ALTUĞ BERKER:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 TV, TV Kayseri, Sipas Vizyon TV, Hatay HTR Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Programımıza başlıyoruz. Hocam, buyurun inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeyhim, biz zatıalinizden destur almadan genelde başlamıyoruz ama. Buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ne haddimize Hocam. Estağfirullah inşaAllah. Üstad Hazretleri ile ilgili bir anıyla başlayabilir miyim Hocam, uygun görürseniz inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Şimdi duyan da; “Üstad’ın zamanında yaşadın, naklediyorsun”.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah, inşaAllah. İbrahim adında bir jandarma eri, Üstad Said Nursi Hazretleri’yle ilgili bir hatırasını şöyle naklediyor. “Genç ve delikanlı Said-i Meşhur’u, Mardin’den Bitlis’e menfi olarak götürmeye memur edildim. Bir jandarma arkadaşım daha vardı. Said’i bir ata bindirerek, ayaklarını atın karnı altına bağladık ve gittik. Yolda, ‘öğle namazı kılmam için ayaklarımı açın’ dedi, biz açmadık. Kızdı. Nasıl yaptıysa bilmiyoruz, baktık ki ayağını açtı, aşağıya indi. Korktuğumuzdan bir şey söyleyemedik. Abdestini aldı, namazını kıldı yine atına binerek; ‘gelin kelepçeyi ayağıma vurun’ dedi. Fakat biz kayıtları vurmadık. Öylece Bitlis’e götürüp, Valilik’e teslim ettik.
ADNAN OKTAR:Bu mesela doğru bir olay, çok harikadır. Oradaki askerlerin kendi beyanı da var, net gerçek. Çok şaşırtıcıdır. Bediüzzaman’ın ehemmiyetii bir kerametidir, harikasıdır. Allah’ın hikmeti, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: O zaman Kuran’dan konuşalım biraz. Ya Allah, Bismillah. Neml Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bu mektubumla git” diyor 28’inci ayette, “onu kendilerine bırak, sonra onlardan uzaklaş, böylece bir bak, neye başvuracaklar?” Mektup; o devrin kitabı, yani tebliği içinde barındıran bir açıklama. Kaç sayfa olduğu belli değil. Mektup; orada imani, Allah’ın varlığını anlatan açıklamalar ve İslam’a uymanın önemini anlatan açıklamalar var ve uymaları söyleniyor. “Onu kendilerine bırak sonra onlardan uzaklaş”. Kitap verdikten sonra, bir şey anlatıldıktan sonra ısrar edilmez; bir uzaklaşırsın. O, Kitapla baş başa, o düşünceyle baş başa kalması lazım, bir düşünmesi lazım. “Böylelikle bir bak, neye başvuracaklar?” Sonra bak, yani ne etkisi oldu, nasıl oldu etkisi bir bak. “(Sebe Melikesi Belkıs) Dedi ki: “Ey önde gelenler”. Şimdi demek ki devlette, yönetimde insanlar, kültürlü, daha aklı başında gördüğü, daha tecrübeli olan insanları esas alacaklar, yani onlarla istişare edecekler. “Gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı.” Bunun analizini yapacak ama istişare yapmak istiyor toplulukla. “Gerçek şu ki, bu, Süleyman’dandır” o devrin Mehdi’si “ve şüphesiz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.” Her işe Allah’ın adıyla başlamanın önemi mesela bak. “Bismillah” da denir ama “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” aslı odur. Bak, ayette nasıl diyor? “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” başlamaktadır. “(İçinde de:) ‘Bana karşı büyüklük göstermeyin”. İlk yapılacak şey neymiş? Enaniyetin kalkması. Büyüklük insanı delirten, basiretini ferasetini bağlayan, samimiyetsiz kılan, doğal davranmasını ortadan kaldıran, akli dengesini bozan vahim bir beladır büyüklük. Onun için en büyük belayı önce söylüyor; “büyüklük göstermeyin” diyor. Büyük olan Allah çünkü. “Ve bana Müslüman olarak gelin". Müslümanlık Hz. Süleyman (a.s.) zamanında var mıymış? Var. Hz. İbrahim (a.s.) zamanında var mı? Var. Hz. İsa (a.s.) zamanında, Hz. Musa (a.s.), Hz. Musa (a.s.)’a tabi olan Ben-i İsrail o zaman Müslüman mıydı? Müslüman’dı. Hz. İsa (a.s.)’a tabi olan havariler Müslüman mıydı? Hz. İsa (a.s.) dahil hepsi Müslüman’dılar. “Dedi ki: ‘Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin”. Devletin istişare ile yönetilmesi gerektiğini Kuran gösteriyor. Devlet yönetiminde önde gelenlerden oluşan bir istişare heyetinin gerekliliğine Allah dikkat çekiyor, yani müsteşar ve müşavirlerin önemine. “Siz (her şeye) şahitlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim." “İstişare yapmadan kesin karar vermem” diyor. Devlet yönetiminde bu çok hayatidir. “Ben, kafam esti böyle yaptım” olmaz. Mutlaka istişare edilmesi lazım, çünkü bütün milletin sorumluluğu üzerinde. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da yapacağı odur, Peygamberimiz (s.a.v.)’in de yaptığı odur. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de, Cenab-ı Allah istişare etmesini söylüyor. İnsanlar da istişare edecekler. İstişarede karşı tarafın fikrine saygı esastır. Şimdi bazı adamlar istişare yapar ama karşı taraf iyi fikir verdiğinde ağrına gider, yanlış olan fikrini yine ısrarla yapar. Dinlemez. Kendi kafasına göre hareket eder. O yanlış, yani karşı taraf haklıysa onu yerine getirmek lazım. Bak; “hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim.’ Dediler ki: ‘Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız.’” Demek ki devlet kuvvetli olacak, güçlü devlet olacak. “Ve zorlu savaşçılarız.” Çok güçlü bir askeri yapılanmanın gerekliliğine Kuran dikkat çekiyor. “İş konusunda karar senindir”. Yine de imamın, liderin, devlet başkanının karardaki ehemmiyeti ve onun verdiği karara duyulacak saygının önemine Kuran dikkat çekiyor. “Artık sen bak, neyi emredersen.” Emir sahibi. Şahs-ı manevi var mı? Yok. Burada şahıs var, bak lider var. Üstelik de kadın lider. “Haydi şahs-ı manevi yapsın” demiyorlar. Kadın lider var, maiyetinde insanlar var, istişare ettiği kişiler var ve bir şahs-ı manevi oluşuyor. Lider, talebeleri yahut ona yardım edenler ve ondan oluşan şahs-ı manevi. Bak; “zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen.’ Dedi ki: ‘Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar.’” O devirde hep bu sistem var. Tarih bilgisi de vermiş oluyor Kuran bize. O devirde bozguna uğratıyorlar bir yere girildiğinde, ikinci bir ihtimal olmuyor. Asıyorlar, kesiyorlar, yıkıyorlar, darmakeşan ediyorlar. “Ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar.” Mesela onları soyuyorlar yahut eşeğe bindirip gezdiriyorlar, aşağılıyorlar, halka taşlatıyorlar yahut yerde süründürüyorlar, yani işkence yapıyorlar acı veriyorlar. “işte onlar, böyle yaparlar." O, küfürde alıştığı için bunu belirtiyor. "Onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler." Kadın yatıştırmak istiyor, aynı şey zannettiği için. Alışmış küfrün sistemine, “hediye gönderirsek belki ona tamah eder yahut etkilenir, sakinleşir” diye düşünüyor. “Bir bakayım elçiler neyle dönerler." Deniyor kadın ne yapacağını ama bu da bir diplomatik yöntemdir tabii, yani yatıştırmaya çalışmak, kargaşayı durdurmaya çalışmak. “(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: ‘Sizler bana mal ile yardımda mı bulunacaksınız? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır.” Müslüman lider hediye kabul etmeyecek. Bediüzzaman mesela hediye kabul etmiyordu. Hediye yok. Bediüzzaman’ın hediye almamasının nedeni bu ayettir. Mesela ben de hediye istemem ama çiçek falan, kedi medi hediye ederlerse tabii ki reddetmem de ama pahalı hediye almam. Burada gelen hediye pahalı hediye. Bak; “Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır”. Bir de mühim bir konuya dikkat çekiyor orada Peygamber (a.s.); “hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz". Enaniyet yapabilirsiniz. Çünkü hediye veren, bol yani yüksek bir meblağ yaptıysa o onda gurur yapar. Bu sefer karşı tarafa karşı, karşı tarafı töhmet altında bırakan bir üsluba girer. Kuran, bu psikolojik etkileri de açıklıyor. Kuran aynı zamanda muazzam bir insan psikolojisini, sosyal psikolojiyi tahlil eden bir kitaptır aynı zamanda. "Onlara dön”. Elçiye söylüyor. Zaten elçinin görevi odur, geri dönmektir. “Biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve Biz onları oradan horlanmış-aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız." Direkt askeri müdahaleye yapmıyor. Ordunun caydırıcı gücü var. Ordunun gücünü hatırlatıyor. Ve “rezil olursunuz” diyor, “eğer Müslümanlar’a karşı bir atakta bulunursanız, anormal bir harekette bulunursanız rezil rüsva olursunuz.” diyor. “Sürüp çıkarırız”. Yani; “oradan sizi dışarı çıkarırız” diyor, “bulunduğunuz ülkeden” ve “horlanmış ve aşağılanmış olursunuz” diyor. Yani bir askeri gücün caydırıcılığına dikkat çekiyor. O zaman nasıl olacak Müslümanlıkta? Çok güçlü bir ordu olacak. Caydırıcı gücü olacak. Kullanmaya gerek var mı?
ALTUĞ BERKER: Yok, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Gerek yok, çünkü adam gördüğünde “pardon” diyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Başına geleceği tahmin ettiği için uğraştırmıyor, hiç yapmıyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) ‘Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?’ dedi.” “Kadının tahtını bana kim getirebilir’” diyor, ama çok uzaklarda tahtı. Yani belki beş bin kilometre uzakta, çok uzakta. “Cinlerden ifrit: ‘Ben sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim’ dedi.” İşte bu tırnakta cin çağırmanın ilk kaynağıdır bu Kuran ayeti de. Zaten tırnak duasında “açıl Süleyman’ın tahtı açıl” denir, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz, estağfirullah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Evet, sonra da görüntü oluşuyor inşaAllah. Yani cin; “ben bunu görüntü olarak getireyim” diyor. Hakikaten de yapar Allah’ın izniyle. Yani üç metreye dört metre koskoca görüntü oluşur, net olarak. Etrafındaki adamlarla, seslerle olduğu gibi görebilir kadın, tahtın görüntüsünü. “Yanından Kitap’tan ilmi olan biri dedi ki”. O da, o devirdeki Kitap’ı çok iyi bilen bir alim var. "‘Ben, onu sana getirebilirim.’ Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: ‘Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye, hiç kimseye ihtiyacıolmayan)dır, Kerim olandır.” Allah’ın Gani ismi tecelli ettiği için Hz. Süleyman (a.s.)’da, hiçbir şeye ihtiyacı yok. Allah’ın o isminin tecellisi olarak malı kabul etmiyor. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde halk malı kabul edecek mi? Etmeyecek. Birbiriyle bağlantılı olaylar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Dedi ki: ‘Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?’ Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: ‘senin tahtın böyle mi?’ denildi.” Gösteriliyor Hz. Süleyman (a.s.). Benim anladığım sarayın bir cephesinde taht olduğu gibi görüntü olarak oluşuyor, etrafındaki insanlarla beraber, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani müthiş bir televizyon teknolojisi var bilinen, bu oluşuyor. Bunu cinler de yapıyor, ama o devirde Hz. Süleyman (a.s.) da biliyor bu bilimi. Mesela tırnak duasında olduğunu ben biliyorum. Yani bizzat benim yakınımdaki kişiler yaptılar, denediler, gördüler; biliyorum. Yani üç metreye dört metre görüntü aynı şahıslarla beraber, olaylarla beraber çok net aynı televizyon görüntüsü gibi görüntü oluşuyor. Önce küçük tırnağın üstünde, tırnağının bulunduğu şu sağ başparmak tırnağının üstünde. Yani aslında biraz açıklayayım. Tırnağın üzerine yağ gibi bir sıvı sürülüyor önce. Sonra muhtemelen bu ayetten alınan bir dua var, o yazılıyor. Ondan sonra Cenab-ı Allah’tan isteniyor, o cinlerin zuhur etmesi isteniyor. Önce, benim gördüğüm, parmak kayboluyor, yani parmağın görüntüsü kayboluyor. Sonra bir ekran oluşuyor, dörtgen bir ekran oluşuyor. Sonra net görüntü oluşuyor, sesler ve insanlar açık açık görülmeye başlıyor. İkinci aşamasında ekran tam genişliyor, üç metreye dört metre oluyor. Eğer suda çağırılırsa; adam, çağıran kişi görüntünün içine giriyor, kendisi giriyor görüntünün içine. Orada da kadın görüntünün içine girmiş. Hz. Süleyman (a.s.)’ın o zemini var ya; kadına diyor, ayağını sıyırıp içine girmeye kalkıyor ya kadın; Allahualem o olay yeri orası gibi görülüyor, inşaAllah.Yani müthiş bir teknolojiye sahip ama bizim bilmediğimiz, hayret ettiğimiz bir görüntüyü nakletme kanunu var, Allah’ın bir kanunu var, fizik kanunu. Yani bu böyle kapsamlı, televizyonda yapılan bu çalışmanın dışında çok çok daha basit, çok kolay bir yöntemle görüntü nakloluyor, ama bulunamadı daha bu. Cinler bunu uyguluyorlar. Cinlerinki ayrı, bu kitaptan ilim sahibi olan kişininki ayrı ama yaklaşık aynı yöntemi uyguluyorlar, anladığımız kadarıyla. Allah yaratıyor. "‘Senin tahtın böyle mi?’ denildi. Dedi ki: ‘Tıpkı kendisi” diyor. Görüntüye bakıyor, aynısı, inşaAllah, tıpkı kendisi. “Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk zaten” diyor. Harika karşısında nefesi kesiliyor. Demek ki Müslüman olmada insanlar bazen tereddüt ediyorlar, böyle harika bir şey gördüklerinde aniden Müslüman oluyorlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İşte Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın etkisi de bu şekilde olacaktır. İnsanlar aniden Müslüman olacaklar, meydana gelen harikadan dolayı, Hz. İsa (a.s.)’ın göstereceği harika mucizelerden dolayı. “Allah'tan başka tapmakta olduğu şeyler onu (Müslüman olmaktan) alıkoymuştu.”O da o zaman Darwinist, materyalistti kadın, o da o zamanlar o düşüncede. “Gerçekte o, inkar eden bir kavimdendi.” “O da materyalist bir kavimdendi” diyor Cenab-ı Allah. “Ona: ‘Köşke gir’ denildi. Onu görünce derin bir su sandı”. Bak normal bir su da değil, derin bir su sanıyor. “(Eteğini çekerek) ayaklarını açtı.” Yani suya girecek pozisyona geliyor, açıyor bacaklarını. “(Süleyman) Dedi ki: ‘Gerçekte bu, saydam bir camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.’” “Su değil” diyor Hz. Süleyman (a.s.). Yani o kadar harika ki görünüş, kadın bayağı uyanık olduğu halde fark edemiyor, gerçekten su zannediyor, derin bir su zannediyor. Bacağını, ayağını açıp suya girmeye hazırlanıyor. Şu an öyle bir teknoloji yok, mükemmel bir teknoloji. “Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim”. Kadın bu sefer çok daha net konuşuyor; “kendime zulüm ettim; ben Süleyman’la birlikte,” Süleyman’ın tarif ettiği şekilde; anlamı bu. Çünkü diyor ki adam mesela; “ben Müslüman oldum”. “Nasıl oldun Müslüman?” diyoruz. “Oldum” diyor. Hangi peygamber? “Yok, peygambere gerek yok, ben Müslüman oldum” diyor. Olmaz. Peygambere tabi olarak Müslüman olunur. Olur mu öyle şey? “Süleyman’la birlikte alemlerin”, bütün alemlerin bak, belirli bir yerin değil, bütün kainatın, “alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? “‘İman ettik’ demeyin” diyor, “iman etmediniz, ‘esleme olduk’, ‘teslim olduk’ deyiniz” diyor, “daha iman kalbinize yerleşmedi” diyor Allah ayette. Bak, kadın ne diyor? “Biz Müslüman olmuştuk”. Sonra ne diyor arkasından? “Rabbim gerçekten ben kendime zulmettim” diyor. Gerçekten iman ediyor bu sefer. İyice oturuyor imanı, yani imanda gelişme oluyor. “… zulmettim; ben Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” Demek ki; ihtişam, güzellik, lüks, harikalar, bakım, kalite, klaslık, güzel üslup, sevgi, güç, iktidar imana vesile oluyor.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Demek ki Müslüman gariban olmayacak, zavallı olmayacak, aciz olmayacak, ezik olmayacak; güç sahibi, muktedir olacak. Aklıyla, imkanlarıyla, sanatıyla, fenniyle, bilimiyle, güzelliğiyle, insancıllığıyla, tutkusuyla, aşkıyla, aklının derinliğiyle, sanat gücüyle muhteşem olacak.
SUNUCU:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Hz. Süleyman (a.s.)’ın da lakabıdır; “Muhteşem Süleyman”dır, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Kanuni Sultan Süleyman için de -biliyorsunuz- “Muhteşem Süleyman” denmiştir. Demirel’e de “Muhteşem Süleyman” deniyordu. Demirel’in mitinglerine giderdim ben, Tandoğan Meydanı’ndaydı mitingi. Süleyman Demirel’i bekliyoruz, sürekli; “Muhteşem Süleyman! Muhteşem Süleyman!” yani aralıksız devam ediyor. Sonra Demirel geldi şapkasıyla. Cumhuriyet Halk Partisi devrinde dağıtılan karnelerden getirmişler, bu ekmek karnesi. “Karne geldi” dedi. Bir alkış tufanı koptu. Yani o zaman tabii Halk Partisi karşıt, muhalefet olduğu için. Neyse devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Son zamanlarda, sizin her zaman eleştirdiğiniz ve doğrusunu anlattığınız PKK’yla ilgili hazırlanan raporla ilgili bugün Mustafa Özcan Ağabeyimiz de, Cengiz Çandar’ın bu raporunun Kürdistan modeli bir oluşum teklifi olduğunu ve Diyarbakır’a pasaportla gitmek zorunda kalacağımızı, bunun da bir fitne olduğunu sizin söylediklerinizi tekrarlayarak eleştirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Aferin, iyi.
ALTUĞ BERKER: Mustafa Özcan Ağabeyimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mustafa Özcan Ağabeyimiz’in zaten üslubu her zaman nettir, delikanlıdır, harbidir, yiğittir, aslandır, koç yiğittir, dürüsttür, kimseye baş eğmez, Allah için konuşur, haydardır yani maşaAllah. MaşaAllah. Allah’ın aslanıdır, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Dünyaya” diyor, “beş kişi malik oldu” diyor. “Biri Hz. Süleyman (a.s.), biri Hz. Zü'l-Karneyn (a.s.)’dır.” diyor. “Bunlar müminler” diyor, “bir de küfürden iki kişi vardır” diyor. “Biri Buhtunnasr, biri Nemrut.” Evet, “beşinci olarak, evlatlarımdan Hz. Muhammed Mehdi (a.s.) dünyaya hakim olacak” diyor. “Dünyanın maliki beş tane” diyor. Şimdi bak; “olacak” demiyor; “oldu” diyor, “oldu”. “Dünyanın” bak, “maliki beş kişidir” diyor, geçmiş zamanı anlatıyor Peygamberimiz (s.a.v.); “oldular” diyor, ama “siz de bunu göreceksiniz” diyor, inşaAllah. İnşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) için bitmiş.
-VTR- Küçük Haydar Saz Çalıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ama acayip şeker bir şey. Bir de bütün ciddiyetiyle, bütün candanlığıyla çalıyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bir kısım zevat, fıtık oluyor, Hz. Mehdi (a.s.) konusunu bahsedince, ama anlatacağız tabii ki, inşaAllah. Resulullah (s.a.v.), kızı Hz. Fatıma (a.s.)’a ferman buyuruyor; “beni Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki” diyor Resulullah, “şu ümmetin Hz. Mehdi (a.s.)’ı senin iki oğlun olan Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.)’dan olacaktır.” “Hem seyyid hem şerif olacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Muhtelif zelzelelerin, depremlerin olacağı bir dönemde geleceğini belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çok yoğunlaştı mı depremler? Yani kat, kat, kat, dünya tarihinde görülmemiş derecede boyutu, çapı ve tekrarı arttı depremlerin, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Doğru söylemiş mi Resulullah (s.a.v.)?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, amenna ve saddakna, inşaAllah. “Malı eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır.” Komünistliğe gerek yok, sosyalistliğe de gerek yok. Hz. Mehdi (a.s.) sosyal adaleti sağlıyor. Ne diyor? “Malı eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır.” Sosyal adaleti Hz. Mehdi (a.s.) sağlayacak. Komünistler oradan çaldılar bu fikirleri, bu inancı, bu güzelliği, kendilerince çaldılar. Buna kanı, namussuzluğu, dinsizliği eklediler. Çünkü namusa karşılar. “Din, namus, aile gibi kavramlar; feodal düşüncelerdir” diyor adamlar. Yani; “işçi sınıfını ezmek için ortaya çıkmış sistemdir”. Bütün işçiler Türkiye’de hep dindardır, dini, namusu için yaşarlar. Yaşamak için yaşamaz işçilerimiz bizim. Nereden çıkarıyorsunuz bu lafları? “Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin gönlü zenginlikle dolacaktır.” Gönlün zengin olması çok önemlidir. Bazısı vardır kafayı çizer bir parça mal, bir parça bir şey olur, “illa benim olsun” der. “Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) adaleti her yeri kaplayacak.” Belirli bir yeri değil; Amerika’yı, Rusya’yı, Çin’i, Pakistan’ı, hepsini. “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sünnet-i seniyyesiyle muamele edecektir.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti neydi? Kuran’dı.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şam’ın karışacağını söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışından önce, Peygamberimiz (s.a.v.). Şu an karıştı Şam, Suriye. “Doğu tarafından bir takım insanlar çıkıp Hz. Mehdi (a.s.)’ın saltanatını hazırlayacaklardır.”Bediüzzaman ve talebeleri. Bediüzzaman diyor; “onun pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim. Dümdarıyım. Ona zemin hazırlıyorum” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Doğu tarafından bir takım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi (a.s.)’ın saltanatını hazırlayacaklardır.” Horasan’dan gelecekleri belirtiliyor. “Horasan’dan bir takım siyah bayraklar çıkacak ve onların sahipleri Beyt-ül Mukaddes (Kudüs)’e geleceklerdir.” Kudüs de Müslümanlar’ın merkezi oluyor, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani manevi merkez. Horasan niye diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? O devirde Türklerin bayrakları siyah zaten. Türk asıllı olacağını, yani Türklerden çıkacağını, Türklerin yardım edeceğini o devirdeki, Peygamberimiz (s.a.v.) zamanındaki yurtlarına dikkat çekiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Daha onlar Horasan’dan daha Anadolu’ya gelmemişlerdi o devirde Türkler. O zaman oradaydılar. Asıl yurtlarına Peygamberimiz (s.a.v.) dikkat çekiyor. Horasanlılar geliyor yani, Türkler.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Irak’ın karışacağı da belirtiliyor. Irak da hakikaten karıştı. Bak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ölçüsüne bak, Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “İnsanlar” şimdi böyle şey söylendiğinde, ‘insanlar’ deyince adam zannediyor ki mahallesinde, köyündeki… İnsanlar deyince ne demektir biliyor musun? Bütün dünya demektir. Kuran’ın üslubunu insanlar iyi kavrayacaklar. İnsanlar dedi mi bütün dünya. “İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.” Hak nedir? Kuran’dır, İslam’dır. “Hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.” Bunu destekleyen Kuran ayeti nedir?
ALTUĞ BERKER:“Fitne kalmayıncaya kadar”.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Fitne kalmayıncaya kadar, din Allah’ın oluncaya kadar”. Yeryüzünde geniş çapta bir cehd ve mücadeleyi Allah bütün Müslümanlar’a emrediyor, inşaAllah. “Ümmetimden Hz. Mehdi (a.s.) çıkacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “Allah-u Teala Hazretleri insanları zengin kılmak için onu gönderecektir.” O geldi mi bereket geliyor. Türkiye’de şu an bereket nasıl? Berkerim?
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Büyümede dünya birincisi.
ADNAN OKTAR:Resulümüz (s.a.v.) ne diyor? “İnsanları zengin kılmak için onu gönderecektir.” Hz. Mehdi (a.s.) geldiği yerde zenginlik ve bereket olur.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tahakkuk etti, görüyorsunuz, daha başlangıcı bu. Zibil gibi olacak mal, zibil. “O zaman ümmetim nimetlenecek.”“Zenginleşecekler” diyor. Büyüme hızı artacak, sanayi gelişecek, her şey. “Nimetlenecek. Hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak.”Hem ziraatta hem sanayide, her şeyde bir gelişme olacak. Bak; “hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak.” Sürekli yağmur yağıyor, elhamdülillah. Birçok yer kırılıyor. Bu sene de elhamdülillah, ürün çok yüksek bekleniyor, çok yüksek inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Ve Hz. Mehdi (a.s.) insanlara eşit şekilde, bol bol mal dağıtacaktır.” Bak; “Hz. Mehdi (a.s.) insanlara eşit şekilde, bol bol mal dağıtacaktır.” Az az değil, kıt kanaat değil; bol bol.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ve “onun gelişiyle ümmet zenginleşmeye başlayacak” diyor. İnsanlar bilmiyor sebebini, zenginlik başladı.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu, hükümetin başarısı değil; Mehdiyet’in bereketidir.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bütün dünya kırılıyor. Yunanistan, şu bu komşularımız, her yer kırılıyor; burada müthiş bir bereket ve bolluk var. “Resulullah Efendimiz (s.a.v.) ferman ediyor”. Bazı karnında bit dolaşanlar rahatsız oluyor ama biz anlatacağız, inşaAllah. Peygamber (s.a.v.)’in sözünden rahatsız oluyor, Peygamber (s.a.v.)’in sözünü duymak istemiyor adam. “Peygamber Efendimiz Resulullah Efendimiz (s.a.v.) ferman buyuruyorlar; Yemin ederim ki” diyor. Bak, yeminle söylüyor; Peygamber olduğu halde yemin ediyor. “Yemin ederim ki, Allah-u Teala, benim neslimden, dişleri güzel, alnı açık, yeryüzünü adaletle dolduracak, malı ve eşyayı insanlara bol bol ikram eden bir evladımı gönderecektir.” Bak, “evladım” diyor, “benim evladım” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.).” Adamlar da Hz. Mehdi (a.s.) düşmanı oluyorlar. Yani mesela Hz. İsa (a.s.)’a, “Nasıralı İsa” denilir, memleketiyle anılır. Yani hep öyledir. Mesela Elmalı Hamdi, mesela Şeyh Nazım Kıbrısi, Kıbrıs’la anılır. Türkleri de anlatırken Peygamberimiz (s.a.v.), Horasani olarak anlatıyor, “Horasanlılar”. Bak, hep Horasan. “Horasan tarafından bayraklar çıktığını gördüğünüzde” Türk bayrakları çıktığını gördüğünüzde “kar üzerinde sürünerek de olsa, o bayraklara katılınız, zira içlerinde” Türklerin içerisinde “Allah'ın halifesi Hz. Muhammed Mehdi (a.s.) vardır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “O (Hz. Mehdi (a.s.)), fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek ve ihsanı Allah rızası için olacak.” “Karşılıksız olacaktır” diyor. Hiçbir şey beklemiyor, Allah rızası için, fisebilillah, inşaAllah. “Resulullah (s.a.v.) ferman buyurdu; ‘dünyadan bir gün bile kalsa” Kıyamete bir gün kalsa, mesela kıyamet ertesi gün kopacak, değil mi? “Allah-u Teala kıyameti durdurup” kıyameti durdurup, “o günü uzatıp, benim ve Ehl-i Beytim’den Hz. Muhammed Mehdi (a.s.)’ı dünyaya hâkim kılmak için gönderecektir” diyor. Kıyametin durmasına, kıyametin ertelenmesine vesile Hz. Mehdi (a.s.). Adamların haberi yok. Dünyanın da haberi yok, birçok insanın haberi yok. Kıyameti durduruyor Allah, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle. Bunu ben söylemiyorum, Allah’ın Resulü (s.a.v.) söylüyor. Eğer inanıyorlarsa Peygamber (s.a.v.) söylüyor bunu. Adam diyor ki; “olur mu öyle şey?” diyor. Ben söylemiyorum, vahiyle Peygamber (s.a.v.) söylüyor. Cebrail (a.s.) söylüyor Peygamber (s.a.v.)’e. Allah, Cebrail (a.s.)’a söylüyor; Cebrail (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’e söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v.) de bize söylüyor. Ben de insanlara aktarıyorum. Allah sözü, inşaAllah. “Konstantiniyye'yifethedecektir” diyor. Neresi Konstantiniyye?
ALTUĞ BERKER: İstanbul.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.); “İstanbul” demiyor. “Konstantiniyye”, o devirde Konstantiniyye. O devirde Türklere, “Horasani” deniyor, “Horasanlılar”. O devire göre konuşuyor, inşaAllah.
“Yeryüzünü adaletle doldurduktan sonra, Kahtani’yi emir olarak tayin edecek ve işleri o yürütecektir.”“Yeryüzünü adaletle” -bak, önce yeryüzünde bir adaleti tesis ediyor- “doldurduktan sonra”. Adaleti tesis ederken kimseye bir görev tevdii yok. İşleri hallolunca, ortam oturunca tamamdır. Hz. Mehdi (a.s.) ondan sonra halkla kucaklaşıyor. Sevgiyi yaşayacak, muhabbeti yaşayacak, başta idareciler olacak. Karışmaz Hz. Mehdi (a.s.). Çok vahim, önemli bir şey olmadıktan sonra müdahale etmez. Hz. Mehdi (a.s.)’ın özelliğidir o. Millet zannediyor ki; Hz. Mehdi (a.s.) gidecek Başbakanlık binasında oturacak veyahut Cumhurbaşkanlığı binasında. Öyle bir şey yok. Evinde olacak. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “evindedir” diyor. Çok vahim bir şey olmadıktan sonra müdahale etmez. Ama dedi mi de olur zaten o, inşaAllah.
“Hz. İsa Mesih (a.s.), namazını Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkasında kılacaktır.” “Hz. Seyyidinaİsa Mesih (a.s.) semadan nüzul edecek ve onun emirliğini (Hz. Mehdi (a.s.)’ın emirliğini, imamlığını) kabul edecektir. Hz. Mehdi (a.s.), Hz. İsa (a.s.)’a; ‘gel, bize namaz kıldır’ diyecek, ancak O; ‘emir sizsiniz’ karşılığını verecek, ‘bu, Allah’ın Ümmet-i Muhammed’e bir ikramıdır’ diyecektir.” İnşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hz. İsa (a.s.)’dan çok kısa bir süre önce gelecektir” diyor. “Hz. İsa (a.s.) da ahir olacaktır” diyor. Sonra Cabirler var, Mansur var, Selam var, Emrul Gadap var, ama kim oldukları belli değil. Bunlar yani Hz. Mehdi (a.s.) devrindeki mübarek insanlar. Kim bilir, belki Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin ismi birisi, biri Mahmut Raşit Erol Hazretleri’nin ismi belki, birisi Şeyh Ahmet Yasin’in ismi belki. Bilmiyoruz. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)” alemlerin nuru, dünya güzeli Peygamberimiz (s.a.v.), alemlere nur saçan güzellik, Allah’ın nur tecellisi Peygamberimiz (s.a.v.); “nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın babası Kureyşlidir.” Araptır. Ne taraftan geliyormuş? Baba tarafından. Şecereyi söylüyor. Yani Şecerede nereye bakılması gerektiğini bildiriyor, Resulullah. Bak, detaylar çok önemli. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın babası Kureyşlidir. Eğer isteseydiniz onu en son ceddine kadar sayardım” diyor. Ondan ona, ondan ona, ondan ona... Mesela Adnan’dan şu kişiye, şundan şu kişiye, şundan şuna... İlk bilinen cehdi Adnan’dır biliyorsun, Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Adnan. Sonra şu, şu, şu... “Ta 2011 yılına kadar sayardım” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.) veyahut iki bin kaç yılına kadarsa. “Hepsini sayardım” diyor, “hepsini biliyorum” diyor. Bütün şeceresini biliyor, Peygamberimiz (s.a.v.).
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Hz. Mehdi (a.s.) müminlerle beraber Beyt-ül Mukaddes’te” -Kudüs’te namaz kılacak Hz. Mehdi (a.s.)- “sabah namazı kılarken, o sırada nüzul eden Hz. Isa (a.s.)’ı takdim edecek ve”. O anda nüzul etmiyor; o anda görülüyor, zahir oluyor. Nüzulü daha öncedir. “Hz. İsa (a.s.), ellerini onun omuzlarına koyarak,” bak, iki omuzuna birden elini koyuyor; tek elini de değil. “Omuzlarına koyarak, ‘namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır’ diyecek.” Hz. Mehdi (a.s.) da; “estağfirullah” diyor, “efendim” diyor, “buyurun” diyor, “yine siz kıldırın” diyor. “Yok” diyor, o zaman itiyor Hz. İsa (a.s.). Yani; “sen kıldıracaksın namazı” diyor, inşaAllah. “Benim evlatlarımın birisinin arkasında namaz kılacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yani Hz. Mehdi (a.s.)’nin, inşaAllah.
Binlerce, yüzlerce hadis var. Bunları siz nasıl anlamazlıktan gelirsiniz? Bunu ben söylemiyorum ki. Bunu İbn-I Hacer-I Mekki söylüyor, bunu Suyuti söylüyor. Rahaviler çok sağlam. Yani en güçlü hadisler, en güçlü hadisler, en doğru söyleyen Sahabiler kanalıyla gelmiş. Ve diyor ki Fethullah Gülen Hocamız da; “fıkıh konusunda bile, ahkam konusunda bile bu kadar çok Sahabe ittifak etmemiştir” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.) konusunda bildirilen bilgi tevatür haddindedir” diyor, “fıkıh konusunda bile bu kadar nakil yapmamıştır” diyor, “Sahabeler.” Bak, Cübbeli diyor; “günde beş vakit Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorlardı” diyor, “beş vakit, Resulullah (s.a.v.) zamanında. Şimdi” diyor, “unutuldu” diyor. İyi, koçum, sen unutmadın mı? Sen de unuttun. Astronot Efendi, en başta unutan sensin. Bir de unutturmaya çalışıyorsun ayrıca. Unuttuğun yetmiyor gibi unutturmaya da çalışıyorsun. Biz unutturuyor muyuz? Unutturmuyoruz, evelAllah. Şimdi yine anlatacak. En istemediği şeyi sürekli yapacak, inşaAllah.
Allah Allah, ne güzel iltifat. Bayılırım iltifata. “Bu gece inanılmaz yakışıklı görünüyorsunuz” diyor. Yani bak çok hoşuma gitti. “MaşaAllah. Gözümü sizden alamıyorum. Gri-siyah size çok yakışmış. Siz bize Allah’ın güzel bir lütfusunuz. İyi ki varsınız benim canım, heybetli, güzel yüzlü Hocam. Sizi çok seviyorum. İpek Bilgi”. Gerçi İpek’i tanımıyorum ama o benim canım, o benim bir tanem ve ben de onu çok seviyorum, maşaAllah.
Allah Allah, Allah Allah, şahane. “Yazmazsam olmazdı. Bugün yine ayrı bir şık görünüyorsunuz. Daha açıkçası, çok yakışıklı görünüyorsunuz. Ben sizi her gün dört gözle bekliyorum” diyor, yani televizyona çıkmamı. “Allah kalbimde size karşı tecellinize hasret yaratıyor” diyor. Çok güzel, elhamdülillah. Müslüman, aşk ehli olacak, birbirlerini canı gibi sevecek. Dünyanın güzelliğidir o. İnsanları seveceğiz, kedimizi seveceğiz, tavşanımızı seveceğiz, çiçekleri seveceğiz, benim güzelimi seveceğiz, inşaAllah. İnşaAllah. “Tecellinize hasret yaratıyor, tecelliniz tutkuya dönüşüyor.” Çok güzel, öyle olması lazım. “Sizi bir defa dinleyip gören de, bir daha bu yüzden sizden vazgeçemiyor” diyor. Beyhan Sener Hanım. Allah razı olsun. İnşaAllah, Allah sevgimizi, sevginizi daha da arttırır.
SUNUCU:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bir hanım kardeşimin de çok coşkulu bir sevgisi var gördüğüm kadarıyla. Ama şimdi burada tabii bir Mehdiyet iması var, onun için olmaz. Yani imadan da çıkmış, daha net bir ifadeye dönüşmüş; olmaz. Çünkü ben hakikaten akşama kadar korkuyorum, “nasıl hesap vereceğim?” diye. Bende öyle Mehdilik iddiası, öyle bir şey nasıl olsun? Ne haddime yani? Acayip korkuyorum Allah’tan. Hep “cehenneme gideceğim” korkusu içerisindeyim. Öyle bir büyüklük, azamet olmaz. Allah’ın zavallı kuluyum. Allah gösteriyor, Allah konuşturuyor. Ne haddimize öyle bir şey?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hocam benim hem bu dünyadaki hayatımı değiştirdiniz hem de ebedi hayatımı inşaAllah değiştirdiniz” diyor. “O kadar çok şeyi bilerek geceleri nasıl uyuyorsunuz, anlamıyorum” diyor. “Sizi çok seviyorum. Allah tüm cihat edenlere kendi gücünden güç versin. Allah beni ve arkadaşlarımı sizin talebelerinizden eylesin, inşaAllah” diyor Salih Sağlam. MaşaAllah. İsmi de güzelmiş.
“Selamun Aleyküm canım Hocam. Hocam bugünkü eski fotoğraflarınıza baktım. Tam sünnet-i seniyyeye uygun saç ve sakalınız vardı.” Doğru. Sakalımı ben hiç kesmiyordum. Hatta şuraya kadar gelmişti. Sahabelerden birkaç tanesi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunlarından da ya Hasan ya Hüseyin -tam hatırlayamadım- o da sakallarını hiç ellemiyor. Ben de onları görünce dedim; “ben de kesmeyeceğim sakalımı” dedim. Saçlarımı hakikaten uzatıp ortadan ayırıyordum. O da sünnetti, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uygun. Siyah sünnettir. Siyah giyiniyordum. Baştan sona siyah giyiniyordum hakikaten, sünnet diye. Ondan sonra, hem Hanefi hem Şafi mezheplerini, ikisini birlikte uyguluyordum. Yani bunu yapabilecek adam varsa dünyada bilemiyorum. Hayır, övünmek için söylemiyorum da hakikaten çok zordur yani, çok çok zordur. Allah razı olsun Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’dan, onun sayesinde, maşaAllah.
Ben her zaman dine hep titiz oldum, yani dinin hükümlerine hep titiz oldum. Bir şey yapıyorsam mutlaka bir bildiğim vardır ve doğrudur. Ben kendi kafama göre hareket etmem. Yani mutlaka ispatı vardır, doğrudur. Yani haram olduğunu bile bile, yanlış olduğunu bile bile bir şey yapmam. İlla ki net delili vardır. Her şeyde buna çok dikkat ederim. Ben Allah’tan tir tir titriyorum, acayip korkarım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm.” Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bütün selamını almadıklarıma da bu selamım. “Adnan Hocam” bu kardeşimiz de bizi övmüş maşaAllah. “Hocam sürekli daha yakışıklı oluyorsunuz. Bayılıyorum size” diyor, “maşaAllah” diyor. Kübra Kardeşimiz yazmış. Evet, soyadlarını vermiyorum.
Mecliste boykot moykot, bunlar olsa da meclis cayır cayır çalışacak. Türkiye büyüyecek, açıkça söyleyeyim. Türk devletleri de birleşecek, Allah’ın izniyle turan olacaklar. İslam ülkeleri de birleşecek. Hep iyiye gidecek. Bence hükümeti olumlu yönde eleştirmek lazım.
MaşaAllah, bak; “aklı güzel, yüzü güzel, kişiliği güzel, ruhu güzel, Allah’ın nuruyla parlayan canım Hocam” diyor, maşaAllah. Bu geceki şıklığınıza dikkat çekmek istiyorum. Bugün bir başka güzelsiniz, bir başka şıksınız. Benden söylemesi. Herkesin dikkatini çekmek isterim” diyor Tuğçe Uras.
Aydın kardeşimizden de Allah razı olsun.
“Küseceğim şimdi” diyor, “hiçbir mektubumu iletmiyorsunuz Hocam’a” diyor. “Bizde saat üç” diyor Seyyide Mir Hamza Kardeşimiz, hanım kardeşimiz Azerbaycan’dan yazıyor. ”Adnan Hocam, nur yüzlü Hocam” diyor, “ne giyiyorsanız yakışıyor ama değişiklik olmuş” diyor, “bugün Hocam, maşaAllah. Allah esirgesin inşaAllah” diyor. “Sevgiler.” Bak, mektubun gelmiş.
ALTUĞ BERKER:Bizi yarın 22:00’den itibaren A9 TV, Adıyaman Asu TV, Çay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...