ADNAN OKTAR:Neler anlatıyordunuz Şeyhim?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. İman hakikatleri, vücudumuzda her an her saniye Allah’ın yarattığı mükemmelliklerle ilgili film izledik. Daha sonra sizin çalışmalarınızın önemini anlatan Ehl-i Sünnet alimlerimizin filmlerini izledik, iman hakikatlerinin önemini anlatan ve Mehdiyet’i müjdeleyen inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, inşaAllah. Bu iman hakikati dediğimiz konuları, üçünü beşini bir arada düşündürtebilmek, böyle derin düşündürtebilmek çok önemli. Eğer bu derinliği elde edebilirsek, bu anlatımı elde edebilirsek, o zaman çok güzel netice alabiliriz, inşaAllah. Hemen kavranması o kadar kolay bir şey değil. Berker’im başka neler anlatalım?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Arkadaşlarımız sizi temsilen Yeni Zelenda’da Auckland Üniversitesi’nde konferans verdiler bugün, maşaAllah. Konferansa, çoğunluğu üniversite öğrencisi olan bir topluluk katıldı. Darwinizm, Kuran mucizeleri, ahir zaman alametleri, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.), hayal vehim konuları detaylıca anlatıldı. Uzun bir soru cevap bölümü olmuş. Dinleyiciler çok ilgiliymiş ve memnun kalmışlar, maşaAllah. Konferans, televizyon programı hazırlanmak üzere Yeni Zelenda’daki bir televizyon kanalı tarafından videoya kaydedilmiş, inşaAllah. Şu an için bir tane resim göndermişler, onu gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İran’da, Hz. Mehdi (a.s.) konferansında, İran Genelkurmay Başkanı bizim Mehdilik’le ilgili kitabımızı öpüp alnına koymuş. O kitabı bana versene.
ALTUĞ BERKER:Resimleri var bende.
ADNAN OKTAR:Göster bakayım. Bu, Genelkurmay Başkanı, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Genelkurmay Başkanı evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani İran’daki bütün orduların komutanı. Bizim kardeşlerle orada kucaklaşmışlar, konuşmayı da yapmış. O, ahir zamanı detaylı anlattığımız, Mehdiyet ile ilgili olan kitabı da öpüp alnına koymuş. Evet, şu kitap; ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek’. Evet, bayağı kalınca bir eser, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bir de Ahmedinejad’ın güzel bir açıklaması olmuş. “Biz, Mehdi (a.s.)’ı bir ruh olarak beklemiyoruz, şahıs olarak bekliyoruz” demişler ve “şahıs olarak da geldiğine inanıyoruz” demişler. O çok hayatiydi, bayağı üstünde durmuştuk, “onu o şekilde düzeltsinler” dedim. Yani; “bir ruh gibi anlatmak olmaz, çünkü o acayip bir şey olur” dedim. “Biz bir şahıs olarak bekliyorduk ve şahıs olarak da gelmiştir” demişler. MaşaAllah. “Yavaş yavaş perdeler açılıyor” dedim ya, perdeler açılmaya devam ediyor, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Başka resimler de var, Mehdiyet konferansından, İran’dan; geçen sene sizin canlı yayın programınıza konuk olan alimler de, İranlı alimler de konferansı düzenleyen ve konuşmacı olarak katılanlar.
ADNAN OKTAR:Evet geçen sene konuşmuştuk onunla.
ALTUĞ BERKER:Orada Başkan.
ADNAN OKTAR:Başkan mıymış o şahıs?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Buraya gelen.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O zaman önemli, bir daha çağıralım o zaman. Yeniden gelsin, daha detaylı konuşalım, inşaAllah. Bak 1400 seneden beri ilk defa oluyor bu tip şeyler, bu tarz şeyler. İran’da hep böyle, “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” derlerdi ve bir ruh varlık gibi söylenirdi, bir hayali varlık gibi söylenirdi. Ama şu an Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olarak geleceği ve geldiği söyleniyor, bu çok önemli.
ALTUĞ BERKER:Hamaney de söylemişti daha önce, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Hamaney de söylüyor, söylemeyen yok, yani tamamı maşaAllah. Allah’ın izniyle güzel bir netice olacak, savaşlar duracak, kan duracak, anarşi duracak, terör duracak; gerçek anlamda sevgi, barış ve kardeşlik dünyaya hakim olacak, inşaAllah. Onu Ahmedinejad da çok detaylı söylüyor, biz de detaylı söylüyoruz.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben Güneydoğu’dan şehitlerimizin konumunu biraz dünden beri düşünüyorum. Gece görüşlü termal kameraların sayısının çok artırılması gerekiyor, benim görüşüm olarak. Mesela her yüz metrede bir bir termal kamera çok güzel olur. Yani masrafı neyse veririz, sorun değil. Ama her bölgede böyle zikzak tarzında,bir ileri bir geri, bir ileri bir geri; hiçbir şekilde kaçamayacakları gibi sık kontrol noktaları oluşturmak, bir de havadan kontrolü sıklaştırmak, inşaAllah. Çok yüksekten kontrolü sıklaştırmak, onun için her türlü teknolojiyi kullanmak, inşaAllah. Bir de bu adamların ani saldırılarına karşı çok güçlü beton mevziler meydana getirmek, yeraltından, geçişle, bu Majino Hattı gibi, birçok çelik aksamlı sığınak, kurşungeçirmez camlı sığınaklar yapılması ve geçişin de yeraltından olması. Helikopter pek yaklaşamıyor anladığım kadarıyla. Herhalde vurulma tehlikesinden yaklaşamıyorlar. Çok yüksekten, yani kurşun mesafesinin yüksekliğinden müdahale edilebilir, kontrol edilebilir, o mümkün. Ama en önemlisi erken uyarı, onun için çok fazla kamera sistemi yerleştirilmesi. Hatta ağaçlara, taşların içine, her yere yerleştirilebilir fark edilmeyecek, gizli kameralar. Mesela kayanın içine yerleştirilse fark edemezler. Kamera, taş; gayet güzel iç içe geçirerek, uygun bir görünüm verilerek sezilmeyecek hale getirilebilinir. Hem hassas dinleme hem izleme inşaAllah, böyle bir sistem çok iyi olur diye düşünüyorum inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Diyarbakır’da şehit düşen askerlerimizden yirmi üç yaşındaki Çavuş Noyan Aydın’ın cenazesinde annesi tam sizin söylediğiniz gibi dik ve güzel bir tavır sergilemiş, inşaAllah. Dört bin kişinin katıldığı cenazede şehit annesi oğlunun yoksulluk içinde yaşadığını ancak kalbi temiz olduğu için şehit olduğunu ve bu nedenle asla ölmeyeceğini belirterek, “Allah’ın yanına gitti. Onlar utansınlar, benim oğluma tüm Türkiye sahip çıkıyor, ama onlara kimse sahip çıkmayacak” demiş. Ayrıca şehit askerin ağabeyi de, kardeşinin Peygamber (s.a.v.)’in yanına gittiği, Müslüman’ın Müslüman’a kurşun sıkmayacağı ve bu vatana binlerce Mehmetçiğin feda edileceği ile ilgili güzel bir şiir okumuş.
ADNAN OKTAR: İşte bu işin aslı budur, güzeli budur, doğrusu budur, ibadettir. Hepimiz isteriz. Sayın Kılıçdaroğlu’na da helal olsun, o da çıktı dedi; “biz de şehit olmak istiyoruz, şehit olmaya hazırız” dedi. Bitmiş. Türkiye bir bütün Güneydoğu’da. Bir avuç, en fazla kırk-elli bin kişilik bir terörist ekibi var, militan. Bir de onların korkutup yönlendirdikleri var. Onlar önemli değil. Asıl militan kısmı önemli. Onları da fikirle etkisiz hale getirmek lazım. Özellikle Türkiye’deki destekçileri de o zaman yerle bir olacaktır. Türkiye’de çok fazla destekçileri var; gazetelerde, orada burada, köşelerde kenarlarda çok fazla PKK destekçisi var, onlar da manen çökerler, eğer fikren cevap verilirse, inşaAllah. Darnimarka’da, Norveç’teki komünistler de çökecektir, İsviçre’deki; hepsi. Mühim olan yurtdışındaki komünistlerin de fikren çaresizliğe düşürülmesidir. Fikren haklı olduğunu düşünürse moral güç bulur, fikren haklı olmadığını anlarsa da moral yönden gücü kalmaz. Bu çok önemli, evet.
ALTUĞ BERKER:AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, şehitlerimizin cenaze töreninde yaptığı açıklamada demokratik özerlik kavramının demokrasiyle hiçbir ilgisi olmadığını, bu tanımın Stalinist bir özerklik tanımı olduğunu, PKK’lıların başta Kürt vatandaşlarımız olmak üzere ülkemizin bir kısmına diktatörlük getirmeye çalıştıklarını belirtmiş. PKK’lıların aziz milletimiz üzerinde büyük bir zulüm yönetimi kurma gayreti içinde olduğunu ve buna asla izin verilmeyeceğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Güzel söylemiş. Stalinist olduklarını söylemesi, komünist olduklarını söylemesi güzel. Ama bunun tabii resmi ağızdan duyulması çok önemli. Hem Başbakanımızın hem Genel Kurmay Başkanımızın, bakanlarımızın da bunların komünist, Stanilist örgüt olduğunu söylenmesi ve antikomünist faaliyet yapılması gerektiğini de belirlemeleri ve belirtmeleri çok hayati. Çok nadir duyuyorum. Mesela çok çok evvel bir Genel Kurmay Başkanımız dedi ki; “onların faaliyetlerine karşı, moral yöndeki faaliyetlerine karşı, karşı moral çalışma yapılması gerekir” dedi. Ama bu çok kapalı, bu anlaşılmaz. “Onların Marksist, Leninist faaliyetlerine karşı anti Marksist, anti Leninist, anti Darwinist çalışma yapılması gerekir” diye açıkça söylemeleri lazım. O zaman çok çok etkili olur, bayağı güzel olur; öbür türlü biraz zor. Ama her halükarda fikren de olsa manen de olsa her yönden çökeceklerdir. Ama bizim sebebe sarılmamız, bunları anlatmamız çok önemli. Eğer anlatmazsak olmaz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Estağfirullah Hocam. Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v.); zamanın imamını tanımadan ölenin cahiliye ölümü üzerine ölmüş olacağını söylemiş. Fuzeyl bin Yesar şöyle der; “İmam Muhammed Bakır (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu duydum; ‘her kim zamanının imamını tanımadan ölürse, cahiliyet ölümü üzerine ölmüş olur. Ve her kim imamını tanırsa Kaim Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun erken veya geç olması onun için fark etmez. Ve her kim imamını tanıyarak ölürse Kaim Hz. Mehdi (a.s.)’ın çadırında olanlar gibidir.’”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ahmet Şişman Ağabeyimiz, Hakk’ın rahmetine kavuştu. Yeni Şafak gazetesinin kurucularından, eski sahiplerinden, Ensar vakfı Eski Başkanı…
ADNAN OKTAR:Cenazesi bugün mü kaldırıldı?
ALTUĞ BERKER:Bu sabah vefat etti, Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu sabah vefat etti, evet.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah. Allah’tan rahmet diliyoruz.
ADNAN OKTAR:Evet, Allah rahmet etsin. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah. Günahları varsa affı mağfiret etsin Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Sizi yakından takip eden, Türk-İslam Birliği gönüllüsü alevi kardeşimiz Erol Sekin, dün geceki Berat Kandili için güzel bir video kaydı yapmış. Size ve tüm kardeşlerimize sevgi ve muhabbetlerini iletiyor. Uygun görürseniz göstereyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VTR: Erol Sekin’in Berat Kandili konulu videosu
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Aleviler bizim canımızdır. Bakın görün, buyurun işte Alevi kardeşimiz; can, dünya iyisi, maşaAllah. Türk-İslam Birliği’ni istiyor. Halis, muhlis Müslüman evladı, Türk evladı ve arslan, maşaAllah. MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, yine “slm” diye birisi yazmış. Olmaz “selam” diye söyleyeceksiniz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın vehbi ilimlere sahip olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle bildirmiş; “İmam Hz. Mehdi (a.s.), bir şeyi bilmeyi irade ettiği zaman Allah-u Teala o şey hakkında onu haberdar eder” demiş Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“İmam Hz. Mehdi (a.s.), bir şeyi bilmeyi irade ettiği zaman, Allah-u Teala o şey hakkında onu haberdar eder.”
ADNAN OKTAR:İlham eder, ilham eder inşaAllah, hissettirir anlamında inşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Esselamun Aleyküm mübarek Hocam. Fatih Erbakan ve yarınki Saadet Partisi Kongresi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Kongreyle ilgili bir tavsiyeniz, öneriniz varsa bizler için çok önemli inşaAllah. Bir de Hocam, ablam, Şemsi Tebrizi’nin Hz. Hızır (a.s.) olup olmayacağını merak etmiş. Sizlere soruyor inşaAllah. Muhammed Kaldırım, Kocaeli.” Olur olur, olur olur, inşaAllah. Fatih Erbakan, Erbakan Hocamız’ın bizlere bıraktığı bir emanet. O bizim canımız, çok güzel huylu, güzel ahlaklı, akıllı, kaliteli, görgülü, kültürlü bir kardeşimiz. Saadet Partisi de Milli Görüş’ü savunan bir parti. Milli Görüş, Türkiye’nin en az yüzde yetmişi sekseni tarafından benimsenen bir görüştür. Allah güç kuvvet versin. Allah hepimize hidayet nasip etsin. Hayırlara gark eylesin Allah hepimizi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hocam selam, maşaAllah, SübhanAllah. Bu nasıl bir şıklıktır, yakışıklılıktır?” Allah Allah, hakikaten de doğru, maşaAllah. “Zaman sizin için ters işliyor adeta, gittikçe gençleşiyorsunuz maşaAllah. Allah sağlığınızı sıhhatinizi arttırsın, sizi başımızdan eksik etmesin; Türk-İslam Birliği’ni kursun, deccaliyeti sustursun inşaAllah. Adı güzel, kendi güzel Muhammed Adnan Hocam, ellerinizden hürmetle öperim” diyor Gülcan Hanım.
Mehmet Ayan, Mardin’den yazmış. Bak bizim can kardeşlerimiz, maşaAllah. Mehmet yalnız adresini vereceksin ki gönderelim. Vermiş miydi adresini? Vermiştir herhalde.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir kitap istemiş.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Siz PKK’nın komünist, ateist ideolojiye sahip ve gerilla yöntemleri kullanarak alçakça savaşan terörist bir örgüt olduğunu hep anlatıyorsunuz. PKK ve Öcalan’ın ideolojilerini kendilerine örnek aldıkları Lenin, Mao ve diğer komünist kan dökücü liderlerin gerilla savaşına dair ifadeleri var, eğer uygun görürseniz okuyabiliriz onları Hocam, inşaAllah. Örneğin; Fidel Castro, Venezuela Komünist Partisi, demokratik barıştan söz etmiş. O da şöyle diyor; “biz de öğrendik ki” diyor, “o çok bilinen bir taktik ve manevra teorisiymiş. Asla savaşı bırakmak değil; yalnızca bir manevra”. Tam böyle söylemiştiniz Hocam, inşaAllah; “bu demokratik barış yalnızca temelleri genişletmek, rejimi zayıflatıp, çökertip, yerle bir etmek için bir manevradan başka bir şey değildir. Barıştan söz etmek, ancak savaş kazanmış bir devrimci hareketin hakkıdır.”
ADNAN OKTAR:Bak, dediklerimin aynısı. Bak, “komünistler böyle taktik yapıyor, oyun yapıyor” diyorum, dediklerimin doğru olduğunu görüyorsunuz. Belgeleriyle, açık ifadeleriyle bunu görüyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah. Lenin ve diğer Marksist ideolojilerin büyüklerinin hepsi aynı sözleri söylüyorlar Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onlardan örnekler ver.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Örneğin, şöyle diyor Lenin, ‘Gerilla Savaşı’ isimli yazısında; “tıpkı halkın tümünün yeniden eğitilmesi ve savaşmayı öğrenmesi gibi bizim örgütlerimiz de eğitilmelidir” diyor Hocam, inşaAllah. PKK’yı desteklediği bilinen Özgür Gündem gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde de PKK kampları şöyle anlatılıyor, haberi yapan kişiler PKK kampındaki gözlemlerini anlatıyorlar; “ilk önce Parti Merkez Okulu denilen yeri ziyaret ediyorlar, daha sonra kadın teröristlerin eğitildiği PAJK Akademisi denilen ikinci bir eğitim merkezini ziyaret ediyorlar.” Bu sözde eğitim merkezlerinde nerelerin öğretildiği ise haberde şöyle anlatılıyor; “Bilim Aydınlanma Çalışmaları” diyor, “bu kampın en temel çalışma alanı ideolojik mücadele yürütmek, yani kadroları örgütsel ve ideolojik olarak hazır hale getirmek için eğitim çalışması yönetmek öncelikli görevler arasında.” “Bu nedenle eğitim veriyorlar bu şekilde” diyor.
ADNAN OKTAR:Bak işte, “bu eğitime karşı, karşı eğitim verilmesi gerekir” diyorum ben de. “Buna gerek yok” deniyorsa, bu akılcı ve bilimsel olmaz, mantıklı da olmaz. Adamlar geceli gündüzlü eğitim veriyorlar, komünist eğitim veriyorlar. Anti-komünist, anti-Leninist, anti-Darwinist karşı eğitim verilmesi lazım. Bilimsel mücadele, felsefi mücadele şart.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Yine bir sitenizi daha tanıtayım; KomunizmVeDarwinizm.Com inşaAllah. Bu konuda yeni siteler devam edecek, Allah’ın izniyle. Komünizm ve Darwinizmin bilimsel geçersizliğini delilleriyle birlikte anlattığınız eserleriniz, anlatımlarınız, makaleleriniz ve delillerden oluşan, diğer internet sitelerinizin tanıtımından oluşan yeni internet sitesi; KomunizmVeDarwinizm.Com.
ADNAN OKTAR:Bir daha göster.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:O üstten göster. Evet. KomunizmVeDarwinizm.Com.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Hazır filmimiz ne var? O zaman yine Cübbeli’den dinleyeceğiz.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinin çok yaklaştığını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin de, bölgenin de, her yerin birliğe, beraberliğe ihtiyacı var. Birlik, parçalanmayı ortada kaldırır. Sürekli birlik arayan bir millet parçalanmaz. Birlik aramayan bir millet parçalanır. Çünkü birleşme ve büyüme yoksa, durma vardır. Durma varsa, küçülme olur. Ama büyüme ülküsü varsa, büyüme ideali varsa, büyük olma hırsı varsa küçülme olmaz, bölünme olmaz, inşaAllah. Onun için biz millet olarak daima büyümeyi, büyük olmayı, İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni istemekle mükellefiz. Bütün Müslümanlar kardeş, onların birleşmesi çok normal. Türk milleti de zaten adı üstünde, Allah; “sizi milletler olarak yarattım” diyor, millet olarak birleşmek durumundadır. Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla zaten bütün Türkiye bir bütündür. En az elli çeşit etnik unsur çıkar Türkiye’de, eğer o gözle bakılırsa. O zaman Türkiye’yi biz elliye bölecek halimiz yok. Bilakis, birbiri içine kaynamış, birbiri içine kaynaşmış bir topluluğuz biz. Bölünmeyi herkes kafasından silip atacak. Öyle bir şey olmaz. Ama demokrasiyi hep birlikte isteyeceğiz, laikliği hep birlikte isteyeceğiz, özgürlüğü hep birlikte isteyeceğiz, güzelliği, sanatı, bilimi, iyiliği, barışı, kardeşliği hep birlikte isteyeceğiz ve herkes için isteyeceğiz, belirli bir yer için değil. Doğru mu Berker’im?
ALTUĞ BERKER: Allah razı olsun, çok doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, buyur.
ALTUĞ BERKER: Hocam Siz; Ayetullah Hamaney’in, ‘görünmez Hz. Mehdi (a.s.) inancının bir hurafe olduğunu açıklamasını, bu konuyu netleştirmesini 31 Ekim 2010 tarihli televizyon programınızda söylemiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Sayın Ayetullah Hamaney de, 10 Temmuz 2011 tarihinde, birkaç gün önce şöyle söyledi; “Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklemek, yaşayan bir insanın beklentisi içinde olmak demektir” şeklinde netleştirdi dediğiniz gibi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yaşayan bir insan; yani ruh insan değil, görünmez bir insan değil, şahs-ı manevi değil; bir şahıs. Ayetullah Hamaney de, Allah razı olsun, bu açıklamayı yaptı, Mehdiyet konusunda son noktayı koymuş oldu. Demek ki, Mehdiyet bir ruh değilmiş, ruhtan ibaret bir varlık değilmiş; insanmış.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, yaşayan bir insan, sadece zuhuru mevzu bahis. Evet, askerlerimiz, yorgun olmaması çok önemli, yani mutlaka dinlendirilmiş olarak askerlerin bir yerden bir yere kaydırılması lazım. Mesela, üç saat yürüdülerse veyahut iki saat yürüdülerse, mutlaka mola verdirip, en az yarı yarıya gözcü bırakıp dinlenmelerini sağlamak lazım. Bu benim görüşüm, kendi görüşüm. Çetin dağ taş tepelerden saatlerce, günlerce yürütürse askeri bir insan, bitap olur asker. Dikkati de dağılır. Uykusuz olursa özellikle, onun savunma refleksi çok güç olur. Öbür çakallar horlaya horlaya uyuyorlar, dinleniyorlar. Yıllarca eğitim yapmışlar, nişan talimleri yapmışlar; böyle adamlar. Bizim çocuklar daha yeni Anadolu’nun çeşitli yerlerinden getiriliyorlar, az eğitim almış ama çok yorulmuş oluyorlar. Yani gerekirse çelik kask da giydirilebilir, kurşun geçilmez şekilde. Yani çok süratli harekete ihtiyaç yok, iki saat yürüseler… Gerekirse arabayla giderler yahut helikopterle bir yerden bir yere nakledilebilirler. Malzemeler o şekilde götürülebilir ve birçok yere beton mevzi yapılması, yani kalın, kurşungeçirmez, bomba işlemez beton mevzileri yapılması ve -o söylediğimi de yine söylüyorum- taşlara, ağaçlara birçok yere arazide, büyük kayaların üstüne gizli kameralar yerleştirilmesi, gece görüşlü gizli kameralar, termal gizli kameraların yerleştirilmesi ve yeraltı ulaşımı sağlanması, tünellerle. Yani en ufak bir şeyde de hemen bölgeye asker sevk edilmesi. Mesela belirli bir noktadaysa onun önünden, arkadan, yandan, sağdan, soldan, her taraftan kesecek şekilde asker gönderilmesi. Çünkü ileri karakollar da oluşturulması gerekiyor. O zaman çembere alınmış olurlar. Çembere alınınca da hiçbir yere kaçamazlar. Yani çembere almak çok önemlidir. Bütün kaçış yollarını kapamak gerekiyor. Araziye uymaları gibi bir konu olmaz o zaman, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Güzel çiçek resimler gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir de mis gibi de kokuyor bu sevimliler. Benim hayret ettiğim, her seferinde yine aynısını söylüyorum; tozlu topraklı, çamurlu yerlerde gıcır gıcır, pırıl pırıl oluyorlar, hiçbir şey olmuyor. Yağmur yağıyor, toz toprak oluyor; yine gıcır gıcır oluyorlar. Bu hayrettir, Allah’ın hikmeti. Mesela bembeyaz, süt beyaz; mesela bordoysa, tam; sarıysa, sapsarı. Üstünde tozun esamesi olmuyor. İsterseniz gidin yakından bakın, hiçbir şey yok. Böcekler de öyle, keratalar verniklenmiş gibi, gıcır gıcır oluyorlar. Kediler, köpekler hep öyle, tavşan yavruları akşama kadar temizleniyorlar. Arılar da, mesela geçen gün pencereye arı kondu, dikkatlice baktım; siliyor, siliyor, siliyor, kafasını siliyor, kanatlarını siliyor, patilerini siliyor. Eline toz bulaşıyor onları şöyle şöyle bir güzel döküyor, temizliyor şöyle şöyle yaparak. Hani var ya insanlar ellerine bir şey bulaştıüında şöyle şöyle yaparlar, patisini öyle yapıyor, yine kafasını, gözü… Yani bayağı uğraşıyor. Dinlenme diye bir olay yok bunlarda. Genellikle temizlenmekle vakit geçiriyorlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “İdealizm, Matrix Felsefesi ve Maddenin Gerçeği” isimli kitabınızı tanıtıyorum, inşaAllah. Son yıllarda gösterimde olan pek çok filme baktığımızda, senaryolarında işlenen ortak konulardan biri dikkatimizi çekiyor. Bu filmlerde gerçek olarak kabul edilen, varlığına mutlak olarak inanılan dünya hayatı sorgulanmakta; rüyalarda oluşan ya da simülasyon gibi yapay sinyallerle oluşturulan ortamların ne kadar gerçekçi olabileceği vurgulanmaktadır. Sizin yıllardan beri maddeni aslı hakkında yaptığınız açıklamaları bu filmlerde görüyoruz. Bu kitapta bu filmlerdeki ilgili sahneleri okuyabilir kardeşlerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benim bu maddenin hakikatiyle ilgili bilgiyi filmin senaristine göndermemden yaklaşık bir yıl sonra filmi çekmeye başladılar. Birebir anlattıklarımın aşağı yukarı aynısı; o kitapta yazdıklarımın aşağı yukarı aynısı. Çok kapsamlı olarak vurgulamış oldular. Çok da iyi oldu, bütün dünya da öğrendi. Bununla ilgili bir film daha var, bu konuya benzer.
ALTUĞ BERKER: Birkaç tane var, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: “The Reception”
ADNAN OKTAR: Evet. Birçok kişiye ilham kaynağı oldu, çok iyi oldu, inşaAllah. Evet, Hocam, buyur.
MÜZEYYEN HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir Kuran mucizesi anlatmak istiyorum, belirli bir seviyeden sonra yükseldikçe göğsün daralmasıyla ilgili bir Kuran mucizesi. Bizim yaşayabilmemiz için oksijene ve hava basıncına ihtiyacımız var. Havadaki oksijen, akciğerlerimizdeki hava keseceklerini doldurduğu zaman nefes alabiliyoruz. Ama belirli bir yükseklikten sonra dünyanın atmosferi inceldiği için atmosferdeki basınç da düşüyor ve buna paralel olarak kandaki oksijen seviyesi düşüyor ve insan nefes alamıyor. Çünkü akciğerlerimizdeki hava kesecikleri büzüşüyor. Bu da göğüste bir nefes alamama, boğuluyormuş gibi bir his oluşturuyor. Normalde de zaten insan vücudunda oksijen seviyesi düştüğü zaman bazı rahatsızlıklara sebebiyet veriyor; çok aşırı bir yorgunluk, mide bulantısı, baş dönmesi, muhakeme gücünün azalması gibi. Deniz seviyesinden 5000–7500 metre yükseklikte insan nefes alamadığı için zaten bayılarak komaya giriyor. O yüzden bizim belirli bir yükseklikten sonra muhakkak oksijen takviyesine ve özel kıyafetlere ihtiyacımız var. Anoksiya denilen bu rahatsızlık da işte vücut dokularına oksijenin girmemesinde kaynaklanıyor. Allah 1400 sene önce yükseklikte insanın göğsünün daralmasıyla ilgili çok güzel bir benzetmeyle Kuran mucizesi olarak bir ayette Hocam inşaAllah diyor ki, bismillahirrahmanirrahim; “fe mey yüridillahü ey yehdiyehu yeşrah sadrahu lil İslam”. “Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar;” “ve mey yürid ey yüdılehu yec'al sadrahu dayyikan haracen ke ennema yessa'adü fis sema'” “kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar” diyor. “Kezalike yec'alüllahür ricse alellezıne la yü'minun” “Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir” diyor Allah ayette.
ADNAN OKTAR: Ama o çok acayip, “yükseliyormuş gibi”. Çünkü yükselmesi lazım ki bir insanın, onu bilmesi için, bayağı yükseğe çıkması lazım. Uçakla veyahut helikopterle yükselmesi lazım. Kuran’ın bu gerçeğe dikkat çekmesi bir mucizedir. O devirde insanlar arasında bilinen bir konu değil, inşaAllah. Çünkü dağlık bölgelere giden insanlar oluyor ama her halükarda normal nefes alıyorlar, hiçbir şey olduğu yok. Çok çok çok yükseğe çıkanlarda belki bir nefes darlığı, bir şey olabiliyor ama orada da hayat olmuyor zaten kimsenin oralara pek gittiği olmuyor. Ama burası çöl bölgesi, genellikle dümdüz arazi, dümdüz alan; orada öyle bir, o derece yüksek bir dağ yok, öyle bir yer de yok. O şaşırtıcıdır tabii. Başka metinlerde bu konunu geçmeyip de Kuran’da bu şekilde geçmesi şaşırtıcı, evet.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Hocam, vücudumuzda her saniye gerçekleşen olağanüstü işlemlerden birkaç tane örnek vermek istiyorum inşaAllah. Vücutta her saniye ortalama elli milyon hücre oluşur ve elli milyon hücre ölür. Bunların iki milyonu kan hücresidir. Beyinde tek bir sinir hücresi aynı anda iki yüz binden fazla bilgiyi nakledebilir. Beyin her saniye dışarıdan ve vücudun içinden gelen yedi yüz elli milyon uyarı ile ilgilenir. İki beyin yarım küresi arasında saniyede dört milyar bilgi alışverişi olur. Damarlardaki beyaz kan hücreleri, vücuttaki on milyar hücreyi iki saniye içinde sağlık kontrolünden geçirir. Karaciğerin tek bir hücresinde beş yüz farklı kimyasal işlem gerçekleştirilir. Üç saniyede bir, her nefes aldığında, akciğerlerin üzerindeki üç yüz milyondan fazla kesecik açılıp kapanarak havayı vücudun içine alır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İşte bunların hepsinin teker teker incelenmesi, analiz edilmesi, ta ince detaylarına kadar araştırılıp belgeleriyle ortaya konması daha vurucu ve daha etkileyici olur.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu genel olarak tabii bir hayret meydana getiriyor ama detaylı incelenirse çok daha önemli, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu kitap, İran Genelkurmay Başkanı’nın öpüp alnına koyduğu bu kitap, bizim de sohbet kitabımız olsun, inşaAllah. Çünkü burada bayağı detaylı bilgiler var.
“Ahir zamanda ümmetimin başına liderlerinden (başkanlarından) şiddetli belalar gelir ki, öyle ki yerler de Müslümanlar’a dar gelir.” Mesela bak, Apo baş belası oldu, Abdullah Öcalan. Hafız Esad baş belası, Kaddafi baş belası, Mısır’dakiler, Fas’taki, Tunus’taki, Cezayir’deki; hep baş belası olmuştur Müslümanlar’ın başına. Bak diyor ki, “ahir zamanda ümmetimin başına liderlerinden şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlar’a dar gelir. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)” Mesela bu oluştu.
“Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı, ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah sabredenleri sever.” Buna karşı Müslümanlar’ın ne yapacağını Cenab-ı Allah, Kuran’ın Al-i İmran Suresi 146. ayetinde detaylı olarak açıklıyor Cenab-ı Allah. Kuran’ın bize anlattığı bu, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın toplumda yoğun şirkin hakim olduğu bir dönemde zuhur edeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş. “Şundan emin olun ki; Hz. Mehdi (a.s.)’ımızı karşılayacak olan sizin şirk düzeninizin etkisi olacaktır. Çünkü o gün İlahi rahmet gösterilenler dışında, bütün ümmet şirk koşanlar olacaktır” buyurmuş.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Şundan emin olun ki; Hz. Mehdi (a.s.)’ımızı karşılayacak olan sizin şirk (cahiliye) düzeninizin etkisi olacaktır. Çünkü o gün ilahi rahmet gösterilenler dışında, bütün ümmet şirk koşanlar olacaktır.”
ADNAN OKTAR: Yani muazzam şirk yayılmış olacak Müslümanlar’ın içinde, Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında. Öyle dar alanda değil, çok geniş alanda. Bak hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi. Şirk yaygınken Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ediyor, inşaAllah. “Ey insanlar, Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyt’i çok belalar gördü ve ‘bizler kahır ve haksızlığa maruz kaldık’ diyecekler” diyor Peygamberimiz (s.a.v.); aynısıyla deniyor şu an, inşaAllah. Evet, Hocam buyurun.
MÜZEYYEN HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir Kuran mucizesi daha anlatmak istiyorum, izin verirseniz Hocam, gece hareketliliğin azalması ile ilgili bir Kuran mucizesi. Allah ayette diyor ki -Bismillahirrahmanirrahim-; “fâlikul ısbâh”. “O, sabahı yarıp çıkarandır” diyor. “Ve cealel leyle sekenen veş şemse vel kamere husbânâ”. “Geceyi bir sükun, Güneş ve Ay'ı bir hesap (ile) kıldı” diyor. “zâlike takdîrul azîzil alîm”. “Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir” diyor Allah ayette. Gece Güneş battığında vücut melatonin hormonu salgılıyor. Bu hormon insanı uykuya hazırlıyor. Fiziki hareketler yavaşlıyor, ruhta bile bir dinginleşme oluşuyor, yani doğal bir sakinleştirici gibi. Gece insanın fiziki hareketleri yavaşladığı için nefes alıp vermesi, kalp ritminin azalması; azaldığı için de vücut enerjiyi depoluyor bir yandan. Mesela kas ve diğer dokuların tamiri mümkün oluyor bu şekilde. Mesela yaşlanmış veya yıpranmış hücreler yenilenebiliyor bu vesileyle. Hatta büyüme hormonu da bu şekilde mesela geceleyin salgılanıyor. Güneş doğmaya başladığında artık bu melatonin hormonu bir daha uyarılmıyor. Vücut yeniden uyanmak için uyarılıyor. Ama bu, gece hareketliliğinin azalması, yalnızca insan vücudu için değil, aynı zamanda mesela bitkiler için de aynı şey geçerli. Çünkü gündüz bitkilerdeki yapraklarda terleme oluşuyor sıcaktan dolayı, bu şekilde de fotosentez gerçekleşiyor; ama öğleden sonra bu durum tam tersine dönüyor. Çünkü sıcaklık azaldığı için, terleme azalıyor ve bitkilerin solunumu artıyor. Bu şekilde mesela bitkiler de dinginleşiyor, rahatlıyor. Hatta moleküler bir düzeyde hareketlilik azalması oluyor. Çünkü Güneş’teki radyasyon ışını hem atomlara hem moleküllere enerji vererek onların hareketliliğini artırıyor. Ve daha sonra akşam vakti durum tam tersine dönüşüyor. Onların hareketi azaldığı zaman onlar radyasyonu yayıyorlar etrafa. Allah bin dört yüz sene önce, gözle görülmesi mümkün olmayan bu gerçeği bize Kuran’da bildirmiş oluyor. Bu da Kuran’ın Allah Katından indirildiğinin bir kanıtı olmuş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeyhim buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ben bir yavru ördek ve köpek filmi göstereceğim, inşaAllah.
VTR: Köpek ve Yavru Ördek
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şu kitap çok önemli, bak bu İran Genelkurmay Başkanı’nın öpüp alnına koyduğu bir kitap. Çok önemli. Bundan mutlaka kardeşlerimiz edinsinler. ‘Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek’. Yani haklı öpüp alnına koymada, çünkü hep sahih kaynaklardan, hep güvenilir kaynaklardan Mehdiyet konusunda dünyadaki en kapsamlı eser. Yani en net ve ispatlı eser. Kitaplar var da ispatlı değil. Bu ispatlı. Bir daha göster o resmi. Turgut da oradaydı. Başka kim var bizim çocuklardan?
ALTUĞ BERKER:Onur vardı beraberlerinde.
ADNAN OKTAR:Onur evet, maşaAllah. Evet, Beril Hocam ilminizden istifade edemiyoruz.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Ben de Kuran mucizesi anlatayım o zaman, inşaAllah, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Yalnız “Kuran mucizesi anlatayım” değil de, “Kuran mucizesi anlatmak istiyorum”. “Uygun görürseniz” derseniz o uygun olmaz. Müzeyyen Hocam zatıaliniz de öyle söylüyordunuz demin, o yakışık almaz. “Anlatıyorum”. Evet, buyurun.
SUNUCU:Kuran mucizesi anlatıyorum inşaAllah. Rum Suresi’nde Allah buyuruyor inşaAllah. “Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir” diyor inşaAllah. “Dünyanın en alçak yerinde. Üç ile dokuz yıl arasında” diyor. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Rum orduları Perslerle savaşıyorlar ve yeniliyorlar. Dünyanın en alçak yeri de Lut Gölü. Denizden yaklaşık 395 metre aşağıda oluyor. Hakikaten de yedi yıl sonra, yani Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi -“üçle dokuz yıl arasında” diyor- yedi yıl sonra da tekrardan savaşı kazanıyorlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. O net mucizedir. Çünkü Cenab-ı Allah bildirmiş. Süreyi ve yeri bildiriyor ve yenecek kişileri bildiriyor. Söylediği zaman içerisinde, Kuran’ın söylediği yerde, söylediği kişiler yeniliyor. Yani çok net mucize.
ALTUĞ BERKER:İki mucize birden içeriyor, siz daha iyi biliyorsunuz Hocam, inşaAllah. Dünyanın en alçak yerinin tespiti de ancak günümüz teknoloji ve bilimiyle gerçekleşebiliyor. Dünyanın en alçak yerinin orası olduğu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. MaşaAllah. Müzeyyen Hocam, siz kapanış konuşmasını yapın. Ben yine biraz devam edeceğim.
MÜZEYYEN HANIM:İnşaAllah. 00.30’dan itibaren Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, Kahraman Maraş Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. Sebe Suresi, 34 -34 de İstanbul’un kodu, daha önce de konuşmuştuk-; “Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse,” hangi ülkeye bir Hz. Mehdi (a.s.) gönderdiysek “mutlaka” bak “mutlaka” diyor Cenab-ı Allah, yani istisna koymuyor, “mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri':” yani basından, oradan buradan, devlet kademesinden yahut halkın içinden bazı kimseler; “‘gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz’ demişlerdir.” Kabul etmiyorlar. Yani gönderilen Hz. Mehdi (a.s.)’ı kabul etmemişlerdir. “Mutlaka” diyor. Kardeşlerimiz de diyorlar ki; “Mehdiyet’e tavır alıyor insanlar, nasıl oluyor bu?” Allah diyor bak; “mutlaka böyle olacak” diyor. Ne zaman olmuş? Bütün dünya tarihi boyunca olmuş. Her zaman olmuş bu ve yine olacak. Ve hatta diyorlar ki; “ve: ‘Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız”. Mal ve evlatlarıyla seviniyorlar. O çoğunluğa güveniyorlar. “Ve bir azaba uğratılacak da değiliz’ de demişlerdir.” Yani ahirete inanmıyorlar. İnansalar da, “ahirette bize bir şey olmaz’ kafasında oluyorlar. “Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çaba harcayanlar;” yani Kuran’ın hükmünü yok etmek için çaba harcayanlar “işte onlar da azabın içine getirilmişlerdir.” Yani; “cehennem azabına uğratılacaklardır” diyor Allah. “Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.” Yine ahir zamanı, vaktimizi veriyor ebcedi, maşaAllah. “Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı” yani Hz. Mehdi (a.s.) kıldı “ve doğru yolu bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etti.” Bu da 2022, bu ayet de 2022.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, yarımda görüşüyoruz.
MÜZEYYEN HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...