SUNUCU: İyi geceler sevgili izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programında yine sizlerle beraberiz. Programımıza A9 Tv, Samsun Aks Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay Hrt Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden sizlerle hoş sohbet edeceğiz, inşaAllah. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Sizler de hoş geldiniz. Sizleri de izliyoruz, çok hoşumuza gidiyor maşaAllah. Bayağı güzel anlatıyorsun Ebru Hocam da, sen de.
SUNUCU: Sizin vesilenizle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah ilminizi, feyzinizi artırsın, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Zaman Gazetesi’ndeki bir köşe yazısı olduğu için vurguluyorum, Etyen Mahçupyan, “Aysen Tuğluk’u duyalım” başlıklı bir yazı yazmış. “BDP milletvekili Aysel Tuğluk’un yeni anayasada, Kürtlerin kendi haklarını nasıl kullanacakları ve nasıl bir statüye bağlı olacaklarının belirlenmesi, tüm PKK’lıların siyasete girme hakkı elde edebileceği, bir genel af çıkarılması konusundaki isteklerine kulak verilmesi gerektiğini” vurgulamış. “Bu önerilerin aynı zamanda Türkiye’nin demokratik sürecini de, besleyen öneriler olduğunu” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Bir kere Etyen Mahçupyan bu konuyu unutsun. PKK’ya hiçbir şekilde böyle bir af verilmez. PKK komünist bir örgüt ve Türkiye’yi komünist yapma konusunda kararlı olan bir örgüt. Bölgeyi komünist yapma konusunda kararlı olan bir örgüt. Proletar dünya devletini kurma konusunda kararlılar. Ve proletarya diktatörlüğünü dünyaya hakim etmek için, yemin etmiş adamlar. Böyle bir adamlarla muhatap olduğumuza göre, böyle insanlarla muhatap olduğumuza göre, üslup yanlış. Etyen Mahçupyan olayın nereye gideceğini bilerek söylüyorsa, çok ayıp yapıyor. Bilmeden, cahilliğinden söylüyorsa, öğrensin. Komünist düşünce aşama aşamadır. İlk aşamasında; küçük bir bölgede komünist hareket başlar. Sonra devrim ihracı vardır. Yani komünist devrim ihraç edilir. İhraç etmek için, bitişikteki ülkelere silah yardımı yapılır, istihbarat yardımı yaparlar, ideolojik propaganda yapılır ve o yerinde komünist olması sağlanır. Yani komünizm, komünist düşünce, o ülkeye mahsus bir düşünce değil. Komünizm bütün dünyaya yönelik, dünyaya endekslenmiş, ona yönelmiş bir düşüncedir. Dolayısıyla Etyen Mahçupyan, belanın neresinde olduğumuzun farkında değil, olayın da farkında değil. PKK’ya sen ideolojik propaganda serbestliği verirsen ve tek yanlı onlar da propaganda yaparlarsa, karşında anti Darwinist, anti Marksist, anti Stalinist propaganda yoksa, komünizm tek yanlı gelişir. Bediüzzaman diyor; “Bu tağun ikna ve telkin kabiliyeti geliştikçe bu tağun da tevessü eder, gelişir. Buna karşı ancak Kuran’ın gerçekleriyle karşı konulabilir” diyor. İman hakikatleri ile ve bilimle yani Darwinizmin ve materyalizm geçersizliğinin anlatılmasıyla karşı konabilir. Dolayısıyla Marksist olup da yenilenler, 12 Eylül döneminde, 12 Eylül’e kadar gayret edip başarısız olanlar, eski Türk komünistler içlerinde bir ukde kaldı. Yani Türkiye’yi komünist yapamamanın bir ukdesi. Onun aczini yaşıyorlar. PKK’yı da pek başarılı buluyorlar bu konuda. Yani “yaparsa onlar yapar, biz de onlara yardım ederiz, yarım kalan işimizi bitiririz” kafasında oluyorlar. Böyle bir tehlike olduğu için, Etyen Mahçupyan, böyle bir tehlikeye karşı dikkatli olması lazım, yani aklını başına alması lazım. Hiçbir zaman için Türkiye’ye, komünizmin girmesine müsaade etmeyiz, inşaAllah. Atatürk ne diyor; “Beyler, şurası unutulmamalıdır ki, Türklük aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal(her durumda), her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. İlimle, fikirle, düşünceyle. Komünist düşünce Cumhuriyet kuruldu kurulalı baş belasıdır Türkiye için. Atatürk rahmetli, çok titiz davranmıştır. Menderes döneminde azmışlardır ve şu an doruk noktadadırlar. Güneydoğu’da, Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkışı vardır şu an. Komünist ayaklanma vardır. Buna karşı oturup suskun kalamayız. İlmi, bilimsel, teknik açıklamalar ve anlatım gerekiyor. Kültürel mücadele ile komünizm yenilir, inşaAllah. “Gelin size sıcak çorba içirelim” ile olmaz.
ALTUĞ BERKER: Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum: “İhtişam Her Yerde.” İnsan kendi vücudundaki sistemlerden, uzaydaki dev galaksilere, doğadaki canlılardan gözle görülmeyen hücrelere kadar, evrimin hangi parçasını izlese, kusursuz bir plan, düzen ve tasarımla karşılaşır. Evrenin her yerinde insanı hayran bırakan bir ihtişam vardır. Bu ihtişam, her şeyi örneksiz yaratan, her güzelliğin kaynağı, tüm varlıkların sahibi olan Allah’ın üstün ve benzersiz sanatıdır. Bu kitapta Allah’ın ihtişamlı yaratış örneklerinden, iman hakikatlerini okuyabilir kardeşlerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kuran’ı Kerim’in sıfatlarını sayıyorum Hocam, inşaAllah. El-Kitap;biricik kaynak, eşsiz kitap. El-Furkan; hakkı batıldan, haramı helalden ayıran. El-Zikir; hatırlatma, öğüt, şanı yüce, kendisine uyanı yükselten. El-Meviza; Kuran baştanbaşa ilahi bir öğüttür, kalbi yumuşatan bir sözdür. El-Hüküm; Kuran her şeyi bir rapt ve zapt altına alan bir hükümdür. El-Hikmet; Kuran aydınlığı ve doğruyu gösteren hikmetlerle doludur. Şifa; Kuran insanı felaha ulaştıran bir şifadır. Bu açıklamaların hepsi aynı zamanda Kuran’ı Kerim ayetlerinin içeriğinde var, Hüda; hidayet veren, hidayet kaynağı. Örneğin, Cin Suresi 10. ayetinde geçiyor. Tenzil; Allah tarafından indirilmiş olan, Şuara Suresi’nin 192. ayetinde geçiyor. Bütün isimlerin açıklamaları bir ayetin içinde geçiyor bu şekilde. Rahme; Kuran rahmettir. Ruh; maneviyata dirlik veren ruhtur. Hayr; Kuran mutlak hayırdır, hayra çağırır. Beyan; her şeyi besbelli eden, apaşikar eden bir kitaptır. Nimet; hidayet rehberi olması hasebiyle en büyük nimettir. Kayyim; Kuran dosdoğru bir ölçüdür. Müheymin; emin, koruyucu, sağlam, muhafız. Nur; hakkın yolunu aydınlatıcı ışıktır. Hak; Kuran mutlak hakikattir. Bütün batıl ona karşı yok olmaya mahkumdur. Hablullah; Allah’ın sağlam ahdi ve gökten uzanan sağlam ipi. Mübiyn; apaçık. Kerim; çok yüce, faydalı, şerefli, çok feyizli. Mecid; şerefli, bütün kitaplardan üstün. Hakim; manaları muhkem, sağlam, hikmetli. Aziz; eşsiz, aciz bırakan, rakiplerini yenen. Mükerrem; Allah tarafından şan ve şerefi yüceltilmiş. Merfu; mükerrem olduğu için yüksek tutulmuş. Mutahhar; temiz tutulmuş. Kirli varlıklardan ve şeytanlardan korunmuş. Acip; hayret verici, eşsiz bir kitap. Mübarek; feyizli ve bereketli bir kitap. Musaddık; daha önceki peygamberlere verilen kitapları tasdik edici, doğrunun son ölçüsü, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Esselamun Aleykum Aslan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hayırlı yayınlar, inşaAllah. Mısır piramitlerinden bahsettiğiniz an televizyonu açtım. Aklıma geldi, sizinle paylaşmak istedim.” Bak kardeşimiz bize, teknik güzel bilgiler göndermiş, Özcan kardeşimiz. Televizyonun daha kaliteli olması için. Bunu değerlendirelim. Ben pek anlamam bu işlerden ama bilenler baksınlar.
“Sevgili Adnan Hocam. Sizin yayınlarınızı izlemeden önce, başka programlar izliyordum. Allah’ın izniyle üç gün önce internette gezinirken, kanalınızı buldum ve takipçisi oldum. Sizinle ilgili düşüncelerim çok olumlu yönde gelişti. Beni affedin, inşaAllah. Yüce Türk milletine turanı ve İslam Birliğini nasip eder Cenab-ı Allah” diyor “Mustafa Doğru”, yaşı 16’ymış. Tabii ki, Türklük aleminin birleşmesinden doğal ne olabilir? O zaman Erzurum, Adana, Konya bunların da birleşmemesi gerekiyordu. Erzurum, Adana neyse, Azerbaycan, Türkistan, Tacikistan, Yakutistan da odur. Çoktan birleşmeleri gerekiyordu. Çok gecikmiştir. Boş yere korkuyorlar. “Ya birleşirsek ne olur?” Ne oldu? Biz Erzurum’u, Adana’yı, Antep’i bizden almak istemişlerdir, her yeri almak istemişlerdi. Ne yaptık? Birleştirdik, inşaAllah. Kardeşler ayrı olmaz, tabii ki birleşecek, inşaAllah. Bütün İslam alemin de tabii, birlik beraberlik içinde olması lazım.
ALTUĞ BERKER: Özdemir İnce, yazısında, Kuran’ın ihtiyaçtan fazlasını infak etmek, yoksulu doyurmak, yetime sahip çıkmakla ilgili birçok ayeti yazısına alarak,“bu ayetlerin her biri için bir kitap yazılabileceğini, Kuran’ın toplumcu, solun değerlerini anlatan, paylaşımcı ve antikapitalist bir anlatımı olduğunu” yazmış. “Kuran’ın anlaşılması için bir aracıya ihtiyaç olmadığını, halk için indirildiğini” söyleyerek,“herkesi bu ayetler üzerinde tartışmaya ve düşünmeye davet etmiş.”
ADNAN OKTAR: Allah Allah, ne oluyor bunlara son günlerde. Fatih Altaylı’da olumlu gelişmeler oldu. Hep negatif konuşurdu, pozitif konuşmaya başladı. Eğer yanlış görmüyorsam bu da öyle.
ALTUĞ BERKER: Öğütleriniz fayda ediyor.
ADNAN OKTAR: Evet, açılmaya başlamış. Hadi hayırlısı bakalım, maşaAllah. Yakında namazında niyazında bir Müslüman kardeşimiz olarak, inşaAllah. Hadi bakalım.
ALTUĞ BERKER: Tarihte sizin böyle çok örneği vardı Hocam. Hilmi Yavuz ve birçok aydın insanda, Hasan Kaçan’da mesela.
ADNAN OKTAR: Evet, Hasan Kaçan da öyleydi, evet maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Çekirgelerdeki detayları gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne şeker şeyler, rengarenk. Baya güzeller, maşaAllah. Genellikle Türkiye’de yeşilçekirge var. Aslında bunları da getirseler de bunlar da olsa, her yerde görsek.
SUNUCU: Var, ben gördüm birçok.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Baya da kuvvetli oluyor bunlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehdiyet’in önemine, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kıyamete kadar olacak olayları detaylı anlatmış ve Mehdiyet’in öneminin üzerinde şöyle durduğunu sahabeler şöyle anlatıyorlar: Hz. Huzeyfe anlatıyor. Tırmizi’de geçiyor bu hadis-i şerif. “Resulullah (s.a.v.) bir gün kalktı, bize kıyamete kadar olacak şeyleri anlattı. Resulullah (s.a.v.)’in haber verip de, benim zamanla unuttuğum şeyleri o şey olduğunu hatırlıyorum. Tıpkı kişi birisini yokluğunda hatırlamayıp, onu gördüğünde hatırlaması gibi. Müslim’de de aynı hadis var Hocam. “Resulullah (s.a.v.) kıyamete kadar olacakları anlattı” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Şevvalde savaş nidaları, zilhiccede çarpışmalar, hacıların talana uğrayarak öldürülmesi, Cemazül Ahir ve Recep’te de hayret verici olaylar görülmesi.” Bu olayların aynısı oldu. İran- Irak Savaşı başlangıcında, tam bu aylara rast geldi.
ALTUĞ BERKER: Hocam, 1979 Kasım’da Hz. Mehdi (a.s)’ın üç çıkış alameti, ardı ardına, siz daha biliyorsunuz inşaAllah. Kasım 15’te gemi patlaması, Kasım 21’de Kabe’de kan akıtılması ve yine 1979 Kasım’da Afganistan işgali.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Cübbeli çok güzel anlatıyor, bizim astronot. Talebemiz olarak anlatmaya devam etsin.
VTR-Cübbeli, “İçinde Yaşadığımız Ahir zamanda Konuşulacak En Önemli Konulardan Birinin, Hz. Mehdi (a.s) Konusu Olduğunu” Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Mükemmel anlatıyor yani burada kusursuz, anlatımı iyi. Ben hurafe anlattığında uyarıyorum, anormallik yaptığında uyarıyorum ama burada çok güzel. Konuşmaya yıllarca devam edecek. Başka konuşmaları varsa, onu bulan kardeşlerimiz bize göndersinler. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili, Cübbeli’nin ulaşamadığımız konuşmaları olabilir, daha geçmişte, eskiye dair. Onları yayınlayalım, göndersinler. Gerçi kavruluyordur bunlar yayınlandıkça da, inşaAllah.
“Hz. Mehdi (a.s)’ın ahir zamanda çıkacağına, onun Resulullah (s.a.v.)’in neslinden, yani Fatma evladından olacağına dair varit olan hadisler mana bakımından tevatür haddine varmıştır.” Reddi mümkün değil. “Şu halde inkarda mahal yoktur. Onun için deccalin zuhurunu yalanlayan,kafir olmuştur sözü varit olmuştur.” Deccali de, Hz. Mehdi (a.s)’ı da, ret mümkün değil. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini ret de mümkün değil. Ehlisünnet inancına da göre ve Şii inancına göre de.
“İbn-i Şirin’den nakledilmiştir. Hz. Mehdi (a.s), Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömer (r.a.)’dan üstündür.” Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor.
“Hz. Ebu Bekir (r.a.)’e dediler ki: ‘Hz. Mehdi (a.s), Hz. Ömer (r.a) ve Hz. Ebu Bekir (r.a)’dan daha mı üstün olacak?’” soruyorlar.“Hz. Ebu Bekir (r.a) ferman buyurdu. Diyor ki; ‘Bazı peygamberlerden bile Hz. Mehdi (a.s) üstün olacaktır.’” Değil sahabeler, Hz. Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömer (r.a), “bazı Peygamberlerden bile üstün olacaktır” diyor. “diye cevap verdi. Yine ondan Hz. Mehdi (a.s)’a Hz. Ebu Bekir (r.a) ve Hz. Ömer (r.a)’dan üstün olamaz diye varit olmuştur.”
Es-Suyuti, El-Urful virdisine der ki; “Bu sahih bir isnadtır” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) zamanında fitne şiddetli olacağından, o zamanki Müslümanlardan tek kişi sizden elli kişinin aldığı sevabı alacaktır.” Yani ‘sahabeler bir sevap alıyorsa, ahir zamanda elli sevap alacak’ diyor, Hz. Mehdi (a.s) talebeleri, inşaAllah.
“Yukarıda Muhyiddin Arabi’nin Fütuhatı’ndan bazı paragraflar vermiştik, o şöyle demişti: ‘Mehdi (a.s.) verdiği hükümde masumdur.” Ahkamda masum, ne yaparsa doğru yapıyor. Yanlış gibi görünse de doğru. “Peygamber (s.a.v.)’in izindedir, asla yanılmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Bu vasıflar şüphe yok ki Şeyh Ayn’de yani Hz. Ebu Bekr (r.a) ve Hz. Ömer (r.a)’da yoktur.” ’Bir tek ona mahsustur’ diyor, Hz. Mehdi (a.s)’a mahsustur. “Yukarıda naklettiğimiz 9 haslet bugüne kadar hiç bir din liderinde bulunmamıştır.” ‘Hiçbir imam, hiçbir müceddid, hiçbir müçtehitte bulunmamıştır’ diyor. “Bu bakımdan Hz. Mehdi (a.s) onlardan üstün” diyor. “Lakin sahabelik ve vahyi müşahede etmeleri yönünden de onlar üstündürler” diyor. Çünkü sahabe oluyorlar, sahabe olamaz Hz. Mehdi (a.s). vahyi müşahede edemez, mümkün değil. O yönden üstünler. Ama bunlar, bu üstünlüğün yönü de ayrı tabii. O bir lütuf olmuş oluyor onlar için, bir kolaylık olmuş oluyor. Hz. Mehdi (a.s) Peygamberimiz (s.a.v.)’i görmüyor, görmediği halde ona hizmetçi ve onun askeri. Peygamberimiz (s.a.v.) onu da ayrıca vurguluyor. Yani “siz görüyorsunuz, o görmediği halde” diyor, inşaAllah.
“Şeyh Aliyy ul-Kari el Meşreb-ul virdisinde der ki: ‘Resulullah Mehdi (a.s)’a Halifetullah, Allah’ın halifesi tesmiye etmesi, onun üstünlüğünün delilidir’” diyor. “Çünkü Ebu Bekr (r.a) ancak Halifet-ül Resullah, Allah’ın Resulü (s.a.v.)’in halifesi denilebilir” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’a “Allah’ın halifesi” deniliyor. Bir tek ona mahsus. İslam tarihinde yok, bir tek ona söyleniyor “Allah’ın halifesi” diye.
“Bütün gam ve zulmetleri giderecek bir güneştir” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Bütün gam ve zulmetleri; insanlardaki sıkıntıları, hapis halini, zorlukları giderecek bir güneştir.
“Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcıları Arap olmayacak. Diğer milletlerden olacak, fakat Arapça konuşmayı bilecekler” diyor. Hz. Mehdi (a.s) bilmiyor, talebelerinden Arapça bilenler var, Hz. Mehdi (a.s)’ın.
“Kendi cinslerinden olmayan, Allah’a hiç asi gelmemiş”, çünkü insanlar hep anneden, babadan doğuyorlar değil mi? Hz. İsa Mesih (a.s), Allah katından geliyor. Yani bir başka boyuttan geliyor, bambaşka bir şey. Bakın, diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); “kendi cinslerinden olmayan, Allah’a hiç asi gelmemiş, masum bir hafızları bulunacak.” Kuran’ı ezbere bilen, masum kim olur? Hz. İsa Mesih (a.s). “O, vezirlerin en gözdesi” en büyük, asıl vezir, baş vezir. “Güvenilir kimselerin en emini olacak.” Yani ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın en güvendiği insan olacaktır’ diyor. “Şeyh-ül Ekber bu açıklaması, bu hafızın Hz. İsa (a.s) olduğunu gösteriyor” diyor. “Çünkü Peygamberlerden başka hiç kimse masum değildir. Öyleyse gözde veziri ancak Hz. İsa Mesih (a.s)’dır” diyor, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s)’ın günahsızlığına gelince, o da onun hükmündedir.” Yani ahkamda masum, inşaAllah. Korunuyor.
ALTUĞ BERKER: Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden, son şahitlerden Yusuf Dehri Ağabeyimiz, Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatta sahip olduğu, birkaç eşyası dışında hiçbir malı olmadığına dair bir hatırasını şöyle anlatmış: “Benim bildiğim ve gördüğüm kadarıyla, Bediüzzaman'ın siyah kaput bezinden bir cübbesi, messiz bir gıslavet lastiği, omzunda bir seccadesi ve elinde bir ibriği vardı. Dünya malı bu, gittiği yerlerde bunları peşinde taşırdı, geri kalan bütün dünya malını ve muhabbetini dünya ehline ve ihtiras sahiplerine bırakmıştı” diyor.
ADNAN OKTAR: O devrin insanlarını düşünüyorum, nasıl bir vicdan bu? Nasıl bu mübarek insanı ortada bırakıyorlar? İnsan malını mülkünü satar, varını, yoğunu satar, var gücüyle o insana yardımcı olur. Bu nasıl bir vicdan? Gıslavet lastiği dediği, ben köyde görürdüm, çobanlarda falan, siyah araba lastiğinden yapılıyor. Araba lastiğini eritiyorlar, var ya bildiğimiz bu kara lastik, onu presleyerek ondan ayakkabı yapıyorlar. Baya sıradan bir şey. Çok zor, giymesi de zordur. Yokluktan onu giyiyor. Ben ne diyeyim o devrin insanlarına? Kardeşim, hapsedileceksin; hapsol ne olur? Dövüleceksin; dövül, sövül. Bu insan bırakılır mı, öyle mübarek bir insan? Malın, mülkün ne kıymeti var? Hayrettir, anlayamıyorum. “Anlayamadık” diyorlar. Neyini anlayamadın, nasıl anlayamazsın? Bakar bakmaz anlaşılır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleri’nin, Afyon hapishanesinde talebelerine gönderdiği pusulalardan birini okuyacağım Hocam. Küçük bulduğu kağıt parçalarına, küçük pusulalar yazıp talebelerine yolluyormuş. Şöyle diyor; “Aziz, sıddık, sarsılmaz, telaş etmez, âhireti bırakıp fâni dünyaya dönmez kardeşlerim!Bir parça daha burada kalmaktan, mes'elemizi bir derece genişlendirmek istemelerinden mahzun olmayınız. Bilakis benim gibi memnun olunuz” demiş Üstad Hazretleri, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım.
ALTUĞ BERKER: “Aziz, sıddık, sarsılmaz, telaş etmez, âhireti bırakıp fâni dünyaya dönmez kardeşlerim!Bir parça daha burada kalmaktan, mes'elemizi bir derece genişlendirmek istemelerinden mahzun olmayınız. Bilakis benim gibi memnun olunuz.”
ADNAN OKTAR: Ahlakın güzelliğine bakın. Onun için diyorum ben “Risale-i Nur okuyun” diye. Şu konuşmanın üzerine kitap yazılır. Çok yüksek bir ahlakı, tevazuyu, metaneti, delikanlılığı, yiğitliği, Allah aşkını kısa kısa o mektuplarında görebilirsiniz. Bediüzzaman’ın mektuplarının okunması çok hayatidir, çok önemlidir.
ALTUĞ BERKER: Sizin Balım isminde bir kediniz vardı Hocam. Küçüklüğünde programa da çıkarmıştınız, inşaAllah. Onun bazı yeni resimleri var, büyüdü.
ADNAN OKTAR: Tam şeker, bal, kaymak. Yatış şekli şahane, maşaAllah.
“Canım Hocam, zıl ve gölgeniz altında olmak ne güzel, inşaAllah, anlattıklarınızı dinliyorum. Müslüman aleminin savaşları haram aylara denk gelmiş. Kavgaların bu aylarda olması ne acı” diyor. İşte Mehdiyet devrinde hepsi çözülecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir site tanıtmak istiyorum Hocam. http://psikolojiksavas.mehdiyet.com/ Size ve Bilim Araştırma camiasına yapılan iftiraları konu alan bu sitede okuyucular, o zamana ait resimleri, videoları ve gazete manşetlerini görebilecekler bu sitede, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kenan kardeşimiz hacet namazının nasıl kılınacağını anlatmış, uzun uzun. Ama en güzeli Mehmet Talu Hocamız’ın sitesine girip, oradan öğrenmeleri, değil mi? En güzeli o, sağlamı odur, inşaAllah. Şimdi burada okusak, tam hafızada kalmaz ama o internet sitesinde detaylı olarak okuyacakları için, inceleyecekleri için, oradan bakabilirler, inşaAllah.
“Hocam, sizi çok çok seviyorum.” O kadar, inşaAllah. Kübra Güzelcan, maşaAllah. Çok şeker, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Hocam, rabıta hakkında ve rabıta yapılması hakkında sizin görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. Sizin görüşleriniz benim için çok değerli, inşaAllah. Hayırlı geceler. Ahmet Yaşar.” Büyük mürşitlere, büyük alimlere güvenin. Onların yaptığı, söylediği şeyler geçerlidir, faydalıdır, değerlidir. Acabası olmaz. Onlar onu, derin tetkik ederek, düşünerek aktarıyorlar. Faydasını görüyorlar, faydası görülmüş, istifade edilmiş, dolayısıyla, faydalı olduğu için, tavsiye ediyorlar. Büyük mürşitlerden gelen bilgilerde, acaba olmaz. Sormaya gerek yok, doğrudur o, inşaAllah.
Biraz Bediüzzaman’ın Üstadımızın talebelerinden dinleyelim, inşaAllah.
VTR-Bediüzzaman Hazretleri’nin Talebeleri.
ADNAN OKTAR: Bakın, 70 yıllık bir vakit var. Şaka anlatmıyor, doğru söylüyor. Ben hurafelere inan bir adam değilim. Kıyamet yakın, doğru bu. 1545’te kıyametin kopacağı da Allahualem doğru, yakın. Bakın, sürekli teğet geçiyor taşlar, sürekli teğet geçiyor. Anlamazdan geliyorlar, farkına varmıyormuş gibi yapıyorlar. Bir tanesi vursa, darmadağın olur dünya.
“Hz. Mehdi (a.s), dini Resulullah (s.a.v.)’in zamanında olduğu gibi, aynen tatbik edecek.” Hurafe, yobazlık, üçkağıtçılık yok, o devirde. “Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak.” Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi, Caferi, Şii, hiçbir şey yok. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında mezhep var mıydı? Yoktu. Hz. Mehdi (a.s) zamanında da yok. “Halis ve hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak. Düşmanları” bakın düşmanları var, görüyor musun, kimmiş? “Ehli içtihat alimlerinin mukallitleri olacak.” Üçkağıtçı Hocalar, bir kısım yobaz takımı. “Çünkü onlar Hz. Mehdi (a.s)’ın, imamlarının mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde” yani İmam-ı Malik, İmam-ı Hambeli, İmam-ı Hanefi, İmam-ı Şafi yahut kimse artık mezhebi. “Mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde, bundan hoşlanmayacaklar.” Ne Hanefi’ye benzeyecek, ne Hanbeli’ye, ne Şafi’ye fakat hepsinden, güzellikleri içinde barındıracak. Ama kusursuz bir din hakimiyeti var. Mezhep yok, aynı Resulullah (s.a.v.) zamanındaki gibi. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafiliğin, tam doğru olan kısımlarını alacak. “Fakat karşı da gelmeyecekler. Arkadaşlarından, çevresinden çekindikleri için, ister istemez hakimiyetlerine boyun eğecekler. Onun açık düşmanları fukuha olacak. Alenen, bir kısım yobaz takımı. Kokmuş yobazlar var ya, onlar. “Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak, hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişiyle alimlerin hükümlerindeki anlaşmazlıklar da giderilecek. Fakihler onun ölümüne fetva verirlerdi lakin Allah onu gücü ve cömertliği ile hakim kılacak. Ondan hem korkacaklar” it gibi korkuyorlar, it gibi korkacaklar, “hem de bir şeyler umacaklar.” Hani köpek olur ya; hem çekinir, hem de yemek verecek mi acaba diye kuyruğunu sallayarak dilini çıkarır, onun gibi. “Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.” Yanında yalakalık yapacaklar seviyormuş, sayıyormuş gibi. Ama kalben nefret ediyorlar, çünkü yobazlığı bitirmiş. “Allah haklarında şöyle buyurmuştur” diyor. “9 kişilik, asıl eğitim verdiği talebeleri var.” 9 kişilik ana çekirdek kadrosu var. Buna işaret eden ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’a verdikleri sözlerinde durmuşlardır.”(Ahzab Suresi, 23.)
“O, (Hz. Mehdi (a.s)) hiç yanılmayacaktır çünkü onun görmediği yerde, doğrultan bir meleği vardır.” Cebrail (a.s) ve Mikail (a.s) iki yanındalar. Cebrail (a.s), Mikail (a.s) ve İsrafil (a.s), hiç yanından ayrılmıyorlar.
“Hastayı sırtında taşıyacak, zayıfa yardım edecek, misafirperver olacak.” İnsanlara karşı çok coşkulu, sevgi dolu, yaşlıları seviyor, insanları seviyor, anneleri seviyor. Herkese karşı bir sevgi, misafirperver. “Hakkı ayakta tutanlara yardım edecek.” Dürüst insanları sevecek, onları destekleyecek. Dediğini yapacak.” Bir şey söylediğinde, sonuna kadar gidecek. “Bildiğini söyleyecek.” Delikanlı Hz. Mehdi (a.s). Öyle susma, yandan, kenardan, çeyrekten konuşmak yok, bildiğini söylüyor. “Allah ona öyle bir kuvvet verecek ki, bir gece içinde zulmü ve ehlini, deccaliyeti ortadan kaldıracak.” Biattan sonra zaten ne PKK’sı kalır, hiçbir şey kalmıyor, inşaAllah. “Dini ikame edecek, İslam’ı ihya edecek. Önemsenmeyen bir hale geldikten İslamiyet, sonra İslam’a tekrar kıymet kazandıracak” diyor. “İslam’ın ölümünden sonra onu diriltecek.” Ayet meali var, “Allah ölümünden sonra dünyayı yağmurla diriltir” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’a işarete eder” diyor, Cafer-i Sadık, inşaAllah, bir yönünden.
“Aslında cahil, bahir, korkak olan adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.” Bakın, korkak adam, ödlek, delikanlı oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın cesurluğunu görüyor, örnek alıyor. Demek ki ahir zamanda, korkaklık yayılacak. Korkaklıktan istifade ederek ne yapıyorlar? PKK ile milleti korkutmaya kalkıyorlar. Sen Türk milletini korkutuyorsun kendince, delikanlı milleti korkutuyorsun, efe milleti korkutuyorsun, koç yiğit milleti korkutmaya kalkıyorsun. Sen sert kayaya çarptın. Eğer dünya mahalleyse, delikanlısı Türklerdir. Çok ters yere geldiler. Alayı gelsin beşer beşer, kendilerini korurlar, öyle bir şey olmaz. Bırakacaklar öyle konuları. Cehalet kalkıyor. Darwinist, materyalist yalanlar, üçkağıtlar, hiç bir şey kalmıyor. “Cizye işlemi kaldırılıyor.” Bol para var, cizyeye ihtiyaç kalmıyor. Ve ehli kitaba da şefkatle yaklaşıyor. Onları tahakküm altına almıyor, ezmiyor. Dolayısıyla cizye de yok. Çünkü ehli Kitap zaten teslim oluyor. Sevgiyle yaklaşıyor, şefkatle yaklaşıyor, ne diyorlarsa yapıyor. “Cizyeye de gerek yok, almıyoruz” diyor. Çünkü onlar zaten adalet istiyor, zaten Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmışlar, inşaAllah.
“Yeryüzünde zulüm ve haksızlıkla dolduğu zaman, zuhur edecektir.” Yeryüzünü adalet ve sükunetle dolduracaktır.” Zulmü görüyorsunuz, özellikle gösteriyorum. Sel gibi kan akıyor. Bana “Hocam, bu resimleri göstermeyelim, vahşet” dediler. Bilakis göstereceğiz. Kardeşim, bu nasıl olay? Müslümanlar vahşeti yaşayacak, biz burada deniz manzarası mı gösterelim? Tabii ki göstereceğiz. Bakmaya tahammül edemiyorsan, o zaman kurtar. O zaman kurtarmayı iste, değil mi? Bakmaya tahammül edemiyorsun. O zaman kurtarmak kolay. İttihad-ı İslam’ı iste, Türk İslam Birliği’ni iste. “Ne olur istersek?” diyor. En fazla ölürsün. Ne olur? Şehit olursun. Bu kadar ödleklik, korkaklık olmaz ki, ne olur yani iste? Bir şey olmayacak korkma, ben garanti veriyorum. Hiç bir şey, öldürmezler de, malını mülkünü de almazlar hiçbir şey olmaz.
“Peygamberimiz (a.s.m)’ın yolundan gidecektir” diyor. “Haçı kırıyor.” Haçı kırıyor derken alıp odun haçı kırması konu değil. Haçın ruhunu, mantığını kaldırıyor, teslis inancını kaldırıyor. Böyle mantıksızlık olmaz. Bir tane Allah var, üç tane Allah olur mu? Çocuk olsa buna inanmaz. Mahvettiler Avrupa’yı. Hep sapık oldu çocuklar. Allah esirgesin. Büyük bir bölümü sapık oldu. Din gitti yani Hıristiyanlığı mahvettiler, yok ettiler. Teslis; teslise inanır mı adam, koskoca, aklı başında adam? Şimdi Hıristiyanlık gerçek mecrana dönecek. Kuran’a taabi olacak ve tam muttaki, mümin olmuş olacaklar. Kuran’a taabi olduğunda bitti, Muhammedi olduğunda bitti, inşaAllah.
Hz. İsa Mesih (a.s), o dünya güzeli diyor ki; “Bazınız bazınıza Allah’ın bir ümmete bir ikramda bulunduğu için, emirlerdir. Hz. İsa (a.s), Hz. Mehdi (a.s)’dan hakimiyeti almayacak. Çünkü liderler Kureyş’tendir.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var. Kureyş’ten olacaklardır. “Madem öyle, insanların arasında bu ikisi mevcut olacak” zaten Hz. İsa (a.s)’a vahiyle de bu bildiriliyor ve ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.)’in emri var zaten, Hz. Mehdi (a.s) imamdır, dünyanın imamıdır. “Öyleyse Hz. İsa (a.s), onun emiri değil, veziri olacaktır. Ulul-ü azm bir Peygamber vezir oluyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın veziri oluyor. “Bu sebepledir ki Hz. Mehdi (a.s)’ın arkasında namaz kılacak ve ona taabi olacaktır. Nitekim Müslim’in Cabir’den varit olan hadisi buna delalet etmektedir. Namazına teahhur ettiği zaman Hz. İsa (a.s) ona şöyle diyecektir; ‘Bazılarınız bazılarınıza Allah’ın bu ümmete bir ikramı bulunduğu için emirlerdir.’” ‘Sen emirsin’ diyor Hz. Mehdi (a.s)’a. Yer, gök inleyecek inşaAllah. “Bazı rivayetlerle varit olunan Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa (a.s) ile yalnızca o namazı kılacaktır. Ondan sonra imam Hz. İsa (a.s) olacaktır sözü buna mani değildir, çünkü onun imam ve emirde sabit olduktan sonra” dünyanın imamı olduğu kesinleştikten sonra, “onu (Hz. İsa (a.s)’ı) namaza imam tayin etmesi, güzeldir” diyor. Hz. İsa (a.s) ömür boyu imamlık yapmayacak mı? Tabii yapacak, niçin olmasın? Hem de ne güzel olur imam ama onun imamlığı kesinleştikten sonra, dünyanın lideri oluyor, dünyanın imamı oluyor, inşaAllah. Benim gördüğüm gidişat, güzel. Ben takip ediyorum. Biz masonlarla iç içeyiz. Önümüzdeki günlerde de gelecekler. En baba masonlar geliyor, artık öyle mi diyeyim. Bir daha gelecekler. “İslam hakim olsun” diyorlar. “Sizin dediğiniz tarzda, modern, sevgi dolu bir İslam ise, ne güzel başımızın üstüne, ne güzel” diyorlar. Musevilerle konuşuyoruz, “oh, başımızın üstüne ne güzel. Böyle oluyorsa tamam” diyorlar. “Kardeşim yıkalım şu duvarları” diyorum, ne alaka? Ürdün’e gelin yerleşin, Suriye’ye gelin yerleşin. Tesisler kurun, fabrikalar kurun, iftihar ederiz. Niye millet sizi vursun, öldürsün, assın, kessin ne alaka? Bırakın şu Filistinlileri de rahat olsunlar. Bütün bölge hepinizin olsun, istediğiniz gibi kullanın. Bomboş arazi kardeşim, ucu bucağı yok. Zaten 3-5 milyon kişi Museviler. Ucu bucağı yok, istediğiniz gibi yerleşin, ne yapıyorsanız yapın. Kimsenin bir şey dediği yok size. Hz. Mehdi (a.s), onlara bunu sağlayacak, inşaAllah. Bu güzelliği gördüklerinde de, kardeşim Kuran’ı açıp bakıp da, Müslüman olmamak mümkün mü, Kuran’ı kabul etmemek mümkün mü? Nur, ekmek gibi, mis gibi tertemiz kitap. Bir tane hurafe, bir tane yanlış hüküm yok. Saf vahiy baştan sona kadar. Bir tane çelişki yok, kalbi, karartan bir tane izah yoktur. Hepsi kalp ferahlatıcıdır, maşaAllah.
Çağlar Genç; “Estağfirullah Hocam. Hocam, bu dünyada ne mal ne zenginlik, ne şan ne şöhret, ne de dünyadan hiçbirini istemiyorum. Sadece ve sadece sizin talebeniz olmak istiyorum. Aklım hep sizin yanınızda talebeniz olabilmekte Hocam. Bana dua edin Hocam” diyor. Tamam, talebem ol. Oldun hadi bakalım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir Makedonyalı, kendi şehrinden bir fotoğraf göndermiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah şu güzelliğe bakın, şu güzelliğe. Bütün Avrupa böyle olsun, inşaAllah. Ceddin Deden’i hazırlayın, bir acayip oldum, maşaAllah. Cezbeye geldim, maşaAllah. Şu güzelliğe bakın, şu caminin güzelliğine. Makedonya nur, bir zamanlar ecdadın, at koşturduğu topraklar, maşaAllah. Oranın Hıristiyanlarını da seviyoruz, Musevilerini de seviyoruz. Hepsine şefkat duyuyoruz ama Kuran’ın nuru oralarda hakim olsun. İstedikleri gibi yaşasınlar. Şu güzelliğe bakın, yakışan bu olur, maşaAllah.
VTR-Ceddin Deden Marşı
ADNAN OKTAR: Şimdi deşarj oldum, maşaAllah. Kardeşim, kös sesi, inim inim inletecek, yıkacak. Mehterin zili inletecek ve gür sesle. Ordunun mehter takımı çok iyidir. Yürüyüş halinde muhteşemdir, şahanedir. Hareket halinde mehter çok önemlidir. Asıl olan şeyi odur onun, ihtişam odur değil mi? Bir adım ileri sağa, bir adım ileri sola, inşaAllah. Askeri bandoların dünya tarihindeki en mükemmelidir mehter. Bütün dünyaca kabul ediliyor. Ve en mükemmel askeri yürüyüştür, inşaAllah. Süper, süper. Yedi ceddimize rahmet olsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bahsettiğiniz saat kulesi Hocam.
SUNUCU: Burası neresi?
ADNAN OKTAR: Çorum. Bizim canımız Çorum, acayip güzeldir. Aman! Oralara, eski binalara ellemesinler, Allah rızası için. Şehri dışa doğru genişletsinler. Ne Tokat’a, ne Turhal’a, ne Amasya’da, Allah rızası için istirham ediyoruz, eski şehri sadece restore etsinler ama orijinaline aynı uygun. Plastikten bilmem ne yapıyor? Geçmişte plastik mi vardı? Plastik olur mu? Meşeyse meşe, gürgense gürgen. Aynısı olması lazım. İşleme ise aynı işleme olacak. Boyası aynı, rengi aynı olması lazım. Aksi zulümdür kardeşim, bambaşka bir şey yapıyorlar. Dış cephesi ahşap, içi beton. Onun orijinali öyle mi, olur mu öyle şey? Tamamı ahşap olacak. Neyse orijinali, öyle olması lazım. “Yok yangın olur, Allah esirgesin” al tedbirini, koy makineni, bilmem neyini, alet, edevatı neyse.
Kapanış konuşmasını yapalım, sonra ben bir şeyler anlatacağım.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz, inşaAllah. İyi geceler.
ADNAN OKTAR: “Muhammed Mehdi, sabah namazında abdest almak için, boğazın yanında sancağı dikecek.” Ne zaman geliyormuş? Sabah vakti, İstanbul’a varışı sabah; bir. Nerede oturuyormuş? Denizin kenarında. Koskoca bir bayrak varmış olduğu yerde, bunu anlıyoruz. “Su ondan uzaklaşacak.” Su ile işi olmayacak, yani suyu sevmesine rağmen, yoğun faaliyetten dolayı keyif, zevk içinde olmayacak. Anlamı bu, inşaAllah.
“Camiler yapacak Hz. Mehdi (a.s)” diyor, maşaAllah. Kim bilir ne güzel camiler olacak.
“Deccal, Şam’da çocukların başına bela olmuş sözünü duyacak, Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Şam’da, şimdi oradaki çakallar, Müslümanların başına bela oldu mu? Bakın, sel gibi kanlarını akıtıyor mu? Ne diyor Resulullah (s.a.v.)? “Şam’da çocuklarınızın başına bela olmuştur deccal, süfyaniyet” diyor. “Bu sözü duyunca, geri dönecekler ve oraya yönelik çalışma yapacaklar” diyor.
Süremiz de bitmiş, inşaAllah.
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...