ALTUĞ BERKER: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kaçkar Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay Hrt Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Önemli konular var, son zamanlarda olan gelişmeler var. Bir kere, bu PKK’lılarla gidip görüşüp gelen gazeteciler oluyor. Adamlar şöyle diyor, böyle diyor, sempati duyan bir üslup kullanıyorlar. Bu insanlar, zannedildikleri kadar Türk halkı tarafından benimsenen, akıllarına, fikirlerine, düşüncelerine değer verilen insanlar değiller, bunu bilsinler. Oraya giden ekip tamamı öyle, öyle bir konu yok. Denemek istiyorlarsa Ankara veyahut İstanbul’da, herhangi bir şehirde, Adana’da da olabilir, gidip konuşalım, hep beraber, halka soralım. Yani “ne diyorsunuz bu adamlar hakkında” diye, yani önem vermediklerini görürler, hiçbir önemi yok onların. Onlar Türkiye’yi yönlendiren, Türkiye’ye akıl verebilecek akla sahip adamlar değiller. İsim de veririm ama gerek yok şimdi tek tek isim de vermeyeyim, bu bir. İkincisi, benim haddime değil ama Türkiye’de önemli bir konumda olduğu için, CHP Allah rızası için, ortalık bu kadar karışıkken, bu olaylarda daha müspet bir tutum takınsın. Özellikle bunu rica ediyorum, inşaAllah. Yani zamanı değil, çünkü dış tehlike çok şiddetli, dışarıdaki baskı çok şiddetli. Sayın Kılıçdaroğlu aklı başında bir insan, makul bir insan. Böyle şeylerde ben tavrını netleştireceğini düşünüyorum. Tabii onların da kendilerine göre haklı yönleri olabilir ama şimdi sırası değil. Ortalıkta mundar adamların cirit attığı bir ortam var, onların çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bu arada devlete çok yoğun destek gerekir. Devlete, askere, polise çok yoğun destek gerekir ve birlik, beraberlik, kardeşlik içinde olduğumuzun mesajının çok iyi verilmesi gerekir. Çünkü Ülkücü gençlik, Türkiye’nin bölünmesine şiddetle karşıdır, büyük bir güçtür. Milyonlarca Ülkücü var Türkiye’de, milyonlarca Saadet gençliği var. İsterseniz sayalım, sayı olarak milyonlarca. En az 1 milyon da Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin sevenleri vardır. Nur talebeleri şiddetle karşıdır bölünmeye, Süleymanlı kardeşlerimiz karşıdır, Ak Parti gençliği şiddetle karşıdır, müthiş güzel bir zemin var inşaAllah. Kargaşayı bir an önce yatıştıralım Türkiye’de, kargaşaya mahal vermeyelim. Çünkü etrafı da bozuk Türkiye’nin, etrafında da bir bozulma var. Suriye’de, orada burada, her yerde bir karmaşa ortamı var. Buna karşı ciddi bir tavır almamız gerekiyor. Özetle anlatıyorum, mühim bir konu olduğu için bunu söylüyorum. Yargıdaki bozuklukları biz başlangıcında söylemiştik, bu ilk defa olan bir konu değil. Yıllar önce söyledim ben yargıda eksiklikler var diye, değil mi? Bozuk yönler var, bunların düzeltilmesi gerekiyor dedik. Dolayısıyla bunun, apar topar, tam meclisin açılış döneminde, birdenbire hükümetin üzerine yüklenerek olmayacağı belli. Hükümet bir kurulsun, yeminler edilsin, anayasadaki düzenlemeler yapılsın. Hükümet zaten demokrasiden yana, zaten hukuku ve yargıyı düzenlemeyi isteyen bir sistem içerisinde. Hükümet çok iyi gidiyor demiyor ki, zaten düzenleyeceğiz diyor. Ama birdenbire şimdi üstüne gelip, hemen bunları düzenle dersen, nasıl yapsın? On dakikanın içinde olacak iş mi bunlar. Bir de, hakimlerin üstüne baskı, çok ayıp. Bütün millet olarak biz hakimlerin yanındayız, savcıların yanındayız, polisin ve devletin yanındayız. Yani “yargıyı delin” der gibi bir mesaj çok anormal bir hareket olur. Yargının bir kere özgür olması lazım ve baskıdan uzak olması lazım. Alenen bir baskı var gibi görünüyor, bu bizi rahatsız etti. Yarın bir gün mazaAllah, sanki yargı bu baskının etkisinde kalmış gibi bir vaziyet oluşursa, bütün hukuk sistemi çöker Allah esirgesin. Neyin nereye gideceğini iyi düşünmesi lazım herkesin. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER: Çok doğru Hocam, Allah razı olsun.Bu konuda siz daha evvel uyarmıştınız, Şahin Alpay Zaman Gazetesi’nde, Cengiz Çandar’ın PKK raporundan yola çıkarak, “İşte Kürt sorununu çözecek yol haritası” başlıklı bir yazı yazmış yine ve özellikle bu raporda şu önerilere destek vermiş. “Öcalan için iki yıl içinde önce ev hapsi, sonra tamamen serbest bırakılmaya kadar uzanan yeni şartların temini ve devlet tarafından siyasi bir muhatap kabul edilmesi. İki; Kürtlere kendi kendilerini yönetmeye imkan tanıyacak statü verilmesi. Üç; genel siyasi afla PKK’lıların hapisten çıkarılması ve Habur’da olduğu gibi hem Kandil’den, hem de Avrupa’dan gruplar halinde gelinmesine izin verilmesi.” Ayrıca Zaman Gazetesi’nden Etyen Mahçupyan, Hasan Cemal ve Nuray Mert de aynı mantıkları vurgulayan yeni yazılar yazmışlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle insanlar kendini çok önemli zannetmesinler. Mesela Şahin Alpay. Allah rızası için ben rica ediyorum gelin, beraber gidelim, Ankara Kızılay’da veya İstanbul Taksim’de bir görelim. Kim kaale alıyor? 10 tane adam çıksın kaale alan, elini öpeceğim, peşinden gideceğim. Bizim milletimiz son derece uyanık ve aklı başındadır. Şahin Alpay, Cengiz Çandar rapor hazırlamış. Çemişkezek’ten Memiş dayı da bir rapor hazırlasın, o raporu da alalım. Nazmi dede de bir rapor hazırlasın. Cengiz Çandar’ı kimse kaale almaz söyleyeyim. Raporu da, alsın raporunu masanın üstüne koysun, kimse onun raporunu kaale almaz. Cengiz Çandar kim de raporu önemli oluyor. Eski solcudur, hep Filistin’e giderdi eskiden zamanında, içinde bir uhde kalmış demek ki mübareğin, kurcalıyor kendince, hiç kimse kaale almaz. Vay Cengiz Çandar rapor hazırlamış. Memiş dayım da rapor hazırlamış, ne yapalım? Bıraksınlar bunu, hiçbir şekilde Türkiye’yi böldürmeyiz. Eğer kozlarını paylaşmak istiyorlarsa, hukuk ölçüleri içerisinde, gelsinler konuşalım, demokrasi içerisinde gelsinler konuşalım. Zorla yapacağız diyorlarsa, kabadayılık yapacağız diyorlarsa, 20 milyon Türk gençliği hazır. 20 milyon, devletin emrindeyiz, canımız, malımız feda olsun. Rapor yazsa kaç yazar, her yer rapor olsa ne olur. Alsın raporunu, masanın üstüne koysun. Bir daha bu rapordan bahsetmesinler, ne raporu. Cengiz Çandar rapor yazmış, Memiş dede rapor yazmış, yok Nazmi amca bilmem ne düzenlemiş, bıraksınlar bunu. Haklıyım, inşaAllah. Bir de Şahin Alpay’ı geçenlerde uyardık, geri adım attı, akıllandı zannettik, yeniden ortaya çıktı hazret. Kardeşim, biz sürekli bu adamların tepesinde mi duracağız, sürekli bunları uyarmakla mı uğraşacağız çocuk gibi. Akıllarını başlarına alsınlar, öyle bir olay yok. Türkiye büyüyecek, koskocaman bir turan olacak inşaAllah. Koskocaman Türk-İslam Birliği olacak ve bunu da kimse durduramaz söyleyeyim. İstedikleri kadar uğraşsınlar. Üç beş kişi toplanmışlar, apo’nun arkadaşlarının yanına gitmişler, konuşmuşlar, çay kahve içip gelmişler. Turistik gezi yapmışlar. Hiç kimse kaale almaz. Bıraksınlar bunu. Gayet zinde gençlik herkes ayakta, titizlikle takip ediyoruz. En ufak, bir kıpırtıyı görürsek hukukla, kanunla, akılla, fikirle karşılığını veririz. Bu, edebiyatı bıraksınlar. Bir tane daha vardı, yanında gezdiriyordu Cengiz Çandar, kimdi o?
ALTUĞ BERKER: Hasan Cemal.
ADNAN OKTAR: Hasan Cemal, o da öyle garibanın teki, onun yanında öyle geziyor. Yani, o nereye giderse, o da onun peşinden gidiyor. Hiç kimse kaale almaz ikisini de. Bunlar kağıttan kaplan. Bu edebiyatı bıraksınlar. Türkiye dindardır, milliyetçi ve mukaddesatçıdır, üniter devleti savunur ve bölünmeye de şiddetle karşıyız. Bizim istediğimiz koskocaman bir Türk-İslam Birliği’dir. Bunun dışın da bir şey istemiyoruz. Avrupa’dan gelenler, istedikleri kadar gelsinler turistik gezi olur, istedikleri raporu yazsınlar, raporunu kendi okusun. Kimse kaale almaz. Şahin Alpay da oradan kendi kenarından, suzinak makamında gidiyor, onu da kimse kaale almaz. Yalnız, Fethullah Hocamız, bu adamı niye konuşturuyor, ben hala anlamadım. Ben ona hayret ediyorum, kendi gazetesinde.
ALTUĞ BERKER: Çok doğru söylüyorsunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim Türkiye bölündükten sonra Fethullah Hocam’ın okulları olsa ne olur? Bilmem nerede kurs açsanız, ne olur? Vatan bitmiş zaten o zaman. Her şey bitmiş demektir. Asla ve kesinlikle kabul etmeyiz. Böyle bir olay yok. Kimse de bizim ağzımızı aramasın, net tavrımız bölünme istemiyoruz, o kadar. Kıyısından, köşesinden, bunu ima dahi etmesinler. Edebiyata, artistliğe gerek yok. Ne alaka? Bize bunu teklif et; Azerbaycan ile birleşelim de kabul, Suriye ile birleşelim de kabul. Bunlar güzel. Irak’la birleşelim de, kabul. Ama bölünme neyin nesi? Böyle bir olay yok. Evet, Şeyh Efendi, buyurunuz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bir site, tanıtmak istiyorum inşaAllah. Darwinizm.mehdiyet.com. Darwinizmi konu alan bu sitede, evrim konuları başlıklar altında listelenmiş. E-kitap, makale ve videolardan cevaplar verilmiş. Okuyucuyla, sizin kitaplarınızı, buradan online olarak, kitap şeklin de okuyabilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Çorum, Sungurlu’dan Bülent Kaleli, “Geçen göndermiş olduğum mesajıma güzel cevap verdiniz. Size karşı olan bazı kişilere cevaptı bu. Allah razı olsun. Sizi izlerken, sizi seven oğlum da adaşınız, Muhammed Kaleli’nin de ekteki resmini gösterip bir şeyler söylerseniz çok memnun olurum.” diyor. Var mı o sevimli Muhammed’in resmi? “Çocuklarım, Edanur” ne güzel isim, “Feraye, Muhammed ve eşimin selamlarını iletmek istiyorum.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
ALTUĞ BERKER: Evet, bir ufaklık var.
ADNAN OKTAR: Vay köfte, vay köfte, vay. MaşaAllah, Allah bağışlasın. Allah, Kuran’a, İslam’a, vatana, millete hayırlı hale getirsin o sevimliyi, inşaAllah. Şeyh Efendi, buyurunuz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam.
Hz. Ali (r.a), Hz. Mehdi (a.s)’ın cemaatinin özelliklerini anlatıyor. Şöyle diyor. “Allah’ım ben biliyorum ki ilmin tamamı kuşatılmaz. Kaynağı kurumaz ve arzın Senin halka olan açık ama kendisine itaat edilmeyen ya da çekindiğinden dolayı saklanan bir hüccetinden boş kalmaz. Böylece hüccetin batıl olmaz. Senin, dostların da hidayet olduktan sonra, delalete düşmezler. Ama onlar, (dostların) neredeler ve sayıları ne kadardır? Onlar sayıca çok az da olsalar zikri yüce olan Allah’ın Katında değerleri çok büyüktür. Onlar dinin kılavuzları olan hidayet imamlarına tabi olurlar. Onların edepleriyle edeplenir yolunda yürürler. İşte o zaman ilim, imanın hakikatiyle birlikte onlara doğru akın eder ve ruhları önderliğinde davetine icabet eder. Başkalarına zor gelen hadisleri, onlar kolaylıkla kabul ederler. Yalancılar ve israfçıların çekinip kabullenmedikleri şeylerle huzur bulurlar. Onların ruhları, en yüce makama bağlıdır. Alimleri, ve onlara uyanlar, batıl devletin de dilsiz ve suskundurlar. Hakkın devletini beklerler.” MaşaAllah. “Allah Katında kendi sözleriyle hakkı yüceltecek ve batılı yok edecektir. Allah korkulu durumda, dinlerini sabırla korudukları için, ne mutlu onlara.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ahmet Yaşar, Antalya Merkez’den, “Hocam,” diyor, “mesajlarımı size iletmiyorlar.” diyor. O yüzden biraz sitemkar.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam; Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin de dediği gibi, kuvvetli tecelli sahibisiniz inşaAllah. Sizi çok fazla seviyoruz. İyi ki varsınız canım Hocam. Allah ilminizi, irşat ve tebliğ gücünüzü, kuvvetinizi arttırsın inşaAllah. Güzel dualarınızı sizden istiyorum inşaAllah” diyor, maşaAllah. Ahmet ne güzel isim. Ahmed-i, Mahmud-u, Muhammed Mustafa: Peygamberimiz (s.a.v.)’in güzel ismi.
ALTUĞ BERKER: Fatih Altaylı’nın bir yazısı var. Fatih Altaylı, “Meclis’in yeni bir yasal düzenlemeyle, Hatip Dicle’nin Meclis’e girme yolunu açtığı takdirde birkaç yıl içinde, BDP’nin bu sefer Öcalan’ı aday gösterebileceğini ve böyle bir durumda Meclis’in ‘Hatip Dicle Meclis’e girebilir ancak Abdullah Öcalan Meclis’e giremez’ diyemeyeceğini” söylemiş. “Bu nedenle, yasal düzenlemeleri iyi düşünmek ve ileriki vadede hesaplamak gerektiğini” belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, ilk defa doğru bir laf etmiş maşaAllah. İlk defa yani, tebrik ediyorum. Aferin Fatih Altaylıya. 11-12 yıldan beri benimle uğraşır, ben affediyorum şu fikrinden dolayı, helal olsun, güzel, aferin, çok güzel konuşmuş. Kardeşim, amaç o; adamlar, apo’yu getirecekler, hatta solun, liderliğini düşünüyorlar adama. Çok büyük bir felaketin kapısını açmaya çalışıyorlar. Hükümetin, arkasında olun, işte, onun için diyorum milletimize. Kardeşim, biz kimsenin karakaşına, kara gözüne meraklı değiliz. Biz biliyoruz, bir şey dediğimiz yok, eksiklerini kusurlarını da görüyoruz biz hükümetin ama acil bir durum var, böyle bir durumda aksi bir hareket çok anormal bir hareket olur. Hükümete çok sıkı desek verilmesi lazım. Yüzde 50’nin dışında, milletimizin diğer yüzde 50’sinin de destek vermesi lazım. CHP’de, burada Allah’ın rızası esastır, var gücüyle hükümete destek olsun. MHP zaten çok yiğittir, onlar gereğini yaparlar. Şehit aileleri büyük bir titizlikle seyrediyorlar. On binlerce şehit ailesi büyük bir titizlikle seyrediyorlar. Ben de büyük bir titizlikle seyrediyorum. En ufak bir kıpırtıda, Allah esirgesin sakın ha sakın. Demokrasiyle, hukukla mutlaka engelleyeceğiz. Böyle bir kıpırtıyı asla kabul etmiyoruz, inşaAllah. Çocuk mu kandırıyorlar, bize oturup oyun oynar gibi nereye gittiğini anlamıyor muyuz biz olayı? Niçin bir zemin hazırlandığını anlamıyor muyuz? Fatih Altaylı’nın böyle akıllı konuşmasına ne diyorsun? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, siz buradan bayağı tavsiyede bulunuyordunuz.
ADNAN OKTAR:Bir şey oldu ona Allahualem, iyiye gidişat var. Hadi bakalım, hayırlısı, inşaAllah. Yok Hasan Cemalmiş, yok bilmem ne. Yaşlanmış adamlar bunlar, ikisi de. Cengiz Çandar’la da dedelik döneminde, kendilerince ucuz kahramanlık yapıyorlar. Bıraksınlar bunu, kahramanlık bu değildir. Türk-İslam Birliği’ni savunsunlar; budur kahramanlık. İttihad-ı İslam’ı savunsunlar; budur kahramanlık. Yaptıkları kahramanlık değil. Çok ayıp yaptıkları, çok ayıp. Ben yaptıklarından utanç duyuyorum. Ve halkımızın hiçbiri bunu benimsemiyor. “Raporu varmış” insan onu ağzına almaz, ne kadar komik bir şey. Senin raporunu kim dinler. Kendi kendine masanın başına oturmuş rapor yazıyor, değil mi? Hüsmen dedem de yazar bir rapor, onu da masaya koyarız, aynı. Hüsmen dedemin raporu senin raporunu katlar, dümdüz eder, inşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz, birkaç gün evvel deccalin son evresinde azgınlaşacağını anlatmıştınız. Konuyu Bediüzzaman Hazretleri de 5. Şua’da, daha evvel anlatmıştınız, okumuştunuz. Şöyle diyor kısacası, “Dördüncü gününde ve devresinde adileşir, bir şey yapmaz. Yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.” diye Üstad da söylemiş.
ADNAN OKTAR:Evet, deccalin son devrindeyiz. Hiçbir şey yapamayacak, göreceksiniz. Ne PKK, ne it, kopuk takımı hiçbir zarar veremeyecekler Türkiye’ye ama hükümete tam destek, polise tam destek, hakimlere tam destek. Hakimleri korkutmaya çalışıyorlar. Hepsi delikanlıdır hakimlerin, hepsi koç yiğittir. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Savcıları korkutmaya çalışıyorlar. Türk milletini tanımamışlar da onun için. Herhalde iyi bir tanıtmaya ihtiyacımız var bunları. Buyrun, Ceddin Deden, dinliyelim...
-VTR- Ceddin Deden Marşı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ben anlamıyorum, bunlar Türkiye’nin sahibi ayaklarında. 8-10 kişi, 10-15 kişi falan, o onu coşturmaya çalışıyor, o ona bir şey yapıyor ucuz kahraman havalarında. Öyle bir şey yok. Ne Aydın Doğan Türkiye’yi idare ediyor. Bizim milletimiz Türkiye’yi idare ediyor. Dünyayı idare edecek inşaAllah. Böyle üslubu bıraksınlar. Anadolu’da şu an en az 50-60 milyon kişi bizi seyrediyor. Hepsinin fikri bu fikir, aksini kimse savunmaz. Aksini savunan varsa bana yazsın, burada görürüz. Binlerce mail geliyor, hepsi bu anlattıklarımızı destekliyor. Bunlar zamanında kendi kendilerini şişirmişler, yok Hasan Cemal, yok Cengiz Çandar falan diyerek.
ALTUĞ BERKER: Geçen de Ahmet Hakan, aslında güzel söyledi kendi hallerini Hocam. Aynı gazetenin ekibi onlar. Seçimde çıkan sonuçtan sonra, “Biz bu kadar yazıyoruz, kendi kendimize yazıyormuşuz, bir etkisi olmuyormuş.” diye itiraf etti, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çocuk orada çok candan davranmış. Hakikaten, ben onu eleştirmiştim, “En canımı yakan şey eleştiri. Acayip darlanıyorum eleştiriden.” diyor. Hakikaten kendine güvenini kaybetti, eski havası kalmadı. Şu an gariban. Etiler’de şarap tadıyormuş duyduğuma göre. Geziyor öyle sakallarını falan arada sırada tarayıp. İşte bu kadar. Çünkü fikir yok bu adamlarda, bir ideal yok, düşünce yok, ufuk yok. Cengiz Çandar da eski, onun evvelini herkes bilir. Hasan Cemal de, bunların her ikisi de solcudur. Bunlar gençliklerinde yapamadıklarını birilerinden bekliyorlar. Böyle bir şeye müsaade etmez bizim milletimiz ve ben de müsaade etmem. Onu açıkça söyleyeyim. “Nal toplatma” diye tabir ederler ya, nal toplatırız Allah’ın izniyle, ilimle, fikirle, akılla, bilimle, sevgiyle. Bu vatan bizim. Nur gibi bizim insanlarımız ne güzel. Biz kimsenin huzurunu bozdurtmayız, kimsenin keyfini kaçırttırmayız. Bölünme çok büyük bir felakettir, istemiyoruz. Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimiz, hepsi bizim canımız, hepsi bizim ruhumuz. Ben Güneydoğu’yu alimlerin, mürşitlerin, velilerin kalesi olarak biliyorum. Selahattin Eyyubilerin evlatlarının olduğu bir yerdir. Ben oraya pasaportla mı gideceğim? Olacak iş mi şu? Onun için herkes aklını başına alsın. Yani öyle şişirtme adamlarla, kimse ortaylığı bulandırmaya kalkmasın.
ALTUĞ BERKER:Hz. Musa (a.s)’ın asası, Hz. Mehdi (a.s)’da olacaktır inşaAllah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş. "Musa'nın asası cennet ağaçlarından birinin dalı idi ve o Medyen şehrine doğru gitmek isterken, Cebrail Aleyhisselam onu Musa'ya verdi. O asa, Adem'in tabutu ile birlikte Taberiyye Gölü’ndedir. Ne çürürler, ne de değişirler. Sonunda Kaim Aleyhisselam (Hz. Mehdi a.s) kıyam ettiğinde, o ikisini ortaya çıkaracaktır” buyurmuş Peygamberimiz (s.a.v.) maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Metafizik çok fazla şey olacak. Öyle mübarek bir ülke ki, öyle mübarek topraklar ki, öyle güzel dönemdeler ki, her şey çok güzel olacak. Fakat kahraman ordumuza ve yiğit polisimize, koç yiğit polisimize ve yiğit hakimlerimize, aslan savcılarımıza sonuna kadar tam destek çok önemlidir. Hafiften aba altından sopa göstermeler bilmem ne, o sopayı alır hukukla, kanunla yedirtiriz. Bıraksınlar bunları. Daha önce de mermi gönderiyorlardı falan, o çakallara o mermileri kanunla, hukukla yedirttik. Bir daha itlik yapabildiler mi? Yapamadılar. Yeni yeni itliklere de müsaade etmeyiz. Akıllı olacaklar. Buradaki konularda geçen kişileri, konuları, olayları tenzih ediyorum, ne demek istediğimi anlayan anlıyordur, inşaAllah. Akıllarını başlarına alacaklar.
Abdullah Öcalan, 30 binin üzerinde askerimizin, vatandaşımızın şehit olmasına sebep olmuş bir gaddar, zalim insandır. Normalde idam edilecekti, idam kaldırıldığı için müebbet hapis verildi. Gayet iyi şartlarda hapiste yatıyor. Adamların kafalarına bak. Onu solun lideri yapıp, Türkiye’nin başına bela etmeyi düşünüyorlar. Ve adım adım plan uyguluyorlar satranç maçı gibi oyun oynuyorlar oradan oraya ve gözümüzün önünde. Sanki biz çocuğuz, anlamayacağız. Yani neyi niçin yaptıklarını sanki anlamıyoruz. Çok açık görüyoruz. Kimse bize böyle kalleşlik, oyun yapmaya kalkmasın. Müebbet hapiste olan birçok insan var, yatıyorlar cezalarını. Dünya zaten kısa. Abdullah Öcalan da, ömrünü yakasına dikmedi. Herkes vefat edecek, her insan vefat edecek. Onun kaderi öyleymiş. Suç işlemiş, suçunun karşılığı yatacak. Ahirette karşılığını da Allah bilir zaten. Bir tek o değil, birçok müebbet hapis cezası çeken insan var. Sen onu affettiğinde, Türkiye’nin başına getirmeye kalktığında, dünya toz duman olur, kıyamet kopar. Böyle bir adaletsizlik, böyle bir hukuksuzluk, böyle bir rezaleti kimse beklemesin. Bize kabustan bahsediyorlar. Deliyseler Allah’a yalvarsınlar. Akıllarını başlarına alsınlar, inşaAllah. Onu yaparken o adam bilmiyor muydu başına gelecekleri? Biliyordu, her şeyi göze alarak yaptı onu. Tamam, karşılığını da çekiyor, bu kadar. Karmaşık bir şey yok. Adam hem cinayet işleyecek, hem de sırtı sıvazlanacak. Cinayet işleyen, başına geleceğini zaten kabul ederek onu yapıyor. Kişi, iki kişi de değil, 30 binin üzerinde Mehmetçiğimizin, aslanımızın kanı ellerinde adamın, ki buna rağmen çok iyi şartlarda hapiste yatıyor. Sürekli yeri hapistir, onu söyleyeyim, budur. Asıl ahirettekini düşünsün. Buradaki çok hafif.
Evet Şeyhim, seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ankara’da otobüslere ilan verildi Hocam, A9 Televizyonu’nun ilanı, onun resimleri.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok şahane. A9’u herkes tanıtsın. Kardeşlerimiz, çocuklar çok tanıtsın, çok önemli. Çünkü burada çıkar, hiçbir şey yok. Sırf Allah rızası için yapıldığı için. A9’un tanıtımı hakikaten vatana, millete hizmette çok önemli bir aşama olmuş olur. Ne kadar çok insana ulaşırsak o kadar iyi, o kadar güzel olur. Burada hiç kimsenin bir çıkarı yok. Benim de çıkarım yok, arkadaşlarımın da çıkarı yok. Hatta çok pahalıya mal oluyor, bayağı pahalıya mal oluyor. İş adamı çocuklar, onun kazançlarını böyle güzel bir hayır hizmeti yapıyorlar. Ne kadar geniş çevreye tanıtılırsa, o kadar iyi. Bir de o uyduda olduğu için, herkes bir uydu edinsin. Mesela geçenlerde bir sanatçı kardeşimizle konuyorduk, “uydumuz yok” dedi. Olmaz, değil mi? Uydu şart. Çünkü uydudan D-Smart’ı da izleyebiliyor. Biz D- Smart’ta varız ama uydu olmayınca, D-Smart’tan da izleyemez. Onun için o ikinci plana bırakılacak bir şey değil. Herkes birbirine tavsiye etsin, mutlaka A9 seyredilsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Tarihi Bir Yalan: Kabataş Devri” isimli kitabınız Hocam. “Tarihi Bir Yalan: Kabataş Devri” kitabınızda şu an göstereceğim bilgilere ulaşabilirler, inşaAllah kardeşlerimiz.
Siz, tarihin Cilalı Taş Devri, Yontma Taş Devri gibi evrimcilerin bir uydurması olduğunu ve bunlara dair delilleri kitabınızda her zaman anlatıyorsunuz. O delillerden birkaç tane kısaca bildiriyorum. 3600 yıl önce Mayalar tarafından yapılan bu kristal kafatası örneğin. Quartz kristalinden tek parça olarak yontulmuş. Öyle bir teknik kullanılmış ki bu kristal kafatasında, alt kısmına ışık tutulduğunda göz kısmından yansıyor. Bu kristal kafatasının günümüz teknolojisine benzer bir teknik kullanılmadan bu pürüzsüzlükte, ışığı kusursuz yansıtan bir açıda koskoca bir kristal kaya bloğunun oyulması mümkün değil. Belli ki ileri bir teknoloji var, maşaAllah.
Başka bir örnek olarak Bağdat’ta bulunan 2000 bin yıllık piller; elektrik enerjisinin bilinenden çok eski tarihlerde kullanıldığını gösteriyor. Günümüz teknolojisiyle aynı. Daha evvel siz, Mısır’daki elektrik filmini de hazırlatmıştınız. Antik İnka mezarlarında bulunan bu taşların üstünde açık kalp ve beyin ameliyatı gibi cerrahi operasyonlar resmedilmiş Hocam. Bunların yanı sıra dinozor çizimleri de yer almakta. Milyonlarca yıllık dinozor fosillerindeki deri dokusu, bu taşlarda aynı şekilde resmedilmiş.
1800 yıl öncesine ait model uçak; altın maket uçak, Kolomb öncesi döneme ait bir mezarda bulunmuş. Bu model uçak delta kanatlı, motor yerine sahip, pilot kabini var, kuyruk kanatları bile doğru şekilde tasvir edilmiş. Güney Amerika’da buna benzer birçok eser bulunmuş. 1800 yıl önceki teknolojiyi resmediyor.
İnkalar’ın 20 bin tonluk dev blok taşları, “Bunları taşımak için çok büyük bir teknoloji gerekir.” demiştiniz Hocam. Ve ayrıca Urfa Göbekli Tepe’deki çapı 20 metreyi bulan T şeklindeki blok şeklindeki taşlar, 11 bin yıllık. Bunların üzerinde çok büyük süslemeler var. Kaya üzerinde 2 saat çalışma boyunca sadece belli belirsiz bir çizgi çizebilmişler şu anki ustalar. Ancak orada çok detaylı işlemeler var, maşaAllah. Bunlar, geçmiş dönemdeki teknolojinin büyüklüğünü ve evrimcilerin iddialarının geçersiz olduğunu ortaya koyduğunuz delillerden bazıları, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Berker’im profesör gibi anlatıyorsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ben sizden öğrendiklerimi tekrarlıyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşim, bu nasıl bir iştir? Ben mesela ilkokuldayken falan bu konuları bilmiyordum. Hakikaten Kabataş, Yontma Taş bize anlatırlardı çocukken, inanıyordum ben ama hoşuma da gidiyordu. “Ne güzel ateş yakıyorlar, et kızartıyorlar” diyordum, ilginç, Kızılderili hayatı gibi falan. Bir kere şu piramit olayı muazzam bir olay. Çok kapsamlı araştırıyoruz onu. Adamlar hakikaten elektrik elde etmişler piramitlerle, bu doğru. Lamba var, açıkça resimde aydınlatıyor ve zaten iç aydınlatma mumla, çırayla falan olsa, her yerin is olması gerekiyordu. Hiç is yok. Tarih bir acayip, çok acayip olaylar olmuş tarihte. Bize aktardıkları çok sathi bilgilere dayalı oluyor. Bize derlerdi “yazı şu kadar yıl önce” bilmem ne. Ne alaka? Bakıyoruz, adamlar 11 bin yıl öncesinde, 20 bin yıllık yazılar var, 20 bin yıllık işaretler var ve muazzam resim yapmış adamlar, şahane. Teknolojiye bakıyoruz, nefes kesecek bir teknoloji var, çok acayip. Bir şeyler olmuş tarifte, fakat iyi tarihçi şu an o kadar yok, zayıf tarih. Tarih yeniden yazılacak Hz. Mehdi (a.s) devrinde, Hz. İsa Mesih (a.s.) devrinde yeniden yazılacak. Bir kere o piramitlerin tamamen açılması gerekiyor. İstanbul’da yer altında gizli olan her şeyin ortaya çıkarılması gerekiyor. Ağrı Dağı, başka yerde, her yerde, mesela Nuh’un Gemisi, ona ulaşılamaması çok acayip. Bir an önce ulaşılması lazım. Özetle tarih yeniden yazılacak, inşaAllah.
Limonlu çay niye içmiyoruz biz? Çok güzeldir. Devlet Bahçeli’nin bisküvi olayı vardı. Acayip güzel espriler yapmışlar onlarla ilgili. Zenci birisi yapmış, başka çocuklar yapmış yani ucu bucağı yok, o kadar çok ki.
ALTUĞ BERKER:www.sorularlarisale.cominternet sitesinde, Nur talebesi kardeşlerimize soru sormuşlar. “Ahir zamanda üç tane merhaleden söz ediliyor; iman, hayat ve şeriat diye. Bu konuyu açar mısınız?” diye. Onlar da soruyu cevaplarken, “Bizim kanaatimize göre, bütün İslam ülkeleri, NATO ve Birleşmiş Milletler örneğinde olduğu gibi, bir çatı altında askeri ve siyasi bir güç haline gelip, bütün dünyada İslam’ın şefkat ve adaletini tesis edecekler. Bu güzel günlerin yakın olduğunu ve emarelerinin yavaş yavaş çıkmaya başladığını ümitle bekliyoruz inşaAllah.” demişler. Ancak bunu kimin yapacağından, Hz. Mehdi (a.s)’ın liderliğinden hiç bahsetmemişler. Hz. Mehdi (a.s)’ın iman vazifesini başlattığını anlatmışlar. Hz. Mehdi (a.s) sadece fikirleri ve eserleriyle iman aşamasında vazife yapacak, diğer evreler kendi kendine gelişecek mantığında, cevap yazmışlar.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Küçük Hüseyin Cem’in yeni bir videosu gelmiş, doğru mu, var mı?
ALTUĞ BERKER:Gönderiyorlar arkadaşlarımız şu an Allahualem.
ADNAN OKTAR:O çok önemli. Önemli bir sanatçımız ve önemli bir ozan, inşaAllah. Büyük bir gayretle minik canıyla, sazı ondan büyük. Acayip şeker, maşaAllah.
Kardeşim, Cübbeli’nin biz olumlu yönlerini anlatıyoruz. Cübbeli’nin ahir zamanla ilgili, Mehdiyet’le ilgili yönlerini anlattırıyoruz, bu onun lehine, güzel. Onun hurafelerini mi yayınlayalım? İyi yönünü ele alıyoruz Cübbeli’nin; Hz. Mehdi (a.s)’ı ve ahir zaman kısımlarını. Ve hiçbir yerde bu kadar yayınlanmamıştır. Sürekli gündem yapıyoruz, güzel. Yapacağız da devamlı, onun aleyhine değil. Anormal bir şey yaparsa da tabii ki eleştireceğiz. “Emri bil maruf ve nehyi anil münker” var.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam, dün akşam Sayın Mustafa Üstün Hocamız’la”, Sultan Baba’nın değerli talebelerinden Mustafa Üstün Hocamız, “ibadet yaparak geçirdik.” Ne güzel, kandili öyle ihya etmişler. “Çok güzel bir dergahı var.” Allah Allah, ne güzel. “Evinin duvarlarına Türk-İslam Birliği bayrağını asmış. Kütüphanesinin de büyük bir bölümü sizin külliyatınızdan oluşuyor. Sizlere dua ettik.” diyor, maşaAllah. Allah binlerce, milyonlarca kere hepsinden razı olsun.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Ali Birand kanser ameliyatının ardından yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman kanserin kendisini yeneceğine inanmadığını ve bunun üzerine de düşünmediğini, ben kendi işimi yaparım, gerisi ne olursa olsun umursamam” mantığıyla hareket ettiğini söyleyerek, önümüzdeki dönemde işine geri döneceğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: O ne demek o?
ALTUĞ BERKER:Pek önemsememiş herhalde kanser ameliyatı olmuş olmasını.
ADNAN OKTAR:Şimdi, “ben kanseri yenerim” mi demek istiyor, ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Allahualem.
ADNAN OKTAR:Ölümü nasıl yenecek? Eninde sonunda ölecek, hepimiz öleceğiz. Bu ne biçim laf? “Ben gribi yendim, nezleyi yendim, kanseri yendim...” Yenme diye bir şey yok. Allah erteliyor, Allah şifa veriyor. Nereye yeniyor? Çok tehlikeli bir hastalıktır zaten pankreas kanseri, çok vahim bir kanser türüdür. Allah koruyor. Onun nefes sayısı belli, o nefesleri alıp verecek. Onun ömrüne ömür katan Allah’tır. Zamanı gelince de hiçbir şekilde durduramaz, canı çıkar. Herkes için bu böyledir, bir tek onun için değil. Evet Şeyh Efendi, buyurunuz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. “Kahraman ordumuzun moral gücü her zaman çok yüksektir, ama herkesin ordumuza olan sevgisini, saygısını çok iyi belirtmesi lazım. Ordunun içinde anormal insan çıkabilir, o orduya hiç leke, fütur getirmez. Ben daha önce de söyledim, Ağrı dağını düşünelim balistik çelikten, üstünde insanlar çamura bulanıp yerde tepinse etki eder mi, etmez. Orduya da ordunun içinden çıkan yanlış insanlar etki etmez. Ordunun değerini düşürmez, sarsmaz” dediniz inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Madem Cübbeli’den muhabbet açıldı, Cübbeli anlatsın ahir zamanı. Hz. Mehdi (a.s) çıkana kadar sürekli anlattıracağım ahir zamanı. En istemediği şey onun Hz. Mehdi (a.s), ahir zamanı hiçbir şekilde istemiyor, İttihad-ı İslam’ı istemiyor ve Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını da istemiyor. Hem İttihad-ı İslam’ı ona anlattıracağım, hem Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını, Hz. Mehdi (a.s)’ı ona müjdelettireceğim ve Hz. Mehdi (a.s) ile yüz yüze gelecek sonunda istemediği halde. Var gücüyle mücadele edecek Hz. Mehdi (a.s)’a karşı ama Mehdiyet galip gelecek, ilimle, fenle ve sevgiyle.
-VTR- Cübbeli; Hutbelerde Deccalin Anlatılmamasının Kıyametin Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Sevimli Hüseyin’in filmi gelmiş değil mi? Bir göreyim bakayım.
-VTR- Haydar Haydar türküsünü sazla çalıp söyleyen küçük Hüseyin’in videosu.
ADNAN OKTAR:Helal olsun Hüseyin’e maşaAllah. Koç bu koç, can maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehdiyet’ten bahsediyorduk, Cübbeli Ahmet’in konuşmalarında. Mehdiyet ile ilgili Nur talebesi kardeşlerimiz, sizinde bildiğiniz ve anlattığınız gibi ahir zamanı üç aşamalı olarak anlayıp...
ADNAN OKTAR:Evet o çok önemli bir konu. Tekrar tekrar anlatılması lazım.
ALTUĞ BERKER: ...şöyle adlandırıyorlar Hocam, bildiğiniz gibi; birincisi iman devresi diyorlar. Materyalist ve inkarcı felsefeler tarafından zedelenen ya da zaafa uğrayan inancın, yeniden ihya ve inşa edildiği sürecin adına iman devresi deyip, hayat devresinde ise ibadet ve ahlakın hem birey üzerinde hem de toplum üzerinde etki edilmesi devresi. Şeriat devresi olarak da İslam’ın hem siyasi, hem sosyal, hem de iktisadi sahada, kurumsal bir güç haline gelmesi. Ama Nur talebesi kardeşlerimiz şöyle diyorlar, “bütün dünyada İslam’ın tesis edileceğinden” bahsediyorlar. Ama “bu süreç iman ve hayat evrelerinden sonra tedrici ve tabii bir neticedir” diyorlar. Kendi kendine oluşacakmış gibi bir mantık gözetiyorlar ama hiç Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmeden.
ADNAN OKTAR:Kendi kendine; tabii ki kendi kendine olacak. Her şeyi Allah yaratır, ayrı mesele de Hz. Mehdi (a.s)’sız olması diye bir konu yok. Eğer hadislerse ölçü, hadislerde böyle bir konu yok. Eğer Kuran ise, Kuran’da da böyle bir konu yok, yani Kuran’da lidersiz bir toplum yok, kendi kendine idare edilen bir toplum yok. Mesela Sebe Melikesi’nin başında Belkıs var. Hatta küfrün de mutlaka liderleri vardır. Müslümanların da mutlaka liderleri olur, lidersiz olmaz. Olsaydı zaten şahs-ı manevi netice alırdı, şu ana kadar bir şey olurdu. Oradaki şeriattan gaye de, oradaki kardeşlerimizin şerh etmesi, açıkladıkları; İslam ahlakının dünyaya hakimiyetidir. Yani siyasete, sosyal hayata her yere İslam ahlakının hakim olmasıdır. Ama eğer şahs-ı manevinin böyle bir gücü olsaydı, Müslümanlar böyle paramparça olmazdı. Bediüzzaman’ın vefatı; 1960’lar. Biz 2011’lerdeyiz. Şahs-ı manevi ne yapmış? Daha da parçalamış Müslümanları, paramparça yapmış, parçalayıcı bir vazife görmüş, bölücü bir vazife görmüş. Demek ki şahs-ı manevi parçalıyormuş. Hz. Mehdi (a.s) ne yapar? Birleştirir, bütünleştirir. Hz. Mehdi (a.s), talebeleri ve Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinden oluşan şahs-ı manevi; budur asıl olan. Mehdisiz şahs-ı manevi olmaz. Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olmayan şahs-ı manevi olmaz. Onun için ispatlı, Allah ispat etmiş. Açık aleni bir durum var, anlamazdan gelecekleri gibi değil. 70’ler gelmiş, 80’ler gelmiş, 90’lar gelmiş, 2000 olmuş, 2010 olmuş, 2011 olmuş, şahs-ı manevi parçalaya parçalaya gelişmeye devam etmiş. Irak’ı da parçaladı, Suriye’yi de parçalıyor, Nur talebelerini parçaladı ve gittikçe geriye doğru götürür. Mesela Fethullah Hocamız’ın cemaatini bakın ne hale getirmeye kalktılar görüyorsunuz. Şahin Alpaylar bir yandan, şaşar beşer Faruk Beşerler bir yandan, yani sosyal bir cemiyete, sosyal bir topluluğa çevirmeye kalktılar. Sabancı üniversiteleri gibi okullar açan faydalı bir topluluk sadece. Din, gittikçe geriye doğru çekiliyor. Şahs-ı manevinin yapacağı budur işte. Ama hiç yoktan tabii çok iyi bir hizmet, o ayrı mesele fakat din adına bir şey ortada yok, İslam adına bir şey yok, sosyal faaliyet var. Bu hiç midir? Değil, hepsinin Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırladığını görüyoruz. Ama mühim olan dindir, İslam’dır, İslam’ın gürül gürül yaşanmasıdır. Şahs-ı manevinin tahribatını görmek açısından, ben küçük birkaç örnek verdim. Yeni Asya; eskiden en büyük cemaat oydu. Paramparça oldu, en küçük cemaat haline geldi. Nur talebeleri kendi içerisinde bir daha parçalandı, bir daha parçalandı; şahs-ı manevi böyledir, parçalar. Hz. Mehdi (a.s) olacak da, Nur talebeleri böyle paramparça olacak öyle mi? Fethullah Hocamız’ın cemaati böyle sosyal bir topluluğa döndürülecek, mümkün mü? Din gürül gürül aşkla, muhabbetle ortada kendini gösterir ve hakim olur. Din ahlakı, Kuran ahlakı dünyada cayır cayır etkili olur, böyle olmaz. Libya böyle parçalanmaz, Suriye böyle perişan olmaz. Türkiye’de bölücüler böyle it gibi ulumazlar. Hiçbir şey olmaz. Mehdiyet, tek bir beynin, mükemmel hakimiyetidir. Allah, onun Hz. Mehdi (a.s)’ın beyninde tecelli edecek, inşaAllah.
“Evet canım Hocam. ‘Biz de Hocam niye içmiyor’ diye düşünüyorduk. Nihayet çay içiyorsunuz. Şeyh Ahmet Efendimiz çayın içine dört karanfil, bir tane de çubuk tarçın kattırır.” Şart oldu artık. “Çayı önce soğuk su, sonra sıcak suyla mutlaka yıkatır canım Hocam.” Bak bu da çok önemli. Önce soğuk suyla yıkayacaksınız çayı, sonra sıcak suyla yıkayacakmışsınız. Dört karanfil, bir tane de çubuk tarçın. Siz kapanış konuşmasını yapın.
ALTUĞ BERKER:Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bak, Yaşar kardeşimiz Kastamonu’dan, diğer kardeşlerimiz de “Türkiye’yi asla böldürmeyiz.” diyor koç yiğitler. Binlerce mail geldi, hepsi aynı şeyi söylüyor, inşaAllah. Ortak anlatılan konuları toplu getiriyorlar. Mesela bölünmeye karşı mesajlar ayrı geliyor, ahir zamanla ilgili konular ayrı. Onların içinden seçerek gönderiyor kardeşlerimiz. Bakın, binlerce, mümkün değil aksini savunan kimse yok, bölünsün diyen, kimse yok.
ALTUĞ BERKER:Ben sizin bir sözünüzü hatırlatayım, “Baştan sona özgürlüktür Kuran. Zincirleri kaldırır. Alabildiğine özgür bir dünya verir. Demokrasiyi tam anlamıyla bize verir. Laik anlayışı verir Kuran.” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Bismillah. Taha Suresi 25. Hz. Musa (a.s) diyor ki; Dedi ki: ‘Rabbim, benim göğsümü aç. Bana işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz.’ Çok heyecanlı olduğu için, dili dolanıyor, konuşamıyor mübarek. Belki bir spazm oluyor, bir sıkıntısı oluyor, dili tutuluyor. ‘Dilimden düğümü çöz, ki söyleyeceklerimi kavrasınlar. Ailemden bana bir yardımcı kıl. Kardeşim Harun'u.’ diyor maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam, “Ahir zamanda Müslümanlar birbirlerine çok dua etsinler. Deccalin büyüsüne karşı, büyünün etkisine karşı Allah’tan yardım dilesinler, ferasetlerinin, basiretlerinin açılması için. Beyinlerine etki ediyor deccal. Beyinlerine sağlık vermesi için, Allah’a dua edecekler.” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Beyinlerde kasılmaya sebep olur deccal, o büyünün etkisiyle, beyin damarlarının kasılmasına ve Müslümanların hitabetlerine zarar getirir. Düşünmelerine zarar getirir. Basiret ve ferasetlerini kilitleyebilir, dikkatlerini dağıtabilir, unutkanlık meydana getirebilir. Bunun çözümü duadır. Bütün Müslümanlar birbirine yoğun dua edecekler, o zaman o büyünün etkisi kalkar inşaAllah. Büyünün etkisini meydana getiren de Allah’tır.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...