SUNUCU: ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, Kahramanmaraş Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Sipas Vizyon TV, Hatay HRT Akdeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo, Nevşehir Kapadokya TV, Pop Radyo Ankara, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Nasihatleriniz Allahualem etki ediyor, Ahmet Hakan’ın bir yazısı vardı bugün.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
ALTUĞ BERKER: Açıkça anlatmamış, ancak sizin PKK ile bilimsel mücadele çözümünüze gönderme yapan bir yazı yazmış. Yazısında 90’lı yıllarda terörle mücadele gerekçesiyle hukuk dışına çıkıldığını, köylerin boşaltıldığını, Kürt vatandaşlarımızın üzerine büyük bir baskı uygulandığını belirterek, devletin aynı hataları bir daha tekrarlamamasını gerektiğini hatırlatmış. Dolayısıyla PKK, terörün karşısında acil olarak eskisi gibi yıkıcı ve dökücü olmayan, yani fiziki güce dayalı olmayan yeni bir yöntem, bugüne kadar yapılmamış ve denenmemiş yeni bir yol yapılması gerektiğini ve PKK’nın karşına daha önce hiç başvurulmamış bir çözüm yoluyla çıkılması gerektiğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Dili mi dönmüyor? “Bilimsel mücadele yapılması lazım” de, değil mi? Hakkı, hakikati akılcı olarak anlatmak lazım. Benim Kürt vatandaşlarım dünya tatlısıdır, dünya iyisidir. Gidersin köy köy, kasaba kasaba, sohbet edersin; ev sohbetleri de yapılır, değil mi? Köyün ileri gelenleri oturtulur, konuşursun. “Amcam,” “annem,” “teyzeciğim” dersin. “Nasıl yapalım, ne hoşunuza gider? Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız. Bu vatanı seviyoruz, Türk-İslam Birliği çok güzel. İttihad-ı İslam olsun bölgede, Suriye’ye de gidin, Irak’a da gidin, İstanbul’a da istediğiniz gibi gelin. Komünist olursa bu sistem, canınız yanar; İslam, din, iman kalmaz; aile kalmaz, ahlak kalmaz, provokatör diktatörlüğü olur.” Stalin zamanından falan örnekler verilebilir. Biz bizeyiz, işte ne güzel; tatlı, güzel yaşıyoruz, Bizim Cumhurbaşkanımız Kürt’tü, Jandarma Genelkurmay Başkanımız Kürt’tü. Devletin istihbaratında çok fazla Kürt kardeşimiz görev alıyor. O kadar fazla polisimiz, emniyet müdürümüz var ki Kürt. Çok fazla Kürt milletvekilimiz var, partilere dağılmış. Milliyetçi Hareket Partisi’nde koçyiğitler var, Kürt; Diyarbakır’da ülkücü gençler var, Kürt. Biz hiç bilmezdik böyle bir şey, nereden çıktı bu iş böyle? Dolayısıyla komünizme karşı, halkı kucaklayan bir tavır. Ahmet Hakan arada doğru-güzel yazıyor. Oradaki halka, oradaki milletimize, Kürt kardeşlerimize İddia Edilen Ergenekon terör örgütünün psikopat manyakları, alçak köpekleri, insan aklının alamayacağı işkenceler yaptılar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün şemsiyesi altında akıl almaz itlikler, akıl almaz çakallıklar yaptılar. Biliyoruz onu, buralarda biliyoruz; burada da çakallık yapıyorlardı. Sadistlik, itlik, esrarkeşlik, eroinmanlık, her türlü pislik, gayrimeşru hayat bunlarda; oradaki kardeşlerimizi tiksindirdiler kendilerinden. Onlar dediler ki; “ya bölünün, ya böyle canınızı yakacağız.” Özetle; Kürt anneannelerimizle, Kürt dedelerimizle, kardeşlerimizle güzel sohbetler yapıp, gerçeği anlattıktan sonra da can güvenliklerini sağlamak lazım. Her köyde karakol bulunması lazım; mesela 100 kişilik bir köyse, 50 kişilik jandarma. Bir süreliğine. Hem köy de canlanır, değil mi? Oraya dükkan da açsınlar, sağlık ocağı açılsın; iç içe birlikte yaşasınlar, inşaAllah. Son derece hürmetkar, sevgi dolu. Birlikte, beraber camiye gidip namaz kılsınlar. Her yere müstakbel mevki, beton, inşaAllah. Bölge bir kere asker-polis kaynasın. Vatandaşlarımız da orada mesela Karadeniz’den koçyiğitler, Trakya’nın koçyiğitleri de oralarda tesisler açsınlar. Orada kardeşlerimize iş imkanları sağlasınlar, oranın güvenliği ile ilgili de esaslı tedbirler alınsın. Bir kere bir Paşa mı çıktı, orası Biri Bizi Gözetliyor gibi falan demişti, hani Biri Bizi Gözetliyor programı gibi oldu demişti. Baktık ki öyle gözetleme falan yok. Paşalarıma ben saygılıyım, hepsini şefkatle severim de. Masrafı ne verelim, oraya en az 200 bin, 300 bin kamera alınması lazım, en az; makulü de bir milyon kamera. En az bir milyon kamerayla oraların izlenmesi lazım. Her yer, sokakları falan. Çok fazla gözleme istasyonları oluşturulsun; erken haber alma. Sivil vatandaşlarımıza görev verilsin. Bana mesela öyle görev verseler, severek yaparım. Mesela deseler ki bana; “bir askerimizi giderken çaprazdan koru;” bizim çocuklar, kardeşlerimiz severek yaparlar. EvelAllah, gayet de kolay yapılır, inşaAllah. Askerlerimize, mesela aileleri çok sık moral ziyaretleri yapsın. Askeri birliğe otobüsler cayır cayır çalışsın. Orada, o koçyiğitlerimize gidip, askerleri bağırlarına bassın aileleri, akrabaları. Mesela bedava otobüs severleri olsun, parasız. Oraya da parasız lokantalar kuralım, otel de kuralım. Aileleri gitsin, kalsın, çocuklarını kucaklasın; orada gece-gündüz görüşsünler, değil mi? Oradaki Kürt kardeşlerimizle de kucaklaşsınlar, çocuklara gidip hediyeler versinler. Gerekirse onların evlerinde kalsınlar, kendi evlerine davet etsinler. Orası böyle cayır cayır kaynasın; hem asker-polis kaynasın, hem çok iyi gözlemlensin-gözetlensin. Havadan gayet rahat gözetlenebilir. Oyuncak helikopterler satılıyor, pır pır pır uçuyor, değil mi? Onunla bile havadan kontrol edilebilir; bir kamera yüklenir üzerine, gayet küçük bir akü koyacaksın, verici konulacak; gayet rahat havadan kontrol edilebilir. Bu çakalların kontrolü, o kadar zor değil. Rehavet anını çok iyi kolluyor. Mesela puslu hava; puslu havada nefes aldırmamak lazım. Bir de benim anlayamadığım, bu herifler Kandil denen bir yerde mekan kurmuşlar. Nasıl bir yer bilmiyorum da, yani buraya gidilemiyor mu? Ben anlayamıyorum, yani normal askeri konvoyla gidip, “boşaltın burayı!” demek lazım, değil mi? Bir kere Kandil diye bir yer olmaması lazım, öyle bir olay olmaması lazım; oraları boşaltmak lazım. Halka bol miktarda kitap dağıtmak lazım; kitap ve yiyecek, bilgi. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatan eserler, konferanslar, sohbet toplantıları; moral yönünden bu çökertir. Herifler Kandil’de elini kolunu sallayarak… Yıllardan beri orası böyle bir adres gibi durur. Ben anlamıyorum, nasıl oluyor böyle bir şey? Yani sanki başka bir boyutta bir yer mi burası, ben anlayamıyorum? Yani arabayla falan gidilebilen bir yer değil mi burası? Yerin altında falan mı? Nedir o?
ALTUĞ BERKER: Mağaralar, dağların içinde herhalde Allahualem, sizin bildiğiniz gibi.
ADNAN OKTAR: O bölgenin genel adı mıdır? Nedir?
ALTUĞ BERKER: Allahualem Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii, bununla hallolur demiyorum; oradan kovarsan başka yere kaçar. “Hoşt” dersin, oraya kaçar, başka yere kaçar. Bilgi, bilgiyle yok edilir, başka bir şey yok. En azılı cahili bile, en vahşi insanı bile bilgiyle düzgün yola getirmek mümkün. Mesela şu Yaratılış Atlası, Güneydoğu’daki köylere dağıtılsa, PKK’nın nefesi kesilir. Her köye bir tane Yaratılış Atlası verilebilse… Şimdi biz oraya nasıl gidelim? Çok zor. Orada özel film göstertilebilir halka, televizyon yayını yapılabilir. O Şeş TV’yi hemen hemen herkes seyrediyor Güneydoğu’da, çok rahat olur. Mesela Ramazan’da, Ramazan sohbetleri yapalım orada. İftarlar verelim büyük; mesela 1000 kişilik, 2000 kişilik. Çoluk çocuk hepsi gelsin, toplansınlar, değil mi? Birlikte yemek yiyelim. Oralarda sohbet toplantıları yapıp, orada bunların ideolojisini fikren yok etmek lazım. İdeolojisini fikren yok ettin mi, olay kökünden hallolur. Türk-İslam Birliği’ni ısrarla savunmak lazım, bir de bu. Halk dindar çünkü, Güneydoğu halkı çok dindardır. Bayağı efendidir; namusuna, haysiyetine çok düşkündür Güneydoğu halkı, bütün Anadolu gibi. Merttirler, güzel huyludurlar. Komünizmden nefret ederler. Komünizmi şu an PKK anlatmıyor onlara, komünizmin ne getireceğini anlatmıyor. Sadece “özgür olacaksınız, rahat olacaksınız” diyor. Tuzağın ikinci aşamasını bilmiyor oradaki Kürt kardeşlerimiz; bunun anlatılması lazım. PKK nasıl anlatsın? “Dininizi, imanınızı yok edeceğiz; aileyi yok edeceğiz, namus kavramını kabul etmiyoruz, ahlak kavramını kabul etmiyoruz” diyebilir mi? Diyemiyorlar, komünist taktik güdüyorlar; iki ileri, bir geri. Şu an oradaki masum, mazlum, tertemiz kardeşlerimize gerçek amaçlarını, ana hedeflerini söylemiyorlar. Gerçek amaçlarını, ana hedeflerini belirtmek lazım; hangi aşamalardan geçeceklerini belirtmek lazım. Mesela Türkiye’ye diyorlar ki, “sadece biz bir özerklik, bir özgürlük, rahatlık, demokrasi; başka bir şey istemiyoruz” ne alaka? Bu bir aşama, birinci aşama; ikincisi, “bağımsız devlet istiyoruz;” üçüncüsü, ordu teşekkülü; dördüncüsü, Kızıl Çin’le bağlantı. Onların Şangay sözleşmesi var, anlaşması var. O Şangay ekibine girerler, muhtemelen oraya girecekler. Kuzey Kore, Kızıl Çin falan o ekibin savunma sistemi içerisine girecekler. Oraya roketlerini yerleştirecekler; ağır toplar, obüsler, sahra topları, tanklar, Kızıl Çin tankları. Kızıl Çin bedava verir, binlerce tank verir; askeri uzman da gönderir. Bu eski katillerin hepsini subay yaparlar. Oradan buradan da getirttirecekler, İran’daki Kürt bölgesi, Suriye’deki Kürt bölgesi, Irak’taki Kürt bölgesi; büyük bir komünist-Kürt süper devleti kuracaklar, güya Kürt. Ermenistan’la da işbirliği yapmayı düşünüyorlar; Ermenistan şu an mazlum ama onları da sapıklığa sürükleyecekler, onları da komünist çizgiye çekecekler. “Siz eskiden komünisttiniz, gelin yine komünist olun” diyecekler, onlarla da iş birliği yapacaklar. Ta Ermenistan’dan itibaren, orada dev bir büyük komünist devlet kurmayı düşünüyorlar. Hatta mazaAllah, Azerbaycan’ı falan da yutmayı düşünüyorlar. Büyük bir bölgeyi, yani Karadeniz’in doğu kesimlerini içine alacak şekilde. Hatta bunların yani birinci aşaması, ta Adana’ya kadar düşünüyorlar. Büyük bir toprak parçasını alıp, orada komünist bir süper devleti kurmak; ondan sonra ikinci aşama da Türkiye’yi tamamen yutmak, ondan sonra da civar ülkelerine saldırmaya başlamak. Çünkü Türkiye’deki komünistler amaçlarına ulaşamadılar, 12 Eylül döneminde. Ezildiler, içlerinde bir ukte kaldı. PKK’nın bunu yaptığını düşünüyorlar şu an. Onlara hayran olup, onlara destek olup, yapamadıklarını şu an yapmak istiyorlar; eski Türk komünistler de. Onlar Türkiye’yi komünist yapmak istiyorlardı o zamanlar. İşte onu PKK kanalıyla yapmayı düşünüyorlar şu an. Çünkü önce komünist bir devlete ihtiyaç var, Türkiye’de komünizmin oluşması için. Oradan komünist devrimi ihraç edecekler. Diyecek ki; “sen devrimci değil misin?” “Devrimciyim” diyecek, “al sana, işte komünist devrim. Devrimi ihraç ettim” diyecek. Onun için Atatürk’ü de dinsiz gibi göstermeye çalışıyorlar birkaç yerde, bazı gazetelerde falan da gördüm. Ama oradan tutturamadılar; çok çırpındılar ama onu beceremediler. Atatürk olsa iflahınızı keserdi sizin iflahınızı; kaçacak delik arardınız. Atatürk anti-komünistti, Türk milliyetçisiydi, dindardı; gerçek dindar. Samimi dindardı ve yobazlığa da karşıydı. Tam aydın, kaliteli bir insandı.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte Ben-i İsrail’den bir halk olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor. Şu şekilde; “İmam Mehdi (a.s) ile birlikte Musa kavminden bir halk olacaktır.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şerh et.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Allahualem, Hz. Mehdi (a.s)’ın samimi olan Musevilerle bağlantı halinde olacağını ve onlarında inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’la birlikte hareket edeceğini söylemiş Peygamber Efendimiz (s.a.v), inşaAllah.
Kitap Ehli’nin Kuran’a ve tüm hak kitaplara iman etmeleri gerektiğini Kuran ayetlerinde, Kitap Ehli’nin Tevrat’ı doğrulayan Kuran’a da iman etmelerini gerektiğini buyuruyor Cenab-ı Allah. Şöyle, şeytandan Allah’a sığınırım; “Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin.” Kitap Ehli’nin üç kitabı da ayakta tutmaları gerektiğini Cenab-ı Allah buyuruyor. Şu şekilde, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı.” Kitap Ehli’ne nur ve Kuran’ın geldiğini, Allah, Maide Suresi, 15. ayette buyuyor. Şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi.” Ayetin başında “Ey Kitap Ehli” olarak sesleniyor Cenab-ı Allah. Onlara Kuran’ın bir nur olarak indiğini buyuruyor, inşaAllah. Kitap Ehli’nin Kuran’ın hak kitap olduğunu anladıklarını da Cenab-ı Allah buyuruyor; “Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler.” Ve Kitap Ehli’nden Kuran’a iman edenler olacağını bildiriyor Cenab-ı Allah, “Bu (Kur'an)dan önce, kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar. Onlara okunduğu zaman: 'Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de Müslümanlar idik” buyuyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Benim canım mesela Yunanistanlı, Rum asıllı; dünya tatlısı, bayağı şeker bir şey. Ama bize eskiden şöyle Yunan, böyle Yunan… Bak işte Yunan, gayet tatlı, dünya güzeli bir insan. Bu da dünya tatlısı. Mesela her ikisi de gayri Müslim. İşin gerçeği; ben onları seviyorum, sevgi duyuyorum. Muhabbet duyuyorum. İyi olmalarını isterim. Muhammedi olmalarını isterim. Niye düşmanca yaklaşma eğilimi var, niye bu nefret var, bu akılsızlığa ne gerek var? Bu anormal hareketlere ne gerek var? ResulAllah (s.a.v)’ın yolu belli, Muhammedi üslup belli. Bak, benim canlarıma kitap hediye edeceğim ben, inşaAllah; Yaratılış Atlası’nı, ondan sonra diğer kitapları vereceğim. Umulur, mesela Darwinistse belki doğruyu görmüş olur. Muhammedilik’e inşaAllah bir pencere açılmış olur. İnanmazsa da yine şefkat duyarım, yine muhabbet duyarız; yani insan olarak, Allah’ın yarattığı bir kul olarak. Mesela, bak şimdi, Serhat yine; “Hocam, çok güzel hizmet yapıyorsunuz fakat güzel bayanlar niye geliyor?” diyor. Kerata! Ben anlatmayacağım, sen de anlatmayacaksın, şu da anlatmayacak, kim anlatacak bu insanlara? Siz diyorsunuz ki ne yaparlarsa yapsınlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, işte dünya dinsiz olur o zaman. O zaman sokağa çıkamayacak hale geliyorsunuz. Akılsızlık etmeyin. Herkese hitap gerekir, herkesle konuşmak gerekir, Hıristiyan’a da, Musevi’ye de, Yunan’a da, Rus’a da, Polonyalı’ya da, hepsine şefkatle yaklaşılması lazım, muhabbetle yaklaşılması lazım. Başı açık, başı kapalı fark etmez. İnşaAllah, hepsine sevgi duymak lazım. Sizin hiç ulaşamadığınız yerlere ulaşıyorum ben. Siz gettolaşıyorsunuz. Hiç alakasız; kimseyle görüşmez, konuşmaz. İşte şu kafir, şu fasık, şu mason, şu komünist, şu açık, şu yarım kapalı. Yarı kapalı da kabul etmiyorlar zaten. Başörtülüyü de kabul etmiyorlar, o da yarı kapalı olmuş oluyor. Odaya giriyorsunuz evin içerisine, kendi kendinize yaşıyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v) böyle mi yapıyordu? Herkese gidip anlatıyordu. Açığına da, kapalısına da, değil mi? Herkese şefkatle davranıyordu. Ben Muhammedi yöntemi kullanıyorum, Peygamberimiz (s.a.v)’in yöntemini kullanıyorum ve onları da çok seviyorum. Allah’ın güzel bir görüntüsü onlar, onlara şefkatle yaklaşmak lazım. Sevgiye alışmadıkları için acayip şaşırıyorlar. İstiyorlar ki böyle kemik kafalı, odun gibi bir adam olsun, bön bön baksın böyle, böğürtüyle konuşsun, “bre mendeburlar, kafirler” falan desin, herkesi suçlasın. Bir kere sevgiye alışık değiller, ben sevgi adamıyım. Aşktan, tutkudan zevk alan bir insanım. Ben sevgiyi içimde şiddetli yaşadığım için onu dışarıya da yansıtan bir insanım ve gerçekten insanları çok seviyorum. Yani şahane insanlar, bayağı güzel varlıktır. Niye sevgi duymayayım? Çiçekler de güzel, hayvanlar da güzel, böcekler de güzel; hepsinden zevk alıyorum. Milli bir felakettir sevgisizlik, muhabbetsizlik. Sevgisiz adam şaşırıyor bana, “nereden çıktı?” diyor. Ben de sana şaşırıyorum, nereden çıktı bu hal böyle? Değil mi? Güzel olan budur, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Canım Hocam. İzmir’den Mustafa Bilişik.” Bütün İzmir’e selam. İzmir koçyiğit doludur. “Aslanlar aslanı sevgili Hocam. Kardeşlerimizle birlikte yapmış olduğunuz programları izlemeye doyamıyoruz.” Ben de olsam ben de doyamam, maşaAllah. “İnanın geç saatlere kadar küçük çocuklarımız da dahil TV’yi hiç kapatmıyoruz.” Öyle olması lazım, inşaAllah. “Sabahları işe zor yetişiyoruz.” O biraz şey tabii. “Ayrıca 4 yaşındaki kızım Cemre ile 10 yaşındaki oğlum Emre de ellerinizden öpüyor.” Ben de onların minik burunlarını öpüyorum. “Hocam, sizden istediğim dualarınızı eksik etmeyin. Hep evimizde, hep gönlümüzdesiniz.” Sizler de bizim gönlümüzdesiniz. İnşaAllah. Tüm A9 ailesine ve siz sevgililer sevgilisi Hocam’a sonsuz selamlar, selametle kalın canım Hocam” diyor. MaşaAllah, Allah sevgisini arttırsın.
ALTUĞ BERKER:Peygamberimiz (s.a.v)’in hanımlara olan şefkati ile ilgili bilgi vereceğim, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v) hanımlara iyilik yapmanın, onlara şefkatli davranmanın imanın bir alameti olduğunu beyan ederek bu konuya büyük önem verdi. Kendisi, mümin kadınların ne kadar değerli olduklarını birçok kez belirtmiş. “Dünya bir metadır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır” buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.v); “Sizin en hayırlınız kadınlara karşı hayırlı olandır, ben kadınlara iyi davranma bakımından sizin en hayırlınızım” şeklinde buyurarak kadınlara anlayışlı davranmayı tavsiye etmiştir. Rivayetlerde Peygamberimiz (s.a.v)’in hanımları ile oyunlar oynadığı, koşu yarışları yaptığı da belirtilir. Sahabeler, “Peygamber (s.a.v), hanımları ile en fazla şakalaşan kişiydi” diye belirtmişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in eşlerine olan ilgisini anlatmışlardır. Ayrıca Hz. Ayşe (r.a)’dan rivayet edildiğine göre; Peygamber Efendimiz (s.a.v), hanımlarına karşı insanların en yumuşağı, en kerimi, en güler yüzlüsü ve mütebessim olanıydı.” Bir diğer hadisteyse Peygamber Efendimiz (s.a.v) şu şekilde buyurmuştur; “En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır.”
ADNAN OKTAR: Ben diskodaki adamla da bağlantı kurarım, bardaki adamla da bağlantı kurarım, gazinodaki adamla da bağlantı kurarım, plajdaki adamla da, sinagogdakilerle de, kilisedekilerle de, Rum’la da, Ermeni’yle de, Yahudi’yle de, herkesle bağlantı kurarım ve herkese İslam’ı tebliğ ederim. Ve hepsini Allah’ın kulu olarak, Allah’ın yarattığı bir varlık olarak şefkatle değerlendiririm. Nefret ekipleri hiçbirine yanaşamıyorlar. Dolayısıyla yalnızlar. Kendi aralarında birbirleriyle boğuşuyorlar. Ben de onlara şefkatle, sevgiyle yaklaşıyorum. Ben nefreti bilmiyorum, sevgiyi biliyorum. Ben çocukluğumda falan hep şaşırırdım, böyle kart herifler çıkardı, böyle kemik kafalı, kemik gibi konuşurlardı, böyle soğuk, abus; bunlar nasıl insanlar? Ailelerini düşünürdüm, o insanlar nasıl yaşıyor acaba? Surat beton, üslup kemik, sevginin ‘s’si yok, hayvan gibi böyle hırlayarak konuşuyorlar. O kadar çok ki böyle tipler. Mesela çok tatlı varlıklar var, bir kelime sevgiden bahset, tek kelime konuşmuyorlar ya. Bilmiyorlar sevgiyi. Dünyaya bu çok yayılmış, dünyanın bir felaketi bu, bir afat. Sevgimi şaşkınlıkla karşılıyorlar, hayret ya! Ben inanamıyorum, başka türlü nasıl bir dünya olabilir, sevgisiz? Mesela köfte gibi küçük çocukları görüyorum, acayip şekerler, insan nasıl sevmez onları? Mesela kediler salak salak bana bakıyor, acayip tatlı, insanın yiyesi geliyor. Çiçekler çok güzel. Mesela bugün dışardaydım, işte birkaç mağazaya uğradım. Çıkıyordum, kapıda bir çiçekçi, kafam döndü böyle, döne döne gittim, kafam kaldı çiçekçide. Acayip güzel çiçekler, birbirinden güzel. Bir de havada yetişen çiçekler falan var, yeni yeni çıkmış. Fısfıs sıkıyorsun kökleri dışarda yetişiyor. Kerataların gücüne bak sen, maşaAllah Allah ne güzel tecelli ediyor. Suni çiçek bile güzel. Mesela Beril Hocam çok güzel, benim canlarım güzel. Her yer, her şey çok güzel, maşaAllah. Çirkin olanlarda da hayır vardır. Onlarda da hikmet vardır. Çirkinliğin içinde de bir hayır yön olduğu için onda da Rahmani bir tecelli vardır.
ALTUĞ BERKER:Çiğ resimleri göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok güzel, maşaAllah.Şu mesela şahane, damla oluşmuş, çok çok güzel. Asker gibi dizilmişler, maşaAllah. İntizama bak, inci kolye gibi. Bu da örümcek ağını süslemiş. Elmas kolye gibi olmuş, çok güzel. Allah Allah! Ne şahane bak, büyükten küçüğe. Allah Allah! Ne kadar güzel görünmüş, maşaAllah.
Kardeşim, bir mehter müziği dinlemiyoruz çoktan beri, şu Ceddin dedeni çalın da biraz…
-VTR- Mehteran-Kızıl Ordu Ceddin Deden
ADNAN OKTAR: Şu Erman Gündoğdu’yu oku, ben cevap vereyim ona.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “Hayırlı geceler güzeller güzeli Muhammed Adnan Hocam. Değerli Hocam bildiğiniz gibi materyalist insanlar maddeyi mutlak kabul ettiğinden metafizik gerçeklere inanmıyorlar. Hocam bu zatlara gösterilebilecek metafizik gerçekler, düşüncelerinde bir sallantı yaşamalarına neden olabilir. Mesela sizin tırnak yöntemi dediğiniz uygulama herkese gösterilebiliyor mu? Canlı yayında uygulama yapılabilir mi? Yapılamıyorsa hikmeti nedir Hocam?”
ADNAN OKTAR: Birçok insan, Allah esirgesin kafayı şey yapabilir, o riskli bir iş. Ama o, hayret ya! Allah’ın hikmeti, öyle bir şeyin olmuyor olması. O doğru, yani tırnak üstünde. Yağ gibi bir sıvı sürülüyor, anlatmıştım ya, üzerine bir yazı yazılıyor. Belirli duaları var. Ben denemedim de, çok güvendiğim arkadaşlarım denediler. Hakikaten ekran oluşuyor. Geçmişe ait görüntüler oluşuyor hakikaten. Yani acayip. Bir sistem var, Allah’ın bir kanunu var. O kanunu Allah devreye sokuyor. Yani birçok kişi deneyebilir. İsterlerse bir gün kaynağını da gösterebilirim.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hocam, Fransa’dan bir haber vardı; Fransa’da Müslümanlar uzun zamandır ibadet etme yerleri ile ilgili bir sıkıntı yaşıyorlar. Cuma namazlarında camiiler yetmediği için Müslümanlar sürekli sokaklarda namaz kılıyor. Ancak Fransız hükümeti camii inşa etmek yerine sürekli Müslümanlara zorluk çıkarıyor. Son olarak da sokaklarda namaz kılınmaması için bir askeri hangarı Müslümanların ibadet yeri olarak tahsis etmeyi teklif etmişler. Hangarın diğer yarısı da evsizlere ayrılacakmış. Ancak Müslümanlar burasının ibadet için uygun bir yer olmadığını düşünerek teklife tepki göstermişler. Resimleri de gördünüz, sokakta namaz kılan Müslümanlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Ya tabiikolaylaştırıcı olmak lazım, illa hangar şart değil de fakat büyük geniş yerler kullanılabilir. Yani böyle stadyum gibi veyahut büyük fabrika depoları camiye dönüştürülebilir. Yani biraz masraf yapılsa yapılabilir. Beril Hocam, ilminizden, irfanınızdan istifade edelim.
BERİL HANIM:Estağfirullah. İnşaAllah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “De ki: "Ey kafirler. Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana."” İnşaAllah. Kafirun Suresi.
ADNAN OKTAR: Evet,İslamiyet’te zorlama olmadığına, demokrasi olduğuna dair bir ayet. Hiç kimsenin dinine müdahale olmaz, inancına müdahale olmaz. Herkes dininde, inancında özgürdür. Muhkem Kuran ayetidir açık. Laikliğin de bir açıklamasıdır, demokrasinin de bir açıklamasıdır Kuran’da. Dinde zorlama olmaz. Dinde zorlama yoktur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri, İslam’ın dünyaya hakim olacağını şu sözleriyle ifade etmiş: “Elbette nev-i beşer (insanlık) bütün bütün aklını kaybetmezse ve maddî ve mânevî bir kıyamet başlarında kopmazsa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere’nin Kur’ân’ın kabulüne çalışan meşhur hatipleri ve din-i hakkı arayan Amerika’nın çok ehemmiyetli dinî cemiyeti gibi, rû-yi zeminin kıt’aları ve hükûmetleri, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar.”
ADNAN OKTAR: Normal bir insan ne arar? Sevgi, huzur arar; akılcılık arar, temizlik arar, iyi niyet arar; demokrasi, bilim, sanat arar. Her şeyin müspet olmasını ister. Dostluklar olsun, kardeşlikler olsun, cömertlik olsun ister; fakirlere yardım edilsin ister, değil mi? Bir Yaratıcının varlığını kabul eder; işte hepsi İslam dininde, tamamı İslam dininde. İnsan fıtratının, insan ruhunun beğendiği, hoşlandığı her şeyin tamamına İslam diyoruz biz. İnsana zararlı olan her şeyi de İslam engelliyor; ruhunu, aklını, bedenini bozan her şeyi. Mesela kumar, aklını bozar, sosyal yapıyı da bozar, mahveder insanı; yasaklıyor. Mesela şarap, çok tahrip edici bir maddedir; metil alkol, yani şarabın ana maddesi diyebilirim ve yan ürünler, çok toksik maddeler var. O zarardan insanı korumuş oluyor. Mesela domuz eti kolesterolü en yüksek et. Molekül halkası geniş yağlar var ve insanı öldürecek derecede güçlü trişinler taşıyor birçoğu. Allah yasaklamış, sağlığımız için faydalı, güzel. Mesela zinayı yasaklıyor, bu kadınların güzelliğini arttırır. Toplumu düzgün kılar, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizden bahsedeceğim; Arapalemindedarwinistfitne.com, inşaAllah. Müslüman ülkeler 20. yüzyılda İslam ahlakıyla yönetilmemiştir; internet sitesinde verilen örneklerde de görülmektedir ki yönetim kadroları Darwinist, komünist ve totaliterdir. Askeri kadrolar komünist eğitimden geçmiştir. Yani Müslüman olmalarına rağmen Sovyetler Birliği ya da doğu bloğu ülkelerinden herhangi bir farklılıkları yoktur. Bölgenin geri kalmışlığının sebebi de yıllardır Darwinist-materyalist çevrelerce telkin edilmeye çalışıldığı gibi İslamiyet değil, bu komünist zihniyet nedeniyle İslam ahlakının yaşanamamış olmasıdır. Bugün Arap dünyasında yönetimi elinde bulunduran kadrolar ve halk bu Darwinist-komünist eğitimin etkisinden yeni yeni kurtulmaktadır Darwinizmin yaklaşık 150 yıl süren egemenliğinin sona ermesi ve bütün iddialarının çürütülmesinin ardından, tüm dünyada olduğu gibi Arap dünyasında da imani bir uyanış başlamıştır. Arapalemindedarwinistfitne.comadlı sitede bu konu da çok detaylı bir şekilde anlatılıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bayağı güzel sitelerimiz var, maşaAllah. Bizim seyretmediğimiz filmlerimizden ne var, seyrek seyrettiğimiz, aklında olan?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, Mehmet Talu Hocamız, belki son zamanlarda yahut Şeyh Ahmet Yasin Hocamız inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mehmet Talu Hocamız, evet. Mehmet Talu Hocamızı dinleyelim.
-VTR- Mehmet Talu Hoca Efendi, 1999 yılında Hz. Mehdi (a.s) İle İlgili Gördüğü Rüyasını Anlatıyor.
-VTR- Mehmet Talu Hoca Efendi, Cübbeli’nin 7-8 Önce “Hz. Mehdi (a.s)’ın 30 Yaşında Olduğunu” Söylediğini Anlatıyor.
-VTR- Mehmet Talu Hoca Efendi, Ahir Zamanda Olduğumuzu Anlatıyor.
-VTR- Mehmet Talu Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın Şu Anda Hayatta ve Görev Başında Olduğunu Söylüyor (Lalegül Fm, 24 Ocak 2011).
VTR- Mehmet Talu Hoca Efendi: “Hz. Mehdi (a.s)’ı Ben De Şahsen Göreceğime İnanıyorum.”
-VTR- Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Hayatı
ADNAN OKTAR: Ben bütün Müslümanları severim, herkesi severim; Mahmut Hocamız’ı da severim, Fethulllah Hocamız’ı da severim. Hepsinin güzel yönleri var, hepsinin iyi yönleri var. Yani böyle asgari müşterekte ittifak edip, İttihad-ı İslam’ı oluşturmak lazım. İşte şunun gözü şöyle, şunun kulağı böyle, şu şöyle eksik, bu böyle eksik, o zaman Müslümanlar paramparça olur, hiçbir şekilde birleşemezler. Asgari müşterekte ittifak edip, Türk-İslam Birliği’ni kuracağız, inşaAllah. Asgari müşterek çok önemli bir konudur. Fethullah Hoca böyle bir stil geliştirdiyse bir hikmeti vardır, bir bildiği vardır. Mahmut Hocam’ın mesela bir yöntemi var, bir bildiği vardır. Şeyh Nazım Hocam’ın bir bildiği vardır. Hepsinde bir güzellik vardır, hayır vardır. Hiç kimse hiç kimseyi tekfir etmemeli, dost görmeli; askeri müştereğe çok önem vermeli. İttihad-ı İslam olduğunda zaten her şey hallolur, bütün sıkıntılar hallolur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Peygamberimiz (s.a.v)’in yakın sahabelerinden İmam Suyuti Hazretleri’nin Tarihül Vefa kitabında şu hadis-i şerif bulunmaktadır; “Ümmetimin en hayırlısı Ebubekir’dir. Allah-u Teala’nın emirlerini yerine getirmede en şiddetlisi Ömer’dir. Hayası en çok olanı Osman’dır. Ahkam-ı İslamiye’deki zorlukları en çok çözen Ali’dir. Ümmetimin en emini Ebu Ubeyde bin Cerrah’tır. Ümmetimin en zahidi Ebuzer’dir, ibadeti en çok olan Ebuderda’dir. Ümmetimin en halimi ve cömerdi Muaviye bin Ebu Süfyan’dır.”
ADNAN OKTAR: Ne güzel övmüş Peygamberimiz (s.a.v). Evet, ilim çeşmesinden ilim almaya devam edelim. Buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Kuran ve sünnet ışığında sizin öğrettiklerinizden anlatıyorum, inşAllah. Bediüzzaman Hazretleri imanın önemini şöyle ifade ediyor: “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Öyle ise insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bir daha oku, çok güzel.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Öyle ise insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzzaman çok muhteşem bir insan. Allah her haliyle gösteriyor, maşaAllah; her üslubu, her konuşması hikmetli ve güzel, birbirinden güzel. Beril Hocam buyurun, ilminizden istifade edelim.
BERİL HANIM: Estağfirullah, inşaAllah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi) ‘Allah’ın dinine akın akın girdiklerini gördüğünde’, inşaAllah ebced değeri, 2016. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Çok fazla ayet ezberi var Beril’in, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
BERİL HANIM:Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Bana diyorlar ki; “bu hanımlarla ne işin var?” Bak, Beril’i ben tanımazdım. Geldi, konuştuk, tanıştık. 5 vakit namazında, gayet güzel ayet okuyor. Cübbeli kafasıyla yaklaşsaydık bu olur muydu?
BERİL HANIM:Olmazdı.
ADNAN OKTAR: Allahualem olmazdı.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, ne güzel. Bu gençler, ufaklar, keratalar…
ALTUĞ BERKER: Ender, Önder.
ADNAN OKTAR:Ender, Önder; bak, 5 vakit namazında keratalar, elhamdülillah. Gayet güzel. Dinin gereklerini, icabını yerine getiriyorlar.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yöntem budur.
BERİL HANIM:İnşaAllah. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Korkutarak değil, sevdirerek, inşaAllah; akılla, fikirle. Herkese hitap ederek, değil mi? Ağır zincirleri kaldırarak, kucaklayarak; demokrat ruhla, sevgi ruhuyla, ilimle, bilimle, akılla, Kuran’ın yeterliliğini ortaya koyarak, hurafeden kaçarak, bütün güzellikleri bir araya getirmeye çalışarak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam. Dua ile ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hadislerinden okuyorum, inşaAllah. Tirmizi’de Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş; “Dua ettiğiniz zaman kabul olacağına inanarak dua edin. Bilmiş olun ki gafletle yapılan duaları Allah kabul etmez.” “Dua ibadetin kendisidir” diye buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v). Resulullah Efendimiz (s.a.v)’in bir duası var; “Allah’ım cehennem azabından şüphesiz Sana sığınırım. Kabir azabından da Sana sığınırım ve deccal-i mesihin fitnesinden de gerçekten Sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden de Sana sığınırım.” İbn-i Mace’de, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Namazda dua ederken, deccal konusuna geldiğinde, Müslümanlar ellerini böyle ters çeviriyorlar. Nur talebelerinin dualarında vardır. Hem mesih deccalden hem süfyan deccalden Allah’a sığınırlar. Yani Hafız Esad’ın fitnesinden, Darwinizm-materyalizm fitnesinden Allah’a sığınılırlar.
ALTUĞ BERKER:Yavru filler var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. MaşaAllah. Beril Hocam, buyurun.
BERİL HANIM:Estağfirullah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Asra andolsun; gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hakkı ve sabrı tavsiye etmek çok önemli tabii, maşaAllah. Beril Hocam, kapanış konuşmasını sen yap.
BERİL HANIM: İnşaAllah. Bizi yarın 22:00’den itibaren A9 TV, Çay TV, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri şükrün önemini şöyle anlatıyor; “Şükrün mikyası (ölçüsü) kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı (ölçüsü); hırstır ve israftır, hürmetsizliktir; haram-helal demeyip rasgeleni yemektir.”
ADNAN OKTAR:Ne güzel, maşaAllah. Bir daha.
ALTUĞ BERKER:“Şükrün mikyası kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir.”
ADNAN OKTAR: Kanaat, iktisat...
ALTUĞ BERKER: Rıza ve memnuniyet.
ADNAN OKTAR:Çok önemli, maşaAllah. Devam et.
ALTUĞ BERKER:“Şükürsüzlüğün mizanı (ölçüsü); hırstır ve israftır, hürmetsizliktir; haram-helal demeyip rasgeleni yemektir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Üslup muhteşem. Bir ayet daha söyle.
BERİL HANIM: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Dualarınız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Derya diyorum, bak haklıyım. Berker Hocam, son bir şey söyle.
ALTUĞ BERKER:Sizin bir sözünüzü hatırlatıyorum. “Mehdiyet (s.a.v), dünya tarihinin Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den sonraki en azgın münafıklarla küfrün en azgınları ile mücadele eden grubuna deniliyor. En psikopat münafıklar ahir zamandadır. En azgın küfür ahir zamandadır. En güçlü veliler yine ahir zamandadır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tamam, yarın görüşüyoruz, inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...