MÜZEYYEN HANIM: Adnan Oktar'la Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, Samsun Aks Tv, Sipas Vizyon Tv, Hatay HRT Akdeniz Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya Tv, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV, Haber58.com ve HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Şeyhim buyrun.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam.Bugün Haşmet Babaoğlu’nun bir yazısı vardı Hocam. ‘Evrenden Torpilim Var’ isimli kitap ve bu tip kitapların aşağıladığı inanç hakkında yazmış bugün. Bu tip kitapların espri ya da şirin bir anlatım gibi geçiştirilemeyeceğini, kullanılan kavramların çağın ruhu ve hayata bakışımız hakkında çok şey anlattığını yazmış. Torpilin masum bir kavram olmadığını, “madem bir inanca yaslanıyorsunuz, Allah’tan şefkat ve şefaat dileyenlere bakıp ders çıkarmak daha doğru olmaz mıydı?” demiş.
ADNAN OKTAR: Haşmet Babaoğlu bayağı aklı başında bir insan. Veli tıynetli, bayağı güzel bir perspektife sahip, derinliği iyi, dürüst bir yazar, maşaAllah. Her seferinde isabetli güzel konuşuyor, maşaAllah. Aslında insanlar dürüst, aklı başında olabilirler de, çok nadir oluyor dürüst insan, samimi insan. Mesela birçok yazar bu şekilde olabilir, gayet de kolay. Aklın yolu birdir ama birçok insan orijinal oluyor, değişik oluyor. Allah hidayet versin, akıllarını açsın, inşaAllah. Hoca Hanım, buyrunuz.
MÜZEYYEN HANIM: Estağfirullah Hocam.Hz. Bilal Habeşi (r.a.)’ın işkenceye uğraması Hocam, onu anlatmak istiyorum. Gizli davet devresinde İslam’a giren ve bundan dolayı müşriklerin şiddetli işkencelerine maruz kalan ilk Müslümanlar’dan biri, Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.) diye bilinen Hz. Bilal bin Rebah (r.a.) Hazretleridir. Hz. Bilal (r.a.) Müslümanlar’ın amansız düşmanı Ümeyye bin Halef’in kölesiyken, Hz. Ebubekir (r.a.) vasıtasıyla Müslüman olmuştu. Bu durum Hz. Bilal (r.a.) için müthiş bir cesaret kaynağı olmuştur. Öyle ki; bir köle iken efendisinin ve müşriklerin her türlü baskı işkence ve eziyetlerini hiçe sayarak, Müslümanlığını açıkça ilan etmekten çekinmemiştir. Sahibi Ümeyye bin Halef çok büyük bir İslam düşmanıydı. Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.)’a çok ağır işkencelerde bulunuyordu. Bazen 24 saat aç susuz bırakıyordu. Bazen boynuna ip takılarak, Mekke’nin ücretle tutulan çocukları tarafından sokak sokak dolaştırılıyordu. Ama bu eziyet ve işkenceler ona hiç etki etmiyordu. Sürekli ehad ehad, Allah birdir, Allah birdir diyordu. Sonunda Hz. Ebubekir (r.a.) para ve başka putperest köleler karşılığında Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.)’ı ondan aldı ve azat etti. Bir müddet sonra onun gibi köle olan annesi Hamame’yi de satın alıp azat etti. Hz. Bilal Habeşi (r.a.), Resulullah (s.a.v.)’in has müezziniydi. Bir an olsun onun yanından ayrılmak istemezdi. Resulullah (s.a.v.)’in vefatının ardından Şam’a gitti. Hz. Ebubekir (r.a.)’in hilafeti sırasında orada vuku bulan savaşlara iştirak etti.
ADNAN OKTAR: Canlar canıdır maşaAllah Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.). İnşaAllah, cennette Allah sarılmayı nasip eder, Resulullah (s.a.v.)’i ve bütün Peygamberler’e sarılmayı, onlarla sohbet etmeyi Cenab-ı Allah nasip eder. Zenciydi Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.), nurdu nur. Dünya tatlısıydı, maşaAllah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onu da çok seviyordu, maşaAllah.
Aslan Herkül aslan, maşaAllah. Herkül çok güzel ahlaklı, dindar, muttaki, Allah’tan çok korkan, güzel huylu bir insan. Allah sayılarını artırsın, maşaAllah. Beş vakit namazında, sünnet-i seniyeye tam temessük, maşaAllah. Oruçlarını muntazam tutuyor, Kuran okur, ulemanın eserlerini okur, bayağı değerli insan, maşaAllah. Allah ilmini feyzini artırsın. Şeyhim ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:Münafıklardan eğer uygun görürseniz Hocam, biz anlatımlarınızdan çok istifade ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Münafık köpeklerin -köpek de diyemeyiz çünkü köpek daha da üstündür onlardan- karakteri hakkında Kuran çok detaylı açıklamalar yapıyor. Çok sinsidir münafıklar, yakalanmaları çok çok güçtür. Nasıl şeytanı yakalamak güçse, münafığı yakalamak da öyle güçtür. Kavramak, anlamak için Cenab-ı Allah Kuran’da uzun uzun ayetlerle belirtmiştir. Münafık, her Müslüman cemaat için çok büyük bir tehlikedir. Müslümanlar özenli olacaklar. Mesela bir başka cemaatten, topluluktan başka bir cemaate geçiyor. Münafıklar öyle sık sık mekan değiştirirler. Bazen de Müslümanlar sevinir, ne iyi bize yeni birisi geldi diye, halbuki münafık gelmiş oluyor. Çok büyük bir tehlikedir, bir mikroptur, orayı ifsat etmeye gelmiştir. Önce Müslümanlar’ın gider içinde durur, çıkar onlardan, o cemaate saldırmak için başka bir cemaatin içine girer. Yani bunların, böyle asalak kurtlar var ya, onun gibi böyle bir gelişme devri vardır. Orada yeni bir üs edinir kendisine, ama yine amaç orda baş olmaktır. Her münafıkta bu vardır, mutlaka baş olma arzusu vardır. Mesela şeyh varsa başında o şeyhin ölmesini ister, için için ondan nefret eder, kendince onların eksik yönlerini tespit eder, açmazlarını tespit eder kendi kafasına göre. Nerelerden vuracağını, ne yapacağını, kendince gerektiğinde nasıl ihbar yapacağını, onları kafasında arşivler. Her konuşmada, her şeyde Müslümanlar’ın aleyhine olacak hangi cümle var, onları kafasında tutar. Onları da yoğurur, yorumlar, hazırlar ve zamanı geldiğinde kullanmak üzere arşivler. Onun için Müslümanlar münafık bir yerden bir yere gittiğinde ona sevinmeleri doğru olmaz. Bilakis ona karşı teyakkuzda bulunup, son derece dikkatli olmaları lazım. Çünkü müminler ancak müminleri dost ve sırdaş edinirler. Münafık çok tehlikelidir, son derece vahim bir mahluktur, özen gösterilmesi gereken bir mahluktur.
ALTUĞ BERKER: Aklıma Sungur Ağabey geldi Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, bizim içimizde arkadaşımız gibi görünen münafıklar vardı. Bir gün topluca gittiler Sungur Ağabey’in yanına. “Biz Adnan Hoca’dan şikayetçiyiz, Allah’a şükür güzel bir cemaate geldik, kurtulduk, ne iyi oldu, gerçek alimin yanına geldik. Onlardan ilim alamıyorduk, feyz alamıyorduk, ilmi feyzi sizlerde bulduk” demişler. Bir süre sonra bunlar palazlandılar Sungur Ağabey’in cemaati içerisinde. Sungur Ağabey’e akıl almaz iftiralar, akıl almaz hakaretler ederek büyükçe bir topluluğu Sungur Ağabey’den kopardılar. Sungur Ağabey’in malına, mülküne el koymaya kalktılar. Hatta bulunduğu evden de dışarıya çıkarmaya çalıştılar. Haşa bunak olduğunu, haşa cinsel yönden sorunları olduğunu, böyle acayip bir insan olduğunu vurgulayarak, daha da çirkin hakaretler de ederek ayrı bir grup oluşturdular. Yakında öleceğini etrafa yaydılar, çok kısa sürede ölecek, bunadı, kontrolünü kaybetti, müritlerine acayip hareketler yapıyor, acayip şeyler yapıyor şeklinde laflar demeye kalktılar. Bana haberi geldi, olaya el koydum adeta, şahsım adına. Gittim, Sungur Ağabey hakikaten hasta, yani yaşından kaynaklanan bir hastalık. “Hocam, sen Allah’ın izniyle vazifeni yapmadan ölmezsin. Bir kere sen yakında öleceksin diyenler halt etmiştir, Allah senin ömrünü uzatacak. Ayrıca velilerde bunama olmaz, sen bunamadın, sana hiçbir şey olmaz” dedim, acayip canlandı. “Sana iftira edenlere Allah helak etsin. Hidayet versin, hidayet vermezse helak etsin” dedim. Sonra Sungur Ağabey’in üstüne bir felaket bulutu gibi gelen bu adamlar, ona artık ilişmediler. Sungur Ağabey’e bir suhulet, ferahlık geldi, sağlık geldi, iyilik, güzellik geldi. Şu an çok zinde, bayağı açıldı, maşaAllah. Fitne fücur kalktı, onlar da ellerini çektiler. Ama bak uyardık, söyledik, bunlardan bir medet beklemeyin, çok tehlikeliler dedik, Allah korudu. Şimdi Şeyh Nazım Hocamız’ın cemaatine de münafıklar girmeye çalışıyorlar. Normalde bunlar Şeyh Nazım Hocamız’dan nefret ederler. Çok tehlikeli insanlar, hep baş olmak isteyen, şeyh olmak isteyen sonunda, cemaati ele geçirmeye çalışan adamlar. Ama Şeyh Nazım Hocamız’ın nazarları kuvvetli, maşaAllah. Bakar bakmaz anlıyor mikrobu, aşağılığı, hemen anlar. Gözlerinden anlar bakar bakmaz. Bakar gözünden anlar, öyle bir insan, maşaAllah. Onun için hiçbir şey yapamıyorlar elhamdülillah, maşaAllah.
Komünist takılan bir hackci ekip var. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün kurduğu özel bir ekip. Bu çakallar bir süre sonra topluca, hepsi birden kodese girecekler. Daha hala aynı akılsızlıkla devam ediyorlar. Komünistlikle de alakaları yok. Komünist arkadaşlarım vardı, delikanlıdır komünistler. Bunlar süper sahtekar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün paralı adamları, parayı verip çalıştırıyorlar bunları; bir avuç çakaldan oluşuyor. Bir de utanmadan Deniz Gezmiş’in, Mahir Çayan’ın isimlerini ağızlarına alıyorlar. Onlar sizi görse sopayla kovalarlar sizi, yüzünüze tükürür, adam yerine koymaz onlar sizi, inşaAllah.
Münafık, mesela bakın; Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde,” (Ali İmran,167)münafık yanaşmıyor, yani küfre karşı mücadeleye yanaşmaz münafık. "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar.”diyor Allah. Halbuki bayağı iyi bilir, ama Müslümanlar’a saldırma oldu mu, orayı iyi biliyorsun. Uzun uzun konuşuyorsun, uzun uzun yazıyorsun, küfre niye dilin uzanmıyor, o sivri dilin. Çünkü küfre ihtiyacı var. Küfür, münafığın hayat damarıdır, küfür olmadan münafık yaşayamaz. Bir bloktur, yani münafığın bedeni küfür, kafası münafıktır. Bedenini öldürmez münafık, o bedene ihtiyacı vardır, onu besler çünkü. Şeyhim biraz Kuran ayetlerinden okuyabilirsin.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım.“Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: ‘Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın’ denildiğinde, ‘Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik’ dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.” (Ali İmran Suresi, 167)
“Onlara: ‘Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin’ denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.” (Nisa Suresi, 61)
ADNAN OKTAR: Elçiyle niçin gelmek istemiyor? Lider kabul etmez münafık, bir baş kabul etmez. Kendisinin lider olmasını ister, kabul etmez. Çünkü Allah; “kendi aralarında da bağ yoktur, kendi aralarında da çatışırlar” diyor. Çünkü her biri kendi baş olmak ister münafıkların. Bak mesela bizden ayrılıyor, görüyorsun hemen baş olmak istiyor, Sungur ağabeyi yok edip onun yerine geçmek istiyor. Başka yere gidiyor, yine baş olmak ister. Sinsice bekler münafık, acele etmez. Mesela nasıl olsa yaşlanır, bir gün ölür diye bekler veyahut bir şey olur diye bekler. Bakar oradaki insanlara, bu insanlar nelerden etkileniyor. Bunlar mesela ezberden söylenmiş alimlerin sözleri, bunlara etkili olur diye düşünür. Sarık etkili olur, cübbe etkili olur, bunları etkileyecek bir şeyler bulayım der. Zaman içinde orada palazlanmaya çalışır, gelişmeye çalışır, yani onları kendi kafasınca kandırmaya çalışır, takva görünümünde. Ele geçirdikten sonra melanetini yaymaya başlar. Onun için münafığa karşı mücadele, Müslümanlar’ın en başta itina etmeleri gereken, en önemli görevlerinden birisidir, inşaAllah. Bira Cübbeli’nin Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili sözlerinden dinleyelim, sonra yeniden devam ederiz.
VTR: CÜBBELİ, “HZ. MEHDİ (A.S.)’IN EN BÜYÜK DÜŞMANLARININ “FIKIH ALİMLERİ” OLDUĞUNU” ANLATIYOR.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiç kan akıtmayacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi’den bahsedilmemesinin, Kıyamet’in çok yakınlaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının, İslam’ın hakimiyetinin ve Kıyamet’in kopmasının çok yakın olduğunu” anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlar’a imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) döneminde huzur ve barışın hakim olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, birkaç yıl öncesine kadar Hz. Mehdi (a.s.)’ın her an çıkabileceğini şöyle söylüyordu.
VTR: Mehmet Talu Hoca Efendi: Cübbeli 7-8 sene evvel Sapanca’da yanıma gelip “Mehdi şu an 30 yaşında” demişti. O günlerde aynı şeyleri konuşuyorduk. Efendi Hazretleri de söylüyordu.
VTR: Talu Hoca, 1999 yılında rüyasını dinleyen Mahmut Hoca’nın “MaşaAllah bu bir zuhurattır, inşaAllah görürüz” dediğini anlatıyor.
VTR: Yıllardır cemaatine “Mehdi her an çıkabilir” diye vaazlar veren, 2000’li yılların başında “Mehdi şu an 30 yaşında” diyen Cübbeli, Mahmut Hocaefendi’nin ise; Hz. Mehdi (a.s.) yaşamıyor” dediğini söylüyor.
VTR: Cübbeli’ye soruyoruz: Yıllardır, “Hz. Mehdi her an zuhur edebilir” diyen, Allah’a “Rabbim Mehdi (a.s.)’ı bize göster” diye yalvaran, 7-8 yıl önce “Mehdi (a.s.) şu an 30 yaşında” diyen Cübbeli, Mahmut Hocaefendi’ye muhalefet ederek mi bu fikirleri savunmuştur?
VTR: Cübbeli’ye yine soruyoruz: Madem, Mahmut Hocaefendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın güya bu yüzyılda gelmeyeceğine inanıyordu, Cübbeli neden tüm cemaatiyle Hz. Mehdi (a.s.)’a kavuşmak için sürekli Allah’a dua ediyordu?
VTR: Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s.)’ı görmek için” Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli’nin bu vaazları Mahmut Hocaefendi Hazretleri’nin görüşlerine muhalif ise nasıl tüm cemaat tarafından kabul görüp ses çıkartılmıyordu? Ve Cübbeli, madem Hz. Mehdi’nin bu yüzyılda çıkmayacağını düşünüyordu niçin Allah’a Hz. Mehdi’yi hemen göndermesi için yalvararak dua ediyordu?
VTR: Cübbeli, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ni ziyaret ettiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçmişti…
VTR: Cübbeli, madem Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğine inanmıyordu neden Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ne gerçek düşüncesini söylemedi de “inşaAllah ulaşırız, görürüz” dedi?
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın “mezhepleri kaldıracağını” anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Roma’yı fethedeceğini ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun İslam ahlakının dünya hakimiyetinin ve kıyametin çok yakın olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Münafıklar ve bazı güya aileler 3-4 tane, Fatih Altaylı ile Aydın Doğan’ın takımı ile falan anlaşmışlar, buna gitmişler, Cübbeli’ye. Şu Mehdiyet konusunu bir kökünden hallet, bitir, çocuklar Hz. Mehdi (a.s.) gelecek diye bayağı heyecanlılar, şevkliler bizim çocuklar demişler. Bitir, onların şevki de bitsin, heyecanı da bitsin, etrafından dağılıp gitsinler, bu konu da bitsin. Sanki arkadaşlarım Hz. Mehdi (a.s.) gelecek diye benimle beraberlermiş gibi, sanki Hz. Mehdi (a.s.) gelmese görüşmeyeceklermiş gibi bir kafaları var. Tabii onları inandırmak mümkün değil. Halbuki Müslüman olduğumuz için bir aradayız biz, Allah’a inandığımız için bir aradayız. Hz. Mehdi (a.s.) nur ala nur bizim için, ayrı bir nimet. Hz. Mehdi (a.s.) olmasa da biz beraber olurduk zaten. Bunu görevlendirmişler, bu da üzerimize düşeni yaparız demiş. Bu, büyük bir şamata ile çıktı ortaya Habertürk’te. Bediüzzaman’a ayrı bir söz ediyor, aleyhinde konuşuyor Bediüzzzaman’ın. Şeyh Nazım Hazretleri’nin aleyhinde konuşmaya başladı. Çünkü onlar bizim anlattığımız Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açıklamaların kaynakları zaten, ana kaynaklarından, hadisin dışında. Onları da çökertecek ki bizim anlattıklarımız da havada kalsın. O yüzden onlara da var gücüyle bir yüklenmesi oldu. Bize de kendi kafasına göre, kendi mantığına göre bir şeyler söylemeye çalıştı. Cübbeli’yi böyle bir olayın içerisine girdiğine gireceğine yüz bin kere pişman ettim. Bakın, gece gündüz Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor. Sen misin Hz. Mehdi (a.s.) aleyhtarı olan, sen misin İttihad-i İslam’ın aleyhtarı olan? Bakın, gece gündüz hizmet ettiriyoruz, anlatıyor da anlatıyor, anlatıyor da anlatıyor, maşaAllah. Hem de mükemmel anlatıyor, bayağı iyi anlatıyor ve daha da anlatacak. “Geceleri düzen kurarlar” diyor Allah münafıklar için. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır.” ‘Ekip halindedirler’ diyor Allah, Tevbe Suresi 67’de. “Kötülüğü emredeler.” Müslümanlar’ın dağılmasını, İslam’ın dağılmasını. Tabii gücü yetse yapacak ama gücü yetmeyince, hani yapacaktım ama yapamadım. Yapmamamın nedeni, kutsal amaçlarla yapamadım ama yapacaktım, gibi konuşur. Münafık tehditkardır, üslubu tehdit üzerine kuruludur. Sinsi köpek gibidir, böyle yüz yüze gelemez. Uzaktan, kalelerden bir yere siner, oradan adice alçakça saldırısına devam eder, sinsidir, çok sinsidir. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizinle birlikte çıksalardı size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak için içinizde çaba yürütürlerdi.” diyor Cenab-ı Allah. ‘Gitmeleri iyi’ diyor Cenab-ı Allah. Bakın, “Size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmezlerdi” diyor. Pislik, sadece onu yapar. “Fitne sokmak için içinizde çaba yürütürlerdi.” Fitne, Müslüman içinde nasıl fitne çıkarılır? Çok şeytani olması lazım. ‘Ben de Müslüman’ım, ben de takvayım ama’ diyerek yapar. Hiç umulmadık noktalardan yanaşarak kendince vurmaya çalışır münafık. ”Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler. Arslandan korkup kaçmışlardır.” diyor. Hz. Ali (r.a.)’ın lakabı arslandır, Hz. Mehdi (a.s.)’ın lakabı arslandır, inşaAllah. Onlar da Resulullah (s.a.v.)’in askerleridir, Hz Mehdi (a.s.) da, Hz. Ali (r.a.) da, oğullarıdır, evlatlarıdır, inşaAllah. “... sizinle karşılaştıklarında” ‘Müslüman olduklarını, inandıklarını söylerler’ diyor Allah. ‘Çok takva olduklarını söylerler’ diyor. “... kendi başlarına kaldıklarında ise” tek başına, ama tam iblis, “... tek başına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: ‘Kin ve öfkenizle ölün.’” Allah ne kadar münafık varsa helak etsin. Kin ve öfkeleri ile Allah onları öldürsün. Ne kadar münafık varsa Allah kin ve öfkeleri ile öldürsün. “Şüphesiz Allah sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” Bakın, “... kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar” diyor, o kadar kin ve nefret dolu oluyorlar. Ama Cenab-ı Allah ne diyor? “De ki:” Biz de diyoruz, “kin ve öfkenizle ölün” diyoruz münafıklara. Allah kin ve öfkenizle sizi helak etsin, öldürsün, inşaAllah. Zuhruf Suresi 58’de, şeytandan Allah’a sığınıyorum, Cenab-ı Allah: “Hayır, onlar tartışmacı ve düşman bir kavimdir” diyor. Tartışmacıdır münafık, hiç ummadığın yerden deliller çıkarmaya çalışır veyahut umduğun yerden deliller çıkarmaya çalışır. Şeytani bir oyun içerisindeler, daldan dala atlar, oradan oraya gider, bir şeyler yapmaya çalışır. Hurafelerle, hurafelerle ve putlaştırdığı bazı sistemlerle Müslümanlar’a karşı tavır alır, Kuran ile değil. Kuran’ın yeterliliği münafık için bir zehirdir, zehir gibi görür. Kuran’ın yeterliliğini asla kabul etmez. Kuran’ın yeterliliğinden bir münafık bahsedemez. Ölçü mü istiyorsunuz münafık tespitinde? Kuran yeterli mi deyin, yeterlidir, başka şeye gerek yok. İttihad-ı İslam ayetlerini okuyun, kavrulurlar. Hz. Mehdi (a.s.) geldi deyin, yanarlar. Hz. İsa Mesih (a.s.) inecek deyin, yanarlar, en bunaldıkları konudur, inşaAllah. “Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?” Nisa Suresi, 54. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bol malı mülkü olmuştu, çok fazla da hanımı olmuştu, münafıklar acayip kıskandılar. Çok fazla cariyesi vardı, azatlı cariyesi, acayip kıskandılar, çok ızdırap verdi. Ahir zamanda da münafıklar Allah’ın Hz. Mehdi (a.s.)’a verdiği güç ve imkanı, güzellikleri kıskanacaklar. Çok fazla hadis var, acayip haset edecekler. Ama Allah gittikçe Hz. Mehdi (a.s.)’a bereketini, bolluğunu arttıracak ve gücünü de artıracaktır. Gücü arttıkça münafıklar eriyeceklerdir, gücü arttıkça münafıklar bitap olup perişan olacaklar. Zaten Cenab-ı Allah diyor ki bakın, “De ki:” diyor, Peygamber (s.a.v.)’in ağzıyla dua ettiriyor Allah, “Kin ve öfkenizle ölün.” diyor Allah münafıklara. Bu ne demektir, Allah kin ve öfkeleri ile münafıkları öldürecek demektir, inşaAllah. “Size bir iyilik dokununca tasalanırlar.” Gücünüzü, sağlığınızı, gençliğinizi, kuvvetinizi, Allah’ın verdiği nimetleri, arkadaş çevrenizi kıskanırlar. “Size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler.” Tutuklansa, hapsedilse veyahut hakkında dava açılsa ona sevinirler. “Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların ‘hileli düzenleri’ size hiçbir zarar veremez.” Hiçbir şey yapamazlar, it gibi ürer, o kadar. “Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.” (Ali İmran Suresi, 120.) “Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa” küfürle ittifak ederek, küfre sırtlarını dayanarak bir mevzi ederlerse, “... size düşman kesilirler”. Müslüman’ın yanında it gibi korkuyor, yapamaz, çekinir. İttihad-ı İslam’da da yapamaz, çekinir. Nerede yapar, küfür sisteminde yapabilir, küfre sırtını dayarsa. O bir sistem koyar küfürden, üç kağıtçı ve münafıklardan, alçaklardan, kahpelerden, onlara sırtını dayar bir güç oluşturur. Sonra bakın, “... size düşman kesilirler.” ‘Sonra size düşman kesilir’ düşmanlığını gizliyor önce, sonra aleni hale getiriyor. “... ve ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar.” Normalde münafık Müslümanların, özellikle imama ve lidere karşı, Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı doğrudan kinleri vardır ve öldürme azmi içindedirler. Mesela gece toplantı yapıyorlar öldürmek için, o kadar nefret ederler, haşa. Ama bakın, Cenab-ı Allah diyor ki; “... dillerini” de diyor. Elini kullanamıyorsa, dilini. Normalde eliyle öldürmek ister veyahut yaralamak ister veyahut bir şekilde engellemek ister. ‘Elini kullanmazsa dili ile’ diyor. “... kötülükle size uzatırlar.” Yazarak, konuşarak, olumsuz propaganda yaparak, şehirde haber yayarak. Ayet var, şehirde Müslümanlar’ın aleyhinde haber yayıyorlar. “Onlar, sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdi.” Nasıl inkar ettiriyor? Bakın, bu namaz kılıyor, Allah; ‘namazları gösteriştir’ diyor. Oruç tutuyor, ‘istemeyerek yaparlar’ diyor Allah, bakın istemeye istemeye yaparlar. O zaman hurafeyi kullanarak Müslüamanlar’a dinsiz olmaları için çalışma yapıyorlar. Münafık direkt, haşa, Allah yok demez. Allah var, Allah birdir der ama gelin sizi hurafe denizine sokayım der ve Müslüman’ı hurafe denizde boğar. Boğduktan sonra da, gördün gerçeği der. Kuran’ın yeterliliği onlar için çok dehşet vericidir, çünkü orada Müslümanlar’a bir şey yapamayacağını bilirler, çünkü Kuran nurdur. Kuran ile bir şey yapamayacağını bilir, ancak hurafe ile vurabileceğini düşünüyor. Onun putlara ihtiyacı var, putları ile vurabileceğini düşünüyor. Onun için Müslüman’ı putların içine, hurafelerin içine çekmeye çalışır. Münafığa karşı en etkin koruma metodu, Kuran’a sıkı sıkıya sarılmak, Kuran’ın yeterliliğine inanmaktır. Resulullah (s.a.v.)’in tefsir ettiği gibi aynı şekilde tabii olmaktır. “Zarar vermek” isterler, diyor Allah. Bakın, “... inkarı (pekiştirmek)” ‘Müslüman’ı inkara sokup pekiştirmek isterler’ diyor Allah. “... mü’minleri arasını ayırmak” isterler diyor. Müslümanlar’a “... karşı savaşanı gözlemek için” ayrı bir yerde “... mescid edinenler”. ‘Müslümanlar’a saldırıyı beklerler’ diyor, küfrün saldırısını beklerler. Sorulduğunda da, ‘biz iyilik amacıyla yapıyoruz’ derler diyor Allah, Tevbe Suresi 107’de. Islah etmek, müslih bir tavır içinde yapıyoruz derler. Madem öyle müslihsin, git küfre yap tebliğ. Kuran’ın yeterliliğini söyle, İttihad-ı İslam’ı söyleyebiliyor musun? Söyleyemiyorsun. O zaman hurafe denizine Müslüman’ı çağırıyorsun. İşte münafığı burada yakalamak mümkündür. Müslüman’ı hurafe denizine çağırır, batağa çağırır ama küfre karşı mücadele yapmaz. Mesela, Darwinizm ve materyalizme karşı mücadele yapmaz. Yapmaz, çünkü onun da ihtiyacı var, onun hayat damarı. Önemli bir konu olduğu için ısrarla söylüyorum. Münafık olanlar bazen İslam’ın hakim olabileceğini düşünürler, Müslüman’ın yanında bulunurlar. Ama bakar ki süre uzuyor, münafığı bu tetikler. O zaman bana müsaade der münafık. Bakın, ayette diyor ki Allah: “’Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi’ diyorlardı.” diyor. Münafık belirli bir yere kadar gidebilir, ondan sonra gitmez, gücü yetmez. Belki bir menfaat olur diye bekler, Müslümanlar’dan bir çıkar olur diye bekler, o kuluçka devresinde sonra hastalanır, azgınlaşır, sapıtır. Sonra dediğim gibi domuzun pisliğinin içine girmesi gibi girer, kuluçka evresini orada tamamlar ve ortaya çıkar, uçmaya başlar ondan sonra. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru ile ne münafık kalacak, ne kafir kalır, ne şu kalır, ne bu kalır. Dünya sükunete kavuşacak. Mesela, PKK, hanımları, hanım anneleri dizmiş, silah zoruyla diziyorlar zaten. Kadınlar 55-60 yaşlarında insanlar, onları da PKK olarak tanıtıyorlar. Namaza durdurup, resim çekmişler. Bakın PKK namaz kılıyor, diyorlar. Tam bir münafık oyunu. Bakın, namazla aldatmaya çalışıyor. O yaşlı annelere bir sor bakayım, oraya gelirken nasıl gelmişler. Kılar namaz da, kamera karşısında PKK propagandası yapmak için yapmaz, değil mi? İnşaAllah. Diyor ki; “biz devletin imamının arkasında namaz kılmayız” PKK bunu söyleyen. “Kendi imamımızın arkasında kılarız.” Sen komünistsin, ateist, Darwinist ve materyalistsin, nasıl kendi imamın oluyor senin? Darwin’in arkasında namaz kılmak gibi bir şey o, Stalin’in arkasında namaz kılmak gibi bir şey. Stalin’in, Lenin’in arkasında namaz kılınıyorsa, oradaki o komünistlerin arkasında da namaz kılınır. Onun için her yola yürüyor bu adamlar. Şeyhim, buyrun, biraz da siz konuşun.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Kuran’ın yeterliliği ile ilgili ayet okuyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık.” Enam Suresi, 38. ayet. Rum Suresi 58. ayeti okuyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz bu Kuran’da insanlar için her örneği gösterdik.” Enam Suresi, 115. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi işte münafıkları kavurdun, en istemedikleri ayetler, en kabul etmedikleri ayetler, acayip ızdırap verir. Hocam buyrun.
MÜZEYYEN HANIM:Estağfirullah Hocam. Ben de İbrahim Suresi 22. ayette şeytanın insanları nasıl yalnız bıraktığını anlatıyor Allah. Diyor ki:
Euzübillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim. “Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innAllâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum,”“İş hükme bağlanıp bitince şeytan der ki; ‘Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim.’ “... ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî,” ‘Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz.’ “... fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum,”‘Öyleyse beni kınamayın siz kendinizi kınayın.’ “... ve mâ entum bi musrıhıyy (musrıhıyye),”‘Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz.’ “... innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl (kablu),”‘Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım.’ “... innaz zâlimîne lehum azâbun elîm (elîmun).” ‘Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır." (İbrahim Suresi, 22)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ne ilim, ne irfan, maşaAllah, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Elhamdülillah vesilenizle Hocam. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Hocamızın Arapçası da mükemmel, Kuran ezberi de mükemmel. Hem Türkçe hem Arapça ezberi var, maşaAllah.
Ama hayrettir, mesela kardeşimiz de öyle. Hz. Mehdi (a.s) Arapça bilmiyor. Bilmemesine rağmen ve bir mürşidin eğitiminden de geçmemiş, bir medrese eğitimi de almamış, buna rağmen Allah’ın verdiği ilimle, vehbi ilimle gelmiş geçmiş en büyük müçtehid, en büyük müceddid oluyor.
Güç tamamen Allah’ın elinde. Allah, “onu bir gecede ıslah ederim” diyor, bir gecede. Harika hallerle donatırım bir gecede. Hem vehbi ilme sahip, hem leduni ilme sahip Hz. Mehdi (a.s.), maşaAllah. Onun için klasik hoca beklentisi içerisinde olanlar, Hz. Mehdi (a.s)’ın bir medrese hocası gibi, medrese alimi gibi çıkacağını sanıyorlar, halbuki değil. Bunu ben söylemiyorum, bunu Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor ve Cübbeli gibi bir adam da detaylı olarak anlatıyor. Cübbeli’nin o konuşmasını yayınlayalım.
VTR: Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bir gecede ilim sahibi kılar.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli bunları söylüyor, ama yarın bir gün Hz. Mehdi (a.s) ile karşılaşsa diyecek ki; “sen Arapça bilmiyorsun, sen mezheplere karşısın, bir alimden de ders almamışsın, nasıl Hz. Mehdi (a.s) oluyorsun” diyecektir, çünkü o kafada. Kendi anlattıklarına kendi inanmıyor. Tabii öyle diyecek yani. Sen diyecek yani; “sen geçmiş ulema geçmiş fukaha hepsi medrese eğitimi almışlar, Arapçayı hepsini almışlar. “Sen daha Arapçayı bilmiyorsun” diyecek. “Fıkıh dersi almış değilsin, kelam dersi almış değilsin. Üstatlardan, hocalardan ders almış değilsin. Nasıl alim oluyorsun, nasıl Hz. Mehdi (a.s) oluyorsun?” diyecektir. Bak bunu söylüyorum ben, aynısını göreceksiniz, belki de görüyorsunuzdur da, bilmiyorum. Belki de göreceğiz, inşaAllah. Bak detay detay anlatıyor, “alimlerden, hocalardan ders almayacak” diyor. “Herhangi bir tarikata bağlı değil” diyor. Arapça bilmeyeceğini de söylüyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, Allah ömrünü uzun etsin, Allah başımızdan eksik etmesin. O Hz. Mehdi (a.s) aşığı, maşaAllah. Çok candan, hiçbir hırsı yok. Bizim de bir hırsımız yok, Müslüman öyle olur. Ben diyorum yani ulema, alimler dünya çapında Müslümanlar bir araya gelsin, falanca kişi Müslümanlar’ın lideridir desin, bize göre Hz. Mehdi (a.s)’dır desin, söz bir Allah bir, Allah adına yemin ediyorum. Allah’ın laneti üzerime olsun eğer aksini yaparsam, gidip elini öperim, ayağını öperim ve tabi olurum. Hiç aksi olmaz, hani benim beklentim böyle değildi demem. Müslümanlar ittifak halinde söylediysek, beklentim böyle değildi, denir mi? En doğrusu o olmuş olur. Daha önce de söyledim, o, artık Allah’ın bir tecellisidir o, çünkü icma var. İcma ve ümmet var, iki mühim delil. Fıkıh da bile kullanılıyor icma ve ümmet; ümmetin icması, tamdır. Fakat enaniyeti olanlar, tabii kendi cemaatinin lider olmasını istediği için, kendi şeyhinin lider olmasını istediği için asla Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul etmezler, bir kısmı. Yani ya o cemaatten olacak, ya o cemaatten olacak, başka bir şart yok. Bu çok yanlış. Kim bilir nasıl bir cemaatten olacak. Hiç ummadığımız bir şekilde olacak. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerini bak Cübbeli gayet güzel açıklıyor. Cübbeli’nin herhangi bir tarikata Hz. Mehdi (a.s)’ın bağlı olmayacağına dair bir konuşması vardı, onu da yayınlayalım.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiçbir tarikata ve şeyhe bağlı olmayacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli kendi cemaatinden olmazsa Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul edecek mi? Etmez. Etmez yani, mümkün değil. İlla ki o cemaate bağlı olması lazım. Bazı cemaatlerde de var, yani kendi eğer o şeyhine bağlı değilse... Halbuki bakın Hz. Mehdi (a.s)’ın mühim bir vasfı, herhangi bir şeyh efendiye bağlı olmaması. Demek ki hiçbir tarikatın mensubu değil, bütün tarikatlerin dışında, çünkü bütün tarikatler Hz. Mehdi (a.s)’a bağlıdır. Hz. Mehdi (a.s) hepsinin üstündedir. Ama birçok tarikata gitsen, mesla yani hepsini tenzih ederim de, bir kısım tarikatlerin, bir kısım insanları, çünkü hepsi aynı düşünmez. Mesela Mahmut Hocamız’ın cemaatinde aklı başında çok kaliteli çok fazla insan var, ama garip insanlar da var. Mesela gitsen desen ki, falanca kişi Allahualem Hz. Mehdi (a.s)’dır, “olamaz” der. Niye? “Çünkü bizim cemaate bağlı değil” diyecek. Halbuki bakın burada açık açık söylüyor, “hiçbir cemaate bağlı değil” diyor. Demek ki, biz Hz. Mehdi (a.s)’ı hiçbir cemaate bağlı olmayan bir insan olarak arayacağız. Bakın, “hiçbir alimden ders almış olmayacak” diyor. Yani “bir medrese eğitimi almayacak, vehbi ilime sahip olacak” diyor.
O konuşmayı bir daha yayınlayalım, Cübbeli’nin.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiçbir tarikata ve şeyhe bağlı olmayacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bak, “kimsenin eğitiminden geçmeyecek” diyor, açık söylüyor. Karşılaşsa ne diyecek? “Bu çok açık” diyecek. “Sen nereden eğitim aldın, sen ne yaptın?” diyecek. Kendi dediğine kendinin de inanması lazım. Resulullah (s.a.v)’den gelen hadisi anlatıyor tabii ki, ama kendisi inanmıyor. Herhangi bir alime, herhangi bir şeye bağlı değil, medrese eğitimine de almayacak” diyor. Her açıklaması çok önemli aslında. Ben bunları tek tek önümüzdeki günlerde şerh ederek... Konuşmalarını şimdi topluca yayınladım, onları ezberlettim adeta, inşaAllah. Sonra kelime kelime şerh edeceğim, açıklayacağım, inşaAllah.
Aydın kardeşimiz diyor ki: “Selamun Aleyküm Hocam. Yayınladığınız Cübbeli’nin Mehdiyet ile ilgili konuşmasında, Hz. Mehdi (a.s)’ın ‘Medineli büyük bir alimin bu adam dinimizi değiştiriyor’ dediği için bu alimi katlettireceğini söylüyor. Oysa Hz. Mehdi (a.s) döneminde hiç kan akıtılmayacak, inşaAllah. Yorumlar mısınız Hocam? Ellerinizden öperim.” İşte Cübbeli kafasıyla eğer hadis açıklanırsa, bu çok çok normal. Cübbeli kafasına göre bu normal. Düşünmüyor onu, “Hz. Mehdi (a.s) kan akıtmayacağına göre bu kan nereden çıktı?” demiyor. Kendine karşı olan adamı Hz. Mehdi (a.s) niye öldürsün? Manen öldürtüyor, fikren öldürtür Hz. Mehdi (a.s). Komünizmi de fikren yıkacaktır, öldürecektir. Mesela; “Süfyaniyeti öldürüp, dağıtır” diyor Bediüzzaman. Süfyaniyet bir fikir sistemi. Fikir sistemi nasıl öldürülür? Bedeni mi öldürülüyor? Fikren öldürülmüş oluyor, düşünceyle öldürülmüş oluyor. O fikir sistemini öldürmüş oluyorsun. “Öldürüp, dağıtacak” diyor açıkca Bediüzzaman, değil mi? Öldürmenin fikri bir öldürme olduğu açık, ama Cübbeli onu akıl erdiremiyor işte. Gerçekten bir katil var zannediyor. Halbuki fikridir, fikren öldürecektir.
Bu yedi bin yılla ilgili hadisi soruyor kardeşimiz. Yedi bin yılla ilgili hadiste, yedi bin yıllık bir takvim belirtiliyor. Yoksa dünyanın ömrü yedi bin yıl anlamında değil. Yaklaşık Hz. Adem (a.s)’den bu yana iki yüz bin yıl geçmiştir, yaklaşık. Benim anladığım, araştırdığım kadarıyla iki yüz bin yıl kadar geçiyor. Onun dışında değişik mahluklar var. İki yüz bin yıl öncesine kadar yaşamış değişik mahluklar var. İnsanı andıran mahluklar da var. Maymunlar, goriller, gibonlar zaten andırıyor. Herifler fink atıyor ormanlarda, o onu kovalıyor, o onu kovalıyor. Ama ruhu yok onların, hayvan. İki ayak üstünde de hayvanlar vardı, insanları andıran hayvanlar, ama insan değil. İnsan olması için, ben neyim, ben nereden oldum, diyecek şuura sahip olması lazım, ruha sahip olması lazım. Hayvanda bu yoktur. Hayvanda zeka vardır, ama ruh yoktur. Çok zekidir hayvanlar, hatta hayvanlardaki zeka insanlarda yok. Mesela örümcekteki, arıdaki zeka insanda yoktur. Örümcek daha zekidir insandan, arı daha zekidir, ama şuuru yok, şuuru kapalıdır. İnsan şuur sahibidir. Dolayısıyla yedi bin yıl takvimdir. Mesela hicri takvim bin dört yüz yıl öncesine, miladi iki bin on bin yıl öncesine, inşaAllah. Masonik takvim var beş bin küsür senelik. Musevi takvimi var yine beş bin küsür senelik. Bu dünyanın ömrünün beş bin yıl olduğu anlamına mı geliyor? Yok. Başka da var takvimler. Maya takvimi var mesela, dünya o zaman mı başladı anlamına mı geliyor? Değil. Bunlar çeşitli zamanlardaki mühim olayları başlangıç olarak alan takvimlerdir. Peygamberimiz (s.a.v)’in dediği yedi bin yıl da odur. “Beş bin altı yüz yılı geçmiştir” diyor. Yedi binden, beş bin altı yüzü çıkardığında ne kalır? Bin dört yüz. Bin dört yüzle, bin beş yüz arasında her şey bitecek. Bin beş yüze ne kadar var? Yaklaşık bir yetmiş yıl falan var. O kadar. Şu an Hz. Mehdi (a.s) görevdedir, Hz. İsa Mesih (a.s) görevdedir. Her ikisini de görecek insanlar. Bütün Ehl-i Sünnet uleması, yani dünyanın bu yedi din yıl ömrünü savunan Ehl-i Sünnet ulemasının tamamıdır. Aksini savunan ulema yoktur. Bütün mezhep imamları, hepsi, meşhurdur bu yedi bin yıl. İmam Gazali de, “yedi bin yıldır dünyanın ömrü” diyor. Mesela Elmalılı Hamdi Yazır tefsirine bakın, o da dünyanın ömrünün yedi bin yıl olduğunu söyler. Takvim ömrü, takvim olarak. “Beş bin altı yüz yılı da geçmiştir” diyor Peygamberimiz (s.a.v).
ALTUĞ BERKER:Onu da İbn-i Hanbel naklediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Artık bakın, Hanbeli mezhebinin kurucusu, hadis imamı, İmam-ı Hanbel. Dört mezhebin dördü de savunur. İmam-ı Hanbel de hadisin sahih olduğunu söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Hocam şöyle söylemiştiniz;“İnsan saldırıyor, sıkıyönetim ilan ediliyor. Şeytan saldırıyor şu an dünyaya, insan saldırısının bin misli daha tehlikelidir. Mutsuzluklarının nedeni o. Deccaliyet ve süfyaniyetin saldırısı. Süfyaniyet İslam alemini mahvetti, deccaliyet de dünyayı mahvetti. Seyrediyorlar bazıları. Üzerinlerinde kan emici bir vampir, yarasa yapışmış, koparıp atmaları lazım. Atmıyor, yaşıyor onunla. Mutsuz, kafası yerde, neşesiz. Kuran’a sığınmaları, Allah’a sığınmaları lazım” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Hocam Bediüzzaman Hazretleri, sevginin önemini anlatıyor. Diyor ki; “Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet, sevgi şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Varlık sebebidir. Hem şu kâinatın rabıtasıdır, sağlam bağıdır. Hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiş işlenmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.”
ADNAN OKTAR: Şahane bir üslup, mükemmel bir üslup. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında münafıklar kendi çocuklarına, kendi kardeşlerine, işte kendi eşlerine kavuşmak için müthiş bir baskı yapıyorlardı Peygamberimiz (s.a.v)’e. Ulan siz münafıksınız, siz pisliksiniz, tiksiniyor Müslüman sizden. Seninle görüşmek ister mi? Lağımın içine çocuğu sokmaya benziyor, lağımın içine girmek gibi. Sen lağımsın, lağımın içine gelsin girsin diyorsun Müslüman. Müslüman tabii ki münafıktan tiksinir, lağımdan tiksinir gibi tiksinir. Tabii ki uzak duracaktır. Zor kullanmışlardır Peygamberimiz (s.a.v) zamanında, buna rağmen Müslümanlar kabul etmemiştir ve kaçmışlardır kafirlerden, münafıklardan uzak durmuşlardır. Onun için Allah ayette kafirlere, münafıklara karşı tavır alınması gerektiğini ayette emrediyor. İlimle, bilimle, akılla, fikirle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitemizi tanıtmak istiyorum. Yörüngeler.Com. Bu sitede evrendeki yörüngelerden bahsediliyor, inşaAllah. Evrende yaklaşık üç yüz milyar galaksi var. Her galakside ortalama üç yüz milyar yıldız bulunuyor. Bu yıldızların pek çoğunu gezegenleri, bu gezegenlerin de uyduları var. Tüm gök cisimleri çok ince hesaplarla saptanmış yörüngelere sahipler. Milyonlarca yıldır hepsi de kendi yörüngesinde diğer gök cisimleriyle birlikte kusursuz bir uyum içinde akıp gitmektedir. Bunların dışında pek çok kuyruklu yıldız da kendisi için belirlenmiş yörüngede yüzüp giderler. Allah Kuran’da güneş ve aydan bahsederken, her birinin belli bir yörüngesi olduğunu şöyle bildirmiştir: Enbiya Suresi, 33. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: Hocam Said Nursi Hazretleri’nin vasiyeti var. Buyuruyor, diyor ki; “Aziz sıddık kardeşlerim ve varislerim, ecel gizli olmasından vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur’dan olan hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i Hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal etsin. Kardeşlerim, bu vasiyetten telaş etmeyiniz. Ben, teessürattan ve dokuz defa zehirlenmekten, pek çok zayıf olmakla beraber gizli münafıkların desiselerle müteaddit suikastları için bu vasiyeti yazdım. Merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlahi devam ediyor.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, münafıklar Bediüzzaman’a da rahatlık vermiyorlar. Çok kahpeler, çok kalleş. Mesela Bediüzzaman’ın yanına geliyorlar, “alimsin Hocam, büyüksün Hocam.” diyorlar. Yanına gelen adam bakıyorsun ajan, kahpe. Sonra da Müslümanları tehdit etmeye kalkıyorlar. Mesela, Bediüzzaman’ı tehdit etmeye kalkıyorlar falan, Bediüzzaman hiçbir şekilde kaale almamıştır bu kahpeleri.
MÜZEYYEN HANIM: Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, HarunYahya. TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Kuran’dan bir ayet açayım, okuyalım. Bismillah, 105. ayet, ebcedi 2023 yapıyor, okuyalım.
ALTUĞ BERKER: Taha suresi, 135, şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz."
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) kimmiş? İsa Mesih (a.s) kimmiş? Doğru yolda olanlar kimmiş? Deccal kimmiş? Süfyan kimmiş? Yakında herkes görecek inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...