ALTUĞ BERKER:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, A9 TV, Kaçkar TV, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve Harun Yahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Konuğumuz Alexandre Hanım. Hoş geldiniz, welcome.
ADNAN OKTAR:Şeyhim ne anlatacaksın?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Denizli’den kardeşlerimiz, Denizli’nin en işlek caddesinde bir hafta süreyle A9 ilanı billboardlara vermişler, Mustafa Aktaş kardeşimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela gayet güzel bir hizmet. Mesela birçok kardeşimiz biz nasıl yapacağız, ne yapacağız diye... Bak kardeşimiz sormuyor işte, gayet güzel. Çok şahane bir hizmet. Çünkü bu kanalın tanınması hayati, akşama kadar 24 saat yayın yapıyor, hepsi güzel yani, reklam yok, anlatımlar mükemmel, çok akılcı, akılda kalacak şekilde, samimi, bayağı hoş yani. Ben böyle bir kanal olsun sürekli seyrederim. Tabii, ben de yani benim bildiğim konular olduğu halde hoşuma giderek hayranlıkla seyrediyorum. Bayağı da güzel oluyor, ama tabii bu tanıtım önemli. Birçok yerde, birçok yöntemle, yöntem geliştirerek tanıtmak, hatta bizzat göstererek, değil mi? İnşaAllah.
Evet Şeyhim anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Pop şarkıcısı Tuğba Özerk’in yeni kaseti nedeniyle kendisiyle bir röportaj yapılmış. Röportajında, şarkılarını yazarken nelerden ilham aldığına dair bir soruya; “Allah’a duyduğu sonsuz aşktan ilham alarak şarkılarını yazdığını” söylemiş. “Aşkın ne olduğunu olgunlaşınca çözdüğünü, Allah’a duyulanın dışındaki aşkların geçici olduğunu, içinde bitmek bilmeyen bir Allah aşkı olduğunu” söylemiş. Ayrıca “kötülüklerden arınmak için çok dua ettiğini, ibadet edip Kuran-ı Kerim okuduğunu” söylemiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, kim bu? Yani resmi yok mu?
ALTUĞ BERKER:Bulurum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, hayret böyle bir üslup kullanması, yani nadir rastlanan bir üslup. Doğru, isabetli, güzel, ama nadir rastlanan bir üslup. MaşaAllah, yani Allah kalbine öyle ilham ettiyse çok çok güzel.
Resim mi arıyorsun?
Aferin, maşaAllah, Elhamdülillah hayret. Yani onu kendi başına görmüş olması çok çok güzel. MaşaAllah, Allah şevkini, derinliğini, imanını artırsın.
Filmimiz var mı? Tamam seyredelim sonra yorumlayalım.
VTR: Başbakanımızın devletin teröristlerle pazarlık yapmayacağını vurgulaması çokgüzel olur. (Sayın Adnan Oktar’ın 11 Temmuz 2011 tarihli A9 TV ve Adıyaman Asu TV röportajından)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Elhamdülillah. Dua mahiyetinde dedik, Allah duamızı kabul etti. Güzel, maşaAllah bu iç ferahlatıcıdır, Müslüman milletimizin kalbine inşirah getirir. Milletimizin gücünü ona sık sık hatırlatmak lazım, yani iradesini, kararlılığını, cesaretini, atalarından gelen yiğitliğini, delikanlılığını. Çünkü komünistler sürekli eğitim veriyorlar, ama bizim milletimizin de sürekli motive edilip eğitim alması gerekir. Ecdadın yiğitliğini ve kendi yiğitliklerini, ruhlarındaki o yiğitliğin kaynağını onlara sık sık hatırlatmakta fayda var.
Evet Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Rahmetli Alpaslan Türkeş’in bir sözünü okuyorum Hocam; Gönül Seferberliği isimli kitabında sayfa 47’de: “Ben Türk milletini Türklük şuur ve gururuna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adaletle yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, hakikat yolu Allah yoluna çağırıyorum. Modern medeniyetin en ön safına geçmek üzere çağlar üzerinden sıçramaya çağırıyorum. Hareketin adını isteyenlere açıkça ilan ediyorum: Yeniden Maneviyata Dönüş. Unutulmamalıdır ki, bir çiftçinin toprağına tohum saçması, tarlaya taviz vermesi demek değildir, toprağı değerlendirmesi ve verimli kılması demektir. Bizim hareketimizin de mana ve ruhu budur. Yine unutulmamalıdır ki, medeniyetler, devletler para ile değil inançla kurtulurlar, parasızlıktan değil inançsızlıktan çökerler.”
ADNAN OKTAR:Şahane konuşmuş, bayağı güzel. Yani çok akılcı, Kurani, mantıklı, tutarlı, ecdadımızın ruhunu en güzel şekilde ifade eden güzel hitaplardan bir tanesi. Rahmetli çok aklı başında bir insandı, çok makul, çok değerli, devlet terbiyesiyle yetişmiş, sevecen, şefkatli bir insandı. Birçok insan yanlış tanır Başbuğ’u, ama çok nezih bir insandı, çok derinliği olan, manevi derinliği olan klas bir insandı, maşaAllah. Allah rahmet etsin.
Can Dirgen. Can Dirgen, anlattım işte, artık ondan gerisini kendin düşüneceksin. “Merhaba Hocam, sorum çok kısa. Yurt dışında yaşıyorum, burada devlet kurban kesmemizi yasakladı. Biz kendi evimizde kurban kesebilir miyiz? Yoksa illa dışarıda mı kesmek lazım?” Niye? Kesersin canım, evin bahçesinde kesersin, değil mi? Kim ne karışacak? İnşaAllah.
Şeyhim sen devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri’nin, hastalıkların hikmeti hakkında bir sözü var, şöyle; “Ey ahiretini düşünen hasta, hastalık sabun gibi günahların kirlerini yıkar temizler. Hastalıklar, kefaret-iz zünup yani günahlara kefaret olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki, “Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer, imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker” demiş Bediüzzaman Hazretleri.
ADNAN OKTAR:Evet, günahları döker diyor yani, evet.
Şeyhim, sen anlatacaklarının hepsini bir anlat, sonra ben konuşacağım.
ATUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Siz; “Münafığa sorun” dediniz Hocam, “Hz.Mehdi(a.s.)’ın bu yüzyılda gelmesini istiyor musun? Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın bu yüzyılda gelişini kabul ediyor musun? Asla kabul etmez, İttihad-ı İslam’ı bu yüzyılda istemez ve İttihad-ı İslam için gayret etmez” dediniz, münafığı teşhis için.
ADNAN OKTAR:Tabii, halbuki Tabiin, Tebbe Tabiin zamanında bile sürekli Mehdi (a.s.) beklenmiş, her yüzyılda Mehdi (a.s.) beklenmiş. Yani Müslümanlar aşkla şevkle beklemişlerdir. Bu yüzyılda bu kaçamak ruh var yani, “bizim yüzyılımızda olmasın, bizim zamanımızda olmasın” kafası var. Bak ayette, Tövbe Suresi 128; “Bir elçi gelmiştir” diyor, ayet 1990 tarihini veriyor şeddesiz ebcedi, “bir elçi gelmiştir” o da yine Mehdiyet’e bakıyor. Evet, Kuran’ın neresine baksak, hep bir kavmin mutlaka lideri var ve Allah’ın bütün ayetlerinde Müslüman topluluğu Allah tek kabul ediyor, yani mezheplere ayrılmış, cemaatlere ayrılmış hiçbir Müslüman topluluğundan Allah bahsetmiyor. Tek bir tane ümmetten bahsediyor, tek bir Müslüman topluğundan bahsediyor. İlk defa Ahir zamanda böyle bir şey oldu, böyle bir fitne, Müslümanların birbirine düşmesi oldu. Kuran’ın bütününe bakarsak, kardeşlerimiz de bunu dikkatlice incelesinler. Her yerde tek bir topluluk var, bu çok önemlidir ve mutlaka o topluluğun lideri var, yani lidersiz bir topluluktan bahsedilmiyor. Yani, ikiye üçe bölünme hiçbir şekilde yok. Bütün ibadetler, taatler o tek topluluk içerisinde oluyor ve bütün Peygamberler de bakıyoruz, Kuran’ın bütününe de bakıyoruz, hep Müslümanları biraraya getirmek, tek hale getirmek için gayret etmişler. Bölünmeyi ortadan kaldırmak için gayret etmişler. Hz. Musa (a.s.) mesela, bir bölünme tehlikesi oluyor, şiddetle üstüne gidiyor, hemen kaldırıyor. Kısa bir mücadeleden sonra ümmeti yine tek bir ümmet haline getiriyor, bölünmeyi asla kabul etmiyor, değil mi? Mesela, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da Dırar mescidini kurmaya kalkıyor münafıklar, Peygamberimiz (s.a.v.) hemen müdahale ediyor, ayetle sabit, yine Müslümanlar tek ümmet haline geliyor. Bölünme hiçbir yerde hiçbir şekilde yok. Evet, buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ben sevimli bir çocuk göstereceğim.
ADNAN OKTAR:Evet. Yine Cübbeli’den biraz dinleyelim.
VTR- Cübbeli deccalin çıktığını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli hazretleri anlata anlata bu konuları insanlara çok güzel ezberletti. Bayağı faydalı da oldu. İnşaAllah. Daha da onun anlatmadığı fakat anlatacağı kısımlar var. Yani anlatmak istemediği daha Türkçesi fakat bizim anlattıracağımız. İnşaAllah. “Hz. İsa (a.s)’ın tanınması öğle vakti gibi olacak.” Hadislere göre. Öğlen vakti, yani bir yerde öğlen vaktinde onu bulacaklar. “Yeryüzü sanki ayağının altına serilecek. Gözü uzakları da görecek.” Nasıl olur bu? Televizyon, internet değil mi? Bak. “Yeryüzü sanki ayağının altına serilecek.” Şimdi uydudan bakılıyor, her yer görülebiliyor. Değil mi? Bizim kaldığımız eve de baktık rahatça görülebiliyor. “Gözü uzakları da görecek.” Yine televizyon. “Kâfirlerin kalelerini ve köylerini görecek.” İnternete girdi mi hepsini görebiliyor. “Sabah namazında da Beytül Maktis’e geliyor.” Kudüs’e. Yani Kudüs’teki namazda sabah vaktinde Hz. Mehdi (a.s.) ile kıldığı namaz, sabah namazı. “Hz. İsa (a.s) 40 sene ömür sürüyor”. Yani geldikten sonra, 33 yaşında geliyor. 40 yıl. “Onun zamanında kimse ölmeyecek” diyor yani tıpta müthiş ilerleme olacak anlamında yani çok nadir tabii kimse derken bu genel anlamda kullanılır. Yani “ölümler azalacak.” İşte kanserden, enfarktüsten şundan bundan ölümler azalacak. “Yılan ve akrepler kimseye eza etmeyecekler,” yani anarşist, terörist takımı adam olacaktır anlamına geliyor bu birinci anlamı, yırtıcı hayvanlar kapılarının önünde duracak da kimseye zararı dokunmayacak. Tabii zahir anlamı da var hakikaten internetten gösteriyoruz. Hayvanlar hiç kimseye zarar vermiyorlar. Görüyorsunuz köpekle, kedi aynı şeyde. Aslanla, geyik aynı ortamda oluyor. Hiç bir şey olmuyor. İnşaAllah “Kişi bir ölçek buğdayı alıp, öküzsüz ve sapansız ekecek” Neyle ekebiliyor? Modern tarım araçlarıyla ekebiliyor. Bak öküzle, sapan olmadan. “Kişi bir ölçek buğdayı alıp, öküzsüz ve sapansız ekecek.” Traktörle ekiliyor, değil mi? Teknik aletlerle ekiliyor. O açıkça belirtilmiş çok net. Ahir zamanda tarımın nasıl olacağı anlatılıyor. Karşılığında çok fazla ürün alınacağı söyleniyor. Modern tarım sayesinde çok fazla bir tohuma karşılık çok fazla ürün alınıyor. “O yeryüzünde kırk sene kalacak, sonra ölecek. Müslümanlar namazını kılıp Peygamberimiz (s.a.v)’in yanına defnedecekler.” Peygamberimizin (s.a.v.) yanında mezarı boş hazır, bekliyor Hz. Ömer’in, Ebu Bekir’in mezarları var. Peygamberimiz (s.a.v.) benim yanımda boş yer bırakın diyor. Kardeşim İsa (a.s.) ile beraber biz kalkacağız, diyor. O’nun mezarı da boştur. Geniş bir alan bırakılmıştır Hz. İsa (a.s.)’ın gömülmesi için. MaşaAllah Peygamberimizin (s.a.v.) yanına defnedileceği açıkça belirtiliyor. “Bir rivayette de kalacağı müddet 45 sene olarak kaydedilmektedir.” Bu küsurat fark etmez yani aşağı yukarı çünkü Mehdi (a.s.)’da da, Hz. İsa (a.s.) ile birliktelikleri bir rivayette 9 sene, bir rivayette 7 sene olarak geçiyor. Yani muhtelif rivayetler var. “Göğe ref edildiği zaman, 33 yaşındaydı.” O belirtiliyor. Hacca gideceği belirtiliyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu da belirtmiş. “Hz İsa (a.s) hac edecektir”. Medine’yi ziyaret edeceği belirtiliyor. “Peygamberimizin (s.a.v.) kabrine selam vereceği belirtiliyor. Peygamberimizin (s.a.v.) de o selamı alacağı belirtiliyor. Berkerim buyur. Seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Haşmet Babaoğlu bugünkü yazısında; “Geçmişte Korkunç İvan gibi Hıristiyanların saltanat adına yaptıkları din savaşlarını eleştirmiş. Aslında Hıristiyanlık’ta da barışın emredildiğini, İncil’de barış yapanların müjdelendiği ve aynı zamanda bir İslam peygamberi olan Hz. İsa (a.s.)’ın da bizim gönlümüzde barış ve sevginin apaçık bir sözcüsü olduğunu belirtmiş, dolayısıyla Hz. İsa (a.s.)’ı takip eden gerçek Hıristiyanların asla savaş taraftarı olmayacağını vurgulamış.
ADNAN OKTAR:Evet yine başka konulardan anlatabilirsin.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, sizin bir sözünüzü hatırlatayım. “Güneydoğu’da” dediniz, Hocam. “Komünist bir devletin kurulmasıyla Kuzey Kore’den daha azgın bir devlet haline gelmeyi planlıyor PPK” dediniz. “Böyle bir durumda Türkiye’nin geri kalanını yutmaları an meselesidir, Amerika da destekliyor, onları. Rusya da destekliyor. Çin de destekliyor. Amerika da bunlara ışık yakıyor. Çünkü Amerika’nın Armagedon’a ihtiyacı var. Kendi İncil yorumlarına göre büyük bir savaş olması gerekiyor, şeytanın ordusu ile. İsa Mesih’in savaşacağına inanıyorlar” dediniz, Hocam.
ADNAN OKTAR: “İsa (a.s) yeryüzüne inecek, evlenecek, çoluk çocuk sahibi olup 45 sene yaşayacak sonra ölecek. Benimle aynı kabre gömülecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Sonra ben ve İsa (a.s) aynı kabirden, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer (r.a) arasından birlikte kalkacağız” diyor. Bu Peygamberimizin (s.a.v.) açıklaması, evet Şeyhim dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Robert Murdoch’un İngiltere’deki gazetelerinden birinin aralarında kraliyet ailesi mensupları, başbakanlar, kaçırılan kişiler ya da ölen askerlerin aileleri de bulunan, binlerce kişiyi illegal yollardan dinlediği ve bu bilgileri haberleştirdiği ortaya çıktı. Şu anda 168 yıllık gazete kapandı ve Murdoch’un da İngiltere’den kovulması gündemde. Yiğit Bulut tüm bu gelişmelerden yola çıkarak Murdoch grubunun Türkiye’deki uzantılarının ve en yakın dostlarının Ertuğrul Özkök olduğunu ve Doğan medyasının bu kişilerle çok yakın ilişki içinde olduğunu hatırlatmış. Aydın Doğan medyasının Türk basınını yıllarca istediği gibi yönlendirdiğini, ancak artık yeni bir Türkiye oluştuğunu ve bu Türkiye’de de Ertuğrul Özkök gibilere artık yer olmadığını ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Yani Murdoch morardı diyor. Ertuğrul Özkök de bir anlamda ne diyelim, etkisini kaybetti diyor. İnşaAllah. Evet, yani benim anladığım bu. Evet, çünkü detaylarla kişiliğini tarif ettik. Kullandığı yöntemleri, teknikleri tarif ettik. Artık ondan sonra hakikaten yüzündeki perdeyi kaldırdıktan sonra gücü kalmadı. Bütün Türkiye gördü. Şu an bir düşünün Ertuğrul Özkök dediğinde insanlar hiç kimse o anlamda kaale almaz. Kendi de farkında. Yazılarına da etki etti. Hakikaten psikolojik gücünü kaybetti. Yazıları artık geçiştirme tarzında yazıları oluyor. Daha önce çok önem verilen bir insandı. Ben perdesini kaldırıncaya kadar. Perdesini kaldırdıktan sonra hani sıfıra gitti derler ya, onun gibi bir şey oldu. İnşAllah. Ahmet Hakan da, garibim, o da öyle. Havalarda uçuyordu, yüzündeki peçeyi kaldırınca, örtüyü kaldırınca gerçek vasfı ortaya çıktı ve hiçbir gücü kalmadı. Yani şu an hiç kimse hemen hemen kaale almıyor, görüyorsunuz. Yani fiili durum olduğu için açıkça söylüyorum, ispatlı. Ne derse, herkes tersini yapıyor. Hiçbir teşhisi doğru çıkmıyor. Buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Komunizmde dediniz Hocam, hedef belirli bir bölgeyi komunist yapmak değildir, bütün dünyayı komünist yapmaktır. Din, devet ve aile komünizmin karşı olduğu kurumlardır. Bir kere dini ortadan kaldırmak, aileyi ortadan kaldırmak, proletarya diktatörlüğünü kurmak her komünistin hedefidir. Proletarya dikdatörlüğünün daha ilk aşamasında bunlar, dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani gerçek komünist öyledir ama bir kısmı başka türlü düşünür, tabii o ayrı mesela. Onlar da onları beğenmezler. Ama komünizmin hedefi proletarya diktatörlüğüdür ve bunu da terörle, kanla elde edeceklerini belitirler. Lenin’in, Stalin’in açıklamaları bu yöndedir, Lenin’in teorik açıkladığı konuları Stalin pratik olarak uygulamıştır, hayata geçirmiştir. Sel gibi kan akıtmıştır. Stalin’in takipçisi de şu an Abdullah Öcalan’dır. O hanzo da şimdi göbeğini kaşıya kaşıya yakın zamana kadar komünist propaganda yapıyordu. Cehaletini ortaya koymak lazım. Bilgisizliğini ortaya koymak lazım. Onun için de ilmi çalışma yapılması gerekiyor. Evet Şeyhim dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz; “Din ne zaman nerde doğdu?” başlıklı bir yazısı var Hocam. Solcu bir yazarın kitabından yola çıkarak tarihin ve insanın gelişimini evrim sürecine göre açıklamış. Yazısında dini haşa ilkel insanların zihninden üreyen bir tür keşif olarak tanımlamış. Yapılan arkeolojik araştırmaların ilkel insandan medeni insana doğru bir geçiş süreci olduğunu ortaya çıkardığını ve din ile sanatın da bu dönemde yaşayan insanlar tarafından bir anda keşfedildiğini iddia etmiş.
ADNAN OKTAR:İşte hayat bilgisi diye zamanında böyle kitaplar olurdu. Oralarda bu tip yazılar olurdu. Onlar da zamanında böyle ordan burdan, dergilerden, ansiklopedilerden, bunları okumuşlar. Sorsan hazrete protein nedir diye? Lokantada yediği pirzola aklına gelir. E tabii anlamaz, bilmez. Protein molekülünü sorsan, onu da anlamaz. Bir proteinin nasıl meydana geleceğini sorsan, onu da bilmez. Bir proteinin meydana gelebilmesi için bir başka proteine ihtiyaç var. O pirzoladan pirzola olur diye anlar o ayrı mesele. Bayağı bir kesim böyle. Bu arkadaş da bilgisiz gördüğüm kadarıyla. Anlatmak lazım, kitap vermek lazım. Anlatırsak öğrenir. İnşaAllah. Şeyhim buyrun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Üstad Hazretleri’nin ölüm hakkındaki güzel sözlerinden okuyorum inşaAllah. “Ecel birdir, tagayyür etmez (değişmez). Mevt (ölüm) Ehl-i hidayet ve Ehl-i Kuran için öteki aleme gitmiş eski dost ve ahbaplarına kavuşmaya vesiledir. Hem hakiki vatanlarına ve ebedi makam-ı saadetlerine girmeye vasıtadır. Hem zindan-ı dünyadan bostanı cinana (cennet bostanlarına) bir davettir. Hem Rahman-ı Rahim’in fazlından Kendi hizmetine mukabil ash-ı hüccet etmeye (ücret almaya) nöbettir. Hem vazifeyi hayat külfetinden bir terhistir. Hem ubudiyet (kulluk) ve imtihanın talim ve talimatından bir paydostur. Mevt (ölüm) idam değil, hiçlik değil, fena yokluk değil, inkiraz (son bulma) değil, sönmek değil, firak-ı ebedi (ebedi ayrılık) değil, adem (yokluk) değil, tesadüf değil, faizsiz bir inidam (mahvoluş) değil, belki bir faili Hakimin Rahim’in (her işi rahmet ve hikmetle yapan Cenab-ı Allah tarafından) bir terhistir. Bir tebdili mekandır. Saadeti ebediye tarafına vatanı aslilerine bir sevkiyattır. Yüzde 99 ahbabın mecmaı (toplanma yeri) olan alemi berzaha (kabir alemine) bir visal (kavuşma) kapısıdır”.
ADNAN OKTAR:Üstad’ın üslubu çok güzeldir maşaAllah. O zaman Üstadımızın talebelerinin peşpeşe konuştukları bir film vardı onları seyredelim.
VTR- BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN HAS TALEBELERİ VE DİĞER KIYMETLİ HOCALARIMIZ HZ. MEHDİ (A.S)’IN AHİR ZAMAN’DA GELECEĞİNİ SÖYLÜYORLAR.
VTR- KIYMETLİ ŞEYHLERİMİZ VE HOCALARIMIZ SAYIN ADNAN OKTAR VE ESERLERİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ
ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel sevgileri, inşaAllah onların dediği gibi faydalı, daha iyi oluruz inşaAllah. Allah sevgilerini arttırsın maşaAllah. Muhammed bin Resul el-Hüseyin el-Berzenci, “Bu ümmetin ömrü 1000 seneyi geçecek, fakat 1500 seneyi aşmayacaktır” diyor; 299. Yani 1400 ile 1500 arasında her şey bitecek diyor. Her alim söylüyor, bir tek biz değil. Cübbeli de üç sayı dergisinde dünyanın ömrünün 1400 ile 1500 arasında biteceğini söylüyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın da bu yüzyılda çıkacağını söylüyor. Sonra konuyu değiştirdi. Yani işte bu Fatih Altaylı’yla yaptığı toplantıyı söylüyorum. Dini konuları tenzih ederim, onunla oturup şakalaşıyor, ilginç şeyler yapıyor. Evet. Berkerim Şualar’dan ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:5. Şua’yı siz, bir tek siz varsınız Hocam anlatan. Siz oldunuz Bediüzzaman’dan sonra televizyonlarda herkesin anlayabileceği gibi şerh eden maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet biraz seni dinleyelim Hocam.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri küfre karşı zaaf göstermemenin önemine şöyle dikkat çekiyor. “Buna dikkat ediniz ki, canavar bir hayvana karşı kendini zayıf göstermek onu hücuma teşçi ettiği (cesaretlendirdiği) gibi canavar vicdan taşıyanlara karşı dahi dalkavukluk etmekle zaaf göstermek onları tecavüze sevk eder. Öyleyse dostlar müteyakkız (dikkatli) davranmalı ta dostların lakayıklarından ve gafletlerinden zındıka taraftarları istifade etmesinler.
ADNAN OKTAR:Çok güzel üslubu Üstad’ın. Onu böyle kelime kelime cümle cümle şerh ederek anlat.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Canavar bir hayvana karşı insanın kendini zayıf göstermesi o canavarı cesaretlendirdiği gibi diyor Üstad, canavar vicdanı taşıyanlara karşı ateistler, materyalistlere, Allah’ın kabul etmeyen bazı kişilere karşı dahi böyle dalkavukluk yaparak...
ADNAN OKTAR:Mesela PKK’ya karşı, evet.
ALTUĞ BERKER:Böyle kendini zayıf göstermek onları daha da cesaretlendirir, hücumlarını, tecavüzlerini daha çok arttırır, daha çok zarar verdirtir.
ADNAN OKTAR:Saldırganlaşırlar. Alttan almamak gerekir, diyor. Evet. Şeyh Efendi buyrun yine devam edin.
ALTUĞ BERKER:Hakim-i Tırmizi Hazetleri, Hatemü’l Evliya isimli kitabında Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili şöyle yazmış. “Ahir Zaman’da Hz. Mehdi (a.s) yokken, henüz yaklaştırılıp seçilmemişken aradaki boşlukta Hatemül velayeden başka adaleti ayakta tutacak kimse olmaz ve o Hz. Mehdi (a.s) bütün veliler üzerine Allah’ın hücceti olmaya muvaffak olur. İşte Hz. Mehdi (a.s) son evliya Ahir Zaman’da Allah-u Teala’nın bütün peygamberler üzerine hücceti olan ve kendisine Hakkül nübüvvet verilmiş olan son Peygamber Muhammed (s.a.v) gibi olur” demiş Tırmizi Hazretleri, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Hocam biz seni diniyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in iltifatlarından var Hocam. “Bahreyn’de yaşayan bir kabilenin reisi olan Münzir, beraberinde 20 kişi ile birlikte Medine’ye Peygamberimiz (s.a.v)‘in ziyarete geldi. Peygamberimiz (s.a.v) onları Mescid-i Nebevi’de kabul etti, çok yakınlık gösterdi. Onlara İslam’ı anlattı ve hepsi de Müslüman oldu. Kabilenin reisi olan Münzir Peygamberimiz (s.a.v)’e bir hayli sorular sordu. Hepsinin de cevabını aldı ve memnun oldu. Peygamberimiz (s.a.v) Münzir’i çok sevmişti ve kendisine şöyle iltifat etti. “Gerçekten sende iki huy vardır ki, Allah onları sever.“ “Ya Resulullah (s.a.v) bunlar nelerdir?” “Bunlar yumuşak huyluluk, hoşgörülü olma ve hayadır.” “Bunlar benim yaratılışımda mı var yoksa yeni mi oldu?” “Hayır senin yaratılışında var.” “Beni bu iki huy üzerine yaratıp da, onları seven Allah’a hamd olsun” demiş Münzir, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam şimdi sen, sürekli sen konuşacaksın, biz seni dinliyeceğiz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam inşaAllah. Hazreti Peygamber (s.a.v)’in amcası Abbas bin Abdulmüttalip’ten bahsediyorum Hocam inşaAllah. “Babası Abdülmüttalip annesi Nutehile’dir. Resulullah (s.a.v)’tan birkaç yaş büyüktü. Resulullah (s.a.v) küçükken annesi ölünce dedesi Abdülmüttalip’in himayesine geçtikten sonra Abbas’la çocuklukları beraber geçti. Gençliğinde Hz. Abbas ticaretle uğraşıp zengin oldu. Hz. Abbas Peygamberimiz (s.a.v)’in İslam’ı yaymaya başladığında tarafsız bir tavır takınmışı ne iman etmiş ne de karşı koymuştu. Hatta kabul etmemesine rağmen İslam davetinde Hz. Peygamber (s.a.v)’e yardımcı oluştu. Hanımı Ümmül Faz ise ilk Müslümanlar’dan. Bedir Savaşı’ndan sonra Müslüman oldu ve Mekke’ye döndü. Müslümanlığını gizledi ve Mekke’deki Müslümanları korudu. Mekke ve müşriklerle ilgili Peygamberimiz (s.a.v)’e haberler yolluyordu. Hz. Abbas Mekke’nin fethinden kısa bir süre önce Medine’ye hicret etti, Huneyn’de İslam ordusu dağılıp çok az kişi kalmışken Abbas, Peygamberimiz (s.a.v)’in atının dizginlerini tutmuş gür sesiyle ve çağrısıyla Müslümanlar’ı çözülmekten kurtararak tekrar toparlanmalarını sağlamış ve savaşın kazanılmasına vesile olmuştu. Bizans seferinde Müslüman ordularının silah ve teçhizatının mali kaynağını da Hz. Abbas karşılamıştı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bu sevimli demiş ki, dini konularla ilgili olduğunu öğrenmiş sohbetin. O zaman soru sorup cevap verebileceğini söylemiş. Hıristiyanlıktaki günah çıkartmanın mantıksız olduğunu, Allah’tan bağışlanma dilemenin ve Allah’a dua etmenin doğru olduğunu söylemiş. O zaman bu sevimli bir daha geldiğinde konuşturalım, inşaAllah. Şeyhim buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Kutsal kitapların kelime anlamlarını söylüyorum inşaAllah. Kuran-ı Kerim; Kuran Kare’e fiilinden edilen bir mastar olup çok anlamı okumak, toplamak, biraraya getirmek demektir. Tevrat; İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış kelimesi olan Tevrat; kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, antlaşma gibi anlamları dile getirir. Zebur; kelimesi men etmek manasına gelen Zebr kökündendir. Kötülüklerden men eden şeyleri bildirdiği için Zebur diye adlandırılmıştır. İncil Yunanca bir kelime olan Evangelyon; iyi haber, müjde demektir.
ADNAN OKTAR:Kuran, yazılmamış şekline de musaf deniyor biliyorsun. Musafla Kuran aynı, aynı anlamdalar evet. Ama asıl kitap haline gelmiş olması ayrıdır, bir de anlamı ayrıdır. Yani söz olarak anlamı ayrıdır. Kuran önce ezberdeydi. Ezber olarak tutuluyordu, sonra biliyorsunuz kitap haline getirildi. Evet, yazılı hale getirildi. Evet, şimdi yine biraz Cübbeli’yi yine dinleyelim.
VTR- MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİ VE CÜBBELİ, İSLAM’IN DÜNYA HAKİMİYETİ İÇİN DUA EDİYOR
VTR- CÜBBELİ; İSLAM AHLAKININ HAKİMİYETİNİN ÇOK YAKIN OLDUĞUNU ANLATIYOR
VTR- CÜBBELİ; ALLAH’IN KULLARINDAN SEVİP SEÇTİKLERİNE GAYBI BİLDİRECEĞİNİ ANLATIYOR
VTR- CÜBBELİ; “HZ. MEHDİ (A.S) ÜMMET-İ MUHAMMED’İN İMAMI OLACAK, ONU BEKLİYORUZ” DİYOR
ADNAN OKTAR:Evet, muazzam anlatıyor maşaAllah ve daha da anlatmaya devam edecek inşaAllah. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Taha Suresi. “Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol,” yani sinirlenme, üzülme, rahatsız olma. Müslüman buna çok dikkat edecek inşaAllah. “Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz." 2023 yapıyor ebcedi inşaAllah. Şimdi işte bu Musaf-ı şerif. Musaf. İçindeki anlam Kuran. Yani içindeki bu sözler, okuduğum sözler Kuran. Ama böyle iki kapak arasına alınır da kağıt haline getirilirse yani kağıda yazılırsa ona musaf diyoruz. Ama aynı yani musafla Kuran aynıdır. Fakat mesela ezberden söylenen söz, mesela Kuran’ı ezberden biliyor, o Kuran’dır. Bu da Kuran ama kağıt haline geldiği için kapla sarıldığı için ona da musaf diyoruz. Ama kafa karıştırack bir şey yok. İkisi de aynı anlamdadır inşaAllah. Evet. Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Ali bin Ebu Talib (r.a.)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifinde Ahir Zaman topluluğu ile ilgili şöyle buyurmuş. “Allah’ım, yeryüzünü ilahi hüccetinle ayakta tutacak olan kimseden hali (boş) bırakma. Onların sayıları çok az. Allah katındaki değerleri ise çok yüksektir. Kalpleri en yüce yere bağlıdır. İşte onlar kulları ve beldeleri içinde Allah’ın halifeleridir. Onların yüzlerini görmeyi ne kadar çok isterdim” demiş inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in zamanında birçok insan Müslümanlar’ın Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e gösterdikleri saygıya şahit olduklarında Müslüman olmuşlardır. Hudeybiye gününde, Utbe bin Mesud, Mükris bin Havs, Self bin Urve ve başka kişilerden oluşan Kureyş elçileri kendiler ile mürşitler arasında ihtilafa düştükleri konularda hüküm vermesi için Peygamberimiz (s.a.v)’e gelmişler. Peygamberimiz (s.a.v) de eman vererek onları kabul etmişti. Elçiler Müslümanlar’ın Peygamberimiz (s.a.v)’e gösterdikleri saygı karşısında hayrete kapılmışlardı. Çünkü böyle bir saygının ne krala ve ne de Kayzere gösterildiğine şahit olmamışlardı. Kendi toplulukları döndüklerinde gördüklerini anlattılar ve birçok kişi bu vesile ile Müslüman oldu.
ADNAN OKTAR:Evet, efendim. Atatürk’e karşı olan adamlar çok büyük hata yapıyorlar çünkü Atatürk’ü tanımıyorlar. Oradan buradan düşündükleriyle hareket ediyorlar. 30 kere anlattım yine anlatıyorum. Elmalılı tefsirini Atatürk yaptırdı, Buhari şerifi Atatürk tercüme ettirdi, imam hatipler, İlahiyat Fakülteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Atatürk kurdurdu. Sırf bu bile yeterlidir. Daha bunun üstüne ne söyleyeyim ben yani? Şeyhim buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Bediüzzaman diyor ki,” dediniz “münafıklar yılan gibi bir şeytani zekaya sahipler ve dessastırlar, diyor Bediüzzaman. Onun için karşı atağın çok akılcı ve Kurani olması gerekiyor” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:E tabii ki. Efendim Meltem Hanım çok güzel şeyler yazmış. Soner Beykoz’dan yazmış. Azerbaycan kardeşlerimiz yazmışlar. MaşaAllah, bunları cevaplamaya kalkışırsak sabaha kadar burada kalmamız gerekecek. Şeyhim sen kapanış konuşmasını yap.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Bizi yarın 22:00’den itibaran A9 Tv, Kocaeli Tv, Aba Tv, Mavi Karadeniz Rayo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi Ahzab Suresi 45, 46, 47 ve 48.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik). Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır. Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.”
ADNAN OKTAR:MaşAllah. Birinci ayetin ebcedi 2034, 1997 tarhini veriyor. 2005 tarihini veriyor, ayetler sırayla. Bu kadar tevafukat hayret değil mi?
ALTUĞ BERKER:Bütün Ahir Zaman, hakimiyet ayetleri, müjdeci ayetler hep aynı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Efendim. “Gerçekten Biz ona” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Yine bu ayet de 2017 tarihini veriyor ebcedi. MaşaAllah. “Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız,” 2007 yani bu kadar tevafuk hayrettir maşaAllah. “Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır.” 1987 tarihini veriyor o da. Hepsi Mehdiyet’e bakıyor maşaAllah. İsteyen inceleyebilir. Evet, yarın görüşüyoruz inşaAllah.
Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...