SUNUCU:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan, Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri proğramımıza hoşgeldiniz. Buyrun Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR:Ganiy Seleme b. Züfer’den tahric etti. “Dedi ki; “Birgün Hüzeyfe’nin yanında” bak sahabe, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahabesi “Huzeyfe’nin yanında Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığı söylendi” bak, daha Resullullah (s.a.v.)’in sahabeleri hayatta, “O dedi ki; siz eğer aranızda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ashabı olduğu halde Hz. Mehdi (a.s.) çıkarsa felah buldunuz.” Bak sahabe devrinde bekleniyor ve çıktı diyorlar. Muhakkak ki Hz. Mehdi (a.s.) insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile, gaip olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.” İnsanlar onu çok fazla sevdiklerinde çıkacaktır diyor. Ama bak sahabe devrinde beklenmiş ve çıktı denmiş. Çıktı zannetmişler, aramışlar. Yani 1400 seneden beri bu böyle inşAllah. Fakat Ahir zamanda da kurtulmaya çalışıyorlar adamlar, bak sahabeler bile Hz. Mehdi (a.s.)’a kavuşma azmindeler. Evet buyur.
BETÜL HANIM:Ahmet Ümit şöyle söylemiş, Allah’ı tenzih ederiz inşAllah, şöyle söylüyor haberde; şair ve polisiye roman yazarı Ahmet Ümit’in Tevrat’ın ilk polisiye roman olduğuna dair saygıya uygun olmayan bir açıklaması vardı bugün. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kitap fuarında yaptığı konuşmada polisiye romanları ilk İngilizler’in yazdığının söylendiğini, bunun yalan olduğunu söylemiş. İlk cinayetin “haşa” Kabil’in Habil’i öldürmesiyle gerçekleştiğini, bunun da; tüm insanların kardeş olduğunu ve kardeşin kardeşi öldürmeyeceğini anlatan Tevrat’ta yer aldığını yazmış ve dolayısıyla ilk polisiye romanın da Akdeniz Mezopotamya kaynaklı olan Tevrat olduğunu söylemiş. Hocam bildiğiniz gibi Ahmet Ümit yakın zamanda Habertürk televizyonda program yapmaya başlamıştı. İlgili haberi de göstereyim size, seyircilerimize.
ADNAN OKTAR:Evet o dikkati çekmek için, solcu arkadaş, yani materyalist Darwinist görüşe sahip, tabii Tevrat’ a ve Kuran’a bakış açısı malum, kabul etmiyor. O kendi felsefesi mantığı içerisinde böyle şeyler söyleyebilir, kaale alınacak bir yönü yok, yani haber olarak verilebilir ama, kaale alınacak birisi değil o yönüyle.
BETÜL HANIM:Bir de dünyaca meşhur İngiliz şarkıcı Amy Winehouse’un ölü bulunduğu haberi var. 27 yaşındaki İngiliz şarkıcı Amy Winehouse evinde ölü bulunmuş, alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğu bilinen ve birçok defa tedavi gören Winehouse, geçen ay çıktığı Avrupa konserinde de aşırı derecede alkolün etkisiyle şarkıların sözlerini unutmuş, konser turunu yarıda kesmiş. Dinden uzak yaşayan insanların nasıl bir ahlaki çöküntü içinde olduklarını ve ibret verici sonlarını görmek açısından bir örnek olarak paylaşıyorum Hocam bunu da.
ADNAN OKTAR:Canım kadıncağız gariban, zavallı insan yani onu küfür bu hale getiriyor, etrafı bu hale getiriyor, o kadın olarak normalde mazlum. Dikkati çekmek için kendince bir şeyler yapıyordu. Etrafındaki insanlar onu uyuşturucuya ve anormal hareketlere teşvik ettiler, o da topluma uydu. Toplum bunu istiyordu ondan, bir kısım insanlar çevresi bunu istiyordu, yani bunu istediklerini bildiği için de o da onlara onu sundu. O yüzden de bu kadar çok ilgi göstertiyorlardı zaten. Sonu da tabii hoş değil. Allah günahlarını affetsin inşAllah.
Ahmet Zeki Saruhan, Cübbeli Ahmet’in en yakın arkadaşlarından, yıllarca birlikte dergi çıkarttılar, onunla ilgili bir film vardı, onu seyredelim.
VTR - AHMET ZEKİ SARUHAN
ADNAN OKTAR:Evet bu anlattıkları doğru. Cübbeli hikaye anlatıyor hakikaten Hahambaşı’nı yanıma gönderdiler diye. Cezaevine Hahambaşı diye birisi girmemiş hiç öyle bir olay yok. Yani cezaevi kayıtlarında öyle bir şey yok, öyle birisi yok. Yani Cübbeli’nin ufku çok geniş. Fabulasyon denir; olmayan bir şeyi kafasında geliştirip anlatmak. Logore hali de var, bol bol da konuşuyor. Evet bir şey mi anlatacaksın?
BETÜL HANIM:Bir de Türk milliyetçiliğinin cesur kalemlerinden Necdet Sevinç bugün vefat etmiş Hocam. Hayatıyla ilgili kısa bir bilgi veriyorum. “1944 doğumlu olan Sevinç, lise son sınıf öğrencisiyken okul dergisine, haşa Allah’ın olmadığını yazan felsefe öğrenimine bir gazetede verdiği cevap nedeniyle okuldan uzaklaştırılmış. Gazetecilik mesleğine Antep’te başlamış. Anadolu, Her gün, Günaydın, Kurultay gazetelerinde genel yayın yönetmenliği yaptı ve köşe yazarı olarak çalıştı. Yazılarından dolayı birkaç kez kurşunlandı. Fikirleri nedeniyle birçok kez yargılandı ve beş yıl kadar hapis yattı, hakkında en çok dava açılan ve yüzlerce yıl hapis cezası ile yargılanan yazarlardan oldu.
ADNAN OKTAR:Evet, Allah rahmet etsin. Necdet Sevinç Ağabey ülkücü, milliyetçi, vatansever, aklı başında, kaliteli bir insandı. Allah cennette kardeş etsin ne diyelim inşAllah. Güzel faydalı hizmetler verdi, fikirlerini, düşüncelerini, güzel eserlerini gençler okuyorlar, herkes istifade ediyor, bizler de istifade ediyoruz. İnşaAllah Türk İslam Birliği oluştuğunda onun da ülküsü oluşmuş olacak. İnşaAllah.
BETÜL HANIM:Fikret Bila, Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında; özerklik ilanına karşı hükümetten güçlü bir tepkinin gelmediğini belirterek, özerklik ilanının aslında toplumun zihnini bu sisteme hazırlama ve alıştırma süreci olduğunu, bundan sonra PKK cephesinin özerklik konusunda müthiş bir propaganda yaparak bastırılacaklarını, nasıl Kürtçeyi bu yolla serbest bıraktılarsa, özerklik içinde aynı yolla toplum içinde ve dışında destek bulacaklarını söylemiş. Öcalan’ın büyük bir birleşik Kürdistan yapmayı amaçladığını belirterek Ankara bu konuda net bir tutum almıyor, bu dayatmalara karşı çözümün ne olacağını herhalde yeni anayasa yapma aşamasında belirleyecekler ifadelerini kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Özerklik ilan edebilir adam, kendi kafasına göre konuşabilir, kimse kaale almaz. Türkiye bir bütündür, hiç kimse de Türkiye’yi parçalamaya güç yetiremez. Yani “Ben yaptım, oldu.” Olmaz. Şöyle olur, 70 milyonun hepsini şehit eder, sonra dediğine kavuşabilir. Bunun dışında mümkün değil. Bunu unutacaklar. Demagojiyle, şamatayla olacak iş değil bu, bağırıp çağırmayla olmaz.
BETÜL HANIM:Norveç’te de bir haber var Hocam, onun resimlerin gösteriyorum. Dün Norveç’te Müslüman karşıtı aşırı sağcı ve Neonazi eğilimli bir kişi tarafından arka arkaya iki saldırı düzenlenmiş. Başkent Oslo’daki ilk saldırıda yedi kişi ölmüş, iki kişi yaralanmış. İkinci saldırı da altı yüz gencin kamp yaptığı işçi partisi gençlik kollarına düzenlenmiş. Saldırgan birarada bulunan kampa polis kılığında girerek on üç, on dört yaşlarındaki gençleri etrafına toplanmaları için çağırmış ve sonra da üzerlerine kurşun yağdırmış. Bazı gençler denize ulaşarak kaçmaya çalışmışlar, ancak hem sahilde hem denizin içindeki bu gençleri de silahla taramış. Polis halen denizde ve adada kayıp olan gençlerin cesetlerini arıyormuş. Hocam, Norveç hakkında biraz bilgi vermek istiyorum; Norveç’te halkın yüzde yetmiş ikisi ateistmiş, yaratılışa inananlar ise toplumun yüzde on dokuzunu oluşturuyormuş. Daha önce de bir röportajınızda Afganistan’da görevli Norveçli askerlerin insan vurmaktan nasıl zevk aldıklarıyla ilgi bir konu gündeme gelmişti. Askerler bir dergiye verdikleri röportajda; “Düşmanımıza odaklandığımız en çok heyecan verici özellikle de nişan alıp onu vurduktan sonra o ilk kanın etrafa saçılma anını yavaş çekimde yaşanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Şansınız yaver giderse de, bana bu sene olduğu gibi bir Taliban askerini boynundan vurup ardından sevinç nidaları atıyorsunuz” ifadelerini kullanmışlardı. Siz de bu haber üzerine röportajda; “On beş, on altı yaşında, on dört, on üç yaşında Darwinist yetiştiriyorlar bunları, internette olsun, filmlerde olsun; kan dökme, sadistlik, ondan sonra, vampirli korku filmleri, psikopatlık, manyaklık o tarz filmler seyrederek o dünya içerisinde yaşıyorlar” diyerek Norveç’teki Darwinist eğitimin sonucunda gençlerin kan dökme eğilimli olduklarını ve sadist bir kişilik geliştirmeleri tehlikesine dikkat çekmiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet Darwinist, materyalist olunca, Çin’de de öyledir. Müthiş zalim oluyorlar, müthiş bir acımasızlık oluyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de öyle. Onlar da Darwinist, materyalist oldukları için domuz bağıyla adam öldürüyorlardı, boynunu kırarak adam öldürüyorlardı. Kulağını kesiyor, burnunu kesiyor, tam klasik manyaklar. Bunlara da bakıyoruz, aynı manyaklık. Yani Darwinist, materyalist, ateist yetiştiğinde, Allah korkusu olmayınca bir zulüm ruhu, bir şeytani ruh insanlarda gelişiyor, neticesi de böyle oluyor işte.
BETÜL HANIM:Sayın Kılıçdaroğlu ile ilgili bir haber var Hocam. Şu şekilde; Sayın Kılıçdaroğlu CHP Gençlik Kolları’na yaptığı konuşmada gençlere yol gösterirken Lenin’in düşüncelerinden ve sözlerinden örnekler vermiş. Yaptığı konuşmada “Ekim Devrimi önderi ve Sovyetler birliği kurucusu Lenin şöyle söylemiştir: Organize olmuş azınlıklar, organize olmamış yığınlara hükmeder bu nedenle siz de örgütleneceksiniz, biraraya geleceksiniz, gücünüze güç katacaksınız” ifadelerini kullanarak gençlere Lenin’in örgütlenme yapısını örnek göstermiş.
ADNAN OKTAR:O haberde yanlışlık vardır. Sayın Kılıçdaroğlu böyle bir konuşma yapmaz. O daima Atatürk’ü örnek verir. Bir komünisti, Atatürk’ün şiddetle karşı olduğu, nefret ettiği bir insanı örnek göstermesi mümkün değildir. Çünkü Atatürk diyor; “Şurası unutulmamalıdır ki, Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Bunu Atatürk diyor. Lenin, Atatürkçülük’ün tam karşıtı olan komünist, kan dökücü bir lider. Dolayısıyla Atatürk’ün kurduğu partide örnek Atatürk’tür, Lenin Atatürk’ün yerine geçemez. Dolayısıyla, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da böyle bir söz söylediğine inanmıyorum.
BETÜL HANIM:Bu, Hürriyet’te yayınlanan bir haber. Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmış.
ADNAN OKTAR:O zaman Kılıçdaroğlu tekzip etsin bunu. Çünkü böyle bir durumda CHP kalmaz. Yani Lenin’i örnek alan bir parti başka bir şeydir. CHP Atatürk’ü örnek alan bir partidir. “Biz Atatürk’ü örnek almıyoruz, Atatürk’ü devreden çıkarttık, Lenin’i örnek alıyoruz” denildiğinde o komünist partisi olur, başka bir şey olur. Onun için onun mutlaka tekzibi gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu bir şekilde yanlışlıkla bu usül konuşmuş olabilir, mutlaka tekzip etmeli, düzeltmeli bu konuşmayı. Yanlış haberse yine tekzip etmesi lazım.
BETÜL HANIM:Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Kamalak Ak Parti’nin günden güne milli görüş söylemlerine daha da yakınlaştığını ve Türkiye’nin en kısa zamanda kendisine bir istikamet belirlemesi gerektiğini söylemiş. Bu yeni istikameti ise büyük Türkiye’nin kurulması ve Türk İslam Birliği’nin inşa edilmesi olarak adlandırmış. Türk İslam Birliği kurulmadan Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne kafa tutması, Kıbrıs ya da diğer konularda istediği neticeleri elde etmesinin ise mümkün olmadığını da belirtmiş Miliyet Gazetesi’nde.
ADNAN OKTAR:Evet. Nasıl yorumluyorsun?
BETÜL HANIM:Türk İslam Birliği’nin olması gerektiğini. Sizin sözünüze gelmişler Hocam inşAllah. Türk İslam Birliği kurulmadan refahın olmayacağını siz her röportajınızda zaten her zaman belirtiyorsunuz. İnşaAllah tek çözüm Türk İslam Birliği.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
BETÜL HANIM:Hürriyet Gazetesi’nden Hadi Uluengin, onun haberini göstermek istiyorum. Hadi Uluengin Hürriyet Gazetesi’ndeki yazısında; İrlanda ya da İspanya’da olduğu gibi terör örgütüyle sulh anlaşması yapılabilmesi için öncelikle PKK’nın bir Kürt milli hareketi olarak kabullenilmesi ve ardından da Öcalan, PKK ya da Kandil’in devlet tarafından resmi muhatap kabul edilmesi gerektiğini söylemiş. Öcalan’ın bir Stalin kopyası olması, PKK’nın Kürtler’e zorbalık uyguluyor olması ya da Apo’nun PKK üzerinde çok da etkili olmaması gibi konuların ise yan konular olduğunu ve bu tip iddiaların fazla dikkate alınmaması gerektiğini söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Nasıl yorumluyorsun?
BETÜL HANIM:Tabii ki komünizm her zaman kan ve vahşet getirmiştir. Kanlı ideolojilerdir. Marksist felsefeler her zaman felaket getirmiştir. Bunu Rusya döneminden de biliyoruz, sizin kitaplarınızdan; Komünizm Pusuda kitaplarından da biliyoruz. Hadi Uluengin yanlış bir söylemde bulunuyor, siz daha iyi bilirsiniz inşAllah.
ADNAN OKTAR: Hadi Uluengin evet, o ferah bir tip, aklına geleni söylüyor.
BETÜL HANIM:Guatemala’da da değişik bir olay yaşanmış Hocam. Peygamber Efendimiz (sav)’in de bildirdiği gibi hadislerde; Ahir zamanda göçüklerin, yer çökmelerinin çoğalacağını söylüyor hadislerde.
Altmış beş yaşındaki bir kadın gece gürültüyle yatağından fırlamış, önce dışarıda doğal gaz patlaması olduğunu düşünmüş, ancak daha sonra korku ve hayretle yatağının hemen altında 12 metre derinliğinde bir çukur olduğunu görmüş. Kadının evi Ulusal Afet Kurumu yetkililerince incelemeye alınmış. Bu haberden yola çıkan Milliyet Gazetesi ise; “Bu çukurlar kıyamet alameti mi?” başlıklı bir haber yapmış ve dünyanın her tarafında aniden meydana gelen yer çökmelerinin resimlerini yayınlamış. Ahir Zamanın Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerinden olduğunu da biliyoruz, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşAllah. Resimlerini de göstermek istiyorum.
ADNAN OKTAR:Evet. “Yerin çeşitli bucaklarında Hz. Mehdi (a.s.) zamanında ani çökmeler olacak” diyor. “Yer çökmeleri olacak” diyor. “Doğu’da, Batı’da yani her bölgede yer çökmeleri olacak. Bu da Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametidir” diyor. Hiç olmayan şeylerden birisidir bu ve yoğun olarak Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) devrinde peşi sıra olmuştur. Harikadır.
BETÜL HANIM:Hocam Peygamberimiz (s.a.v.) şu şekilde söylüyor hadislerde; “Kıyamet alametlerinin ilki yer çökmeleridir.” Diğer bir hadiste ise; “Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri önceden gelip geçenlere çeşitli ithamlar ve bahanelerle hakaret ettiği zaman artık kızıl rüzgarları, yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) veya gökten taş yağmasını (kazfi) bekleyin.” Tırmizi referansında.
ADNAN OKTAR:Evet, kızıl rüzgar aynı zamanda komünizme bakan bir hadis. Yani komünizmin yayılacağına dair bir açıklama inşAllah hadislerde. Kızıl güneş, komünizm kızıl ordu var mesela kızıl güneş. Kızıl rüzgar odur inşaAllah.
BETÜL HANIM: Japonlar’ın Uygurlar’ı desteklediği ile ilgili bir haber ve resimleri var onları da göstermek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili Ahir zamandaki anlattıklarından biraz dinleyelim.
VTR - CÜBBELİ, AHİR ZAMANIN BÜYÜK MEHDİSİNİN PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)’İN HADİSLERİNDE TARİF ETTİĞİ, ÖZEL BİR ZAT OLACAĞINI ANLATIYOR.
VTR- CÜBBELİ, HZ. MEHDİ (A.S)’IN YAHUDİLER’E TAVRAT’LA HÜKMEDECEĞİNİ VE BİRÇOK YAHUDİNİN MÜSLÜMAN OLACAĞINI ANLATIYOR.
VTR - CÜBBELİ, KIYAMETİN EŞİĞİNDE OLDUĞUMUZU VE KENDİSİNİN İNSANLAR ÜZERİNDEKİ BU GAFLETİ KALDIRIP BU KONUYU CANLANDIRACAĞINI SÖYLÜYOR.
ADNAN OKTAR: Şimdi Kuran’a bakıyorum da, Enam Suresi geldi, 125. ayet. Hep insanlarda Allah iman sorunun üstünde duruyor, iman etmede insanlar vicdanlarını kullanmıyorlar. Allah da o yüzden sürekli örnek verip, düşünmelerini istiyor. Düşünmeme eğilimi var insanların. Bazen yabancı televizyonları açıyorum, hakikaten bomboş gözleri; ya elinde bir şey yiyor, ya boş konuşmalar yapıyor. Halbuki Allah, derin düşünmemizi ve Allah’ın yarattıklarını iyi değerlendirmemizi istiyor; o zaman gerçekleri fark edebiliriz, yani derin düşündüğümüzde. Yüzeysel düşündüğünde bir şey fark edemez insan, yahut az şey fark edebilir.
BETÜL HANIM:Japonya’da Japonlar, Uygurlar için yürüyüşe geçmişler, bununla ilgili bir haber vardı. Resimleri bu şekilde. Japonya’da Çin karşıtları, üçlü zirve öncesinde Uygurlar’a uygulanan baskıları protesto için Tokyo sokaklarındaydı, dünya bültenine de yansımış bu resimler.
ADNAN OKTAR: Aferin Japonlara. İşte Türk-İslam aleminde de bu uyanış-canlanış olursa her yerde, çok güzel netice alırız. Bu acıya, bu zulme göz kapamak, vicdan kapamak, çok büyük zulüm olur. Çok kolay Türk-İslam Birliği’ni istemek, onu yaşamak yeterli inşaAllah, Kuran’a tabi olmak. Evet, seni dinliyorum.
BETÜL HANIM:Atatürk’ün Hocam sözlerini okumak istiyorum. Atatürk, Kürt, Laz, Çerkez, milli sınırlar dahilinde herkesin eşit olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Bizce kati olarak belli olan bir şey varsa, o da milli sınırlar dahilinde Kürt, Türk, Laz, Çerkez vesair bütün İslam bu unsurların menfaatleri ortaktır, beraber çalışmaya karar vermişlerdir, yoksa hiçbir vakit başka bir görüş yoktur, vicdani arzu ile kardeşçe ve dindarane bir birlik vardır.”
ADNAN OKTAR:Evet o önemli, onu baştan bir daha şerh ederek oku.
BETÜL HANIM: Atatürk Kürt, Türk ve Laz, Çerkez vatandaşlarımızın milli sınırlar dahilinde herkesin eşit olduğunu belirtmiş şu sözleriyle: “Bizce kati olarak belli olan bir şey varsa,” yani kesin olarak belli olan bir şey varsa “o da milli sınırlar içerisinde bütün vatandaşlarımızın; Kürtler’in, Türkler’in, Lazlar’ın, Çerkezler’in, İslam unsurlarının menfaatleri ortaktır” diyor. Yani hepiniz İslam Birliği altında, Kuran ahlakı altında hepimiz güzel bir şekilde yaşayabiliriz, diye öğütlüyor. “Beraber çalışmaya karar vermişlerdir” diyor. “Yoksa hiçbir vakit başka hiçbir görüş yoktur, vicdani arzuyla kardeşçe dindarane bir birlik vardır, vicdanın kabul ettiği de budur” diyor.
ADNAN OKTAR:Bak İttihat-ı İslam’ın en akılcı, en güzel açıklamalarından bir tanesi. Atatürk din birliği yani dindeki ittifakın millet birliğinde temel oluşturduğunu, çok önemli bir temel oluşturduğunu, önemli bir neden olduğunu açıklamış oluyor.
BETÜL HANIM:“Dindarane bir birlik vardır” diyor.
ADNAN OKTAR:Tabii, çok açık sözlü.
BETÜL HANIM:Aynı zamanda Atatürk, Kürt ve Türk unsurlarının birlik içinde olmalarının milletin devamı için çok önemli bir unsur olduğuna ise şöyle dikkat çekmiştir: “Kürt ile Türk bu iki öz kardeş, dindar, el ele vererek mukaddes birliği müdafaaya kararlı oldukça, Cenab-ı Allah’ın yardımıyla, şüphesiz vatanımız, bağımsızlığımız kurtulacaktır. Milli bağımsızlık ve toprak bütünlüğünün müdafaası bütün Kürtler’in, Türk kardeşleriyle beraber hayatlarını fedaya hazır bulunduklarına dair hükümete, yabancı temsilcilerine çektiğimiz telgrafı büyük bir kıvançla öğrendik. Fedakar Kürt kardeşlerimizin bu hamiyetli ve dini eserlerine şükran arz eyleriz. Sizler gibi din ve namus sahibi büyükler oldukça Türk ve Kürt’ün yek diğerinden ayrılmaz özkardeş olarak yaşamakta devam eyleyeceği ve sarsılmaz bir vücut halinde, dahili ve harici düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı şüphesizdir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bak Türk-Kürt ayrımını kabul etmiyor. Hepimiz biriz, hepimiz Müslümanız, Müslümanlık içerisinde kardeşliğimiz oluşmuştur” diyor, dolayısıyla bizi ayırmaya kalkanlar, boşa uğraşıyorlar” diyor Atatürk, bunu anlatıyor. Atatürk’ün bu sözleri çok önemli, çok hayati.
BETÜL HANIM:Mustafa Akyol’un, yazdığı bir yazıyı göstermek istiyorum, haberini. Mustafa Akyol’un yazılarında ara ara sizden aldığı eğitimin izleri görülüyor Hocam. Birkaç gün önceki yazısında PKK’lılara sempatiyle bakan solcuları eleştiren bir yazı yazmış. PKK’ya ılımlı yaklaşan ve bu terör örgütünü, ‘Kürt siyasi hareketi’ diye adlandırarak allayıp-pullamaya çalışan sol kökenli kişilerin temel sorunu, Lenin ve Che Guevara ile yetiştikleri için, ne olursa olsun kan dökmek yanlıştır diyememeleri olduğunu söylemiş. Yani Leninist bakış açısında terörün mübah olduğunu taşıdıkları için, PKK’nın döktüğü kanı eleştirmediklerini söylemiş. Ayrıca zamanında Kürt kardeşlerimize haksız bir baskı uygulandığını, ancak Kürt kardeşlerimizin bu baskıya verecekleri tepki için, Bediüzzaman’ın barışçıl ve insancıl anlayışını örnek göstermiş. Sizin her zaman anlattığınız gibi Mustafa Akyol, Taha Akyol’un oğlu olan Mustafa Akyol da yazısında bu şekilde belirtmiş.
ADNAN OKTAR:İyi, biraz o Nişantaşı havasından çıkmış. Çünkü biz bu konuları ona gece gündüz anlattık. Gece gündüz de ikrar etti, orada burada da anlatması için rica etmiştik; her yerde anlatıyordu ama bir ara unutmuştu, şu an yeniden hatırlamış. Bu iyi, hayır inşaAllah.
BETÜL HANIM:Atatürk Türk milletinin manevi gücünü şu sözlerle övmüş Hocam: “Efendiler, ben de bazı arkadaşlarım gibi Batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızlar’ı tanırım, Almanlar’ı, Ruslar’ı ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanımalarım da harp sahalarında olmuştur, ateş altında olmuştur, ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek sizi temin ederim ki, bizim milletimizin manevi gücü bütün milletlerin manevi gücünün üzerindedir.”
Komünist rejimlerin vahşetleriyle ilgili bazı örnekler var Hocam, onları göstermek istiyorum. Lenin ve Stalin dönemindeki komünist vahşetlerin genel bilançosu ana hatlarıyla şöyle verilir. Yargılamadan hapsedilen on binlerce rehine ya da insanın kurşuna dizilmesi ve 1918-1922 yılları arasında ayaklanan yüz binlerce işçi ve köylünün katledilesi, 5 milyon insanın ölümüne yolaçan olan 1920 açlığı, 1920’de Don Kazakları’nın ortadan kaldırılması ve sürgüne gönderilmesi, 1918-1930 yılları arasında on binlerce insanın toplama kamplarında öldürülmesi, 1937-1938 yıllarındakiki büyük temizlik sırasında 690.000’e yakın insanın ortadan kaldırılması gibi.
ADNAN OKTAR:Evet, bunlar çok küçük bir bölümüdür komünist vahşetin. Bak Çin’deki vahşetten küçük küçük bölümler göstertiyoruz, insanlar adeta dehşete kapılıyorlar. Hâlbuki Çin’de her gün yapılan, günlük, mutat faaliyetlerden çok küçük bir bölümü o. Komünist ülkelerin birçoğunda bu azap ve şiddet var, ama insanlara bu yansımıyor tabii. Adam plajda yüzüyor, diskoda dans ediyor, haberi bile yok. Biz gösterdiğimizde şaşkınlıkla karşılıyor. Hayret ediyor. Evet.
BETÜL HANIM:Hocam, Mao’nun da direktifiyle, 6 ile 10 milyon arasında da kişinin doğrudan öldürüldüğü hesaplanmaktadır. Yaklaşık 20 milyon karşı devrimci de ömürlerinin önemli bir bölümünü de ceza evinde geçirmişler. 1958–61 yılları arasında kıtlık sonucunda ölen insan sayısının 40 milyon kadar olduğu tahmin edilmekteymiş.
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 300 milyon kişi öldürüldü 2. Dünya Harbi’nde. Dünya çapında bu açlık, sefalet de bunun içine dahil. Yani dev bir katliam oldu. Tam bir yecüc- mecüc zuhuru olmuş oldu. 1. Dünya Harbi ve 2. Dünya Harbi, yecüc-mecücün bütün şiddetiyle ortaya çıktığı iki dönemdir. Yecüc-mecücün en önemli özelliği kitle katliamları yapmasıdır, insanlara saldırmalarıdır. Bu kadar büyük kitle katliamı hiç olmamıştır. 2. Dünya Harbi’nde özellikle çok geniş kapsamlı kitle katliamı olmuştur. 300 milyon insan katledildi düşünün. Beril Hocam buyur seni dinliyoruz.
SUNUCU: İnşaAllah. Al-i İmran Suresi 104. ayetinde Allah buyuruyor inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, Hocam sizi dinliyoruz şimdi.
BETÜL HANIM: Estağfurullah Hocam. Güneydoğu’da siz şöyle söylemiştiniz röportajınızda; “Güneydoğu’da komünist bir devletin kurulmasıyla Kuzey Kore’den daha azgın bir devlet haline gelecekler. Böyle bir durumda Türkiye’nin geri kalanını yutmaları an meselesidir. Amerika da destekliyor onları, Rusya da destekliyor, Çin de destekliyor. Amerika da bunlara ışık yakıyor. Çünkü ABD’nin Armegedon’a ihtiyacı var. Kendi İncil yorumlarına göre büyük bir savaş olması gerekiyor. Şeytanın ordusuyla İsa Mesih (a.s.)’ın savaşacağına inanıyorlar” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Onlar da bunun farkına varmadan komünist düşüncede kararlı olarak ilerliyorlar. “Bizler dünyayı komünist yapacağız” diyorlar. Hâlbuki sonunda hepsini yok etmeyi düşünen bir politika izliyor Amerika. Evanjelikler yani ilk önce onları komünist yapıp, bölgeyi komünist yapıp, sonra da topunu kazımayı düşünen bir politika içerisindeler. Şu an iplerini çözmüş vaziyetteler. Onlar da her türlü kepazeliği yapıyor. Hep böyle gidecek zannediyorlar. Halbuki Armegedon’un zemini hazırlanıyor. Onu hazırladıktan sonra da onları belki birkaç gün içersinde veayahut da bir haftada yok etmeyi düşünüyorlar. Bunu akledemiyor bu adamlar.
BETÜL HANIM:Evet Hocam yine şöyle söylemiştiniz röportajınızda; “Aslında Darwinistler fikren çoktan ezildi. Fakat bazı insanlarda bir iman zafiyeti, iman zayıflığı var. Bütün çekilen sıkıntıların kökeninde o var. Mesela Nur talebelerinin parçalanmasının kökeninde bu var. Bazı cemaatlerin yok olmasının sebebi, yine iman zafiyeti. Aktif olmamalarının nedeni yine iman zafiyeti.”
ADNAN OKTAR: Tabii, iman zayıf olunca Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağına ihtimal vermediği için, şahs-ı manevidir diyor. Çünkü şahs-ı manevinin çıkmaması diye bir konu yok. Şahs-ı manevi, milyonlarca insana şahs-ı manevi deniyor. Ona inanması kolay. Hz. İsa (a.s.) da geldi gitti deyince, o konu da iman meselesi olmaktan çıkıyor onlar için. “İslam da dünyaya hâkim oldu” diyor. “Evde namazlarımızı kılıyoruz. Namaz kılabildiğimize göre İslam dünyaya hâkim olmuştur” diyor. Tam bir sefalet ve perişanlık ortamı olmuş oluyor. Dolayısıyla kendi kendilerini uyuşturup, böyle oyalıyorlar ve ahirette hesabını veremeyecekleri zor bir duruma sokuyorlar. Allah-u Âlem. Evet buyrun.
BETÜL HANIM: Hocam bir canlı var, sloth diyorlar, aynı zamanda da tembel hayvan bu canlının ismi. Onun videosunu göstermek istiyorum. Sloth yani tembel hayvanlar tüm memeliler arasında en yavaş hareket eden hayvan olarak biliniyor. Dakikada en fazla yarım metre kadar hareket ettiği hesaplanmış. Slothlar günde 15 ile 18 saat uyuyarak en çok uyuyan hayvanların başında geliyorlar. Kalan zamanlarında ise yemek yiyorlar ve tutundukları ağaç dalını değiştiriyorlar. Pek fazla yemek yemeyip, su içmedikleri için de doğaya az zarar verdikleri biliniyor. Slothlar yani tembel hayvanlar, keskin pençeleri sayesinde dalların üzerinde tersine doğru asılı bir şekilde yaşıyorlar.
ADNAN OKTAR:Çok şeker tipler. Bak diyor ki Abdullah Öcalan; “Bizim din ile ilişkimiz yok.” Abdullah Öcalan’ın ifadesi. “Bizim dinle ilişkimiz yok, dinsiziz” diyor. “Halkımız, Kürt halkı Tanrı (Allah)’dan ideolojiden kopmalıdır.” Yani Allah inancından ayrılmalıdır. “Ben çok uğraştım, sonunda Tanrı (Allah)’dan koptum” diyor Abdullah Öcalan. Haşa “Tanrı’yı aştım, böylece Abdullah Öcalan olabildim. İslam kadınımıza bir şey vermemiştir, bunun yerine sosyalist, komünist ahlakı koyacağız.” Yani şimdi dağlarda kadınları ne hallere getirdiklerini, ne yaptıklarını herkes biliyor. İslam’ın kadına verdiği değere bak, onların kadına verdiği değere bak. Komünistlerin verdiği değer mahvetmek. Kadınları erkekleştirmek, ezmek ve aşağılamak. Onu zaten Darwin de söylüyor; “Köpekten daha iyidirler” diyor. “Evrimini tamamlamamış mahlûklardır kadın” diyor. Komünistlerin de görüşü bu. “İslam’ın Kürt milli rengine bürünmesi sağlanamadı” diyor. Yani İslam’ı kaldıramamışlar, “Kürt milli rengine çeviremedik” diyor. “Bazı tarikatlar ve mezhepler var. Bir Said Nursi var. Bir Şeyh Said var. Şeyh tarikatları var. Nakşîler var. Hepsi İslam emperyalist ekollerinin ajan temsilcileri durumundadırlar.” Bazı saftirik tipler de daha hala Abdullah Öcalan’a destek oluyorlar. Bak adam hepsini yok edileceklerin listesine almış. “İslam emperyalist ekollerinin ajan temsilcileridir bütün tarikatlar, bütün cemaatler” diyor. “Bütün Müslüman gruplar” diyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ne diyor? Aynısını söylüyor. Apo, Abdullah Öcalan neyi söylüyor? Aynısını söylüyor. Bütün Müslüman cemaatleri yok edilmesi gereken topluluklar olarak görüyor. Evet dinliyorum.
BETÜL HANIM: Hocam Tatar kardeşlerimiz gidip, orada sizin Tatarca kitap ve CD’lerinizi dağıtmışlar. Orada çok fazla kardeşimizin sizi hem internet hem de uydu üzerinden takip ettiğini ilettiler. Size de çok selamları var. Resimlerini göstermek istiyorum yaptığı çalışmalarla ilgili. Kitaplarınızı almışlar, CD’lerinizi almışlar. Bu şekilde. Kominizim Pusuda kitabınızı da tanıtmak istiyorum. Komünizmin geçtiğimiz 20. yüzyıla damgasını vurmuş bir ideolojidir. Ama bu damga sadece baskı, zulüm, kan ve gözyaşı doludur. Tarihçilerin hesaplamalarına göre sadece bu ideoloji nedeniyle, 20. yüzyıl boyunca 120 milyon insan öldürülmüştür ki, siz zaten bunun çok daha fazla olduğunu belirttiniz Hocam. Şu anda da belirttiniz. Bunlar bir savaş sırasında cephede ölen askerler değil, komünist devletlerin kendi halklarının içinde öldürdükleri sivillerdir. Sizin daha önce de anlattığınız gibi, komünizme karşı yapılacak bir ilmi mücadele, komünist, ateist ideolojiye sahip kanlı terör örgütü PKK’yı tamamen ortadan kaldırır. Bizi izleyen izleyicilerimiz de bu kitabı mutlaka edinsinler ve çevresindeki kişilere hediye etsinler. Böylece bu ilmi mücadeleye katkıda bulunmuş olurlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah. Bak Abdullah Öcalan diyor ki 13. kuruluş yıldönümü mesajında; “Komünizm yıkıldı diyenlere en iyi cevap olarak” bak, “komünizm yıkıldı diyenlere en iyi cevap olarak, tam tersine, komünizmin en güçlüsü, en doğrusu, en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir diyoruz” diyor. “PKK terörist hareketinin, komünizmin en mükemmel uygulandığı yer olduğunu” söylüyor ve “komünizm de yıkılmamıştır aksine” diyor. Bakın ne diyor; “Komünizmin en güçlüsü, en doğrusu, en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir diyoruz” diyor. Bu tehlikeyi anlamayanlar bunu örtbas etmeye çalışıyorlar ve hiçbir şekilde ağızlarına almak istemiyorlar bu konuyu. Evet seni dinliyorum.
BETÜL HANIM:Hocam Hong Kong’da bir fuar var, onunla ilgili resimleri göstermek istiyorum. Oradan resimler gönderdiler. 20 Temmuz tarihinde Hong Kong’da uluslararası kitap fuarı başladı, fuar 26 Temmuz tarihine kadar devam ediyor. Hong Kong’un en büyük organizasyonlarından birisi olan bu fuarın her sene bir milyon kişi ziyaretçisi oluyor inşAllah. Bu fuarda Çince ve İngilizce kitaplarınız sergileniyor. Fuar henüz başlamadan kitaplarınızı sergileyen, İslam’a Hizmet ve İslami Kültür Merkezi resimleri göndermişti.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Elhamdulillah.
BETÜL HANIM:MaşaAllah. Ayrıca aynı zamanda sizin kitaplarınızı ve belgesellerinizi Çince’ye çeviriyorlar ve Müslümanlar’a ve gayri Müslimlere İslam’ı anlatmak için çok istifade ettiklerini ifade ediyorlar.
ADNAN OKTAR:Evet. Bak Abdullah Öcalan diyor ki yine; “Tek Tanrılı din ideolojileri, (yani İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik) baştan sona siyaset ideolojileridir. Din değildirler” diyor. “Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemim siyasi literatürüdür. Yok böyle şeyler” diyor. Bak konu demek ki dinsizlik. İşte Darwinist, materyalist eğitim bunu ortaya çıkartıyor. Abdullah Öcalan, “Ben daha önce dine inanıyordum, Darwinizm’i öğrendikten sonra, materyalizmi öğrendikten sonra, okulda bana öğrettiler, sonra dinsiz oldum ve komünist oldum” diyor. Adam kendi açıklıyor işte. “Daha önce böyle değildim ben, dindardım” diyor. “Namazımı kılıyordum” diyor. “Ama beni Darwinist yetiştirdiler” diyor. Siyasalda okudu normal diğer lisede de okudu, Darwinizm’i, materyalizmi öğrendikten sonra, komünizmi öğrendikten sonra, dinsiz, imansız, Allahsız, kitapsız olduğunu söylüyor. Anlatımımız doğru muymuş? Darwinizm, materyalizm tehlikesi demek ki büyük bir tehlikeymiş. Darwinizm, materyalizm insanları işte bu hale getiriyor. Sonuçta da terörist, anarşist ve yecüc-mecüc konumuna getiriyor. Bak; “Ne kadar elverişsiz koşullar yaşarsa yaşasın, işçi sınıfının objektif gücüne ve onun eylem kılavuzu olan Marksizm, Leninizm’e dayanmak zorundadır.” Adam bak ideolojisini ortaya koymuş, karşısındaki adam ideoloji koymuyor, inanç koymuyor. “Ve dikkat edilirse bizim varlık nedenimiz, tümüyle bu gerçek etrafında oluşmuştur.” Yani “komünist düşünce etrafında oluşmuştur varlık nedenimiz” diyor Abdullah Öcalan. “Eğer o aşiret duvarları aşılmasaydı, modern düşünce, en devrim düşünce olan Marksizm, Leninizm kafalarımıza oturmayacaktı” diyor. “Marksist, Leninist olmayacaktık” diyor. Modern düşünce dediği, Darwinist, materyalist düşünce. Durdurun diyoruz Darwinist, materyalist faaliyetlerinizi, hatta bakıyoruz Türkiye Gazetesi daha hala Darwinist propagandası yapıyor. Daha hala Kanal 7’de Darwinist propaganda yapılıyor. Zaten devletin televizyonlarında, TRT 1, TRT 2’de Darwinist propaganda devam ediyor, Şeş TV’de devam ediyor. Bu durumda çok zor, yani tek başına bizim sırf A9 Televizyonu’yla bu Darwinist, materyalist propagandaya karşı koymamız, tamam zeminde çok güçlü etki yaptı ama, sırf Türkiye değil ki, her yer var. Ortadoğu var, Avrupa var, her yere etki etmemiz için resmi destek şart. TRT 1, TRT 2, TRT 3, hatta Türkiye Gazetesi, Samanyolu ve diğer dindar bildiğimiz kanalların da desteği şart. Bak, “ben çok uğraştım” diyor, “ben çok uğraştım”. Yani dindar olmak için uğraştım diyor, dindar kalabilmek için, Allah’a inançlı kalabilmek için uğraştım, “sonunda Tanrı’dan (Allah’tan) koptum” diyor. Darwinist, materyalist eğitimin sonucunda diyor ve haşa “Tanrı’yı aştım” diyor. Dinsiz, imansız, Allah’sız, kitapsız olmuş. “Böylece Abdullah Öcalan olabildim” diyor. Adam daha ne desin kardeşim, açıkça anlatıyor işte. Demek ki en büyük sorun iman sorunu, demek ki en büyük sorun Darwinizm, materyalizmin yok edilmesi konusu. Darwinizm, materyalizm yok edilmezse komünist düşünce gelişiyor ve anarşist, terörist sistem etrafı sarmaya başlıyor. Silahla, tankla, tüfekle bu durmaz. Bilimle durur. Anti-Darwinist, antimateryalist faaliyetle, çalışmayla durur. Şimdi bizi bu vakitte televizyonda izleyen kardeşlerimiz, A9 dışında biliyorsunuz biz birçok kanalda yayın yapıyorduk ama şimdilik o kanallarda yayın yapmayı durdurduk. A9’un tek başına bir gücüne bakmak istiyorum. İstiyoruz. O yüzden şimdi kardeşlerimiz üşenmesinler bizi izleyenler, her noktadan bizi izleyenler, çeşitli ülkelerden ve yurtiçinden, her ilden izleyenler bir mail göndersinler kısaca izlediklerine dair. Ve izledikleri yeri söyleyerek. Böylece izlenme oranına bir bakalım. Eğer izlenme oranı A9’da düşükse diğer kanalları da yine devreye sokmaya devam edeceğiz, diğer radyoları da ve internet kanallarını da sokmaya devam edeceğiz. Ama tek başına gücü yeterliyse tabii şu an gerek yok inşaAllah. Şu an bekliyorum. Yani “Hocam izliyoruz sizi” bu kadar. Mesela Fransa Lyon şehri veyahut işte Konya Meram. İsim vermeye de gerek yok, yani izliyoruz. Ki anlayalım ona göre. Çünkü çok geniş çapta bir yayın ağı kurmak istiyoruz, yani çok çok geniş kitleye hitap etmek istiyoruz. Ona göre bir durum tespiti yapacağız. Bir de saat itibariyle bu saatteki izlenmenin ne olduğunu da tespit etmek istiyoruz. Değil mi mesela hangi saatler en uygun onu anlamak açısından zaman zaman böyle tespit çalışmaları yapacağız. Kardeşlerimiz bize bu konuda yardımcı olsunlar inşaAllah.
Atatürk’ün Kürtler’le ilgili bu sözü çok çok güzel demin okuduğumuz. Bak, “Türk ile Kürt, bu iki öz kardeş,” bak “öz kardeş” diyor, kardeş demiyor “öz kardeş”. Öz kardeş ne demek? Kan birliği var demek. Öz kardeş, dindaş. Bak, hani Atatürk dinsizdi, bırakın bunları. Bak, dindaş; dini ne kadar önemli görüyor Atatürk. Dindaş. “Ele ele vererek mukaddes birliği müdafaya kararlı oldukça, vatanın birliğini müdafaya kararlı oldukça, Cenab-ı Allah’ın yardımıyla, şüphesiz vatanımız, bağımsızlığımız kurtulacaktır.” Cenab-ı Allah’ın yardımıyla. Allah’tan korkun, açıkça işte söylüyor Allah’a inandığını. “Cenab-ı Allah’ın yardımıyla” diyor, dinsiz bir insan bunu söyler mi? Milyonlarca delil dindar olduğunu göstertiyor, adamların uydurma iki üç tane delille karşımıza çıkması münasebetsizlikten başka bir şey değil.
BETÜL HANIM:Ve bunu da siz bir tek belirtiyorsunuz Hocam neler olduğunu.
ADNAN OKTAR:Ya kardeşim o devirde yaşayan hangi vatandaşla görüşsek, sayıları gittikçe azalıyor, hepsi mutlaka Atatürk’ün dindarlığıyla ilgili birkaç bir şey söylüyor. Yani o devirde de bütün halk, herkes biliyordu. Milyonlarca vatandaşımız Atatürk’ün dindar olduğunu biliyordu. Üslubunda da, konuşmasında da açıkça görülüyor, uygulamasından görülüyor.
BETÜL HANIM:Hocam bu arada mailler hemen gelmeye başlamış. “Hocam Hollanda’dan selamlar, sizi zevkle izliyoruz” diyor Bülent kardeşimiz. Mailler ulaşmaya başlamış.
ADNAN OKTAR:Bana göndersinler oradan bakacağım inşaAllah. Bir ihtimal Pazar günleri, Pazar akşamları çok geniş çaplı bir yayın ağı oluşturabiliriz. Mesela 20-30 televizyon kanalını aynı anda canlı yayına sokarak. Ama bunu nadir yapacağız onu önceden duyuracağız. Yani geniş çaplı bir açıklama yapacağımız vakit, onu önceden duyuracağız. Daha önce de yapıyorduk onu biz, hatta bir ara 70-80 kanala kadar çıkartmıştık. Aynı anda 70-80 kanalda birden yayın yapıyorduk, buna benzer bir çalışma yine yapabiliriz. Ama A9’un tanıtımı ne kadar oldu tam onu bilmiyorum, yani şu an onu anlamaya çalışıyorum. Çünkü oturmuş kanallar ayrıdır, yeni bir kanal ayrıdır. Bir de uydu yayını olduğu için, o da ayrı oluyor. Tabii karasal yayına geçme önemli, onun üstünde çalışıyoruz, onu elde edeceğiz inşaAllah. Karasal yayın. Digiturk, onu düşünüyoruz. Ama buna rağmen yine de tabii çok fazla kanalla aynı anda yayın yapmayı da düşünüyoruz inşaAllah. Şimdi bizi izleyen kardeşlerimiz bize yazılarını göndersinler ben onları inceleyeceğim. Programı şimdi kapatabiliriz inşaAllah.
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...