SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, Gaziantep Olay TV, Kahramanmaraş Aksu TV, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Mason misafirlerimiz gelmiş, birazdan çıkaracağım. Bayağı hediye de getirmişler; kitaplar, işte çeşitli, inşaAllah. Önemli tabii; Masonlar olsun, Tapınak Şövalyeleri olsun, yani Allah’a inanan, inanmak isteyen, Allah’ı seven, Allah’ı sevmek isteyen insanlara hep yardımcı olmak lazım. İnsanları dışlamak akıllı bir hareket olmaz. Çok yanlış bir hareket olur, çok garip bir tavır olur. Hep kazanıcı olmak lazım, kazanan bir ruh içinde olmak lazım. Fanatik olmaktan da kaçınmak lazım, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Derken” diyor Cenab-ı Allah, “Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” Demek ki insan kendi kendine ilim buluyordeğil. İlmi Allah bulduruyor. “Musa ona dedi ki: 'Doğru yol olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?'” Demek ki insan her yerde ilmi arayacak. Peygamber olduğu halde ondan faydalı bilgi istiyor, değil mi? Peygamber bile öğrenmek istiyor. “Dedi ki: 'Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.'” Demek ki sabır çok hayati bir konu, sabırlı olmak; bir sır bu. “'Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?'” Bir şeyin demek ki sırf yüzü değil de, özü çok önemli, derinliği, asıl derin anlamı çok önemli. “(Musa:) 'İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim' dedi.” Demek ki uysallık, itaat, mülayimlik çok önemli. Ama bir de ne önemli? Sabır önemli, inşaAllah. “Dedi ki: 'Eğer bana uyacak olursan” eğer ona uyacak olursa ama “hiçbir şey hakkında bana soru sorma”. Yani bir insanı insan mürşit kabul ettiyse dik başlılık yapamaz. Yani çok uysal ve saygılı olmak durumundadır. “Ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.” Yani sabret, bekle, sonunu bekle, sonunda hikmetle karşılığını göreceksin, anlayacaksın. “Böylece ikisi yola koyuldu.” Üç kişi değil, iki kişi. En güzel anlatım yolu teke tek anlatımdır, yalnız anlatımdır. Üçüncü bir kişi olduğunda daha insanın dikkati dağılır. İki kişide sır verme imkanı vardır, iki kişide. Çünkü üç kişide sır olmaz. Olur da zayıf olur, ama iki kişide sır olur. “Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi. Dedi ki: 'İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.'” Demek ki Allah bir şey yaratırken, bir şey meydana getirdiğinde bazen insanlar hikmet yönüyle bakmazsa onu bir felaket olarak görebilirler. “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?’” “Dedi ki: 'Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini sana söylemedim mi?’” Vahiyle söylediği anlaşılıyor. Çünkü ‘kesinlikle’ ifadesi nedir? Vahiy gerektirir. Çünkü bir peygamberin sabretmeye gücünün yetmeyeceğinin kesin olarak bildirilmesi nasıl olabilir? Vahiydir. Onun dışında zaten söyleyemez, yani yetkisi, gücü de olmaz. “(Musa:) 'Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama”. Unutmuş. Unutturan kim? Allah. “Bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma.” İnsanların affedici olması, kolaylaştırıcı olması, zorluk çıkartmamasının önemine dikkat çekiliyor. “Böylece ikisi” hep iki, iki, iki. İki ikiler dünyanın sonunda da önemli, inşaAllah. Birçok şeyde önemlidir. “Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü.” “Çocuğu öldürdü” diyor Cenab-ı Allah. “Dedi ki: 'Bir cana karşılık olmaksızın” bak, o şeriata tabi olduğu için “bir cana karşılık”, “ancak cinayet işlersen böyle bir şey olabilir” diyor, “bunu nasıl yaparsın?” diyor. “Tertemiz bir canı mı öldürdün?” Tertemiz olup olmadığı vahiyle bildirilmesi gerekir. Canın tertemiz olup olmadığı Hz. Musa (a.s.)’a bildirilmemiş. Kime bildirilmiş? Hz. Hızır (a.s.)’a bildirilmiş. Canı temiz değil ama bilmiyor Hz. Musa (a.s.). “Andolsun” yemin ediyor, “sen kötü bir iş yaptın.” Burada vahye dayalı bir bilgi olması gerekirken zahire dayalı bilgi olduğu için yanlış hüküm veriyor. “Sen kötü bir iş yaptın” diyor. Halbuki yaptığı doğru, yanlış yapmıyor. Çünkü vahye göre hareket ediyor. “Dedi ki: 'Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini sana söylemedim mi?’” Bak, bir daha söylüyor. “Güç yetiremezsin” diyor. “(Musa:) 'Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme.” Yani çünkü orada güvende bir eksiklik meydana gelmiş oluyor. Güven olursa arkadaşlık devam eder ve eğitim devam eder. Güven olmayınca devam etmez. Güvensiz gibi görüneceği için kabul etmiyor. “Benden yana bir özre ulaşmış olursun.” Yani; “ben kabul ediyorum” diyor. “Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler.” Hz. Hızır (a.s.) isterse yemek yer, isterse yemez ama Hz. Musa (a.s.) insan olduğu için… Hz. Hızır (a.s.) da insan ama bazen insan boyutundan çıkıp ruh boyutuna geçiyor, yani madde dışı bir boyuta geçiyor; o zaman yemek yemesine ihtiyaç olmuyor. “Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.” Bu ne demektir? Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlar konuklamaktan kaçınacak, Hz. İsa (a.s.)’ı konuklamaktan kaçınacak. Zor olacak onlar için hayat. “Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular.” Eski bir duvar, yıkılmaya yüz tutmuş. Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde ne bulacak? Yıkılmaya yüz tutmuş bir sistemle karşılaşacak. Adeta İslam yıkılacak gibi karşılaşacak. O yıkılacak duvarı düzeltecek, inşaAllah. Hz. Süleyman (a.s.)’ın yıkılmış duvarını tamir edecek ve mescidi yapacak yeniden, Hz. Süleyman (a.s.)’ın Mescidi’ni. “Hemen onu inşa etti.” Süratli bir inşa. Hz. Mehdi (a.s.)’da ne var? Sürat var. Burada ne diyor? “Hemen” diyor Cenab-ı Allah. Ağır ağır değil. Normalde inşaat yavaş yavaş gelişir, değil mi? “Hemen” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’da da inşaat olsun, sosyal olaylar olsun, çok süratli düzelecek, gelişecek. Ayrıca Hz. Hızır (a.s.)’ın duvarcı ustası olduğunu da görüyoruz. Bir vasfı da o, duvarcı ustası olması. “Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'” Gerçek dava adamı Allah rızası için hizmet eder ve para almaz. Kuran buna da işaret ediyor. “Dedi ki: 'İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız.” “Vakit geldi” diyor. “Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.”Ama bak; “yorumuna da güç yetiremeyeceksin” diyor. “Gemi, denizde çalışan yoksullarındı.” Demek ki yoksulların korunup kollanması gerekiyor. Mehdiyet, Hz. İsa Mesih (a.s.) yoksulları koruyup kollayacak. “Onu kusurlu yapmak istedim.” 1979’da bir gemi kusurlu olacak, İstanbul’da bir gemi. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olarak İstanbul tarihinde ilk defa gündüz gibi oldu İstanbul. “Büyük gürültülerle” diyor, “günlerce devam edecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “gündüz gibi aydınlanacak, uyuyanlar uyanacak, ayakta oturanlar da oturacaklar” diyor. “Gök gürültüsü gibi sesi olacak, insanlar ölecek, mallar yok olacak” diyor, aynısı oldu. Büyük bir duman sütunu olacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.), o da oldu. “(Çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.” Demek ki o devirde, Mehdiyet devrinde bir zorbalık olacak, ona işaret var. İki öksüz çocuk, define ve arkasından Hz. Zü'l-Karneyn(a.s.) kıssasına geçiliyor. Bu iki öksüz çocuk kıssası masonlukta da vardır. “Dul kadının çocukları” olarak geçer. Demek ki masonluk da Müslümanlığa inkılap edecek, kalp olacak inşaAllah; buna işaret var, inşaAllah. Ve dünya hakimiyetine geçiyor Cenab-ı Allah oradan. Arkasından devam ediyor. İnsan ayrımı yapmamak, her insanı sevmek, şefkatle yaklaşmak Peygamberimiz (s.a.v.)’in vasfıydı. Bağnazlığa karşı olmak, katılığa karşı olmak; sevgiyi aramak, arkadaşlığı aramak, iyiyi aramak, estetiği ve güzelliği aramak, aşkı aramak, düzgünlüğü aramak, sanatı aramak, bilimi aramak, en doğruyu aramak, Allah’ı çok derin sevmek, Allah’a aşkla bağlanmak, helallere haramlara dikkat etmek, Allah’ın son gönderdiği Peygamber (s.a.v.)’e derin bir sevgiyle bağlanmak ve dediklerinin doğru olduğunu, Allah’ın vahyi olduğunu vicdanıyla görmek ve Allah’ın diğer Kitaplarına da saygı göstermek, hak olan, bozulmamış olan kısımlarına ittiba etmek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Amerika’da, World Net Daily isimli yayın organında, 24 Haziran 2011’de; “Hz. İsa (a.s.) ne düşünürdü? Kiliseler artık İslam’ı tanıtıyorlar” başlıklı bir haber yazısı vardı. Haber şöyle; düzinelerce Hıristiyan kilisesi, pazar günü kiliselerinde Kuran okuyarak İslam dinine duydukları saygıyı göstermek, Arap ve Müslüman dünyasına bir mesaj göndermek istediklerini belirtmişler. Kuran okunmasını destekleyenler, Müslüman karşıtı bağnazlığı ve yanlış anlamaları, güvensizlikleri ve bazı durumlarda şiddete yol açan negatif yaklaşımları gidermeyi amaçladıklarını belirtmişler.
ADNAN OKTAR: Bu güzel. Hıristiyanlar’ın Müslümanlar’la arkadaş olması, birbirlerine insancıl bir yaklaşımla yaklaşmaları, birbirlerine saygı duymaları çok hayati bir konu. Çünkü dinsizlik dünyayı kasıp kavuruyor, mahvolmuş insanlar. Allah’ın birliğine inananlar, hakkı arayanlar birbirlerini sevip, koruyup kollayacaklar ve Hıristiyanlar olsun, Museviler olsun, ehl-i vicdan olanlar bakıyorlar Kuran’a; hakikaten hak kitap. Yani Kuran okuyup da, “yok, Kuran hak kitap değildir” diyebilmek için vicdanın çökmesi gerekir. Baştan sona Kuran’ı okuyacak adam da neye göre hak kitap değil; bir tane delil, herhangi bir açıklama bul. Baştan sona kadar nur, baştan sona kadar sevgi, baştan sona kadar akıl; neye göre değil? Taklidi de yapılamıyor ve bilimin bin dört yüz sene sonra bulduğu gerçekleri bin dört yüz sene öncesinden bildirmiş ve dünyanın en dürüst insanı “Muhammed-ül Emin” denen Peygamberimiz (s.a.v.) bizlere aktarıyor. Vahiy geldiğinde kendini kaybediyor Peygamberimiz (s.a.v.), üstünü örtüyorlar, baygınlık geçiriyor ve baygınlıktan kalktıktan sonra vahyedilen Allah’ın hükümlerini söylüyor ve kayda alıyorlar. Hiçbir çelişki yok Kuran’da, baştan sona kadar. Vicdanı olan hak kitap olduğunu anlar. Cenneti, cehennemi, ahireti, her şeyi çok mükemmel anlatıyor Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtıyorum Hocam, inşaAllah. HerseyHesapİledir.Com. Bu site Allah’ın yaratmasındaki muhteşem hesaplamaları anlatıyor. Konu başlıkları şöyle Hocam; “evrende her şey hesap iledir”, “mükemmel hesaplanmış patlama”, “uzaydaki mesafeler Allah’ın ilmiyle ölçülendirilmiştir”, “atomdaki hassas ölçüler”, “dünya da hesap iledir”, “sudaki mucizevi hesaplamalar”, “insan bedenindeki ölçüler”, “Allah’ın yarattığı güzellik ölçüsü Altın Oran”. Sitenin adını tekrar ediyorum inşaAllah; HerseyHesapİledir.Com.
ADNAN OKTAR: Kocaeli’nden Erdal; “Selamun Aleyküm Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hayırlı akşamlar. Makine mühendisliği öğrencisiyim. Hocaefendi Fethullah Gülen hakkında ve cemaati Nur cemaati hakkında ne düşünüyorsunuz?” Müslümanlar genelde hepsi iyidir, mazlumdur. Hatası olsa bile Müslüman yine iyidir. Kafasında kavunla gezen bir tip var ya, o bile gariban. Müslüman’la uğraşmak en son akla gelecek iş olması lazım. Böyle kompleksli, güçsüz insanlar öyle Müslüman’la oturup uğraşır. Hataları, eksikleri samimi olarak, kısaca, teknik olarak açıklanır, vahimse yine açıklanır ama yok olması, ezilmesi amaçlanmaz; iyi olması, düzelmesi amaçlanır. Fethullah Hoca cemaati de, kaliteli insan yetiştirmeye özen gösteriyorlar, İslam’a yatkın, Müslümanlığa yatkın insan yetiştiriyorlar. Türkçe öğretiyorlar gençlere, dünyaya açılıyorlar. Hiç olmasalardı iyi mi olurdu? Yok, iyi olmazdı, Allahualem olmazdı. Olmaları iyi mi? İyi, faydalı; Hz. Mehdi (a.s.)’a talebe yetiştiriyorlar işte, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kral Mesih yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın Tevrat’a göre yeryüzüne adalet ve barış getireceğine dair Tevrat’ta çok fazla anlatım olduğunu siz kitaplaştırmıştınız Hocam, inşaAllah. Onlardan bir iki tane örnek olarak okuyorum. Örneğin Yeşaya 11/5’de; “[Hz. Mehdi (a.s.)’ın] davranışının temeli, adalet ve sadakat olacak.” Mezmurlar 45/6; “[Hz. Mehdi (a.s.)’ın] krallığının asası, adalet asasıdır.” Yeşaya 11/4; “[Hz. Mehdi (a.s.)] yoksulları adaletle yargılayacak” diye böyle onlarca anlatım var Hocam, inşaAllah. Dünyada deccaliyetin getirdiği zulüm ve adaletsizliğe karşı, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Kuran ahlakıyla tam bir adalet tesis edeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) belirtmiş. Daha önce Zebur’da ve diğer hak kitaplarda da, Tevrat’ta da bu anlatım var ve Kuran’da da bildiriliyor bu anlatımlar.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
VTR:Sultan-ul Evliya Abdülkadir Geylani Hazretleri (1078-1166)
VTR: Fethullah Gülen Hocaefendi
MASON MISAFİRLERİN OLDUĞU BÖLÜM
SADUN ENGİN: Sayın seyircilerimiz tekrar birlikteyiz. Şu anda konuklarımızla beraberiz. Mason arkadaşlarımız, yurt dışından geldiler. Tek tek kendilerini tanıtarak devam edelim. Tod William Kissam, Peter Reardon, Karl Gunnar Hultland ve Mike Moore Beyefendi bizlerle birlikte. Hepsi farklı ülkelerden geliyorlar. İsveç ve Amerika'dan. Özellikle İsveç'in en yüksek dereceli Masonlarından. Amerika'dan da tabii aynı şekilde. Hocam nasıl devam etmemizi istersiniz?
ADNAN OKTAR: Sözü misafirlerimize verelim. Biraz kendileri hakkında ayrıca bilgi versinler. Sonra yine devam edebiliriz.
TOD WILLIAM KISSAM: Onur duyarım. Beni misafir ettiğiniz için teşekkür ederim. Kalben bu masada zaten Yaratılış Atlası'nı tanıyorum. Atlas, Birleşik Devletler'de benim kendi kiliseme de geldi ve hala da eski kilise binasında duruyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
TOD WILLIAM KISSAM: Gelir gelmez tanıdım. Benim adım Todd Kissam, ben bir Masonum. Birleşik Devletler'de aynı zamanda bir Hıristiyan rahibim, yani belirtmeme gerek yok ki Allah'a inanıyorum.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Evet.
PETER REARDON: Ben Peter Reardon, 32 derece İskoç Ritinden bir Masonum ve yaşadığım Austin, Texas'ta çalışmamızın direktörlüğünü yapıyorum. Ben de Hıristiyan bir Masonum.
KARL GUNNAR HULTLAND: Benim adım Karl Hultland ve İsveç'ten geliyorum ve İsveç Mason Düzeninin bir üyesiyim ve ben de Hıristiyan bir Masonum.
MIKE MOORE: Ben Mike Moore, tarihçiyim ve yazarım ve aynı zamanda kadrolu yazarım. Kilisemde Presbiteryen ihtiyar heyetindenim ve İskoç Ritine mensup 32. derece masonum.
ADNAN OKTAR: Yani kilisesine mensup, Hıristiyan ve aynı zamanda Mason. Evet. Ahir zamandayız. Kıyamete yakın devirdeyiz. İnancımıza göre Hz. İsa (a.s.) geldi ve Müslümanlar’ın lideri olan Hz. Mehdi (a.s.)'ın da geldiğine inanıyoruz ve her ikisinin birleşerek İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğine inanıyoruz.
Dünyada savaşlar kalkacak. Silahlar kalkacak. Bütün dünya İslam içerisinde birleşip kardeş olacaklar. Baskı olmadan, zor olmadan; sevgiyle, güzellikle, sanatla ve bilimle, İnşaAllah.
Fanatizm, terörizm, deccaliyet yani anti-christ düşünce bu yüzyıl içerisinde, önümüzdeki yetmiş yıl içerisinde dünyadan tamamen kazınacak.
MİSAFİRLER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sizin İslamiyet hakkında görüşleriniz ne, Kuran hakkında görüşleriniz ne, Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında görüşleriniz ne; onları da alalım.
TOD WILLIAM KISSAM: Benim burada İstanbul'da şu son birkaç gün içerisinde edindiğim şahsi deneyimim, sadece sizin nazik konukseverliğiniz değil, aynı zamanda Allah'ın İstanbul'daki insanlar kanalıyla sunduğu konukseverlik... Ben daha önce de camilerden gelen ezan sesini duymuştum, ancak bunu daha önce hiç tecrübe etmemiştim ve namaz kılmak için insanların biraraya geldiklerini bilmenin kalbi nasıl ısıttığını bilmiyordum. Ve önceki gün hep birlikte Sultan Ahmet Camii’ne gidip o kutsal konukseverliğin içinde hep birlikte namaz kılmış olmamız çok önemli. Bence buradaki en ayırıcı nitelik, İslam’ın özündeki barış ki bu bugün dünya için çok önemlidir.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
PETER REARDON: Bizim İstanbul'da edindiğimiz tecrübe, İstanbul Türkiye'deki bu olağanüstü inançlı, gerçek dindar insanlarla karşılaşmış olmaktan ibaret. Onların dindarlığını gördük ve bizler de Sultan Ahmet Camii'ne davet edildik ve oraya gittiğimizde kollarını açarak bizi karşıladılar ve birlikte namaz kılmamıza izin verdiler. Böyle bir deneyim yaşadık, böylesine insanı değiştiren bir deneyim, seçkin ve etkileyici bir deneyim. Bunu daima hatırlayacağım ve bunun için her zaman müteşekkir olacağım.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, çok güzel.
KARL GUNNAR HULTLAND: Sultan Ahmet Camii'ne girmek ve Hıristiyanlar ve Müslümanlar olarak yan yana namaz kılmak çok derin bir dini deneyimdi. Ve ben gerçekten bir Hıristiyan olarak Peygamber'in -Allah'ın Rahmeti üzerine olsun- farklı inançlara mensup olmamıza rağmen birlikte hareket etmemizi sağlayacak şekilde kılavuzluk edeceğine inanıyorum, çünkü hepimiz aynı Allah'a iman ediyoruz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Buyurun.
MIKE MOORE: Ben bu soruya iki parça halinde yanıt vermek istiyorum. İlk olarak gerçekten buradaki bu kardeşlerimizi tanımak çok güzeldi, çünkü ben onları da daha önceden tanımıyordum. Ancak şunu gördüm ki iyi ahlak kalitesine sahip insanların arasında bir bağ var ve bu bağ iledir ki bizler birbirimizi belki üç gündür tanıyor olabiliriz ama arkadaş olduk. Şunu gördüm ki burada Müslüman bir ev sahibimiz var ve aynı bağı onunla da hissediyorum. İyi, kaliteli, dindar kişilerin mekanın ötesine geçebiliyor olduklarını görmek çok güzel. Ve burada benim gördüğüm tablo, dünya çapında kimi zaman İslam için çizilen tablodan çok farklı. Bunlar gerçekten iki zıt. Bizim gördüğümüz son derece açık, şefkatli ve cömert ve bunu görmek çok güzel.
ADNAN OKTAR: Sizler inşaAllah Hz. İsa (a.s.)'ın talebeleri olacaksınız. Yakın bir gelecekte inşaAllah, Hz. İsa (a.s.) bütün dünyada büyük bir kardeşlik tesis edecek ve bütün dünyanın İslam olduğunu inşaAllah hep birlikte göreceğiz. Ama sevgiyle, şefkatle, her zamanki güzel ahlakıyla bunu yapacak Hz İsa (a.s.).
Hz. İsa (a.s.) biliyorsunuz çok güzel huyluydu, çok sevgi doluydu, çok güzel yüzlüydü. Allah onu Kendi Katına aldı. Başka bir boyuta almıştı, şimdi yeniden dünya boyutunun içerisinde. İnsanlar Hz. İsa (a.s.)'ı gördüklerinde bir hayli şaşıracaklar, çok çok şaşıracaklar, çok hayret edecekler, bunun mutluluğunu ve sevincini yaşayacaklar. Hz. İsa (a.s.)'ın olduğu dönemde Kutsal Sandık bulunacak inşaAllah, Tevrat'ın ve İncil'in orijinalleri bulunacak, birçok kutsal emanet bulunacak ve bütün dünya bunun heyecanını ve şokunu yaşayacaklar.
Sultanahmet'e gitmenizde de hikmet var. Ayasofya ve Sultanahmet çok kilit bir noktadır. Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s.)'ın buluşacağı nokta ve alan olduğunu anlıyoruz.
Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s.)'ı” diyor, “sırtından iki eliyle iterek namaza geçirir” diyor Hz. İsa (a.s.) için.
Hz. Mehdi (a.s.), önce Hz. İsa (a.s.)'ı davet edecek; "siz kıldırın efendim" diyecek. Hz. İsa (a.s.)'a iki kere ısrar edecek ama Hz. İsa (a.s.) onu sırtından iterek, "sizsiniz imam" diyerek, onu namazda imamlığa geçirecek.
Tapınak Şövalyeleri de Masonlar da hepsi Hz. İsa (a.s.)'ın talebeleri olacaklar, bunu da göreceksiniz, inşaAllah.
TOD WILLIAM KISSAM: Ne güzel.
ADNAN OKTAR: Çok şaşırtıcı, çok hayret verici. Ben de hayret ediyorum, ama olaylar böyle gelişiyor. Bahsedilen bütün alametler doğru çıkıyor. Tevrat'ta, İncil'de belirtilen alametlerin hepsi çıktı. Peygamberimiz (s.a.v.)'in söylediği alametlerin hepsi çıktı. Nefes kesici bir tarihi süreç yaşıyoruz.
Bugünkü sohbetimiz bu kadar olsun, yarın yine çıkacaksınız inşaAllah. Çıkmayan arkadaşlarınız da var, biliyorsunuz, misafirlerimizden çıkmayanlar da var. Onlarla birlikte yine böyle bir sohbetimiz olacak yarın.
Onur duydum misafirliğinizden. Teşekkür ederim.
VTR: Atomun Yapısı
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra yayınımıza devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Evet, Şeyh Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Sizi dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:400 bin yıllık mızraklarla ilgili bilgi veriyorum Hocam, inşaAllah. Almanya’nın Schöningen şehrinde 1995 yılında Alman Arkeolog Hartmut Thieme tarafından bulunan 400 bin yıllık mızraklar evrimciler açısından tam bir hezimet oldu. Çünkü evrimci görüşe göre sistematik modern avlanma bundan yaklaşık 40 bin yıl öncesinde başlamış olmalıydı. Oysa bu mızrak tam 400 bin yıllıktı ve plan yapabilen, aşamalı düşünebilen bir zihnin ürünüydüler. Bu mızrakların yapımında yaklaşık otuz yaşındaki ladin ağacının gövdesi kullanılmıştır ve her bir mızrağın uç kısmı ağacın en sert olan yerinden, yani tabanından yapılmıştır. Her bir mızrak, tıpkı modern ciritlerde olduğu gibi eşit oranla tasarlanmıştır; ağırlık merkezi, uç noktanın üçte biri uzaklığındadır.
ADNAN OKTAR: 400 bin yıllık.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 200 bin yıllık falandır, tahmin ediyorum, ama doğrudur. 400 bin değildir, 200 bindir. Benim de kanaatim o yönde.
ALTUĞ BERKER:Bulan arkeolog da şöyle diyor; “Orta Pleistosen gibi erken bir çağda böyle gelişmiş mızrakların kullanılmış olması, eski insan tavırları ve kültürleri hakkındaki pek çok teoriyi yeniden gözden geçirmemizi gerektirmektedir” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benim kanaatim de öyle, 100 binle 200 bin yıl arasında olması gerekiyor, insanın dünyaya indirilişi. O mızraklar da o tarz.
“Hocam, başörtüsü konusunda düşünceniz nedir? Dini hükmü nedir? Takmalı mı, takmamalı mı?” Bak bak bak, 1400 senedir anlamamış, 1400 sene sonra anlayacak. Ehl-i Sünnet’te ve Şiilik’te, Caferilik’te açık hükümdür, yani anlaşılamayacak bir yanı yok. Nur Suresi’nde de var, Ahzab Suresi’nde de var başörtüsü. “Takmalı mı, takmamalı mı?” Bu soru mu? Bilinmeyecek bir şey midir bu? Meşhur bir kavildir, zaten bilinen bir şeydir. Ama başörtülü-başörtüsüz; bunlar ayırt edilmez, mesela; “şu yüzde yüzlük Müslüman”. Hepsi yüzde yüzlük Müslüman’dır, tertemiz insanlardır. Mesela benim çocukların kimi başörtülü kimi başörtüsüz ama hepsi de tertemiz Müslüman’dır. Ama hükmü açıktır onun, yani onun tartışılacak bir yönü yok. Mehmet Talu Hocamız’ın sayfasına gir, orada Hocam sana çok detaylı anlatır. Meşhurdur yani bilinen bir kavil. Beş vakit namaz, meşhurdur, bilinir; başörtüsü meşhur, bilinen bir kavildir. Mesela abdest, abdestin şartları meşhurdur. Bu değişmez yani zamanla, 1400 sene geçmesi, zamanla bir değişikliğe, şekle girmez. Yani onun için durup durup bana böyle soru sormak, tamam bilmiyorsan normal, sorsun, bir şey değil de; fakat ilmihal kitaplarından asıl öğrenmek lazım. Ömer Nasuhi Bilmen Hocamız’ın ilmihal kitabı vardır. Bizim internet sitesinde de var, oradan da indirebilirsiniz. Bir ilmihal kitabınız mutlaka olacak. Kenardan köşeden sorarak olmaz. Yani Cübbeli modeli olmaz. Bir yere çıkıyor mesela, orada anlatıyor. Bunlar çok hassas konular, kitaptan, ilmihalden öğrenilir. Adam ilave yapar, ek yapar, çıkartma yapar, bilmem ne olur ama ilmihalde böyle şey olmaz. Aç Ömer Nasuhi Bilmen ilmihalini oku; bu kadar. Karmaşık bir şey yok. Bütün fıkhi hükümleri oradan öğrenebilirsin. Şeyhim, buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. ‘İnsan Mucizesi’ isimli kitabınızı tanıtıyorum, inşaAllah. Bu kitabınızda insan vücudundaki bazı sistemlerin nasıl çalıştığı anlatılıyor, bu sistemlerin parçalarından örnekler veriliyor. Ancak insan bedeniyle ilgili yazılmış birçok kitaptan farklı olarak, bu kitapta sıklıkla vurgulanan konu şu; insan bedeninin her milimetrekaresindeki ince tasarıma dikkat çekiliyor, bedenin derinliklerinde mucizevi işlemler gerçekleştiren hücreler, dokular ve moleküller ön plana çıkarılıyor, inşaAllah. Kardeşlerimiz bu kitabı okuduklarında reddedilemeyecek büyük gerçeği bir kez daha görecekler. Allah bizi, üstün bir ilim ve kudret ile yoktan yaratmıştır. Bunun karşılığında insana düşen her sabah kalktığında kendisine verilen yeni günün ve sahip olduğu bedenin Allah’ın bir lütfu olduğunu bilmek ve ona çokça şükretmektir, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İslam ahlakı durduk yere hakim olmaz. Gideceksin, kilisede İslam anlatacaksın, sinagoga gideceksin, Musevilerle tanışacaksın, İslam anlatacaksın. Budistlerle görüşüp, anlatacaksın, komünistlerle gidip konuşacaksın, anlatacaksın. Evde oturup pilav yiyip geğirerek, üstüne sarımsaklı yoğurdu da ilave edip İslam hâkim edilmez, anlatılmaz. İslam sevgiyle, nezaketle anlatılır. Örnek olarak anlatılır. İşte “masonlar kötüdür, Yahudiler kötüdür, Hıristiyanlar kötüdür; hepsini öldürmek lazım” bu çok bağnaz ve delice hareketlerdir. Şefkatle yaklaşıp, onlara sevgiyi, güzelliği, doğruluğu anlatmak lazım. Bak, her gören hayran oluyor İslamiyet’e. Çağırdık, bak, hemen kalplerinde Müslümanlar’a karşı bir muhabbet, “bütün” diyorlar, “ön yargılarımız gitti. Müslümanlığa karşı müthiş bir sevgi oldu içimizde” diyorlar. Bak diğer gelen ekip de gittiler, direkt namaz kıldılar. Bak, bu gelen ekip de, gitmiş onlar da camide namaz kılmışlar. Çok hoşlarına gidiyor. Bizim çocuklar gece gündüz anlatıyorlar; Kuran’dan anlatıyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden. Böyle olur tebliğ. Açık kadına saldır, Hıristiyan’a saldır, Musevi’ye saldır! Başörtülüye de saldırıyorlar; “niye çarşaf takmıyor?” diye. Şimdi kardeşimiz bize başörtü soruyor ya, başörtüsünü de kabul etmiyor adamlar; “illa ki çarşaf olacak” diyor. Hâlbuki benim çarşaflı kız arkadaşlarım da var. Çok çarşaflı kız arkadaşım, başörtülü de var çok tanıdığım, başı açık olan da var; hepsini aynı seviyorum, hepsine aynı saygı duyuyorum. Hepsi yüzde yüz Müslüman, tertemiz Müslüman evladı. Ama nezaket çok önemlidir, sevgi çok önemli, dostluk çok önemlidir. Hz. İbrahim (a.s.), bak, hiç bilmediği kişiler geliyor, hiç bilmiyor, tanımıyor, kim olduklarını bilmiyor; buzağı kesip, yemek hazırlatıyor. Seviniyor misafirler geldiler diye, çünkü dini anlatabilecek. Sonra kim olduklarını anlıyor. Önce sofraya buyur ediyor, sonra kim olduklarını anlıyor. Misafirperverlik önemlidir. Şefkat önemlidir. Nezih, akılcı, bilimsel, doğru ve samimi bir anlatım çok önemlidir. Yobazlık, bağnazlıkla Müslümanlık -Allah esirgesin- yok olmak üzereydi. Allah’a çok şükür, Mehdiyet’in manevi kılıcı kopardı attı yobazlığı. Biz de Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak -ben de Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyim- yeri göğü inletiyoruz elhamdülillah. Bak göreceksiniz, bu mübarekler çok şahane Hz. İsa (a.s.)’ın talebesi olacaklar; mümin, muttaki Müslümanlar olacaklar inşaAllah ve gayet de güzel olacak, çok modern, kaliteli bir dünya kurulacak. Kardeşim, herkese düşman olmak istiyorlar! Ruslara, Moskov; Yunanlılara, bilmem ne; Araplara, bilmem ne; akıl almayacak hakaretler, İranlılara ayrı. Diyor ya Cübbeli; “onlar nursuz olur” diyor. Bak, Caferi Müslüman, beş vakit namazında adam. “Onlar nursuz olur” diyor, “Allah onların belasını versin” diyor, “Allah devletlerini de yıksın, helak etsin. Allah daha da kötü etsin” diyor. Olumsuz yönde dua ediyor, onların kötülüğü için dua ediyor.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kemal Türker, yine bana fıkıh sormuşsun. Defalarca söylüyorum ki, cahile fıkıh sorulmaz. Biz öğrenciyiz, daha dur bakalım. Âlime sorulur, fıkıh âlimine. Mehmet Talu Hocamız’a soracaksın. Göster Mehmet Talu Hocamız’ın sayfasını. Defalarca söyledim.
“Hocam” diyor, “Azerbaycan’la Türkiye arasında iki saat fark var” diyor. “Üç gündür yatmıyorum, sadece sizin sohbetlerinizi dinliyorum” diyor, “büyük zevk ve aşkla. Sizleri tanıdığım için kendimi çok nasipli görüyorum. Allah sizlerden razı olsun. Özcan Celef, Bakü, Azerbaycan”. “Sizi tanımaktan çok büyük şeref duyuyorum” diyor. Ben de seninle tanışmaktan şeref duydum, canımız kardeşimizsiniz. Azerbaycan bizim canımız, kalbimiz, ruhumuz, etimiz, kemiğimiz. Hiç ayrımız gayrımız yok. Konya neyse, Azerbaycan da odur.
ALTUĞ BERKER: DiniMeseleler.Com
ADNAN OKTAR: DiniMeseleler.Com
ALTUĞ BERKER:‘En Çok Okunan Sorular’ var, ‘Son Eklenen Sorular’ var. Burada hep dediğiniz gibi fıkıhla ilgili bilgiler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fıkıhta kaynak gösteriyor Mehmet Talu Hocam. Acayip bir çalışma yapmış. On iki kişilik bir müceddidlerden oluşan talebeleri var. Müceddid, kendisinin konumunu artık anla, onların hocası, yani müceddidlerin hocası. Hep müceddid oradaki gençler, maşaAllah, âlimler, maşaAllah. Gerçek büyük âlim olduğunda hemen gideceksiniz oradan, kaynaktan alacaksınız, inşaAllah. Ben ilmihalden öğrendim namazı, Ömer Nasuhi Bilmen Hocam’ın ilmihalini aldım, oradan okudum. Namazın şartlarını, abdestin şartlarını, taharetin şartları; hepsi. En sağlamı her zaman budur. İkinci bir yol olmaz. Gidiyorlar, “Selamun Aleyküm dede” yahut “amca” yahut “kardeşim, bana şöyle…” Aç bir kitap oku. Gazete okuyorsun, başka şeyler okuyorsun, roman okuyorsun; aç bir ilmihal kitabını, al oradan oku işte. Kaynağından öğren, inşaAllah.
Evet, “masonluğun gayesi nedir?” diyor. “Gayesi”. Bizi ilgilendiren yön İslam ahlakının dünyaya hakimiyetidir. İslam ahlakı dünyaya hakim olduğunda masonluğun güzel gayesi oluşmuş olur. Sevgi, barış, kardeşlik; silahlar ortadan kalkmış, zulüm kalkmış, kavgalar kalkmış; adalet sağlanmış, insanlar zengin olmuş. Tamam, masonlar bundan memnun olur, rahatsız olmaz, yani; “niye böyle oldu?” demez.
Mehmet Yılmaz; “Hocam ben sizin ‘Yahudilik ve Masonluk’ kitabınızı çocukken okumuştum” diyor. Evet, en çok satan kitaplardandı. Evet, bak bak bak bak bak… “Hocam” diyor, “masonlar” diyor, “İslam düşmanı. Onlarla niye görüşüyorsunuz?” diyor. Bak, akla bak şimdi Mehmet Yılmaz. Mehmet, şimdi şu senin kafan akıl mı? Şu akıl mı? Tebliğ kime yapılır? Nasıl yapılacak tebliğ? Yani kime yapayım? Şeyhlere mi yapacağız tebliğ yapacaksak? Din alimine mi yapacaksın? Bilmeyene yapılır tebliğ. Peygamberimiz (s.a.v.) ne yapıyordu? Kime anlatıyordu? Kimlere anlattı dini? Aklınızı başınıza alın, olmaz öyle. Herkesin iyi olması, İslam’a yaklaşması için gayret etmek lazım. Masonlar büyük bir güç, Tapınak Şövalyeleri büyük bir güç. İslam’ın sancaktarı olacak onlar, inşaAllah. İslam ahlakının dünya hakimiyetinde çok önemli görev üstlenecekler, inşaAllah. Doğru olan da budur, yöntem budur. Bütün kiliseler İslam ahlakının hakimiyeti için gayret edecek. Hz. İsa Mesih (a.s.)’a yardımcı olacaklar. Bunu ben söylemiyorum, Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. O zaman Hz. İsa (a.s.)’a bütün Hıristiyanlar tabi olacağına göre, bütün Museviler tabi olacağına göre; bunu Kuran söylüyor, Cenab-ı Allah ayetle söylüyor. “Sana” diyor Cenab-ı Allah, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a hitap ediyor, “iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor, “ölümünden önce hepsi iman edecek” diyor, “Ehl-i Kitap’tan.” Bu, Allah’ın hükmü. Ben de işte bu Allah’ın hükmünün zeminini hazırlıyorum, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a yardımcı oluyorum. Talebe hazırlıyorum ona, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a. Hz. İsa Mesih (a.s.)’a yardımcı olmak görevdir benim için. Öncüsüyüm, talebesiyim. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesiyim, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın talebesiyim, inşaAllah. Cenab-ı Allah ayrıca ne diyor ayette? “Seni sevenleri” diyor, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a, Hz. İsa İbn-i Meryem (a.s.). “Seni sevenleri” diyor, “kıyamete kadar” kıyamet vaktine kadar -1545’lere kadar gidecek biliyorsunuz, bu yetmiş yıllık döneme işaret ediyor inşaAllah Kuran- “dünya hakimiyeti yapacağım” diyor. “En büyük güç siz olacaksınız” diyor, Kuran ayeti. “Seni sevenleri” diyor bak, “seni sevenleri kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim” diyor Allah. “Deccaliyetin üstüne geçireceğim. Siz galip olacaksınız” diyor, Allah müjde veriyor. Ve hiçbir peygamber için Allah; “sen bir kıyamet alametisin” demiyor. Hz. İsa Mesih (a.s.)’a Allah hitap ediyor; “o” Hz. İsa Mesih İbn-i Meryem (a.s.), Hz. Meryem (a.s.) oğlu Hz. İsa (a.s.), Nasıralı Hz. Mesih (a.s.), “kıyamet için bir alamettir” diyor Allah. “Kıyamet alametidir” diyor, “onun gelişi” inşaAllah. Çok açık ayet, Kuran ayeti. Müslümanlar, Museviler’le, Hıristiyanlar’la ittifak edecekler; bu anlaşılıyor. Onları İslam’a, Kuran’a çekecekler ve hepsi Muhammedi olacak. İslam ahlakının dünya hakimiyeti adamları ilgilendirmiyor, herkese düşman. Fethullah Hoca’ya düşman, Mahmut Hoca’ya düşman, Şeyh Nazım Hocam’a düşman. Açın internet sitesine bakın, akıl almaz şekilde düşman; Ruslara düşman, Araplara düşman. Araplara akıl almadık, ağza gelmedik hakaretler ediyorlar, Arap diye. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyu. Allah’tan korkun. Irk olarak nefret ediyorlar. Açın, bakın. Bulgarlara düşman, Yunanistan’a düşman; hep düşman, herkese düşman. Müslüman bütün dünyaya şefkat duyar, hepsini kurtarmaya çalışır. Herkesin iyi olması için çalışır. Yanlış yolda olabilir, biz bu kitapları niye bastık dağıtıyoruz? “Darwinist olan ey dinsiz imansızlar, ey kafirler” deyip adamları hakaretle kovalamamız mı gerekiyor; yoksa kitap verip şefkatle, sevgiyle, akılla anlatmamız mı gerekiyor? Doğru olanı yapıyoruz biz, Kuran’a göre hareket ediyoruz. Kinle, nefretle İslam’ı anlatmak yok. Nereden çıkarıyorsunuz bunu? Bu öfke yok. Yanlışını tespit etmek ayrı mesele. Yanlışı tespit edersin ama nefret edip, dışlayıp, bağlantı koparmak; böyle bir sistem olmaz. Doğruyu, güzeli anlatırsın, iyi olmaları için gayret edersin. Bu sistemde Müslümanlar’ı böyle kadük bırakıp, kavruk bırakıp, güçlerini kırıp, gettolaştırıp yok edeceklerdi. Biz bunu kökünden patlattık. Şeytanın planını uyguluyorlardı, Müslümanlar’ın dünyayla bağlantısını koparacaklardı. Türkiye’deki hanımların yüzde yetmiş, sekseninin başı açık. Plajlardalar, yani plajda da geziyor. Hepsini düşman ilan ediyor. Kim kaldı geriye? Kendi cemaatinden olmayanları da düşman ilan ediyor. Şeyh Nazım Hocamız nur gibi. Aç, bak, “Cübbeli’nin adamıyım” diyen adamlar nefret dolu yazılar yazıyorlar. İsterseniz yayınlayayım, getireyim. Akıl almaz hakaretler, haşa. Fethullah Hoca’ya ağza alınmadık laflar ediyorlar. Ne yapıyor insancağız? Mübarek orada esir gibi adeta, zor şartlarda, adamların eline düşmüş orada. İslam’a, Kuran’a gücü yettiği kadar hizmet etmek istiyor. Ama tabii artık son yapabildiği şu an iyi insan yetiştirmeye çalışıyor, zararsız, İslam’a uygun. Türkçe öğretiyor. Yapabildiği o şu an. Elini, kolunu bağladılar. O kadarını yapabiliyor. Allah ona o kadar nasip ediyor. Hazırladığı zeminde de biz de İslam’ı yayalım, anlatalım. Mesela öğrencilere Türkçe öğretmiş, Türkçe öğrenince rahatça İslam’ı anlatabilirsin; kolaylık işte. Türkiye’yi sevdiriyor, Türkleri sevdiriyor; bu da bir kolaylık. Hayır var yani inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gördünüz bak, candanlar. Camiye gidiyorlar namaz kılmaya. Namazı öğrenmek istiyorlar, Kuran okumak istiyorlar, Kuran hediye ediyoruz; böyle olur. Ama kökeninde, benim gördüğüm, benim tanıştıklarım… Ben zaten dinsiz masonla görüşmem. Yani görüşmedim şu ana kadar, Allah’ın birliğine inanmayan bir masonla görüşmedim. Ama olsa da görüşürüm, anlatmak isterim, dışlamam yani. Ama görüşmedim şu ana kadar. Mutlaka Allah’ın birliğine inananlarla görüştüm. Çünkü kolay o, daha kolaydır. Ama hiç inanmayanla da görüşmek lazım. Yazık, adam cehenneme gidecek. Kurtaralım, onu da kurtaralım. İyi olsun, güzel olsunlar.
ALTUĞ BERKER: İman hakikati resimlerini gösterebilirim Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakayım.
ADNAN OKTAR: Evet. Dışlamacı, nefretçi üslubu bırakacağız; sevgiyle yaklaşacağız. Bu internette kavgaları da bıraksınlar. O ona, o ona, o ona, o ona. Almanya’dan geliyor kardeşlerimiz; “Hocam” diyor, “herkes birbirine düşman” diyor. “O onun camisine gitmiyor, o onun camisine gitmiyor, o onun camisine gitmiyor” diyor. Bir kısım için söylüyorlar tabii bunu. Yazık, ayıp, günah ve çok büyük vicdansızlık. Ne fark eder? Süleymanlı kardeşlerimiz çok takvadır. “Allah-u Ekber” de, arkasında namaz kıl. Ne güzel, nur gibi... Diyanet’in imamları nur gibi insanlar. Git, arkasında namaz kıl. Fethullah Hoca’nın talebeleri de öyle, Nur talebeleri de öyle, Menzil cemaati de öyle; tertemiz insanlar. Nedir zorunuz?
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, Kanal Avrupa, Çay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...