SUNUCU:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.TV sitemizden yayınlanmakta olan Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarımız Jennifer ve Reka Hanım. Hoş geldiniz. Buyrun Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Evet, Hocamız ne demek isterse biz onu dinleyeceğiz.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfurullah. Bir haberle başlamak istiyorum. Haberimiz şu şekildeydi; Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ gazetecilerin kendisine ‘demokratik özerklik’ konusunu sorması üzerine Arapça’da “yok hükmünde”, “ke-enlem yekün” tabiriyle cevap vermiş. Ayrıca BDP’lilerin özerk bölge sınırlarını çizip vergi de vermeyecekleri açıklaması karşısında “Türkiye’nin sınırları belidir. Türkiye’nin birliğine zarar verecek, demokrasisini zedeleyecek hiçbir adıma müsaade etmeyiz. Vergi ise gönüllü verilmezse devlet tarafından zaten alınır” şeklinde ifade kullanmış.
ADNAN OKTAR: Evet, adamlar şımardıkları için Bekir Bozdağ da onlara makul bir cevap veriyor. Ama tabii komünist PKK hareketi, asıl tehlike olan odur. Şimdi bunların özerklik mözerklik demesi, bunları kimse kaale almaz. Ama asıl tehlike PKK’nın çıkışlarıdır, PKK’nın yaptığı hareketlerdir. Komünist ideoloji olduğu için hiçbir şekilde hedefine varmadan vazgeçmez. Çünkü bir de geçmiş tarihi de var, emek de verdiler, yani mesela çok fazla insan öldü o komünist ideolojilerini gerçekleştirmek için, en az bir elli altmış bin kişi zayiat vermişlerdir. Onun için, komünizmi sırf oraya, bölgeye getirmekle kalmayıp, bütün bölgeye hakim etme idealleri var. Bu durumda yapılacak şey, ideolojik mücadeledir, yani fikri mücadeledir. Dikkat ederseniz, hemen hemen hiç kimse fikri mücadeleden bahsetmiyor. Her şeyden bahsediyorlar fakat asıl olan, en akılcı olan, en vurucu, en net netice getirecek olan fikri mücadeleden hiç kimse bahsetmiyor. Allah’ın hikmeti yani. Ne mahsuru var ben anlayamadım. Bak, adamların PKK hareketinde en önemli konu ideolojik çalışmadır, ideolojik propagandadır, en hayati konu, adamların en önem verdiği konu budur. Savunma yapan Türkiye’nin de fikri mücadeleye önem vermesi gerekiyor. Fikri mücadele olmadan olmaz. İnşaAllah.
BETÜL HANIM: Ve Hocam, Saadettin Tantan İçişleri Bakanı olduğu dönemde, Bayrampaşa Cezaevi’nde, 12 mahkumun öldüğü ve bir çocuğun da yandığı, “tufan operasyonu” adı verilen bir baskın düzenlenmişti. Bu baskınla ilgili yeni tanıkların ifadeleri ortaya çıkmış. Operasyon anında cezaevinde görevli olan bir uzman çavuş yangın çıktıktan sonra kadın mahkumların koğuş kapılarına vurarak teslim olmak istediklerini ve kapıları açmaları için yalvardıklarını, ancak amirler tarafından buna izin verilmediği için kapıları açmadıklarını, yangını söndürmek için koğuşlara verilen battaniyelerin ise suya değil benzine batırılarak verildiğini itiraf etmiş. Nitekim yangından sonra kadınlar koğuşundan içeri girdiklerinde, kadınların üç ayrı noktada kömürleşmiş derecede yandıklarını gördüğünü belirterek, bütün bu ölümlerin göz göre göre kasıtlı bir şekilde gerçekleştiğini söylemişler.
ADNAN OKTAR:Sadettin Tantan dönemi, çok acıların yaşandığı, ıstırapların yaşandığı, zorlukların yaşandığı bir dönemdi. Ekonomik krizin Türkiye’yi vurduğu, perişanlıkların yaşandığı bir dönemdi. İnşaAllah Allah bir daha yaşatmaz.
BETÜL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çünkü adam bize karşı acayip öfkeli ve kinliydi. O kinle ortaya çıktı. Fakat çok büyük tahribat yaptı, çok büyük zarar verdi Türkiye’ye; herkes de gördü.
SUNUCU: İnşaAllah.
BETÜL HANIM:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim.
VTR: Cübbeli, kıyametin eşiğinde olduğumuzu ve kendisinin insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp, bu konuyu canlandıracağını söylüyor.
BETÜL HANIM: Hocam, İzmit’ten İbrahim Yılmaz isimli kardeşimiz Endüstri Meslek Lisesi girişine bir hafta sergilenmek üzere A9 kanalının billboardunu astırmış, maşaAllah. Kendisi size ve kardeşlerimize selam, sevgi ve hürmetlerini iletmemizi istiyor. Resimlerini de yollamış billboardların. Şu şekilde, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, çok güzel. Bir de diyor ki arkadaşlar, her zaman söylüyorum; “nasıl hizmet edeceğiz?” Al işte hizmet, çok güzel hizmet. “Hocam, Paris’in göbeğine şöyle bin metrekarelik, iki bin metrekarelik bir salon açsanız da bir fosil sergisi yapsanız.” Yani şimdi bir cevap vereceğim öyle keratalara da, şimdi yakışık almaz. Sanki Darphane’ye kamyonu dayadık böyle, akıyor paralar. Kimi, “Afrika’da da Hocam” diyor, “geniş çapta faaliyet yapın, Kongo’da da” diyor “bir kültür merkezi açsanız.” Akıl vermeye gerek yok. İşte bak, hizmet böyle olur. Çok, çok güzel inşaAllah, bayağı güzel.
Bir kardeşimiz, Diyanet İşleri Başkanlığı’na “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek mi? Hz. İsa (a.s.) inecek mi?” diye sormuş. Sayfalarca gelmeyeceğini anlatmışlar, Diyanet İşleri Başkanlığı. Bir de İttihad-ı İslam’ı sorsalardı bari. Allahualem “o da olmaz” diyecekler. Sorsunlar, isterseniz deneyin, “İttihad-ı İslam gerekiyor mu?” deyin. Ona da “gerek yok” diyeceklerdir. “Türk-İslam Birliği’ne gerek var mı?” Ona da “gerek yok” diyecektir. Hz. Mehdi (a.s.)’ı sen nasıl inkar ediyorsun? Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi mezheplerine, dört mezhebe göre hak. İmam-ı Hanbel, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafi, İmam-ı Hanefi, hepsi; “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. Sen diyorsun; “ben gelmeyecek diyorum” diyorsun sen. Sen hiçbir mezhebi kabul etmiyorsun, hiçbir inancı kabul etmiyor konuma gelmiş oluyorsun. Yani çünkü Caferilik’te de Hz. Mehdi (a.s.) var, Şiilik’te de var Hz. Mehdi (a.s.), Bektaşilik’te, Alevilik’te de var; Hıristiyanlık’ta, Musevilik’te, hepsinde var. Neye göre gelmeyecek diyorsun? Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişi Kuran ayetleriyle sabit. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde Hz. İsa (a.s)’ın inişine inanmak vacip. Farz hükmünde yani, dört mezhebe göre. Kuran’da İttihad-ı İslam var. İttihad-ı İslam ne demektir? Mehdiyet demektir. İttihad-ı İslam olduğunda, başındaki kişiye biz ne diyoruz? “Hz. Mehdi (a.s.)” diyoruz. Hatta bunlar sorsunlar, desinler ki; “Müslümanlar’ın bir lideri olması gerekiyor mu?” “Külliyen gerek yok” diyeceklerdir. Bak, hahamların lideri oluyor, baş haham oluyor Museviler’de, Hıristiyanlar’ın papası oluyor, Masonlar’ın Meşrik-i Azam’ı var. Herkesin bir başı oluyor. “Müslümanlar’ın bir başı, lideri olması gerekmiyor mu?” deyin. “Hayır” diyecekler, “külliyen öyle bir şey yok.” “İttihad-ı İslam’a gerek var mı, Müslümanlar’ın birleşmesine?” “Ona da gerek yok” diyecektir. “Hz. Mehdi (a.s.)?” “Hz. Mehdi (a.s.) zaten gelmeyecek” diyor, “Hz. İsa (a.s.) da inmeyecek” diyor. “Ne yapmamız gerekiyor?” “Namazınızı kılın, oturun aşağıya” kafası. Yok öyle şey.
BETÜL HANIM:Hocam sizin internet siteniz vardı; “DortHakMezhebeGoreMehdi.Com”.
ADNAN OKTAR: Aç görsünler işte diyanetin elemanları.
BETÜL HANIM:Şöyle, hatta çok güzel Hz. Mehdi (a.s.) ilahisi de var içerisinde.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
BETÜL HANIM:Böyle Hocam; Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli mezheplerine göre tek tek açıklamaları var içerisinde sitenin.
ADNAN OKTAR: Dört mezhebe göre hak olduğunu gösteriyoruz burada.
BETÜL HANIM:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela gel orada, üst kısma gel, Hanefi mezhebine bir bas.
BETÜL HANIM:Evet. Hanefi mezhebi. Mezhep imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, şuradan okuyayım Hocam.
ADNAN OKTAR: Neyse oraya girenler orada görürler, çok detaylı anlatılıyor. Ayrıca Şii ve Caferi inancında da, Alevi ve Bektaşi inancında da kesinlikle Hz. Mehdi (a.s.) vardır, kesinlikle Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişi vardır. İstedikleri kadar uğraşsınlar. Ayrıca olmuş, tahakkuk etmiş, meydana gelmiş. Siz “yok” deseniz kaç yazar yani? Hz. Mehdi (a.s.)’ın bütün çıkış alametleri olmuş, sen; “o yok, gelmeyecek” diyorsun. Alameti olmuş, hepsi olmuş. Yani senin “yok” dediğin olay oluşmuş zaten şu an, bitmiş. Ve hızla Türkiye, İslam alemi İttihad-ı İslam’a doğru gidiyor. Yani Türkiye’de ortalığın karışması, bu gerilimimin sebebi Mehdiyet’tir. Mehdiyet’e doğru yönlendiği için Türkiye bu hale geldi, oraya doğru gidiyor, sebebi budur. Ekonomik kriz mesela, ikinci dalga ekonomik kriz geliyor şu an. Gerçi, Allah’ın izniyle, Hz. Mehdi (a.s.)’ın olduğu yerde bereket olur, Türkiye’den teğet geçecektir ama yine etrafı kasıp kavuracaktır. İtalya’yı mitalyayı, hepsini devirir. Yani gidişat öyle görünüyor. Ekonomik kriz öyle şakaya gelir bir şey değildir. Terör de Türkiye’de bir hayli tırmanacaktır. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz. Tek çözümün Mehdiyet olduğu da görülecektir zamanla. Çünkü teröre karşı fikri mücadele verilmiyor. Fikri mücadele verilmediği müddetçe gelişir. Teröristler sürekli geceli gündüzlü anlatıyor. “Siz ne diyorsunuz?” diyorsunuz. “Biz ne diyelim?” diyor, “gitsin, anneleri onlara çorba yapsın, onu içsinler” diyor. Şimdi dalga geçer gibi bir ifade bu yani. Burada fikri mağlubiyeti kabul etmiş oluyorsun. Sessiz kalmak ne demektir? “Ben fikri mağlubiyeti kabul ediyorum” anlamına gelir.
BETÜL HANIM:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Adam Darwinizm’i anlatıyor, materyalizmi anlatıyor, Leninizm’i, Marksizm’i anlatıyor, Stalinizm’i anlatıyor, gerilla teorisini anlatıyor, gerilla yöntemlerini anlatıyor, bunun gerekliliğini anlatıyor, Lenin ile bağlantısını kuruyor. Cevap var mı? Cevap yok, çıt yok. Böyle olmaz. Fikri mücadele olayı kökten bitirecek ilaçtır inşaAllah.
BETÜL HANIM:Hanefi mezhebi ile ilgili, o sitedeki bilgilerden okuyabilir miyim? Mezhep imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hz. İsa (a.s.)’ın inişinin ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin inkarı mümkün olmayan konular olduğunu belirtmiştir. İslam aleminde akaid meseleleri, yazılmış eserlerin en değerlisi ve aynı zamanda kıdemlisi, İmam Ebu Hanife’nin ‘Fıkhul Ekber’ ve ‘Vasiyet’ adlarını taşıyan risaleleridir. İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin Fıkhul Ekber isimli eseri, Ehl-i Sünnet akidesinin temel kitabıdır. Mezhep imamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi konularının inkarı mümkün olmayan konular olduğunu Fıkhul Ekber adlı bu risalesinde şöyle bildirmektedir; “Deccalın ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkması, Güneş’in batıdan doğması, Hz. İsa (a.s.)’ın gökten inmesi ve sahih haberlerin getirdiği diğer kıyamet alametleri haktır ve olacaklardır. Kıyametin büyük alametlerinden daha başkaları da vardır, örneğin Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi gibi. Bütün olaylar sahih haberlerin getirip söylediği gibi haktırlar ve gerçekleşecektirler.”
ADNAN OKTAR: Buyur. “Yok” diyor, “İmam-ı Azam yanlış söylemiştir” diyor. Başka? “İmam-ı Malik de yanlış söyledi” diyor, “İmam-ı Şafi de yanlış söyledi” diyor, “İmam-ı Hanefi de yanlış söyledi” diyor, “İmam-ı Caferi Sadık da, sahabiler de, herkes yanlış söyledi” diyor. “Kim söyledi?” “Ben biliyorum” diyor, “biz biliyoruz” diyor. E sorun bakayım; “İttihad-ı İslam gerekli mi, faaliyet yapmamız gerekiyor mu?” “Yok” diyecektir. Türk-İslam Birliği, tek kelime duydunuz mu Diyanet’ten? Söyleyemez.
BETÜL HANIM:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani ben Diyanet İşleri Başkanı’nı tenzih ederim. O memur bir insan, bizim ona karşı saygımız var, ben onun şahsına demiyorum ama sistem olarak diyemez, demezler. Demediler de yani, şu ana kadar demediler. Yok, öyle bir şey, olmadı. Bir kere deccalın zuhuru var, Hz. İsa Mesih (a.s.)‘ın gelişi var, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı var, Ye’cüc Me’cüc var, Dabbe’tül Arz var, Duhan zuhuru var; adamlar külliyen reddediyorlar. Dolayısıyla hadisleri de reddediyorlar. Kütüb-i Sitte’de yazıyor bunlar. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davut; Kütüb-i Sitte’nin tamamında var. Tamamını reddediyorsun sen. Fethullah Hoca’nın konuşmasını koysana, Fethullah Hocamız’ın Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili.
VTR: Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi; Hz. Mehdi (a.s.)’ın, deccali sisteme karşı yürütülen fikrî hareketi temsil eden bir zat olduğunu söylüyor.
VTR: Fethullah Gülen Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
VTR: Fethullah Gülen Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olarak zuhur edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Fethullah Hoca “mütevatirdir” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’la Hz. İsa (a.s.)’la ilgili hadisler. Tevatür haddine varmış.” Mütevatir hadisi reddedemiyorsun, vacip hükmündedir inanılması. O kadar çok ki artık tevatüre varmış, herkes aynı şeyi söylüyor, bütün sahabeler aynı söylüyor. Yirminin üzerinde sahabeden Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili hadisler naklediliyor. Bak; “ahkama ait konularda bile” diyor bak, “ahkam, fıkha ait konularda bile bu kadar, yirminin üzerinde sahabe ittifak etmemiştir” diyor. Hz. Mehdi (a.s.) konusunda ittifak etmişler. Diyanetin bundan haberi var mı? Yok. Onlar varsa yoksa ansiklopediye bakıp oradan bir ahkam çıkarıyorlar. Olmaz. Bizim kaynağımız ansiklopedi değil. Bizim kaynağımız neresi? Mezhep imamlarının kitapları; İmam-ı Hanefi, İmam-ı Hanbel, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafi. Şiiler de Şiiler’in kaynaklarından, Caferiler Caferi, Aleviler Alevi kaynaklarından, herkes kendi imamından. Bunlar kendi kafasına göre ayrı bir çizgi göstermiş oluyorlar, olmaz öyle şey. Önce ne olduklarını anlatsınlar. Mesela hangi mezhepte olduğunu söylesin diyanet, hangi mezhebe göre açıkladığını söylesin, ondan sonra şerh yapsın. Desin ki; “arkadaşım Hanefi mezhebine göre şöyledir, Hanbeli’ye göre şöyledir, Maliki’ye göre, Şafi’ye göre böyledir, Aleviliğe göre böyledir.” Böyle açıklama yapması lazım. “Benim kafama göre böyledir” diyemez. Olur mu öyle şey? O zaman bambaşka bir şey olmuş oluyor, ayrı bir şey olmuş olur. Ve ayrıca diyecek ki; “ben Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nese-i, Sünen-i Davud; Kütüb-i Sitte’yi kabul etmiyorum” demesi lazım, bunu söylemesi için. Kabul etmiyorsa gerekçesini söylemesi lazım. Bütün sahih hadis kitaplarını kabul etmiyorsa, o zaman bambaşka bir şey çıkmış oluyor ortaya. Eğer kabul ediyorsa, bunu söyleyemez o zaman. Çünkü bunlar hepsi sahih hadis kitaplarında geçiyor. Hz. Mehdi (a.s.) çok detaylı anlatılıyor, nasıl ret edeceksiniz?
BETÜL HANIM:Bazı insanların “Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek” demesi, insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışından ümit kesmesi de Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerindendir, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi şu şekilde; “insanların ümitsiz olduğu ve ‘hiç Hz. Mehdi (a.s.) falan yokmuş’ dediği bir sırada Allah, Hz. Mehdi (a.s.)'ı gönderir.”(Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55). Diğer bir hadiste de Hocam şu şekildeydi; “Hz. Mehdi (a.s.), Resulullah (s.a.v.)'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar.”(Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
ADNAN OKTAR: İşte bela her yerden yağıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ı inkar edenler de ortada. Demek ki, tam Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri oluşmuş; demek ki, Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş; Cübbeli istemese dahi, inşaAllah. Ama en hızlı, en güçlü, en iyi Hz. Mehdi (a.s.)’a hizmet eden talebelerimden oldu maşaAllah, Mehdiyet’e. Bak biz Mehdiyet’e hizmet ediyoruz ama o daha da iyi hizmet ediyor gördüğüm kadarıyla. Daha da ettireceğiz, en istemediği şeyi, ona gece gündüz bu görevi yerine getirteceğiz inşaAllah.
“Esselamun Aleyküm nur yüzlü canım Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam sizi severek dinliyoruz. Allah yardımcınız olsun. Bu habere yorumunuz ne olacak merak ettik, inşaAllah. Sizden eşimin, benim ve erkek evladımın Hz. Mehdi (a.s.)’a asker olabilmesi için dua istiyoruz, inşaAllah. Allah’a emanet olun” diyor. “Keremşah, Hasancan” çocuklarının isimleri, çok güzel. “Muhammed Keremşah, Hasancan” maşaAllah. Allah hepimizi Hz. Mehdi (a.s.)’a talebe eylesin, hepimizi Hz. İsa (a.s.)’a talebe eylesin. Allah ferahlığı, güzelliği, iyiliği, bereketi memleketimizin üzerine hakim kılsın Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle, Hz. İsa Mesih (a.s.) vesilesiyle inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
BETÜL HANIM:Atatürk birlik ve dayanışma içinde oldukları takdirde, Allah’ın Türk milletine mutluluk nasip edeceğini şu sözlerle ifade etmiştir; “Cenab-ı Hakk, müttehid, mütesanid” (birleşerek ve birbirlerinden kuvvet alarak) “çalışan, şeref, namusunu muhafaza eden kavimleri mesut eder. Biz de bundan evvel olduğu gibi, bundan sonra da bu ittihad, bu tesanüdle çalışırsak, Allah’tan böyle bir saadeti haklı olarak intizar edebiliriz”, yani bekleyebiliriz diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Beril Hocam buyur, bir ayet söyle.
SUNUCU:İnşaAllah. Maide Suresi’nin 56’ncı ayeti. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Kim Allah'ı, Resulü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hizbullah, Allah hizbi, Allah hizbi galip gelecek, yani Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri, Hz. İsa Mesih (a.s.) ve talebeleri. Yani Hakk’ı savunan herkes, samimiyetiyle ortaya çıkan bütün Müslümanlar inşaAllah. Buyrun.
BETÜL HANIM:Hülya Avşar ile ilgili bir haber vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Hayırdır inşaAllah.
BETÜL HANIM:Şu şekilde, göstereyim, tefekkürleri olmuş. Hülya Avşar’ın, şöhretin insan ahlakında oluşturduğu tahribatı anlattığı sözleri, bazı tefekkürleri şu şekildeydi, internet sitelerinde vardı; şöhret olan insanın önce havaya girdiğini, aldanıp şımardığını, sonra yavaş yavaş saygı ve sevgiyi kaybetmeye başladığını, ailesini, yuvasını kaybettiğini söylemiş. Şöhretin zamanla insanın maneviyatını tamamen alıp, geriye sadece maddiyat kaldığını; kişi her güldüğünde, her sevindiğinde, her sevdiğinde aslında etrafa maddiyat dağıtmaya başladığını göreceğini söylemiş. Sonunda yediği ilk tokatla da zevklerin bitme noktasında olduğunu fark edeceğini, buna “şöhretin altın vuruşu” dendiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Bayağı güzel anlatmış. Tecrübesini anlatıyor, yaşadıklarını anlatıyor, etrafında gördüklerini anlatıyor. Bayağı akıllı kızdır, çok zekidir Hülya Avşar. Zaman zaman böyle derin, güzel üslubu olur. Zaman zaman da tabii çocuksu, sevecen, tatlı bir üslubu da oluyor ama kökeninde dine yatkın, dindar, derin düşünen bir insandır. Derinlikten, tutkudan, sevgiden zevk alan bir insan ama onu hiç etrafında bulamıyor tabii. Bunu kendisi de söylemişti benimle konuştuğunda. Yani gerçek tutkuyu, gerçek sevgiyi bulamadığını, çevresinde bulamadığını açıklamıştı, anlatmıştı. Etrafında gördüklerini de çok iyi analiz ediyor demek ki. Çok samimi anlatımı, güzel inşaAllah.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. “Şirke karşı dua kalkandır” demiştiniz Hocam. Şöyle söylemiştiniz röportajınızda; “mesela bir iş yapacaksın, o işin o sistem içerisinde gideceğini düşünüyor. Farz edelim bir çalışması var, kendi yapacağını düşünüyor. Allah esirgesin bu sefer aksilikler üst üste gelir. Allah ayağına dolandırır. Allah esirgesin. Mutlaka Allah’a dua ederek işe başlamak lazım. ‘Ya Rabbi bunu bana hayırlı kıl, benim yolumu aç, bana yardım et’ demesi lazım” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, yani birçok insan, mesela başı ağrıyor; “bir ilaç alırım geçer” diyor. Öyle olmaz, ilaç bir vesiledir. Onu dua olarak kabul edecek. Mesela “ben bir dilekçe yazarım hallolur” diyor. Olmaz, onu vesile olarak görecek. Veyahut “para veririm hallolur.” Öyle olmaz, hepsini vesile olarak görecek, her şeyi yaratanın Allah olduğunu bilecek inşaAllah. O gizli şirkten korunmuş olur o zaman, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Kim Kardashian son TV programında, sedef hastalığı olduğunu, ancak bunu gizlemek için çok gayret gösterdiğini söylemiş. “Eğer paparazziler bu lekeleri görseler beni yerden yere vururlar” diye anlatmış. Hocam sizin sürekli anlattığınız gibi Allah rızası için sevginin yaşanmadığı, şefkatten yoksun ve güvensiz, maddiyata dayalı bir ortam olduğunda insanlar sürekli birbirini ezmeye çalıştığından kimse rahat edemiyor. Birbirlerine karşı çok gardlılar ve sevgisizlik hakim. Kim Kardashian’ın da bundan muzdarip olduğu görülüyor. Fiziksel acizliğinden dolayı kendisine şefkat duyulacağını değil, eksikliğinden dolayı onunla alay edileceğini düşündüğü için bunu saklama ihtiyacı duyuyor. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardashian, “Kardaşyan” Türkiye kökenli, acayip sevimli, çok şeker bir şey. Çok insancıl, üslubundan anlaşılıyor, yüzünden. Anadolu’nun o sıcak terbiyesi, sıcaklığı üzerinde var. Sedef hastalığı genellikle stresten olur, gerilimden olur. Çok şiddetli geliyor, yazık çocuğa. Normalde bayağı neşeli, dışa dönük, cıvıl cıvıl görünüyor ama hiç kimseye güvenemediği ve gergin bir hayat yaşadığı aşikar görülüyor. O sıkıntının verdiği neticedir sedef hastalığı. Mesela boyun fıtığı olur, bel fıtığı olur, kansızlık yapar, kasılma meydana getirir, kalp spazmına sebep olabilir, beyinde spazma sebep olabilir, her şeye sebep olabilir. Onun için İslam’a, Kuran’a, Allah’a tam teslim olmak lazım, güzel ahlakı yaşayan insanlarla birlikte olmak lazım. Sevgiyi, tutkuyu, candanlığı en iyi bilen insanlarla beraber olmak lazım, akıllı insanlarla beraber olmak lazım. Böyle ipini sapını koparmış dengesiz, küt, sevgisiz, ruhsuz, akılsız insanlarla beraber olmak insanın ruhunu karartır, aklını bozar, sinirlerini tef gibi yapar ve yıpratıcı bir ortam içerisinde yaşamak sonucunda birçok belayı da getirebilir, Allah esirgesin. Onun için Kardashian köftesinin yapacağı huzurlu bir ortama gitmektir, huzurlu bir ortamı yaşamaktır, iyi insanlarla, akıllı insanlarla, sevgi dolu insanlarla beraber olmaktır. O, kurtlar adasında kendini kurtarmaya çalışan bir çocuk gibi. O gerilim, o stres, o rekabet, o tehlikeler içinde yaşama ruhu tabii ki onun nazik bedeninde o tarz hastalıklar da meydana getirir, başka hastalıklar da meydana getirebilir. Bir tek onun için değil, başkaları için de bu bela geçerli. Kimi intihar ediyor, kimi zehirleniyor, kimi uyuşturucudan vefat ediyor. Mahvoluyor çocuklar, birbirinden güzel, birbirinden tatlı insanlar bunlar, çok şekerler ama her yerde egoistlik, bencillik, rekabet, acı ve ızdırabı görüyorlar. Kokuşmuşluğu görüyorlar, zalimliği görüyorlar ve sonunda ya canlarına kıyıyorlar ya bedenleri buna isyan edip ağır hastalıklara duçar oluyorlar. Mehdiyet’in hakimiyetinde tüm bu belalar, acılar tamamen kalkacak. “Hastalıklar, belalar kalkacak” diyor zaten Peygamberimiz (s.a.v.). Bir ferahlık, bereket ve bolluk olacak; hem ekonomik ferahlık, hem ruhi ferahlık; sanatta, bilimde, estetikte, her şeyde bir mükemmellik inşaAllah; güzel bir dünya olacak Allah’ın izniyle. O ortamda ne kimse intihar eder, ne kimse böyle psikosomatik hastalıklar mı diyorlar ne diyorlar, böyle süslü konuşmaktan pek hoşlanmıyorum da, yani strese bağlı, psikolojik bozukluklara bağlı bu tip hastalıklar da o zaman olmaz, inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. Atomun boyutlarıyla ilgili çok çarpıcı birkaç rakam söylemek istiyorum Hocam. Siz her bir özelliğinin ayrı bir mucize olduğunu, tek tek üzerinde durulması gerektiğini söylüyorsunuz atomla ilgili. Atomun çapı milimetrenin milyonda biri kadardır. Yüz milyon atom yan yana konulduğunda elde edeceğimiz uzunluk sadece bir santimetredir. Bir kitabın tek bir sayfası yaklaşık bir milyon atom kalınlığındadır.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Bunlar önemli, bunları zaman zaman tekrar edelim.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam.
VTR: Elektronlar Ne Kadar Küçük?
VTR: Atomun Büyüklüğü
ADNAN OKTAR: Evet, Hocam buyrunuz.
BETÜL HANIM: Hocam bir sevimli ördek var, dans eden bir ördek, onu göstermek istiyorum, çok komik. Yemek atıldığında eğlenerek dans ediyor.
ADNAN OKTAR: Seviniyor.
BETÜL HANIM: Doğu Türkistan’daki zulüm hakkında genel bilgi vermek istiyorum. 1949’da işgal edilen ve 1955’te resmi olarak Çin’in otonom bölgesi ilan edilen Doğu Türkistan halen işgal altında. Çin nüfusunun sistemli bir şekilde Doğu Türkistan’a yerleştirilmesiyle halk gerek Doğu Türkistan içerisinde göç etmeye, gerekse dünyanın farklı bölgelerinde diasporada, yani yurtlarından uzakta yaşamaya zorlanıyor. Katı doğum kontrol yöntemleriyle anne adaylarından çocuklarının çalınması, oruç tutmanın, camiye gitmenin yasaklanması, eğitimin zorunlu olarak Çince yapılması, eğitim, istihdam, sağlık hizmetlerinin kısıtlanması, zorunlu işçi uygulaması, sürgün, gözaltı ve haksız hapis cezaları gibi uygulamalar Müslüman Doğu Türkistan halkına yönelik olarak gerçekleştiriliyor. Çinlilerin genel uygulamaları arasında camileri, Kuran okumayı, din eğitimini, din kitaplarını, İslami sembolleri ve İslami kisveleri yasaklamak; alimleri, din adamlarını ve imamları öldürmek veya baskı altında tutmak; dinsizliği yaymak gibi uygulamalar bulunuyor. Bulaşıcı hastalık taşıyan ve öldürücü aşılar yapmak, Uygurlar arasında uyuşturucu madde ve içki kullanımını yaygınlaştırmak ve nükleer denemeler sebebiyle çeşitli hastalıklara neden olmak da Çinlilerin Doğu Türkistanlı kardeşlerimize uyguladıkları zulümler arasında zikredilebilir.
ADNAN OKTAR: Evet, Beril Hocam buyurun bir ayet söyleyin.
SUNUCU: İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Sad Suresi 27’nci ayet; “Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkâr edenlere” diyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ahir zamanla ilgili ben güzel bir film seyretmiştim, onu bir daha seyredelim. Hangisi olduğunu araştırıyorlar herhalde, anladığım kadarıyla.
VTR: Deccaliyet, bir milyardan fazla insanın ölümüne sebep olmuştur. İşkence, soykırım ve tecavüz deccaliyetin eylemleridir.
ADNAN OKTAR: Evet, buyur seni dinliyoruz.
BETÜL HANIM: Hocam Bediüzzaman Hazretleri’nin son dönem hizmetinde bulunan ve Risale-i Nur neşrinde büyük hizmetleri olan Hüsnü Bayram ve Ahmet Aytemur Ağabeylerin İstanbul’da katıldıkları bir düğüne Başbakanımız Sayın Recep Tayyib Erdoğan da katılmış. Düğünden bir fotoğraf gösteriyorum. Erdoğan düğünde Ayet-ül Kübra Risalesi’nin dağıtılmasından çok memnun olduğunu belirterek ağabeylere teşekkürlerini sunmuş.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne zaman bu?
BETÜL HANIM: Dün herhalde Hocam. Tam zamanını bilmiyorum ama.
ADNAN OKTAR: Evet, velilere karşı sevgi, alimlere karşı sevgi bereket getirir. Müslümanlar’la uğraşmak da bela getirir, felaket getirir, uğursuzluk getirir. Basiretleri kapanır, ferasetleri kapanır insanların, uğraşanların. Allah ayağına dolar. Ama veli insanlara, iyi insanlara adaletle, hakkaniyetle, güzel davranmak, hak ettikleri şekilde davranmak da bereket, bolluk, güzellik, iyilik, düzen, dirlik getirir, inşaAllah. Allah vesile eder.
SUNUCU:İnşaAllah.
BETÜL HANIM:Şöyle demiştiniz Hocam, inşaAllah; “Bu yüzyıl Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın ve İttihad-ı İslam’ın yüzyılı; bu yüzyıl, bütün Müslümanlar’ın yüzyılı; bu yüzyıl, düğün yüzyılı; yani Altınçağ. Birbirimizi çok seveceğiz, koruyacağız, kollayacağız, mahçup etmeyeceğiz, çirkin sözlerle tedirgin etmeyeceğiz; hep hayır, güzellik, iyilik arayacağız. Birbirimizi tekfirden kaçacağız. ‘Şu kafirdir, fasıktır, münafıktır’ demeyeceğiz. Biz hakkı söylemekle mükellefiz. Hepimizin günahları, eksikleri var. Ama bizler tövbe ederek, ilmimizi artırarak en iyi olmaya çalışmalıyız.”
SUNUCU:İnşaAllah.
BETÜL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu Ağabeyimiz’in, kardeşimizin bir filmi vardı. Onu izleyelim. Allah cennette kardeş etsin inşaAllah o mübarek insanı.
SUNUCU:İnşaAllah.
VTR: Şehit Muhsin Yazıcıoğlu
ADNAN OKTAR:Canımız şehidimiz, Allah ondan razı olsun, acayip güzel hizmet verdi, çok güzel gençleri yetiştirdi. Onlar da aslanlar gibi mücadeleye devam ediyorlar. Başbuğ’umuz da öyle, maşaAllah, Allah rahmet etsin ona da. O da çok güzel, aslan gibi gençler yetiştirdi, kardeşlerimizi yetiştirdi. Onlar da vatanın birliği, beraberliği için hizmet ediyorlar.
BETÜL HANIM:Hocam, Fatih Altaylı sizin son dönemdeki tavsiye ve açıklamalarınızdan oldukça etkileniyor, Allahualem. Nitekim bugünkü yazısının ikinci bölümünde Amerikan tarihinin ünlü bir davasından yola çıkarak eğitim sistemi üzerine bir yazı yazmış. Okul kütüphanesinde okudukları Nietzsche’nin kitaplarından ve düşüncelerinden etkilendikleri için hiç sebepsiz yere on dört yaşındaki bir çocuğu kafasına sıkarak öldüren iki üniversitelinin yargılandığı davada, avukat gerçek suçlunun bu yaştaki çocuklara Nietzsche’nin kitaplarına ulaşma imkanı veren okul kütüphanesi olduğunu iddia etmiş ve bu iddiası kabul edilmiş. Fatih Altaylı da bu örneğin, eğitim sistemimizi, toplumun değerlerini ve çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimizi düşünmek için son derece önemli bir örnek olduğunu söylemiş. Ve bunun herkese örnek olduğunu söyleyerek herkesi düşünmeye davet etmiş.
ADNAN OKTAR:O herif Darwinist. Fatih Altaylı da Darwinist. “O adamın kitaplarını okumayın” diyor. Doğru ama sen Darwinist propaganda yapıyorsun kendi kanalında, materyalist propaganda yapıyorsun, değil mi? Çık, de; “İslam haktır” de, “Kuran haktır” de. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu bekliyoruz, Türk-İslam Birliği’ni bekliyoruz, İttihad-ı İslam bu sorunları çözer” de. “Darwinizm, materyalizm yanlıştır. Ben antikomünistim, anti-Stalinistim, anti-Leninistim; Marksizm’e, Leninizm’e karşıyım” de, “materyalizme karşıyım” de. O zaman sen hak yoldasın, doğru yoldasın. Ama bir sağa yalpalıyorsun, bir sola yalpalıyorsun. Bunu söylemesi yine iyi, hiçbir şey yokken bunu söylemiş olması iyi, ama netleştirsin tavrını; net olmazsa olmaz.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. Güzel, renkli güvercinler var, çok güzel, hepsi birbirinden farklı.
VTR: Sevimli canlılar: Güvercinler
ADNAN OKTAR:Şimdi Rahmetli Başbuğ, Alparslan Türkeş Beyefendi’nin hayatını anlatan bir videomuz vardı, onu seyredelim.
VTR: Alparslan Türkeş
ADNAN OKTAR: Başbuğ’un hiçbir şekilde unutturulmaması lazım. Çok değerli, büyük bir insandı, büyük dava adamıydı. Ne hizmetleri, ne güzel ahlakı, ne büyük Türkiye düşüncesindeki kararlılığı asla unutulmaması gerekir. Bu bir vefa borcudur, bir sadakat borcudur. Mutlaka bu şekilde olacağız, inşaAllah.
O sevimli kediye bir bakayım, bakayım.
VTR: Kedi ve Kumru.
ADNAN OKTAR: Ama kumrunun şekerliğine bak sen. Kedi de çok uslu, yazık. Acayip tatlı bir şeye benziyor. Hayvanı delirtecek. O, bütün gücüyle uyumaya çalışıyor. O da ona rahatlık vermiyor. Allahualem o yemek yemiş, bitap bir vaziyette bütün derdi hazmetmek ve uyumak. Hayvancağıza çok kötü kafayı takmış vaziyette. MaşaAllah.
BETÜL HANIM:MaşaAllah.
SUNUCU:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah her birini ayrı tatlı yaratıyor. Bu vahşi hayvanların birbirine yakınlığı da Hz. Mehdi (a.s.) devrinin bir özelliğidir, yani bunun bu kadar sıklaşması. Hemen hemen hepsinde var. Kediyle köpek rahat oluyor, tavşanla köpek çok rahat oluyor, hiç aralarında olay çıkmıyor. “Kurtla kuzu birarada olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).
SUNUCU: Evet, maşaAllah.
BETÜL HANIM:Bir ayet söylemek istiyorum Hocam, Nur Suresi, 35’inci ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” Bu ayetteki “çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki” 2037 ebcedini veriyor. Siz açıklamıştınız, “Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor” diye.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
BETÜL HANIM:MaşaAllah.
SUNUCU: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Herkesin ayet ezberi bayağı var, maşaAllah. MaşaAllah.
BETÜL HANIM:Bir de Hocam şöyle açıklamıştınız; “Risale-i Nur’a da bakıyor bu ayet aynı zamanda. Bediüzzaman’ın zamanına da bakıyor. Hakimiyet devrine de bakıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın vazifeye başladığı tarihe de bakıyor. Çok manidar” demiştiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Beril Hocam sizden de bir ayet dinleyelim, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah. Fatiha Suresi’ni okuyayım inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Hamd Alemlerin Rabbinedir. Rahman ve Rahimdir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.”
ADNAN OKTAR:Evet, deccalın yoluna değil, inşaAllah. İnşaAllah her zaman biz haktan ve doğrudan yana olacağız, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) ile Hz. İsa (a.s.) dönemi arasındaki benzerliklerden söz etmek istiyorum. Siz de sıklıkla anlatıyorsunuz; Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin az sayıda olacağını, yaşadıkları toplum içinde birçok iftira ve baskıya maruz kalacaklarını, mahkemeye verileceklerini haber vermiştir. Şöyle bir hadis iletmek istiyorum bu konuda; “Onlar (Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri) haklarında alınacak hiçbir hükümden çekinmeyecekler, hiçbir karar onlara zor gelmeyecek.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hadisinde Hz. Mehdi (a.s.) talebelerinin baskı ve zorluklarla karşılaşabileceklerine, aleyhlerinde mahkeme hükümlerinin de çıkabileceğine işaret ediyor Allahualem. Ama onlar aleyhlerinde çıkabilecek kararlardan etkilenmeyeceklerdir ve Allah’ın rızası için yaptıkları ilmi çalışmalarda şevklerinde hiçbir eksilme olmayacaktır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İsra Suresi, 37. şeytandan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme;” yani böyle enaniyetle, kabararak yürüme, “çünkü sen ne yeri yarabilirsin,” yani böyle yerde büyük bir boşluk meydana getirmek, yani insan gücüyle, el gücüyle yapamaz. İlla ki bir araç gerekir, bir şeyler gerekir. O da kısmen oluyor. “Ne dağlara boyca erişebilirsin.” Bir insanın boyu hiçbir şekilde dağların boyunda olmaz. Ama Cübbeli’ye göre oluyor mu? Oluyor. Hatta bulutlara değiyor. Ne diyor? “Deccalın boyu” diyor, “bulutlara değecek” diyor. “Dağı da geçecek” diyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? “Ne dağlara boyca erişebilirsin.” Hiçbir insanın boyca dağlara erişemeyeceğini söylüyor. Cübbeli de; “yok” diyor, “var” diyor, “hatta Atlas Okyanusu’nda bekliyor şu an” diyor “ve genetikçiler onun eşeğini de imal edecekler” diyor, “eşek de üç yüz metrelik, havada uçan bir eşek olacak” diyor. “Bak” diyor, “ben ne kadar güzel anlatıyorum” diyor, “çok makul ve mantıklı anlatıyorum” diyor, “siz de böyle olun” diyor. Peki, “deccal on beş kilometre” diyorsun “boyu. Bulutlara değiyor” diyorsun. Onu hangi genetikçi meydana getirdi? Onu anlatmıyor. “İnsanların aklı almaz” diyor, “üç yüz metrelik eşeğe” diyor, “bak” diyor, “ben çok şahane anlatıyorum” diyor. “Genetik bilimi gelişiyor” diyor. “Otuz metre de kulakları olacak eşeğin” diyor, “havada uçacak” diyor. Havada uçan bir eşek, “genetik bilimi bunu yapacak” diyor. Ama deccalı nasıl yaptıklarını anlatmıyor. “Çünkü deccal bin küsur seneden beri duruyor” diyor, “adada” diyor. O zamanki genetikçiler mi yapmış o deccalı de, on beş kilometre boyunda? Üç yüz metre nerede, on beş kilometre nerede? Bak, ayete göre de; “ne dağlara boyca erişebilirsin.” “Hiçbir insanın boyu dağlara erişmez” diyor Allah. Cübbeli nereye gitse bir yanlış anlatım içinde olduğun görüyoruz. Ayet ve sahih hadisleri tenzih ederiz.
SUNUCU:İnşaAllah. Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, TV Kayseri, Pop Radyo Ankara, HarunYahya.Tv, Samsun AKS’tan takip edebilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. İsra Suresi, 44: “Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.” "Her şey” ama “tespih eder” diyor. “Ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.” Bu, her şeyin canlı olduğunu gösteriyor. Atom canlıdır, elektronlar canlıdır. Atomlar içinde o elektronların hareketinden dolayı bir ses oluşuyor, o hızlı dönmeden dolayı. Biz bunları duyamıyoruz. Her atomda ses vardır. Çok hoş bir melodi tarzında ses vardır, o intizamlı dönmeden kaynaklanan. Biliyorsunuz, çekirdeğin etrafında elektronlar büyük bir hızla dönüyorlar. O seslere de Allah işaret ediyor olabilir, ayrıca onların çıkardığı, bizim bilmediğimiz tespihlere de işaret ediyor olabilir. Ama hepsinin kendine has bir sesi var.
BETÜL HANIM:Hocam bir de Peygamber Efendimiz başka hadislerde şöyle buyuruyor; “Onlar Allah yolunda mücadele ederler ve büyüklenenler onları küçük görür. Onların kıymeti dünyada bilinmez fakat ahirette iyi tanınırlar.” Bir diğer hadis de; “Onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır, eğer hazır olsalar tanınmazlar, eğer kaybolsalar aranmazlar, hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez, eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez. Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz” Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri için.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tevbe Suresi’nde Cenab-ı Allah, 128’inci ayet; “… mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir” 1990 ebcedi. Tam 1990 bakın, bakabilirler isteyenler. “Mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir” 1990 tarihini veriyor.
BETÜL HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yarın görüşüyoruz o zaman, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...