SUNUCU 1: Hayırlı günler değerli izleyenler. “Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri” programımıza başlıyoruz. Buyrun, Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Hocam siz buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Hocam, Suriye ordusu birkaç gün önce Hama’ya girerek yüz kişiyi öldürmüş ve yüzlerce kişiyi de yaralamıştı. Ateş açılmış, onunla ilgili dilerseniz gösterebilirim de videoyu?
ADNAN OKTAR: Kardeşim, şimdi Suriye’nin yaptığı kepazeliği zaten herkes biliyor, bilmeyen yok. Bizim bunu ispat etmemize gerek yok. Burada yapılacak şey, normal vicdan ile düşünmektir. Açlık, kıtlık da ortalığı kavuruyor. Bakın yalvarıyorlar günlerden beri şu kadar çocuk öldü, 30 bin çocuk öldü, 40 bin çocuk öldü, Allah rızası için para verin diyorlar. Kimi bir milyar veriyor, kimi iki milyar veriyorlar, biliyorlar o paralarının olmayacağını. Kardeşim para, tamam ver de, bir kelime, bakın bir kelime vereceksin, bir cümle vereceksin, diyeceksin ki; “Yarabbi ben Türk-İslam Birliği’ni istiyorum” diyeceksin, bir cümle. Cümle vermek, bunda ne var? Para veriyorsun, hadi neyse kendi cebinden çıkıyor, belki o nefsine ağır geliyordur. Bu cümlenin ağzından çıkmasının ne mahsuru var? Türk-İslam Birliği hakim olsun deseler, Türk-İslam Birliği hakim olacak. Para toplama kampanyalarına da gerek kalmaz, bu Suriye’deki kepazeliğin de bir anlamı olmaz. Mısır’daki rezaletin de bir anlamı kalmaz, her yer süt liman olur. Çin de yine Doğu Türkistanlı kardeşlerimize bu zulmü yapamaz, bu kabadayılığı yapamaz; yine operasyona hazırlanıyorlarmış. İnsanları bu konuda boş yere yıldırıyorlar, sanki Türk-İslam Birliği bir suçmuş gibi. Türk-İslam Birliği’nden kasıt, insanların huzurlu, mutlu, sevinçli, iyi niyet hakimiyetiyle, dostluk hakimiyetiyle yaşamaları. Silahların kalkması, savaşın durması, terörün durması, acıların durması. Sevginin, arkadaşlığın, kardeşliğin hakim olması, konu bu. Buna hiç kimse karşı çıkmaz. Diyorlar ki, Amerika karşı çıkar. Amerika’nın karşı çıkma gibi bir niyeti yok, öyle bir şey yok. Amerika istiyor Türk-İslam Birliği’ni, Rusya’da istiyor, herkes istiyor, niye istemesinler? Çünkü bu ırkçı bir birlik değil, faşizan bir birlik değil, komünist ideolojili bir birlik değil. İslam’ın sevgi ruhunu yaşatan, dostluğu, kardeşliği esas alan bir birlik, bu hepsini halleder. Abdullah Öcalan’a çözüm arıyorlar, Apo’ya çözüm adı altında veyahut PKK şunu yapıyor, bunu yapıyor, nasıl yapacağız, buna bir çözüm arıyoruz diyorlar. Kardeşim, mesela yüz tane hastalık varsa tek bir ilaçla hepsi bitiyor bakın. Şimdi yüz ilaca mı tabi olmak gerekiyor, tek bir ilaca mı tabi olmak gerekiyor. Bu yüz ilacı da zaten elde etmek mümkün değil, olmuyor, tedavi edemiyorlar. Tek bir ilaçla konu hallolacak. Türk-İslam Birliği ilacını aldıklarında, bütün bu yüz hastalık bir anda ortadan kaybolacak ve bütün dünya huzura kavuşacak. Sıhhatli, zinde, gürbüz, sağlıklı hale gelecek, hasta yatağından kalkıp koşmaya başlayacak, şimdi dünya hasta. Şimdi hastanın kolunu ayrı tedavi etmeye kalkıyor, bacağını ayrı tedavi etmeye kalkıyorlar. Zaten her yeri gitmiş hastanın, beyninde çökme var, gözünde var, karaciğeri gitmiş, dalağı gitmiş, akciğeri gitmiş. Her birine ayrı bir tedavi uygulamaya kalkıyorlar, beceremiyorlar da, olmuyor, olmaz da. Ama tek bir ilaçla, Türk-İslam Birliği ile bütün bu hastalıklar kökünden biter ve hasta kalkar. Koşarak, gülerek, neşe içerisinde, canlı, güzel bir performans gösterir ve konu biter, bizim istediğimiz bu.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. Hocam, Suriye’deki ateş teravih namazı sonrasında açılmış.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, adamların dini imanı yok, teravihi bekler mi adamlar? Geçenlerde de bazı bizim resmi görevlilerimiz Suriye’yi kınıyor, “zamanlama yanlış”. Adam kesmenin zamanlaması olur mu? Adamların kafasına ağır makine tüfekle, uçaksavarla ateş ediyor. Uçaksavar mermisiyle, kafasına, kafası darmadağın oluyor, ramazanda olmaz diyor. Ne zaman olsun? Ekim’de olabilir mesela, Kasım’da olabilir, ramazanda olmaz. Şimdi oldu mu bu, bu ne biçim söz, yanlış bir söz. Cinayetin Ekimi, Kasımı, Aralığı olmaz. Hiçbir dönemde cinayet işlenmez, bunu meşru gösterecek hiçbir şey olmaz. Evet.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. The Economist Dergisi, Genelkurmay Başkanı ve bazı generallerin emekliliklerini istemelerine gönderme yaparak, Sayın Başbakan’ın, ordunun, generallerin gücünü azaltarak kendi gücünü artırdığı yönünde bir iddia ortaya atmış. Ayrıca Başbakan Erdoğan’a Adnan Menderes’in hayatından dersler çıkarmasını çünkü otoriter yönünü Sayın Menderes’e benzemeye başladığını da hatırlatmış.
ADNAN OKTAR: Evet, nasıl yorumluyorsun sen?
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Siz zaten söylemiştiniz, “generallerin emekliye ayrılmak istemelerinde bir hayır vardır” demiştiniz. Milletimizin, devletimizin, ordumuzun önemli kişileri, bir hayır vardır, hayır üzerine olmuştur” demiştiniz.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, Allah mutlaka bir hikmetle oluşturur bir şey oluşturduğunda. Allah emekli eder, Allah göreve getirir. Fakat tabii hepsi bir kader üzere oluyor, kaderlerinin dışında başka bir şeyle karşılaşmıyorlar. Dolayısıyla o, o kadar kurcalanacak bir konu değil, gayet normal akışı. Genelkurmay kademesinde bir değişiklik oldu. İsteyen insan isterse emekli olur. İsterse, görevine devam edebilecek durumdaysa, hükümet de uygun görüyorsa devam eder, orada kafa takılacak bir konu yok. Kafa takılacak konu, anormal olan konu, zulüm bütün dünyayı kaplamışken, bunun ilacı da açık ortadayken ve bu da çok kolayken, temini çok kolayken, bir cümleyle halledilecekken, bunu yapmayan insanlara ben şaşıyorum, başka bir konu yok, karmaşık bir şey yok. Akşama kadar televizyonda her gün bir felaketten bahsediliyor, felaket çeşitlerinden bahsediliyor. Ağlayan anneler gösteriliyor, ağlayan babalar gösteriliyor, işte PKK’nın eylemleri, Suriye’deki olaylar, odur, budur, şudur falan sürekli saylıyor. Bir yangın alanı düşünün, yanıyor. Elinde senin on ton su var, suyu üzerine döktüğünde gidecek. Türk-İslam Birliği su gibidir, üzerine döktüğünde bitirir. Hem temizler, hem söndürür ve bu konuda biter. Abuk sabuk çözümler arıyorlar, garip garip çözümler arıyorlar. Diyorlar ki, Abdullah Öcalan’ı bırakalım, çözüm olur. Nerenin çözümü oluyor? Adam Kürtler’in başına cumhurbaşkanı olarak geçmeye kalkacaktır, çok daha büyük bir ayaklanma ve çok daha büyük bir kepazelik demektir. Büyük bir komünist Kürt devleti kurup, bölgeyi kan revan içinde bırakacak bir stratejinin başlangıcı demektir. Akılları sarmıyor, kafaları da pek sarmıyor anladığım kadarıyla ve bu kafada devam ediyorlar. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir de Mehmet Şevket Eygi Hocamız, yaşadığımız zamanın imanı kurtarmak zamanı olduğunu, Deccal ve Süfyan taraftarlarının insanların imanına kastettiklerini, dolayısıyla imanın kurtulması için Türkiye’nin, Orta Doğu’nun ve tüm İslam coğrafyasının yeni bir Halid-i Bağdadi’ye ihtiyacının olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.)’a. Hocamız nezaketi ile söylemiş, o Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyor mübarek. Halis, hakiki Müslüman alim olduğu için samimi, dürüst, kimseden korkmaz Mehmet Şevket Eygi Hocamız. Allah ondan razı olsun. Delikanlı, yiğit, dürüst, tam bir asil Osmanlı beyefendisidir, Osmanlı çelebisidir. Gayet güzel ifade etmiş, çözüm budur, Mehdiyet’tir. Şimdi anlamayan bazı tipler var, bir süre sonra bunu anlamış olacaklar. Biraz vakit alacak ama anlayacaklar. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Kanada’nın bir eyaletinde aniden ortaya çıkan fırtına bulutlarının önünde birden bire bir insan yüzü belirmiş Hocam. İnsanlar bunun bir ilahi mesaj olabileceği üzerinde durmuşlar. Bir kişi de bu görüntüyü kameraya almış. Bende de videosu var eğer uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: Tamam bakalım.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
VTR- Kanada’da meydana gelen fırtınada bulutların önünde beliren insan yüzü şeklindeki görüntü.
ADNAN OKTAR: Hakikaten çok benziyor.
BETÜL HANIM: Çok net.
ADNAN OKTAR: Çok şaşırtıcı, evet. Evet, devam edelim.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. Yunanistan’da Hocam To Vima Gazetesi’nin internet sitesinde, “Bizim de bir Erdoğan’ımız olsaydı” başlıklı bir haber yayınlanmış. Haberde, Sayın Erdoğan döneminde Türkiye’nin kısa bir zaman dilimi içerisinde inanılmaz bir yükselişe geçtiği gibi bilgiler yer alıyor.
ADNAN OKTAR: Onlar Erdoğan’dan kaynaklanıyor zannediyor, Mehdiyet’ten kaynaklanıyor, Erdoğan’dan kaynaklanmıyor. Erdoğan normal bir Anadolu delikanlısı, normal bir insandır. Özellikle böyle bir siyasi dehası olan, olağanüstü özellikleri olan bir insan değil. Herkes biliyor, bütün Türkiye de biliyor, kendisi de biliyor, kendisi de zaten söylüyor. Mehdiyet’tir, özel bir inayet var Türkiye’nin üzerinde, Allah koruyor, konu bu. Yoksa dünyanın en zengin ülkeleri bile batma yolundalar. Adamların deha derecesinde bilgili elemanları var, yöneticileri var, uzmanları var, buna rağmen sistem çöküyor. İmanlı millet ve Mehdiyet’in bereketiyledir bu Türkiye’de olanlar. Hükümetle, şununla, bununla alakası olan bir şey değil. Adnan Menderes döneminde de öyleydi, Adnan Menderes kendinden zannetmişti. Gerçi Sayın Erdoğan kendinden zannetmiyor, ama o kendi yapıyor zannediyordu. Halbuki Bediüzzaman’ın bereketiydi o. O devrin Mehdisinin himmetiyle o bereket ve güzellik oluşmuştu. Şimdi de burada, Türkiye’de Mehdiyet’in bereketi ve himmetiyledir bu bereket, bolluk ve güzellik. Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah. Bir de Miranda Kerr isimli Avustralyalı ünlü mankenin şu an yedi aylık bir çocuğu var, çok sevimli bir oğlu var. Eğer uygun görürseniz resimlerini paylaşabilirim.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Acayip şekermiş, çok tatlı maşaAllah. Annesi de güzel bir hanım, çocukta çok güzel, maşaAllah. Biraz Hoca efendilerden, şeyhlerimizden dinleyelim. Önce biraz Cübbeli Ahmet Efendi, sayın astronot bize biraz ahir zamandan bahsetsin. Sonra yine devam ederiz inşaAllah.
VTR- Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının, İslam’ın hakimiyetinin ve Kıyamet’in kopmasının çok yakın olduğunu” anlatıyor.
VTR- Cübbeli Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği Kıyamet alametlerinin gerçekleştiğini anlatıyor.
VTR- Cübbeli Deccaliyet’in zuhur ettiğini küfrün sonunun geldiğini anlatıyor.
VTR- Cübbeli Ahmet, ahir zaman hadislerinin yarısından fazlasının çıktığını, bundan sonra da çıkmaya devam edeceğini anlatıyor.
VTR- Cübbeli, “Kıyamet eşiğinde olduğumuzu” ve “kendisinin, insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp bu konuyu canlandıracağını” söylüyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli bayağı güzel konuları anlatıyor, biz de anlatıyoruz. Bu anlatımlar insanların bilinçaltında sürekli birikiyor. En muhannet bile bir süre sonra hakkı teslim edecektir, teslim etmeye de devam ediyorlar. Sonuçta dünya bayağı şaşıracak ama dünyanın bütün çehresi değişecek, her şey değişecek, bütün sistemler değişecek, dünya değişecek. Bambaşka, insanların hiç tahmin, tahayyül etmedikleri bir dünya meydana gelecek. İnsanların zannettiği gibi bu egoistlik, bencillik, bu acımasızlık, psikopatlık bu dünyanın böyle sistemidir, gider, kimsede bununla baş edemez, böyle gelmiş böyle gider derler ya. Böyle olmayacak, hepsi tersine dönecek, hepsi düzelecek, hepsi hoş, beğenilir, insanların seveceği hala gelecek, inşaAllah. Ve Hıristiyanlar da, Museviler de, Müslümanlar da çok mutlu, güzel bir hayata geçiş yapacaklar. Muhammedilik bütün dünyaya hakim olacak, inşaAllah. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM: Hocam, Çin’de Uygur bölgesinde yaşayan Yusufcan isimli bir bilim adamı kardeşimiz var. Sizin kitaplarınızı Uygurca’ya çevirmeye başlamış. “Samimi Bir dindar Atatürk” kitabınızı da çevirmiş Hocam ve bölüm bölüm yayınlanmaya başlamış. Orada toplumda çok yankı uyandırmış bu. Ayrıca “Allah’ın Varlığı” isimli kitabınızı da çevirip internette yayınlanmış Hocam. Uygur bölgesinde de çok rağbet görüyormuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Uygur bölgesinde çok büyük sorunlar var, inşaAllah. Yine Çin orada bir operasyona hazırlanıyor. Tantan zamanında yapılan anlaşma ile Çin’in eli rahat hale geldi. Şu an Müslümanlar’a saldırmak için, Müslümanlar’ı anarşist, terörist göstermek için gösterdiği gayretin neticelerini almaya başladı. Akıl almaz kan döküyorlar, yine kan dökmeye devam ediyorlar, yine devam edecekler gibi görünüyor. Birde Başbakan’ı Çin’e davet ediyorlar, sanki gel de gör ne yaptığımızı der gibi. Önce bu kanı durdurmaları lazım, kepazeliği durdurmaları lazım. Onun için de kardeşlerimizin gayret etmesi gerekiyor. Evet, seni dinliyoruz.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir de havaalanı hattındaki metroya kardeşlerimiz afişleri koymuşlar. Onların da resimleri var uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: Bakayım.
BETÜL HANIM: Bu şekildeydi.
ADNAN OKTAR: İşte bunlar, yavaş yavaş, yavaş yavaş, yavaş yavaş bunlar birikip sonunda çok şahane bir görünüm meydana getirecek, inşaAllah. Güzel bir güce, güzel bir etkiye dönüşecek, inşaAllah. A9’un tabii istediğimiz çizgisi dünyanın en büyük, en güçlü televizyonu olması, inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. İstanbul’daymış Hocam bu da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Evet, devam edelim.
BETÜL HANIM: Ahmet İsmail Sezer kardeşimiz bir site hazırlamış, yayına girmiş, www.allahahizmet.org. İzninizle o siteyi göstermek istiyordum. www.allahahizmet.org şu an açılamıyor ama kardeşimiz hazırlamış, maşaAllah. İnternette bir sorun olabilir.
ADNAN OKTAR:Evet, biz sizi dinliyoruz.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Hocam, son yıllarda, inşaAllah siz daha iyi bilirsiniz, en büyük kuraklığın yaşandığı Afrika, çok büyük bir açlıkla karşı karşıya. Somali, Kenya, Cibuti, Sudan ve Uganda’da, on binlerce insanın öldüğü, on iki milyon kadar kişinin de ölüm tehdidi altında olduğu ifade ediliyor. Kardeşimizin sitesi açıldı, oradan geliyordu ses. Şu şekildeydi. Otomatik olarak nasıl hazırlanabileceğini de eklemiş, oradan geliyordu ses.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ve bunlar, oradan buradan şuradan, bunun bütünü, bütün toplamı, çok şahane bir tecelli olarak göz önüne serilecektir. Beş, on yıl sonra bu dediklerimin ne anlama geldiğini, benim tarif etmeme gerek olmadan, alelen, insanlar görecektir, inşaAllah.
BETÜL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, başka ne anlatıyorsun.
BETÜL HANIM:Hocam, Afrika’yla ilgili, Somali’de son altmış yılın en kurak dönemi yaşanmış. Ülkenin yarısından çoğu açlık ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya. Açlık ve kuraklıkla ilgili, kıtlıkla ilgili de bazı resimler var.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi bunu herkes biliyor, görüyor, biliyorlar. Telefonunuzun işte tuşuna basın, yedi lira para gider diyor. Kardeşim, bunlarla olmaz. Bu şekilde olmaz. Bir kere Türk-İslam Birliği oluştuğunda, bu konular ne kadar zamanda hallolur biliyor musunuz? Tamamı en fazla sürsün üç gün. En fazla 72 saatte gıdanın, yiyeceğin ulaşmadığı hiçbir yer kalmaz. Her yer hallolur ve her yer bereket bolluk içerisinde olur.
BETÜL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Böyle oradan para vereceksin, oradan bilmem ne yapacaksın, oradan gemilere yüklenecek bilmem ne. Bir kısmı ulaşıyor, bir kısmına ulaşmıyor falan. Baş olacak gibi değil, böyle olmaz bu. Hangi birini yapacaksın. Afganistan ayrı, Pakistan ayrı perişan. Güneydoğu, Türkiye’nin Güneydoğu’sunda da birçok yerde perişanlık var. Türkiye’nin birçok bölgesinde perişanlık var. Bazı yerlerde, mesela farz edelim bir katyuşa roketi veya mesela bir obüs topunun maliyetine bakın, milyar hesabıyla para gidiyor. Mesela bir güdümlü rokete trilyon hesabıyla para gidiyor, o kadar pahalı. Bunlara verilecek para, bu fakire fukaraya, bu insanlara verilecek, konu bu kadar. Bir piyade tüfeğine verilecek para ile bir aile doyar. Bir haftalık yiyeceklerini karşılar. Havan mermisine, mayına, uçak savara, her türlü silaha, bombaya ayrılan parayı, bu insanlara ayırmak lazım, olay bu kadar kolay. Kardeşim, şimdi adam silahı çok da seviyorsa, yarı yarıya azaltalım önce, yarı yarıya azaltalım. Halka dağıtalım yarısını. Mesela Amerika; farz edelim bin dolar para ayırmış diye düşünelim, beş yüz dolarını fakirlere ayırsın, beş yüz dolarını silah yapsın; eğer illa ki silah meraklısıysa. Rusya da öyle, yarı yarıya azaltsın. İlk başlangıçta, yarı yarıya azaltsınlar. Sonra çeyreğe düşürelim, sonra da tamamını yok edelim. İnsan öldürmek için, silah imal etmeye ne gerek kardeşim! Bu ne demek bu ya? Yani açlıkla bir yerden öldüreceksin, silahla bir yerden öldüreceksin. Bol bol yiyecek dağıtalım, onlara güzellik, sevgi dağıtalım, iyilik dağıtalım, çocuklara hatta oyuncak alalım, değil mi? Oralara çok güzel evler kurabiliriz, çok güzel mahalleler kurabiliriz. Afrika’yı cennete çevirelim, Asya’yı cennete çevirelim. Bu sürünmenin alemi ne? Türk-İslam Birliği’ni istiyorum demek, bu kadar mı zor, bu kadar mı enerji harcatacak bir şey? Velev ki insana çok çok zor bile gelse insan bunu yapar. Bir cümle bu. Bunu ümmetin söylemesi gerekiyor. Türk-İslam aleminin söylemesi gerekiyor, istemesi gerekiyor. Bu istendiğinde, konu biter. Bu konuda Kuran, sürekli Allah emir veriyor Kuran’dan. Bak herhangi bir sayfa açıyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ellerimizin yaptıklarından, kendileri için nice hayvanlar yarattığımızı görmüyorlar mı?” ‘Ben yaratıyorum’ diyor Allah, hayvanları. “Böylece bunlara malik oluyorlar. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik;” ‘o hayvanların onların emrine Biz sunduk’ diyor Allah. “... işte bir kısmı bineklerdir,” binmeleri için kullanıyorlar. “... bir kısmını(n da etini) yiyorlar.” Sütünü içiyorlar, kullanıyorlar. “Onlarda kendileri için daha nice yararlar vardır. Yine şükretmeyecekler mi?” Allah, şükretmelerini istiyor. Şükür nasıl olur? Dağıtarak, hamd ederek, insanları severek, zulmü durdurarak, insanlara acı çektirmeyerek olur. “Yardım görürler umuduyla Allah’tan başka ilahlar edindiler.” Nefislerini ilahlar ediniyorlar, çıkarlarını ilah ediniyorlar. “Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.” Mesela Amerika’yı ilah ediniyor, o müsaade etmez diyor. Allah istiyor diyoruz, Amerika müsaade etmez diyor. Sana ne! Sen Allah’ın dediğini yap, Amerika’yı niye kaale alıyorsun? Amerika’yı yaratan Allah. Buraya ben İran’dan mübarek böyle alim hocalar getirttirdim. Bütün Türkiye’nin huzurunda, herkesle konuştuk burada da zaten, herkes de gördü. Yani, müçtehit müceddid hükmünde şahıs, Ayetullah. “İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) gelecek, İslam ahlakı hakim olacak” dedim. Peki, Amerika müsaade eder mi diyor? Bak lafa bak! Ben “eder sen kafanı takma” dedim. Amerika müsaade eder mi? Kardeşim, Allah istiyor mu istemiyor mu sen ona bakacaksın. Allah istedikten sonra sen Amerika’yı niye kaale alıyorsun? Sen yap, gerisine karışma. Amerika’yı da yaratan Allah. Putlaştırmış gördüğüm kadarıyla, Allah vermesin. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Öyleyse onların sözleri seni üzmesin, elbette sakladıklarını da açığa vurduklarını da biliyoruz. İnsan kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.” Müslümanlar’a saldırıyor, insanlara saldırıyor, zulüm yapıyor, terör yapıyor. Evet, siz Hocam buyrun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Ahir zamanda bazı Müslümanlar’ı doğruyu görmekten ve anlatmaktan alıkoyan fitneler olacaktır. Bu şekilde de hadis var Hocam, uygun görürseniz onu da okuyabilirim. “Kör ve sağır, (insanları doğru olanı görmesinden) kör hak olan sözü duymasından sağır eden, büyük bir fitne, ulu bir bela vardır. Fitnenin içinde de halkı cehennem kapılarına doğru çağıran bir takım davetçiler de (propagandacılar ve çığırtkanlar) vardır. Ya Huzeyfe, senin bir ağaç kökünü ısırmak ve yemek suretiyle meşakkatli olsa bile, bu hal üzerinde ölmen, o fitnecilerden ya da onların davetçilerinden, birine uymandan daha hayırlıdır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah her şeyi çok güzel yaratıyor, ama güzel gözle bakan için. Bir kere merhamet hissinin gelişmesi lazım. Her gün bağırıyorlar; adamlar ölüyor, perişan oluyorlar diye. İşte telefonunuzun düğmesin basın falan diye, işte bazısının canı istiyor gönderiyor, bazısının istemiyor göndermiyor. Zaten Türkiye’nin baş edebileceği bir şey değil bu. Türkiye istediği kadar para toplasın, gücü yetmez. Türkiye’nin yapabileceği bir şey değil. Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Umman Dubai şu bu falan, bunlarda para konteyner hesabıyla. Avrupa’daki futbol takımlarını satın alıyorlar, golf kulüplerini satın alıyorlar. Orada tabii viskili şunlu bunlu falan partiler veriyorlar. Akıl almaz şeylere para yatırıyorlar. Orada uçsuz bucaksız arazileri satın alıyorlar; bir işlerine de yaramıyor, öyle duruyor. Silah fabrikalarına ortak oluyorlar. Amerika’yla Rusya, Çin bunların hepsi sürekli rekabet halinde, silah rekabeti içerisindeler. Türk-İslam Birliği olduğunda, Türk-İslam Birliği araya girer, der ki; “bu silah rekabetini kaldırın.” Bak silahın alası bizde var. Ordunun da alası var; otuz milyon kişilik ordu var. İstersek her şeyi yapabiliriz, ama yapmayız. Siz de yapmayın, biz de yapmayalım, kan dursun. Bu silah rekabetini kaldıralım. Silaha vereceğimiz parayı, anlaşalım fakire fukaraya, bütün dünyadaki açlara dağıtalım. İlaç, yiyecek, barınma, temizlik bütün ihtiyaçlarını bu fondan karşılayalım. “Önce bir yarı yarıya azaltıyoruz anlaştık mı?” diyelim, anlaştık. Yarı yarıya azaltılsın. Bir yarı yarıya daha azaltırız, bir yarı yarıya daha, haydi geçmiş olsun. Bu kadar, dünya cennete döner.
Bu kepazeliğin duracağı yok aksi durumda. Amerika mesela, bak iflas noktasına gelmiş, kazandıkları paranın yüzde ellisini, yüzde altmışını, silaha yatırıyor Amerika. Yani katrilyon hesabıyla para veriyorlar silaha. Kardeşim ne zorun var! Adam öldürmeye para mı yatırılır? Adamı yaşatmaya para yatırsana sen. Sevgiye, sevince, kardeşliğe, bayrama, mutluluğa, sanata, bilime parayı yatır. Zulme para yatırılır mı? Öyle bir bomba yapalım ki diyor, binaya vurdun mu binanın tozunu çıkarsın, adamları buhar yapsın, öyle bir silah yapalım, diyor. Öbürü de diyor ki, buharda değil, iyonize edelim artık adamları öyle bir bomba yapalım, darmakeşan edelim, diyor. Sığınaktaki adamı yakalamak için ne yapalım, diyor. Oraya da öyle bir bomba yapalım ki, binayı delip geçsin, içeride patlasın, adamların ciğerini söksün, öyle bir bomba yapalım, diyor. Kardeşim böyle boş işlere, böyle zulme vakit ayıracağına, insanları yaşatmaya, sevince, güzelliğe, iyiliğe, rahatlığa Allah’ın rızasını kazandıracak güzel şeylere vakit ayırsana sen. Şeytan ne diyorsa onu yapıyorlar. Şeytanın egemenliğine son vermek için, İttihad-ı İslam şarttır, Mehdiyet şarttır, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın zuhuru şarttır. Buna direnmesinler. Teslim etsinler Hz. İsa Mesih (a.s.)’a, teslim etsinler Hz. Mehdi (a.s.)’a dünyayı konu bitsin. Onların isteğine mi bağlı? Yok, zaten olacak. Ben tarihe not düşmek için söylüyorum. Yoksa yani onların canları isterse bu iş olur, canları istemezse olmaz diye bir konu yok. Ama tarihe not düşmek önemli. Benim her konuşmam zapt altına alınıyor, muhafaza altına alınıyor. Dediklerim çıkıyor, görüyorsunuz.
BETÜL HANIM:MaşaAllah Hocam, hepsi çıkıyor.
ADNAN OKTAR:Dünyada silah bırakmayacağız, silah yok. Kan dökecek her türlü malzeme yok olacak. Kimyasal maddeler, bombalar, silahlar, insanı öldüren her şey, bunların hepsini yok edeceğiz. Ve dünyanın gelirinin şu an yüzde ellisi, yüzde altmışı bu sisteme yatırılıyor. Bunun durması konumunda, yani tahmin tahayyül edemeyeceğiniz bir zenginlik olur ve çok mutlu oluruz. İnsanlar dışarıda korku içerisinde yaşıyorlar. Ben genç kızlara bakıyorum, rahat gezemiyorlar dışarıda. Bakın işte, herkes çıksın baksın, kim rahat gezebiliyor? Huzur içinde gezemiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde güven içinde, huzur içinde gezemiyor insanlar. Hepsi sokağa çıktığında korkuyla yaşıyorlar. Mesela dedik ya, Suudi Arabistan güvenli, diyorlar. Suudi Arabistan’daki ölüm korkusunu yaşayan insanların sayısı, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Gece gündüz ölüm korkusuyla yaşıyorlar, hangi suçtan nerede öldürüleceğini bilemez adam, yani nerede hapis edileceğini bilemiyor. İtalya’ya gidiyor ayrı korkuyorlar, Romanya’ya gidiyorlar ayrı korkuyorlar, Amerika’ya gidiyorlar ayrı korkuyorlar. Her gün her yerde cinayet, faili meçhul cinayetler veyahut açık, aleni cinayetler. Mesela kadın yemek; sırf yemek yüzünden kadının ağzını burnunu kırıyor, yemek için verdiği cevaptan dolayı da kadını yüz yerinden, seksen yerinden bıçaklayıp öldürüyor, o kadar gözü dönmüş bir sistem var. Allah korkusu, Allah sevgisi olamadı mı bu olur. Tek nedeni bu, Allah sevgisinin olmaması, Allah korkusunun olmaması. Mesela bu yabancı şarkıcılar, birer ikişer intihar ediyor çocuklar. Kimi bunalıma giriyor, kimi akıl hastanesine yatıyor, kimi uyuşturucuya başlıyor. Tek nedeni Allah sevgisinin olmamasıdır, Allah korkusunun olmamasıdır. Darwinist ve materyalist sistem insanları işte bu acıyı çektiriyor. Bizde buna dur demek için var gücümüzle gayret ediyoruz. Türkiye’de çok başarılı olduk, elhamdülillah. Avrupa’da da başarılı olduk, Amerika’da da başarılı olduk. Ama daha biz çocuğuz, daha büyüyeceğiz biz, daha yapacağımız çok şey var. Daha gürbüz, küçük bir çocuğuz. Büyüdüğümüzde, inşaAllah İttihad-ı İslam olacak, Türk-İslam Birliği de kurulacak ve dünya sulha, selamete kavuşmuş olacak, inşaAllah. Buyrun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah. Röportajınızda şöyle söylemiştiniz: “Kuran, sevginin zeminini bize anlatır, sırf sevin demez Kuran. Sevmek için sabır gerekir, fedakarlık gerekir, cömertlik gerekir, dikkat gerekir, koruyuculuk gerekir, diğergamlık gerekir. Egoist, bencil olan sevgiyi yaşayamaz. Egoist, bencil olan mutlaka sevgiyi kaybeder. Sabırlı olmayan sevgiyi kaybeder. Affedici olmayan sevgiyi kaybeder. Sevgi durduk yere oluşmaz, mutlaka emek verilmesi, dikkat verilmesi ve özen gösterilmesi gerekir. Nasıl çiçeği koruyorsun, onu korur gibi sevginin korunması lazım.”
ADNAN OKTAR:Evet, tamam şimdi bir on dakika ara verelim. Sonra devam ederiz.
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, inşaAllah. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet Hocam, sen mi bir şey anlatırsın, ben mi anlatayım, ne yapalım?
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam, zevkle sizi dinleriz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biraz sen anlat önce.
BETÜL HANIM:Estağfirullah. Yasemin Akman kardeşimizin size bir mesajı var, onu okuyabilirim, inşaAllah. “Ben bizim köftelerin resimlerini yolluyorum, sizi çok seviyoruz, duanızı, himmetinizi bizden eksik etmeyiniz” diyor.
ADNAN OKTAR:Göreyim bakayım şu kerataları. Acayip şekerler, ikisi de çok tatlı, maşaAllah. Bayağı tatlılar, ben de onları minik yanaların öpüyorum, sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum. Allah onlara sağlık, sıhhat, afiyet, neşe, mutluluk versin. Bütün milletimize de versin. Bütün iyilikler, bütün güzellikler iyi insanlarımızın, vatandaşlarımız üzerin olsun, inşaAllah. Buyrun.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, estağfirullah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, merhameti hakkında bir kısa bölüm okumak istiyorum uygun görürseniz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabına da merhametli olmalarını hatırlatmış ve onlara en güzel örnek olmuştur. Şöyle demiştir: “Merhamet edin, merhamet olunasınız, af edin, affolunasınız. Yazık laf ebesi olanlara, yazık günahlarına bilerek devam edip istiğfar etmeyenlere.” Başka birinde de: “Allah refiktir, merhametli ve şefkatli, rıfkı yani yumuşak huyluluğu sever ve rıfka mukabil verdiğini başka hiçbir şeyle vermez.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Rivayetlerde var, diyor ki Bediüzzaman: “Deccalin birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür. Allahualem bunun iki tevili vardır. Birincisi, büyük deccalin kutbuşimali dairesinden,” yani kuzey tarafından “şimal tarafından zuhur edeceğine kinaye ve işarettir. Çünkü kutbu şimali mevkiinde bütün sene bir gece bir gündüzdür.” diyor. “İkinci tevili ise, hem büyük deccalin hem İslam deccalin üç devreyi istibtadları manasında üç eyyam var. Süfyanın da üç devreyi istibdatı var.” Diyor, yani azgın devresi. “Birinci günü bir devreyi, hükümetinde öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz senede yapılmaz.” Yani akıl almaz tahribat yapıyor süfyan ilk devresinde; Hafız Esad’ın yaptığı kepazelikleri biliyorsunuz. “Öyle büyük icraat yapar ki üç yüz senede yapılmaz, ikinci günü (ikinci devresi) bir sene de otuz sene de yapılmayan işleri yaptırır.” ‘Bir sene de otuz senede yapılmayan işleri yaptırır,’ o kadar seri tahribat yapıyor. “Üçüncü günü ve devresi, bir sene de yaptığı tebliğler on sene de yapılmaz.” Bir senede, ama gittikçe bir düşüş var gücünde. “Dördüncü günü ve devresi adileşir bir şey yapmaz yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.” İşte biz bu devresindeyiz şu an deccaliyetin, süfyaniyetin bu dördüncü devresindeyiz. Hicri 1400, dördüncü günü ve devresi, hicri 1400’e de bir hafif bir işaret var. “Dördüncü günü ve devresi adileşir bir şey yapmaz yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır” yani kurtulmaya çalışır diyor. “Diğer gayet yüksek bir belagatla ümmetine haber vermiş.” Evet iddia edilen Ergenekon örgütünün çırpınışı da o yüzden. Biraz sen gene devam edebilirsin.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam, Şam’da Hafız Tevfik Ağabeyimiz, Bedüizzaman Hazretleri’nin birinci katibiymiş ve 1965 yılında vefat etmiş. Merhum Ağabeyimiz, Üstad’ın risaleleri yazdırırkenki halini şu şekilde anlatmış Hocam. “Eserler yazılmaya başlarken Üstadımız belirli bir noktaya gözünü dikerdi, böyle bir noktaya gözünü dikerdi Üstad bir noktaya bakar alnı şişerdi. ‘Yaz kardeşim yaz’ derdi, süratli söyler süratli yazardım. Bazen ‘Keçeli git sinekleri kovala gel’ derdi. Gidip kafamı düzeltir gelirdim, tekrar yazmaya başlardık. Çok süratli söyler ben de çok süratli yazardım. Bazen Üstadımız yatardı, titreyerek kalkardı, ‘kardeşim kağıdı kalemi al, yaz’ derdi. Gözünü bir noktaya diker ‘yaz kardeşim’ der, devamlı yaz diye söylerdi. Çok basit bir Türkçe olarak konuşurdu, ben de süratle yazardım. Perde indi kardeşim deyince konuşması bile zorlaşırdı.” Ömer Özcan Ağabeyler anlatıyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, normalde şivesi Güneydoğu’daki kardeşlerimizin şivesinden bir konuşma üslubu. Ağır konuşuyor, hakikaten tek tek konuşabilen, ifadeyi meramını zor anlatan bir insan; hatta yanında bir kişi de yardımcı oluyor. Ama o sünehatle yazdırdığında lehçesi değişiyor, üslubu da değişiyor, konuşma şekli de değişiyor. Çok gür bir sesle ve akıcı bir şekilde yazdırıyor. Perde kalktı dediğinde de yazıyı durduruyor, sonra kendisi de hayretle okuyor. Yani Bedüizzaman metafizik bir şahıstır öyle herhangi bir insan değildir. Evet devam edebiliriz.
BETÜL HANIM: İnşAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bedeni ve sesi çok güçlü olacak, aynı zamanda da sözleri ve konuşmalarıyla dünya çapında çok büyük etki uyandıracaktır. Bununla ilgili uygun görürseniz hadisi okuyabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet.
BETÜL HANIM:İnşaAllah. Hz. Rıza (a.s) Rayyan b. Saltı’ın Sen Sahib-ul Emr misin? Sorusuna şöyle cevap verdi: “Evet ben de Sahib-ul Emr (emir sahibi)im, ama yeryüzünü adaletle dolduracak olan Sahib-ul Emr ben değilim. Va’dedilmiş Kaim (Hz. Mehdi as) ileri yaşlarda, ama genç bir surette zuhur edecektir. O kadar güçlüdür ki; yeryüzünün en büyük ağacına da el uzatsa onu kökünden söküp atar, dağlar arasında feryad edecek olursa sert kayalar un ufak olur.” (Bihar-ul Envar, c. 52, s. 32; İsbat-ul Hudat, c. 6, s. 19)
ADNAN OKTAR: MaşAllah, bak Bedüizzaman bu konu da diyor ki; “Evet yüzer kutsi kahramanlar yetiştiren ve binler manevi kumandanları ümmetin başına geçiren,” şahs-ı manevi değil, “ve hakikat-i Kuraniye’nin mayası ile ve imanın nuruyla ve İslamiyetin şerefiyle beslenen tekâmül eden Ali Beyt,” yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu, “elbette ahir zamanda şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniyeyi” Kuran’ın hakikatlerini, “ve sünnet-i Ahmediyeyi” Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşadığı İslamiyet’i, “ihya” yani ilave değildir ihya, var olan bir sistemi bütün ihtişamıyla güzelliğiyle uygulamak. İhya; İlan. Bütün dünyaya ilan etmek, herkese ilan etmek, duyurmak, “ve icra” uygulamak, Kuran’ın bütününü uygulamak. “İcra ile başkumandanları olan,” şahs-ı manevileri olan demiyor bak, başkumandanları olan, kimsenin sahtekârlık yapmasına gerek yok, bak çok açık ifade. “Baş kumandanları olan Büyük Mehdi’nin kemal-i adaletini (kemalini, mükemmel adaletini) ve hakkaniyetini (hakkı koruma gücünü, hakkı savunmasını) dünyaya göstermeleri,” Türkiye’ye değil, İslam alemine değil, “bütün dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber,” hani diyorlar ya; ‘olur mu ya’ diyorlar ya, mümkün mü? Bedüizzaman ne diyor? Gayet makul diyor. Adamlar diyor ki; adetullaha muhalif bu, diyor bazı kemik kafalar. Bedüizzaman ne diyor; “gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır.” Kesinlikle olacak diyor. Cahilliğinden anlamayanları tabi tenzih ediyoruz, ama hinliğinden anlamayanlara cevap bu. Evet. “Amma dâbbetü'l-arz,”diyor Bedüizzaman, hepsini çok net anlatmış Bedüizzaman, "’Amma "dâbbetü'l-arz’: Kur'ân'da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var.” Bir konuşma bir açıklama var. “Tafsili ise (detayı ise) ben şimdilik başka mes’eleler gibi” dikkat edin, “katî bir kanaatle bilemiyorum.” Bak hepsini ‘katî kanaatle biliyorum’ diyor, bir tek bu ‘dâbbetü'l-arz konusunda katî kanaatle bilemiyorum’ diyor, onu ahir zamana bırakıyor. “ Yalnız bu kadar diyebilirim; nasıl ki kavm-i Firavun’a çekirge âfâtı ve bit belası ve kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe’ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve deccallerin fitneleriyle, bilerek, severek, isyan ve tuğyana (delalete) veYe'cücveMe'cüc'ün anarşistliğiile (teröristliğiyle) fesada ve canavarlığa giden” hali hazırda dünyadaki hali anlatıyor, “ve dinsizliğe (Darwinizm, materyalizme) küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zir ü zeber edecek. Allahu a'lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet büyük tek bir şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki diyor ayetin işaretiyle o hayvan dabbetü’l arz denilen ağaç kurtlarıdır ki insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek.” Yani kemiklerine kadar yerleşecek. “İnsanların cisminde, dişinden tırnağına kadar yerleşecek, müminler iman bereketiyle ve sefahat ve suistimalattan yani gayri meşru ilişkilerden, fahşadan tecennüpleriyle (kaçınmalarıyla) kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.” diyor. Biz dâbbetü'l-arzın, bir tevilinin de AIDS olduğunu söylemiştik. Yıllar önce AIDS mikrobu olduğunu söylemiştik. Bedüizzaman’ın birinci açıklaması o. “Ama diğerleri gibi katî bir kanaatle bilemiyorum” diyor. AIDS’e ikinci dereceden bakıyor; ‘dişinden tırnağına kadar.’ Hakikaten AIDS’te biliyorsunuz, diş diplerinde, tırnak diplerinde mantar oluşturarak, enfeksiyon oluşturarak hastalık kendisini göstertiyor, kemiklerde de kendisini göstertiyor. AIDS her yerde vücutta bir çöküntü meydana getiriyor. “Fahşadan, sefahattan ve suistimalattan tecennüpleriyle kaçınacakları için Müslümanlar” yani gayri meşrü ilişkiye girmeyecekleri için, “o hayvan onlara musallat olmayacak” diyor, AIDS de onlara musallat olmayacak, diyor özetle. Bunun AIDS olduğunu ben anlattıktan sonra bu genel kabul görmüştü. Anlatmıştım, kitap olarak değil de anlattım. Ama bakın burada mühim bir açıklama yapıyor; “ben şimdilik başka mes’eleler gibi, katî bir kanaatle bilemiyorum.” diyor. Bir yönünü açıklamış, ama dâbbetü'l-arzın asıl açıklaması, tam karşılığı bilgisayar, internettir. İşari manası da AIDS’e bakar, Bedüizzaman işari manasını almış. Zaten kendisi de diyor; “katî kanaatle bilemiyorum” diyor. AIDS ve bilgisayar olduğunu ispat ettik, herkese anlattık, yani aksini savunan da hiç kimse yok. Evet. “Otuz sene evvel yazılan matbuMuhakemat-ı Bediiyyede bahsedilen ‘Sedd-i Zülkarneyn’ ve Ye’cüc, Me’cüc ve sâir eşrat-ı kıyametten (ahir zaman alametlerinden) yirmi mesele, o Muhakemat’a bir tetimme olarak on üç sene evvel bir kısım müsveddesi yazılmış idi. Aziz bir dostumun hatırı için tebyiz edildi, Beşinci Şuâ oldu.” diyor Bedüizaman. “Evvelce mukaddimeden sonra gelen mes'eleler okunsun, tâ mukaddimedeki maksad anlaşılsın. Bismillahirrahmanirahim... âyetinin bir nüktesi, bu zamanda akide-i avam-ı mü'minîni” bak müminlerin akidesini, “vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış.” Yani kuşku, şüphe, vesveseden muhafaza için yazılmış. “Âhir zamanda vukua gelecek hâdisata dair hadîslerin,” biz ahir zamanın hadislerini anlatıyoruz ya, bunun çok önemli olduğunu Bedüizzaman açıklıyor bak işte burada. “Bu zamanda akide-i avam-ı mü'minîni vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış.” Biz insanların bu şüpheye düşmesini vesveseye düşmesini, imanlarını kaybetmesini engelleyecek faaliyetler yaptık ve Allah’ çok şükür netice aldık. “Âhir zamanda vukua gelecek,” vukua geldi demiyor, gelecek, “hâdisata (olaylara) dair hadîslerin bir kısmı müteşabihat-ı Kur'aniye gibi derin manaları var. Muhkemat gibi açık Kuran ayetleri gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez.” diyor. Ne Cübbeli bilebilir, ne şu, ne bu, bilemiyorlar. “Belki tefsir yerinde te'vil ederler.” Hocamız da, “onlar tefsir etmezler te’vil ediyorlar” diyor, değil mi? Seyit Salih Özcan Hocamız. Hz. Mehdi (a.s.)’ı örtbas etmek için uydurma izahlar yapıyorlar ya, onlara kızıyor öyle cevap veriyor. “Ayetin sırrıyla, sonra te'villeri anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar (derin ilme vakıf olanlar, vehbi ilme vakıf olan) alimler Allahualem deyip, o gizli, ilmi hakikatleri, o derin hakikatleri izhar eder (açıklarlar). İman ve teklif (imanın insanlara teklif edilmesi) ihtiyar dairesinde (irade dairesinde, inansın iradesiyle) bir imtihan bir tecrübe,” bak Allah’ın bir imtihanı ve bir tecrübe insanları tecrübe etmesi” olduğundan ve bir müsabaka olduğundan (iman bir yarış olduğundan) perdeli (bir çok manevi perdesi olan) ve derin (derin yönleri olan ) ve tedkike muhtaç ve tecrübeye muhtaç,” bak hem tetkik derin araştırma ve tecrübeye muhtaç olan, “nazarî mes'eleleri elbette bedihî açık ve sarih olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.” ‘Kapalı olur’ diyor. Cübbeli’nin anlayamayıp bu hallere düşmesinin sebebi o. “Tâ ki Ebu Bekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar (en yüksek noktaya çıksınlar) ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne düşsünler.” En kötü noktaya düşsünler diyor Bedüizzaman. “İhtiyar kalmazsa (insanın iradesi kalmazsa) teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir.” Evet buyrun...
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam, bir sevimli video gösterebilirim eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet bakayım.
VTR: Sevimli kedi yavruları.
ADNAN OKTAR:Çok sevimliler maşaAllah. Evet, videomuz var mı Hocam? Hazırda videomuz yok, hazırlanıyor demek ki, evet. Efendim, bir Kuran ayeti söyle.
YASEMİN HANIM:İnşaAllah. Euzübillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim. “Velesevfe yu’tike Rabbuke fe terda” Elbette Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın. Hocam Duha Suresi 5. ayet, ebcedi miladi 2013 yılını veriyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ayeti bir daha söyle.
YASEMİN HANIM:“Velesevfe yu’tike Rabbüke fe terda” Elbette Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, birinci dereceden işari yönü Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor, maşaAllah. Evet Hocam buyrun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum izninizle; “Doğada Allah’ın Yaratması” Doğadaki tüm canlılar mükemmel yapılara sahiptir. Bu ise tüm canlıları dilediği gibi şekillendiren, dolayısıyla tüm doğaya hakim olan üstün güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı’nın var olduğunu gösterir. Bu kitapta okuyucular bazen bir kuşun kanatlarında, bazen bakterinin tüycüğünde, bazen de bir yarasanın kafatasının içinde karşımıza çıkan Allah’ın üstün yaratma sanatının bazılarını görecekler, inşaAllah. Bunları inceledikçe bir yandan Darwinizm’in ne denli büyük bir yanılgı olduğunu görecek, öte yandan bu sistemlerin ne denli üstün bir bilgiyle yaratılmış olduklarına da tanık olacaklar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam bir ayet daha söyle.
YASEMİN HANIM:İnşaAllah. “Kad eflehal mü’minün” Müminler felah bulmuştur. Mü’minun Suresi 1. ayet.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, evet. Efendim, şimdi Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın son konuşmalarından dinleyelim. Arkasından Şeyh Nazım Hocamız’ın o güzel yüzünü görelim, konuşmasını dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri diyor ki; Sayın Adnan Oktar Bu YüzyılınHizmetini Yapmıştır. (10 Haziran 2011)
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Evrim Teorisi’nin Yanlışlığını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi İngiliz yazarı İdris Tevfik Hoca Efendi’yi dinleyelim.
VTR: İngiliz Müslüman Yazar ve Konuşmacı Sayın İdris Tewfiq Sayın AdnanOktar’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Müslümanlar’ın birbirini böyle sevmesi, birbirlerine muhabbet duyması, birbirleriyle yardımlaşması, ittifak halinde olması Ahir zamanın bir güzelliği. Şimdi meşhur şeyh Şabir Ali Hoca Efendi’yi dinleyelim.
VTR: Şeyh Shabir Ally Kanada İslami Bilgi Merkezi Başkanı, yazar ve konuşmacı Sayın Adnan Oktar’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bu Müslümanlar’ın birbirine olan sevgisi, birbirini koruyup kollaması, daha Türkçesi Darwinizm’e, materyalizme karşı yaptığımız mücadelenin amansız bir güç haline gelmesi, çok etkili olmamız, dünyada Müslümanlar’ın bize gösterdiği teveccüh, kardeşlerimize gösterdiği teveccüh, Marksizm’e, Leninizm’e, Darwinizm ve materyalizme karşı kahredici üstünlüğümüz münafıkları tek kelimeyle perişan ediyor, yani çok acı çektiriyor Allah. Kemikleri çatırdıyor böyle kemikleri, yani içten hücreleri yanıyor, o derece azap çekiyorlar. Allah’a hamdolsun, Müslümanlar’a da sevinç, ferahlık, iyilik ve güzellik oluşmuş oluyor, inşaAllah çok güzel olacak. Evet. Hocam buyrun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. İzninizle bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum; www.eneskimantar.comHocam bu sitede mantarlardan ve en eski mantar fosillerinden bahsediliyor. Örneğin bitkiler ve mantarlar arasında muhteşem bir uyum ve birliktelik var. Siteden bir örnek göstereyim örneğin; burada dünyanın100 milyon yıllık en eski mantarı, bu amberin içinde. Buraya girdiği zaman kardeşlerimiz fosil resmiyle birlikte ‘dünyanın 100 milyon yıllık en eski mantarı’ ile bilgileri detaylı olarak görebiliyorlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Selamun Aleyküm canım Hocam” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Canım Hocam A9 TV’nin tanıtımına ağırlık verilmesini istemiştiniz, inşaAllah, Hocam yaklaşık bir buçuk haftadır broşür dağıtımı yapıyorum, inşaAllah,” maşaAllah. “Hocam her gün 17- 20 saatleri arasında yaklaşık olarak 1000-1500-2000 kadar broşür dağıttım” diyor. Evet. “Elhamdülillah, Rabbim en yakın zamanda Türk-İslam Birliği’ni oluşturur, inşaAllah. Allah razı olsun Hocam sizden ve tüm samimi kardeşlerimizden. Hayırlı yayınlar canım Hocam, sizi çok ama çok seven Alevi kardeşiniz Erol Sekin.” MaşaAllah. Aleviler bizim canımız, Alevi demek sevgi dolu insan demek, Allah’ın yarattıklarına aşk duyan insan demektir, coşkun sevgiyle Ehl-i Beyt’i seven insan demektir, güzel olan her şeyi içinde barındıran bir ruhtur Alevilik, maşaAllah. Aleviler, Bektaşiler, Şiiler, Sünniler hepsi nur gibi Müslüman ve nur gibi kardeştirler. Evet buyrun Hocam.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. İzninizle bir mesaj göndermiş kardeşlerimiz, onu okumak istiyordum. Azerbaycan’dan; “Merhaba nur saçan Adnan Hocam, bütün Müslümanlar’ın Ramazan bayramını kutlarım. Ben Ramin Azerbaycan’dan. A9 ve sizin bilgileriniz Azerbaycan’da büyük kitleyi uyandırmış artık. Herkes Hz. Mehdi (a.s.) aşkı ile dolup taşıyor buralarda. Ben de şu anda Azerbaycan’da A9 görevimi yapmaktayım. Bir arzum yaratan Allah’tan Türk-İslam Birliği’nin oluşması, inşaAllah. Bu olacak, zamanı yaklaşmış inşaAllah, bunu göreceğiz. Bütün dünya A9’u görmeli, görmeyen gözler inşaAllah açılır” demiş ve kendisinin çalışmasından bir örnek göndermiş, sizin yayınınızla birlikte çekilen bir resmi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hepimiz Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyoruz, hepimiz Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesiyiz, inşaAllah Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın da talebesiyiz. Çok güzel günler olacak inşaAllah. “Selamun Aleyküm çok değerli ve muhterem canım Hocam, ben Antalya’dan Şehmuz Taş. Geçen gün Güneydoğu’da kitap dağıtmak lazım dediniz, Allah’ın izniyle Cuma günü Diyarbakır’a gidip kitap dağıtmayı tasarlıyorum, inşaAllah. Hangi kitabınızı önerirsiniz? Saygı ve hürmetlerimle ellerinizden öper himmet etmenizi dilerim” diyor Şehmuz. Çok şahane delikanlı Şehmuz, koçyiğit. Daha ziyade tabii Darwinizm ile ilgili kitaplarımdan dağıtılırsa çok çok iyi olur öncelikle. Kuran mucizelerini anlatan kitaplarımız çok iyi olur, öncelik ona verilmesi gerekir, inşaAllah. Evet.
“Selamun Aleyküm Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizinle Fethullah Gülen Hocaefendi arasında bir muhabbet bağı olduğunu hissediyorum. Fethullah Hoca’yı ve hizmetini beğenen ender alimlerdensiniz. Fethullah Hoca’ya muhabbetiniz tişörtünüze de yansımış. Tişörtünüzün markası Fethullah Gülen Hocamız’ın isminin baş harfleri” diyor. Ne güzel, maşaAllah. “Ayrıca Fethullah Hocamız Hz. İsa Mesih (a.s.) hizmetini yaparak Hıristiyan alemini Müslüman alemine yaklaştırıyor. Bu aslında ikinizin şahsında toplanmış gibi, inşaAllah. Siz Hz. Mehdi (a.s.) hizmetini, talebeliğini, Fethullah Hocamız da İsa (a.s.)’ın hizmetini ve talebeliğini yapıyorsunuz. İnşaAllah yanılmıyorumdur Hocam.” Tek bir noktada yanılmışsın; bu Gianfranco Ferrè, orada Fethullah Hocamız’ın isminin baş harflerinde bir benzerlik oluyor, ama tabi o firma onu kast ederek yapmıyor onu yaparken. Ama onun dışında, tabii ona da niyet edebiliriz, Hocamız’ı çok seviyoruz. Fethulah Hocam güzel hizmet yapıyor, yani burada herkesin kafası rahat olsun. Yani bu şartlar altında o konumdaki bir insan ancak bu kadar faaliyet yapar, gücü buna yeter, bu çok normal ve bayağı da güzel bir sistem, yani yöntem olarak da güzel. Akılcı, ılımlı bir politika izliyor. Hz. Mehdi (a.s.) şahs-ı manevidir, işte bilinmez gibi geçiştiriyor, o normal. O zaman sorarlar; peki Hz. Mehdi (a.s.) nerede derler. Hz. Mehdi (a.s.) geldi derse, Hz. Mehdi (a.s.) nerede derler. Ondan kurtulmuş oluyor bunu diyerek. Mesela diyor ki; “benim İttihad-ı İslam gibi bir iddiam yok” diyor. Öyle iddiası oldu mu o zaman “ne istiyorsun sen? Türk-İslam Birliği’ni mi istiyorsun, İslam alemini birleştirmek mi istiyorsun” derler. Şu an konumu itibariyle buna cevap verecek konumda değil, zorlanır. Ben derim, ben delikanlıyım. Hocam da delikanlı ama ben birde ekstradan Allah’ın delisiyim, yani çekineceğim bir yön yok. Ama Fethullah Hocamız’ın kapalı konuşması normal. Türk-İslam Birliği’ni canı gönülden isteyen birisidir, İttihad-ı İslamı canı gönülden isteyendir, zaten hayatını ona adamış bir insan, Allah’ın rızasına adamış bir insandır, bu net. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini biliyor Fethullah Hocamız. Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken cezbeye geliyor, talebeleri de öyle adeta cinnet geçiriyorlar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini çok iyi biliyorlar, çok detaylı anlatıyor zaten. Ve bizzat gözüyle gören, bilen bir insan Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Fethullah Gülen öyle tereddütü olan bir insan değil. Yüzündeki çizgilere kadar tarif eden bir insan. Çektiği çileyi, nerede faaliyet yapıyor, nasıl yapıyor. Hatta Hz. Mehdi (a.s.)’a nacizane yol göstermek için Risale-i Nur’dan da, Kuran’dan da hatırlatma yapan bir insan. Onun için o konuda çok rahat olsunlar. Fethulah Hoca’nın konumu zor, zor olduğu için ancak bu kadar olur. Yani yüz ton taşı niye kaldıramıyorsun diyemeyiz, o on kiloyu kaldırabiliyor, tamamdır, gücü ona yetiyor şu an konumu itibariyle. Ama çap olarak çok iyi, yani çaplı çalışması güzel.
Neyse bu günlük konuşmayı bu kadarla bitirelim, yarın devam ederiz inşaAllah, haydi bakalım.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...