SUNUCU: “Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri” programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri dünya iyisi muhterem, mübarek, çok değerli bir mürşitti. Allah rahmet etsin. O mübareğin filmini seyrederek bir bereketlenelim, inşaAllah.
VTR: Değerli Mürşid-i Kamil Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri (Sami Efendi) (1892-1984) / 1. Bölüm
ADNAN OKTAR: Beril Hocam, ezberinde ayet vardır senin. Arapça tecvitleri çok iyi olan kardeşlerimiz bana yazsınlar, onlara Kur’an okutturalım, inşaAllah. Şahane, şifadır, kalplere şifa.
SUNUCU: İnşaAllah. Hocam siz şehit ailelerinin el üstünde tutulması gerektiğini röportajlarınızda şu şekilde anlatmıştınız. “Asker mübarektir, şehit daha da mübarektir. Şehit hepimize emanettir. O ailenin tamamı bizim annemiz babamız olur. Biz onları korumakla mükellef olmuşuzdur. Mesela bizim mahallemizde bir şehit olacak, ben uyuyamam. İnsan acayip rahatsız olur. Git babaya bir sarıl, anneye bir sarıl, değil mi? Bir kere onların her gün yemeğini komşuların vermesi sünnettir. Sessiz kalır mı şehit evi? Her gün oranın ziyaret edilmesi lazım. Hal hatır soracaksın. O ev düğün evi gibi olacak” demiştiniz. Nitekim Hocam Hürriyet Gazetesi’nde de bir haber çıktı; “‘en değerli misafirlerim sizsiniz’” şeklinde. Sayın Cumhurbaşkanımız da ramazanın ilk iftarını şehit ve gazi ailelerine vermiş ve yaptığı konuşmada bu şekilde söylemiş, Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, şahane. “En değerli misafirlerim sizsiniz.” Bütün Türkiye için bu böyledir. Falanca bey, feşmekan bey, falanca makamdaki adam değil; şehit aileleri, inşaAllah. Bu çok önemlidir. Biz şehit vermeye alışık bir milletiz. Yani on bin, yüz bin, iki yüz bin... inşaAllah. Bizden hep şehit çıkmıştır. Yerin altı hep şehitle doludur. Onun için şehit kültürü, şehit adabı, şehit edebi bizde tam hakim olması lazım, inşaAllah.
SUNUCU:Estağfurullah Hocam. Bir de yazarlardan Fatih Altaylı; Ortadoğu’da 20. Yüzyıl’dan beri büyük bir kargaşa yaşandığını ve Türkiye’nin bu coğrafyada olduğu gibi kalmasının artık imkansız hale geldiğini söylemiş. “Türkiye ya büyüyecek ya da küçülecek. Ama bence bölgeye huzur gelmesi için Türkiye’nin büyümesi gerekiyor” diyerek, Kuzey Irak ve Suriye’nin tamamının Türkiye çatısı altına girmesi gerektiğini, ancak bunun üniter bir yapı olmasının şart olmadığını, bir federasyon da olabileceğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Bak, söylediklerimi sonunda birebir kabul etti. Tamamen zıddını söylüyordu, tam zıddını söylüyordu. Bak kelimesi kelimesine ama, cümlesi cümlesine dediğimi kabul etmiş. Bu güzel, aferin, maşaAllah. MaşaAllah, helal olsun, şimdi oldu. Bak, bu da çok önemli, her zaman söylediğim bir şey var; “büyümeyen bir devlet, küçülür. Duran bir millet küçülür.Türkiye’nin büyümesi lazım.” Bunu aylardan beri, yıllardan beri söylüyorum; o tam aksini söylüyordu adeta, yani bazı yönleriyle. Nihayet hakkı teslim etmiş. Fatih Altaylı bile böyle düzeliyorsa, doğru yolda hareket etmeye başlıyorsa; tamamdır, konu bitmiştir. Gidişat çok iyi.
Buyurun Hocam.
SUNUCU: Estağfurullah Hocam. Tabii ki, baş üstüne. Ahmet Hakan, otobüse şortla bindiği için dayak yediği iddia edilen genç kız hakkında yazmış Hocam. Geçmişte büyük medyanın dindarlar hakkında çok fazla yalan haber yaptığını, yerli yersiz suçlayan manşetler attığını, böylece muhafazakar kesimde “bu haberlerin hepsi yalan” anlayışı geliştiğini yazmış. Şu anda muhafazakarların uydurma haberlerle yıpratılacak durumları olmadığı, basın ve gazeteler ellerinde olduğu için bu tip haberleri eski anlayışla değerlendirmemeleri gerektiğini yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: “Şortlu diye bir genç kıza”?
SUNUCU:Evet, şortlu olduğu için bir genç kız dayak yemiş otobüse bindiğinde.
ADNAN OKTAR: İşte bak, benim de burada yaptığım bu. Başı açık hanım da, çarşaflı hanım da, şort giyen hanım da; hepsi saygı duyulacak insanlardır ve insanların görüşlerine, düşüncelerine saygı göstermek lazım. Bağnaz kafa işte bunu getirir. Ama o saldıran sarhoştur, hapçı mapçı takımındandır. Normal Müslüman yapmaz onu. Yani mesela tarikat ehli bir kardeşimiz yahut bir nur talebesi yahut Süleymanlı bir kardeşimiz tahayyül dahi edemez böyle bir şeyi. Çok müşfik, çok şefkatli, merhametli insanlardır.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in güzel konuşmalarını dinleyelim.
VTR: Alparslan Türkeş
ADNAN OKTAR: Rahmetli Alparslan Türkeş, çok şahane bir insandı. Bayağı vicdanlı, çok klas, bayağı akıllı, vatanı milleti muhteşem bir sevgiyle seven, tehlikeye karşı çok uyanık olan, çok titiz olan, devlete millete aşkla sahip çıkan muhterem bir insandı. Öyle insanlar kolay kolay gelmez. Gelmez bir daha Allahualem öyle bir insan. Onun için çok iyi gündemde tutulması, o değerli fikirlerinin çok iyi anlatılması gerekir ki bir uyanıklık, bir kararlılık daha yaygın olsun, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Estağfurullah Hocam. Atatürk ramazan ayına büyük önem veriyordu, onunla ilgili okumak istiyorum inşaAllah. Atatürk’ün uşağı Cemal Granda, Atatürk’ün ramazan ayına verdiği önemi şöyle anlatmıştır; “(ramazan ayına) saygısı büyüktü. Mevlit dinlediği olurdu. Miraç bölümünde, ‘göklere çıktı Mustafa’ denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Allah’a inanıyordu.” Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım, Atatürk’ün orucunu dua ile açtığını söylemiştir. “İftar sofrasını tam eski tarzda isterdi. Oruçlu olduğu zaman iftara başlarken dua ederdi.” Atatürk’ün özel hafızı Hafız Yaşar Okur ise Atatürk’ün ramazan ayına duyduğu saygıyı iletmiş. “Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. … Beni huzurlarına çağırır, Kur’an-ı Kerim’den bazı sureleri okuturdu. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu içinde dinlerdi. Ruhunun çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. … Bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerin ruhuna Hatim-i Şerif okumamı emrederlerdi. O günlerde civar kasaba ve köylerden gelenlerle cami hıncahınç dolardı.”
ADNAN OKTAR: Evet, Atatürk’ün dindarlığını anlattıkça bazı kesimler çok çok rahatsız oluyorlar ve bütün oyunları tepelerine geçti. Öyle net belgelerle ispat ettim ki, aksini söyleyecek halleri kalmadı.
Şimdi de canımız hocamız Necmettin Erbakan’ı dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Türk-İslam Alemine Yaptığı Büyük Hizmetlerle Tarihe Geçmiş Mücahit İnsan Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan / 2. Bölüm
ADNAN OKTAR: Evet. Şenol Şentürk Kardeşimiz yazmış.
“Canlar canı,can pare Hocam” diyor bir hanım kardeşimiz. Ne güzel, maşaAllah; sadece sevgisini ifade etmek istemiş.
SUNUCU:Hocam, bir kardeşimiz, Abdülrahman isimli bir kardeşimiz, Mardin’de broşür dağıtmış. MaşaAllah. Resim de bu şekildeydi. Ve dağıtmak için aldığı kitaplar, broşürleri de asmış.
ADNAN OKTAR: Aslan o, aslan. Aferin. MaşaAllah. Mardin, Siirt, Diyarbakır, Urfa; oralar güzelliğin, sevginin yerleri. Hep peygamberler diyarı oralar, Bediüzzamanların, Selahaddin Eyyubilerin diyarı. Bütün Anadolu’muz gibi sıcak, sevgi yurdudur. İnsanları güzeldir, mekânları güzeldir. Allah razı olsun kardeşimizden, çok güzel. Allah şevkini arttırsın, feyzini arttırsın inşaAllah.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Alpakalar hakkında bilgi vermek istiyordum, uygun görürseniz. Lamaya benzeyen evcil bir hayvan türü oluyor alpakalar. Bunlar ağırlıklı olarak Güney Amerika’nın And Dağları’nda yaşıyorlar. Aslında evcilleştirilmiş bir deve türü oluyor. Yünleri çok değerli; elli iki değişik rengi var tüylerinin. Resimlerini de göstereyim, inşaAllah. Bu şekilde, bayağı sevimliler.
ADNAN OKTAR: Bunlar hakikaten çok abartılı sevimli, çok şeker. Hayret ya bu kadar tatlı olmaları, tam sevmelik. Kısa bir ara verelim, sonra devam edelim.
SUNUCU:Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:“Canım Hocam ne kadar birleştirici, ne kadar kucaklayıcısınız” diyor. Doğru.
SUNUCU:Sevimli canlılar var, onları göstermek istiyorum izninizle.
VTR: Sevimli Canlılar
ADNAN OKTAR:Hocam, buyurun sizi dinliyorum.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Uygun görürseniz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sabrın önemini anlattığı sözlerini aktaracaktım, inşaAllah. “Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; hoşuna gitmeyen şeyde sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki Nusret (Allah’ın yardımı, zafer) sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır. Zorluk gelip şu kayanın içine girse mutlaka kolaylık peşinden gelip içeri girer ve oradan zorluğu çıkarır.”
ADNAN OKTAR: Gayet güzel bir söz maşaAllah. “Hadîs-i sahihte rivayet edilen: Hazret-i İsa Aleyhisselâm’ın geleceğini ve şeriat-ı İslâmiye ile amel edeceğini, deccalı öldüreceğini imanı zaîf olanlar istib’ad ediyorlar.” “Reddediyorlar” diyor, “imanı zayıf olanlar”, şu anda da öyle o şekilde. “Onun hakikatı izah edilse, hiç istib’ad yeri kalmaz. Şöyle ki: O hadîsin ve Süfyan ve Hz. Mehdi (a.s.) hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki: Âhir zamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak”. Şu vaktimizde iki cereyan kuvvet bulacak. “Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediye’yi (a.s.m.) inkâr edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs,” Hafız Esad, “ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiye’nin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevî’nin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beyt’ten” Seyyid olan “Hz. Muhammed Mehdi (a.s.) isminde bir zât-ı nuranî,” şahs-ı manevi değil. Hiç kimsenin bu konuda yalan söylemesine gerek yok, bak; “isminde bir zât-ı nuranî”. “Bir” diyor bak, “zat-ı nurani”. “…o Süfyan’ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” Şu an o oluyor, süfyaniyetin cereyan-ı münafıkanesi darma keşan vaziyette. Bak, Hafız Esad rejimi can çekişiyor. Bütün Arap Devletlerinde Süfyan mantığı yerle bir, bütün halk buna karşı tavır aldı. “İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden” Yani Darwinizm, materyalizm felsefesinden tevellüd eden “bir cereyan-ı Nemrudane,” yani Marksist-Leninist cereyan “gittikçe âhir zamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla” maddi yani materyalist felsefe vasıtasıyla “intişar ederek (gelişerek) kuvvet bulup, Uluhiyeti (Allah’ı) inkâr edecek bir dereceye gelir.” Şu anda da o oldu. İşte her iki cereyana karşı Mehdiyet muazzam bir mücadele veriyor. Biz de Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak, kök söktürüyoruz adeta. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet”. Mesela şimdi “ayrı ayrıyken güçleri zayıf oluyor” diyor Bediüzzaman, “deccaliyete karşı”. Hakikaten şu anda dinsizlik hakim, çünkü Hıristiyanlar ile Müslümanlar ittifak etmemiş vaziyetteler. “İttihad neticesinde,” birlikte hareket etmeleri durumunda, Hıristiyanlar ve Müslümanlar birlikte hareket etmeleri durumunda “dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken” yani Darwinizmi, materyalizmi, komünizmi, vahşi kapitalizmi yok edecek güçte iken; “âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle” kendi cismiyle, bizzat kendi varlığıyla “bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm,” bak şahs-ı manevisi değil; “şahs-ı İsa Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini,” lider olacağını, Hıristiyan aleminin başına geleceğini ve lider olacağını “bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey’in va’dine istinad ederek” Allah “haber vermiştir.” Allah’tan haber vermiştir. “Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey’ va’detmiş, elbette yapacaktır.” “Çünkü hem Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var, hem Kuran’dan ayet var” diyor, “Allah söylediği için mutlaka Allah yapacaktır, Hz. İsa (a.s.) gelecektir” diyor. “Bizzat şahsı” diyor bak; “semavatta cism-i beşerîsiyle” beşeri cismiyle, kendi cismiyle bulunan, ruhu değil bedeniyle bulunan “şahs-ı İsa Aleyhisselâm” bizzat kendisi “o din-i hak cereyanının başına geçeceğini,” Hıristiyan aleminin lideri olacağını “muhbiri sadık Peygamber Efendimiz (s.a.v.) haber vermiştir” diyor.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şefkati ve güzel ahlakı anlattığı sözleri var, inşaAllah. Büyük İslam Alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in güzel ahlakını ve şefkatini şöyle özetlemiştir;“huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet, onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi hayâ, tevazu ve emniyet meclisiydi... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.”Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi. İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı, insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Allah cennette bütün Müslümanları beraber etmeyi nasip etsin, inşaAllah.
“Evet her vakit semavattan melaikeleriyere gönderenve bazı vakitte insan suretine vaz'eden (Hazret-i Cibril'in "Dıhye" suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelal, Hazret-İ İsa Aleyhisselam'ı” şahs-ı manevisini değil bak; “Hazret-İ İsa Aleyhisselam'ı, İsa Dinine ait en mühim bir hüsn-ü hatimesi(güzel sonucu) için, değil sema-i dünyadacesediylebulunan” “semada zaten cesediyle duruyor şu an” diyor, “Hz. İsa (a.s.)”. “ve hayatta olan” “ölü değil” diyor. “Hazret-i İsa, belkialem-i ahiretinen uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîmeiçin ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm'in hikmetinden uzak değil.” “Ve bunu yapacak” diyor Cenab-ı Allah.“Belki O'nun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek” diyor.
“Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit, herkes onun hakikî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir.”“İlk geldiğinde tanıyamazsınız” diyor Bediüzzaman. “Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu bidayetinde tanımayacaktır” diyor. “Başlangıcında.”Hz. Mehdi (a.s) da öyledir, başlangıçta tanınmaz. Ve şahs-ı manevi ile aldatanlara karşı kardeşlerimiz Risale Nur’un açık ifadeleriyle cevap versinler. Hem nur talebesi, hem nur talebelerini Risale Nur ile kandırmaya çalışıyorlar. Risale Nur’u düz okuduğumuzda kandırmayı durdurmuş olursunuz.İlave, ek, çıkarma yapmazlarsa kandırma durur.
Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ni dinleyelim.
VTR: Muhammed Raşid Erol Hazretleri (1930-1993)
ADNAN OKTAR: Evet. İnsanlar sevgi dolu olsalar çok rahat ve güzel yaşayacaklar. İnsan zayıf varlıktır. Zaten öyle kavgaya, gerilime, fitneye, hasede, kıskançlığa bünyesi dayanmaz. Yani çiçek gibidir insan, zayıf varlıktır. Bütün insanlar öyledir. Allah; “insan zayıf yaratıldı” diyor, Kuran ayeti var. İnsan huzurlu sevgi ortamında rahat eder, rahat yaşayabilir. Onun çözümü de Kuran ahlakının yaşanmasıdır; hüsnü zan, iyi niyet, affedicilik, barışçılık, kavganın gürültünün ortadan kalkması. Cennet ortamı da öyle, huzurludur, selamettir, güven içindedir. Bizim istediğimiz de budur, inşaAllah. Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Hz. İsa (a.s.)’ın şemaili ile ilgili detayları okuyayım mı?İnşaAllah. “Yeşile bakan gri gözlüdür, keskin bakışlıdır.”
ADNAN OKTAR:Hz. İsa (a.s.)’ın yüzü. Evet. Yani ne diyoruz ona? Şemail-i şerifesi. Evet.
SUNUCU:Evet Hocam, inşaAllah. “Yeşile bakan gri gözlüdür, keskin bakışlıdır. Yüzü hafif çilli, altın rengine bakan kestane rengi saçlı, sakalı da aynı renk. Saçları; saçını taramış ve sanki saçından su damlıyormuş gibi ıslak görünümlü, bakımlı, hafif dalgalı, ne dümdüz ne de aşırı kıvırcık, kulak memesini kapatmakla beraber, yanlardan omuzlara inmeyen, fakat enseden iki kürek kemiği arasına değer vaziyette aşağıya sarkık şekildedir. Saçlarının kulaklarına kadar olan bölümü düz, aşağı kısmı dalgalıdır. Uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, ince bellidir. Yüzü dupduru ve pırıl pırıldır. Sanki hamamdan yeni çıkmışçasına al çehreli, yüzü hem ağırbaşlı hem canlıdır. Ağzı, burnu kusursuz güzellikte, alnı düzgün ve temiz, sık sakallı, küçük ve güzel burunlu, gözleri ateş gibi parlaktır.” Bu şekilde devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Devam edelim.
SUNUCU:İnşaAllah. “Yüzü kırmızıya çalar beyaz renklidir. Ayakları ve elleri temiz ve parlaktır. Görünüşü kibar ve hoşnuttur, atletik yapılıdır. Kibar ve uzun parmaklı,mükemmel şekilli elleri vardır. Çevik ve güçlü. Ona bakanlar doyamazdı, dikkatlerini de ondan çevirmek istemezlerdi.” Hz İsa (a.s.)’a ait şemaili ile ilgili hadislerde yine, “başını eğdiği zaman su damlar, kaldırdığı zaman ondan inci gibi gümüş taneleri yuvarlanır.” Müslim’dendi bu Hocam. “Başına su değmediği halde sanki saçından su damlıyor gibidir.” Ebu Davud.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Atom videosu varmış bizde, var mı? Seyredelim.
VTR: Atomun İçindeki Kuvvetlerin Muazzam Dengesi
ADNAN OKTAR: Evet, ne anlatacağız?
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Bir kardeşimiz size mesaj yollamış. Uygun görürseniz onu okumak istiyordum. “Selamun Aleykum Arslan Muhammed Adnan Hocam. Sizin vesilenizle bir kitapevi açtım Nişantaşı, Vali Konağı Caddesi, Şahit İsmet Armağan Sokak, No:2/1 Şişli-İstanbul adresine. Size videolarını gönderiyorum. Allah sizin gücünüzü, kuvvetinizi arttırsın inşaAllah. Bizleri de sizlere has talebe yapsın inşaAllah ve Rabbimiz bir an önce Türk-İslam Birliği’ni dünyaya hakim etsin, inşaAllah. Ve birlik, beraberlik, sevgi, şefkatin dünya çapında yayılmasını ve deccaliyetin sebep olduğu fitne ve kargaşanın bir an önce yeryüzünden kalkmasını Rabb-ül Alemin’den diliyoruz, inşaAllah.” Hayrettin Görünmek Kardeşimiz. Aynı zamanda videosunu da göndermiş, uygun görürseniz, Nişantaşı’ndaki yerinin.
VTR: Nişantaşı’ndaki Kitapevi
ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah, elhamdülillah, çok güzel. Allah sayılarını arttırsın.Çok güzel bir hizmet, çok başarılı bir hizmet. Süper olmuş, maşaAllah. Allah şevkini, bereketini, huzurunu arttırsın. Yardımcısı olsun Allah, kötülerden korusun, şerirlerden; iyilik, bereket, bolluk versin inşaAllah.
Mert Bayer; “Atatürk’ün dindarlığından bahsetmenize bozuluyorum” diyor, “sakın anlatmayın” diyor. Kendince de tehdit etmiş kerata. Bu demektir; “Atatürk’le ilgili programı yayınlayın” anlamına geliyor. Haydi, buyurun başlayalım.İnşaAllah.
VTR: Atatürk Samimi Bir Müslümandı
ADNAN OKTAR: Evet, Mert Bayar takma ismini takan, bak, cevabını aldı, Atatürk’ün dindarlığını görmüş oldu, değil mi? Mert Bayar kendi ismi de değil. Kendi isminin ne olduğunu biliyorum. Şimdi söylesem hoplar, inşaAllah. IP numarasını da verebilirim. Atatürk’e karşı içinde sevgisi, saygısı tam olması lazım. Atatürk’ü bak belgeleriyle detaylı olarak anlattık. İnkâr edebilir mi? Edemez.
SUNUCU: İnşaAllah, estağfirullah Hocam. Hem Ahmet Hakan hem de E. Ö., hükümeti eleştiren yazılar yazmış Hocam. Onunla ilgili detay vardı uygun görürseniz, yazılarında belirttikleri. Ahmet Hakan Sayın Davutoğlu hakkında; “O Kadar da Özgüven Sahibi Değilmiş” başlıklı bir yazı yazmış ve kendince alaycı bir üslup kullanmış. Sayın Davutoğlu’nun ‘Amerika’nın taleplerini Şam’a ileten bir ulak’ eleştirisi karşısında telaşa kapıldığını belirterek; “biz Davutoğlu’nu özgüven patlaması yaşayan, dünyaya çekidüzen verdiğini düşünen, kendisini Ortadoğu’da etkili bir diplomasi dehası olarak gören biri bilirdik. Ama bu konudaki telaşını görünce o kadar da özgüveni olmadığını düşünmeye başladık” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Boş laflar onlar. Neticeye bak sen. Neticede Türk-İslam Birliği olacak. On yıla görecekler. Acele etmesinler.Evet, biraz Cübbeli’den dinleyelim.
VTR: Hz. Mehdi (a.s.), İslam ümmetinin kalplerinin kırıklığını tedavi edecek, Müslümanların durumunu düzeltecek.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Yahudilere Tevratla hükmedeceğini ve birçok Yahudi’nin Müslüman olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının, İslam hakimiyetinin ve Kıyametin kopmasının çok yakın olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli Ahmet, ahir zaman hadislerinin yarısından fazlasının çıktığını, bundan sonra da çıkmaya devam edeceğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Kıyametin eşiğinde olduğumuzu ve kendisinin insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp bu konuyu canlandıracağını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.) düşmanlarını kızdırıyoruz, Atatürk düşmanlarını kızdırıyoruz, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği düşmanlarını, karşıtlarını kızdırıyoruz; sevenleri de coşturuyoruz, maşaAllah. Böyle bayağı güzel.
Ne yapalım?
SUNUCU: Nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Gidelim, inşaAllah.Yarın yine görüşürüz.İnşaAllah.
İlanlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...