MİSAFİR:‘Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Hocamızdan biz ilim irfan bekliyoruz, inşaAllah.Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. İlim sahibi sizsiniz, inşaAllah.
Fatih Çekirge, Hürriyet’teki yazısında ilk defa Türkiye’nin Suriye ve Irak’la birleşerek konfederatif bir yapı oluşturmasının gerekliliğini yazarak, hükümeti bu konuda çalışma yapmaya davet etmiş. Bu fikrin ilk sahibinin ise Atatürk olduğunu belirterek Atatürk’ün şu sözlerini aktarmış;“Birlikten kuvvet doğacağı maksadıyla bütün İslam aleminin manen olduğu gibi maddeten de müttefik olmasını şüphe yok ki memnuniyetle karşılarız. Bizim kendi hududumuz dahilinde bağımsız olduğumuz gibi Suriyelilerde hudutları dahilinde ve milli iradenin hakimiyetine dayalı olarak serbest ve bağımsız olabilirler, federatif yada konfederatif denilen şekillerden birisiyle irtibat yaratabiliriz” demiş.
ADNAN OKTAR: Biz Türk-İslam Birliği olacak dediğimizde ilk başta“nerden çıktı?” dediler. “Bu hayal” dediler, yani nereden çıkıyor gibisinden. Bak, herkes benim dediğime geldi sonunda. Atatürk’ün bu sözünü de onlara gösteren yine benim; bilmiyorlardı, bilinmeyen bir sözüydü. Onu da ortaya çıkaran benim, inşaAllah ve Türk-İslam Birliği’nin süratle, adım adım ilerlediğini hep birlikte görüyoruz. Ne dedimse o, inşaAllah. Allah’ın izniyle ikinci bir ihtimal yok. Mutlaka olacak Türk-İslam Birliği. Bütün bu köşe yazarlarının tamamı destekleyecektir, göreceksiniz. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam.Libya’da hükümet muhalifleri başkent Trablusgarb’a giderek kontrolü tamamen ele geçirmişler Hocam. Kaddafi rejimi çökmüş ve üç oğlu da muhaliflere teslim olmuş. Ancak Kaddafi’nin şu anda nerede olduğu bilinmiyormuş.
ADNAN OKTAR: Ben bu deliye ta başında söyledim, değil mi? İllaki deli kafası ezilecek, böyle rezil rüsvay olacak, aşağılanacak ki ondan sonra hizaya gelecek. Muhtemelen onu da asarlar, oğullarını da asabilirler. Sözümü tutmadı, halbuki gelse Türkiye’de müzakere yapsa, konuşsa, Türkiye konuyu çok güzel bağlardı;hiçbir olay da çıkmazdı, ölende olmazdı, bombalanan bir yerde olmazdı; ticaret de, hayat da, ibadet dünyasındaki bütün güzel faaliyetlerde, hepsi de en güzel hali alırdı. Ama müsaade etmedi ve bu sonuç meydana geldi. Şimdi onu da ya vurarak ele geçirirler veyahut kendi kendini öldürür, bir şeyler olur. Bir kepazeliktir gidiyor. Allah bütün milletimize hidayet versin. Şimdi bu Suriye’deki sırık da öyle, sözümü dinlemiyor;onunda başı çok büyük belaya girecek Allahualem. Söz dinlemiyorlar. Halbuki Türk-İslam Birliği sıcak, sevgi dolu, güzel bir birlik. Herkesin hoşuna gidecek bir sistem ama enaniyetliler. O anda kendini güçlü zannediyor. Hz. Hızır (a.s) Libya’da, Hz. Hızır (a.s) Suriye’de, Hz. Hızır (a.s) Mısır’da; atıyla da gördünüz, inşaAllah. O, İncil’de geçer, “flu görünümlü atlı” diye,inşaAllah. Aynı da öyleydi, o şekildeydi, inşaAllah. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Ali Bulaç Hocamız, son günlerde sürekli Mehdiyet’ten açıkça bahsetmeden, İslam Birliği’nin gerekliliğine dikkat çeken yazılar yazıyor. Son yazısında yine” İslam dünyasındaki işgallere ve acılara son vermek için biran önce İslam ülkelerinin bir araya gelerek İslam barış gücünün ve ortak bir fon oluşturulması gerektiğini yazmış. Somali’deki açlığı örnek vererek, “bu insanlara tek tek yemek dağıtarak yardım edemezsiniz. Kalıcı bir çözüm getirmeniz bu sefaleti ortadan kaldıracak köklü bir alt yapı çalışması gerekir kibunun içinde yüklü miktarda fon lazım. İşte bu fonuancak İslam ortak fonundan karşılayabiliriz” diyerek durumun aciliyetine dikkat çekmiş.
ADNAN OKTAR: Ali Bulaç Hocamız da, sonunda İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği düşüncesini kabul etti. Anlata anlata, ikrar ederek, söyleyerek genişlettik ve sonuçta böyle güzel bir netice elde ettik. Ki Ali Bulaç bayağı sözü geçen bir insandır. Alenen Türk-İslam Birliği’ni savunuyor, görüyorsunuz, inşaAllah. Daha önce hiç ağızlarına almıyorlardı, hiç kimse konuşmuyordu. Zaman Gazetesi’nde de böyle bir ifade yoktu, birçok yerde yoktu. Fluydu, yani konuşsa bile çok fluydu. Şimdi bak, çok net, açık,alenen anlatmaya başladılar. Şimdi Ali Bulaç’tan cesaret alan bir başkası da anlatacaktır, bu zincirleme gelişecek, demin söylediğim konu o işte. Bayağı güzel gidiyor gidişat, elhamdülillah. Evet buyurun.
SUNUCU:Estağfurullah Hocam. Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Mekke ve Medine’de beş yıl önce başlattığı projelerin toplu açılışını gerçekleştirmiş. Bunlar arasında Kabe’nin çevresini tamamen kaplamış bazı inşalarda var.230 bin metrekare alana kurulmuş toplam 55 katlı saat kulesi,üst katlarından Kabe’nin göründüğü yedi yıldızlı 35otel bunlar arasında. Birde bu bölgenin resmide var Hocam, bu şekildeydi. Sizin daha önceden de defalarca belirttiğiniz gibi Kabe tüm yapıların tam ortasında küçük bir alanda kalmış şekilde görünüyor Hocam, resimdeki gibi.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet onları ayarlar, düzeltir, sorun değil. Yani yapılan bir hata varsa hepsini düzeltecektir. Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s) bütün dünyayı dizayn edecektir. İkisi de;Hz. Mehdi (a.s) da, Hz. İsa Mesih (a.s) da üstat mimarlardır aynı zamanda. Her ikisi de çok mükemmel sanatı bilen, sanatın üstatlarıdır. En hoş hale getireceklerdir, en güzel hale getireceklerdir, inşaAllah. Hz. Hızır (a.s) da biliyorsunuz, oda mimardır. Üstattır, inşaAllah. Oda çok güzel sanattan anlayan bir insandır. 2030’ların dünyasının fotoğrafını kafanızda canlandırın.Ve süratine şaşıracaksınız. Bu mahalleler ne zaman oldu, bu güzellik ne zaman oldu, bu ne sürattir diye hayretler içerisinde kalacaksınız.
Eylül’de gelmek istiyormuşsun Yıldızhan. Özgür Gün; Özgür, sen aç Kuran’a bir bak, Hızır kıssasına bak, o zaman dediklerimi anlarsın. Sen çok düz gidiyorsun,böyle lokomotif gibi. Sağına soluna bakmadan dümdüz gidiyor. Ben yerin altını, yerin üstünü, sağını, solunu, her yerini görerek gidiyorum, inşaAllah. Benim ne kadar isabet ettiğimi sonra göreceksin acele etmezsen. Görüyorsun da görmezden geliyorsun, inşaAllah.İlm-i ledün denilen bir ilim vardır, ilm-i batın denilen bir ilim vardır, değil mi? İnşaAllah.
“Hocamıza özel, inşaAllah” Yasemin, Zehra, Tuba, Aynur kardeşlerimiz yazmış. Özel olunca ne oluyor? Okumamamız mı gerekiyor? “Hocam” diyor, özetle beni çok sevdiklerini belirtmişler. “Allah’ın kalbimizde bahşettiği sevgiyi sizinle paylaşmak için karar aldık” diyor. “Allah size olan sevgimizi artırsın, inşaAllah. Sizi çok seviyoruz.” Bütün Müslümanlarda, Allah’ın tecellisi olarak bir sevgi bağı vardır; Allah’ın tecellisi olarak seviyorsunuz, inşaAllah.
“Azerbaycan’dan size sevgiler var. Size bir soru sormak istiyorum. Burada sizi seve seve izliyorlar. Azerbaycan bayrağıyla Türkiye bayrağı yan yana ama bunun başka bir özel nedeni var mı? İlk Azerbaycan ve Suriye’dir birleşecek olan yerler, inşaAllah. Ama Azerbaycan zaten Türkiye’dir; Konya, Kayseri, Azerbaycan, Van, Bitlis… Öyle, aynı o şekildedir, inşaAllah. MaşaAllah, maşaAllah,maşaAllah. Nedir bu Azerbaycan, ayağa kalkmış Azerbaycan. Evet, buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Paris’teki Ulis Camii’nde sizi seven kardeşlerimiz bir konferans düzenlediler. İsa Şahin, eşi Nazlı Şahin, kızları Dilara, Murat Bozan ve Emir Pus isimli kardeşlerimiz organize ettiler; hem fosil sergisi hem de konferans Hocam. Tunus asıllı bir Fransız olan yüksek kimya mühendisi kardeşimiz Emir Pus, sizin kitaplarınız temel alınarak hazırlanan ‘Kuran Mucizeleri’ konusunu anlattı. Hem sergiye hem de konferansa büyük ilgi gösterilmiş, maşaAllah. Kendi dallarında uzman olan üç kardeşimiz daha konferans vermek için hazırlanıyormuş inşaAllah. Kalabalık bir ekip oluşturup, Fransa’daki camileri, enstitüleri, okulları gezerek fosil sergilerine ve konferanslara devam edeceklermiş, inşaAllah. Hepsi size saygı ve hürmetlerini söylemişlerdi. Dünkü konferanstan da resimler bu şekilde.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Koç yiğitlere bak sen, koç yiğitlere. MaşaAllah, MaşaAllah. Allah gani gani razı olsun, bak, orada tertemiz müminler ve müminat. MaşaAllah, müminin ve müminatın güzel hizmetleri. Allah onlardan gani gani razı olsun, Allah hidayet versin; kalplerine derin aşk, muhabbet nasip etsin. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. TRT 1 iftar saati haberlerinde şu şekilde bir haber yapıldı Hocam. Yaklaşık olarak şu şekildeydi; “Marksist, Leninist bir örgüt olan PKK, gerçek kimliğini gizlemeye çalışıyor, dindar gözükmeye çalışıyor. Önce zerdüştlüğü övdüler, sonra imamlarıyla namaz kıldırdılar, dindar gözükmeye çalıştılar” dediler haberde. Marksist, Leninist olduğunu ifade ederken Marks ve Lenin’in fotoğraflarını da ekranda gösterdiler.
ADNAN OKTAR:Tabii ki her şey hayırla yaratılıyor; PKK’nın yaratılmasında da bir hayır var. Onların böyle terör eylemi yapmasında da bir hayır var. Her şeyi Allah hayırla yaratıyor. Çünkü o milletimizde müthiş bir uyanıklığa, Türk-İslam Birliği’ne karşı muazzam bir aşk duyulmasına, müthiş bir milli bilince sebep oldu ve müthiş bir uyanmaya sebep oldu, coşkuya sebep oldu. Allah çok fazla şehit nasip etti. Onların güzel, nurlu kanlarıyla toprağa kutsiyet verdi Allah, inşaAllah; toprağı güzelleştirdi. Şehitliğin arkasından hakimiyet gelir. Her akan kanın arkasından o mübarek topraklara hakimiyet getirmiştir Allah. Mekke’de, Medine’de, her yerde öyle olmuştur. Müslüman kanının üstünden bir kutsiyet gelişir,birgüzellik gelişir. Şehit kanının üstüne kurulur büyük devletler, büyük yapılar; büyük Türk-İslam Birliği’nin zeminini o mübarek kanlarıyla ıslattılar, inşaAllah. PKK boşa debeleniyor, çok akılsızlık yapılıyorlar; derhal lağvedilmeleri lazım ve derhal Türk-İslam Birliği’ne destek vermeleri lazım. Derhal. Çok büyük akılsızlık yapıyorlar. Ama TRT’nin böyle bir atakta bulunmuş olması, yıllardan beri söylediğimiz bu hakikati kabul etmiş olmaları -maşaAllah,elhamdülillah- ilk açılım olarak güzel. Ya Allah, Bismillah; hadi bakalım TRT. Bundan sonra daha büyük açılımlar, daha büyük ataklar bekliyoruz, inşaAllah. Daha büyük fütuhat,daha büyük çaplı anlatımlar. Böylece fikren, düşünceyle, akılla güzel bir dünya inşa edeceğiz. TRT burada önemli bir göreve sahip, çok önemli bir göreve sahip; hakkını versin. Materyalizmi kaldıralım, Darwinizmi kaldıralım. Bunun yerine gerçek bilimi koyalım, gerçekleri koyalım, akılcılığı koyalım; sanatı, bilimi, demokrasiyi koyalım. Marksizmin, Leninizmin yıkıldığını bilimsel delillerle anlatalım, böyle sathi anlatımlarla olmaz. “Kahrolsun komünistler, kahrolsun PKK!” ile olmaz. Öyle bir fikir, öyle bir düşünceyle anlatırsın ki o kendinden zaten kahrolur. Kahrolsun demeyle olmaz. Kahrolması için sebebe sarılman lazım, sebep nedir? Bilimsel mücadeledir. Bu nasıl açıklanıyor Kuran da? Emri bil maruf, nehyi anil münker.Münkerinehyediyor musun? Darwinizmin geçersizliğini, komünizmin geçersizliğini, Leninizm’in yanlışlığını anlatıyor musun? Nehyi anil münker. Emri bil maruf nedir? Darwinizmin geçersiz olduğunu yine anlatmaktır, hakkı anlatmaktır; bilimin ortaya çıkardığı gerçekleri anlatmaktır, Kuran’ın mucizelerini anlatmaktır ve Kuran’ın meydana getireceği o güzel dünyayı, o güzel ruhu anlatmaktır. Emri bil maruf nehyi anil münker yapıldığında bela bulut gibi milletin üstünden kalkar. Şuan üstümüze bela çöktü. Emri bil maruf nehyi anil münkerle o kalkar, siyah bir duman gibi bu kalkar. Nur gibi bir ışık kaplar etrafı. Şuan onu yapıyoruz işte, inşaAllah. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Önceki gece Erikli Baba Cem Evi Kültür Derneği ile Anadolu Alevi Derneği, Alevi-Sünni kardeşliğinin pekişmesi amacıyla büyük bir iftar vermiş. İftara Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in de bulunduğu birçok Sünni vatandaşımızda katılmış. İftara katılanlar; Alevilerle Sünnilerin aynı kıbleye yönelip, aynı Allah’ın emrettiği orucu beraber açmanın verdiği güzelliği yaşadıklarını belirtmişler Hocam.
ADNAN OKTAR:Aleviler delikanlıdır, delikanlı. Koç yiğittir. Bir çok insan bilmez Alevilerin insancıllığını, sevgi anlayışını, insanlara olan muhabbetini, güzelliğe olan muhabbetini, hayvan sevgilerini, bitki sevgilerini, dünyaya olan sevgilerini ve Allah’a olan derin imanlarını, tutkuyla olan imanlarını, Hz. Ali (r.a) sevgilerini, Ehl-i Beyt sevgilerini bir çok insan bilmez. Onlar aşıktır, maşaAllah. Alevi demek aşık demektir, inşaAllah. Alevisi,Sünnisi, hepsi aynıdır; hepsi Allah aşıklarıdır. Tertemiz, mümin, muttaki insanlardır. Elbirliği ile Türk-İslam Birliği’ni kuracağız, inşaAllah. Evet, buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Dün gösterilmesini söylediğiniz bir video vardı. Suriye’de, ordunun halka yaptığı zulümle ilgiliydi. Bu videodaki görüntülerde askerler tarafından tutuklanan ve minibüsle bilinmeyen yöne götürülen Suriyeliler askerlerin işkencesine maruz kalıyor. Cep telefonu kamerasıyla çektikleri görüntülerde askerler Beşar Esad’ı yücelten sloganlar atarak masum vatandaşları yumruk ve tekmelerle dövüyorlar. Onun videosu var, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:İşte ‘süfyan nedir’ diye merak edenler görsün işte;süfyaniyet budur, deccaliyet budur. Mehdiyet de bunlara karşı şu an şahlanmış durumda. Hz. Hızır (r.a)’dır, Suriye’deki olayları tertip eden. Libya’da yine bu olayı tertip eden, neticelendiren de yine Hz. Hızır (a.s)’dır. Kol geziyor Hz. Hızır (r.a), kol. MaşaAllah.
SUNUCU:Hocam Recep Ulusoy, Bora Tutkun ve Tuğba Öymen kardeşlerimiz bir önceki gün Esenler Belediyesi’nin düzenlediği organizasyondaki standımızda birçok misafiri ağırlamışlar. Standımızı ziyaret eden ve kitap hediye edilen misafirler şöyle bir idi; Gazze Belediye Başkanı Dr. Refik Sali, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve Başkan Yardımcısı Aydın Polat, AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Tura, Güngören Belediye Başkanı Yardımcısı Emsar Özcan. Resimleri bu şekildeydi. Kardeşlerimiz stantta kitap dağıtmaya devam ediyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahane, şahane. Bunlar Allah’ın aslanları, maşaAllah. Bütün Anadolu, bütün Türkiye, bütün Azerbaycan, bütün Türk-İslam alemi şaha kalkmış vaziyette,maşaAllah, elhamdülillah. Hakkı, hakikati, güzelliği, sevgiyi, muhabbeti aşkla yayıyorlar. Bak, sebebe sarılıyorlar ama Allah da ne güzel neticelendiriyor. Bazı yazarlara bakıyoruz, alenen Türk-İslam Birliği’ni savunuyorlar. Daha önce tahayyül dahi edemiyorlardı, maşaAllah. Buyurun.
SUNUCU: Estağfirullah Hocam. Kemal Burkay ve Osman Baydemir, Diyarbakır’da bir araya gelmişler. Görüşmede Kürt birliği esas alınmış. Baydemir, Türkiye’de yaşayan 20 milyon Kürt’ün kendi arasında ittifak sağlaması gerektiğini, Kürt birliği sağlandığı takdirde Türkiye’ye barış geleceğini ifade etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Türkiye’de olan herkes Türk’tür. Ben de Araplık da var, Oğuz Türküyüm de. Şimdi Arap mıyım ben şimdi? Oğuz Türkü müyüm? Ben Türküm.Eğer iyilik, güzellik istiyorlarsa Türk-İslam Birliği’ni savunsunlar. Bu nedir böyle? Nedir yani? Bu sonunda bölünmeye götürür, başka bir şey olmaz. Lafı oradan getiriyorlar, buradan eveliyorlar, şuradan geveliyorlar. En sonunda istenen şeyin ayrılık olduğu imajını veriyorlar. Adamların zaten bir kısmı alenen söylüyorlar.Onun için bu tip sözlerden şiddetle kaçınmak lazım. Birlikte bereket vardır, güzellik vardır. Araplarla birleşim, Türk kardeşlerimizle birleşelim, İran’la birleşelim, hatta İsrail’le birleşelim, Ermenistan’la birleşelim. Koskoca bir Türk-İslam Birliği oluşturalım. Niye bölünme istiyorsunuz, niye federasyon istiyorsunuz? Özerklikmözerklik falan.Bunlar riskli, yanlış, çok hatalı şeyler. Özerklik son derece tehlikeli bir şeydir. Bu çok yanlış bir şeydir. Gerek yok böyle şeylere. Bilakis özgürlük. Yani açılsın sınırlar, istediğimiz gibi her yere gidelim. Suriye ile birleşelim; Irak’la, Ürdün’le birleşelim; İsrail ile birleşelim.Uçsuz bucaksız bir coğrafyada at oynatalım. Her yerde muazzam bir hürriyet, neşe ve sevinç olsun. Bütün Ortadoğu bayram yerine dönsün. Ufak ufak kurtuluş mantığı olmaz. Niye Kürtler sadece? Türkler var, Azeriler var Türkiye’de, Laz kardeşlerimiz var, Boşnaklar var. Herkes var. Türk Milleti olarak bakmak; hem adil, hem vicdanlı, hem akılcı, hem doğru, hem bereketli olandır. Öbüründe bir uğursuzluk ve yanlışlık var.
PKK ile ilgili bir videomuz varmış. Tamam, bakalım.
-VTR- TRT, PKK’nın Marksist, Leninist, Ateist Yapısını Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Hele şükür, hele şükür, hele şükür. Şu TRT’ye PKK’nın Marksist, Leninist olduğunu söylettik. Yıllardan beri uğraşa uğraşa nihayet, Bismillah. Hadi bakalım hayırlısı. Karl Marks’ın, Lenin’in resimlerini gösterecekler, komünist olduklarını söyleyecekler, yani inanılır gibi değil. MaşaAllah. Süper,güzel gidişat. Ama şimdi Marksizmin, Leninizmin eleştirisini yapmaları lazım, bilimsel eleştirisini. “Komünistler, bunlar kötüler” demekle olmaz. Yok, “PKK kadınlara tecavüz ediyormuş,” onlarla netice alınmaz. Bunlar bir yöntem değildir, inandırıcı da olmaz.PKK komünist örgüttür. İşte bunlar dolandırıcıdır, esrar satıcısıdır,” bilmem ne. Bunlarla netice alınmaz. Adam zaten Allah’ı kabul etmiyor. Komünist, Leninist düşünceyi savunuyor adam. Adam öldürüyor artık. Adam öldürmek en büyük günah; onu öldüren adama, “sen terbiyesizlik yapıyorsun,”“suyu ayakta içiyorsun” falan demek, bunlar etkili olmaz. Dolayısıyla PKK ile mücadelede, “bunlar şöyle terbiyesizdir, böyle edepsizdir” demek, bunlar sadece kızdırıcı olur. Bunlar gereksiz. Marksizmin, Leninizmin bilimsel eleştirisi gerekiyor. Eleştirisi yapılmadığı müddetçe Marksizmin, Leninizmin doğru olduğu imajı meydana gelir. Mesela din savunuluyorsa da dinin doğruluğunun anlatılması lazım, iman hakikatleri anlatılması lazım. Çünkü PKK dine saldırıyor, peki cevap veriliyor mu? Yok. PKK Leninizmi anlatıyor, cevap veriliyor mu? Yok. Sadece “bunu yapıyorlar” demeyle olmaz. “Onlar adam öldürüyor, bunlar şöyle terbiyesizlik yapıyor;” adam zaten “yapıyorum bunu” diyor. Demeye gerek yok,görülüyor zaten. Çözümü söyleyeceksiniz, tedavisini söyleyeceksiniz, inşaAllah.
Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden biraz dinleyelim.
VTR- BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN YAKIN TALEBELERİ ANLATIYOR
ADNAN OKTAR:Evet, birçok hanım kardeşlerimizden mektuplar gelmiş. Elnur Sedefoğlu, Azerbaycan.
Efendim, Meltem Şimşekten gelmiş. “Selam Aslan Hocam” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Bana sizi neden bu kadar sevdiğimi soruyorlar. Sizin aracılığınızla onlara tekrar cevap vermek istiyorum. Ben sizi nasıl sevmem.Benimanı ve Allah aşkını sizin eserlerinizden öğrendim ve birçok gerçeği de. Daha önce komünizmi savunurken şu anda komünizmin nasıl bir bela olduğunu anlıyorum, elhamdülillah. Allah razı olsun. Her gün anlattıklarınızla eğitiliyoruz, size ‘sultanım’ parçasını ithaf ediyor, yanınızdaki bayanlara da çok gıpta ediyorum” diyor. Bak, kıskanmıyor, çok güzel; gıpta ediyor, maşaAllah. “Her gün ekran başına geçtiğimde can yakan gözlerini görmeye geldim, hayat veren sözlerinde gül olup yeşermeye geldim, ben aciz ben yarım, sana tamam olmaya geldim.” Böyle bir parça mı var?
MİSAFİR: Evet.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, benim dinlemem lazım o zaman. “Canımdan başka servetim yokken, canımdan geçmeye geldim. Kabul et ne olur ey sultanım, aşkınla yanmaya geldim.” Allah aşkıyla, maşaAllah, maşaAllah. “Çok çok sevgiler.” Bilmukabele, bizde bu güzeller güzeline sevgimizi sunuyoruz, inşaAllah.
Bir doktor arkadaşımız yazmış, Güneydoğu’dan. Oralar nedir böyle, bayağı karışmış ortalık. Komünizme karşı mücadele yapılması farz-ı ayn; yani ilmi, bilimsel olarak bir an önce bu çalışmanın yapılması gerekiyor. Aksi çok acayip bir şey olur. Mesela bak,komünistler doktor kardeşlerimizi orada tehdit ediyorlarmış. Böyle dayatmacı, böyle züppe bir tavırları varmış. Yani anti-komünist faaliyet yapılmış olsa, bütün o azametleri, azgınlıkları gider. Hiç olmazsa benim kollarımı bir çözseler; tozunu dumanına katarım onların, inşaAllah. Bir yolumuzu açsalar. Ya devlet yapsın, ya bize bıraksınlar, inşaAllah.
“Ben, Sinop Saraydüzü Camili Köyü’nden Ahmet Karakuş. Hocam, kitaplarınızdan edindim, şahane anlatım ve üslup var. Bütün herkese tavsiye ediyorum,mutlaka okusunlar; en azından bir tane edinsinler, gerçeği görsünler, inşaAllah. Size ve sizin nezdinizde bütün Hocalarıma saygılar, başarılarınızın devamını dilerim. Bu arada Amerikan Hava Kuvvetleri’nin size verdiği madalyadan dolayı çok gurur duydum, inşaAllah. Türk-İslam Birliği ve İslam’ın dünya hakimiyeti yakın, bu hizmetlerinizden dolayı size müteşekkiriz Hocam. Bizi dualarınızdan eksik etmeyin, inşaAllah. Bende inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’a asker olurum, bunu çok istiyorum Hocam. Allah bana da nasip eder, inşaAllah kapısında beklemeyi. İyi yayınlar canım Hocam” diyor. “İnşaAllah, ellerinizden öpmek de nasip olur” diyor. Biz sizin ellerinizden öperiz.
“Hocam, size yapılan zulmü kınıyoruz” diyor, inşaAllah. “Sizi o zaman akıl hastası diye tanıtmışlardı” diyor. Ama sonradan askeri hastanede ‘ruhen ve bedenen tam sağlıklıdır’ diye rapor verip ve bir de ihtisas, adli tıp üst ihtisas kurulunda da yine ‘ruhen ve bedenen sağlıklıdır’ diye rapor verdiler, sonra akıl hastanesinden kurtulduk. Tabii, Allah öyle kurtardı. “Zorluklara karşı yılmayan, çelik gibi sarsılmaz imanıyla hakkı ayakta tutan kahraman Hocam, her zaman sizi yargılıyor, kendilerince eziyet ediyorlar.” Yani basını kastediyor, bir kısım basını. Peygamberimiz (s.a.v)’e de zulüm edip, iftira edip kaçtılar ama hak galip geldi Hocam. Sana yapılan haksızlıklara karşı keşke siz değil de ben çekseydim diye çok üzülüyorum.” İslam’da üzülmek haram. “Ama sizdeki tahammül kimde var?” Tahammül değil sabır vardır. “Hak davanız uğruna malımız, canımız feda olsun. Yeter ki Türk-İslam Birliği oluşsun, dünyadaki zulüm bitsin, inşaAllah” diyor, Sinan isimli bir kardeşimiz.
Ben bir tek Allah’tan korkarım; Amerika’ya, bilmem oraya, Avrupa’ya, şuraya buraya da gitmedim. Aslan gibi kükrüyorum burada bak, değil mi? Defalarca ölüm tehdidi aldım. Daha İstanbul’a ilk geldiğimde, Selamun Aleykum, hoş geldin karşılaması, yedi kurşun sıkmışlardı. Coşarım ben, tabii. Kaderim ne zamansa o zaman yapabilirsiniz. Benim Allah canımı alır, sen alamazsın. Ödleri koptu o yüzden de, bir acayiplik var diye hiç yanaşmadılar. Akademiye geldiğimde de, “bir şey var” demişler. Herkesin ödü kopuyordu namaz kılmak için, kimse namaz kılamıyordu Akademideyken. Akademi’deki bir çocuk, Taksim’de Ağa Camii mi var,küçük bir cami var aşağıda, ara sokaklardan birisinde, çocuk gitmiş gizlice namaz kılmış, Cuma çıkışı bunu yakalamışlar, komaya sokmuşlardı. Ben böyle göğsümü gere gere. Üç-beş kişiyi vurmuşlardı o zaman, anarşinin en azgın zamanıydı. Okulu işgal etmişlerdi komünistler, barikat kurmuşlardı; böyle bütün masaları, sandalyeleri, tahtaları ağaçlara dayayıp böyle büyük barikatlar oluşturdular. Üç katlı barikat oluşturdular. Giriş-çıkış yasaktı. Ben, “ezan okunuyor, cuma vakti, şimdi namaz kılmaya gideceğiz” dedik, birbirlerine baktılar, yani yapacak bir şey yok. Hepsinden geçtim, göğsümü gere gere yani. O zaman İbrahim diye bir arkadaşım vardı Akademi’den, kulakları çınlasın, o da komünistti; “Adnan Hocamseni vururlar, ben sana söyleyeyim” dedi, “kesin yani, infazın kesin, okula gelme” dedi. Ben, “kaderimdeyse vururlar, nasıl vuracaklar?” dedim. Öyle deyince kafasını şöyle hafiften bir büküp,artistik bir hareket yaptı,“sen bilirsin” der gibisinden. Cayır cayır geldik. Öyle vurma, asma, kesme, öyle bir şey olmaz; Allah’ın takdiriyle olur. Ezan okundu mu göğsümü gere gere camiye gidip geliyordum ben, istediğim gibi. Cayır cayırda tebliğ yapıyordum, anlatıyordum. Bütün parkalı komünistler etrafımızdaydı, Hasan Kaçan da oradaydı, bana ters ters bakıyordu mübarek. O yazarçizer var ya, sanatçı. O da çok iyi hatırlar beni Akademi’den. Alt katta, dehliz gibi bir yer vardı, bütün komünistler orada olurdu, her yer yemyeşil böyle askeri garnizon gibiydi. Orada açıkça, alenen din anlatıyordum, tebliğ yapıyordum. Hepsini etrafıma topluyordum. Sonra falçatalarla falan yanıma geldiler, “sen sakın böyle şeyler yapma” dediler, “anlatmayacaksın” falan dediler. “Niye ki?” dedim. “Yok” dediler, yani olmaz, etkiliyorsun gibisine getirdiler. Sonra birisi, eğer Hilmi Yavuz’u ikna edersen, söz bir Allah bir Müslüman olacağım” dedi, Karadenizli bir arkadaşım vardı. Bende direkt hocaları gittim ondan sonra, onlara tebliğ yapmaya başladım. Bak, o da Müslüman oldu, elhamdülillah. O zaman Marksistti Hocam. Ellerinden öperim; Hilmi Yavuz, felsefeci. Bak, şu an dindar, muttaki. Zaman Gazetesi’nde yazıyor. Hocamızla da görüşecektik, bir türlü nasip olmadı. Elini öpmek bir nasip olur, inşaAllah.
Azerbaycan’dan bir kardeşimiz, Muharremov; “Hocam, PKK’ya materyalist felsefenin geçersizliğini nasıl anlatacağız?” diyor. Bizim yapabileceğimiz bir şey değil, teknik imkanımız yok. TRT imkanımız olursa, o zaman olur. Oradaki öğrencilere, çocuklara, okutulan devlet kitaplarında da Darwinizmin, materyalizmin geçersizliği anlatılırsa bu olur. Ama devletin kitaplarında Darwinizm, materyalizm anlatılırsa, biz gezsek bile derler ki;“sen anlatıyorsun ama devlet de böyle” diyor derler, çok zor olur. TRT ama iyi, güzel; ilk defa Allah’a çok şükür o konuyu dedi. Hayrettin Karaman Hocamda cevap vermiş, Allah razı olsun, naçizane. Diyor ki özetle;“ben Müslümanlar gettolaşsın anlamında onu söylemedim.”Ama adamlar yine de bu anlamda anlıyorlar şu an. Hocamız daha böyle sarih, daha vurucu bir anlatımla anlatırsa çok iyi olur. Çünkü bir kere kafaları bulandı. Biz Müslümanlarla, Hristiyanlarla, Musevilerle hepimiz iç içe, kardeşçe, dünya kardeşi olarak yaşarız. Gettolaşmaya mettolaşmaya gerek yok. Hocam da onu söylüyor ama şimdi adamlar bir kere konuyu yanlış anladılar. Nasıl düzelteceğiz diye düşünürsek, en güzel yine Hocamızın açıklamaları etkili olur. Biz de anlatıyoruz ama Hocamız da cevap vermiş, inşaAllah. Cevap vermesi için istirhamda bulunmuştuk geçen günlerde; evet, olmuş, inşaAllah. Hayrettin Karaman değerli bir alimdir; müceddid, müçtehittir. Herhangi bir kişi değildir.
Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Değerli Adnan Oktar Hocam, Amerika’da yaşayan başarılı bir Türküm. Allah rızası için, İslamiyet’e hizmet etmek amacı ile iyi bir çalışma yapıyorum” diyor. “Benim ablam Amerika da önemli bir yerde” diyor. Detay vermiyorum. “Ellerinizden öpüyorum” diyor. Eylül ayında İstanbul’da olmayı planlıyorum, görüşmek için arkadaşlarınızla bağlantı kurmak istiyorum” diyor. “Detaylı bilgi vermek istiyorum” diyor. Tamam. “Sizi ve programınızı iman nurlu gözlerle seyrediyorum” diyor. Çok güzel. Kardeşimiz iyi, güzel hizmet yapabilecek, İslam’a faydalı olacak bir imkana sahipmiş gibi görünüyor; olur, çok iyi olur, görüşelim, inşaAllah.
Cübbeli önce bizeHz. Mehdi (a.s)’dan müjde versin.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Efendim, biraz Kuran’dan okuyayım. Senin ezberinde Kuran ayetleri çok, maşaAllah.
MİSAFİR: Fatır Suresi, 18’inci ayet, inşaAllah; kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez” diye buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Rad Suresi, Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım; Elif, Lam, Mim, Ra.”Kim bilir nelere işaret ediyor bu hurufu mukatta. “Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler.” Allah öyle yaratmış; çoğunluk iman etmiyor, deccaleuyacak şekilde yaratılıyor. “Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti;” bulutlar aşağı çökmüyor,“onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler.” 1545’e kadar, inşaAllah. “Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız. Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır;” mesela bu çok büyük bir mucizedir, Allah’ın çiftler halinde yaratması. Bitkide de erkeklik ve dişilik olarak yaratıyor; insanlarda da, hayvanlarda da. “Geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” Kuran hep düşünmeyi ister bizden. Yeri, göğü, sokakları, her yeri araştırmamızı ister. İnsanın kendi bedenini, canlıları, mesela yıldızları… Nasıl yapacağız? Dev teleskoplar gerekir. İnsan bedenini nasıl araştıracağız? Yine aynı şekilde elektron mikroskobu gerekiyor ve “hepsinde ayetler vardır” diyor Allah, “deliller vardır, bunlara bakın” diyor.
Amerikan Ordusu’nda yaptığımız, Darwinizmi, materyalizmi çökerten konuşmayı bir hayli başarılı buldu oradaki arkadaşlar. Ve Hıristiyan gençlerdi dinleyenler. Hepsi kendisi Kuran istemişler; yani “Kuran dağıtıyoruz size” gibi değil, “Kuran isteyen var mı?” demişler, hepsi istemiş. Hemen hemen tamamı orada Hristiyan çocukların. Ve çok etkilenmişler Darwinizmin geçersizliğinden, materyalizmin geçersizliğinden, o konulardan.
Özetle; Türkiye’de yargının, hukukun düzelmesini istiyoruz; materyalizmin, Darwinizmin ortadan kalkmasını istiyoruz. Yargıya da saygılıyız. Her şeyin iyi ve güzel olacağını hep birlikte göreceğiz zaten, inşaAllah. Bugünkü anlatımımız bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...