SUNUCU: İyi geceler Sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve Harun Yahya Tv sitesinden yayınlanmakta olan ‘Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri’ programında yine birlikteyiz. Buyrun Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Hocam buyrun, ben sizi dinliyorum.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, operasyonlara katılan Mehmetçiklerimize moral vermek amacıyla Batman’a giderek çatışmadan dönen iki yüzü aşkın er ve subaya iftar vererek onlarla birlikte oruç açmış. Resimleri de vardı, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, bunlar koç yiğitler, bunlar aslanlar, maşaAllah. Allah imanlarını, feyizlerini, bereketlerini arttırsın inşaAllah, Kuran’ı hakkıyla yaşamayı nasip etsin Allah. Evet buyrun.
BETÜL HANIM: Fatih Altaylı, Hayrettin Karaman Hoca’nın, “Müslümanların farklı yaşam tarzlarına sahip insanlarla ayrı bölgelerde yaşamaları gerektiği, ancak bugünkü şartlarda bu mümkün olmadığı için mecburen bu kişilere tahammül ettikleri” yönündeki görüşüne destek vermiş Hocam. “Bunun samimi bir görüş olduğunu, nitekim İslami yaşam tarzını benimseyen insanların da Fatih, Çarşamba’dan çıkıp gelen bir insanın Nişantaşı, Etiler gibi yerlerde istemediklerini ama gördüklerinde de mecburen tahammül ettiklerini” belirtmiş. “İşin doğrusu da bu zaten herkes birbirine mecburen tahammül edecek” demiş.
ADNAN OKTAR: Bu çok korkunç ve çok tehlikeli bölünmenin, yeni bir bölünme modelinin ortaya konması, çok şiddetli bir fitne, çok vahim bir fitne. Hayrettin Karaman Hocamız hemen bir açıklama yapsın, bunu düzeltsin. Bakın adamlar bunu kullanıyorlar. Çünkü bizim mazlum, temiz, Müslüman kardeşlerimiz, başörtülü kardeşlerimiz, sakallı, dindar hoca efendi kardeşlerimiz, bazı vatandaşların alerjisini çekiyor, rahatsız oluyorlar, dolayısıyla onları bazı semtlerde pek istemiyorlar, yani Etiler’de görmek istemez, mesela Şişli’de görmek istemez. Eğlendiği yerlerde, alemlerde, orada burada görmek istemez. Onun için “göz manzaramızı bozmayın, şunları çekin gözümün önünden, böyle gettolara falan doldurun bunları, onlar kendi aralarında yaşasınlar, bunları oturup böyle bizim yaşadığımız mekanlara getirirseniz, yani tam böyle eğlenirken, eğlencemizin tadı tuzu kaçıyor”, bir süre sonra da “hatta camileri de onların bulunduğu yerlere götürün, biz rahat edelim” mantığına dönüştürebilirler. Ben bu arkadaşları, Fatih Altaylı’yı, Hayrettin Karaman’ı falan bunun içine sokmuyorum bu konuşmanın içerisine, fakat şeytan akıl almaz bir atağa geçmiş gördüğüm kadarıyla. Müslümanlara burada bir oyun oynanıyor, fakat ne Fatih Altaylı farkında, ne Hayrettin Karaman farkında, milletimize de oyun oynanıyor, zaten bütün milletimiz Müslüman, buradaki fitneyi, buradaki oyunu görmemek için, basiretinin kapalı olması lazım insanın. Hayrettin Karaman Hocamız hemen bunu, başka kardeşlerimiz de devreye girsin, hemen bu sözünü geri aldırsınlar, düzelttirsinler. Yani yeni bir bölünme talebi, bu çok korkunç bir şey, çok tehlikeli bir şey. Bu vahim tehlikeye karşı, aklı başında insanlar, Hayrettin Karaman Hocamız’a yakın insanlar vardır. Şimdi ben söyleyince belki hocamızın gururuna ağır gelebilir ama çok vahim bir şey yapmış. Bu dallanıp budaklanır, bunun üstüne daha da giderler söyleyeyim, bunu kullanmak isterler. Çünkü ne çarşaflı hanımlara tahammülleri var, bir kısım zevatın ne başörtülü hanımlara tahammülü var, ne sakallı amcalara yahut işte sarıklı cübbeli kişilere tahammülleri bir kısım kişilerin yok. Ağızlarının tadını kaçırıyor. Ama bir kısım yobaz güruhatının da açık hanımlar ağzının tadını kaçırıyor, onlardan rahatsız oluyorlar, ben bunlara insan gibi yaşamayı öğreteceğim. Yani insana insan olarak değer vermeyi, Müslüman olarak değer vermeyi, açık hanımlara saygı duymayı öğreteceğim. Fakat karşı yobaz güruhata da yine aynı şekilde terbiye vereceğim. Yani başörtülü çarşaflı insanlara sevgi saygı duymayı öğreteceğim, inşaAllah. Yalnız şimdi diyorum, Fatih Altaylı, Hayrettin Karaman benim muhatabım değil. Hayrettin Karaman Hocam zaten hiç muhatabım değil, çünkü sevdiğim bir insan saygı duyuyorum. Bu konunun üstüne daha da gidelim. Bu vahim bir şey bunu kim ortaya attı, amacı ne, bunun nasıl bir yöntemle gündeme getirilmek istendiğini daha kapsamlı araştıralım. Evet buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. BDP’li Hasip Kaplan, birkaç gün önce, “devletin PKK ile mücadeleye gücünün yetmediğini, çünkü devletin PKK’nın fikri yapısına askeri güçle karşı koymaya çalıştığını, ancak zamanı gelmiş fikirlerin önünde dünyanın en güçlü ordularının bile duramadığını” söylemişti. Hadi Uluengin de bugünkü yazısında aynı mantığın devamı olarak, “devletin PKK ile savaşta, askeri ve ideolojik olarak kesin olarak yenilgiye ve hatta hezimete uğradığını ve bu nedenle devletin tek bir ulus anlayışında ısrar etmek yerine, Kürtlerin milli kimliğini, hukuki ve resmi olarak tescil etmesi gerektiğini” ifade etmiş Hürriyet Gazetesi yazarı Hadi Uluengin.
ADNAN OKTAR: Bakın ne desem, kısa süre sonra, dediğim ortaya çıkıyor. Ne dedim? Bu adamlarla PKK ile fikri mücadele esastır. Eğer fikri mücadelede suskun kalınırsa, bu yenilme olarak kabul edilir ve ona dair propaganda etrafta yayılır dedim. Bakın buyrun. Halbuki PKK’yı fikren yenmiş olsa devlet, ne PKK’nın cesareti olur, ne böyle bir atak yapabilirler, ne kendilerine bu tarz bir özgüvenleri olur, dağılır giderlerdi. Fikri propaganda, karşı propaganda çok hayatidir ama ısrarla niyeyse, bu konuya yaklaşmak istemiyorlar. Adamlar da diyorlar ki; “Biz haklı olduğumuz için çekiniyorlar, yani haklı olan bir şeye verecek cevapları yok, açıklayacakları bir şeyleri yok o yüzden susuyorlar” diyorlar. Sadece Cemil Çiçek çıkıyor, “içimiz yanıyor, çok kızgınım, çok üzgünüm” diyor, “bunları yanına koymayacağız, bu bizi çok öfkelendirdi” diyor, “yine bizi can evimizden vurdular” diyor. Zaten PKK’nın aradığı sözler bunlar. Yani adamlar bunu duyurtmak için zaten eylem yapıyor. Yani o feryatları duyurtmak, bu acıyı duyurtmak, bu ızdırap dolu, rahatsızlık dolu sözleri duyurtmak için bu eylemleri yapıyorlar. O eylemi yaptığında neticeyi aldığı için adamlar da müsterih ve rahatlar. PKK’ya karşı, fikri mücadeleye devletin gücünün yeteceğini göstertmek lazım. Fikren haklı olduğumuzu göstertmek lazım. Fikir, düşünce hiç gündeme gelmezse, PKK bu ters propagandasına devam edecektir. Bu adam da ne diyor, Hadi Uluengin de, olayı bambaşka bir yoldan almış. Yani PKK’ya özgürlük verilirse veyahut onların dedikleri kabul edilirse, konu kapanır gibi, işte “tek ulus anlayışında ısrar edilmemeli” diyor. Biz tabii Hadi Uluengin PKK’yı destekliyor demiyoruz ama tek ulusu tek milleti reddettiğinde, dolaylı yoldan onların dediğini savunmuş olur. PKK’nın dediğini savunmuş olur, dolaylı yoldan. Sözün nereye gideceğini düşünmesi lazım. Bir de ayrıca, PKK sadece Kürt bölgesi diye düşündükleri toprak parçasını komünist yapmakla yetinme yönünde bir kanaatleri yok, otuz kere söyledik. İran’ı da komünist yapmak istiyorlar, Suriye’yi de komünist yapmak istiyorlar, zaten oralarda sol düşünce hakim Suriye’de Baas Partisi yani komünist parti hakimdir ama beğenmiyorlar model olarak, tabii daha radikal tam Marksist, Leninist çizgiye gelmesini istiyorlar. Çünkü şu anki yapısıyla onları revizyonist, oportünist olarak görüyorlar yani öyle bir zeminde öyle bir ortamda zaten komünizmin yayılması, Marksist, Leninist, Stalinist düşüncenin yayılması çok çok kolay olur, özellikle ekonomik kriz ortamında çok çok kolay olur. Onun için çok ümitvarlar. Anti Darwinist, anti materyalist çalışmaya karşı bir istek göremiyoruz. Olmayınca da çığ gibi yayılıyor. “İşte şu yerde ikna kampları var, şurada propaganda kampları var.” Kardeşim, bütün bölge propaganda kampları haline getirilmiş; evler, kahvehaneler, sokaklar, köfteciler, lokantalar her yeri hemen hemen her yeri PKK kullanıyor, öyle bir konuları yok. Yeraltında da yerleri var, yeraltında okulları var, yeraltında askeri birimleri var, her yerde propaganda yapıyorlar. Avrupa’dan gelenler var bunları eğitmek için Danimarka, Norveç’ten, İsveç’ten gelen doçentler var, asistanlar var; Marksist, Leninist adamlar, geceli gündüzlü Marksist, Leninist, Stalinist propaganda yapıyorlar. Buna karşı suskunluk geliştikçe, Bediüzzaman’ın dediği gibi “bu taun da, bu veba da tevessü edip genişliyor.” Bediüzzaman diyor ki; “İkna ve telkin kabileyeti geliştikçe” diyor “bu veba da” diyor “tevessü eder gelişir” diyor. Onun için ana konunun, maddiyyun tabiyyun taunu olarak değerlendiriyor bu Marksist Leninist felsefeyi, yani Darwinist materyalist sistemi, “Fen ve felsefenin tasallutuyla” diyor “her şeyden evvel felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın birinci görevi. Yani PKK’ya karşı çözümün, Hz. Mehdi (a.s) olduğunu söylüyor Bediüzzaman ve Mehdiyet olduğunu, Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri olduğunu söylüyor. Yani Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinin yapacağı çalışma olarak da fikri çalışmadır diyor. Yani anti materyalist, anti Darwinist çalışma yapacaklar, onunla başaracaklar diyor. Kuvvet kullanacaklar, şiddet kullanacaklar demiyor. Zaten Hz. Mehdi (a.s)’da, kan akıtma yok. “Uyuyan kişiyi uyandırmaz, insanın burnunu dahi kanatmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Fakat şimdi bu benim dediğime eninde sonunda gelecekler ama çok büyük zararlardan sonra gelecekler. Bakın göreceksiniz, birebir dediklerimi yapacaklar. Ama çok büyük zararlardan sonra yapacaklar. Bende ısrarla bu zararları çekmeden bunun yapılması için uyarıyorum ki, hem vicdanen rahat olayım, Allah’ın karşısında gönlüm rahat olsun, yani vicdanım zaten öyle rahat olur. Yanlış anlaşılmasın, Allah afetsin. Allah’a karşı sorumluluğum olarak, Cenab-ı Allah’a karşı bir hüküm olarak, ben bunu açıklamak durumundayım.
Evet buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Hocam sizinle röportaj yapmak için daha evvel İstanbul’a gelen Ortadoğu ve Mehdiyet konusunda uzman, emekli asker Dr. Timothy Furnish’in yazdığı bir makaleden bahsetmek istiyordum. Bugün ABD’nin güvenlikle ilgili konularının yer aldığı bir sitede yayınlanan yazısında, sizi temsilen Amerikan Hava Kuvvetlerinde yapılan konferansınız hakkında, uzun bir makale yazmış. Ayrıca bu site hakkında kısa bir bilgi olarak, sitenin danışma kurulunda ABD eski Başkanı Nixon’ın dış politika danışmanı, ABD Havacılık Kuvvetleri’nin Başkanı, politika yorumcuları eski kongre üyeleri gibi kişilerden oluşuyordu Hocam. Makalenin Başlığı, “Lackland Hava Kuvvetleri Üssünde İslam tebliği” idi. Oradan resimlerde var. Makale şu şekildeydi; “7 Ağustos 2011 tarihinde San Antonio Texas yakınında Lackland Hava Kuvvetleri Üssünde camiye dönüştürülmüş küçük bir kilisede, ABD hükümeti resmi olarak Mehdi’ye sponsor oldu. Hayır, Barack Hüseyin Obama değil, fakat bundan çok daha ciddi ve aleni bir aday. Adnan Oktar veya müstear ismi ile Harun Yahya olarak tanınan Türk Yaratılışçı. ABD hava üstünde yapılan konferanstaki konuşmacı, İslami yaratılışçı olan ve Darwin’in evrim düşüncesine çok karşı olup, aynı zamanda İslami Mehdiyet davasının güçlü bir destekçisi olan Oktar’ın organizasyonundandı. Oktar, İstanbul’dan bir yayıncılık ve internet faaliyeti yapıyor ve madalyonun iki yüzü gibi İslami anti Darwinizm ve İslami kurtarıcının henüz olmasa da an meselesi olan zuhuru ile ilgili çalışma yapıyor. Harun Yahya hareketi, Türk Fethullah Gülen hareketine benziyor. Çünkü her ikisi de, yeni Osmanlı tasavvufundan Mehdiyet sesleriyle çıkıyorlar. Fakat Oktar ve grubu kesinlikle daha sıkı çabalıyorlar ve Gülen grubunun şimdiye dek ayak basmaya korktukları bir yerde, ABD hava kuvvetlerinin tek temel eğitim üssünde bile başarılı oluyorlar. Oktar ve bazı destekçileriyle röportaj yaptım, yazılarını okudum ve birkaç yıldır organizasyondaki üyelerle iletişim halindeyim. Onların samimi, iyi niyetli ve barışçıl Müslümanlar olduklarını düşünüyorum. Şüphesiz grubun en önemli öğretisi, Mehdiyet’in insanlık tarihi merkezi olduğudur. Hava kuvvetleri, bu şekilde Müslüman olmayan hava kuvvetleri öğrencilerine ve büyük ihtimalle yüksek rütbeli kalıcı personeline de İslam dininin anlatılmasına izin vermiştir. Görüldüğü kadarıyla Lackland Hava Kuvvetleri üssü, genel anlamda İslami ve özellikle de Mehdi’yi tanıtma konusuna girmiş, üstelik askeri personelin geniş çoğunluğunun inancına rağmen. Yüzde yetmiş üç hava kuvvetleri personeli Hıristiyan, yüzde ikisi Müslüman’dır” şeklinde de not eklemiş.
ADNAN OKTAR: O kadar şaşırmasına şaşırdım. Biz yurt dışında birçok askeri tesiste, birçok ülkede askeri tesislerde, hatta Genel Kurmay Başkanı’na da, Kuvvet Komutanları’na da Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlattık ve iman hakikatleri anlattık, Kuran mucizeleri anlattık. Oradaki arkadaş ilk defa böyle bir olayla karşılaştığı için biraz heyecanlanmış, şaşırmış, bizim her zaman yaptığımız bir faaliyet, çalışma o. Mesela Kazakistan’da geçenlerde yaptık, bütün yüksek rütbeli subaylar vardı. Ordunun bütün kumanda kademesi vardı, tamamı vardı. Hepsine Darwinizm’in materyalizmin geçersizliğini, Kuran mucizelerini uzun uzun anlattık. Ama bizim anlattığımız Müslümanlık, bütün dünyaca kabul edilen bir Müslümanlık. Çünkü biz Amerikalıları da şefkatle karşılıyoruz, sevgi duyuyoruz, Almanları da seviyoruz, Rusları da seviyoruz, herkesin iyi olmasını istiyoruz, hiçbir ülkenin kötü olmasını istemiyoruz, hiçbir devletin yıkılmasını istemeyiz, her devletin iyi olmasını isteriz. Herkesin Allah’a inanmasını, Allah’ı sevmesini istiyoruz ve Hz. İsa (a.s)’ın geleceğini ve geldiğini düşünüyoruz İsa Mesih (a.s)’ın ve Hz. Mehdi (a.s)’ın da, çıktığını düşünüyoruz ve İslam’ın dünya ya hakim olacağını düşünüyoruz. Düşünüyoruz derken, on yıla düşünüyor muyuz, olmuş mu, olacak mı, görecekler zaten, onun için bu yazıların bu konuşmaların hepsi bir hatıra olarak kalacaktır. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Konya’da Bahar Kılıç kardeşimiz Akşehir’de yeni açılan, 120 yataklı Özpark Oteli’nde, odalarda ve diğer alanlarda A9 Tv yayını yapılmasını görüşmüş ve yayınlamasını sağlamış. Resimleri de vardı Hocam. Otelin içinde A9 Tv’yi açmışlar. “Çok seviyoruz Hocam, çok” diye yazmışlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bayağı güzel. Kardeşim bu ne şöhrettir. Dünyanın neresine gitse, maşaAllah Harun Yahya, Harun Yahya. Çok güzel, çok şahane. Allah bizim beynimizde Allah şu kadarcık bir yerde yaratıyor. İnsan çok aciz bir varlıktır. Şöhreti insanın komik olur, yani öyle bir şey yoktur. Tek güç sahibi Allah’tır, nerenin azameti, nerenin büyüklüğü, nerenin şöhreti. Bütün insanlar garibandır Allah karşısında, hiçtirler yani Allah’ın tecellileridir. Biz Allah’a kul olmak için, kısa bir imtihan için, kısa bir eğitim için buraya geliyoruz, imtihanımız bittiğinde de, sonsuz hayata girip, asıl hayatı yaşamaya başlayacağız, inşaAllah.
Yalnız Amerikan Ordusu’nda İslam’a ve Kuran’a karşı bir sevgi geliştiyse, bu bizim vesilemizle değil, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın vesilesiyledir diye düşünmeleri lazım. Yani hemen konuyu alıp bana getirmemeleri lazım, inşaAllah. Değil mi? Allah ondan razı olsun, maşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’a hiçbirinin gücü yetmez, olay Hz. Mehdi (a.s)’a benzemez. Hz. Mehdi (a.s)’ı hapsedebilirsin, tutuklayabilirsin ama Hz. İsa Mesih (a.s)’a elini süremezsin. O anlamda yani ve durduramazsın, çünkü mucizatlı bir peygamberdir, durulacak bir kişi değil, inşaAllah. Talebelerine selam, kendisine de selam ediyoruz, Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerlerine olsun inşaAllah, devam etsinler, maşaAllah, biz de devam edeceğiz Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri olarak, Hz. Mehdi (a.s)’ın öncüleri olarak, inşaAllah. Bütün Amerika’ya, bütün Rusya’ya, her yere Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri dağılmış durumdalar. Hz. İsa Mesih (a.s)’a karşı mücadele eden, mutlaka kaybeder, söyleyeyim. Yani kaderinde mutlaka yenilme vardır. Deccal istediği kadar böğürsün, kendini havalara atsın, ters takla atsın, düz takla atsın, şaklabanlıklar yapsın, İsa Mesih (a.s)’a güçleri yetmez. Nefesiyle yok eder onları, nefesiyle. Hiç boş yere debelenmesinler, ama sonuçta herkes iyi ve güzel olacak inşaAllah. Amerika daha büyüyecek, daha güçlenecek, daha zengin olacak; Hz. İsa Mesih (a.s)’ın vesilesiyle. Rusya da öyle olacak, Çin de öyle olacak. İslam’ın hakim olmadığı dünyada, bir karışlık toprak parçası kalmayacak, her yere hakim olacak, inşaAllah. Her yer Muhammedilik ile coşkulu, güzel sözleri duyacağız, inşaAllah.
Kütahya’dan; “Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunu Adnan Hocam” diyor. “Allah’ın rahmeti üzerinize olsun. TRT’de faaliyetin çok iyi olacağını” söylüyor. Ama TRT’deki arkadaşlara laf söz dinletmek çok zor. Onlar sürekli Darwinizm-materyalizm anlatıyor. İşte yazı gönderin, mail gönderin, bir şeyler yapın, uyarın, hatırlatın, inşaAllah, çok etkisi olur, bir-iki mektubun bile çok etkisi olur. “Benim yazımdan ne olacak?” demeyin. Biri okuduğunda bayağı aklına takılır, çok önemli olur, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizleri çok seviyoruz. Biz sizi İsviçre’den takip ediyoruz. Hocam, ‘Komünizmin, faşizmin, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün vs. asıl başkanı şeytan’ demiştiniz. Bunu biraz açıklar mısınız? İsviçre’nin bu ahir zamanki rolünü bize biraz anlatır mısınız? Allah razı olsun. Başarılarınızın devamını dilerim, dualarınızı da bize eksik etmeyin, inşaAllah. Ayşe Dolunay.” Ayşe kardeşimizin sorusunun üzerine şunu söyleyelim, şu an deccaliyet görevde. Deccal, şeytanın insan şekline girmiş halidir. Ama cinni olan şeytanı, cin halindeyken Hz. Mehdi (a.s), ayaklarının dibinde öldürecek. Allah onu öldürecek, şeytanı, Hz. Mehdi (a.s)’ın ayağının dibinde öldürecek, inşaAllah. Hadiste belirtiliyor, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Adnan Hocam. Beyaz Tv kanalında, ‘PKK Marksist-Leninist bir örgüttür, bundan dolayı da ideolojisi ateizme dayalıdır’ dedi” diyor. Kim demiş bunu? Rasim söylüyor, o değil mi? Yazar bir delikanlı var. Bayağı keyfi yerinde, dün gösterttiler bana. Yani seviyoruz konuşmasını, konuşma üslubu iyi yani candan bir üslubu var. Bilmiyorum kişiliğini falan, şahsiyetini tanımıyorum da, fakat İslam’ı, Kuran’ı savunan bir üslup bunu duydum, bana öyle haber de geldi. Eğer yanlış bilmiyorsam, mesela bu sözü de çok güzel; “PKK, Marksist-Leninist bir örgüttür, bundan dolayı da ideolojisi ateizmde dayalıdır” demesi. Bir de yazarların ben son zamanlarda konuşmalarında, benim programlarımı çok iyi takip etmelerinin etkilerini de görmeye başladım. Yani birebir benimle aynı dili kullanmaya başladılar, bu çok güzel, bu hayır inşaAllah. Rasim Ozan, değil mi?
BETÜL HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet, Rasim Ozan. Aferin, o güzel ifadesi. Cübbeli’yi hafiften, bir kişi daha vardı aralarına almışlar, Cübbeli de durumun farkında değil. Onun nezaketiyle ifadesini alıyorlar, hem de bir parça neşelerini buluyorlar gibi bir görünüm vardı. Cübbeli de ne dediyse, bütün dediklerini geri aldı, o güzel. Cübbeli de iyi terbiye olmaya başladı. Yani ısrarlı anlatımlarımızdan sonra kafasını toparlamaya başladı. Fethullah Hocamız’la ilgili çok nezaketli, güzel bir üslup kullandı, daha önce çok galiz bir üslubu vardı. Yani o camiaya karşı çok galiz bir üslubu vardı, o dikkatimi çekti konuşmada; bayağı ağzını toparladı. Evrimi soruyor, Cübbeli uçuyor tabii evrimle hiç alakası yok adamın. “Ben hiçbirine inanmıyorum. Fosiller falan öyle bir şey yok” diyor. Konuyla bağlantısı olmadığı, bomboş olduğu o konuda, olayın başlangıcından itibaren hemen anlaşılıyor. Onlar da onun üslubunu tabii çok ilginç buluyorlar. Yani hurafeler anlattırıyorlar ona, hurafeler tabii onlara çok ilginç geliyor. Kendi anlattığı hurafelere inanmadığı, üslubundan çok açık anlaşılıyor. Dikkatlice bakan, izleyen, gören bunu fark eder. Bana Cübbeli’nin o konuşmayı getirin, bana internetten seyrettirdiler, kısaca baktım, detaylı bir bakarsam, sonra daha detaylı anlatabilirim. Ama ilk dikkatimi çekenler, yine o Darwinizm konusunda bomboşluğu ve eğlendirici tavrı ve bol bol hurafe anlatıp, hurafelere de kendisinin de inanmadığına dair yüzündeki o ilginç ifade. Moderatör; Latif Şimşek’miş. Nedir bu, moderatör? Ne gerek var öyle alengirli, süslü laflara? Programının sunucusu, sunan. Ne gerek? Böyle alengirli, süslü laflarla böyle modern havalarına girmeye, bunlara gerek yok. Halkın rahatça anlayacağı, dedelerin, amcaların, halkın herkesin anlayacağı normal Türkçeyle konuşsunlar. Ne gerek? Sunucu Latif Şimşek, bu kadar. Niye illa süslü bir unvan verilmesi gerekiyor? Böyle alengirli süslü laflarla, böyle modern havalarına girmeye falan bunlara gerek yok. Halkın rahatça anlayacağı, dedelerin, amcaların halkın herkesin anlayacağı normal Türkçe ile konuşsunlar. Rasim Ozan Kütahyalı, Evet. Yani bu çocukla ilgili güzel sözler duydum. Bütün programı seyretmedim ama böyle mesela bana bir konuşmasını aktardılar; “Ben demiş CHP’li bir aileden geliyorum, fakat hep sola karşı oldum” demiş. Mesela benimde dedem, babam, ailem hep CHP’lidir, akrabalarım hep CHP’lidir. Tabii biz de CHP’ye karşı şefkat, sevgi duyuyoruz. Solun sosyal adaletini severim ama materyalist, Darwinist yönünü kabul edemem, etmem. Fakat CHP’nin, ben gittikçe iyiye gittiğini, mukaddesatçı ve maneviyatçı çizgiye doğru gittiğini görüyorum, o yönden destekliyorum, Allah muvaffak etsin. Çünkü çok güzel beraber iftar açıyorlar, Fatiha okutturuyorlar, Kuran okutturuyorlar, iftarın teşvik edildiğini görüyoruz, onların uygulamalı üsluplarından. Dindar insanlara karşı sevgilerini, saygılarını ifade ediyorlar, bunlar olumlu, güzel gelişmeler. Yani CHP inşaAllah, böyle bir merkez sol değil de, merkez sağ havasına gelirse, ki geliyor, o zaman tamamdır, o zaman hiçbir sorun çıkmaz, yani en az yüzde yetmişle iktidar olurlar. Sürekli AK Parti iktidarda olacak diye bir şey yok. Çünkü herkes bir süre sonra yaşlanıyor, herkes bir süre sonra ölüyor, dünyada hiçbir şey sabit kalmıyor, hepimiz Allah’ın kanununa tabiyiz, dolayısıyla değişim çok normal. Ama CHP’de fikir değişimi çok normal. Materyalist, Darwinist düşünceyi, CHP’nin içinde hiç barındırmamaları çok güzel olur, Türk İslam Birliği’ni savunmaları, İttihad-ı İslam’ı savunmaları CHP’yi coşturur ve ezici şekilde iktidar yapar, yarı yarıya değil yüzde yetmişle yapar, ben garanti veriyorum, inşaAllah. Mesela bakın dedim; “Ak Parti yüzde elli civarında alacak” dedim, bakın tak dediğim çıktı. “Numan Kurtulmuş sıfır virgüllü alacak” dedim, o da öyle çıktı, inşaAllah.
“Hocam, maşaAllah çok yakışıklısınız” diyor. Güzel, övülmek hoşuma gider. “Mükemmel bir insan olduğunuz, her halinizden belli.” İnşaAllah öyle oluruz. “Sizi izlerken, evimize güneş doğuyor, ancak aklıma takılan bir soru var; askerlerimizin şehit düştüğünü söylediğinizde, inşaAllah dedi yanınızdaki hanım. Biliyorum bu bir zikir örneği ama her sözün yerinde ve anlamında kullanılması lazımdır. Lütfen bu konuda, yanınızdaki hanımefendi dikkat ederse sevinirim, iyi programlar” diyor, kardeşimiz Gürkan.
Şimdi şehit düşme, şehit düştü diyoruz, kardeşimiz de inşaAllah diyor, Allah’ın izniyle şehit düştü diyor. Doğru. Allah onu şehit düşürdü, Allah’ın izniyle şehit düştü, Allah onu şehitler makamına aldı, bütün güç kudret Allah’ın elinde olduğuna göre zikir, üslup, anlatım doğru. Yanlış olan bir şey yok, inşaAllah.
“Merhaba Hocam, programınızı severek izliyorum bütün düşüncelerinizi kendime örnek alıyorum, bu yüzden bütün sohbetlerinizi takip etmeye çalışıyorum. Sizi gerçekten çok takdir ediyorum, fakat sormak istediğim bir şey var; Hocam, programda çok fazla inşaAllah, maşaAllah kelimelerinin çok kullanılması doğru mu sizce Hocam? Hoş sohbetiniz için teşekkürler Hocam.” Bana böyle bir melodi gibi geliyor inşaAllah, maşaAllah. Çok güzeldir inşaAllah maşaAllah. O zikri yapanlar, dünyaya hâkim olacaklar, inşaAllah, o zikri bol yapanlar dünyaya hâkim olacaklar ve Hz. Mehdi (a.s) talebelerinin damgasıdır inşaAllah, maşaAllah, mührüdür onların alametidir. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olduğumuz için, bizim mührümüz; inşaAllah, maşaAllah. O neymiş? Dinamit Programı. Aman o da nedir, programın adı; Dinamit programı. Gerçi tabii fikirlerine saygım var ama daha hoş bir isim bulunabilir. Dinamit, kaya parçalamada da kullanıyorlar ama biz ona niyetli düşünelim inşaAllah, yol açmada falan kullanılıyor, inşaAllah.
Rasim kardeşimiz, “ben Allah’a çok candan ve samimi inanıyorum, bunu programınızda A9’da söylemeniz güzel olur” diye bir ifade söyledi, demin bana bir yazı geldi de konuşmuşlar. Rasim Ozan Kütahyalı’ya bir soru sormuşlar, evrim konusunda. “Detaylı bilgim yok” demiş, biraz bilgim artınca, o konuda konuşmak isterim” demiş, “ama adımı rahatlıkla söyleyin ki, ben Allah’a kesin ama kesin olarak inanıyorum, bunda hiç şüphe olmasın” diyor. MaşaAllah çok güzel, elhamdülillah. Her akıllı insanın, her derin düşünen insanın olması gereken makul yönü. Çünkü Allah’ın varlığı çok aleni açık. Görmemek için basiret, ferasetin kapanması lazım, çok acayip bir şey olur.
Evet Hocam, buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam izninizle. Malezya’dan bir bilgi vermek istiyorum, inşaAllah. Dün sabah Malezya’da bir yüksek öğrenim kurumunda, video konferans bağlantısı ile Dr. Cihat kardeşimiz bağlanarak bir öğrenci ve öğretmen topluluğuna konuşma yaptı, sizi temsilen inşaAllah. Bu konferansta konu olarak; “Dinler arası birlik ve bilimsel deliller ışığında Darwinizmin çöküşü” anlatıldı. Konferansa katılan öğrenciler, farklı dinlere mensuptu, çoğunluğu da Katolik Hıristiyanlar oluşturuyordu Hocam. Konferanstan da resimler var, uygun görürseniz göstereyim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah, çok güzel. Dinler arası birlik şöyle olabilir yani Allah’ın birliğine ittifak edebilirler, yoksa yani farklı inançlarda ittifak olmaz zaten ama Allah’ın birliği konusunda ittifak bu önemli. Çünkü Allahsızlık, imansızlık dünyada çok yaygın, ateizm yaygın çok büyük bir bela. Ona karşı tabii ki Allah’ın varlığını ve birliğini savunmak için, bir ittifak Musevilerle, Hıristiyan, dindarlarla ittifak şart, inşaAllah, ahir zamanda bunu Hz. Mehdi (a.s) yapacak inşaAllah, Bediüzzaman da bunu açıkça anlatıyor hadislerden istifade ederek, inşaAllah.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. Mutaffifin Suresi, “Eksik ölçüp tartanların vay haline” diyor Cenab-ı Allah. Tartıyı düzgün tutacaklar yani haram bazen o tartı aletini bozuyorlar ya ona Allah dikkat çekmiş. Tartı aletinin düzgün olması farz, yani doğru çalışması farz. “Eksik ölçüp tartanların vay haline, ki onlar insanlardan ölçerek aldıklarını noksansız alırlar.” Tam anlamıyla alırlar. “Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.” Bu haram diyor Allah. “Yoksa onlar, dirileceklerini sanmıyor mu? Büyük bir günde. İnsanların alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.” Din, Kuran, İslam dünyaya hâkim olduğunda demek ki, ticarette düzeliyor, sporda düzeliyor, siyasette düzeliyor, toplumda düzeliyor, hayatta düzeliyor, neşe mutluluk sevinç, bilim, sanat, demokrasi, her şey en mükemmel şekliyle kendini göstertiyor. Cenab-ı Allah Kuran’da; “Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık” diyor, her yerde insanların karşılaşacağı aksiliklere Allah, dikkat çekiyor. Ona göre nasıl tavır olması gerektiğini de belirtiyor ve düzgün doğru olanın ne olduğunu belirtiyor Cenab-ı Allah.
Muhterem Hocam, buyrun, Kuran-ı Kerim’den ayet okuyun.
SUNUCU: Estağfirullah Hocam. Euzü billâhi mineşşeytânirracim, bismillâhirrahmanirrahim. “De ki: “Allah’ın yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi 51. ayet)
ADNAN OKTAR: Allah Allah, ne şahane ahengi var, ne kadar acayip, ne büyük mucize maşaAllah. İnsanın ruhunda bu kadar gıda etkisi yapması, coşku meydana getirmesi, muhteşem bir ayet yani muhteşem bir uyum muazzam bir müzik var maşaAllah Kuran’ın ayetlerinde. Bir ayet daha istirham edeyim.
SUNUCU: Estağfirullah. Euzü billâhi mineşşeytânirracim, bismillâhirrahmanirrahim. “O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi 2. ayet)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi yeni filmlerimiz vardı, onları bir seyredelim.
VTR: Hücredeki Protein Sentezi, Bir Mucizedir.
ADNAN OKTAR: İyi çok güzel olmuş fakat, tabii hücrenin yapısını, proteinlerin meydana gelmesi, hormonların vücuda etki etmesi, karaciğerin fonksiyonları, onun ona emir vermesi, onun ona emir vermesi, emir vermesi sonucunda, onların atomları tek tek tanıyıp, bir araya getirip atomlardan harika yeni moleküller meydana getirmesi, o moleküllerin vücuda emirler verip vücutta çok değişik fonksiyonlar, çok faydalı görevler ifa etmeleri, çok hayret verici ama onun anlatımı çok önemli. Ülfet çabuk gelişir. Yani ani ülfet gelişir, alışkanlık gelişir, yeni bir anlatım tekniği gerekir. Israrla devam ederek, oradaki harikalığı ama nefes kesici harikalığı olağanüstü üstü olağanüstü yapıyı insanlara hissettirmek. Onun için gayret edeceğiz, inşaAllah.
Hz. Ayşe (r.a) ile ilgili bir filmimiz varmış, onu da seyredelim.
VTR: Üstün Müslüman Kadın Hz. Ayşe (r.a) Validemiz
ADNAN OKTAR: İnfitar Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla. “Gök, çatlayıp-yarıldığı zaman”, bunu insanlar görecekler herkes görecek. Gündüz vakti, gökteki o mavilik açılıyor, büyük bir siyah boşluk yani gece nasıl yıldızlar görülüyor, oradan yıldızlar görülecek. Bu olacak olan bir olay. “Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman”, kıyamet başladığında, işte bu Samanyolu’nda veyahut güneş sisteminde bir kıyamet değil, bütün uzayın tamamında yapıyor Allah kıyameti. Belirli bir yerde değil, her yerde olacak. Çünkü dünya giderse, bütün uzayın tamamı gitmiş oluyor. “Denizler, fışkırıp-taşırıldığı zaman”, magma denizden fışkırıyor ama tabii “denizler” diyor Allah, bir deniz değil, denizler. Bütün denizlerde fışkırıyor magma, her yerde görülecek; boğazda da görülecek, Marmara’da da görülecek, her yerde görülüyor. Yani hem bir fışkırma var, yani su muazzam bir fışkırma magmayla birlikte, hem sıcak gazla hem buhar hem ateş hem su fışkırması var. “Ve kabirlerin içi ‘deşilip-dışa atıldığı’ zaman”, kabirlerde dağılıyor, tabii normal, yani kıyametin etkisiyle darmadağın oluyor. “(Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-örenmiştir.” Bakın yaptıklarını bir öğreniyor ama ertelediklerini de öğreniyor. “Ertelemek küfürde bir artıştır” diyor ya Cenab-ı Allah. Mesela namaz kılıyorsun, ‘yok, acelesi yok yaşlanınca kılarım’ diyor erteliyor. Hacca git diyorsun, imkanı var, şartları tamam, ‘yok’ diyor, erteliyor. Hayır hasenatta bulun diyorsun, fakire fukaraya, imkanların var yığma diyorsun yani yığacağına dağıt, onu da erteliyor, ayet ona dikkat çekiyor, bakın “ertelediklerini bilip öğrenmiştir. “Ey insan, ‘üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?” Darwin, materyalizm, şu an asrımızda bu, şeytanın avaneleri. “Ki O, seni yarattı”, bakın hemen Allah yaratılışa geçiyor. Çünkü ana konu bu dünyada. Yaratılışı savunanlarla, tesadüfü savunanların mücadelesi var, Hz. Musa (a.s)’da da bunu görüyoruz. Firavun ne diyor; ‘Nil’in çamurları tesadüfen oldu’ diyor, Hz. Musa (a.s)’da; ‘bak ben sana yaratılışı göstereyim’ diyor. Asayı attığında, kuru tahta bir anda yılana dönüşüyor. Hani evrim? Yaratılışı, Allah ona gösteriyor. Normal üreyen yılan yani bildiğin klasik yılan. “Ki O, seni yarattı, ‘sana bir düzen içinde biçim verdi.” Bakın düzene dikkat çekiyor Allah. Atomlarda, mitokondride, kofullarda, hücrelerde her şeyde bir düzen var. Allah o düzenin hesabını soruyor, çünkü matematik düzgünlük var. Altın oranla yaratılmış ve müthiş bir teknik düzgünlük var. Nasıl bir bilgisayarda düzgünlük var, saatte düzgünlük var, onlardan çok daha karmaşık çok daha detay bir düzgünlük var. Allah ona dikkat çekiyor. “Düzen içinde bir biçim verdi”, bakın bir biçim verdi demiyor, “düzen içinde bir biçim verdi”, matematik mükemmellikte. Teknik mükemmellikte bir biçim verdi. “Ve seni bir itidal üzerine kıldı.” Ölçü ve denge üzerine; itidal. Orada da yine altın oran, mesela insanda da altın oran var. Kaşında, gözünde, gözünün iç yapısında, mercek yapısında, optik ayar sisteminde, görüntünün düşen görüntünün elektrik enerjisine çevrilip beyne götürülmesinde, görüntünün yeniden düz hale getirilmesinde ve görüntünün birisi tarafından görülmesinde. Çünkü görüntüyü elektrik olarak götürüyor beyin içeriye, elektrik akımı. Çok düşük voltajlı, çok çok düşük voltajlı, belli belirsiz bir elektrik akımı ama içerde pırıl pırıl müzikli, konuşmalı, güzel kokuların olduğu, meyve tadının olduğu, sertlik veyahut işte mülayemetin hissedildiği bir dünya olarak kafamızda yaratılıyor. Ve müthiş bir teknik düzgünlükte yaratılıyor. Bakın “ve seni bir itidal üzerine kıldı.” Seni de çok düzgün kıldı diyor Allah, ruhunu da, bedenini de. “Dilediği bir surette seni tertip etti”, düzenledi. Şimdi bunun hesabını soracağım diyor Allah işte, bu matematik düzgünlüğün, bu mükemmelliğin, bu kusursuz sanatsal yapının hesabını soracağım diyor. “Asla, hayır; siz dini yalanlıyorsunuz;”, Darwinist, materyalist kafayla, tesadüfü savunuyorsunuz anlamına geliyor. “Oysa gerçekten üzerinizde koruyucular var.” Üzerinizde de melekler var, onlarında farkında değilsiniz diyor Allah. Yani üstünüzde de iki tane ruh taşıyorsunuz diyor ayrıca. “Şerefli üstün yazıcılar. Her yapmakta olduğunuzu bilirler” diyor. Her an yani video aleti gibi adeta, her an yaptığımız her şeyi kayda alıyorlar diyor, iki tane bilinçli ruh, insanın üstünde, yani melek.
Evet, buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Umman Sultanı’nda yayınlanan en yüksek tirajlı İngilizce gazete olan, Oman Daily Observer’da, bugün sizin Allah’ın Kuran’daki Mucizeleri adlı kitabınız hakkında bir yazı çıktı. Sizin Kuran mucizelerini anlattığınız kitabınızın tanıtımını yapıyor ve kitabınızdan da örnekler anlatıyorlardı Hocam. Onların görüntülerini de paylaşmak istiyordum izninizle. Bu şekilde tanıtıyorlardı Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, küçük büyük her türlü hizmet, Allah tarafından görülüyor. O hizmeti yaratan da Allah’tır, fakat insan yapıyormuş gibi gösterir. Sonuçta sonsuzluğu yaratan Allah, insanları da sonsuz yaratıyor. Kendisi sonsuz olan Allah, insanların hayatlarını da sonsuz yaratmış. Biz bir faslındayız.
Hocam bir ayet daha söyleyin.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam. Euzu billahi mineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim. “Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Bakara suresi 3. ayet)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İblis, iblisun ve iblisat, Kuran’ı susturmak ister, Kuran’ı insanlara dinletmek istemez. Kuran’ın yolunu kapatmak ister, müminler de o fitneye karşı imanla, Kuran’la mücadele ederler, inşaAllah.
Biraz Cübbeli’den, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) konusu dinleyelim.
VTR: Cübbeli, İttihad-ı İslam’ın Acil Kurulması Gerektiğini Nihayet Anlattı.
ADNAN OKTAR: Bakın Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda çıkacağının, Amerika farkında, CIA farkında, Pentagon farkında, fakat Cübbeli farkında değil, kendi söylüyor bakın; “Büyük Orta Doğu projesi Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını durdurmak için özel olarak hazırlandı” diyor. Zaten bilinen bir şey bu ama kendisi farkında değil. Cinler, şeytanlar herkes farkında. Farkında da, farkında değilmiş gibi yapıyor. Ama yavaş yavaş dili çözülmeye başladı, açılacak inşaAllah.
Bugün bu kadarla bitirelim.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...