ALTUĞ BERKER: Programımıza Sayın Hocamızın teşrifleriyle devam ediyoruz. Hocam hoş geldiniz, buyrun inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hep en önemli konuları en önde al. Şimdi en önemli konu; Türkiye’de hukuku yıkmaya yönelik çalışmalar ve hakimlere güya gözdağı vermeler, bunlar çok önemli. Bir de bölünmeyi ‘ne var yani bunda, baklavayı da bölüyoruz, vatanı da böleriz, bir şey yok bunda’ şeklinde bir mantık kuruyorlar. Bir de bu kepazeliğe karşı çok dikkatli olmak gerekiyor. Bir de raporcular çıktı. Önüne gelen rapor yazıyor. “Ben rapor yazdım” diye kafasına külah takan “bende bir rapor var” diyor. Biz de o raporu dürüp büküp, kafalarına ilimle bilimle geri vuruyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Onları hazırlayanlar zaman zaman bir araya geliyorlarmış, benzer fikri savunanlar. Onu Ertuğrul Özkök yazısında yazmıştı. “Şahin Alpay’ın evinde zaman zaman Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet Ve Radikal Gazetesi yazarları bir araya geliyorlarmış. İki ay önce de Hasan Cemal, Hadi Uluengin, Cengiz Çandar, Sabetay Varol bir araya gelmişler. Ertuğrul Özkök de yaptıkları bu toplantıyı köşesine taşımış. Hepsi sol kökenli olan bu gazeteciler hakkında övgü dolu ifadeler kullanarak, “bu gazetecilerin düşüncelerinin şimdi iktidarda olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Bunlar kendi kendine pişirip herhalde biriktiriyorlar. “Biz işte Türkiye’nin kurmaylarıyız, çok kafa adamlarıyız, herkese akıl dağıtırız, akıl küpüyüz, fışkırır akıl” falan gibi hiç kimsenin kaale almadığı adamlar, kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar bunlar, böyle bir şey yok. Uçuyor bunlar. Cengiz Çandar dede oldu, Hasan Cemal de dede oldu, bunlar artık emekli olup, köşelerinde güzel tarçınlı ıhlamur içsinler. Onların aklına fikrine bizim hiç ihtiyacımız yok. Yani böyle kendi kendilerini büyütmeleri de komik oluyor. Böyle bir şey yok. Halktan kopuk, kendi içinde adamlar bunlar. Kimsenin kaile almadığı tipler. Türkiye’de kimler kaale alınır, önem verilir? Ülkücü gençlik bir, Saadet gençliği iki, Ak Parti gençliği üç, Büyük Birlik Partisi gençliği dört. Karadeniz’in aslanları, Türkiye’nin çimentosudur. Trakya’nın koç yiğitleri, Güneydoğu’nun koç yiğitleri, İç Anadolu’nun aslanları, Antalya’nın, Mersin’in, İzmir’in efeleri, koç yiğitleri onların fikirleri bizim için önemlidir. Onların hiçbiri bölünmeyi asla ve kata, kesinlikle kabul etmiyorlar, etmezler. Federasyon da kabul etmezler. Bu tip kıpırtıları da kabul etmezler. Her yer şehit ailesi ile dolu. Bizim mahallede de şehit ailesi var. Tokat Turhal’a da gidiyoruz, orada da şehit ailesi var. Her yerde şehit ailesi dolu. Boş yere mi verildi bu şehitler? Çanakkale’de boş yere mi şehitlerimiz yatıyor? Toprak isteyen adama oh buyur denilecek öyle mi? Yok öyle şey. Bir de biz kendi milletimizin insanını da vermeyiz. Bunu anlamıyor adamlar. Ne toprak veririz ne de insanımızı veririz. Kürtler son derece değerli, nezih insanlardır, dindar, Türkiye’nin aslanlarıdır onlar. Onlar hep alim çıkartmış, büyük müçtehidler, müceddidler çıkartmış, Selahattin Eyyubi’leri, Bediüzzaman’ı çıkartmış, güzide insanlar. Kılına tüyüne zarar getirtmeyiz. Bir de bu ihtiyarlar toplanıp toplanıp böyle akıldanelik etmesinler. İşine gücüne baksın bunlar, erkenden yatsınlar pijamaları çekip, kukuletalarını başlarına çekip uyusunlar, biraz dinlensinler, kendilerine gelsinler inşaAllah. İllet oldum. Durup durup rapor yazdım amca diyerek ortaya çıkıyor.
ALTUĞ BERKER: Bursa’da Fahri kardeşimiz A9 Tv ilanları, tanıtım broşürleri bastırmış, 6000 adet bastırmış. Bursa’da posta ile dağıtmış. Size de selamlarını gönderip, dualarınızı istiyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim A9, ben de öyle, eskiden mesela Kanal7 kurulmuştu, “Oh” dedim, “Ne güzel, Müslümanlar rahat rahat her şeyi anlatacaklar.” Sonra Tv5 kuruldu, Kanal7 sonra biraz ilginç hale geldi tabii. Tv5 kuruldu, o da o kadar yani yayın alanı, yani vurguları benim istediğim doyuruculukta değil. Yani, iman hakikatleri, Kuran’ın hakikatleri, mucizeler, hadisler, imani anlatım, çok yoğun dolu dolu olması lazım. Bu tarz bir televizyon yok, varsa göstersinler, yok. Ne reklamı var, ne şunu var bunu var. Dolayısıyla bu tarz bir televizyonun desteklenmesi, ben olsam mesela var gücümle desteklerim, herkese tanıtırım. “Madem televizyon kuramıyorum” derim, “hazır televizyonu tanıtayım” derim değil mi? Bakıyorum, hep dolu programlar; gündüz de bakıyorum, şahane. Abuk sabuk hiçbir şey yok, hep faydalı. Hep müspet, MHP’ye sıcak bakar, ülkücü gençliğe sevgiyle bakar, Saadet gençliğine sevgiyle bakar, CHP gençliğini zinde güç olarak sever, yani dinamik, laik, demokrat gençler, aklı başında gençler, onları çok sever. Büyük Birlik Partisi’ni de zaten canı olarak çok sever. Saadet gençliği zaten nur yani maşaAllah, herkesi kucaklayan bir yapısı var, böyle katı, saldırgan bir üslubu yok. Yani hep yapıcı, olumlu, pozitif, makul, dengeli, tutarlı, affedici, yatıştırıcı olmak çok önemlidir, güzel bir çizgisi var maşaAllah. Allahualem böyle de gider, yani öyle çomaklama falan da olmaz. Yani şirket oyunları falan olmaz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Özbekistan’da Darvaz kasabasında, bir çukur var, 35 yıldır hiç durmadan, yanıyor. 35 yıl önce, doğalgaz aramaları için yapılan kazılar sırasında, ekipler bir yeraltı mağarasıyla karşılaşmışlar. Delinen yerin etrafı çöküp, çok büyük bir çukur oluşmuş. Mağaranın içinden yükselen toksik gazların atmosfere girmesini önlemek için, mağaranın dibine patlayıcı atılmış. O andan itibaren gazlar hiç aralıksız, yanmaya devam etmiş.
ADNAN OKTAR: Oh ne güzel, orada acayip kebap yapılır. Hakikaten yani, kuzuyu olduğu gibi sarkıtacaksın böyle. Börek ne istiyorsan yapılır orada, maşaAllah. Değil mi yani? Şahane, bedava ocak yani çok şahane. Ama fazla yanaşmamak lazım, mazaAllah, neuzübillah insan bir düşerse. Tehlike değil mi?
ALTUĞ BERKER: Amerika’daki Krislam hareketiyle ilgili bilgi vermek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Krislam, nedir o?
ALTUĞ BERKER: “Kris” diyorlar Hz. İsa (a.s)’a, onunla İslam’ın birleştirilmesi. Hıristiyanlıkla, İslam’ı beraber mecz edilmesi anlamında Allahualem. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. İbadethanelerinde İslam’ı hoş karşılayan kiliselere, Krislam deniyor, inşaAllah. Ve bu hareket Amerika’da hızla yayılıyor. Şu an bu konu Hıristiyanlar arasında çok gündemde ve bununla ilgili birçok haber çıkıyor. Presbiteryen kiliselerindeki papazlar, bazı Hıristiyanlar tarafından yanlış yolda olarak değerlendiriliyorlar, fakat onlar Kuran’da Hz. İsa (a.s)’ın zikredilmesini ortak bir nokta olarak alıp, kiliselerinde İncil’in yanına Kuran’ı koyuyorlar. Ve Hz. İsa (a.s)’ın haşa Allah’ın oğlu olduğuna inanmadan da Hz. İsa (a.s)’ın takipçisi olunabileceğini savunuyorlar. Bu hareket Amerika’da son derece büyüdü ve yüzlerce kiliseyi etkiledi inşaAllah. Faith Shared adlı yeni bir grup, Hıristiyanlıkla Müslümanlığı birleştirmeye çalışıyor. Krislam hareketi, başkan George Bush’un ifadeleri ve Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların aynı Allah’a inanmaları nedeniyle hız kazanmış durumda. Ayrıca Rick Warren’ın, başkan Barack Obama’nın başkanlık töreninde Hz. İsa (a.s)’dan İngilizce Jesus yerine, Müslüman ismi İsa olarak bahsetmesinin de bu konuda oldukça etkili olduğu düşünülüyor. Kaliforniya bölgesinde, Saddleback Cemaatinin papazı Rick Warren; “barış ve özgürlük ve dünya sorunlarının çözülmesi için Hıristiyanların ve Müslümanların birlikte çalışmaları gerektiğini savunuyor.”
ADNAN OKTAR: İşte bu, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişiyle ilgili sözümüzün, doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü bu aşamalardan sonra, Hz. İsa Mesih (a.s) geliyor, yani ortaya çıkıyor, zuhur ediyor. Yani bu, bir aşaması. Bu hiç olmamış bir şey. Yani çok acayip bir şey, bu desteklenmesi gereken bir şey, çok güzel pozitif. Çünkü Kuran’da Hz. İsa Mesih (a.s) çok övülüyor, Hz. Meryem (a.s) çok övülüyor. Çok fazla ayet var, onu Hıristiyanların bilmesi çok iyi olur, gayet güzel olur, yerinde olur ve inşaAllah Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişine de zemin hazırlamış oluruz, inşaAllah.
“Muhammed Adnan Hocam, bugünlerde gazetelerde ‘Cemil Çiçek’i meclis başkanı yapacaklar’ diye bir konu var. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir, Hocam? Mert Kaçmaz.” Meclis başkanı, yani tabii biz hükümetin işine karışmayız. Hükümet ne işe, nasıl karar veriyorsa verir kendi aralarında toplanırlar. Ama vatandaş olarak bizim görüşümüz nedir diye sorulursa, ben o adamdan hiç hoşlanmam. Yani bana o görevi verseler, hiçbir görev vermem ona ama hiçbir görev. Ama hakikaten şimdi bu bağımsız adaylığını koysun, sureti katiyede kazanamaz. Yani o yeterli, benim anlattığım. Ama kaderde ne varsa, o olur. Allah ne takdir ettiyse o olur, her şeyde hayır vardır, hayırsız hiçbir şey olmaz.
ALTUĞ BERKER: Evet inşaAllah. Resmi olarak aday oldu bugün, Cemil Çiçek meclis başkanlığına. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Olabilir, inşaAllah. Sen devam et.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bir kardeşimiz kartvizit yaptırmış Hocam. “Benim de çorbada tuzum olsun diyerek, size olumlu katkıda bulunacağını zannettiğim, kartvizit çalışmasıyla inşaAllah sizlere yardımcı olurum. Riyadan Allah’a sığınırım” demiş. Eğer bugün bu mailin ulaştığı programa, 22:00’da belirtirseniz minnettar kalırım” demiş. 2000 adet kartvizit bastırmış, “Gittiğim her yerde dağıtıyorum” diyor, kartvizitler böyle.
ADNAN OKTAR: Aferin bakın maşaAllah, “Ben” diyor “aciz adamım, hizmet yapamıyorum” diyor. Neyi yapamıyorsun? Neyi yapamıyorsun? Al sana hizmet işte, çok güzel hizmet. “Nasıl yardımcı olabilirim?” diyor “Hocam gelip, elinizi öpeyim” diyor. El öpmek, tamam güzel de, asıl hizmet etmek, çok güzel. Ben de senin elini öpeyim, inşaAllah. Ama bir şey değişmez el öpmekle, hizmetle olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Murat Aktaş isimli kardeşimiz göndermiş, bu kartvizit örneklerini.
ADNAN OKTAR: Bir de bize, çocuklar teknik bilgi falan da gönderiyorlar bu gençler, bu güzel. Yani bu, daha iyi seyredilebilmesi için. Öyle teknik yönden, tecrübesi olan, bilgisi olanlar bize bilgi versinler. Mesela yayın ağının daha genişlemesi için, ne gerekiyor, daha çok seyredilmesi için, ne gerekiyor, internetten daha iyi seyredilmesi için, ne lazım değil mi? Uydudan seyrederken daha kaliteli seyretmek için, ne gerekiyor? Bize bilgi gönderebilirler. Hani “Hocamız her şeyi bilir, ne gerek var?” demesinler, benim bir şey bildiğim yok. Biliyorum da, az şey biliyorum yani inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Endonezya’yla ilgili, bilgi vermek istiyorum Hocam. Bildiğiniz gibi, dünyanın en büyük Müslüman ülkesi. Halkın yüzde 87’si Müslüman, 280 milyon nüfusu var ve 17.508 adadan oluşuyor, 33 eyalette farklı etnik gruplar yaşıyor. Sorunlu bölge Açe, Sumatra. İslam’ın yüzyıllarca bayraktarlığını yapmış olan Açe halkı, bağımsız devletlerini kurmak istiyorlar. 1976’da ki bir bildirgeye göre, Sumatra bağımsızlığını ilan etti. Lideri, bağımsız hükümet kurduğunu açıkladı. Bayrakları da, bizim bayrağımıza çok benziyor Endonezya bayrağının. Açe, Sumatra onu göstereyim ekranda. Açe, 16. yüzyılda, Portekiz istilasına karşı korunmak için, Osmanlı’dan yardım istemiş ve 1900’lü yıllara kadar sürekli Osmanlı’dan destek görmüş. 19 yüzyılda da, tamamen Osmanlı idaresi altına girmek istemiş ve Osmanlı çok güç kaybettiği için, bu isteği cevaplayamamış. Ardından, Hollanda işgal olmuş. Şimdi de Endonezya hükümeti askeri gücüne dayanarak, Sumatra halkının üstünde bir şiddet uyguluyor, katliamlar yapıyor. Binlerce Müslüman, mülteci durumuna düştü. Hala bu çatışmalar, tecavüzler, işkenceler hız kesmeden devam ediyor. Bununla ilgili film gösterebilirim Hocam, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Tamam.
ALTUĞ BERKER: Yapılan katliamlar sonucu şehit olan Müslümanların görüntüleri ve şiddet görüntüleri.
ADNAN OKTAR: Hayrettir, İslam aleminin her tarafı böyle. Her yerde Müslümanlara, böcek kadar kıymet vermiyorlar. Şahs-ı manevi, kırıp geçiriyor ortalığı. Şahs-ı manevi olunca, işte böyle olur. Allah’ın, şahs-ı manevi mantığına verdiği cevap bunlar işte. Mehdiyet’te bu olmaz, bu acılar olmaz, bu ızdıraplar olmaz. Yüzbinlerce beyin toplanıp bir karar veremez. Tek bir beyinin verdiği karar önemlidir. Sen “milyonlarca beyin, İslam alemini yönetsin” dersen, işte böyle olur. O beyin ona muhalif olur, o beyin ona muhalif olur, beyinler birbiriyle sürekli çatışır ve sonunda bu kargaşa elem olur. Afganistan’a ne kadar sapık Amerikalı asker varsa, gönderiyorlar. Satanisti, iti, kopuğu, çakalı, manyağı hepsi orada, maceraperesti. Kimi kulak biriktiriyor, kimi diş biriktiriyor, Müslümanların dişini, kiminin parmaklarını kurutup biriktiriyorlar. Manyak kaynıyor, adamlar azılı deliler yani internette falan bakın görürsünüz zaten. Zır manyak adamlar, onları gönderiyorlar. Afgan halkı, son derece terbiyeli insanlar.
ALTUĞ BERKER: Suriye’den de benzer görüntüler var Hocam ama gösterilecek gibi değil.
ADNAN OKTAR: Göster de insanlar bir görsünler işte, hamiyeti İslamiyeleri artsın. Kafasını sürekli gizleyemez insanlar.
ALTUĞ BERKER: Baas Partisi’nin.
ADNAN OKTAR: Komünist ruhunu görsünler işte; Baas Partisi’nin, süfyanın azgınlığı. En azı böyle. Daha hala adamlar, şahs-ı manevi aşağı, şahs-ı manevi yukarı. Değil mi, gayet kolay. Daha hala bir kısmı, PKK’ya çanak tutuyorlar, PKK yalakalığı yapıyorlar. Vatanı bölmeye çalışıyorlar, aklınızı başınıza alın. Deli misiniz, siz? Görmüyor musunuz İslam aleminin durumunu? Görmüyor musunuz Türklük aleminin durumunu? Birleşelim, başına da, Cenab-ı Allah inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’ı getirir, konu biter, bayram gibi olur ortalık, bayağı şahane olur.
Şeyh Efendi, buyurun.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Bakıyoruz Filistin’de toplanıyorlar, sadece Filistin’in kurtuluşundan bahsediliyor. Filistin devletinin kuruluşu, Filistin’in rahat etmesi, peki Irak ne olacak? Irak ne olacak? Somali ne olacak? Çat ne olacak? Onlardan bahsetmiyorlar, öyle olmaz. Her yerde bütünü içine alan konuşmalar olması lazım. Parçayı içine alan konuşma olduğunda, onda bir uğursuzluk olur, samimiyetsizlik olur. Hep bütünü içine alması lazım, ısrarla aynı şeyi söylemeleri lazım” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, onun için Allah başarı vermiyor. Halbuki yani Müslümanların yüzde 10’u İttihad-ı İslam istese, bitecek iş. Yüzde 10’u, fazlası değil yani yüzde 10’u. Adama yardım malzemesi geliyor, denize karşı adam nargileyi kuruyor, fokur fokur nargile kaynatıyor. Daha da olmazsa tefle, darbukayla kadın oynatıyor, işine gücüne bakıyor. Arkasından da “beş vakit namazını kıldığını, takva olduğunu, misvakını hiç yanından ayırmadığını” söylüyor. Ne diyeyim, ben bu adamlara? Allah hidayet versin, akıllarını artırsın. Ama işte bu bir dönem olduğu için, bunlar da kayıta alındığı için özellikle konuşuyorum, yani Müslümanlar hangi safhalardan geçtikten sonra Mehdiyet’in zuhur ettiği açısından bunlar çok önemli. Bu bir aşama, bu aşamalarda bakın, yeri göğü inletiyoruz, sürekli konuşuyoruz. Bunlar, on yıl sonra yayınlayacağız bu konuşmaları, Berker’im. Ama bambaşka şartlarda, bambaşka ortamlarda. Diyeceksiniz; “Mübarek, demişti” diyeceğiz, inşaAllah. Yani kendim için söylüyorum, inşaAllah. Gerçi kendini övünce insanlar, bir kısım kardeşlerimiz yani eleştiriyor ama doğruyu söylüyorum, diyeceksiniz, bütün Müslümanlar mübarektir, acayip bir şey yok. Dediklerimin doğru olduğunu, görecekler. Sırf kayıt olsun diye söylüyorum, tarihe imza atıyorum, yoksa olay bitti. Çünkü diyecekler ki; “Deccaliyette olmadı, süfyaniyette olmadı.” Bak işte kan revan, hepsini görüyorsunuz. Olayları da görüyorsunuz, Müslümanların bölünmüşlüğünü de görüyorsunuz değil mi? Bağırıyoruz, anlatıyoruz, dediğimiz doğru. Şimdi, diğer safhalarını da görecekler. Müslüm Baba kasideyi çok güzel okudu, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Vesile oldunuz, Hocam. Çok istifade ettik.
ADNAN OKTAR: Ne kadar iyi insanlar, bizim milletimizin insanı, Müslüm Baba. Böyle tam Anadolu insanı, Müslüm Baba. Çok müşfik, çok insancıl. Aslında böyle yanık sesli hafızları toplayıp, güzel kaside okutmamız lazım, inşaAllah. Ama yerde oturup böyle, güzel inşaAllah, geniş bir mekan gerekiyor, Osmanlı bir konak gerekiyor. Herhangi bir yerde olmaz inşaAllah; olur da yani daha iyi olur, daha güzel olur. Evet Şeyhim, dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s) asla Mehdiliği kabul etmeyeceğini, kendisine istemediği halde biat edileceğini şöyle buyurmuşlar: “İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (a.s)’a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat edeler. ‘Eğer kabul etmesen, boynunu vururuz’ derler. Yer ve gök ehli, ondan razı olur.”
ADNAN OKTAR: Kardeşim, yani hiçbir şekilde kabul etmeyeceğini vurgulamak için, yoksa hadlerine değil öyle bir şey de. Yani o bir manevi sarhoşlukla söylenecek sözdür, cezbe halinde söylenecek sözdür. Yani ehli cezbe bir şahsın, orada söyleyeceği bir sözdür. Müslümanlar genel olarak, bir manevi uyarıda bulunacaklar. Yani mutlaka Müslümanların başında, tek lider olması gerekiyor. Yoksa böyle, kan revan devam ediyor. “Edecek” diyecekler, konu bitecek ve bütün dünya kabul edecek Hz. Mehdi (a.s)’, kabul etmeyen yok, inşaAllah.
Bir sayfa aç ver bakalım, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
SUNUCU: Furkan Suresi.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Furkan Suresi, 30: “Ve elçi dedi ki:” Mehdi, elçi, Peygamber. Burada Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap ediyor ama ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a hitap ediyor. “Ve elçi dedi ki, gerçekten benim kavmim” benim topluluğum, bütün bu topluluk “Bu Kuran’ı,” Allah’tan indirdiği bu Kuran’ı “Terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar” Yani, ‘Kuran’ın yeterliliğini kabul etmediler, Kuran’a göre hareket etmediler, hurafelere göre hareket ettiler’ diyor. Allah, o zaman ne yapar? Allah, bela getirir değil mi? “İşte böyle” diyor Cenab-ı Allah, “Biz, her peygambere” her Mehdi’ye “Suçlu-günahkarlardan bir düşman” bir deccal “kıldık” diyor, Allah. “Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter” 25. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Göğün bulutlarla parçalanacağı” mesela atmosfere bakacağız, o mavi tabaka gidecek. Simsiyah bir delik, gökyüzü oradan görülecek uzay, inşaAllah. Koskocaman yırtık, açıklıklar olacak gökyüzünde. Bu mavi, gündüz oluyor ya gök, öyle değil. Gecenin karanlığı, maviliğin içinden görülecek, mavilik yırtılacak, bulutlar yırtılıyor. “Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün” melekler de, alenen iniyor, aklının ihtiyarı kalktığı için artık, alenen ve açıkça kanatlı melekler iniyorlar yeryüzüne, kıyametin başlamasıyla. “İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.” Allah, ne diyor o günde? “Hamile kadınlar, çocuklarını düşürürler” diyor ve “İnsanları sarhoş zannedersin” diyor, “Halbuki sarhoş değillerdir” diyor. Ayakta duracak halleri yok, yürüyemiyorlar. Ayakta duramayacak haldeler. Çocukların saçları bembeyaz oluyor, daha önce söylemiştim, inşaAllah. “Ve istisnasız, hepsi için bu şekilde olacak” diyor, Cenab-ı Allah. “O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım.” “Keşke, Kuran’a tabi olsaydım” diyor, “Keşke, Hakkı kabul etseydim.” “Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.” Var ya, birbirlerini saptırıyorlar arkadaş çevresi. Yani çoğu zaman, insanın arkadaş çevresi saptırır. Değil mi?
Ya Şeyh, buyurunuz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Saat 00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, A9 Tv, Samsun Aks, Sipas Vizyon Tv, Hatay Hrt Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz inşaAllah.
Bizi yarın 22:00’dan itibaren de, A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karedeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bir ayet okuyayım. Ya Allah bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Öne geçen Muhacirler” Peygamberimiz (s.a.v.)’ tabi olup, hicret eden, Müslümanların yanına gidenler, “Ve Ensar” onları konaklayan, sahip olan, onlara yardımcı olan sahabeler “İle onlara güzellikle uyanlar;” Kim uyuyor? Bizler uyuyoruz, Müslümanlar uyuyor, uyanlar, “Allah onlarsan hoşnut olmuştur, ondalar Allah’tan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.” (Tevbe Suresi, 100. ayet)
Evet, şimdi 00:30’da görüşürüz, inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...