoruz. Demagoji yok, çizim de yok, net anlatım var.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam, vesilenizle inşaAllah. Sevimli canlılar gösteriyorum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Acayip tatlı bir şey. O da annesiyle beraber gezintiye çıkmış. Acayip şekerler maşaAllah. Bu hayvanların bu yuvaları içgüdüyle Allah’ın dilemesiyle yapmaları çok şahane. Mühendis gibi gayet düzgün, güzel yapıyorlar. Bakıyoruz, hayvan çok şuursuz gibi bakıyor, boş boş bakıyor ama çok mükemmel yuvalar yapıyor. Yavrularına çok düzenli, özenli bakıyor. Çok hayret verici. Berker’im, biz yarımda görüşürüz yine inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Ben programları söyleyeyim müsaadenizle, inşaAllah.
Yarım saat sonra, saat 00.30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kayseri Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay Hrt Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz, inşaAllah.
Bizi yarın 22:00’dan itibaren de; A9 Tv, Adıyaman Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Özetle yarım saat sonra görüşüyoruz inşaAllah.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...