ALTUĞ BERKER:Programımıza devam ediyoruz. Konuklarımız Sayın Selin Boronkay ve Furkan Hocam.
ADNAN OKTAR:Selin’i yıllar öncesinden tanırım ama daha bir güzelleşmiş. Daha olgunlaşmış, daha hoş, daha iyi olmuş, maşaAllah. Çok kaliteli, asil bir insandır, iyi bir aileye mensup, çok münevver, kültürlü, görgülü, çok sevdiğimiz bir kardeşimiz, maşaAllah.
SELİN BORONKAY:Çok teşekkürler, sağ olun.
ADNAN OKTAR:Furkan da aslan. Furkan’ı bugün gördüm, sohbetlerini dinliyorum Furkan’ın, ama boy pos 1.89, gözler yeşil, maşaAllah. Furkan’ın güzel özelliği çok asil, olgun, bir de üslubu çok samimi, inanarak konuşuyor, kendisine saygısı da güzel, üslubu da güzel, çok nezih maşaAllah. Allah ömrünüzü uzun etsin, Allah hidayet versin hepimize, milletimizi, devletimizi Allah, fitneden, fücurdan, beladan korusun. İyilik, güzellik, ferahlık versin. Biraz önce Müslüm Baba yanımızdaydı, dünya tatlısı maşaAllah, acayip mütevazi, çok güzel ahlakı, kalbinde insan sevgisiyle dolu, Anadolu sevgisi, insanlara karşı muhabbeti, işte sanatçı ruhun kökeni oradan geliyor. Onun için dedim; bir daha böyle sanatçı gelmez diye. Yani sanatçının mutlaka kökeninde, Allah sevgisi vardır. Zat-ı aliniz neler yapıyor? Nasılsınız? Epey bir süreden beri görmedik sizi.
SELİN BORONKAY:Ama en güzeli herhalde 20’yi aşkın senedir sizlerle tanışıyoruz. Hiçbir zaman size karşı sevgimiz azalmadı, gittikçe arttı. Bugün sizin karşınızda olmak o kadar heyecan verdi ki bana, şu anda hakikaten, gerçekten heyecanlıyım.
ADNAN OKTAR:Allah uzun ömür versin sana, inşaAllah.
SELİN BORONKAY:Çalışıyorum, çok güzel organizasyonlar yapıyorum. Sevdiğim işleri yapmaya çalışıyorum. Yurtdışından Türkiye’ye organizasyonlar getiriyorum, tanıtımlar yapıyorum, faydalı olmaya çalışıyorum.
ADNAN OKTAR:Furkan sen hangi okulda okuyorsun?
FURKAN PALALI:Mezunum, Hacettepe Jeoloji Mühendisliği.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Furkan sen alim olarak çıkmışsın. Jeoloji tam bizim bölüm. Darwinizme karşı, materyalizme karşı, tam, Allah seni çok güzel bir okula getirtmiş.
FURKAN PALALI:Programda fosillerden tabii bahsederken, Altuğ Hocam ile beraber, biz de dilimizin döndüğü kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz, insanları aydınlatmaya çalışıyoruz.
ADNAN OKTAR:Bayağı şahsiyetli, bayağı da kafalarını eziyorsun Darwinistlerin, çok iyi oluyor, maşaAllah. Hiçbir bahaneleri yok, diyemezler ki; yakışıklı değil de, onun için dünyadan geçti diyemezler, bir kere çok yakışıklısın. Görgüsü, kültürü yok, o yüzden dindar oldu diyemezler, çünkü çok görgülü ve kültürlüsün, imkanı yok diyemezler, hiçbir şey diyemezler. O yüzden etkiniz, çok büyük oluyor. Karanlık çevrelere, karanlık dünyaya, Darwinist ve materyalistlere müthiş bir tokatsınız, anlatımlarınız acayip ızdırap veriyor, sizlerin varlığı, o çocukların hepsi tamamı, onlara çok ızdırap veriyor, maşaAllah. Bu kadar sus pus olmalarının kökeninde o var. Çok elem duyuyorlar, yapacak bir şey yok. Çünkü anlattıklarımız doğru, demagoji yapmıyorlar. Hoca yine fosilleri getirmiş, nedir bunlar Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER:95 milyon yıllık dikenli kütre balığı. Gösterebilirim inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Demagoji yok, ispat var. Ama şimdi Furkan’ın yanında da konuşmak...
FURKAN PALALI:Estağfirullah, olur mu Hocam? Biyoloji kitaplarında ve jeoloji kitaplarında tabii bu bunun atasıdır gibi hep artık yerleşmiş, o kadar dikte etmişler ki, insanlara bile öyle öğretmişler aslında. Yani bize de bazı canlıların, şu an günümüzde yaşayanların atası olduğunu söylemişlerdi ama insanın kafasına yatmıyordu. O zaman araştırıyordum, tabii sizin programlarınızı takip ediyordum. İnsanın kafasına yatmayan bir şeyi istedikleri kadar anlatsınlar, bir dur diyor, yani burada bir hata var, sistem de olsa, 100 yıldır, 150 yıldır insanlara anlatılsa da, insanın mantığına uymayan bir şey olduğu zaman insan düşünüyor ve o kadar doğru şeyler anlatıyoruz ki, sizin de vesilenizle, gerçekten her türden sadece bir tane olduğundan, doğduğu anda aniden doğduğunu ve doğduktan sonra da hiçbir farklılık göstermediğini görüyoruz yani tüm türlerde, o yüzden onların anlattığı evrimleşme hikayesi, saçmalık Hocam.
ADNAN OKTAR:Aslansın sen aslan, maşaAllah. Çok şahane oluyor, elhamdülillah, maşaAllah. Berker’im neler anlatacaksın bize?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ben kısa bir iman hakikati anlatayım, uygun görürseniz Hocam. Bir dakika içinde, vücudumuzda gerçekleşen hayati faaliyetlerin çok az bir kısmından. Örneğin bir dakika içinde, 35 milyar alyuvar ve 50 milyar akyuvar hücresi, vücudun en uç noktalarına kadar toplam 96 bin kilometre bir yolculuk yapıyor. Ve her alyuvar yanında, 100 milyon oksijen molekülü taşıyor, vücudun ihtiyaç duyduğu oksijeni bütün dokulara taşıyor. Bir dakika içinde, 96 bin kilometrede, bütün vücudun her yerine oksijen taşıyor. Bir dakikada vücutta 300 milyon hücre ölüyor, fakat diğer taraftan yeni hücreler yaratılıyor. Bir dakika içinde yalnız içindeki ribozomlarda, 60 milyon kimyasal reaksiyon meydana geliyor. Ve bunun sonucunda, vücut için gerekli 120 bin protein molekülü sentezleniyor, üretiliyor, bir dakika içinde. Bir dakikada diğer taraftan, beyindeki 100 trilyon hücre, tüm vücuttaki koordinasyonu, iletişimi, tüm hayati fonksiyonların devamını sağlıyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu anlatılıp geçiliyor, çok basit bir şeymiş gibi anlatıyor, halbuki bu anlatılanlar nefes kesecek bir şey.
SELİN BORONKAY: Bir dakika içinde...
ADNAN OKTAR: Tabii... Onun için mutlaka bölümlere ayırarak anlatmak lazım. Mesela oradaki her bir madde için, ayrı bir anlatım gerekiyor. Sadece bir konu, iki saat anlatılır.
Ben şeyhimizi özledim, Şeyh Nazım Hocam’dan biraz dinleyelim. Onun feyzinden, maneviyatından, güzel yüzünden, ben biraz istifade edeyim, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Evrim Teorisinin Yanlışlığını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeyhimize, Allah uzun ömür versin. Hocamız genç. Daha durun bakalım, 100’den sonra inşaAllah yaşlılık başlar. 101 dedikten sonra yaşlılık başlar. Daha durun, gençlik safhasında. 80’i bitirecek Allah’ın izniyle, 90’ı da bitirecek Allah’ın izniyle Hocamız, ondan sonra yaşlandı diyeceğiz inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Herkes dua etsin Hocamıza, Şeyhimize. Dua çok iyi olur, Müslüman’ı ferahlatır, hemen etkisi görülür, ben Şeyhimde de onu gördüm, bir ferahlık geldi üstüne, dinçleşti Hocamız, daha iyi oldu, inşaAllah.
Furkan Hocam, bize bir şeyler anlat.
FURKAN PALALI:Hocam siz varken, ben söze girmek istemem.
ADNAN OKTAR:Aslansın sen aslan, maşaAllah. O zaman ben, Şeyhime müracaat edeyim.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah hocam. Amerika’da, doğal felaketler bitmiyor, her an bir yenisi tekrar gündemde. Nükleer felaketin eşiğinde olduğunu gösteren haberler var. Bu selden dolayı bir aydır sel var. Amerika’nın orta batı kesiminde, bir aydan beri süren aşırı yağışlar, ülkeyi neredeyse nükleer felaketin eşiğine getirdi. Nebraska eyaletinin Omaha kenti yakınında, bir nükleer enerji tesisi yükselen Missouri Nehri’nin, taşan sel sularından koruyan su dolu barikat önceki gün çöktü. Onunla ilgili resimler var.
ADNAN OKTAR:Ne yapacaklarmış?
ALTUĞ BERKER:Şu an onun detayını bilmiyorum, öğrenirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii bir felaket olsun istemeyiz, Amerika batsın istemeyiz, iyi olsunlar isteriz, güzel olsunlar isteriz, Allah hidayet versin, inşaAllah. Ama akıllarını başlarına almaları gerekiyor. Allah onlara bir şey söylüyor, bir işaret veriyor, bunun bir anlamı var, bir şey anlatılıyor.
Selin bizim canımızdır, maşaAllah. O zaman küçüktü, 18-19 yaşındaydı, o bizim canımız. Namazlarını titizlikle kılardı, halen de dindar maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam bir kitabınızı tanıtmak istiyorum ben, “Hz. İsa Allah’ın Oğlu Değildir, Allah’ın Peygamberidir” isimli kitabınız. Bu kitapta, hem Hıristiyan kaynakları hem de Kuran ayetleri ışığında gerçek Hıristiyanlığın tevhid inancını temel alan, muvahhid yani Allah’ın birliğine iman eden bir din olduğu ortaya koyulmaktadır. Amaç; Allah’ın birçok Kuran ayetinde bildirdiği “iyiliği emredip kötülükten men etme” emrinin gereğini yerine getirmek ve sağduyulu İsevilerin gerçekleri görmelerine yardımcı olmaktır. İsevilerin bu yanılgının farkına varmaları ve tevhid inancına uymayan tüm yanlış inanışlardan tamamen vazgeçmeleri için, kaleme aldığınız bir kitap, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah hepsine hidayet versin, Allah akıllarını açsın, inşaAllah.
Selin bana herhangi bir sayfa aç Kuran’dan. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
Ankebut Suresi, şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Elif, Lam, Mim. İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” Biz iman ettik, Allah’a çok seviyoruz diyor, tamam güzel bak ama Allah diyor ki, “İman ettik diyerek, sınanmadan”, denenmeden, “bırakılacaklarını mı sandılar?” Sizi deneyeceğiz diyor Allah. Neyle? Hastalıklar, dertler, çileler, zorluklar, nefsin istediği şeyler her şey. “Andolsun, onlardan öncekileri sınadık.” Bütün dünyayı sınadım diyor Allah, bir tek sizi değil. Hz. Adem (a.s)’dan itibaren muntazam sınama devam ediyor. “Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.” Kim doğruysa onu Ben biliyorum diyor Allah, yalancıyı da biliyorum diyor. Çünkü doğrunun doğru söylemesini Allah yaratır, yalancının yalan söylemesini de Allah yaratır. Hepsi Allah’ın kontrolündedir. “Yoksa kötülükleri yapanlar, Bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar?” diyor Allah. Ben hepsinin farkındayım diyor Allah, Ben hepsini biliyorum diyor, çünkü Kendi yaratıyor Allah. “Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Allah'ın (tespit ettiği) süresi yaklaşarak-gelmektedir. O, işitendir, bilendir.” Aniden uyandığında, aniden hayatın sonsuz olduğunu gördüğünde, bunu görecek diyor Allah. Ama bu önceden bildirilse, imtihan kalkar. O zaman Hz. Ebu Bekir (r.a)’la Ebu Cehil aynı olur. Yani en adi insanla, en yüksek insan aynı olur. O yüzden imtihanda aleniyet olmuyor. Net bir mucize Allah meydana getirmez, aklın ihtiyarı kalkmaz. “Kim cihad ederse,” cehd ederse, gayret ederse “yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.” Biz gayret etsek de, etmesek de, Allah zaten dediğini yapar, değişen bir şey olmaz. Allah bunu anlatıyor, inşaAllah. “Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." Bilmez mi, ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. ” (Kasas Suresi, 78) Yani, birçok devletleri, milletleri Ben yıktım diyor Allah, yerle bir ettim diyor. “Suçlu-günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.” Allah sormuyor, doğrudan zaten belli net inkar edecekleri gibi bir durum yok, karşılığını veririm diyor Allah.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çocuklara şefkat ve sevgisi; siz her zaman Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a) örneğinde anlatırsınız, Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir çocuk gördüğü zaman hep neşelenirmiş, sevinç kaplarmış. Onları tutar, alır kucaklar, okşar, sever, öpermiş maşaAllah. Karşılaştığı her çocuğa da selam verir, halini hatırını sorarmış. Binekte olduğu zaman atın terkesine alırmış, gidecekleri yerlere kadar götürürmüş Resulullah efendimiz (s.a.v.) maşaAllah. Arkadaşça konuşurmuş onlarla. Onların yanında çocuklanır, anlayış seviyelerine göre hitap eder, öyle sohbet edermiş maşaAllah. Omuzlarına çıkartırmış dediğiniz gibi Hz. Hasan (r.a)’ı ve Hz. Hüseyin (r.a)’ı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Normal gezileri öyle zaten Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in omzunda geziyorlar. Dedelerine sarılıyorlar başına, gezi şekli öyle.
ALTUĞ BERKER:Evet maşaAllah. Hatta namaz kılarken de üstlerine çıkarlarmış, zaman zaman anlatırsınız siz.
SELİN BORONKAY:Ne kadar güzel bir çocuk sevgisi, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir gün bedevinin birisi gelerek, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e şöyle demiş, son olarak bunu söyleyeyim; “Ya Rasululllah siz çocukları öper misiniz? Biz onları öpmeyiz.” Böyle bir sual üzerine Peygamberimiz (s.a.v.); “Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapabilirim?” buyurmuş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Rasulullah (s.a.v.)’in, sırf çocuk sevgisi değil, kadın sevgisi de çok güçlü onda. Yaşlılara karşıda sevgisi çok yüksek, mazlumlara, hastalara karşı da sevgisi çok yüksek. Yani insanların tiksindiği, böyle ağır hastalar, elinde yüzünde yara olanlara; özellikle onların yakınlarına gidiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani mesela onlara sarılıyor, onların yediklerinden yiyor ki, yani hem tiksinmediğini hem de onlara şefkatini vurguluyor. Mesela bu çok asil bir harekettir. Bunun için çok büyük bir irade ve çok yüksek ahlak gerekir. Mesela çocuklara çocuk diliyle konuşuyor, yaşlılara onların anlayacağı dilde konuşuyor. Hanımlara karşı sevgisi çok yüksek, bayağı nezaket, hürmet, itidal, munislik üstündeydi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. Bütün bunları kadınlara çok güzel yansıtıyordu, üslup olarak. Allah aşkı ile onlara yaklaşıyordu onlara, çok derin bir sevgi gösteriyordu.
ALTUĞ BERKER:Evet, maşaAllah. Siz her zaman hatırlatırsınız, Allah’a inanan Kitap Ehli’ne de öyle, cenazeleri geçerken ayağa kalkar, mesela Rasulullah Efendimiz (s.a.v.)’in cübbesini serdiğini anlatırsınız, otursunlar diye, misafir ettiğinde.
ADNAN OKTAR:Nefret yok Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de. Allah zaten nefreti kaldırır. Mesela müşrikler düşman bilinir. Bakın Allah ne diyor ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, “Müşrikler bir yerden bir yere giderlerken, onların güvenlik içinde gidecekleri yere varıncaya kadar, hayatınız pahasına onları koruyun.” diyor Allah, müşriki. Bakın oradan alınıyor nezaketle, şefkatle alınıyor. Büyük tehlikelerden, badirelerden geçiriliyor, en sağlam yere kadar götürülüyor, bırakılıyor. Ve hayatını fedaya hazır mümin, müşrik için. Kuran’da Allah, derin şefkati, derin korumayı, derin muhabbeti esas almıştır. Bunu anlatır bizlere inşaAllah.
Misafirlerimize de sevgi dolu mesajlar gelmiş ama Müslüm Baba’nın vaktine yetişmiyor doğal olarak.
“Selamun Aleyküm Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, Müslüm baba bizim canımız.” Doğru, o hepimizin canı. İyi insan, herkes onu seviyor. “Onun programınıza çıkması bizi sevindirdi maşaAllah. Helal olsun size, bir başkasınız siz.” diyor. Teşekkür ediyorum, inşaAllah öyle oluruz.
“En az seksen sekiz albümü ile Türk sanat müziği tarihine adını altın harflerle yazmıştır. O tam bir yıldızdır. Kendisini çok severiz. Allah sizden razı olsun, maşaAllah. Size de derin saygılarla canım Hocam. Yunus Bülbül Ağabey’e de selam.” Yunus Bülbül mübarek canımız tabii, onu da çok seviyoruz ama şimdi Müslüm Baba’nın yanında hakikaten bütün dikkatler onun üstüne gidiyor. O çok seviliyor maşaAllah ama o da çok mazlum, mütevazi, çok efendi bir insan. Evet, güzel insan maşaAllah. Bu konular bitmez, sen devam et Şeyhim.
ALTUĞ BERKER:Sevimli koalalardan göstereyim Hocam. Bunlar zehirli okaliptüs ağaçlarıyla besleniyorlar, koalalar. O da diğer memeliler gibi, ağaçlarda bulunan selülozu kendileri sindiremiyorlar, fakat vücudunda selülozu sindirebilen mikroorganizmalar yaratmış Cenab-ı Allah. Ayrıca vücudunda okaliptüs yapraklarındaki yağların zehirleyici özelliği de etkisiz hale getiriliyor, maşaAllah. Bir de annesinin sırtına çıkmaya çalışan koalalar var.
-VTR- Sevimli Koalalar.
FURKAN PALALI: Çok güzel gerçekten Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Furkan sen bize Boğaç’la ilk gelmiştiniz, değil mi?
FURKAN PALALI:Evet.
ADNAN OKTAR: O da çok sevimli, acayip sevimli bir şey. Tipi falan, üslup da güzel, maşaAllah. Önce kedi gibi dinliyordu, şimdi çok güzel güzel anlatıyor, maşaAllah.
FURKAN PALALI:Hocam, ben de, koalaları şimdi gördük zehirli sarmaşık yiyorlardı. Ben de papağandan bahsedeyim, aklıma geldi, onu söyleyeyim. Bir papağan türü, yine aynı şekilde zehirli bir bitki ile besleniyor ve o zehirli bitkiyi alıyor ve kayalıklara götürüyor, uçma yetkisini kullanarak. Orada kaya ile beraber bunu sindiriyor bir şekilde, beslenmeyi o şekilde sağlıyor ve sadece o papağan türü o zehirli bitkiden yiyor. Yani insan düşününce nasıl sadece o yiyor, diğerleri neden yemiyor? Yani sonuçta akılları yok, şuurları yok hayvanların onu düşünebilecek. Ama işte o zehirli şeyi, Allah öyle vahyetmiş ki, sadece yemesi gereken yiyor. O papağan türü de aynı şekilde o zehirli bitkiden sadece o yiyor. Çok enteresan gerçekten.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Furkan’ın anlatımlarını herkes çok dikkatli dinliyor. Çocuklar sizlerin anlatımlarını çok güzel dinliyorlar, maşaAllah. İzlenme oranı çok yüksek sohbetlerinizde, maşaAllah. Çok akılcı ve güzel anlatıyorlar, maşaAllah.
Güzeller güzeli, bizim kitaplardan bugün sana çokça yine vereyim. Böyle bir koli vereyim. Evi süsleyelim, çok iyi olur inşaAllah.
SELİN BORONKAY:Evet lütfen, biraz daha kendimi geliştireyim, biraz daha öğreneyim.
ADNAN OKTAR:İlmin güzel ilmin güzel, irfanın güzel ama daha da artıralım, inşaAllah.
SELİN BORONKAY:Sağ olun sağ olun, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Şeyh Efendi buyurunuz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, sizden öğrendiklerimizi Kuran ve sünnet ışığında burada tekrarlıyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kuran’dan, sünnetten öğrendiklerini ve benden öğrendiklerini. Evet.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hz. Meryem (a.s)’in isminin sözlük anlamından bahsetmek istiyorum. İbrani ve Süryani diline göre Meryem isminin anlamı ibadet eden kimse, Rabbin hizmetçisidir. Meryem kelimesinin Arapça’da ise rym kökünden türediği bildiriliyor. Buna göre bu ismin iki manası var, birincisi; bir yerden uzaklaşma, ikincisi; üstünlük yüksek derece anlamında, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ahir zamanı anlatan bir filmimiz vardı, onu seyredelim.
-VTR- Ahir Zamanda Gerçekleşen Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri.
ADNAN OKTAR:Şengül Say Hanımefendi yazmış: “Allah’ın Arslanı canım Hocam. Rabbim sizi iyi ki yaratmış.” diyor, elhamdülillah. Allah sizi de yarattı, böyle bir nimet olarak maşaAllah. “Ve hamd olsun Allah’a ki sizi izlemeyi, yayınlarınızı takip etmeyi nasip etti canım Hocam. Çok yürekten dua ediyorum ki, Allah tüm insanlığa Sizi bir an evvel tanıtsın.” İyi ama zaten insanlar tanıyor. Sizleri de tanıtsın, Şeyh’imi de tanıtsın, Allah Furkan’ı da tanıtıyor, Hocamı da tanıtıyor. İnsanların hepsi güzeldir, hepsi iyidir. “Tabii ki canım Hocam, o kaliteli, değerli öğrencilerinizin güç ve kuvvetini arttırsın, inşaAllah, ki o güzel ve kıymetli eserleriniz her yere ulaşsın. Bütün dualarım sizinle canım Hocam. Sizi göremediğimiz zaman inanın ki hemen meraklanıyoruz canım Hocam. Allah’ın izniyle 24 saat izlesek yine de size doyamayız dünyalar tatlısı Hocam.” diyor. Ama şimdi güzel de bu meleğe benzetemeyiz, oradaki üslup olmaz. “Melek gibi” diyebiliriz. “Güzel yüzlü, nurlu Hocam,” diyor, “Rabbim hayırlısıyla sizinle karşılaşmayı nasip etsin inşaAllah. Tüm insanlığa ve bizlere dua eder misiniz?” diyor. “İyi yayınlar. Allah’a emanet olun arslan Hocam.” diyor. Şengül, bu ne sevgi böyle, maşaAllah, maşaAllah. Allah sevgini daha da arttırsın.
İstanbul’dan Nil Hanım yazmış. “Güzeller güzeli aslan can Hocam,” diyor, “selam” diyor. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben Alevi bir ailede yetiştim.” Aslansın aslan. Bütün Aleviler aslandır, hepsi. “Ve inşaAllah küçükten büyüğe herkes bu aşkı yaşıyor, elhamdülillah. Size ekte bir video, küçük kuzenim Hüseyin Cem’in” ne güzel ismi var, “Haydar Haydar diyerek bağlama çalarken videosunu ve birkaç fotoğrafını gönderiyorum.” Görelim. Şahane bir şey. Var mı onun videosu sende? Hemen göndersinler.
“Haydar Haydar diyerek bağlama çalarken videosunu ve birkaç fotoğrafını gönderiyorum İnşaAllah. Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum Hocam.” diyor. “İstanbul’dan Nil” diyor. Ali Haydar Mürtaza. Hz. Ali (r.a)’ın lakabıdır biliyorsunuz, Haydar, Haydar-ı Kerrar. Döne döne dövüşen Allah’ın arslanı anlamına geliyor, maşaAllah.
SELİN BORONKAY:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben de biliyorsunuz Hz. Ali (r.a)’ın neslindenim. Seyyidim. Bütün Müslümanlar Hz. Ali (r.a)’ı canı gibi sever. Aleviler çok sever. Bütün Aleviler de bizim canımızdır. Onların kılına tüyüne zarar getirtmeyiz evelAllah, bize emanetler. Biliyorsunuz bir ara cahil cühelalarda Alevi- Bektaşi zıtlığı vardı. Gıcık üsluplar kullanırlardı. Dillerini yuttular. Öğrettik Aleviliğin ne olduğunu. Artık üslup düzeldi. Alevilik sevgi demektir, kardeşlik demektir, aşk demektir. Hacı Bektaş Veli’nin resimleri vardı; bir kucağında aslan, bir kucağında karaca. Coşkun insan, hayvan sevgisi, bitki sevgisi demektir, muhabbet demektir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Resmi geldi bir ufaklığın.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Ah severim ben onun güzel canını. Aslan o aslan. Canım benim, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Allah annesine babasına bağışlasın. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa (a.s)’a talebe kılsın inşaAllah, Cenab-ı Allah onu inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceğiz. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı göreceğiz. Ama sakin karşılayacaksınız. Bak inanın, ikisini de çok normal karşılayacaksınız. Şimdi heyecanlanıyor millet ama bir süre sonra alışırlar. Çok makul göreceksiniz. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da çok makul göreceksiniz. Çünkü aklın ihtiyarını almaz Hz. İsa Mesih (a.s). Yani imanın nuruyla tanınır Hz. İsa Mesih (a.s). Kendisi dahi kendisini bilmiyor başlangıçta. Annesi, babası, hiç kimsesi yoktur dünyada. Allah’ın Katından iniyor. Geldiğinde, uyur halde bırakılacak, uyku halinde. Kalktığında kendini bilmiyor. Geçmişini de bilmez. “İmanın nuruyla yakın talebeleri ve havası onu tanırlar.” diyor. Yüzündeki nurdan anlaşılır. Saçından, kılığından, kıyafetinden, üslubundan anlaşılır, Hz. İsa Mesih (a.s) olduğu. Ama illa iman etmek farz değil. Yani inanamayan insanlar da olabilir. Çünkü Peygamberlik iddiası yok. “Bana vahiy geliyor. Benim hükümlerime uyun.” demeyecek. Kuran’a uyacağı için. Ümmetten bir insandır. Hz. Mehdi (a.s) da öyledir. Hz. Mehdi (a.s)’da da iddia yok. “Hz. Mehdi (a.s) da kendini bilmez” diyor Bediüzzaman Said Nursi. “O da” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) geldiği vakit, kendisi dahi kendisini bilmez. Yakın talebeleri onu imanın nuruyla tanırlar.” diyor. Yani, Allahualem diyeceğiz. O da İslam’ın dünyaya hakim olmasıyla anlayacağız. Hz. İsa Mesih (a.s)’in onun arkasında namaz kılmasıyla anlayacağız. Bütün dünyanın desteğini alacaktır Hz. Mehdi (a.s). Yani Hıristiyan aleminin, Musevilerin, Müslümanların, herkesin desteğini alacaktır. İttifakla olacaktır. Ama daha var, inşaAllah. En az bir 10 yıl daha var. Yani böyle bir enaniyet, bir büyüklükle ortaya çıkmaz Hz. Mehdi (a.s). Hep Allah’tan korkan, aczini bilen bir insandır. Mazlumdur Hz. Mehdi (a.s). Hz. İsa Mesih (a.s) da öyledir. Öyle büyüklük, azamet yoktur Peygamberlerde. Hep Allah korkusu içerisinde yaşar. Allah korkusundan tir tir titrerler. Yani cehennem korkusu hep sarmıştır üstlerini. Onun için yani insanlar öyle azametli insanlar bekliyor. Öyle bir şey olmayacak. Yani büyüklük hissiyle ortaya çıkan insanlar olmayacak. Aczini bilen insanlar olacaklar ikisi de, inşaAllah. Allah onları vesile ediyor. Cayır cayır, gümbür gümbür İslam dünyaya hakim oluyor. Ama hayrettir Hz. Mehdi (a.s)’ın vefatından sonra, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın vefatından sonra, yıldırım hızıyla bozulma başlıyor. Yani ne İslamiyet ne Müslümanlık, Hıristiyanlık hiçbir din kalmıyor. Camileri yıkacaklar; Sultan Ahmet, Aya Sofya, hepsi. Camiler, türbeler hepsini yerle bir edecekler, küfür. Kuran, tek bir sayfa Kuran bırakılmayacak. Belki mağaralarda saklanmış olan kalabilir. “Kuran göğe ref olacak.” diyor Bediüzzaman. Göğe çekiliyor. Dünyadan manası çekiliyor Kuran’ın. “Artık dünya divane olacak.” diyor, Bediüzzaman. “Dünyanın aklı hükmünde olan Kuran’ın ref edilmesiyle dünya divane olur. İzni İlahi ile başını başka bir seyyareye vurur.” diyor. Büyük bir göktaşı çarpacak dünyaya. Şimdi ufak ufak önden öncüler gelmeye başladı. Hafif hafif sıyırıp geçiyorlar. Ama bu gelecek olan, asıl vuracak olan hem çapı çok büyük, hem de vurduğunda, oturtturan tarzdan taştır. Gök cismi, çok büyük. Dünyaya vuruyor, dünyayı delecek, geçecek, spin atıp, yeniden gelip bir daha vuracak. Yani o fizik kanununda da var zaten. Ondan sonra kıyamet başlıyor zaten. “Bütün gebe kadınlar” diyor, Allah “tamamı çocuklarını düşürecekler” diyor. İstisnasız ama. “Gebe kadınların tamamı çocuklarını düşürecek.” diyor. “İnsanları sarhoş zannedersin” diyor, “hiçbiri sarhoş değildir halbuki” diyor, Allah. Ama konuşamıyor. Böyle adın ne desen, abuk sabuk sesler çıkartıyor. Konuşamayacaklar. Küçük çocukların bütün saçları diyor Cenab-ı Allah, alamet olarak süt beyaz oluyor, bir anda kıyametin başlamasıyla. Canlarının alındığının da bir alameti. Yani bir mucize olarak meydana gelecek. Mesela beş yaşında çocuk, süt beyaz oluyor saçı bir anda. Onu gördüklerinde zaten olayın fevkaladeliği anlaşılmış oluyor. Diğer insanlarda değil, çocuklarda oluyor. Canları alınıyor çocukların hepsinin kıyamet öncesi. Kıyametin dehşetini görmemesi için. Ve “küfrün başına kopacak” diyor, “kıyamet.” “Ve siz de seyredeceksiniz.” diyor, Allah. Bütün Peygamberler seyredecek. Hz. Mehdi (a.s) seyredecek. Ve bütün ölüler seyredecekler. Bir başka boyuttan seyredecekler ama sefa ve sürur içinde seyredecekler diyor. “Bir kış ortamında nasıl böyle kar tipi varken, sıcak güzel bir evden, pencereden dışarıyı seyretmek nasıl güzeldir,” diyor, “onun gibi sürurla seyredecekler.” diyor, Müslümanlar. Kuran’da Allah Müslümanları o konuda sürekli çok detaylı garanti veriyor. “Hiçbir şekilde canınız yanmayacak. Korku da, tedirginlik de duymayacaksınız.” diyor, Allah. Yani, “O konuda kesinlikle tedirgin olmayın” diyor, Allah. “Size kıl kadar azap, acı korku ve meydana getirmeyeceğim.” diyor. “Tamamı küfrün çekeceği acıdır.” diyor. “Siz bu konuda müsterih olun.” diyor, Allah. Bu sabah da Kuran okurken baktım, çok kapsamlı anlatıyor Allah onu. Onu ben ayrı bir kitap haline getireceğim. Yani o da ayrı bir kitap konusu.
Bitti mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam hadi bakayım.
ALTUĞ BERKER:Evet yarım saat sonra 00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, Kaçkar Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay Hrt Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz inşaAllah.
Bizi yarın 22:00’dan itibaren de A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve Harunyahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz. İyi geceler.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'dan İşaretler
Devamı ...