SUNUCU: Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hz. Meryem, Müslümanların da çok sevdiği Hz. İsa (a.s)’ın annesi. Kuran’da, kadınların en efdali. “Alemlere üstün kılınan kadın” olarak geçiyor. Hz. İsa (a.s) biliyorsun, bizim de peygamberimiz. Çok seviyoruz Hz. İsa (a.s)’ı ve dünyaya gelmesi, Kuran’da yeniden dünyaya geleceği, üç ayetle belirtiliyor. Ve biz İsa (a.s)’ın dünyaya geldiğine inanıyoruz. Müslümanların imamı ve lideri olan bir Hz. Mehdi (a.s) denen bir kişi var, onunla birlikte dünyaya güzelliği, barışı ve kardeşliği getireceğine inanıyoruz. Bütün silahlar kalkacak, savaşlar bitecek.
Hocam, şimdi, komünistler kudurdu biliyorsunuz. Allah rahmet etsin, şehitlerimiz var. Yalnız bunlar tabii, bunların anlayacağı şey güçtür. Güç de, askeri güç değil, Türk İslam Birliği gücüdür. Büyük bir güç olduğu zaman PKK’nın ideolojisi yatar, biter. Yani bir anlamı yok artık. Yani, o ideolojinin bir mantığı kalmamış oluyor. Çünkü koskoca Türk İslam Birliği ile PKK’nın baş edemeyeceğini, çocuk olsa bilir, değil mi?
BETÜL HANIM: Evet Hocam, doğru söylüyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Onun için, bölgede Türkiye, ufak bir birleşme bile yapmış olsa PKK moral olarak tamamen çöker. Mehdiyet’in ilk kıvılcımıdır bu, ilk atağıdır, bu olduğunda, çözüm budur. Türkiye’yi yalnız gördüğü müddetçe PKK, bu itliklerine, bu çakallıklarına bu saldırganlıklarına, bu pervasızlıklarına devam eder. Çünkü onlara Amerikalı uzmanlar da yardım ediyorlar, Alman uzmanlar da yardım ediyorlar. Yani lojistik istihbarat sorunları yok bu heriflerin. Ama tabii bunlarla asıl ideolojik mücadele çok önemlidir, fikri mücadele. Yani komünizme karşı en etkili yöntem fikri mücadeledir, anti-Darwinist anti-Marksist eğitim. Onu yaptığında, onlarda moral, şu falan hiçbir şey kalmaz. Çünkü düşüncesini, inancını, dinini yok ediyorsun. Çünkü o dinin gereği olarak onlar o mağaralarda yaşıyorlar. O dinin gereği olarak bu azgınlığı yapıyorlar. O zaman bu konu kökünden hallolur. Yani çözüm İttihad-ı İslam ve Mehdiyet’te ve fikri mücadelede. Başka bir çözüm yok.
YABANCI MİSAFİR: Siz de inanıyor musunuz Hz. İsa (a.s)’ın geldiğine?
ADNAN OKTAR: Tabii. üç tane Kuran ayeti var. Çok net. Ve bütün dünyaya hakim olacağını söylüyor Allah Kuran’da. Herkes İslam dinine girecek inşaAllah, bütün dünya. Hz. İsa (a.s) vesilesiyle.
YABANCI MİSAFİR: Bu dünya bitecek ve sonsuzda mı bunu yaşayacağız şeklinde?
ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s) gelecek, ondan sonra onun arkasından bir süre sonra yaklaşık 60 yıl sonra gibi kıyamet kopuyor. Önce bütün dünya kardeş oluyor, son kere çok mükemmel güzel bir dünya oluşacak. Şimdi bu terörün anarşinin falan çıkma sebebi, zaten Hz. İsa (a.s)’ın geliş alametidir bunlar. Hz. İsa (a.s)’ın saçları ortadan ayrık, biraz çilleri olan, yüzünde çilleri olan küçük burunlu ve çok güzel bir insan. Saçı kızılla kestane arası, sarışını andırıyor biraz. İnşaAllah, her ikisini de göreceksiniz Hz. Mehdi (a.s)’ı da, Hz. İsa (a.s)’ı da göreceksiniz. Bu önümüzdeki on, yirmi yılda çok büyük olaylar olacak. Mesela bakın, PKK’ya, genç kızlara adam öldürtmek için teşvik ediyorlar. Genç kız, mesela 20 yaşında 21 yaşında, Stalinist, Leninist eğitimden geçiriyorlar, Darwinist eğitimden geçiriyorlar, gözlerini kırpmadan cinayet işliyorlar. Gözünü kırpmadan, yani onu öğretiyorlar. Mesela bugün yine şehitlerimiz var. Ama çözümün tek olduğunu Allah gösteriyor; Mehdiyet, İttihad-ı İslam. Bunun dışında çözüm yok. Olsaydı, Allah göstertirdi. Allah burada tek yolun bu olduğunu göstertiyor. Hiçbir başka çözümü yok. Dağı taşı bombalamak falan hiçbir şey olmaz ondan, etkilenmezler. Çünkü 30 yıldan beri bu yapılıyor. Ama İttihad-ı İslam olduğunda, Türk İslam Birliği olduğunda, kesin çözümdür. Çok mükemmel olur. Yani Mehdiyet çözüm. Bunu anlamazdan gelmek mantıksız olur, çünkü bunu kime söylesek kabul eder, yani aklın yolu tektir. Akıllı bir insan baktığında, onu çok açık anlar, inşaAllah.
Hazır filmimiz var mı? Tamam, bakalım.
VTR: Deccal Çıktı.
ADNAN OKTAR: Evet, işte bu ayette de anlatılan da, yine İttihad-ı İslam’dır, Türk İslam Birliği’dir. Bakın Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım: “Bir Müslüman’a bir yerde bir müdahale olduğunda, el birlik karşı koyarlar Müslümanlar” diyor Allah. Yani Allah, Kuran’da Müslümanları tek bir millet, tek topluluk olarak alıyor, bölüm bölüm almıyor. Mesela Eritre’de herhangi bir Müslüman’a bir şey yapıldı, ayetin hükmüne göre bütün Müslümanlar ittifakla ona karşı tavır almak durumundalar, hepsi, farz. Yani muhkem Kuran ayeti bu. Yani İttihad-ı İslam’ın farziyetinin delillerinden bir ayet bu. Bakın “herhangi bir yerde, herhangi bir Müslüman’a, herhangi bir kişiye zarar verildiğinde, el birliğiyle karşı koyanlardır” diyor Allah ayette. Mesela farz edelim PKK saldırısı varsa, Eritre’deki, Mısır’daki, Moro’daki, Çad, her yerdeki Müslümanların, el birlik karşı koymaları farz. Mesela Suriye’de Müslümanlara zulmediliyorsa, bütün Müslümanların ittifakla ona karşı tavır koymaları farz, Allah’ın emri. Yani durdurmaları gerekiyor. Bu uygulandığında, yeryüzünde fitne olmuyor işte. Kuran ayeti var, şeytandan Allah’a sığınırım. “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele edin” ayetinin uygulaması bu. Çünkü fitne var. Fitne nerede var? Herhangi bir ülkede var, bütün Müslümanlar birleşip, o fitneyi kaldırmakla mükellefler, tamamı. Yani bir kısmınız bununla ilgilenin, bir kısmınız ilgilenmeyin demiyor Allah. Tamamına hitap eden ayet bu. Mesela Allah “namaz kılın” dediğinde, bir kısmınız namaz kılın, bir kısmınız kılmayın demiyor, tamamımıza hitap ediyor. “Oruç tutun” deyince, hepimize hitap ediyor. “Haklarına tecavüz edildiği vakit, saldırıldığı vakit, el birlik karşı koyarlar” ayeti de, yine bütün Müslümanları içine alan bir hitap. Yani herkes sorumlu. Ben de sorumluyum, Mahmut Hocam da sorumlu, Fethullah Hocamız da sorumlu, Mısır’daki bir alim de sorumlu, Pakistan’daki, Libya’da bir insan da sorumlu, herkes sorumludur. Hatta Ehl-i Kitap’a bir zulüm yapıldığında, mesela Hıristiyan ve Musevilere de zulüm yapıldığında, Müslümanlar kendi ülkelerinde olduğunda, onları korumakla da mükellefler. Hatta onun da üstünde, müşrikleri de korumakla mükellefler, el birlik. Ayet var, şeytandan Allah’a sığınırım; “Müşrikler bir yerden bir yere giderlerken, onları güvenlik içinde oradan geçirin” diyor Cenab-ı Allah. Bu nedir? Bunu kim yapacak? Bütün Müslümanlar yapacak. Belirli bir gruba sorumluluk verilmiyor. Yani tamamına emirdir bu ayet, herkese emirdir. Kuran’daki ayetler, dünyadaki bütün Müslümanlara emir olmuş oluyor. Adam anlamazlıktan gelirse, Allah anlayacakları hale getirir tabii. Anlamazlıktan gelmek yok. Mesela Libya anlamazdan geldi, Libya’nın hali ortada. Suriye anlamazdan geldi, Suriye’nin hali ortada. Anlamazdan gelmek olmaz. Açlığın nedeni de bu. Haklarına saldırı olduğunda. Şimdi orada bir saldırı var, bir açlık var, bir perişanlık var. Ona el birlik konması gerekiyor, el birlik gayret edilmesi gerekiyor, onları kurtarmak gerekiyor. Kaç kişi ilgileniyor? Az. Türkiye’de SMS ile para topluyorlar, yeni yeni orijinal fikirler çıkarıyorlar; “iftar yapmanıza, iftar toplantılarına gerek yok, hacca gitmeyin, parasını oraya gönderin, camii yapmanıza gerek yok, parasını oraya gönderin” diyorlar. İftar toplantıları çok önemli. Senede bir kere bir imkan oluyor, Müslümanlar birbirlerini tanıyorlar, görüyorlar, güzel bir şey, faydalı bir şey. Nasıl Cuma namazları faydalı ve güzel, nasıl Kurban Bayramı’nda veyahut Ramazan Bayramı’nda toplanıyorlar, topluca namaz kılıyorlar, bu bir güzellik. Mesela akşamları birlikte teravih namazı kılıyorlar, bu bir güzellik. Aynı onun gibi, o da bir güzelliktir. Engellemeye çalışanlara söylersiniz. Gidiyor eşine bilmem kaç milyar liraya pırlanta yüzük alıyor. Gitsin onu satsın işte, Müslümanlara akıl vereceğine, değil mi? Onun parasını göndersin. Oğlunu gezmeye yurt dışına, oraya buraya gönderiyor iki aylığına, üç aylığına. Versin onun parasını, onunla Müslümanlara yiyecek sağlansın ama “taşıma suyla değirmen dönmez” derler. Bu şekilde olmayacağı belli. Çözüm, Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam’dır. Oradan beş kuruş, oradan on kuruşla olmaz. O çok cüzi bir yardım olur, çok sathi ve güçsüz olur. Ancak Türk İslam Birliği oluştuğunda, konu kökünden hallolur. Ne Museviler aç kalır, ne Hıristiyanlar, ne Müslümanlar, ne kavga, ne anarşi, ne terör olur, hiçbir şey olmaz. PKK zaten kendinden erir, kaybolur. Tabii karşı koyma deyince, eline çivili sopa alıp değil. Bilimsel metotlar. Sevgiyle, şefkatle, akılladır. Yoksa deccaliyete karşı mücadelede, onların tuzağına düşmez Müslüman. Yani kana kanla karşılık verilmez. Kana; akılla, sevgiyle, bilimle, sanatla karşılık verilir, o zaman felç olur, etkisiz hale gelir. Mesela PKK; Marksist-Leninist düşünce teorik olarak ortadan kaldırılırsa, PKK da ortadan kalkar. Ama ona müdahale olmazsa, onlar devam ediyorlar, kaldıkları yerden devam etmiş oluyorlar. Bizim yapacağımız ilmi mücadeledir, akılcı mücadeledir. Beril Hocam, bir ayet söyle.
BERİL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. Nahl Suresi 17.ayet: “Yaratan hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz?”
ADNAN OKTAR: “Adnan Bey, yaptığınız televizyon programı gerçekten çok güzel. Çünkü ben din ile pek fazla ilgisi olmayan bir insanım. Dini bir tv programı gördüğümde izlemeden geçerdim. Ama sizin kanalınızı artık her zaman izliyorum. Çünkü belgeselleriniz harika. Daha önce arayıp bulamadığım konularda bilim önderliğinde açıklamalarınız var, bunun için size teşekkürü borç bilirim. Ve dikkatimi çeken konulardan biri de Türk İslam Birliği’ne vurgu yapmak, bunu yaparken de bazıları gibi Atatürk’ü dışlamadan tam olması gereken gibi yaklaşmanız ve hep Türkçe konuşmanız çok güzel, sağ olun. Ali Yıldız.” Hani bazıları var ya, halk anlamadığı halde Arapça söylüyor yahut Fransızca söylüyor, İngilizce söylüyor. Ne gerek, doğru mu?
BETÜL HANIM: Doğru söylüyorsunuz, tabii ki.
ADNAN OKTAR: Tankut Aydın, İstanbul. “Selamun Aleyküm. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Muhammed Mücahit Adnan Hocam. Her zaman olduğu gibi bu mübarek Ramazan ayında da bize, Hz. Mehdi (a.s.)’ı, Türk İslam Birliği ve diğer dini konularda gerçekleri anlatarak, bize yol gösteriyorsunuz.” Hüsn-ü zanlarını, sevgilerini belirtmiş kardeşimiz. “Ellerinizden öperim” diyor. Biz de sizin ellerinizden öperiz, inşaAllah ben de sizin ellerinizden öpüyorum.
“Selamun Aleyküm Hocam, nasılsınız? Sizi çok seviyoruz. Şu anda ailece sizi izliyoruz. Hocam içimize huzur veriyorsunuz, başarılarınızın devamını diliyoruz Necip Uzunkaya.”
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Adnan Hocam, ben yaklaşık 5-6 aydır sizin kanalınızı ilgiyle izliyorum. Murat Buldu.” Murat, hep aynı sorular bunlar canım ciğerim kardeşim. Benim filmlerimin yayınlandığı arşive girersen, cevapları bol bol alırsın.
Helal olsun. “Selamun Aleyküm Hocam” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben Giresun’dan Dilek. Programlarınızı dikkatle takip ediyorum. Kanalınızın tanıtımına naçizane katkıda bulunmak için Giresun ve Trabzon’da el ilanı dağıttım. Hayırlı günler. Sizi çok seviyorum” diyor, maşaAllah, maşaAllah. Her yerden kardeşlerimiz sevgilerini, ilgilerini iletiyor.
VTR: Cübbeli Birkaç Yıl Öncesine Kadar Beyan Dergisi’ndeki Yazılarında Hz. Mehdi (a.s)’ın Hicri 1400’de Zuhur Edeceğini, İmam Rabbani Hazretleri’nin İzahlarını Kaynak Göstererek Savunuyordu.
ADNAN OKTAR: Hocam sen bir şeyler anlat.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Haberlerden anlatabilirim uygun görürseniz, inşaAllah. PKK Hakkari’de, bir askerimizin geçeceği yola pusu kurarak, 11 askerimizi şehit etmişti Hocam. 8 askerimizi de yaraladı. Başbakan Erdoğan şehitlerimize rahmet diledikten sonra, “Kürt kardeşlerimizin huzurunun ve güvenliğinin kendileri için çok önemli olduğunu, Güneydoğu’yu bölücü terör mensuplarına asla vermeyeceklerini” belirterek, şunları söyledi; “Buradan açıkça ilan ediyorum. Bu hain terör çetelerinin bu ülkeyi bölmeye, bu ülkenin insanlarını birbirine düşman etmeye gücü asla yetmeyecektir. Bu iman dolu kalpler birbirine düşmeyecektir. Bir öleceğiz ama bin dirileceğiz. Bu ülke, bu vatan, bu millet bütünlüğünü daima muhafaza edecek” demiş Hocam Hürriyet Gazetesi’ndeki açıklaması.
ADNAN OKTAR: Bu ülke; artı İslam alemi, Türklük alemi, inşaAllah. Sırf Türkiye değil, inşaAllah. Türkiye ile dünyanın fitnesini tek başına temizlemek mümkün değil. Bakın, PKK fitnesini bile temizlemek, pek mümkün olmuyor. Ama “birlikten kuvvet doğar” derler, değil mi? “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” derler, halk arasında bile bilinir bu. Allah “el birlik, Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılıp dağılmayın birlikte hareket edin” diyor. Birlikte olunduğunda, konu kökünden halloluyor. Olmadığında netice malum, görüyorsunuz.
Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Dünyanın en ünlü ekonomistlerinden bazıları, “dünya ekonomi sisteminin tam Marks’ın tarif ettiği gibi geliştiği ve kapitalizmin bir süre sonra kendi kendini yok ederek sosyalist sisteme kayacağını” açıklamışlar Hocam. Türkiye’den Serdar Turgut, Zülfü Livaneli gibi bazı yazarlar ve bazı solcu akademisyenler de bu iddiayı destekleyen yazılar yazarak, “Marksistlerin uzun zamandır söylediklerinin sonunda gerçek olduğunu ve dünyanın gidişatının tam da Marks’ın tarif ettiği gibi yol aldığını” iddia ediyorlar. HaberTürk’te bugün çıkan haberlerin resimleri vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Kimdi bunu söyleyen?
BETÜL HANIM: Serdar Turgut ve Zülfü Livaneli, buna benzer ve bu şekilde açıklama yapıyorlarmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Yok öyle bir şey. Neden olmaz biliyor musunuz? Bir kere Mehdiyet, dünyaya hakim olacak; bir. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın vaktindeyiz. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru gerçekleşti, dolayısıyla böyle bir olayın olması mümkün değil. Ayrıca insanların %99’unu egoist ve bencil yaptılar. Yani, “küçük olsun ama benim olsun kafasındalar.” Adamın mesela küçük bir evi, küçük bir arabası oluyor, ona deli gibi bağlı oluyor. Onu vermek istemez. Dolayısıyla hiçbiri komünist olmaz. Ama mesela Güneydoğu Anadolu gibi coğrafyası müsait ve biraz da tecrit edilmiş zeminlerde komünizmin gelişmesi tabii çok kolay oluyor, çok çok kolay olur. Mesela cahilliğin yaygın olduğu ülkelerde de, tecrit edilmiş ülkelerde de komünizmin yayılması kolay olur. Ama PKK’da din haline geldi komünizm. Yani komünist düşünceyi din gibi tam özümsemiş durumdalar. O yüzden onlar ne araba, ne ev ne bark, ne şu, ne bu hiçbir şeyi gözleri görmez. O dinin gereğini yapmak isterler, komünizm dininin gereğini yapmak isterler. Ona karşı da yapılacak şey; ilmi mücadele. Bakın, devlet her türlü mücadeleyi kabul ediyor, bir tek ilmi mücadeleyi kabul etmiyor. Halbuki ilmi mücadelenin hiçbir mahsuru yok. Mesela, yüz ton bomba atılacağına, yüz ton kitap atılmış olsa, yüz ton bombanın karşıtı kadar televizyon ve radyolardan anti-Marksist, anti- Leninist, anti- Darwinist eğitim yapılmış olsa, çok da netice alınmış olurdu, biterdi. Kuran’ın hakikatleri; sevgi, şefkat, merhamet, kardeşlik anlatılmış olsa, konu biter. Güneydoğu’daki PKK sorunu, Bediüzzaman tarafından açıklanmıştır. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın birinci vazifesi; fen ve felsefenin tasallutuyla, maddiyyun ve tabiyyunun taunu beşer içinde intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır” diyor. Konu bu, hastalık budur. Bu hastalığı görmezden gelirsek, Bediüzzaman ne diyor? “Hastalık, bu veba tevessü eder gelişir, gittikçe artar” diyor. Yani bünyeyi ölüme doğru götürür. Çözümü Risale-i Nur, Kuran açık açık belirtmiş. Kuran’da Allah belirtmiş, Bediüzzaman Risale-i Nur’da belirtmiş, Peygamberimiz (s.a.v.) de hadislerde belirtmiş. Bunu anlamazdan gelirsek, çok büyük hata yaparız.
Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. 14 Ağustos Pazar günü 11:00 ile 14:30 saatleri arasında, Bursa kent meydanında kitap, broşür ve Yaratılış Atlası dağıtımı yapıldı Hocam. Öğrencilere kitaplar dağıtılmış. Gelenlere Kuran ahlakı serisinden hediye verilmiş. Çok sayıda A9 broşürü dağıtılmış Hocam. Genelde kitap verilen kardeşlerimiz, broşürlerden tanıdıklarına da vermek için 5-10 adet almışlar, inşaAllah. Sizi takip eden, kitaplarınızı okuyan çok fazla kişi varmış. Kitaplarınızı görünce “biliyoruz, Harun Yahya okuyoruz” demişler. Ayrıca Yaratılış Atlası’na da çok ilgi varmış. Gelenlere sürekli fosilleri göstererek kitap ve içeriği hakkında bilgi vermiş kardeşlerimiz. Aynı zamanda Bursa’daki bu organizasyonda bulunan bu kardeşlerimizin isimleri vardı. Onları da okuyabilirim uygun görürseniz: Dilek İşsever Öner, Yunus Budak, Nurdan İyihuylu, Fahri Önbaş, Mina Berksan, Nur Hayat Kumantaş, Eda kardeşimiz, Abdulrahman Abuş, Ayhan Kasapoğlu, Hakan İyihuylu ve Timur Güven. Tüm bu kardeşlerimiz çok şevkli bir şekilde Türk İslam Birliği’nin hakim olması için çalışıyorlar, inşaAllah. Resimlerde de kardeşlerimiz görülüyor, maşaAllah. Bir de kısa bir video vardı Hocam. Eğer uygun görürseniz onu göstereyim.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakalım
VTR: Bursa’daki Organizasyondan Görüntüler.
ADNAN OKTAR: Eğer canı gönülden, aşkla, sevgiyle birlik teklif edilirse, her insan bunu kesin kabul eder. Ama buz gibi bir suratla, abus bir yüzle, soğuk, resmi açıklamalarla yaklaşılırsa, İslam Birliği’ni hiç kimse kabul etmez. İslam Birliği; sıcaklık, sevgi, dostluk, candanlık, arkadaşlık, kalbi derin muhabbetle olur, aşkla olur ve nurla olur. Böyle “Hadi toplanalım, açılış, kapanış, gündem, divan üyelerinin seçimi, teşekkür ederiz. Hadi kurabiyeleri yiyip, çay içip dağılalım”; hiçbir netice çıkmaz bundan. Böyle bir şey olmaz. İttihad-ı İslam aşk üzerine oturmuştur, tutku ve Allah sevgisi üzerine oturmuştur. Derin sevgi gerektirir, samimiyet gerektirir. Nasıl insan bir ahbabı geldiğinde bağrına basar, sever, “nasılsın?” der, candan bir muhabbet gösterir akrabasına, annesine, kardeşine, sevdiklerine; o tarz bir üslupla sevgi olursa, Türk İslam Birliği olur. Yoksa buz gibi üsluplarla Türk İslam Birliği olmaz. Yani soğuk, kendini beğenmiş, büyüklenen bir üslupla, İslam Birliği’nin olmayacağını çocuk olsa bilir. Zaten Allah onu nasip etmez. Her yerden bakıyoruz ki Hz. Mehdi (a.s.)’sız İslam Birliği olmayacak, olmuyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) söylediyse, vahiyle söylüyor, Cebrail (a.s) kanalıyla söylüyor. Allah Cebrail (a.s)’a söylüyor, Cebrail (a.s) Peygamberimiz (s.a.v.)’e söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.) de bize söylüyor. Allah dediğini yapar. Allah’ın dediğine karşı yeni bir fikir geliştirirsek biz, Allah’ın nasıl karşılık vereceğini herkes bilir. Allah’ın dediğini yapmanın dışında bir yol olmaz. Türk İslam Birliği; aşk, muhabbet. Mesela nasıl Mardin’de, Urfa’da sıra geceleri oluyor, nasıl birbirlerini muhabbetle kucaklıyorlar, seviyorlar arkadaşça, kardeşçe, nasıl resmiyet olmuyor, işte İttihad-ı İslam’da da en az onun kadar dostluk, sevinç ve bayram havası olur. Onun dışında soğuk suratlarla, soğuk yüzle, soğuk üslupla, soğuk sözlerle, resmi açıklamalarla Türk İslam Birliği’ni beklemek mümkün değildir, olmaz. Mutlaka Mehdiyet’in teyit edilmesi gerekiyor. Vakit kaybetmek felaket getirir, sürekli acı getirir, başka bir şey getirmez. Hele bakalım, hele biraz deneyelim daha sonra yapalım; zulüm bu, hata olur. Hemen Mehdiyet’e geçilmesi lazım, hemen Türk İslam Birliği’ne geçilmesi lazım. Herkes rahat eder o zaman; Müslümanlar, Hıristiyanlar, Museviler herkes rahat eder. Allah’ın dediğini yapalım. Konuyu fazla uzatmak, hata olur. Ben söylüyorum ama dediğim olacak, göreceksiniz, inşaAllah. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Uludağ Sözlük’te ikinci bir tekzip metni daha yayınlandı Hocam, ilkinden sonra. Sizin isminizin geçtiği her başlıkta bu metin yayınlanıyor, inşaAllah. Görüntüsünü de gösterebiliriz. Uludağ Sözlük’te şu şekilde cevap ve düzeltme metni var, uygun görürseniz onu okuyabilirim.
ADNAN OKTAR: Yani nedir kısaca?
BETÜL HANIM: Sizin hakkınızda geçen, saygıya uygun olmayan konularda.
ADNAN OKTAR: Onun için özür diliyorlar. “Bir daha yapmayacağız” diyorlar. Allah razı olsun, teşekkür ederiz. Ben sözlükçülerin hepsini seviyorum işin doğrusu. Çok hayta keratalar, neşeliler, hayat dolular. O canlılıklarını seviyorum ama istirham ediyorum, rica ediyorum hiç kimsenin kalbini kırmasınlar. Hakarete gerek yok. Şaka güzel, şakalar çok hoş yani acayip hoşuma gidiyor, müthiş gülüyorum yaptıkları şakalara. Çok güzel şaka yapıyorlar. Hakarete ne gerek var? Hakarette, sevgi kalkar. Ben onları çok seviyorum. Hakaret eden taifeyi affediyorum. Neşeleri, canlılıkları güzel, şakacı da olsunlar, arkadaş olalım, dost olalım. Az sayıda da olsa böyle hakaretamiz konuşanları, tabii ki hukuk yoluyla tabiri caizse yola getiriyoruz. Buna gerek kalmasın. Yoksa Ekşi Sözlük, İnci Sözlük falan çok hayta keratalar, çok neşeli, neşeleri hoş, inşaAllah.
“Sevgili Adnan Hocam. Annem sizin bir kitap setinizi 3 ay önce aldı ve şimdiden çoğunu bitirdi. Ramazan ayının başından beri mahallemizde Nur cemaatine mensup genç bayan hocalar mukabele okumak için geliyorlar. Annem sizin kitaplarınızı okuduğundan bahsetmiş. Onlara sizin kitaplarınızı okumanın iyi olacağını söylemiş. Bu konudan memnunum” diyor, Mustafa Hamzaoğlu. Kardeşim, tabii bir kısım yobaz kafalı, aklı zayıf olan tipler kendi görüşünü, kendi düşüncesini esas aldığı için “o kitapları okumayın, bu kitapları okumayın” diye bir kitap faşisti oluyorlar. Adam Tevrat’ı da okusun, Tevrat’ın ne olduğunu bilsin. Allah Kuran’da Tevrat’tan bahsediyor. İncil’in ne olduğunu bilsin, İncil’i de okusun. Kuran’ı baştan sona okusun, Risale-i Nur’u okusun, İmam Gazali’yi okusun, İhya’yı okusun. İskender Evrenesoğlu, onu da mesela insan merak eder. Nedir bu adam, ne diyor diye git bak, bir şey olmaz. Komünistler ne diyor git oku. Lenin ne diyor, Marks ne diyor, Darwin ne diyor, oku. Onun cevaplarını da oku, genel kültürün olsun. Kitap yasaklamak çok çirkin harekettir. Ama içinde hakaretamiz söz varsa, o ayrı meseledir. Onunla muhatap olunmaz. Ama fikir kitabı, düşünce kitabı yasaklamak çok ayıp, çok çirkindir. Her türlü kitabı okusun kardeşim. İnsanın aklı var fikri var. Her şeyi bileceğiz, her şeyi araştıracağız. Onu okuma, bunu okuma öyle bir konu yok. Hepsini okuyacağız, hepsini bileceğiz. Genel kültür ne o zaman? Allah müşriklerden bahsediyor. Biz müşrikin ne olduğunu bilmesek olur mu? Sabilerden bahsediyor, ateşe tapanlardan bahsediyor. Ateşe tapanı bilmiyoruz, “aa böyle biri varmış” diyeceğiz, olmaz. Ateşe tapanları bileceğiz biz, ne olduğunu bileceğiz. Allah şeytandan bahsediyor, şeytanın ne olduğunu bileceğiz. Müşrik nedir? Mesela müşrikten bahsediyor, müşrikin ne olduğunu bileceğiz. Orman ayısı gibi ondan kaç, bundan kaç vahşi, sığır gibi tipler yetişiyor. Ben görüyorum sokaklarda, etrafa ayı gibi bakıyor, korkmuş bir ayı gibi. Açık bir hanım görüyor, çamura basmış ayı gibi homurdanıyor. Başka cemaatten birini görüyor, homurdanıyor. Sakalsız birini görüyor, homurdanıyor. Başörtülü birini görüyor, homurdanıyor. Bunlar normal hareketler değil, vahşi hareketler. Ayının yapması normal ama insanın yapması anormal olur, inşaAllah. Fikre, düşünceye çok özgür bakış açımız olması lazım. Masonlarla muhatap olursun, konuşursun. Masonluğun ne olduğunu da öğrenelim. Siyonizm’in ne olduğunu da öğrenelim, değil mi? Varoluşçuluk nedir? Her şeyi bileceksin, inşaAllah. Müthiş bir genel kültür olması lazım. Cübbeli’ye soruyorlar, “evrim konusunda ne diyorsun?” diyorlar. Arkasından “evrim ne ki?” diyor. Evrimi bilmezsin, Marksizm’i bilmiyorsun, Leninizm’i bilmiyorsun, varoluşçuluğu bilmezsin, faşizmi bilmezsin. Tevrat’ı okumaz, İncil’i bilmez. O zaman genel kültür olmaz. Tamam, bir Kuran bilgisi var ama onları da hurafeyle karıştırmış. Hadis bilgisi var, onları da hurafeyle karıştırmış. Böyle bir Müslümanlık anlayışı çok yanlış.
Biraz, canımız Hocamız Şeyh Nazım Hocamız’ı dinleyelim. Bir de Hocamız genç. “Yaşlandı” falan diyorlar, öyle bir şey yok, yaşı genç hocamızın. Hakikaten genç, daha dur bakalım, bismillah. Yanlış telkin yapıyorlar Hocamız yaşlandı falan diye. Çakı gibi delikanlı Hocamız, maşaAllah. Daha dur bakalım, Allah’ın izniyle yüzü geçsin, ondan sonra düşünürüz diyecek miyiz, demeyecek miyiz inşaAllah.
Şeyhimizin dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Hazretleri Sayın Adnan Oktar’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocamız dünya tatlısıdır. Bütün dünyanın, Hocamızın kıymetini bilmesi lazım. Çok şeker bir insan, bayağı güzel huylu bir insan. Yalnız benim şaşırdığım, yaşlı olduğu imajını veriyorlar çevresindeki bazı insanlar, o çok yanlış, Hocamız genç. Daha durun bakalım, doksanı bir geçsin, yüzü bir geçsin, ondan sonra diyeceğiz yaşlı diye. Yüzden sonra inşaAllah.
“Âhir zamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm deccalı öldürdükten sonra, insanlar ekseriyetle din-i hakka girerler. Halbuki, rivayetlerde gelmiştir ki, ‘Yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz.’ Böyle umumiyetle imana geldikten sonra, nasıl umumiyetle küfre giderler?” sual ediyorlar. “Elcevap” diyor Said Nursi “Hadîs-i sahihte rivayet edilen,’Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın geleceğini ve şeriat-i İslâmiye ile amel edeceğini, deccalı öldüreceğini’ imanı zayıf olanlar istib’ad ediyorlar.” Demek ki imanı zayıf olanlar reddediyorlarmış. “Onun hakikati izah edilse, hiç istib’ad yeri kalmaz. Şöyle ki: O hadîsin ve Süfyan ve Mehdî hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mânâ budur ki: Âhir zamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak: Birisi: Nifak perdesi altında” yani nifak perdesi demek; münafıklık perdesi altında, yani Müslüman gibi görünecek ama münafık, “risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek, Süfyan namında müthiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek” şu anda da öyle oldu ehl-i nifakın başına geçtiler, PKK belasını başımıza saran süfyandır, yani Hafız Esad. ”Şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır.” Şu anda da saldırı halinde, rezalet çıkartıyor. “Ona karşı, Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan ehl-i velâyet ve ehl-i kemâlin başına geçecek, Âl-i Beytten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî” ne diyor? Al-i Beyt’ten, seyid olan, Muhammed Mehdî isminde bir, bir, zât-ı nuranî, neresinde burada şahs-ı manevi? “o Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” Neyle? Vehbi ilmiyle. Neyle? İlm-i Ledun ile. Neyle? Cebrail (a.s)’ın, Mikail (a.s)’ın yardımıyla, İsrafil (a.s)’ın yardımıyla ve üç bin melekle, deccaliyeti yok ediyor Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Darwin ile ilgili yapılmış bir belgesel var. Bu belgeselde, Darwin’in çocukları teorisi için adeta kobay olarak gördüğünü, onların hareketlerini köpeklere kıyaslayıp, onları köpeklere benzettiği ifade ediliyor. Videosunu da gösterebilirim, uygun görürseniz.
VTR
ADNAN OKTAR: Darwin, adam cins. Görüyorsunuz, çocukları köpek yerine koyuyor, kadınları köpek yerine koyuyor. Kadınlarla ilgili de böyle ifadesi var. Türk milletini aynı şekilde aşağı bir ırk olarak görüyor ve yok edilmesi gereken, katledilmesi gereken bir ırk olarak görüyor. Zencileri öyle görüyor, Roman kardeşlerimizi öyle görüyor, Çinlileri öyle görüyor. Adam anormal, ahir zamanda Allah ona deccallik haysiyetiyle böyle bir güç vermiş, o da bu gücünü şeytanın yardımıyla kullanmış ama o öyle şeytanlık yapıyorsa, biz de onun şeytanının kafasını bilimle, akılla, düşünceyle yok etmiş oluyoruz. Şu anda onun şeytanı ölmüş vaziyette. Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir mesaj var kardeşlerimizden, onu okumak istiyorum izninizle. “Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam.”
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
BETÜL HANIM: “Türk İslam Birliği ve Mehdiyet konusunda birkaç arkadaş birleşerek A9 standında görev yapmaktayız. İstanbul Güngören ve Esenler’de tanıtımımıza devam ediyoruz inşaAllah. Dualarınızı bekliyoruz inşaAllah Sayın Hocam. Resimlerimizi gönderiyoruz. Selamun Aleyküm.” Listesi de var, isimlerini okuyayım, inşaAllah. Mehmet Akif Eryüksel, Mehmet Ali Eryüksel, Erol Zülfikar, Muammer Geyve, Erkan Emre, Mustafa Kurtuluş ve Recep Ulusoy kardeşlerimiz. Resimleri de, faaliyetlerinden görüntüleri bu şekildeydi Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Böyle böyle, böyle böyle, bütün dünyanın gözünün önünde, Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam adım adım gelişiyor. Kimse de durduramaz, açıkça söylüyorum. Sonunda da herkes ‘hay Allah razı olsun’ diyecek inşaAllah. Baya güzel bir hizmet veriyoruz, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü olarak, Hz. Mehdi (a.s.)‘ın talebesi olarak, münafıklar fitneyle uğraşıyor, biz; doğrudan Darwinizm’i, materyalizmi, Leninizm’i hedef alan, gayet güzel, başarılı, faydalı bir çalışma içindeyiz, inşaAllah ve çok etkili oluyoruz, inşaAllah. Nedir bu uzaylı gibi resimler var?
BETÜL HANIM: Çok tatlı, sevimli kedi resimleri var.
ADNAN OKTAR: Moda defilesi gibi baksana şahane, acayip yakışmış kıyafetler, maşaAllah.
Biraz Zuhruf Suresi’nden okuyayım. 51. ayet; “Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı” onlarda böyle bağırma, mesela Mısır’da da şu an halka karşı küstahça bağırarak, tepeden bakan bir zihniyet vardı. Şimdi kafesin içine atıldı. “Dedi ki: ‘Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?’” Orada bir komünist kafa olduğu için o devirde de, mülkü devlet kendinin olarak kabul ediyor, halkı da kendine ait olarak görüyor, mülkü de kendine ait olarak görüyor. Halka da ideoloji olarak dayatıyor. Diyor ki: ‘Bana iman edeceksiniz, bana inanacaksınız, başka bir şey kabul etmem’ diyor. “Yine degörmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim” “şundan” kendince değer vermiyor Hz. Musa (a.s.)’a, “ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı” şimdi bazı ahmaklarda öyle. Kürt kardeşlerimize değer vermiyorlar veyahut Arap kardeşlerimize değer vermiyorlar veyahut çeşitli insanlara değer vermiyorlar, “ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir." Yani ‘ifade gücü yok’ diyor. Hz. Musa (a.s.) biraz heyecanlanıyor konuşurken, onun için zaman zaman dili tutuluyor. Onu, onun aleyhine kullanmak istiyor. "Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı” kafası hemen altına, paraya gidiyor. Parasına göre ona değer verecek, parasına göre ona saygı duyacak. Küfür de öyledir, insanlara, parasına, zenginliğine göre değer verir ama kaliteli bir Müslüman, bir insana kişiliğinden, imanından, güzel ahlakından dolayı sever, “ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" bu da müşriklerin istediği bir şeydir. Müşriklerin talebi hep budur; melekleri görsün, melek gelsin ona desin ‘falanca şöyledir.” Firavun ne diyor? “onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" diyor. Demek ki bu müşriklerin ve Firavun ruhunun bir üslubu, Müslüman’ın kullanacağı bir üslup değil. “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi” kendi kavmini küçümsüyor. Bir kısım kardeşlerimiz Kürt kardeşlerimizi, Arap kardeşlerimizi küçümsüyorlar, “onlar da ona boyun eğdiler” aşağılayıp onları köşeye sıkıştırmış, adeta kendine esir haline getirmiş. “Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi. Sonunda Bizi öfkelendirince, Biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.” Allah genelde toplu olarak felaketler veriyor anormallik yapan kavimlere. “Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.” Yani ‘ibret almaları için bir örnek kıldık’ diyor Allah. “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.” Şu anda da mesela bazı avanaklar, Hz. İsa (a.s.) gelecek dendiğinde, böyle ot görmüş eşek gibi sırıtıyorlar. Hz. İsa (a.s.)’in babasız dünyaya gelmesine, ona da inanmıyor, ona da sırıtıyorlar, o zamanki müşrikler de sırıtıyorlar. “Dediler ki: ‘Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?’ Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir.” İnternette de var, tartışmacı, o ona laf söylüyor, o ona laf söylüyor. Ana konu ne? Tartışma ve cedel. Sevgi var mı? Yok. Şefkat, merhamet, saygı bunları bırakmışlar, sadece tartışma. Başbakana hakaret eder, başkasına hakaret eder, Fethullah Hoca’ya hakaret eder, şuna hakaret eder, buna hakaret eder, ağzı sürekli pisliğe alışmış, ağızlarından sevgi cümlesi çıkmıyor, alıştırmamış kendini sevgiye, bakın “tartışmacı ve düşman” bir kavimdir. Kalbi düşmanlıkla dolu, nefretle dolu. Ne istiyor? İki şey istiyor; tartışma ve düşmanlık. Tartışmasına ne hakim? Düşmanlık hakim. İnternete bakıyorsun, bir sevgi sözü arıyorsun, bulmak çok zor. İlla ki hakaret. Genç kızlar bile artık erkekler gibi küfretmeye başlamışlar. Cinsel içerikli küfür ediyorlar sanki normal bir şeymiş gibi. Ne kadar çirkin. Bir kadının küfretmesi, direkt kendisine yönelik bir hakarettir, çok anormal bir harekettir. “O, yalnızca bir kuldur” Hz. İsa (a.s.), yani ‘bir ilah değildir’ diyor Allah. “kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık.” Eğer takip edecekseniz, onu takip edin, o bir örnektir diyor Cenab-ı Allah. “Şüphesiz o, (İsa Mesih) kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın”, biz de kuşkuya kapılmıyoruz, “ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” Ebcedi; 2026 tarihini veriyor, dünya hakimiyeti, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ın anlı şanlı hakimiyetinin başladığı yıllar. “Şeytan (deccal) sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o (deccal, şeytan) sizin için açıkça bir düşmandır.”
Şeytandan Allah’a sığınırım. Mümtehine Suresi, 4: “İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır.” Demek ki Müslümanlığın ruhunu, Müslümanlığın güzelliğini anlamada, Hz. İbrahim (a.s.)’da ve onunla birlikte olanlarda güzel bir örnek var. “Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki” bir tek Hz. İbrahim (a.s.) değil, beraberindekilerle birlikte. “Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız.” Ne Darwinistiz, ne materyalistiz, ne komünist düşünceyi savunuruz, hakkı ve Kuran’ı savunuruz yahut o devirde hak kitap neyse o. "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik.” ‘Kabul etmiyoruz’ diyorlar, annesi de olsa, babası da olsa, kim olursa olsun kabul etmiyor, ayrılmışlar. “Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar” Allah’a sadık samimi Müslüman oluncaya kadar, “ebedi bir muhalefet vardır” yani kıyamete kadar bir muhalefet vardır. “Ancak İbrahim'in babasına: ‘bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez’ demesi hariç.” ‘Allah’tan sana bağışlanma dileyeceğim’ diyor Hz. İbrahim (a.s.), ‘Allah seni bağışlasın, hidayet versin, iyi olman için, akıllanman için, hidayet bulman için dua edeceğim, diyor, “ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik”, tevekkül ne demek? Yani dünyanın en büyük nimetine kavuştuk. İnsan tevekkül ettiğinde, ne olur? Cennette gibi olur. Kafası salim olur, hastalansa korkmaz, hapsedilse rahatsız olmaz, malı mülkü yansa rahatsız olmaz, tevekkül etmiş çünkü. Malı mülkü kim yakar? Allah yakar. Hapse kim sokar? Allah sokar. Kim çıkarır hapisten? Allah çıkarır. Hastalığı kim verir? Allah verir. Şifayı kim verir? Allah verir. Hastalığı ve şifayı Allah’ın meydana getirdiğini, Allah Kuran’da ayette belirtiyor. Böyle bir durumda, her şey Hak’tan geldiğine göre, her şeyde hayır vardır. Her şey güzellikle ve hikmetle yaratılıyor. Hikmet, zaten güzeldir. Hayır vardır. Hayır demek; Allah’ın uygun gördüğü, Allah için doğru olan şey demektir. Bu Müslüman için doğru olan, güzel olan, iyi olandır, hayır vardır onda, inşaAllah. “İçten Sana yöneldik”, ‘Sana yöneldik’ değil; “İçten”, candan, kalben Sana yöneldik.’ “Dönüş Sana’dır.” Ne güzel. Müslümanlar dünyada duruyorlar bir süre, sonra Allah’ın yanına, Allah’ın huzuruna. Tabii Allah mekandan münezzeh, ahireti ifade etmek için söylüyorum. “Rabbimiz, inkar edenler için bizi fitne (deneme) konusu kılma” yani zor bir imtihan olduğu için, “ve bizi bağışla.” Günahımızı bağışla. “Rabbimiz, şüphesiz Sen üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin.” Allah’ın üstün ve güçlü olduğunu bilmek çok önemli bir ibadettir. Unutur insanlar. Hüküm Allah’a aittir, bütün hükümler Allah’a aittir, “ve hikmet sahibisin”, yani bir şey yapıyorsan, yaptığında mutlaka bir hayır vardır, onda bir hikmet vardır, bazen biz bilebiliriz Allah bildirirse, bazen de bilmeyiz, inşaAllah.
Şeytandan Allah'a sığınırım. Saff Suresi, 7: “İslam'a çağrıldığı halde,” tebliğ yapıldığı halde, ‘Kuran'a, İslam'a uy’ denildiği halde, “Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?” Yani, tesadüfen yaratıldı, çamurdan tesadüfen yaratıldı diye yalan uyduruyorsa Allah'a karşı, iftira ediyorsa, zalim olmuş olur. “Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?”, ikinci açıklamasıyla ayetin 'hurafeler'. Mesela şunu yaparsanız cehennemden kurtulursunuz, diyor. Neye göre? Kuran'da var mı? Yok. Nereden söylüyorsun? Peygamberimiz (s.a.v.)'in öyle bir beyanı var mı? Yok, hurafe. Veyahut “şu helaldir, şu haramdır”, diyor. Neye göre? Kuran'da var mı? Yok. Peygamberimiz (s.a.v.)'den böyle bir haber var mı? Yok. Neye göre? Hurafe. Bakın, “Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?”, demek ki münafıklar ve müşrikler en zalim takım. “Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.” Yani, onlara hakimiyet vermez, güç vermez, her yerde ezilip, horlanıp, aşağılanırlar. Devleti varsa, devleti yıkılır. Çözüm nedir? Kuran'a tam tabi olmak, Kuran ahlakına tam tabi olmak, Kuran'a ilave yapmamak, çıkartma yapmamak, Kuran'ın yeterliliğine iman etmek. Resulullah (s.a.v.)'ın sünneti ve Kuran'a ittiba. “Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.” İttihad-i İslam'ı durdurmaya çalışıyor, Mehdiyet'i durdurmaya çalışıyor, Türk İslam Birliği'ni durdurmaya çalışıyor. Böylece, Allah'ın nurunu ağzıyla söndürmeye çalışıyor. Yani kendince, Hz. Mehdi (a.s)'ı söndüreceğini, Hz. İsa (a.s)'ın gelişini durduracağını, İttihad-ı İslam'ı geçersiz kılacağını zannediyor, Allah'ın nurunu ağzıyla söndürmek için, geceli gündüzlü, radyolardan, televizyonlardan uğraşıyor, adam. “Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır” yani, onlar uğraşsa da Allah, Hz Mehdi (a.s)'ı gönderiyor, İsa Mesih (a.s)’ı da gönderiyor, İslam'ı dünyaya hakim ediyor, “kafirler hoş görmese bile.” Küfür içinde olanlar, Kuran'a ilave yapanlar, çıkartma yapanlar, müşrikler, dinsizler, iti, kopuğu, çakalı, kim varsa. “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur.” Hidayete vesile olacak şekilde, yani Hz Mehdi (a.s) olarak, Mehdilik vazifesi ile gönderen ve hak din üzere yani, Allah'ın hak olarak gönderdiği Kitap üzere gönderen O'dur. “Öyleyse o (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı” ne kadar batıl din varsa, bütün dinlere karşı “üstün kılacaktır.” Sadece İslam dini kalıyor, “müşrikler hoş görmese bile”, yobaz takımı hoş görmese bile. Çünkü müşrikler, bütün güçleri ile İttihad-ı İslam'a karşı, Türk İslam Birliği'ne karşı şu an direniyorlar, görüyorsunuz. Bütün dünya çapında, bir tek Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde müşrikler, Allah'ın nurunu söndürmek için çalışıyorlar. Yani bu yüzyılda İslam, dünyaya hakim olmaması için, var güçleriyle gayret ediyorlar. Ama Allah ne diyor; müşrikler hoş görmese bile, Allah dinini hakim edeceğini, İttihad-ı İslam’ı oluşturacağını söylüyor Allah. Ayetin ebcedi; 2021 yılını veriyor. 2021'de demek ki müşrikler yarasa gibi bağıra bağıra dağılacaklar. “Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?” diyor Cenab-ı Allah. Yani, insanlar anlasın diye ticaret diyor. İnsanlar ticaretle çok uğraştığı için, halkın en anlayacağı dille Cenab-ı Allah onlara hitap ediyor, “sizi acı bir azaptan” mesela azap demiyor Allah, 'acı bir azap.’ İnsanlar azap dedin mi anlamaz, ama, 'acı bir azap' diyor. ‘Uyarmak için’ diyor Cenab-ı Allah, onların dikkatlerini açmak için, “kurtaracak”, kurtulmak büyük bir sevinç, “bir ticareti haber vereyim mi?” mesela kolay bir şey onlar için ama Allah, ticarete benzetiyor. “Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz,” Allah'a ve Resulüne iman edersiniz, bir, “mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cehd edersiniz”, gayret edersiniz, malınızı da verirsiniz Allah yolunda, canınızla da. Yani, konuşarak, tebliğ yaparak her yerde İslam'ı yayarsınız. “Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.” Yani şu an yaptığımız nedir? Cihattır. Dini yayıyoruz, anlatıyoruz. Münafıklar ne yaparlar? Malıyla övünür, parasını sayar, evi ile övünür, eti ile övünür, kemiği ile övünür, diplomasıyla övünür, çıkarları ile övünür, çevresi ile övünür. Mümin ne yapar? Cihadıyla övünür, İttihad-ı İslam'ı yaymak için yaptığı gayret ile övünür, İslam'a yaptığı hizmetler ile övünür, onlar ile sevinç duyar, ferahlık içindedir. “O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.” Asıl kurtuluş ve mutluluk bu, çünkü hayat çok kısa, bir de bir şey de yok. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer ve (nusret)”, Nusretullah, Allah'ın nusreti. “ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.” Ayetin ebcedi; 1981 tarihini veriyor. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var” diyor Allah, dünya hakimiyetini söylüyor Allah, nimet olarak. “Allah'tan 'yardım ve zafer ve (nusret)' ve yakın bir fetih” yakınlığını Allah, “müminleri müjdele.” Biz Hz Mehdi (a.s)'ı müjdeliyoruz, İttihad-ı İslam'ı müjdeliyoruz. Allah, “müminleri müjdele” diyor. Cennetle müjdeliyoruz, inşaAllah, Allah lütfederse. Allah'ın rızasıyla müjdeliyoruz, Allah lütfederse ve 1981 tarihini veriyor.
Evet, şimdilik bugün bu kadar yeter. Yarın, Allah ömür verirse inşaAllah, Cenab-ı Allah'ın izniyle, devam edeceğiz.
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...