ADNAN OKTAR: Ne konuşuyordunuz benden önce? Neler anlatıyordunuz?
ALTUĞ BERKER: Estağfiğrulah Hocam, sizden öğrendiklerimizi, inşaAllah, Kuran ve sünnet ışığında. İman hakikatlerinden anlattık, deccaliyetin şu anda bitme safhasında olduğundan, Darwinizmin bittiğinden ve Mehdiyet’in müjdesinden bahsettik, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O doğru çünkü, dünyada iki görüş sürekli mücadele halinde. İstense de, istenmese de bu var. Mesela Türkiye’de de dikkat edilirse, deccaliyet ile Mehdiyet’in her düzeyde, her yerde mücadelesini görüyoruz. Gazeteye bakın, basını takip edin, televizyonda seyredin, her gün deccaliyet ile Mehdiyet’in kıran kırana bir mücadelesi vardır. 150 yıldan beri tırmanışa geçmiştir deccaliyet, en azgın devrine girmiş. Şu azgın devrinde de, mağlubiyete doğru gidiyor. Güneydoğu’daki komünist ayaklanma bir deccal ayaklanmasıdır, deccaliyet ayaklanmasıdır. Mensupları deccale tabi olmuş durumdalar. Ona karşı mücadele eden Mehmetçik de Hz. Mehdi (a.s) kolunu temsil eder, Mehdiyet’i temsil eder. Çünkü Allah adına, vatan, millet, bayrak adına yapıyorlar, onlar da komünist adına, materyalizm, Darwinizm adına yapıyorlar. O yüzden bu mücadele, kıyamete kadar devam edecek. Bitmez, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hürriyet Gazetesi’nde İran kaynaklı Hz. Mehdi (a.s)’dan bahseden haberler vardı. Ahmedinejad’ın Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemesiyle ilgili bir haber yapmış 5 Temmuz’da, Hürriyet Gazetesi. Buna göre “Ahmedinejad’ın ekibi Ürdün Kralı’nın Hz. Mehdi (a.s) habercisi olup olmadığını anlamak ve sırtında ben var mı yok mu diye görmek için İran’da kaplıcaya davet etmişler. Bu daveti Hamaney’in engellediği” yazıyor. Yazıda “Hz. Mehdi (a.s)’ın ne zaman zuhur edeceği bilinmediği ve cümle aralarında Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmeyeceğini ima eden cümleler var.” Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah Hocam. 19 Ağustos 2009’da da Hamaney; ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini, İslam ülkelerinin askeri güçlerini birleştirmeleri gerektiği’ çağrısını ana sayfadan bir haber olarak duyurmuşlardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne anladın o konuşmadan?
ALTUĞ BERKER: Ahmedinejad’ın Hz. Mehdi (a.s)’ın şu anda yeryüzünde olduğuna inandığını, habercisini araştırdığına göre, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Şii kaynaklarda, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler bir hayli fazla, çok fazla var. Bu hadis de manidar: “Mavi gözlü, Ürdünlü bir kral çıkacak” diyor. Hakikaten de mavi gözlüdür. Ama sırtını kontrol etmeye gerek yok adamın. O detay yeterlidir. “Mavi gözlü” dendiğinde, “bir kral” dendiğinde, kral doğru. Mavi gözlü, Hz. Mehdi (a.s) devrinde çıkmış tamam işte, mutabık. Yani her milimetrik detay çıkacak diye bir şey yoktur hadislerde. Hadisler bazen birbirine karışır. Mesela Hz. Mehdi (a.s) hadisleriyle karışır, diğer gelecek Mehdilerle ilgili açıklamalarla karışabilir. Onun için, ana hat açıklaması yeterlidir.
ALTUĞ BERKER: Hıncal Uluç’un ve bazı yazarların üzerinde durduğu bir konu vardı Hocam, hukuki bir konu. Şöyle diyorlar, “Temiz kramponlar operasyonu”; bu sıralar olan bir şey. Ertuğrul Özkök, Melih Aşık, İsmet Berkan, Ahmet Hakan, Cengiz Çandar gibi birçok yazar, hem iddia edilen Ergenekon operasyonu sanıkları için, hem de son operasyonda gözaltına alınan Aziz Yıldırım ve diğer futbol camiası mensuplarının, emniyet ifadelerinin hazırlık soruşturması delillerinin ve emniyette çekilmiş görüntülerinin gazetelere yansımasına isyan eden yazılar yazıyorlar. “Bir insan, henüz suçlu olup olmadığı belli değilken ve hakkında yargı kararı verilmemişken, gazetelerde suçlu gibi görünmesi, emniyet ifadelerinin gazetelerde yayınlanması büyük bir hukuk ihlalidir” diyorlar. “Bir gün hukuk hepimize lazım olacak” diyerek, her yazılarında bu operasyonlarda gözaltına alınanların haklarını koruyorlar. Hıncal Uluç da şike operasyonları konusunda, ülkedeki tüm gazetecilerin susup tek bir kelime bile yazmadan davanın sonucunu beklemesi gerektiğini, yargıya ahkam kesmemek için ‘suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur’ ilkesine sadık kalmak için ve kimseyi yargıdan önce suçlu ilan etmeye hakkımız olmadığı için, tek bir kelime bile yazmayacağını çünkü çamuru attın mı yıllarca o kişide izinin kaldığını” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Peki, bize yönelik operasyonlarda tam tersini yaptılar Hıncal Uluç da. Daha biz emniyetteyken, konuşmalarımızı cayır cayır yayınlıyorlardı. Daha ifadeler alınırken ve hakimleri, mahkemeyi etkilemeye yönelik çok yoğun propaganda yapıyordu Hürriyet sürmanşet, kapaktan, günlerce, haftalarca kesintisiz devam ettiler. Biz o zaman, bunların dediğini aynen bunlara dedik. “Böyle şey olmaz. Hukuksuzluktur bu, neticeyi bekleyin. En azından mahkeme safhasında konuşabilirsiniz. Daha bu safhada bu tarz konuşmalar mahkemeyi etkilemeye yönelik olur. Doğru yapmıyorsunuz” dedik, dinlemediler. Fatih Altaylı, Hıncal Uluç, o içeride olan vatandaş hepsi tam kadro, aleyhte yayın yaptılar. Daha tutuklanmanın birinci günü, direkt suçlu ilan ederek.
ALTUĞ BERKER: Şikayetçi aradılar Hocam.
ADNAN OKTAR: Şikayetçi aradılar ayrıca, daha ortada delil yok, mahkemenin delili yok. Mahkemeye delil olarak önce tutuklattılar. Acayip bir gündem meydana getirerek, mahkemeye infial gerekçesi meydana getirdiler. Biz zaten infial gerekçesiyle tutuklandık. Sonra da adamlar şimdi çıkmışlar, hukuk dersi veriyorlar. Bunların dediklerini, bunların anlattıklarını, savunduklarını biz yıllar önce söyledik. Daha yeni kafalarına dank ediyor, daha yeni kafaları açılıyor.
ALTUĞ BERKER: Hatta şu anda içeride olan kişiye mektup yazdığınızı, bir gün hukukun herkese lazım olacağını, böyle yapmamaları gerektiğini söylediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben buna da mektup yazdım, diğer tutuklanan zevata da mektup yazdım, içeridekine de yazdım: “Bir gün hukuk sana da lazım olur. Bu şeyleri teşvik etmeyin. Böyle olumsuz tavırlar göstermeyi. Mahkeme daha olmadan, mahkemenin daha başlangıç safhasında mahkemeye etki edecek konuşmalar yapmayın, infial meydana getirmeyin” dedim, mektup yazdım gönderdim. Ve “böyle bir sistemi de savunmayın” dedim. Elinde benim yazdığım mektup. Bak bugün dediklerimle karşılaştı. “Bir gün senin de başına gelir” dedim, uyardım. Yıllar önce uyardım “senin de başına gelir” diye. Kendi el yazımla yazdım gönderdim, imzalı. Elinde mektup, baksın.
ALTUĞ BERKER: Dün akvaryumdan bahsetmiştiniz. Onunla ilgili bazı resimler geçti benim elime. Haşa, Deniz Tanrısı dedikleri şeyle, fotoğraf çektiren halkımız, o akvaryumda.
ADNAN OKTAR: Orada bir hata yapılmış. En azından tamam oraya bir figür konulabilirdi, bir süs konabilirdi ama bir Deniz Tanrısı çok acayip bir ifade. Özellikle dindar bildiğimiz bir belediye başkanının olduğu dönemde, böyle bir üslup çok şaşırtıcı. Belediye Başkanı dürüst, iyi bir insan tabii ki kasten yapmaz ama onun bir boş anına getirmişler anladığım kadarıyla. O Darwinizm ile ilgili propaganda yazıları da öyle. Bilse, öyle bir şeye müsaade etmez. Onun için biz de hatırlatıyoruz. Siz kim kim anlattınız?
ALTUĞ BERKER: Oktar Hocamla ikimiz.
ADNAN OKTAR: İkiniz. Burçin Özsu, kerata sizi izlemiş. Siz Darwinizm aleyhinde mi konuştunuz?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Sevimli Burçin kafan karışmasın. Bak, anlayacağın şu; bir proteinin oluşması için başka bir proteine ihtiyaç var. Allah’ın yaratması dışında bir proteinin oluşmasının imkansız olduğu, bilimsel olarak ortaya konmuş oluyor bu durumda. Çünkü bir proteinin oluşması için, başka proteine ihtiyaç var. Ne demek bu? Sıfır ihtimal. Mutlaka dışarıdan üstün bir aklın müdahalesi gerekiyor. O zaman yaratma var.
Cübbeli’yi çoktan beri dinlemiyoruz. Biraz dinleyelim.
-VTR- Mahmud Efendi Hazretler Ve Cübbeli, İslam’ın Dünya Hakimiyeti İçin Dua Ediyor.
ADNAN OKTAR: Sevimli Ece Akgül e-mail göndermiş. Öğrenciymiş, 19 yaşında. “Merhaba Hocam. Hocam, internet üzerinden size uygun olmayan sözler söylemiştim. Bunun için polisler tarafından bilgisayarıma el konulmuş durumda.” Seni kerata, seni köfte, seni yaramaz seni. “Henüz 19 yaşında bir insan olarak, 3-4 ay önce yaptığım hataları yeni yeni anlıyorum. O sözlüklerden o kadar da hızlı uzaklaştım ki” bu ekşi sözlük falan takımından. “hakkınızda ne yazdığımı bile hatırlamıyorum. Çok utanıyorum. Umarım bana ulaşır, affedersiniz. Kimsenin, özellikle sizin ciddiye alacağınızı, kalbinizi kıracağımı düşünmemiştim. İnşaAllah beni affedersiniz. Çok pişmanım. Lütfen bana ulaşın. Ne yapmam gerek bilmiyorum.” Sevimli köfte, tamam, barıştık gitti, haydi bakalım. Tamam, ben söyleyeyim şikayeti geri alsınlar, inşaAllah. Şimdi biz bilmiyoruz, komünist örgütlerin bu tip hareketleri var. Kim olduğunu bilmiyoruz. Geçenlerde bir hackleme yapmışlar, komünist bir örgüt. Radikal de ağzını ballandıra ballandıra, ağzından şıralar akarak anlatıyordu. “Şöyle yapmışlar, böyle yapmışlar komünistler. Adnan Hoca’nın aleyhinde yazmışlar” falan gibisinden. Nereden nane olduysa, oradan sünmüş olayın içerisine. Nasıl haber aldığını da merak ediyoruz tabii. Bir şekilde onu da öğreneceğiz. Tam organize bir örgütlenme. Onlar bizim için kaale alınacak şeyler. Diğerleri önemli değil.
ALTUĞ BERKER: Esra Elönü isimli, başörtülü olduğunu iddia eden bir yazarın yazısındaki bazı ifadeler; Allah’a, Kuran’a ve dini değerlerimize yönelik yazılmış olan bazı saygısız yazılar var. Sizin evrimle ilgili yayınlarına da dikkat çektiğiniz, haber7.com internet sitesinden yayınlanıyor. Ama yazının içeriği, tenzih edilecek mahiyette olduğu için
ADNAN OKTAR: Bakayım, getir. “İslamcılar kılmadığı namazı twitlesin, takipçiler kaza etsin. Başörtüsü, Allah’ın başımıza kurduğu anti-virüs programdır.” “Azrail’i” haşa “kafalayıp yaşam koçu olayım bari. Buldunuz fiyakalı ayeti” haşa “şeytanla birlikte içip, suyunu çıkarıyorsunuz.”
Kardeşim, bunlar başına bir parça bez sardığı zaman “gördünüz mü muttaki kızı, dindar”. Ve hemen alıyorlar Kanal 7’ye, oraya buraya, internet sitelerine. “Adam başını örtmüş”. Kardeşim, bir kusuru vardır. Adam başını da örtebilir. Saçında bir bozukluk olabilir, vücudunda bir bozukluk olabilir örtmüştür başını. Bu illa ki onun dindar olduğunu göstermez. Tabii bu hanımın ne olduğu üslubundan anlaşılıyor, anlaşılmayacak gibi değil. Böyle bir Müslüman modeli geliştirmeye çalışıyorlar. Hem Darwinist, hem materyalist, hem Müslüman olduğunu söyleyen, hem Kuran ayetleriyle kendince, haşa, espri yaptığını düşünen tipler. Bir de bunun yazılarını da okuyorlar, bunu kaale alıyorlar. Dün anlattım ya, sağın bir kısmı eziktir. Böyle tipleri görünce, o ezikliklerini bir parça dengeleyebileceklerini düşünüyorlar. Yani kompleksli oluyorlar. Komplekslerini bu tip üsluplarla dengelemeye çalışıyorlar. Kompleksten bir türlü kurtulamıyorlar. Bazen İmam Hatipli gençlerde de olur o. Elinde sigarayla, dar blue jean ile, suç değil dar blue jean, sigara da suç değil de, yani değişik züppe hareketler falan yapar o kompleksin etkisiyle. Ondan kurtulmaya çalışır. Ömür boyunca onun etkisinden kurtulamaz. Mesela Ahmet Hakan da İmam Hatiplidir. Mao’nun resmini asıyor göğsüne, Mao’nun heykelini önüne koyuyor, gidiyor şarap içiyor. O kompleksin etkisinde, kurtulamıyor ondan. Gece, gündüz o kompleksin etkisinde. Şimdi, bu vatandaş da öyle. Bu kompleksin etkisinde acayip laflar ediyor. Bundan kurtulmak için kendince ama daha da kendini batırıyor.
ALTUĞ BERKER: Ben ekrana da yansıttım yazılarını, okuyucularımız ve izleyenler görsünler yazılarını. Biz kendimizden söylemedik.
ADNAN OKTAR: İşte, böyle Müslüman tipi geliştireceklerdi. Biz bunları, alaşağı ettik. Fethullah Hocamız’ın cemaatine de böyle bir kafa getirmeye çalıştılar bunun daha değişik bir versiyonunu. Diğer cemaatlere de getirmeye çalıştılar. Bir kısım cemaatleri dağıttılar, etkinlikleri kayboldu. Bambaşka bir çizgiye soktular. Şimdi bu tip adamlarla da bu tarz bir Müslümanlık anlayışı geliştirmeye çalışıyorlar idi, üstlerine akılla, bilgi ile çöktük ve şu an dümdüzler. İstediği kadar çırpınsınlar. Sevgi, akıl, bilim, mantık hakim olacaktır. Güzellik hakim olacaktır. Sağlam, güçlü düşünce hakim olacaktır. İyilik, samimiyet hakim olacaktır ve bunların çırpınışlarını görüyorsunuz.
ALTUĞ BERKER: Şahin Alpay, Zaman Gazetesi’nde yazıyor. Zaman zaman tavsiyelerde bulunduğunuz bir kişi. Prof. Şükrü Hanioğlu’nun Atatürk ile ilgili kitabından yola çıkarak, Atatürk’ün fikri yapısı ile ilgili bir yazı yazmış. Yazısında; “Atatürk’ün dönemin popüler kültüründen etkilendiğini, herhangi bir ideolojinin takipçisi olmadığını, öyle derin bir fikri altyapıya da sahip olmadığını, Osmanlı yazar ve düşünürlerin o günlerde popüler saydığı, inandığı sosyal Darwinizm, materyalizm, pozitivizm gibi görüşleri savunduğunu ve bu görüşlerinde izlediği politikayı derinden etkilediğini” söylemiş. Ayrıca, “dini sosyal ilerlemenin bir engeli olduğuna inandığını” belirterek, “bu kitabın iyi anlaşılmasında büyük önemi olduğunu” yazmış.
ADNAN OKTAR: Şahin Alpay uçuyor yine. Ne yaptığından haberi yok. Atatürk ile ilgili o filmimizi yayınlayın da, kafasındaki paslar açılsın. Atatürk’ü tanımıyor. Anlatıyoruz, anlatıyoruz anlamıyor adam. Atatürk anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalisttir. Milliyetçi, mukaddesatçı, dindar bir insandır. Nereden çıkartıyor bu kafayı bu, anlamıyorum.
-VTR- Samimi Bir Dindar Atatürk.
ADNAN OKTAR: Şimdi, Şahin Alpay cevap aldı. Bakayım pası çözülecek mi? Anlamazsa ikinci filmi yayınlayacağım, anlamazsa üçüncü filmi yayınlayacağım. Kardeşim, bir Müslüman’ın hakkında bin tane lehte haber varsa, bir tane aleyhte varsa, aleyhte olana mı itibar edilir, bin tane olan lehte habere mi itibar edilir? Velev ki, tam tersini düşünelim, bir Müslüman hakkında bin kötü haber varsa, bir iyi haber varsa Müslümanlığına dair, ona tabi olunur. Hüsnü zan esastır. Burada, bin tane haber Atatürk’ün lehinde, bir tane haber aleyhinde, ona itibar ediyorlar. O haberler uydurma. Uydurma haberleri bıraksınlar. Masonluğa karşı. Masonluğa karşı da; şimdi masonlar gelecek, biraz sonra, saat 00:30’daki programda, inşaAllah. Bir 15- 20 dakika konuşuruz, inşaAllah. Ama Müslüman olacaklar Allah’ın izniyle. Müslümanlığı savunuyorlar, İslam’ı savunuyorlar. Daha da iyi olacaklar, inşaAllah. Öyle mason olunca tamam, sözümüz yok.
ALTUĞ BERKER: Dün Menderes ile ilgili konular anlatmıştınız. Onunla ilgili gazete resimleri var. Uygun görürseniz göstereyim.
ADNAN OKTAR: Bakalım.
ALTUĞ BERKER: “Menderes’in cezası infaz edildi” idamdan sonra haberler bunlar, Ulus Gazetesi. Akşam Gazetesi; “Menderes idam edildi”.
ADNAN OKTAR: Sanki marifet, baksana kapaktan, bir heyecanla. İşte, “iddia edilen Ergenekon terör örgütüne niye karşı oluyorsunuz?” diyorlar. Bu yüzden karşıyız. Eğer iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı olmazsak, bu ve buna benzer manzaralar binlerce, on binlerce, yüz binlerce, yüz milyonlarca olurdu. Bunu engelliyoruz. “Niye karşı oluyorsunuz?” diyorlar. Elinin körü mü diyeyim, ne diyeyim? Niçin karşı olunur? Belayı savmak için. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak istiyor adamlar, 22 parçaya bölmek istiyor. Ne yapmamız gerekir? Seyir mi edelim? Herkesi asmak istiyorlar. Bunlar toplandıklarında, ellerinde darağacı resimleriyle toplanmışlardı, darağacı resimleriyle. Bakın, alçaklığa bakın. Yani Müslümanları, milliyetçileri asmayı düşünüyorlarmış. Ondan sonra da “niye bize şunu diyorsunuz, bunu diyorsunuz?” diyorlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı mücadele, milli bir mücadeledir, milli bir davadır. Her Türk vatandaşının devlete yardımcı olması lazım bu konuda, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: O dönemde Üstad Hazretleri ile ilgili gazete haberleri vardı Hocam.
“Said Nursi’nin 2 avukatı ile bir müridi hakkında tahkikat açıldı” diyor, Yeni İstanbul Gazetesi. Son Posta Gazetesi, o dönemlere ait “Said Nursi’ye dair kitap neşredenlerin duruşması” yine aynı şekilde. “Said Nursi’ye 350 bin TL para cezası verildi” Son Posta Gazetesi. “Konya’da dün 3 Nurcu daha tevkif edildi”, Tercüman Gazetesi. “Konya’da 5 Nurcu daha yakalandı”, Vatan Gazetesi.
ADNAN OKTAR: Kök söktürüyorlardı mübareklere. Allah rahmet etsin, Allah ecirlerini kat kat artırsın.
SUNUCU: 00:30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Gaziantep Olay Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay HRT Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
Makaleler
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...Kuran'dan İşaretler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Resullerimiz Diyor Ki
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...