BETÜL HANIM: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve Harun Yahya Tv sitemizden yayınlanmakta olan, Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programına hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocam sizde çok önemli haberler oluyor. Ben sizden dinleyeyim.
BETÜL HANIM: Estağfirullah, inşaAllah tabii. Hocam, Polis Akademisi Başkanlığınca yapılan bir araştırmada; “Bugüne kadar Türkiye’deki ders kitaplarında, teröre kaynaklık eden fitne, anarşi ve kargaşa gibi konulara yer verilmediği saptanmış. Akademi profesörlerinden Doçent İsmail Güneş; ‘Gelinen bu noktada, terörle mücadelenin sadece güvenlik güçlerinin görevi olmadığının anlaşıldığını ve özellikle gençleri hedefleyen terör örgütüne karşı okullarda terörün kaynağının, sosyal hayata olan etkisinin ve özellikle İslamiyet’in teröre bakış açısının anlatılması gerektiğini” de vurgulamış.
ADNAN OKTAR: Nihayet sözümüzü dinlemeye yönelik bir kıvılcım. Kardeşim lafı uzatmaya gerek yok. Komünist ayaklanma var. Marksist-Leninst bir din var karşımızda, bunun yanlışlığı anlatılacak, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği anlatılacak, modern bilimlerle, felsefeyle, fen bilimlerinin bütün şubeleriyle anlatılacak, buna karşılık Kuran’ın hakikatleri, Kuran mucizeleri anlatılacak, çözüm budur. Bunun dışında terör, katlamalı kudurarak artar. Bu böyle.
BETÜL HANIM: Doğru diyorsunuz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani iki kere iki dört eder. Eğitim, niçin yapılıyor eğitim? Değil mi? Cahil insandan niçin çekiniliyor? Niçin eğitimli insanlar aranıyor? İşte bu sebeple, inşaAllah. Adam farz edelim Lenin. Durduk yere adam komünist olmamış. Okuyarak oluyor bu. Stalin, gençliğinde dindarmış, sonradan komünist olmuş adam. Abdullah Öcalan da öyle. Başlangıçta namaz kılıyormuş adam, “dindardım, sonra Darwin’i okudum, materyalizmi okudum, dinsiz imansız oldum, Allah’sız, kitapsız oldum, komünist oldum” diyor. Bu kadar açık söylüyor adam. Çözüm ne? Darwinizm’i, materyalizmi yani onları bu batağa götüren fikir sisteminin yanlışlığını bilimsel olarak anlatmak. Bunda çekinecek ne var? Hayır kardeşim yani, ne getirir bu insana, ne zararı olur? Ateşten çekinir gibi çekiniyor bir kısmı. Anlatın, konu bitsin. Anlatamıyorsanız söyleyin, ben anlatayım, biz anlatalım, arkadaşlarımız anlatsın, değil mi? Net çözümü budur. Sürekli kardeşlikten, barıştan, demokrasiden bahsediyorlar. Kardeşim karşındaki komünist. Barış, kardeşlik, demokrasi dinler mi komünist? Komünizmin düşünce sisteminde, terör ve şiddet var. Terörle şiddeti kabul etmediğinde adam, o zaman komünist olamaz. O zaman nedir? Çözüm bilimsel açıklamalardır, anlatımdır. Paleontolojiden anlatalım, biyolojiden anlatalım, zoolojiden anlatalım, her şeyden anlatalım. Adam aydınlandığında, gerçeği gördüğünde, konu biter. Israrla kaçınırlarsa “çorba için, ananızın çorbasını için iyi gelir’’ derlerse, bu iş devam eder. Veyahut kınama mesajları; “Çok ayıp, terörü kınıyoruz.’’ O da seni kınar o zaman. Marksizm’i, Leninizm’i anlamadığın için, o da seni kınar. Nitekim öyle diyor Lenin; “Sosyal demokratları anlayamıyorum, bizi soygunculukla, cinayetle, gaspla itham ediyorlar’’ diyor. “En basit Marksist prensipleri dahi bilmiyorsunuz siz’’ diyor. “Marksizm’in gereği bu değil midir zaten?’’ diyor. “O zaman neye itiraz ediyorsunuz ki siz?’’ diyor. Kınamayla olmayacağını 30 yıldan beri görüyorlar. Eğer öyle olsa, Kore’de olurdu. Komünistleri kınardılar, Kore kurtulurdu. Vietnam’da olurdu, Kamboçya’da olurdu, Laos’ta olurdu, Çin’de olurdu. Mesela Mao’nun güçleri ayaklandığında, büyük katliama giriştiler. Adamlar kınarsın “yaptığınız çok ayıp, gaddar adamlar, ayıp değil mi?’’ dersin, adamlar da; “doğru hakikaten çok ayıp yaptık” derler, vazgeçerlerdi. Komünizm dinlemez öyle ayıp günah, dinlemez. Onun anlayacağı fenle, felsefeyle, bilimle olayın doğrusunun anlatılmasıdır. Bakın daha yeni yeni maşaAllah, anlamaya başlamışlar.
Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. İstanbul’da üç gündür toplantılar yapan Suriyeli muhalifler, Esad rejimine karşı Türkiye’de Suriye Milli Meclis’i kurmaya karar vermişler. Suriye’deki Müslüman kardeşlerin temsilcileri Kürt liderler, Aleviler, Sosyalistler ve birçok kesimin oluşturacağı meclisin tabanı çok geniş olacakmış. Ve halkın tamamını bir araya getirecek bir çalışma yürüteceklermiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi o sırık çok saftirik. Onu korkutmuşlar gibi. Yeni yetme havası var. Ortada, dün de söylemiştim, zürafa yavrusu gibi geziniyor. Bu korkmuştur. Çünkü Suriye derin devleti çok psikopat. Süfyaniyetin tam uygulayıcısı oldukları için, gözü dönmüş ve manyak sistem kurmuşlar. Şimdi onu ikna etmek, konuyu çözmez. O dese ki ,“evet ya haklısınız hakikaten demokrasiye dönelim, ben de iktidardan çekineyim’’ dese, boynunu koparırlar onun. Kardeşi falan da psikopat. Bunu hemen vururlar orada, olay çıkar. Kardeşi de, onu da vururlar. Çünkü bu birbirini destekleyen bir cinayet şebekesi bu, mafya sistemi. Onun için İran ile Türkiye’nin doğrudan askeri müdahale yapması gerekiyor. Kan akıtmadan, “biz arkadaş geliyoruz’’ bu kadar. Hiçbir şey yapamazlar. Yani hiçbir şekilde direnemezler. Bu kadar. Direkt mesela birkaç tümen askerle, İran bir koldan, Türkiye bir koldan, Suriye’ye girecekler, o kadar. Konu biter. “Amacımız kan dökmek değil, sakın direnmeyin’’ diyecekler. “Demokrasi getirmek için geliyoruz. Hemen seçimlere gidilsin’’ diyecekler, konu bitecek. Bu kadar. Başka bir şey yok. Şimdi onu da kurtarmak lazım. Sırık da orada, korkmuş vaziyette. Adam böyle dehşetle, boş boş bakıyor gözleri. Onu orada kukla gibi tutuyorlar. Onun öyle bir özelliği yok, sembolik o. Yani asıl derin devlet, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir kolu, Suriye’de görevde şu an. Dinsiz, Allah’sız, kitapsız, gaddar, manyaklardan oluşan bir cinayet ordusu, bir katil ordusu, bir mafya yapılanması var. Ama Türkiye ile İran’a direnecek bir deliliği, hiçbiri yapamaz. Yani konu net biter, konu hallolur. Hatta hemen kısa süreli bir ay içerisinde seçim istiyoruz denecek, bitecek, bu kadar. Yoksa öbür türlü Suriye’yi paramparça ederler. Bakın bunu dememe rağmen, şimdi bunu yapmayacaklar, göreceksiniz. Aynı Kaddafi gibi olur, Suriye’yi yerle bir ederler. Birleşmiş Milletler müdahale eder. Ondan sonra derler ki “Biz o kadar adam zayiatı verdik, bomba attık, para harcadık, şimdi Suriye petrollerinden haklı olarak pay sahibi olduk, kusura bakmayın.’’ Bakın o ünlü zenginlerden bir tanesi diyor ki; “Biz asker harcadık Libya’da, para da harcadık, şimdi ganimet kimin olacak? Ganimet tabii ki bizim olacak. Ganimeti isyancılara mı vereceğiz?” diyor adam. Hakikaten de alırlar. Görün yani. Libya petrollerine el koyacaklar. Otuz kere söyledim, en başından söyledim, Türkiye müdahale etsin dedim. İttihad-ı İslam oluşturun, Türk İslam Birliği’ni oluşturun, konu bitsin diyorum. Kimsenin karşı olduğu da yok, hayali korku yaşıyorlar. “Amerika müsaade etmez” diyorlar. Kardeşim müsaade edecek bir şey yok. Sordunuz mu Amerika’ya siz, buna müsaade eder misiniz, etmez misiniz diye? Öyle bir şey yok. Amerika istiyor. Nereden çıkarttınız? İsrail de istiyor. Barışçıl, sevecen, kardeşçe, dostça herkesi kucaklayan bir sistemi Amerika niye reddetsin? Amerikan halkı niye reddetsin? Bir kere kamuoyunun, dünyanın kabul edeceği bir sistemi savunuyorsun sen. Hiç kimse itiraz edemez. Sen barışı, kardeşliği savunacaksın, demokrasiyi savunacaksın, Hıristiyanları, Musevileri, Müslümanları hepsini eşit olarak koruyup kollayacağım diyorsun, ateistleri de koruyup kollayacağım diyorsun. Sana müsaade etmeyiz, diyemezler, demezler, öyle bir konu olmaz. Bütün dünya barışı arıyor. Yani barışı arayanların sayısı daha yüksektir dünyada. Mesela yüzde 95 barışı arayan vardır dünyada, yüzde 5’tir kanı arayanlar. Fakat barışı arayanlar kendi aralarında ittifak etmediği için, kanı isteyenler dünyayı yönetiyor. Yüzde 5’le bütün dünyayı yönetiyorlar. Her yerde oluk oluk insan kanı akıtıyorlar. Şimdi Suriye’nin çözümü bu. Ama Allahualem yapmazlar. Çünkü Türk İslam Birliği’nden bahseden insan çok nadir, İttihad-ı İslam’dan bahseden insan çok nadir. Israrla da söylüyoruz. Allah insanların büyük bir bölümünün basiretini bağladı. Ferasetini, basiretini bağladı. Fark edemiyorlar. Yani kurtuluş açıkken, güzellik açıkken, hayır açıkken, göremiyorlar. Anlamazlıktan geliyorlar. Bir de korkaklık var, havf damarları da var, çekiniyorlar. Atı alan üsküdarı geçiyor. Psikopatlarda korku olmuyor. Bu yüzde 5’lik psikopat takımı, gözü kara oluyor bunların. Barışı savunanlar genellikle çekingen oluyorlar. Mesela Türkiye’de ben daha önce söyledim ya, orta sağ hep çekingen olmuştur; Adnan Menderes. Mesela asılıyor Adnan Menderes, toplanıyorlar, halktan bir kişi çıkıp da “ya ne oluyor, devletin başbakanını siz nasıl asarsınız?” diye ortaya çıkmıyor. Ve yahut meşru hükümeti siz nasıl devirirsiniz? Ne hakkınız var? Hakikaten suçtur. Yani seçimle gelmiş bir hükümeti, sen silah zoruyla deviriyorsun. Bu suçtur, anayasa suçudur. Kimse itiraz etmedi. Adam asılıyor artık, götürüyorlar, adamı sille tokat dövüyorlar, herkes seyrediyor. Halbuki oraya giden, mahkemede de halk bir oraya gitse, “Biz Adnan Menderes’in yanındayız, bunu kesinlikle kabul etmiyoruz” deseler, tabii nezaketiyle, demokratik bir tepki gösterseler, olmazdı. Mesela Adnan Menderes, o zaman Cumhurbaşkanı’ndan alınmış elinde belge vardı. Yani onu kurtaracak bir yazı. Onu verse mahkemeye, kurtulacak. Korkudan vermiyor. Çekingen. Mesela Süleyman Demirel de öyle çekingen bir insandı. Herkes bilir yani, çok çekingendi. Ortalı giderdi. Tabii kendine göre vardır bir bildiği. Mesela Turgut Özal, rahmetli, o da çok çekingendi. Bana haber göndermişlerdi; “çok iyi gidiyor, devam etsin” diye. Çok yakınıyla, en yakınıyla gönderdi haberi. Üç gün sonra tutuklandım. İyi gittiğini anlamış olduk böylece. Ama hakikaten de iyi gidiyordu, hayır vardır tabii, çünkü kaderde o oluyor, inşaAllah. Genellikle sağın mensuplarında da, orta sağ, çok çekingendir. Mesela ülkücüler öyle değildir. Kabadayıdır ülkücüler, delikanlıdır. Bir tek Allah’tan korkarlar, çekinmezler. Anarşi ve teröre girmezler, olay çıkarmazlar ama çekingen değildirler. Hak bildiğini, mesela devlet memuru ise bir yerde hak bildiğini cayır cayır yapar yani çekinmez. Ama orta sağda genellikle çekinirler. Yerimden, yurdumdan... Çünkü ne sağa karar verebiliyor, ne sola karar verebiliyor. Ortada. Yani tam rengi oturmadığı için, çekingen oluyor. Sol öyle değildir mesela. Sol da çok kabadayıdır, büyük bölümü. Yani daha delikanlıdır sol. Mesela doğru bildiği bir şeyi yapar, çekinmez. Mesela devlet memuruysa da çekinmez, cayır cayır yapar. Ama orta sağın hepsini tabii tenzih ederim de, sağın ortasında, hepsini yine tekrar tekrar tenzih ederim, bir kısmı için söylüyorum, acayip ürkektir. “Aman beni görevimden alırlar, çoluğuma çocuğuma bir şey olur.” Mesela hak oluyor, net bir şey açık söylüyorsun, normal kanuni hakkı “Allah rızası için şey yapmayın, aman. Şimdi beni görevimden atarlar. Çoluğum çocuğum var ‘’ diyor. Ne çekiniyorsun hak olan bir şey bu, anormal bir şey yok ki. Kanunsuz bir şey de yapmıyorsun, çekiniyor. Bu acayipliğin gitmesi için tabii daha samimi bir dava adamı, bir ülkü adamı olmak gerekiyor. Mesela MHP’nin iyi yönü odur. Ülkücülerin iyi yönü. Mesela Saadet Partililer de öyledir. Yani hepsi olmasa bile öyledirler. Ama ülkücüler hakikaten cesurdurlar. Ama kanunsuz, hukuksuz anlamda değil. Hukuk anlamında cesurdurlar. Hak bildiğini, mesela hakikaten mazlumsa, direkt korur. Bunun sebebi; sağlam bir ideoloji, sağlam bir inanca sahip olmuş oluyor. Ortada olmak, zayıflık getiriyor. Çünkü iki taraftan da insan çekiniyor. Hem sağdan, hem soldan çekiniyor, iki taraftan da adeta kolu kopmuş gibi oluyor. Ama mesela sağda ise, tam sağın hakkını vermesi gerekiyor. Solda ise tam solcu olmuş oluyor. Mesela düşünüyorum bazen, seviniyoruz, bak diyoruz sağcı bir arkadaşımız göreve gelmiş. Bakıyoruz, keşke sağcı olmasaydı, yani göreve gelmeseydi diyoruz. Çünkü getirilmişliğine, gelmişliğine insanları pişman edecek bir şeye giriyor. Birden o sıcak insan gidiyor, ürkek, çekingen bir insan geliyor. Birden o Allah rızası için iş yapan adam gidiyor, paragöz birisi geliyor. Ama çok az küçük bir bölüm için ben bunu söylüyorum, inşaAllah. Dolayısıyla o havf damarının, çekingenlik damarının orta sağdan kalkması gerekiyor. Yani açık açık örneklerle de anlatırım, aklınız hayaliniz durur, hayretler içinde kalırsınız. Mesela solcu bir memur olmuş olsa, bakıyoruz korkmuyor bazen çekinmiyor. Ama tabii onların da korkakları var. Ben bunu size bir net genelleme olarak söylemiyorum. Her görüşün anormal, eksik insanları olur. Dar planda fakat bazen kilit noktalarda bunlarla karşılaştığımız için, sorunlar oluyor. O yüzden önemli gördüğüm için anlatıyorum.
Buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Yine bir haber paylaşmak istiyordum izninizle. Fatih Altaylı, Ortadoğu’da son bir yıl içinde yaşanan olayların sebebini çözmeye çalışanlara, cevaben bir yazı yazmış. Ortadoğu’da bir biri ardına yıkılan rejimlerin tamamının soğuk savaş döneminden kalma, Arap Milliyetçiliği üzerine bina edilmiş, sosyalizmi andıran yani sosyalistimsi otoriter yapılar olduğunu ve dünyada 1980 sonrası ortaya çıkan değişimi henüz yeni algıladıklarını” söylemiş. Dolayısıyla Ortadoğu’da aniden çıkan bu olayları Berlin Duvarı’nın yıkılışının devamı olarak yorumlamış Hocam.
ADNAN OKTAR: Berlin Duvarı’nın yıkılması değil. Berlin Duvarı’nı yıkan da, Allah’tır. Onunla onun alakası yok. Birdenbire, aniden olan bu tip hareketler Hz. Hızır (a.s) kontrolünde olur. Durduk yere böyle bir şey olmaz. Çünkü bunlar çok organize olması gereken, çok güç olaylardır. Kimse götürüp canını ortaya atmaz, kimse sokağa çıkmaz kolay kolay. Hz. Hızır (a.s)’ın müdahalesi olmadan böyle bir olay olmaz. Hz. Hızır (a.s) müdahale ettiğinde, insanların dimağına Allah’ın etkisi meydana geldiğinde, bu olaylar olur. Yani metafizik olduğu görülmüyor mu? Bir anda bütün ülkelerde aynı anda olaylar meydana geliyor. Bu nedir bu? Ve hepsinde Mehdiyet’e göre olaylar şekilleniyor ve Mehdiyet’e göre gelişiyor. Onun haberi yok, alttan alta, üstten üste, yukardan, sağdan, soldan Mehdiyet, bütün dünyayı sarıyor. Gece gündüz Haber Türk’te zaten dini program yapılıyor ve sürekli ahir zamanı işitiyorlar. Bir gün Hz. Hızır (a.s), bir gün Hz. Mehdi (a.s), bir gün Hz. İsa (a.s). Kokuyu almışsınız işte, daha ne uzatıyorsunuz? Ne güzel. Değil mi? La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah deyin, Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı muzaffer et ya Rabbi deyin, çıkın ortaya, ne çekiniyorsunuz? İnşaAllah. Kaçıncı program yani, sürekli Mehdiyet’i işliyorlar, sürekli, aklından çıkmıyor, bilinçaltına oturmuş. Sürekli Hz. Hızır (a.s). Kardeşim Hz. Hızır (a.s)’ın olduğu yerde, Hz. Mehdi (a.s)’da vardır, Hz. İsa (a.s)’da vardır. Hz. Hızır (a.s) tek başına gezmez. Yani bazen küçük olaylarda ama büyük olaylarda Hz. Hızır (a.s) sürekli öndedir. Ama her devirde faaliyet yapmıştır Hz. Hızır (a.s). Yanlış anlaşılmasın. O konuda Allah affetsin.
“Bir ışık hızıyla geçtikçe zaman, daha derinleşir bende hatıran, her gününde ayrı çiçekler açan, dört mevsim içinde bahar sen misin?” diye güzel bir şiir göndermiş bir hanım arkadaşımız. Çok güzel, maşaAllah.
Evet, Fatiha Suresi’nde Bediüzzaman ahir zamanı çok detaylı ebcetle çıkartıyor, açıklıyor. Risale-i Nur’dan onu anlatırım.
Hocam buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir kedi ve bebeğin birlikte bir videosu vardı, izninizle onu göstermek istiyorum. Çok sevimliler.
ADNAN OKTAR: Kedi de acayip besili. Bu ne şeker böyle, süper tatlı. İkisi de çok şeker. Kedi uyumamış, yatmamış yemiş, bu kerata bu nedir bu böyle, bayağı şeker.
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 1: “Ha mim.” Şimdi Ha Mim’in anlamı ne? Kardeşlerimiz bir içlerine doğanı bana yazıp, bir göndersinler bakalım. Bilebilecekler mi, inşaAllah. “Ha mim.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Apaçık Kitaba and olsun.” Nasılmış Kuran? Apaçıkmış. Adam diyor ki; ‘Yetmiş yıl geçse biz Kuran’ı anlayamayız.’ Allah söylüyor işte; “Apaçık Kitaba and olsun” diyor. Sana mı inanacağız, biz Allah’a mı inanacağız? Allah “apaçık” diyor, işte. ‘Yok, apaçık değildir’ diyor. ‘Yetmiş yıl geçse, biz anlayamayız’ diyor. Allah’ta diyor ki Kuran’da; “müşrikler anlayamazlar” diyor, “onların kulaklarına, gözlerine perde çekilmiş, anlayamazlar” diyor, “sen Kuran’ı okusan da” diyor. Ne demek istiyorsun sen? Müşrik olduğunu söylüyorsun. Allah gözüme perde çekti. Ben yetmiş, yedi yüz yılda geçse, anlayamam, diyorsun. Müslümanlar için ne diyor Allah; “apaçık olan Kitaba andolsun.” Allah yemin ediyor. “Gerçekten biz onu belki aklınızı kullanırsınız diye, Arapça bir Kuran kıldık.” O zaman, aklı kullanma diye bir olay var. Nasıl kullanacağız aklımızı? Ortadan da kullansan, yeter zannediyor. Değil. Aklın en derinlerinden, en kenarlarından, en uç noktalarından, her yerinden olaya bakılması gerekiyor, her olaya, Allah’ın yarattığı her şeye. Aklını kullanma diye bir şey vardır bir kere, bu çok büyük bir olaydır. Allah ne diyor? Bakın; “Belki aklınızı kullanırsınız diye, Arapça bir Kuran kıldı.” Derin düşünmeyi söylüyor, Allah. Çok derin düşünmek, ince ince, detay detay. “Şüphesiz” Niye şüphesiz diyor Allah? Kalplere ferahlık olsun diye. Çünkü insanın başındaki bela nedir? Şüphe. Sevdiğinden şüphe eder, dinden şüphe eder, kendinden şüphe eder, Allah esirgesin, şundan şüphe eder, bundan şüphe eder. Şüpheden dolayı mutsuz olur insanlar. Allah ne diyor? Kalbimize önce bir telkin veriyor. Diyor ki; “Şüphesiz o bizim katımızdan olan ana kitaptadır.” Kaderdedir zaten diyor Allah. Kader de olunca, adam unutuyor, çıkıyor. Diyor ki; “Muhammed onu yazdı” diyor. Haşa Allah diyor ki; “zaten ana Kitap’ta var” diyor, kader de var, diyor. Peygamber nasıl yazsın onu kendinden değil mi? “Kaderde var” diyor Allah, Ana Kitap’ta. Adam düşünüyor, o zaman anlıyor ki, kader içinde zaten Kuran daha kainat kurulmadan yaratılmış, var. O zaman Hz. Muhammed (s.a.v.) yazdı diyemiyor. Allah yazdırıyor, onu. “Çok yücedir. Hüküm ve hikmet doludur.” Hüküm, Allah’ın hükmü. Peki hikmet? Hikmeti nasıl anlayacaksın? Akılla anlayacaksın. Aklı yoksa hikmeti anlayamıyor. Hikmet olmayınca, haşa huzurdan öküz gibi oluyor. Hikmet çok önemli. Tabii ben bunu Müslüman’ım deyip de, hani hikmete önem vermeyenler için diyorum. Yoksa anlamıyorsa, Allah kapattı ise aklını, o ayrı bir şeye girer. “Siz ölçüyü aşan bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri öğüt ve hatırlatma olan Kuran’ı sizden uzaklaştırıp, bir yana mı bırakalım” diyor Cenabı Allah. Bakın “Siz ölçüyü aşan bir kavimsiniz diye şimdi o zikri sizden bir yana mı bırakalım.” Yani Kuran’sız mı yaşamak istiyorsunuz? Kuran’dan uzak mı yaşamak istiyorsunuz? Kuran’ın hâkimiyetini, Kuran’ın güzelliğini, Kuran’ın ahlak sistemini istemiyor musunuz? diyor, Allah. “Oysa biz öncekiler içinde nice peygamberler gönderdik.” Çok fazla peygamberler gönderdik diyor Cenab-ı Allah. “Onlara bir peygamber gelmeyiversin. Mutlaka onunla alay ederlerdi.” Açın interneti, alay, alay, alay, alay. Hep alay ediyorlar birbirleriyle. Yani yüzde 80- 90 alay üstüne kurulu. Youtube’da var o, tartışma sitelerine girin, hep alay. Düz konuşma çok nadirdir. İnsanların fıtratında var. Peygamber de geldiğinde, hemen alay. Hz. İsa Mesih (a.s) geliyor, hemen alay. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Senin kavmin” diyor, Cenab-ı Allah, “keyifle İsa Mesih’ten bahsedince, kahkahalarla gülüyorlar” diyor. Maymun gibi, şebek gibi gülüyor herifler. Yani aptallıklarına gülmüyorlar da, Hz. İsa (a.s)’a, onun vasfına gülüyorlar, haşa. “Mutlaka onunla alay ederlerdi. Biz de kuvvet bakımından onlardan daha üstün olanları yıkıma uğrattık.” Artık Allah da belalarını verdim, diyor. O zaman da ciyak ciyak bağırıyor adamlar Allah belalarını verince de. Ondan sonra da ‘imana geldik’ diyorlar. “Öncekilerin örneği geçti” diyor Allah. Daha önceki örnekler de malum diyor, biliniyor diyor Allah. “Andolsun” Cenab-ı Allah yemin ediyor. “Onlara gökleri ve yeri kim yarattı diye soracak olsan, tartışmasız onları üstün, güçlü, aziz olan, bilen Allah yarattı diyecekler.” ‘Allah’a inanıyoruz’ diyorlar. Münafık sistemi, Allah vurguluyor. “Ki o yeri sizin için bir beşik kıldı.” Hz. Mehdi (a.s) kıldı diyor Allah, “ve doğru yolu bulursunuz diye, onda size (birtakım) yollar var etti.” Ebcedi; 2022.
Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, izninizle. Özdemir İnce yine Hayrettin Karaman Hoca’nın açıklamalarını gündeme getirmiş.
ADNAN OKTAR: İşte buyur.
BETÜL HANIM: İslamiyet ile ilgili bazı iddialarda bulunmuş, Hocam. Birinci iddiası; “İslamiyet’in hakim olduğu bir devlet düzeninde, laik sistemi savunanların hiçbir şekilde barınamayacağını, hatta bir şekilde telef olacaklarını ve yok olacaklarını iddia etmiş.” İkinci iddiası ise; “İslam’da zorlama yoktur konusunun, aslında tartışma konusu olan bir konu olduğunu” belirterek, “delil olarak da İslamiyet’in devlet olarak gaza amaçlı fetihlerden” örnek vermiş. “Suriye, İran, Horasan nasıl İslamlaştırıldı. Endülüs İspanya’ya 700 yıl nasıl egemen oldu” gibi sorular sorarak, bu fetihlerin zor kullanarak yapıldığını ima eden bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi Özdemir İnce, dar düşünen bir insan ve biraz yaşının da etkisiyle, öyle klasik kalmış. Yani yeni gelişmeleri, derin bakışı, pek o kadar göremiyor, inşaAllah. Yani eski okudukları 1930’larda 40’larda okuduklarıyla kafasında, ona göre bir şekil almış. Bir kere fetih siyaseti, Hıristiyanlıkta var, Musevilikte de vardır ve malum tarihe baktığımızda, bunu görürüz. Müslümanlara yaptıklarını görürüz. Özdemir İnce buradan bir kere bahsetmiş. Niye? Çünkü işine gelmez. Niye Hıristiyanların yaptığı istilalardan bahsetmiyorsun? Niye Musevilerin yaptığı istilalardan bahsetmiyorsun? Tamam, Müslümanların yaptığı fetihler de var, istilalar da var, doğru. Şimdi bizim ölçümüz Kuran ve sünnet, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti. Kuran’da ve sünnette biz, herhangi bir baskı, herhangi bir adaletsizlik, demokrat ruha aykırı herhangi bir şey görüyor muyuz?
BETÜL HANIM: Hayır Hocam, tabii ki, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Cenab-ı Allah diyor ki; “Dinde zorlama yoktur.” Sen Allah’ın dediğine göre hareket etsene. Resulullah (s.a.v.) karınca bile ezmiyor. Eteğine kedi oturuyor, uyuyor hayvan, eteğini kesiyor aman diyor kedi uyanmasın diye, o kadar şefkatli. Hz Musa (a.s)’da son derece şefkatlidir, Hz. İsa Mesih (a.s)’da, damla kan akıtmamıştır, kuzu gibidir. Lakabı da kuzu zaten onun Hz. İsa Mesih (a.s)’ın. Bu gitmiş, “başka Hıristiyanlar adam doğramış” diyor. O, Hz. İsa (a.s)’ı bağlar mı? Bağlamaz. İncil’i bağlar mı? Bağlamaz. O onların densizliği. İslam adına adam zulüm yaptıysa o, onun densizliğidir. Kuran’ı, İslam’ı bağlamaz o değil mi?
Şu Azerbaycan lehçesi acayip güzel üslubu, maşaAllah. Almanya, Norveç, maşaAllah. Hollanda’dan kardeşlerimiz yazmışlar, İngiltere’den yazmışlar, maşaAllah.
“Selamun Aleyküm Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Aşağıdaki Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili ittifak yapmayla ilgili ayetlere bir yorum yapabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Bu insanlar dost mu düşman mı anlayamadım, en doğrusunu Allah bilir hayırlı geceler inşaAllah.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” (Maide Suresi, 51.) Şimdi mesela benim bu canlarım ikisi de Hıristiyan, ben bunlarla dostum, şefkat duyuyorum seviyorum, oradaki dostluktan amaç batıl inançlara, yanlış inancına tabi olmaktır, insan olarak sevmemek değil. Bazı vahşiler, düşman olma anlamında alıyor. Onlar tertemiz insanlar, Allah’ın kulu. Niye onlara düşman olunsun? Tabii ki dost oluruz insan olarak, insan olarak bak ama mesela testis inancında dostluk olmaz, ben teslis inancıyla dost olmam, şirke dostluk olmaz. İnsanların şahsına demiyor burada Cenab-ı Allah, onların hak olan inançlarını da demiyor, batıl inancına dostluk olmaz. Yani batıl inancına ittifak etmezsin, ona bağlanmazsın, ona göre hareket etmezsin, bu anlamdadır. “Andolsun, insanlar içinde, mü'minlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri (şirk koşanları) bulursun.” Peki şimdi burada ayetin devamı olarak, “şirk koşanlar” diyor. Bu şirk koşanlar kim biliyor musun? Yobaz takımı. Bundan niye bahsetmiyorsun? Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Bakın diyor ki Cenab-ı Allah; “İnsanlar içinde müminlere (iman edenlere Müslümanlara, Hz. Mehdi (a.s) cemaatine, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın cemaatine) en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun.” Yobaz takımından bahsedersen, müşriklerden, tamam. Ayeti niye bölüyorsun? Yahudilerin tamamı mı burada kastedilen? Mesela Yahudi bir çocuk doğmuş, küçük masum böyle lüle lüle saçıyla geliyor. Ayetin muhatabı olan orada o çocuk mudur? Orada ahlaksızlık yapan, zulüm yapan, kan döken kimse, lanetli karakter gösteren kimse, o kastedilmiş oluyor. Yobaz takımında da mesela cahili cühelası var, mazlumu var ama bir de hakikaten müşrik ve ahlaksız olanı var, işte o kastediliyor. İslam aleminde milyonlarca müşrik var, onlardan niye bahsetmiyorsun sen? “Sen onların dinlerine uymadıkça” bakın ne kadar açık ifadeler “ne Yahudiler ne Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.” (Bakara Suresi 120. ayet) Sen onların dinlerine uymadıkça” şimdi adamla sen karşılaşıyorsun, selamun aleyküm, aleyküm selam, “Seninle dost olalım” diyor, arkadaşa ne istiyorsun diyorsun? “Şirk koş” diyor, yobaza gidiyorsun diyorsun ki; seninle ahbap olalım mı? “Şirk koşarsan, olalım.” Ne istiyorsun diyor. “Benim şeyhimi” diyor, haşa “Allah gibi göreceksin, onun verdiği hüküm Kuran’a aykırıysa, Kuran’a aykırı olsa da, sen ona uyacaksın” diyor, “kabul ediyor musun” diyor? Ben etmiyorum, “ben de senden razı olmuyorum” diyor. Mesela uydurma bir hadisle geliyor, diyorsun ki; bak bu Kuran’a aykırı. “Olur mu” diyor, “uydurma da olsa, Kuran’ın hükmünden daha üstün” diyor. Şimdi ben bunu söylüyorum, bu gerçekten var yani hayretler içinde kalırsınız, koskoca herifler, bunu savunuyor, kaynak göstererek anlatabilirim. Bütün ilahiyat hocalarının büyük bölümü bilir bunu. Kuran’a alenen muhalif. Kuran da mesela Cenab-ı Allah şu helaldir diyor, “yok, o haram” diyor. Allah haram diyor “yok, helal” diyor, “hurafe var ona karşı” diyor. Şimdi sen bu adamla dost olabilir misin? Dost olmaz seninle. Mesela bana birçok yobaz düşman, neden? Onun dinine girmedim diye, yobaz dinine, şirk dinine girmedim diye kabul etmiyor. Ben, Kuran yeterli diyorum, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uyuyorum diyorum, adama yeterli oluyor, ondan düşman oluyor başka bir konu yok ki sebebi bu ve tek tek de ispat ederim, göstertirim konu bu. Mesela Hıristiyan’ın da yobazı olur, Musevi’nin de yobazı olur. Eğer sen adamın dinini olduğu gibi kabul etmezsen, sana düşman olur. Masonun da öyledir. Yani sen haşa dinsiz imansız olmadıktan sonra, mason prensiplerini kabul etmedikten sonra, sana düşman olur adam. Akıllı Müslüman ne yapar? Onu kendi dinine çeker, kendi düşüncesine çeker, o zaman onla ahbap olur, dost olur. Anlaşıldı mı? İnşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) niye Hıristiyan olan bir hanımı eşi olarak aldı? Bu ayetlerin tamamına zıt görünüyor onların ifadesine göre, onların mantığına göre değil mi? Musevi de vardı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Musevi hanımı da aldı, evlendi. Allah diyor ki; “Musevi ve Hıristiyanlarla evlenebilirsiniz” diyor, ayet var, o ayetleri niye okumuyorsunuz? “Biz Hıristiyanız diyenleri size kendinize daha yakın görürsünüz” diyor Allah, Kuran ayeti var, bunu niye görmezden geliyorsunuz? Ayetlerin tamamını toplu değerlendirmiyorlar, okumuyorlar, bir tane ayet okuyor. Hani “içkiliyken namaza yaklaşmayın” bilinir bu ayet, herkes bu delili kullanılır, “içkiliyken namaza yaklaşmayın.” Sadece namaza yaklaşmayın ayetini alırsa bir adam, bu anormal bir hareket olur. “İçkiliyken namaza yaklaşmayın”, ikisini birlikte alacak. Bu ayetleri alırsan, Cenab-ı Allah diyor ki; “yemeklerini yiyebilirsiniz Hıristiyanların” diyor, dost olmadığınla masada nasıl yemek yiyeceksin? Sen dost olmadığın adamla nasıl evleneceksin Hıristiyan’la değil mi? Onun diniyle dost olmak ayrıdır, onun insanlığıyla dost olmak ayrıdır. Sen onunla, insan olarak dost oluyorsun, ruhuyla bedeniyle dost oluyorsun, doğru ve güzel olan inançlarıyla dost oluyorsun, yanlış olan inançlarını da kabul etmiyorsun. Kabul etmediğinde, işte onunla dost olmamış oluyorsun. Yani onu kabul etmemiş olmaya, dost olmama denir. Yani ona göre hareket etmeme, ona göre amel etmiyorsan, o konuda dost olmamış oluyorsun. Şirke dostluk olur mu? Mesela insanın bir arkadaşı olsa, her yönü iyidir de psikopat bir yönü olabilir. Mesela adamın babası oluyor, her yönden iyi ama zilzurna içiyor olmadık rezillik çıkarıyor adam. Şimdi o yönde dost olunur mu? Olmaz. Ama diğer yönleriyle dost olursun, inşaAllah. Böyle inşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam çok sevimli bir Yahudi bir çocuk var onu gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Bakayım. Mesela bu çok şeker, şimdi biz bunu, bu köfteyi düşman mı ilan edeceğiz? Ben onun patilerini filan ısırırım. Her çocuk İslam fıtratı üstüne doğar, kuzu gibi bir şey. Ayeti yanlış anlarsa adam, bakın mesela bu ayeti yanlış anlarsa, Maide Suresi 82. ayeti, bu çocuğu kendine düşman etmesi lazım değil mi? Yani akılcı bakacaklar, inşaAllah.
Emre isimli bir kardeşimiz yazmış; “Hocam kitap fuarında İsmail Mutlu Hoca ile görüştüm.” Yazar, İsmail Mutlu. Bediüzzaman’ın eserlerini çok beğenen, seven Risale-i Nur’dan çok istifade eden yani Nur talebesi olarak biliniyor. ‘Bediüzzaman’ın her söylediği doğru diye bir şey yok, vahiy değil ki söyledikleri, Mehdi diye bir şey yok’” demiş. Yani İmami Buhari, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud, Sünen-i İbni Mace yani Kütüb-i Sitte’nin tamamında Hz. Mehdi (a.s) hadisleri geçiyor, hepsi yanlış diyormuş. Yani bu ne demektir? Sahih Buhari, Sahih Müslim, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud, Sünen-i İbni Mace hepsi geçersiz anlamına geliyor, yani bu hadisi imamlarının tamamı geçersiz olmuş oluyor, İmam-ı Rabbani de yanlış biliyor diyor, Bediüzzaman da yanlış biliyor diyor, İbni Hacer-i Mekki de yanlış biliyormuş, Suyuti de yanlış biliyormuş, bütün hadisleri ehli sünnet alimleri hepsi yanlış biliyormuş, bu hoca efendi en iyi bilen benim diyor. Neyse bu adamı daha detaylı sonra anlatacağım. Sen buyur, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam izninizle, inşaAllah. İran’ın uluslararası haber ajansı Azad Negar’ın Farsça bölümünde, “Amerikan Askeri Üssünde İslam Tebliği” başlıklı haber yayınlandı. Haberde sizin evrime karşı ve Yaratılışı anlatan çalışmalarınızın etkisi anlatılıyor, kitaplarınızda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mührü olduğu vurgulanıyor. Amerikan ordusunda da sizi temsilen konferans verildiği, sonrasında size madalya verildiğini ve konferansa katılan askerlerin gönüllü katıldıkları vurgulanmış. Bu haber ajansının haberine İran’ın çok fazla sayıdaki haber sitesinde de yer verilmiş Hocam. Resimler de bu şekildeydi İran’daki haber ajanslarından görüntülenen resimlerdi bunlar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demek ki Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Mehdi (a.s) yeri göğü inletiyorlar maşaAllah, biz de talebeleri olarak var gücümüzle gayret ediyoruz. Panik halde orada burada, sahih hadisleri reddediyorlar, Hz. Mehdi (a.s)’ı reddediyorlar, Hz İsa (a.s)’ın gelişini reddediyorlar, bütün ehli sünnet alimlerini reddediyorlar, paniğin şiddetinden ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler. Cübbeli’den ders yaptıralım da, buyrun bakalım.
VTR (Cübbeli, Zorluklara Karşı Dayanıksız Olduğunu Anlatıyor.)
ADNAN OKTAR: İşte bakın, Cübbeli bu konuda işe yarıyor. Münafıklar, cahiller, Hz. Mehdi (a.s) karşıtları, aklı zayıf olanlar yahut samimiyetsiz olanlar, hepsi etkileniyorlar. Çeşit çeşit insan grupları etkileniyor. Yalnız şöyle bir tehlike olduğunu anladım; Şimdi İsmail Mutlu diyor ki; “Bediüzzaman’ın her söylediği doğrudur diye bir şey yok, vahiy değil ki söyledikleri.” Şimdi bu işte Faruk Beşer’in kafası. Hangi alim böyle bir iddiada bulunur? Yani bu saygısız bir üslup. Bunlar, Bediüzzaman’ı kabul etmeyerek, ehli sünnet alimlerini kabul etmeyerek bir yol bulmuşlar. Kimi diyor ki “gelip geçti” diyor, “kimi ruhtur görünmez”, baş edemeyenlerin bir kısmı “şahs-ı manevidir, milyonlarca insanın tamamı zaten Mehdi’dir zaten” diyor, bir kısmı diyor ki; “Mehdi öldü, bir başkasının ruhuna girdi” diyor. Bu çırpınmaya herkes dikkat etsin. Bu Faruk Beşer, İsmail Mutlu ekolünün özelliğini, yarından itibaren detaylı işleyelim, inceleyelim.
“Esselamu Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Hocamız daha doğrusunu bilir inşaAllah diyor, Huruf-u mukattaaları yorumlamışlar kardeşlerimiz, maşaAllah. İlginç yorumlar da var arkadaşlarımızdan, bir hayli yorum gelmiş. Tamam, şimdi bugün değil de yarın bakalım bu konulara, yarın inceleyeceğiz, inşaAllah.
Patani’deki Müslümanların çektiği zulmü, çektiği acıları görelim. Onun filmine bakalım.
VTR (İslam Dünyasında Zulüm Gören Milyonlarca Mazlumdan, İslam Aleminin Birliği İçin Gayret Etmeyen Her Müslüman Sorumludur.)
ADNAN OKTAR: Bakın kardeşlerimiz diyorlar ki; “Hocam ‘Ha Mim’ acaba diyorlar Hz. Hızır (a.s) ve Hz. Mehdi (as)’ı temsilen olabilir mi?” diyor. Olabilir. Yani inşaAllah onlara da işaret ediyor olabilir.
“Selamun Aleyküm arslan Muhammed Adnan Hocam.’’ Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam sizin o güzeller güzeli yüzünüzü her yakından gösterdiklerinde, yakın çekim yapsınlar diye mail atmış olan kardeşimizden Allah razı olsun diye dua ediyorum. Sizi izlemek nasıl bir iç ferahlığı veriyor anlatamam. Sizi çok seviyorum” diyor, Kırklareli’nden bir hanım kardeşimiz, Kübra isimli, maşaAllah.
Bir kardeşimiz Maide Suresi’nin 55. ayetini anlatmamızı istiyor, inşaAllah. İşte bakın ayet açık, adamların hala kafası basmıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) Musevi bir hanımla evlendi, Hıristiyan bir hanımla evlendi. İşte bunu bir anlasınlar bir. İkincisi Cenab-ı Allah diyor ki; “Hıristiyanız diyenleri size yakın bulursunuz’’ diyor Allah. “Daha yakın bulursunuz’’ diyor, ayet var. “Ve onlarla evlenebilirsiniz’’ diyor Hıristiyanlarla, ehli Kitap’la, Musevilerle. “Ve onların yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor. Dost olmadan nasıl evleneceksin? Onun insanlığı ile dost oluyorsun, değil mi?
BETÜL HANIM: Evet tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Böyle kemik kafalı, sürekli nefrete kafa kitlendiği için hakkı, doğruyu bir türlü göremiyor bazı kardeşlerimiz. Yani hep böyle nefret arıyorlar. “Bediüzzaman’ın her söylediği doğrudur diye bir şey yok. Vahiy değil ki söyledikleri.” Senin söylediklerin ne? Sen de kendi kafana göre söylüyorsun, değil mi? Bediüzzaman ayrıca bana vahiy geliyor, ben bunları anlatıyorum demiyor ki. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu söylüyor diyor. Peygamber (s.a.v.)’in söylediğini nereden alıyor? Sahih Buhari’den, Müslim’den, Tirmizi’den, İbn-i Mace’den, değil mi? Sahih hadis kitaplarından ve dört mezhebin imamından alıyor. Kaynak nereden alıyor, değil mi? Fethullah Hocamız ne diyor? Fethullah Hocamız’ın o konudaki bandını hazırlasınlar. “Ahkam konusunda bile, bu kadar çok sahabe Hz. Mehdi (a.s) konusunda bilgi vermemiştir” diyor. Kardeşim sen diyorsun ki, “Fethullah Hoca’dan da akıllıyım, İmam-ı Azam’dan da akıllıyım, Bediüzzaman’dan da akıllıyım, daha çok bilgim var. Dört mezhep imamından da daha çok bilgiliyim. Onlar bilmiyor, ben biliyorum’’ diyorsun. “Kütüb-i Sidde’nin tamamı yanlış, ben bunları da doğru biliyorum’’ diyorsun. Yayınlayın o filmi.
VTR (Fethullah Gülen Hocaefendi Birçok Konuşmasında Hz. Mehdi (a.s)’ın Bir Şahıs Olarak Zuhur Edeceğini Açık ve Net Bir Şekilde İfade Etmektedir.)
ADNAN OKTAR: Fethullah Hocamız bayağı güzel, mükemmel anlatıyor. Ehli sünnet alimleri, gayet mükemmel net anlatıyorlar. Bu yeni zuhur eden güya alimler, kendi kafalarına göre bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar, çırpınma tarzında. Biz bu vatandaşlara cevap vererek hakkı doğruyu ortaya koymuş oluyoruz, inşaAllah.
Hocam senin anlatmak istediğin ne var?
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Kosova fuarından resimler vardı, görüntüler vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam bakalım.
BETÜL HANIM: Prizren Fuarı, Kosova’nın Prizren şehrinde. Kardeşimizin fuardan görüntüleri var. 29 Temmuz - 2 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen, kitap fuarında sizin İngilizce, Türkçe ve Arnavutça kitaplarınız sergilendi. Çok sayıda da kişi katılmış Hocam bu fuara. Büyük de bir ilgi varmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Her yerde, her zaman maşaAllah. Daima güçlü ve kararlı olarak maşaAllah, Türk İslam Birliği için mücadeleye devam, Allah rızası için mücadeleye devam, inşaAllah. İsmail Mutlu Hocamız ve Faruk Beşer ne yaparsa yapsın, ne ederlerse etsin, İttihad-ı İslam olacak, Türk İslam Birliği olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ı da görecekler, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da görecekler. Ahir zaman alametleri oldu, adam onları görmüyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiş; “Ramazan ayında, 15’er gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak” diyor. Gördün, doğru olduğunu gördün. Nereye inkar ediyorsun? Nasıl inkar edeceksin? Hadis var, olay da tahakkuk etmiş. “İki tane kuyruklu yıldızdan” bahsediyor. İki kuyruklu yıldızı da gördün. Ve “diğer kuyruklu yıldızlardan aksi istikamette gideceğini” söylüyor Resulullah (s.a.v.). Aynısıyla çıkmış mı? Çıkmış. Hayret bu insanlara. Ahir zamanda bu insanların basireti mi bağlandı? Feraseti mi bağlandı? Aklını nasıl kullanıyor bu insanlar, ben anlamıyorum. Kuyruklu yıldızın detayları var, mesela “iki uçludur” diyor, iki ucu da çıkmış, bunu gördün. “Ters istikamette gider” diyor, onu da gördün. “Çok parlaktır” diyor, bunu da gördün. Daha önceki tarihlerde görülmüş bir şey değil, ilk defa oluyor bu yıldızın çıkışı. O zaman niye inkar ediyorsun? Kabe baskınını gördün. Bu debelenme niye, bu çırpınma niye? Bu arkadaşlara Allah hidayet versin, akıllarını arttırsın Allah.
“Selamun Aleyküm canım Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Yine çok şık ve yakışıklısınız canım Hocam. Teravih namazımızı kıldık, Kuran’ımızı okuduk” Allah kabul etsin. “Can kulağı ile sizi dinliyoruz, elhamdülillah. Bizlere adeta ilaç gibisiniz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah size ve öğrencilerinize başarı, güç ve sağlık versin, inşaAllah. Allah bütün insanların dertlerini, kederlerini Türk İslam Birliği ile kaldırıp, selametle çıkarsın inşaAllah. Arslan Hocam, internette yayınlanan fotoğraflarınıza baktım ve inanılmaz yakışıklısınız, maşaAllah. Bir an Allah’ım ben de Hocamın yanında, keşke Boğaz’da yanında otursaydım, sohbet etseydim dedim, inşaAllah. Nice daha güzel günlere, inşaAllah. Dualarınızla arslanlar arslanı canım Hocam’’ Şengül Say isimli, sevimli hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in saçlarını soruyor. Peygamberimiz (s.a.v.) saçlarını zaman zaman uzatıyor, zaman zaman saçlarını kısaltıyor. Omuzlarına kadar döküldüğü de oluyor saçlarının, ense hizasında olduğu da oluyor, bazen de kısaltıyor saçlarını. Adem kardeşimiz sormuş.
Başka ne anlatacaksın?
BETÜL HANIM: Hocam Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Necran Hıristiyanlarının Mescid-i Nebevi’de, kendi ibadetlerini yapmalarına izin verdiği ile ilgili bilgi vardı aktarılmış olan, inşaAllah. Aynı zamanda Necran Hıristiyanlarının ziyaret, sırasında, oturmaları için abasını sermiş.
ADNAN OKTAR: Oku oku da, bu kafası açılmayan arkadaşların, inşaAllah kafası açılır.
BETÜL HANIM: “Hıristiyan Necran heyeti bir ikindi vakti Medine’ye gelerek, Mescid-i Nebevi’ye girmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.) ashabı ile henüz ikindi namazını kıldığı sırada ibadet vakitleri gelen Hıristiyanlar, doğuya yönelerek ibadet etmeye hazırlanmışlardır. Bazı sahabiler onların ibadet etmesine engel olmak istemişler. Fakat Hz. Peygamber (s.a.v.) onların serbest bırakılmasını ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsaade edilmesini emretmiştir.” Tabari’den bu, İbn Kesir’den.
Diğer bir aktarmada da; “Tüm bunların yanı sıra Resulullah (s.a.v.)’in Kitap ehlinin düğün yemeklerine katıldığına, hastalarına ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Hatta Necran Hıristiyanları onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (s.a.v.) onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Onların yemeğinin helal olduğu ile ilgili Kuran ayeti vardı. O ayeti tam olarak oku, eksiksiz oku. Ve diğer ayetleri sonra tam olarak kusursuz, eksiksiz okursun.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Ya Allah, bismillah. Kuran’dan bir ayet açalım. Şeytandan Allah’a sığınırım. Hud Suresi 109: “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma.” Yani acaba doğru olabilir mi? Acaba Darwinizm, materyalizm doğru olabilir mi? Darwin’in dedikleri doğru olabilir mi? Kuşkuda olma. “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler”, Sümerler, Mısırlılar, Eski Yunan’da nasıl Darwinistseler “bunlar da ancak böyle tapıyorlar.” Aynı inançtalar. O zaman da komünist kafa vardı, şimdi de var. “Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.” “Gerçekten onlar bundan (Kuran’dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.” Acaba Kuran yeterli mi, Kuran’da her şey yazılmış mıdır, Kuran’da Allah’ın hükümleri tam mıdır, gibi müşrikler şüphe ediyorlar, Allah’ta Kuran’da her türlü hükmün belirtildiğini açıklıyor.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi 91. Ayet: “Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp” bakın bağlı kalma değil, içten, canı gönülden, aşkla, derin muhabbetle, “bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece”, sürekli hayır. Ağzından şer çıkmıyor, hep hayır, hep hayra çağırıyor, “oldukları sürece güçsüz-zayıflara”, bedenen zayıf olabilir, ruhen rahatsız olabilir, “hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara, bir sorumluluk (günah) yoktur.” Yani onlar, zor görevlerle muhatap olduklarında, onlara sorumluluk yok. “İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” Demek ki, gücü kuvveti yerinde olan, maddi gücü yerinde olanlara sorumluluk tam anlamıyla var.
Buyrun.
BETÜL HANIM: Hocam ayeti okumak istiyorum, inşaAllah. Maide Suresi 5. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Müminlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır.”
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın bu cahillere ben soruyorum; bu ayette ne anlatılıyor? Düşman bildiğin, lanetli gördüğün, dost olmadığın adamın evinde ne işin var? Nasıl yemek yiyorsun evinde? Ayette “yemeğini yiyin” diyor, “gidip evlerinde yiyebilirsiniz” diyor. Tavsiye ediyor Allah. Sen evine niye sokuyorsun o zaman? Evinde nasıl yemek yiyorsun, dost değilsen? Demek ki, insan olarak dostsun, inancına katılmıyorsun, inşaAllah. Ve nasıl evleniyorsun peki? Allah “evlenebilirsiniz” diyor. Ben mesela Hıristiyan bir hanımla evlenebilirim, Musevi bir hanımla evlenebilirim. Ayet var. Madem öyle lanetli görüyorsunuz, madem öyle dost değil, düşman olunması gereken insanlar olarak görüyorsunuz onları, nasıl evleneceksin? Peygamberimiz (s.a.v.) neden evlendi? Niye Musevi hanım aldı, niye Hıristiyan hanım aldı? Allah niye ayette bunu açıkça gösteriyor? Demek ki biz, onların insanlarıyla dost oluyoruz. Sadece inancına katılmıyoruz. Ayetin anlattığı budur, anlaşılmayacak bir şey yok.
Evet, başka anlatmak istediğin var mı?
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, bir de Tevrat ve İncil’de nur ve hidayet olarak indirildiğine dair ayetler vardı, Kuran’dan ayetler, inşaAllah, okuyabilirim.
ADNAN OKTAR: Şimdi tahrif edilmiş yerleri var. Ben her gün Tevrat okurum, her gün İncil okurum ama hak olan kısımlarını okuyorum. Ben teslisi oturup, ona inanacak durumum olmaz. Müslüman “Allah birdir” der. Tevrat ve İncil’de “Allah birdir” diyen yerleri okuduğumda, kalbime ferahlık gelir, sevinç gelir. Ama teslis olunca, geçerim onu okumam veyahut okusam bile inanmam.
Bakın benim güzeller güzelim, ben ona şefkat gösterdim, sevgi gösterdim, tabii ona tercüme ediyorlar, Rusça biliyor, dedi ki; “ben Müslüman denilince, böyle saldırgan, asan kesen adam bilirdim. Bize öyle öğrettiler Rusya’da, biz Müslüman deyince teröristtir, kan döker, acımasızdır, öyle bilirdik” dedi çocuk. “Ne kadar güzelmiş Müslümanlık, elhamdülillah” dedi ve “Müslüman oldum” dedi çocuk. MaşaAllah, helal olsun benim canıma. Mesela Müslümanların şefkatini, merhametini görünce, “ne kadar güzel” dedi, maşaAllah, “bize anlatılanlarla tam zıt” dedi, “çok hoşuma gitti, elhamdülillah” dedi. MaşaAllah. Yobaz takımı ne istiyor? Tam tersi, şefkatsizlik merhametsizlik, saygısızlık, edepsizlik istiyor. Biz sizin kafanıza uyar mıyız? O deccaliyet sizin anlattığınız, değil mi? Biz Mehdiyet’e uyuyoruz. Biz Mehdi (a.s) talebesiyiz, inşaAllah. Benim canım da öyle acayip güzel ahlaklı, sevecen, çok sevgi dolu, said karakterli yani İslam ruhu var, bu hissediliyor, fıtratlarından da anlaşılıyor. Mesela bazı insanlar vardır çok aksidir, terstir, enaniyetli, gururlu, kibirlidir, manyaktır özetle. O adama zaten bir şey anlatılmaz. İblis tozu gibi adam, o olmaz. Ama muttaki karaktere yatkın sevecen, ruhu temiz, ruhunda said ruh tezahür eden, nurlu, nurani varlıklara karşı tabii ki şefkat duyacağız, tabii ki koruyup kollayacağız, tabii ki insani anlamda dost olacağız, tabii ki derin bir muhabbetimiz olacak insani anlamda. Yani Müslüman değilse, onun inancını mı şey yapıyor oradaki, doğru inancını kabul ediyor. Mesela diyor ki bir Hıristiyan; “ben İsa’yı çok seviyorum.” Oh ne güzel, maşaAllah. “Ahirete inanıyorum” diyor, oh ne güzel maşaAllah. “Güzel ve doğru olan şeyleri seviyorum” diyor. Komşuna dahi iyilik edeceksin, komşunu seveceksin. Allah’ı bütün kalbinle, bütün yüreğinle seveceksin, İncil’in hükmüdür bu, İncil’de hükümdür. Oh ne güzel. “Ama ben teslise inanıyorum.” Ben ona inanmıyorum diyeceksin, o yanlış. İşte orada bir bağlantı yok. Dost kelimesin anlamı budur. Keratalar, siz şirk içinde olan babalarınıza derin sevgi gösteriyorsunuz. Şirk içinde olan kardeşleriniz oluyor, derin sevgi göstertiyorsunuz. Abuk sabuk konuşuyor, Kuran’a İslam’a olmadık laflar ediyor, “babacığım, babacığım” diye elini ayağını öpüyorsunuz. Çünkü para geliyor ondan, çıkar geliyor değil mi? Yanlış bildikleri hususları böyle ara ara anlatacağız, inşaAllah. Muhabbet güzel oluyor.
Urfa’da böyle çok güzel bir ses hakim. Allah’ın hikmeti Cenab-ı Allah’ın hikmeti. Çok fazla böyle güzel sesli insan var. Belki Hz. İbrahim (a.s)’dan geliyor, onun torunları inşaAllah, maşaAllah. Çok güzel Hz. İbrahim (a.s)’ın kıraati de çok mükemmel, Hz. Davut (a.s) da; Peygamberlerin sesleri çok güzel olur. Resulullah (s.a.v.)’in de çok çok güzeldi. Canım dedemin, güzeller güzelinin o nur Peygamberimiz (s.a.v)’in sedası sesi çok muhteşem, çok güzel, hoş, tok kaliteli bir sesi vardı. Dinleyenin içi eriyordu maşaAllah. Hz. Davut (a.s)’ın, Hz. Süleyman (a.s)’ın muhteşemdi sesleri. Oralar da Peygamber diyarı olduğu için, genetik olarak kalmış, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam sizin dediğiniz gibi bir programda Urfalılarla röportaj yapmışlar, “bizim sesimiz Peygamberlerden yadigar” demişler.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.Hakikaten bilmiyordum bu konuşmalarını çok güzel, maşaAllah. Ben de evde bağıra bağıra söylüyordum, itiraf edeyim.
Kardeşim yobaz kafa, Allah vermesin bana cehennem gibi geliyor. Ne kadar garip bir dünya. Bu dünyayı bunlar nasıl kurdular, bu dünyayı niçin kurmak istediler? Böyle sevgisiz, bu kadar kirli, kokuşmuş bir dünyaya neden ihtiyaç duyuyorlar hayrettir. Şeytanın bir oyunu. Nerede pis bir şey varsa üstlerine alıyorlar. Nerede kokuşmuş, mesela bir sohbet dinliyorum nerede iğrenç şey varsa, gidip onu anlatıyorlar, dini konuları tenzih ederim.
Hangi ayetleri okumak istiyorsun?
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Kitap ehli ile ilgili olan, inşaAllah. Ali İmran Suresi; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 113)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bugün bitirelim, inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...