SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan ‘Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri’ programına hoşgeldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Nasıl başlamak isterim? Ceddin Deden ile başlamak isterim. Buyrun.
VTR- Mehter Marşı
ADNAN OKTAR:Evet, Ceddin Deden’i niye dinledik sebebini kardeşlerimiz bana yazsınlar, bakalım bilebilecekler mi, inşaAllah. Buyrun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Vatan Gazetesi manşetten verdiği “Adnan Hoca’nın ordusu” başlıklı haberde, Amerikan ordusundaki pilotların eğitildiği en büyük hava akademisi olan Texas Lackland Hava Üssü’ndeki askerlere verdiğimiz konferansa yer vermiş. Konferansta Darwin’in çöküşü ve yaratılış gerçeği ile Kuran mucizeleri konusunun anlatıldığından, askerlere Kuran dağıtıldığından ve size verilen madalyadan bahsedilmiş. İlerideki dönemde tüm hava üssünün katılacağı daha geniş çaplı bir program organize edeceğimize de yer verilmiş. Haberin resimleri de vardı Hocam, inşaAllah. Bu şekilde manşetten verdiler. “Adnan Hoca sınırı aştı” şeklinde, bu da gazetenin manşetinde yer alıyordu, Vatan Gazetesi’nin.
ADNAN OKTAR:Evet, doğru. Şu an Vatan Gazetesi elimde zaten. İşte Bediüzzaman’ın söylediği olayın tahakkukudur bu. “Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) Hıristiyanlar’la ittifak ederek dinsizliğe ve deccaliyete karşı müthiş bir mücadele verecek” diyor. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebesi, Hz. Mehdi (a.s) öncüleri olduğumuz için; onlar da inşaAllah Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri olurlar, ittifak ederek dinsizliğe karşı dünyayı kavuran anarşiye, teröre, acımasızlığa, bağnazlığa, her türlü zulme karşı dur diyeceğiz, inşaAllah. Bu Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinin tahakkukudur, ahir zamanda çok büyük bir mucizedir, maşaAllah. Hıristiyan alemiyle ittifak gittikçe güçlenecektir, Musevi alemiyle ittifak gittikçe güçlenecektir. Allahsızlığa, Darwinizm’e, metaryalizme karşı bilimsel bir zafer meydana gelecektir sonunda, inşaAllah.
Evet bana oradaki arkadaşlarımız, Amerikan ordusundaki üst rütbeli subay da madalya vermiş, madalyamı da gösteriyorum, inşaAllah. Tabii bizim asıl istediğimiz ahiretteki Allah’ın rızasını almamız çok önemlidir. Biz Amerikan halkını seviyoruz, İngiliz halkını seviyoruz, Avrupalıları seviyoruz, Rusları seviyoruz, Çinlileri seviyoruz. Hepsinin iyi ve mutlu olmasını istiyoruz, hiçbir milletin yok olmasını, hiçbir devletin yıkılmasını istemeyiz. Hepsinin bereket, bolluk, iyilik ve güzellik içinde olmasını isteriz. Muhammedi olmalarını isteriz. Uyuşturucu kalksın, terör kalksın, acılar kalksın, açlıktan ölümler kalksın, onun mücadelesini veriyoruz. Bunun için işte deccaliyetin yaptığı bu büyük zulüme karşı Hıristiyanlar’la ittifak Peygamberimiz (s.a.v.)’in emridir, Emr-i Peygamberi. Onun için bu güzel emri yerine getiriyoruz. Evet, hazır filmimiz varmı?
VTR-Somali
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimiz Kuran’a ve Ehl-i sünnet alimlerinin eserlerine itibar etsinler. Kuran okusunlar, Elmalılı Tefsiri okusunlar. Fıkh konusunda bilgileri eksikse ki genellikle eksiktir insanın, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamız’ın ilmihalini okusunlar, o kadar. Sakın, hurafeyle kafaları, Allah esirgesin zehirlenir. Kardeşlerimizin dediğimiz konuda çok titiz olmasını rica ediyorum. Kuran okumak istiyorlarsa Elmalılı Tefsiri ve fıkh için de mutlaka Ömer Nasuhi Bilmen Hocamız’ın fıkh kitaplarını okusunlar. Onun dışında eserlere gerek yok. İlmihalin dışında fıkh bilgisi öğrenmeye kalkarlarsa hata yaparlar. Hurafe çok tehlikelidir.
VTR- Cübbeli’nin saygıya uygun olmayan ifadeleri
ADNAN OKTAR:Bakın, haşa Allah’ın oradaki konuşma üslubunu, haşa kahvehane üslubu gibi anlatıyor. Haşa haşa, Allah`ın böyle kahvehane üslubuyla konuştuğunu açıklıyor ve insanlar da haşa Allah`la son derece laubali konuşuyorlar, üslubuna göre. Allah mesela “kaşınma!” diyor oradaki şeye, “kaşınma!”. Üsluba bak. Allah haşa “ne oluyor?” diye orada avami bir üslupla onlara çıkıştığını söylüyor. Yani anlattığı üslubu görüyorsunuz. Ben aslında fazlada ilave de yapmak istemiyorum, ama mesela diyor ki; “adam yuttururum diye düşünüyor” diyor meleklere, haşa Allah’a, haşa. Ben bunu ağzıma dahi almak, bunu konuşmak istemem; fakat mecbur ediyor, söyletiyor. Bunu da adamlar sırıtarak dinliyorlar, karşısındaki bazı zevat da. Böyle sırıtarak dinlenecek bir şey mi bu, bu üslup? Çok vahim. Ben anlamıyorum, bunu nasıl makul görüyorlar bazı insanlar? Böyle bir üslubu Müslüman`a nasıl yakıştırıyorlar ben anlamıyorum. Allah’a ayette diyor: “Derin bir saygıyla, içleri korkarak, derin bir saygıyla içleri korkarak Allah`a hitap eder Müslümanlar, Allah`a karşı öyle bir tavır geliştirirler” diyor Allah. Destekleyen adamlar da akıllarını başlarına alsınlar, buradaki bu vahim durumu görsünler. Göremiyorlarsa, Allah hidayet versin ne diyeyim yani? Onun tahribatını durdurmak için mecburen bu konuları anlatmak durumundayız, Allah`ın izniyle. Evet, buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Hocam vizelerin kaldırılması konusu tam söylediğiniz şekilde gelişti ve vizelerin karşılıklı kaldırıldığı ülkelerin sayısı 60`ı geçti, maşaAllah. Son olarak Sayın Davudoğlu bugün, Güney Afrika’yla vizelerin kaldırılması konusunda mutabakata varıldığını ve yakın bir zamanda iki ülke arasında vizelerin kaldırılacağını açıklamış, maşaAllah. Haberden görüntü de bu şekildeydi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet. “Selamun Aleykum saygıdeğer Hocamız”. Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Türk-İslam Birliği tüm hızıyla geliyor, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) tüm talebeleriyle geliyor, inşaAllah. İttihad-ı İslam geliyor, inşaAllah. Ve bizler Allah`ın nasip ettiği canımız Adnan Hocamız`ın Kuran hizmeti yolunda inşaAllah onun yardımcısıyız” diyor. “En derin hürmetlerimle canım Hocam” diyor. Bahar Kılıç.
“Hocam sizi çok seviyorum. MaşaAllah kelamınız sayesinde huzura kavuşuyoruz. Evimizin ışığı, gönlümüzün büyüğüsünüz. Size ve bacılarımıza saygılarımızı sevgilerimizi iletiyoruz”. Buğra Gürkan. Bak, hemen teşhisi koymuşlar, Mehter’i niye çaldırdığıma dair, inşaAllah. Münevver Peker, Gürkan Işın, başka kardeşlerimizde, Azerbaycan’dan yazanlar var. Evet, buyurun Hocam.
SUNUCU: Fatih Altaylı’nın da bir yazısında şu şekildeydi. Başbakan Erdoğan’ın Somali’ye giderek büyük bir yardım kampanyası başlatmasının arkasında sadece insani kaygılar olmadığını, siyasi çıkar da bulunduğunu belirterek, 21. yüzyılın İngiltere, Fransa, Çin gibi tüm büyük ülkelerinin oyun alanı haline gelen Afrika’da, Türkiye’nin de bulunmak istemesinin ve böylece bir taşla iki kuş vurmasının son derece doğal olduğunu söylemiş. Ayrıca Somali’de daha çok çocukların ölmesini de, yemekleri anne babalarının yemesine bağlamış Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi orada ölen insanlar varken, birde biz burada siyasi çıkar içindeyiz demek ayıp. Mesela ölmek üzere olan bir insan var orada, adam orada; ben de meşhur olayım, diye yanına gidip resim çektirirse, bu sıradanlıktır, dolayısıyla da basitliktir. Oraya siyasi bir çıkar için gidildi denmesi yakışık almamış. Orada feryat figan ölen çocuklar var. Onbinlerce insan ölüyor, orası bir felaket alanı. Felaket alanında siyasi çıkar diye bir şey olmaz. Ama Türk-İslam Birliği’ni zaten savunuyor hükümet, bu güzel. Ama bunun için oraya gidip de, siyasi rant için oraya gittiler, bir yönü de odur demek ayıp. Analar babalar yiyorsa hepsine yetecek şekilde yiyecek gönderilmesi gerekir. Anneleri babaları orada eğitmek çok zor. Siz yemeyin de çocuklara verin konusu kolay kolay elde edilebilecek bir şey değil. Çözüm, hepsine yetecek yiyecek gönderilmesidir. Bu da Türk-İslam Birliği’yle olur, İttihad-ı İslam’la olur. Tek başına Türkiye’nin gücünün yeteceği bir şey değil. Nitekim yiyecek gönderiliyor Türkiye’den, ama çok kıyıda köşede kalıyor ve çok az bir hizmet oluyor, küçük bir hizmet oluyor, ki birçok ülke var. İslam ülkelerinin büyük bir bölümü böyle perişan durumda. Irzlarına geçiliyor, namusları talan ediliyor, dinine, imanına zarar veriliyor, ibadet yapmaları engelleniyor ve daha daha vahim olaylar oluyor. Dine zarar vermeleri en vahimi odur da, fakat canlarına da zarar veriyorlar. Canlarını alıyorlar, onları şehit ediyorlar, işkence ediyorlar. Bunlar en az oradaki açlık tehlikesi kadar vahim olaylardır. Çözümü Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam’dır. Bunun sorumluluğunu herkes bilecek. Farz-ı ayn bu, en büyük farzdır.
VTR-PKK MARKSİST, LENINİST, STALİNİST VE KOMÜNİST BİR ÖRGÜTLENMEDİR.
ADNAN OKTAR:Evet, Bediüzzaman diyor ki 15. Mektup’ta: “Hadis-i sahihte rivayet edilen, Hz. İsa Aleyhisselamın geleceğini ve şeriat-ı İslamiye ile amel edeceğini, deccali öldüreceğini, imanı zayıf olanlar kabul etmiyolar. Onun hakikati izah edilse, hiç red yeri kalmaz. Şöyle ki: O hadisin ve süfyan ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mana budur ki; ahir zaman da dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak. Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs,” yani Hafız Esad şu an; onun fitnesi bütün İslam alemini, Arap alemini ve Türkiye’yi de etkisi altına almış durumda. “... ehl-i nifakın başına geçecek,” münafıkların başına geçecek,” Dinsizlik adına çıkmıyor, münafıkça çıkıyor. “... şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beyt'ten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” Şu an o devam ediyor, yani süfyaniyet bütün İslam aleminden kazınıyor. Arap baharı dedikleri olay o. Türkiye'de de, bütün İslam alemindede süfyaniyet kazınıyor. ''İkinci cereyan ise,” mesela bu idda edilen Ergenekon terör örgütünün etkisiz hale getirilmesi de yine süfyaniyeti kazanmasının devamının bir yönüdür. ''İkinci cereyan ise: Tabiiyyun ve maddiyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane,” yani Darwinist ve materyalist felsefeden doğan, tevvellüd; doğmak, “...tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane...” yani Nemrudça, firavunca, deccalce bir cereyan, komünist düşünce, Marksist, Leninist, komünist düşünce. “... gittikçe âhir zamanda felsefe-i maddiye (materyalist felsefe) vâsıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup ...'' şu anda da kuvvet buldu, Güneydoğu'da da kuvvet buldu; PKK’nın güç bulmasının nedeni bu. ''...uluhiyeti inkar edecek bir dereceye gelir.'' Allah'ı inkar edecek bir dereceye gelir; şu anda da öyle. “Ve onların başına gecen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisatı nevinden müthiş harikalara mahzar olan deccal ise,'' yani bir cok metafizik özellikleri var. Ta Firavun devrinden kalma bazı büyü yöntemlerini, bazı hipnoz yöntemlerini biliyor, bunları uyguluyor. ''...daha ileri gidip, cabbârâne surî hükümetini bir nevi rububiyet tasavvur edip Allah'lığını ilan eder.” ‘Kendini Allah gibi görür’ diyor. “Bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ....'' biliyorsunuz Nemrut da bir sineğe mağlup olmuştu. Mesela bir sineğin sokmasıyla mikrop kapıp ölebiliyor insanlar veyahut bir arının sokmasıyla alerjiden ölebiliyor. ''Bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icat edemiyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi (Allah 'lık dava etmesi) ne derece ahmakcasına maskaralık olduğu mağlumdur.'' diyor ''İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü zamanda...'' yani Marksist, Leninist, ateist cereyan, yani vahşi kapitalizmin, faşizmin, komnizmin uygulandığı bir dönemde ve pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, yani Darwinizm’in dünyaya hakim olduğu zamanda, ki şu an öyle. ''...Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek,” bazı yerlerde Müslümanlığı andıran bir Hıristiyanlık gelişmeye başlıyacak yani ''... yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, (saflaşacak) hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak,” yani üçleme teslis gibi Hıristyanlık'ta yanlış olan inançlardan sıyrılacak ''...hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, (İslam’ın hakikatleri ile birleşecek) mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir.” Yani ‘sanki aynı Müslümanlık gibi olacak Hristiyanlık’ diyor. Her yönden benzeyecek, yani namazıyla, orucuyla, tek Allah 'a inanmasıyla Hıristiyanlık aynı Müslümanlığı andıracak ''Ve Kur’ân’a iktida ederek,” Muhammedi olarak en son safhasında, ''... Kur’ân’a iktida ederek, “o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak,...'' İslamiyet kendisi duruyor, fakat Hıristiyanlık Müslümanlığa, Muhammediliğe inkilap ediyor, edecek ''...din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.'' İşte bu oluyor şu an. Bak, “...bu iltihak neticesinde...” yani Hıristiyanlar ile Müslümanlar’ın birleşmesi neticesinde, ‘azim bir kuvvet bulacaktır dini hak’ diyor; hak cereyan. “Dinsizlik cereyanına karşı (Darwinizm’e, materyalizme karşı, komünizme karşı) ayrı ayrı iken mağlup olan...'' yenemeyen, yani askeri güçle de yenemiyor, fikren de yenemiyor. ''...mağlup olan İsevîlik ve İslâmiyet, (Hıristiyanlık ve Müslümanlık) ittihat neticesinde (birleşme neticesinde) dinsizlik cereyanına (Darwinizm’e, materyalizme, komünizme, vahşi kapitalizme karşı) dinsizlik cereyanına galebe edip (galip olup) dağıtacak istinadında iken,” tam bunu dağıtmaya gücü yetecek gibi göründüğü bir ortamda, yani herhalde yenecekler gibi dendiği bir ortamda''... âlem-i semâvatta (semavat aleminde) cism-i beşerîsiyle bulunan ...'' yani dünyevi gerçek bedeniylen bulunan, hakiki bedeniyle. Kendi kıyafetiyle, ayakkabısıyla, beylik eşyalarıyla Allah'ın Katında bulunan, başka bir boyutta bulunan. ''...şahs-ı İsâ Aleyhisselâm,...'' Hz. İsa Aleyhisselâmın bizzat şahsı, kendisi. ''...o din-i hak cereyanının...'' yani bu Hırstiyanlık’tan Muhammediliğe kalp olan bu grubun, “...o din-i hak cereyanının başına gececeğini,'' onların imamı olacağını, lideri olacağını, ''... bir Muhbir-i Sadık..” Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam, “...bir Kadîr-i Külli Şeyin...” Cenab-ı Allah'ın vaadine, Kuran'daki vaadine; Kuran'ı Kerim'de açık açık üç ayette vaad ediyor. ''...vaadine istinad ederek (dayandırarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey (Allah) vaad etmiş, elbette yapacaktır.” Şu an o safhadayız, yani tam bu istidat oluşmuş durumda. “Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen...'' ‘sürekli melekler yere iniyor zaten. Bu olmamış rastlanmamış, çok şaşırılacak bir şey değil’ diyor Bediüzzaman, ‘melekler sürekli iniyorlar’ diyor.''Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz’ eden,(Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi)” Sahabelerin yanına geliyor Hz. Dıhye (a.s.) görünümünde Peygamberimiz (s.a.v.)’e bir şey soruyor, ondan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) de cevap veriyor, yani mukabele yapıyorlar. Sonra, ayrıldıktan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor “kardeşim Hz. Cibril (a.s.)’dı giden” diyor. Sahabeler, “kimdi o Ya Resul Allah” diyor. “Kardeşim Hz. Cibril (a.s.)’dı” diyor. (Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi)ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren,...'' Ruhani varlıklar beşer suretinde, insan suretinde bazen yeryüzünde geziyorlar, insanlar farkına varmıyorlar, insan zannediyorlar; halbuki ruhani bir varlık. “...hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını (ruhlarını) cesed-i misaliyle dünyaya gönderen...'' aynı onun gibi göründüğünde, yani ruhu bir beden görünümü alarak, 'cesedi misaliyle'; mesela Abdülkadir Geylani’nin çoktur görünmesi insanlara, 'cesedi misali' ile insanlara görünür. Hz. Meryem (a.s.) mesela görünür ‘cesedi misaliyle', yani ruh cesedinin aynı şeklini alıyor, o şekliyle görünmesi gibi; hatta bak, “...hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, (Cenab-ı Allah) Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait (Hıristiyanlık dinine ait) en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için,” en önemli güzel sonuç için, çünkü hüsn-ü hatime yok şu an, teslis inancı var, Hıriatiyanlık darmakeşan oldu. Birçok mezheplere ayrıldılar, perişan durumdalar. Bak, “...hüsn-ü hatime (güzel sonun için)...” Hıristiyanlığın güzel sonucu için, “...değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan...” ki şu an cesedi ile, kılığı ile, kıyafeti ile, olduğu gibi ayakkabısı ile, bir başka boyutta Cenab-ı Allah’ın Katında bulunan. “...ve hayatta olan...” ‘şu an ölü değil’ diyor. Öldü diyorla ya, ‘hayatta olan’ diyor Bediüzzaman, ‘ölü değil, ruhu da duruyor, bedeni de’ diyor. “... hayatta olan Hazret-i İsâ,” şahs-ı manevisi değil bak, kendisi. “...belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi,” ‘gerçekten de ölseydi, sizin dediğiniz gibi olsaydı’ diyor. onların da tamamını mat ediyor, yani kaçacak bir yer bırakmıyor onlara. Şahs-ı manevicilere de, bu modern hocalara da cevap veriyor. “...yine şöyle bir netice-i azîme için (büyük bir netice için)...” Bakın, çok çok büyük bir netice için; Hıristiyanlık hüsn-ü hatime ile bitiyor. “...(büyük bir netice için) ona (Hz. İsa Mesih (a.s.)’a) yeniden ceset giydirip...” ‘Velevki de olsa bile, yeniden ceset giydirip, “... Dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek.” ‘Sizin dediğiniz gibi de olsa, yine gelecek. Onun hiçbir şekilde değişmesi mümkün değil’ diyor. Doğrusu; ‘bedeni zaten duruyor şu an, ölmedi. Ama farz edelim bu modern hocaların dediği gibi olsa ölse, yine ceset giydirip, ruhuna ceset giydirip, aynı bedenine ceset giydirip, yine gönderir Allah. Ama doğrusu, bizzat kendi cesedidir.’ diyor. ‘Kendi cesedi ile gelecek, kendi ruhu ile gelecek, hiçbir değişikliğe uğramamıştır.’ diyor. ‘Ama boş yere debelenmeyin, sizin dediğiniz gibi de olsa, yine gelecek.’ diyor, inşaAllah. “Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit,” şahs-ı manevisi değil bakın, bizzat kendisi. “... geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir.” İlk geldiğinde uyur vaziyette bir insan. Üzerinde böyle turuncuya yakın bir kıyafet; böyle sarı hert boyasından, uyur vaziyette bırakılacak Hıristiyan cemaat içerisine. Adam onu bilemez. O da kalktığı zaman kendini bilmiyor Hz. İsa (a.s.). Uyandıracaklar, yani muhtemelen Aramice konuşacak, bilmiyor. Geçmişini de hatırlamaz, sonradan yabancı dilleri öğrenecek. Türkçe de öğrenecektir, İngilizce de öğrenecektir, Fransızca da öğrenecektir, yani bir çok yabancı dil bilir. Peygamberler müthiş bir zekaya ve ezber kabiliyetine sahip oluyorlar. “...herkes onun (Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın) hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir.” Yani ‘ilk önce mecbur değildir, ilk başlangıçta talebeleri tanımayacaklar’ diyor. “Onun mukarreb ve havassı, (yakınında olanlar ve seçkinler)” Seçkin, yani böyle beyni gelişmiş, aklı gelişmiş, keskin nazarlı, derin düşünen yakın talebeleri, “...nur-u imanla onu tanır.” Yanı bu, o diyecekler, inşaAllah. “Yoksa, bedâhet derecesinde (açıklık derecesinde) herkes onu tanımayacaktır.” İlk geldiğinde, başlangıcında tanınmak durumunda değil, o yüzdende şu anda tanınmıyor; ancak has talabeleri biliyor. Onun için de gizliyorlar şu an Hz. İsa Aleyhisselam'ı. Hz. Mehdi (a.s.) acıktır, acık galibane. Hz. İsa Mesih (a.s.), gizli galibane. Her ikiside faaliyet yapıyorlar şu an. Hz. İsa Mesih (a.s.), gizli galibaneden, açık galibane ile mücadeleye başlıyacak. Hz. Mehdi (a.s.) ile beraber ikisi de açık galibane, kaç yılına kadar? Hicri 1506'ya kadar. 1506’dan sonra, “artık gizli mağlubane” diyor Bediüzzaman. Kaç yılına kadar? 1543'e kadar, hicri 1543. “1545 gibi de Allah'ın izni ile, “izn-i İlahi ile de zemin başını başka seyyareye çarpacak, Kuran'ın ref edilmesiyle, göğe alınmasıyla divane olacak bu dünya, aklı gidecek dünyanın. Başını çarpacak ve izn-i İlahi ile de kıyamet kopacak.” diyor. O bizim dediğimiz göktaşı çarpması; bir daha, çift vuruş olacağı belirtiliyor Kuran'da. “Bir vurmayı ikinci bir vurma daha izler” diyor. İkinci vurmadan sonra dünya toz duman oluyor, dağılıyor. Şimdilik bu konu bu kadar.
Amerikan ordusunda, mesela bakın şimdi Vatan Gazetesi’ndeki şu haberi ben bir göstereyim; Adnan Hoca’nın orduyla ilgili, görüyoruz değil mi? Evet. Adnan Hoca'nın ordusu değil, Allah' ın ordusu, Allah'ın ordusu. Bütün ordular Allah'ın ordusu olacak, hepsi, tamamı. Hepsi Allah'a, Kuran'a hizmet edecekler. Ne zulüm, ne işkence, ne acı, hiçbir şey kalmayacak. Hepsi Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın emrine girecekler. Savaşlar kalkacak, silahlar kalkacak, bombalar kalkacak, tüfekler, tabancalar, insan doğramaya, öldürmeye, kesmeye yönelik her şey kalkacak yeryüzünden, kan kalmıyor. Hz. İsa Mesih (a.s.) da öyle; damla kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz. Hz. Mehdi (a.s.) da damla kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz. Kan akıtan kişi Hz. Mehdi (a.s.) değil, deccaldır. Sahte Mehdiler çıkabilir. Kan akıtan kişi ise mutlaka deccaldır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın en mühim vasıflarından biridir, kan akıtmaması. Ne süreye kadar? Ölünceye kadar. Hz. İsa Mesih (a.s.) kan akıtır mı? Akıtmaz. Ne vakte kadar? Ölünceye kadar. Onların işaretidir o, işaretlerinden bir tanesidir. Nurları, güçleri, kabiliyetleri, hikmetleri ve barışçıllıkları, sevgi dolu olmaları. Hıristiyanlar’ı, Müslümanlar’ı, herkesi şefkat ile kucaklarlar ve hepsinin kurtuluşu icin gayret ederler. Hüsn-ü hatime ile bitiyor Hıristiyanlık, inşaAllah. Hak din olarak bitecektir, inşaAllah. Ve Muhammediliğe tabi olacakları için, gerçek Hıristiyan olacaklar, inşaAllah. Hocam ne anlatacaksın?
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisi vardı. Zamanın imamını tanımadan ölenin cahiliye ölümü üzerine ölmüş olacağını söylemiş. Kuzey bin Yesar şöyle der; “İmam Muhammed Bakır’ın şöyle dediğini duydum: ‘Her kim zamanının imamını tanımadan ölürse cahiliyet ölümü üzerine ölmüş olur ve her kim imamı tanırsa kaimin (Hz. Mehdi (a.s)’ın) zuhurunun erken veya geç olması onun için fark etmez. Ve her kim imamını tanıyarak ölürse Kaimin (Hz. Mehdi (a.s)) çadırında olanlar gibidir.’”. Gaybet-ül Hümani, sayfa 420’de Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“ABD ordusundaki pilotların eğitildiği en büyük hava akademisi olan Teksas Lackland Hava Üssü’ndeki Müslüman askerlere Adnan Hoca cemaati tarafından ‘Darwin teorisinin çöküşü’ ve ‘Kur’an mucizeleri’ anlatıldı”. Ne kadar güzel. Demek ki deccaliyete büyük bir darbe indirilmiş oldu. Demek ki Darwinizm Amerika’yı esir alamıyor, alamamış. Darwin’e inanmayanların sayısı en çok Amerika’dadır, Avrupa ülkelerinden. Kimin vesilesi ile oldu? Elhamdülillah, benim ve arkadaşlarımın vesilesi ile oldu. Dünyada Darwinizm’e en az inanan Amerika’dır. Darwinizm’i, materyalizmi Amerika’da da bitirdik. Eskiden Darwinizm’in kalesiydi, yerle bir oldu, elhamdülillah. “Cemaatin internet sitesinde yüzbaşı tarafından hediye edilen madalya, daha önce hiçbir konuşmaya verilmeyen ödül”. Doğru, maşaAllah, ne kadar güzel. Bir daha göstereyim madalyamı iftiharla. Madalyanın üzerinde: “Allah’ı övmek, havacılara hizmet vermek ve mükemmelliği aramak” yazıyormuş, maşaAllah. Amerikalılar bizim canımız, Ruslar bizim canımız, Çinliler bizim canımız. Ben hepsinin Muhammedi olmaları istiyorum, iyi olmalarını istiyorum. Allah devletlerine zeval vermesin, devletleri güçlü olsun, milletleri güçlü olsun, zengin olsunlar. Halkları daha güzelleşsin, insanları daha güzelleşsin. Dolayısıyla Allah dünyaya nurunu yayıyor. Allah ‘Hadi’ ismi ile tecelli ediyor ve yeryüzünün her tarafına İslam hakim olacak, inşaAllah. Hiçbir yerden ne kan sözü duyacaksınız, ne ızdırap, ne acı sesi. Hiç bu tarzda bir söz duymayacaksınız. Her yere barış gelecek. Açıktan ölen adamlar, terör çıkaran it-kopuk takımı, zulmedenler, acı çekenler, bunların hiçbiri kalmayacak, inşaAllah. Amerikan ordusu bir süre sonra öyle bir olacak ki şefkat, merhamet, sevgi hepsine hakim olacak. Kan dökmek tamamen kalkacak. Adamların parmağını kesip boynuna asmalar, kulak kesip boynuna asmalar, bu anormalliklerin hiçbiri kalmayacak. Derin bir Allah sevgisi, derin bir Allah korkusu her yere hakim olacak. Dünyanın her tarafını barış, kardeşlik, birliktelik kaplamış olacak. Sanat, bilim, demokrasi en yüksek düzeye çıkacak, inşaAllah. Hayat şartları en güzel, en kaliteli hale gelecek. Şık, güzel insanlar, güzel evler, güzel bahçeler, dünya cennet gibi olacak, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Ben teravih namazından 15 dakika önce çıktım”. Allah kabul etsin, maşaAllah. “İlk işim A9 kanalını açmak oldu. Sizi severek, beğenerek izliyorum. Altı yıldır takip ediyorum. Daha önce altı yıl Güney Afrika’da yaşadım. Sizin PKK terör örgütüyle ilgili yaptığını tespitler çok güzel, aynı zamanda çok da bilgilendirici. İnşaAllah insanlar daha bir şekilde anlar, bu fitneden kurtuluruz. Mümkünse bundan daha çok bahsediniz. Güney Afrika’da 11 değişik dil var ama resmi dil İngilizce. Herkes bu durumdan çok memnundu. Türkiye’de resmi dil Türkçe, diğer insanlar kendi dillerini aralarında konuşabilirler dediğiniz gibi. Allah sizlere sağlıklı uzun ömür versin.” Hepimize, inşaAllah. “Sizin açıklamalarınız yüreğimize su serpiyor ve geleceğe daha umutla bakıyoruz”. Mehmet Ali Kara, İsviçre, maşaAllah. Avrupa’nın hemen hemen her yerinden izliyor kardeşlerim, maşaAllah.
Mehdiyet’i örtbas etmek isteyen Nur talebelerine Risale-i Nur’daki açık beyanlarla yaklaşıp, doğruları anlatmak lazım.
MaşaAllah, Mehmet Özer, Mehmet gelmek istiyormuş. “1 ay çalışıp Hocamız’ın mozaikten tablosunu oluşturdum. Hocamla görüşmek istiyorum” diyor. Telefon numarasını da vermiş. Bu koç yiğit gelsin görüşelim.
VTR
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’ın hilyesini anlatıyor. Ne kadar güzel, aşkla, şevkle. Daha detaylar da verelim, inşaAllah. Anlattıklarından da bir kısmını tekrar edelim. Hz. Mehdi (a.s) geniş alınlı, küçük burunlu, kalkık ve küçük burunlu, rengi esmer, doğru. Bembeyaz değil, kırmızıya çalan bir esmer. “Kürek kemiğinin üzerinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in mührü var” diyor. Mührü var diye uzatıyor, coşkuyla anlatıyor. Aynı o şekilde vardır Hz. Mehdi (a.s)‘nin sırtında, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) muhbir-i sadıktır. Bir şey söyledi mi aynısıyla çıkar. Neyse o, o şekilde. “Sağ göğsünde yaprak genişliğinde, yaprak büyüklüğünde renk koyuluğu, koyu renk vardır” diyor. Bir ben yine, ama geniş, cilt üzerinde. “Sağ bacağında da vardır” diyor. Sağ bacağında da bir ben vardır. Vücudu boydan boya geniş, alnı geniş, kafası büyük, omuzları geniş, göğsü geniş, karnı geniş, uylukları geniş. Oradaki hadiste aralıklı dediği o, onu anlamamış o, aralıklı olmasıyla geniş olması söyleniyor. Adımlarını dışa doğru atar diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), adımlarını dışa dışa atar. Saçı siyah, saçının sakalının siyah olduğunu belirtiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Sakalları kenarlardan ince, altta cezm edilmiştir, düzeltilmiştir” diyor, meczum. “Ayh-ül harda” diyor, gözleri yeşildir. Hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi. Tevrat’ta da aynı şekilde çok detaylı olarak belirtiliyor Hz. Mehdi (a.s) hakkında ve Hz. Mehdi (a.s)’nin çok çile çekeceği, acı çekeceği Tevrat’ta meşhur bir bahistir. Hatta Hıristiyanlar yanlış bir düşünceyle Hz. İsa (a.s)’ın çarmıhtaki acısına Tevrat’taki hükümlerin baktığını düşünmüşlerdir. Halbuki Hz. İsa (a.s) hiçbir zaman çarmıha gerilmedi. Dolayısıyla acıyı çeken Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili izahlardır, çünkü Kral Mesih’tir. Hz. İsa (a.s) kral olmadı. Dünya kralı oluyor, bütün dünyanın imamı oluyor Hz. Mehdi (a.s). Dolayısıyla Tevrat’ta belirtilen o açıklama Kral Mesih ile ilgilidir, acı çekmesi ile ilgili. Daha da uzun fakat bu kadar şimdilik yeterli.
“Selamun Aleykum Hocam. Sizi görünce çok mutlu oluyorum. Bir de ben A9 TV’yi izlerken çok ağlıyorum, sevgimden. Allah sizden razı olsun. İki tane kızım var. Daha çok küçükler. Sizin söylediğiniz kötü günlere Allah ömür verirse görmeyecekler, güzel günler görecekler.” diyor, inşaAllah. Şu an kötü günleri görüyoruz, ama ilerde görmeyecekler, inşaAllah. “Azeri kardeşlerimize çok iltifat ediyorsunuz, kıskanıyorum. Sizi görünce gönlüm huzura kavuşuyor canım Hocam” diyor. İslamiyet’te kıskançlık yok. “Hasidin iza hased” diyor Cenab-ı Allah. Haset etmek yok, gıpta vardır, inşaAllah. “Canım Hocam sizi tanıdığım güne şükürler olsun. Ayşe Yurdakurban, ne kadar güzel sevgisi, maşaAllah.
SUNUCU: Ruşen Çakır, Edip Yüksel ile ilgili bir yazı yazmış Hocam. Edip Yüksel’in sık sık Karl Marks’tan örnekten veren Sünni İslam anlayışıyla mücadele etmeye kalktığı için mürted ilan edilen ve bu nedenle yurt dışına kaçan, etkileyici zekaya ve hitabete sahip, barışsever bir insan olduğunu söylemiş. Ayrıca Edip Yüksel’in kendisini ben rasyonel bir monoteistim yani makul tek tanrıcı olarak tanımladığını da sözlerine eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Monoteist. Ama monoteistte benim bildiğim kadarıyla Allah’ın varlığına inanılıyor ama dine inanmıyorlar. Allah sana İslam adını koymuş. Adın Müslüman, adın İslam ne gerek var monoteiste, bunlara gerek yok. Allah’a tek inanıyor olmak yeterli. Müslüman’ım demek yeterli, inşaAllah. Öyle süslü laflara gerek yok. Biz Marks’tan değil, Peygamberimiz (s.a.v.)’den örnekler alırız. Resulullah (s.a.v.)’ın açıklamaları yeterlidir. Peygamberlerin açıklamaları var Kuran’da, onların güzel sözlerini Cenab-ı Allah ayet olarak koymuş, onlar yeterli, inşaAllah. Ama tabi “la ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyen bir insana mürted demek çok anormal bir harekettir. Niçin mürted olsun? Hatalı yönleri olan bir Müslüman’dır, inşaAllah. Yanlışlıkları var ama mürted demek vicdansızlıktır, anormal bir hareket, inşaAllah. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Kağıthane Hasbahçe fuar alanındaki standımızı eski Milli Gazete köşe yazarı ve birçok kitabı olan İnci Beşeoğlu ve yine birçok kitabı ve çalışması olan İslam hukukçusu Yasin Kınay ziyaret etmişler. Standtaki Ayşegül, Tuğba ve Bora kardeşlerimiz onlara kitap hediye ettiklerinde kendileri, Hoca’mızın eserlerini yakından takip ettiklerini ve çalışmalarını çok beğendiklerini belirterek, memnuniyetlerini dile getirmişler, inşaAllah. Resimleri de vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin. Hepsine hidayet, samimiyet, sağlık, sıhhat versin, iman neşesi versin. Kuran’ı hakkıyla anlayıp hakkıyla yaşamayı nasip etsin. Hayırlı, sağlıklı, uzun ömür nasip etsin Allah bütün milletimize, inşaAllah. Bereket, ferahlık, inşirah versin Cenab-ı Allah, inşaAllah.
SUNUCU:Suriye ile ilgili bir bilgi vardı izninizle. Suriye’de halka yönelik eziyet ve vahşet hala devam ediyor. Dün Suriye’nin Hama şehri dışında konuşlanmış olan binlerce askerin tutuklandıkları, bazı Suriyelilerin tekmelerle ağır bir şekilde dövdüklerine dair bir video vardı internette. Hamalı oldukları belirtilen Suriyeli sivillerin yalvarmalarına rağmen askerler işkence etmekten vazgeçmiyorlar. Onunla ilgili uygun görürseniz video da var.
VTR: Suriyelilere yapılan işkence görüntüleri.
ADNAN OKTAR:İşte süfyan, süfyaniyet nedir diye merak edenler işte buyursunlar. Süfyan’ın azgınlığını, süfyanın askerlerinin kudurmuşluğunu görsünler. Süfyaniyet işte budur. Allahsız, Kitapsız, dinsiz, imansız, zalim, halkı aşağılayan, onlara tepeden bakanlar. Onların parasıyla besleniyorlar, onların parasıyla elbise alıyorlar, onların parasıyla lüks yerlerde yaşıyorlar. Ondan sonra Müslümanları aşağılıyorlar, adam yerine koymuyorlar, tekme tokat dövüyorlar. Onların çok üstüne görüyorlar kendilerini, enaniyet ve azamet var. Allahsız Kitapsız oldukları için de bir azgınlık var. Ama süfyaniyetin son safhasındayız, inşaAllah. Suriye’de yine böyle bir vahşet görüntüsü daha vardı, arabanın içerisinde süfyanın takım süfyaniyetin etkisiyle askerlere saldırıyorlar. O filmi de yarın gösteririz, inşaAllah.
SUNUCU:Hocam, bildiğiniz gibi İbrahim Tatlıses uğradığı saldırının ardından sol tarafından felç olması nedeniyle bir süredir İstanbul’da fizik tedavi görüyordu. Sağlık durumu iyiye gidiyormuş, inşaAllah. Kimsenin desteği olmadan yavaş yavaş yürümeye başlamış. Başbakan Erdoğan da kendisini ziyaret etmiş. Fotoğrafları da vardı eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Evet, bayağı düzelmiş hakikaten. Bir sanatçıya, insanların mutlu olması için gayret eden bir insana kalleşçe pusu kurmak, onu sakatlamaya yahut öldürmeye çalışmak çok büyük bir zulümdür, acımasızlıktır. Yapanlar çok büyük vicdansızlık yapmışlar, çok büyük zulüm. Yine bu ateizmin, Darwinizm’in insanlara getirdiği bir beladır. Her ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın Müslüman Müslüman’a karşı şefkatlidir, merhametlidir. Hiçbir gerekçeyle öyle bir zulüm yapılmaz. Eğer bir kızgınlığı varsa, öfkesi varsa yargıya başvurur, mahkeme verir, devlet ne ise onun cezasını verir. Ama bana şunu yaptı, şu yönden kızgınım diye çekip vurmaya kalkmak, sakatlamaya kalkmak çok büyük acımasızlıktır, çok büyük zulümdür. Allah milletimizi birbirine sevdirsin, inşaAllah. Bütün dünyayı birbirine sevdirsin, Muhammediliği hakim etsin, inşaAllah.
SUNUCU: Bir kitabınızı tanıtmak istiyordum; Hz. Musa (a.s). Kuran'da kendisinden ve yaşamından en çok bahsedilen Peygamberler’den biri Hz. Musa (as)'dır. Bu kitabınızda Hz. Musa (a.s)’ın Kuran’da bahsedilen hayatı inceleniyor. Dikkat edilmesi gereken husus, Hz. Musa (a.s)’ın hayatının sadece geçmişte yaşanmış ve bitmiş olaylar olarak değil, günümüzde bizzat kendi hayatımıza ışık tutan ibretler ve örnekler olarak değerlendirmemizdir, inşaAllah. Kardeşlerimiz internet sitesinden de ücretsiz olarak indirebilirler kitabı.
ADNAN OKTAR:Bir kardeşimiz diyor ki; “Hocam, Yaratılış Atlası’nı da gösteriyorum, anlatıyorum da ama adamlar Darwinist olmada inat ediyorlar, diretiyorlar” diyor. İnsanlarda gurur vardır, kibir vardır, enaniyet vardır, inatçılık vardır. Bir şeyin gerçek olduğunu anladığında “evet kabul ettim, doğru söylüyorsun” demez. Nerden kabul eder biliyor musun? Kalbinde kabul eder, dilinde ikrar etmez. Bir çok insan öyle der. Sen anlat, ikinci bir yolu yoktur, mutlaka kabul eder. Öyle bir şey olmaz. Sen yaratılışı anlatsan; proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini anlatıyorsun, üç yüz elli milyon fosilin yaratılışı ispat ettiğini anlatıyorsun. Tek bir tane Darwinizm’i anlatan fosil yok, bunu da anlatıyorsun. Adam diyor ki “yok, ben inanmıyorum.” Konu bitmiştir, bunları gösterip anlattıktan sonra adam debelenebilir, çırpınabilir, bunlara aldanma. Beyninde kabul etmiştir. Biz beynini feth etmenin peşindeyiz. Dilini sen boş ver, diliyle kabul etmeyebilir.
Rahmetli Erbakan Hocamız’ı dinleyelim, şehit Hocamız’ı.
VTR: Sayın Necmettin Erbakan’ın konuşması.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, benim canım Hocamı görüyormusun? Ağzından nur akıyor, nur. Arslan o benim canım Hocam, rahmetli. Bir daha dinleyelim o mübareği, maşaAllah.
VTR: Sayın Necmettin Erbakan’ın konuşması.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Başbuğ Alparslan Türkeş’in bölücülükle ilgili bir konuşması vardı, rahmetli şehidimizin. Onu da bir dinleyelim.
VTR: Başbuğ Alparslan Türkeş’in bölücülükle ilgili konuşması.
ADNAN OKTAR:Bataklıkları kurutacak tedbir de Darwinizm’in, materyalizmin yok edilmesi, Marksist, Leninist düşüncenin yok edilmesi, buna karşı Başbuğ’umuzun her zaman savunduğu Türk-İslam birliğini hayata geçirmek. Ne muhteşem insanlardı Erbakan Hocamız, Başbuğ. Ne güzel insanlardı. Hiçbir zaman için unutulmamaları ve sürekli gündemde tutulmaları gerekiyor. EvelAllah biz de onu yapacağız inşaAllah. Devamlı şehitlerimiz yaşıyormuş gibi gündemde tutacağız, inşaAllah.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...