BERİL HANIM:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. ‘Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Hocam, sizden önce bir haberleri alalım. Bugün neler oldu, neler bitti, bize bir anlatın.
BETÜL HANIM:Estağfirullah, tabii ki, başüstüne. Hocam, 14 Temmuz 2011 tarihli röportajınızda, Güneydoğu’da bir savaş hali olduğunu belirterek şöyle söylemiştiniz; “Savaş kararını almış durumdalar, öyle görünüyor. Adamlar şımardı. Artık psikopatlık yapıyorlar. Bunlar demokrasi, barış falan anlayacak durumda değiller. Komünist için demokrasi gülünecek bir şeydir. Bir kere hürriyetçi bir olağanüstü hal, şefkatli bir olağanüstü hal gerekiyor gibi görünüyor.” Bugünde Radikal Gazetesi, ”Adı konulmamış bir olağanüstü hal geliyor” başlıklı bir haber yapmış. Bölgede hukuk dışına çıkılmadan adı konulmamış bir olağanüstü hal dönemi için görüşmeler yapıldığını da belirtmiş haberde Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne söylüyorsam ama tamamında aynısı oluyor; ne söylüyorsam, istisnasız. Bir kısmını söylemiyorum. Bir kısmını şey yapmıyorum ama ne söylüyorsam oluyor. Belli olay çünkü. Komünist hareket olacak, demokrasi… Yani hiç olmayacak iş. Çünkü demokrasi ve komünizm içi içe gitmez. Demokraside fikir özgürlüğü vardır, barış anlayışı vardır, herkesin fikrine saygı vardır. Ama komünizmde proletarya diktatörlüğünün hakimiyeti esastır ve kendi fikrinin dışında fikir kabul etmez komünizm. Yani bir çatışma düşüncesi vardır onlarda; tez, antitez, sentez tarzında; mutlaka kendi fikirlerinin galip gelmesini düşünürler ve isterler. Onun içinde her yolun mubah olduğunu düşünürler. Banka soyar, adam öldürür, bombalama yapar, her türlü kepazeliği yapar. Yani, bir kural yoktur komünizmde. Komünizmde ahlak ilkesi yoktur, ahlak kabul etmez komünizm.Ahlakı,dinin ortaya koyduğu kurallar zinciri olarak görür ve mantıksız görür. Devleti de gereksiz görür komünizm. Aileyi de gereksiz görür. Dini zaten kabul etmez. Onun için şimdi yetkililerimiz pek ağzına almıyor ama bu bir komünist ayaklanma. Komünist ayaklanmaya karşı, anti-komünist bilimsel çalışma gerekir. Bunun dışında olmaz. Bilimsel çalışma şu an yapılmıyor; anti-komünist, anti-Leninist çalışma şu an yapılmıyor. Anti-materyalist, anti-Darwinist çalışma yapılmıyor. Yani bizim dışımızda… Var yapanlarda, devlet yapmıyor. Bunun devlet tarafından yapılması gerekiyor. Buyurun Hocam.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Bugün akşam saatlerinde Siirt`in Pervari ilçesinde PKK`lı teröristler İlçe Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü`ne roket atar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledirler. Bu saldırıda iki askerimiz şehit oldu, iki asker ve dört sivil vatandaşımız da yaralanmıştı Hocam.
ADNAN OKTAR: Her gün yapar adamlar, çünkü fikirlerine karşı bir fikir ortaya konmuyor. Sadece; “Yaptıklarınız ayıptır, vicdansızlıktır, bu bir terör hareketidir, artık gereğini yapacağız, sizde vicdan yok mu, dininiz-imanınız yok mu? Allah’tan korkmuyor musunuz?” diyorlar. Adam,“komünistim ben” diyor,“bu ahlaka uyar mı?” diyor adam. Adam,“ben din karşıtıyım, dini ortadan kaldırmaya çalışıyorum” diyor. “Dine uygun değil yaptığın, mübarek günde yapılır mı bu?” diyor. Olmaz. Olmaz, komünist ayaklanma var. Adı konmuyor bunun. Komünist ayaklanmanın adı konmadığı için, oda o tavrı daha rahat sürdürüyor şuan. Mesela bir adam çıkmış, bir fikir ortaya koyuyor; bir parti, bir fikir ortaya koyuyor ama ona karşı bir fikir ortaya konuyor. PKK’ya karşı bir fikir ortaya konmuyor, yani devlet eliyle bir fikir ortaya konması lazım, bir inanç ortaya konması lazım. Mesela;“sizin materyalist inancınız yanlış” denilmesi lazım, Darwinist inancınız yanlış denmesi lazım. “Sadece terör yanlıştır” deniyor. Onlar da; “terör doğrudur” diyor, “Leninizm’e göre gerekir bu, Darwinizm’e göre terör gerekir” diyor. Adam kitaptan kaynak gösteriyor. “Senin kaynağın var mı? “ diyor. “Neye göre olmaz?” diyor. Cevap yok. O zaman fikren galip konumunda olmuş oluyor. Zahiren öyle görünüyor. Onun için mutlaka anti-komünist faaliyet yapılması gerekir, bilimsel çalışma yapılması gerekir. Devlet yapamazsa biz yapalım. Bize imkan versinler. Veyahut devlet yapsın biz imkanlarını ortaya koyalım. Yani ilgili eserleri, belgeleri, bilgileri ortaya koyalım. Bir kere Darwinizm’i ortadan kaldıralım, Güneydoğu’da Darwinist eğitimi kaldıralım. Kaldıralım derken, Darwinizm’i kaldıralım demiyorum. Darwinizm anlatılmazsa olmaz, Darwinizm anlatılacak, cevabı verilecek. Komünizm anlatılsın, cevabı verilsin; faşizm anlatılsın, cevabı verilsin. Milletimiz doğruları anlasın, o zaman dağa çıkmaz adam. Her yeri okul haline getirmişler. Ben onu daha önce söylemiştim, daha yeni farkına varmış gibi bir durum var; bazı arkadaşlar, bazı yetkililer, yeni haberimiz oldu gibi bir üslup kullanıyorlar. Halbuki ben dedim;“Güneydoğu’da kahvehanelerde bile geceli-gündüzlü Marksist eğitim yapılıyor” dedim. “Partinin, PKK’nın propagandası yapılıyor” deniyor ama neyin yapıldığı anlatılmıyor, komünizmle ilgili olduğu anlatılmıyor. Yani komünist propaganda yapılıyor. PKK nedir? Yani parti var ama partinin ne olduğu anlatılmıyor. PKK komünist bir partidir. Stalinist, Marksist, Leninist bir partidir. Bunun söylenmesi lazım. Bunu ısrarla söylemiyorlar. O zamanda adamlar,“biz herhalde haklıyız” diye devam ediyorlar, aynı kafada devam ediyorlar.
Evet Hocam, ben sizi dinliyorum.
BETÜL HANIM:Estağfirullah, baş üstüne Hocam. Ali Bulaç Hocamız yine Mehdiyet’ten açıkça bahsetmemiş, ancak “dünyadaki bu karmaşa ve acıdan kurtulmak istiyorsak acil olarak bizi ayağa kaldıracak, ölü hale gelmiş bedenimize yeni bir ruh ve kuvvet verecek yeni bir ahlaki, ruhi hamleye ihtiyacımız var” demiş. “Bunun için ilk iş olarak İslam barış gücü kurulmalı ve İslam dünyası çerçevesinde ortak bir fon oluşturulmalıdır ve bizlerde bu teklifleri sürekli gündemde tutmalıyız” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Çok kibar, nezaketli bir üslup yapmış, yani daha Türkçesi riske girmek istemiyorlar.“Hz. Mehdi (a.s)’dan mı bahsediyor….”Evet, olabilirde, yani konuşuyor olabilirler. ‘Sırren tenevveret’ derler ona. Yöntem olarak olur ama insanlar ondan anlamaz. Peygamberimiz (s.a.v) öyle bir şey olsaydı, “gizli kapalı anlatın” derdi.Bizde yapardık. “Arkadaşlar İslam, Müslümanlar dayanışsa iyi olur, niye birleşmiyoruz?Şahs-ı manevi olarak devam edelim. Aramızda para toplayalım” diyebilirdim, inşaAllah.
Cübbeli, o anlamda risk teşkil edecek birisi değil fakat zayıf, yani anlatımlarında, üslubunda.Fakat faydalı anlattıklarını tabii gündemde tutacağız. Mehdiyet’le ilgili anlatımları çok şahane, bayağı güzel anlatmış. Tek hatası, Hz. Mehdi (a.s)’ın 570 sene sonra geleceğini söylemesi ama diğer anlatımları çok şahane. O da biliyor,Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğinin farkında. Bütün ihvanı, bütün arkadaşları, herkes bilir. Mahmut Hocamız da bilir. Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceğini bütün cemaat biliyor. Yıllardan beri bununla eğitildiler. Dergilerinde yıllardan beri bu konuyu anlatırlar, ilk defa anlattıkları bir konu değil. Dolayısıyla sırf kendi dergilerine bile baksalar, Mahmut Hocamızın tasdikiyle çıkan, Cübbeli’nin tasdikiyle çıkan dergilerinde defalarca Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceği, 1545 gibi kıyametin kopacağı, son zamanda olduğumuz çok kapsamlı şekilde anlatılmıştır. Yani belge var elde, dergiler var, yazılar var, CD’ler var. Dolayısıyla Cübbeli’nin son andaki dönmesi bir şey ifade etmez ama faydalı yönleri de var. Mesela ehl-i sünnet alimlerini savunması yönünde, bu iyi, bunlar güzel. Mesela sapkın görüşlere karşı tavrı iyi, orada bizim elimiz, kolumuz gibi; orada çok faydası oluyor. Özellikle ehl-i sünnet eserleri muhafazasında, hadislerin muhafazasında faydalı oluyor ama nerede hurafe bu orada.
Ben oturup Müslümanlarla uğraşan bir politika içinde olmam, hep faydalı yönlerini alırım. İskender Hoca’nın bile, bakıyorum faydalı yönleri var; Kuran’la ilgili bir yer açmış, Kuran ayetlerini anlatan, hangi ayeti kim nasıl açıklıyor üzerine. Faydalı mesela, onu alıyorum. Adamın acayip, anormal yönleriyle niye muhatap olayım ben? Faydalı yönlerini alırım. Aldıkları yerler kaynak olarak almış, onları alırım. Mesela Cübbeli’de de, faydalı olan yerleri alırım, anormal yerleri de almam; bu kadar kolay, karmaşık bir şey yok.
Hocam buyurun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah hocam. Hürriyet gazetesinden Yonca Topbaş, ‘Ben bölünmek istemiyorum’ başlıklı bir yazı yazmıştı Hocam. Yazısında bu topraklarda barışı özlediğini, bölünmeyi istemediğini yazmış. Ayrıca Mehdiyet döneminde havada uçan kuşların bile hoşnut ve razı olacağıyla ilgili hadisi biliyor olabilir Hocam, inşaAllah. Çünkü yazısında uçan kuşların bile huzur içinde olduğu ve sevginin her yerde yaşandığı bir dünya istediğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Selamun Aleyküm Canım Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.“Türk İslam Birliği’nden söz ediyorsunuz, üç beş teröristle baş edemiyoruz, nasıl olacak bu? Ey şanlı Osmanlı neredesin?Ayşe Ceylan.”“Üç beş teröristle baş edemiyoruz.” Dünya’nın neresi baş ediyor da Türkiye baş etsin. Dünya’nın her yerinde terörist var. Terörist sinsidir, mikrop gibi nereden çıkacağı belli olmaz. Ama teröristin bir yeri kontrolüne alması, bir yerde siyasi otorite kurması büyük tehlikedir. PKK’da tehlike budur. Yoksa terör eylemi her zaman olur. Dünyanın her yerinde var, bir tek Türkiye’de değil. Nasıl olacak bu? İşte Peygamberimiz (s.a.v) açıklamış, Allah açıklamış; hadis kitaplarına bakarsan, Hz. Mehdi (a.s)’ı incelersen, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişini incelersen oradan anlarsın. “Ey şanlı Osmanlı neredesin?” Osman Bey, Osmanlı Birliği’ni kurarken, terör yok muydu, anarşi yok muydu? Her yerde insanlar birbirlerini öldürüyorlardı, paramparçaydı. İmanla kurdu, imanla; Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla kurdu. Yeniden şimdi, Türk İslam Birliği ne ile olacak? İmanla, aşkla olacak. Osman Bey’in bankalarda parası mı vardı, değil mi? Malı-mülkü mü vardı? Hiçbir şeyi yoktu. Küçücük bir beylikti. Sadece imanı ve şevki vardı, aşkı vardı. Allah da nasip etti. Gerçek iman, derin imanla baktığı için, büyük bir hakimiyete Allah imkan tanıdı. Şimdi de Allah Hz. Mehdi (a.s)’a böyle bir imkan tanıyacak, inşaAllah.
Başı açık hanımlara olan öfke, yobaz öfkesidir. Bunların kalplerinde zaten sevgi yok. Nefret için bahane arıyorlar. Yani nefret için konu, adamlarda hazır. Kendi cemaatinden olmaması zaten yeterli, yine nefret ediyor. Kendi cemaatinin içindeki adamlardan bile nefret ediyor. Bir kısmı öyle değil mesela bütün Müslümanları seviyor. Ama pislik yapan insanlar, sayısı küçüktür ama eylemi büyük olur. Mesela PKK’nın eylemi küçük oluyor ama etkisi çok büyük oluyor,bütün Türkiye’yi sarsıyor. Şeytaniyetin gücü buradan gelir, yani küçük bir eylemden büyük netice alır. Deccalin gücü de buradan gelir; deccal, küçük bir eylemden büyük netice alır. Onlarda deccaliyetin yöntemini kullanmış oluyorlar.
İyi akşamlar Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Nasılsınız, iyisiniz inşaAllah aslan Hocam? Türk Milleti sizinle gurur duyuyor, inşaAllah. Sizin gibi değerli insanlar sayesinde de bazı hakikatler gün yüzüne çıkmaktadır. Bunun için size müteşekkiriz. Ayrıca A9 Kanalı’nın ismi nereden geliyor, açılımı nedir? Bahsederseniz seviniriz ve değerli Hocam Hz. Hızır (a.s)’dan şimdiye kadar çok bahsetmediniz. Bu akşam, inşaAllah bizleri aydınlatırsanız. Allah sizden razı olsun. İnşaAllah, Allah bana sizin talebeniz olmayı nasip eder. Aslanlar aslanı mücahit Hocam. Selamun Aleyküm, Zeynep Temel.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Zeynep Karadenizlidir büyük bir ihtimal, inşaAllah. Çok seviyorum Karadenizlileri, maşaAllah. Bütün Anadolu’yu, bütün insanlarımızı seviyorum. Hz. Hızır (a.s) her yerde, yani birçok yerde aynı anda faaliyet yapabilir Hz. Hızır (a.s). Güneydoğu’da da faaliyet yapıyor Hz. Hızır (a.s). Mesela o bilinmeyen bir sırdır.
Estağfirullah Hocam, Serhat Ahmet’i tanıyor musunuz? Yazar kendisi Hocam; Hz. Hızır (a.s) ve 2023 diye iki kitap yazmış. Bugün Habertürk’de programa çıktı. Ve Hz. Hızır (a.s)’ı anlattı ve yecüc ve mecüc’ün Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) zamanında çıkacağını söyledi. Uzaylılar olabileceğini söyledi. Acayip açıklamalar yaptı Hocam. Hocam, Habertürk’te konuşulan konulara bakın, gümbür gümbür geliyor Hocam İttihad-ı İslam, Allah’ın izniyle, Çağlar Genç.”
Haber Türk’te bir program vardı, bir delikanlı anlatıyordu, hafif sakallı bir genç, o mu? İyi işte, sürekli gündemde tutuyorlar Mehdiyet’i, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, Hz. Hızır (a.s)’ı.
BETÜL HANIM:Oymuş Hocam inşaAllah, dediğiniz gibi oymuş.
ADNAN OKTAR: Evet ama uzaylı muzaylı falan değil. O anlatılanlar ahir zamanda Mehdiyet’le ilgilidir. Allah Kuran’da uzaylıları anlatmıyor, inşaAllah; Mehdiyet’i, ahir zamanı anlatıyor. İnsanların gözleriyle fiilen göreceği olayları anlatıyor. İnsanların muhatap olacağı gerçek ve ciddi olayları anlatır Cenab-ı Allah. Uzaylı; onlar ecinni takımıdır.Uçan daireler gelip gider falan. Ecinniler o tip şeyler yaparlar. Gökyüzünü serbest buluyorlar bazen, öyle coşup, bizim sarhoşlarımız nasıl arada sırada olay çıkarıyorsa, onlarında sarhoşu arada sırada olay çıkartır. Mühim bir şey değil, inşaAllah. Cinlerin işe yarar yönü; istihbaratta iyidirler, bilgi almada işe yararlar. Geleceği bilmezler, geçmiş hakkında da fena değil bilgileri.
ADNAN OKTAR: “Muhammed Adnan Hocam” diyor, bugünde gül yüzünüzü görmek nasip oldu, ellerinizden öpüyorum Hocam” diyor. “Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hocamızın bir videosunu yayınlar mısın Sayın Hocam” diyor. “Kapitalist düzenin kucağında olduğumuzdan bir türlü maddiyatımızı toparlayıp sizlerin eşiğinize yüzümüzü süremedik.” Estağfiğrullah. “Kusurumuz af ola, canı gönülden selam ederim.”Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hüseyin Eryılmaz, Ankara.” Şeyhimiz Nazım Kıbrisi Hazretleri’nin yüzünü görmeyi istiyormuş kardeşimiz ama biz can-ı gönülden isteriz.Şeyhimizi, Allah bize televizyonlardan da olsa gösteriyor,bu da büyük bir nimet, inşaAllah.
VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Fatih Camii İmamına Cübbeli’yi Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “İyi akşamlar Seyyid Muhammed Adnan Hocam, nasılsınız?” Elhamdülillah, iyiyim. Kazakistan’dan bir kardeşimiz yazmış. “Selamun Aleyküm, dünyanın en yakışıklı, en dürüst, en centilmen,mübarek hocamız.” En deme de, enlerinden de, inşaAllah. “Canım Hocam, internette bir problem vardı ve inanın ki sizin canlı yayını izleyemeyeceğim diye bir an çok üzüldüm”. Üzülmek var mı Müslümanlıkta? Hayır vardır. “Ve Allah’a dua ettim, sorun kalktı ve izleyebiliyorum, inşaAllah. Canım Hocam, o kadar bağlandık ki size anlatamam, sizi görmek bize inanılmaz güç veriyor, inşaAllah. Yayınıza katılan başta kıymetli öğrencileriniz ve gerçekten de çok asil ve güzel konuklarınıza saygılarımı sunuyorum” diyor. “Hepiniz çok güzel görünüyorsunuz, Allah ne güzel yaratmış, maşaAllah. Rabbim birbirimize olan saygımızı, Mehdiyet’in hürmetine arttırsın; dünyalar tatlısı, aslan Hocam” diyor. “Dualarınızla, inşaAllah.” Şengül Hanım yazmış, Şengül Say.
“Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hayırlı geceler, Allah hepinizin azmini kat kat arttırsın. Evvelki gece Adnan Bey diye başlayan mesaj dikkatimi çekti, onun için yazıyorum; o arkadaş söylesin bize, Hz. Mehdi (a.s)’ı en kapsamlı kim anlatabilir bu asırda? En zor iş Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatmaktır, bu görevi en iyi Hz. Mehdi (a.s) yapar. Bu bir. Kendisi dahi Medrese-i Yusufiye’den geçmeden bu işi başaramamıştır. 1980’lerde,sırf Allah için bunu anlatacağım derken neredeyse çok zor durumlara geldim” diyor. Önceleri herkes tarafından düşman ilan edilebilirsiniz, daha neler neler. Az bilgisi olan yine de bunu anlatsın; kahvede, fabrikada, mahallede. Bir kişi de olsa yeter, varsın deli desinler. Mehmet Yenilmez, İstanbul.”
“Hocam selam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Şahane görünüyorsunuz, maşaAllah. Saçlarınız inanılmaz dinamik bir görüntü veriyor. Gerçi siz ne yapsanız çok yakışıyor, maşaAllah. Türk-İslam dünyasının içinde bulunduğu bu olağanüstü durumu siz yıllardan beri anlatıyorsunuz, Kuran-ı Kerim ve hadislerin ışığında; bu durum size tam olan güvenimizi daha da sağlamlaştırıyor ve heyecanımızı arttırıyor, inşaAllah. Hocam, ben Berker Hocamı tanımıyorum ama onu da yayında görmek isteyen kardeşlerimize katılıyorum. Hayırlı geceler, Gülcan.”
BETÜL HANIM:MaşaAllah.
BERİL HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değerli Muhammed Adnan Hocam, rahatsızlık duyduğum bir durumu size iletmek isterim. Nihat Hatipoğlu ve Cevat Akşit Hocalarımızın yaptığı ahir zamanla ilgili yanlış yorumlardan dolayı sizi seven birkaç kişi Facebook’ta yanlış bir üslupla eleştiriyorlar hocaefendileri. Gereksiz yere Müslümanlar karşı karşıya geliyor. Kullandığı üslupları örnek vermek gerekirse,” nokta, nokta, nokta diyoruz ona. “Ayrıca münafıklarla ilgili ayetleri peş peşe yazmışlar. Sizin birleştirici, düzeltici ve sevgiye değer veren özelliğinize benzemiyor, inşaAllah. Ve sizin gibi talebelerinizin de yüksek ahlaklı oluklarını düşünüyoruz, inşaAllah. Hayırlı geceler güzel Hocam, Erman Gündoğdu.” Yani Nihat Hatipoğlu, Cevat Akşit, bunlar gariban insanlar. Yani oturup bunlara böyle bir üslup, çok ayıp olur. Yani onlar böyle sempatik hoca havasında, herkese hoş gelen hoca havasında ortaya çıkıyorlar; öyle insanlarda olabilir. Çünkü hemen Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetse işine gücüne gelmeyenler olur; Mehdi konusunda işine gelmeyen, İttihad-ı İslam işine gelmeyen; mücadele, ceht etmek, cihat işine gelmeyen ama İslam’dan, Kuran’dan dinlemek isteyen insanlar oluyor. Onlar da onlara hitap ediyorlar. Yani orta yoldan giden, hani;“namazımı kılayım ama hiçbir şeye karışmayayım,” işte,“zorda da kalmayayım, sıkıntıda da kalmayayım,”“Allah için herhangi bir güç durum karşıma gelmesin,” “İttihad-ı İslam zaten benim için riskli, bu işe girmeyelim,”“Türk İslam Birliği’ne gerek yok,”“Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s), ben bunların gelmesini istemem diyen insanlar var. Şimdi bunları dinsizlerle baş başa bırakmak istemiyorlar herhalde, anladığım kadarıyla. O şekilde anlatıyorlar. Güler yüzlü, şakacı; “Türkiye’de ne var, hiçbir şey yok, anarşi yok, terör yok. Dünya, İslam alemi de çok rahat; namazımızı da kılıyoruz.” Öyle mutlu yaşıyorlar. Yani ağır konuşmaya gerek yok, inşaAllah.
BERİL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocam buyurun.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Tabii ki, inşaAllah. Bölünme tehlikesi konusunda anlatımlarınız köşe yazarları üzerinde etkisini göstermeye başladı, inşaAllah Hocam. Bugünde Milliyet Gazetesi’nden Doğan Heper; “Başka yolu yok, bir aradayız” başlıklı bir yazı yazarak, ne pahasına olursa olsun biz samimi olarak bir arada, birlikte yaşamayı ve 74 milyonun kardeşliğini sonuna kadar savunacağız, bizi kimse ayıramayacak. Yeter ki hükümet kendine düşen görevi bir an önce yapsın” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu; “biz kardeşiz, eti kemikten ayırabilir misiniz? Ne güzel sıcak bir ortam var, aileler bir arada mutlu yaşıyoruz, komünistler ne pis adamsınız siz, ayıp değil mi adam öldürüyorsunuz, zalimler, yaptığınız zulümden başka ne, hiç acımıyor musunuz?” Acayip kızdırır bu komünistleri, yani çok kızdıracak bir ifade olarak görürler. Yani karşında komünist ideoloji var, sen kardeşlikten bahsediyorsun. Komünizm kardeşlik kabul etmez. Proletarya diktatörlüğünü hedeflemiştir, burjuvaziyle mücadele eden işçi sınıfı, işçi ve köylü sınıfının ittifak ederek, halkların -onlar zaten ırk da kabul etmezler- halkların mücadelesini savunurlar. Ve kapitalizm de kendini büyük bir hırsla kendilerine karşı muhafaza etmeye çalışacağını, direneceğini ama kapitalizmin yenileceğine inanır. Yani Marks’ın açıklamaları böyle, Leninizm’in açıklaması budur. “Kapitalistler şu an bize direniyorlar” diyor adamlar. Yani “onlar devlet kurarlar, devlet zaten kapitalizmin kendini korumak için, malını mülkünü, çıkarlarını korumak için oluşturduğu bir mekanizmadır” diyorlar, sistemdir. “Mahkemeler falan, hepsi bunun için kurulmuştur” diyorlar. “Bizde bu sistemi yıkacağız” diyorlar. “Yıkmazsak proletarya diktatörlüğünü oluşturamayız biz” diyorlar. “Bu dinin özelliği bu. Bu halka anlatılmıyor, insanlar bilmiyorlar. Habire mutlu, kardeşçe yaşamaktan bahsediyorlar. Komünist kardeşçe yaşama kabul eder mi kardeşim? Komünist için kardeş, komünist olandır. Komünistin dışında adam kabul etmez. Hatta mesela dönek olarak kabul ederler veyahut oportünist kabul ederler yahut revizyonist kabul ederler. Komünist olduğu halde ufacık bir değişiklik yapan, yani Stalinizm’den, Leninizm’den taviz vereni bile kendileri öldürür. Bak, değil eleştirmek, öldürürler. Önce mahkum eder, sonra öldürürler. Daha önce de vardı, televizyonda gösteriyorlardı; mahkeme yapıyorlar, videoya almışlar;“halk mahkemesi senin ölümüne karar verdi” diyor. Yani komünizmin büyük bir ayaklanma oluşturduğunu, Güneydoğu’da komünistlerin harekete geçtiğini herkes gördüğü halde, bütün Avrupa bildiği halde, bir kısım insanlar ağzına dahi almak istemiyorlar. Habire kardeşlikten bahsediyorlar, habire zulümden bahsediyorlar, habire kınama. Komünist kınamadan ne anlar? Stalin’i kınıyorlardı o zamanlar, Çar taraftarları kınıyorlardı;“yaptığın zulüm” diyorlardı, “ayıp” diyorlardı; bağırta bağırta hepsini öldürdüler ve iktidara geldi adamlar. Çünkü Çar anti-komünist bir mücadele yapmıyordu, İslam’ı savunmuyordu. Anti-Darwinist, anti-materyalist değildi. Suskundu, yani bir fikir getiremedi Çar. Çar taraftarları o devirde bir ideolojiye sahip değildi; çıkıp,“diyalektik felsefe yanlıştır, doğrusu budur” diyemiyorlardı. “Darwinizm, materyalizm yanlıştır” diyemiyorlardı. Sadece kılıçla halletmeye çalışıyorlardı. Güneydoğu’daki Marksist, komünist ayaklanmaya karşı, fikri mücadelenin dışında bir yol olmaz. Fikren susuyorsan, adamın anlayacağı budur ki, “biz haklıyız” diye düşünür. Sen adama diyorsun ki,“senin yaptığın şöyle şöyle”,“şu iddialarda bulunuyorum ben” diyor, “bana cevap ver” diyor. Cevap yok, susuyor. Susma nedir? İkrardır. Onların kafasında budur. Susuyorsan, “o zaman ben haklıyım” diyor. “Ya cevap ver ya da susuyorsan haklı olduğumu kabul et” diyor. Şu an susmayı onlar, haklı olduklarını kabul anlamında alıyorlar. Yani “Marksist,Leninist teori, düşünce doğru” diyorlar. “Doğru mu arkadaşım” diyor, cevap ver. Cevap yok. Fikirle yerle bir edilmesi lazım, düşünceyle yerle bir edilmesi lazım; silahlı çatışmada hiçbir netice alınamaz, yani askeri operasyonla hiçbir netice alamazsın. Yani zaten komünizmin direnmeye ihtiyacı vardır. Yani kana ihtiyacı vardır. Mutlaka kan dökmesi gerekir, ya kendi kanının dökülmesi gerekir komünist ideolojide, ya karşı tarafın kanının dökülmesi lazım. Her ikisi de komünizmi tırmandırır. Çünkü onun taraftarlarını öldürdükçe, örgüte katılımlar artar. Onlar karşı tarafta kardeşlerimizi şehit ettikçe, örgüt kendini daha güçlü ve kendini daha güvende hisseder, daha özgüven kazanır. Ve her gün televizyonlarda PKK propagandası yapıldığı için -tabii isteyerek yapılmıyor ama dolaylı yoldan yapıldığı için- örgütte müthiş bir özgüven meydana geliyor. Çünkü Türkiye’nin 30 yıldan beri ana gündemi PKK, PKK ile oturup kalkıyor Türkiye. Gece-gündüz, sabah-akşam başka bir konu yok. Buna karşı, “karşı ideoloji budur, Mehdiyet ve İttihad-ı İslam vardır, Türk İslam Birliği vardır” diye konduğunda, bir anda o erir gider, tuzun içinde erir kaybolur. Ama adı konmuyor, duyuyor musunuz komünist ayaklanma var diye? Yok. PKK ayaklanması diyorlar. Mesela demeç veriliyor, sürekli “ayıp yapıyorsunuz” deniliyor; “çirkin bu yaptığınız, bu yaptığınızı kınıyorum, çok kötü bir şey yaptınız, acımasızlık yaptınız” diyor. “Eğer sen bunu yapmıyorsan” diyor komünist,“sen komünist olamazsın zaten” diyor. Yani komünizmin gereğini yapıyor adam, sende diyorsun ki;“ayıp yapıyorsun.” Lenin’in talimatı bu, hatta şaşırıyor;“sosyal demokratlar bizi zalimlikle suçluyorlar, zulümle suçluyorlar” diyor. “En basit Marksist prensipleri dahi bunlar bilmiyor” diyor, şaşırıyor “niye böyle diyorsunuz?”diyor. Anti-komünist propaganda yapılmaya başlandığında, örgüt taraftarı diye bir şey kalmaz. Devlet yaptı mı çok ciddi ve çok etkili olacaktır, kökünden biter. Yani bir adam bir acayiplik yaptığı zaman, mesela “eğitimle çözülür” deniyor ya, eğitim yapılıyor mu? Yapılmıyor. Bir insan cahillik ve anormallik yapıyorsa, yanlış bir şey yapıyorsa, çözümü eğitim değil midir, bütün dünyada bu bilinmez mi? Meşhur bir konu. Şimdi karşımızdaki arkadaşlar, adamlar, insanlar, cahil halk, cahil insanlar. Bir kısmı PKK’ya katılmış, bir kısmı katılmak üzere, bir kısmı sempati duyuyor, bir kısmı hiç bilmiyor; hepsinin eğitilmesi gerekiyor. Yani orada bilmeyenler, mazlum olanlar, arkadaşımız olanlar onlardır ama karşı taraf da bizim siyasi hasmımızdır. “Ben seni fikren yenemedim, gel seni sopayla yenerim” diyemeyiz. Fikren yeneceğiz, fikren yendin mi biter zaten konu. Hiç gördünüz mü devlet televizyonlarında; Marksizm, Leninizm, PKK ideolojisinin yanlışlığını anlatan bir açık oturum, konuşma gördünüz mü? Sadece “zulüm yapıyorlar, ayıp yapıyorlar” diyorlar;“Müslümanlıkta bu var mı?” diyorlar, “mübarek Ramazan’da yapılacak bir şey mi?” diyorlar. Adam zaten Ramazan’ın tamamen hurafe olduğuna inanıyor. Kuran’ın -haşa- hurafe olduğuna inanıyor. Sen de Ramazan’ın kutsallığından bahsediyorsun. Hem devlet televizyonlarından Darwinizm’i, materyalizmi anlatıyorsun, arkasından Ramazan’ın kutsallığından bahsediyorsun. Hangisi doğru? Kuran’ın dedikleri doğru. Eğer Darwinizm’in, materyalizmin doğru olduğunu söyleyerek anlatıyorsan, o zaman Ramazan’ın mübarekliğini anlatırsan adam inanmaz. Yani hem Darwinizm’i, materyalizmi anlatacaksın sen; dünyanın bir patlamayla tesadüfen meydana geldiğini, canlıların tesadüfen meydana geldiğini söyleyeceksin, arkasından Ramazan’dan bahsedeceksin. İkisinden birini tercih etmek durumundasın; ya materyalizm, Darwinist düşünce, ateist düşünce, dolayısıyla deccaliyet veyahut anti-materyalist, anti-Darwinist, Kuran’ı savunan Mehdiyet. Ara bir yol yok. Şimdi bak PKK’yı savunan birçok köşe yazarı var, dolaylı yoldan savunuyorlar, alelen savunuyorlar. Hatta bazı siyasileri de ortaya çıkartmaya çalışıyorlar. “Bak, bu adamlar müsait” gibisinden. Çok uyanık ve dikkatli izlediğimiz için şu an nefes alamıyorlar, yani PKK yandaşı olanlar anında mıhladığımız için pek ötemiyorlar, dikkat ederseniz. Yoksa bunlar öksürmeye hazırlanıyorlardı, öksürüklerini yuttular, yutmak mecburiyetinde kaldılar. Yani çok dikkatli izlediğimizi görünce felç oldular, yoksa bayağı pislik yapacaklardı. Şimdi bak, konuşabiliyorlar mı? Karınlarını konuşuyorlar. Abuk sabuk sesler çıkartmaya başladılar, konuşamıyorlar. O, üstlerine manen çöktüğümüz için oldu. Yani şu an ayaklarımızın dibindeler. Çok dikkatli izliyoruz,yani keskin dikkatimizle adeta hipnotize oldular, felç oldular ve kıpırdayamayacak hale geldiler. PKK da biliyor, eğer biz fikren karşılarına çıkarsak darmakeşan olurlar, cahillikleri ortaya çıkacak, bilgisizlikleri ortaya çıkacak, bomboş bir ideoloji için ömürlerini verdikleri ortaya çıkacak. Hepsi bir anda davayı bırakırlar, inançlarını bırakırlar ama bu durumda çok zor; devletin kitaplarında Darwinizm, materyalizm anlatılıyor, yaratılış anlatılmıyor. Uzun uzun Darwinizm anlatıldığı halde, en azından bir o kadar cevap verilmesi lazım; cevap verdirilmiyor, mümkün değil. Böyle bir durumda kilitlenmiş oluyor durum. Anlaşılmayacak gibi değil.
Bu arada Ankara’da %80 oranındaymış izlenme oranımız; süper yani, maşaAllah. %80. Özel araştırma yaptırdım. MaşaAllah, muhteşem maşaAllah.
BETÜL HANIM:Zaman Gazetesi’nde bazı yazarlar sık sık Kürt sorununun çözülmesi için hükümetin Öcalan’ı destekleyip yeniden örgüte hakim hale getirmek ve önünü açmak zorunda olduğuna dair yazılar yazıyorlar Hocam. Dün de Zaman’dan İhsan Dağın aynı şeyi söyleyerek; devletin aslında Öcalan’ın önünü açmayı kabullendiğini, ancak hükümetin siyasi çıkarları nedeniyle bu durumu kabul etmediğini söylemiş ve bu konuda hükümete eleştiri getirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Akıllarını başlarına alsınlar. Komünizmde partinin lideri vardır, lider ölürse yerine başkası geçer. Şu an öldü kabul ediyorlar onlar yahut alıkonulmuş kabul ediyorlar veyahut kayboldu kabul ediyorlar. Yani onun yerine hemen bir başkası geçer. Parti esastır komünizmde; lider esas değildir, parti esastır ve o ideolojiyi savunan binlerce insan var. O giderse başkası gelir Yani Abdullah Öcalan dese ki; “silahları bırakın, komünizmden vazgeçtik, Leninizm’den vazgeçtik,” hemen infaz ederler onu orada. Böyle bir şey olmaz. Yanlış biliyorlar, öyle bir şey yok. Yani Abdullah Öcalan öyle bir şey diyecek, lime lime ederler, öyle bir konu olmaz. Adamlar 30 yıldan beri Abdullah Öcalan için mi dağda yaşıyorlardı? Yani göbeğini kaşıyan adam için mi onlar dağlarda yaşıyor? Komünist ideolojiyi savunduğu için dağdayaşıyor adamlar. Dolayısıyla komünizme karşı Apo’yla değil, Kuran’la çözüm, bilimle, felsefeyle çözüm olur. Abdullah Öcalan’la olur mu yahu? “Hadi bırakalım Öcalan’a, işi halletsin” diyorlar. Neyini halledecek? İsteyeceği; “hadi bakalım burayı federal devlet haline getirin.” Sonra? “Ya federasyonla olmuyor, şunun adını koyalım, normal devlet olsun bu” diyecekler. Sonra? “Ordusuz devlet olmaz” diyecek, “bir ordu kuralım.” Ne kadar? Çin malı silahlar, Kore malı silahlar, Rus malı silahlar. Sonra? Oradan, buradan satın aldıkları silahlar; Irak’tan, Suriye’den aldıkları silahlar. Bu belanın bin misli bir bela daha Güneydoğu’da konuşlanmış olacak. Sonra da onlar sınırda uslu uslu duracak zannediyorlar, yani Güneydoğu’da oluşacak bir devletin içerisinde. Komünizmin amacı bu mu? Onu işi bırakır mı? Bismillah -Müslüman için Bismillah,onlar için değil- ikinci safhaya geçecektir, devrim ihracına geçecektir. Türkiye’nin tamamını komünist yapmadan, bölgenin tamamını komünist yapmadan, dünyanın tamamını komünist yapmadan bir komünist komünizmden vazgeçemez, komünist değildir o zaman o. Ekonomik krizi dünyaya komünizmi getirmek için deccaliyet çıkarıyor, dünya devleti çıkarıyor. Deccalin 300 kişilik gizli hükümeti var, dünya hükümeti var; onlar deccaliyeti dünyaya hakim etmek için, komünizmi dünyaya hakim etmek için ekonomik kriz çıkarttılar. Çünkü ekonomik krizde adam ne yapacak? Çaresizlik içerisinde olacak. Ahlaksızlığı bir yandan körüklüyorlar, “çözüm komünizm” diyecekler. Komünizmde en uygun yerler de Asya ülkeleridir; ya Rusya’dan, ya Güneydoğu’dan, bir yerlerden onu hareketlendirmek istiyorlar. Fakat en uygun konuşlanma olarak orayı buldular, o bölgeyi buldular. Çünkü yapı müsait, coğrafi konum da müsait, eğitim durumu da oradaki insanların düşük seviyede olduğu için komünizm o vasatta çok rahat yayılabiliyor. Onlar da bunu iyi bildikleri için bunu iyi kullanmak istiyorlar şu an. Yani acayip kinli, nefret dolu yetiştirilmiş insanlar bunlar ve intikam hisleriyle dolu olan insanlar. “İş bitti, hadi bakalım köylü köyüne, herkes yoluna” demez onlar. Asıl ondan sonra başlayacaktır, yani komünist devleti kurduktan sonra asıl atak başlayacaktır. Zaman Gazetesi’ndeki o yazarlar bunu çok iyi biliyorlardır, anlaşılmayacak bir şey yok. Komünizmle, deccaliyetle Mehdiyet’in bir mücadelesi var, bunu görmeleri lazım. Tek kelime Mehdiyet’ten, İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyor Zaman Gazetesi; ondan bahsetsin. Yani Abdullah Öcalan sıkılıyor tabi adada, yalnız kaldığı için bunaldı, epeydir hapis olduğu için. Pek çıkacak gibi de görünmüyor, ne yapsın? Demagoji yapıyor işte, “beni bırakın ben onları yatıştırırım,” sarhoş muhabbeti gibi. Böyle bir şey olmaz, kimse onu kale almaz, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam, aylardır sizleri izliyorum. Galiba gide gide gençleşiyorsunuz.” Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah. “Yoksa bana mı öyle geliyor, bu yüzünüzdeki nurun kaynağı nedir?” Allah tabii ki.“Gerçekten çok merak ediyorum. Bir de evli misiniz Hocam?” Bir evimiz var, kira inşaAllah. “Nikahlı mısınız?” diyeceksin, inşaAllah. Ben bekarım, inşaAllah.
“Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun Hocam” diyor. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Yakışıklılar yakışıklısı, Allah’ına kurban olduğumuz Seyyidlerden bir yol olan Hocamızın üzerine olsun Allah’ın selamı” diyor “Canımız Hocamız, eşimle sizleri çok seviyoruz” diyor Diyarbakır’dan bir kardeşimiz. Bütün Diyarbakır’a da buradan selam; canlara, kardeşlerimize. Mardin’e, Urfa’ya, Siirt’e. Peygamberler diyarı, maşaAllah, Bediüzzaman’ın evlatlarının şehirleri, inşaAllah.
“Merhaba Adnan Bey,” ‘Adnan Bey’le başlıyorsa bilin ki ilginç bir durum var, “ben dindar bir ailede doğdum ama dine hiçbir yakınlık hissetmiyorum. İslam’ı yanlış buluyorum. Diğer kitaplı dinleri de. Nasıl bir ihtiyacı karşılıyor bu din algısı? Ben de sizi zaman zaman izliyorum ama yanlış bulduğum için inanın bana kabul edemiyorum” diyor. İnsanların bir kısmına Allah dine inanacak şekilde yaratıyor, bir kısmını da inanmayacak şekilde yaratıyor. Senin kaderin öyle, sen inanmayacak şekilde yaratılıyorsun. Allah orada bir perde yaratır. Allah, “gözlerine, kalbine bir perde indirdik” diyor “Sen ne kadar istersen iste, Allah onlara hidayet vermezse onlar hidayet bulmazlar” diyor. Yani onun için,Allah Peygamberimiz (s.a.v)’e, Şuara Suresi’nde, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ta sin Mim. Bunlar apaçık olan kitabın ayetleridir. Onlar mümin olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin öyle mi?” diyor. Yani Allah ona hidayet vermezse o olmaz. Bu kardeşimizde özel olarak yaratılmış bir insan, özel yaratılmış bir varlık. O yüzden iman edemiyor. Yani biz istesek de, ne delil versek de iman edemez. Ama Allah hidayet verirse çok olay iman ettiğini görür, inşaAllah. Onun için şaşırıyor arkadaşlar, “ya nasıl iman etmiyorlar” diye. Peki, nasıl imtihan olacaksın o zaman sen? “Müşrik olmayacak” diyor, “münafık olmayacak” diyor; cennette misin sen? Tabii ki iman etmeyenler olacak, tabii ki müşrikler olacak, tabii ki münafıklar olacak, herkes olacak. Başka dinden insanlar olacak, değil mi? Putlara inanan olacak, zor ortam olacak sen imtihan olacaksın. Üniversite imtihanına girmişiz, soru yok, “ne yapıyorsun?” diyorlar, “imtihan oluyorum” diyorsun. İyi, elini-kolunu sallayarak çık o zaman, öyle imtihan olur mu? “Sorular zordu” diyorlar imtihana girdin mi, değil mi? “Nasıldı sorular?” diyorsun, “zordu sorular” diyorlar, kolaydı diyen çıkmıyor. İmtihan zordur. Böyle insanlar da olacak, böyle arkadaşlar da olacak, böyle kardeşlerimiz; biz onlara şefkat duyarız, inşaAllah. Allah onu dinsiz yapıyor, öyle yaratıyor. Bu neden oluyor? Metafizik. Mesela Allah diyor ki; “Gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmez, sana bakar görürsün halbuki onlar görmezler bile” diyor Allah. “Kulakları vardır işitmez” diyor; kulağı var adamın, işitmiyor. “Kalpleri vardır” diyor, “kalplerini kilitledim” diyor Allah. Özel yaratılmış imtihan için. Ama bir hidayet veriyor Allah, bir anda perdeler açılıyor, adam dirilmiş gibi karşımıza gayet güçlü olarak çıkıyor; yani mümin, muttaki olarak çıkıyor. Adam şaşırıyor kendisine; “yahu ben daha önce nasıl iman edemedim, nasıl böyle bir şey oldu” diyor, hayret ediyor.
MaşaAllah, bak dünyanın her yerinden, kardeşlerimizden mail gelmiş, inşaAllah. “Hocam Selamun Aleyküm. Sizleri çok takdir ediyorum. Hanımlardan kediler olarak bahsetmeniz çok hoşuma gidiyor” diyor, inşaAllah. Yalnız ismini yanlış isim vermişsin, doğru ismin senin Alperen Özbay. Doğru mu, kerata?“Hocam” diyeceksiniz, “siz nereden biliyorsunuz?” Şimdi senin IP numaranı da vereyim istiyorsan. Yanlışsa de, “Hocam, yanlış söylüyorsunuz” de. İsmin Alperen Özbay, gerçek ismin bu. Sakın, sakın, sakın! Yanlış isme gerek yok. Bana normal isimle yazın, ya isimsiz yaz yahut kendi ismim değil de ama benim ismim budur dersen olmaz, inşaAllah.
“Canım sevgili Hocam, Ramazan ayının başında tıraş oldunuz, bu size çok yakışmış” diyor. “Beyaz takım da size çok yakışıyor Hocam” diyor. “Münafıkları ve kalplerinde hastalık olanları mahvediyor bu güzelliğiniz, yakışıklılığınız” diyor, “çatlatıyor” diyor. “Elhamdülillah, maşaAllah, sübhanAllah” diyor. Fatma Hayat, Afyon’dan yazıyor, maşaAllah.
MaşaAllah, “Biz sizin programınızı izliyrik, size işlerinizde uğurlar arzuluyorik. Size bir sual vermek istiyrem. Neye göre istiyrem?”“İstiyrem” diyor, “cevabınızı canlı yayında gözliyrik.” Benim işim biraz zor burada. Azeri lehçesi çok şeker, bayağı güzel, maşaAllah.
“Esselamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Sayın Hocam. Öğretmen olarak görev yapıyorum.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Nur talebesi olmaya çalışıyorum. Risalelerden, sizin eserlerinizden okuyup anlamaya çalışıyorum. Eserleriniz ve siz aklımdan çıkmıyorsunuz. Allah Mehdiyet’in zuhurunu nasip eylesin, Allah sizi muhafaza etsin, hizmetleriniz için yardımcı olsun. Lütfen aşağıdaki kısmı sessiz olarak okuyun, okuduktan sonra ekrandan cevap alabilir miyim?” Abdullah Kardeş ne diyelim? Evet, inşaAllah görüşelim. Ne diyeyim? Çünkü “gizli söyleyin” diyor.
Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu çok kıymetli Adnan Hocam” diyor, Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “MaşaAllah, yine çok şıksınız. Yüce Rabbim nazardan saklasın” diyor. Var mı nazar? İslam’da nazar yok ama pis bakış var. Mesela benim canlarımın hepsi güzel bakıyor. Ben bakışı kötü olan insandan çok rahatsız olurum. Eğer o anlamda diyorsa Allah saklasın, inşaAllah. Yani pis nazarla hiç muhatap olmam, göz göze dahi gelmek istemem. “Yüce Rabbim nazardan saklasın, inşaAllah kıymetli Hocam. İnşaAllah 4 ay sonra bir çocuğumuz dünyaya teşrif edecek. Adını da inşaAllah Harun Yahya koymak istiyoruz. Evladımıza dua eder misiniz, mübarek dualarınızı istirham ediyoruz. Yakup Yüce.” Bozüyük-Bilecik’ten yazıyor kardeşimiz. Allah, o sevimliyi sizlere mübarek kılsın; ömrünü uzun etsin, hidayet versin. Güzel, efendi, iyi bir Müslüman olarak İslam’a, Kuran’a hizmetçi etsin. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa (a.s)’a talebe etsin, inşaAllah. İsmi de şahane, Harun Yahya, maşaAllah.
Hani var ya bazıları, “ya bir boncuk aldım, adam bir baktı, boncuk ortadan şak diye ayrıldı” falan diyor. Bunlar hurafe.Boncukları fırında yapıyorlar, yani ısıya tutulduğunda veyahut herhangi bir ani soğumada veyahut ani ısınmada veyahut zaten iç gerilimiyle duruyor boncuk, ufacık bir darbede çat diye çatlıyor. Milletin bakışıyla boncuk falan çatlamaz, öyle bir şey yok. Nazardan da korumaz. Allah korur insanları; boncuğu putlaştırmak haram olur, doğru olmaz. Seni ne koruyor? “Boncuk koruyor.” Oldu mu şimdi bu? Seni Allah korur, boncuk ne yapsın sana, değil mi? Onlar küçük şeyler, camdan imal ediyorlar, yani yüzey gerilimi falan oluyor, iç-dış gerilimi eşit olmuyor, bir süre sonra ufak bir darbede çatlıyor.
Bak, benim canlarım, bunlar gıda bunlar, acayip güzel, sevgi dolu bakışları, maşaAllah.
Ayeti açtım, okuyacaktım, deminki arkadaş, “ben dinsiz, imansızım” dedi. Bak, bu ayet de ona uygun, hayret yani. Kaderde yani; onu yazacakmış, ben de o ayeti okuyacakmışım.
Nahl Suresi, 125; şeytandan Allah’a sığınırım, “Rabbinin yoluna hikmetle,” kısa, özlü; var öyle hocalar –dini konuları tenzih ederim- konuşuyor, anlayabilene helal olsun, “İmam-ı Hanbel şöyle der, İmam-ı Azam öyle der.” Bir tanesi doğrudur, hangisi doğruysa söylesene. Söylemiyor yahu. “Böyle de denmiştir, şöyle de denmiştir.” Adam nasıl karar versin ona? Bir tanesini söyle. Mesela geçenlerde Faruk Beşer, kısa bir şey böyle, internette gezinirken bana gösterdiler, bir bölüm, ayaktaki mest olayını anlatıyor; “Falanca şöyle der, feşmekan böyle der” diyor. Karmakarışık şeyler söylüyorsun, “kimi ‘çorap üstüne de mesh edilir’ diyor,” diyor, “mest olması lazım, deri olması lazım” diyor, “bilmem hangi alim ölümüne doğru vazgeçti, başka türlü kanaat getirdi” diyor. Sen farzdan bahsediyorsun. Adam ömür boyunca ayağını yanlış yıkadıysa yahut yanlış mest ettiyse bütün namazları gitti demektir adamın. Ömrünün sonuna doğru fark etti olur mu? Kuran’ın hükmü açık, ne demek yani? Ayaklarını yıkayacak, bu kadar açık. Yani yüzünü, kollarını, ayaklarını yıkayacak, başını da mest edecek. Yok, çorabın çektiyse şöyle olur, bilmem ne, karmakarışık. -Ama Allah affetsin tabii, dini konular olduğu için o baştaki söz pek uygun olmadı- Uzatmayacaklar. “Ayağını yıkayacaksın” diyecek o kadar;mestse, deri mesttir, yani Sünni inançta ne ise o, bitti. Sen 30 çeşit açıklama yapıyorsun, hangisine karar verecek insan?
“Harun Yahya Hocam, servetinizi merak ediyorum. Mal varlığınız hakkında bana bilgi verir misiniz?” diyor. Bir de mail adresi vermiş. Benim özelliğim olarak, tek bir tane bile mülküm yok; yani üstüme kayıtlı hiçbir malım yok, sıfır, inşaAllah. Bir ara MASAK araştırma yapmıştı da, o zamanlar bu Tantanlar döneminde. Adam sordu; “Hocam, mal varlığınız ne?” dedi, “hiçbir şeyim yok” dedim, gözlerine inanamadı. Her yeri araştırdılar; tapu, bankalar mankalar; hakikaten yok, üstüme kayıtlı hiçbir mülk yok. Zaten olsa anında hemen İslam’a, Kuran’a harcarım. Halamdan bir ev kalmıştı, anında İslam için harcadım, Allah için harcadım. Evrim teorisinin geçersizliğini anlatan yüz binlerce kitap bastırdım o parayla, yani 600-700 bin kitap bastırdım, her yerde dağıttırdım, bedava. Sokaklarda, orada burada adam tuttum dağıttırdım. Para da bitti, maşaAllah.
BETÜL HANIM:MaşaAllah, Allah razı olsun. Ayşe Arman Hürriyet’teki yazısında, gereksiz korkularını yenmek için hep dua ettiğini belirterek şunları söylemiş; “Başım sıkıştığında, korktuğumda, uçak inerken, kalkarken, asansördeyken çeşitli sıkışık durumlarda hep dua ederim. Bir tek şu konuda huzursuzum; ya başım sıkıştığında yada çok mutlu olduğumda dua ediyorum, yani ya yardım istemek için yada şükretmek için. Ama aslında daha fazlasını yapabilmek isterdim” ifadelerini kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Esselamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Muhammed Adnan Canımız Hocamız” diyor, “hayırlı yayınlar, inşaAllah. Geçen Ramazan içinde Darwinist olan iki arkadaşımı evime çağırdım. Konuşurken konuyu Darwinizm ve komünizmden açtım. Biraz vakit geçtikten sonra konuşmanın arasında Yaratılış Atlası’nı çıkarıp delil olarak gösterdim, Darwinizm’in masal olduğuna dair, inşaAllah. Bir müddet baktıktan sonra, birisi sinirlenerek ‘kalkalım’ dedi ve erkenden kalkıp gittiler. Allahualem Darwinizm’in olmadığına dair kanaatleri geldi, inşaAllah. Allah razı olsun sizlerden canım Hocam. Hayırlı yayınlar, inşaAllah. Ellerinizden öperim, inşaAllah. Saygılar, hürmetler.” Facebook adresini vermiş kardeşimiz, Erol.
Buyur Hocam.
BETÜL HANIM:Estağfiğrullah Hocam, izninizle Recep Ulusoy ve Mustafa Kurtulmuş kardeşlerimiz Eyüp Sultan’da çok sayıda TV tanıtım broşürleri dağıtmışlar. Onların resimleri de var, tanıtımlarıyla ilgili, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Helal olsun gençlere, maşaAllah.
BETÜL HANIM:Böyle bayağı kalabalığın içinde, Eyüp Sultan’da kardeşlerimiz dağıtmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, can onlar can, koç, maşaAllah. Aferin, çok şahane.
“Hocam, yabancı bayanlar bilmiyorlar anlattıklarınızı, bu nedir?” diyor. Teknoloji imkanlarını kullanıyoruz şimdi. Benim dediklerim tercüme oluyor, kardeşlerimiz de dinliyorlar ve kulaklıkları çok kibar, onun için göremiyorlar. Benim canlarıma ben kitap da hediye ediyorum, inşaAllah giderlerken. Kitap da okuyorlar. Sonuçta hep bizleri severek Türkiye’den ayrılıyorlar. Yaratılış Atlası da veriyorum, kitap da veriyorum, çok iyi oluyor.
Hocam buyurun.
BETÜL HANIM:Estağfiğrullah Hocam, izninizle. Esenler Kültür Merkezi’nde A9 TV tanıtım standımızda Recep Ulusoy kardeşimiz, CHP İstanbul Milletvekili Sayın Erkut Erdoğdu’ya kitaplarınızdan hediye etmiş. Onun da bu şekilde görüntüsü vardı.
ADNAN OKTAR: CHP de bizim canımızdır, onlar delikanlıdır, CHP’liler. Atatürk’ün kurduğu bir partidir CHP. Modern, aydın; İslam’ı Kuran’ı çok seven, milliyetçi, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü isteyen, Türkiye’nin büyümesini isteyen, Türk-İslam Birliği’ni canı gönülden isteyen insanlardır. Tabii içlerinde Marksist falan olur ama her yerde olur. AK Parti’de de çıkar, başka bir yerde de çıkar. CHP’liler de bizim canımızdır. Tertemiz, muttaki, aydın insanlar, yani aklı başında kardeşlerimiz.Bütün milletimiz gibi, maşaAllah. Milletvekilimize de teşekkür ediyoruz.
Biraz Cübbeli Ahir zamandan anlatsın mı? İyi olur, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Nasıl uygun görürseniz Hocam. Çok iyi olur, inşaAllah.
VTR- Cübbeli birkaç yıl öncesine kadar, Beyan Dergisi’ndeki yazılarında Hz. Mehdi(a.s.)’ın Hicri 1400’de zuhur edeceğini, İmam Rabbani Hazretleri’nin izahlarınıkaynak olarak göstererek savunuyordu.
VTR- Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın Türk-İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor.
VTR- Cübbeli; Türkiye’ye İslam Aleminin Bayraklığının Nasip Olması İçin Allah’a Dua Ediyor.
VTR- Cübbeli, İçinde Yaşadığımız Ahir Zamanda Konuşulacak En Önemli Konulardan Birinin Hz. Mehdi (a.s) Konusu Olduğunu Anlatıyor.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Hiçbir Tarikata ve Şeyhe Bağlı Olmayacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli bak ne kadar şahane anlatıyor, gayet mükemmel anlatıyor. Ve çok iyi akılda kalıyor, hitabeti de iyi. Bu yönünden istifade ediyoruz işte, niye adamı tamamen devreden çıkaracak bir bakış açısının içinde olalım. Mesela ehl-i sünneti müdafaası iyi, ondan istifade ediyoruz. Hurafe yönü kötü, o yönünü eleştiririz. Ümitsizlik veren yönü kötü, İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ne karşı gösterdiği ilgisi, lakayt tavrı kötü; o konuları eleştiririz. Mehdiyet’ten şu an bahsetmemesi kötü, onu eleştiririz ama diğer yönler yanlış, inşaAllah.
BETÜL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Efendim, ne yapalım? Bir ayet okuyayım. Şeytandan Allah’a sığınırım, Nahl Suresi, 127; “Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir.” Demek ki, insan kendisi sabretmek istese sabredemiyor. Allah’ın yaratması gerekir sabrı, kaderinde olması gerekir. “Onlar için hüzne kapılma.” Yani acayip bir şey yaptıklarında, yanlış bir şey yaptıklarında hüzne kapılma. Hüzne kapılmanın hükmü ne oluyor? Haram oluyor. Muhkem ayet, bak;“hüzne kapılma.” Adam diyor ki “hüzünlendim.” Harama girersin. “Hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.” Sıkıntıyı kabul etmeyi de Allah haram kılmış. Muhkem ayet. Adam diyor ki;“sıkılıyorum.” Sen kendin emir veriyorsun kendine. Niye sıkılıyorsun? Allah’ın yarattığı şey gayet güzeldir. Allah’ın yarattığından memnun olsana, her şeyde bir hayır vardır, değil mi? “Allah yaratıyor, bende sıkılıyorum” diyorsun, olur mu? Allah yaratıyorsa hayır vardır. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.”Allah,“hiç bırakmam onları” diyor; ne güzel, maşaAllah, elhamdülillah.
“Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden,” Allah’a gönülden yönelip, kalpten isteyerek yönelip itaat eden, Allah ne diyorsa ona uyan,“bir muvahhiddi,” tevhidi savunan, Allah’ın birliğini savunan bir muvahhiddi,“ve o müşriklerden değildi.” Şirk koşmuyordu. Allah ne diyorsa onu yapıyordu. Allah’ın dediğini alıyor ama put olan inançlardan, şu dedi bu dedi diye almıyordu. “O'nun nimetlerine şükrediciydi.” Allah’ın nimetlerine şükredici; nasıl şükrediyor? Hamd ediyor, elhamdülillah diyor ve Allah’ın emirlerine uyuyor. Şükretmek Allah’ın emirlerine uymakla olur. “(Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.” 2002 yılını veriyor ebcedi, maşaAllah.
Evet, bugün bu kadar yeter, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...