BERİL HANIM:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz.
BETÜL HANIM:Bir haberle başlamak istiyorum. Demokratik toplum kongresi dün 43 ilde Özerk Kürdistan Parlamentosu seçimi olarak adlandırdığı bir seçim düzenledi. Her ilde kent konseyine katılacak kişiler oylandı, Demokratik Toplum Kongresi sözcüsü Cemal Coşkun yaptığı açıklamada, “kendi kendimizi yönetmek için seçime gittik” diyerek özerk yönetim için ilk adımı attıklarını söylemiş.
ADNAN OKTAR:Böyle ilkokulda temsiller olur; kimi fabrika müdürü olur, kimi doktor olur; küçük çocuklar... Nerede yaşadıklarını unutuyorlar. Bir de bunu yaparlarken hukuki yönden bu konu inceleniyor mu onu da bilmiyorum. Fakat ben yaptım oldu olmaz. O zaman çıksın başkası da gelsin. Cemaatler var, mesela Musevi cemaatler var, Hıristiyanlar var veyahut çeşitli kavimlere mensup kardeşlerimiz var, Arap olanlar var, Gürcü olan var, Acemler var; “biz özerklik için seçim yaptık, meclisi de topladık, hadi hayırlı uğurlu olsun” desinler, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devlet bunu kabul etmez. Yani bilmiyorum hukuki yönden nasıl olaya bakıyorlar, nasıl değerlendiriyorlar. Müslümanlar’ın en ufak bir şeyinde ortalığı birbirine katan zihniyet, burada bu tavırlara karşı eğer lakayt, böyle destekler gibi bir üslup gösterirse, o zaman bu çok ters bir mantık olmuş olur, anormal bir hareket olmuş olur, yakışıksız olmuş olur. Müslüman olan, dindar olan bir insanın yaptığı en ufak bir şeyde yeri yerinden oynatmaktan çekinmeyen, alenen hakkı olan bir şeyi “ya ne demezler bize, şimdi hakkını verirsek; doğru haklı ama hakkını savunursak ne olur şimdi, biz daha yeni göreve geldik” yahut “çevremiz var, bizim hakkımızda kim ne der” diye düşünüp de böyle alenen acayip tavırlara karşı da suskun kalan bir zihniyet hata yapmış olur, yanlışlık yapmış olur. Böyle şeyler uğursuzluk getirir, yakışıksız hareketler olur, bunların düzeltilmesi lazım.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Hocam, yakın bir zamanda ünlü reklamcı Ali Taran’ın eşi kansere yakalanmıştı. Ali Taran da 21 yıllık eşinden boşanarak Neco’nun kızı Ayşe Özyılmazel ile evlenmişti. Siz genel bir değerlendirme yaparak; bir insanın kanser olduğu için eşinden boşanmasının çok acı olduğunu, sosyetenin içinde böyle acı, soğuk ve garip bir hayat yaşandığını belirterek, “İnsan yerlerde sürünür, yine de karısını kanser olduğu için boşamaz. Nasıl kıyılır o insana, inanılır gibi değil” demiştiniz Hocam. İnsanların yarın bir gün kendisinin de hastalanabileceğini, kendisinin de aynı acıları çekebileceğini hatırlatmıştınız daha öncesinde.
ADNAN OKTAR:Ne olmuş sonra Ali Taran’a?
BETÜL HANIM:Teşhis konmuş. Nitekim Ali Taran, evliliğinin üzerinden bir ay geçmesinden hemen sonra hastaneye kaldırılmış ve kalp krizi geçirdiği açıklaması yapılmış.
ADNAN OKTAR:Tabii, biz burada olayın vicdani yönüne bakıyoruz. Mazlum bir kadın ömrünü bir insana adamış, onun yanında hastalanıyor, yaşlanıyor. İnsan, eşine hem acıma, hem şefkat, merhamet, sevgi, her gözle bakar. Dolayısıyla onun en iyi olmasını ister. Her an insana bir şey olabilir; kendine de bir şey olabilir, eşine de olabilir, eşittir. İki taraf da ölünceye kadar birbirlerine sadık olup birbirlerini koruyup kollamakla mükelleftirler. Aksi acayip olur. Tabii her şeyde bir hikmet vardır. Biz hikmet gözüyle bakıyoruz, hayır gözüyle bakıyoruz. Allah hidayet versin, Allah akıl fikir versin, inşaAllah.
Tapınak Şövalyeleri, Müslümanlığa sempati duymaya başlayınca, Müslümanlığın hak din olduğunu anlamaya başladıklarında, gösterildiği gibi İslam’ın bir vahşet dini değil de sevgi dini olduğunu etrafa anlattıklarını hissettiklerinde, deccaliyet hemen adamlarını görevlendirmeye başladı. Hemen bir deccal kurusuna, çık ortaya bir katliam yap, Tapınak Şövalyeleri nasılmış, Masonlar nasılmış millete bir göster gibi bir mantıkla o yolu kendilerince kapatacaklarını düşünüyorlar. Yani Masonların Müslüman olmasını durduracaklarını, Tapınak Şövalyeleri’nin Müslüman olmalarını durduracaklarını, İslam’ın dünyaya hakimiyetini durduracaklarını düşünerek, kendilerince bir atak geliştirdiler. Bu boş bir ataktır. Tapınak Şövalyeleri geldiler buraya, gördünüz. Müslümanlar’a karşı bayağı sevgi dolular. Camiye gidiyorlar, ibadet yapıyorlar, Kuran’ı okuyorlar, İslam’ı öğrenmeye çalışıyorlar, barıştan ve kardeşlikten yanalar. Dolayısıyla olur olmaz, bilir bilmez, işte; “bütün Tapınak Şövalyeleri böyle kan dökücüdür, zalimdir, Müslüman düşmanıdır, bunlar sizin düşmanınızdır” gibi yayınlar yapmak Müslüman’a yakışmaz. O zaman karşı taraf da ne yapıyor? “Müslümanlar kan dökücü ve çok zalimdirler” diyor. Onlar da bunun propagandasını yapıyorlar. Nasıl kan döken, anarşi çıkaran, terör yapan Müslümanım diyen kişi Müslümanlara örnek olamayacaksa, kan döken, terör yapan bir Tapınak Şövalyesi de, bir Mason da Masonlar’a örnek olmaz, Tapınak Şövalyeleri’ne örnek olmaz. Hepsini külliyen reddetmemize sebep olmaz. Tapınak Şövalyeleri’nin ve Masonlar’ın tabii ki dinsizleri, ateistleri var, tabii ki Müslüman düşmanı olanları var, Müslümanlar’ı birbirine düşürmek isteyenler var ama iyi olanları da var. Nasıl Müslümanlar’ın iyisi var, kötüsü varsa, onların da iyisi ve kötüsü var. Birbirinden ayırt etmek lazım; dolayısıyla birleştirici, barıştırıcı, İslam’ı sevdirici, düşmanlığı ortadan kaldıran, barışı getiren bir politika esas olması lazım. Körüklemek çok yanlış olur. Koskoca bir camiayı, Mason camiasını, koskoca bir Tapınakçı camiayı külliyen Müslüman düşmanı ilan ettin mi, bu deccalin işine gelir. Böyle bir oyuna gelmeyelim. Onlara İslam’ı sevdirelim, Kuran’ı sevdirelim, Müslümanlar’a yaklaşmalarını sağlayalım ki böylece onlar da Kuran’ı anlasınlar. Kuran’ın barış dini olduğunu, İslam dininin kaynağı olduğunu görsünler.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Dün Hocam Norveç’te yüze yakın çocuk ve gencin ölümüne neden olan bir seri katille ilgili haberi yayınlamıştık. Siz de aynı zamanda iddia edilen Ergenekon terör örgütüne üye olduğunu söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR:Anlattığım konu, o konu zaten.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Ona ait paylaşım sitesinde Sayın Erdoğan ve Sayın Erbakan’dan bahsederek; Türkiye’nin İslami, sosyal ve siyasi bir uyanış içinde olduğunu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması durumunda klübün en büyük ülkesi olacağını ve Avrupa Birliği’nin kaderinin Türkiye’yi içine alıp almamasına bağlı olduğunu yazarak, “topraklarımızın eskiden Osmanlı’da olduğu gibi yeniden Türkler’in eline geçmesini istemiyorsak Türkler’le savaşmalıyız” yorumunda bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Bak, eylemin yine kökeninde, eninde sonunda olay bize geliyor, Bilim Araştırma Vakfı’na, Harun Yahya eserlerine, Harun Yahya çalışmalarına dayanıyor. Demek ki, Masonlar ve Tapınakçılar’ın bir kısmı, bu olaydan, İslam’ın dünyaya hakimiyetinden çok rahatsız olmuşlar. Tapınakçılar’ın büyük bölümü, Masonlar’ın büyük bölümü İslam’a sempati duymaya başladılar, sevgi duymaya başladılar. Anladılar ki İslam dünyaya hakim olacak. Bak, feryadı görüyor musunuz? Demek ki, etkimiz dünyayı sallıyor. Sessiz sedasız dünyayı sallıyoruz. İsviçre’yi, Danimarka’yı, Norveç’i, her yeri sallıyoruz. Bu, onların sadmeleri, bu onun dalgalanmaları, bu onun yankısı, yansıması. Adam bak, açıkça söylüyor; İslam’ın hakimiyetinden bahsediyor, İttihad-ı İslam’dan bahsediyor, Türk-İslam Birliği’nden bahsediyor. Net. Demek ki, netice almaya başlamışız. Bak, biz buradan vurunca adam oradan hopladı. Bak, gözü dönmüş, artık delirmiş; cinayet işleyecek kadar işi deliliğe götürüyor, psikopatlığa götürüyor. Konu, İttihad-ı İslam ve Türk-İslam Birliği. Bu taraftan yobazlar Türk-İslam Birliği’ni durdurmaya çalışırken, oradaki yobazlar da yine Türk-İslam Birliği’ni durdurmak için el ele çaba sarf ediyorlar. Dolayısıyla biz, samimi Tapınakçılar’ı tenzih ediyoruz, samimi Masonlar’ı tenzih ediyoruz. Onların Müslümanlığa karşı duydukları sevgiyi takdir ediyoruz, teşvik ediyoruz; Allah’tan onlara hidayet diliyoruz. Ama aralarına giren pislikleri de temizleyeceklerini umuyoruz. Nitekim de temizliyorlar. O, bütün Masonlar’ı, bütün Tapınakçılar’ı bağlayacak bir olay değildir. Masonlar’ın ve Tapınakçılar’ın hepsi Hz. İsa (a.s)’ın talebeleri olacaklar, Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri olacaklar. İslam dünyaya güler yüzle, sevgiyle, barışla, kardeşlikle hakim olacak; damla kan akmayacak. Bütün silahlar kaldırılacak, bütün silah sanayi kaldırılacak; dünyaya huzur, güvenlik ve barış hakim olacak. Slim; İslam, ‘barış’ demektir. Dünya, huzur ülkesi olacak. Her yer huzura, berekete, bolluğa kavuşacak. Ekonomik krizi deccal yeniden ateşledi. Baktılar Türkiye’de kalkınma hızlı, Mehdiyet’in bereketi her yeri sarmış. Büyüme hızı dünyadaki en yüksek orana ulaşmış. Deccal kuzeyden böğürdü, ortalığı karıştırın diye. Birden doları fırlattılar. Euro’nun değeri bir anda fırladı ve “ekonomik kriz geliyor” dediler. Yani, bunu kundakladılar; arkasından bu terör hareketi. Türkiye’nin Türk-İslam Birliği’ne doğru gittiğini gördükleri için, deccaliyet bütün imkanlarıyla, bütün adamlarıyla, elemanlarıyla karşı atağa geçiyor, kendi kafasınca durduracağını zannediyor. Onlar bir plan yaptıysa, Allah’ın da bir planı var. Onlar bir tuzak kurduysa, Allah’ın da kurduğu bir tuzak var. Allah’ın kurduğu tuzak daha çetindir, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Hadisi okumak istiyorum Hocam, Peygamberimiz (s.a.v)’in.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
BETÜL HANIM:Şu şekildeydi; “Hz. Mehdi (a.s), Peygamber (s.a.v)’in yolundan gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır.” Muhammed b. Resul Al-Hüseyni El-Berzenci’nin Kıyamet Alametleri eserinden. Bir de diğer bir hadiste; “Harp erbabı ağırlıklarını (yani silah ve saireyi) bırakır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler, muhakkak kaybolup gidecektir.” (İmam Şarani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biz de o dönemdeyiz, inşaAllah. O güzel günlerin arifesindeyiz Ama deccal kudurdu, görüyorsunuz; hem Mehmetçiğe saldırıyor, Güneydoğu’da kepazelik çıkartmaya çalışıyor. Bir kısmı Türkiye’yi içeriden karıştırmak, bölmek için, atak üstüne atak geliştiriyor. Ekonomik kriz patlatmaya çalışıyorlar. Dışarıdan Masonlar’ı veya Tapınak Şövalyeleri’ni olumsuz yönde motive edip, Müslümanlar’ın üzerine yönlendirmeye gayret ediyorlar. Bütün bu oyunların tamamını bozacağız. Boş yere çırpınıyorlar, boş yere hoplayıp zıplıyorlar. Netice alamazlar. Yani sert kayaya çarptılar, açıkça söyleyeyim. Boş işle uğraşıyorlar. Mehdiyet bunları silindir gibi ezip geçecek. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri ve Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri kol geziyor dünyada. Hepsi paslı çivi gibi sökülecekler. Tek bir tane bırakılmayacaklar, inşaAllah. Debelensinler. Debelenmek serbest. Böğürmeleri de serbest ama sonunda inilti bile çıkaramayacaklar, söyleyeyim. İnşaAllah.
“Hocam, Alperenler olarak sizi sürekli takip ediyoruz, takdir ediyoruz, A9 seyrediyoruz, saygılar.” Bütün Alperenler’e selam, saygı ve sevgiler; koçyiğitlere, aslanlara. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin yetiştirdiği bu güzide gençler nur saçıyorlar Anadolu’ya, İslam alemine, maşaAllah. Hocam, buyrun.
BETÜL HANIM:Hocam, Norveç’teki seri katilin aynı zamanda Avrupa’yı Müslümanlar’dan arındırmakla ilgili hazırladığı videoda İslam karşıtı görüşlerini aktarırken gösterdiği Müslüman modeli, Kuran’a göre hareket etmeyen, sevgisiz, cahil, şiddet eğilimli, nefret dolu, bağnazlığı savunan kişiler. Bu videodan bazı resimler göstermek istiyorum Hocam. Şu şekildeydi.
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın, bu, deccalin internet sitesindeki resimleri. İşte bu zihniyeti, Müslümanlar’ı bu şekilde göstertip, dünyaya göstertip, Müslümanlar böyledir imajı vermeye çalışıyorlar. Ve böylece dünyayı dehşete düşürüp, Müslümanlık’tan, Kuran’dan insanları soğutmaya gayret ediyorlar. Bu çok vahim bir çalışma, çok vahim bir yöntem. Biz bu vahim yöntemi de darmakeşan ettik. Müslümanlar’ın sevgi dolu, kaliteli, aklı başında, sevecen, barışçıl gerçek yönünü ortaya koyduk. Yani düşünün, bu adamların resmi olsa ve bu adamların hurafeleri ortada olmuş olsaydı, ne olurdu dünya? Herc-ü merc olurdu, mahvolurdu ve böyle psikopatların saldırına geniş çapta zemin hazırlardı ve dünyada Müslüman diye de bir şey bırakmazlardı, Allah esirgesin. Biz bu büyük fitneyi, bu büyük bir belayı Allah’ın dilemesiyle ortadan kaldırdık, vesile olduk.
BETÜL HANIM:Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Armagedon’u hazırlıyorlardı, Müslümanlar’ı geniş çapta, kitleler halinde yok etmeyi düşünüyorlardı ve bu tip insanları örnek göstererek bunu yapacaklardı. Biz bu insan tipini ortadan kaldırdık, fikirlerimizle, tavrımızla, kişiliğimizle, hayatımızla, onun yerine Resulullah (s.a.v) döneminin sahabe modelini, o, samimi candan Müslüman modelini esas olarak ortaya koyduk. Ve böylece bu oyunu bozmuş olduk. Ama bu oyun devam ediyor tabii, gayret ediyorlar, fakat biz de o oyunları bozmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Aynı zamanda Hocam, bu kişinin evrimci olduğuyla ilgili de haberler var, onları da göstermek istiyorum. Haberlerin birkaç tanesinin başlığı şu şekilde; “Norveçli terörist hem Hıristiyan hem de Darwinci olduğunu öne sürüyor” Bir diğerinde; “Terörist Hıristiyan değil, Darwinci olduğunu iddia etti.”
ADNAN OKTAR: Yok canım, “ben hem Hıristiyanım hem de Darwinistim” diyor. Zaten oyun o şekilde yapılıyor. Müslümanlar’a da onu söyletiyorlar; “hem Darwinistsiniz hem Müslümansınız” diyorlar. Hem Darwinist hem Müslüman olunur mu? Hem “tesadüf yarattı” diyorsun, hem “Allah yarattı” diyorsun, olur mu öyle şey? “Allah yarattı” dersen, Müslümansın; “tesadüf yarattı” dersen Darwinistsin, materyalistsin. Dolayısıyla, bu oyunu da bozduk Allah’a çok şükür. Bozmaya da devam edeceğiz. İnşaAllah.
Hocam, maşaAllah, anlattıklarınız çok önemli şeyler. Buyrun, devam edin.
BETÜL HANIM: Elhamdülillah, estağfirullah Hocam. Aynı zamanda Hocam, bu katliamı yapan teröristin, İslam karşıtı görüşlere sahip olduğu ortaya çıktı, sizin söylediğiniz gibi. Deccalin isimlerini okumak istiyorum Hocam. ‘Deccal’ kelimesi ‘decil’ kelimesinden alınmadır. Deve uyuz olduğunda katran ile boyanır ve buna ‘decil’ denir. Katrana ‘düceyn’, deveye ‘dücane’ denir. “Mütercim Seyfullah; derim ki; bu Asmai'nin görüşüdür, deccal de zehir ile gerçeği adeta katranla kapatır gibi örtecektir.”
ADNAN OKTAR:‘Decil’, ‘yalancı’ kökeninden gelir, deccal. Deccal, yalancı anlamına gelir daha çok. Yani onu, Kıyamet Alametleri’nde, Berzenci Hazretleri çok detaylı anlatıyor. “Konstantiniyye’nin manevi fethinden sonra deccal ortaya çıkar” diyor. Şu anda da kudurmaları ondan, çünkü İstanbul’da Darwinizm, materyalizm yerle bir oldu. “Adem’in yaratılışıyla kıyamet arasında, deccalden daha büyük bir iş vaki olmamıştır” diyor Peygamberimiz (s.a.v), Sahih-i Müslim’de. “En büyük olaydır” diyor, gelmiş geçmiş. Dolayısıyla Mehdiyet de, deccaliyete karşı en büyük harekettir. Dünya tarihinin en büyük hareketidir. Bak, Resulullah (s.a.v) ferman ediyor; “Hz. Adem (a.s)’ın yaratılışıyla kıyamet arasında deccalden daha büyük bir iş vaki olmamıştır.” Bunun çözümü nedir? Mehdiyet. O zaman Mehdiyet de en büyük hareket olmuş oluyor, karşı hareket olmuş oluyor. Ebu Ubeyde’den; “Nuh’tan sonra hiçbir Peygamber yoktur ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “kavmini deccala karşı uyarmış olmasın.” “Ahmet’in rivayeti şöyledir: Hz. Nuh (a.s) ümmetini, ondan sonraki Peygamberler ümmetlerini deccale karşı uyarmışlardır.” Sürekli deccalden ve Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiş. Şu ana kadar ki Peygamberler, Hz. Nuh (a.s)’tan itibaren. Deccale Mesih denilmesinin sebebi açıklanıyor: “Çünkü onun iki gözü kördür. Yüzünün bir kısmı kalmadığı zaman, kişiye”, yani bir kısmı yok olduğu vakit, “‘recülün mesahul vechi’, ‘yüzünün bir tarafı gitmiş’ tabirini kullanırlar. Yahut da yeryüzünü dolaşacağı ve uzun mesafeler kat'edeceği için ona bu lakab verilmiştir.” Dünya’nın her yerini gezecektir deccal, gezen bir insandır. “Bazılarına göre ‘hı’ harfi iledir, bu kelime. Hz. İsa (a.s)’ın ismi olan Mesih, ‘ha’ iledir. Fethu’l Bari’de şöyle geçer. El Kadı İbn’l Rabi ısrarla söylüyor: Birtakım insanlar yanılıp bu kelimeyi naklettiler” diyor, “Kimisi de Mesih’teki ‘sin’ harfinini ‘şın’ olarak açıklamışlar” diyor. “Deccale, ‘mesihud-dalale’ (Sapıklık Mesihi), Hz. İsa (a.s)’a da, ‘Mesihul Huda’ (Hidayet Mesihi) diyerek ayırım yapmıştır. “Ona neden Mesih denildiği hususunda elli kadar ayrı görüş elde ettik” diyor. “İsa (a.s)’a Mesih denmesinin sebebi şudur: Gördüğü herhangi bir kör göze elini sürdüğünde derhal iyileşirdi.” Mesh ettiğinde, o yüzden. “Veyahut ince belli olduğu için bu lakap ona verilmiştir.” Hz. İsa (a.s), ince belli. “Yahut da annesinin karnından tertemiz silinmiş ve kokulanmış bir halde doğduğu için Mesih denmiştir. Ya da yeryüzünü tam manasıyla dolaşacağı için verilmiştir.” Mesih deccal de, sahte İsa görünümünde çıkıyor, onun için ona Mesih deccal deniyor. Biri, ‘Mesihul Huda’, Hz. İsa (a.s), öbürü ‘mesihud dalale’, delalet mesihi. ‘Mesihul Huda şu anda görevde, inşaAllah. “Hilyesi” diyor. “O genç bir adamdır.” Demek ki, gençlerden de çıkacak. Aslında tabii Darwin’e işaret ediyor. Çünkü Darwin gençti. Bir rivayete göre de, “ihtiyardı” diyor, sonra ihtiyarlık resimleri de var biliyorsunuz, Darwin’in. “Teni kırmızıdır” diyor. Hakikaten Darwin’in teni kırmızıydı. “Yüzü kızıldır, kıvırcık saçlıdır.” Hakikaten o da öyle, saçları kıvırcık Darwin’in. “Vücut yapısı bakımından kısa, bodurdur.” Darwin de öyle. “Ayakları yamuktur” diyor; o da, ayakları da yamuk. “Saçları sık ve beyazdır.” Son zamanlarda saçları sık ve beyazdı. Şimdilik, Hocam’ı dinleyelim, buyurun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Deccalin birkaç tane daha farklı ismi var. Onları da okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Evet.
BETÜL HANIM:Şöyleydi, Tezkiratü’l Kurtubi’de şöyle geçer; “Adam yeryüzünün etrafını dolaştığı zaman ‘deceler raculü’ derler.” Diğer bir ismi de, ‘örtmek’ manasındadır. “Şüphesiz o yeryüzünün kalabalık kitlesiyle örtecektir.” “Denildi ki, şüphesiz o, insanları küfrü ile örter.” “‘Declü’, örtmek demektir ve yeryüzünü suyu ile örttüğü için Dicle nehrine bu isim bu yüzden verilmiştir.”
ADNAN OKTAR: Dicle, decl, oradan geliyor; evet, güzel. Fırat ve Dicle. Buyur, devam et.
BETÜL HANIM:Diğer bir isim de; “yeryüzünü kat ettiği (her yerini dolaştığı) için bu isim verilmiştir. "Mekke ve Medine haricindeki bütün beldelere girecektir." ‘Ed-deccaletu’ büyük topluluk demektir. “Deccal kalabalığı ile yeryüzünü kaplayacaktır.”
ADNAN OKTAR:Evet, bu tam açıklaması; yani dünyaya hakim oluyor. Darwinizm, materyalizm yüzde 99’la dünyaya hakim oldu. Biz Avrupa’da ve Türkiye’de darmadağın ettik. İslam aleminde darmadağın ettik Darwini’zmi, materyalizmi.
Şimdi, Beril Hocam, ayet söyle.
BERİL HANIM: İnşaAllah. Nisa Suresi’nin 147. ayeti, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükredenlere karşılığını verendir, bilendir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ya Allah, bismillah. 99. ayet, Taha Suresi; “Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz.” Allah geçmişlerin haberlerini hikmet olsun diye Müslümanlar’a aktarıyor, çünkü geçmişteki olaylar gelecekte olacak olaylara işaret etmiş oluyor, o yüzden önemli. “Sana katımızdan bir zikir verdik.” Yani, Allah’tan gelen bir Kuran. “Kim Kuran’dan yüz çevirirse, şüphesiz kıyamet günü o, bir günah yükünü yüklenecektir. O (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. O kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür” diyor Cenab-ı Allah. Onun için Kuran’a, Müslümanlar sıkı sıkı sarılacaklar, inşaAllah. Buyrun.
BETÜL HANIM:Hocam, Suriye’den bir haber göstermek istiyorum, inşaAllah. Suriye’de, iktidara geldiği 1963 darbesinden bu yana, başka siyasi partilerin kurulmasına izin vermeyen Baas yönetimi bundan sonra ülkede farklı siyasi partilerin kurulmasını, ayrıca kurulacak siyasi partilerin anayasa, demokratik ilişkilere, ilkelere, yasalara bağlı, özgürlüklere ve temel haklara saygılı bir işleyişe sahip olmasını kabul etmiş.
ADNAN OKTAR:Yani, o da göstermelik olur, hiçbir şekilde nefes aldırmazlar. Çünkü derin devlet hakimiyeti var; iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir kolu da Suriye’de. Psikopat, kan dökücü ve zalimler. Hangi parti lideri orada güvence içinde yaşayabilir ki? Hangi insan orada can güvenliği içinde olabilir? Dolayısıyla orada siyaset yapılması imkansız gibi bir şey, Suriye’de. O, Habertürk’teki Hz. Hızır (a.s) ile ilgili programdan bir kısa bölüm yayınlayalım, sonra biraz açıklama yapalım.
-VTR- Habertürk ‘Bilinmeyen’ Programında Serdar Ahmet Tan Hz. Hızır (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:“Hocam, Bozkurtlar da sizi seyrediyor. A9’un takipçisiyiz. Saygılar” diyor. Bütün Bozkurtlar’a da selam. Onlar aslandır, candır, Türkiye’nin çimentolarındandır. Türkiye’nin çimentosudur. Rahmetli Başbuğ’un yetiştirdiği samimi, koçyiğit, vatansever delikanlılardır. Allah hepsine hidayet nasip etsin; kalplerine ferahlık, iyilik, güzellik versin. Allah yollarını açık etsin. Fitnelerden onları korusun, sıkıntılardan korusun, inşaAllah; tüm kardeşlerimizi de, hepimizi de, inşaAllah.
“İyi geceler canım Hocam. Sizi çok seviyorum. Sizi yeni tanımama rağmen çok bağlandığımı fark ediyorum. İnşaAllah, namaza başlıyorum vesilenizle” diyor, Azerbaycan’dan Nargis Azimli.
-VTR- Habertürk ‘Bilinmeyen’ Programında Serdar Ahmet Tan Hz. Zülkarneyn’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Muhterem kardeşimiz tabii samimi ama yanlış anlatıyor. Bir kere atmosferi o derece kaplayacak kadar petrol ve kızgın demir bulunması çok zor. Belirli bir bölgeye, hadi diyelim bir kilometre kareye demir yığdığını düşünelim, bin tanker de petrol getirdiğini düşünelim; vız gelir tırıs gider dünya atmosferine, hiçbir şey olmaz. Ve yanar zaten, kızgın demirin üzerine petrol dökersen. Çünkü kor haline getirdiğinden bahsediyor burada, ateşten bahsediliyor. Cayır cayır yanar. Petrolü buharlaştırmak için yapılacak en ilkel yöntem o anlattığı yöntem. Öyle bir şey olmaz. Her yönden mantıksız. Bir de uçan daireden gelen adam gaz bulutunun içinden geçemeyecek kadar geri bir teknolojiye sahipse zaten uçan daireyi yapamaz adam. Uçan daire teknolojisi çok ileri bir teknolojisi olacağına göre, gaz bulutu değil, ona benzer her şeyin içinden geçecek özellikte olması lazım. Gaz bulutları da varsa adam onu yakmayı da bilir. En azından yakar, onu okside eder, ondan sonra onun içinden geçer. Bu kadar ilkel bir teknoloji, bu kadar yüksek bir teknolojiyle karşılık verememesi uçan daireci takımın, düşünülemez. Yani var olduğu düşünülen uçan daire takımının, ki cinlerdir onlar, ayrı mesele. Kardeşimizin anlattığı yanlış. Burada, Zülkarneyn kıssasında sembolik olarak Hz. Mehdi (a.s) anlatılıyor. Zaten kendisi de söylüyor.
-VTR- Habertürk ‘Bilinmeyen’ Programında Serdar Ahmet Tan Hz. Zülkarneyn’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR:İşte burada diyor, bak; “son dönemde dünyaya hakim olacak kişi.” Hz. Mehdi (a.s) desene kardeşim, ne olur yani, dilin mi kopar? Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmemenin bir mantığı var mı? Desene, “alenen Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor” diye. “Son dönemde dünyaya hakim olacak kişi;” herkesin bildiği bir kişidir bu ve Hz. Mehdi (a.s)’dır. Burada da, ayette de;“Gerçekten biz ona sapasağlam bir iktidar verdik.” Ebcedi kaç? 2017 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (a.s) dünya hakimi olacak. Burada eritilen demir kitlelerini, tankları, topları, uçak savar bataryalarını, silahları, hepsini Hz. Mehdi (a.s)’ın eriteceğine ve Yecüc-Mecüc’ü ve saldırganlığı ortadan kaldıracağına işaret eden bir Kuran ayetidir. Çünkü silah kalktı mı savaş da olmaz. Silahsız adam nasıl savaşsın? Silahlardan kaynaklanıyor savaşlar, savaşlardan kaynaklanıyor silahlar. Bir tarafı kaldırırsan olay durur. Silahsız olunca rahat durur adamlar. Mesela neden ateşli silahlar yasak? İnsanlar birbirini öldürmesin diye. Serbest olsa çok daha fazla olur cinayetler. Hz. Mehdi (a.s) devrinde de silahlar tamamen yok edileceği için ve ahlak da çok mükemmel olacağı için kan akmayacaktır ve Yecüc- Mecüc, anarşi duracaktır; olay bu, kastedilen bu. Tanklar, toplar, askeri kariyerler, toplamını düşünün dünya çapında; bu demirlerin eritildiğini düşünün, sanayide kullanıldığını düşünün, dünyaya neredeyse yüz yıl yetecek demir ihtiyacı karşılanır. Ve dolayısıyla da anarşi durmuş olur. Buna işaret etmiş oluyor. Tamamen Hz. Mehdi (a.s)’dan bahseden bir ayet. Ayet özellikle işaret ediyor çünkü. Cenab-ı Allah, olmayacak, hayali olaylardan bahsetmez. Var olan ve insanların göreceği olayları anlatır. Mesela Yusuf kıssası varsa ona benzer bir olay olacak demektir. Süleyman kıssası varsa ona benzer bir olay olacak demektir. Zülkarneyn varsa orada anlatılan olayların hemen hemen aynısına yakın, sembolik anlamda ama sembolik yönüyle benzeyen veyahut direkt, doğrudan benzeyen yönleriyle olaylar olacak demektir. Bunun anlamı budur. “Güneşin battığı yere kadar ulaştı.” 86; 1986’da Mehdiyet’e bir saldırı olacağı anlaşılıyor, benim anladığım. “Ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu.”Kara çamurlu; yani kötü insanların bulunduğu, azap olan bir yere, insanlara işkence yapılan bir yere Hz. Mehdi (a.s)’ın konulacağına işaret edilmiş oluyor, 1986’da. Güneş Mehdiyet’i ifade ediyor. “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı.”Hz. Mehdi (a.s) onların içinde kayboluyor. “Kara çamurlu bir gözede,”küçük bir hücrede, ‘kara çamurlu’; kötü bir yer anlamına geliyor, inşaAllah. Bir yönüyle, işaretidir ayetin. “Yanında bir kavim gördü. Dedik ki: ‘Ey Zü'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği edinirsin.’” Yani o insanlara tebliğ de yapabilirsin, ters de davranabilirsin. Demek ki orada, bulunduğu yerde yine tebliğ yapacak. Yani gittiği yerde de tebliğ yapacağı anlaşılıyor Hz. Mehdi (a.s)’ın. Hz. Mehdi (a.s)’ın kayıp olduğu döneme işaret eden bir ayet olduğu anlaşılıyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın gaybeti çok önemlidir. Ve Zülkarneyn kıssasının doğrudan Hz. Mehdi (a.s)’a baktığını Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. Biz bunu tahminle bulmuyoruz, varsayımla da ortaya çıkarmıyoruz. Diyor ki Peygamberimiz (s.a.v); “Dünyaya beş kişi hakim olmuştur. Biri Buhtunnasr, biri Nemrut. Biri Zülkarneyn, biri Süleyman.” Peygamberimiz (s.a.v) bunu niye belirtiyor? “Hz. Süleyman ve Zülkarneyn gibi hakim olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v) hadislerde. “Bütün Peygamberlere benzer. Peygamberlerin bir özetidir” diyor Hz. Mehdi (a.s) için. Bütün Peygamberlere benzerliklerini tek tek söylüyor. Hz. Süleyman (a.s)’a hangi yönden benzer, Hz. Yusuf (a.s)’a hangi yönden benzer. Ve Zülkarneyn’e de benzer. Gerçi Zülkarneyn’in Peygamber olup olmadığı şüphelidir. Fakat oradaki kıssa da zaten doğrudan anlatılmış oluyor. Ve zaten, “deccal zamanında Kehf Suresi’ni okuyun” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Yani çözümün, bütün detaylarının orada olduğunu söylüyor. Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır zaten. Gençlerin oluşması, gençlerin kendilerini önce gizlemeleri, sonra gençlerin ortaya çıkması, halkın başta gençlere düşman olması, gençlerin arasında Hz. Hızır (a.s)’ın bulunması. Ve iki gruptan bahsediliyor. Biri Hz. İsa (a.s)’ın talebelerine bakar, biri de Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerine bakar. Biri Ashab-ı Rakim, biri de Ashab-ı Kehf. Ashab-ı Rakim Hz. İsa (a.s.)’ın talebelerine bakıyor, inşaAllah. Tabii bunlar ayetin işari yönleri. Ayetin bir asıl anlamları vardır, bir de işari yönleri vardır ve tabakaları vardır. Ben işari yönlerinden birini anlatıyorum. Mesela; “iki seddin arası,” PKK terörüne bakan bir ayet bu; Irak’la Türkiye arasındaki set, sınırdaki sete bakıyor. Irak sınırında da bir set var, Türkiye sınırında da bir set var; Fırat ve Dicle nehirleri. “Hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu”diyor. Adamlar orada, bir kısım insanlar söz dinlemiyorlar, anlatamıyorsun. Tebliğ yapılamıyor onlara. Buna da işaret ediyor. Yani çok fazla yönü var ayetin. Asıl anlamı dışında çok işari yönleri vardır. Ben bir işari yönünü anlatıyorum.
BETÜL HANIM:Sabah Gazetesi, sizin yıllar önce açıkladığınız ve kitaplarınızda yer verdiğiniz bir konuyu haber yapmış. Bu konuda, haberde binlerce yıllık çizimlerde helikopter, uçak ve tank gibi teknoloji ürünü aletlerin görüldüğünü, işlenmiş büyük taş blokların binlerce sene evvel kolaylıkla taşınabildiğini, mağara duvarlarında ampule ve jeneratörlere benzeyen çizimler bulunduğunu, çok eski devirlere ait resimlerde pervaneli uçak resimleri görüldüğünü ve tüm keşiflerin bilim dünyasını şaşkına çevirdiğini belirterek bilim adamlarının bu konuyu izah etmekte çaresiz kaldıklarını yazmış.
ADNAN OKTAR:Evet, daha bilmedikleri birçok harika yön var. Yani o devirde şimdiki teknolojiden çok daha kolay netice alınan sistemler kurulmuş. Mesela televizyon kullanılmış ama çok çok daha kolay bir teknikle. Yani bu kadar karmaşık bir teknikle değil. Mesela atom bombası yapılmış ama çok kolay bir teknikle. Hz. Hızır (a.s) da kullanmış atom bombasını, Allah meleklere de kullandırmış. Basit bir sistemi var, çok kolay. Bir maddeyle bir madde tepkimeye girdiğinde aynı atom bombasının etkisini meydana getirdiğini anlıyoruz. Mesela Lut kavmine elçiler geldiklerinde de, “kimse geriye dönmesin” diyorlar. Orada kolay bir sistemle Allah bir şeyi vesile ediyor, tam anlamıyla atom bombası etkisi yapan bir patlama meydana getiriyor. Hz. Hızır (a.s)’ın da yaptığı bir şeydir bu. Yani insanlar bilimsel buluşlarda bulunuyorlar. Mesela Tesla, şu bu falan, birçok şey buluyorlar ama karmaşık sistemle buluyorlar. Bir de çok kolay sistemler var. Mesela Hz. Süleyman (a.s) döneminde televizyon var ama çok kolay bir sistemle kurulmuş. Çok sade bir sistemi var. Mesela atom bombası kullanılmış, çok fazla kullanılmış. Kuran’da bunu görüyoruz. Şehirlerin halinden de anlıyoruz ama çok kolay bir sistemle kuruluyor. Uçak yapılıyor ama çok sade ve kolay bir sistemle yapılıyor. Mesela maddenin ağırlığı azaltılabiliyor, çok kolay bir sistemle yapılıyor. Fakat daha bunlar bulunamadı. Bir kısmı tahmin ediliyor, bir kısmı araştırılıyor. Bir kısmını da biz görüyoruz.
BETÜL HANIM:Hocam, 22 Temmuz günü Barlalılar tarafından başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) olmak üzere bütün Ashab-ı Kiram’ı, evliyayı, şehitleri, müminleri ve hususen Bediüzzaman Said Nursi’yi anmak ve dua etmek üzere mevlit okutuldu. Sungur Ağabey de mevlide katılmış, maşaAllah. Daha sonra dua ederek buradan ayrılmış.
ADNAN OKTAR:Çok şeker, acayip güzel olmuş. MaşaAllah, iyi. Hocamızı daha zinde gördüm. “Hocamız öldü ölecek” diyorlardı. Ben de, “Hocam daha sen çok yaşayacaksın. Hz. Mehdi (a.s)’ı da göreceksin sen, inşaAllah” dedim. “İnşaAllah” dedi. Bayağı da sağlıklı oldu. Haşa, “bunadı” demişlerdi. “Evliyaya bunama olmaz. Bayağı akıllısın. Sana hiçbir şey olmayacak” dedim. Hakikaten çok zinde oldu, maşaAllah. Doktorlar; “yaşaması mucize” diyorlar. Yani yapılan muayenelere göre, “yaşaması mucize” diyorlar. Ama samimi olarak söylüyorlar “yaşaması mucize” diye. Acayip zinde, maşaAllah.
BETÜL HANIM:Peygamberimiz (s.a.v), Kehf Suresi’nde Mehdiyet’in anlatıldığına bir hadisinde şöyle dikkat çekiyor; “Ebu Davud dedi ki: Düstu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak o şöyle dedi: ‘Kim Kehf Suresi’nin sonlarından on ayet ezberlerse, Sube ise Katade'den rivayetinde Kehf Suresi’nin ahirinden,’ dedi.” Sünen-i Ebu Davud.
ADNAN OKTAR:Şerh et.
BETÜL HANIM:Hocam, ahir zamanın fitnesinden ve deccalden korunmak için müminlere Peygamber Efendimiz (s.a.v) öğütte bulunuyor; “Kehf Suresi’nden on ayet ezberlenirse” diyor.
ADNAN OKTAR:Birçok hadis vardır. O, onunla kalmaz. Bir öyle der, bir başka der, bir Kehf Suresi’nin okunmasını söyler. Yani olayın Kehf Suresi içerisinde olduğunu vurgulamak için der. Dokuzuncu, onuncu ayetlerde zaten Kehf ehlinden bahsetmeye başlıyor. Kast edilen odur, başka bir şey değil, inşaAllah.
Beril Hocam, buyur.
BERİL HANIM:Estağfirullah. İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Kararmaya başladığı zaman geceye and olsun, nefes almaya başladığı zaman sabaha” buyuruyor Cenab-ı Allah, inşaAllah. Orada da Kuran mucizesi var. Fotosentez sabahları başlıyor. Ve karbondioksiti alıp o zaman insanlar için gerekli olan oksijeni üretiyor, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
Çetin Arat; “Hocam, sohbetlerinizden ve TV’de verilen bilgilerden Hz. Mehdi (a.s) tanımı size uyuyor.” Sana da uyar. “Orta boyludur” diyor, muhtemelen orta boylusundur, Çetin. “Alnı geniş” diyor, senin de geniştir alnın. Öyle olmaz, yani tanımla olmaz. Mehdiyet başarıdır. İttihad-ı İslam oluşturur, vesile olur, Türk-İslam Birliği oluşur, “işte bu, Allahualem Hz. Mehdi (a.s)” deriz. Kaşı benziyor, gözü benziyor ile Mehdilik olmaz. Mesela dün bir hadis daha buldum. “Hz. Mehdi (a.s)’ın diz kapakları biraz çıkıktır” diyor. Yani içe doğru değildir, “dışa çıkıktır” diyor. Hakikaten benim diz kapaklarım dışa çıkıktır. Dün getirdiler hadisi. Çocukluğumdan beri dikkatimi çeker. Diz kapaklarına dikkat çekmiş Peygamberimiz (s.a.v); “her iki diz kapağı dışa çıkıktır” diyor. Şimdi biz, “diz kapağımız dışa çıkık, o zaman biz Hz. Mehdi (a.s)’ız” mı diyeceğiz. Çok fazla insanda dışa çıkıktır. Çok fazla insanda da düzdür. Kiminde de daha içe çöküktür diz kapağı. Ama bir alamet olarak belirtmiş Peygamberimiz (s.a.v). “Göğsünde de yaprak gibi bir iz vardır” diyor. “Omuzlarının altında, göğsünde genişçe, yaprak gibi bir iz vardır” diyor. Yani “koyuluk, koyu esmerlik vardır” diyor. Bende de var, ne yapayım yani? Hayret ettim; dün baktım, arkadaşlar getirdiler hadisleri. Hakikaten benziyor. Ama hiçbir şekilde bununla Mehdilik ilan edilmez. Edemezsin çünkü Hz. Mehdi (a.s) cennetle müjdelenmiştir. MaazAllah, neuzubillah, adam “ben Hz. Mehdi (a.s)’ım” dedi mi, “ben cennetliğim” anlamına gelir. O zaman da dinden, imandan çıkar. Müslümanlık’la alakası kalmaz. Ama biz sevdiklerimize hüsn-ü zan ederiz; “inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) olsun” deriz. Her insan Hz. Mehdi (a.s) olmakla mükelleftir zaten. Bakın ayet var, şeytandan Allah’a sığınırım, geçenlerde de söyledim; “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar Allah yolunda mücadele edin” diyor Cenab-ı Allah. Ama bütün Müslümanlar için bunu söylüyor. Şimdi mesela bu ayet Beril’e geldi, bu ayeti okudu. Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele etmekle mükellefsin sen. Bu nedir? Hz. Mehdi (a.s) olmakla mükellef olmuş oluyorsun. Herkes büyük Hz. Mehdi (a.s.) olmakla mükelleftir. Ama Allah onu ahir zamanda Büyük Hz. Mehdi (a.s.)’a nasip ediyor. Bu ayetin tam tahakkukunu, vesile olmasını ona nasip ediyor. Yoksa her Müslüman Büyük Mehdi olmayı istemek ve olmaya gayret etmekle mükelleftir ayete göre. Nur Suresi 55’e göre de herkes Mehdiyet için gayret etmekle mükelleftir. Yani Müslümanlığı, İslam’ı dünyaya hakim etmekle mükelleftir.
Deccal; deccaller muhteliftir, otuzun üstünde deccal var. Hadis var. Mason ve Tapınak Şövalyesi Müslüman olmaz diye bir şey yok, olur. Komünist de Müslüman olabilir, Hıristiyan da Müslüman olabilir, Musevi de Müslüman olabilir. Müslümanlığa geçmenin önünde bir engel, bir perde yoktur. Biz bu perdeleri kaldırıyoruz işte. Böyle bir şey olmaz. Mühim olan zor kullanılmaz, baskı olmaz. Müslümanlık’ta baskı yoktur. Biz İslam’ın dünyaya hakim olacağına inanıyoruz. Musevi de der ki, “Musevilik hakim olacaktır.” Onun fikridir, saygı duyarım. Hıristiyan da der ki, “Hıristiyanlık hakim olacaktır,” biz ona da saygı duyarız. Masonlar der ki, “Masonluk hakim olacak” der. Ama biz inancımıza göre, “İslam hakim olacak” diyoruz ve zaten de görüyorsunuz, İslam dünyaya hakim oluyor. Zor var mı? Yok. Zor kullanmak isteyenler var mı? Var. Deccal ordusu zor kullanmak ister. Zorla insanı Müslüman etmeye kalkar. Hz. Mehdi (a.s) ordusu, Hz. Mehdi (a.s) cemaati, Hz. Mehdi (a.s) topluluğu, Hz. Mehdi (a.s) talebeleri ki bizim Türkiyemiz bir Mehdi ülkesidir, asla zordan yana değildir. Hepsi sevgiyle, şefkatle, bilimle ve akılla, ikna ve telkinledir. İsteyen kabul eder, isteyen etmez. Ama bütün Masonlar’ın, bütün Museviler’in, bütün Hıristiyanlar’ın, bütün Tapınak Şövalyeleri’nin Müslüman olacağına biz inanıyoruz. Fakat tekrar söylüyorum, asla zor kullanmadan. Bu bir inanç. Onlar da inanabilirler, kendi inançlarında serbestler. Ama fiilen bir gerçek ortadadır.
Bir topluluğu olduğu gibi tekfir etmek yahut “bunlar ahlaksızdır, dinsizdir, bir daha bunlar Müslüman olmaz, bunlara hiçbir şekilde yanaşılmaz” gibi doğru olmaz. Her insanın Müslüman olma imkanı vardır, tövbe imkanı vardır. Kapılar açıktır, yollar açıktır, hidayet yolları açıktır. Allah’a dua edecek. Zor kullanmadan, sevgiyle, şefkatle, ilimle, bilimle, sanatla İslam’ı dünyaya hakim edeceğiz. Zaten Müslümanlığın dışında da dünya ayakta duramaz, kıyamet kopar. Yani illa ki dünya Müslüman olacak. Allah’ın istediği bu. Onun dışında bu acı yaşanıyor zaten, görüyorsunuz. Bak, Türkiye ne hallerde, dünya ne hallerde görüyorsunuz. Tek sebebi nedir? İttihad-ı İslam’ın olmaması, Türk-İslam Birliği’nin olmamasıdır. Nefret politikası insanları bu hale getiriyor. Bak, adamda da nefret politikası var, o deccalde. Ne diyor? 90 tane genci öldürüyor. O kendi kafasına göre, “haklıyım ben” diyor. Faşistler, “biz haklıyız” diyor; komünistler, “biz de halklıyız” diyor. Şu biz haklıyız, bu biz haklıyız; yobaz, “ben haklıyım” diyor. Ve hepsinde kan dökme arzusu var dikkat ederseniz. Hepsinde kan ve irin isteği var. Yobaza bakıyorsun kancı, deccal takımına bakıyorsun kancı. Mehdiyet, Mehdi-ül dem; kan durduran Mehdi. Kanı durduruyor. Biz de Mehdi talebesi olduğumuz için, kanı durduran, Mehdi-ül dem bir ekibiz, inşaAllah. Ben de Mehdi talebesiyim, sizler de Mehdi talebesisiniz. Yarın bir gün, inşaAllah, İslam alemi, Müslüman alemi ittifak edip “falanca kişi, inşaAllah Müslümanlar’ın lideri, Hz. Mehdi (a.s)’dır” derse, “inşaAllah Hz. Mehdi (a.s) olduğuna kanaatimiz var” derse, hürmetle ayaklarından öpeceğim, hürmetle ellerinden öpeceğim. Söz bir Allah bir, yemin ediyorum, peşinden giderim. Ben de öyle enaniyet, kibir, gurur falan olmaz. Böyle bir komutanlık falan, büyüklük de istemiyorum. Bana bir kapıcılık versinler yeter. Vermeseler de biz kapıcılık yaparız, ayrı mesele de, inşaAllah. Benim bir hırsım yok. Ben ahirette Allah’ın rızasını kazanırsam o bana yeter. Başka bir şey istediğim yok. Sadece Allah’ın rızası ve sevgisi, bunu istiyorum, inşaAllah. Cennetini de verirse, o da Cenab-ı Allah’ın bir lütfu olur, inşaAllah. Ama amacım, tek amacım Allah’ın rızası, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Hocam, bir haber paylaşmak istiyorum. Yine şehit düşmüş askerlerimiz Diyarbakır’da uyuşturucu operasyonundan dönen jandarma aracına ateş açılmış. PKK karakol yakınlarına pusu kurarak iki astsubayı, bir uzman çavuş ve iki er yaralanmış. Birkaç gün önce Mardin’de yemekten dönen üç askerimizi de yine karakolun hemen karşısına pusu kurarak şehit etmişlerdi. Şu an Diyarbakır’da da çatışmalar devam ediyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Deccal ölümünden önce böyle bir kuduruyor, sapıtıyor. Bak, dünyanın her yerinde deccalin vahşiyane ve delice çığlıklarını görüyoruz. Mehdiyet’e karşı çırpınmanın verdiği, Mehdiyet’e karşı gösterdiği, can havliyle gösterdiği vahşi tepkiler bunlar. Ne yaparsa yapsın, istediği kadar debelensin, çırpınsın, Mehdiyet dünyaya hakim olacak, inşaAllah. İttihad-ı İslam hakim olacak, bunu göreceğiz, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli, Birkaç Yıl Öncesine Kadar Hz. Mehdi (a.s)’ın Her An Çıkabileceğini Şöyle Söylüyordu
-VTR- Ahmet Zeki Saruhan (Beyan Dergisi kurucularından) Cübbeli’yi Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Ahmet Zeki Saruhan, Cübbeli’nin bütün olaylarını ortaya çıkarıyormuş. Bir de kitap da yazmış. Tabii, biz Cübbeli’nin mahvolması, perişan olmasından yana değiliz. Doğru konuşması, doğru hareket etmesini istiyoruz. Yoksa biz küfür varken; ateizm, dinsizlik varken, oturup gariban bir Müslüman’ı ezme yanlısı olmayız. Öyle bir kafamız olmaz. Yani onu aşağılayıp, onu küçük düşürüp elimize bir şey geçmez. Öyle bir şeyimiz olmaz. Fakat ayan beyan anormal bir şey olursa, yanlış bir şey olursa, yanlış bir şey konuşulursa; İslam’a, Kuran’a zarar gelmemesi için mecburen uyaracağız insanları. Olay bu. Mesela Mehdiyet konusunda çok vahim açıklamaları. Mecburen uyarıyoruz. Dolayısıyla biz hayrı, hakkı, güzelliği amaçlıyoruz. İsteğimiz bu, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Hocam, Radikal Gazetesi’nde yeni anayasa hakkında açıklamalar yapan Bakan Nihat Ergün ilginç örnekler vermiş. Demokratikleşme, özgürleşme, bilim ve sanayi alanlarında ilerlemelerin en büyük sebebinin özgürlükçü bir anayasa olduğunu söyleyen Ergün, böyle bir anayasa olsa terörün olmayacağını söylemiş. “Geçmişte böyle özgürlükleri sunan bir ortam olsa, herkes kendisini rahat ifade edebilse bugünkü teröristler, başta Abdullah Öcalan olmak üzere terörist olacaklarına filozof olmayı tercih ederlerdi” demiş.
ADNAN OKTAR:Tamam ama bu yanlış anlaşılabilir. İyi niyetle söylemiş tabii ki ama gazete başlığını alırken adamlar, bunu anlatırken onu çalıştıracak şekilde değil de bambaşka bir şeyi çalıştıracak gibi verirler, anlatırlar. Nitekim de öyle gibi olmuş. Bence gereksiz öyle bir üslup, yani Abdullah Öcalan’dan örnek vermesi gereksiz; terörden örnek verebilir, Abdullah Öcalan’dan örnek verdin mi ona yönelik çalışmalara sanki sempatiyle bakıyormuş gibi bir imaj verebilir. Çok da vahim bir açıklama değil ama yine de dikkatli olmak lazım.
SUNUCU:Bizi yarın 22’den itibaren A9 TV, Gaziantep Olay TV, Sivas Sipas TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...