BERİL HANIM: ‘Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir haberi paylaşmak istiyorum izninizle. Dün gece Şırnak’ta güvenlik güçleriyle PKK’lı teröristler arasında çatışma çıkmış. Biri yüzbaşı olmak üzere üç asker şehit olmuş Hocam.
ADNAN OKTAR: PKK, Türkiye’yi güçsüz görüyor. Yani hem stratejik yönden hem de karşı atak olmadığı için, fikir atağı olmadığı için, kendinden emin bir anlamda. Onun için bu eylemlerle, taraftarlarını, biz güçlüyüz havasında ayakta tutuyor kendi kafasınca. En büyük darbe Türk-İslam Birliği olur. Muhteşem olur. Etkisi çok yüksek olur. PKK’da muazzam bir moral çöküntüsü yapar. Konusu bile, gündemi bile çökertmek için yeterlidir. Birçok kişi bekleyişte ama hem olmasın diyorlar, hem olsun diyorlar. “Uygulansın mı?” diyorsun, “yok, sakın” diyorlar. “İttihad-ı İslam istiyor musun?” “Hayır, istemiyorum” diyor. “Türk-İslam Birliği’ni istemiyorum” diyor. Tam bir açmaz içindeler, yani kör açmaz. Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. İsmet Berkan’la ilgili de bir haber vardı. Son bir haftadır sürekli bölünme tehlikesine dikkat çeken yazılar yazıyordu. Son yazısında da demokratik özerklik teklifinin kısa bir süre içinde ayrılmaya doğru gideceğinin kesin olduğunu ve eğer böyle bir ayrılma olursa bu durumun hem Türkler hem de Kürtler açısından büyük bir kayıp olacağını söylemiş. Bu nedenle Kürt sorununda tek ve yegane çözümün birlikte yaşamak olduğunu söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlata anlata, konuşa konuşa, nihayet bunları ikna ettik. İsmet Berkan hangi kafadaydı herkes biliyor; Darwinist, materyalist işte. Kürtlere bakışı da malumdu, Güneydoğu’ya bakışı malumdu. Anlata anlata, konuşa konuşa, Fatih Altaylı’dan sonra onu da doğru düşünmeye teşvik etmiş olduk. Bu çok büyük bir başarıdır, elhamdülillah, maşaAllah. Birçoğu dönüş yaptılar, o da dönüş yaptı. Daha birçoğunu da dönüştüreceğiz, inşaAllah. Böylece tek fikir Türk-İslam Birliği düşüncesi olacak, inşaAllah. Evet buyurun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hazır filmimiz var mı? Cevat Akşit Hoca’nın videosu, tamam seyredelim.
-VTR- Cevat Akşit’in “Şu an dünyada anarşi ve terör yoktur. Ahir zaman alametleri gerçekleşmemiştir” iddialarına cevap
ADNAN OKTAR: “Bir şey yok” diyor görüyorsunuz, “son derece rahatız” diyor, “işinize gücünüze bakın” diyor, “yan gelip yatın” diyor. “Namazınızı kılın, pilavınızı yiyin, uyuyun; bir şey yok” diyor. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyor özetle. Hocaya dokunmuyorlarmış. “Süleymaniye Camii’nde rahat rahat konuşuyorum bak” diyor, saygı da gösteriyorlar, “camide elimi de öpüyorlar, bir şey yok” diyor. Öbürü de çıkıyor, “Ramazan’da iftar vermenize gerek yok, onun parasını gönderin” diyor. Senede bir kere Ramazan oluyor, Müslümanlar tabii ki toplanıp güzel yerlerde sohbet edecekler, konuşacaklar; en iyisi Müslümanlara layıktır. “Taşıma su ile değirmen dönmez” derler. Telefonla para gönderme falan, bunlarla netice alınmaz, alınmıyor. Senelerden beri bu böyle, senelerden beri Müslümanlar orada açlıktan ölüyorlar. İlk defa olan bir olay değil, ilk defa oluyor gibi gösteriyorlar. İlk defa değil. Senelerden beri ölüyorlar açlıktan. Ama ağızlarına İttihad-ı İslam’ı hiçbir şekilde almıyorlar. Emek emek desene, “Müslümanlar birleşsinler” diye. Birleştiğinde oraya oluk gibi para akar. Bir tane F104 uçağı, bir tane fantom jet uçağı, oradaki halkın tamamını bir ay mükemmel besler; bir tanesi, böyle ballı kaymaklı hem de; tavuklu, ızgaralı falan. Bütün bölge olduğu gibi, boydan boya hepsi. Trilyon hesabıyla para veriliyor bir tane fantoma. Bir tane bombayla bir kasaba doyar, atılan tek bir bombanın fiyatıyla. Aylarca besler yani tek bir bombayla. Önce bu işi halledelim. İttihada-ı İslam isteyin, Türk-İslam Birliği’ni isteyin. İstemiyorsunuz. “SMS gönder,” “telefonla yedi buçuk lira gönder, üç lira gönder;” dişlerinin kovuğunda bile kalmaz. Onların eve ihtiyacı var, hastalıklar var, bilmem ne var, şunlar bunlar var; her yerde para gerekiyor. Türk-İslam Birliği olduğunda oralar Paris gibi olur, Londra gibi olur; her yer, mükemmel olur. “Hacca gitmeyin, paranızı oraya gönderin;” “camii yapmayın, parasını oraya gönderin,” iktisat yapılacak alan bunlar mı? Nasıl Cuma namazlarında Müslümanlar bir araya geliyor, bayram gibidir; bayram namazlarında nasıl bir araya geliyorlar, bayram gibidir, iftarlar da Müslümanların bayramıdır; tabii ki de bir araya gelecekler, yemek de yiyecekler. Hocam buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Siz kadın cinayetlerinin aşk cinayeti diye isimlendirilmesini birçok kez eleştirmiştiniz Hocam. Bunların alçakça, psikopatça cinayetler olduğunu ifade ediyorsunuz hep. Şefkat-der yetkilileri de bugün sizin konuşmalarınızın paralelinde açıklamalar yapmışlar. Siz şöyle söylemiştiniz; 2010 tarihinde, 10 Eylül’de: “Kadın cinayetleri için gazetede bazen ‘aşk cinayeti’ diyor, neresi aşk cinayeti, ‘alçakça cinayet’ diyeceksin, değil mi? Kahpece cinayet. Bir genç kızı arkasından, sırtından kafasına kurşun sıkıp öldürmek, şehit etmek nerenin aşk cinayeti oluyor.” Ayrıca 23 Kasım 2010 tarihli röportajınızda da; “kepazeliğe bak, neresi bunun aşk cinayeti? Aşk kutsal bir şeydir. Allah aşkından mı o garibimi, o mazlumu öyle delik deşik ediyor? Zulmen katlediyor, şehit ediyor; buna, ‘çılgın aşığın sonu’ diyor. Desene; ‘alçak katilin kahpece cinayeti’” diye demiştiniz. Şefkat-der’in açıklaması da şu şekildeydi ve ayrıca bir pankart da kullanmışlar; “Türkiye’nin her yerinden cinayet ve şiddet haberleri birbiri ardına gelmektedir. Bu cinayetlerin önemli bir bölümü aşk cinayeti olarak kamuoyunun gündemine gelmekte, basın-yayın kuruluşlarında aşk cinayeti adı altında sunulmaktadır. Bu tür cinayetlerde aşk cinayeti kavramının kullanılması, kendinin aşık olduğunu düşünen kişilerde, eğer olumsuz yanıtla karşılaşılırsa aşkını ispat etme düşüncesiyle cinayet işleme eğilimine itmek gibi son derece tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Aşk cinayeti tabiri yerine, nefret, kin, takıntılı, sapık, psikopat cinayeti tabirlerini kullanmak bu tür cinayetlerin azalmasına çok faydalı olacaktır.” Birebir sizin söylediğiniz gibi sapık, psikopat cinayeti, nefret ve kin cinayeti şeklinde açıklamışlar.
ADNAN OKTAR: Ne fikir ortaya koyarsam bir yıl sonra, altı ay sonra aynısıyla alındığını görüyorum, bu çok güzel. Allah bir yol göstericilik, bir hakka hakikate götürmede vesile olma yaratıyor, maşaAllah, elhamdülillah; bu çok güzel. Bu ‘ne demişti ne oldu’ var ya mesela, hakikaten de… Ama Allah’a çok şükür, kabul etmeyen de olabilirlerdi. Sözler havada kalıyor da olabilirdi ama kabul ediyorlar, bu çok güzel. Mesela bak Fatih Altaylı kabul ediyor söylediklerimizi, diğerlerine bakıyoruz kabul ediyor. Mesela bu derneğe bakıyoruz kabul ediyor. Mesela hükümete bir teklif getiriyoruz, bir düşünce getiriyoruz, kabul görüyor. Bunlar çok güzel, inşaAllah. Bu pozitif, olumlu akış anlama geliyor, inşaAllah. Ama en acil olan şey hukuktaki olan düzenlemedir. Hukuku kendi haline bırakmak olmaz, mutlaka düzenleme gerekir. “Esselamun Aleyküm Hocam. İmanımın nuru ile bakmaya çalışıyorum, sizin bir sözünüz var ya, ‘ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’ı en iyi kendisi anlatacaktır’ diye, günümüzde Hz. Mehdi (a.s)’ı en iyi ve en güzel anlatan kişiye bakıyorum, sizi görüyorum. Yani yanlış mı bakıyorum? Eğer doğru bakıyorsam Hocam, şifreli bir şekilde doğru bakıyorum veya yanlış bakıyorum deyin. Sevgiler ve saygılarımla” diyor. Böylece dolaylı yoldan Mehdiliğimi kabul etmiş olacağım yani. “Ya, tabii ki benim, sen de anla” diyeceğim. Mehdilik iyi anlatmayla bitmez, Mehdilik başarıdır. İttihad-ı İslam’ı sağladıysa bir insan, o Hz. Mehdi (a.s)’dır; hiç tereddüt etmeyin, Allah’ın izniyle. Onun dışında kaşın, gözün benzemesi, vücudun benzemesi, benzeyebilir; yani Allah bir harika olarak onu yaratabilir. Olaylar da benzeyebilir. Asıl netice, blok netice nedir Mehdiyet’te? İttihad-ı İslam’dır. Oldu mu, tamam. “Kim vesile oldu?” deriz, “şu kişi vesile oldu” deriz, bitti. Allahualem odur. Hıristiyan alemi Müslüman oldu mu, ne deriz? Allahualem o, Hz. İsa Mesih (a.s) o. İnşaAllah. Onun için o konuda rahat olsun kardeşlerimiz.
BETÜL HANIM: Selam vermiş kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Bir de hizmet çok önemlidir, yani samimi gayret. Dürüst insanları desteklemek çok önemlidir. Alkışlamak değil; “aslanım benim, ne güzel gidiyor” değil; karınca kararınca destek olmak lazım. Mesela internete bir yazı koy; mesela bakkala gittin, “Allah ne kadar güzel nimetler yaratmış böyle,” “ne güzel şeyler yaratıyor Allah” de, değil mi? Mesela bu bir katkıdır. Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri bu işi bitirsin, biz de alkışlayalım olmaz. Ben öyle mi yapıyorum? Bak, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığına eminim, ben de Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim, var gücümle gayret ediyorum; televizyon, radyo, her yerde, inşaAllah. “Hz. İsa (a.s) gelsin, yapsın, bitirsin” demiyorum, deccaliyete karşı var gücümle mücadele ediyorum. Çünkü Hz. İsa Mesih (a.s) geldiğinde bizi vazife başında bulması önemli. Hz. Mehdi (a.s) çıktığında bizi vazife başında bulması önemli. Ne yapıyordun? İstirahat ediyordum mu diyeceğiz? Mesela Hz. Mehdi (a.s) çıksa, dese ki; “ne yapıyorsun sen?” Ben, “istirahat ediyordum, sizin gelişinizi bekliyordum” mu diyeceğim? Bizi mücadele başında bulması lazım Mehdi’nin de, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da. Cübbeli tarzı bir İslam dünyaya asla ve asla gelmez, hiç kimse boşa uğraşmaz. Aklı başında hiçbir insan, hiçbir Müslüman öyle bir sistemi kabul etmez. Cübbeli kendisi rahatsız o sistemden. Öyle bir filmi vardı onun, onu bir yayınlasana.
-VTR- Cübbeli…
ADNAN OKTAR: İşte o sistem kendi kendisini de boğuyor, kendisi de bunalıyor o sistemden. Mehdiyet sistemi bayram gibidir. Her gün sevinçtir, her gün neşedir, her gün mutluluktur. Sevgi, barış, kardeşlik, dostluk, güven, samimiyet, demokrasi, sanat, bilim, her türlü güzellik Mehdiyet’tedir. Biz o senin yaptığın sistemi, seni boğan sistemi ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Sahabe dönemini getirmeye gayret ediyoruz, inşaAllah.
Hocam, şahane Kuran tilavetin, maşaAllah.
YASEMİN HOCAM: Vesilenizle Hocam, maşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Şu İnşirah Suresi’ni bir daha oku Arapçasıyla.
SUNUCU: Euzubillahimineşşeytânirracîm, bismillahirrahmanirrahim; “Elemneşrahleke sadrek - Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?”, “Ve vedağna anke vizrek - Ve yükünü indirip-atmadık mı?” , “Ellezi engada zahrek - Ki o, senin belini bükmüştü.” “Ve refağna leke zikrek - Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?” “Feinne meal usri yüsra - Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” “Inne meal üsri yüsra - Gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” “Feiza ferağte fensab - Boş kaldığın zaman, durmaksızın yorulmaya-devam et.” “Ve ila rabbike ferğab - Yalnızca Rabbine rağbet et.”
ADNAN OKTAR: Şimdi biraz yüksek sesle Arapçasıyla, düz oku.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah hocam. Euzubillahimineşşeytânirracîm. bismillahirrahmanirrahim. Elemneşrahleke sadrek, Ve vedağna anke vizrek, Ellezi engada zahrek, Ve refağna leke zikrek, Inne meal üsri yüsra, Feinne meal usri yüsra, Feiza ferağte fensab, Ve ila rabbike ferğab.
BETÜL HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hayrettir, şu müziğe şu ahenge bak, ne şahane. MaşaAllah. Titrer insan, maşaAllah, elhamdülillah. Allah, “benzerini yapın” diyor, “yapamazlar” diyor, muhteşem. Muhteşem, maşaAllah, elhamdülillah. “Zebur kelimesi, ‘zebura, yezburu, zebur’ kökünden gelir. Arapçada kitap, İbranicede mektup anlamlarına gelir. Zebur bugün Kitab-ı Mukaddes Külliyatı içinde ‘Mezmurlar’ adıyla yer almış bulunmaktadır. Ve 150 Mezmur’dan oluşmaktadır. Zebur’da Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliklerinden bazıları şöyle geçer; çünkü hadiste de Peygamberimiz (s.a.v) Zebur’a gönderme yapıyor, Tevrat’a ve Zebur’a gönderme yapıyor, “Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili orada bilgi var” diyor. Ve ayrıca Kuran’da da Cenab-ı Allah, Tevrat’ta ve Zebur’da onların vasfından bahsedildiğini söylüyor. Yani o dünya hakimleri, Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinden. Tevrat ve Zebur’da. Kuran ayetinde gönderme yapıyor Cenab-ı Allah, Tevrat ve Zebur’a. Bakın Mezmurlardan;“[Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine celal ve haşmet koydun.” (Mezmurlar, 21:5) “[Hz. Mehdi (as)'ın] krallığının asası adalet asasıdır.” Sosyal adalet, hukuk adaleti. “Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin” diyor, Mehdi (a.s)’ın özelliği. (Mezmurlar, 45:6-7) “Yardım isteyen yoksulu, dayanağı olmayan düşkünü o kurtarır. Yoksula, düşküne acır, düşkünlerin canını kurtarır.” Hz. Mehdi (a.s). “Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü onun gözünde onların kanı değerlidir.” (Mezmurlar, 72:12-14) Kan akıtmaz. “Mazlumlara hakkını versin, yoksulların çocuklarını kurtarsın.” (Mezmurlar, 72:4) “Ey yiğit… görkemine, yüceliğine bürün” diyor Hz. Mehdi (a.s) için. Bak, “yiğit” diyor, “Ey yiğit… görkemine, yüceliğine bürün.” (Mezmurlar 45/3) “[Hz. Mehdi (as)] yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun! Onun günlerinde [Hz. Mehdi (as) döneminde] doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın! (Mezmurlar, 72:6-7)
BETÜL HANIM: Hocam, Kuran’daki ayeti okumak istiyorum, inşaAllah. Enbiya Suresi’nin 105. ayeti, şeytandan Allah’a sığınırım; “ Andolsun, bir zikirden sonra, Zebur’da da şüphesiz arza salih kullarım varisçi olacaktır diye yazdık.”
ADNAN OKTAR: Bir daha oku.
BETÜL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Andolsun, bir zikirden sonra, Zebur’da da…”
ADNAN OKTAR: Tevrat’tan sonra, Zebur’da da,
BETÜL HANIM: “… şüphesiz arza salih kullarım varisçi olacaktır diye yazdık.”
ADNAN OKTAR: Dünya hakimi olacaklardır. Kim oluyor? Hz. Mehdi (a.s). Bak, “Hz. Mehdi döneminde olmayı istemem” diyor Cevat Akşit Hoca; ne vahim, ne korkunç bir ifade. “Allah bizi o günlere getirmesin” diyor. Bütün Müslümanlar dua ediyor, “Ya Rabbi, bizi Hz. Mehdi (a.s) dönemine yetiştir” diye, Cübbeli bile dua ediyor, o da diyor ki; “aman, Allah bizi o günlere getirmesin” diyor. Ama zamanında yapmış, 1990’larda falan, şimdi Cübbeli arazide. O duayı bir daha duyalım.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı Görmek İçin Allah’a Dua Diyor
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin konuşmasını, Cevat Hoca’ya bir cevap olarak düşünelim. Bir de öyle dinleyelim bakalım.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Şimdi Cevat Akşit, “benim maddeme ve menfaatime dokunur. Allah esirgesin, ben öyle bir dönemde, Hz. Mehdi (a.s) döneminde olmak istemem” diyor. Cübbeli ne diyor, “maddesine, menfaatine dokunacak” diyor. Cevat Hoca da diyor ki; “benim maddeme, menfaatime dokunuyor, onun için istemiyorum; Hz. Mehdi (a.s)’ın döneminde olmayı istemem ben” diyor. “Allah esirgesin” diyor. “Hz. İsa Mesih görmek istemem, Allah esirgesin” diyor. Bütün Müslümanlar, sahabeler yetişmek amelinde bulunuyorlar, tabiin döneminde dua ediliyor, günde beş defa Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediliyor; aşkla, şevkle herkes Hz. Mehdi (a.s)’a yetişmek amelinde bulunuyor. Bak, ahir zaman hocalarını görüyor musunuz? O da, “Allah korusun, Allah muhafaza etsin” diyor, “Hz. Mehdi (a.s)’ı görmekten, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı görmekten Allah’a sığınırım” diyor. “Allah bizi o günlerden azat etsin” diyor, “istemem” diyor. “Maddeme, menfaatime dokunuyor” diyor. Hiçbir Müslüman’a tavsiye etmiyor, “aman” diyor. Yani bir dahaki nesillere de tavsiye etmiyor, “başınız belaya girer, sakın istemeyin” diyor. “Maddenize, menfaatinize dokunur, aman” diyor. Ne Hz. İsa (a.s)’a sarılmak var, ne de Hz. Mehdi (a.s)’a sarılmak var. Öbürleri şahs-ı manevi diye kapatmaya çalışıyor; öbürü, “ruhtur” diyor, “görünmez bir varlıktır” diyor; öbürü, “geldi geçti” diyor. Tam ahir zamandayız. Ben de bütün samimiyetimle, açıklığımla anlatıyorum. Anormal bir şey anlatıyorsam söyleyin, yanlışım varsa düzelteyim.
BETÜL HANIM: Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: Başka ne var?
BETÜL HANIM: Hocam, Türk-İslam Birliği gönüllüleri Ankara’da faaliyetlerine devam ediyor, inşaAllah. Hacı Bayram Veli Camii’nde kitaplarınız ücretsiz olarak dağıtılmış, ayrıca A9 Kanalı’nı tanıtan broşürler dağıtılmış Hocam. Kanal hakkında da bilgi verilmiş. Resimleri de var, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Tabii, tabii.
-RESİMLER-
ADNAN OKTAR: Neresi burası?
BETÜL HANIM: Burası Ankara Hocam, kardeşlerimiz Türk-İslam Birliği ile ilgili çok güzel faaliyet yapıyorlar. Yer açmışlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan, maşaAllah, aferin.
BETÜL HANIM: Hacı Bayram Veli Camii’nde de dün ücretsiz kitap dağıtımı yapmışlar. Oradan görüntüler, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, işte bak ne güzel. Küçük bir faaliyet gibi görünüyor ama çok büyük netice verir; çok büyük netice, yani bir kişi on kişi olur, on bin kişi olur. Yani bütün mesele kararlı mücadelededir, kararlı olarak fikirleri savunmaktadır. Yani samimi inanan bir insan mutlaka başarılı olur. Bak, ayet var, Kuran ayeti; nasıldı ayet, biliyor musun? Onu masonlar kendi kitaplarında da kapağına koyuyorlar; “İnanıyorsanız..
BETÜL HANIM: İnşaAllah, “En üstün olanlar sizlersiniz.”
ADNAN OKTAR: Evet.
YASEMİN HANIM: Söyleyebilirim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet söyle.
YASEMİN HANIM: Euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim; “Vela tehinu vela tahzenu - Gevşemeyin, üzülmeyin,” “ve entümül e’levne inküntüm mü’minin - Eğer inanıyorsanız en üstün olanlar sizlersiniz.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. İşte bu ayet tezahür edecek, inanan on kişi olursa, sağlam inanan, İslam dünyaya hakim olur. Tevrat’ta da geçiyor; “on kişi inanırsa yeterli” diyor, inşaAllah. Dünya hakimiyeti oluyor ama canı gönülden, aşkla, samimi, gönülden inanan oldu mu, inşaAllah. Evet, buyrun.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam, estağfirullah. Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde söylüyor Hocam; “Biz Kuran şakirdleri (talebeleri) olan Müslümanlar, bürhana (ispata) tabi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-i imaniyeye (imana dair hakikatler) giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklit için bürhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye (akılcı ispatlara) istinad eden (dayanan) ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren (yerleştiren) Kur'an hükmedecek.” Hutbe-i Şamiye’de. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kuran hakikatlerini bilimsel olarak ispat eden, anlatan, en kapsamlı çalışmayı yapan da biziz, elhamdülillah. Yani Bediüzzaman’ın bu sözünün tahakkuku, Allah’ın izniyle bizlerde tecelli buldu, en yoğun olarak. Birçok kardeşimiz yaptı ama en yoğun olarak bizde tecelli buldu. Bunu ben söylemiyorum, bütün dünyadaki alimler, hocalar söylüyor; ben onların sözlerini naklediyorum. Elhamdülillah, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Allah razı olsun Hocam, vesilenizle oldu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Afganistan’dan kardeşimiz yazmış; “Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocamız, siz ne güzel müjdesiniz. Müslüman olmak bu kadar onur veriyorsa kalplere, Allah’ın sizi bize vesile etmesiyledir, inşaAllah. Sayın Muhammed Hocamız, dualarınıza muhtacız. Sizin azminiz, kudretiniz, aslan duruşunuz putları yıkacaktır, Allah’ın izniyle. Biz sizleri çok seviyoruz. Afganistan Yüksel İnşaat Kabil şantiyesinden sevgiler.” Afganistan’daki bütün kardeşlerimize selam ediyoruz, inşaAllah.
“Esselamun Aleyküm Hocam. Almanya’dan uydudan yayınınızı izleme imkanımız yok. Şükür internetten buldum, yayınınızı izliyorum; çok güzel yayın yapıyorsunuz, teşekkür ederim. Bir de ben Digitürk’e üyeyim, eğer o platforma girerseniz çok memnun olurum. Akın Çelik, Almanya.”
BETÜL HANIM: İzninizle sizin bir sitenizi tanıtmak istiyorum. Daha doğrusu Hocam sizin bilgilerinizden alıntı yapmışlar. Bu site, sizin kader ve madde ile ilgili yazdığınız kitaplardan istifade edilerek hazırlanmış Hocam. Maddedekimuhtesemilim.imanisiteler.com. Maddenin dışarıda var olduğu fakat bizim onu beynimizde algıladığımız ve gerçeği ile asla muhatap olmadığımız konusu anlatılıyor, inşaAllah. Bize tüm bu görüntüleri seyrettiren üstün ilim sahibi Allah’tır. Bu görüntüler kesintisiz olarak ruhumuza ilettirilir. Allah bu şekilde hepimizi kendi dünyamızda yaşatmakta ve imtihan etmektedir. Nur Suresi’nin 39. ayetinde de Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım; “İnkar edenler ise, onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer, susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah’ı bulur. Allah’ta onun hesabını tam olarak verir. Allah hesabı çok seri görendir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
BETÜL HANIM: Siteyi de Hocam şu şekilde gösterebilirim aşağıya doğru. Başlıklar var konu başlıkları, kardeşlerimiz buraya girdiklerinde tek tek; ‘Maddenin Gerçek Yüzü’, ‘Algılar Dünyası’, sizin açıklamalarınızdan derlenen bilgiler, ‘Kuledeki Küçük Adam’ kitabınızdan bilgileri tek tek öğrenebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Evet, Abdullah kardeşimiz bir yazı yazmış, Gökhan kardeşimiz yazmış. Abdullah, yazdığın konuya ayetler şimdi yanımda yok, onların hepsini bir araya getireyim onlara cevap veririm sana inşaAllah. Ama sitemizde bulabilirsin inşaAllah. Yani ezberden anlatırım ama bilmiyorum senin için ne derece doyurucu olur, ama ayetle kelimesi kelimesine aynı anlatırsak olur inşaAllah.
Evet, hazır filmimiz ne var başka? Yokmuş. Atom matom bir şeyler vardı dün, onları gösterdik ama şerhli olması lazım, biraz süratli anlatıyorlar, şerhli olursa daha güzel olur, inşaAllah. Cevat Hoca’dan bahsettik, oradan bir çağrışım yaptı. Orada bir konuşması vardı Cevat Hoca’nın. Ben zamanında Cevat Hoca’yı, Cevat Babuna’yı çok fazla ile tebliğe gönderdim, Darwinizm, materyalizmle ilgili. Fotokopiler veriyordum, benim kitapları veriyordum; şunları anlat, bunları anlat diyordum. Yol parasını da ben veriyordum, her şeyini ayarlıyordum, kalacağı oteli, hepsini ayarlıyordum. O da maşaAllah gidiyordu bizim çocuklarla beraber. Aylarca böyle devam etti. Dedi ki; “Ben bu çocuklarla aynı ortamda olduk, beraber yemek yedik, içtik; yol arkadaşlığı yaptık. Mükemmel insanlar” dedi, bana da anlattı, “muhteşemler” dedi, “her yönden gayet güzel” dedi. “Senin çalışmaların da gayet güzel, mükemmel” dedi, “gayet güzel başarılı çalışmaların var, kitapların çok mükemmel” dedi. Hatta benim kitabımın aynısını kopyaladı, yaptı, ben ses çıkarmadım; nasıl olsa İslam’a, Kuran’a hizmet ediyor diye kalbimde bir burkuntu olmadı. Aynısıdır bakın isterseniz, kelimesi kelimesine aynısıdır benim kitabımın. Kıbrıs’a da gönderdim ben onu, birçok eski bakanla, milletvekilleriyle. Baktık Kıbrıs elden gidecek -Allah esirgesin- o zamanlar, karınca kararınca bir katkımız olsun diye öyle bir şeye vesile olmuştuk, elhamdülillah. Sonra da Kıbrıs’tan çakıl taşı bile alamadılar, elhamdülillah, maşaAllah. Mehter takımıyla beraber gönderdim, “Rauf Denktaş girerken Ceddin Deden çalsın” dedim, yeri göğü inletti Ceddin Deden, inşaAllah. Acayip moral oldu Rauf Denktaş’a da. Karşılıklı selamlar teati ettik güzel bir netice oldu. Çok fazla asker, milletvekili, eski bakan, bir uçak dolusu gönderdik, elhamdülillah. Orada Cevat Hoca da vardı, orada da konuşma yaptı, Kıbrıs’ta. Nerede olsa lehime konuşuyordu, her yerde övüyordu. O devirde yaptığı röportajda -şimdi yayınlayacaklar, inşaAllah- öve öve bitiremiyor; “Ben onları tanıdım, aynı otelde kaldık çocuklarla” diyor, “aynı arabalarda gittik, beraber yemek yedik, mükemmel” diyor, “her yönden mükemmel” diyor, “vatana, millete, devlete çok faydalılar” diyor. Benden de bahsediyor; “müthiş güzel kitaplar yazıyor, çok hayırlı faaliyetler yapıyor” diyor, “muazzam etkisi” diyor.
Şimdi bizi övdüğü konuşmasını bir görelim. Gerçek fikri de bu zaten.
-VTR- Cevat Babuna Kanal 6, 06.02.2000 Tarihli Objektif Programında Adnan Oktar ve BAV’ı anlatıyor
-VTR- Cevat Babuna, 03.05.2003 Kıbrıs için Gerçek Çözüm Konferansı
ADNAN OKTAR: Cevat Hoca’ya röportaj yaparken, “benimle görüşmediğini söylersen daha iyi olur” falan demiştim o zamanlar, “kendisiyle görüşmedim” demişti onun için; yoksa sürekli görüşüyordum, zaten ben anlatıyordum ne anlatacağını, ne yapacağını. Kalacağı otellere kadar ben ayarlıyordum zaten.
Evet, bazı saftirik arkadaşlar Hz. Mehdi (a.s)’ın mucize göstereceğine inanıyorlar, öyle bir şey yok. Hz. Mehdi (a.s) Peygamber değil ki mucize göstersin, Peygamberlerde olur mucize. Ayrıca bir iddiası yok Mehdi’nin. Yani çıkıp, “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ım ey topluluk” diyecek, onlar da diyecek ki; “biz inanmayız, bir mucize göster de kanaatimiz gelsin.” “O zaman ne istiyorsunuz, söyleyin” diyecek; onlar da, “işte şu” falan diyecek; o da, “tamam” diyecek, yapacak. Böyle bir iddia yok, iddia olmadığı için mucize göstermesi yahut bir harika göstermesi için bir gerekçe de yok. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerini okumuyor mu bu adamlar? Çok net. Ayrıca Mehdiyet iddia değil ispattır; İslam dünyaya hakim oldu mu, İttihad-ı İslam oluştu mu, sen kabul etsen de etmesen de o şahıs odur Allahualem. Zaten Allahualem diyerek kanaatimiz gelecek, zannı galiple. İbadette de vardır zannı galip; mesela abdest alırsın, zannı galiple alırsın. Abdestte ve namazda da vesveseden kaçınsın kardeşlerimiz, şeytandandır o. Mesela abdest alıyor, bir türlü kanaati gelmiyor; yıkıyor, yıkıyor, yıkıyor… Öyle yok, normal yıkama, her zaman alıştığınız yıkama ne ise o şekilde yıkayacaksınız. Ekstradan bir ilaveye gerek yok. Namazda da beş vakit namazını huşu içinde, samimi olarak, sünnetine uygun olarak, erkanı ile kılacak namaz kılanlar. Vesveseye soktun mu namaz zorlanma haline gelir, o zaman olmaz, yani namazdaki huşu azalır veyahut yok olabilir. Allah Kuran’da ne diyor, şeytandan Allah’a sığınırım; “Namazlarında huşu içindedirler” diyor. Vesvese neyi oluşturur? Huşuyu kaldırır. Adam namazda huşu ile mükellefken şeytanla boğuşmuş olacak. Onun için vesveseye, hiç muhatap olmama gözüyle bakmak lazım, inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan Hocam, siz şahane bir insansınız. Bu dünyada bir tanesiniz” diyor. “Ekibiniz muhteşem.” Sen de bir tanesin, her insan bir tanedir, inşaAllah.“Sadece bayanlarla oturup sohbet edecek, dünya ahiret bütün sorunları bir arada konuşabilecek sizden başka medeni gözle bakan, bu konuları güzel değerlendiren, kadınlara böyle şefkat gösteren hiç kimse tanımıyorum” diyor. “Sizin değerinizi biz çok iyi biliyoruz. Değerinizi bilmeyenlere gelince, onların benim için tozun zerresi kadar kıymetleri yok. Ellerinizden öpüyorum. Sizi aşkla, Allah aşkıyla seviyorum. Bir tanesiniz” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
“Saygılar Adnan Hocam” diyor, “bir kez daha Atatürk’ten bahseder misiniz” diyor, “teşekkürler” diyor. Buyrun, yayınlayalım.
-VTR- Mustafa Kemal Atatürk Müslüman Devletlere Ve Türk İslam Birliği’nin Kurulmasına Çok Önem Vermiş Ve Bu Birliğin Kurulması İçin Önemli Girişimlerde Bulunmuştur
ADNAN OKTAR: “Sevgili Adnan Hocam, Allah sizden razı olsun. Annem 86 yaşında.” Allah uzun ömür versin. “Alzheimer hastası. Sizi can kulağıyla dinliyor. Durmadan ‘Allah razı olsun Hocamızdan’ diyor. Sizinle paylaşmak istedim. Saygılarımla. Erdinç Duru.” Ne güzel anne, ne güzel imtihan; Allah ömrünü uzun etsin, Allah cennet versin. Hastalıkla imtihan; bir sevap alırsa, bir namazında on bin sevap alırsın, yüz bin sevap alır. Amalar, körler, topallar çok fazla sevap alırlar. Hastalık ne? Mesela inme iner daha fazla, kat kat sevap alır. İşte cennete gitmeyecekse sırf ondan sevap alır, cennete gider, inşaAllah. Vesile oluyor, sevabı çok artacağı için vesile oluyor, inşaAllah. Bütün konu itikadı, inancı çok güzel tutmak; Allah’a olan sevgiyi çok yüksek muhafaza etmek, artırmak; namazlarında titiz olmak; helale, harama dikkat etmek, inşaAllah. Buyrun.
BETÜL HANIM: EstağfirullahHocam. MelihAşıkyazısında cumhuriyetin ilk yıllarında cami kapattırma haberlerinin basında sıkça yer aldığınıancakAtatürk’üncamiyaptırmasıyla ilgili haberlere hiç yer verilmediğini yazmış. Fransa’daki Paris Camii’nin, Japonya’daki Tokyo Camii’nin bizzat Atatürk tarafından yaptırıldığını söyleyerek, Atatürk’ün dindar yönüne dikkat çekmiş. Camilerin resimleri de var Hocam. Onları da uygun görürseniz gösterebilirim. Japonya’daki Tokyo Camii, Fransa’daki Paris Camii.
ADNAN OKTAR: Biz Atatürk’ü anlattıkça, Atatürk’ü dinsiz, ateist gibi gösterenler ağızlarını toplamaya başladılar. Düzgün konuşmaya başladılar. 10 yıl, 20 yıl önce Atatürk’ten bahsetme şekillerine bakın, hatta 3-5 yıl önce, birkaç yıl önce bahsetme şekillerine bakın, bir de şimdiki bahsetme şekillerine bakın; çok büyük değişiklik oldu. Türkiye’ye, İslam alemine manen Allah’ın dilemesiyle yön veriyoruz. Güzel bir yön; vesile oluyoruz, elhamdülillah. Evet, yine Cübbeli biraz ahir zamandan, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetsin. Cevat Akşit Hoca da büyük bir dikkatle dinlesin. “Gerçi istemiyorum” diyor ama, “Allah korusun bizi Hz. Mehdi (a.s) dönemine erişmekten” diyor. “Hz. İsa Mesih (a.s)’ın vaktine erişmekten Allah korusun bizi” diyor; sanki büyük bir felaket. “Felaket” diyor zaten. Evet, dinleyelim.
-VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s.)’ın Yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara İmamlık Yapacağını ve İnsanlığın Tek Bir Ümmet Olacağını Anlatıyor
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Her An Çıkabileceğini, Ancak Bidatlere Alışanların Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde İnkar Edeceklerini Anlatıyor
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Türk-İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor
-VTR- Kıyamet alametleri çıktı. (15 Şubat 2007 Mescit sohbeti)
-VTR- Cübbeli Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s.) Döneminde Huzur ve Barışın Hakim Olacağını Anlatıyor
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hayırlı Ramazanlar Hocam.” İnşaAllah. “Hocam faaliyetlerinizden çok yararlanıyoruz, Allah razı olsun. İttihad-ı İslam oluştuğunda insanlar koyun gibi kesilmez, kadınlara haksızlık ve zulüm yapılmaz. Hocam bu aralarda Hz. Mehdi (a.s)’dan bolca bahsediyorsunuz, Allah razı olsun” diyor. Hocam bir de bütün arkadaşlara yakın çekim yapıyorlar, size yakın çekim yapmıyorlar.” Adem, dediğin oldu şu anda. Ama haklılar çocuklar. “Hocam, sık sık yakın çekim yapmalarını söylerseniz sevinirim.” Bak sık sık yapacakmışsınız. Tamam, yani ben demiyorum, Adem Hocam söylüyor. “Tam yakın çekim yapıyorlar diyorum, yine yapmıyorlar” diyor. Yani Allahualem gıcık olmuş, anladığım kadarıyla. “Artık oradaki kameraman arkadaşlarımı biraz uyarın” diyor. “Allah razı olsun, her gün izlemeye çalışıyoruz” diyor. “Selamun Aleyküm, hüsn-ü zannımız, Adnan Hocamız, yolunuza, Kuran’ın yoluna, Allah rızası için kurban olayım” diyor. “Hocam, bazıları internette Şerif Ali İskenderoğlu’nun Hz. Mehdi (a.s) olduğunu söylüyor, kendi de ilan etmiş ki zaten bu Hz. Mehdi (a.s) olmadığının göstergesidir, buna cevap verin canım Hocam” diyor Ayşe Hanım. Yani garibanın teki, bu adamla niye uğraşıyorlar, ben anlamıyorum. Zavallı, kendi halinde bir insan, artık yaş da ilerlemiş. Oluyor böyle vakalar, bir tek onda da değil. Yani alenen söylüyor, hakikaten ben gördüm, “ya, siz beni nasıl bilemezsiniz, ben zuhur ettiğim halde?” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) olduğum halde niye bana uymuyorsunuz siz?” diyor. “Deli misiniz siz?” diyor, böyle kızıyor. Yani böyle bir şey olduğunda, insanlar benim bildiğim acınır, şefkat duyulur. Nefret edecek bir şey yok, kızacak bir şey yok. Cezbe halinde muhtemelen öyle konuşuyor. Kale alınacak, yani onu ciddiye alacak bir şey olursa bu Müslüman’a yakışmaz. Bin bir türlü konuşan insanlar var, biz onların peşine gidiyor muyuz? Gitmiyoruz. O da öyle kendince acayip acayip laflar ediyor. Şefkatle bakın iyi yönlerine. Bir kere Allah bile dese o bir hizmettir. Anormal yönü, onu da görmezden gelin, kaale almadın mı olur biter. Kuran ayetleri okuyor, İslam’dan bahsediyor, böyle bir acayip bir yönü de var. Ama onu da cezbesine verin artık. Olabilir, insanlık hali; belki ruhunu teslim etmiş de olabilir. Artık bedeni kalmıştır, bedeninde de öyle garip konuşmalar sudur ediyor da olabilir, kendi haline bırakmak lazım. Ona kalırsa, dolu yani öyle vakalar. Alenen Mehdiliği ilan etmesi tabii ki küfürdür. Ama bakalım ki şuurlu olarak yapıyor mu? Bir de bu kadar adam varken, it-kopuk varken, dinsiz-imansız varken, Darwinisti-materyalisti varken, komünisti varken, PKK’lısı varken, kala kala Almanya’daki garibana mı kaldı bizim mücadele edeceğimiz. Her işi bitirdik de onunla mı uğraşacağız yani. Bırakın elin garibini, ne yapıyorsa yapsın kendi kendine konuşuyor işte. Bir kere uyardık, o yeterli; sürekli uyarmak mecburiyetimiz yok, inşaAllah. Ama tabii inşaAllah, Allah hidayet versin. Allah açsın ruhunu, düzgün faaliyet yapacak hale gelsin; çocuksu demek ki biraz, garip yani. Ben acıma ve şefkat gözüyle bakıyorum. Benim hedefim PKK’dır, komünistlerdir; fikren onlarla mücadele ederim. Darwinistle, materyalistle mücadele ederim; vahşi kapitalizmle mücadele ederim, faşizmle mücadele ederim, benim muhataplarım onlardır. Garibim zaten apar topar Almanya’ya kaçtı, canını kurtarmak için. Orada kendini muhafaza ediyor. Bırakın hayatını orada yaşasın, zaten ileri yaşta bir insan. Ne gerek var? Buna yazı için vakit ayırmak bile gereksiz, inşaAllah. İlgileneceksek, bir sıralama yaparız, en sonda olur bunlar. En başta bizim uğraşacağımız adamlar var. İlgileneceğimiz, tebliğ yapacağımız adamlar var. Hepsini hallettikten sonra, vakit kalırsa ona vakit ayırırız. Ona da vakit kalmaz pek, inşaAllah.
Sebe Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım, “Andolsun, Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır.” Delil, incelememiz lazım o zaman. Mesela diyor ki Allah; “göklerde ve yerde nice deliller var; bakmazlar mı, görmezler mi?” diyor Allah. O zaman nasıl bakacağız, göğe nasıl bakmam lazım? Teleskop gerekiyor. Yere nasıl bakacağız, mikroskop gerekiyor. Başka? Elektron mikroskobu gerekiyor, laboratuvar gerekiyor. Demek ki her türlü araştırma yapacağız, inşaAllah.
“Merhaba Adnan Hocam, seni her gün dinliyorum. Dualarınızı bekliyorum.” Sevgi Hanım.
“Türkmenler ve Yörükler diyarı Silifke’den, Sayın Mübarek Adnan Hocam, sizin talebeniz olarak İttihad-ı İslam’a hizmet etmekten dolayı çok şükür mutluyuz. Türk İslam Birliği ve İttihad-ı İslam için kanımızın son damlasına kadar çalışacağız, inşaAllah. Burada arkadaşlarımıza iki gündür A9 kanalımızın broşürlerini dağıtıyoruz, büyük ilgi var. Önümüzdeki bir-iki gün içinde de resimlerimizi göndereceğiz, inşaAllah Hocam. Fosil sergisi için de yetkililerle görüşme halindeyiz. Dualarınız bizimle olsun. İlker Sarı, Silifke/Mersin.” MaşaAllah. Türkiye’nin her yerinde nur yağıyor, nur. MaşaAllah.
BETÜL HANIM: Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi” diyor Allah, yani her yeri bahçe. “(Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin.” Ne güzel nimetler ama ne yapacağız? Elhamdülillah diyeceğiz, Allah’a hamd olsun. “Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var).” İstanbul güzel bir belde, ‘beldetün tayyibetün’. Ebcedi kaç tarihini veriyor? 1453. İstanbul’un fethi tarihini veriyor. Bak, bir tane ayet var. Beldetün tayyibetün, güzel bir beldedir. İstanbul’a işaret ediyor, 1453 tarihine, İstanbul’un fethi tarihi. Bağışlayan bir Rabbiniz var, elhamdülillah. “Ancak onlar yüz çevirdiler” diyor Allah. “Böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.” Acı ılgın, sedir ağacı, iki bahçe; zamanı gelince konuşacağız, inşaAllah. “Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?” diyor Allah. Ne yapacağız? Hamd edeceğiz. Sırf hamd etmek değil; adam yemek yiyor, geğirerek hamd ediyor; İttihad-ı İslam için gayret etmiyor, Türk-İslam Birliği için gayret etmiyor. Allah bela yağdırır, bela. Kim söylüyor? Allah söylüyor, ayette söylüyor. İntikam sebebidir Allah için. Hamd etmek Kuran’a uymakla olur. “Ben hamd ediyorum.” Ee? Yan gelip yatıyorsun. Öyle hamd etmek olmaz. “Kendilerine, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında,” Suriye, Irak, Filistin, İsrail, hepsi Türk-İslam Birliği’nin içerisinde olacak, inşaAllah. “(biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik.” Buradan oturduğumuz yerden İsrail’i göreceğiz, Filistin’i göreceğiz. Ayetin anlamı çok derin. “Ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik:” Şu an yürüyebiliyor musun? Çekip vuruyorlar adamı. O zaman göğsümüzü gere gere gezeceğiz. Ayet ona işaret ediyor aynı zamanda, inşaAllah, “"Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik).” Ebcedi kaç? 2023. Hz. Mehdi (a.s)’ın dünya hakimiyeti, inşaAllah. Geceleri gezebiliyor musun Hakkari’de, Siirt’te, Mardin’de? Dağlarında gezebiliyor musun? Gezemezsin. Suriye’de gezebiliyor musun? Gezemezsin. Irak’ta gezebiliyor musun? Gezemezsin. Güvenlik yok. Ne diyor ayette? “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın.” Mehdiyet devrinde olacak bu, inşaAllah.
(Erdem Ertüzün’e) Böyle kambur münafıklar uyuz tilki gibi hin hin gezip fitne fücur çıkarırken sen İslam’a, Kuran’a çok güzel hizmet ediyorsun.
ERDEM ERTÜZÜN: İnşaAllah Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Cemaatler münafıklara dikkat etsin, münafık çok tehlikelidir. Çünkü Dırar Mescidini kuran münafıklar, Peygamberimiz (s.a.v)’in imkanını ele geçirmek istiyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v)’in haşa vefatını bekleyip imkanlarını ele geçirmek istiyorlardı. Onlar da; çeşitli tarikatlara sızıp oradaki mürşit efendileri ya ihbar ederek, ya bir komplo yaparak, ya bir oyun yaparak, ya zehirleyerek, ya tuzağa düşürerek yahut herhangi bir şekilde vefatını bekleyerek, onların imkanlarına kavuşmak için alçak, uyuz bir köpek gibi bekliyorlar. Çok dikkatli olsunlar cemaatler. Böyle münafıklar hep şeyh efendilerin etkisiz olmasını, bir gün bir şekilde felaketlerini beklerler. Ayette diyor ya; “sizlerin başını felaketlerin sarmasını beklerler. Kötü felaket onları sarsın” diyor Allah. O ne demektir? Münafıklar can çekişerek geberecekler, inşaAllah. Münafık, Allah’ın en nefret ettiği mahluktur, en aşağılık mahluklardır. Yılan gibidir, sezmek çok güçtür. Bin bir kılığa girer, bin bir şekle girer. Çok oyuncudur, çok kahpedir. Her yere, her şekilde sızma gücü vardır. Kuran’a karşı hurafe kullanır münafık, onun silahı hurafedir. Mehdiyet’in silahı nedir, Kuran’dır. Münafığınki de hurafedir. Kuran’a karşı hurafe ile mücadele eder. Onun için çok dikkatli olmak lazım, çok uyanık olmak lazım. Bediüzzaman “şeytan gibi” diyor, “şeytani bir zekaya sahiptirler” diyor; “yılan gibi zehirlemek için şeytani bir zeka ile hareket edeler” diyor. Onun için herkesin karı değildir münafığı yakalamak ve etkisiz hale getirmek. Çok uyanık olacağız, inşaAllah.
Beril Hocam, bir ayet söyle.
BERİL HANIM: İnşaAllah. Hac Suresi, birinci ayet; kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey insanlar Rabbinizden korkup-sakının. Çünkü, kıyamet saatinin sarsıntısı çok büyük bir şeydir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Seni böyle boylu poslu, sağlıklı görünce; akıllı, imanlı görünce münafıklar çöplüğe atılmış limon gibi sapsarı oluyorlar.
ERDEM ERTÜZÜN: Allah’a çok şükür, elhamdülillah Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah ilmini, irfanını artırsın. Allah milletimize bereket, bolluk, güzellik versin. Askerlerimize de derin iman, Allah’a derin aşkla bağlanmak nasip etsin. Allah, askerlerimizin kalplerine muazzam bir güç versin. Derin bir hidayet, derin bir güç. Bütün ordumuza Allah böyle derin bir imanla tecelli etsin, inşaAllah. İmansız insan ordumuzda kalmasın, inşaAllah. Türk ordusu yiğittir, delikanlıdır. Allah bereket versin ordumuza, güzellik versin, iyilik versin.
Sakın Anlamazlıktan Gelmeyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Dergiler
Devamı ...