SUNUCU: İyi geceler Sayın İzleyicilerimiz ve Dinleyicilerimiz. A9 TV, Pop Radyo Ankara ve www.HarunYahya.TV sitemizden yayınlanmakta olan “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza başlıyoruz. Konuklarım Tiffany ve Maria Hanım. Welcome. Buyrun Hocam, nasıl başlamak istersiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam buyrun.
BETÜL HANIM:İnşaAllah, bir haberle başlamak istiyorum Hocam. Mardin’de iki baş çavuş ve bir uzman çavuş, dün gece tayinleri çıktığı için köydekilerin kendileri için düzenlediği veda yemeğine gecikerek gitmişler. Gece 23:40 sıralarında yemekten karakola dönerken PKK’lıların kurduğu pusuda şehit olmuşlar. Karakol köyün tepesine kuruluymuş ve PKK’lılar tepeye çıkan yola pusu kurmuşlar yine.
ADNAN OKTAR: Ne zaman oldu bu?
BETÜL HANIM:Dün olmuş Hocam, “Vedalaşma yolunda şehit düştüler” şeklinde de haber yapmış Milliyet Gazetesi.
ADNAN OKTAR: İşte, yolları, sokağı güvenli bulmak değil de, her yeri riskli bulmak çok önemli. Komünistler savaş açmış durumdalar. Aynı Vietnam’da olduğu gibi, başka diğer ülkelerde olduğu gibi bir savaş var. Savaş tehlikesinde nasıl teyakkuz varsa, aynı teyakkuzun olması lazım. Bu tip düğünler, davetler her şey çok özen gösterilmesi gereken durumlar. Evet, buyur.
BETÜL HANIM:Bir de Hocam, merhum Necmettin Erbakan Hocamız’ın kendisinden 5 yaş büyük ağabeyi, Ege Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilimdalı’nın kurucusu Prof. Dr. Selahattin Erbakan 90 yaşında İzmir’de vefat etmiş. Kendisine Allah’tan rahmet ve tüm ailesine, Saadet Partisi’ne, camiasına ve Müslüman kardeşlerimize baş sağlığı diliyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Allah rahmet etsin. O da çok değerli bir ağabeyimiz, büyüğümüzdü. Dünya geçici, kısa bir imtihan dönemi var. İmtihan bitince herkes gidiyor. Bizler de gideceğiz, onlar da gidecek, herkes gidecek, sonunda dünyada dağılacak. Herkesin canını alıyor Cenab-ı Allah, son Hz. Azrail (a.s.) kalıyor, son onun da canını alıyor Allah. Ondan sonra herkesin canını yeniden veriyor Allah, inşaAllah. Ayette var ya; “Her şey helak olucudur” diyor ayette. Hepsini önce bir bitiriyor, hepsinin canını alıyor, inşaAllah, herkesin. Evet, devam edelim.
BETÜL HANIM:Bir de Hocam, Somali’de bir İngiliz gazetesi, The Guardian Gazetesi’nde, bugün yayınlanan bir haberde şu şekildeydi; Somali’ye insani yardım için giden görevliler açlıktan ölmek üzere olan insanlara yiyecek vermek için para alıyorlarmış, onlardan para istiyorlarmış. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bunu hadislerde bildiriyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Nasıl?
BETÜL HANIM:Şu şekilde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru ile dünyadaki tüm insanları kaplayacak şekilde bir bolluk ve bereketin olacağını şu hadisle bildirmiş; “Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi, ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bidatlerin ortaya çıkması, emril bin maruf ve neyhi anil münker...”
ADNAN OKTAR: Neyhi anil münker, evet.
BETÜL HANIM:“... imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman, benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder (diriltir), onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar. Acem, Arap olmayan ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.”
ADNAN OKTAR: Evet, konuyu bir daha anlat.
BETÜL HANIM:Konu şu şekildeydi, Somali’ye insani yardım için giden görevliler, açlık çeken kişilerden para istiyorlarmış yiyecek vermek için.
ADNAN OKTAR: Peki, hadiste belirtilen yön ne?
BETÜL HANIM:İnşaAllah, hadiste şu şekilde, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi, ölüm, açlık, fitneler…”
ADNAN OKTAR: Ama bağlantısını kur direkt, tam şu cümle ona bakıyor de.
BETÜL HANIM:İnşaAllah, direk, ölüm, açlık diyor, direkt olarak o şekilde.
ADNAN OKTAR: Bununla ilgili çok fazla hadis vardır, bir tane, iki tane, üç tane değil. Ahir zamanda, orada bir kere gaddarlık var, zulüm var ve fitne var, açlık var, bir tek o değil. Mesela diyor ki hadiste, Naim Bin Hammad, Said bin Müseyyeb’den tahric etti. Buyurdu ki; “Başlangıcı çocuk oyuncağı gibi basit olan” başlangıçta çocuk oyuncağı gibi görülüyor, basit görüyorlar. “Fakat, bir tarafta sükûnet bulsa da” sakinleşse de, “diğer tarafta genişleyerek devam eden” çapı artan, “ve ancak semadan bir münadinin” hitap edenin, “üç defa ‘uyanın falan emir sizin gerçek emirinizdir’ deyinceye kadar sona ermeyen fitneler görülür.” Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar bu fitneler devam eder diyor. İnsanlara orada zulüm yapılmış oluyor, görülen o. Açlık var, kıtlık var ve ayrıca da fitne ve zulüm var, evet.
BETÜL HANIM:Evet, inşaAllah daha sonrasında da, inşaAllah Hocam bolluk olacak, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.) ile birlikte.
ADNAN OKTAR: Naim bin Hammad, İshak bin Yahya’dan, O da annesinden (ki, O eski ulemadan idi) rivayet ettiler ki: “Hz. Zübeyr (r.a.) öldürüldüğünde” şehit edildiğinde, “ben anneme bu fitnenin bizi helak edeceğini söylediğim zaman, O ‘hayır oğlum’ dedi. Bundan sonra öyle bir fitne var ki, insanlar onda helak olur. İşler semadan bir münadinin ‘Mehdi’ye uyun’ demesine kadar düzelmez.” Tabarani avf bin Malik’ten tahric etti. Peygamber (s.a.v.) buyurdu: “Tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne görülecek.” Bu, 11 Eylül. “Bunu diğerleri takip edecek.” Afganistan, Irak’ın işgali. “Ta ki Ehl-i Beyt’imden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet ona yetişirsen ona tabi ol ve hidayete erenlerden ol.” Hidayete vesiledir diyor Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.), hidayet vesilesidir diyor. Evet, buyur.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Demirel’in milliyetçilikle ilgili ve dindarlığın önemi ile ilgili bir konuşması var, 1988 yılında yapmış bu konuşmasını röportajında. Şu şekilde söylüyor: “Türkiye’de Kürtçe konuşan vatandaşlarımız da vardır. Bunlar iyi vatandaşlarımızdır, bizim kardeşlerimizdir. Biz, siz diye birbirimizi ayırmayız, hepimiz bu milletin çocuklarıyız. Bu memleketin nimetlerinden hep beraber faydalanıyoruz. Ben milliyetçiliği bu ülkenin harsını, kültürünü, mazisini, inançlarını, dinini yaşatma hareketi olarak anlamışımdır. Din, milletin içindedir. Din yoksa milliyet olmaz. Milleti millet yapan, ayakta tutan unsurlardan biri dindir.”
ADNAN OKTAR: Demirel yamandır, çok güzel konuşmaları vardır. Sağın güçlenmesinde Demirel’in büyük hizmeti oldu işin doğrusu. O zaman iddia edilen Ergenekon terör örgütünü de yatıştırarak, dengede tutarak, sağa sessizce destek oldu. Bu inkar edilecek bir şey değil. Gerek Nur talebelerine, gerek Süleymanlı kardeşlerimize, milliyetçilere, Türk milliyetçilerine açık ve gizli, açıkça destek oldu.
Naim bin Hammad, Ebu Said-il Hudri’den tahriç etti. O dedi Resulullah (s.a.v.) ferman etti: “Benden sonra fitneler görülecek, o fitnelerden biri de ahlas fitnesidir.” Deve çulu fitnesi. “Orada harp ve hicretler olur.” İşte, 1. Dünya Harbi, 2. Dünya Harbi, Irak, Afganistan... “Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur, ha kesildi denirken sonra daha da devam eder ve fitnenin girmediği hiçbir ev, dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz.” Her yere fitne sirayet eder diyor. “Bu hal ıtretinden (soyundan) bir recul (Muhammed Mehdi) çıkana kadar devam eder” diyor. Hiçbir hükümet, hiçbir faaliyet bu fitneyi durduramayacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.), durduramaz da, inşaAllah. Tabarani Evsat’ta Talha bin Ubeydullah’tan, o da Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti ki. Resulullah ferman buyuruyor: “Henüz bir tarafta sönmeden diğer tarafta alevlenen...” Görüyorsunuz, şehitler daha yeni kalkıyor, bir fitne daha, bitti derken bir fitne daha. “Henüz bir tarafta sönmeden diğer tarafta alevlenen fitneler görülecek ve semadan bir münadinin, ‘Emriniz Mehdi’dir’ şeklindeki nidasına kadar böyle devam edecektir.” Bunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) söylüyor ve biz ahir zamanın kastedilen vaktindeyiz. Hz. Hızır (a.s.) dört koldan her yerde görevde.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetüllahi ve Berekatuhu. “Arslanların arslanı Muhammed Adnan Hocam, bugün yine Tokat’ta Harun Yahya kitap sergisi açtık.” Helal olsun, maşaAllah. “Allah’ın izniyle çok güzel geçti Hocam. İnsanlar kitaplarınızı yakından görme fırsatı buluyor ve alıyorlar. Hocam haftaya Tokat’ta fosil sergisi de açılacak.” MaşaAllah. “Allah’ın izniyle dua edin Hocam biz aciz talebelerinize. Şeyhimiz’e ve sizlere selam ediyoruz.” diyor. “Sizi çok seviyoruz.” diyor, İbrahim Koçak.
BETÜL HANIM:Resimleri vardı, gösterebiliriz isterseniz.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, şu Berker’in aldığı mertebeye bak, gelişmeye bakın şimdi mektuptan anlayacaksınız. “Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Kimden bahsediyorlar öncelikle biliyor musunuz? “Berker Şeyhim.” Kardeşim nedir bu, maşaAllah. Ne ilimdir bu, ilminin karihası ve şöhreti nereleri buldu. Normalde daha önce bana söylüyorlardı, şimdi dikkat edin. “Selamun Aleyküm Berker Şeyhim ve çok kıymetli Muhammed Adnan Hocam.” Burada bir mesaj da var, bir mesaj da var, inşaAllah. “Hocam, her hafta olduğu gibi bugün de ücretsiz kitap dağıttık. Resimlerini ekte gönderiyorum, inşaAllah. Saygılarımla. Ankara’dan Hüseyin, Yiğit, Fatih ve Özkan.” Helal olsun aslanlara, maşaAllah. Bakayım. Neresi burası?
BETÜL HANIM:Burası Tokat.
ADNAN OKTAR: Toğat, Tokat demeyeceksin, Toğat diyeceksin.
BETÜL HANIM:Toğat’ta dağıtmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tokatlılar Toğat derler, Tokat demezler. Kardeş demezler, gardaş derler. Demir demezler, demür derler. Kemik demezler, kemük, gemüg. Osmanlı’nın merkez şehirlerinden olduğu için orada Osmanlıca kalmış. Amasya, Turhal, Tokat, oralar buram buram Osmanlı kokar. Osmanlı lehçesi de oturmuş kalmış, maşaAllah. Helal olsun Tokat’ın koç yiğitlerine, aslanlarına. Tokat’ı baştanbaşa nur sarsın, her tarafını. Hamam mahallesi, Kümbet, Gıj Gıj, bakın nasıl biliyorum semtleri. Ondan sonra Beybağı; şimdi atmayayım öbür kısımlarını, yeni mahalleler var oraları bilmiyorum isimlerini falan nedir. Çarşı, Çarşu, Çarşu Mahallesi, ama Kümbet’i biliyorum hakikaten, Gıj Gıj var, her yere yayılsın, inşaAllah. Tokat dünya güzeli bir yerdir, maşaAllah. Ama Allah rızası için istirham ediyorum, doğal yapısını bozmasınlar, Tokat bozulmasın. Şehri dışarıya doğru genişletsinler, tarihi şehri hiç ellemesinler. Tarihi bağları hiç ellemesinler, istirham ediyoruz. Bir tek orada değil bütün Türkiye’de. Şu, Boğazlar kanunu çıkmış, hay Allah razı olsun. Bakıyorum hep eski İstanbul evleri duruyor. Ama onları bir tamir edip, tam orijinaline uygun yeniden yapsalar çok iyi olur. Tabii Hz. Mehdi (a.s.)’ın devrini bekliyor onlar da. Bir kere İstanbul’un tam eski İstanbul olması lazım. Bütün o fazla estetik olmayan binaların tamamının yıkılması lazım. Her yer çok estetik ve olağanüstü güzel olması lazım. O tek katlı ahşap Osmanlı evler, İstanbul evleri kalması lazım. Cumbalardan ud sesleri duyulması lazım. Ya Allah bismillah az kaldı bakalım, inşaAllah. “Cengiz Adanır, Paris’ten.” Şimdi Fransızca yazmışlar ama tabii biz anlamıyoruz. Türk-İslam Birliği için var güçleri ile gayret ettiklerini söylüyor kardeşimiz, ama eğer güçlü dua ederseniz Allah daha çok yardım eder. Siz zannedersiniz ki, ben çok şey yapıyorum, isterseniz Fransa’yı yıkarsınız, yeri göğü birbirine katarsınız, seyretmeye gerek yok. Hıristiyanlara şefkat, Musevilere şefkat, masonlara şefkat, komünistlere şefkat ve nezaketle, efendice, akılcı şekilde bilimle, sanatla dini İslam’ı anlatmak lazım. Zorlamadan, “Dinde zorlama yoktur.” ayet var. Evet, buyur.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Milliyet’te bir haber vardı Hocam. Milliyet’te, BDP genel başkanı Selahattin Demirtaş ile yapılan bir röportaj yayınlanmış. Selahattin Demirtaş, tek dil, tek millet kavramlarını kabul etmediklerini ve Kürtler için özerk bir statü, ayrı bir yönetim istediklerini, ancak bunun Türkiye’yi bölmek anlamına da gelmediğini iddia etmiş.
ADNAN OKTAR: Amerika’da tek dil vardır, isteyen Fransızca da konuşur, Kürtçe de konuşanlar var, Türkçe konuşan var. Türkler var Amerika’da çok fazla, milyonlarca Türk var, Türkçe de konuşuyorlar. Ama ana dil ne, İngilizce, resmi dil İngilizce. Türkçe de böyle olacak. İstiyorsa Kürtçe konuşsun, Lazca konuşur, Çerkezce konuşur. Bizim akrabalar var, Çerkezce konuşuyorlar. Güzel, hoşumuza gidiyor ama ana dil, resmi dil Türkçe’dir, yazışma dili Türkçe’dir. Lokantaya gittiğimde ben Çerkezce yemek isteyemem, Türkçe isteyeceğim. Vergiyi yatırmaya gittiğimde Çerkezce vergi dosyasını dolduramam, Türkçe dolduracağım. Bunun anlaşılmayacak bir yönü yok. Kürtler de bizim canımız, bizim kardeşimiz, bize at insanlar, kendi insanlarımız, kendi annelerimiz babalarımız, karmaşık bir şey yok. Buyur.
BETÜL HANIM:Norveç’te Hocam yine şehrin merkezine bomba atarak yedi kişiyi öldüren bir gençlik kampında yüz genci vuran katil; ben haberi de göstereyim. Bu katil yüz genci vurmuş ve ifade de şu şekilde söylemiş; terörün kitleleri uyandırma aracı olduğunu ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanmış en büyük canavar olarak adlandırılmak istediğini söylemiş. Nitekim siz yıllardır zaten Darwinizm, ateizm eğitimde komünist bakış açısının da kaçınılmaz olduğunu anlatıyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu Darwinist’tir de fakat bu tip vakalar da genellikle akli dengesi yerinde olmuyor. İnsanlar da bunların üzerine şiddetli gidiyorlar. Bunlar da deli, daha da keyfe geliyorlar. Halbuki klasik akıl hastası oluyorlar. Mesela babasını kesiyor, annesini kesiyor falan, bunlar akıl hastası oluyor, bunlar dikkati çekmiyor. Hapse koymayıp akıl hastanesine koymak vicdanlarda olumsuz etki yapar diye bunları hapse koyuyorlar. Halbuki hapse de koysa bunlar akıl hastası, tedavi edilmeleri gerekir. Bu ifadeyi normal bir insan söyler mi, belli ki deli adam.
Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’den buyurdu ki: “Küfe mescidinin Abdullah bin Mesut’un evinin tarafındaki duvarı yıkıldığında o zaman o kavmin mülkünün kaybetmesidir ve o mülkün zevali sırasında da Mehdi huruç eder.” Bundan sonra Hz. Mehdi (a.s.)’ın hurucu beklenir diyor. Fitnelerden bir fitne, Peygamberimiz (s.a.v.) olay olmadan önce belirtiyor. Ebu Hureyre tahriç etti dedi ki: “Açıkça Allah-u Teala inkar edilmedikçe Mehdi’ye biat edilmez.” Deylemi Ebu Ali Merdani’den ravi silsilesi ile, o da Ebu Zer’den, o da Resulullah (s.a.v.)’den rivayet ettiler. Resulullah ferman etti ki: “Mısır’da Kureyş’ten bir adam çıkar, çökük burunludur.” Bakın adamın burnuna, özellikle basıktır. “Çökük burunludur, mağlup olur ve mülkünü zail eder.” Mağlup oldu ve mülkünü zail etti. Var mı o herifin resmi sende?
BETÜL HANIM:Resmi birazdan göstereyim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İbni Esakir tarihinde Ebu Zer’e dayanan ravi silsilesi ile rivayet ettiler. Resulullah (s.a.v.) ferman etti: “Mısır’da Emevi soyunda burnu çökük birisi çıkar.” Arap demek istiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kiminde Emevi soyundan diyor, kimi Kureyş’ten diyor, burada ortak nokta ne, Arap olması. Burnu çökükte bakın ittifak var, Mısır’da bir lider olmasında ittifak var, hadisi işte buradan çıkarırız doğrusunu. Çok fazla hadis var ama ittifak ettiği noktalar aynı. İttifak etmeyen yerleri ayırırız, ittifak eden yerlerdeki ortak noktaya bakarız. Ne anlıyoruz, Arap, bunu anlıyoruz. Ama ülke olarak Mısır kesin, burnu çökük bu kesin, mağlup olması kesin, mülkünü zail etmesi kesin. Şu an bu hadis de olmuş oldu.
BETÜL HANIM:Şu şekilde resmini gösterebilirim, Hocam Hüsnü Mübarek’in resmi.
ADNAN OKTAR: Yakından gösterebiliyor musun?
BETÜL HANIM:Bu kadar gösterebiliyorum.
ADNAN OKTAR: Yok ondan anlaşılmaz. Bunun o zaman hazır filmi var mı onu gösterin, bu herifin.
-VTR- Mısır’da son dönemde gerçekleşen olaylar Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametidir.
ADNAN OKTAR: Yurt dışı takip A9 iyi. Dün binlerce mail geldi, Hollanda’dan çok fazla, Avusturya’dan çok fazla, İsviçre’den çok geldi. Iğdır’dan, Van, Bursa, Almanya, Anadolu’nun bütün şehirleri, Tokat, Turhal, Amasya, Çorum, Yozgat, Pakistan’dan, yine Avustralya, Hollanda, çok çok fazla güzel takip. Ama tabii bu yeterli değil biz iyice çapını genişleteceğiz, inşaAllah. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM:Yiğit Bulut, Hocam sizin röportajlarda yaptığınız açıklamalarla birebir mutabık şekilde yazılar yazıyor sizin de bildiğiniz gibi, inşaAllah. Şu şekilde mesela haberinde; “Türkiye’de kriz çıkmayacak” haberin başlığı. Sizin ekonomik kriz ile ilgili olarak birkaç gün önce daha söylediğiniz, ikinci kriz daha dünyayı vuracağını söylemiştiniz. Ancak Allah’ın Türkiye’yi koruduğu yönündeki açıklamanızın hemen ardından da bugün krizin Türkiye’yi vurmayacağını ve Türkiye’nin inşaAllah büyümeye devam edeceğini söyleyerek Yiğit Bulut şöyle demiş: “Yaşasın tam bağımsız, cihan devleti Türkiye” Bu şekilde yazısını tamamlamış.
ADNAN OKTAR: Evet, Yiğit Bulut delikanlıdır, aklı başındadır, ruhu, kalbi, aklı bereketli bir insandır, nur bir insandır. Hayır konuşuyor, hayır oluşuyor. Pozitif insandır, maşaAllah. Evet, buyurun.
BETÜL HANIM:Ertuğrul Özkök, Hocam, Amy Winehouse’un dün ölümü ile ilgili bir yazı yazmış. Şu şekilde söylüyor, Amy Winehouse’un ölümü ile ilgili yazısında, uyuşturucudan ve alkolden genç yaşta ölen dünyaca ünlü diğer sanatçıları örnek göstermiş, örnek vermiş. Bu kişilerin hayatı dolu dolu, dilediğince hiçbir şeyi umursamadan cesurca yaşadıklarını, artık geriye yapacakları bir şey kalmadığı için de genç yaşta öldüklerini övgü dolu sözlerle anlatarak bir anlamda “hızlı yaşa genç öl” diye bir cahiliye mantığını öne sürmüş yazısında.
ADNAN OKTAR: Evet. Sen nasıl yorumluyorsun?
BETÜL HANIM:“Her nefis ölümü tadıcıdır.” diyor şeytandan Allah’a sığınırım, Allah ayette. Ölüm bir gerçek ve çok ciddi bir gerçek. Büyük ihtimalle, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, yaşı ilerlediği için ölüm korkusu ile birebir, yakinen karşılaştığı için hem kendini hem de etrafındaki insanlara bunu unutturmaya çalışıyor, bir psikolojik yöntemle belki de.
ADNAN OKTAR: Güya.
BETÜL HANIM:İnşaAllah, güya.
ADNAN OKTAR: Beril Hocam, buyrun.
SUNUCU 3: Estağfirullah, inşaAllah. Ali-imran Suresi’nde 113 ve 114. ayetinde Allah buyuruyor inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Hocam, buyrun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. İlk Abbasi halifesi Ebul Abbas el Seffah, Peygamberimiz (s.a.v.)’in vasiyetine uymuş Ehl-i Kitap’ın haklarını korumuştu. İlk Abbasi halifesi Ebül Abbas el Seffah, Emeviler’den devralınan topraklardaki mevcut din görevlilerini makamlarında bırakmış. Kilisenin işlerine, din adamlarının tayinine karışmamıştır. Patrik seçimi ile ilgili kendisine başvurulduğunda da seçimin kilise kanunlarına göre gerçekleştirilmesini istemişti.
ADNAN OKTAR: Evet. Şerh et, biraz anlat.
BETÜL HANIM:Siz her zaman söylüyorsunuz Hocam, din, İslam, zaten İslam’ın içerisinde laiklik var. Allah hiçbir şekilde kimseyi zorlamıyor, dinde zorlama yoktur. O da o şekilde, İslam’ın getirdiği güzel ahlakı onlara da göstermiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet. Habertürk’te bugün yine baktım, Hz. Hızır (a.s.) ile ilgili bir Çerkez gencin konuşmalarını yayınlıyorlardı. Var mı ondan bizde örnek film? Yok, evet. Gerçi bu programlar faydalı da, biraz izledim, baktım. Sonunda bana özetini anlattılar, ne anlattılarsa. Çocuğun anlatımı iyi, akışı güzel ama Hz. Hızır (a.s.)’ı, Hz. Zülkarneyn (a.s.)’ı anlatırken çok uzak, yani yaşanmayacak veyahut yaşanmamış olaylar şeklinde anlatıyor. Halbuki Kuran’da hep yaşanacak olaylar anlatılır. Hz. Zülkarneyn (a.s.) anlatılıyorsa, onun benzeri bir olay mutlaka yaşanacaktır. Hz. Süleyman (a.s.) anlatılıyorsa pratikte yaşanacak bir olay anlatılıyordur. Mesela, Hz. Yusuf (a.s.) kıssası anlatılıyorsa, pratikte ona benzer olay olacak demektir. Hz. Yusuf (a.s.) kıssasında, Hz. Zülkarneyn (a.s.) kıssasında da, Hz. Süleyman (a.s.) kıssasında da, hepsinde de Mehdiyet anlatılır. Hz. Yusuf (a.s.)’ın hapsedilmesi, çile çekmesi, kardeşleri tarafından baskı görmesi, sonra Mısır’ın başına geçmesi, Hz. Süleyman (a.s.)’ın ihtişamı, Hz. Zülkarneyn (a.s.)’ın dünya hakimiyeti, zaten Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından açıklanmıştır. Hz. Zülkarneyn (a.s.) ve Hz. Süleyman (a.s.) gibi dünyaya hakim olacak Hz. Mehdi (a.s.) diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) zaten şerh etmiş, açıklamış. Hz. Zülkarneyn (a.s.) birebir Hz. Mehdi (a.s.)’ın anlatımıdır, uzaylarla, şunlarla, bunlarla alakası yoktur. Oradaki arkadaşın anlatımı uzak bir anlatım, yani bağlantısız bir anlatım. Buyur.
BETÜL HANIM:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şu şekilde buyuruyor: “Kolaylaştırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Taberani Evsat’ta o da Ümmü Seleme’den tahric etti. Resulullah (s.a.v.) ferman etti. Neyse bunu sonra anlatayım, sen devam et.
BETÜL HANIM:Saadet Partisi Genelbaşkanı Sayın Kamalak ile ilgili bir haber göstermek istiyorum. Şu şekilde haber: AKP’nin günden güne Milli Görüş söylemlerine daha da yakınlaştığını ve Türkiye’nin en kısa zamanda kendisine bir istikamet belirlemesi gerektiğini söylemiş. Bu yeni istikameti ise, büyük Türkiye’nin kurulması ve Türk-İslam Birliği’nin inşa edilmesi olarak adlandırmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şahane söylemiş.
BETÜL HANIM:Bir de şöyle eklemiş Hocam; Türk-İslam Birliği kurulmadan Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne kafa tutması, Kıbrıs ya da diğer konularda istediği neticeleri elde etmesinin ise mümkün olmadığını belirtmiş. Siz birçok röportajınızda, birçok açıklamalarınızda bu şekilde söylüyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, Türk-İslam Birliği olsa bereket, bolluk, zenginlik olacağı belli, fitnenin kalkacağı da belli. Müslüman millete, Türkler’e o zaman herkesin saygı duyacağı belli. Avrupa’yı zenginleştireceği belli, ekonomik krizi durduracağı belli. Her yönden bereket ve güzellik. Ama tabii her şeyin bir vakti, merhunu var, biz o vakte kadar gayretimize devam edeceğiz, inşaAllah. Şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim.
-VTR- Cübbeli; hutbelerde Deccal’in anlatılmasının Kıyamet’in yaklaştığının alamet, olduğunu anlatıyor.
-VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
-VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s.)’ın Allah’ın koruması altında olduğunu O’nun izni olmaksızın kimsenin Hz. Mehdi (a.s.)’a zarar veremeyeceğini anlatıyor.
-VTR- Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.)’ın yardımcıları Arap değil, Türklerden olacak” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Cübbeli güzel anlatıyor. Anlatmak istemediklerini gece gündüz anlatacak böyle, inşaAllah. İslam ahlakı hakim oluncaya kadar anlatacak. Cengiz Adanır; ’’Hocam diğer kanallardan da yayın yapın’’ diyor. “Bol bol kitap dağıtın’’ diyor bir kardeşimiz de. Onlara şöyle bir imaj verdik, Darphane hemen bizim evin bitişiğinde, konteynırla paralar hemen dökülüyor oradan. Biz de bol bol her yere harcıyoruz, nereye harcayacağımızı şaşırıyoruz. Yani biz istesek karasalda da yayın yaparız. Avrupa’dan Türkiye’den büyük televizyon satın alır, onlardan da yayın yaparız. Bütün kanallardan aynı anda yayın yapabiliriz. Digiturk’ten de yayın yapabiliriz, ama bunlar için Darphane’yle aramızda bir sorun olmaması gerekiyor, değil mi? Biraz anlayışlı olması lazım kardeşlerimizin, bu kolay bir iş değil. A9 TV bile çok zor şartlarda kurulmuştur ve zor şartlarda devam eden bir sistemdir. Bizim imkanımız olsa biz bilmez miyiz yapmayı? Niçin Digiturk’ten yayın yapmayalım? Neden karasaldan yayın yapmayalım? Neden bir tek televizyon kanalı olsun? Birçok televizyon kanalı da kurabiliriz. Konteyner hesabı ile kitap dağıtırız. Herkes kitap istiyor. Herkes şunu yapın, bunu yapın diyor, böyle olmaz. Geçenler de birisi de “büyük bir müze kurun” diyor. Ben Avrupa’nın her şehrine kurarım para olursa, imkan olursa. Bana akıl vermeye ne gerek var? Siz yapabiliyorsanız kendiniz müstakil yapacaksınız. “Yaptık Hocam’’ diye bize müjde vereceksiniz, değil mi? Akıl vermek en kolay iş. Ben de akıl vereyim. Ben de diyeyim mesela; Paris’te çok büyük bir işyerini satın alıp Yaratılış Müzesi olarak yapın. Girene çıkana da hepsine kitap dağıtın bedava, film gösterin. Ama bunu yapamazsınız, çünkü maddi imkan gerekir bunun için; küçük çaplı yapabilirsiniz. Berlin’de yapın, New York’ta yapın, her yerde yapın. Akıl vermeye gerek yok, bu münasebetsiz bir hareket olur. Olsa, en alasını yapacağım belli, değil mi? Mesela Tokat’ta benim canlarım, “Hocam, biz bu imkanlarla burda bir sergi açtık’’ diyor. Bak arslan, çok az imkanı var, küçük imkanı var, onu yapabiliyor. Onun müjdesini bize gönderiyor. Bize hizmet edip müjdesini gönderiyor. Bize akıl vermeyin, yani bu çok gereksiz, münasebetsiz bir hareket olur. Gönlümüz istemez mi bizim de? Her ilde bir yaratılış müzesi açalım isteriz, her ilde milyonlarca kitap dağıtalım isteriz, değil mi? Yani biraz ince düşünülürse akıl vermenin gereksiz olduğu anlaşılır.
BETÜL HANIM:Hocam, Ankara’da kitap dağıtımı yapmış kardeşlerimiz sizin söylediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Arslan bunlar, helal olsun. Benim canlarım harçlıklarıyla küçük çaplı da olsa hizmet ediyorlar, işte neticeyi bize bildiriyorlar. Güzel olan budur. Aferin çocuklara, maşaAllah. Harçlığından arttırıyor, gücü buna yetiyor, tamam bu bir hizmettir. Şimdi ben bu çocuklara desem ki; bu olmaz, bu kadarla olmaz, siz bütün illerde tırla dağıtın desem, bunun mantığı var mı? O çocuklar alasını bilir ama gücünü Allah o kadar vermiş onlara. Bizim A9 TV’yi kurmuş olmamız bile çok büyük bir nimet, çok büyük bir olaydır. Kolay değil ki bu, hem kitap basacaksın hem televizyon yayını yapacaksın. Akşama kadar bu işlerle ilgileniyoruz. Ticaretle ilgilenemiyoruz biz. Mahkemeler var, bir de onlarla uğraşıyoruz, her şey sandıkları gibi süt liman değildir, kolay değildir. Yine de iyi niyetle yaptıkları için teşekkür ediyoruz. Fakat daha olgun olmaları lazım.
Evet, Azerbaycan’dan Betül Şafak; “Canım, yakışıklı, güzel gözlü, güzel yüzlü Hocam, maşaAllah bugün de çok güzelsiniz. Allah güzelliğinizi, nurunuzu arttırsın. Allah hizmetinizin ecrini bolca versin. Bizleri de size talebe etsin. Sizinle görüşmeyi, ellerinizden öpmeyi nasip etsin. Gönlüme, kalbime bu sevda düştü Hocam. O gül yüzünüzü, o derin bakışlı gözlerinizi yakından görmek ve Rabbime sizi bize nasip ettiği için şükrediyorum. Hocam, iyi ki Allah sizi bize tanıttı, maşaAllah. Sizi çok seviyorum. Allah sizin sevgi ve dualarınızı bize iletsin, inşaAllah’’ diyor. Uzun, güzel bir mektup yazmış kardeşimiz, maşaAllah. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM:Hocam, çok sevimli iki tane çocuk var. Onları göstermek istiyorum. Japon çocuklar çok çok şekerler.
ADNAN OKTAR:Su fışkırtıyorlar yüzlerine, pulverize edilmiş su. O da onların hoşlarına gidiyor. Acayip şekerler. Bunlar tam yemelik, bunlar nedir böyle? Bayram şekerlemesi bunlar. Dişlere bak sen. Gülme krizine girdi, acayip şeker. Eğlence çıkmış bunlara, bak bir de birbirlerine bakıp gülüyorlar. Oldukça eğlenmişler, maşaAllah.
Hz. Ömer (r.a) anlatıyor, Resullullah (s.a.v) ferman etti; “Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne Peygamberler’dir, ne şehitlerdir. Üstelik kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle Peygamberler de, şehitler de onlara gıpta ederler.” Peygamberler ve şehitler onlara gıpta ediyorlar. “Orada bulunanlar sordu: ‘Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!’ Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah (c.c)’ın ruhu Kuran adına birbirlerini sevenlerdir.” Allah rızası için birbirlerini sevenlerdir. Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerine yönelik bir hadis. “Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar.” İnsanların büyük bir bölümünde korku hakimken, alimlerin bir çoğunda korku hakimken; kimi yurt dışına kaçıyor, kimi bilmem nereye saklanıyor. Kimi ağlıyor, kimi bayılıyor, kimi korkudan titriyorken, “onlar korkmazlar, insanlar üzülürken, onlar üzülmezler”. diyor. Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerine işaret eden bir hadis. Kütüb-i Sitte’de 3345 numaralı hadis, inşaAllah.
Avusturya-Viyana’dan; “Selamlar, bütün kardeşlerimizle Viyana’da izlemekteyiz. Hayırlı geceler, Serdar’’ diyor. “Iğdır’dan A9 TV’yi izliyoruz. Iğdır-Merkez’’, “Berlin-Yusuf Yılmaz’’. Her yerden izleniyoruz, maşaAllah. Evet, seni dinliyorum.
BETÜL HANIM:Peygamberimiz (s.a.v) özellikle gizli şirkin insanlar için ne kadar önemli bir tehlike olduğunu şu sözleriyle açıklamış; “Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah-u Teala buyurdu ki: "Eğer siz Allah (c.c)'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin.’’
ADNAN OKTAR:Bu Norveç’te saldırı gerçekleştiren psikopat diyormuş ki 1500 sayfalık günlüğünde, (iddia edilen Ergenekon terör örgütü için, “Bu örgüt, gizli faaliyetlerini sürdürebilmek için fazla büyük bir hale gelmişti ve çok açıktan hareket etmeye başlamışlardı.” Alenen, artık çok pervasızlardı, diyor. “Ayrıca olması gereken örgüt disiplinini de kaybetmeye başlamışlardı. Onun için bu hale geldiler.’’ Daha disiplinli, daha gizli olmaları gerekiyor, diyor. “Norveç’te saldırı gerçekleştiren bu manyağın eleştirisi, iddia edilen Ergenekon terör örgütünedir. Hep böyle manyaklardan oluşuyor işte. O da ordaki iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensubu. Beril Hocam seni dinliyoruz.
SUNUCU:Felak Suresi’ni okuyorum, inşaAllah. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, kovulmuş şeytendan Allah’a sığınırım, “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfüren kadınların şerrinden. Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.”
ADNAN OKTAR: “Es Selamu Aleyküm ve Rahmetullah.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Kalplerimize ve gönüllerimize güneş gibi doğdunuz” diyor. Allah razı olsun. “Ben İzmir’de yaşıyorum. İzmir’in güzel insanlarına sizi ve kitaplarınızı tavsiye ediyorum.” Evet, İzmirliler candırlar, çok güzel insanlardır. Bütün Türkiyemiz gibi. “Sizi günlük takip ediyorum. Hocam Allah rızası için sizden İzmir için ve aciz talebeniz olarak kendim için dua istiyorum. Dua buyurun, inşaAllah çok muhtaçım.” İzmir’in güzel insanlarına Allah inşirah, ferahlık versin. Senin de kalbine ferahlık versin. Derin iman, derin Allah aşkı nasip etsin bütün milletimize Cenab-ı Allah. İzmir’e de, bütün milletimize de cinlerin, şeytanların şerrinden, kötülüklerinden bütün milletimizi korusun. Deccalin, süfyanın şerrinden, kötülüklerinden bütün milletimizi korusun. Deccalin büyüsünden bütün Müslüman milletimizi korusun. Başlarından deccalin büyüsü gitsin. Allah yaksın bütün şerri cinleri, şerri şeytanları. Müslümanlar’a Allah ferahlık versin, üstlerindeki sıkıntıyı alsın Cenab-ı Allah. Deccal büyü yapıyor bütün milletimize, bütün İslam alemine ve bütün dünyaya, Allah büyüsünü yaksın, etkisiz hale getirsin. Etkisini meydana getiren de Allah’tır, etkisini yok edecek olan da Allah’tır. Bütün şerrilerin şerrini de defetsin Cenab-ı Allah. Bütün milletimize bereket, bolluk, hasenat, iyilik, güzellik, nur versin. Milletimizin üzerine nur çöksün, inşaAllah. İnsanları nur sarsın, dünyayı nur sarsın. Dünyaya ferahlık ve güzellik gelsin. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’ı zahir etsin, İsa Mesih (a.s)’ı zahir etsin. İnsanlarla kucaklaşmalarını ve görüşmeleri nasip etsin, inşaAllah. Ben Şeyh Ahmet Yasin Hocam’ı ve Şeyh Nazım Hocam’ı dinlemek istiyorum.
-VTR- (Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ın Hizmetine Devam Ettiğini ve İttihad-ı İslam’ın Yaklaştığını Anlatıyor)
-VTR- ( Şeyh Nazım Hakkani Hazretleri Dünyanın Ömrünün 7000 Yıl Olduğunu Anlatıyor; Ocak 2011)
-VTR- (Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Fatih Camii İmamına Cübbeli’yi Anlatıyor)
-VTR- (Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, Kadınlara da Tebliğ Yapılmasının Gerekliliğini Anlatıyor)
ADNAN OKTAR: “Aziz Hocamız sizleri canı gönülden, kalben selamlıyorum.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam bir sorum var. Cübbeli Hocam bir konuşmasında, İncil’i, kutsal kitabı okumanın Müslüman’ı dinden çıkaracağını söyledi. Bu bana biraz garip geldi, çünkü dinimizde İncil de kutsal kitap olarak geçiyor. Öğrenmenin günah sayılmasını garipsedim. Saygılar, M. Seyidoğlu.” Şimdi teslise inanırsa bir insan, tabii dini, imanı gider. Allah bir tane, üç tane Allah olmaz. Ama bakın ben bu konuda bir kitap yazdım ‘İncil’den Güzel Sözler.’ Bu kalınca bir eser. İncil’i mükemmel anlatıyor, İncil bir nurdur. Kalplere ferahlık verir İncil. Allah, Kuran’da övüyor İncil’i. Kitabı redettiğinde dinden çıkarsınız zaten. Ama bozulmuş kısmını değil, hak olan kısımlarını, Kuran’a uygun olan kısımlarını okumak ve anlamak lazım. Mesela diyor ki; Bismillah, Pavlus'tan Selaniklilere 1. Mektup, “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun. Her çeşit kötülükten kaçının.” Şimdi ne var bunda? Bu hüküm gayet güzel. Niye dinsiz olsun bunu duyan? “Rabbin adını ana herkes kötülükten uzak dursun.” “Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi herşeye katlanır, her şeye dayanır.” Ne kadar şahane bir söz, Pavlus'tan Korintlilere 1. Mektup. Ne var burada? Nefis. Bu yönüyle bu kitabın mesela mutlaka okunması lazım. Gayet güzel. “Seven kişi komşusuna kötülük etmez. Bu nedenle sevmek Kutsal Yasa'yı [Allah'ın emirlerini] yerine getirmektir. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 13:9-10).” Muhteşem, gayet güzel. “Bunun için, her türlü pisliği ve her tarafa yayılmış olan kötülüğü üstünüzden sıyırıp atarak, içinize ekilmiş, canlarınızı kurtaracak güçte olan sözü alçakgönüllülükle kabul edin.” Yani hak olan, Allah’ın hükümlerini kabul edin. “Öğüt veren, öğütte bulunsun. Bağışta bulunan, bunu cömertçe yapsın,” bolca. “Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet eden, bunu güler yüzle yapsın. Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 12:8-9).” Nefis kardeşim, gayet güzel. Bu kitabı ben herkese tavsiye ediyorum. Bu ‘İncil’den Güzel Sözler’ çok önemli, kalplere şifadır. Mutlaka okunması gerekir. Olur mu öyle şey? Allah, “nur” diyor, hidayet vesilesi. Tevrat’ı da, İncil’i de övmüş Allah. Mesela ‘Tevrat’tan Hikmetler ve Güzel Öğütler’ diye de bir kitap da var; Tevrat’tan alıntı. Mesela herhangi bir sayfa açıyorum. Tevrat’ı da Allah Kuran’da övüyor. Bismillah, herhangi bir yer açıyorum. “Onlara sıkı sıkı bağlanın.” Yani Allah’ın hükmüne. “Çünkü ne denli bilge ve anlayışlı olduğunuzu uluslara bunlar gösterecek. Bu kuralları duyunca, uluslar, ‘Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk!’ diyecek.” Yani Allah’ın hükümlerine sıkı sıkı sarılın, onlara anlatın. Uluslar, "’bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk!’ diyecek.” ‘O zaman uluslar sizi sever, insanlar sizi sever’ diyor, Tevrat. “Rab korkusudur bilgeliğin temeli (Allah korkusudur bilginin temeli). Ahmaklarsa bilgeliği ve terbiyeyi küçümser.” Süleyman’ın Özdeyişleri. Şimdi bu nefis bie açıklama. “Akılsızı onurlandırmak taşı sapana bağlamak gibidir.” Nefis, bayağı güzel. “Allah, Hz. Süleyman (a.s)’a bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kumlar kadar anlayış verdi. Hz. Süleyman (a.s.)'ın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlılar'ın bilgeliğinden daha üstündü. Herkesten daha bilgiliydi. Ünü çevredeki bütün uluslara yayılmıştı. Üç bin özdeyişi ve bin beş ezgisi vardı. Süleyman'ın bilgeliğini duyan dünyanın bütün kralları ona adamlarını gönderirdi. Bütün uluslardan insanlar gelir, Hz. Süleyman (a.s.)'ın bilgece sözlerini dinlerdi.” Ne güzel Hz. Süleyman (a.s)’ı övüyor. Ne kadar muhteşem anlatım. Niye dinden çıkartsın? Hak olan kısımlar Tevrat’ın geçerlidir. İncil’in de hak olan kısımları geçerlidir. “Bilgelik yaşlılarda, akıl uzun yaşamdadır. Bilgelik ve güç Allah'a özgüdür, O'ndadır öğüt ve akıl.” Yani ‘bilgelik ve güç varsa bu Allah’a ait, şahısa ait değil’ diyor Tevrat. Ne güzel.
BETÜL HANIM:İncil’de Allah’ın birliği ile ilgili de birçok Hocam, mektuplarda da bilgiler var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Selamun Aleyküm Hocam. Sizlere Hamburg’tan, internetten izliyoruz. Kablo sistemi olduğundan çanaktan A9 izleme imkanımız olmuyor.” İşte o zaman internetten izleyeceksiniz. Başka bir teknik varsa ona bakalım. “Allah sizleri başımızdan eksik etmesin. Bir gün sizi ve sizleri de anlamayanlar anlayacaktır. O gün geldiğinde inşaAllah çok şaşıracaklarına inanıyorum.” Hamburg’tan bir ozan kardeşimiz yazmış.
BETÜL HANIM:Şöyle diyor; “Pavlus'tan Galatyalılara Mektup, 3:20, “Allah birdir.” Markos, 12:28-32. “Onların tartışmalarını dinleyen ve Hz. İsa (a.s.)'ın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp ona, ‘Buyrukların en önemlisi hangisidir?’ diye sordu. Hz. İsa (a.s.) şöyle karşılık verdi: ‘[Allah'ın buyruklarının] en önemlisi şudur: 'Dinle, ey İsrail! Allah'ımız Rab tek Rab'dir…’ Din bilgini Hz. İsa (a.s.)’a, ‘İyi söyledin, öğretmenim’ dedi. "'Allah tektir ve O'ndan başkası yoktur' demekle doğruyu söyledin.”"
ADNAN OKTAR: Hak olan kısımlar geçerli, gayet güzel. Ben mesela İncil’i, Tevrat’ı da okuyorum. Nefis anlatımlar, kalplere inşirah, ferahlık verir. İncil, hep sevgiden, güzellikten, kardeşlikten bahseder. Tevrat akıldan, bilgelikten, yine sevgiden bahseder. Yine Kuran’da öyle, ama Kuran, sevginin temelini iyi işler. Tevrat ve İncil’den farklı olarak sevginin zeminini, aklın zeminini en mükemmel şekilde oturtur. Çünkü durduk yere sevgi oluşmaz. Kuran sevginin nasıl oluşacağını, bütün sistemlerini ince ince anlatır. Mesela doğru sözlü olmak, sabırlı olmak, münafıklıktan kaçınmak, cesur olmak, fedakar olmak; bunlar oluşunca sevgi oluşur. Yani sen sarayın tuğlalarını koyarsan, penceresini koyarsan, kapısını koyarsan, içine eşyalarını koyarsan saray oluşur. Kuran, sevginin sarayını kurar. Çok detay vardır, insan psikolojisini mükemmel oturtur. İnsanların anormal yönlerini mükemmel teşhis eder Kuran ve insanların kaçacağı hiçbir yön kalmaz. Yani üçkağıtçılık yapan yapamaz, münafıklık yapan yapamaz. Her yerden kitler Kuran. Tevrat ve İncil’den farkı budur, muharif Tevrat ve İncil’den farkı budur. Mesela İncil doğrudan sevgiden bahseder. Ama Kuran sevginin bütün kökünü, nizamını, sistemini en ince detaylarına kadar dal budak sararak tam oturtur, saray gibi karşımıza getirir. Ondan sonra sevgi zaten oluşmuş olur. Önemli bir konu olduğu için tekrar tekrar vurgulamakta fayda var.
BETÜL HANIM:Şöyle demiştiniz bir ropörtajınızda: “Sanıyorlar ki bir şahıs var, ben ısrarla onun Hz. Mehdi (a.s) olmasını istiyorum. O Hz. Mehdi (a.s) olacak ve konu bitecek sanıyorlar. Öyle değil, bütün dünyanın kurtuluşuna vesile olan kişi Hz. Mehdi (a.s)'dır. Asıl amaç Allah'ın rızası, rahmeti ve cennetidir. İnsanlar cehenneme gitmesin, hayrı görsünler diye çalışmak farzdır. İttihad-ı İslam'ı istemek en büyük farzdır.”
ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim. Bir de zannediyorlar ki, şimdi birisi Hz. Mehdi (a.s) olarak çıkarsa ben de diyeceğim ki; “ben kendimi ümit ediyordum, şimdi bu insan çıktı Mehdi’yim dedi. İnsanlar Hz. Mehdi (a.s) dediler, şimdi bu olmadı, yanlışlık yaptılar, bunu düzeltsinler” diyeceğim zannediyorlar. Söz bir, Allah bir, Allah adına yemin ediyorum. Aksini yaparsam, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun. Bütün Müslümanlar ittifakla; Şii, Sünni, bütün Müslümanlar, bu kişiye biz bağlandık, Hz. Mehdi (a.s) gibi görüyoruz bu kişiyi desinler, İslam aleminin lideri olarak görüyoruz desinler, söz bir Allah bir, önce ayağından öpeceğim, sonra elinden öpeceğim, kapıcısı olacağım, emrindeyim. Benim öyle bir iddiam falan yok. Ama İttihad-ı İslam’ı istiyorum. Kim olursa olsun Hz. Mehdi (a.s) ayağından öper peşinden giderim. Benim bir hırsım yok, böyle bir şeyim yok, iddiam yok. Bıraksınlar bu münasebetsizliği yani öyle. Tarif edilince benzerlikler oluyor. Ne yapayım? Anlatmayayım mı? Benziyor, yeni geliyor üç beş hadis daha geldi, benzerlikler var. Benzerlik Mehdilik iddiası için yeterli değildir. Mehdilik bir başarıdır, Allah karşımıza o insanı getirir zaten ve aksini kimse inkar edemeyecek halde Hz. Mehdi (a.s)’ı Allah karşımıza çıkarıcaktır. Tartışmaya açık olmayacaktır Hz. Mehdi (a.s). Olduğunda da tamamdır, kim olursa olsun, nerede olursa olsun, ayağını öper, peşinden giderim. Söz bir, Allah bir. Allah adına yemin ediyorum, tabi olurum, yeter ki İttihad-ı İslam olsun. Türk-İslam Birliği olsun. Tabii ne fark eder? İnşaAllah. Bak mesela, Vaiz, 10:12. “Bilgenin yüreği hep doğruya eğilimlidir.” Ne güzel. “Bilgenin ağzından çıkan sözler benimsenir, oysa akılsız kendi ağzıyla yıkımına yol açar.” ‘Kendini batırır’ diyor. “Kendine güvenen akılsızdır. Bilgece davranan güvenlikte olur.” Süleyman’ın Özdeyişleri, 28:26. Ne güzel, ne hoş. Bundan soran Tevrat ve İncil’den Kuran’a mutabık olanlarla ders yapalım. O mektup iyi oldu, bundan sonra anlatacağız. Tevrat’tan, İncil’den, Kuran’la mutabık olan, hak olan, değişmemiş olan hükümleri okuyacağız. Kuran’ı okuduğumuz gibi okuyacağız. Cübbeli bunun hesabını nasıl verecek bilemiyorum. Allah hak bir söz söylüyor, mesela, “Allah birdir” diyor. Allah birdir diyorsa doğrudur, niye küfre düşsün adam? Ama Allah üçtür diyorsa bu küfürdür. Müslüman’ın aklı var, fikri var, doğru olanı seçer. Mesela bakın bu kitapta ben doğru olanların hepsini yerleştirdim. “İsa onlara şöyle karşılık verdi. Allah’a iman edin. Size doğrusunu söyleyeyim. Kim şu dağa, 'Kalk, denize atıl!' der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.” ‘Dağ denize atılır, ama kalbinde en ufak imani kuşku olmayacak. Kesin olur’ diyor. Müthiş bir söz bu, müthiş bir şey. Markos, 11:22-23. “Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‘Öyleyse kim kurtulabilir?’ diye sordular. Hz. İsa (a.s.) onlara bakarak, ‘İnsanlar için bu imkansız, ama Allah için her şey mümkündür.”" diyor. (Matta, 19:25-26). Luka, 10:5-6; “Hangi eve girerseniz,” diyor Hz. İsa (a.s), “’Bu eve esenlik olsun!' deyin.” ‘Selam verin’ diyor. Niye haram olsun bu söz? Hak söz, niye haram olsun? ‘Bunu okursan küfre gidersiniz’ diyor. Niye küfre gitsin? Niye küfür olsun? “Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.” ‘O duanız onun üstüne gider’ diyor. ‘Eğer yoksa, öyle bir insan yoksa orada, size döner esenlik, sevabını alırsınız’ diyor.
BETÜL HANIM:Her türlü hayır olmuş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. “Onun evine girerken evdekilere esenlik dileyin. Eğer evdekiler buna layıksa dilediğiniz esenlik üzerinde kalsın. Layık değilse size geri dönsün.” Hz. İsa Mesih (a.s.) diyor ki: Kardeşler, hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan, aynı düşünce ve görüşte birleşin.” İttihad-ı İslam’ı anlatıyor bak Hz. İsa Mesih (a.s). Bak: “Kardeşler hepiniz uyum içinde olun.” ‘Birbirinizle uğraşmayın, bölünmeyin...’ “... aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.” Aynı düşünce ve görüş nedir? İttihad-ı İslam’dır. Allah’a hizmettir, Allah’ın kitabına hizmettir, Kuran’a hizmettir. Pavlus'tan Korintlilere 1. Mektup, 1:10. “Kardeş kardeşe karşı dava açıyor” diyor. Pavlus'tan Korintlilere 1. Mektup; “... üstelik imansızların önünde.” diyor. Yani onların desteğiyle. “Aslında birbirinizden davacı olmanız bile sizin için düpedüz bir yenilgidir” diyor. ‘Müslüman Müslüman’a davacı olması’ diyor. Doğru, ne güzel söz. Hocam buyrun, bir ayet söyleyin.
SUNUCU:Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’a ve elçisine itaat edin ki merhamet olunasınız.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocam siz buyrun.
BETÜL HANIM:İslam’da ırk üstünlüğü yoktur. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) iki hadislerinde şöyle söylüyor; “Sizin şu soyunuz, sopunuz kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak şey değildir. (Ey insanlar)! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine müsavi (eşit) buğday taneleri gibisiniz Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve takva müstesna üstünlüğü yoktur. Kişiye kötü olması için; başkalarını yermesi, küçük görmesi, cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması yeter.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Naim ve Ebu Naim Ebu Salih’den tahriç etti; “O dedi ki, Resulullah (s.a.v) ferman buyurdu; ‘zamanın inkitaya uğradığı’” sistemlerin değiştiği bir dönemde. Komünizmin yıkıldığı, faşizmin yıkıldığı, hükümetlerin devrildiği bir dönemde, Hz. Mehdi (a.s) denilen bir adam gelecek ve ihsanı, dağıtımı bol ve güzel olacaktır.’” İbn-i Eba Şeybe Ebu Said’den tahriç etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v) ferman buyurdu; ‘fitnelerin zuhur ettiği ve zamanın kesildiğinde (zaman kısaldığında) Ehl-i Beyt’imden bir adam çıkacak. Onun malı dağıtması bol olacaktır.’” Ehl-i Beyt’imden bir adam, Hz. Mehdi (a.s.). Ebu Ya’la ve İbn-i Asakir Ebu Said’den tahriç ettiler. O dedi; Resulullah (s.a.v) ferman buyurdu: “Ahir zamanda fitnelerin zuhur ettiği sırada, zamanın kısaldığında bir emir olur ki, onun insanlara ihsanı kendisinden sadaka kabul edilecek olan kimselerin olması kaygısıyla, kendisine gelen kimsenin kucağında taşıyabileceği kadar bol mal vermesidir.’” Yani ‘o kadar bol mal dağıtacak’ diyor. “Bu mal insanlara ferahtan isabet eden şey sebebiyledir.” Yani ‘rahatlıktan isabet eden şey sebebiyledir’ diyor. Ahmet ve Müslim, Ebu Said’den tahriç etti ve Cabir-i Resulullah (s.a.v.)’den naklettti; “Resulullah (s.a.v.) ferman etti ki: ‘Ahir zamanda bir halife olacak, Muhammed Mehdi (a.s.), malı sayıp, hesap etmeden taksim edecektir.’” Müthiş bir sosyal adalet var. Bütün zenginlerin malı daha da artıyor, fakir de zengin haline geliyor. Bezzar, Cabir’den tahriç etti, dedi ki: “Resulullah (s.a.v.) ferman buyurdu; ‘ümmetim arasında bir halife olacak. Malı adeta saçacak ve saymadan dağıtacaktır.” Zibil gibi dağıtılıyor mal Hz. Mehdi (a.s.) devrinde.
“Değerli Hocam, Allah sizin gibi bir duayenle tanıştırdığı için milyonlarca kere şükrediyorum. Küçükken çirkinliğimden çok utanır ve sokağa çıkmaya bile tenezzül edemezdim. Şimdi sayenizde çirkinliğin, güzelliğin Allah vergisi olduğunu ve sağlıktan başka her şeyin fani olduğunu düşünüyorum ve sağlıklı olduğum için her gece Allah’a tekrar tekrar şükrediyorum. Sizden ricam benim eski düşüncelerime sahip din kardeşlerimin bu düşüncelerden sıyrılmak için onlara birkaç kelime yardım etmenizi rica edeceğim. Fikret Tuna Akdemir.” Çirkin diye bir şey yoktur. Akıllı insan, güzel huylu bir insan, samimi söylüyorum bayağı güzel olur, yani çok insanın kanı kaynar. Mesela güzeldir insan da huysuzdur, rahatsız olursun, görmek istemezsin. Nice çirkinler vardır ki bütün güzeller onu severler. Göze çok hoş gelir, üslubu, konuşması, candanlığı. İmanladır güzellik. İmanlı bir insan mutlaka güzeldir. Akılla güzellik olur.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, Adıyaman Asu TV, Çay TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...