BETÜL HANIM: Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri Programı’na hoş geldiniz.
Murat Bardakçı, Fatih Altaylı’nın Türkiye bölgelere ayrılarak federasyonla yönetilebilir önerisine sıcak baktığını, ancak Türkiye’nin Kuzey Irak ya da Suriye ile birleşerek büyümesi önerisinin tamamen boş bir hayal olduğunu yazmış Hocam. Yazısında bir zamanlar Aziz Nesin ile Kahire’de gezerken, Nesin’in; “buraları iyi ki kaybetmişiz, düşünsene buralarda gördüğün adamlar şu an hala bizim vatandaşımız olacaklardı, ne işe yararlar ki” dediğini belirterek bu söze destek vermiş ve “Osmanlı güvenlik ve ekonomik çıkar amaçlı büyümüştü ama Türkiye’nin zengin ülkeler yerine Irak ya da Suriye gibi sorunlu ülkelerle birleşmesi çıkar değil, sadece dert getirir” demiş.
ADNAN OKTAR: Ama Aziz Nesin ateistti, ateist birisinde derin bir insan sevgisi aranmaz. Oranın insanları mazlum. İsviçre, Danimarka, Norveç falan, onlar da zamanında banyo yapmayı bile bilmiyorlardı, Osmanlı’dan öğrendiler. Dolayısıyla onlar fakirlik ve eğitimsizlikten öyleler ama kalpleri pırıl pırıl, tertemiz. Bir şefkat, sevgi anlayışı esastır. İkinci sınıf insan, üçüncü sınıf insan bakış açısı çirkin. Aklı başında bir insan böyle bir şey yapmaz. Irak’taki, Suriye’deki insanlar tertemiz müminler, Müslümanlar ama bilgisizler, eğitimsizler. Mehdiyet hem onları eğitecek, hem bilgili hale getirecek, hem sevgiyi, hem aklı, hem kültürü onlara en güzel şekilde öğretmiş olacak. Ayrıca federasyon falan öyle bir konu da yok. Türkiye büyüyecek dediğimizde Suriye olduğu gibi duracak, Irak da olduğu gibi duracak, ilhak yok. Onlar bir aile içerisinde baba oluyor, oğulları oluyor, annesi oluyor, çocuklar oluyor. Ne oluyor, ilhak mı ediyorlar? Aile, orada bir sevgi bağı, kardeşlik bağı, dostluk bağı, koruyup kollamak. Baba oğluna nasıl düşkün olur, anne oğluna nasıl düşkün olur, oğul babasına nasıl düşkün olur, öyle bir düşkünlük ve sevgi olacaktır, koruyup kollayacaktır insanlar birbirlerini, barış kardeşlik içinde olacaktır. Onların kafası pek Mehdiyet’e uygun değil. Yani daha o bilgiyi olacak, o heyecanı alacak gibi değil. Materyalist ruhlu, materyalist insanların içinde yetiştikleri için o derinliği, o tutkuyu, o sevgiyi bilemiyorlar. Mesela bizim için Suriye ile birleşmek çok büyük heyecan vesilesidir. Suriyeli insanlar, Suriyeli kardeşlerimiz... Bir tek orası değil, İsrail de, Ermenistan da, hepsi, hatta Rusya. Güzel, kardeşçe bir bağ oluşturacağız, sevgi bağı oluşturacağız. Savaşlar ortadan kalktığında, barış, kardeşlik olduğunda insanlar, “yahu İslamiyet ne güzelmiş, Müslümanlık ne güzelmiş” diyecekler ve bütün dünya, bütün insanlar Müslüman olmak için can atacaklar. Konu bu, karmaşık bir şey yok.
BETÜL HANIM: Fatih Altaylı da bugünkü yazısında, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ya büyüyeceği ya da küçüleceği iddiasını yeniden gündeme getirerek, Türkiye için bunun bir tercih meselesi olduğunu ve hangisinin Türkiye’nin menfaatine olduğunu önceden kestirmenin mümkün olmadığını belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin menfaatine olan büyümektir tabii. Küçülmek niye menfaatine olsun; Türkiye büyüyecek turan olacak. Bütün Türklük alemi birleşecek, İslam alemi birleşecek, dev bir Türk İslam Birliği oluşacak, uçsuz bucaksız coğrafyada sevgiyle, coşkuyla, kardeşçe, birlikte yaşayacağız. Urfa’ya gideceğiz, güzel Urfa türküleri dinleyeceğiz, Azerbaycan’a gideceğiz, Azerbaycan türküleri dinleyeceğiz, her yer özgür olacak inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan Hocam, güzel sözlerinizi duyunca çok sevindim, iki rekat şükür namazı kıldım” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah. Mümin, muttaki insanın güzel olan şeylere karşı, güzelliklere karşı tavrı budur. Allah sevgisini arttırsın inşaAllah.
“Hocam maşaAllah zaten yakışıklısınız ama daha da gençleşip yakışıklı oluyorsunuz, sizi çok ama çok seviyoruz. Mübarek nur yüzlü canım Hocam, bir ricam olacak inşaAllah. Bir kardeşimiz yazmış da ama yine ben hatırlatacağım Hocam. O güzel gözlerinizi tam net göremiyoruz, kameraman kardeşimizin yakın çekim yapmalarını istiyoruz, sevgiler, saygılar. Türk İslam Birliği, dünyaya selamet, barış, kardeşlik, inşaAllah canım Hocam. Bana ve tüm kardeşlerimize dualarınızı bekliyoruz, Allah’a emanet olun arlan Hocam. İzmir’den Şengül Say.” Kardeşim niye bu çocukların sözünü tutmuyorsunuz siz bakayım. Zumlama olacak bir kere, o şart. Herhalde şu an oluştu o. Evet teşekkür ediyorum.
Tuncay Erayvaz Bursa’dan yazıyor; “Selamün aleyküm aslanların aslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri sizi ve talebelerinizi övüyor. “Onlar alimdir, onlar bütün dünyanın küfrüne top atıyor. Eczane her türlü ilacı satar, hasta her türlü ilacı içemez. Bu başka hastaya, bu başka hastaya, bu başka hastaya. Bu kadar alem var, her birinde eğri büğrü fikirler var, Adnan Hoca top atıyor onlara. Müslümanlara top atmıyor ya. Müslümanların içinde eğri bulunanlara, onlara da top atıyor” diyor. Bu sözü ben kendi nefsimde şerh ettim inşaAllah, kardeşlerimiz de dinlesin. Seyit Adnan Hocamız ve talebeleri, küfre ve hasta olan Müslümanlar’a, münafıklara etkili oluyorlar, onların düzelmesi için gayret ediyorlar” diyor. 2009 yılından beri takip ediyormuş kardeşimiz. “Arif Arslan ağabeyimize de güzel bir uyarısı olmuştu Hocamızın. Şimdi Arif Arslan Hocamızın üslubu süper güzel oldu” diyor. “Şimdi Cevat Akşit Hocamız temiz bir insan, fakat Mehdiyet ile ilgili üslubu yanlıştı, Hocamız şifa için onu da uyardı” diyor. Doğru, hakikaten de çok sevecen, çok hoş, iyi bir insan, temiz, samimi bir insan ama Mehdiyet ile ilgili söz olmadı, orada çok yanlış tabii. “300’ü aşkın kitabınızı, internet sitenizi çok beğeniyorum, A9 televizyon kanalını da yürüttüğü fikri mücadelesinde destekliyorum, dualarınızı bekliyorum” diyor kardeşimiz.
“Selamün aleyküm koç yiğidimiz, Muhammed Adnan Hocamız. Ellerinizden öperim, öpmeye de geleceğim inşaAllah. Ben Konya Selçuklu bölgesinde birçok camilerde teravih namazı çıkışı A9 broşürü dağıttım” diyor. Bayağı bir faaliyetleri var, yazmış. Mehmet Emre Çiftçi. “Aslanların aslanı koç yiğit Hocam” diyor. MaşaAllah bak ne güzel sevgisi, bizim istediğimiz o. İşte Mısır’da olacak da budur, İran’da olacak olan da budur, Pakistan’da olacak olan da budur. Bu bölgedeki insanları hep Avrupalılar ve bizim bazı garip düşünen insanlarımız pek adam yerine koymadılar, onları ikinci, üçüncü sınıf adam yerine koydular. Bunlar mı falan diye. Ayette de var ya, “Bu beyinsizlere mi uyacaksınız” diyor, Kuran’da ayet var. O ayetleri bana bulun. Beğenmiyorlar Müslümanlar’ı. Onlar bizim canımız. Mesela Kürt kardeşlerimizi de beğenmiyorlar diyorlar ki; “Ayrılsınlar bizden. Paramızı alıyorlar, imkanlarımızı alıyorlar, görmek istemiyoruz onları” kafasındalar. Onları da böyle, bir kısmını üçüncü sınıf insan olarak görüyorlar. Onlar bizim canımız, Türkiye’nin güzelliği onlar, Türkiye’nin çiçekleri onlar. Koç yiğitler, delikanlılar, dürüstler, efendiler, misafirperverler, dindarlar, her türlü güzellik üzerlerinde maşaAllah. Canımız kardeşlerimizi biz hiç kimseye doğru itmeyiz, onlar bizim canımız, birinci sınıf vatandaşlarımız, birinci sınıf vatanımızın evlatları, kardeşlerimiz. Verdiğimiz paralar oraya gidiyorsa helal olsun, helali hoş olsun, az bile inşaAllah.
VTR (DEĞERLİ İSLAM ALİMİ SULTAN BABA)
ADNAN OKTAR: Bak diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım; Hud Suresi 11 ile 27. ayet; ‘’Kavminden, ileri gelen inkârcılar” o devrin gazetecileri, sosyete mensupları, sanayicileri falan, o devrin artık ileri gelen olarak bilinen kim varsa, “'Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan” görüşü dar olan “ve en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz” ayak takımı sana uyuyor diyor Peygamber (s.a.v.)’e. Müslümanlar için bunu söylüyor. Bak diyor ki; senin bir özelliğin yok diyor haşa, “biz seni yanlızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz” zaten senin bir özelliğin yok diyorlar. “Sana sığ görüşlü olan” bakışları dar, çok iyi düşünüyoruz, acayip kafa var bizde diyor, “sığ görüşlü olan ve en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz.” “Aşağılık” diyorlar Müslümanlar’a. “Ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz' dedi.
Firavun diyor ki Hz. Musa (a.s)’a (Zuhruf Suresi 52. ayet), şeytandan Allah’a sığınırım; “Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.” Bak aşağı sınıftan diyor, beğenmiyor. Kürt kardeşlerimizi beğenmiyorlar. Arapları görgüsüz diyerek beğenmiyorlar. Bir kere müthiş sevgi doludur bu insanlar, çok misafirperver ve tertemizdir. Özellikle Kürt kardeşlerimiz nurdur, nur. Son derece efendi ve çok klas insanlardır. Mehdiyet; o nur gibi tertemiz , orada yıllardır aşağılanan, hor görülen, ezilen, öldürülen, dövülen, sövülen, şehit edilen, o mübarek insanları kucaklayacak, sevgiyle bağrına basacak. Çok kaliteli insanlar çıkacak. Çok kaliteli bir dünya meydana gelecek. Paris, dünya yaratıldığından beri Paris değil, sonradan Paris oldu. Londra da başından beri Londra değil, değil mi? Şimdi İslam alemi de öyle. Bir medeniyet patlaması yaşayacak. Bir güzellik ve kalite patlaması yaşayacak. Bütün mesele bir önderi olan akıllı bir insan grubunun, sevgi insanlarının, aşk insanlarının, muhabbet insanlarının o güzel insanlara sahip çıkması, konu bu. Hele bir Suriye’yi alalım da , hele bir kardeş olalım da ondan sonrası kolay. Ondan sonrasını bize bıraksınlar. Söz bir Allah bir, Avrupa’dan daha güzel yapacağız. Ben onlara garanti veriyorum. Pakistan’ı da, İran’ı da, Suriye’yi de, Ürdün’ü de Avrupa’dan daha kaliteli hale getireceğiz. Bana güvensinler, inşaAllah. Kişilik olarak da çok çok daha mükemmel olacak , çok çok güzel olacaklar ama birleşmek şart.
“Selamün aleyküm canım hocam” ve Aleyna aleyküm selam rahmetullahi ve berakatuhu. “Sizi Allah için çok seviyorum Hocam.” Ben de sizleri çok seviyorum. “Nihat Hatipoğlu sahur sohbetinde Hz. Mehdi (a.s) beklemenin anlamsız olduğunu anlattı’’ diyor. Şu geçenlerdeki filmi kastediyor herhalde, değil mi? Yeniden anlattıysa artık hoca coştu demektir. “Bizlere dua edin Hocam” diyor. Allah ömrünü uzun etsin hayırlısıyla, sağlık sıhhat versin, hidayet versin. Kalbine inşirah versin Allah, bütün Müslümanlar’ın kalbine inşirah versin. Ferahlık, iyilik, nur versin. Allah melekleriyle yardım etsin milletimize ve bütün insanlığa inşaAllah.
“Selamün aleyküm üstad-ı azam seyyid Adnan Hocam.” Üstad-ı azam masonlukta bir derecedir. Kardeşimiz bize bir mertebe vermiş. “ Masonların da gittikçe sizin talebeniz olduklarını görüyoruz.” Hakikatten öyle, acayip seviyorlar, acayip bir bağlılıkları oluştu. İslamiyet hakkında yüzlerce mason locasında ders yapılıyor, sohbet yapılıyor. Bir tane iki tane değil, yüzlerce. Şimdi en seçkin, en ileri gelen masonlar da gelecekler önümüzdeki günlerde. İslamiyet’e, Kuran’a karşı derin bir muhabbet gelişti hepsinde. “Biz İslamiyet’i böyle bilmiyorduk” dediler. MaşaAllah. “Elhamdülillah, namaz kılmalarına, hidayetlerine vesile oluyorsunuz. Üstad-ı azam olmaya siz daha layıksınız. Allah Hz. Mehdi Azam’a ulaşmayı nasip etsin kıymetli hocam” diyor Sinan isimli bir kardeşimiz.
Urfalı kardeşlerimiz çok şahane bir türkü söylüyorlardı, internette gördüm, şahane söylüyorlar böyle, çok güzel. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) devrinde hep beraber böyle yerde oturup, ondan sonra yer sofrası da kurup böyle güzel Urfa türkülerini dinleriz. Bir parça dinleyelim bakalım. Çok yanık sesli bir delikanlı var, helal olsun ona. O aslan o, tam Urfalı yani. Bak şu delikanlı, çok güzel söylüyor. “Gönlümüz geçmez güzelden” diyor; tabii, Müslüman’ın gönlü güzelden geçmez, güzel olan her şeyi arar. “Ezelden Urfalıyım” diyor; çok güzel, tabii kaderi öyle. Ama ben burada sesin üzerinde duruyorum, çok şahane. Urfa’nın kendine has bir ses yapısı var, o birçok sanatçıda görülüyor. Nefis bir keskinlik çok şahane. Yani böyle cezbeye getirtecek bir ses, bayağı güzel maşaAllah. Parçada biraz düzenleme yapılması gerekiyor tabii. Ben bu tip parçaları, hep Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa (a.s.)’a ithaf ederek hazırlatıyorum. Ufak tefek söz değişiklikleri yapıyorum. Hep İslam’ın hakimiyeti... Hatta Orhan Baba’nın bir şarkısı vardı, onun bile Hz. İsa (a.s.)’a ithaf ederek hazırlattım, yarın ekip getirttireceğim çaldırtacağım. O şarkıları öyle güzel bir hale getirmek mümkün oluyor. Bazıları tabii boş oluyor, onlara özel güzel bir anlam verip, güzel bir sesle okunduğunda imani coşkuyu çok artırır. Bayağı güzel olur, çok hoş olur. Ben diyorum ki bak; “Vatandaşlarımı kimseye vermem. Ne komünistlere kaptırırız, ne başkasına. Urfa mesela, çok şahane insandır Urfa’nın insanları. Mardin’in insanları öyle, çok şahanedir. Antep, delikanlı yatağıdır. Maraş, yani silme delikanlıdır, maşaAllah. Bütün Anadolu öyledir, teker teker çok kıymetlidir. Mesela bak, ben söylerken bile herkes evet diyordur, aksini kimse söyleyemez. Bilinir bu. İnşaAllah bu türküleri de böyle güzel bir düzenleme yapacağım. Orhan Baba’nın şarkısını da, onu da yarın çaldıracağım, videoya aldıracağım, dinleteceğim. Serdar hocam bir bak. Ufak değişikliklerle çok şahane oluyorlar. İnşaAllah. Mesela aşk şarabından bahsediyor, güzel. “Aşk şarabı”. Çünkü bak şarap değil, “aşk şarabı”. Çok hoş bayağı güzel. Çok düzenlenip hoş hale getireceğim, acele etmezseniz göreceksiniz inşaAllah. Masonların Müslüman olması elhamdülillah benim hiç düşünmediğim bir şeydi. Ben hep zannediyordum ki masonlar hep böyle bela olurlar, Müslümanların başına bela olurlar, hep şeytana uyarlar. Ondan sonra, biz bunlarla sürekli bir savaş, mücadele yani; ilmi fikri bir mücadele içinde olacağımızı zannettim. Baktık adamlar Hızır (a.s.) talebesi olmaya hazır. Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olmaya hazır. Hızır (a.s.) da bir yerden girmiş bir koldan. Önden bir girmiş mason localarına maşaAllah. Orada burada üstatlık yapıyor maşaAllah. Masonların asıl büyük üstatları, en büyük üstatları Hızır (a.s.)’dır, haberleri bile yok inşaAllah. Şimdi onların hepsini İslam’a doğru çekmeye başladı. Hz. Mehdi (a.s.) bir yandan Hızır (a.s.) bir yandan localara hakim oluyorlar elhamdülillah. Bizde Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak naçizane, acizane, var gücümüzle bir nefer olarak yardımcı olmaya gayret ediyoruz inşaAllah.
“Adnan bey!” soğuk bir üslup. Ne selam, ne sabah, belli ki gidişat kötü. Hayır var tabii. “Mehdilik konusunu devamlı işliyorsunuz. Dünkü Hz. Mehdi (a.s.) tanıtımında ise tüm tarifler size uymaktaydı.” MaşaAllah ne güzel, inşaAllah uyar. Sana da uysun. Müslümanlar’a uysun, ne güzel. Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzeyeceğiz, Hz. Mehdi (a.s.)’a benzeyeceğiz, keşke uysa. “Vücudundaki izler kısmını biz bilemeyiz tabii. Bu bağlamda Mehdilik konusunun üzerinde bu kadar durmanız, kendinizi Hz. Mehdi (a.s.) olarak görüyor olmanız ile ilgili olabilir mi?” Düşünelim. Dediğine göre vardır bir bildiği. “Dün gece Hz. Zeyd Efendimiz’den söz ettiniz. Fahri Kainat Efendimiz (s.a.v.)’in Hz. Zeyd Efendimiz’in eşiyle evlenmesindeki mana hikmeti neydi? Bu sıradan bir aşk hikayesi değildi. Rabbimiz’in bu işteki muradı neydi?” Aşkın sıradanı olmaz. Bir tane aşk vardır; Allah aşkı vardır. Ama avami gözle bakarsan yerli film aşkına çevirirsin. Ve o kafayla bakarsan kafan allak bullak olur. Bir tane aşk vardır. Allah aşkı vardır, başka da aşk yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in annemizle evliliğinin sebebi Allah aşkıdır. Fakat, gerçek aşkı bilmeyenler; onların aşk dedikleri şey başka kafalarında, başka yerlerinde, başka gözlerinde, yani şeytani kafalarında. İmani kafada olacak aşk, imani kafada düşünecekler inşaAllah. 1500 sene önce Kerbela’daki olayı anlatmış kardeşimiz. Hz. Hüseyin Efendimiz’in şehadetini anlatmış. Hz. Hüseyin benim dedem. Benim dedemi şehit ettiler. O Kerbela olayının intikamını Hz. Mehdi (a.s.) alıyor. İttihad-ı İslam oluşturarak, Türk İslam Birliği’ni oluşturduğunda, şeytanı ayaklarının altına alıp ezdiğinde intikam alınmış olacak. Hz. Hüseyin’i orada şehit ettiren şeytandı. İblisti. İblisi de Hz. Mehdi (a.s.) öldürecek ayağının dibinde. Şeytanı öldürecek Hz. Mehdi (a.s.), hadis var. Ve dedelerinin intikamını alacak. O konuda gönülleri rahat olsun. Ama biz birinci kısma gelelim. “Hz. Mehdi (a.s.) konusunu da devamlı işliyorsunuz”. Benden başka anlatan yok tabii ki işleyeceğim. Sen anlat ben anlatmayayım. Sen anlatmazsan ben anlatacağım. Hocalar anlatmıyor. Cüppeli de bak, “hiç kimse anlatmıyor” diyor. “Ahir Zaman Hz. Mehdi (a.s.) alametidir bu” diyor. “Hiç duyuyor musunuz alimlerden hocalardan, Hz. Mehdi (a.s.)’dan deccaldan bahsettiklerini görüyor musunuz? Her yerde sustular. Bu Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığının alametidir. Mehdilik alametidir. Mimberlerde, kürsülerde artık duymaz olduk. Eskiden sahabeler beş vakit Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyordu, deccaldan bahsediyordu, şimdi hiç kimse bahsetmiyor” diyor. Cüppeli hazretleri ben varım elhamdülillah, ben! Hz. Resulullah (s.a.v.)’in torunuyum. Hz. Hüseyin’in evladıyım. Ben varım inşaAllah. Ve milyonlarca seyyid var. Anlatıyoruz ve anlatacağız. Mehdiyet’i sürekli gündem yapıyoruz ve yapacağız. “Dünkü Hz. Mehdi (a.s.) tanımında ise tüm tarifler size uymaktaydı”. Doğru, uyuyor. Elhamdülillah, maşaAllah. Ne güzel, çok da hoşuma gidiyor. Bütün o benler aynısıyla var, bu tarif edilen şeyler. Arkadaş diyor ya “vücuttaki izler kısmını biz bilemeyiz tabii” diyor. Ben biliyorum birebir var, doğru. Mehdilik iddiam var mı? Tirtir titrerim, her gün korkuyorum cehenneme gideceğim diye, her gün. Ne haddime benim Mehdilik iddia etmek. Bayağı korkuyorum, yemin ederim, Allah adına yemin ediyorum. Ama, her Müslüman Mehdi olmakla mükelleftir, Mehdiyet’i istemekle mükelleftir. Her Müslüman. Bak, “takva sahiplerini önder kıl bizi” dedi mi Müslüman, nedir bu? Hz. Mehdi (a.s.) olmak istemektir. Her Müslüman bunu isteyecek inşaAllah. “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele edin” diyor Allah. Bu nedir? Mehdiyet’in talimatı değil mi? Mehdiyet’in özeti değil mi bu? Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak, “din Allah’ın oluncaya kadar” yani İslam bütün dünyayı kaplayıncaya kadar. Ve “fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar.” Fitne ne biliyor musunuz? Somali’deki açlık nedir? Fitne. Irak’taki katliamlar ne? Fitne. Suriye’deki Müslüman katliamı fitne. Doğu Türkistan’da ki kardeşlerimizin katliamı fitne. PKK fitne. Bunların tamamı kalkıncaya kadar, “din Allah’ın oluncaya kadar,” mücadele her Müslüman üzerine farz. Bunu yapan işte Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Kim yaparsa büyük Hz. Mehdi (a.s.) odur inşaAllah. “Bu bağlamda Mehdilik konusu üzerinde bu kadar durmanız kendinizi Hz. Mehdi (a.s.) olarak görüyor olmanızla ilgili olabilir mi?” Mehmet Şevket Eygi, dünya tatlısı bir Hocamızdır çok mübarek bir insan. Gece gündüz yazar, der ki; “Müslümanlar başlarına bir imam-ı kebir seçsinler, bir imamları olsun, başlarında bir Hz. Mehdi (a.s.) olsun” derler. Bakın ben Nur talebelerinin ileri gelen büyük bir ağabeyi ile görüşüyorum yazıhanesinde, çok sevdiğim bir ağabeyimiz. Ellerinden öperim, ayağından öperim, ayağının tozuyum. Mehmet Şevket Eygi’ye, “abi ne diyorsun Mehmet Şevket Eygi’ye” dedim. “O sürekli imam-ı kebirden bahsediyor. İşte kendisini imam-ı kebir zannediyor da onun için” dedi. Yani “Büyük Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinin olduğu kanaatinde, o yüzden” dedi. Bak o kadar mazlum bu temiz insana bile bu söyleniyor. Başka bir kardeşimiz vardı, ona da dediler. Hiç mahsuru yok, Bediüzzaman da Mehdiyet’i anlattı. Ona da dediler “sen herhalde Mehdilik iddia ediyorsun” dediler. Mehdilik iddia değildir, ispattır ispat. Olay oluşur, konu biter ve onun başındaki vesile olan insana biz Hz. Mehdi (a.s.) deriz. Yani asıl olan İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam’a vesile olan insanın adı Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Veysi Nur Baki, “saygılar” diyor. Yalnız şu Adnan Bey’i kaldıralım Veysi Hocam. Ne gerek var beyli paşalı falan, ben senin kardeşinim. Düz, güzel bir üslup daha iyi olur. Ama yine de olabilir değişiklik. Kardeşim Türk-İslam Birliği’ni herkes ısrarla savunsun. Hoca efendiler milleti uyuşturmaya çalışıyorlar görüyorsunuz televizyonlarda. Gece gündüz uyuşturmaya çalışıyorlar, böyle ruh gibi konuşarak, ruh gibi bir üslupla, garip bir iyimserlik, garip böyle sahte bir neşeyle, böyle mistik acayip bir ruh hali içerisine girmiş gibi, kendini kaybetmiş, cezbelenmiş bir insan halinde veyahut da çok çok iyi kalpli, tatlı Noel Baba havalarında bir üslup kullanıyorlar. Bunlara gerek yok. İslam alemi mahvedilmiş vaziyette. Akılcı olacağız. İttihad-ı İslam, bütün Müslümanlar’ın bir araya gelmesi, birbirimizi seveceğiz ve ikinci sınıf olarak onları göremeyeceğiz, üçüncü sınıf olarak görmeyeceğiz. Hepimiz Allah’ın kuluyuz. Mezarın altına bize ikinci sınıf, üçüncü sınıf diye bir şey söylemeyecekler. Hepimiz kemikleri aynı kalır. Mezar açılıyor herkesin aynı değil mi? Yakışıklı fosil olmaz veyahut yakışıklı kemik olmaz. Herkesinki aynıdır aşağı yukarı.
“Hocam hayırlı akşamlar.” Allah hepimize hayır nasip etsin. “Biz İstanbul Kurtuluş’tan sizin takipçileriniziz. Burada Ermeni arkadaşlarımız da var, sizlere çok selamları da var.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü inşaAllah. “Tanya ve Elisa’ya buradan selamlarımızı gönderiyoruz. Dualarınız eksik olmasın Hocam. Size bir sorumuz olacak; acaba gayri Müslim arkadaşlarımızla beraber olmamızın bizim yaşantımıza bir sakıncası var mıdır? Onlarla gönül rahatlığıyla arkadaş olabilir miyiz? Üç kıtada Türk-İslam Birliği’nin kurulması dileğiyle Hocam. Dualarımız sizinle, sevgiler, saygılar, Mahmut.” Benim bak bu canlarım, bu iki kuzum gayri Müslimler. Onlar benim canım, sohbet ediyorum. Allah onları gayri Müslim yaratmış. Beni de yaratabilirdi öyle ama onları yaratmış. Yahudi de olabilirdim, Ermeni de olabilirdim, Müslüman yaratmış. Allah onları da gayri Müslim yaratmış. Sevgiyle bağrımıza basıp, samimiyetle anlatırsak İslam’ı, Muhammedilik aşktır, güzelliktir, aklı başında hiç kimse inkar edemez, hiç kimse reddetmez. Ama sen Ermenisin, sen Rumsun, sen.. Biz çocukken öyleydi; Ermeni deyince hakaretti Ermeni demek benim çocukluğumda, ben öyle hissediyordum. Rum derlerdi, vay seni Rum falan, Rum da böyle hakaret gibi bilinirdi. Moskov, mesela Rus, Moskov falan denilirdi. O da çok şey bilinirdi böyle... Arapları da çok bize kötü göstermeye çalışırlardı çocukluğumuzda. İşte pistirler, akılsızdırlar, şunlar, bunlar haşa. Baktık sonra Yunanlılar, Rumlar, çok tatlı güzel insanlar. Ermenilere baktık, çok naif insanlar, çok efendi insanlar. Onlar bizim canlarımız, şefkatle yaklaşacağız. Allah onları da, mesela Cübbeli’yi de Allah Ermeni yaratabilirdi. Ermeni papaz olarak yaratabilirdi. Ne olacak? Nefret mi edeceğiz? Şefkatle yaklaşacağız, doğruyu ve güzeli anlatacağız. İnsanlar akıllı varlıklardır, doğruyu, güzeli gördüklerinde kabul ederler. İslam, ne diyor Cenab-ı Allah? Birbirinizi sevin, şefkatli olun, merhametli olun, affedici olun, cömert olun, iyi niyetli olun, samimiyetten hiç ayrılmayın, birbirinizi koruyup-kollayın, savaştan kaçının, acılardan kaçının, cennet için Allah’tan talepkar olun, cennet isteyin ama asıl amacınız Allah’ın rızası olsun diyor Cenab-ı Allah. Ben bakın anlattım demin, bir annemiz Musevi asıllıydı. Peygamberimiz (s.a.v)’in evlendiği bir annemiz. Bir annemiz Hıristiyan asıllıydı. Peygamber (s.a.v)’den daha mı bunlar akıllı olduklarını iddia ediyorlar? Kuran’da Cenab-ı Allah; “Hıristiyanları size daha yakın görürsünüz” diyor Allah ayette Hıristiyanlar için. Biz onlara şefkatle yaklaşmak durumundayız. Peygamberimiz (s.a.v) hep şefkatle, sevgiyle yaklaştı. Nefretle yaklaşsa İslam böyle yayılır mıydı? Peygamberimiz (s.a.v)’i tenzih ederim de Müslümanlar öyle yapsaydı yayılır mıydı? Allah affetsin, çünkü Peygamberimiz (s.a.v) için öyle şey söyleyemeyiz.
“Selam kainatın güzel sözlü aslan piri, sizi çok seviyoruz. Yiğit, delikanlı, dürüst, açık sözlü ve barışçıl, idealist dava insanısınız. Dünya gerçekten bir nur ile aydın olmuştu. Bunu önce bir Kuran, sonra Peygamber (s.a.v.), onların Ehl-i Beyti” doğru maşaAllah “ve ardından onların varisi, akabinde o güzel seyyidler, o seyyidlerin bir gülü de sizsiniz can pirim. Saygımız sonsuzdur, sizden bu akşam Allah rızası için Maun suresini okumanızı ve batın yorumunuzu istirham ediyoruz. Dostçakalın, Alevi kardeşiniz Ahmet. Hep böyle kal, güzel yürekli pirim” diyor. Aleviler, Aleviler candır can, dünya güzelidir o insanlar. Sevgi insanlarıdır maşaAllah. Allah hepsini koruyup kollasın, kardeş etsin. Bizlerden ayırmasın onları inşaAllah. Maun Suresi 2. bölümde okuruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selam Hocam”, Azerbaycan diliyle yazmışsın, hiç anlamıyorum ki biraz Türkçeleştirin. MaşaAllah maşaAllah, Almanya, Hollanda, Norveç’ten. Çok güzel elhamdülillah, maşaAllah.
“Selamun aleyküm kainatın yakışıklısı Muhammed Adnan Hocam. Hocam vesilenizle A9 TV’nin broşürlerini dağıtıyorum inşaAllah. Sabahları yola çıktığımda evlerin kapılarına ve gazetelerin arasına A9 broşürünü koyuyorum inşaAllah.” Evlerin kapılarına, oluyor mu öyle şeyler? Ona izin alacak inşaAllah. “Hocam Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) bir bedende birleşti diyen bir kişi vardı” diyor. A9 broşürünü ona vermiş. Ne cesaret, o değişik bir tip. Numan Mareşal. İyi aferin, iyi yapmışsın, Allah razı olsun, maşAllah. Yani tanıdıklarının, akrabalarının kapılarına tabii bırakabilir bir şey olmaz ama, bilmediğin bir yere falan izin almak lazım. Ama gazetenin arasına, gazete ile anlaşıp, gazete dağıtanla anlaşıp olur. Onlar kendileri koyup dağıtırlar inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Dini yalanlayanı gördün mü?” Yani materyalist, Darwinist, ateist olan, komünist olan, PKK’lısı, işte iti kopuğu, onları gördün mü diyor Allah, demek ki Müslümanlar görecek. “İşte yetimi itip kakan” yetimi itip kakan nedir? Vicdansız, zalim anlamına geliyor. Dehşet saçan, acı veren, terör uygulayan, ızdırap veren, insanlara değer vermeyen, onları ikinci sınıf, üçüncü sınıf, dördüncü sınıf insan olarak gören. “Yoksulu doyurmayın teşvik etmeyen odur.” Bak bütün dünya şu an bu belanın içine düşmüş durumda. Yoksulların doyurulmasını teşvik etmedikleri için yoksullar kitleler halinde ölüyorlar açlıktan. Kuran ayetinin işaret ettiği mana Ahir zamanda tezahür ediyor. “İşte şu namaz kılanların vay haline.” Namaz kılıyor, sakalı da tamam, ama sahtekar. İslam’ın dünya hakimiyetini asla istemez, İttihat-ı İslam’ı istemez, Türk İslam Birliği’ni istemez, Hz. Mehdi (a.s.)’dan nefret eder, İsa (a.s.)’dan nefret eder haşa, ama namazını da kılar. “Ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar.” Hurafeler, uydurmalar içerisindedirler. “Gösteriş yapmaktadırlar.” Sakalı göbeğinde veyahut işte ne kadarsa, rütbesi tamam, misvakı tamam, gösteriş kısmı tamam, ama içi harap, kalbi harap, düşünceleri harap, fikri harap, sevgisi yok, şefkati yok. “Ve ufacık yardımı da engellemektedir.” Yani ufacık bir yardımı dahi istemiyorlar diyor Cenab-ı Allah. İttihat-ı İslam’ı istememek, Türk İslam Birliği’ni istememek. Ufacık yardım nedir? Ben Türk İslam Birliği’ni istiyorum demek mesela, ufacık bir yardımdır, küçük bir yardımdır. Bunu da engelliyorlar, bunu da dedirttirmiyorlar. Çünkü İttihat-ı İslam’ı istiyorum dediğinde, Türk İslam Birliği hakim olur ve dünyada büyük mutluluk ve güzellik olur. Maun Suresi’nden hemen sonra zaten Kevser Suresi geliyor. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; şeytandan Allah’a sığınıyorum, kovulmuş şeytandan. “Şüphesiz biz sana Kevseri verdik.” 1453 İslam’ın dünya hakimiyeti aynı zamanda İstanbul’un fetih tarihini veriyor. Hicri olarak hakimiyet, Miladi olarak ta İstanbul’un hakimiyeti, Fatih Sultan Mehmet tarafından feth edilmesi tarihini veriyor. “Şu halde Rabbin için namaz kıl.” Niçin namaz kılınıyormuş? Allah için, yani Allah rızası için. “Ve kurban kes.” Müslümanlarda kurban kesiyorlar. “Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.” İşte Hz. Mehdi (a.s.) ile Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyu hitam buluyor ve muazzam bir dünya hakimiyeti, ihtişamlı bir dünya hakimiyetiyle İslam hüsn-ü hatime ile, güzel bir sonuçla sonuç buluyor. Küfür, o zamanki ehli delalet, tuğyan ve delalet Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e soyu kesik diyorlardı hani küçük İbrahim vefat edince o canlar canı, o dünya güzeli vefat edince, küçük erkek evladıydı, ebter dediler Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e soyu kesik dediler. Cenab-ı Allah diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.” Dünya hakimiyeti inşaAllah, Mehdiyet inşaAllah ve seyitlerin dünya hakimiyeti inşaAllah ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e ahirette vaadedilen kevser. “ Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu asıl ebter (soyu kesik olan) sana kin duyandır.” Bunu da şu an görüyorlar, dünya hakimiyeti olacağı için, o sözü söyleyenlerin cevabı şu an oluşuyor Hz. Mehdi (a.s.) ile inşaAllah. Evet şimdi biraz Cübbeli Efendi’den dinleyelim.
VTR (CÜBBELİ AHMET HOCA AHİR ZAMANI ANLATIYOR)
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli şahane anlatıyor, anlatmaya da devam edecek Hz. Mehdi (a.s.) çıkıncaya kadar. O güne kadar anlattıracağım ona inşaAllah. Daha en az on sene anlatacak. Daha da geliştirerek anlattıracağım inşaAllah.
“Kanalınızı tesadüf olarak uydu tarama esnasında buldum”, tevafuk olarak, Allah bulduruyor, kaderinde olduğu için buluyorsun. Tesadüf diye bir şey yoktur, tevafuk vardır Allah buldurur. “Harun Yahya ismine kulağım aşinaydı ve Adnan Hoca’nın bu kişi olduğunu öğrenmiş oldum.” Halil İbrahim Tek. Olabilir, yani günaydın diyecektim ama demiyorum. “Sohbetlerinizde anlatımlar çok hoş.” Halil İbrahim’in kafasının almadığı bir konu varmış. “Yalnız Hocam her şey çok güzel iyi de, niye genç ve güzel hanımlar var?” diyor. Genç; yani yaşlı olursa sorun çıkmayacak demek ki. Genç hanımlara, açık hanımlara karşı yobaz güruhatında muazzam bir nefret var. Bu ta Avrupa’ya kadar yayılmış şekilde biliniyor. Ben bu pisliği temizledim; bu rezilliği, bu kadın düşmanlığını, bu açık olan hanımlara karşı olan nefreti, kini, öfkeyi ortadan kaldırdım. Onlara saygı duyulacağını, sevgi duyulacağını, şefkat duyulacağını, onlarla iç içe yaşanabileceğini onlara gösterdim. Ve Avrupa’nın da, Amerika’nın da bu konuda kullanacağı malzeme de kalmadı benim sayemde. Yoksa onların kafalarını ezeceklerdi haberleri yok, ben onları büyük belalardan kurtardım Allah’ın izniyle. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de mahvedecekti Allah esirgesin, Avrupa da mahvedecekti, Amerika da mahvedecekti. Birçok olaylar oldu, Allah’ın izniyle engelledik. Ve İslam’ın sıcak, sevgi dolu, aydın, akılcı, sevecen, güzel yüzünü gösterdik. Daha dün anlattım, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ne diyor Cenab-ı Allah? “Güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de artık bundan sonra hanımlarla nikahlanmak sana yasak” diyor. Şimdi Halil İbrahim, Peygamberimiz (s.a.v.) demek ki hanımlara bakıyor, beğeniyor, güzel buluyor, evlenmek istiyor, ama Allah müsaade etmiyor. Ayet açık, ayet açık. Hz. Süleyman (a.s.) ne yapıyor? Sebe melikesiyle yüz yüze konuşuyor. Hatta şaka yapıyor ona diyor ki; “havuza gir” diyor. Derin su sanıyor kadın, bacaklarını açıyor, basınca şaka yaptığı anlaşılıyor. Bakıyor ki öyle suda derinlik falan yok. Demek ki konuşuyor ama Hz. Süleyman. O Hz. Peygamber (s.a.v). Hz. Musa (a.s.) Peygamber kızlarıyla konuşuyor, gidip onun yanına özel olarak konuşuyorlar, sohbet ediyorlar. Diyor ki bak; “güçlü ve güvenilir bir insan”. Güçlü olduğunu nereden anlayacak? Bakmış demek ki. “Ve güvenilir bir insan” diyor. Hz. Musa (a.s.) da onlarla konuşuyor gözlerinin içine baka baka. Onlar da onu görüyorlar. Görmeden güçlü olduğunu bilebilir mi? Kendi kendinize kanun çıkartmayın. Ama güzel ahlaklı ve güvenilir insanlar bunlar, sevgi dolu. O kadına zarar getirttirmez, onu ezdirmez, ona acı çektirtmez, onun üzülmesine müsaade etmez. Yani özetle böyle, aklı başındaysa insanlar kadın sevgisi güzeldir, çok çok güzeldir. Ben kadınları çok seviyorum, inkar etmiyorum, herkes de biliyor benim kadınları çok sevdiğimi. Ama onlara saygı duyuyorum, değer veriyorum, koruyorum, kolluyorum. Ezdirtmem, üzdürtmem, acı çektirtmem. Ve vefalıyım ben, sadığım, hürmet doluyum. Allah aşkıyla çok seviyorum. Kıllarına zarar getirttirmem, onurlarını kırdırttırmam, üzdürmem. Mühim olan budur. Allah’ı, ahireti sevmelerini istiyorum, Allah’a aşkla bağlanmalarını istiyorum. Beni milletimin büyük bir bölümünden, yüzde yetmişinden koparmaya çalışıyorlar kendi kafalarınca. Kendileri kopmuş zaten, beni de koparmaya çalışıyorlar. Türkiye’de hanımların yüzde yetmişi açıktır, çok azdır başı kapalı hanım. Başı kapalıları da kabul etmiyorsunuz zaten, “niye çarşaf yok?” diyorsunuz. Çarşaflı oluyor, “niye geziyor, dışarı çıkıyor?” diyorsunuz veyahut “yüzünü niye açtı?” diyorsunuz, yine kabul etmiyorsunuz. Genel bir kadın nefreti var. Bende de müthiş bir kadın sevgisi var, Peygamberimiz (s.a.v.)’de olduğu gibi, Hz. Süleyman (a.s.)’da olduğu gibi, Hz. Yusuf (a.s.)’da olduğu gibi. Seviyorum kadınları ve çok değer veriyorum. Dünyanın en büyük nimet olarak görüyorum ve iyi olmalarını istiyorum, güzel olmalarını istiyorum. Bakıp böyle pis pis, böyle devrik gözlerle bakıp ayı gibi homurdanan yobazlara bu benim bir cevabımdır. Kök söktürüyorsunuz bu tertemiz varlıklara. Ne sokağa çıkabiliyor ne gezebiliyorlar. Nereye gitse çamura basmış ayı gibi homurdanıyorlar. Sana ne! Başı açık da olur, başı kapalı da olur, çarşaflı da olur. Hepsi bizim canımız, hepsi baş tacı, hepsi yüzde yüz Müslümandır.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki ey kafirler; ‘Ben sizin taptıklarınıza tapmam, benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim, siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size benim dinim bana.” Buyurun demokrasinin kısa veciz bir özeti. Kimse kimseye karışmıyor, baskı yok. Hiç kimse kimseye müdahale etmez. Demek ki dinde özgürlük var, inşaAllah.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman”, önce ne olacak? Allah’ın yardımı gelecek. İstediğin kadar anlat, istediğin kadar ne yaparsan yap Allah’ın yardımı gelmezse fetih gelmiyor demek ki. Allah isteyecek önce, ondan sonra hakimiyet oluyor. “Ve fetih geldiği zaman”, fetih gelir, “insanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde” teker teker değil büyük kitleler halinde Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde, bunu tespit ettiğinde “hemen Rabbini hamd ile tespih et”. Elhamdülillah, 2016 tarihini veriyor ebcedi. “Ondan mağfiret dile” bağışlanma dile “çünkü o tövbeleri çok kabul edendir.” Allah hepimizin günahlarını bağışlasın inşaAllah.
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki, sabahın Rabbine sığınırım” İslam’ın bir sabahı olacak inşaAllah. “Sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden.” 1941 tarihini veriyor, İkinci Dünya Harbi’nin tarihi. “Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden”, 1971, 12 Mart muhtırasının tarihini veriyor 1971. “Düğümleri üfüren kadınların şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” Yobaz takımı ve münafıklar çok hasetçidir. Özelikle münafikun ve münafıkat çok hasetçidir. Müslümanlar’ın sağlığını, sıhhatini, mutluluğunu, gücünü, iktidarını, başarısını, sanat gücünü, her şeyini hasetle kıskanır. Münafık ne ile övünür? Malıyla, oğullarıyla, Kuran’da ayet vardır malları ve oğullarla övündüklerine ait. Müslüman ne ile övünür? İttihat-ı İslam’la, Türk İslam Birliği ile, mücadelesiyle, yaptığı cihatla, cehd ile, Allah için yaptığı gayretle övünür. Münafığın övündüğü de; malları, oğulları, işte kof vücududur. Allah onları dayandırılmış boş kof kütüklere benzetiyor. Bir yere dayanarak dururlar. Ya üçkağıtçı bir münafığın göbeğinde besleniyordur, ya pislik bir domuzun yuvasında besleniyordur, mutlaka bir yere dayanmıştır onlar. Münafık tek başına ayakta duramaz. Ayette, “sakın onların mallarını ve oğullarına imrenme. Onların canının ızdırap içinde çıkması için ben onları veriyorum” diyor Allah. Allah bütün münafıkları helak etsin. Helak etsin Allah. Çünkü Allah’ın sözü, Allah helak edeceğini söylüyor münafıkları. Müminler sevgileri ile övünürler, muhabbetleriyle övünür, affediciliğiyle, şefkatiyle, güzel ahlakla övünür. Münafık da etiyle kemiğiyle, malıyla, dünyevi imkanlarıyla, onunla övünür. Evi, barkı neyi varsa, evliliği, çocukları. Allah, “sakın onlara imrenme, bu malları vermemin sebebi canlarının ızdırap içinde çıkması için” diyor. “Münafıklara verilen süreyi de yanlış anlamayın” diyor Cenab-ı Allah. Yani bir belaya uğrayacaklarını belirtiyor Allah.
“Selamun aleyküm Hz. Yusuf (a.s.) yüzlü Hocam”, aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu. “Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.) için; ‘Delil onu yalanlamaz’ buyurmuştur. Yani deliller onu yalanlamaz. “O halde Hz. Mehdi (a.s.)’ın yalanlanması, insanların türlü türlü bahaneler uydurmasından başka bir şey değildir. Ve kendisine en çok fukuhanın itiriraz edeceği bilincinde demek ki, tüm deliller görüldüğü halde fıhka dair meseleler taassuplar diğer hizmetleri görmelerine alametleri onda bulmalarına rağmen, gönüllerine perde olacak alametleri saymayacaklar. Ona itikata dair herhangi bir konuda itiraz edilemeyeceğini görüyoruz. Öyleyse insanların çoğunluğuna ahkamda taassuba düşmelerinden dolayı, Hz. Mehdi (a.s.) bizzat kendisi ile gizli kalacaktır denilebilir mi? Allah bizleri hakkı görüp de geride kalanlardan etmesin. Duanızı, himmetinizi bizden eksik etmeyiniz. En kalbi sevgi ve saygılarımla diyor Yasemin kardeşimiz.” Hocamızın konuşmasına maşaAllah diyoruz ne diyelim yani? Güzel de yalnız tabii “herhangi bir konuda itiraz edilemeyeceğini görüyoruz”, yani şöyle açıklayabiliriz kardeşimizin bu açıklamasını; ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri çıkmıştır, kimse de itiraz edemiyor, yanlıştır diyemiyor’. Doğru, kimse şu ana kadar çıkıp da; “kuyruklu yıldız çıkmadı, ramazanda ay ve güneş tutulması olmadı” diyemedi.
“Selamun aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatuhu. İnşaAllah iyisinizdir, yanınızdaki kardeşlerimiz de iyidir inşaAllah. Hocam yakın çekim çok güzel oluyor, yüzünüzü daha net görüyoruz. Hocam, bir sorum var; Seyyid olduğumuzu veya olmadığımızı nasıl biliriz? Allah razı olsun yakışıklı Hocam” diyor, Adem İmamoğlu. Ben mesela Seyyid olduğumu bilmiyordum, bir Rus profesöre şeceremi incelemesi için rica ettim. Aylarca uğraştı, altı ay falan uğraştı, hatta bir seneye yakın uğraştı. Aslaniko isimli bir şahıs, dedemin dedesinin dedesi Aslaniko. Bey Aslan Aslaniko. Yine başka şeceremizin devamına baktık, devamına baktık, ta Mekke, Medine’ye kadar gidiyor ve oradan Seyyide anneler var Şerife anneler var silsile arasında, oradan anlamış olduk inceleyince. Yani ilmi araştırma yapılınca, tespit edilmesi mümkün oluyor. Seyyid olanlar için inşaAllah. Hocam buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, izninizle. Kağıthane belediyesinin düzenlemiş olduğu Ramazan etkinliklerinde Hasbahçe fuar alanında A9 Tv’nin tanıtımı ve kitaplarınızın ücretsiz dağıtımı için stand açıldı. Standda duran Bora Tutkun, Ayşegül Öymen, Şenol ve Tuğba Öymen kardeşlerimiz Ramazan sonuna kadar burada faaliyetlerine devam edecekler inşaAllah Hocam. Her gün binlerce kişiye A9 tanıtım ilanları ve ücretsiz kitaplarınızı da dağıtıyorlar. A9 Tv hakkında detaylı bilgi veriyorlar. Kardeşlerimiz gelen ziyaretçilerin ilgisin çok yoğun olduğunu da belirttiler. Resimleri de var uygun görürseniz. Epey kalabalık. Bora Tutkun, Ayşegül Öymen ve Şenol ve Tuğba kardeşlerimiz hizmet yapıyorlar maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dünyanın her tarafında böyle isimsiz kahramanlar var, koç yiğitler var, aslanlar var; güzel, ruhani, nurani, muttaki, mümin kardeşlerimiz var. Allah hepsinden razı olsun. Çok çok güzel, mükemmel hizmetler veriyorlar. Hocam şimdi bu sevimliler, daha sahur yapacaklar, hazırlık yapacaklar falan gidelim bence.
BETÜL HANIM: Nasıl uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet öyle yapalım, haydi bakalım.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...